7 Ekim Tarihte Bugün

67 Dakika Okuma
7 Ekim Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 7 Ekim

7 EKİM’DE NELER KUTLANIYOR?

DÜNYA İNSANA YAKIŞIR İŞ GÜNÜ: KOCAELİ İÇİN TAKVİMDEKİ SIRADAN BİR GÜN DEĞİL

7 Ekim, 2008’den bu yana Dünya İnsana Yakışır İş Günü olarak anılıyor. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun öncülük ettiği gün; güvenli çalışma koşulları, geçinmeye yetecek ücret, sosyal güvence, çalışma hakları ve örgütlenme özgürlüğü gibi başlıkları gündeme taşıyor. 2026’nın odağında ise özellikle genç çalışanlar var. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu bu yıl düşük ücretler, güvencesiz çalışma, genç işsizliği ve artan yaşam maliyetine dikkat çekiyor. Fabrikaların, organize sanayi bölgelerinin ve vardiyalı çalışmanın günlük hayatın önemli bir parçası olduğu Kocaeli için 7 Ekim’in belki de en doğrudan karşılığı burada.

DÜNYA PAMUK GÜNÜ: BİR TİŞÖRTÜN ARKASINDA KOCAMAN BİR EKONOMİ VAR

7 Ekim aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin resmî olarak tanıdığı Dünya Pamuk Günü. İlk Dünya Pamuk Günü 2019’da Dünya Ticaret Örgütünde düzenlendi; BM Genel Kurulu ise 2021’de 7 Ekim’i resmen Dünya Pamuk Günü ilan etti. Beş kıtada 75’ten fazla ülkede yetiştirilen pamuk, milyonlarca insan için geçim kaynağı olmasının yanı sıra tekstilden hazır giyime uzanan dev bir sanayi zincirinin hammaddesi. Türkiye gibi hem pamuk yetiştiren hem de güçlü bir tekstil ve hazır giyim sektörüne sahip ülkeler açısından günün ekonomik karşılığı da az değil. Giydiğimiz tişörtten kullandığımız havluya kadar son derece sıradan görünen bir ürünün arkasında tarım, su, emek, sanayi ve dünya ticareti bulunuyor.

EMZİRME HAFTASININ SON GÜNÜ

Türkiye’de 1-7 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Emzirme Haftası bugün sona eriyor. Sağlık Bakanlığı, bebeklerin doğumdan sonra mümkün olduğunca erken emzirilmeye başlanmasını, ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesini ve altıncı aydan sonra uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin iki yaş ve ötesine kadar sürdürülmesini öneriyor. Türkiye’de Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı 1991’den beri yürütülüyor. Küçük bir tarih notu da önemli: Dünyada yaygın olarak bilinen Dünya Emzirme Haftası ağustos ayında; 1-7 Ekim ise Türkiye’de yerleşmiş olan Emzirme Haftası.

CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI SONA ERİYOR: 2026’NIN TEMASI “CAMİ VE SOSYAL HAYAT”

Türkiye’de 1-7 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın da bugün son günü. Diyanet İşleri Başkanlığı 2026 temasını “Cami ve Sosyal Hayat” olarak belirledi. Kocaeli’de hafta kapsamında din görevlileri arasında hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmaları düzenlendi; 1 Ekim’de de Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, İl Müftülüğü ve İzmit İlçe Müftülüğünü ziyaret ederek din görevlileriyle bir araya geldi.

DÜNYA UZAY HAFTASI DEVAM EDİYOR

4 Ekim’de başlayan Dünya Uzay Haftası 10 Ekim’e kadar sürüyor. Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hafta, uzay bilimleri ve teknolojilerinin insanlığa katkısına dikkat çekmek amacıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde eğitim, bilim ve gözlem etkinlikleriyle değerlendiriliyor.

 

7 EKİM’İN TUHAF GÜNLERİ

SOĞUK KAHVENİN BAYRAMI: FRAPPE GÜNÜ

7 Ekim, özellikle ABD’deki eğlenceli gün takvimlerinde Frappe Günü. Üstelik frappé’nin hikâyesi de günün kendisi kadar hoş: Modern kahveli frappé, 1957’de Selanik Uluslararası Fuarı’nda sıcak su bulamayan bir kahve firması çalışanının hazır kahveyi soğuk suyla çalkalamasıyla tesadüfen ortaya çıktı. Köpüklü soğuk kahve kısa sürede Yunanistan’ın simgelerinden biri oldu, ardından dünyanın kafelerine yayıldı. Bir içeceğin doğması için bazen gereken tek şey sıcak suyun bulunamaması.

KÜVET GÜNÜ: BİR GÜNLÜĞÜNE DUŞA ARA VERİN DİYORLAR

7 Ekim’in daha tuhaf gayriresmî kutlamalarından biri de Küvet Günü. Günün ciddi bir tarihsel ya da kurumsal dayanağı yok; eğlenceli özel gün takvimlerinde 7 Ekim, sıcak su doldurulmuş bir küvette uzun uzun dinlenmek için bahane olarak kullanılıyor. Kısacası insanlık pamuktan çalışma haklarına kadar ciddi meseleleri konuşurken, birileri de aynı güne köpüklü banyo koymayı başarmış.

LED IŞIK GÜNÜ: BU TUHAF GÜNÜN ARKASINDA NOBEL VAR

7 Ekim Ulusal LED Işık Günü kulağa reklam kampanyası gibi geliyor ama tarihin seçilmesinin bilimsel bir nedeni var. Japon bilim insanları Isamu Akasaki, Hiroşi Amano ve Şuji Nakamura’ya enerji tasarruflu beyaz ışık kaynaklarının önünü açan mavi LED’i geliştirmeleri nedeniyle verilen 2014 Nobel Fizik Ödülü, 7 Ekim’de açıklandı. ABD’deki LED Işık Günü de bu gelişmeyi hatırlatmak amacıyla 2016’da oluşturuldu. Yani evdeki küçücük ampulün arkasında Nobel’e uzanan bir bilim hikâyesi bulunuyor.

POLİSLE BİR KAHVE İÇME GÜNÜ

2026’da ekim ayının ilk çarşambası 7 Ekim’e denk geliyor. Bu nedenle ABD’de düzenlenen “Coffee with a Cop”, yani Polisle Kahve Günü de bu yıl bugün. Fikir 2011’de Kaliforniya’daki Hawthorne Polis Departmanında ortaya çıktı: Polislerle vatandaşları karakol ya da resmî toplantı ortamı yerine bir kahve masasında buluşturmak. Uygulama daha sonra binlerce polis teşkilatına yayıldı ve 2016’dan itibaren ulusal bir güne dönüştü.

“SEN BENİM İÇİN ÖNEMLİSİN” DEMENİN DE GÜNÜ VAR

7 Ekim’de kutlanan en sempatik gayriresmî günlerden biri “You Matter to Me Day”, Türkçesiyle “Sen Benim İçin Önemlisin Günü”. 2010’dan beri her 7 Ekim’de kutlanan günün fikri son derece basit: Hayatımızda değer verdiğimiz insanlara bunu bildiğimizi varsaymak yerine, gidip söylemek. Telefon etmek, mesaj yazmak ya da dört kelimeyle “Sen benim için önemlisin” demek yeterli. Özel gün bolluğu içinde belki de masrafsız ve işe yarar olanlardan biri bu.

 

7 EKİM’DE NELER OLDU?

1337 – BİR TAHT İDDİASI AVRUPA’YI 116 YIL SÜRECEK SAVAŞA SÜRÜKLEDİ

İngiltere Kralı III. Edward, 7 Ekim 1337’de annesi üzerinden Fransa tahtında hak iddia etti ve Fransa Kralı VI. Philippe’e bağlılığını reddetti. İngiltere ile Fransa arasında toprak, ticaret ve hanedan mirası yüzünden yıllardır büyüyen gerilim böylece Avrupa tarihinin en uzun ve etkili mücadelelerinden birine, Yüz Yıl Savaşları’na dönüştü.

Adına rağmen savaş aralıksız yüz yıl sürmedi; ateşkesler ve barış dönemleriyle bölünerek 1337’den 1453’e kadar 116 yıl devam etti. Crécy ve Agincourt gibi büyük savaşlara, Jeanne d’Arc’ın tarih sahnesine çıkışına ve İngiltere’nin Fransa’daki topraklarının büyük bölümünü kaybetmesine sahne olan mücadele hem İngiltere’nin hem de Fransa’nın siyasi yapısını ve ulusal kimliğini derinden değiştirdi.

1571 – OSMANLI DONANMASI İNEBAHTI’DA AĞIR YENİLGİYE UĞRADI; YENİ DONANMANIN GEMİLERİ İZMİT VE KEFKEN’DE DE YAPILDI

Osmanlı donanması, 7 Ekim 1571’de İnebahtı açıklarında İspanya, Venedik ve Papalık kuvvetlerinden oluşan Kutsal İttifak donanmasıyla karşılaştı ve tarihinin en ağır deniz yenilgilerinden birini aldı. Kaptanıderya Müezzinzade Ali Paşa hayatını kaybetti; yaklaşık 190 Osmanlı gemisi battı ya da ele geçirildi, binlerce denizci öldü. İnebahtı, Osmanlı deniz tarihinde donanmanın kaybedildiği ilk büyük savaş olarak kabul ediliyor ve Avrupa’da uzun zamandır süren “Türklerin yenilmezliği” algısına da büyük darbe vurdu.

Ancak yenilginin ardından Osmanlılar şaşırtıcı bir hızla yeni bir donanma kurdu. İstanbul ve Gelibolu’nun yanı sıra İzmit ve Kefken’de de gemi inşasına başlandı; yalnızca beş-altı ay içinde 134 yeni gemi yapıldı ve 1572 yazında Osmanlı donanması yeniden Akdeniz’e açıldı. Kutsal İttifak’ın asıl hedefi olan Kıbrıs da Osmanlıların elinde kaldı. Böylece İnebahtı büyük bir askerî ve psikolojik yenilgi olsa da Osmanlı’nın Akdeniz’deki hâkimiyetini hemen sona erdirmedi.

1769 – KAPTAN COOK YENİ ZELANDA KIYILARINA ULAŞTI

İngiliz denizci James Cook’un Endeavour gemisi, gemide kullanılan denizcilik takvimine göre 7 Ekim 1769’da Yeni Zelanda’nın Kuzey Adası’nı gördü. Karayı ilk fark eden kişi, gemide görev yapan yaklaşık 12 yaşındaki Nicholas Young oldu; Cook daha sonra bölgedeki bir buruna onun adını verdi. Bugünkü tarih hesabıyla bu ilk görüş 6 Ekim’e, Cook’un karaya çıkışı ise 8 Ekim’e denk geliyor. Cook, Yeni Zelanda’yı “keşfeden” kişi değildi; Māori halkı adalarda yüzyıllardır yaşıyor, Hollandalı Abel Tasman da 1642’de bölgeye ulaşmış bulunuyordu. Cook’un asıl tarihsel önemi, kıyıları ayrıntılı biçimde haritalandırması ve Yeni Zelanda’nın Avrupa dünyasındaki bilgisini büyük ölçüde değiştirmesiydi.

