Günün Tarihi / 26 Eylül
26 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?
DİL BAYRAMI
26 Eylül, Türkiye’de Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Bunun nedeni 26 Eylül 1932’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün katılımıyla Dolmabahçe Sarayı’nda Birinci Türk Dil Kurultayı’nın toplanmış olması. Dokuz gün süren kurultayın sonunda şair ve yazar Halit Fahri Ozansoy, toplantının açıldığı 26 Eylül’ün “Dil Bayramı” olarak kutlanmasını önerdi; teklif oy birliğiyle kabul edildi. Böylece Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi ve korunması amacıyla başlayan çalışmaların simge tarihi 26 Eylül oldu. 2026’da ilk kurultayın üzerinden 94 yıl geçmiş durumda.
AVRUPA DİLLER GÜNÜ
İlginç bir tesadüfle, Türkçenin Dil Bayramı’yla aynı tarih aynı zamanda Avrupa Diller Günü. Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu öncülüğünde ilk kez 2001’de kutlanan gün, Avrupa’nın dil çeşitliliğini korumayı ve insanları hayatları boyunca yeni diller öğrenmeye teşvik etmeyi amaçlıyor. 2026’daki sloganı ise “Diller birleştirir!” Avrupa Konseyi’ne göre kıtada yalnızca yaygın olarak konuşulan büyük diller değil, daha az konuşulan diller ve göçmen toplulukların dilleri de bu kültürel mirasın parçası.
NÜKLEER SİLAHLARIN TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ULUSLARARASI GÜN
Birleşmiş Milletler, 2013 yılında aldığı kararla 26 Eylül’ü nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması hedefinin hatırlatıldığı uluslararası gün ilan etti. BM’nin 2026 mesajında dünyada hâlâ 12 binden fazla nükleer silah bulunduğuna dikkat çekiliyor. Günün amacı, nükleer silahsızlanmayı uluslararası gündemde tutmak ve kamuoyunun nükleer silahların yol açabileceği sonuçlar konusunda bilinçlenmesini sağlamak.
DÜNYA ÇEVRE SAĞLIĞI GÜNÜ
26 Eylül aynı zamanda Dünya Çevre Sağlığı Günü. Uluslararası Çevre Sağlığı Federasyonu tarafından 2011’de başlatılan gün; soluduğumuz havadan içtiğimiz suya, kimyasallardan çalışma ortamlarına kadar çevrenin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. 2026 temasının Türkçedeki yaklaşık karşılığı “Toplumları korumak için bilimin yanında duran çevre sağlığı”. Sanayiyle iç içe yaşayan Kocaeli açısından da oldukça anlamlı bir başlık.
DÜNYA DOĞUM KONTROLÜ GÜNÜ
2007’den bu yana 26 Eylül’de kutlanan Dünya Doğum Kontrolü Günü, insanların gebelikten korunma yöntemleri hakkında doğru bilgiye ulaşabilmesi ve çocuk sahibi olup olmama, ne zaman ve kaç çocuk sahibi olacağı konusunda bilinçli karar verebilmesi amacıyla düzenleniyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu da doğum kontrolüne erişimi üreme sağlığının ve aile planlamasının temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor.
26 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ
Bunların resmî uluslararası günler olmadığını yine hatırlatalım. Büyük bölümü ABD’de ortaya çıkmış, takvim siteleri ve sosyal medya sayesinde yayılmış eğlenceli özel günler.
DUMPLING GÜNÜ
Mantıdan Çin jiaozi’sine, Japon gyoza’sından Polonya pierogi’sine kadar içine bir şeyler doldurulup kapatılan hamur işlerinin de günü var. National Dumpling Day, ABD’de bir gıda şirketinin girişimiyle 2015’te ortaya çıktı ve her yıl 26 Eylül’de kutlanıyor. Biz işi millîleştirip “Mantının da bugün bayramı var” diyebiliriz.
DAHA İYİ KAHVALTI GÜNÜ
“Kahvaltının da kötüsü mü olur?” demeyin. ABD’de 26 Eylül, Better Breakfast Day, yani “Daha İyi Kahvaltı Günü” olarak geçiyor. Günün fikri, sabaha yalnızca kahveyle ya da apar topar yenmiş bir şeyle başlamak yerine daha dengeli bir kahvaltı yapmak. Türk kahvaltısı düşünüldüğünde bu konuda Amerikalılardan öğrenecek fazla bir şeyimiz olup olmadığı tartışılır.
AŞK NOTU GÜNÜ
WhatsApp mesajlarının ve emojilerin hüküm sürdüğü çağda biraz eski moda kalmış olabilir ama 26 Eylül aynı zamanda Love Note Day, yani “Aşk Notu Günü.” Amaç sevdiğiniz birine telefon ekranından değil, mümkünse kalem ve kâğıtla birkaç güzel cümle bırakmak. Günün kimin tarafından ortaya çıkarıldığı bilinmiyor; belli ki birileri aşk mektubu yazma alışkanlığının tamamen kaybolmasına gönlü razı olmamış.
JOHNNY APPLESEED GÜNÜ
Bu biraz tuhaf görünse de arkasında gerçek bir insan var. 26 Eylül 1774’te doğan John Chapman, 19. yüzyılın başlarında Amerika’nın geniş bir bölümünü dolaşıp elma fidanlıkları kurduğu için Johnny Appleseed – Elma Tohumcu Johnny adıyla halk kahramanına dönüştü. Söylencelerde neredeyse elinde tohum torbasıyla bütün ülkeyi dolaşıp geçtiği her yere elma ağacı diken masalsı bir karaktere dönüştürülen Chapman’ın doğum günü, bugün hâlâ “Johnny Appleseed Günü” olarak anılıyor.
26 EYLÜL’DE NELER OLDU?
1371 – OSMANLILARIN BALKANLAR’DAKİ İLERLEYİŞİNİN ÖNÜNÜ AÇAN ÇİRMEN SAVAŞI YAPILDI
Osmanlı kuvvetleri, 26 Eylül 1371’de Meriç Nehri kıyısındaki Çirmen yakınlarında, Sırp Kralı Vukaşin Mrnyavçeviç ile kardeşi Despot Ugljeşa’nın ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Her iki Sırp hükümdarının da öldüğü savaş, Osmanlıların Batı Trakya ve Makedonya’ya doğru ilerleyişinde önemli bir dönüm noktası oldu. Türk tarih yazımında zaman zaman “Sırpsındığı” adıyla da ilişkilendirilen savaşın ardından Balkanlar’daki güç dengesi Osmanlılar lehine belirgin biçimde değişmeye başladı.
1580 – FRANCIS DRAKE DÜNYA ÇEVRESİNDEKİ YOLCULUĞUNU TAMAMLADI
İngiliz denizci Francis Drake, Golden Hind adlı gemisiyle yaklaşık üç yıl süren yolculuğunun ardından İngiltere’nin Plymouth limanına döndü. 1577’de başlayan sefer sırasında Atlas Okyanusu’nu geçen, Güney Amerika’nın ucundan Pasifik’e ulaşan ve yol boyunca İspanyol gemileriyle yerleşimlerine saldırılar düzenleyen Drake, 26 Eylül 1580’de İngiltere’ye vardığında dünyanın çevresini dolaşmayı tamamlamıştı. Sefer, keşif tarihinin olduğu kadar İngiltere ile İspanya arasındaki deniz rekabetinin de simge olaylarından birine dönüştü. Drake ertesi yıl Kraliçe I. Elizabeth tarafından şövalye ilan edildi.
