24 Ağustos Tarihte Bugün

67 Dakika Okuma
24 Ağustos Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 24 Ağustos

24 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?

2026’da 24 Ağustos Mevlid Kandili

Diyanet İşleri Başkanlığının 2026 dinî günler takvimine göre bu yıl Mevlid Kandili 24 Ağustos Pazartesi günü idrak ediliyor. İslam geleneğinde Hz. Muhammed’in doğumunun yıl dönümü kabul edilen Rebîülevvel ayının 12. gecesi Mevlid Kandili olarak anılıyor. Türkiye’de ve İslam dünyasının pek çok yerinde camilerde Kur’an okunması, mevlid programları, dualar ve çeşitli dinî etkinliklerle geçirilen gece, hicrî takvime göre belirlendiği için miladî takvimde her yıl farklı bir tarihe denk geliyor. Diyanet’in Din İşleri Yüksek Kurulu da Mevlid Kandili kutlamalarının Müslüman toplumlarda yüzyıllardır sürdürülen bir gelenek olduğunu belirtiyor.

Akşehir Onur Günü: Büyük Taarruz’a giden ordunun uğurlandığı gün

Konya’nın Akşehir ilçesinde 24 Ağustos her yıl “Akşehir Onur Günü” olarak kutlanıyor. Batı Cephesi Karargâhı, Sakarya Zaferi’nin ardından Kasım 1921’de Akşehir’e taşınmış ve Büyük Taarruz’un hazırlıkları yaklaşık dokuz ay boyunca buradan yürütülmüştü. 24 Ağustos 1922’de karargâh ve Türk ordusunun birlikleri Akşehir’den Afyon yönüne hareket etti; iki gün sonra Kocatepe’den Büyük Taarruz başladı. Konya Valiliği ve Akşehir Belediyesi, bu nedenle 24 Ağustos’u ordunun zafere uğurlandığı gün olarak her yıl törenlerle anıyor. 2026’da da temsili uğurlama ve yürüyüş dahil çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Ukrayna Bağımsızlık Günü

Ukrayna’nın en önemli millî bayramı 24 Ağustos Bağımsızlık Günü. Sovyetler Birliği’nde Ağustos 1991’de gerçekleşen başarısız darbe girişiminin hemen ardından Ukrayna Parlamentosu 24 Ağustos 1991’de ülkenin bağımsızlığını ilan etti. Karar 1 Aralık’taki referandumda halkın büyük çoğunluğu tarafından da onaylandı. Ukrayna Parlamentosu 1992’de 24 Ağustos’u resmen ülkenin her yıl kutlanacak Bağımsızlık Günü ilan etti; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ulusal günler listesinde de Ukrayna’nın millî günü 24 Ağustos olarak yer alıyor.

Liberya Bayrak Günü

Batı Afrika ülkesi Liberya’da 24 Ağustos resmî Bayrak Günü. Ülkenin bağımsızlığını ilan etmesinden yaklaşık bir ay sonra, bugünkü Liberya bayrağı ilk kez 24 Ağustos 1847’de göndere çekildi. Bayraktaki 11 kırmızı-beyaz şerit Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayan 11 kişiyi, mavi zemin üzerindeki tek beyaz yıldız ise kurulduğu dönemde Afrika’daki bağımsız cumhuriyeti simgeliyordu. Liberya Parlamentosu 1915’te 24 Ağustos’u resmî Bayrak Günü ve tatil ilan etti; ülkede gün bugün de törenlerle kutlanıyor.

 

24 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ

Plüton’un Gezegenlikten Atılma Günü

24 Ağustos’un en gerçek hikâyeye dayanan “tuhaf günlerinden” biri Pluto Demoted Day, yani kabaca “Plüton’un Gezegenlikten Düşürülme Günü”. Uluslararası Astronomi Birliği 24 Ağustos 2006’da Prag’daki genel kurulunda “gezegen” kavramının bilimsel tanımını değiştirdi. Yeni tanıma göre bir gezegenin yalnızca Güneş’in çevresinde dönmesi ve yaklaşık küresel olması yetmiyor, yörüngesinin çevresini de temizlemiş olması gerekiyordu. Plüton son şartı karşılamayınca 1930’dan beri taşıdığı dokuzuncu gezegen unvanını kaybetti ve “cüce gezegen” sınıfına alındı. Karar o kadar büyük tartışma yarattı ki 24 Ağustos daha sonra gayriresmî olarak Plüton’un gezegenlikten atıldığı gün diye anılmaya başladı.

Uluslararası Tuhaf Müzik Günü

International Strange Music Day – Uluslararası Tuhaf Müzik Günü’nün amacı gerçekten de insanlara normalde hiç dinlemeyecekleri müzikleri dinletmek. New Yorklu besteci Patrick Grant, 1990’ların sonunda 24 Ağustos’u “Strange Music Day” ilan ederek insanları alıştıkları türlerin dışına çıkmaya çağırdı. Tarihin müzik tarihinde özel bir anlamı yoktu; Grant 24 Ağustos’u, kendisine sanat konusunda yol gösteren o dönemki sevgilisinin babasının doğum günü olduğu için seçmişti. İnternet sayesinde etkinlik başka ülkelere de yayılınca adının başına “International” eklendi. Kuralı ise son derece basit: O gün daha önce hiç dinlemediğiniz bir tür müzik dinleyin.

Waffle Günü: Tarihi rastgele seçilmemiş nadir yiyecek günlerinden biri

ABD’deki National Waffle Day – Waffle Günü, internette ortaya çıkan yüzlerce rastgele yiyecek gününden biraz farklı; 24 Ağustos tarihinin gerçekten waffle ile ilgisi var. New Yorklu Cornelius Swartwout, ocak üzerinde kullanılan waffle demirini daha kolay açıp çevirmeyi sağlayan geliştirmesi için 24 Ağustos 1869’da ABD patentini aldı. Patent kayıtlarında tarih hâlâ açıkça görülebiliyor. Bugün ABD’de 24 Ağustos’un Waffle Günü olarak anılmasının temelinde de bu 157 yıllık patent bulunuyor.

Kobe Bryant Günü: 24 Ağustos’un tarihi forma numaralarından geliyor

Los Angeles Lakers efsanesi Kobe Bryant’ın 23 Ağustos’taki doğum gününün hemen ertesi olan 24 Ağustos, Los Angeles ve Orange County’de “Kobe Bryant Day” olarak anılıyor. Tarihin seçilmesinde asıl hoş ayrıntı ise Bryant’ın Lakers kariyeri boyunca giydiği iki forma numarası: 8 ve 24. Los Angeles 2016’da 24 Ağustos’u Bryant’ın onuruna özel gün ilan etti; Bryant’ın 2020’de kızı Gianna ve yedi kişiyle birlikte helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından Orange County de aynı kararı aldı. Böylece Amerikan tarih yazımıyla “8/24”, doğrudan Kobe’nin iki formasını yan yana getiren bir anma tarihine dönüştü.

Vezüv Günü: Belki de yanlış tarihte kutlanıyor

24 Ağustos bazı gayriresmî takvimlerde “Vesuvius Day – Vezüv Günü” olarak yer alıyor; çünkü yüzyıllar boyunca Vezüv Yanardağı’nın Pompeii ve Herculaneum’u yok eden büyük patlamasının 24 Ağustos 79’da gerçekleştiği kabul edildi. Tarih, felakete tanıklık eden Genç Plinius’un mektuplarının günümüze ulaşan bazı eski kopyalarına dayanıyor. Ancak Pompeii’de bulunan sonbahar meyveleri, sıcak giysiler ve özellikle 17 Ekim’den sonrasına ait olduğu düşünülen kömür yazısı, patlamanın aslında sonbaharda gerçekleşmiş olabileceğini gösterdi. Pompeii Arkeoloji Parkı da kesin tarihin hâlâ tartışmalı olduğunu belirtiyor. Yani 24 Ağustos’ta kutlanan en tuhaf günlerden biri, adını aldığı olayın belki de 24 Ağustos’ta hiç yaşanmamış olması nedeniyle daha da tuhaf.

 

24 AĞUSTOS’TA NELER OLDU?

79 – Vezüv patladı, Pompeii’yi küller altında dondurdu

Geleneksel tarihlendirmeye göre Vezüv Yanardağı 24 Ağustos 79’da büyük bir patlamayla çevresindeki Roma kentlerini felakete sürükledi. Pompeii metrelerce kül ve ponza taşının, Herculaneum ise kavurucu piroklastik akıntıların altında kaldı; Stabiae ve çevredeki yerleşimler de ağır biçimde etkilendi. Felakete uzaktan tanıklık eden Genç Plinius’un daha sonra tarihçi Tacitus’a yazdığı mektuplar, tarihin en önemli görgü tanığı volkan anlatılarından biri oldu. Amcası ünlü doğa bilimci Yaşlı Plinius ise insanları kurtarmak amacıyla bölgeye giderken hayatını kaybetti.

Küllerin altında kalan Pompeii yüzyıllar sonra ortaya çıkarıldığında evleri, sokakları, duvar yazıları ve insan bedenlerinin bıraktığı boşluklarla Roma günlük hayatının benzersiz bir görüntüsünü korumuştu. Ancak patlamanın gerçekten 24 Ağustos’ta gerçekleşip gerçekleşmediği bugün hâlâ tartışılıyor. En eski Plinius yazmaları 24 Ağustos tarihini verirken, arkeolojik bulgular felaketin sonbaharda yaşanmış olabileceğini düşündürüyor; bu nedenle 24 Ağustos tarihini kesin değil, geleneksel tarihleme olarak kabul etmek daha doğru.

394 – Hiyeroglifler son kez konuştu: Eski Mısır’ın bilinen son tarihli yazısı kazındı

Mısır’ın güneyindeki Philae Tapınağı’nda rahip Esmet-Akhom tarafından 24 Ağustos 394’te kazınan yazıt, bugün bilinen son tarihli Mısır hiyeroglif metni kabul ediliyor. Tanrı Mandulis’in tasvirinin yanında yer alan yazıtta rahibin adı ve dönemin takvimine göre tarih de kaydedilmişti. Böylece yaklaşık üç buçuk bin yıl boyunca firavunların mezarlarından tapınak duvarlarına kadar kullanılan dünyanın en ünlü yazı sistemlerinden birinin tarihlendirilebilen son örneği ortaya çıktı.

Hiyeroglifleri okuyabilen insanların sayısı bu dönemde hızla azalıyor, Mısır’da Hristiyanlığın yayılmasıyla eski tapınak kültürü ortadan kalkıyordu. Yazının nasıl okunacağı sonraki yüzyıllarda tamamen unutuldu ve hiyerogliflerin sırrı ancak 19. yüzyılda Rosetta Taşı sayesinde yeniden çözülebildi.

410 – Vizigotlar Roma’yı yağmaladı: 800 yıllık dokunulmazlık sona erdi

Kral Alarik komutasındaki Vizigotlar, 24 Ağustos’ta Roma’ya girerek üç gün sürecek büyük yağmayı başlattı. Kentin kapılarından birinin içeriden açılmasının ardından Vizigot savaşçılar zenginlerin evlerini ve kamu binalarını yağmaladı, bazı yapıları ateşe verdi. Roma, yaklaşık sekiz yüzyıldır yabancı bir ordu tarafından ele geçirilmemişti; bu nedenle “Ebedî Şehir”in düşmesi çağdaşları üzerinde büyük bir psikolojik şok yarattı.

