Günün Tarihi / 11 Ağustos
11 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?
Dünya Steelpan Günü
Birleşmiş Milletler tarafından 2023’te ilan edilen Dünya Steelpan Günü, her yıl 11 Ağustos’ta Trinidad ve Tobago’dan dünyaya yayılan steelpan müzik kültürünü kutluyor. Metal varillerin yüzeylerinin farklı notalar verecek biçimde şekillendirilmesiyle yapılan steelpan, 20. yüzyılda Karayipler’de ortaya çıktı ve zamanla bölgenin en tanınan kültürel simgelerinden birine dönüştü. Birleşmiş Milletler, enstrümanın yalnız müzik açısından değil; kültürel kimlik, eğitim, gençlerin güçlendirilmesi, yaratıcı ekonomi ve sürdürülebilir turizm bakımından da taşıdığı değere dikkat çekmek amacıyla 11 Ağustos’u Dünya Steelpan Günü ilan etti.
Japonya Dağ Günü
Japonya’da 11 Ağustos, “Yama no Hi” yani Dağ Günü adıyla resmî tatil. 2014’te kabul edilen düzenlemeyle oluşturulan ve ilk kez 2016’da kutlanan gün, Japon hükûmetinin ifadesiyle insanlara “dağlarla yakınlaşma fırsatı vermek ve dağların nimetlerine şükran duymak” amacı taşıyor. Dağlık alanların ülke yüzölçümünün büyük bölümünü oluşturduğu Japonya’da tarih özellikle yaz tatili ve geleneksel Obon dönemine yakın olacak biçimde belirlendi. Böylece 11 Ağustos, insanların doğaya çıkması, yürüyüş yapması ve ülkenin dağ kültürünü hatırlaması için ayrılmış en yeni Japon ulusal bayramlarından biri oldu.
Çad Bağımsızlık Günü
Orta Afrika ülkesi Çad, 11 Ağustos 1960’ta Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasının yıldönümünü ülkenin ulusal günü olarak kutluyor. 19. yüzyılın sonlarından itibaren Fransız sömürge yayılmasının etkisine giren bölge, 1910’da Fransız Ekvator Afrikası’nın bir parçası hâline gelmişti. II. Dünya Savaşı sonrasında başlayan siyasal dönüşümün ardından Çad 11 Ağustos 1960’ta bağımsız devlet oldu ve François Tombalbaye ülkenin ilk devlet başkanı oldu. 11 Ağustos bugün Çad’da resmî tatil ve bağımsızlık törenlerinin gerçekleştirildiği başlıca ulusal gün.
Pakistan Azınlıklar Günü
Pakistan’da 11 Ağustos, ülkedeki dinî ve toplumsal azınlıkların ülkenin kuruluşuna ve gelişimine katkılarını hatırlamak amacıyla Azınlıklar Günü olarak anılıyor. Tarihin seçilmesinin nedeni, Pakistan’ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah’ın 11 Ağustos 1947’de Kurucu Mecliste yaptığı ve vatandaşların dinlerinden bağımsız olarak eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğini vurguladığı ünlü konuşması. Pakistan hükûmeti 2009’da 11 Ağustos’u resmen Azınlıklar Günü ilan etti; o tarihten bu yana devlet düzeyinde etkinliklerle kutlanıyor.
11 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ
Aşağıdaki günlerin uluslararası ya da resmî bir statüsü bulunmuyor. Büyük bölümü Amerikan özel gün takvimlerinden doğmuş, zamanla sosyal medya ve çeşitli kuruluşlar aracılığıyla yayılmış eğlencelik kutlamalar.
Oğullar ve Kızlar Günü
11 Ağustos bazı Amerikan özel gün takvimlerinde “National Son’s and Daughter’s Day” yani Oğullar ve Kızlar Günü olarak geçiyor. Amaç oldukça basit: Anne babaların çocuklarıyla zaman geçirmesi, onları araması veya birlikte bir şeyler yapması. Benzer adla kutlama girişimlerinin geçmişi 1930’lara kadar uzansa da 11 Ağustos tarihine yerleşmiş biçimin bilinen en eski kayıtlarından biri 1988’e ait. Günün bugünkü hâlini kimin başlattığı ise bilinmiyor.