1777 – SARATOGA’DAKİ ZAFER, ABD BAĞIMSIZLIK SAVAŞININ SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ

Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın en önemli çatışmalarından İkinci Saratoga Savaşı, 7 Ekim 1777’de bugünkü New York eyaletinde yaşandı. Amerikan kuvvetleri, General John Burgoyne komutasındaki İngiliz ordusunu geri çekilmek zorunda bıraktı; Burgoyne on gün sonra yaklaşık 6 bin askeriyle teslim oldu. Saratoga’nın asıl tarihsel etkisi ise Atlantik’in öteki tarafında görüldü. Amerikan ordusunun İngilizleri yenebileceğine ikna olan Fransa, 1778’de ABD’yi resmen tanıyarak savaşa müttefik olarak girdi; Fransız askerî ve deniz desteği Amerikan bağımsızlığının kazanılmasında belirleyici oldu. Bu nedenle Saratoga, Amerikan Devrimi’nin savaş alanını aşarak küresel bir mücadeleye dönüşmesinin dönüm noktalarından biri kabul ediliyor.

1806 – KARBON KAĞIDININ PATENTİ ALINDI; İZİ BUGÜN HÂLÂ E-POSTALARDA

İngiliz mucit Ralph Wedgwood, yazılan bir belgenin aynı anda birden fazla kopyasını çıkarmaya yarayan sistem için 7 Ekim 1806’da İngiltere’de patent aldı. “Stylographic Writer” adı verilen düzenekte mürekkeple kaplanmış ince bir kâğıt, iki kâğıdın arasına yerleştiriliyor ve metal bir kalemle uygulanan basınç alttaki sayfaya aktarılıyordu. Böylece modern karbon kâğıdının ilk patentli biçimi ortaya çıktı. Yaklaşık iki yüzyıl boyunca büroların vazgeçilmezlerinden olan karbon kâğıdı büyük ölçüde tarihe karıştı; ancak İngilizce “carbon copy”nin kısaltması olan ve bir e-postayı başka kişilere de göndermek için kullandığımız CC hâlâ onun adını yaşatıyor.

1826 – ABD’NİN İLK TİCARİ DEMİRYOLU HİZMETE GİRDİ

ABD’nin ilk ticari demiryolu kabul edilen Granite Railway, 7 Ekim 1826’da Massachusetts’te çalışmaya başladı. Yaklaşık 5 kilometrelik hat, Quincy’deki taş ocaklarından çıkarılan graniti Neponset Nehri’ne taşımak için yapılmıştı; buradan teknelere yüklenen taşlar, Boston’daki Bunker Hill Anıtı’nın inşasında kullanılıyordu. Ancak bugünkü anlamda bir tren hattı değildi: Vagonları buharlı lokomotifler değil atlar çekiyordu. Yine de Granite Railway, demiryolunun ABD’de ticari taşımacılığın temel unsurlarından biri haline geleceği dönemin öncülerinden oldu.

1879 – AVRUPA’YI BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NA TAŞIYACAK İTTİFAK SİSTEMİNİN TEMEL TAŞLARINDAN BİRİ ATILDI

Alman İmparatorluğu ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, 7 Ekim 1879’da Viyana’da gizli bir savunma anlaşması imzalayarak İkili İttifak’ı kurdu. Anlaşmaya göre iki devletten biri Rusya’nın saldırısına uğrarsa diğeri bütün askerî gücüyle yardım edecekti; başka bir Avrupa devletinin saldırısı durumunda ise tarafsız kalacaktı. İttifak, Şansölye Otto von Bismarck’ın Avrupa’daki güç dengesini korumak ve Almanya’nın yalnız kalmasını önlemek için kurduğu diplomatik sistemin en kalıcı parçalarından biri oldu.

1882’de İtalya’nın katılımıyla Üçlü İttifak’a dönüşen bu yakınlaşma, sonraki yıllarda Avrupa’nın karşılıklı ittifak bloklarına ayrılmasında önemli rol oynadı. 1914’te Almanya ile Avusturya-Macaristan Birinci Dünya Savaşı’na aynı cephede girdi; Osmanlı Devleti de kısa süre sonra bu bloğa katıldı. Böylece 7 Ekim 1879’da imzalanan anlaşma, yaklaşık 35 yıl sonra başlayacak büyük savaşın diplomatik zeminini hazırlayan anlaşmalardan biri olarak tarihe geçti.

1908 – GİRİT, YUNANİSTAN’LA BİRLEŞTİĞİNİ İLAN ETTİ; RESMÎ BİRLEŞME İÇİN BEŞ YIL DAHA BEKLENECEKTİ

Osmanlı egemenliği altında özerk statüde bulunan Girit’in siyasi temsilcileri, 7 Ekim 1908’de adanın Yunanistan’la birleştiğini tek taraflı olarak ilan etti. Karar, II. Meşrutiyet’in ardından Osmanlı Devleti’nin siyasi krizlerle uğraştığı ve aynı günlerde Bulgaristan’ın bağımsızlığını, Avusturya-Macaristan’ın da Bosna-Hersek’i ilhakını gündeme getirdiği son derece çalkantılı bir dönemde alındı. Ancak Yunan hükümeti ve Girit’i denetleyen Büyük Güçler birleşmeyi o sırada resmen tanımadı; Osmanlı Devleti de egemenlik iddiasını sürdürdü. Girit’in Yunanistan’a resmen katılması ancak Balkan Savaşları’nın ardından 1 Aralık 1913’te tamamlandı.

1913 – FORD ÜRETİMİ DEĞİŞTİRDİ: BİR OTOMOBİL İÇİN 12,5 SAATLİK İŞ 93 DAKİKAYA İNDİ

Henry Ford’un Highland Park fabrikasında, 7 Ekim 1913’te Model T’nin şasisi hareketli montaj hattına alındı. İşçinin otomobilin çevresinde dolaşması yerine otomobilin işçinin önüne gelmesine dayanan sistem, üretim tarihini değiştirdi. Ford bu yöntemi sıfırdan icat etmemiş, mezbahalar ve başka sanayi kollarında kullanılan hareketli üretim sistemlerinden yararlanmıştı; ancak onu otomobil üretimine uygulayarak seri üretimi bambaşka bir ölçeğe taşıdı. Sistem geliştikçe bir Model T’nin montajı için gereken süre yaklaşık 12,5 saatten 93 dakikaya kadar düştü. Üretim hızlandı, maliyetler ve otomobil fiyatları geriledi; otomobil geniş kitlelerin ulaşabileceği bir ürüne dönüşmeye başladı.

Bu tarihin Kocaeli için ayrıca anlamı var. Ford’un bir asır önce değiştirdiği üretim anlayışının bugünkü mirasçılarından Ford Otosan’ın Gölcük ve Yeniköy fabrikaları Kocaeli’de bulunuyor. Şirketin verilerine göre iki fabrikanın toplam yıllık üretim kapasitesi 2025 sonunda 612 bin araca ulaştı ve Kocaeli tesisleri bugün Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim merkezlerinden biri konumunda. Yani 1913’te Michigan’da yürümeye başlayan üretim hattının hikâyesi, bir bakıma bugün Kocaeli’de de devam ediyor.

1919 – SON OSMANLI MECLİSİ’NE GİDEN YOL AÇILDI: SEÇİM KARARI ALINDI

Ali Rıza Paşa Hükümeti, 7 Ekim 1919’da Osmanlı Meclis-i Mebusanı için yeniden seçim yapılmasına karar verdi. Seçim kararnamesi iki gün sonra yayımlandı ve işgal altındaki Osmanlı topraklarında son genel seçim süreci başladı. Seçimlerin ardından 12 Ocak 1920’de İstanbul’da açılan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı, 28 Ocak’ta Millî Mücadele’nin temel siyasi belgesi olan Misak-ı Millî’yi kabul etti. İstanbul’un 16 Mart’ta İtilaf Devletlerince resmen işgal edilmesi ve Meclisin çalışamaz hale gelmesi ise Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasına uzanan süreci hızlandırdı.

Bu tarihin Kocaeli’ye de doğrudan bağlantısı var: Yapılan seçimlerde İzmit Livası’ndan Sapancalı Hakkı Bey, eski İzmit Mutasarrıfı Sırrı Bellioğlu ve Ali Bey son Osmanlı Meclisine mebus seçildi.

1919 – DÜNYANIN EN ESKİ HAVAYOLU ŞİRKETLERİNDEN KLM KURULDU

Hollanda’nın ulusal havayolu KLM, 7 Ekim 1919’da sekiz iş insanı ve bankacının girişimiyle kuruldu. Şirketin tam adı “Hollanda ve Kolonileri için Kraliyet Havayolu Şirketi” anlamına gelen Koninklijke Luchtvaart Maatschappij idi; üstelik Hollanda Kraliçesi Wilhelmina, şirket daha kurulmadan önce ona “Kraliyet” unvanını vermişti. KLM ilk tarifeli uçuşunu 17 Mayıs 1920’de Londra-Amsterdam arasında gerçekleştirdi. Aradan geçen bir asrı aşkın sürenin ardından KLM, kurulduğu günkü adıyla faaliyet göstermeyi sürdüren dünyanın en eski havayolu şirketi olma özelliğini koruyor.

1920 – DEVLETİN HAFIZASI RESMÎ GAZETE KURULDU

Millî Mücadele’yi yöneten Türkiye Büyük Millet Meclisi, kabul ettiği kanunları, kararnameleri, atamaları ve diğer resmî işlemleri halka duyurmak amacıyla 7 Ekim 1920’de bugünkü Resmî Gazete’nin temelini attı. İlk sayı, kuruluşundan dört ay sonra 7 Şubat 1921’de “Cerîde-i Resmiyye” adıyla yayımlandı. Gazetenin adı 1923’te “Resmî Cerîde”, 1927’de ise bugün kullandığımız “T.C. Resmî Gazete” oldu.

Türkiye’de kanunlardan yönetmeliklere, Cumhurbaşkanı kararlarından çeşitli atamalara kadar devletin pek çok işlemi bugün hâlâ Resmî Gazete aracılığıyla ilan ediliyor. Gazetenin geçmişi Cumhuriyet’ten de eskiye, II. Mahmut döneminde 1831’de yayımlanmaya başlayan Takvim-i Vekayi’ye uzanıyor; ancak Ankara’daki yeni devletin resmî yayın organının başlangıç tarihi 7 Ekim 1920 kabul ediliyor.

1922 – ŞİLE, İKİ YIL SÜREN İNGİLİZ İŞGALİNDEN KURTULDU

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Boğazlar Bölgesi içinde kalan Şile, 1920’de İngilizlerin denetimine girdi. Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanması ve Türk ordusunun İzmir’e girmesinin ardından İstanbul yönünde ilerleyen III. Kolordu’ya bağlı bir süvari tümeni, 7 Ekim 1922’de Şile’ye ulaşarak İngiliz işgaline son verdi. Böylece Şile, iki yıl süren işgalin ardından yeniden Türk yönetimine geçti.

