12 Mart Tarihte Bugün

12 Dakika Okuma
12 Mart Tarihte Bugün

1894 | ABD – Coca-Cola ilk kez şişede satıldı.

Coca-Cola’nın 12 Mart 1894’te ilk kez şişelenerek satılması, sıradan bir ambalaj değişikliği değildi; içeceğin yerel bir çeşniden küresel bir markaya dönüşmesinin temel adımlarından biriydi. Daha önce soda çeşmelerinde tüketilen ürün, şişelenince taşınabilir, depolanabilir ve her yerde aynı biçimde sunulabilir hale geldi. Bu da yalnız satış modelini değil, reklamcılığı, dağıtımı ve markanın günlük hayata sızma biçimini değiştirdi. Sonraki yüzyılda Coca-Cola’nın küresel tüketim kültürünün simgelerinden biri haline gelmesinde bu adımın payı büyüktü.

1918 | Moskova – Rusya’nın başkenti yeniden Moskova oldu.

12 Mart 1918’de Sovyet yönetimi başkenti Petrograd’dan Moskova’ya taşıdı. Kararın arkasında hem güvenlik hem de siyasal merkez arayışı vardı; Petrograd, Alman tehdidine ve iç savaşın baskısına daha açıktı. Moskova’ya dönüş, sadece bir yönetim kararı değil, Sovyet devletinin yeni ağırlık merkezini belirleyen sembolik bir adımdı. Sonrasında Moskova, yalnız Sovyetler’in değil, 20. yüzyıl boyunca dünya siyasetinin en belirleyici başkentlerinden birine dönüştü.

1918 | Erzurum – Rus ve Ermeni birlikleri çekildi, Osmanlı kuvvetleri şehre girdi.

12 Mart 1918’de Erzurum, Rus ve onlarla birlikte hareket eden Ermeni birliklerinin çekilmesinin ardından Osmanlı kuvvetlerinin kontrolüne geçti. Sürecin arka planında, 1917’de Rusya’da yaşanan devrimler sonrası Kafkas Cephesi’nde düzenli Rus ordusunun çözülmesi ve cephe hattında otorite boşluğunun büyümesi vardı. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı 3. Ordusu doğu hattında yeniden ilerlemeye başladı; birlikler 12 Mart’ta Erzurum’a girdi. Böylece 1916’dan beri süren işgal dönemi sona erdi.

1921 | Londra – Londra Konferansı sona erdi.

Londra Konferansı, Sevr’i Anadolu hareketine kabul ettirme arayışının diplomatik sahnesiydi. 12 Mart 1921’de sona ererken, İtilaf Devletleri bir barış formülü üretmeye çalıştı ama Ankara hükümetinin sahadaki meşruiyeti ve kararlılığı karşısında eski denklemi aynen kabul ettiremedi. Konferansın asıl önemi, Ankara’nın artık görmezden gelinemeyen bir siyasi ve askerî aktör olarak masada hissedilmesiydi. Barış çıkmadı; ama bundan sonra mesele yalnız İstanbul hükümetiyle yürütülecek bir diplomasi konusu olmaktan çıktı.

1921 | Ankara – İstiklâl Marşı TBMM’de kabul edildi.

12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mehmet Âkif Ersoy’un yazdığı şiiri İstiklâl Marşı olarak kabul etti. Marş için daha önce bir yarışma açılmış, çok sayıda şiir gönderilmişti; ancak beklenen metin bulunamayınca, Maarif Vekâleti’nin davetiyle Mehmet Âkif de sürece dahil oldu. Âkif’in kaleme aldığı şiir, 1 Mart 1921’de Meclis kürsüsünden okundu; yapılan görüşmelerin ardından 12 Mart’ta resmen kabul edildi. Bu karar, Millî Mücadele sürerken Ankara’daki yeni siyasi iradenin ortak bir marş belirlemesi bakımından önemliydi. Sonraki dönemde İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî millî marşı olarak kullanılmaya devam etti ve kamusal hayatın temel metinlerinden biri haline geldi.

