17 Mart Tarihte Bugün

11 Dakika Okuma
17 Mart Tarihte Bugün

461 | İrlanda – Aziz Patrick öldü.
Efsaneye göre 17 Mart 461’de ölen Aziz Patrick, İrlanda’nın koruyucu azizi ve Hristiyanlığın adadaki en önemli taşıyıcı figürlerinden biri kabul edilir. Roma Britanyası’nda doğdu, genç yaşta İrlanda’ya köle olarak götürüldü, kaçtı, sonra misyoner olarak geri döndü. Hakkındaki anlatılar zamanla efsanelerle büyüdü; yılanları İrlanda’dan kovduğu ya da shamrock üzerinden Teslis’i anlattığı gibi hikâyeler de buradan doğdu. Ama tarihsel olarak asıl önemi, İrlanda’nın Hristiyanlaşmasında oynadığı rolde yatıyor. Bugün 17 Mart’ın dünya çapında St. Patrick’s Day olarak kutlanmasının sebebi de onun ölüm gününün bu tarihe bağlanması. 

624 | Bedir – Ebû Cehil öldü.
İslam tarihinin en kritik kırılmalarından biri olan Bedir Savaşı’nın sonunda, Mekke’nin en sert ve en etkili liderlerinden Ebû Cehil öldürüldü. Yıllarca Hz. Muhammed’e ve ilk Müslümanlara baskı uygulayan, Bedir’e giderken de geri dönülmesini istemeyen isimlerden biriydi. Bedir, Müslümanların sayıca çok daha küçük bir güçle Kureyş’i yenmesi bakımından zaten simgesel bir eşikti; Ebû Cehil’in ölümü de bu zaferi daha çarpıcı hale getirdi. Kaynaklarda onun, Ensar’dan iki genç savaşçı tarafından ağır yaralandığı ve ardından öldürüldüğü anlatılır. Bedir zaferi, Medine’deki Müslüman topluluğun siyasî ve askerî ağırlığını büyütmüştü; Ebû Cehil’in ölümü ise Mekke tarafında liderlik dengeleri sarsacaktı.

1816 | Manş Denizi – “Elise” adlı buharlı tekne kanalı geçen ilk buharlı tekne oldu.
17 Mart 1816’da Fransız girişimci Pierre Andriel’in yönettiği Élise, Newhaven’dan Le Havre’a geçerek Manş Denizi’ni aşan ilk buharlı gemi oldu. Bugün kulağa sıradan gelebilir ama o gün için bu, denizin karşı kıyısına yalnız yelken ve rüzgârla değil, makine gücüyle gidilebileceğinin ispatıydı. Andriel bu yolculuğu biraz da gösteri olsun diye yaptı; insanları buharlı gemilerin açık denize dayanabileceğine ikna etmek istiyordu. Yolculuk kolay da geçmedi; deniz sertleşti, gece fırtına çıktı, hatta bazı anlatılarda Andriel’in mürettebatı paniğe kapılmasın diye silah çektiği ve Fransız kıyısını ilk görene içki vaat ettiği bile aktarılır. Yani bu olay yalnız teknik bir başarı değil, denizciliğin psikolojik eşiğinin aşılmasıydı; buharlı taşımacılığın denizlerde yapılamayacağına dair kuşkuyu ortadan kaldıran bir eşiktir.

1845 | Londra – Lastik bandın patenti alındı.
17 Mart 1845’te İngiliz mucit Stephen Perry, bugün ofis çekmecesinin en sıradan eşyalarından biri gibi görünen lastik bandın patentini aldı. Bu küçük nesnenin tarihî tarafı, gündelik hayatı sessizce değiştiren buluşlardan biri olmasıydı. Üstelik o dönemde asıl mesele yalnız lastik bant fikri değildi; kauçuğun kullanışlı hale gelmesi için Charles Goodyear’ın vulkanizasyon süreci gibi teknik gelişmelerin de yeni yeni devreye girdiği bir çağdan söz ediyoruz. Yani lastik bandın patenti, Sanayi Devrimi’nin büyük makineleri kadar görünür olmayan ama modern paketleme, arşivleme ve düzenleme alışkanlıklarının altyapısını kuran küçük buluşlardan birine işaret ediyor. Bazen tarih, dev lokomotifler kadar avuç içine sığan şeylerle de değişiyor.