Bu tarih Kocaeli açısından da yakın bir hafıza noktası. Şile, Kandıra’nın hemen batısında yer alıyor; dolayısıyla 7 Ekim 1922 yalnızca İstanbul’un değil, Kocaeli’nin Karadeniz kıyısına komşu bölgenin de Millî Mücadele sonrasındaki yeniden hâkimiyet sürecinin önemli tarihlerinden biri.

1940 – NAZİ ALMANYASI ROMANYA’YA ASKER GÖNDERDİ; HEDEF PETROL SAHALARIYDI

Nazi Almanyası’na bağlı ilk askerî birlikler, 7 Ekim 1940’ta Romanya’ya girdi. Resmî gerekçe Rumen ordusunu eğitmek ve ülkenin güvenliğine yardımcı olmaktı; ancak Hitler yönetiminin en önemli hedeflerinden biri, savaş için hayati önemdeki Ploiești petrol sahalarını güvence altına almaktı. Romanya yönetimi Alman askerî misyonunu kendisi talep etmişti; bu nedenle gelişmeyi klasik anlamda ani bir “işgal” diye tanımlamak tam doğru değil. Ancak Alman askerlerinin gelişi ülkeyi hızla Berlin’in askerî ve siyasi nüfuzuna soktu. Romanya, yaklaşık bir buçuk ay sonra 23 Kasım 1940’ta Mihver Devletleri’ne katıldı.

1944 – AUSCHWITZ’TA MAHKÛMLAR AYAKLANDI, KREMATORYUMU ATEŞE VERDİ

Nazi Almanyası’nın Auschwitz-Birkenau ölüm kampında, gaz odalarında öldürülen insanların cesetlerini taşımaya ve yakmaya zorlanan Yahudi Sonderkommando mahkûmları, 7 Ekim 1944’te SS birliklerine karşı ayaklandı. Kamptaki mühimmat fabrikasında çalışan kadın mahkûmların aylar boyunca gizlice taşıdığı barutla IV numaralı krematoryum ateşe verildi ve ağır hasar gördü. Ayaklanma bastırıldı; yaklaşık 250 mahkûm çatışmada öldürüldü, yüzlercesi daha sonrasında infaz edildi. Patlayıcıları sağlayan dört kadın mahkûm da daha sonra asıldı. Auschwitz tarihindeki en büyük mahkûm ayaklanması, ölüm kampındaki örgütlü direnişin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kaldı.

1949 – ALMANYA İKİYE BÖLÜNDÜ: DOĞU ALMANYA KURULDU

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği’nin işgal bölgesinde, 7 Ekim 1949’da Alman Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya) kuruldu. Bundan yalnızca birkaç ay önce, 23 Mayıs’ta ABD, İngiltere ve Fransa’nın kontrolündeki batı bölgelerinde Federal Almanya Cumhuriyeti (Batı Almanya) kurulmuştu. Böylece Almanya’nın Doğu ve Batı olarak bölünmesi iki ayrı devletle resmileşti. Doğu Almanya, Sovyetler Birliği’nin öncülük ettiği sosyalist blokta yer aldı ve siyasi sistemde Sosyalist Birlik Partisi’nin (SED) belirleyici olduğu tek parti ağırlıklı bir yönetim kuruldu.

İki Almanya arasındaki ayrılık daha sonra Berlin Duvarı’nın da simgeleyeceği Soğuk Savaş’ın en güçlü görüntülerinden birine dönüştü. Doğu Almanya 41 yıl varlığını sürdürdü; 3 Ekim 1990’da Federal Almanya Cumhuriyeti’ne katılmasıyla Almanya yeniden birleşti.

1950 – RAHİBE TERESA, HAYIR MİSYONERLERİ’Nİ RESMEN KURDU

Daha sonra dünyanın en tanınmış yardım figürlerinden birine dönüşecek olan Rahibe Teresa, 7 Ekim 1950’de Hindistan’ın Kalküta kentinde Hayır Misyonerleri (Missionaries of Charity) adlı Katolik cemaatini resmen kurdu. Cemaatin temel amacı yoksullar, hastalar, kimsesizler ve terk edilmiş insanlarla ilgilenmekti. Küçük bir grupla başlayan oluşum, ilerleyen yıllarda çok sayıda ülkeye yayıldı ve Rahibe Teresa’nın hayatıyla özdeşleşti.

1950 – ÇİN ORDUSU TİBET’E GİRDİ; BÖLGENİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN HAREKÂT BAŞLADI

Çin Halk Kurtuluş Ordusu, 7 Ekim 1950’de Tibet’in doğusundaki Chamdo bölgesine yönelik geniş çaplı askerî harekâtını başlattı. Sayıca ve silah bakımından üstün Çin birlikleri, Tibet kuvvetlerini kısa sürede kuşattı; Chamdo 19 Ekim’de Çin’in kontrolüne geçti. Bu askerî yenilginin ardından Tibet heyeti Pekin’de görüşmelere oturdu ve Mayıs 1951’de Tibet üzerinde Çin egemenliğini kabul eden 17 Maddelik Anlaşma imzalandı.

Olay bugün de farklı biçimlerde tanımlanıyor. Çin yönetimi süreci “Tibet’in barışçıl kurtuluşu” olarak anlatırken, Tibet sürgün yönetimi bunu işgal ve ilhakın başlangıcı olarak kabul ediyor. Tartışmasız olan ise 1950’deki Chamdo harekâtının Tibet’in siyasi geleceğini kökten değiştirdiği; dokuz yıl sonra çıkan ayaklanmanın ardından 14. Dalay Lama’nın Hindistan’a kaçmasıyla Çin-Tibet anlaşmazlığının uluslararası bir meseleye dönüştüğü.

1952 – BUGÜN HER YERDE KARŞIMIZA ÇIKAN BARKODUN PATENTİ ALINDI

Amerikalı mucitler Norman Joseph Woodland ve Bernard Silver, ürünleri otomatik olarak tanımlayacak bir sistem için yaptıkları başvurunun patentini 7 Ekim 1952’de aldı. Fikir, Silver’ın bir süpermarket yöneticisinin kasada ürün bilgilerinin otomatik okunabileceği bir sistem aradığını duymasıyla doğdu. Woodland ise çözümü Mors alfabesinden esinlenerek geliştirdi; nokta ve çizgileri uzatıp kalın ve ince çizgilere dönüştürdü. İlk tasarım bugünkü barkodlardan farklı olarak hedef tahtasını andıran dairesel bir biçime de sahipti.

Barkodun market kasalarındaki gerçek devrimi ise yıllar sonra geldi. Standart UPC barkodunun ilk ticari taraması 26 Haziran 1974’te ABD’nin Ohio eyaletindeki bir süpermarkette yapıldı; tarayıcıdan geçirilen ilk ürün bir paket Wrigley’s Juicy Fruit sakızıydı. Bugün milyarlarca ürünün üretimden satışa kadar izlenmesini sağlayan sistemin temeli, 1952’de alınan bu patente dayanıyordu.

1954 – “HARİKA ÇOCUK” SUNA KAN CENEVRE’DE BİRİNCİ OLDU

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli keman virtüözlerinden Suna Kan, 7 Ekim 1954’te Cenevre’de düzenlenen uluslararası yarışmada birincilik kazandı. Henüz çocuk yaşta yeteneği fark edilen Kan, İdil Biret’le birlikte 1948’de çıkarılan ve kamuoyunda “Harika Çocuklar Yasası” olarak bilinen özel düzenlemeyle devlet bursuyla Paris’e gönderilmiş, Paris Konservatuvarı’nı 1952’de birincilikle bitirmişti. Cenevre’de kazandığı ödül, bu eğitim sürecinin ilk büyük uluslararası başarılarından biri oldu. Suna Kan daha sonra Avrupa’nın önemli yarışmalarından derecelerle döndü, uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda solist ve başkemancı olarak görev yaptı ve 1971’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

1954 – AHMED ARİF’TEN RUHİ SU’YA, 131 KİŞİNİN CEZA ALDIĞI TKP DAVASI SONUÇLANDI

Türkiye siyasi tarihine “1951 TKP Tevkifatı” olarak geçen geniş çaplı tutuklamaların ardından açılan dava, 7 Ekim 1954’te sonuçlandı. Ankara Garnizon Komutanlığı 2 Numaralı Askerî Mahkemesi’nde yargılanan 184 kişiden 52’si beraat etti, bir kişinin davası zamanaşımından düştü, 131 sanık ise altı aydan 10 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı; bazı sanıklara ayrıca kamu gözetimi altında bulundurulma cezaları verildi. En ağır cezalardan birini TKP yöneticisi Zeki Baştımar 10 yıl hapisle aldı. Yargılananlar arasında Ahmed Arif, Ruhi Su, Vedat Türkali, Enver Gökçe, Şükran Kurdakul, Mihri Belli ve Behice Boran gibi ilerleyen yıllarda Türkiye’nin edebiyat, müzik ve siyaset hayatında önemli yer edinecek isimler de bulunuyordu. Dava, Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında Türkiye’de sertleşen antikomünist politikaların en kapsamlı yargılamalarından biri olarak tarihe geçti.

1958 – NASA’NIN İNSANI UZAYA GÖTÜRECEK İLK BÜYÜK PROGRAMI BAŞLADI

Henüz altı günlük bir kurum olan NASA, 7 Ekim 1958’de insanlı uzay uçuşu projesini resmen onayladı. Daha sonra Project Mercury adını alacak programın üç temel hedefi vardı: Bir insanı Dünya yörüngesine çıkarmak, insanın uzay koşullarındaki performansını incelemek ve hem astronotu hem uzay aracını güvenli biçimde Dünya’ya geri getirmek. Mercury, ABD’nin ilk büyük insanlı uzay programı oldu ve Alan Shepard’dan John Glenn’e uzanan uçuşlarla Gemini ve Apollo programlarının önünü açtı.

1959 – İNSANLIK AY’IN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNÜ İLK KEZ GÖRDÜ

Sovyetler Birliği’nin insansız uzay aracı Luna 3, 7 Ekim 1959’da Ay’ın Dünya’dan hiçbir zaman doğrudan göremediğimiz yüzünün ilk fotoğraflarını çekti. Araç yaklaşık 40 dakika içinde 29 kare görüntü aldı ve Ay’ın uzak yüzünün yaklaşık yüzde 70’ini fotoğrafladı. Görüntüler bugünün ölçülerine göre bulanık ve grenliydi ama insanlık ilk kez Ay’ın öteki tarafının nasıl göründüğünü öğrenmiş oldu. Fotoğraflar ayrıca bu yüzün Dünya’ya dönük taraftan belirgin biçimde farklı olduğunu, geniş ve koyu lav düzlüklerinin çok daha az, kraterlerin ise çok daha fazla olduğunu ortaya koydu.

1960 – BAĞIMSIZLIĞINDAN ALTI GÜN SONRA NİJERYA BM’YE KATILDI

İngiltere’den 1 Ekim 1960’ta bağımsızlığını kazanan Nijerya, yalnızca altı gün sonra, 7 Ekim’de Birleşmiş Milletler’in 99’uncu üyesi oldu. BM Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi’nin aynı gün verdiği tavsiyenin ardından Nijerya’nın üyeliğini oylamasız kabul etti. Bu gelişme, 1960’ın Afrika’da çok sayıda eski sömürgenin bağımsızlığını kazandığı ve dünya siyasetinde yeni devletlerin hızla yerini aldığı dönemin dikkat çekici örneklerinden biriydi.

