Günün Tarihi / 27 Mart
Dünya Tiyatro Günü | Paris / Dünya – Tiyatronun yalnız sahnede değil, toplum hayatındaki yerini hatırlatmak için kutlanıyor.
Dünya Tiyatro Günü, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü tarafından 1961’de ilan edildi; ilk kez 27 Mart 1962’de, Paris’te düzenlenen Uluslar Tiyatrosu sezonunun açılış gününde kutlandı. Yani 27 Mart’ın seçilmesi rastgele değil; tiyatronun uluslararası buluşma, kültürel diyalog ve ortak sahne dili fikrini temsil eden özel bir tarihe dayanıyor. Günün amacı yalnız tiyatro sanatını övmek değil; tiyatronun insanları bir araya getiren, düşündüren, tartıştıran, hafıza kuran ve topluma ayna tutan yönünü görünür kılmak. Bu yüzden her yıl dünyaca tanınan bir tiyatro insanı tarafından bir Dünya Tiyatro Günü Bildirisi kaleme alınıyor; metin onlarca dile çevrilerek sahnelerde, okullarda, salonlarda ve kültür kurumlarında okunuyor. 2026 yılının uluslararası bildirisi de oyuncu ve tiyatro yapımcısı Willem Dafoe tarafından yazıldı. 27 Mart’ın önemi tam da burada yatıyor; tiyatro yalnız eğlence değil, toplumun kendine bakma biçimlerinden biri, bazen en sert eleştiri alanı, bazen yasın, bazen direnişin, bazen de ortak hayal gücünün sahnesi. Bu yüzden Dünya Tiyatro Günü, insanlığın hikâye anlatma, yüzleşme ve birlikte düşünme ihtiyacını canlı tutan tiyatronun neden vazgeçilmez olduğunu hatırlatan uluslararası bir gün olarak önem taşıyor.
MÖ 47 | İskenderiye – Kleopatra, Jül Sezar’ın desteğiyle yeniden Mısır tahtına çıktı.
MÖ 47’de Kleopatra’nın yeniden tahta dönüşü, sadece antik çağın en ünlü aşk hikâyelerinden birinin değil, aynı zamanda Roma ile Mısır arasındaki büyük güç siyasetinin de dönüm noktalarından biriydi. Babası XII. Ptolemaios öldükten sonra kardeşi XIII. Ptolemaios’la birlikte tahta çıkan Kleopatra, saray entrikaları ve kardeşinin çevresindeki güçlü danışmanlar yüzünden kısa sürede iktidardan uzaklaştırıldı; bunun üzerine Suriye’ye çekilip destek topladı ve Mısır’a geri dönmeye çalıştı. Tam bu sırada, Roma iç savaşında Pompeius’u takip eden Jül Sezar İskenderiye’ye geldi. Kleopatra, tahtını geri alabilmek için Sezar’ın desteğine ihtiyaç duydu; onunla kurduğu ilişki de burada başladı. Sonrası popüler kültürde çoğu zaman romantik bir hikâye gibi anlatılır, ama işin aslı çok daha siyasidir: Sezar, İskenderiye’de Kleopatra’yı destekledi, kentte kuşatma ve çatışmalar yaşandı, sonunda XIII. Ptolemaios kaçarken Nil’de boğuldu ve Kleopatra, bu kez küçük kardeşi XIV. Ptolemaios’la birlikte yeniden tahta çıkarıldı. Ardından Sezar’la ilişkisi sürdü; MÖ 47’de Caesarion adıyla bilinen oğlunu doğurdu, daha sonra Roma’ya gitti ve Sezar öldürülene kadar onun çevresinde kaldı. Bu yüzden 27 Mart MÖ 47; Kleopatra’nın dünya tarihine Sezar’ın sevgilisi olmanın ötesinde, Roma siyasetini etkileyen, Mısır tahtı için zekâsını ve ittifaklarını kullanan büyük bir siyasal figür olarak damga vurduğu tarihlerden biridir. Popüler kültürde bu hikâyenin bu kadar ilgi çekmesinin nedeni de tam burada yatıyor; ortada sadece tutkulu bir ilişki değil, aşk, iktidar, iç savaş, hanedan mücadelesi ve imparatorluk hesapları iç içe geçmiş durumdadır.