1920 | Eskişehir-Afyon hattı – İngilizler çekildi.
17 Mart 1920’de İngiliz birliklerinin Eskişehir ve Afyon’dan çekilmesi, Millî Mücadele’nin ilk dönemindeki güç dengeleri açısından dikkat çekici bir gelişmeydi. İstanbul’un resmen işgal edilmesinden bir gün sonra yaşanan bu geri çekilme, Anadolu’daki denetimin sanıldığı kadar sağlam olmadığını da gösteriyordu. Zaten bu dönemde Ankara’daki millî kuvvetler, demiryolu hatları ve iç bölgelerdeki etkilerini artırmaya başlamıştı. İngilizlerin çekilmesi kalıcı bir barış ya da geri adım anlamına gelmedi; birkaç hafta sonra başka noktalara yeni askerî hareketlilikler geldi. Ama bu olay, işgal güçlerinin Anadolu içlerindeki varlığının her yerde aynı rahatlıkla sürdürülemediğini göstermesi bakımından önemlidir. 17 Mart 1920’nin hemen ardından Mustafa Kemal’in Ankara’da yeni meclis için seçim çağrısını hızlandırması da sahadaki bu değişimin siyasî karşılığını gösterir.

1922 | Kocayayla – Gördesli Makbule öldü.
17 Mart 1922’de, Millî Mücadele’nin en dikkat çekici kadın figürlerinden biri olan Gördesli Makbule, henüz 20 yaşındayken Yunan kuvvetleriyle çatışmada hayatını kaybetti. Onu önemli kılan şey yalnız genç yaşta ölmesi değil; erkek egemen bir savaş anlatısında silah kuşanıp fiilen cepheye girmiş, at binmiş, çatışmaya katılmış bir Kuvâ-yı Milliye savaşçısı olmasıdır. Makbule Efe, eşi Halil Efe’yle birlikte Batı Anadolu’daki direniş içinde yer aldı; Gördes, Demirci, Sındırgı hattında faaliyet gösterdi. Şehit düştüğü yer bugün hâlâ anmaların odağındadır. Bu yüzden Gördesli Makbule adı, Millî Mücadele’de kadınların yalnız geride kalan, bekleyen ya da destek veren figürler olmadığını; doğrudan savaşın içinde yer alan insanlar olduğunu hatırlatan isimlerden biridir.

1926 | Ankara – “Demir Sanayiinin Tesisine Dair Kanun” kabul edildi.
17 Mart 1926’da TBMM’de kabul edilen “Demir Sanayiinin Tesisine Dair Kanun”, genç Cumhuriyet’in ağır sanayi kurma hedefinin erken işaretlerinden biriydi. O tarihte Türkiye’de modern demir-çelik sanayi henüz kurulmuş değildi; sanayileşme hedefi konuşuluyor ama altyapı, sermaye ve teknik bilgi birikimi sınırlı kalıyordu. Bu yasa tam da bu yüzden önemliydi: Devlet, ağır sanayi meselesini niyet beyanı olmaktan çıkarıp yasal zemine taşımış oldu. Sonraki yıllarda Karabük Demir Çelik’in kuruluşuna giden çizgi, böyle erken adımlar üzerine kuruldu. Bir başka deyişle 17 Mart 1926, Türkiye’nin sadece ithal eden ülke olmaktan çıkıp kendi sanayi omurgasını kurma iradesini metne döktüğü tarihlerden biridir.

1927 | İtalya – Mussolini yönetimi bekârlığı vergilendirdi.
17 Mart 1927’de İtalya’da çıkarılan düzenleme, müzmin bekârların daha ağır vergi ödemesini öngörüyordu. İlk bakışta tuhaf ve hatta komik bir ayrıntı gibi görünse de Faşist İtalya’nın aileyi, doğumu ve nüfus artışını devlet politikası haline getirmesinin parçasıydı. Mussolini yönetimi, daha kalabalık nüfusu hem ekonomik hem askerî güç kaynağı olarak görüyordu; bu yüzden evliliği ve çocuk yapmayı teşvik eden, bekârlığı ise cezalandıran bir dil kurdu. Yani mesele özel hayata karışmakla sınırlı değildi; devletin beden, aile ve nüfus üzerinde kurmak istediği ideolojik denetimin vergi yoluyla uygulanmasıydı.

1944 | Türkiye – Varlık Vergisi’nin tasfiyesine ilişkin yasa yürürlüğe girdi.
1942’de çıkarılan Varlık Vergisi, savaş ekonomisinin baskısı altında devletin gelir yaratma gerekçesiyle savunulmuştu; ancak uygulama özellikle gayrimüslim vatandaşlara ağır ve ayrımcı biçimde yüklenmiş, borcunu ödeyemeyenler Aşkale gibi çalışma kamplarına gönderilmişti. 1944’te çıkarılan tasfiye kanunuyla tahsil edilemeyen bakiyelerin silinmesi, devletin bu uygulamayı sürdüremediğini gösterdi. Yani bu tarih yalnız teknik bir konu değil; içerde ve dışarda büyük eleştiri toplamış bir dönemin kapanışı anlamına gelir.