1963 – NÜKLEER DENEMELERİ SINIRLAYAN TARİHİ ANTLAŞMAYI KENNEDY ONAYLADI

ABD Başkanı John F. Kennedy, 7 Ekim 1963’te Soğuk Savaş’ın nükleer silahlanma yarışındaki ilk büyük frenlerden biri olan Kısmi Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması’nı onayladı. ABD, Sovyetler Birliği ve İngiltere tarafından imzalanan anlaşma; atmosferde, uzayda ve su altında nükleer denemeleri yasaklıyor, yeraltı denemelerine ise radyoaktif serpintinin başka ülkelerin sınırlarını aşmaması koşuluyla izin veriyordu. Antlaşma üç gün sonra yürürlüğe girdi ve nükleer denemelerin çevreye yaydığı radyoaktif kirliliğin azaltılmasında önemli bir uluslararası dönüm noktası oldu.

1966 – ANADOL ADINI ALDI; İSMİ ÖNERENLERDEN BİRİ HEREKE’DEN BİR ÖĞRETMENDİ

Otosan’ın Türkiye’de seri üretmeye hazırlandığı otomobile verilecek isim için düzenlenen yarışmanın sonucu 7 Ekim 1966’da belli oldu. 86 bin 318 kişinin katıldığı yarışmada 18 bin 660 farklı isim önerildi. Jüri, “Anadolu” ile onun halk dilindeki biçimi olan “Anadol”u birinci kabul etti; Koç Holding ise kısa olması, özgünlüğü ve farklı dillerde kolay söylenebilmesi nedeniyle otomobilin adını Anadol olarak belirledi. Dönemin gazetelerinde sonuç ertesi gün “Yerli otomobile Anadol markası kondu” başlığıyla duyuruldu.

Hikâyenin Kocaeli açısından hoş bir ayrıntısı da vardı. “Anadol” adını öneren 41 kişi arasından yapılan kurada Hereke’de ortaokul müzik öğretmeni olan Kemal Çuhalılar seçildi ve 10 bin liralık ödülü kazandı. “Anadolu” adını önerenler arasından seçilen İslahiyeli Rıza Tansel’e de aynı miktarda ödül verildi. Anadol, 19 Aralık 1966’da İstanbul’daki Otosan fabrikasında üretim bandından indi ve Türkiye’nin seri üretilen ilk binek otomobili olarak otomotiv tarihinin simgelerinden biri haline geldi.

1967 – “BİRLİK” İÇİN TOPLANDILAR, YÜZLERCE SİVİL KATLEDİLDİ

Nijerya-Biafra İç Savaşı sırasında federal ordu birlikleri, 7 Ekim 1967’de Asaba kentinde yüzlerce sivili katletti. Federal kuvvetlerin kente girmesinin ardından halk, “Birleşik Nijerya”ya bağlılığını göstermek amacıyla beyaz tören kıyafetleriyle yürüyüşe çıktı. Ancak askerler kadınlarla küçük çocukları ayırdı; erkekleri ve gençleri bir meydana götürerek makineli tüfeklerle ateş açtı. Kesin sayı hiçbir zaman belirlenemedi ancak araştırmacılar 500 ile 800 arasında kişinin öldürüldüğünü tahmin ediyor. Katliam, Nijerya İç Savaşı’nın uzun süre resmî tarihin gölgesinde kalan en ağır sivil kıyımlarından biri olarak kabul ediliyor.

1969 – CEMAL REŞİT REY’İN “YAYGARA 70” OPERETİ DORMEN TİYATROSU’NDA PERDE AÇTI

7 Ekim 1969 tarihli Milliyet’in ilanlarında, Dormen Tiyatrosu’nun o günden itibaren Cemal Reşit Rey’in “Yaygara 70” operetini sahnelemeye başlayacağı duyuruluyordu. Erol Günaydın’ın yazdığı, Haldun Dormen’in yönettiği üç perdelik yapımın kadrosunda Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan gibi Türk tiyatrosunun önemli isimleri bulunuyordu.

1970 – NIXON, VİETNAM SAVAŞINI BİTİRMEK İÇİN BEŞ MADDELİK BARIŞ PLANI AÇIKLADI

ABD Başkanı Richard Nixon, 7 Ekim 1970’te televizyondan yaptığı konuşmada Vietnam Savaşı’nı sona erdirmeyi amaçlayan beş maddelik yeni bir barış planı açıkladı. Nixon; Vietnam, Laos ve Kamboçya’yı kapsayan derhal ateşkes, bütün Hindiçin için uluslararası bir barış konferansı, yabancı askerlerin geri çekilmesi, savaş esirlerinin serbest bırakılması ve Güney Vietnam’ın siyasi geleceğinin müzakerelerle belirlenmesini önerdi.

Plan savaşı hemen bitiremedi; Kuzey Vietnam yönetimi öneriyi kabul etmedi ve çatışmalar devam etti. ABD ile Kuzey Vietnam arasındaki uzun görüşmeler sonunda Paris Barış Antlaşması 27 Ocak 1973’te imzalandı ve Amerikan savaş birliklerinin Vietnam’dan çekilmesinin yolu açıldı. Vietnam Savaşı ise iki yıl daha sürdü ve 1975’te Saygon’un düşmesiyle sona erdi.

1971 – 13 YAŞINDAKİ MICHAEL JACKSON SOLO KARİYERİNE İLK ADIMINI ATTI

Henüz 13 yaşındaki Michael Jackson, 7 Ekim 1971’de ilk solo teklisi “Got to Be There”ı Motown etiketiyle yayımladı. O sırada Jackson 5’in solisti olarak çoktan büyük bir yıldız olan Jackson’ın bu kaydı, ileride müzik tarihinin en başarılı solo kariyerlerinden birine dönüşecek yolculuğun başlangıcı oldu. Şarkı ABD’de Billboard Hot 100’de 4 numaraya, İngiltere’de ise 5 numaraya kadar yükseldi; aynı adı taşıyan ilk solo albümü de Ocak 1972’de yayımlandı.

1971 – UMMAN, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E ÜYE OLDU

Sultan Kabus döneminde dış dünyaya açılmaya başlayan Umman, 7 Ekim 1971’de Birleşmiş Milletler’e kabul edildi. Ülke bundan kısa süre önce Arap Birliği’ne de katılmıştı. Böylece yıllarca görece kapalı kalan Umman, 1970’lerin başında yürüttüğü modernleşme ve diplomatik açılımın ardından uluslararası kurumlarda resmen yerini almaya başladı.

1980 – 12 EYLÜL SONRASI İLK İDAMLAR: NECDET ADALI VE MUSTAFA PEHLİVANOĞLU İDAM EDİLDİ

12 Eylül askeri darbesinden yalnızca 25 gün sonra, sol görüşlü Necdet Adalı ile ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980 sabaha karşı Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edildi. Adalı, Ankara İsmetpaşa’da iki kişinin öldürüldüğü kahvehane saldırısı; Pehlivanoğlu ise Balgat’ta beş kişinin öldüğü ve 12 kişinin yaralandığı kahvehane saldırıları nedeniyle ölüm cezasına mahkûm edilmişti. Her iki hüküm de darbeden önce verilmiş, infazlar Millî Güvenlik Konseyi’nin onayından sonra gerçekleştirilmişti.

Adalı ve Pehlivanoğlu, 12 Eylül döneminde gerçekleştirilen 50 idamın ilk iki ismi oldu. 1980-1984 arasında infaz edilen 50 kişinin arasında sol ve sağ görüşlü siyasi hükümlülerin yanı sıra adli suçlardan hüküm giymiş kişiler ve ASALA üyesi Levon Ekmekçiyan da bulunuyordu. İdam cezalarının uygulanması, 12 Eylül döneminin en çok tartışılan uygulamalarından biri olarak Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde yerini aldı.

1981 – NÜKHET DURU İKİ AYLIK BİR KIZ ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMEK İSTEDİ; YAŞI ENGEL OLDU

Milliyet’in 7 Ekim 1981 tarihli sayısındaki magazin haberine göre Nükhet Duru, Mersin’de çalıştığı sırada ziyaret ettiği Çocuk Esirgeme Kurumu’nda iki aylık kimsesiz bir kız çocuğunu evlat edinmek istedi. Ancak dönemin mevzuatına göre evlat edinecek kişinin 40 yaşında veya daha büyük olması gerektiği gerekçesiyle başvurusu kabul edilmedi. Bugünün magazin sayfalarına rahatlıkla girebilecek bu haber, 1980’lerin hem ünlüler dünyasına hem de dönemin evlat edinme kurallarına küçük bir pencere açıyor.

1982 – “CATS” BROADWAY’DE PERDE AÇTI; 18 YILDA 7 BİN 485 KEZ SAHNELENDİ

Andrew Lloyd Webber’ın, T. S. Eliot’ın şiirlerinden uyarladığı “Cats”, 7 Ekim 1982’de New York’taki Winter Garden Theatre’da Broadway prömiyerini yaptı. “Memory” şarkısıyla dünya çapında ün kazanan müzikal, 7 Tony Ödülü aldı ve 10 Eylül 2000’e kadar yaklaşık 18 yıl boyunca aralıksız sahnede kalarak 7 bin 485 temsil yaptı. Cats, 1997’de A Chorus Line’ı geçerek dönemin Broadway tarihindeki en uzun soluklu müzikali oldu; bu rekor daha sonra The Phantom of the Opera tarafından kırıldı. Dünya çapında yüzlerce şehirde sahnelenen yapım, modern müzikal tiyatronun en büyük ticari başarılarından biri haline geldi.

1985 – YOLCU GEMİSİ ACHILLE LAURO KAÇIRILDI; TEKERLEKLİ SANDALYEDEKİ YOLCU ÖLDÜRÜLDÜ

İtalyan yolcu gemisi Achille Lauro, 7 Ekim 1985’te Mısır açıklarında Filistin Kurtuluş Cephesi’ne (PLF) bağlı dört silahlı militan tarafından kaçırıldı. Yolcu ve mürettebatı rehin alan saldırganlar, İsrail hapishanelerindeki 50 Filistinlinin serbest bırakılmasını istedi. Talepleri karşılanmayınca 69 yaşındaki, tekerlekli sandalye kullanan Amerikalı yolcu Leon Klinghoffer’ı öldürüp cesedini denize attılar. Saldırganlar iki gün sonra Mısır’da teslim oldu.

Ancak olay burada bitmedi. Mısır’dan ayrılmalarına izin verilen saldırganları taşıyan uçak, 10 Ekim’de ABD’ye ait F-14 savaş uçakları tarafından havada durdurularak Sicilya’daki Sigonella Üssü’ne yönlendirildi. Saldırganların kimin tarafından yargılanacağı konusunda ABD ile İtalya arasında yaşanan gerilim, olayı 1980’lerin en dikkat çekici uluslararası rehine ve diplomasi krizlerinden birine dönüştürdü.