Roma İmparatorluğu bu olayla sona ermedi; Batı Roma 476’ya kadar varlığını sürdürdü. Ancak 410’daki yağma, imparatorluğun artık eski askerî gücüne ve dokunulmazlığına sahip olmadığını bütün dünyaya gösterdi. Olayın yarattığı sarsıntı o kadar büyüktü ki Aziz Augustinus, Roma’nın düşüşü üzerine başlayan dinî ve siyasi tartışmalara cevap vermek için ünlü Tanrı’nın Şehri eserini kaleme almaya başladı.

1215 – Magna Carta daha doğar doğmaz iptal edildi

İngiltere Kralı John’un yalnızca birkaç ay önce isyancı baronların baskısıyla kabul ettiği Magna Carta, Papa III. Innocentius tarafından 24 Ağustos’ta hükümsüz ilan edildi. Papa, Kral John’un talebi üzerine yayımladığı fermanla belgeyi yasadışı ve geçersiz saydı. Böylece bugün hukuk devleti ve iktidarın sınırlandırılmasının simgelerinden biri kabul edilen Magna Carta’nın ilk versiyonu yalnızca birkaç ay yaşayabildi.

Karar İngiltere’de iç savaşı yeniden alevlendirdi. Ancak Kral John’un ertesi yıl ölmesinden sonra Magna Carta değiştirilerek tekrar yayımlandı; sonraki yüzyıllarda da İngiliz hukuk geleneğinin en önemli metinlerinden birine dönüştü. Yani tarihin ironilerinden biri, bugün özgürlüğün simgesi sayılan belgenin 1215’te neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış olmasıydı.

1349 – Vebanın suçlusu ilan edilen Mainz Yahudileri katledildi

Kara Veba Avrupa’yı kasıp kavururken hastalığın nedenini bilmeyen toplumlarda Yahudilerin kuyuları zehirleyerek salgını yaydığı söylentisi yayıldı. Avrupa’nın pek çok kentinde pogromlara dönüşen bu suçlamaların en büyük katliamlarından biri Mainz’da yaşandı. 23-24 Ağustos’ta saldırıya uğrayan Yahudi cemaati önce kendini savundu; ancak kalabalık karşısında direnemeyince Yahudi mahallesi yağmalandı ve ateşe verildi. Binlerce insan öldürüldü; dönemin bazı kaynakları ölü sayısını 6 bine kadar çıkarıyor ancak modern araştırmalarda bu rakam tartışmalı kabul ediliyor.

Mainz katliamı tek başına yaşanmış bir olay değildi. 1348-1351 arasında Kara Veba’nın yarattığı korku; dinî önyargılar, ekonomik çıkarlar ve Yahudilere olan borçlarla birleşerek Strasbourg, Worms, Köln ve çok sayıda Avrupa kentindeki Yahudi topluluklarının öldürülmesine ya da sürülmesine yol açtı. Salgının Yahudiler tarafından yayıldığı iddiasının hiçbir gerçek temeli yoktu; hastalığın çok daha sonra Yersinia pestis bakterisinin pireler aracılığıyla bulaşması sonucu yayıldığı anlaşılacaktı.

1516 – Yavuz Sultan Selim Mercidabık’ta Memlükleri yendi: Suriye ve Mısır yolu açıldı

Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu ile Memlük Sultanı Kansu Gavri’nin kuvvetleri, 24 Ağustos’ta Halep’in kuzeyindeki Mercidabık Ovası’nda karşı karşıya geldi. Top ve tüfekleri etkili biçimde kullanan Osmanlı ordusu Memlük kuvvetlerini ağır yenilgiye uğrattı; Kansu Gavri de savaş sırasında hayatını kaybetti. Zaferin ardından Halep, Hama, Humus ve Şam Osmanlı hâkimiyetine girdi ve Suriye’nin fethi büyük ölçüde tamamlandı.

Mercidabık, Yavuz Sultan Selim’in seferinin yönünü de değiştirdi. Osmanlı ordusu ertesi yıl Mısır’a ilerleyerek Ridaniye’de Memlük direnişini kırdı ve Kahire’yi ele geçirdi. Böylece yaklaşık iki buçuk asırlık Memlük Devleti sona ererken Osmanlı hâkimiyeti Suriye’den Mısır’a ve Hicaz’a uzanan geniş bir coğrafyaya yayıldı. Mercidabık bu nedenle Osmanlı Devleti’nin Balkan ve Anadolu merkezli bir güç olmaktan çıkıp İslam dünyasının en büyük siyasî gücü haline gelmesindeki temel dönüm noktalarından biri kabul ediliyor.

1572 – Saint Barthélemy Katliamı başladı: Fransa’da Protestanlar hedef alındı

Fransa’daki Katolik-Protestan çatışmasının en kanlı olaylarından Saint Barthélemy Katliamı, 23 Ağustos’u 24 Ağustos’a bağlayan gece başladı. Kral IX. Charles’ın da onay verdiği kararla önce Paris’te bulunan Protestan Huguenot önderleri hedef alındı; Amiral Gaspard de Coligny öldürüldü. Ancak saldırılar kısa sürede kontrolden çıkarak kadın ve çocukların da öldürüldüğü büyük bir katliama dönüştü ve Paris’ten diğer Fransız şehirlerine yayıldı.

Kesin ölü sayısı bugün de tartışmalı. Dönemin ve sonraki araştırmaların tahminleri büyük farklılık gösterse de Paris’te binlerce, Fransa genelinde ise 10 binin üzerinde Protestanın öldürüldüğü kabul ediliyor. Saint Barthélemy Katliamı, Fransa’yı onlarca yıl sarsan din savaşlarının en karanlık simgelerinden biri haline geldi.

1578 – Osmanlı ordusu Tiflis’e girdi, Kafkasya seferinde yeni bir dönem başladı

Osmanlı-Safevî Savaşı sırasında Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Çıldır’daki zaferinin ardından Gürcistan içlerine ilerleyerek 24 Ağustos’ta Tiflis’e girdi. Safevîlere bağlı Tiflis hâkimi Davut Han şehri terk ettiği için büyük bir muharebe yaşanmadı; Osmanlı kuvvetleri boşaltılmış kaleyi ele geçirdi ve burada yeni bir idarî-askerî düzen kurdu.

Tiflis’in alınması, Osmanlıların 1578’de başlattığı Kafkasya harekâtının önemli aşamalarından biriydi. Osmanlı ordusu buradan Şirvan yönüne ilerlerken Tiflis uzun yıllar Osmanlı-Safevî mücadelesinin başlıca merkezlerinden biri haline geldi.

1814 – İngilizler Washington’u işgal etti, Beyaz Saray ve Kongre’yi ateşe verdi

1812 Savaşı sırasında İngiliz birlikleri, Amerikan kuvvetlerini Bladensburg’da yenerek 24 Ağustos’ta neredeyse savunmasız kalan Washington’a girdi. İngiliz askerleri ABD Kongre Binası’nı, Başkanlık Konutu’nu —bugünkü Beyaz Saray’ı—, Hazine ve başka devlet binalarını ateşe verdi. Başkan James Madison şehirden kaçmak zorunda kaldı; Washington’daki yangınlar gecenin büyük bölümünde devam etti.

O günün en ünlü ayrıntılarından biri Başkan’ın eşi Dolley Madison’ın, İngilizler gelmeden kısa süre önce Beyaz Saray’dan ayrılırken Gilbert Stuart’ın yaptığı büyük George Washington portresinin kurtarılmasını sağlamasıydı. İngiliz askerleri boşaltılmış başkanlık konutuna girdiklerinde Madisonlar için hazırlanmış yemeği yedikten sonra binayı ateşe verdi. Washington’un yakılması, ABD tarihinde başkentin yabancı bir ordu tarafından ele geçirildiği en çarpıcı olaylardan biri olarak kaldı.

1821 – Meksika’nın bağımsızlığına giden yolu açan Córdoba Antlaşması imzalandı

Meksika bağımsızlık hareketinin liderlerinden Agustín de Iturbide ile İspanya’nın Yeni İspanya’daki en üst düzey temsilcisi Juan O’Donojú, 24 Ağustos’ta Córdoba Antlaşması’nı imzaladı. Metinde Yeni İspanya’nın artık bağımsız ve egemen bir ülke olduğu kabul ediliyor ve yeni devletin “Meksika İmparatorluğu” adıyla anayasal monarşi olarak örgütlenmesi öngörülüyordu.

Ancak önemli bir ayrıntı var: İspanya hükûmeti O’Donojú’nun böyle bir karar alma yetkisi bulunmadığını savunarak antlaşmayı kabul etmedi ve Meksika’nın bağımsızlığını resmen ancak 1836’da tanıdı. Buna rağmen Córdoba Antlaşması, 11 yıl süren Meksika Bağımsızlık Savaşı’nın sona ermesini sağlayan en önemli siyasi adım oldu.

1854 – Osmanlı ilk kez dış borç aldı: 27 yıl sonra Düyun-u Umumiye’ye uzanacak dönem başladı

Kırım Savaşı’nın ağır masrafları Osmanlı hazinesini dışarıdan borç aramaya yöneltti. Osmanlı Hükümeti, 24 Ağustos’ta Londra’daki Dent, Palmer and Company ile Paris’teki Goldschmid ve ortaklarıyla anlaşarak tarihindeki ilk kesin dış borçlanmayı gerçekleştirdi. Yaklaşık 3 milyon sterlinlik borca karşılık Mısır’dan alınan vergi gelirlerinin bir bölümü teminat gösterildi.

Bu borç tek seferlik kalmadı. Kırım Savaşı sürerken 1855’te yeniden dış borca başvuruldu; sonraki yıllarda borçlanma giderek büyüdü. Osmanlı Devleti 1875’te borç ödemelerini sürdüremez hale geldi, 1881’de kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi ise bazı Osmanlı vergi gelirlerinin yabancı alacaklıların denetimine bırakıldığı yeni bir dönemi başlattı. Bu nedenle 24 Ağustos 1854, Osmanlı mali tarihinin en kritik dönüm noktalarından biridir.

1858 – ABD’de 90 siyah, okumayı öğrendikleri için tutuklandı

ABD’nin kölelik düzeninin hüküm sürdüğü Virginia eyaletinde yayımlanan Richmond Daily Dispatch, 24 Ağustos’ta 90 siyahın bir araya gelip okumayı öğrendikleri gerekçesiyle tutuklandığını haber verdi. O dönemde Virginia yasaları, köleleştirilmiş ya da özgür siyahların okuma-yazma öğrenmek amacıyla okulda, kilisede veya başka bir yerde toplanmasını “yasadışı toplantı” sayıyor; yakalananlara kırbaç cezası dahi verilebiliyordu.