1948 | Brüksel – Beş Batı Avrupa ülkesi savunma ittifakı kurdu.
17 Mart 1948’de Belçika, Fransa, Hollanda, Birleşik Krallık ve Lüksemburg arasında imzalanan Brüksel Antlaşması, savaş sonrası Avrupa’nın güvenlik mimarisinde önemli bir adım oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımı henüz çok tazeydi; öte yandan Sovyetler Birliği’ne ilişkin tedirginlik de Batı Avrupa’da hızla artıyordu. Bu antlaşma, tarafların birbirine askerî ve siyasî destek vermesini öngören 50 yıllık bir çerçeve sundu ve daha sonra Batı Avrupa Birliği ile NATO’ya uzanacak hattın erken halkalarından biri haline geldi.

1954 | Roma – Türkiye, ilk kez Dünya Kupası’na gitme hakkını kazandı.
17 Mart 1954’te Türkiye millî futbol takımı, İspanya ile oynadığı eleme serisinin sonunda kura sonucu 1954 FIFA Dünya Kupası finallerine katılma hakkı kazandı ve böylece tarihindeki ilk Dünya Kupası biletini aldı. İspanya ilk maçı 6 Ocak’ta Madrid’de 4-1 kazanmış, Türkiye ise 14 Mart’ta İstanbul’da rövanşı 1-0 almıştı. O dönemde averaj ya da deplasman golü kuralı olmadığı için, iki takım 17 Mart’ta Roma Olimpiyat Stadı’nda play-off maçına çıktı. Karşılaşma 2-2 bitti, uzatmalarda da eşitlik bozulmadı. Penaltı atışları henüz futbolun parçası olmadığı için son sözü kura söyledi; gözleri bağlanan 14 yaşındaki Luigi Franco Gemma’nın çektiği kuradan Türkiye çıktı. Böylece millî takım, tarihindeki ilk Dünya Kupası finallerine gitmeye hak kazandı. Sonrasında Türkiye, İsviçre’deki turnuvada Batı Almanya’ya 4-1 yenildi, Güney Kore’yi 7-0 yendi, grup eşitliği nedeniyle Batı Almanya ile bir kez daha oynadı ve bu maçı 7-2 kaybederek elendi.

1968 | Türkiye – İlk yerli telefonlar satışa çıktı.
17 Mart 1968’de PTT ile Northern Electric iş birliğiyle kurulan fabrikada ilk yerli telefon cihazları üretildi ve 157 liradan satışa çıkarıldı. Bu, telefon cihazı üretimini de yerlileştirmeye dönük bir adımdı ve Türkiye’nin haberleşme teknolojisini ithal eden ülke olmaktan çıkıp kısmen üretmeye çalışan ülke olma çabasının görünür adımlarından biriydi. 1960’ların sonunda ev telefonu hâlâ büyük ihtiyaç ve prestij nesnesiydi; dolayısıyla 157 liralık etiket de dönemin alım gücü için küçümsenecek bir rakam değildi. Küçük görünen bu başlık, aslında Türkiye’nin sanayi ve iletişim modernleşmesinin gündelik hayata değen yüzlerinden biriydi.

1995 | Bakü – Haydar Aliyev’e karşı darbe girişimi bastırıldı.
17 Mart 1995’te Azerbaycan’da birkaç gün önce başlayan darbe girişimi kanlı biçimde bastırıldı. OMON birliklerinin komutanı Rövşen Cevadov’un başını çektiği isyan, Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’i devirmeyi amaçlıyordu. Olayın Türkiye açısından hassas tarafı da burada ortaya çıktı. Daha sonra çeşitli kaynaklarda, darbe planında Türkiye’den bazı unsurların adının geçtiği, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ise Aliyev’i uyararak girişimin engellenmesinde rol oynadığı anlatıldı. Çatışmalar sonunda Cevadov öldürüldü; ölü sayısına dair rakamlar kaynaklara göre değişse de olayın bilançosu ağırdı.

2020 | Avrupa – EURO 2020, pandemi nedeniyle ertelendi.
17 Mart 2020’de UEFA, koronavirüs pandemisi nedeniyle EURO 2020’yi 2021 yazına ertelediğini açıkladı. O dönemde salgın hızla büyüyor, ligler duruyor, sınırlar kapanıyor, takvimler altüst oluyordu; Avrupa Futbol Şampiyonası gibi dev bir organizasyonun ertelenmesi de işin ciddiyetini milyonlarca insana spor üzerinden gösterdi. Üstelik turnuva, UEFA’nın 60. yılı için 12 farklı şehirde oynanacak özel bir formatla planlanmıştı. Erteleme kararı yalnız futbol takvimi için değil, pandeminin gündelik hayatı, ekonomiyi ve büyük uluslararası organizasyonları nasıl bir anda durdurabildiğinin de sembollerinden biri haline geldi.