14 Eylül Tarihte Bugün

47 Dakika Okuma
14 Eylül Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 14 Eylül

14 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?

İLKÖĞRETİM HAFTASI – OKULLAR 14 EYLÜL’DE AÇILIYOR

Türkiye’de eylül ayının üçüncü haftası İlköğretim Haftası olarak değerlendiriliyor. 2026’da tarih ayrıca anlamlı; Millî Eğitim Bakanlığı takvimine göre 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk dönemi 14 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Okul öncesi ve birinci sınıf öğrencileri 7-11 Eylül’de uyum eğitimine başlamıştı; 14 Eylül’de ise milyonlarca öğrenci için ders zili çalıyor. İlköğretim Haftası, okula yeni başlayan çocukların eğitim hayatına katılışını kutlarken eğitimin toplumdaki önemini hatırlatmayı amaçlıyor.

AHİLİK HAFTASI – 2026’DA 14 EYLÜL’DE BAŞLIYOR

Esnaf ve sanatkâr kültürünün yüzyıllara uzanan geleneği Ahilik, 2026’da 14-20 Eylül tarihleri arasında 39. kez kutlanıyor. Kırşehir merkez olmak üzere 81 ilde düzenlenen etkinliklerde yılın ahisi, kalfası ve çırağı seçiliyor; şed kuşatma törenleri, sergiler, toplantılar ve esnaf buluşmaları gerçekleştiriliyor. Ahi Evran’la özdeşleşen Ahilik, ticaretin ötesinde dürüstlüğü, dayanışmayı, meslek ahlakını ve ustadan çırağa bilgi aktarımını esas alan bir anlayıştı. Sanayi ve esnaf kültürünün güçlü olduğu Kocaeli de ülke çapındaki kutlamaların kapsamındaki illerden biri.

DÜNYA ATOPİK EGZAMA GÜNÜ

14 Eylül, Dünya Atopik Egzama Günü. GlobalSkin ile Avrupa Alerji ve Solunum Yolu Hastaları Dernekleri Federasyonu’nun girişimiyle 2018’de başlatılan gün, atopik egzamanın yalnızca ciltte görülen bir rahatsızlık olmadığını; uyku, psikoloji, sosyal yaşam ve günlük hayat üzerinde de etkiler yaratabildiğini anlatmayı amaçlıyor. 2026 kampanyasının teması ise “Görünmez Yükü Kır” anlamına gelen “Break the Invisible Burden”.

HİNDİ GÜNÜ

Hindistan’da 14 Eylül, “Hindi Diwas” yani Hindi Günü olarak kutlanıyor. Tarihin seçilme nedeni, Hindistan Kurucu Meclisinin 14 Eylül 1949’da Devanagari alfabesiyle yazılan Hintçeyi Birliğin resmî dili olarak kabul etmesi. Gün, 1953’ten bu yana ülkede Hindi dilinin kullanımını ve gelişimini teşvik eden etkinliklerle değerlendiriliyor. Çok sayıda dilin konuşulduğu Hindistan’da İngilizce de merkezî yönetimde kullanılmaya devam ettiği için, Hindi Günü ülkenin uzun süredir devam eden dil tartışmalarının da bir parçası.

 

14 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ

Bu bölümdeki günlerin büyük bölümü ABD’de ortaya çıkan veya popüler özel gün takvimlerinde yer alan gayriresmî kutlamalardır.

PATRONLA ÇALIŞAN YER DEĞİŞTİRSİN GÜNÜ

2026’da 14 Eylül’e denk gelen en ilginç özel günlerden biri “Patron-Çalışan Yer Değiştirme Günü”. ABD’de İşçi Bayramı’nı izleyen pazartesi günü değerlendirilen etkinliğin fikri basit: Patron mümkünse çalışanının yaptığı işi, çalışan da yöneticisinin sorumluluklarını bir süreliğine üstlensin. Amaç, işyerinde karşı tarafın neyle uğraştığını anlamak ve “senin işin kolay” cümlesini söylemeden önce bir kez daha düşünmek. 2026’da ABD İşçi Bayramı 7 Eylül’e denk geldiği için sıra değişimi günü de 14 Eylül.

ANNE BABALARA İZİN GÜNÜ

Çocukların günü var, annelerin günü var, babaların günü var; 14 Eylül’de ise Amerikan özel gün takvimlerinde doğrudan “Anne Babalara İzin Günü” bulunuyor. Fikir, çocuk büyütmenin sürekli sorumluluk isteyen bir iş olduğunu hatırlatıp ebeveynlere kısa da olsa kendilerine zaman ayırmalarını söylemek. Günün okulların açıldığı döneme denk getirilmesi de tesadüf değil: Çocuklar sınıfa, anne babalar kısa süreliğine kendi hayatlarına.

KREMA DOLGULU DONUT GÜNÜ

ABD’de 14 Eylül, sade donutla yetinmeyenlere ayrılmış: “Krema Dolgulu Donut Günü.” Boston kremalısından vanilyalısına, çikolatalısından limonlusuna kadar içi doldurulmuş donut çeşitleri kutlanıyor. Günün kim tarafından ve neden başlatıldığı bilinmiyor; fakat bu belirsizlik, insanların 14 Eylül’de donut yemesine pek engel olmuş görünmüyor.

HOAGIE YEME GÜNÜ

14 Eylül aynı zamanda ABD’de “Hoagie Yeme Günü”. Hoagie, uzun bir ekmeğin arasına et, peynir, sebze ve sosların doldurulmasıyla hazırlanan, özellikle Philadelphia ve çevresiyle özdeşleşmiş büyük bir sandviç. Adının nereden geldiği bile tartışmalı: Bir anlatıya göre Philadelphia tersanelerinde çalışan işçilerin yanlarında getirdiği dev İtalyan sandviçlerinden, başka bir anlatıya göre ise okuldan kaçan çocuklara satılan ucuz sandviçlerden doğdu. Günün kendisini kimin icat ettiği ise bilinmiyor.

YARATICI YAŞA GÜNÜ

Resim yapmak, bir hikâye yazmak, müzikle uğraşmak, bahçeyi yeniden düzenlemek hatta alışılmış bir işi başka türlü yapmak… 14 Eylül’de kutlanan “Live Creative Day”, insanları günlük hayatlarına biraz yaratıcılık katmaya çağırıyor. Gün, Creative Promotional Products adlı şirketin başvurusu üzerine 2016’da özel gün takvimine girdi. Yani arkasında bin yıllık bir gelenek yok; fakat “bugün yaratıcı bir şey yap” demek için takvimde gün ayırmak fena fikir de sayılmaz.

BOYAMA GÜNÜ

14 Eylül, bazı popüler özel gün takvimlerinde “Boyama Günü” olarak da yer alıyor. Çocukların boya kalemlerinden yetişkinlere yönelik ayrıntılı boyama kitaplarına kadar her türlü boyama etkinliği günün konusu. Mesajı son derece basit: Birkaç kalem bulun, telefonunuzu bir kenara bırakın ve bir süreliğine yalnızca renklerle uğraşın. Yetişkinlere boyama kitaplarının bir dönem dünya çapında büyük bir yayıncılık modasına dönüşmüş olduğu düşünülürse, günün hedef kitlesi yalnızca çocuklar değil.

 

14 EYLÜL’DE NELER OLDU?

1752 – BRİTANYA’DA BİR GECEDE TAKVİMDEN 11 GÜN SİLİNDİ

Britanya ve sömürgeleri, Jülyen takviminden Gregoryen takvimine geçerken tarihte küçük bir zaman sıçraması yaşadı: 2 Eylül 1752 Çarşamba gününün ardından takvim doğrudan 14 Eylül Perşembe’yi gösterdi. Aradaki 11 gün elbette fiziksel olarak ortadan kaybolmamıştı; yalnızca takvimdeki tarih adları atlanmıştı. Amaç, Britanya’nın kullandığı ve mevsimlerle giderek uyumsuzlaşan eski takvimi Avrupa’nın büyük bölümünde zaten kullanılan Gregoryen takvimle eşitlemekti. Aynı düzenlemeyle Britanya’da yılın başlangıcı da 25 Mart yerine 1 Ocak olarak kabul edildi.