1988 – TÜRKİYE “ZAKKUM AIDS’İ DURDURUYOR” İDDİASINI KONUŞTU

7 Ekim 1988’de Milliyet, zakkum bitkisinden elde ettiği ekstreyle yıllardır kanser tedavisi iddiasında bulunan Dr. Ziya Özel’in yönteminin bu kez AIDS hastası bir çocukta kullanıldığını manşetine taşıdı. Aynı gün Cumhuriyet de çocuğun iyileştiğinin ileri sürüldüğünü yazarken, Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası’ndan hekimler yöntemin bilimsel olarak kanıtlanmadığını ve insanlarda kullanılmasının sakıncalı olduğunu belirtiyordu. Zakkum tartışması 1980’lerin Türkiye’sinde bilim, medya ve “mucize tedavi” beklentisinin nasıl birbirine karışabildiğinin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

1988 – BUZA SIKIŞAN ÜÇ BALİNA DÜNYANIN GÜNDEMİ OLDU

Alaska’nın Barrow kıyılarında yaşayan avcı Roy Ahmaogak, 7 Ekim 1988’de deniz buzunun içinde yalnızca küçük bir solunum deliği çevresinde sıkışıp kalmış üç genç gri balina buldu. Haber kısa sürede dünya basınına yayıldı; üç hafta süren kurtarma operasyonuna yerel halk, çevreciler, petrol şirketleri, ABD yönetimi, Alaska Ulusal Muhafızları ve hatta Sovyetler Birliği katıldı. Soğuk Savaş’ın son yıllarında Amerikalılarla Sovyetleri üç balinayı kurtarmak için aynı operasyonun parçası yapan olay, küresel bir medya hikâyesine dönüştü.

1989 – “UÇURTMAYI VURMASINLAR” ALTIN PORTAKAL’A DAMGA VURDU

Tunç Başaran’ın yönettiği “Uçurtmayı Vurmasınlar”, 7 Ekim 1989’da 26. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film seçildi; Feride Çiçekoğlu En İyi Senaryo, Nur Sürer En İyi Kadın Oyuncu, Erdal Kahraman En İyi Görüntü Yönetmeni ödüllerini aldı, filmin çocuk oyuncusu Ozan Bilen’e de Jüri Özel Ödülü verildi. Film ayrıca Dr. Avni Tolunay Halk Ödülü’nü kazandı. Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı eserinden uyarlanan ve küçük Barış’ın gözünden bir kadın cezaevindeki hayatı anlatan film, yıllar içinde Türk sinemasının en sevilen ve unutulmayan yapımlarından biri haline geldi.

1991 – TÜRK DİPLOMAT ÇETİN GÖRGÜ ATİNA’DA SUİKASTLA ÖLDÜRÜLDÜ

Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği Basın Ataşesi Yardımcısı Çetin Görgü, 7 Ekim 1991 sabahı evinden işine gitmek üzere çıktığı sırada silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Henüz 28 yaşında olan Görgü’ye otomobilinin yanında beş el ateş edildi; saldırıyı Yunanistan’da faaliyet gösteren aşırı sol örgüt 17 Kasım üstlendi. Yaklaşık bir ay önce evlenen genç diplomat, 1989’dan beri Atina’da görev yapıyordu. Suikast, 1980’lerden itibaren Yunanistan’daki Türk diplomatik temsilciliklerine ve görevlilerine yönelik saldırıların en kanlı halkalarından biri olarak Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde de büyük yankı yarattı.

1993 – TONI MORRISON, NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ’NÜ KAZANAN İLK SİYAHİ KADIN OLDU

Amerikalı yazar Toni Morrison, 7 Ekim 1993’te Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü ve bu ödülü kazanan ilk siyah kadın olarak tarihe geçti. İsveç Akademisi, Morrison’ın romanlarında “Amerikan gerçekliğinin temel bir yönüne hayat verdiğini” vurguladı. Sevilen (Beloved), En Mavi Göz (The Bluest Eye) ve Süleyman’ın Şarkısı (Song of Solomon) gibi eserlerinde köleliğin mirasını, ırkçılığı, siyah kadınların deneyimlerini, aileyi ve hafızayı güçlü bir edebi dille anlatan Morrison, 1988’de Beloved ile Pulitzer Ödülü’nü de kazanmıştı. Nobel, onu Amerikan edebiyatının en etkili yazarlarından biri olarak dünya çapında daha da görünür hale getirdi.

1993 – “YENİ PARTİ” ADI TÜRKİYE SİYASETİNDE İLK KEZ KULLANILDI

  1. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Yusuf Bozkurt Özal, 7 Ekim 1993’te Yeni Parti’yi kurdu. Turgut Özal’ın ölümünden önce üzerinde çalıştığı “İkinci Değişim Programı”nı sürdürme iddiasıyla yola çıkan parti, 1995 genel seçimlerinde yalnızca yüzde 0,13 oy alabildi; 1997’de Demokrat Parti ile birleşerek siyasi hayatını sona erdirdi. “Yeni Parti” adı daha sonra 2008’de bir başka siyasi oluşum tarafından da kullanıldı.

İsim bugün yeniden gündemde. 24 Temmuz 2026’da Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti, 1993’teki partinin devamı değil; ancak aynı adı taşıyor. Bugünkü hukuki tartışma ise eski Yeni Parti’den kaynaklanmıyor: Yenilik Partisi, iki adın seçmende karışıklık yaratabileceği gerekçesiyle itiraz etti ve konu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Yeni Parti de 6 Ekim itibarıyla AYM’ye savunmasını sundu. Böylece tam 33 yıl önce kullanılan bir parti adı, 7 Ekim 2026’da yeniden Türkiye siyasetinin güncel tartışmalarından biri haline gelmiş durumda.

2001 – 11 EYLÜL’DEN 26 GÜN SONRA AFGANİSTAN BOMBALANDI; 20 YILLIK SAVAŞ BAŞLADI

11 Eylül saldırılarından 26 gün sonra, ABD ve İngiltere 7 Ekim 2001’de Afganistan’daki El Kaide kampları ile Taliban’a ait askerî hedefleri bombalamaya başladı. ABD Başkanı George W. Bush, “Sonsuz Özgürlük Operasyonu” adı verilen harekâtın, Taliban yönetiminin Usame bin Ladin’i teslim etmeyi ve El Kaide kamplarını kapatmayı reddetmesinin ardından başlatıldığını açıkladı. Böylece 11 Eylül sonrasında ilan edilen küresel “terörle savaş” politikasının ilk büyük askerî harekâtı başladı.

Taliban yönetimi birkaç hafta içinde ülkenin büyük kentlerinden çekildi ancak savaş sona ermedi. Afganistan’daki çatışma yaklaşık 20 yıl sürdü; Taliban 15 Ağustos 2021’de yeniden Kabil’i ele geçirdi, son ABD askerleri ise 30 Ağustos 2021’de Afganistan’dan ayrıldı. Böylece 7 Ekim 2001’de başlayan savaş, ABD tarihinin en uzun askerî çatışmalarından biri olarak sona erdi.

2002 – İSRAİL ORDUSUNUN HAN YUNUS’A OPERASYONUNDA 14 FİLİSTİNLİ ÖLDÜ

İkinci İntifada sürerken İsrail ordusu, 7 Ekim 2002 sabaha karşı Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’a tanklar ve savaş helikopterleriyle operasyon düzenledi. Çatışmalar ve helikopterden kalabalığa ateşlenen füze sonucunda en az 14 Filistinli hayatını kaybetti, 100’ü aşkın kişi yaralandı; ölenler arasında çocuklar da bulunuyordu. İsrail ordusu operasyonun silah üretiminde kullanıldığını belirttiği atölyeleri hedef aldığını bildirirken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan özellikle sivil bölgelerde ağır silah kullanılmasını kınadı. Olay, İkinci İntifada döneminde Gazze’de yaşanan en ağır askerî baskınlardan biri olarak kayıtlara geçti.

2002 – HÜCRELERİN “ÖLÜM PROGRAMINI” ÇÖZEN ÜÇ BİLİM İNSANINA NOBEL

2002 Nobel Tıp Ödülü, 7 Ekim’de Sydney Brenner, John E. Sulston ve H. Robert Horvitz’e, organların gelişimini ve programlanmış hücre ölümünü yöneten genleri ortaya çıkaran çalışmaları nedeniyle verildi. Üç bilim insanı, araştırmalarında yaklaşık bir milimetre uzunluğundaki C. elegans adlı solucanı model olarak kullandı ve hücrelerin gelişim sırasında nasıl çoğaldığını, uzmanlaştığını ve gerektiğinde kendilerini nasıl ortadan kaldırdığını gösterdi. Bu “hücresel intihar” mekanizmasının bozulması kanser ve bazı bağışıklık sistemi hastalıklarıyla, aşırı çalışması ise Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar, felç ve kalp kriziyle ilişkilendiriliyor. Çalışmalar, modern tıbbın hastalıkların hücresel kökenini anlamasında temel araştırmalardan biri kabul ediliyor.

2003 – “TERMİNATÖR” BU KEZ SEÇİM KAZANDI: SCHWARZENEGGER KALİFORNİYA VALİSİ SEÇİLDİ

“Terminatör” filmleriyle dünya çapında ün kazanan Arnold Schwarzenegger, 7 Ekim 2003’te yapılan olağanüstü seçimde Kaliforniya Valisi seçildi. Seçmenlerin yüzde 55,4’ü mevcut Demokrat Vali Gray Davis’in görevden alınmasına oy verirken, yerine geçecek adaylar arasındaki yarışta Cumhuriyetçi Schwarzenegger yüzde 48,6 ile ilk sırayı aldı. Böylece Hollywood’un en büyük aksiyon yıldızlarından biri, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Kaliforniya’nın yönetimine geçti. Schwarzenegger 17 Kasım’da yemin ederek göreve başladı ve 2011’e kadar iki dönem valilik yaptı.

2004 – SİNA’DA TATİL BÖLGELERİNE BOMBALI SALDIRI: 34 KİŞİ ÖLDÜ

Mısır’ın Sina Yarımadası’nda 7 Ekim 2004 gecesi Taba Hilton Oteli ile Nuweiba yakınlarındaki iki tatil kampına düzenlenen koordineli bombalı saldırılarda 34 kişi hayatını kaybetti, 140’tan fazla kişi yaralandı. En ağır saldırıda bomba yüklü bir araç Taba Hilton’a çarptı; patlama otelin bir bölümünü çökerterek büyük yıkıma yol açtı. Ölenler arasında Mısırlılar ve İsraillilerin yanı sıra farklı ülkelerden turistler de bulunuyordu. Saldırılar, 1997’deki Luksor katliamından sonra Mısır turizmini hedef alan en kanlı saldırılardan biri oldu ve sonraki yıllarda Sina’daki silahlı örgütlenmelerin büyüyeceği dönemin erken işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.