1687 – PARTHENON, VENEDİK BOMBARDIMANINDA AĞIR YIKIMA UĞRADI
Antik dünyanın günümüze ulaşan en ünlü yapılarından Atina’daki Parthenon, Osmanlı-Venedik savaşları sırasında bugünkü harap görünümünü büyük ölçüde belirleyen felaketi yaşadı. Atina’yı kuşatan Venedik kuvvetlerinin 26 Eylül’de Akropolis’e açtığı ateş sırasında bir top mermisi, Osmanlı garnizonunun barut deposu olarak kullandığı Parthenon’a isabet etti. Meydana gelen büyük patlama yapının orta bölümünü, çatısının önemli kısmını, sütunlarını ve çok sayıda antik heykel ile kabartmayı yok etti. Yaklaşık iki bin yıllık yapının tarihinde en büyük yıkımlardan biri böyle gerçekleşti.
1905 – EINSTEIN’IN ÖZEL GÖRELİLİK MAKALESİ YAYIMLANDI
Henüz 26 yaşında, İsviçre Patent Ofisi’nde çalışan Albert Einstein’ın, fiziğin temel kavramlarından uzay ve zamana bakışımızı değiştiren “Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği Üzerine” adlı makalesi Annalen der Physik dergisinde yayımlandı. Einstein bu çalışmada bugün özel görelilik teorisi olarak bildiğimiz yaklaşımın temelini ortaya koydu; ışık hızının gözlemcinin hareketinden bağımsız olduğu ve fizik yasalarının sabit hızla hareket eden gözlemciler için aynı olduğu düşüncesinden yola çıktı. İlginç bir ayrıntı: Ünlü E=mc² bağıntısını doğuran kütle-enerji ilişkisini ele aldığı kısa devam makalesi ise ertesi gün dergiye ulaştı.
1907 – YENİ ZELANDA, BRİTANYA İMPARATORLUĞU İÇİNDE DOMİNYON STATÜSÜNE GEÇTİ
26 Eylül 1907’de Başbakan Joseph Ward, Wellington’daki parlamento binasının önünde Kral VII. Edward’ın ilanını okuyarak Yeni Zelanda’nın artık bir “koloni” değil, Yeni Zelanda Dominyonu olduğunu duyurdu. Ancak bu, ülkenin İngiltere’den bağımsızlığını ilan ettiği anlamına gelmiyordu; statü değişikliğinin başlangıçta hukuki ve siyasi açıdan çok az pratik etkisi vardı. Yeni Zelanda’nın tam egemenliğe ulaşması daha uzun bir sürecin sonunda gerçekleşti.
1918 – I. DÜNYA SAVAŞI’NIN EN BÜYÜK AMERİKAN TAARRUZU BAŞLADI
- Dünya Savaşı’nın son haftalarında Amerikan ve Fransız kuvvetleri, Alman hatlarına karşı Meuse-Argonne Taarruzu’nu başlattı. 26 Eylül sabahı başlayan harekâta savaş boyunca 1,2 milyondan fazla Amerikan askeri katıldı. Çatışmalar 47 gün boyunca, 11 Kasım’daki ateşkese kadar sürdü; 26 binden fazla Amerikan askeri öldü, yaklaşık 100 bini yaralandı. Meuse-Argonne, Amerikan ordusunun o tarihe kadarki en büyük askerî harekâtlarından biri olurken Almanya’nın Batı Cephesi’ndeki savunmasının çöküşünü hızlandıran Müttefik taarruzlarının önemli parçalarından biri oldu.
1922 – ÇANAKKALE KRİZİNDE TÜRKİYE İLE BRİTANYA ARASINDA GERİLİM TIRMANDI
Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusunun Çanakkale Boğazı yönünde ilerlemesi Türkiye ile Britanya’yı karşı karşıya getiren Çanakkale Krizi’nin en kritik günlerinden birini yaşattı. İngiliz kuvvetlerinin komutanı General Charles Harington, 26 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği telgrafta Türk birliklerinin İngilizlerin “tarafsız bölge” saydığı Erenköy ve Biga’nın batısından çekilmesini istedi. Mustafa Kemal Paşa ise TBMM Hükümeti’nin böyle bir tarafsız bölge üzerinde anlaşmadığını bildirdi. Görüşmelerin ardından Türk süvarilerinin ileri hareketi ertesi gün durduruldu; diplomatik trafik birkaç gün sonra Mudanya Mütarekesi görüşmelerine uzandı.
1930 – AHALİ CUMHURİYET FIRKASI KURULDU
Adana’da, eski milletvekili ve İstiklâl Mahkemesi başkanlarından Abdülkadir Kemali Öğütçü tarafından Ahali Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Parti, Cumhuriyet Halk Fırkası ile Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı da eleştiren bir muhalefet çizgisi benimsiyor; özellikle çiftçi ve köylünün ekonomik durumunun iyileştirilmesini, tarımsal üretimin desteklenmesini ve Ziraat Bankası’nın bu amaç doğrultusunda yeniden düzenlenmesini savunuyordu. Ancak ömrü çok kısa sürdü ve aynı yılın aralık ayında kapandı.
1932 – BİRİNCİ TÜRK DİLİ KURULTAYI TOPLANDI
Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Birinci Türk Dili Kurultayı, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda toplandı. Yaklaşık üç bin kişinin izlediği ve dokuz gün süren kurultayda Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi ve yabancı dillerin etkisinden arındırılması için yapılacak çalışmalar ele alındı. Atatürk de kurultayın bütün oturumlarına katıldı. Kurultayın son gününde şair ve yazar Halit Fahri Ozansoy, toplantının açıldığı 26 Eylül’ün her yıl “Dil Bayramı” olarak kutlanmasını önerdi; öneri oy birliğiyle kabul edildi. Böylece 26 Eylül, Türkçenin bayramı olarak takvimdeki yerini aldı.
1934 – EFSANEVİ YOLCU GEMİSİ “QUEEN MARY” DENİZE İNDİRİLDİ
- yüzyılın en ünlü yolcu gemilerinden RMS Queen Mary, İskoçya’nın Clydebank kentindeki John Brown tersanesinde denize indirildi. Büyük Buhran nedeniyle inşası bir süre durdurulan dev gemi, tamamlandığında Britanya’nın denizcilik gücünün ve Atlantik yolculuklarının simgelerinden birine dönüştü. Queen Mary, 1936’da Southampton-New York hattında seferlere başladı; II. Dünya Savaşı sırasında ise asker taşımak için kullanıldı. 1967’de hizmetten çekilen gemi bugün California’nın Long Beach kentinde otel ve müze olarak yaşamını sürdürüyor.
1941 – II. DÜNYA SAVAŞI’NDA KİEV MUHAREBESİ SONA ERDİ
- Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliği’ni işgal etmek amacıyla başlattığı Barbarossa Harekâtı’nın en büyük çatışmalarından Kiev Muharebesi, 26 Eylül’de Alman zaferiyle sona erdi. Alman ordusu Kiev çevresindeki Sovyet birliklerini büyük ölçüde kuşatarak yüz binlerce Kızıl Ordu askerini esir aldı; Sovyet Güneybatı Cephesi ağır kayıplar verdi. Askerî tarihin en büyük kuşatma harekâtlarından biri kabul edilen savaş, Almanya için büyük bir taktik başarıydı; ancak Alman ordusunun Moskova yönündeki ilerleyişini geciktirmesinin savaşın sonraki seyri açısından önemli sonuçları oldu.
1947 – BRİTANYA, FİLİSTİN’DEN ÇEKİLMEYE HAZIRLANDIĞINI AÇIKLADI
Filistin’de yaklaşık çeyrek asırdır süren İngiliz manda yönetiminin sonuna giden süreç hızlandı. Birleşik Krallık’ın Sömürgeler Bakanı Arthur Creech Jones, Birleşmiş Milletler’de yaptığı açıklamada, İngiliz hükümetinin Araplar ile Yahudiler tarafından kabul edilmeyen bir çözümü silah zoruyla uygulamayacağını bildirdi. Tarafların üzerinde anlaşacağı bir çözüm bulunmaması durumunda ise İngiliz askerlerinin ve manda yönetiminin Filistin’den erken çekilmesi için hazırlıklara başlanacağını açıkladı. Süreç birkaç ay sonra BM’nin Filistin’i Arap ve Yahudi devletleri olarak bölmeyi öngören planının kabul edilmesine, 1948’de İngiliz mandasının sona ermesine ve bölgede yeni bir savaşın başlamasına kadar uzanacaktı.