1812 – NAPOLYON MOSKOVA’YA GİRDİ; ZAFER SANDIĞI ŞEY FELAKETİN BAŞLANGICI OLDU

Rusya seferinde aylarca ilerleyen Napolyon Bonapart ve Büyük Ordusu, kanlı Borodino Muharebesi’nden bir hafta sonra Moskova’ya girdi. Ancak Fransızların karşısına bekledikleri teslimiyet çıkmadı: Rus ordusu çekilmiş, kentin yaklaşık 275 bin kişilik nüfusunun büyük bölümü Moskova’yı terk etmişti. Napolyon, şehri ele geçirince Çar I. Aleksandr’ın barış isteyeceğini düşünüyordu; fakat beklediği teklif hiçbir zaman gelmedi.

Fransızların girişinin ardından Moskova’da başlayan büyük yangın birkaç gün içinde kentin önemli bölümünü yok etti; yiyecek ve barınma imkânları da büyük ölçüde ortadan kalktı. Napolyon yaklaşık beş hafta Moskova’da bekledikten sonra geri çekilmek zorunda kaldı. Açlık, hastalık, Rus saldırıları ve yaklaşan kışın etkisiyle felakete dönüşen geri çekiliş, Napolyon’un askerî gücünün çözülmesinde ve Avrupa’daki hâkimiyetinin sona doğru ilerlemesinde belirleyici dönüm noktalarından biri oldu.

1829 – EDİRNE ANTLAŞMASI İMZALANDI: OSMANLI RUSYA KARŞISINDA AĞIR ŞARTLARI KABUL ETTİ

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı, Edirne’de imzalanan antlaşmayla sona erdi. Rus ordusunun Balkanlar’da Edirne’ye, Kafkas cephesinde ise Erzurum’a kadar ilerlemesi üzerine II. Mahmud yönetimi barış istemek zorunda kaldı. 14 Eylül 1829’da imzalanan 16 maddelik antlaşma, Rusya’nın Osmanlı üzerindeki siyasi ve askerî ağırlığını önemli ölçüde artırdı.

Osmanlı Devleti; Rusya’nın Gürcistan ve Kafkasya’daki bazı kazanımlarını tanıdı, Tuna ağzındaki bazı bölgeleri kaybetti ve Rus ticaret gemilerinin Boğazlardan serbestçe geçmesini kabul etti. Sırbistan’ın özerkliği genişletilirken Eflak ve Boğdan üzerindeki Rus nüfuzu arttı; Osmanlı ayrıca Yunanistan konusunda daha önce Avrupa devletlerince alınan kararları kabul etmek zorunda kaldı. Bunlara ağır bir savaş ve ticaret tazminatı da eklendi. Edirne Antlaşması, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar ve Karadeniz’de geri çekilişini hızlandıran en önemli diplomatik dönüm noktalarından biri oldu.

1867 – MARX’IN “KAPİTAL”İNİN İLK CİLDİ YAYIMLANDI

Karl Marx’ın kapitalist ekonomik sistemi çözümlemeye giriştiği başyapıtı “Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi”nin ilk cildi, Hamburg’da yayımlandı. Marx kitapta meta, para, ücretli emek, artı değer ve sermaye birikimi gibi kavramlardan hareketle kapitalizmin nasıl işlediğini ve sermaye ile emek arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışıyordu. İlk baskısı Almanca yapılan eser, sonraki yüzyılda yalnızca iktisat ve siyaset düşüncesini değil, dünya tarihini etkileyen kitaplardan birine dönüştü.

Marx yaşamı boyunca yalnızca bu ilk cildi yayımlayabildi. 1883’teki ölümünün ardından Friedrich Engels, Marx’ın geride bıraktığı elyazmalarını düzenleyerek ikinci ve üçüncü ciltleri yayıma hazırladı. Kapital, bir yandan sosyalist ve işçi hareketlerinin temel metinlerinden biri olurken diğer yandan Marx’ın kapitalizm çözümlemeleri üzerine yüz yılı aşkın süredir devam eden büyük iktisadi ve siyasi tartışmaların merkezinde kaldı.

1901 – BİR SUİKAST ABD’NİN EN GENÇ BAŞKANINI GÖREVE GETİRDİ

ABD Başkanı William McKinley, 6 Eylül’de Buffalo’daki Pan-Amerikan Fuarı’nı ziyaret ederken anarşist Leon Czolgosz tarafından vurulmasının ardından 14 Eylül 1901’de hayatını kaybetti. Aynı gün Başkan Yardımcısı Theodore Roosevelt yemin ederek 42 yaşında ABD başkanlığı görevini üstlendi ve Amerikan tarihinde başkan olan en genç kişi oldu. Roosevelt ilerleyen yıllarda büyük şirketlere karşı mücadelesi, doğa koruma politikaları ve ABD’yi dünya siyasetinde daha güçlü bir aktöre dönüştüren yaklaşımıyla ülkenin en tanınmış başkanlarından biri haline gelecekti.

1919 – MİLLÎ MÜCADELE KENDİ GAZETESİNİ ÇIKARDI

Sivas Kongresi’nin sona ermesinden yalnızca üç gün sonra, İrâde-i Milliye gazetesinin ilk sayısı Sivas’ta yayımlandı. Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde Heyet-i Temsiliye adına çıkarılan gazetenin amacı, Millî Mücadele’nin nedenlerini ve kararlarını hem halka hem de dünyaya duyurmaktı. Başlığının altında “Milletin arzu ve isteklerinin savunucusudur” anlamına gelen bir ifade taşıyan İrâde-i Milliye, Millî Mücadele hareketinin ilk yayın organı oldu; ilk sayılarındaki başyazılar da Mustafa Kemal’in yönlendirmesiyle hazırlandı. Heyet-i Temsiliye Ankara’ya geçtikten sonra bu görevi büyük ölçüde Hâkimiyet-i Milliye gazetesi devralacaktı.

1920 – MİLLÎ MÜCADELE SÜRERKEN TBMM İÇKİYİ YASAKLADI

Ankara’da henüz beş aylık olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in teklif ettiği Men-i Müskirat Kanunu’nu kabul etti. Kanun, sarhoş edici içkilerin üretimini, ithalini ve satışını yasaklıyor; yasağa uymayanlara para, hapis ve bazı durumlarda dayak cezaları öngörüyordu. Teklif 28 Nisan’da verilmiş, uzun ve sert tartışmaların ardından 14 Eylül 1920’de yasalaşmıştı. Böylece Millî Mücadele’nin sürdüğü Ankara, savaşın ortasında yalnızca askerî ve siyasi düzen kurmakla kalmamış; günlük hayatı doğrudan ilgilendiren en tartışmalı yasalarından birini de çıkarmış oldu.

1921 – MUSTAFA KEMAL SAKARYA ZAFERİNİ MİLLETE DUYURDU

Sakarya Meydan Muharebesi’nin 13 Eylül’de zaferle sona ermesinin ardından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 14 Eylül’de Harp Karargâhı’ndan yayımladığı “Millete Beyanname” ile zaferi halka duyurdu. Bildiride Yunan ordusunun Ankara’ya ulaşmak ve Türk ordusunu yok etmek amacıyla giriştiği harekâtın başarısızlığa uğratıldığını anlatıyor, zaferin kazanılmasında Anadolu halkının yaptığı fedakârlıklara özellikle dikkat çekiyordu. Aynı gün, gece yarısından itibaren genel seferberlik ilan edildi; Türk ordusu Sakarya’nın batısına çekilen Yunan birliklerini takip etmeye başladı.

1922 – BATI ANADOLU’DA İŞGALİN SON GÜNLERİ: KARACABEY VE BERGAMA KURTULDU

Büyük Taarruz’un ardından batıya ilerleyen Türk birlikleri, 14 Eylül 1922’de Bursa’nın Karacabey ve İzmir’in Bergama ilçelerinde Yunan işgaline son verdi. Karacabey, Temmuz 1920’den beri işgal altındaydı ve geri çekilen Yunan kuvvetlerinin bölgede büyük bir yıkım bıraktığı kayıtlara geçti; Türk süvarileri 14 Eylül sabahı ilçeye girdi. Aynı gün Bergama da yeniden Türk kuvvetlerinin denetimine geçti. Böylece İzmir’in kurtuluşundan beş gün sonra, Batı Anadolu’da yaklaşık üç yıldır süren işgalin son izleri de hızla ortadan kalkıyordu.