1822 | Lofça / İstanbul – Ahmet Cevdet Paşa doğdu.
Ahmet Cevdet Paşa, Tanzimat döneminin en büyük devlet ve fikir adamlarından biriydi. Onu önemli yapan şey yalnız bürokrat olması değil; Osmanlı’nın dağılma baskısı altında hukuk, eğitim, tarih yazımı ve devlet idaresini aynı anda düşünmeye çalışan bir isim olmasıydı. Mecelle’nin hazırlanmasındaki başlıca akıllardan biri oldu; böylece İslam hukukunu modern devlet düzeni içinde sistemli bir medeni kanun formuna sokmaya çalıştı. Tarihçi olarak yazdıkları da çok önemlidir. Osmanlı geçmişini devlet aklıyla yorumlayan bir dille kaleme aldı.
1845 | Lennep – Wilhelm Conrad Röntgen doğdu.
27 Mart 1845’te doğan Wilhelm Conrad Röntgen, 1895’te X-ışınlarını keşfederek modern tıbbı kökten değiştirdi. O güne kadar insan bedeninin içi ancak ameliyatla ya da ölümden sonra görülebiliyordu; Röntgen’in buluşu ise kemiği, kırığı, kurşunu ve iç dokuları canlı bedene zarar vermeden görünür hale getirdi. Tıpta tanının, savaş cerrahisinin ve görüntüleme teknolojisinin yön değiştirmesinin nedeni budur. Bugün röntgen kelimesinin gündelik dilde cihazın adı gibi kullanılması da onun buluşunun hayatımıza ne kadar yerleştiğini gösteriyor.
1854 | Londra – Birleşik Krallık, Rusya’ya savaş ilan etti; Kırım Savaşı büyüdü.
27 Mart 1854’te Birleşik Krallık’ın Rusya’ya savaş ilan etmesiyle Kırım Savaşı gerçek anlamda Avrupa savaşı haline geldi. Krizin kökeninde Osmanlı-Rus rekabeti, kutsal yerler meselesi ve Rusya’nın Boğazlar ile Balkanlar üzerindeki baskısı vardı. Fransa da İngiltere’nin yanında yer aldı ve savaş kısa süre içinde yalnız Osmanlı’nın değil, Avrupa güç dengesinin meselesine dönüştü. Türkiye açısından önemi büyük: Osmanlı ilk kez Batılı büyük güçlerle aynı cephede Rusya’ya karşı savaşıyor, bu da hem dış politika hem de sonraki reformlar açısından yeni bir dönemi açıyordu.
1889 | Kahire / Manisa – Yakup Kadri Karaosmanoğlu doğdu.
27 Mart 1889’da doğan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, yalnız büyük bir romancı değil, Türkiye’nin geçirdiği tarihsel dönüşümü edebiyatta en sert ve en sahici biçimde anlatan isimlerden biriydi. Kiralık Konak, Yaban, Ankara, Sodom ve Gomore gibi romanlarında imparatorluktan cumhuriyete geçişi, aydın-halk kopuşunu, işgal yıllarını ve yeni rejimin umutlarını anlattı. Millî Mücadele’yi yazılarıyla destekledi, sonra Ankara’ya geçti, diplomatlık yaptı ve Anadolu Ajansı’nın kurucuları arasında yer aldı. Onu önemli yapan şey, edebiyatı yalnız estetik alan olarak değil, memleketin ruh hâlini teşhis eden bir araç gibi kullanmasıydı.
1891 | İstanbul – Servet-i Fünûn’un ilk sayısı çıktı.
27 Mart 1891’de yayımlanmaya başlayan Servet-i Fünûn, başlangıçta fen ve teknik ağırlıklı bir ek görünümündeydi; fakat kısa süre sonra Osmanlı-Türk edebiyatının en etkili dergilerinden birine dönüştü. Halit Ziya, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin gibi isimlerin etrafında oluşan yeni edebiyat anlayışı bu derginin çevresinde şekillendi. Derginin asıl önemi, Fransız etkili yeni estetik anlayışı, şehirli duyarlığı ve modern edebiyat dilini bir kuşağa taşımasıydı. Kısacası 27 Mart 1891, Türk edebiyatında sadece bir dergi tarihi değil, yeni bir edebî iklimin başlangıcıdır.