Amerikan kölelik sisteminde okuryazarlığın yasaklanmasının temelinde eğitimli kölelerin özgürlük talep edeceği, kölelik karşıtı metinleri okuyacağı ve isyanları örgütleyebileceği korkusu vardı. Bu nedenle insanlara yalnız özgürlükleri değil, okumayı öğrenme hakları da yasaklanmıştı.

1875 – Matthew Webb Manş Denizi’ni yüzmeye başladı; 21 saat 45 dakika sonra tarihe geçti

İngiliz denizci Matthew Webb, 24 Ağustos’ta Dover’dan denize girerek Manş Denizi’ni herhangi bir yüzdürme yardımcısı kullanmadan geçme girişimine başladı. Güçlü akıntılar nedeniyle düz hatla yaklaşık 33 kilometre olan boğazda çok daha uzun bir mesafe yüzen Webb, 21 saat 45 dakika sonra 25 Ağustos sabahı Fransa’nın Calais kıyısına ulaştı. Böylece resmî kayıtlarda Manş Denizi’ni yardımsız yüzerek geçen ilk kişi olarak tarihe geçti.

Webb’in başarısı açık su yüzücülüğünün en ünlü kilometre taşlarından birine dönüştü. Channel Swimming Association bugün bile Manş yüzüşlerinin tarihini onun 1875’teki geçişiyle başlatıyor. Webb ise sekiz yıl sonra Niagara Nehri’nin tehlikeli akıntılarını yüzerek geçmeye çalışırken hayatını kaybetti.

1891 – Edison hareketli görüntü kamerası için patent başvurusu yaptı

Thomas Edison, 24 Ağustos’ta hareketli görüntüleri kaydetmek için geliştirilen Kinetograf kamera ile görüntüleri tek kişinin izlemesini sağlayan Kinetoskop sistemi için patent başvurusunda bulundu. Edison’un laboratuvarında, özellikle yardımcısı William Kennedy Laurie Dickson’ın çalışmalarıyla geliştirilen sistem, delikli 35 milimetrelik film şeridinin art arda çekilen görüntülerle hareket yanılsaması yaratmasına dayanıyordu. Bu teknoloji, birkaç yıl içinde doğacak sinema endüstrisinin temel araçlarından biri haline geldi.

Ancak sık tekrarlanan “Edison 24 Ağustos 1891’de sinema kamerasının patentini aldı” bilgisi doğru değil. Başvuru o gün yapıldı; Kinetograf kamerasının patenti uzun bir inceleme sürecinin ardından 31 Ağustos 1897’de verildi. Kinetoskopla ilgili diğer patent ise 1893’te onaylandı.

1909 – Panama Kanalı’nın dev kilitleri için ilk beton döküldü

Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’u birbirine bağlayacak Panama Kanalı’nın en büyük mühendislik yapılarından Gatun kilitleri için ilk beton 24 Ağustos’ta döküldü. Gemileri deniz seviyesinden Gatun Gölü’ne yükseltip yeniden aşağı indirecek dev kilit sisteminin inşası yaklaşık dört yıl sürdü ve dönemi için eşi görülmemiş miktarda beton kullanıldı. Kanal 1914’te açıldığında Amerika’nın doğu ve batı kıyıları arasındaki deniz yolunu binlerce kilometre kısaltarak dünya ticaretinin ve deniz ulaşımının güzergâhını değiştirdi.

1919 – Millî Mücadele’nin önemli örgütlerinden Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti resmen kuruldu

Erzurum Kongresi’nde Doğu Anadolu’daki müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmesine karar verilmesinin ardından Mustafa Kemal Paşa, 24 Ağustos’ta Temsil Heyeti adına Erzurum Valiliğine başvurarak cemiyetin tüzüğünü ve kurucu üyelerinin listesini teslim etti. Böylece merkezi Erzurum olan cemiyetin kuruluşu hukuken tamamlandı. Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Temsil Heyeti de cemiyetin yönetim organı oldu.

Bu örgütlenme kısa süre sonra daha büyük bir yapının temelini oluşturdu. Eylül 1919’daki Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli’deki farklı direniş cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi; böylece bölgesel direniş hareketleri bütün vatanı temsil eden ortak bir Millî Mücadele teşkilatına dönüştü.

1920 – Millî Aşireti ikinci kez ayaklandı; iki gün sonra Viranşehir’i ele geçirdi

Millî Mücadele’nin en çalkantılı dönemlerinden birinde, daha önce TBMM kuvvetleriyle çatıştıktan sonra Suriye tarafına çekilen Millî Aşireti, 24 Ağustos’ta binlerce kişilik kuvvetle yeniden sınırı geçerek Viranşehir üzerine yürüdü. Mustafa Kemal’in Nutuk’ta anlattığına göre teslim olmak istediklerini söyleyerek bölgedeki birlikleri yanıltan isyancılar, dağınık durumdaki müfrezelere saldırdı ve 26 Ağustos’ta Viranşehir’i ele geçirerek telgraf hatlarını kesti. Ayaklanma, 5. Tümen ile TBMM yönetimini destekleyen bölgedeki aşiret kuvvetlerinin harekâtıyla yaklaşık iki hafta sonra bastırıldı.

1925 – Atatürk Kastamonu’da uyardı: “Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki…”

Mustafa Kemal Atatürk, kıyafet ve şapka inkılabıyla özdeşleşecek Kastamonu gezisinin ikinci gününde 24 Ağustos’ta kışlayı, hükûmet dairelerini ve belediyeyi ziyaret etti. Kastamonu Belediyesinde yaptığı konuşmada çağdaşlaşmanın bir tercih değil, ayakta kalabilmenin şartı olduğunu vurgulayarak “Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona bigâne olanları yakar, mahveder” dedi.

Atatürk’ün Kastamonu gezisi sonraki günlerde İnebolu’ya uzandı ve yeni kıyafet anlayışının halka anlatıldığı sembolik bir Cumhuriyet gezisine dönüştü. Ancak sıkça karıştırıldığı gibi Atatürk’ün şapkalı olarak Kastamonu’ya gelişi 24 değil 23 Ağustos’taydı; ünlü İnebolu konuşmasını ise 27 Ağustos’ta yaptı.

1932 – Amelia Earhart ABD’yi durmadan geçen ilk kadın olmak için havalandı

Havacılık tarihinin en ünlü kadın pilotu Amelia Earhart, 24 Ağustos’ta Los Angeles’tan tek başına havalanarak ABD’yi durmaksızın geçeceği rekor uçuşuna başladı. Kırmızı Lockheed Vega uçağıyla yaklaşık 19 saat 5 dakika havada kalan Earhart, 25 Ağustos’ta Newark, New Jersey’e indi ve ABD’yi kıyıdan kıyıya tek başına ve kesintisiz uçan ilk kadın oldu. Bu başarı, yalnız üç ay önce Atlantik Okyanusu’nu tek başına ve durmaksızın geçen ilk kadın olarak dünya çapında ün kazanan Earhart’ın aynı yıl kırdığı ikinci büyük havacılık rekoruydu.

1936 – Atatürk’ün katıldığı Üçüncü Türk Dil Kurultayı Dolmabahçe Sarayı’nda başladı

Türk dilinin yapısı, kökeni ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların ele alındığı Üçüncü Türk Dil Kurultayı, 24 Ağustos’ta Atatürk’ün katılımıyla Dolmabahçe Sarayı’nda açıldı. 31 Ağustos’a kadar süren kurultaya Türkiye’den bilim insanlarının yanı sıra Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Sovyetler Birliği ve Yunanistan dahil 11 ülkeden 15 yabancı dil bilimci katıldı.

Kurultayın en dikkat çekici konusu, Türkçeyi insanlığın en eski dilleriyle ilişkilendirmeye çalışan Güneş-Dil Teorisi oldu. Döneminde devletin dil politikasında büyük önem verilen teori daha sonra bilimsel geçerliliğini kaybetti; ancak kurultay, Cumhuriyet’in Türkçe üzerine yürüttüğü kapsamlı dil çalışmalarının ve Atatürk’ün bu çalışmalara doğrudan ilgisinin önemli örneklerinden biri olarak kaldı.

1938 – Murgul bakır madenleri Etibank’a devredildi

Artvin’in Murgul ilçesindeki zengin bakır yataklarının işletme hakkı, 24 Ağustos tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Etibank’a devredildi. Osmanlı döneminde yabancı sermayeli bir şirket tarafından işletilen ancak Birinci Dünya Savaşı sırasında üretimi duran madenler, Cumhuriyet döneminde MTA’nın araştırmalarıyla yeniden değerlendirildi. Murgul’un Etibank’a geçmesi, 1930’larda maden kaynaklarını devlet eliyle işletmeye ve sanayileşmede kullanmaya yönelik politikanın önemli adımlarından biri oldu; tesislerin modernleştirilmesinin ardından düzenli bakır üretimi 1951’de yeniden başladı.

1941 – Hitler engellilerin topluca öldürüldüğü Aktion T4 programının merkezî aşamasını durdurdu

Nazi Almanyası’nda zihinsel veya bedensel engelli on binlerce insanın “yaşamaya değmez” ilan edilerek gaz odalarında öldürüldüğü Aktion T4 programına karşı özellikle kilise çevrelerinden yükselen tepkiler üzerine Adolf Hitler, 24 Ağustos’ta merkezî öldürme operasyonunun durdurulmasını emretti. O tarihe kadar yaklaşık 70 bin insan program kapsamında öldürülmüştü.

Ancak karar cinayetlerin sona erdiği anlamına gelmedi. Engelli çocuk ve yetişkinlerin öldürülmesi hastanelerde ve bakım kurumlarında daha gizli yöntemlerle savaşın sonuna kadar sürdü. T4’te geliştirilen gazla öldürme yöntemleri ve görev yapan personelin bir bölümü daha sonra Nazi ölüm kamplarında yürütülen kitlesel cinayetlerde de kullanıldı.

1949 – NATO’yu kuran Kuzey Atlantik Antlaşması yürürlüğe girdi

ABD, Kanada ve 10 Batı Avrupa ülkesi tarafından 4 Nisan’da Washington’da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması, gerekli onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından 24 Ağustos’ta yürürlüğe girdi. Antlaşmanın ünlü 5. maddesi, üyelerden birine yönelik silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılması esasını getirerek Soğuk Savaş boyunca Batı ittifakının temel güvenlik sistemini oluşturdu. Türkiye kurucu üyeler arasında değildi; Yunanistan’la birlikte 18 Şubat 1952’de NATO’ya katıldı ve özellikle Sovyetler Birliği’ne karşı ittifakın güney kanadının en önemli ülkelerinden biri haline geldi.

1954 – Brezilya Devlet Başkanı Getúlio Vargas intihar etti

Muhalefetin ve ordunun istifa baskısıyla karşı karşıya kalan Brezilya Devlet Başkanı Getúlio Vargas, 24 Ağustos sabahı Rio de Janeiro’daki Catete Sarayı’nda kendisini göğsünden vurarak intihar etti. Krizin arkasında, Vargas’ın başlıca siyasi rakibi gazeteci Carlos Lacerda’ya yönelik suikast girişiminde başkanın yakın çevresindeki isimlerin rol aldığı iddiaları vardı. Vargas’ın ölümü ülkede büyük bir şok ve kitlesel gösteriler yarattı; yerine yardımcısı Café Filho geçti.