Başkanlık Şakası Günü
ABD’de 11 Ağustos’un en tuhaf özel günlerinden biri “Presidential Joke Day” yani Başkanlık Şakası Günü. Kökeni gerçek bir Soğuk Savaş gafına dayanıyor. Başkan Ronald Reagan, 11 Ağustos 1984’te haftalık radyo konuşmasından önce mikrofon denemesi yaparken Sovyetler Birliği’ni yasaklayan bir yasayı imzaladığını ve “beş dakika içinde bombalamaya başlayacaklarını” söyleyerek şaka yaptı. Sözlerinin kaydedildiğinin ortaya çıkması diplomatik tartışma yarattı. Yıllar sonra 11 Ağustos, Amerikan özel gün takvimlerinde başkanların şakalarını ve gaflarını hatırlamak için ayrılmış eğlencelik bir güne dönüştü.
Kumda Oynama Günü
Çocukluğa dönmek için bile özel bir gün icat edilmiş durumda. 11 Ağustos, bazı Amerikan takvimlerinde “Play in the Sand Day” yani Kumda Oynama Günü olarak kutlanıyor. Kutlamanın belirli bir kurucusu ya da tarihsel olayı bilinmiyor; temel fikir insanların sahilde, parkta veya bir kum havuzunda ayakkabılarını çıkarıp kumdan kale yaparak ya da yalnızca kumda yürüyerek yazın tadını çıkarması. Üstelik günü kutlamak için çocuk olmak gibi bir şart da bulunmuyor.
Ahududulu Bombe Günü
Amerikan özel gün takvimlerinin yiyeceklere gün ayırma tutkusunun 11 Ağustos’taki temsilcisi “National Raspberry Bombe Day”. Buradaki “bombe” bir patlayıcı değil; yarım küre biçimindeki kalıpta dondurularak hazırlanan klasik bir tatlı. Ahududu, dondurma veya şerbet, krema ve farklı dolgu katmanlarıyla yapılan tatlının dış görünüşünün bir bombayı andırması nedeniyle Fransız mutfağında “bombe glacée” adı kullanılmış. Günün neden özellikle 11 Ağustos’a yerleştirildiği ya da kimin tarafından başlatıldığı bilinmiyor; buna rağmen Amerikan özel gün listelerinde yıllardır yer alıyor.
MÖ 480 – Bazı kronolojilere göre bugün, 300 Spartalıyla Termopylai’de direnişin simgesine dönüşen Sparta Kralı Leonidas öldü
Sparta Kralı I. Leonidas, Pers hükümdarı I. Serhas’ın Yunanistan’ı istilası sırasında Termopylai Geçidi’ni savunan Yunan kuvvetlerinin başında hayatını kaybetti. Perslerin arkalarından dolaşacağını öğrenince ordunun büyük bölümünü geri gönderen Leonidas; 300 Spartalı, yaklaşık 700 Thespialı ve bölgede kalan diğer askerlerle savaşmayı sürdürdü. Askerî açıdan Pers zaferiyle sonuçlanan muharebe, Leonidas ve beraberindekilerin sayıca çok üstün bir ordu karşısındaki son direnişi nedeniyle yüzyıllar boyunca cesaret ve fedakârlığın simgesine dönüştü; hikâyesi modern çağda çizgi romanlardan 300 filmine kadar uzanan güçlü bir popüler kültür efsanesine dönüştü.
1259 – Moğol İmparatorluğu’nun Büyük Hanı Möngke’nin ölümü imparatorluğu parçalanmaya götüren taht kavgasını başlattı
Cengiz Han’ın torunu ve Moğol İmparatorluğu’nun Büyük Hanı Möngke, Çin’de Song Hanedanı’na karşı yürütülen sefer sırasında 11 Ağustos 1259’da hayatını kaybetti. Ölümünün ardından kardeşleri Kubilay Han ile Arık Böke arasında başlayan taht savaşı, zaten geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Moğol İmparatorluğu’nun merkezî birliğini sarstı. Mücadele sonunda Kubilay üstün gelse de imparatorluk zamanla Çin’de Yuan, İran ve Irak’ta İlhanlılar, Orta Asya’da Çağatay Hanlığı ve Doğu Avrupa’da Altın Orda gibi ayrı siyasi yapılara bölündü. Möngke’nin ölümü bu nedenle dünya tarihinin en büyük kara imparatorluklarından birinin parçalanma sürecindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu.