1930 | Hindistan – Gandhi Tuz Yürüyüşü’nü başlattı.

12 Mart 1930’da Mahatma Gandhi, İngilizlerin tuz tekeline karşı Ahmedabat’tan denize doğru yürüyüşe başladı. Tuz Yürüyüşü’nün gücü, seçilen semboldeydi. Tuz, zengin-fakir herkesin hayatındaki en temel ihtiyaçlardan biriydi. Gandhi bu yürüyüşle, sömürge düzenine karşı sivil itaatsizliğin hem ahlaki hem politik bir araç olabileceğini bütün dünyaya gösterdi. Sonrasında Salt Satyagraha, Hindistan bağımsızlık hareketinin en etkili kitlesel eylemlerinden biri oldu ve 20. yüzyılın barışçıl direniş repertuvarını şekillendirdi.

1938 | Avusturya – Alman birlikleri ülkeye girdi, Anschluss süreci fiilen başladı.

12 Mart 1938’de Alman ordusu Avusturya’ya girdi. Bu gelişmenin öncesinde, Almanya uzun süredir Avusturya üzerindeki siyasi baskısını artırmış; Nazi yanlısı unsurlar içeride güçlendirilmiş, Avusturya Başbakanı Kurt Schuschnigg’in bağımsızlık çizgisi ise Berlin tarafından sert biçimde hedef alınmıştı. Schuschnigg’in halkoylaması girişimi de Almanya’nın baskısıyla durduruldu. Alman birliklerinin sınırı geçmesiyle birlikte Avusturya’da fiilî kontrol Berlin’in eline geçti; ertesi gün yayımlanan yasa ile ilhak resmileştirildi. Böylece Almanya, Versailles sonrası Avrupa düzenini açıkça ihlal ederek topraklarını genişletti. Olay, yalnız Avusturya’nın bağımsızlığının sona ermesiyle sınırlı kalmadı; Avrupa’da güç dengelerini daha da bozdu ve Nazi Almanyası’nın sonraki yayılmacı adımlarının önünü açtı.

1947 | Washington – Truman, Türkiye ve Yunanistan için yardım istedi; Truman Doktrini ilan edildi.

12 Mart 1947’de ABD Başkanı Harry Truman, Kongre’den Türkiye ve Yunanistan’a toplam 400 milyon dolarlık yardım için yetki istedi. Bu konuşma, daha sonra Truman Doktrini diye anılacak yeni Amerikan dış politika çizgisinin ilanıydı. Arka planda Sovyet baskısı, Yunanistan’daki iç savaş ve Doğu Akdeniz’de güç dengesi kaygısı vardı. Türkiye açısından bu adım, savaş sonrası Batı blokuna daha net yaklaşmanın en belirgin işaretlerinden biri oldu; askeri ve sivil personelin ABD’de eğitimi gibi başlıklar da bu çerçevede gündeme geldi. Sonraki yıllarda Marshall yardımı, NATO üyeliği ve daha geniş Batı ittifakı ilişkileri için zemini güçlendiren dönüm noktalarından biri buydu.

1971 | Türkiye – 12 Mart Muhtırası verildi; Demirel hükümeti istifa etti.

12 Mart 1971’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç ile kuvvet komutanlarının imzasını taşıyan muhtıra Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a verildi ve aynı gün kamuoyuna açıklandı. Muhtırada, ülkede anarşi, kardeş kavgası ve ekonomik-sosyal huzursuzluğun arttığı belirtilerek, Meclis ile hükümetin Atatürkçü bir anlayışla reformları gerçekleştirecek güçlü ve inandırıcı bir yönetim oluşturması istendi; aksi halde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime doğrudan el koyacağı mesajı verildi. Bu gelişmenin ardından Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Muhtıra sonrasında Meclis kapatılmadı, anayasal düzen tümüyle askıya alınmadı; ancak siyasal hayat fiilen askerî baskı altında yeniden şekillendi. Nihat Erim başkanlığında partiler üstü hükümet kuruldu, sıkıyönetim ilan edildi, üniversitelerden basına kadar birçok alanda sert müdahaleler yaşandı, çok sayıda gözaltı ve tutuklama yapıldı. İzleyen dönemde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamları, sol hareketlere yönelik operasyonlar ve düşünce hayatı üzerindeki baskılar, 12 Mart rejiminin en çok hatırlanan sonuçları arasında yer aldı.

