1534 | İstanbul – Ayşe Hafsa Sultan öldü.
19 Mart 1534’te hayatını kaybeden Ayşe Hafsa Sultan, Osmanlı saray tarihinde yalnız Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi olarak değil, “Valide Sultan” makamını gerçek bir siyasî ağırlığa dönüştüren ilk büyük figürdür. Yavuz Sultan Selim’in ardından oğlu 1520’de tahta geçtiğinde, Hafsa Sultan yaklaşık on üç yıl boyunca sarayın en etkili kadın otoritesi oldu; Manisa’daki külliyesi, imareti ve hayır faaliyetleriyle yalnız hanedan içinde değil, kamusal alanda da iz bıraktı. Onu daha da önemli kılan şey, Kanuni devrinin saray içi rekabetlerinde bir denge unsuru olmasıydı. Hürrem Sultan’ın yükseldiği, Şehzade Mustafa’nın annesi Mahidevran’la saray içi rekabetin sertleştiği dönemde, Hafsa Sultan bu gerilimi bastıran ve harem içindeki düzeni koruyan başlıca otorite oldu. Hafsa Sultan’ın 1534’te ölümünden sonra Hürrem’in işi önemli ölçüde kolaylaştı. Yani popüler anlatılarda sık sık Hürrem’le doğrudan bir mücadeleden söz edilse de tarihî olarak daha sağlam görünen çerçeve şudur: Hafsa Sultan yaşarken Hürrem’in yükselişinin önünde güçlü bir saray otoritesi vardı; Hafsa Sultan’ın ölümüyle birlikte bu denge ortadan kalktı ve Hürrem Sultan saray ve devlet işlerinde çok daha etkili hale geldi. Bu yüzden Ayşe Hafsa Sultan’ın ölümü, Osmanlı’da sadece bir dönemin kapanışı değil, Hürrem Sultan devrinin önünü açan büyük kırılmalardan biridir.
1790 | İstanbul – Cezayirli Gazi Hasan Paşa öldü.
19 Mart 1790’da ölen Cezayirli Gazi Hasan Paşa, 18. yüzyıl Osmanlı siyasetinin ve özellikle donanma tarihinin en dikkat çekici devlet adamlarından biriydi. Kaptan-ı deryalık ve sadrazamlık yapan Hasan Paşa, Çeşme bozgunu sonrasında Osmanlı donanmasının toparlanmasında rol oynayan isimler arasındaydı. Sert mizacı, askerî otoritesi ve etrafında oluşan güçlü şahsiyet anlatıları yüzünden sadece bir devlet görevlisi olarak değil, bir dönem karakteri olarak da hatırlandı. Osmanlı’nın Rusya karşısında zorlandığı, merkezî otoritenin sarsıldığı bir dönemde düzen kurmaya çalışan figürlerden biriydi.
1839 | Paris – Louis Daguerre, “dagereotip” adı verilen ilk pratik fotoğraf yöntemini duyurdu.
19 Mart 1839, fotoğraf tarihinin en önemli eşiklerinden biridir. Louis Daguerre’in geliştirdiği ve kendi adıyla anılan dagereotip yöntemi, görüntüyü ışık yardımıyla metal levha üzerine kalıcı biçimde kaydetmeyi mümkün kılan ilk pratik fotoğraf tekniğiydi. Daha önce Nicéphore Niépce kalıcı görüntü elde etmeyi başarmıştı; ancak Daguerre’in sistemi çok daha uygulanabilir, daha net ve daha hızlıydı. Bu yüzden dagereotip, fotoğrafı laboratuvar denemesi olmaktan çıkarıp gerçek bir teknik ve ardından da büyük bir kültürel devrim haline getiren yöntem olarak tarihe geçti.
1866 | İstanbul – Osmanlı Hükûmeti, Süveyş Kanalı’nın açılmasına izin verdi.
19 Mart 1866’da verilen bu izin, ilk bakışta Mısır’la ilgili bir altyapı kararı gibi görünse de birkaç yıl sonra dünya ticaret yollarını değiştirecek büyük dönüşümün siyasal zeminlerinden biri oldu. Kanal 1869’da açıldığında Avrupa ile Asya arasındaki deniz yolu ciddi biçimde kısaldı; Akdeniz-Kızıldeniz hattı küresel ticaretin merkezlerinden birine dönüştü. Osmanlı açısından mesele daha da kritikti; çünkü Mısır hukuken hâlâ Osmanlı toprağıydı ama proje Avrupa sermayesi ve diplomasisiyle iç içe ilerliyordu. Sonraki yıllarda Süveyş üzerindeki İngiliz nüfuzunun büyümesi, bu kararın sadece teknik değil, jeopolitik sonuçlar doğurduğunu da gösterdi.