1954 – JAPONYA’DA TŌYA MARU FERİBOTU BATTI, BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜ
Japonya’nın Hokkaido ile Honshu adaları arasında sefer yapan Tōya Maru feribotu, Marie Tayfunu sırasında Tsugaru Boğazı’nda alabora oldu. Japon Ulusal Demiryolları’nın işlettiği gemide yaklaşık 1.150 kişi hayatını kaybetti. Aynı tayfunda başka feribotlar da battı. Felaket, Japonya’nın en ağır deniz kazalarından biri olarak tarihe geçti ve Honshu ile Hokkaido’yu denizin altından birbirine bağlayan Seikan Tüneli’nin yapılması yönündeki kamuoyu baskısını önemli ölçüde artırdı.
1957 – “WEST SIDE STORY” BROADWAY’DE İLK KEZ SAHNELENDİ
Müzikal tarihinin en etkili eserlerinden West Side Story / Batı Yakasının Hikayesi, New York’taki Winter Garden Theatre’da Broadway seyircisinin karşısına çıktı. William Shakespeare’in Romeo ve Juliet hikâyesini 1950’lerin New York’una taşıyan eserin müziklerini Leonard Bernstein, şarkı sözlerini Stephen Sondheim yazdı; Jerome Robbins yönetmenlik ve koreografiyi üstlendi. Göçmenlik, çete şiddeti, ırkçılık ve gençlik çatışması gibi dönemi için alışılmadık derecede sert meseleleri müzikal sahnesine taşıyan yapım, Broadway tiyatrosunun yönünü değiştiren eserlerden biri kabul ediliyor.
1960 – KENNEDY İLE NIXON TELEVİZYONDA KARŞI KARŞIYA GELDİ
ABD başkanlık seçimleri yalnız siyaset tarihinin değil, televizyon tarihinin de dönüm noktalarından birine sahne oldu. Demokrat aday John F. Kennedy ile Cumhuriyetçi aday ve Başkan Yardımcısı Richard Nixon, Chicago’daki CBS stüdyolarında canlı yayımlanan tartışmada karşı karşıya geldi. Yaklaşık 70 milyon Amerikalının izlediği program, başkan adaylarının bizzat katıldığı ilk canlı televizyon tartışması olarak tarihe geçti. 1956’da adayların temsilcileri televizyonda tartışmıştı; ancak Kennedy-Nixon buluşması, görüntünün ve televizyon performansının modern seçim kampanyalarındaki önemini açık biçimde ortaya koyan ilk büyük örnek oldu.
1962 – YEMEN’DE MONARŞİ DEVRİLDİ, CUMHURİYET İLAN EDİLDİ
Yemen ordusundaki bir grup subay, İmam Muhammed el-Bedir yönetimini devirerek monarşinin sona erdiğini ve Yemen Arap Cumhuriyeti’nin kurulduğunu açıkladı. 26 Eylül Devrimi, Kuzey Yemen’de yüzyıllardır devam eden imamet yönetimini sona erdirdi ancak ülkeye hemen istikrar getirmedi. Cumhuriyetçilerin Mısır, monarşi yanlılarının ise başta Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki çeşitli güçlerden destek aldığı uzun bir iç savaş dönemi başladı. 26 Eylül, Yemen’in modern siyasi tarihindeki temel dönüm noktalarından biri olarak hâlâ anılıyor.
1969 – THE BEATLES’IN “ABBEY ROAD” ALBÜMÜ YAYIMLANDI
The Beatles’ın rock tarihinin en ünlü albümlerinden “Abbey Road”, 26 Eylül’de yayımlandı. Grubun birlikte kaydettiği son stüdyo albümü olan Abbey Road, Beatles’ın yayımlanan son albümü değildi; daha önce büyük ölçüde kaydedilmiş olan Let It Be 1970’te piyasaya çıktı. Albümün kapağında grup adı ya da albüm adı bile bulunmuyordu; dört Beatles üyesinin Londra’daki Abbey Road stüdyolarının önündeki yaya geçidinden yürürken çekilmiş fotoğrafı yeterli olmuştu. O fotoğraf zamanla popüler kültür tarihinin en çok taklit edilen görüntülerinden birine dönüştü.
1978 – ABD’NİN TÜRKİYE’YE UYGULADIĞI SİLAH AMBARGOSU KALDIRILDI
ABD Başkanı Jimmy Carter, Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun sona ermesini sağlayan yasayı imzaladı. Ambargo, Türkiye’nin 1974’teki Kıbrıs Harekâtı’nın ardından ABD Kongresi’nin kararıyla Şubat 1975’te yürürlüğe girmiş ve Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir krize yol açmıştı. 1978 yazında önce Senato, ardından Temsilciler Meclisi ambargonun kaldırılması yönünde oy kullandı. Carter’ın 26 Eylül’de Uluslararası Güvenlik Yardımı Yasası’nı imzalaması ve başkanlık kararını yayımlamasıyla ambargo hukuken sona erdi. Kararın ardından Türkiye de daha önce faaliyetlerini durdurduğu bazı Amerikan askerî tesislerinin yeniden kullanılmasına izin verdi.
1983 – SOVYET ERKEN UYARI SİSTEMİ YANLIŞLIKLA NÜKLEER SALDIRI ALARMI VERDİ
Soğuk Savaş’ın en ürkütücü gecelerinden biri yaşandı. Sovyetler Birliği’nin Oko nükleer erken uyarı sistemi, ABD’den Sovyet topraklarına doğru beş kıtalararası füze fırlatıldığını bildirdi. O gece komuta merkezinde nöbetçi olan Yarbay Stanislav Petrov, sistemin gösterdiği saldırının gerçek olmadığı sonucuna vardı ve alarmı üst komutaya gerçek bir Amerikan füze saldırısı olarak bildirmedi. Daha sonra sistemin gerçekten hata yaptığı ortaya çıktı. Petrov yıllar sonra “dünyayı nükleer savaştan kurtaran adam” diye anılacaktı; bu tanımlama olası sonuçlara ilişkin bir varsayıma dayansa da verdiği kararın son derece kritik olduğu tartışmasızdı.
1984 – HONG KONG’UN ÇİN’E DEVRİNİN YOLU AÇILDI
Çin ile Birleşik Krallık, Hong Kong’un geleceği konusunda iki yıl süren görüşmelerin ardından hazırlanan Çin-İngiliz Ortak Bildirisi’ni parafe etti. Anlaşmaya göre Birleşik Krallık’ın yönetimindeki Hong Kong, 1 Temmuz 1997’de Çin egemenliğine geçecek, Çin ise bölgenin mevcut ekonomik ve toplumsal düzeninin korunmasını öngören özel bir yönetim modeli uygulayacaktı. 26 Eylül’de parafe edilen metin, 19 Aralık 1984’te Pekin’de İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile Çin Başbakanı Zhao Ziyang tarafından resmen imzalandı.
1988 – BEN JOHNSON DOPİNG SKANDALI OLİMPİYATLARI SARSTI
Seul Olimpiyatları’nda iki gün önce erkekler 100 metre finalini 9,79 saniyelik dünya rekoruyla kazanan Kanadalı sprinter Ben Johnson’ın doping testinde yasaklı anabolik steroid stanozolol bulunduğu ortaya çıktı. Haber 26 Eylül’de dünya spor kamuoyuna bomba gibi düştü. IOC sürecin tamamlanmasının ardından ertesi gün Johnson’ı diskalifiye etti; altın madalyası ve rekoru elinden alındı. Johnson olayı, elit sporda performans artırıcı maddelerin kullanımına ilişkin tartışmaları dünya gündeminin merkezine taşıyan ve Olimpiyat tarihinin en ses getiren doping skandallarından birine dönüştü.