1987 | New York – Les Misérables/Sefiller Broadway’de sahnelenmeye başladı.

12 Mart 1987’de Les Misérables/Sefiller’in Broadway prömiyeri, modern müzikal tarihinde yeni bir dönemin işaretlerinden biri oldu. Victor Hugo’nun dev romanı, sahnede devasa dekor, büyük koro gücü ve melodik anlatımla küresel bir fenomene dönüştü. Sonrasında yalnız bir müzikal değil, adeta uluslararası bir sahne markası haline geldi.

1989 | Cenevre – Tim Berners-Lee teklifini CERN’e sundu; WWW’ye giden kapı açıldı.

12 Mart 1989’da Tim Berners-Lee, CERN’e “information management” başlıklı teklifini sundu. O an için teknik bir bürokratik öneri gibi duran metin, sonradan World Wide Web’e dönüşecek yapının çekirdeğiydi. Arka planda bilim insanlarının farklı bilgisayarlar ve belgeler arasında bilgiye erişmekte yaşadığı karmaşa vardı. Berners-Lee’nin teklifi, bu dağınık bilgi evrenini bağlantılarla örülü bir ağa dönüştürme fikrini getirdi. Sonrasında web, interneti uzmanların kullandığı bir altyapı olmaktan çıkarıp gündelik hayatın temel ortamına dönüştürdü. 12 Mart 1989 bu yüzden dijital çağın gerçek kuruluş günlerinden biri sayılır.

1995 | İstanbul – Gazi Mahallesi olayları başladı.

12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde kahvehanelerin taranmasıyla başlayan gerilim, kısa sürede mahalle protestolarına ve ardından güvenlik güçleriyle sert çatışmalara dönüştü. Olaylar 15 Mart’a kadar yayıldı; ölümler, yüzlerce yaralı ve çok sayıda gözaltı yaşandı. Gazi olaylarının önemi, 1990’lar Türkiye’sinde devlet-toplum ilişkisinin, mezhep ve mahalle gerilimlerinin, güvenlik politikalarının ve cezasızlık tartışmalarının aynı dosyada toplanmasındadır. Sonraki yıllarda Gazi, yalnız bir olay adı değil, yakın tarihin en ağır toplumsal hafıza başlıklarından biri haline geldi.

1999 | Avrupa – Çekya, Macaristan ve Polonya NATO’ya katıldı.

12 Mart 1999’da eski Varşova Paktı üyeleri Çekya, Macaristan ve Polonya NATO’ya katıldı. Bu, Soğuk Savaş sonrasında Avrupa güvenlik mimarisinin nasıl yeniden kurulduğunu gösteren önemli bir adımdı. Öncesinde Sovyet sisteminin dağılmasıyla ortaya çıkan boşluk vardı; sonrasında ise NATO doğuya doğru genişlemeye başladı. Bu genişleme, ilerleyen yıllarda Rusya-Batı gerilimlerinin temel başlıklarından biri haline gelecekti.

2000 | Vatikan – Papa II. Jean Paul, Kilise adına af diledi.

12 Mart 2000’de Papa II. Jean Paul, Kilise’nin geçmişte Yahudilere, muhaliflere, kadınlara ve yerli halklara karşı işlediği günahlar için af diledi. Bu adım, Katolik Kilisesi’nin tarihsel yüzleşme jestlerinden biri olarak kayda geçti. Eleştirenler bunun sembolik kaldığını söyledi, destekleyenler ise iki bin yıllık bir kurumun kendi geçmişine dönüp bu dili kurmasını başlı başına önemli buldu. Her halükârda olay, modern çağda dini kurumların tarih karşısındaki sorumluluğu tartışmasını büyüttü.