Vargas’ın geride bıraktığı ve ölümünün ardından radyodan yayımlanan “Carta-Testamento” ise olayın siyasi etkisini daha da büyüttü. İşçi haklarını, millî ekonomik politikalarını ve kendisine karşı yürütüldüğünü savunduğu kampanyayı anlatan mektup, Vargas’ın destekçileri için adeta siyasi vasiyetine dönüştü. 1930’dan itibaren farklı dönemlerde Brezilya’yı yöneten Vargas, otoriter Estado Novo rejiminin lideri olmasının yanı sıra çalışma yasaları ve devletçi sanayileşme politikaları nedeniyle ülke tarihinin en etkili ve tartışmalı siyasetçilerinden biri olarak kaldı.

1958 – Bursa’nın tarihi Kapalı Çarşısı alevlere teslim oldu

Bursa’nın tarihindeki en büyük yangınlardan biri, 24 Ağustos öğleden sonra Sahaflar Çarşısı’ndaki bir ciltçi dükkânında devrilen gaz ocağından başladı. Ahşap dükkânlar, kumaş ve boya depolarının da etkisiyle alevler kısa sürede büyüdü; Sahaflar, Kuyumcular ve Bakırcılar çarşılarıyla Emir Han, Fidan Han ve Bedesten dahil kentin tarihî ve ticari merkezinin büyük bölümü yandı. Çevre illerden ve İstanbul’dan itfaiye ekipleri, hatta Çanakkale ve Gölcük’ten askerî araçlar Bursa’ya gönderildi. Yangın saatler sonra kontrol altına alınabildi.

Felaketin pazar günü meydana gelmesi büyük bir can kaybını önledi; akademik çalışmada yaklaşık 60 kişinin yaralandığı, bir istihkâm astsubayının ise müdahale sırasında kolunu kaybettiği belirtiliyor. Yangın binlerce esnafın geçim kaynağını yok ederken tarihî çarşının sonraki yıllarda yeniden inşa edilmesine de yol açtı.

1960 – Antarktika’da termometre -88,3 dereceyi gördü: Dünya soğuk rekoru kırıldı

Antarktika’nın iç kesimlerindeki Sovyet Vostok araştırma istasyonunda 24 Ağustos’ta sıcaklık -88,3 °C’ye kadar düştü ve o güne kadar yeryüzünde doğrudan ölçülmüş en düşük sıcaklık olarak kayıtlara geçti. Rekor tam 23 yıl dayanabildi; 1983’te yine Vostok’ta ölçülen -89,2 °C yeni dünya rekoru oldu ve Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından bugün de doğrudan ölçülmüş en düşük hava sıcaklığı olarak kabul ediliyor.

1967 – Wall Street’e dolar yağdı: Borsacılar yere atılan paraları toplamaya koştu

Amerikan karşı kültürünün en renkli aktivistlerinden Abbie Hoffman ve arkadaşları, 24 Ağustos’ta New York Menkul Kıymetler Borsasının ziyaretçi galerisine çıktı ve aşağıdaki işlem salonuna avuç avuç dolar attı. Amaç, paranın insan davranışları üzerindeki gücünü gözler önüne seren teatral bir kapitalizm protestosu yapmaktı.

Gösteri planlandığından bile etkili oldu; aşağıdaki bazı borsa çalışanları havada uçuşan paraları kapmak için eğilip toplamaya başlayınca ortaya çıkan görüntüler basının büyük ilgisini çekti. Olay Hoffman’ın ülke çapında tanınmasını sağladı. Borsa yönetimi ise benzer bir gösterinin tekrarlanmaması için ziyaretçi galerisinin önüne daha sonra koruyucu cam yerleştirdi.

1968 – Fransa ilk hidrojen bombasını test etti, nükleer kulübün beşinci termonükleer gücü oldu

Fransa, 24 Ağustos’ta Fransız Polinezyası’ndaki Fangataufa Atolü üzerinde Canopus kod adlı ilk hidrojen bombasını patlattı. Balonla yaklaşık 540 metre yüksekliğe çıkarılarak gerçekleştirilen atmosferik deneme yaklaşık 2,6 megatonluk patlama gücüne ulaştı. Böylece Fransa, ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Çin’in ardından termonükleer silah denemesi gerçekleştiren beşinci ülke oldu. Patlama Fangataufa Atolü’nde ciddi radyoaktif kirlenmeye de yol açtı. Fransa, Pasifik’teki nükleer denemelerini 1996’ya kadar sürdürdü.

1969 – Yaklaşık 50 bin işçi Ankara’da hükümet ve Meclis’e sesini duyurdu

Türk-İş’in çağrısıyla Türkiye’nin farklı bölgelerinden Ankara’ya gelen yaklaşık 50 bin işçi, 24 Ağustos’ta büyük bir miting düzenledi. İşçiler özellikle emeklilik düzenlemesinin gecikmesini, yeni asgari ücretlerin uygulanmasında yaşanan sorunları ve çalışma hayatıyla ilgili yasa tasarılarının Meclis’te bekletilmesini protesto etti. Türk-İş yönetimi emeklilik yaşının düşürülmesi ve emekli aylığının yükseltilmesinin yanı sıra işsizlik sigortası, işçi-memur ayrımı ve sendikal yasaların değiştirilmesi gibi talepleri de gündeme getirdi.

Miting, 1960’ların sonunda Türkiye’de giderek güçlenen işçi hareketinin en büyük kitlesel gösterilerinden biri oldu. Türk-İş yöneticileri eylemin herhangi bir siyasi partiyi desteklemek ya da seçimde cezalandırmak amacı taşımadığını, hükümet ve parlamentonun işçi sorunlarına dikkatini çekmeyi hedeflediğini özellikle vurguladı.

1981 – John Lennon’ın katili Mark David Chapman 20 yıldan müebbede mahkûm edildi

Beatles’ın efsanevi üyesi John Lennon’ı 8 Aralık 1980’de New York’taki evinin önünde vurarak öldüren Mark David Chapman, 24 Ağustos’ta 20 yıldan müebbede hapis cezasına çarptırıldı. Chapman, avukatının akıl hastalığı savunmasına rağmen haziran ayında suçunu kabul etmişti. Mahkeme boyunca elinde J. D. Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını tutan Chapman, karar öncesinde kendisine son söz hakkı verildiğinde de kitaptan bir bölüm okudu. Lennon cinayeti, müzik tarihinin en sarsıcı olaylarından biri olarak kaldı.

1989 – Polonya’da komünist olmayan başbakan seçildi: Doğu Bloku çözülmeye başladı

Polonya Parlamentosu, Dayanışma hareketinin önde gelen isimlerinden Tadeusz Mazowiecki’yi 24 Ağustos’ta başbakan seçti. Böylece Sovyet nüfuzu altındaki Doğu Avrupa’da 1940’ların sonundan beri komünist olmayan ilk başbakanlardan biri iktidara geldi ve Polonya’da komünist yönetimin sona ermesini sağlayacak süreç hızlandı.

Mazowiecki’nin seçilmesi Berlin Duvarı’nın yıkılmasından yaklaşık iki buçuk ay önce gerçekleşti. Macaristan, Doğu Almanya, Çekoslovakya ve diğer ülkelerde kısa süre içinde yaşanacak siyasi değişimlerle birlikte düşünüldüğünde, Polonya’daki bu iktidar değişimi Doğu Bloku’nun çözülüşünün en önemli öncü işaretlerinden biri oldu.

1991 – Gorbaçov Komünist Parti liderliğinden çekildi, Ukrayna bağımsızlığını ilan etti

Sovyetler Birliği’ndeki başarısız darbe girişiminden yalnız üç gün sonra, 24 Ağustos’ta Mihail Gorbaçov Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliğinden istifa etti. Darbeye parti yönetimindeki bazı isimlerin katıldığını, Politbüro ve Merkez Komitesinin darbeye karşı yeterince direnmediğini söyleyen Gorbaçov, Merkez Komitesine kendisini feshetme çağrısı da yaptı. Yaklaşık 70 yıl boyunca Sovyet devletine hükmeden Komünist Partinin siyasi gücü böylece ölümcül bir darbe aldı; faaliyetleri beş gün sonra Sovyet Yüksek Sovyeti tarafından ülke genelinde askıya alındı.

Aynı gün Sovyetler Birliği’nin en büyük cumhuriyetlerinden Ukrayna bağımsızlığını ilan etti. Ukrayna Parlamentosunun kararında, 19 Ağustos’taki darbe girişiminin yarattığı tehlike bağımsızlığın gerekçelerinden biri olarak açıkça gösterildi. Karar 1 Aralık’taki referandumda halkın yüzde 90’dan fazlasının desteğini aldı. Estonya bağımsızlığını 20 Ağustos’ta, Letonya ise 21 Ağustos’ta yeniden kazanmıştı; Ukrayna’nın da kopuşuyla Sovyetler Birliği’nin çözülmesi geri döndürülmesi son derece güç bir aşamaya girdi ve SSCB dört ay sonra tarihe karıştı.

1992 – Andrew Kasırgası Florida’yı 5. kategoride vurdu

Atlantik’in en yıkıcı kasırgalarından Andrew, 24 Ağustos sabahı Florida’nın güneyine ulaştı. Özellikle Miami-Dade bölgesinde yerleşimler ağır biçimde tahrip oldu; yüz binlerce insan geçici olarak evsiz kaldı ve ekonomik zarar milyarlarca dolara ulaştı.

Kasırganın şiddeti ilk değerlendirmelerde 4. kategori kabul edilmişti ancak ABD Ulusal Kasırga Merkezi yıllar sonra verileri yeniden inceleyerek Andrew’un Florida’ya ulaştığında 5. kategoride olduğunu belirledi. Felaket, ABD’de yapı standartlarından sigorta sistemine ve afet yönetimine kadar pek çok alanda değişiklik yapılmasına yol açtı.

1995 – Windows 95 satışa çıktı: “Başlat” düğmesi bilgisayar dünyasının simgesine dönüştü

Microsoft, 24 Ağustos’ta Windows 95 işletim sistemini dünya çapında satışa çıkardı. Yeni sistem; bugün hâlâ Windows’un temel parçaları arasında bulunan Başlat menüsü ve görev çubuğunu yaygınlaştırdı, “tak ve çalıştır” özelliğiyle bilgisayara yeni donanım eklemeyi kolaylaştırdı. Mağazalar gece yarısı açıldı, insanlar sıraya girdi ve Windows 95 ilk dört günde bir milyondan fazla sattı. İki yıl içinde dünyada en yaygın kullanılan bilgisayar işletim sistemi haline geldi.

Lansman da teknoloji tarihinin en büyük reklam kampanyalarından biriydi. Microsoft yüz milyonlarca dolarlık tanıtım kampanyasında Rolling Stones’un “Start Me Up” şarkısını kullandı; Friends dizisinin yıldızları Jennifer Aniston ve Matthew Perry’nin yer aldığı özel bir tanıtım filmi hazırladı. Windows 95’in çıkışı, kişisel bilgisayarın yalnız işyerlerinde kullanılan bir araç olmaktan çıkıp milyonlarca evin gündelik hayatına girdiği 1990’ların simge anlarından biri oldu.