1933 – SAVAŞTAN 11 YIL SONRA TÜRKİYE VE YUNANİSTAN DOSTLUK PAKTI İMZALADI

Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesinden yalnızca 11 yıl sonra Türkiye ile Yunanistan, Ankara’da “Samimî Anlaşma Misakı” olarak bilinen dostluk paktını imzaladı. Başbakan İsmet İnönü ile Yunanistan Başbakanı Panagis Tsaldaris’in hükümetleri arasında yapılan anlaşmayla iki ülke ortak sınırlarının dokunulmazlığını karşılıklı olarak güvence altına aldı ve kendilerini ilgilendiren uluslararası meselelerde birbirlerine danışmayı kabul etti. 1920’lerin sert Türk-Yunan geriliminin ardından gelen bu yakınlaşma, 1934’te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’nın kuracağı Balkan Antantı’nın da yolunu açtı.

1936 – İLKOKULLARDA OKUTULACAK ALFABE KİTABI SEÇİLDİ

Millî Eğitim Bakanlığının ilkokullar için açtığı yarışmaya gönderilen 46 alfabe kitabı arasından Murat Özgün ve İhsan Gökçe’nin hazırladığı eser seçildi. 14 Eylül 1936’da kabul edilen kitap, şehir ve köy okulları için ayrı baskıları hazırlanarak Türkiye genelinde ilkokullarda okutulan tek alfabe kitabı haline geldi. Harf Devrimi’nin üzerinden henüz sekiz yıl geçmişken alınan bu karar, yeni kuşakların okumayı aynı kitap ve aynı yöntemle öğrenmesini amaçlayan Cumhuriyet’in eğitimde standartlaşma çabasının dikkat çekici örneklerinden biriydi.

1939 – BUGÜNKÜ HELİKOPTERLERİN ATASI İLK KEZ YERDEN HAVALANDI

Havacılık öncüsü Igor Sikorsky, Connecticut’ta geliştirdiği VS-300 adlı deneysel helikopterle ilk uçuşunu gerçekleştirdi. İlk deneme pek görkemli değildi: Araç güvenlik amacıyla yere kablolarla bağlıydı, yalnızca birkaç santimetre yükseldi ve yaklaşık 10 saniye havada kaldı. Ancak tek ana rotor ve kuyruk rotoru düzenine dayanan VS-300, daha sonra dünyanın dört bir yanında kullanılacak modern helikopter tasarımının temelini oluşturdu. Sikorsky’nin geliştirdiği sistem birkaç yıl içinde seri üretime uygun hale gelecek ve helikopter deneysel bir makineden gerçek bir ulaşım aracına dönüşecekti.

1954 – SOVYETLER ATOM BOMBASI PATLATIP 40 BİN ASKERİ SAHAYA SÜRDÜ

Sovyetler Birliği, Orenburg bölgesindeki Totskoye askerî alanında nükleer savaşın gerçek koşullarını taklit etmek için ürpertici bir tatbikat gerçekleştirdi. Bir Tu-4 bombardıman uçağından bırakılan 40 kilotonluk atom bombası havada patlatıldı; beş dakika sonra uçaklar bölgeyi yeniden bombaladı, birkaç saat sonra ise yaklaşık 40 bin asker, 600 tank ve 600 zırhlı araç patlamanın merkezine doğru ilerledi. Amaç, atom bombasının kullanıldığı bir savaş alanında ordunun saldırıya devam edip edemeyeceğini görmekti. Uzun yıllar gizli tutulan tatbikat, Soğuk Savaş’ın en çarpıcı askerî deneylerinden biri olarak kaldı.

1954 – TÜRK TIBBININ ÖNCÜ İSMİNE FRANSA’DAN BÜYÜK ONUR

Türkiye’de kadın hastalıkları ve doğum alanının öncü hekimlerinden Ordinaryüs Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil, Fransa’nın en yüksek devlet nişanlarından Légion d’honneur ile ödüllendirildi. İstanbul Üniversitesi Kadın Doğum Kliniği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten, çok sayıda uzman yetiştiren ve 146 bilimsel çalışmaya imza atan Kazancıgil, 1950’de ordinaryüs profesör olmuştu. Fransa’nın verdiği nişan, Türk tıbbının uluslararası alanda kazandığı saygınlığın dikkat çekici örneklerinden biri olarak kayda geçti.

1956 – MUHALİF DERGİ AKİS BİR KEZ DAHA TOPLATILDI

Demokrat Parti iktidarına yönelik eleştirileriyle dönemin en etkili siyasi yayınlarından biri haline gelen Akis dergisi yeniden toplatıldı. İsmet İnönü’nün damadı gazeteci Metin Toker tarafından, Amerikan Time dergisi örnek alınarak 1954’te kurulan Akis, 1956’da basına yönelik yasal kısıtlamaların sertleşmesiyle sık sık soruşturma ve toplatma kararlarıyla karşı karşıya kaldı; dergi aynı yıl haziran ve temmuz aylarında da toplatılmıştı. 14 Eylül’deki karar, Demokrat Parti’nin ikinci döneminde iktidarla muhalif basın arasında giderek büyüyen gerilimin dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

1960 – DÜNYA PETROL DÜZENİNİ DEĞİŞTİREN OPEC KURULDU

Dünyanın en önemli petrol üreticilerinden İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela, Bağdat’ta bir araya gelerek Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nü, yani OPEC’i kurdu. Beş ülkeyi harekete geçiren başlıca neden, dönemin büyük uluslararası petrol şirketlerinin ham petrol fiyatlarını üretici ülkelere danışmadan düşürmesiydi. Petrol kaynakları ve fiyatları üzerinde daha fazla söz sahibi olmak isteyen üreticilerin oluşturduğu OPEC, sonraki yıllarda yeni üyelerin katılımıyla büyüdü ve petrol arzı üzerinden dünya ekonomisini, enerji politikalarını ve uluslararası ilişkileri etkileyebilen en güçlü kuruluşlardan birine dönüştü.

1963 – YASSIADA MAHKÛMU HASTANEDEN KAÇIP YUNANİSTAN’A SIĞINDI

Yassıada’da önce idama mahkûm edilen, cezası daha sonra müebbet hapse çevrilen eski Demokrat Parti Tekirdağ Milletvekili Zeki Erataman, tedavi gördüğü Haydarpaşa’daki hastaneden 13 Eylül akşamı firar etti. Hakkındaki sevk evrakında daha önce kırmızı harflerle “Dikkat, kaçar” uyarısı bulunmasına rağmen hastanede oldukça serbest hareket edebildiği sonradan hazırlanan resmî raporlara yansıdı. Erataman gece Edirne’ye ulaştı ve 14 Eylül’ün ilk saatlerinde sınırı geçerek Yunanistan’a sığındı. Firar, Meclis’te güvenlik ihmalleri ve kendisine ayrıcalık tanınıp tanınmadığı konusunda sert tartışmalara yol açtı.

1969 – İZMİT SEKA FORMASI DA GİYEN SEYFİ TATAR BALKAN ŞAMPİYONU OLDU

Romanya’nın Galați kentinde düzenlenen Balkan Boks Şampiyonası’nda Türkiye iki altın madalya kazandı. Seyfi Tatar 57 kiloda Yugoslav rakibi Sandor Zivkovic’i teknik nakavtla, Celal Sandal ise 67 kiloda Rumen Victor Zilberman’ı puanla yenerek Balkan şampiyonu oldu. Türk boks tarihinin en başarılı isimlerinden Seyfi Tatar’ın kariyerinde Kocaeli açısından da dikkat çekici bir ayrıntı bulunuyor: Tatar, farklı dönemlerde Konya Yolspor ve Galatasaray’ın yanı sıra İzmit SEKA adına da ringe çıktı.