2003 | Belgrad – Sırbistan Başbakanı Zoran Đinđić öldürüldü.

12 Mart 2003’te Sırbistan Başbakanı Zoran Đinđić suikasta uğrayarak öldürüldü. Milošević sonrası dönemde reform ve Batı’ya açılım çizgisinin sembol isimlerinden biri olan Đinđić’in öldürülmesi, Balkanlar’da mafya, güvenlik yapıları ve siyaset ilişkisinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Sonrasında olağanüstü önlemler alındı, büyük operasyonlar düzenlendi; fakat olay, savaş sonrası Balkan siyasetinin ne kadar sert bir geçiş yaşadığının simge tarihlerinden biri olarak kaldı.

2011 | Japonya – Fukushima Daiichi Nükleer Santrali’nde patlama meydana geldi.

11 Mart 2011’de Japonya’nın kuzeydoğusunda meydana gelen büyük deprem ve ardından gelen tsunami, ertesi gün Fukushima Daiichi Nükleer Santrali’nde ağır bir krize yol açtı. 12 Mart’ta santralin 1 numaralı reaktör binasında hidrojen patlaması meydana geldi; soğutma sistemlerinin devre dışı kalması ve çekirdeğin aşırı ısınmasıyla birlikte radyasyon sızıntısı başladı. Böylece doğal afet, çok kısa sürede teknolojik ve nükleer bir felakete dönüştü. Olayın ardından geniş tahliyeler yapıldı, çevrede acil güvenlik önlemleri alındı ve santraldeki diğer reaktörler için de günlerce sürecek bir kriz yönetimi başladı. Fukushima, yalnız Japonya’nın değil, bütün dünyanın enerji politikasını etkiledi; nükleer santrallerin deprem ve tsunami gibi afetlere karşı dayanıklılığı, acil durum planları ve güvenlik standartları yeniden tartışmaya açıldı. Bu yüzden 12 Mart 2011, Çernobil’den sonra nükleer güvenlik algısını en güçlü biçimde sarsan tarihlerden biri olarak kayda geçti.

2015 | İstanbul – Erol Büyükburç öldü.

Türk pop müziğinin öncü isimlerinden Erol Büyükburç’un 12 Mart 2015’te ölümü, Türkiye’de pop müziğin erken dönemine veda gibi algılandı. 1960’larda yerli popun şekillenmesinde, sahne dilinin kurulmasında ve gençlik kültürünün müzikle buluşmasında önemli bir rol üstlenmişti. Bu yüzden onun ölümü yalnız bir sanatçı kaybı değil, Türkiye pop tarihinin kurucu kuşaklarından birinin kapanışı olarak anıldı.

2020 | Türkiye – Koronavirüs nedeniyle eğitim öğretime ara verildi.

12 Mart 2020’de Millî Eğitim Bakanlığı, koronavirüs salgını nedeniyle Türkiye genelinde okulların geçici olarak kapatılacağını ve eğitim öğretime ara verileceğini açıkladı. Karar, bir gün önce Türkiye’de ilk vakanın duyurulmasının ardından alındı ve salgının artık yalnız sağlık sistemiyle sınırlı bir başlık olmadığını, doğrudan günlük hayatı etkileyecek bir aşamaya geçtiğini gösterdi. İlk etapta kısa süreli bir ara olarak açıklanan bu süreç, daha sonra uzaktan eğitim uygulamalarını, EBA üzerinden yürütülen dersleri, sınav takvimlerinde değişiklikleri ve milyonlarca öğrenciyle öğretmenin yeni bir düzene geçmesini beraberinde getirdi. Böylece 12 Mart 2020, Türkiye’de pandeminin soyut bir tehdit olmaktan çıkıp eğitimden çalışma hayatına kadar bütün düzeni değiştiren somut bir kırılma tarihi olarak hafızaya yerleşti.