2008 – DÜNYA’YA ÇARPACAĞI ÖNCEDEN HESAPLANAN İLK ASTEROİT ATMOSFERE GİRDİ

Yalnızca birkaç metre çapındaki 2008 TC3 adlı asteroidin 6 Ekim’de keşfedilmesinden hemen sonra yapılan hesaplamalar, cismin yaklaşık 20 saat içinde Dünya’ya çarpacağını gösterdi. Gökbilimciler ilk kez bir asteroidin çarpacağı zamanı ve bölgeyi çarpışmadan önce hesaplayabildi. 2008 TC3, 7 Ekim 2008 sabaha karşı Sudan’ın kuzeyi üzerinde atmosfere girdi ve yaklaşık 37 kilometre yüksekte patladı. Daha sonra Nubya Çölü’nde parçaları bulundu. Olay, Dünya’ya yakın gökcisimlerini izleyen erken uyarı sistemlerinin gerçekten çalışabileceğinin ilk somut kanıtı oldu.

2012 – HUGO CHÁVEZ, ÖLÜMÜNDEN ÖNCEKİ SON SEÇİMİNİ KAZANDI

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez, 7 Ekim 2012’de yapılan seçimde muhalefetin ortak adayı Henrique Capriles karşısında yeniden devlet başkanı seçildi. Chávez oyların yaklaşık yüzde 55’ini, Capriles ise yüzde 44’ünü aldı; katılım oranı yüzde 80’i aştı. 1999’dan beri ülkeyi yöneten Chávez böylece bir dönem daha görev yapma hakkı kazandı ancak yeni dönemine fiilen başlayamadan 5 Mart 2013’te hayatını kaybetti. Seçim, Chávez döneminin son büyük siyasi sınavı ve Venezuela’nın sonraki yıllarını şekillendirecek iktidar-muhalefet kutuplaşmasının önemli dönemeçlerinden biri oldu.

2014 – 6-8 EKİM OLAYLARI TÜRKİYE’Yİ SARSTI

Suriye’nin Kobani kentinin IŞİD kuşatması altında bulunduğu günlerde başlayan protestolar, 7 Ekim 2014’te Türkiye’nin birçok kentinde ağır şiddet olaylarına dönüştü. Resmî kayıtlara göre 35 il ve 96 ilçeye yayılan olaylarda 37 kişi hayatını kaybetti, 761 kişi yaralandı; yüzlerce kamu binası, ev, iş yeri ve araç zarar gördü. İnsan hakları kuruluşlarının kayıtlarında can kaybına ilişkin daha yüksek sayılar da yer aldı. 6-8 Ekim olayları, çözüm sürecinin kırılganlığını ağır biçimde ortaya çıkarırken sonraki yıllarda soruşturmalar, davalar ve siyasi tartışmaların da merkezinde kaldı.

2015 – AZİZ SANCAR NOBEL KİMYA ÖDÜLÜ’NÜ KAZANAN İLK TÜRK OLDU

Mardin’in Savur ilçesinde doğan bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, 7 Ekim 2015’te Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü. Sancar ödülü, Tomas Lindahl ve Paul Modrich ile birlikte, hücrelerin hasar gören DNA’yı nasıl onardığını ve genetik bilgiyi nasıl koruduğunu moleküler düzeyde açıklayan çalışmaları nedeniyle kazandı. Özellikle Sancar’ın ortaya koyduğu nükleotid eksizyon onarımı, hücrelerin ultraviyole ışınlarının DNA’da oluşturduğu hasarı nasıl giderdiğini açıklayan temel mekanizmalardan biri oldu; bu çalışmalar kanser araştırmalarına da önemli bir bilimsel zemin sağladı. Sancar böylece Orhan Pamuk’tan sonra Nobel alan ikinci Türk, Nobel kazanan ilk Türk bilim insanı ve ilk Türk kimyacı olarak tarihe geçti.

2015 – METAL DEDEKTÖRÜYLE TARLAYA ÇIKTI, VİKİNG HAZİNESİ BULDU

İngiliz metal dedektörü meraklısı James Mather, 7 Ekim 2015’te Oxfordshire’daki bir tarlada saatlerce teneke parçaları ve av tüfeği fişekleri bulduktan sonra eve dönmek üzereydi. Son anda dedektörünün verdiği sinyal onu Viking döneminden kalma bir gümüş külçeye, ardından da büyük bir hazineye götürdü. Watlington Hazinesi adı verilen buluntuda yaklaşık 200 sikke, yedi mücevher parçası ve 15 gümüş külçe vardı. Hazinenin 9. yüzyılda, Büyük Alfred döneminde gömüldüğü belirlendi.

2023 – HAMAS ÖNCÜLÜĞÜNDEKİ 7 EKİM SALDIRISI ORTADOĞU’YU DEĞİŞTİRDİ

Hamas’ın silahlı kanadı ve diğer Filistinli silahlı gruplar, 7 Ekim 2023 sabahı Gazze’den İsrail’in güneyine geniş çaplı bir saldırı düzenledi. Binlerce roketin atılmasıyla başlayan saldırıda silahlı gruplar sınırı karadan, denizden ve havadan geçti; yerleşim yerleri, bir müzik festivali ve askerî noktalar hedef alındı. Yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü; bunların büyük çoğunluğunu siviller oluşturdu. 251 kişi ise rehin alınarak Gazze’ye götürüldü. Birleşmiş Milletler soruşturma komisyonu, sivillerin kasıtlı olarak öldürülmesi ve rehin alınması dahil saldırı sırasında işlenen çeşitli eylemlerin savaş suçu oluşturduğu sonucuna vardı.

İsrail saldırının ardından Gazze’ye karşı geniş çaplı bir askerî harekât başlattı. İzleyen iki yıl içinde on binlerce Filistinli hayatını kaybetti, Gazze’nin büyük bölümü yıkıma uğradı ve nüfusun büyük çoğunluğu yerinden edildi. Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes çatışmaların şiddetini azalttı ve kalan rehinelerin geri dönmesini sağladı; ancak 7 Ekim 2026’ya gelindiğinde Gazze’de saldırılar tamamen sona ermiş, siyasi çözüm sağlanmış ya da yeniden inşa süreci başlamış değil. Böylece 7 Ekim 2023 saldırısı, yalnız İsrail ve Filistin’i değil, Ortadoğu’nun siyasi ve askerî dengelerini değiştiren bir kırılma noktası haline geldi.

2025 – KUANTUM FİZİĞİNİ “ELLE TUTULABİLİR” BİR DEVREDE GÖSTEREN ÜÇ BİLİM İNSANINA NOBEL

2025 Nobel Fizik Ödülü, 7 Ekim’de John Clarke, Michel H. Devoret ve John M. Martinis’e, elektrik devresinde makroskopik kuantum tünellemesi ve enerji kuantizasyonunu göstermeleri nedeniyle verildi. Üç bilim insanının süperiletkenlerden oluşturduğu ve elde tutulabilecek büyüklükteki devre, genellikle atom altı dünyada görülen kuantum davranışlarının çok daha büyük bir sistemde de gözlenebildiğini ortaya koydu. Çalışmalar, günümüzde geliştirilen kuantum bilgisayarlarının ve kuantum teknolojilerinin temelini oluşturan deneysel gelişmeler arasında yer alıyor.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 7 EKİM

1902 – KEFKEN’DE LİMAN DAİRESİ KURULMASINA KARAR VERİLDİ

Osmanlı Devleti, Karadeniz kıyısındaki stratejik önemi nedeniyle 7 Ekim 1902’de Kefken’de bir liman dairesi kurulmasına karar verdi. Kefken yüzyıllardır İstanbul’a kereste ve taş sevkiyatında kullanılan, geçmişte tersanesi de bulunan önemli bir iskeleydi. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde bölgenin askerî önemi daha da artmıştı: Çarlık Rusyası 1882’de Şile ile Kefken Adası arasındaki denizin derinliğini gizlice ölçmüş, Osmanlı yönetimi de kıyıdaki denetimi artırmaya yönelmişti. Liman dairesi kararını, birkaç ay sonra 14 Şubat 1903’te Kefken’de telgraf merkezi kurulması izledi.

1919 – GEBZE JANDARMA KOMUTANI KUVÂ-YI MİLLİYE’YE KATILDI

Millî Mücadele’nin İstanbul-Anadolu geçiş hattındaki en kritik bölgelerinden Gebze’de, Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Nail Bey 7 Ekim 1919’da Kuvâ-yı Milliye’ye katıldığını ve bağlı bulunduğu Üsküdar Jandarma Taburu ile ilişkisini kestiğini telgrafla bildirdi. Bu tek başına verilmiş bir karar değildi: Bir gün önce Yahya Kaptan resmen Kuvâ-yı Milliye’ye katılmış, aynı akşam Gebze eşrafı ve halkı hükümet konağında toplanarak millî harekete katıldıklarını ilan etmiş ve İstanbul’la telgraf bağlantısını kesmişti.

Gebze’nin önemi yalnız yerel değildi. İstanbul’dan Anadolu’ya insan, silah, para ve haber aktarımının yapıldığı güzergâh Kocaeli Yarımadası’ndan geçiyordu. Bu nedenle Ekim 1919’daki gelişmeler, Gebze’nin Millî Mücadele örgütlenmesinin kilit noktalarından birine dönüşmesinde önemli bir eşikti.

1920 – AKÇAKOCA’DA MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ KURULDU

Bugün Düzce sınırlarında bulunan ve o dönemde Akçaşehir adıyla anılan Akçakoca’da, 7 Ekim 1920’de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Karadeniz kıyısındaki iskele, İstanbul ve Trabzon’dan Anadolu’ya gönderilen asker, silah ve cephanenin aktarılmasında önemli bir lojistik noktaydı. Kayıkçılar, mavnacılar, arabacılar ve kadınlardan ayrı çalışma grupları oluşturuldu; açıkta bekleyen teknelerden gece karanlığında kıyıya çıkarılan askerî malzeme Bolu üzerinden cepheye taşındı.

1922 – KOCAELİ’DEKİ TÜRK BİRLİKLERİNE İSTANBUL’A İLERLEME EMRİ VERİLDİ

Mudanya’daki ateşkes görüşmeleri tıkanınca Türkiye ile İngiltere yeniden savaşın eşiğine geldi. Mustafa Kemal Paşa, 6 Ekim 1922 saat 16.15’te verdiği emirle Kocaeli bölgesindeki bütün birliklerin 6’yı 7 Ekim’e bağlayan geceden itibaren İstanbul üzerine harekete geçmesini istedi. Amaç, Doğu Trakya’nın Türkiye’ye bırakılmasının kabul edilmemesi halinde Boğazlar ve İstanbul yönündeki askerî baskıyı artırmaktı.

Emir Mudanya görüşmeleri boyunca yürürlükte kaldı; Kocaeli’deki birlikler İstanbul yönünde ilerledi ve III. Kolordu 10 Ekim’de Kartal-Şile hattına, ardından Riva’ya kadar ulaştı. Böylece Kocaeli Yarımadası, Millî Mücadele’nin son günlerinde yeni bir Türk-İngiliz savaşının başlayabileceği hattın tam merkezine oturdu. Mudanya’daki uzlaşma savaşı önledi.

 

7 EKİM’DE GAZETELERDE KOCAELİ

Bir günün eski gazetelerine bakınca bazen büyük tarihten daha canlı bir kent çıkıyor karşımıza. İzmit Tersane Kapısı’nda 168 tona yakın et için ihale açılıyor; Halk Sineması’nda film yanıyor; Hereke’den 47 bin metre kumaş satışa çıkıyor; Köseköy’de Pirelli iki kamyonunu satıyor; yağmur bir gecede evleri basıyor, İPRAŞ’a yıldırım düşüyor, Hereke’de heyelan yolu kapatıyor. Birkaç gazete kupürü, Kocaeli’nin askerî kentten sanayi kentine dönüşen onlarca yılını yan yana getiriyor.