1972 – MAHZUNİ ŞERİF, NİHAT ERİM’E YAKTIĞI TÜRKÜ NEDENİYLE HÂKİM KARŞISINDAYDI

Halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif, eski Başbakan Nihat Erim’e hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı. Mahzuni’nin başını derde sokan eser, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının ardından söylediği ve daha adından itibaren Erim’e gönderme yapan “Erim Erim Eriyesin” türküsüydü. Ozan bu eser nedeniyle dört ay hapis cezasına mahkûm edildi. Davanın Kocaeli açısından ayrıca ilginç bir yanı vardı: 12 Mart döneminin başbakanı Nihat Erim, Kandıra doğumluydu ve uzun yıllar Kocaeli milletvekilliği yapmıştı. Mahzuni’nin siyasi taşlamaları yüzünden yaşadığı tutuklama ve yargılamalar ise sonraki yıllarda da devam etti.

1975 – REMBRANDT’IN “GECE DEVRİYESİ” RESMİ EKMEK BIÇAĞIYLA PARÇALANDI

Amsterdam’daki Rijksmuseum’u ziyaret eden bir adam, Rembrandt’ın başyapıtı “Gece Devriyesi”ne ekmek bıçağıyla saldırarak tabloya 12 derin kesik attı. Saldırgan Wilhelmus de Rijk adlı işsiz bir öğretmendi ve bıçağı bir gün önce kaldığı otelden almıştı. Bazı kesikler tuvali tamamen deldi; tablo aylar süren son derece hassas bir restorasyona alındı. Restoratörler eseri kurtarmayı başardı ancak saldırının bazı izleri yakından bakıldığında bugün bile görülebiliyor. Dünyanın en değerli sanat eserlerinden birinin sıradan bir mutfak bıçağıyla birkaç saniyede ağır hasar görmesi, müzelerde güvenlik anlayışının da sorgulanmasına yol açtı.

1980 – 12 EYLÜL’ÜN ARDINDAN TÜRKEŞ TESLİM OLDU, SENDİKACILARA ÇAĞRI YAPILDI

12 Eylül askerî darbesi sırasında evinde bulunamayan MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Millî Güvenlik Konseyi’nin teslim olması yönündeki çağrısının ardından 14 Eylül sabahı Ankara Garnizon Komutanlığı’nı arayarak bulunduğu yerden alınmasını istedi. Aynı gün İzmir’deki Uzunada’ya gönderildi ve burada MSP lideri Necmettin Erbakan’la birlikte “güvence altında” tutuldu. Sıkıyönetim komutanlıkları da DİSK ve MİSK başta olmak üzere sendika yöneticilerine teslim olmaları için çağrıda bulundu. Darbenin henüz ikinci gününde yaşanan gelişmeler, askerî yönetimin yalnızca siyasi partileri değil, örgütlü çalışma hayatını da hızla denetim altına almaya başladığını gösteriyordu.

1980 – UĞUR MUMCU 12 EYLÜL’DEN İKİ GÜN SONRA NE YAZDI?

Gazeteci Uğur Mumcu, darbeden iki gün sonra Cumhuriyet’te yayımlanan “Bundan Sonra…” başlıklı yazısında 12 Eylül’ü, aylardır cumhurbaşkanı seçemeyen parlamento, siyasi tıkanma ve günde onlarca insanın öldüğü şiddet ortamının beklenebilir sonucu olarak değerlendirdi. Askerî müdahalenin gerçekleşmesini “şaşırtıcı” bulmadığını açıkça yazan Mumcu, buna karşılık çözümün kalıcı askerî yönetim olmadığını; Türkiye’nin yaşananlardan ders çıkararak yeniden özgürlükçü, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini kurması gerektiğini savundu. Yazı, daha sonraki yıllarda demokrasi ve hukuk mücadelesiyle özdeşleşecek Mumcu’nun 12 Eylül’ün hemen ardından yaptığı, bugün de tartışılan değerlendirmelerinden biri olarak kaldı.

1981 – AJDA PEKKAN ARABESKE YÖNELDİ: “SEN MUTLU OL” ÇIKTI

Ajda Pekkan’ın kariyerinin en sıra dışı dönemlerinden birini temsil eden “Sen Mutlu Ol” albümünün ilk baskısı Yaşar Plak tarafından yayımlandı. 1980 Eurovision yarışmasının ardından uluslararası kariyerine ara veren Pekkan, Türkiye’de hızla yükselen arabesk ve alaturka etkisine yönelmiş; “Sen Mutlu Ol”, “Felek”, “Mihrabım Diyerek”, “Bir Garip Yolcuyum” ve “Sonbahar Rüzgârları” gibi şarkıları seslendirmişti. Garo Mafyan’ın düzenlemeleriyle hazırlanan albüm ticari başarı kazansa da Pekkan bu müzikal çizgiden memnun kalmadı; yapımcısıyla yaşadığı anlaşmazlık sonraki yıllarda mahkemeye kadar uzandı.

1984 – MADONNA İLK MTV ÖDÜLLERİNDE POP TARİHİNE GEÇTİ

MTV, New York’taki Radio City Music Hall’da tarihinin ilk Video Music Awards törenini düzenledi. Gecenin henüz dünya çapında bir süperstara dönüşmemiş isimlerinden Madonna, gelinlikle dev bir düğün pastasının içinden çıkarak “Like a Virgin” şarkısını söyledi. Performans sırasında ayakkabılarından biri çıkınca yere uzanıp yuvarlanarak durumu gösterinin parçasına dönüştürdü; o birkaç dakika hem Madonna’nın kariyerinin hem de MTV tarihinin en konuşulan görüntülerinden biri oldu. İlk VMA gecesinin sunucuları Bette Midler ile Dan Aykroyd’du; fakat yıllar sonra geceden hatırlanan asıl an Madonna’nın bu performansı olacaktı.

1990 – İLK GEN TEDAVİSİ DÖRT YAŞINDAKİ BİR ÇOCUKTA UYGULANDI

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde dört yaşındaki Ashanthi De Silva, tarihin ilk gen tedavisi uygulanan hastası oldu. De Silva, bağışıklık sistemini ağır biçimde zayıflatan kalıtsal ADA eksikliğinden muzdaripti. Doktorlar çocuğun beyaz kan hücrelerini vücudundan aldı, laboratuvarda sağlıklı ADA genini bu hücrelere aktardı ve düzeltilmiş hücreleri yeniden hastaya verdi. Tedavi kalıcı bir “genetik tamir” değildi ve daha sonra tekrarlanması gerekti; ancak 14 Eylül 1990, hastalıkların hatalı genlere müdahale edilerek tedavi edilebileceği yeni bir tıp çağının başlangıç noktalarından biri oldu.

1994 – 12 YIL SONRA AKŞAM GAZETESİ YENİDEN BAYİLERDEYDİ

Türk basınının eski markalarından Akşam, 12 yıllık aranın ardından Mehmet Ali Ilıcak yönetiminde yeniden yayımlanmaya başladı. İlk kez 1918’de çıkan tarihi Akşam gazetesi, çeşitli sahiplik değişikliklerinin ardından 1982’de yayın hayatına son vermişti. Tercüman’ın eski sahibi Kemal Ilıcak’ın oğlu Mehmet Ali Ilıcak, gazetenin isim ve marka hakkını kullanarak 14 Eylül 1994’te Akşam’ı yeniden gazete bayilerine taşıdı. Gazete üç yıl sonra Çukurova Grubu’na satıldı ve sonraki yıllarda Türk medyasının çok kez el değiştiren büyük gazetelerinden biri haline geldi.

1997 – VAN’DA ASKERÎ HELİKOPTER YÜKSEK GERİLİM HATTINA ÇARPARAK DÜŞTÜ

Van bölgesinde görev uçuşu yapan S-70 Sikorsky tipi askerî helikopter, yüksek gerilim hattına çarparak düştü ve helikopterde bulunan askerler şehit oldu. Kayıtlarda kazanın Van’ın Bahçesaray-Gevaş çevresinde, Kocabeşir Tepesi yakınlarında meydana geldiği belirtiliyor. Olay, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki alçak irtifa helikopter uçuşlarında enerji nakil hatlarının oluşturduğu tehlikeyi yeniden gündeme getiren ağır kazalardan biri olarak kayda geçti.