2001 – Atlantik üzerinde uçağın iki motoru da sustu: 306 kişi süzülerek kurtuldu

Toronto’dan Lizbon’a giden Air Transat 236 sefer sayılı Airbus A330, 24 Ağustos’ta Atlantik üzerinde yakıt kaçağı nedeniyle önce bir motorunu, ardından diğerini kaybetti. Elektriğinin ve motor gücünün büyük bölümünü yitiren dev yolcu uçağında 293 yolcu ve 13 mürettebat bulunuyordu.

Pilotlar motorsuz kalan uçağı Azor Adaları’ndaki Lajes Hava Üssü’ne kadar 100 kilometreden fazla süzdürmeyi başararak sert fakat başarılı bir iniş yaptı. Uçaktaki 306 kişinin tamamı hayatta kaldı. Kazanın ardından yapılan soruşturma, yakıt sistemindeki bakım ve parça uyumsuzluğunun kaçağın oluşmasında temel rol oynadığını ortaya koydu.

2006 – Plüton gezegenlikten çıkarıldı, Güneş Sistemi sekiz gezegene düştü

Uluslararası Astronomi Birliği, 24 Ağustos’ta Prag’da yaptığı oylamayla “gezegen” kavramına yeni bir bilimsel tanım getirdi. Buna göre bir gök cisminin gezegen sayılabilmesi için Güneş’in çevresinde dönmesi, kendi kütleçekimiyle yaklaşık küresel biçime gelmesi ve yörüngesinin çevresini diğer cisimlerden büyük ölçüde temizlemiş olması gerekiyordu. Plüton son koşulu karşılamadığı için 1930’dan beri taşıdığı dokuzuncu gezegen statüsünü kaybetti ve yeni oluşturulan “cüce gezegen” sınıfına alındı. Böylece Güneş Sistemi’nin resmî gezegen sayısı dokuzdan sekize indi.

2008 – Tahran’a giden yolcu uçağı Bişkek yakınlarında düştü: 65 kişi öldü

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’ten Tahran’a giden Itek Air’e ait Boeing 737, 24 Ağustos akşamı kalkıştan kısa süre sonra kabin basıncı sorunu nedeniyle Manas Havalimanı’na dönmeye çalışırken yere çarparak yandı. Uçaktaki 90 kişiden 65’i hayatını kaybetti, 25 kişi kurtuldu. İran Aseman Airlines adına gerçekleştirilen seferle ilgili nihai soruşturma, pilotların gece yapılan dönüş sırasında uçağı güvenli asgari irtifanın altına indirmesini ve yer yaklaşma uyarılarına uygun şekilde tepki verilmemesini kazanın başlıca nedenleri arasında gösterdi.

2011 – Steve Jobs Apple’ın yönetimini Tim Cook’a bıraktı

Apple’ın kurucularından Steve Jobs, uzun süredir devam eden sağlık sorunlarının ardından 24 Ağustos’ta şirketin CEO’luğundan istifa etti. Jobs mektubunda görevini artık gerektiği gibi yerine getiremeyeceği gün geldiğinde bunu ilk söyleyen kişinin kendisi olacağını daha önce belirttiğini hatırlattı ve yerine şirketin operasyonlardan sorumlu yöneticisi Tim Cook’un getirilmesini önerdi. Apple yönetim kurulu aynı gün Cook’u CEO olarak atadı.

Jobs yönetim kurulu başkanlığı görevini sürdürdü ancak yalnızca altı hafta sonra, 5 Ekim 2011’de hayatını kaybetti. Apple’ı iflasın eşiğinden dünyanın en etkili teknoloji şirketlerinden birine taşıyan Jobs döneminin fiilen sona erdiği 24 Ağustos, aynı zamanda bugün de şirketi yöneten Tim Cook döneminin başlangıcı oldu.

2011 – Türk futbolunu sarsan karar: Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nden çıkarıldı

Türkiye Futbol Federasyonu, devam eden şike soruşturması sırasında UEFA’dan gelen yazının ardından 24 Ağustos’ta olağanüstü toplanarak Fenerbahçe’nin 2011-2012 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılmamasına karar verdi. Fenerbahçe karara itiraz etti ancak TFF Tahkim Kurulu ertesi gün itirazı reddetti.

Karar Türk futbolunda büyük tartışma yarattı. UEFA, Fenerbahçe’nin yerine bir önceki sezon ligi ikinci sırada tamamlayan Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligi’ne davet etti. Böylece Türk futbolunun yıllarca sürecek hukuk, şike ve Avrupa kupaları tartışmalarının en kritik günlerinden biri yaşandı.

2016 – Güneş’e en yakın yıldızın çevresinde Dünya’ya yakın kütlede bir gezegen bulundu

Avrupa Güney Gözlemevi, 24 Ağustos’ta Güneş Sistemi’ne en yakın yıldız olan Proxima Centauri’nin çevresinde dönen yeni bir gezegen keşfedildiğini açıkladı. Proxima b adı verilen gezegen Dünya’dan biraz daha büyük bir kütleye sahipti ve yıldızının, yüzeyde uygun koşullarda sıvı su bulunmasına imkân verebilecek “yaşanabilir bölgesinde” yer alıyordu.

Yaklaşık 4,2 ışık yılı uzaklıktaki Proxima b, bugüne kadar keşfedilen en yakın ötegezegenlerden biri. Ancak “yaşanabilir bölgede” bulunması üzerinde yaşam olduğu anlamına gelmiyor; Proxima Centauri’nin güçlü yıldız patlamalarının gezegenin atmosferini nasıl etkilediği hâlâ araştırılıyor.

2016 – Orta İtalya depremle yıkıldı: 299 kişi hayatını kaybetti

İtalya’nın orta kesimleri 24 Ağustos sabaha karşı şiddetli bir depremle sarsıldı. Lazio, Marche, Umbria ve Abruzzo bölgelerini etkileyen deprem özellikle Amatrice, Accumoli ve Arquata del Tronto kasabalarında büyük yıkıma yol açtı. İtalya Sivil Savunma kayıtlarına göre 299 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı; tarihî yapılar ve binlerce ev ağır hasar gördü. Amatrice, felaketin simgesi haline geldi.

Bölge sonraki aylarda da büyük depremlerle sarsıldı. 30 Ekim’de meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki deprem, İtalya’da yaklaşık 30 yılın en güçlü sarsıntısı oldu; ancak Ağustos depreminden sonra riskli binaların boşaltılmış olması sayesinde bu kez can kaybı yaşanmadı.

2016 – Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtı’nı başlattı; Cerablus IŞİD’den alındı

Türk Silahlı Kuvvetleri, 24 Ağustos sabaha karşı Suriye’nin kuzeyinde Fırat Kalkanı Harekâtı’nı başlattı. Topçu ateşi ve hava saldırılarının ardından Türk tankları ve özel kuvvetleri sınırı geçti; Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu birlikleri de harekâta katıldı. IŞİD’in Türkiye sınırındaki önemli merkezlerinden Cerablus aynı gün ele geçirildi. Ankara, harekâtın temel amaçlarını IŞİD tehdidini ortadan kaldırmak ve sınır güvenliğini sağlamak olarak açıkladı; operasyon aynı zamanda YPG’nin Fırat’ın batısında kontrol alanını genişletmesini önlemeye yönelik Türkiye politikasının da önemli bir parçasıydı.

Yaklaşık yedi ay süren Fırat Kalkanı boyunca Cerablus’tan El Bab’a uzanan geniş bir bölge IŞİD’den temizlendi. Millî Savunma Bakanlığı verilerine göre 2 bin kilometrekareyi aşan alanda yüzlerce yerleşim kontrol altına alındı. Harekât, Türkiye’nin Suriye iç savaşındaki askerî rolünde önemli bir dönüm noktası oldu ve sonraki yıllarda gerçekleştirilecek diğer sınır ötesi operasyonların da başlangıcını oluşturdu.

2020 – COVID-19’u ikinci kez geçirmenin mümkün olduğu ilk kez genetik olarak gösterildi

Hong Kong’daki araştırmacılar, 24 Ağustos’ta COVID-19 geçirdikten yaklaşık dört buçuk ay sonra yeniden SARS-CoV-2’ye yakalanan 33 yaşındaki bir erkeğin vakasını açıkladı. Daha önce hastaların ikinci kez pozitif çıktığı örnekler görülmüştü; ancak bu kez virüslerin genetik dizileri karşılaştırılarak iki enfeksiyona birbirinden farklı virüs varyantlarının neden olduğu gösterildi.

Vaka, COVID-19’u bir kez geçirmenin yeniden enfeksiyona karşı kesin ve kalıcı koruma sağlamadığının ilk güçlü kanıtlarından biri oldu. İkinci enfeksiyonda hastanın belirti göstermemesi ise bağışıklık sisteminin hastalığın şiddetini azaltmış olabileceği düşüncesini gündeme getirdi.

2022 – Ötüken’de Türk tarihinin en önemli arkeolojik keşiflerinden biri duyuruldu

Türk Akademisi ile Moğolistan Arkeoloji Enstitüsünün Ötüken bölgesindeki Nomgon Ovası’nda yürüttüğü kazılarda bulunan büyük anıt kompleksi, 24 Ağustos’ta Türkiye Dışişleri Bakanlığının açıklamasıyla Türkiye’de geniş biçimde duyuruldu. İlk değerlendirmelerde kompleksin İkinci Göktürk Kağanlığı’nın kurucusu Kutluk İlteriş Kağan’a ait olduğu belirtildi.

Alanın çevresinde balballar, taş heykeller ve üzerinde eski Türkçe ile Soğdca yazılar bulunan bir yazıt parçası ortaya çıkarıldı. Dışişleri Bakanlığı keşfi, Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk anıtlarından sonra Türk tarihi açısından bölgedeki en önemli keşiflerden biri olarak niteledi. Ancak kompleksin hangi kağana ait olduğu konusunda sonraki akademik değerlendirmelerde farklı görüşler de ileri sürüldüğü için “İlteriş Kağan’a ait olduğu değerlendirilen” ifadesini kullanmak daha doğru.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 24 AĞUSTOS

358 – Büyük deprem Nikomedia’yı yerle bir etti: Antik İzmit’in ihtişamı ağır darbe aldı

Roma tarihçisi Ammianus Marcellinus’un anlatımına göre 24 Ağustos sabahı, Bithynia’nın başkenti Nikomedia -bugünkü İzmit- çok şiddetli bir depremle yıkıldı. Depremden hemen önce kentin üzerini koyu bir sis ve bulut tabakası kapladı; ardından gelen sarsıntı şehir merkezini ve çevresindeki yerleşimleri harabeye çevirdi. Yıkımın ardından başlayan yangın günlerce sürdü ve enkaz altında kalan çok sayıda insan hayatını kaybetti. Dönemin kaynakları felaketi, Nikomedia’nın adeta yok oluşu olarak anlatıyor.