1990 – MİT ESKİ MÜSTEŞAR YARDIMCISI HİRAM ABAS ÖLDÜRÜLDÜ
Türkiye’nin yakın dönem istihbarat tarihinin önemli isimlerinden, MİT eski Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas, İstanbul Kadıköy’de evinden işine giderken uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. Otomobili Mahur Sokak’ta yavaşladığı sırada iki saldırganın ateş açtığı Abas, 58 yaşındaydı. Uzun yıllar MİT’te çeşitli görevlerde bulunan ve 1988’de teşkilattan ayrılan Abas’a yönelik suikastı Devrimci Sol (Dev-Sol) üstlendi. Cinayet, 1990’lı yıllara girerken Türkiye’de yaşanan siyasi suikastlar zincirinin en ses getiren olaylarından biri oldu.
1991 – SEKİZ KİŞİ İKİ YILLIĞINA “BIOSPHERE 2”NİN İÇİNE KAPANDI
Dört kadın ve dört erkek, Arizona çölündeki dev cam yapı Biosphere 2’ye girerek dış dünyadan olabildiğince bağımsız yaşayacakları iki yıllık sıra dışı deneye başladı. Yaklaşık üç dönümlük kapalı dünyada yağmur ormanı, çöl, bataklık, okyanus ve tarım alanları bulunuyor; ekip kendi yiyeceğini yetiştiriyor, suyu ve atıkları geri dönüştürmeye çalışıyordu. Ancak oksijen seviyesinin düşmesi, ürün kayıpları, açlık ve ekip içindeki gerilimler deneyin en çok konuşulan yanları oldu. Sekiz kişi iki yılı tamamladı ama dışarıdan oksijen ve bazı malzemelerin sağlandığının ortaya çıkması projenin bilimsel niteliği konusunda büyük tartışma yarattı.
1996 – SHANNON LUCID 188 GÜNLÜK UZAY YOLCULUĞUNUN ARDINDAN DÜNYA’YA DÖNDÜ
Amerikalı astronot Shannon Lucid, Rusya’nın Mir Uzay İstasyonu’nda geçirdiği uzun görevin ardından Atlantis uzay mekiğiyle Dünya’ya döndü. Lucid toplam 188 gün uzayda kalarak o tarihte hem bir Amerikalının tek görevde uzayda kalma rekorunu hem de kadınlar dünya rekorunu kırdı. NASA’nın ilk kadın astronotlarından olan Lucid, aynı yıl Kongre Uzay Onur Madalyası’nı alan ilk kadın oldu.
2002 – “LE JOOLA” FERİBOTU BATTI, 1.863 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Senegal’in güneyindeki Ziguinchor’dan başkent Dakar’a giden Le Joola feribotu, Gambiya açıklarında alabora olarak battı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kayıtlarına göre gemide bulunan 1.928 yolcu ve mürettebattan 1.863’ü hayatını kaybetti ya da kayıp ilan edildi; yalnızca 65 kişi kurtuldu. Facia, modern tarihin en ağır sivil deniz kazalarından biri oldu. Geminin taşıma kapasitesinin çok üzerinde yolcuyla seyretmesi ve kurtarma çalışmalarının gecikmesi, felaketin ardından Senegal’de yıllarca süren sorumluluk ve adalet tartışmalarına yol açtı.
2005 – IRA SİLAHLARINI TAMAMEN BIRAKTI
Kuzey İrlanda’da onlarca yıl süren çatışmaların en önemli dönüm noktalarından biri yaşandı. Bağımsız Silahsızlanma Komisyonu Başkanı General John de Chastelain, Geçici IRA’nın elindeki bütün silahların kullanım dışı bırakıldığını açıkladı. IRA iki ay önce silahlı mücadelesini sona erdirdiğini duyurmuştu. 26 Eylül’de gelen doğrulama, Kuzey İrlanda barış sürecinin kalıcı hale gelmesindeki kritik aşamalardan biri oldu.
2014 – MEKSİKA’DA 43 ÖĞRENCİ KAYBOLDU
Meksika’nın Guerrero eyaletindeki Iguala kentinde, Ayotzinapa’daki Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu öğrencilerine yönelik saldırıların ardından 43 öğrenci zorla kaybedildi. Öğrenciler, başkentte düzenlenecek bir gösteriye katılmak amacıyla otobüslerle yola çıkmıştı. 26 Eylül gecesi polis ve silahlı grupların saldırısına uğrayan öğrencilerden 43’ü bir daha evlerine dönemedi; gece boyunca yaşanan şiddet olaylarında 6 kişi öldü, en az 40 kişi de yaralandı. Olay, Meksika’da büyük protestolara yol açtı ve ülkenin yakın tarihindeki en büyük insan hakları skandallarından birine dönüştü. Meksika hükümetinin daha sonra kurduğu Hakikat Komisyonu, öğrencilerin kaybedilmesini, organize suç örgütü üyeleriyle çeşitli devlet kurumlarından görevlilerin rol aldığı bir “devlet suçu” olarak nitelendirdi.
2019 – SİLİVRİ AÇIKLARINDA 5,8 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM MEYDANA GELDİ
Saat 13.59’da Marmara Denizi’nde, Silivri açıklarında 5,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İstanbul’da büyük paniğe yol açan deprem Tekirdağ, Yalova, Kocaeli, Bursa ve Kırklareli’de de hissedildi. AFAD merkez üssünün Silivri’ye yaklaşık 22 kilometre uzaklıkta ve depremin yaklaşık 7 kilometre derinlikte olduğunu açıkladı. Bilimsel çalışmalarda 26 Eylül Silivri depremi, 1999 Kocaeli ve Düzce depremleri ile artçılarından sonra Marmara bölgesini etkileyen en büyük deprem olarak değerlendirildi. Deprem, beklenen büyük Marmara depremi tartışmalarını da yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
2022 – İNSANLIK İLK KEZ BİR GÖK CİSMİNİN HAREKETİNİ BİLEREK DEĞİŞTİRDİ
Bilimkurgu gibi görünen bir fikir gerçek oldu. NASA’nın DART uzay aracı, Dünya’dan yaklaşık 11 milyon kilometre uzaktaki Dimorphos asteroidine saatte yaklaşık 24 bin kilometre hızla çarptı. Amaç asteroidi yok etmek değil, bir uzay aracının çarpmasıyla yörüngesinin değiştirilebileceğini göstermekti. Deney başarılı oldu: Dimorphos’un ana asteroidi Didymos çevresindeki dönüş süresi yaklaşık 32 dakika kısaldı. Böylece insanlık ilk kez bir gök cisminin hareketini bilinçli olarak değiştirmiş ve olası bir asteroid tehdidine karşı uygulanabilecek gezegen savunma yöntemini gerçek ortamda test etmiş oldu.
KOCAELİ TARİHİNDE 26 EYLÜL
1862 – SULTAN ABDÜLAZİZ’İN İZMİT SEYAHATİ BAŞLADI
Sultan Abdülaziz, beraberindeki kalabalık devlet heyetiyle 26 Eylül 1862’de dört gün sürecek üçüncü ve son İzmit seyahatine çıktı. Kafilede oğlu Yusuf İzzeddin Efendi’nin yanı sıra geleceğin padişahları Murad, Abdülhamid ve Reşad ile Sadrazam Fuad Paşa, Hariciye Nazırı Âli Paşa ve dönemin önde gelen devlet adamları bulunuyordu. Gezinin en önemli olaylarından biri, İzmit Tersanesi’nde yapımı tamamlanan Rehber-i Nusret adlı firkateynin denize indirilmesi oldu. Ziyaret, 19. yüzyılda İzmit’in hem tersanesi hem de limanıyla Osmanlı yönetimi açısından taşıdığı stratejik önemi gösteren dikkat çekici olaylardan biriydi.