1999 – ÜNİVERSİTELERDE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KAMPÜSLERİN TAMAMINI KAPSAYACAK ŞEKİLDE GENİŞLETİLDİ

YÖK Rektörler Komitesi, üniversite yerleşkelerinin açık ve kapalı alanlarında başörtüsünü yasaklayan ortak karar aldı. Yasak yalnızca derslikleri değil; laboratuvarları, sosyal tesisleri, spor alanlarını ve öğrenci kimliklerinde kullanılacak fotoğrafları da kapsıyordu. Üniversitelerde başörtüsüne yönelik kısıtlamalar 28 Şubat sürecinin ardından özellikle 1998’den itibaren sert biçimde uygulanmaya başlanmıştı; 14 Eylül 1999’daki karar uygulamayı kampüs yaşamının hemen her alanını kapsayacak şekilde genişletti. Bu dönemde çok sayıda başörtülü öğrenci eğitime ara vermek, üniversiteden ayrılmak veya öğrenimini sürdürebilmek için başını açmak ya da peruk kullanmak zorunda kaldı.

2010 – AİHM: TÜRKİYE, HRANT DİNK’İN YAŞAMINI KORUMADI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2007’de öldürülen gazeteci Hrant Dink ve ailesinin Türkiye aleyhine yaptığı başvurularda kararını açıkladı. Mahkeme oybirliğiyle Türkiye’nin Dink’in yaşamını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine, cinayetin ardından etkili soruşturma yürütülmediğine ve Dink’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Türkiye ayrıca başvuranlara toplam 105 bin avro manevi tazminat ödemeye mahkûm edildi. Dışişleri Bakanlığı aynı gün yaptığı açıklamada kararı Büyük Daire’ye taşımayacağını bildirdi.

2015 – EINSTEIN’IN 100 YILLIK ÖNGÖRÜSÜ İLK KEZ DOĞRUDAN “DUYULDU”

ABD’deki LIGO gözlemevlerinin iki dedektörü, Dünya’dan bir milyar ışık yılından daha uzakta birleşen iki kara deliğin uzay-zamanda oluşturduğu kütleçekim dalgalarını ilk kez doğrudan tespit etti. GW150914 adı verilen sinyal, 29 ve 36 Güneş kütlesindeki iki kara deliğin birleşmesinden kaynaklanıyordu; yaklaşık üç Güneş kütlesine eşdeğer enerji saniyenin küçük bir bölümünde kütleçekim dalgalarına dönüştü. Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının yaklaşık yüz yıl önce öngördüğü dalgaların doğrudan yakalanması, astronomide yepyeni bir gözlem yönteminin başlangıcı oldu. Keşif 14 Eylül 2015’te yapıldı ancak dünya kamuoyuna 11 Şubat 2016’da açıklandı.

2019 – SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ SALDIRI DÜNYA PETROL PİYASASINI SARSTI

Suudi Arabistan’ın Abkayk petrol işleme tesisi ile Hureys petrol sahası insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların hedefi oldu. Dünyanın en büyük petrol işleme tesislerinden Abkayk’ın da vurulmasıyla Suudi Arabistan’ın üretimi bir anda günlük yaklaşık 5,7 milyon varil azaldı; bu miktar o tarihte dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyordu. Yemen’deki Husiler saldırıyı üstlenirken Suudi Arabistan ve ABD saldırının arkasında İran’ın bulunduğunu savundu; İran suçlamayı reddetti. Piyasaların yeniden açıldığı ilk işlem gününde petrol fiyatları, yaklaşık on yılın en sert günlük yükselişlerinden birini yaşadı.

2020 – “VENÜS’TE HAYAT OLABİLİR Mİ?” HABERİ DÜNYAYI HEYECANLANDIRDI

Uluslararası bir araştırma ekibi, Venüs’ün bulutlarında fosfin gazına ait olduğunu düşündükleri bir kimyasal iz tespit ettiklerini açıkladı. Dünya’da fosfinin bazı mikroorganizmalar tarafından üretilebilmesi, “Venüs’te yaşam olabilir mi?” sorusunu bir anda dünya gündemine taşıdı. Araştırmacılar hiçbir zaman yaşam keşfettiklerini söylemedi; yalnızca fosfinin bilinen süreçlerle açıklanmasının zor olduğunu belirtti. Sonraki bağımsız analizler ise fosfin tespitinin kendisini dahi tartışmaya açtı.

2023 – TÜRKİYE’DEN AYNI GÜN İKİ DİKKAT ÇEKİCİ ARKEOLOJİ HABERİ GELDİ

14 Eylül’de kamuoyuna duyurulan iki kazı haberi Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişine yeni parçalar ekledi. Alanya Kalesi’nde, 5. ya da 6. yüzyıla tarihlendirilen büyük bir erken Hristiyanlık bazilikasının kalıntıları tespit edildi. Aynı gün Karabük’teki Hadrianopolis Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda ise yaklaşık 5 bin 500 yıllık olduğu değerlendirilen yeraltı kaya yerleşkesinin ortaya çıkarılmakta olduğu açıklandı. Her iki buluntu da tam olarak 14 Eylül günü keşfedilmiş değildi; ancak kazı ekiplerinin bulguları kamuoyuna ayrıntılarıyla duyurduğu tarih 14 Eylül 2023’tü.

2023 – NASA “UFO” RAPORUNU YAYIMLADI

NASA’nın “tanımlanamayan anormal fenomenler” anlamına gelen UAP’leri, yani kamuoyunda hâlâ çoğunlukla “UFO” diye anılan olayları incelemek üzere kurduğu bağımsız ekip raporunu yayımladı. Rapor uzaylılara ilişkin bir kanıt sunmadı; aksine, eldeki yüksek kaliteli gözlem verilerinin kesin bilimsel sonuçlara ulaşmak için yetersiz olduğunu vurguladı. NASA aynı gün konuyu daha sistemli biçimde araştırmak amacıyla bir UAP araştırma direktörü görevlendirdiğini de açıkladı. Böylece yıllarca komplo teorileri ve askerî sırlarla özdeşleşen UFO meselesi, dünyanın en büyük bilim kuruluşlarından birinin açık veri ve bilimsel yöntemle araştırmayı önerdiği resmî bir çalışma alanına dönüştü.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 14 EYLÜL

1911 – GEBZELİ İMAM, PADİŞAHIN SARAYINDA NİŞANLA ÖDÜLLENDİRİLDİ

Gebze Sultan Orhan Mahallesi’nde doğup burada hafızlığını tamamlayan Ahmed Necati Efendi, Sultan V. Mehmed Reşad’ın ikinci imamlığına kadar yükseldikten sonra 14 Eylül 1911’de 4. dereceden Nişan-ı Âli-i Osmanî ile ödüllendirildi. Arapça, Farsça ve Fransızca bilen Ahmed Necati Efendi, Gebze’den İstanbul’a giderek medrese eğitimi almış; çeşitli camilerde görev yaptıktan sonra 1910’da saray imamlığına getirilmişti. Osmanlı arşiv belgelerine dayanan kayıt, 20. yüzyılın başında Gebze’den çıkıp sarayın en yakın din görevlileri arasına kadar yükselen bir ismin az bilinen hikâyesini ortaya koyuyor.

1915 – İZMİT’İN İLK YATILI ERKEK ÖĞRETMEN OKULU AÇILDI

İzmit’te yıllardır süren öğretmen açığını gidermek amacıyla kurulan Darülmuallimîn-i İbtidâî, 14 Eylül 1915’te yatılı olarak eğitime başladı. Okul için ayrı bir bina yapmak yerine, Birinci Dünya Savaşı sırasında öğretmenleri kentten ayrılan Fransız Katolik Mektebi kullanıldı. Dört yıllık eğitim veren okulun kuruluşu tesadüf değildi: İzmit’te daha 1904’te yapılan değerlendirmelerde köy okullarındaki öğretmenlerin önemli bölümünün çağdaş öğretim yöntemlerinden habersiz olduğu belirtilmiş ve özel bir öğretmen okuluna ihtiyaç duyulduğu bildirilmişti. Yıllarca sonuçsuz kalan girişim, savaşın ortasında hayata geçirildi; böylece İzmit’in öğretmen yetiştirme tarihinde yeni bir dönem başladı.