Felaketin büyüklüğünü kentin o dönemki önemi daha da çarpıcı hale getiriyor. Nikomedia, İmparator Diocletianus döneminde Roma İmparatorluğu’nun doğudaki en önemli yönetim merkezlerinden biri olmuş; sarayları ve kamu yapılarıyla çağdaşlarının Roma’yla kıyasladığı büyük bir metropole dönüşmüştü. Deprem ve ardından gelen yangın bu görkemli kente ağır darbe vurdu; birkaç yıl sonra yaşanan başka depremler de Nikomedia’nın eski gücüne kavuşmasını zorlaştırdı. Yaklaşık 1.670 yıl sonra 17 Ağustos 1999’da aynı coğrafyanın yeniden büyük bir deprem felaketi yaşaması, 24 Ağustos 358’i Kocaeli tarihi açısından daha da çarpıcı hale getiriyor.

1554 – Kocaeli sancakbeyi Ferruh Bey savaş hizmetlerinden dolayı ödüllendirildi

Osmanlı arşivlerindeki 24 Ağustos tarihli bir kayda göre Kocaeli sancakbeyi Ferruh Bey’e, Anadolu tımarlı sipahilerine komuta ederken gösterdiği askerî hizmetler nedeniyle 25 bin akçelik “terakki” verildi. Buradaki terakki, doğrudan eline verilen para değil, sancakbeyine tahsis edilen has gelirinin artırılması anlamına geliyor. Belge, 16. yüzyıl Kocaeli’sini yöneten isimlerden Ferruh Bey’in görevini ve Osmanlı askerî sistemindeki rolünü günümüze taşıyan nadir kayıtlardan biri.

1921 – İşgalden çıkan Kocaeli açlıkla mücadele ediyordu: 24 Ağustos raporu yardımları kayda geçirdi

Yunan işgalinin ardından İzmit Körfezi’nin güneyindeki çok sayıda yerleşim yakılmış, halkın önemli bölümü evsiz ve yiyeceksiz kalmıştı. Hilâl-i Ahmer, yani bugünkü Kızılay, bölgede Amerikan yardım kuruluşlarıyla birlikte büyük bir yardım çalışması yürüttü. 24 Ağustos 1921 tarihli yardım dökümünde Değirmendere, Bahçecik, Karamürsel, Kapaklı ve çevresindeki binlerce kişiye un ve fasulye dağıtıldığı görülüyor. Raporda bu bölgelerde toplam 5.295 kişilik nüfus için yaklaşık 6 ton un ve 8,9 ton fasulye dağıtıldığı kaydediliyor; İzmit’teki muhtaçlara ise günlük ekmek yardımı yapılıyordu.

Belge, Millî Mücadele’nin yalnız cephede verilen bir savaş olmadığını gösteren çarpıcı Kocaeli kayıtlarından biri. Üstelik aynı günlerde Hilâl-i Ahmer yardımıyla ayakta duran Karamürsel halkı, Tekâlif-i Milliye yükümlülüğünden muaf tutulmasına rağmen Türk ordusuna 300 çuval zahire bağışlamış ve 50 silahlı gönüllüyü cepheye göndermişti. Bu olay 22 Ağustos’ta gerçekleşmiş, 24 Ağustos tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanmıştı.

1923 – İşgal kuvvetleri Gebze’den çekildi: Kocaeli’de bir dönem kapanmaya başladı

Lozan Barış Antlaşması’nın TBMM’de onaylanmasının ardından İtilaf Devletlerinin Türkiye’deki askerlerini tahliye etme süreci hızlandı. Dönemin gazetelerine dayanan akademik araştırmalara göre İngiliz birlikleri 24 Ağustos’ta İstanbul’un Anadolu yakasındaki ilk çekilme hareketlerinden biri kapsamında Gebze ve Şile’deki kuvvetlerini tahliye etti.

Bu gelişme Kocaeli tarihi açısından özellikle önemliydi. Mondros Mütarekesi sonrasında İstanbul ve çevresine yerleşen işgal kuvvetlerinin Anadolu tarafındaki varlığı sona ermeye başlıyor, birkaç hafta içinde İstanbul’un tamamen boşaltılmasına uzanacak süreç ilerliyordu. Böylece Gebze, Millî Mücadele sonrasında egemenliğin fiilen yeniden tesis edildiği bölgelerden biri oldu.

1958 – İzmit Körfezi’nde yelkenler yarıştı: Kâğıtspor Kocaeli şampiyonu oldu

22-24 Ağustos günlerinde İzmit Körfezi’nde düzenlenen Kocaeli Yelken Bölge Birinciliğine SEKA Kâğıtspor, Hereke Gençlik ve İzmit İhtisas kulüpleri katıldı. 24 Ağustos’ta tamamlanan yarışlarda Kâğıtspor’dan Bülent Öğet ve Ahmet Özdi, Şarpi sınıfında bölge birinciliğini kazandı. Dönemin SEKA Postası gazetesinde fotoğrafıyla yer alan yarış, bugün sanayi kenti kimliğiyle hatırlanan İzmit’in 1950’lerde aynı zamanda yelken ve su sporlarıyla yaşayan bir Körfez şehri olduğunu gösteren hoş bir kent hafızası ayrıntısı.

1958 – Kocaeli işçi hareketi Türk-İş çatısı altında birleşme kararı aldı

SEKA işçilerinin çalışma raporlarına dayanan akademik araştırmaya göre Kocaeli İşçi Sendikaları Birliği, 24 Ağustos’ta yaptığı genel kurulda Türk-İş’e üye olma kararı aldı. Türkiye’de grev ve toplu sözleşme hakkının henüz yasal güvenceye kavuşmadığı dönemde alınan karar, hızla büyüyen Kocaeli sanayisindeki işçi örgütlenmesini ülke çapındaki sendikal hareketle daha güçlü biçimde birleştirdi.

Birliğin gündemindeki talepler de dönemin çalışma hayatını anlatıyordu: Ücretlerin hayat pahalılığına göre artırılması, asgari ücretin aile geçimini sağlayacak düzeye çıkarılması, grev ve toplu sözleşme haklarının tanınması ve çalışma yasalarının değiştirilmesi. Kocaeli’nin yalnız fabrikalarıyla değil, Türkiye işçi hareketinin gelişimindeki rolüyle de önemli bir sanayi merkezi olduğunu gösteren kayıtlardan biri oldu.

1961 – Bugünkü TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi’nin atası İPRAŞ üretime başladı

Kocaeli sanayi tarihinin en önemli tesislerinden İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş. – İPRAŞ, 24 Ağustos’ta İzmit Körfezi’nin kuzey kıyısındaki Tütünçiftlik’te üretime başladı. TPAO’nun yüzde 51, Amerikan petrol şirketi Caltex’in yüzde 49 ortaklığıyla kurulan rafineri, yılda 1 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahipti. Temeli yalnız 16 ay önce, 23 Nisan 1960’ta atılmıştı.

Caltex’in hisseleri 1972’de TPAO tarafından satın alındı ve tesis tamamen kamuya geçti. 1983’te kamuya ait rafinerilerin tek çatı altında toplanmasıyla İPRAŞ’ın şirket yapısı TÜPRAŞ’a dönüştürüldü. Böylece 24 Ağustos 1961’de üretime başlayan tesis, bugünkü TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi’nin ve Kocaeli’nin Türkiye’nin enerji-sanayi merkezlerinden biri haline gelmesinin temel taşlarından biri oldu.

 

24 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR

1759 – Köle ticaretinin kaldırılması için 20 yıl mücadele eden William Wilberforce doğdu

İngiliz siyasetçi William Wilberforce, Atlantik köle ticaretine karşı parlamentoda yürütülen mücadelenin en önemli isimlerinden biri oldu. Yıllarca reddedilen girişimlerin ardından İngiltere 1807’de köle ticaretini yasakladı. Wilberforce daha sonra köleliğin tamamen kaldırılması için de mücadele etti; İngiliz sömürgelerinin büyük bölümünde köleliği kaldıran yasa, onun ölümünden hemen sonra 1833’te kabul edildi.

1890 – Sörfü Hawaii’den dünyaya taşıyan Duke Kahanamoku doğdu

Hawaiili yüzücü Duke Kahanamoku, üç Olimpiyat altın ve iki gümüş madalya kazanarak döneminin en büyük yüzücülerinden biri oldu. Ancak dünya kültürü üzerindeki asıl kalıcı etkisi başka bir alandaydı: Hawaii’nin geleneksel sörf kültürünü ABD anakarası, Avustralya ve dünyanın başka bölgelerinde yaptığı gösterilerle tanıtarak modern sörfün küresel bir spora dönüşmesinde başrol oynadı.

Bu nedenle Kahanamoku bugün yalnız Olimpiyat tarihinin büyük yüzücülerinden biri değil, modern sörfün babası olarak da anılıyor. 20. yüzyılın plaj ve sörf kültürünü şekillendiren insanlardan biri 24 Ağustos 1890’da Honolulu’da doğmuştu.

1899 – Edebiyatta labirentlerin, aynaların ve sonsuzluğun yazarı Jorge Luis Borges doğdu

Arjantinli Jorge Luis Borges, Ficciones ve Alef başta olmak üzere kısa öyküleriyle 20. yüzyıl edebiyatının yönünü değiştiren yazarlardan biri oldu. Labirentler, aynalar, sonsuz kütüphaneler, hayalî kitaplar ve iç içe geçen gerçekliklerden kurduğu dünyası; postmodern edebiyattan bilimkurguya, felsefeden sinemaya kadar pek çok alanı etkiledi. Nobel Edebiyat Ödülü’nü hiç kazanamaması da edebiyat tarihinin en çok tartışılan Nobel tercihlerinden biri olarak kaldı.

1899 – Hücrenin içindeki dünyayı görünür hale getiren Nobel ödüllü Albert Claude doğdu

Belçikalı biyolog Albert Claude, hücrelerin farklı parçalarını birbirinden ayırmaya yarayan “hücre fraksiyonlama” yöntemlerinin geliştirilmesinde ve elektron mikroskobunun hücre biyolojisinde kullanılmasında öncü rol oynadı. Bu çalışmalar, bilim insanlarının daha önce yalnızca kaba hatlarıyla bildikleri hücre içi yapıları ayrıntılı biçimde incelemelerinin yolunu açtı.

Claude, Christian de Duve ve George Palade ile birlikte hücrenin yapısal ve işlevsel organizasyonuna ilişkin keşifleri nedeniyle 1974 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü paylaştı. Böylece 24 Ağustos 1899’da doğan Claude, modern hücre biyolojisinin kurucuları arasına girdi.

1902 – Tarihi krallardan ve savaşlardan çıkarıp insanların gündelik hayatına taşıyan Fernand Braudel doğdu

Fransız tarihçi Fernand Braudel, tarihi yalnız hükümdarlar, savaşlar ve siyasi olaylarla değil; coğrafya, ekonomi, ticaret ve yüzyıllar boyunca değişen gündelik hayat üzerinden okumayı savunan Annales okulunun en büyük isimlerinden biri oldu. Ünlü Akdeniz ve Akdeniz Dünyası eserinde Osmanlı İmparatorluğu’nu da içine alan bütün Akdeniz’i ortak bir tarihsel dünya olarak ele aldı. “Uzun süre” yaklaşımıyla modern tarih yazımını kökten etkiledi.