1920 – İNGİLİZLER KOCAELİ’DEKİ İŞGAL SAHASINI YUNAN KUVVETLERİNE BIRAKMAYA BAŞLADI
Millî Mücadele yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya insan ve silah sevkiyatının önemli güzergâhlarından biri olan Kocaeli, işgal kuvvetleri açısından da stratejik önem taşıyordu. İzmit’i 26 Nisan 1920’de resmen işgal eden İngiliz kuvvetleri, 26 Eylül’den itibaren bölgedeki işgal sahasını Yunan kuvvetlerine bırakmaya başladı. Böylece Kocaeli’de işgalin yeni ve daha kanlı bir dönemi açıldı. Yunan kuvvetleri bölgede 1921 yazına kadar kaldı; İzmit ise 28 Haziran 1921’de yeniden Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçti.
1934 – YARIMCA, GEBZE’DEN AYRILARAK MERKEZ İLÇEYE BAĞLANDI
Bugünkü Körfez ilçesinin oluşumuna giden idari süreçte önemli bir değişiklik yaşandı. Yarımca Köyü, 26 Eylül 1934’te Gebze ilçesinden ayrılarak Kocaeli’nin Merkez ilçesine bağlandı. Yarımca’da 1964’te belediye teşkilatı kurulacak; sonraki yıllarda Tütünçiftliği ve Kirazlıyalı’nın da katılmasıyla bölge hızla büyüyecekti. 1987’de kurulan bugünkü Körfez ilçesinin merkezi de büyük ölçüde bu yerleşimlerin birleşmesiyle şekillendi. Bir zamanların küçük kıyı köyü Yarımca, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında sanayileşmeyle birlikte Kocaeli’nin en hızlı değişen bölgelerinden birine dönüştü.
1945 – İZMİT LİSESİ AÇILDI
Kocaeli’nin eğitim tarihinde önemli bir adım atıldı ve İzmit Lisesi 26 Eylül 1945’te açıldı. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, bir ay kadar önce İzmit’e yaptığı ziyarette lise açılacağını müjdelemişti. İlk öğrencilerini Gazi Ortaokulu binasında kabul eden okul için yeni bina yapımına 1947’de başlandı ve bina 11 Nisan 1949’da törenle hizmete girdi. İzmit’te uzun süredir gündemde olan lise ihtiyacı böylece karşılanmış oldu.
1997 – OSMAN HAMDİ BEY EVİ VE MÜZESİ ZİYARETE AÇILDI
Türk resminin ve müzeciliğinin öncü isimlerinden Osman Hamdi Bey’in Gebze Eskihisar’daki evi, iki yıl süren onarım çalışmalarının ardından 26 Eylül 1997’de törenle müze olarak ziyarete açıldı. Osman Hamdi Bey’in 1890’lı yıllarda yaptırdığı ve uzun yıllar yazlarını geçirdiği evde bir de resim atölyesi bulunuyordu. Sanatçının ölümünden sonra el değiştiren yapı, I. Dünya Savaşı sırasında karargâh komutanının kullanımına verildi; atölyesinin ikinci katı 1945’te çıkan yangında zarar gördü. Daha sonra kamulaştırılıp restore edilen yapı, Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi olarak Kocaeli’nin en önemli kültür miraslarından birine dönüştü.
2014 – BUGÜNKÜ TURKA KOCAELİ STADYUMU’NUN TEMELİ ATILDI
Kocaelispor’un bugün maçlarını oynadığı, günümüzde TURKA Kocaeli Stadyumu adını taşıyan yeni stadın temeli Alikahya’da 26 Eylül 2014’te atıldı. İnşaat çalışmalarına aslında Ağustos 2013’te başlanmıştı; temel atma töreni ise bir yıl sonra gerçekleştirildi. Stadyumun ilk resmî maçı 1 Eylül 2018’de Kocaelispor ile Fatsa Belediyespor arasında oynandı. Yıllar boyunca Kocaelispor’la özdeşleşen İsmetpaşa Stadyumu’nun yerini alan tesis, bugün kentin en önemli spor yapılarından biri. 2025’te yapılan isim sponsorluğu anlaşmasının ardından stadın adı TURKA Kocaeli Stadyumu olarak kullanılmaya başlandı.
26 EYLÜL’DE GAZETELERDE KOCAELİ
VAPURLAR, YENİ RIHTIM, DÖRT KAT PAHALI ODUN VE FABRİKALARIN İŞ İLANLARI
Eski gazetelerde bir şehrin tarihini bazen büyük manşetlerden çok küçük haberler ve ilanlar anlatıyor. 26 Eylül tarihli gazetelerde Kocaeli’yi aradığımızda da karşımıza savaşlar ya da büyük törenlerden çok, İstanbul’a gidip gelen vapurlar, yapılmak istenen sahil, kış gelmeden dört katına çıkan odun fiyatları ve fabrikaların iş ilanları çıkıyor. Yan yana getirildiğinde bütün bunlar, İzmit’in bir kıyı kentinden sanayi kentine doğru nasıl değiştiğinin küçük bir panoramasını oluşturuyor.
1934 – İSTANBUL’DAN İZMİT’E HAFTADA DÖRT GÜN VAPUR
Cumhuriyet gazetesinin 26 Eylül 1934 tarihli sayfasındaki küçücük bir vapur ilanı, bugün karayoluyla özdeşleştirdiğimiz İstanbul-İzmit ulaşımının başka bir dönemini hatırlatıyor. “İzmit Yolu” başlığı altında verilen tarifeye göre vapur, cuma, pazar, salı ve çarşamba günleri saat 09.00’da Tophane Rıhtımı’ndan kalkıyordu. Yani İstanbul ile İzmit arasında haftada dört gün düzenli deniz bağlantısı vardı. Körfez, gündelik hayatın gerçek ulaşım yollarından biriydi.
1937 – İZMİT SAHİLİNİ DEĞİŞTİRECEK RIHTIM, KIŞ GELMEDEN BAŞLAYAN ODUN KRİZİ
Üç yıl sonra, 26 Eylül 1937 tarihli Ulus, İzmit Belediyesi’nin şehrin sahilini boydan boya değiştirecek bir rıhtım inşaatına başladığını haber veriyordu. O tarihe kadar İzmitlilerin denize ulaşabildiği düzenlenmiş kıyının yalnızca yaklaşık yüz metre olduğu belirtiliyor; yeni rıhtımla şehrin bütünüyle Körfez’e açılması hedefleniyordu. Aynı imar hamlesinin bir parçası olarak Kozluk’taki yangın alanları da ünlü şehir plancısı Hermann Jansen’in hazırladığı plana göre parsellenip modern bir mahalleye dönüştürülmek isteniyordu. Rıhtım projesinin ilk etabı yıllar sonra, 1941’de tamamlanacaktı.
Ama aynı gün yayımlanan Tan gazetesi, modernleşme hayallerinin hemen yanı başındaki çok daha gündelik bir derdi anlatıyordu: Kışlık yakacak. Gazeteye göre önceki yıllarda bu mevsimde İzmit’e günde 300-500, hatta daha fazla araba odun gelirken sayı 3-5 arabaya kadar düşmüş, odun fiyatları da dört katına çıkmıştı. Haber, durumun sürmesi halinde yalnız yoksulların değil orta halli ailelerin de kışın odun ve kömür almakta zorlanacağı uyarısını yapıyordu. Aynı günün iki gazetesi, 1937 İzmit’ini garip bir açıklıkla gösteriyor: Bir tarafta geleceğin modern sahil kentini kurma hayali, diğer tarafta yaklaşan kışta sobayı nasıl yakacağını düşünen insanlar.