1456 – Fatih’in Belgrad’ı almasını engelleyen Macar komutan Hunyadi Yanoş zaferinden haftalar sonra öldü
Osmanlı kaynaklarında Hunyadi Yanoş olarak tanınan Macar komutan János Hunyadi, Fatih Sultan Mehmet’in 1456’daki Belgrad kuşatmasına karşı savunmayı yöneten başlıca isimdi. Tuna’daki Osmanlı ablukasını kıran ve şehre takviye ulaştıran Hunyadi’nin kuvvetleri, Temmuz ayında gerçekleştirilen Osmanlı genel saldırısını püskürterek Fatih’i kuşatmayı kaldırmak zorunda bıraktı. Ancak zaferden yaklaşık üç hafta sonra orduda yayılan vebaya yakalanan Hunyadi, 11 Ağustos 1456’da Zemun yakınlarında hayatını kaybetti. Belgrad Osmanlılar tarafından ancak 65 yıl sonra, 1521’de Kanûnî Sultan Süleyman döneminde fethedilebildi.
1473 – Fatih Sultan Mehmet’in Otlukbeli’nde Uzun Hasan’ı yenmesi Osmanlıların Anadolu’daki hâkimiyetini güçlendirdi
Fatih Sultan Mehmet’in komuta ettiği Osmanlı ordusu ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın kuvvetleri, 11 Ağustos 1473’te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli’nde karşı karşıya geldi. Anadolu üzerindeki hâkimiyet mücadelesinin yanı sıra Uzun Hasan’ın Karamanoğullarını desteklemesi ve Venedik başta olmak üzere Osmanlı’nın Avrupa’daki rakipleriyle ittifak arayışına girmesi iki devleti açık savaşa sürüklemişti. Zorlu arazide başlayan muharebede Osmanlı birlikleri tepeleri ele geçirerek savaş düzeni aldı; top ve tüfeklerle donatılmış düzenli Osmanlı ordusunun üstünlüğü çatışmanın sonucunda belirleyici oldu. Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Mirza savaşta öldürüldü, Akkoyunlu ordusu dağıldı ve Uzun Hasan meydandan çekilmek zorunda kaldı.
Otlukbeli zaferi, Fatih’in Fırat’ın batısındaki Anadolu toprakları üzerindeki denetimini büyük ölçüde sağlamlaştırdı ve Akkoyunluların Osmanlıları Anadolu’dan çıkarabilecek bir güç olma iddiasına ağır darbe vurdu. Aynı zamanda Uzun Hasan’a güvenerek Osmanlı Devleti’ne karşı doğudan bir cephe açılmasını bekleyen Venedik’in planlarını da boşa çıkardı. Savaş, ateşli silahlarla desteklenen Osmanlı askerî düzeninin geleneksel süvari ağırlıklı ordular karşısındaki üstünlüğünü gösteren önemli dönüm noktalarından biri oldu.
1480 – Gedik Ahmed Paşa’nın Otranto’yu fethetmesi Osmanlı Devleti’ni İtalya’da kalıcı bir üs kurmaya yaklaştırdı
Fatih Sultan Mehmet’in emriyle harekete geçen Gedik Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, Güney İtalya’daki Otranto kentini kuşattıktan sonra 11 Ağustos 1480’de ele geçirdi. Adriyatik Denizi’nin girişindeki stratejik konumu nedeniyle büyük önem taşıyan Otranto’nun fethi, Osmanlı Devleti’ne İtalya yarımadasında doğrudan bir askerî üs kazandırdı. Kentin alınması özellikle Napoli Krallığı ve Papalık çevrelerinde büyük endişe yarattı; Osmanlıların buradan hareketle İtalya’nın içlerine ilerleyebileceği ve hatta Roma’yı hedefleyebileceği korkusu Avrupa’da geniş yankı uyandırdı.