1877 | İstanbul – Ayan Meclisi görevine başladı.
19 Mart 1877’de Ayan Meclisi’nin göreve başlaması, I. Meşrutiyet düzeninin fiilen çalışmaya başladığını gösteren önemli adımlardan biriydi. Kanun-ı Esasi ile kurulan bu meclis, Osmanlı parlamento sisteminin üst kanadıydı ve üyeleri seçimle değil padişah atamasıyla belirleniyordu. Aynı dönemde Meclis-i Mebusan da açılmış, Osmanlı ilk kez anayasal-parlamenter bir düzene geçmeye çalışmıştı. Bu deneyim uzun ömürlü olmadı; 1878’de meclis kapatıldı. Ama 19 Mart 1877, Osmanlı’da temsil, anayasa ve meclis fikrinin kurumsal biçimde yürürlüğe girdiği günlerden biri olarak önemini korur.
1883 | ABD – Jan Ernst Matzeliger, ayakkabı üretimini değiştiren makineyi geliştirdi.
19 Mart 1883’te Jan Ernst Matzeliger’in ayakkabının üst bölümünü tabana hızla geçiren “lasting machine” üzerindeki çalışması sanayide gerçek bir kırılma yarattı. O güne kadar ayakkabı üretiminin en zor ve yavaş aşamalarından biri elde yapılıyor, iyi ustalar bile günde sınırlı sayıda üretim yapabiliyordu. Matzeliger’in geliştirdiği sistem bu süreci hızlandırdı, maliyetleri düşürdü ve ayakkabıyı daha geniş kitleler için erişilebilir hale getirdi. Bu yüzden onun buluşu sadece teknik bir yenilik değil, gündelik hayatı doğrudan değiştiren sanayi devrimlerinden biridir.
1915 | Arizona – Pluto’nun ilk fotoğrafı çekildi.
19 Mart 1915’te Lowell Gözlemevi’nde çekilen bir fotoğraf karesine sonradan bakıldığında, aslında Pluto’nun görüntülendiği anlaşıldı. Elbette o tarihte kimse yeni bir gezegen keşfettiğini bilmiyordu; Pluto ancak 1930’da Clyde Tombaugh tarafından resmen tanımlanacaktı.
1920 | Washington – ABD Senatosu, Versay Antlaşması’nı onaylamayı reddetti.
19 Mart 1920’de ABD Senatosu’nun Versay Antlaşması’nı reddetmesi, Birinci Dünya Savaşı sonrası düzenin en kritik siyasal kırılmalarından biri oldu. Başkan Woodrow Wilson, bu antlaşmayı ve onunla bağlantılı Milletler Cemiyeti’ni yeni dünya düzeninin temeli olarak savunuyordu. Senato ise ABD’nin Avrupa’nın gelecekteki krizlerine otomatik biçimde bağlanmasını istemedi. Sonuçta Amerika, savaş sonrası düzenin kuruluşunda fikrî olarak etkili olsa da kurumsal olarak geri çekildi. Bunun etkisi yalnız ABD iç siyasetiyle sınırlı kalmadı; Milletler Cemiyeti’nin en güçlü potansiyel destekçilerinden birini kaybetmesi, ilerideki uluslararası krizlerde daha zayıf kalmasına yol açtı.
1945 | Moskova – SSCB, Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nı yenilemeyeceğini bildirdi.
19 Mart 1945’te Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye verdiği nota, Cumhuriyet dış politikasının yönünü değiştiren en önemli eşiklerden biri oldu. Moskova, 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nı yenilemeyeceğini açıkladı. Bu yalnızca bir antlaşmanın sona ermesi değildi; Ankara’da, Sovyetlerin Boğazlar ve doğu sınırları konusunda yeni baskılar kurabileceği endişesini büyüttü. Nitekim sonraki dönemde Sovyet talepleri daha da görünür hale geldi ve Türkiye, güvenliğini Batı blokuna yaklaşarak sağlamaya yöneldi. 1945 notası ile 1952’de NATO üyeliğine uzanan çizgi arasında doğrudan bir bağ kurulmasının nedeni budur.
1950 | Kaliforniya – Edgar Rice Burroughs öldü.