1945 – SEKA “DAKTİLO” ARIYORDU
Cumhuriyet’in 26 Eylül 1945 tarihli sayfasında “DAKTİLO ALINACAK” başlıklı bir ilan var. Bugünün okuyucusu ilk anda SEKA’nın yeni bir daktilo makinesi satın alacağını düşünebilir; o yılların dilinde “daktilo”, makineyi kullanan daktilograf, yani yazı işleri personeli anlamında da kullanılıyordu. Sümerbank Selüloz Sanayii Müessesesi, İzmit’teki çeşitli servislerinde çalıştırılmak üzere sınavla personel arıyordu. Başarı derecesine göre aylık 85 ile 140 lira ücretin yanı sıra pahalılık zammı, aynî yardım, çocuk yardımı, prim ve ikramiye gibi haklar da ilan ediliyordu. Bu küçücük iş ilanı, SEKA’nın yalnız üretim yapan bir fabrika değil, büroları ve beyaz yakalı çalışanlarıyla giderek büyüyen başlı başına bir kurum olduğunu da gösteriyor.
1951 – GÖÇMENLER İÇİN BAHÇECİK VE İZMİT’TE YENİ EVLER
Yerel Türk Yolu gazetesinin 26 Eylül 1951 tarihli sayısında, Kocaeli’ye gelen göçmenlerin barınma sorunu gündemdeydi. Derince’de yapılan 33 konuta ilave olarak Bahçecik’te 12, İzmit merkezde ise 14 yeni ev yapılması kararlaştırılmıştı. 1950’lerin başındaki göç dalgası, Kocaeli’nin nüfusunu yalnız sayısal olarak büyütmüyor; yeni mahalle, konut ve altyapı ihtiyacını da beraberinde getiriyordu. Gazete sayfalarında görülen bu küçük konut haberleri, birkaç yıl sonra çok daha büyük bir sanayi göçüyle karşılaşacak kentin değişiminin erken işaretlerinden biri sayılabilir.
1975 – PİRELLİ, KÖSEKÖY’DEKİ FABRİKASINA PERSONEL ARIYORDU
Otuz yıl önce SEKA’nın verdiği “daktilo” ilanından sonra, 26 Eylül 1975 tarihli Milliyet’te bu kez Türk-Pirelli’nin İzmit fabrikasının iş ilanı karşımıza çıkıyor. Köseköy’deki fabrikanın personel servisinde çalıştırılmak üzere 30 yaşını geçmemiş, askerlik hizmetini tamamlamış, en az lise mezunu, iş ve sosyal sigorta mevzuatını bilen bir eleman aranıyordu. İki ilan arasındaki otuz yıl, aslında Kocaeli’nin değişimini de özetliyor: 1945’te kentin büyük işverenlerinden biri devletin kâğıt fabrikasıyken, 1975’e gelindiğinde uluslararası sermayeli lastik fabrikaları da İzmit çevresindeki çalışma hayatının olağan parçaları haline gelmişti.
1982 – KOCAELİSPOR ARTIK ULUSAL SPOR SAYFALARINDAYDI
26 Eylül 1982 tarihli Milliyet’in spor sayfasında Kocaelispor, bir gün önce İstanbul’da oynadığı Sarıyer maçındaydı. Birinci Lig’deki karşılaşmayı Sarıyer 2-1 kazandı. Milliyet’in maç yorumunda Kocaelispor’un özellikle Sarıyer’in hızlı kontrataklarına karşı zorlandığı ve savunmada adam paylaşımında sorun yaşadığı yazılıyordu. Sonuç Kocaelispor açısından iyi değildi; fakat gazetenin ulusal spor sayfasında kadrosu, taktiği ve maç analiziyle geniş biçimde yer alması başka bir şeyi gösteriyordu: Kocaelispor artık yalnız İzmit’in takımı değil, Türkiye’nin en üst liginde adı her hafta ülke çapında okunan bir kulüptü.
26 Eylül tarihli bu gazete parçalarını yan yana koyunca yaklaşık yarım yüzyıllık bir değişim görülüyor. 1934’te İstanbul’a vapurla bağlanan, 1937’de sahilini düzenlemeye ve kışlık odununu bulmaya çalışan İzmit; 1940’lardan itibaren fabrikaların çalışan aradığı, göçmenler için yeni evlerin yapıldığı, 1970’lerde büyük sanayi kuruluşlarının çevresinde büyüyen, 1980’lerde ise futbol takımıyla ülkenin spor gündemine giren başka bir kente dönüşmüş. Büyük tarih bazen gerçekten küçük ilanların arasına saklanıyor.
26 EYLÜL’DE DOĞANLAR
1849 – İVAN PAVLOV: Rus fizyolog. Sindirim sistemi üzerine yaptığı çalışmalarla 1904 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandı; ancak adını bütün dünyaya duyuran, köpeklerle yaptığı deneyler üzerinden geliştirdiği koşullu refleks çalışmaları oldu. Bugün psikolojiden eğitime kadar pek çok alanda kullanılan “Pavlovcu koşullanma” kavramına adını verdi. Rusya’nın o dönem kullandığı takvime göre 14 Eylül’de, bugünkü Gregoryen takvime göre 26 Eylül 1849’da doğdu.
1888 – T. S. ELIOT: 20. yüzyıl edebiyatının en etkili şairlerinden biri. Çorak Ülke, İçi Boş Adamlar ve Dört Kuartet gibi eserleriyle modernist şiirin yönünü değiştirdi; 1948 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
1889 – MARTIN HEIDEGGER: Alman filozof. Özellikle 1927’de yayımlanan “Varlık ve Zaman” adlı eseriyle 20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve aynı zamanda en tartışmalı düşünürlerinden biri oldu. Varoluşçuluk, fenomenoloji ve çağdaş düşünce üzerinde büyük etki bıraktı.
1889 – ABDÜLKADİR İNAN: Başkurt kökenli Türk tarihçi, Türkolog ve halk bilimci. Türkiye’ye yerleştikten sonra Türk dili, Türk mitolojisi, şamanizm ve Orta Asya Türk kültürü üzerine yaptığı çalışmalarla Türkoloji alanının önemli isimlerinden biri oldu.
1898 – GEORGE GERSHWIN: Amerikan müziğinin en önemli bestecilerinden. Caz ile klasik müziği buluşturan “Rhapsody in Blue”, An American in Paris ve Porgy and Bess gibi eserleriyle 20. yüzyıl müziğinde kendine özgü bir yer edindi.
1924 – JEAN HOERNI: İsviçreli fizikçi ve yarı iletken teknolojisinin öncülerinden. 1959’da geliştirdiği “planar üretim yöntemi”, transistörlerin güvenilir biçimde seri olarak üretilmesini sağladı ve modern silikon entegre devrelerin, dolayısıyla mikroçip teknolojisinin gelişmesinin temel taşlarından biri oldu. Bugün kullandığımız bilgisayar ve telefonlara uzanan teknolojik zincirin kritik isimlerinden biriydi.
1927 – ROBERT CADE: Amerikalı doktor ve bilim insanı. Florida Üniversitesi’nde sporcuların sıcak havada kaybettikleri sıvı ve elektrolitleri yerine koymak amacıyla çalışan araştırma ekibine liderlik etti. Ortaya çıkan içecek, üniversitenin Florida Gators takımından adını aldı: Gatorade. Bugün dünyanın en bilinen sporcu içeceklerinden birinin arkasındaki isim Cade’di.
1927 – ENZO BEARZOT: İtalyan futbolcu ve teknik direktör. İtalya Millî Takımı’nı 1982 Dünya Kupası şampiyonluğuna taşıdı. İtalya, finalde Batı Almanya’yı 3-1 yenerek 44 yıl aradan sonra yeniden dünya şampiyonu oldu.