Osmanlı hâkimiyeti Otranto’da uzun sürmedi. Fatih Sultan Mehmet’in Mayıs 1481’de ölmesi ve ardından başlayan taht mücadelesi nedeniyle İtalya’daki kuvvetlere yeterli destek gönderilemedi. Osmanlı garnizonu aylar süren kuşatmanın ardından Eylül 1481’de kenti teslim ederek bölgeden çekildi. Buna rağmen Otranto Seferi, Osmanlıların 15. yüzyıl sonunda Akdeniz’de ulaştığı askerî gücün ve Fatih’in Batı’ya yönelik genişleme siyasetinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
1858 – Beriberi hastalığının sırrını çözerek vitaminlerin keşfine giden yolu açan Christiaan Eijkman doğdu
Hollandalı hekim Christiaan Eijkman, 11 Ağustos 1858’de Nijkerk’te doğdu. Endonezya’da beriberi hastalığını araştırırken beslenmeyle hastalık arasında bağlantı bulunduğunu gösteren deneyleri, daha sonra B1 vitamini olarak tanımlanacak maddenin keşfine giden yolun açılmasında önemli rol oynadı. Vitaminlerin insan sağlığı için vazgeçilmez olduğunun anlaşılmasına katkı sağlayan Eijkman, bu çalışmaları nedeniyle 1929 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü Frederick Hopkins’le paylaştı.
1897 – Beşler Takımı ve Gizli Yediler’le kuşaklar boyu çocukları maceraya sürükleyen Enid Blyton doğdu
İngiliz çocuk kitabı yazarı Enid Blyton, 11 Ağustos 1897’de Londra’da doğdu. Beşler Takımı, Gizli Yediler, Noddy ve Macera serileri başta olmak üzere yüzlerce kitap yazan Blyton, 20. yüzyıl çocuk edebiyatının en çok okunan yazarlarından biri hâline geldi. Kitapları onlarca dile çevrildi, dünya çapında yüz milyonlarca sattı ve pek çok kuşağın okuma alışkanlığında önemli yer tuttu. Basit ve hızlı ilerleyen macera örgüleriyle çocukları okumaya yöneltmesi büyük başarı kazanırken, bazı eserlerindeki sınıfsal ve kültürel kalıplar daha sonraki yıllarda eleştirilere de konu oldu.
1914 – Goeben ve Breslau’nun satın alındığının açıklanması Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na yaklaşmasındaki kritik adımlardan biri oldu
İngiliz donanmasının takibinden kurtularak bir gün önce Çanakkale Boğazı’na giren Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau’nun Osmanlı Devleti tarafından satın alındığı 11 Ağustos 1914’te açıklandı. Osmanlı yönetimi, tarafsız bir devletin limanlarında Alman savaş gemilerinin bulunmasının yaratacağı uluslararası sorunu aşmak için gemilerin 80 milyon marka satın alındığını duyurdu. Bu karar, İngiltere’nin daha önce Osmanlı Devleti’nin parasını ödediği Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına el koymasının yarattığı büyük tepkinin ardından kamuoyunda da güçlü bir karşılık buldu.
Satış büyük ölçüde diplomatik bir düzenlemeydi; gemilerin Alman mürettebatı ve Amiral Wilhelm Souchon görevlerini sürdürdü. Goeben’e Yavuz Sultan Selim, Breslau’ya Midilli adı verildi ve iki gemi 16 Ağustos’ta törenle Osmanlı donanmasına katıldı. Souchon komutasındaki filonun 29 Ekim’de Rusya’nın Karadeniz limanlarını bombalaması ise Osmanlı Devleti’nin birkaç gün içinde fiilen Birinci Dünya Savaşı’na girmesine yol açtı.