1939 | Ankara – Kartal Tibet doğdu.
27 Mart 1939’da doğan Kartal Tibet, Türk sinemasında hem oyuncu hem yönetmen olarak çok geniş bir alanı etkiledi. Seyirci onu önce Karaoğlan ve Tarkan gibi tarihî-macera kahramanlarıyla tanıdı; sonra yönetmen koltuğunda Hababam Sınıfı, Tosun Paşa, Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban gibi Yeşilçam klasikleriyle bambaşka bir iz bıraktı. Onu ayrı yere koyan şey, popüler sinemanın ritmini çok iyi bilmesi ve yıldız sistemini komediyle, macerayla, geniş seyirci duygusuyla birleştirebilmesiydi.
1945 | İstanbul – Halit Ziya Uşaklıgil öldü.
27 Mart 1945’te ölen Halit Ziya Uşaklıgil, modern Türk romanının kurucu isimlerinden biridir. Aşk-ı Memnu, Mai ve Siyah, Kırık Hayatlar gibi eserleriyle romanı psikolojiye, atmosfere ve dil işçiliğine dayanan modern bir yapıya dönüştürdü. Servet-i Fünûn kuşağının en büyük düzyazı ustası sayılmasının nedeni de bu. Bugün hâlâ okunmasının ve diziler ve filmlere uyarlanmasının sebebi, sadece klasik olması değil; insan zaaflarını, toplumsal baskıyı ve hayal kırıklığını çok güçlü bir şekilde kurmasıdır.
1964 | Alaska – Alaska depremi, kayıtlara geçen en büyük depremlerden biri oldu.
27 Mart 1964’te Alaska’da meydana gelen 9,2 büyüklüğündeki deprem, modern ölçüm tarihinde kaydedilmiş en güçlü depremlerden biri olarak tarihe geçti. Sarsıntı birkaç dakika sürdü; yollar yarıldı, limanlar çöktü, kıyı yerleşimleri büyük hasar gördü. Depremin ardından oluşan tsunami dalgaları Alaska kıyılarını vurdu, bazı yerlerde çok daha büyük yıkıma yol açtı ve etkileri Pasifik boyunca hissedildi. Bu yüzden Alaska depremi, depremle birlikte gelen tsunami tehlikesinin de en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Tarihsel önemi de burada yatıyor; bu felaket, deprem mühendisliği, kıyı güvenliği, tsunami uyarı sistemleri ve afet planlaması konusunda dünyada yeni dersler çıkarılmasına yol açtı.
Tarihte kaydedilen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960’ta Şili’de meydana gelen ve 9,5 büyüklüğe ulaşan Valdivia depremidir. Alaska depremi ise 9,2 büyüklüğüyle hem Kuzey Amerika tarihinin en büyük depremi hem de kayıtlara geçen en güçlü depremlerden biridir. Ondan sonra gelen en büyük sarsıntılar arasında 26 Aralık 2004’te Hint Okyanusu’nda meydana gelen 9,1 büyüklüğündeki deprem ile 11 Mart 2011’de Japonya’nın Tohoku bölgesini vuran 9,1 büyüklüğündeki deprem yer alır. 4 Kasım 1952’de Rusya’nın Kamçatka kıyılarında meydana gelen 9,0 büyüklüğündeki deprem ve 9 Mart 1957’de Alaska-Aleut Adaları hattında görülen 9,1 büyüklüğündeki deprem de tarihin en büyük sarsıntıları arasında sayılır. Bu depremlerin ortak özelliği yalnız büyüklükleri değildir; çoğu, kıyılarda dev tsunami dalgaları oluşturarak depremin kendisinden bile daha geniş bir yıkıma yol açmıştır.
1968 | Kirzhach – Yuri Gagarin öldü.
