Kocaeli denince akla genelde devasa fabrikalar, bitmek bilmeyen tırlar ve gri bir gökyüzü gelir. Ancak bu sanayi devinin sessizliğe gömülmüş, paslanmış ve doğa tarafından yavaş yavaş geri alınmaya başlanmış bir “gölge dünyası” da var. Şehrin gürültüsünden birkaç kilometre ötede, zamanın durduğu, rüzgarın boş koridorlarda ıslık çaldığı o mekanlar, cesareti olanlar için bambaşka bir Kocaeli anlatıyor. İşte Kocaeli’nin o sisli, paslı ve biraz da tüyler ürperten en meşhur terk edilmiş durakları.
1. Zamanda Asılı Kalmış Bir Dev: Eski SEKA Alanları
Seka Park bugün ne kadar canlı ve neşeliyse, fabrikanın henüz restore edilmemiş, paslı demir yığınları ve devasa boş hangarlarla dolu o eski kısımları bir o kadar ürkütücüdür. Kırık camlardan sızan ışık huzmeleri, yerdeki eski evraklar ve devasa makinelerin gölgeleri değişik bir atmosfer katıyor.
Burası sadece bir bina değil, binlerce insanın emeğinin aniden kesildiği bir mezarlık gibi hissettiriyor. Gece saatlerinde rüzgarın etkisiyle sallanan sac levhaların sesi, sanki içeride hala birileri çalışıyormuş illüzyonunu yaratıyor.
2. 1999 Depreminin Sessiz Şahitleri: Hasarlı ve Terk Edilmiş Binalar
Kocaeli’nin maalesef en gerçek ve hüzünlü “ürkütücü” mekanları, 17 Ağustos depreminden sonra boşaltılan ama bir türlü yıkılamayan binalardır. Gölcük ve Körfez hattında, içindeki eşyalarla öylece bırakılmış dairelere rastlamak mümkün.
Duvarlarda asılı kalmış 1999 takvimleri, çocuk ayakkabıları veya mutfakta duran bir tabak görebilirsiniz. Buradaki ürkütücülük doğaüstü olaylardan değil, yaşanmışlığın bir anda kesilip atılmasından geliyor. Bu binalar, şehrin kolektif hafızasındaki en büyük travmanın somut birer kanıtı gibi sessizce bekliyor.
3. Kandıra Yolu Üzerindeki “Hayalet” Köy Evleri
Kandıra’nın iç kesimlerine doğru ilerlediğinizde, şehre göç nedeniyle tamamen boşalmış eski taş ve ahşap evlere rastlarsınız. Bu evlerin bazıları hakkında yerel halk arasında “ışık göründüğü” veya “sesler geldiği” gibi klasik şehir efsaneleri döner.
Sarmaşıkların pencereleri sardığı, çatısı çökmüş ama ana kapısı hala kilitli evler mevcut. Özellikle Akçakese ve civarındaki bazı terk edilmiş yapıların, eski Rum veya Ermeni yerleşimlerinden kalma olduğu ve “tılsımlı” olduğu iddia edilir. Tabii bunlar genelde karanlıktan korkan zihinlerin uydurmasıdır ama gece vakti orada olsanız siz de aynı şeyi düşünebilirdiniz.
4. Hereke’nin Eski Fabrika Kalıntıları
Hereke sadece halısıyla değil, sanayi tarihinin erken dönemlerinden kalan ve bugün doğaya teslim olmuş yapılarıyla da meşhurdur. Tren hattının yukarısında kalan, ağaçların içinden yükselen o eski taş binalar, Gotik bir korku filmi setini andırır.
Endüstriyel fotoğrafçılık (Urbex) ile ilgileniyorsanız, buradaki paslı doku ve sarmaşıkların mücadelesi eşsizdir. Ama dikkat edin; zeminler beklediğinizden çok daha çürük olabilir.
Maceracılar İçin “Hayatta Kalma” Notları
Kocaeli’nin bu gizli yüzü, aslında şehrin ne kadar hızlı değiştiğinin ve doğanın insan yapımı her şeyi ne kadar çabuk yutabileceğinin bir kanıtı. Paslı bir kapının ardındaki o sessizlik, bazen İzmit çarşısındaki tüm kalabalıktan daha çok şey anlatır.
- Terk edilmiş mekanlara girmek “hayaletler” yüzünden değil, asıl çürük zeminler, paslı çiviler ve sahipsiz hayvanlar yüzünden tehlikelidir. Ayrıca bu alanların birçoğu özel mülk veya koruma altındaki alanlar olabilir.
- Bu tip mekanlarda telefon çekmeyebilir veya başınıza bir kaza gelirse kimseye haber veremeyebilirsiniz.
- Telefon flaşı yetmez. Güçlü bir el feneri hem fotoğraf için hem de güvenliğiniz için şarttır.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.