1904 – İlk Meclis’i genç bir memur olarak gören büyük hukukçu Hıfzı Veldet Velidedeoğlu doğdu

Cumhuriyet hukukunun önemli isimlerinden Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, henüz 16 yaşındayken TBMM’de çalışmaya başladı ve Millî Mücadele yıllarına doğrudan tanıklık etti. Daha sonra Ankara Hukuk Mektebini bitirip İsviçre’de doktora yaptı; 1934’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde medeni hukuk öğretim üyeliğine başladı. Beş ciltlik Medeni Hukuk çalışması başta olmak üzere çok sayıda eser verdi; ilk Meclis ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına ilişkin tanıklıklarını da kitaplaştırdı.

1904 – Anadolu’nun dağlarını, denizlerini ve gurbetini şiire taşıyan Ömer Bedrettin Uşaklı doğdu

Şair, kaymakam ve milletvekili Ömer Bedrettin Uşaklı, Anadolu’nun farklı bölgelerinde görev yaparken gördüğü coğrafyayı şiirlerine taşıdı. Deniz Sarhoşları, Yayla Dumanı ve Sarıkız Mermerleri adlı kitaplarıyla Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin kendine özgü isimlerinden biri oldu. Şiirlerinin bir bölümü bestelendi; özellikle “Yıldızların Altında” geniş kitlelerce tanındı.

1927 – “Bütün yumurtaları aynı sepete koymayın” sözünü matematiğe dönüştüren Harry Markowitz doğdu

Amerikalı ekonomist Harry Markowitz, yatırım yaparken yalnız beklenen kazancı değil, farklı yatırımların birlikte taşıdığı riski de hesaba katan modern portföy teorisini geliştirdi. Bugün yatırım dünyasının temel ilkelerinden kabul edilen çeşitlendirmeyi matematiksel bir modele dönüştüren çalışmaları finans teorisini değiştirdi ve Markowitz’e 1990 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandırdı.

1929 – Filistin siyasetinin yarım yüzyılına damga vuran Yaser Arafat doğdu

El Fetih’in kurucularından ve Filistin Kurtuluş Örgütünün uzun yıllar lideri olan Yaser Arafat, 1960’lardan ölümüne kadar Filistin ulusal hareketinin dünyadaki en tanınmış yüzü oldu. Silahlı mücadeleden diplomasiye yönelen Arafat, 1993 Oslo Anlaşmaları’nın ardından İsrail Başbakanı İzak Rabin ve Dışişleri Bakanı Şimon Peres ile birlikte 1994 Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Doğum yeri ve tarihi yıllarca tartışılsa da hastane kayıtları ve güvenilir biyografiler 24 Ağustos 1929, Kahire tarihini destekliyor.

1947 – “Simyacı” ile dünyanın en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho doğdu

Brezilyalı yazar Paulo Coelho, özellikle 1988’de yayımlanan Simyacı ile dünya çapında olağanüstü bir okur kitlesine ulaştı. Kader, kişisel yolculuk, inanç ve insanın hayallerinin peşinden gitmesi gibi temaları yalın ve alegorik bir dille anlatan Coelho’nun kitapları çok sayıda dile çevrildi. 2002’de Brezilya Edebiyat Akademisine seçildi.

1948 – Elektronik müziği lazerlerle ve milyonluk konserlerle buluşturan Jean-Michel Jarre doğdu

Fransız besteci Jean-Michel Jarre, 1976 tarihli Oxygène albümüyle elektronik müziğin dünya çapında geniş kitlelere ulaşmasının öncülerinden biri oldu. Dev açık hava konserlerinde elektronik müziği lazerler, projeksiyonlar ve görsel gösterilerle birleştirerek modern konser anlayışını da etkiledi. Kariyeri boyunca müzik ile yeni teknolojiyi bir araya getiren Jarre, elektronik müziğin en tanınmış isimlerinden biri haline geldi.

1957 – Tiyatrodan gazeteciliğe Türkiye kültür hayatının özgün kalemlerinden Yıldırım Türker doğdu

Yazar, şair, dramaturg ve çevirmen Yıldırım Türker; İstanbul Şehir Tiyatrolarında dramaturg olarak çalıştı, oyun ve senaryolar yazdı, Harold Pinter, Tennessee Williams, Jean Genet ve Sam Shepard gibi önemli yazarların eserlerini Türkçeye kazandırdı. Uzun yıllar Radikal ve özellikle Radikal İkide yayımlanan yazılarıyla Türkiye’nin kültür ve düşünce hayatında kendine özgü bir yer edindi.

1960 – “İki Genç Kızın Romanı”ndan “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?”ye Perihan Mağden doğdu

Yazar ve gazeteci Perihan Mağden, romanları ve uzun yıllar gazetelerde yayımlanan yazılarıyla Türkiye edebiyatının ve basınının dikkat çeken isimlerinden biri oldu. İki Genç Kızın Romanı sinemaya uyarlandı; Biz Kimden Kaçıyorduk Anne? ise Netflix dizisiyle uluslararası izleyiciye ulaştı. Kocaeli açısından da hoş bir bağlantısı var: İlk şiir kitabı Mutfak Kazaları, Emre Koyuncuoğlu tarafından oyunlaştırılarak İzmit ve İstanbul’da sahnelendi.

1963 – “Metal Gear” ile video oyunlarının anlatım dilini değiştiren Hideo Kojima doğdu

Japon oyun tasarımcısı Hideo Kojima, Metal Gear serisiyle gizlilik temelli oyunların gelişmesinde belirleyici rol oynadı; sinemayı andıran anlatımı, politik temaları ve karmaşık hikâyeleriyle video oyunlarında yönetmen-yazar kimliğini öne çıkaran isimlerden biri haline geldi. Konami’den ayrıldıktan sonra kurduğu Kojima Productions ile Death Stranding serisini yarattı. Doğru doğum yılı 1963’tür; bazı listelerde görülen 1960 bilgisi hatalıdır.

1965 – Oscar kazanan ilk sağır oyuncu Marlee Matlin doğdu

Amerikalı Marlee Matlin, henüz ilk sinema filmi olan Children of a Lesser God’daki performansıyla 1987’de En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı. Böylece Akademi Ödülü kazanan ilk sağır oyuncu olarak tarihe geçti. Sinema ve televizyondaki kariyerinin yanı sıra sağır oyuncuların Hollywood’daki görünürlüğü ve erişilebilirlik konusunda yürüttüğü çalışmalarla da önemli bir öncü oldu.

1966 – “Bana Bir Masal Anlat Baba”nın unutulmaz sesi Oya Küçümen doğdu

Şarkıcı, oyuncu ve seslendirme sanatçısı Oya Küçümen, Bora Ebeoğlu ile kurduğu Oya-Bora ikilisiyle özellikle 1980’ler ve 1990’lar Türk pop müziğinde tanındı. Ancak geniş bir kuşağın hafızasında en güçlü yerini Süper Baba dizisinin unutulmaz şarkısı “Bana Bir Masal Anlat Baba” ile edindi. Küçük yaşta başladığı seslendirme kariyerinde de çizgi filmlerden yabancı yapımlara kadar çok sayıda karaktere Türkçe sesiyle hayat verdi.

1970 – Galatasaray’dan Premier Lig’e uzanan futbol kariyeriyle Tugay Kerimoğlu doğdu

Galatasaray altyapısından yetişen Tugay Kerimoğlu, sarı-kırmızılı formayla uzun yıllar oynadıktan sonra Rangers’a, ardından Blackburn Rovers’a transfer oldu. Blackburn’de 2001’den 2009’a kadar sekiz sezon geçirerek Premier Lig’de uzun soluklu kariyer yapan ilk Türk futbol yıldızlarından biri haline geldi ve kulüp taraftarlarının sevdiği isimler arasına girdi. Türkiye Millî Takımı formasını 94 kez giyen Tugay, futbolculuk kariyerini de İngiltere’de noktaladı.

1988 – Milyonlarca seyircinin Ron Weasley’i Rupert Grint doğdu

İngiliz oyuncu Rupert Grint, henüz 11 yaşındayken profesyonel oyunculuk deneyimi olmadan Harry Potter filmlerindeki Ron Weasley rolüne seçildi. Daniel Radcliffe ve Emma Watson’la birlikte serinin merkezindeki üçlüden biri olarak büyüyen Grint, sekiz film boyunca canlandırdığı Ron sayesinde dünya çapında tanındı. Serinin ardından sinema, televizyon ve tiyatroda oyunculuğunu sürdürdü.

 

24 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDENLER

79 – Vezüv’ü gözlemlemeye giden Yaşlı Plinius felaketin kurbanlarından biri oldu

Romalı doğa bilimci, yazar ve amiral Gaius Plinius Secundus, bilinen adıyla Yaşlı Plinius, antik dünyanın doğa bilgilerini 37 kitapta toplamaya çalıştığı Naturalis Historia – Doğa Tarihi eseriyle tarihe geçti. Geleneksel tarihlendirmeye göre Vezüv 24 Ağustos 79’da patladığında Misenum’daki Roma donanmasına komuta ediyordu. Patlamayı yakından incelemek ve kıyıda mahsur kalan insanlara yardım etmek için gemilerle karşıya geçti; Stabiae’de hayatını kaybetti. Ölümünün ayrıntılarını yeğeni Genç Plinius’un mektuplarından biliyoruz. Ancak Vezüv patlamasının 24 Ağustos’ta gerçekleştiği geleneksel tarih bugün tartışmalı olduğundan, Plinius’un ölüm günü de aynı ihtiyatla değerlendirilmelidir.

1101 – Çin edebiyatının devlerinden Su Shi öldü

Su Dongpo adıyla da tanınan Su Shi; şair, deneme yazarı, ressam, hattat ve devlet adamı kimliklerini aynı kişide birleştiren Çin kültür tarihinin en büyük isimlerinden biriydi. Song Hanedanı döneminde yaşayan Su Shi, siyasi görüşleri nedeniyle defalarca sürgüne gönderildi ancak en önemli şiir ve düzyazılarının bir bölümünü de bu dönemlerde kaleme aldı. Özellikle Kızıl Kayalıklar üzerine yazıları Çin edebiyatının klasikleri arasına girdi; şiirleri ve hat sanatı yüzyıllar boyunca Çin’in yanı sıra Japonya’da da büyük etki yarattı. 24 Ağustos 1101’de öldü.

1516 – Memlük Sultanı Kansu Gavri Mercidabık Savaşı’nda öldü

Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı ordusu ile Memlük Sultanı Kansu Gavri’nin kuvvetleri 24 Ağustos’ta Mercidabık’ta karşı karşıya geldi. Osmanlı zaferiyle sonuçlanan savaş sırasında yaklaşık 78 yaşındaki Kansu Gavri hayatını kaybetti; cesedi ise bulunamadı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre savaş meydanında ölen ilk Memlük sultanıydı. Ölümüyle Memlük Devleti büyük bir sarsıntıya uğradı; Osmanlı ordusu Suriye’yi ele geçirdikten sonra Mısır’a doğru ilerledi ve devlet ertesi yıl tarihe karıştı.