1939 – TERSANE KAPISI’NDA 168 TONA YAKIN SIĞIR ETİ İHALESİ

Haber gazetesinin 7 Ekim 1939 tarihli nüshasında, Marmara Üssübahri Komutanlığının İzmit ve Darıca’daki kara birliklerinin ihtiyacı için açtığı büyük bir ihale yer alıyordu. İzmit için 94 bin 900 kilo, Darıca için 73 bin kilo olmak üzere toplam 167 bin 900 kilo sığır eti satın alınacaktı. İhale 9 Ekim’de, “İzmit’te Tersane Kapısı’ndaki komisyon binasında” yapılacaktı.

İlan, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasının üzerinden henüz beş hafta geçmişken İzmit’in askerî kimliğinin gündelik hayattaki küçük ama çarpıcı izlerinden biri. Gazete sayfasında savaş manşetlerinin arasında, kentin tersane kapısında ordunun yüzlerce tonluk iaşesi hazırlanıyordu.

1941 – “BİR KAVUK DEVRİLDİ” OYNARKEN HALK SİNEMASI’NDA FİLM YANDI

Son Posta, 7 Ekim 1941’de İzmit’ten oldukça sinematik bir haber veriyordu. Nazmi Oğuz’a ait Halk Sineması’nda, önceki akşam Bir Kavuk Devrildi filmi gösterilirken film tutuşmuş, yangın kısa sürede büyüyerek filmi ve projeksiyon makinesini yakmıştı. İtfaiye yetişerek alevlerin sinemanın diğer bölümlerine sıçramasını önledi.

Bugünün dijital dünyasında pek hatırlanmıyor ama dönemin yanıcı nitrat filmleri sinemalarda gerçek bir yangın tehlikesiydi. Gazetenin birkaç satırlık haberi böylece 1940’ların İzmit’inde sinema hayatından da küçük bir kare bırakmış oluyor.

1952 – HEREKE FABRİKASI’NIN 47 BİN METRE KUMAŞI SATIŞA ÇIKTI

7 Ekim 1952 tarihli Hürriyet’te, Sümerbank’ın dikkat çekici bir satış ilanı vardı. Hereke Yünlü ve Halı Dokuma Sanayii Müessesesi’ne bağlı Hereke Fabrikası’nda üretilmiş yaklaşık 47 bin metre çeşitli kumaş, fabrika ambarından topluca satışa çıkarılmıştı. Teklifler 11 Ekim’e kadar kabul edilecekti.

Bugün Hereke adı çoğunlukla halıyla birlikte anılıyor. Oysa bu küçücük ilan, fabrikanın Cumhuriyet döneminde on binlerce metre kumaş üreten büyük bir tekstil tesisi olmayı sürdürdüğünü tek rakamla anlatıyor.

1970 – PİRELLİ’NİN KÖSEKÖY FABRİKASINDA İKİ KAMYON SATILIKTI

Milliyet’in 7 Ekim 1970 tarihli sayfasında Türk Pirelli Lastikleri AŞ, iki adet Fiat 643 NB kamyonunu satışa çıkarmıştı. İlan, kamyonların mesai saatleri içinde şirketin İzmit Köseköy’deki fabrikasında görülebileceğini bildiriyordu.

Tek başına büyük bir tarih olayı değil; fakat tam da bu yüzden “Gazetelerde Kocaeli” bölümüne yakışıyor. 1970’e gelindiğinde Köseköy artık yalnız bir yer adı değildi; Kocaeli’nin hızla büyüyen sanayi kuşağının adreslerinden biri olarak ulusal gazetelerin ticari ilanlarına girmişti.

1973 – SEL, HEYELAN, YILDIRIM: KOCAELİ BİR GÜNDE FELAKETİ YAŞADI

Milliyet’in 7 Ekim 1973 tarihli nüshasında Kocaeli’den gelen haber ağırdı. Uzun yıllardır görülmediği belirtilen şiddetteki yağışların oluşturduğu seller, İzmit’in alçak kesimlerinde yüzlerce evi bastı, kent merkezi ile ilçelerde can ve mal kayıplarına yol açtı. Gazete, Kandıra ve Derince-Yarımca çevresinden de ölüm ve kayıp haberleri veriyor; Kocaeli Valiliğinin sel nedeniyle ilk ve orta dereceli okulları tatil ettiğini yazıyordu.

Felaket bununla da kalmadı. İPRAŞ Rafinerisi’ne yıldırım düştü ve yangın çıktı; alevler personel tarafından söndürüldü ancak sel nedeniyle rafinerinin faaliyetleri durdu. Hereke yakınlarında meydana gelen heyelan ise İzmit-Hereke arasında hem karayolunu hem demiryolunu kapattı. Aynı gazete sayfasında sel, rafineri yangını ve heyelan yan yana duruyor; 1973 sonbaharında Kocaeli’nin bir gecede nasıl felç olduğunu gösteriyor.

1976 – YARIMCA PETKİM 500 BİN TONLUK ÜRETİME HAZIRLANIYORDU

Milliyet, 7 Ekim 1976’da Yarımca PETKİM Sanayi Tesisleri’nin üretim ve gelir rakamlarını haberleştiriyordu. Habere göre tesis 1975 yılında 321 milyon 916 bin lira net gelir sağlamıştı; üretimin ise 500 bin tona çıkarılması öngörülüyordu.

Bundan yalnız birkaç on yıl önce Hereke kumaşı ve tersane iaşesiyle gazetelere giren Kocaeli, 1970’lerin ortasına gelindiğinde artık rafineri, petrokimya, lastik ve ağır sanayi üretim rakamlarıyla ulusal ekonomi sayfalarındaydı. Gazete arşivindeki bu küçük kronoloji aslında kentin geçirdiği büyük dönüşümü de anlatıyor.

1988 – ÖZAL ÇİFTİ PAPA’YA İPEK HEREKE HALISI HEDİYE ETTİ

Milliyet’in 7 Ekim 1988 tarihli birinci sayfasındaki küçük fakat Kocaeli açısından çok güzel bir haber, Başbakan Turgut Özal ile Semra Özal’ın Vatikan ziyaretinde Papa II. Jean Paul’e ipek bir Hereke halısı hediye ettiğini gösteriyordu. Gazete, Papa’nın halıyı beğendiğini ve teşekkür ettiğini de aktarıyordu. Bu haber, Hereke halısının Osmanlı saraylarından Cumhuriyet dönemine uzanan uluslararası prestijinin 1988’de Vatikan’a kadar taşındığını gösteriyordu.

 

7 EKİM’DE DOĞANLAR

1809 – GASPARE FOSSATI: İstanbul’un 19. yüzyıldaki mimari çehresinde önemli izler bırakan İsviçreli mimar. Kardeşi Giuseppe Fossati ile birlikte Sultan Abdülmecid döneminde Ayasofya’nın 1847-1849 arasındaki büyük onarımını gerçekleştirdi; İstanbul’da Rusya Büyükelçiliği başta olmak üzere çok sayıda yapı tasarladı.

1885 – NIELS BOHR: Modern atom fiziğinin kurucularından Danimarkalı fizikçi. Atomun yapısı ve kuantum teorisine yaptığı temel katkılarla 1922 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı; geliştirdiği Bohr atom modeli 20. yüzyıl fiziğinin dönüm noktalarından biri oldu. Bazı kaynaklarda zaman zaman “atom bombasının mucitlerinden” diye tanımlansa da asıl bilimsel mirası atom yapısı ve kuantum fiziği alanındadır.

1900 – HEINRICH HIMMLER: Nazi Almanyası’nın SS örgütünün lideri ve Holokost’un başlıca faillerinden biri. Toplama ve imha kamplarından Yahudilerin kitlesel olarak öldürülmesine kadar Nazi soykırım mekanizmasının kurulması ve yürütülmesinde merkezi rol oynadı.

1925 – FEYYAZ BERKER: Türkiye’nin önde gelen sanayici ve iş insanlarından, Tekfen’in kurucularından. Ali Nihat Gökyiğit’le birlikte 1950’lerde attığı adımlar, daha sonra mühendislikten inşaata, tarımdan sanayiye uzanan Tekfen Grubu’nun temelini oluşturdu.

1927 – AL MARTINO: İtalyan kökenli Amerikalı şarkıcı, “Spanish Eyes” gibi şarkılarıyla ün kazandı; sinema tarihinin en bilinen filmlerinden Baba’da (The Godfather) şarkıcı Johnny Fontane’ı canlandırdı.

1931 – DESMOND TUTU: Güney Afrika’daki ırk ayrımcılığı rejimi apartheid’a karşı mücadelenin simge isimlerinden Anglikan din adamı. Şiddet karşıtı mücadelesi nedeniyle 1984 Nobel Barış Ödülü’nü aldı; apartheid sonrasında Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’na başkanlık etti.

1935 – THOMAS KENEALLY: Avustralyalı romancı. Nazi işgali sırasında yaklaşık 1200 Yahudiyi kurtaran Oskar Schindler’in hikâyesini anlattığı Schindler’s Ark ile 1982 Booker Ödülü’nü kazandı; kitap daha sonra Steven Spielberg’in Oscar ödüllü Schindler’in Listesi filmine uyarlandı.

1939 – HARRY KROTO: İngiliz kimyager. Karbonun futbol topunu andıran yeni bir moleküler biçimi olan fullerenlerin keşfindeki çalışmalarıyla Robert Curl ve Richard Smalley ile birlikte 1996 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı. Kroto, 7 Ekim 1939’da İngiltere’nin Wisbech kentinde doğdu.

1950 – DOĞAN HAKYEMEZ: Türk basketbolunun unutulmaz isimlerinden millî basketbolcu ve yönetici. Oyunculuğunun ardından yöneticiliğe geçen Hakyemez, Türkiye’nin 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan “12 Dev Adam” kadrosunun menajeriydi.

1952 – VLADIMIR PUTIN: Rus siyasetçi ve Rusya Devlet Başkanı. 2000’den bu yana başbakanlık ve devlet başkanlığı görevleriyle Rus siyasetinin merkezindeki isim olan Putin, 7 Ekim 1952’de Leningrad’da, bugünkü adıyla St. Petersburg’da doğdu.

1955 – YO-YO MA: Dünyanın en tanınmış çellistlerinden. Paris’te Çinli bir ailenin çocuğu olarak doğdu, dört yaşında çello çalmaya başladı; klasik müziğin yanı sıra farklı kültür ve müzik geleneklerini buluşturan çalışmalarıyla çağımızın en etkili müzisyenlerinden biri haline geldi.

1959 – SIMON COWELL: İngiliz müzik yapımcısı ve televizyoncu. Pop Idol, The X Factor, Britain’s Got Talent ve America’s Got Talent gibi programlarla televizyon yetenek yarışmalarının dünya çapındaki en etkili isimlerinden biri oldu.