1914 – Fransa’nın Avusturya-Macaristan’a savaş ilan etmesi Avrupa’daki bölgesel çatışmanın dünya savaşına dönüşmesini pekiştirdi
Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından yalnızca haftalar sonra Fransa, 11 Ağustos 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na savaş ilan etti. Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a saldırmasıyla başlayan kriz; Rusya, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin peş peşe savaşa girmesiyle Avrupa’nın büyük güçlerini karşı karşıya getirmişti. Fransa’nın savaş ilanı da ittifak sistemlerinin işlemeye başlamasıyla çatışmanın Balkanlar ve Almanya-Fransa cephesinin ötesine yayıldığını gösteren adımlardan biri oldu.
1919 – Weimar Anayasası imzalandı ve Almanya’nın ilk parlamenter demokrasisinin hukuki temeli atıldı
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imparatorluğun yıkıldığı Almanya’da Cumhurbaşkanı Friedrich Ebert, 11 Ağustos 1919’da Weimar’da hazırlanan yeni anayasayı imzaladı. Üç gün sonra yürürlüğe giren anayasa; seçilmiş parlamento, cumhurbaşkanı ve temel haklara dayanan yeni cumhuriyetin hukuki çerçevesini oluşturdu. Weimar Cumhuriyeti ekonomik krizler, siyasi şiddet ve kutuplaşmalarla sarsılacak; anayasal sistemin zayıflıkları da Adolf Hitler ve Nazi Partisinin iktidara yükselişi sırasında ağır biçimde kullanılacaktı.
1919 – Çelik sanayisinde dev bir servet kurup büyük bölümünü kütüphanelere ve eğitime bağışlayan Andrew Carnegie öldü
İskoçya’da doğup çocuk yaşta ailesiyle ABD’ye göç eden Andrew Carnegie, 19. yüzyılın sonunda kurduğu Carnegie Steel ile dünyanın en zengin sanayicilerinden biri hâline geldi. Şirketini 1901’de J. P. Morgan’a sattıktan sonra servetinin büyük bölümünü kütüphanelere, üniversitelere, bilimsel araştırmalara ve barış çalışmalarına bağışladı; dünyanın farklı ülkelerinde 2 bin 500’den fazla Carnegie kütüphanesinin kurulmasına katkı sağladı. Zenginlerin servetlerini toplum yararına kullanması gerektiğini savunan Carnegie, modern hayırseverlik anlayışının da en etkili isimlerinden biri oldu. 11 Ağustos 1919’da 83 yaşında hayatını kaybetti.
1923 – İkinci Dönem TBMM toplandı ve birkaç ay sonra Cumhuriyet’i ilan edecek Meclis göreve başladı
23 Nisan 1920’de açılan Birinci Meclisin ardından yapılan seçimlerle oluşan İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos 1923’te çalışmalarına başladı. Yeni Meclis 23 Ağustos’ta Lozan Barış Antlaşması’nı onayladı, 13 Ekim’de Ankara’yı başkent ilan etti ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanına karar verdi. Böylece 11 Ağustos’ta göreve başlayan Meclis, Millî Mücadele’den Cumhuriyet devletine geçişin temel siyasi kararlarını alan parlamento oldu.
1923 – İsmet Paşa Lozan Antlaşması’nı imzaladığı kalemi İstanbul Darülfünununa armağan etti
Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının ardından Türkiye’ye dönen İsmet Paşa, 11 Ağustos 1923’te İstanbul Darülfünununda düzenlenen törene katıldı. Kendisine Fen Medresesi tarafından fahri müderrislik unvanı verilen İsmet Paşa, Lozan Antlaşması’nı imzalarken kullandığı kalemi de üniversiteye armağan etti. Mustafa Kemal’in kendisine gönderdiği bu kalem, Millî Mücadele’nin askerî zaferinin uluslararası bir barış antlaşmasıyla tescil edilmesinin simgesel hatıralarından biri olarak İstanbul Üniversitesinin koleksiyonunda korunuyor.