1832 – Termodinamiğin temellerini atan Sadi Carnot 36 yaşında koleradan öldü

Fransız fizikçi ve mühendis Sadi Carnot, buhar makinelerinin ne kadar verimli çalışabileceğini araştırırken modern termodinamiğin temelini attı. 1824’te yayımladığı tek kitabında geliştirdiği düşünceler daha sonra “Carnot çevrimi” ve termodinamiğin ikinci yasasının temel dayanaklarından biri haline geldi. Çalışmalarının gerçek önemi kendi döneminde yeterince anlaşılmayan Carnot, Paris’teki kolera salgını sırasında 24 Ağustos 1832’de yalnızca 36 yaşındayken hayatını kaybetti.

1888 – “Entropi” kavramını fiziğe kazandıran Rudolf Clausius öldü

Alman fizikçi Rudolf Clausius, Sadi Carnot’nun çalışmalarını geliştirerek termodinamiği modern fiziğin temel alanlarından birine dönüştüren isimlerden biri oldu. Isının kendiliğinden sıcak cisimden soğuk cisme aktığını açıklayan ikinci yasa üzerinde çalıştı ve 1865’te bugün fizikten kimyaya, bilgi teorisinden kozmolojiye kadar kullanılan “entropi” kavramına adını verdi. Clausius, 24 Ağustos 1888’de Bonn’da hayatını kaybetti.

1943 – İşçiler gibi yaşamak için fabrikaya giren filozof Simone Weil öldü

Fransız filozof ve yazar Simone Weil, düşüncelerini yalnız kitaplarda bırakmayan sıra dışı bir entelektüeldi. İşçi sınıfının koşullarını doğrudan deneyimlemek için fabrikalarda çalıştı, İspanya İç Savaşı’na katıldı ve daha sonra Londra’da Özgür Fransa hareketi için görev yaptı. Felsefe, siyaset, din ve insanın köksüzleşmesi üzerine yazdığı eserlerin büyük bölümü ölümünden sonra yayımlandı. Tüberküloz hastası olan Weil, işgal altındaki Fransa’da yaşayan insanların yiyecek karnelerinden daha fazlasını yemeyi reddedince sağlığı daha da kötüleşti ve 24 Ağustos 1943’te henüz 34 yaşındayken öldü.

1944 – Trabzon’un efsane stadına adını veren Hüseyin Avni Aker öldü

Öğretmen, İstiklâl Savaşı gazisi ve spor yöneticisi Hüseyin Avni Aker, Trabzon’da modern sporun yerleşmesinde öncü isimlerden biri oldu. Kentin ilk beden eğitimi öğretmenlerinden olan Aker, Trabzon’a bir stadyum kazandırılması ve arazisinin kamulaştırılması için büyük çaba gösterdi. 24 Ağustos 1944’te hayatını kaybetmesinin ardından adı o stadyuma verildi. Yıllarca Trabzonspor’un maçlarına ev sahipliği yapan Hüseyin Avni Aker Stadı, böylece Türk futbolunun en tanınmış stat isimlerinden birine dönüştü.

1956 – Japon sinemasının büyük ustası Kenji Mizoguchi öldü

Akira Kurosawa ve Yasujirō Ozu ile birlikte Japon sinemasının büyük ustaları arasında gösterilen Kenji Mizoguchi, özellikle kadınların toplumdaki baskı ve eşitsizliklerle mücadelesini anlatan filmleriyle dünya sinemasını etkiledi. Ugetsu, Sansho the Bailiff ve The Life of Oharu gibi yapıtları Venedik Film Festivali’nde ödüllendirildi ve Japon sinemasının Batı’da tanınmasında büyük rol oynadı. Mizoguchi, son filmi Street of Shame’ın gösterime girmesinden birkaç ay sonra, 24 Ağustos 1956’da 58 yaşında lösemiden öldü.

1987 – Martin Luther King’in arkasındaki büyük örgütçü Bayard Rustin öldü

Amerikan sivil haklar hareketinin en önemli fakat uzun süre gölgede kalmış isimlerinden Bayard Rustin, Martin Luther King Jr.’ın şiddetsiz direniş anlayışının şekillenmesinde büyük rol oynadı. 1963’te yaklaşık 250 bin kişinin katıldığı ve King’in ünlü “Bir Hayalim Var” konuşmasını yaptığı Washington İş ve Özgürlük Yürüyüşü’nün başlıca örgütleyicilerinden biriydi.

Rustin’in siyah olmasının yanı sıra açık eşcinsel kimliği, dönemin Amerika’sında hem rakipleri hem de hareket içindeki bazı isimler tarafından kendisine karşı kullanıldı ve uzun yıllar kamuoyunun önünden uzak tutuldu. Daha sonraki yaşamında insan haklarının yanı sıra eşcinsel hakları için de mücadele eden Rustin, 24 Ağustos 1987’de 75 yaşında hayatını kaybetti.

1992 – “Kralların Ressamı” Rahmi Pehlivanlı öldü

Kırıkkaleli ressam Rahmi Pehlivanlı, herhangi bir akademik resim eğitimi almamasına rağmen özellikle portreleriyle uluslararası üne ulaştı. Çok sayıda kral, kraliçe ve devlet adamının portresini yaptığı için “Kralların Ressamı” olarak tanındı; Nene Hatun’dan Âşık Veysel’e, Atatürk’ten yabancı devlet başkanlarına kadar binlerce kişiyi resmetti. Cumhuriyet’in 50. yılı için yaptığı Atatürk ve devlet adamlarını konu alan 16 tabloluk dizisi Anıtkabir’de sergilendi. Pehlivanlı, 24 Ağustos 1992’de hayatını kaybetti.

2010 – “Perfect Blue” ve “Paprika”nın yönetmeni Satoshi Kon 46 yaşında öldü

Japon yönetmen ve animatör Satoshi Kon, yalnız dört uzun metrajlı filmle çağdaş animasyon sinemasının en etkili yönetmenlerinden biri haline geldi. Perfect Blue, Millennium Actress, Tokyo Godfathers ve Paprika filmlerinde rüya ile gerçekliği, hafıza ile kimliği birbirine karıştıran özgün anlatımı daha sonraki birçok yönetmeni etkiledi. Henüz 46 yaşındayken pankreas kanserine yakalanan Kon, 24 Ağustos 2010’da hayatını kaybetti.

2011 – Türk şiirinin özgün isimlerinden Seyhan Erözçelik öldü

Şair Seyhan Erözçelik, 1980 sonrası Türk şiirinin kendine özgü dil arayışlarıyla öne çıkan isimlerinden biri oldu. Arkadaşlarıyla Şiir Atı Yayıncılığı’nı kurdu; Asaf Hâlet Çelebi, Kavafis ve Mandelştam gibi şairlerle kurduğu edebî bağları kendi şiirine taşıdı. Toplu Şiirler 1980-2003 kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanan Erözçelik, 24 Ağustos 2011’de 49 yaşında İstanbul’da hayatını kaybetti.

2014 – “Gandhi”nin Oscar’lı yönetmeni, “Jurassic Park”ın Hammond’ı Richard Attenborough öldü

İngiliz sinemasının büyük isimlerinden Richard Attenborough, kariyerinin ilk döneminde Brighton Rock ve The Great Escape gibi filmlerde oyunculuğuyla tanındı; daha sonra yönetmenliğe geçti. 1982 yapımı Gandhi, En İyi Film dahil sekiz Oscar kazanırken Attenborough’ya da En İyi Yönetmen Oscar’ını getirdi. Yeni kuşak seyirciler ise onu Jurassic Park filmlerindeki parkın kurucusu John Hammond rolüyle tanıdı. Attenborough, 24 Ağustos 2014’te 90 yaşında öldü.

2014 – “Hancı” şiirinin ve Cumhuriyet’in 50. Yıl Marşı’nın şairi Bekir Sıtkı Erdoğan öldü

Şair, asker ve öğretmen Bekir Sıtkı Erdoğan, özellikle “Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı” dizesiyle başlayan Binbirinci Gece, halk arasında bilinen adıyla “Hancı”, ve “Kara gözlüm efkârlanma gül gayri” diye başlayan Kışlada Bahar şiirleriyle geniş kitlelere ulaştı. 1973’te düzenlenen yarışmayı kazanarak Cumhuriyet’in 50. Yıl Marşı’nın sözlerini de yazdı; marşı Necil Kâzım Akses besteledi. Erdoğan, 24 Ağustos 2014’te hayatını kaybetti.

2016 – Canlı hücrelerin içini renklerle görünür hale getiren Nobel ödüllü Roger Tsien öldü

Amerikalı biyokimyacı Roger Y. Tsien, yeşil floresan proteini GFP’nin geliştirilmesine yaptığı katkılarla bilim insanlarının canlı hücrelerin içinde gerçekleşen süreçleri adeta ışık yakarak izlemesini sağladı. Tsien, proteinin farklı renklerde parlayan çeşitlerini geliştirerek aynı hücre içindeki farklı biyolojik süreçlerin eş zamanlı takip edilebilmesinin önünü açtı. Osamu Shimomura ve Martin Chalfie ile birlikte 2008 Nobel Kimya Ödülü’nü paylaşan Tsien, 24 Ağustos 2016’da 64 yaşında hayatını kaybetti.

2021 – Rolling Stones’un yaklaşık 60 yıllık ritmi Charlie Watts öldü

Rolling Stones’un 1963’ten itibaren davulcusu olan Charlie Watts, 24 Ağustos’ta 80 yaşında Londra’da hayatını kaybetti. Mick Jagger ve Keith Richards’ın sahnedeki gösterişli enerjisinin tersine sakin tavrı, kusursuz zamanlaması ve cazdan beslenen sade davulculuğuyla grubun müziğinin değişmeyen omurgası haline gelmişti.

Watts yaklaşık altmış yıl boyunca Satisfaction, Paint It Black, Sympathy for the Devil ve Start Me Up dahil rock tarihinin en tanınmış şarkılarının ritmini taşıdı. Ölümü, rock tarihinin en uzun ömürlü gruplarından Rolling Stones için kurucu dönemin son büyük kopuşlarından biri oldu.

2024 – Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi şampiyon yapan Christoph Daum öldü

Alman teknik direktör Christoph Daum, kariyerinin önemli bölümünü Türkiye’de geçirerek Türk futbolunun en tanınan yabancı teknik adamlarından biri oldu. Beşiktaş’ı 1994-95 sezonunda, Fenerbahçe’yi ise 2003-04 ve 2004-05 sezonlarında Süper Lig şampiyonluğuna taşıdı; Bursaspor’u da çalıştırdı. Almanya’da Stuttgart’la Bundesliga şampiyonluğu kazanan Daum, yıllarca süren kariyerinde saha kenarındaki enerjisi ve sıra dışı yöntemleriyle de hafızalara yerleşti. Akciğer kanseriyle mücadele eden Daum, 24 Ağustos 2024’te 70 yaşında Köln’de ailesinin yanında hayatını kaybetti.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.