1962 – KOCAELİ SİYASETİNİN TANINMIŞ İSMİ NİHAT ERGÜN DOĞDU

Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, 14 Eylül 1962’de İzmit’in Çınarlı bölgesinde doğdu. Siyasi hayatına yerel yönetimlerden başlayan Ergün, 1994’te Derince Belediye Başkanı seçildi; 2001’de AK Parti’nin Kocaeli kurucu il başkanı, ardından üç dönem Kocaeli milletvekili oldu. 2009’da Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, 2011’de ise Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına getirildi. Böylece Derince belediye başkanlığından başlayıp Türkiye’nin sanayi politikalarından sorumlu bakanlığa uzanan bir siyasi kariyerin Kocaeli’de başlayan hikâyesi 14 Eylül’e tarihleniyor.

1998 – SEKA’YI KAPATMA KARARI ALINDI, İZMİT AYAĞA KALKTI

Özelleştirme Yüksek Kurulu, 14 Eylül 1998’de SEKA İzmit İşletmesi’nin kapatılmasına karar verdi. Karar aynı zamanda fabrikanın arazilerinin İzmit Belediyesi’ne devredilmesini ve çalışanların başka kurumlara aktarılmasını öngörüyordu; dönemin TBMM kayıtlarında İzmit tesislerinde 1.671 işçinin çalıştığı belirtiliyordu. Kararın ekim başında duyulması üzerine SEKA işçileri direnişe geçti, İzmit’te büyük protestolar düzenlendi ve kentten gelen güçlü tepkinin ardından Özelleştirme Yüksek Kurulu 28 Ekim’de kapatma kararını geri çekti. Ancak SEKA’nın hikâyesi burada bitmedi; fabrika yıllar süren tartışmaların ardından 2005’te kapatılacaktı. 14 Eylül 1998 kararı, İzmit’in sanayi ve işçi tarihinde daha sonraki büyük SEKA direnişinin ilk önemli kırılmalarından biri oldu.

2010 – KOCAELİ BİSİKLETİNİN ŞAMPİYONU HASAN SERT HAYATINI KAYBETTİ

Kandıra’nın Pirceler köyünde doğan eski millî bisikletçi Hasan Sert, Romanya’da bisikletle antrenman yaparken bir otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı ve 14 Eylül 2010’da hayatını kaybetti. Kocaeli bölge takımında başladığı spor hayatında millî formayı giyen Sert, 1969’da Türkiye yol şampiyonu oldu; daha sonra antrenörlük ve yöneticilik yaptı, İzmit Belediyesi Spor Şube Müdürlüğünden emekli oldu ve Balkan Bisiklet Federasyonu’nda görev üstlendi. Cenazesi doğduğu Pirceler köyüne getirilen Sert’in adı, bugün Yahya Kaptan’daki Bisiklet Trafik Eğitim Parkı’nda bulunan anıtla yaşatılıyor.

 

14 EYLÜL’DE DOĞANLAR

1769 – DOĞAYI BİR BÜTÜN OLARAK GÖREN KÂŞİF ALEXANDER VON HUMBOLDT

Prusyalı doğa bilimci ve kâşif Alexander von Humboldt, Berlin’de doğdu. Güney Amerika’dan Orta Asya’ya yaptığı araştırma yolculuklarında iklim, bitki örtüsü, yükselti ve coğrafyanın birbirleriyle ilişkisini inceleyerek modern fiziki coğrafya ve biyocoğrafyanın öncülerinden oldu. İsmini bugün Humboldt Akıntısı’ndan dağlara, bitki ve hayvan türlerinden Ay’daki oluşumlara kadar yüzlerce yerde görmek mümkün. Charles Darwin üzerinde de büyük etkisi bulunan Humboldt, doğayı birbirinden kopuk parçalar yerine birbirine bağlı tek bir sistem olarak ele alan bilim insanlarının başında geliyordu.

1849 – “PAVLOV’UN KÖPEKLERİ”YLE DAVRANIŞ BİLİMİNİ DEĞİŞTİRDİ

Rus fizyolog İvan Pavlov, Ryazan’da doğdu. Asıl çalışmaları sindirim sistemi üzerineydi ve bu araştırmaları ona 1904 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandırdı; ancak adı daha çok köpeklerle yaptığı deneylerden doğan koşullu refleks kavramıyla tarihe geçti. Yiyecek verilmeden önce tekrar tekrar aynı sesle karşılaşan köpeklerin bir süre sonra yalnızca sesi duyduklarında salya salgılaması, öğrenilmiş davranışların nasıl oluştuğunu gösteren en ünlü bilim deneylerinden biri haline geldi. “Pavlov’un köpeği” ifadesi bugün bile psikolojinin sınırlarını aşmış bir deyim gibi kullanılıyor.

1870 – ÇANAKKALE’NİN “CEVAT PAŞA”SI DOĞDU

Çanakkale Deniz Zaferi’nin önde gelen komutanlarından Cevat Çobanlı, İstanbul’da doğdu. Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı olarak Boğaz savunmasının hazırlanmasında görev alan Cevat Paşa, mayın hatları ve kıyı bataryalarının düzenlenmesinde önemli rol oynadı; 18 Mart 1915’te İtilaf donanmasının boğazı geçememesiyle sonuçlanan zaferin başlıca komutanlarından biri oldu. Daha sonra Genelkurmay Başkanlığı ve Harbiye Nazırlığı da yapan Cevat Paşa, Cumhuriyet döneminde milletvekilliği görevinde bulundu.

1922 – KORNERDEN GOLLERİYLE ÜNLENEN ŞÜKRÜ GÜLESİN

Türk futbolunun ilk büyük yıldızlarından Şükrü Gülesin doğdu. Beşiktaş formasıyla özellikle kornerden doğrudan attığı gollerle ünlenen Gülesin, 1950’de İtalya’ya giderek Palermo ve Lazio’da oynadı. Serie A’da üç sezonda 79 maça çıkıp 36 gol atması, Türk futbolcuların Avrupa’da henüz neredeyse hiç görülmediği bir dönemde olağanüstü bir başarıydı. Beşiktaş kariyerinde Fenerbahçe ve Galatasaray’a toplam 22 derbi golü atan Gülesin, futbolu bıraktıktan sonra spor yazarlığı da yaptı.

1928 – DÜNYANIN EN ÜNLÜ CHE GUEVARA FOTOĞRAFINI ÇEKEN ADAM

Kübalı fotoğrafçı Alberto Korda, Havana’da doğdu. Korda’nın 1960’ta bir anma töreninde çektiği Che Guevara portresi, daha sonra kırpılıp çoğaltılarak posterlerden tişörtlere kadar milyonlarca kez kullanıldı ve 20. yüzyılın en tanınan fotoğraflarından birine dönüştü. “Guerrillero Heroico” adı verilen kare öylesine yaygınlaştı ki fotoğrafçısının adı, görüntünün kendisi kadar bilinmedi. Korda ise yıllar sonra fotoğrafının ticari kullanımından çok, Che’nin düşünceleriyle bağdaşmayan reklamlarda kullanılmasına itiraz etti.

1936 – DAMARLARIN BİR GAZLA “HABERLEŞTİĞİNİ” GÖSTEREN NOBELLİ FERID MURAD

Amerikalı hekim ve farmakolog Ferid Murad, Indiana’da doğdu. Murad, nitrogliserin gibi damar genişletici ilaçların nitrik oksit adlı gazı açığa çıkararak damar düz kaslarını gevşettiğini 1977’de ortaya koydu. Bir gazın hücreler arasında sinyal taşıyabileceği düşüncesi o dönem için son derece sıra dışıydı; sonraki çalışmalar nitrik oksidin kan basıncı, dolaşım, sinir sistemi ve bağışıklıkta önemli görevleri bulunduğunu gösterdi. Murad, Robert Furchgott ve Louis Ignarro ile birlikte bu keşifler nedeniyle 1998 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı; çalışmalar kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere yeni ilaçların geliştirilmesine de zemin hazırladı.

