İsrail’in Refah Sınır Kapısı üzerinden planlanan üçüncü grup hasta tahliyesini askıya almasıyla birlikte, Han Yunus’taki Rehabilitasyon Hastanesi’nden yola çıkan yaralılar ambulanslar içerisinde mahsur kaldı. Yaklaşık iki yıl aradan sonra yeniden açılan kapıda yaşanan bu aksaklık, acil operasyon bekleyen kanser hastaları ve ağır yaralılar için hayati tehlike oluştururken, İsrail makamları ve uluslararası kuruluşlar sorumluluk konusunda birbirini işaret ediyor.
Mayıs 2024’ten bu yana kapalı olan ve 2 Şubat 2026’da kapılarını yeniden açan Refah Sınır Kapısı, açılışının üçüncü gününde büyük bir krize sahne oldu. Filistin Kızılayı, tedavi amacıyla Mısır’a geçmesi planlanan üçüncü grup hasta koordinasyonunun İsrail tarafından iptal edildiğini duyurdu. Bu ani karar, Han Yunus’ta ambulanslara bindirilen ve sınıra doğru hareket etmeye hazırlanan onlarca ağır yaralıyı belirsiz bir bekleyişin içine itti.
Kızılay: “Sayılar Zaten Yok Denecek Kadar Az”
Filistin Kızılayı Sözcüsü Raed Al-Nams, kararı “talihsiz” olarak nitelendirerek Gazze’deki sağlık sisteminin çöküş noktasında olduğunu hatırlattı. Al-Nams, sınır kapısının açılmasından bu yana geçen iki günde sadece 21 kişinin tahliye edilebildiğini belirterek şunları söyledi: “Bu sayılar, binlerce kişilik bekleme listesi karşısında yok hükmündedir. Her gecikme, özellikle ameliyat bekleyenler ve kanser hastaları için bir ölüm fermanı niteliği taşıyor.”
İsrail Cephesi Sorumluluğu DSÖ’ye Attı
İsrail ordusuna bağlı COGAT birimi ise tahliyelerin durdurulmadığını, sorunun Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) kaynaklandığını iddia etti. COGAT tarafından yapılan açıklamada, kapının açık olduğu ancak DSÖ’nün usulüne uygun koordinasyon bilgilerini iletmediği savunuldu. İsrail tarafı, gerekli listelerin ve detayların sunulması halinde geçişlerin sağlanacağını iddia etse de sahadaki durum, ambulans içindeki hastaların kritik sağlık durumları nedeniyle dakikalarla yarıştığını gösteriyor.