1964 – YAVUZ BİNGÖL: Türk halk müziği sanatçısı, besteci ve oyuncu. Halk ozanı Şahsenem Bacı’nın oğlu olan Bingöl; müzik çalışmalarının yanı sıra sinema, televizyon ve tiyatroda da uzun yıllardır yer alıyor.

1967 – TONI BRAXTON: “Un-Break My Heart” ile 1990’ların en tanınan seslerinden biri haline gelen Amerikalı R&B ve pop şarkıcısı. Kariyerinde 7 Grammy Ödülü kazandı; “Breathe Again”, “Another Sad Love Song” ve “You’re Makin’ Me High” gibi şarkılarla dünya çapında başarı elde etti.

1968 – THOM YORKE: İngiliz alternatif rock grubu Radiohead’in solisti, başlıca söz yazarı ve bestecisi. OK Computer, Kid A ve In Rainbows gibi albümlerle Radiohead, son otuz yılın en etkili rock gruplarından biri haline geldi.

1978 – ERSAY ÜNER: Türk pop müziğinin öne çıkan şarkıcı, söz yazarı ve bestecilerinden. Özellikle Demet Akalın başta olmak üzere birçok sanatçı için yazdığı “Afedersin”, “Bebek”, “Mucize” ve “Tatil” gibi şarkılarla 2000’li yılların pop müziğinde önemli bir iz bıraktı.

1979 – SELÇUK BAYRAKTAR: Türk mühendis ve teknoloji yöneticisi. İnsansız hava araçları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri olarak görev yapıyor.

1981 – CAHİT GÖK: Türk sinema ve dizi oyuncusu. Ezel’de genç Kenan Birkan, Hercai’de Fırat, Siyah Beyaz Aşk’ta Cüneyt karakterleriyle geniş kitlelerce tanındı; Atatürk 1881-1919 filminde Cemal Paşa’yı canlandırdı.

1988 – EREN VURDEM: Türk oyuncu. Söz, Sadakatsiz, Kuruluş Osman, Arka Sokaklar ve Ben Bu Cihana Sığmazam gibi geniş izleyici kitlesine ulaşan dizilerde rol aldı.

1996 – LEWIS CAPALDI: İskoç şarkıcı ve söz yazarı. Dünya çapında büyük başarı kazanan “Someone You Loved”, İngiltere listelerinde yedi hafta zirvede kaldı ve ABD’de de 1 numaraya çıktı; şarkı Capaldi’ye BRIT Ödülü kazandırdı.

1998 – SEMİCENK: Gerçek adı Cenk Baş olan Türk şarkıcı ve söz yazarı. “Düşer Aklıma”, “Canın Sağ Olsun”, “Pişman Değilim” ve “Sevecek Sandım” gibi şarkılarla özellikle dijital müzik platformlarında büyük dinleyici kitlesine ulaştı; 2023’te Spotify’da Türkiye’nin en çok dinlenen sanatçısı oldu.

1998 – TRENT ALEXANDER-ARNOLD: İngiliz millî futbolcu. Liverpool altyapısından yetişerek Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları yaşadı; 2025’te Real Madrid’e transfer oldu ve kariyerini İspanya’da sürdürüyor.

1999 – FERDİ KADIOĞLU: Hollanda’nın Arnhem kentinde doğan Türk millî futbolcu. Fenerbahçe’deki performansıyla Türkiye’de geniş kitlelerce tanındı; 2024’te İngiltere Premier Lig ekibi Brighton & Hove Albion’a transfer oldu ve Türkiye Millî Takımı formasını giymeyi sürdürüyor.

 

7 EKİM’DE HAYATINI KAYBEDENLER

1571 – MÜEZZİNZADE ALİ PAŞA: Osmanlı Kaptanıderyası. 7 Ekim 1571’de İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı donanmasına komuta ederken hayatını kaybetti. İnebahtı, Osmanlı deniz tarihinin en ağır yenilgilerinden biri oldu.

1849 – EDGAR ALLAN POE: Modern korku ve polisiye edebiyatının öncülerinden Amerikalı yazar ve şair. Kuzgun, Morgue Sokağı Cinayetleri ve Usher Evi’nin Çöküşü gibi eserleriyle dünya edebiyatını etkiledi. Poe, 3 Ekim’de Baltimore’da bilinci bulanık halde bulunmasının ardından 7 Ekim’de 40 yaşında öldü; gerçek ölüm nedeni bugün bile kesin olarak bilinmiyor.

1896 – JOHN LANGDON DOWN: İngiliz hekim. Bugün Down sendromu olarak bilinen genetik durumun ayırt edici özelliklerini 1866’da sistematik biçimde tanımladı ve sendrom daha sonra onun adıyla anıldı.

1926 – EMIL KRAEPELIN: Modern bilimsel psikiyatrinin kurucu isimlerinden Alman hekim. Ruhsal hastalıkları belirtilerinin yanı sıra seyir ve sonuçlarına göre sınıflandırmaya çalıştı; bugün şizofreni ve bipolar bozukluk olarak bildiğimiz hastalıkların birbirinden ayrılmasında belirleyici rol oynadı. Kraepelin, 7 Ekim 1926’da Münih’te 70 yaşında hayatını kaybetti.

1939 – HARVEY CUSHING: Modern beyin cerrahisinin kurucularından Amerikalı cerrah. Beyin ameliyatlarının güvenli hale gelmesinde öncü teknikler geliştirdi; hipofiz bezine ilişkin çalışmaları nedeniyle Cushing hastalığı ve Cushing sendromu onun adıyla anılıyor.

1950 – WILLIS CARRIER: Amerikalı mühendis Carrier, modern klimanın temelini oluşturan ilk sistemlerden birini 1902’de geliştirdi ve iklimlendirme sektörünün öncüsü oldu. 7 Ekim 1950’de New York’ta hayatını kaybetti.

1956 – CLARENCE BIRDSEYE: Balığın çok hızlı dondurulduğunda tadını ve dokusunu daha iyi koruduğunu fark ederek modern hızlı dondurulmuş gıda teknolojisini geliştirdi. Bugün dünyanın her yerindeki marketlerin dondurucu reyonlarının arkasında onun geliştirdiği yöntemlerin mirası bulunuyor.

1959 – MARIO LANZA: 1940’ların sonu ve 1950’lerin en popüler tenorlarından Amerikalı şarkıcı ve oyuncu. Operayı Hollywood sineması ve popüler müzikle buluşturarak geniş kitlelere ulaştırdı; yalnızca 38 yaşında Roma’da hayatını kaybetti.

1964 – SAFİYE EROL: Türk edebiyatının önemli kadın romancılarından. Kadıköyü’nün Romanı, Ülker Fırtınası ve özellikle Ciğerdelen eserleriyle tanındı. Almanya’da eğitim görüp doktora yapan Erol, romanlarında Doğu-Batı ilişkisini, aşkı ve tasavvufu işledi.

1985 – CEMAL REŞİT REY: Cumhuriyet dönemi Türk müziğinin öncü bestecilerinden ve Türk Beşleri’nin üyelerinden. Orkestra eserlerinden operetlere uzanan çok sayıda yapıt besteledi; kardeşi Ekrem Reşit Rey ile hazırladığı Lüküs Hayat, Türk tiyatro tarihinin en uzun ömürlü eserlerinden biri oldu. İstanbul’daki Cemal Reşit Rey Konser Salonu bugün onun adını yaşatıyor.

1992 – TEVFİK ESENÇ: Türkiye’de yaşayan Ubıh kökenli Tevfik Esenç, Ubıhçayı tam yetkinlikle konuştuğu bilinen son kişi kabul ediliyordu. 7 Ekim 1992’de ölümüyle, yaklaşık 80 sessiz harfe sahip olağanüstü yapısıyla dilbilimcilerin ilgisini çeken Ubıhça yaşayan bir dil olmaktan çıktı. Esenç, ölmeden önce dilin ve Ubıh kültürünün kayda geçirilmesi için yıllarca dilbilimcilerle çalıştı.

2004 – İSMET AY: Türk tiyatro ve sinemasının usta oyuncularından. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda uzun yıllar sahneye çıkan Ay, sinema ve televizyonda da onlarca yapımda rol aldı; özellikle Süper Baba’daki Sermet karakteriyle geniş kitlelerin hafızasında yer etti.

2006 – ANNA POLİTKOVSKAYA: Rus gazeteci ve insan hakları savunucusu. Çeçenistan savaşındaki insan hakları ihlallerini ve Rus yönetimine ilişkin eleştirel haberleriyle tanındı. 7 Ekim 2006’da Moskova’daki evinin asansöründe vurularak öldürüldü; cinayet basın özgürlüğü mücadelesinin dünya çapındaki simge vakalarından birine dönüştü.

2009 – IRVING PENN: 20. yüzyılın en etkili fotoğrafçılarından biri. Yaklaşık 70 yıllık kariyerinde moda fotoğrafçılığından portreye ve natürmorta uzanan çalışmalarıyla tanındı; Vogue için yaptığı fotoğraflar modern moda fotoğrafçılığının görsel dilini değiştirdi. 7 Ekim 2009’da 92 yaşında öldü.

2015 – SENNUR SEZER: Türk şiirinin toplumcu damarının önemli temsilcilerinden şair ve yazar. Şiirlerinde emekçileri, kadınları, yoksulluğu ve gündelik hayatı anlattı; Gecekondu, Yasak, Direnç ve Akşam Haberleri başlıca eserleri arasında yer aldı. Sezer, 7 Ekim 2015’te 72 yaşında hayatını kaybetti.

2020 – MARIO MOLINA: Meksikalı kimyager ve 1995 Nobel Kimya Ödülü sahibi. CFC gazlarının atmosferdeki ozon tabakasına zarar verdiğini ortaya koyan çalışmaları, çevre biliminin en önemli keşiflerinden biri oldu ve ozon tabakasını korumaya yönelik uluslararası düzenlemelerin bilimsel temelini oluşturdu.

2024 – RECAİ KUTAN: Türk siyasetçi, mühendis ve Millî Görüş hareketinin önemli isimlerinden. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptı; Fazilet Partisi ve Saadet Partisi genel başkanlıklarında bulundu. Saadet Partisi’nin kurucu genel başkanı olan Kutan, 7 Ekim 2024’te 94 yaşında hayatını kaybetti.

2025 – HALİD BEŞLİÇ: Eski Yugoslavya coğrafyasının en sevilen halk müziği sanatçılarından Bosnalı şarkıcı. Yaklaşık yarım yüzyıllık kariyerinde Balkanlar’ın en tanınmış seslerinden biri haline gelen Beşliç, 7 Ekim 2025’te Saraybosna’da 71 yaşında hayatını kaybetti.

2025 – JOHN GURDON: İngiliz gelişim biyoloğu ve 2012 Nobel Tıp Ödülü sahibi. Yetişkin ve özelleşmiş hücrelerin yeniden programlanarak embriyonik özellik kazanabileceğini gösteren öncü çalışmaları, klonlama ve kök hücre araştırmalarının bilimsel temel taşlarından biri oldu. Gurdon, 7 Ekim 2025’te 92 yaşında hayatını kaybetti.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.