Uzaya çıkan ilk insan olan Yuri Gagarin, 27 Mart 1968’de eğitim uçuşu sırasında meydana gelen uçak kazasında öldü. Gagarin’i önemli yapan şey yalnız 1961’de Vostok 1 ile uzaya çıkması değil; Soğuk Savaş çağında Sovyetler Birliği’nin teknik ve sembolik zaferinin yüzü haline gelmesiydi. Ölümü bu yüzden, Sovyet mitolojisinin en parlak kahramanlarından birinin beklenmedik sonu olarak büyük yankı yarattı.
1976 | Washington – Türkiye ile ABD arasında Savunma İşbirliği Anlaşması imzalandı.
27 Mart 1976’da Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile Henry Kissinger’ın imzaladığı Savunma İşbirliği Anlaşması, 1974 Kıbrıs Harekâtı sonrasında bozulan Türk-Amerikan ilişkilerini toparlama girişimiydi. ABD Kongresi’nin silah ambargosu Ankara’da büyük öfke yaratmış, Türkiye de Amerikan üslerine ciddi sınırlamalar getirmişti. 1976 anlaşması, ilişkileri onarma niyetinin işaretiydi; ancak Washington’daki kongre süreci ve ambargo meselesi yüzünden uygulama kolay işlemedi. Türkiye açısından bu madde önemlidir, çünkü Kıbrıs’tan sonra dış politika, üsler, NATO ve egemenlik tartışmalarının nasıl birbirine bağlandığını gösterir.
1977 | Tenerife – Sivil havacılık tarihinin en ölümcül kazası yaşandı.
27 Mart 1977’de Kanarya Adaları’ndaki Tenerife Kuzey Havalimanı’nda KLM’e ait Boeing 747 ile Pan Am’a ait başka bir Boeing 747 pistte çarpıştı. Yoğun sis, yanlış anlama ve kule-pilot iletişimindeki hatalar felaketi büyüttü. 500’den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan bu kaza, havacılık tarihinde iletişim dili, kokpit hiyerarşisi ve pist emniyeti kurallarının neden yeniden yazıldığını açıklayan temel örneklerden biri oldu.
1987 | Ege – “Hora krizi” iki ülkeyi yeniden alarm durumuna soktu.
27 Mart 1987’de Türkiye’nin Sismik-1 (Hora) gemisini Ege’de araştırmaya çıkarma hazırlığı ile Yunanistan’ın kendi petrol arama hamlesi aynı döneme gelince Ankara ve Atina arasında yeni bir kriz doğdu. 1976’daki kıta sahanlığı geriliminin ardından bu kriz, iki NATO müttefikini yeniden askerî alarm noktasına getirdi. Son anda diplomatik geri adımlar ve uluslararası baskıyla sıcak çatışma çıkmadı.
2012 | Şam / Ankara – Türkiye, Şam Büyükelçiliği’nin faaliyetlerini askıya aldı.
27 Mart 2012’de Türkiye, Suriye’de iç savaşın sertleşmesi üzerine Şam Büyükelçiliği’nin bütün faaliyetlerini askıya aldı. Bu karar, Ankara-Şam hattında 2000’lerin sonundaki yakınlaşmanın artık tamamen çöktüğünü gösteriyordu. Sonraki yıllarda sınır güvenliği, göç, askerî operasyonlar ve diplomatik kopuş Türkiye’nin dış politikasını derinden etkiledi. Bu yüzden 27 Mart 2012, Türkiye’nin Suriye dosyasında yeni döneme geçtiği tarihlerden biridir.
2020 | Üsküp / Brüksel – Kuzey Makedonya NATO’ya katıldı.
27 Mart 2020’de Kuzey Makedonya resmen NATO üyesi oldu. İsim anlaşmazlığı yüzünden yıllarca geciken üyelik, Prespa Anlaşması sonrası mümkün hale geldi. Balkanlar açısından bu adım önemliydi; çünkü Yugoslavya sonrası bölgede güvenlik mimarisinin nasıl yeniden kurulduğunu gösteriyordu. Türkiye de Kuzey Makedonya’nın üyeliğini destekleyen ülkeler arasındaydı.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.