19 Mart 1950’de ölen Edgar Rice Burroughs, yalnız çok satan bir yazar değil, modern popüler macera edebiyatının kurucu isimlerinden biriydi. Yarattığı Tarzan karakteri romanlardan çıkıp sinema, çizgi roman, radyo ve televizyonla küresel bir mite dönüştü. Bugün hâlâ Tarzan adının tek başına tanınması, Burroughs’un 20. yüzyılın kitle kültürüne ne kadar güçlü bir iz bıraktığını gösteriyor.
1965 | Merzifon – Çeltek Linyit İşletmesi’ndeki grizu patlamasında 69 işçi öldü.
19 Mart 1965’te Merzifon’un Çeltek Linyit İşletmesi’nde meydana gelen grizu patlaması, Türkiye madencilik tarihinin en ağır facialarından biri oldu. Patlamada 69 işçi hayatını kaybetti, 58 işçi yaralandı. Yıllar sonra ortaya çıkan haberler, o gün madende kalan bazı işçilerin cesetlerine dahi ulaşılamadığını ve 2018’de bulunan bir cesedin, o faciada içeride kalan işçilerden birine ait olabileceğinin düşünüldüğünü gösterdi. Bu ayrıntı bile facianın boyutunu anlatmaya yeter: Çeltek yalnız bir kaza değil, Türkiye’de iş güvenliği, denetim ve yeraltı emeği tarihine kazınmış ağır bir toplumsal yara olarak kaldı.
1970 | Erfurt – Willy Brandt ile Willi Stoph ilk kez görüştü.
19 Mart 1970’te Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt ile Doğu Almanya Başbakanı Willi Stoph’un Erfurt’taki görüşmesi, Soğuk Savaş Avrupa’sında önemli bir dönüm noktasıydı. İki Almanya arasında savaş sonrası dönemin ilk üst düzey zirvesi olan bu buluşma, duvarı hemen yıkmadı, Almanya’yı da birleştirmedi; ama birbirini yok sayarak sonsuza kadar devam edilemeyeceğini gösterdi. Brandt’ın “Ostpolitik” adı verilen doğuya açılım siyaseti, ileride birleşmeye giden psikolojik ve diplomatik zemini hazırlayan erken halkalardan biri oldu. Bu yüzden 19 Mart 1970, Berlin Duvarı yıkılmadan çok önce, o duvarın siyasî anlamının aşınmaya başladığı günlerden biridir.
1971 | Ankara – CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim partisinden istifa etti; başbakanlığa giden yol açıldı.
19 Mart 1971’de CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Nihat Erim’in partisinden istifa etmesi, yalnız bir parti içi ayrılık değildi. 12 Mart Muhtırası’nın hemen sonrasındaki bu adım, Türkiye’de asker-siyaset dengesinin yeniden kurulduğu ara rejim döneminin en kritik eşiklerinden biri oldu. Nihat Erim birkaç gün sonra, 26 Mart 1971’de hükümeti kurmakla görevlendirildi ve “partiler üstü reform hükümeti” söylemiyle başbakanlığa geçti.
2003 | Irak-Kuveyt sınırı – ABD kuvvetleri savaşı başlatan harekete geçti.
19 Mart 2003’te ABD askerlerinin Irak-Kuveyt sınırındaki askerden arındırılmış bölgeye girmesi ve hava saldırılarının başlaması, Irak Savaşı’nın fiilî açılış anlarından biri oldu. George W. Bush yönetimi bu müdahaleyi Saddam Hüseyin rejiminin kitle imha silahları bulundurduğu iddiasıyla gerekçelendirdi. Ancak savaş sonrası bu iddiaların temelsiz çıkması, müdahalenin meşruiyetini çok daha tartışmalı hale getirdi.
2011 | Libya – BM kararının ardından koalisyon bombardımanı başladı.
19 Mart 2011’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1973 sayılı kararı doğrultusunda Libya’ya yönelik koalisyon bombardımanı başladı. Resmî gerekçe, Muammer Kaddafi güçlerinin sivillere yönelik büyük bir saldırı hazırlığında olduğu iddiasıydı. Müdahale kısa sürede iç savaşın dengesini değiştirdi ve aynı yıl Kaddafi rejimi çöktü. Ancak sonrasında Libya istikrara kavuşmadı; farklı milis güçleri, rakip yönetimler ve dış müdahalelerle parçalı bir yapıya sürüklendi.