1937 – JERRY WEINTRAUB: Hollywood’un en etkili yapımcılarından ve menajerlerinden. Elvis Presley ve Frank Sinatra gibi yıldızların turnelerini organize etti; daha sonra “The Karate Kid” ve “Ocean’s Eleven” serilerinin yapımcılığını üstlendi.
1939 – KEREM GÜNEY: Türk besteci, şarkıcı ve yapımcı. Asıl adı Yavuz Örten olan Güney, özellikle Sabahattin Ali’nin cezaevinde yazdığı şiirini bestelediği “Aldırma Gönül” ile hafızalara kazındı. “Elveda Meyhaneci” ve “Yarım Kalan Aşk” gibi eserleri de Türk popüler müzik tarihinin bilinen şarkıları arasına girdi.
1945 – BRYAN FERRY: İngiliz şarkıcı ve söz yazarı. 1970’lerin en etkili rock gruplarından Roxy Music’in solisti olarak ün kazandı; ardından başarılı bir solo kariyer sürdürdü.
1948 – OLIVIA NEWTON-JOHN: İngiliz doğumlu Avustralyalı şarkıcı ve oyuncu. John Travolta ile başrollerini paylaştığı 1978 yapımı “Grease” filmindeki Sandy rolüyle dünya çapında yıldız oldu. Müzik kariyerinde de Grammy ödülleri kazandı ve “Physical” gibi büyük hitlere imza attı.
1948 – VLADIMIR REMEK: Çekoslovak kozmonot. 1978’de Soyuz 28 ile uzaya çıkarak Sovyetler Birliği veya ABD vatandaşı olmayan ilk insan oldu. Yaklaşık sekiz gün süren görevi, uzay yarışının yalnız iki süper gücün vatandaşlarıyla sınırlı kaldığı dönemi sona erdirdi.
1956 – LINDA HAMILTON: Amerikalı oyuncu. Sinema tarihinin en tanınmış kadın aksiyon karakterlerinden Sarah Connor’ı, Terminatör ve Terminatör 2: Mahşer Günü filmlerinde canlandırdı. Özellikle ikinci filmdeki performansıyla güçlü kadın kahramanların Hollywood’daki temsilinin simge isimlerinden biri haline geldi.
1962 – MELISSA SUE ANDERSON: Amerikalı oyuncu. Türkiye’de de yıllarca televizyonda gösterilen “Küçük Ev” (Little House on the Prairie) dizisinde ailenin büyük kızı Mary Ingalls’ı canlandırdı. Dizide 1974-1981 yılları arasında yer aldı.
1962 – TRACEY THORN: İngiliz şarkıcı ve söz yazarı. Ben Watt ile kurduğu Everything But The Girl grubunun solisti olarak tanındı. Grubun 1990’ların ortasında dünya çapında büyük başarı kazanan “Missing” şarkısı, dönemin unutulmaz parçalarından biri oldu.
1974 – ALİ KINIK: Türk şarkıcı, besteci ve bağlama sanatçısı. Malatya’nın Akçadağ ilçesinde doğdu. 1996’da yayımladığı Beni Öldü Say ile başlayan müzik kariyerinde çok sayıda albüm çıkardı; özellikle “Ali Ayşe’yi Seviyor” geniş kitlelerce tanınan şarkılarından biri oldu.
1976 – MICHAEL BALLACK: Alman futbolunun 2000’li yıllardaki en önemli orta saha oyuncularından. Bayern Münih, Bayer Leverkusen ve Chelsea formaları giydi; Almanya Millî Takımı’nın uzun yıllar kaptanlığını yaptı.
1977 – KEREM ÖZYEĞEN: Türk gitarist ve besteci. Mor ve Ötesi grubunun gitaristi olan Özyeğen, 1990’ların sonundan itibaren grubun müzikal kimliğinin oluşmasında önemli rol oynadı.
1981 – SERENA WILLIAMS: Tenis tarihinin en büyük yıldızlarından biri. Uzun kariyeri boyunca 23 Grand Slam tek kadınlar şampiyonluğu kazandı ve yıllarca dünya sıralamasının zirvesinde kaldı.
1983 – RICARDO QUARESMA: Portekizli futbolcu. Sporting, Barcelona, Inter ve Porto gibi kulüplerde oynadı ancak Türkiye’de özellikle Beşiktaş formasıyla büyük bir taraftar kitlesi edindi. Ayağının dışıyla yaptığı ve futbol literatüründe “trivela” olarak bilinen vuruşlarıyla özdeşleşti.
1984 – MÜJDE UZMAN: Türk oyuncu. Muhteşem Yüzyıl, 20 Dakika, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Kiralık Aşk ve “Kızılcık Şerbeti” gibi çok izlenen televizyon dizilerinde rol aldı.
1988 – SERVET TAZEGÜL: Türk tekvandocu. 2008 Pekin Olimpiyatları’nda bronz, 2012 Londra Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı. Dünya ve Avrupa şampiyonlukları da bulunan Tazegül, Türkiye’nin olimpiyat tarihindeki en başarılı tekvandocularından biri oldu.
26 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER
1328 – İBN TEYMİYYE: İslam düşünce tarihinin en etkili ve tartışmalı âlimlerinden biri. Fıkıh, kelam ve siyaset düşüncesi üzerine çok sayıda eser veren İbn Teymiyye, son yıllarını geçirdiği Şam Kalesi’ndeki hapishanede 26 Eylül 1328’de hayatını kaybetti. Görüşleri ölümünden yüzyıllar sonra da İslam dünyasındaki farklı düşünce akımlarını etkilemeye devam etti.
1820 – DANIEL BOONE: Amerikan tarihinin efsaneleşmiş öncü ve kâşiflerinden. Appalachian Dağları üzerinden Kentucky’ye açılan Wilderness Road güzergâhının oluşturulmasında önemli rol oynadı ve daha yaşarken Amerikan sınır hayatının sembol isimlerinden birine dönüştü. Gerçek yaşamı zamanla romanlar, televizyon dizileri ve halk anlatılarıyla efsaneye karıştı. 26 Eylül 1820’de Missouri’de öldü.
1868 – AUGUST FERDINAND MÖBIUS: Alman matematikçi ve astronom. Adını, tek yüzü ve tek kenarı bulunan şaşırtıcı geometrik şekil “Möbius şeridi”ne verdi. Topoloji tarihinin en tanınmış kavramlarından birine dönüşen Möbius şeridi bugün matematikten sanata ve mühendisliğe kadar pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Möbius, 26 Eylül 1868’de Leipzig’de öldü.
1902 – LEVI STRAUSS: Bugün dünyanın en tanınmış giysilerinden biri olan blue jean’in ortaya çıkışındaki iki isimden biri. Bavyera’dan ABD’ye göç eden Strauss, terzi Jacob Davis ile birlikte işçi pantolonlarını bakır perçinlerle güçlendirme yönteminin patentini 1873’te aldı. Başlangıçta madenciler ve işçiler için üretilen dayanıklı pantolon, zamanla dünya çapında bir moda ikonuna dönüştü.
1918 – GEORG SIMMEL: Alman sosyolog ve filozof. Modern sosyolojinin kurucu isimlerinden sayılan Simmel; kent yaşamı, para, yabancılaşma, birey ve toplum arasındaki ilişkiler üzerine çalışmalarıyla sonraki kuşakları etkiledi. Özellikle modern büyük şehir insanının psikolojisini ele alan çalışmaları bugün de sosyoloji ve kültür araştırmalarının temel metinleri arasında yer alıyor.
1937 – BESSIE SMITH: Blues tarihinin en büyük seslerinden. “Blues’un İmparatoriçesi” olarak anılan Smith, güçlü sesi ve hayatın sert yanlarını açık biçimde anlatan şarkılarıyla 1920’ler ve 30’ların en önemli siyah Amerikalı sanatçılarından biri oldu. 26 Eylül 1937’de geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybetti.