1937 – İSTANBUL MODERN’İ TASARLAYAN RENZO PIANO

Dünyanın en tanınmış mimarlarından Renzo Piano, Cenova’da doğdu. Paris’te Richard Rogers’la tasarladığı Centre Pompidou, Londra’daki The Shard ve New York’taki Whitney Museum gibi yapılarla çağdaş mimarlığın önemli isimlerinden biri haline geldi; 1998’de Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazandı. Piano’nun Türkiye’deki ilk projesi de Karaköy’deki yeni İstanbul Modern binası oldu. 2023’te açılan ve Boğaz’ın ışığı ile sudaki yansımalarından esinlenen yapı, kısa sürede uluslararası mimarlık ödülleri kazandı.

1947 – “JURASSIC PARK”IN DR. ALAN GRANT’I SAM NEILL

Yeni Zelanda sinemasının dünyaca tanınan oyuncusu Sam Neill, Kuzey İrlanda’da doğdu. Beş yılı aşkın kariyerinde The Piano, The Hunt for Red October ve Peaky Blinders gibi yapımlarda rol alsa da dünya onu en çok Jurassic Park’ın paleontoloğu Dr. Alan Grant olarak tanıdı. Kan kanseri tedavisi gördüğünü açıklayan Neill, 2026 baharında kanseri yendiğini duyurdu; ancak 13 Temmuz 2026’da Sydney’de 78 yaşında beklenmedik şekilde hayatını kaybetti. Böylece bu yılki 14 Eylül, ölümünün ardından gelen ilk doğum günü olacak.

1955 – TARİHİN İLK ABD DOĞUMLU PAPASI XIV. LEO

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa XIV. Leo, Robert Francis Prevost adıyla Chicago’da doğdu. Uzun yıllar Peru’da misyonerlik ve piskoposluk yapan Prevost, Papa Franciscus’un ölümünün ardından 8 Mayıs 2025’te papa seçildi ve tarihin ilk ABD doğumlu papası oldu. XIV. Leo adını alan yeni papa, aynı zamanda Peru vatandaşlığına da sahip. 2026’daki 14 Eylül’de 71 yaşına giriyor.

1971 – EKRANDAN ROMANA İCLAL AYDIN

Oyuncu, yazar ve sunucu İclal Aydın, Nevşehir’de doğdu. Türkiye’de geniş kitleler onu önce televizyon programları ve dizilerle tanıdı; Bir Demet Tiyatro, Vizontele, İki Aile ve O Hayat Benim gibi yapımlarda yer aldı. Daha sonra edebiyata ağırlık veren Aydın’ın Üç Kız Kardeş romanı televizyona uyarlandı ve uzun soluklu bir diziye dönüştü. Oyunculuk, sunuculuk ve yazarlığı aynı kariyerde sürdüren popüler kültürün tanıdık isimlerinden biri oldu.

1973 – “THE WALKING DEAD”İN RICK GRIMES’I ANDREW LINCOLN

İngiliz oyuncu Andrew Lincoln, Londra’da doğdu. Türkiye’de de geniş izleyici kitlesine ulaşan The Walking Dead dizisinde şerif yardımcısı Rick Grimes karakterini sekiz sezon boyunca canlandırarak dünya çapında tanındı. Diziden 2018’de ayrılmasına rağmen karakterin hikâyesi sona ermedi; 2022’de final bölümünde yeniden göründü ve 2024’te The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinde başrole döndü. Lincoln’ün gerçek soyadının ise “Clutterbuck” olması küçük ama eğlenceli bir ayrıntı.

1977 – FENERBAHÇE TARAFTARININ “KAPTAN”I ALEX DE SOUZA

Türk futbolunun en sevilen yabancı oyuncularından Alex de Souza, Brezilya’nın Curitiba kentinde doğdu. 2004’te Fenerbahçe’ye gelen Alex, sekiz yıl boyunca sarı-lacivertli formayla attığı goller, yaptığı asistler ve oyun zekâsıyla kulüp tarihinin simge isimlerinden birine dönüştü. Brezilya Millî Takımı formasını da 73 kez giyen futbolcu, Türkiye’den ayrıldıktan yıllar sonra bile Fenerbahçe taraftarlarının “kaptan” diye andığı az sayıdaki yabancı oyuncudan biri olmayı sürdürüyor.

1983 – 27 YAŞINDA ÖLEN, SESİYLE BİR KUŞAĞA DAMGA VURAN AMY WINEHOUSE

İngiliz şarkıcı Amy Winehouse, Londra’da doğdu. Caz, soul ve R&B’yi kendine özgü sesiyle birleştiren Winehouse, özellikle “Rehab” ve “Back to Black” şarkılarıyla dünya çapında ün kazandı ve altı Grammy Ödülü aldı. Alkol bağımlılığıyla mücadelesi uzun süre magazin basınının konusu olan sanatçı, 23 Temmuz 2011’de alkol zehirlenmesi sonucu yalnızca 27 yaşında hayatını kaybetti. Ailesi, gençlere bağımlılık ve ruh sağlığı konularında destek vermek amacıyla kurduğu Amy Winehouse Foundation’ı özellikle onun doğum günü olan 14 Eylül 2011’de faaliyete geçirdi.

 

14 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER

1146 – HAÇLILARA İLK BÜYÜK DARBEYİ VURAN İMADEDDİN ZENGİ ÖLDÜRÜLDÜ

Musul ve Halep Atabeyi İmadeddin Zengi, Fırat kıyısındaki Caber Kalesi’ni kuşattığı sırada kendi adamlarından biri tarafından gece yatağında öldürüldü. 1144’te Urfa’yı Haçlılardan alarak Birinci Haçlı Seferi sonrasında kurulan devletlerden birini ortadan kaldıran ilk Müslüman hükümdar olmuş; bu başarı İkinci Haçlı Seferi’ne giden süreci de başlatmıştı. Ölümünden sonra mücadelesini oğlu Nureddin Mahmud sürdürecek, onun kurduğu siyasi zemin daha sonra Selahaddin Eyyubi’nin yükselişine kadar uzanacaktı.

1321 – “İLAHİ KOMEDYA”NIN YAZARI DANTE SÜRGÜNDE ÖLDÜ

Dünya edebiyatının en büyük şairlerinden Dante Alighieri, 13 Eylül’ü 14 Eylül’e bağlayan gece Ravenna’da hayatını kaybetti. Floransa’dan siyasi nedenlerle sürgün edilen ve bir daha doğduğu kente dönemeyen Dante, İlahi Komedya ile cehennem, araf ve cennette yapılan hayalî bir yolculuğu anlattı; kullandığı Toscana lehçesi modern İtalyancanın gelişiminde belirleyici oldu. Ölümünden sonra Floransa kemiklerini geri almak için defalarca girişimde bulundu, fakat Ravenna Dante’nin mezarını vermedi.

1487 – FATİH’İN ÜVEY ANNESİ MARA HATUN ÖLDÜ

Sırp Despotu Đurađ Branković’in kızı ve II. Murad’ın eşi Mara Branković, yani Mara Hatun, hayatını kaybetti. Müslüman olmayan ve Ortodoks inancını yaşamı boyunca koruyan Mara, çocuğu olmadığı halde Fatih Sultan Mehmed’in üvey annesi olarak Osmanlı sarayında büyük nüfuz kazandı. Fatih’in güven duyduğu kişilerden biri haline geldi; Balkan devletleri, Venedik ve Dubrovnik’le yürütülen diplomatik temaslarda aracılık yaptı. Osmanlı sarayında bir Hristiyan kadın olarak ulaştığı sıra dışı konum, onu 15. yüzyılın en ilginç siyasi kadınlarından biri haline getirdi.