1939 – ALİ SAİP URSAVAŞ: Milli Mücadele’de özellikle Urfa ve çevresindeki Kuvâ-yi Milliye mücadelesinin önde gelen komutanlarından. Birinci TBMM’den itibaren milletvekilliği yaptı, İstiklâl Mahkemelerinde görev aldı ve Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi. TBMM kayıtlarına göre 26 Eylül 1939’da hayatını kaybetti.
1940 – WALTER BENJAMIN: Alman düşünür, edebiyat eleştirmeni ve kültür kuramcısı. Nazi rejiminden kaçan Benjamin, Fransa’dan İspanya’ya geçerek ABD’ye ulaşmaya çalışırken sınır kasabası Portbou’da yolunun kapandığını öğrenince yaşamına son verdi. Sanat, modern şehir, fotoğraf, sinema ve kitle kültürü üzerine yazdıkları 20. yüzyıl düşüncesinin en etkili metinleri arasında yer aldı.
1945 – BELA BARTOK: 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden, aynı zamanda öncü bir etnomüzikolog. Bartok’un Türkiye açısından da özel bir yeri var: 1936’da Türkiye’ye gelerek Ahmet Adnan Saygun’la birlikte Anadolu’da halk müziği derlemeleri yaptı; Adana ve Osmaniye çevresinde türküler kaydetti. Macar ve Türk halk müziği arasındaki benzerlikler üzerine de çalıştı. 26 Eylül 1945’te New York’ta hayatını kaybetti.
1947 – HUGH LOFTING: Çocuk edebiyatının en ünlü karakterlerinden Doktor Dolittle’ın yaratıcısı. Hayvanlarla konuşabilen eksantrik doktorun maceralarını ilk kez 1920’de yayımladı. Kitaplar daha sonra sinema, televizyon ve animasyona defalarca uyarlandı; karakter bir yüzyılı aşkın süredir popüler kültürde yaşamaya devam ediyor. Lofting 26 Eylül 1947’de öldü.
1952 – GEORGE SANTAYANA: İspanyol asıllı Amerikalı filozof, şair ve yazar. En çok, farklı biçimlerde sık sık tekrarlanan “Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrar etmeye mahkûmdur” sözüyle tanınıyor. Felsefenin yanı sıra edebiyat ve estetik üzerine eserler verdi; hayatının son yıllarını Roma’da geçirdi.
1973 – ANNA MAGNANI: İtalyan sinemasının en güçlü oyuncularından. Roberto Rossellini’nin “Roma, Açık Şehir” filmiyle İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin simge yüzlerinden biri oldu. Tennessee Williams uyarlaması The Rose Tattoo ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanan ilk İtalyan oyuncu olarak tarihe geçti. 26 Eylül 1973’te Roma’da hayatını kaybetti.
1975 – DANYAL TOPATAN: Yeşilçam’ın yüzü hemen tanınan karakter oyuncularından. Gerçek adı Ahmet Danyal Bayrı olan Topatan, “Drakula İstanbul’da” ile başlayan sinema kariyerinde yüzlerce filmde oynadı; Topkapı gibi uluslararası yapımlarda da küçük roller üstlendi. 274 filmde oynadı.
1990 – ALBERTO MORAVIA: 20. yüzyıl İtalyan edebiyatının en tanınmış romancılarından. Yabancılaşma, burjuva yaşamı, cinsellik ve ikiyüzlülük gibi konuları işledi. Konformist ve Küçümseme gibi eserleri Bernardo Bertolucci ve Jean-Luc Godard gibi önemli yönetmenler tarafından sinemaya uyarlandı. 26 Eylül 1990’da Roma’da öldü.
2002 – NILS BOHLIN: Adı çok bilinmese de icadı hemen herkesin hayatında: İsveçli Volvo mühendisi Bohlin, bugün otomobillerde standart olarak kullanılan modern üç noktalı emniyet kemerini geliştirdi. 1959’da Volvo otomobillerinde kullanılmaya başlayan tasarım, trafik güvenliği tarihinin en önemli buluşlarından biri haline geldi. Bohlin, 26 Eylül 2002’de 82 yaşında öldü.
2003 – KERİM AFŞAR: Türk tiyatrosunun önemli oyuncu ve yönetmenlerinden. Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu olan Afşar, uzun yıllar Devlet Tiyatroları’nda görev yaptı; Hamlet’ten Nâzım Hikmet uyarlamalarına kadar çok farklı yapımlarda sahneye çıktı. Sinema ve televizyonda da Çalıkuşu, Battal Gazi Destanı, Arkadaş ve Yaprak Dökümü gibi yapımlarda rol aldı. 26 Eylül 2003’te hayatını kaybetti.
2003 – ROBERT PALMER: İngiliz şarkıcı ve söz yazarı. Özellikle 1980’lerin simge şarkılarından “Addicted to Love” ve “Simply Irresistible” ile dünya çapında tanındı. Duran Duran üyeleriyle kurduğu Power Station grubunda da yer aldı. 26 Eylül 2003’te Paris’te geçirdiği kalp krizi sonucu 54 yaşında öldü.
2008 – PAUL NEWMAN: Hollywood tarihinin en büyük yıldızlarından. Cool Hand Luke, Butch Cassidy and the Sundance Kid, The Sting ve The Verdict gibi klasiklerde rol aldı; “The Color of Money” ile En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandı. Oyunculuğunun yanı sıra otomobil yarışlarına tutkusu ve yardım faaliyetleriyle de tanındı. 26 Eylül 2008’de 83 yaşında hayatını kaybetti.
2009 – NİHAT NİKEREL: Türk oyuncu ve yazar. Sinema ve televizyonda çok sayıda yapımda rol aldı ancak geniş kitlelerin hafızasında özellikle “Kurtlar Vadisi”ndeki Seyfo Dayı karakteriyle yer etti. Sıla, Köprü ve İpsiz Recep gibi dizilerde de oynadı. 26 Eylül 2009’da İstanbul’da hayatını kaybetti.
2010 – GLORIA STUART: Sinema kariyerine 1930’larda başlayan Amerikalı oyuncu, yaklaşık yarım yüzyıllık aranın ardından James Cameron’ın “Titanic” filminde yaşlı Rose’u canlandırarak yeni kuşaklar tarafından tanındı. Rolü ona 87 yaşında Oscar adaylığı getirdi. Stuart, 26 Eylül 2010’da 100 yaşında hayatını kaybetti.
2019 – JACQUES CHIRAC: Fransa’nın uzun yıllar siyaset sahnesinde kalan isimlerinden. Paris Belediye Başkanlığı ve iki dönem başbakanlığın ardından 1995-2007 yılları arasında Fransa Cumhurbaşkanlığı yaptı. Chirac, 26 Eylül 2019’da Paris’te 86 yaşında hayatını kaybetti.
2024 – JOHN ASHTON: Amerikalı karakter oyuncusu. Türkiye’de de çok izlenen “Beverly Hills Cop” filmlerindeki huysuz ama güvenilir polis John Taggart rolüyle tanındı. Robert De Niro ile Midnight Run filminde de oynayan Ashton, ölümünden birkaç ay önce Beverly Hills Cop: Axel F ile yıllar sonra aynı karaktere dönmüştü. 26 Eylül 2024’te 76 yaşında hayatını kaybetti.
2025 – GÜLLÜ: Asıl adı Gül Tut olan, 1990’lardan itibaren arabesk ve fantezi müziğin tanınan seslerinden Güllü, “Oyuncak Gibi”, “Değmezmiş Sana” ve “Sabah Olmadan” gibi şarkılarla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. 26 Eylül 2025 gecesi Yalova’nın Çınarcık ilçesindeki evinin teras katındaki pencereden düşerek 52 yaşında hayatını kaybetti. Ölümüyle ilgili adli soruşturma başlatıldı.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