1712 – SATÜRN’ÜN HALKALARINDAKİ BOŞLUĞU KEŞFEDEN CASSINI ÖLDÜ

İtalyan-Fransız astronom Giovanni Domenico Cassini, Paris’te hayatını kaybetti. Satürn’ün dört uydusunu keşfeden Cassini, gezegenin halkalarının tek parça olmadığını gösterdi ve bugün hâlâ “Cassini Bölümü” adıyla bilinen büyük boşluğu gözlemledi. Yüzyıllar sonra NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın Satürn sistemini inceleyen Cassini-Huygens görevinin onun adını taşıması, 17. yüzyıldaki gözlemlerinin astronomide bıraktığı izi gösteriyor.

1836 – HAMILTON’U DÜELLODA ÖLDÜREN ABD BAŞKAN YARDIMCISI AARON BURR ÖLDÜ

ABD’nin üçüncü başkan yardımcısı Aaron Burr, 80 yaşında hayatını kaybetti. Burr bugün en çok, siyasi rakibi ve ABD’nin kurucu isimlerinden Alexander Hamilton’ı 1804’te yapılan düelloda vurarak öldürmesiyle hatırlanıyor. Daha sonra ülkenin batısında bağımsız bir devlet kurmaya çalıştığı iddiasıyla vatana ihanetten yargılandı ancak beraat etti; siyasi kariyeri bir daha toparlanmadı. İlginç bir tesadüfle, Burr’ın ölüm günü aynı zamanda ikinci eşinden boşanmasının resmen kesinleştiği gündü.

1852 – NAPOLYON’U WATERLOO’DA YENEN WELLINGTON DÜKÜ ÖLDÜ

Napolyon Savaşları’nın ünlü İngiliz komutanı Wellington Dükü Arthur Wellesley, 83 yaşında hayatını kaybetti. 1815’te Waterloo Muharebesi’nde müttefik kuvvetlerin başında Napolyon’un son yenilgisinde belirleyici rol oynayan Wellington, daha sonra iki kez İngiltere başbakanlığı yaptı. Ölümünün ardından kendisine olağanüstü büyüklükte bir devlet cenazesi düzenlendi; Londra’daki töreni bir milyondan fazla insanın izlediği tahmin ediliyor. Bugün kullanılan “Wellington çizmesi” adı da ondan geliyor.

1899 – ABD’DE OTOMOBİLİN ÖLDÜRDÜĞÜ İLK YAYA HAYATINI KAYBETTİ

New York’ta tramvaydan inerken elektrikli bir taksinin çarptığı Henry Hale Bliss, kazadan bir gün sonra hayatını kaybetti ve ABD’de motorlu taşıt çarpması sonucu öldüğü kaydedilen ilk kişi oldu. 13 Eylül akşamı meydana gelen kazada Bliss’in başı ve göğsü ağır biçimde yaralanmıştı. Otomobilin henüz sokaklarda yeni görülmeye başladığı bir çağda yaşanan ölüm, birkaç on yıl sonra dünyanın en büyük halk sağlığı sorunlarından birine dönüşecek trafik kazalarının erken sembollerinden biri haline geldi.

1927 – UZUN ŞALI OTOMOBİLİN TEKERLEĞİNE DOLANAN ISADORA DUNCAN ÖLDÜ

Modern dansın öncülerinden Isadora Duncan, Fransa’nın Nice kentinde üstü açık bir otomobille giderken boynundaki uzun ipek şalın aracın tekerleğine ve aksına dolanması sonucu yaşamını yitirdi. Klasik balenin katı kurallarını reddeden Duncan, yalınayak dansı, serbest hareketleri ve doğal beden kullanımını sahneye taşıyarak 20. yüzyıl dansının yönünü değiştirmişti. Sanat hayatı kadar sıra dışı yaşamıyla da tanınan Duncan’ın 50 yaşındaki trajik ölümü, sanat tarihinin en çok anlatılan kazalarından biri oldu.

1966 – 27 MAYIS’TAN SONRA CUMHURBAŞKANI OLAN CEMAL GÜRSEL HAYATINI KAYBETTİ

Türkiye’nin dördüncü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, uzun süren hastalığının ardından Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde 71 yaşında hayatını kaybetti. Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapmış olan Gürsel, 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin ardından Millî Birlik Komitesi’nin başına getirilmiş; devlet ve hükümet başkanlığı görevlerini üstlenmişti. 1961 Anayasası’nın kabulünden sonra TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçildi, ancak sağlık durumunun ağırlaşması üzerine Mart 1966’da görevi sona erdi.

1982 – LÜBNAN’IN SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI GÖREVE BAŞLAYAMADAN ÖLDÜRÜLDÜ

Lübnan’ın cumhurbaşkanı seçilen Beşir Cemayel, göreve başlamasına dokuz gün kala Beyrut’taki Falanjist Parti merkezine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Cemayel’in ölümü Lübnan İç Savaşı’nın en kritik dönemeçlerinden birini yarattı; ertesi gün İsrail ordusu Batı Beyrut’a girdi ve birkaç gün sonra Sabra ile Şatila mülteci kamplarında yüzlerce, muhtemelen binlerce sivilin öldürüldüğü katliam gerçekleşti.

1982 – HOLLYWOOD YILDIZLIĞINDAN PRENSESLİĞE: GRACE KELLY HAYATINI KAYBETTİ

Oscar ödüllü oyuncu ve Monako Prensesi Grace Kelly, bir gün önce geçirdiği otomobil kazasında aldığı ağır yaralar nedeniyle 52 yaşında hayatını kaybetti. Alfred Hitchcock’un Arka Pencere, Cinayet Var ve Kelepçeli Âşık filmlerinin yıldızı olan Kelly, kariyerinin zirvesindeyken 1956’da Monako Prensi III. Rainier ile evlenmiş ve 26 yaşında sinemayı bırakmıştı. Hollywood yıldızının gerçek bir prensese dönüşen hayatı ve erken ölümü, onu 20. yüzyıl popüler kültürünün simge isimlerinden biri yaptı.

2009 – “DIRTY DANCING” VE “GHOST”UN YILDIZI PATRICK SWAYZE ÖLDÜ

Amerikalı oyuncu ve dansçı Patrick Swayze, yaklaşık 20 ay mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle 57 yaşında hayatını kaybetti. Dirty Dancing’deki Johnny Castle ve Ghost’taki Sam Wheat rolleriyle 1980’ler ve 90’ların en tanınmış sinema yıldızlarından biri olan Swayze, ağır hastalığına rağmen son televizyon dizisi The Beast’te çalışmayı sürdürmüştü. Dirty Dancing için birlikte yazdığı ve seslendirdiği “She’s Like the Wind” şarkısıyla müzik listelerinde de başarı kazanmıştı.

2015 – ÜNİVERSİTE PARASINI ÇIKARMAK İÇİN AÇTIĞI DÜKKÂN SUBWAY’E DÖNÜŞTÜ

Subway’in kurucularından Fred DeLuca, lösemi nedeniyle 67 yaşında hayatını kaybetti. DeLuca henüz 17 yaşındayken üniversite masraflarını karşılamak amacıyla aile dostu Peter Buck’tan bin dolar borç alarak ilk sandviç dükkânını açmıştı. Bu küçük dükkân yarım yüzyıl içinde 40 binden fazla şubeye ulaşarak dünyanın en yaygın restoran zincirlerinden birine dönüştü.

2025 – “HITMAN” RICKY HATTON 46 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ

İngiliz boksunun en sevilen isimlerinden, “The Hitman” lakaplı Ricky Hatton, 46 yaşında evinde ölü bulundu. İki ayrı sıklette dünya şampiyonluğu kazanan Hatton, 48 profesyonel maçının 45’ini kazanmış; kariyerinde Floyd Mayweather Jr. ve Manny Pacquiao gibi boks tarihinin en büyük isimleriyle karşılaşmıştı. Ringlerden çekildikten sonra yaşadığı depresyon ve bağımlılık sorunlarını açıkça anlatarak ruh sağlığı konusunda farkındalık çalışmalarına katılmıştı. 2026’daki 14 Eylül, ölümünün ilk yıldönümü.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.