1934 – Kaçılması imkânsız hapishane olarak ünlenen Alkatraz ilk federal mahkûmlarını kabul etti
San Francisco Körfezi’ndeki Alkatraz Adası’nda kurulan yüksek güvenlikli federal cezaevi, 11 Ağustos 1934’te Leavenworth Hapishanesinden getirilen 137 mahkûmun adaya ulaşmasıyla faaliyete geçti. Daha önce askerî hapishane olarak kullanılan ada, artık diğer cezaevlerinde sorun çıkaran veya kaçma riski yüksek görülen mahkûmların tutulacağı özel bir federal cezaevine dönüştürülmüştü. Al Capone ve “Machine Gun” Kelly gibi dönemin ünlü suçlularını da barındıran Alkatraz, güçlü akıntılarla çevrili konumu ve sert güvenlik düzeni nedeniyle “kaçılması imkânsız” hapishane olarak ün kazandı. 1963’te kapatılmasına rağmen firar girişimleri, suç hikâyeleri ve hakkında çekilen filmler sayesinde dünyanın en tanınmış hapishanelerinden biri olarak popüler kültürde yaşamayı sürdürdü.
1940 – Cumhuriyet gazetesi savaş politikalarına ilişkin yayınları nedeniyle üç ay kapatıldı
İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında Türkiye savaşa girmemeye çalışırken basının dış politika yayınları da hükûmet tarafından yakından izleniyordu. Cumhuriyet gazetesi, özellikle Nadir Nadi’nin Almanya ve savaşın gidişatı üzerine yazıları sonrasında Bakanlar Kurulu kararıyla 11 Ağustos 1940’tan itibaren üç ay süreyle kapatıldı. Dönemin basın mevzuatı hükûmete, ülkenin genel siyasetine aykırı görülen yayınları geçici olarak durdurma yetkisi veriyordu; Cumhuriyet ancak Kasım ayında yeniden yayımlanabildi. Olay, savaş yıllarında Türkiye’de basın üzerindeki sıkı devlet denetiminin en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
1942 – Hollywood yıldızı Hedy Lamarr’ın savaş için geliştirdiği gizli haberleşme sistemi patent aldı
Hollywood’un dönemin en ünlü yıldızlarından Hedy Lamarr ile avangart besteci George Antheil’e, 11 Ağustos 1942’de “gizli haberleşme sistemi” adını verdikleri buluş için ABD patenti verildi. İkilinin amacı, radyo kontrollü torpidoların düşman tarafından engellenmesini zorlaştırmak için sinyalin sürekli farklı frekanslara geçmesini sağlamaktı. Sistem savaş sırasında yaygın biçimde kullanılmadı ancak “frekans atlamalı” haberleşme fikri daha sonraki güvenli ve kablosuz iletişim teknolojilerinin gelişiminde önemli bir basamak olarak kabul edildi. Lamarr böylece yalnız sinema yıldızı değil, teknoloji tarihinde de şaşırtıcı bir yere sahip oldu.
1950 – Steve Jobs’la Apple’ı kuracak ve ilk Apple bilgisayarlarını tasarlayacak Steve Wozniak doğdu
Bilgisayar mühendisi Steve Wozniak, 11 Ağustos 1950’de California’da doğdu. Steve Jobs ve kısa süre sonra ortaklıktan ayrılan Ronald Wayne’le birlikte 1976’da Apple’ı kuran Wozniak, şirketin ilk bilgisayarı Apple I’in donanımını tasarladı; ardından renkli grafikler sunabilen ve kişisel bilgisayarların evlere yayılmasında büyük rol oynayan Apple II’yi geliştirdi. Jobs şirketin pazarlama ve vizyon yüzüne dönüşürken, Apple’ın ilk dönemindeki mühendislik başarısının arkasındaki temel isimlerden biri Wozniak’tı.
1951 – Halkevlerini fiilen sona erdiren yasa yürürlüğe girdi ve İzmit Halkevi’nin de bir dönemi kapandı
TBMM’de 8 Ağustos’ta kabul edilen 5830 sayılı yasa, 11 Ağustos 1951’de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Halkevleri ve halkodalarının kullandığı taşınır ve taşınmaz malların Hazineye veya eski sahiplerine devredilmesini öngören düzenleme, 1932’den beri Türkiye’nin dört bir yanında eğitim, kültür, sanat ve halk eğitimi faaliyetleri yürüten Halkevlerini fiilen sona erdirdi.
Karar Kocaeli açısından da doğrudan sonuç doğurdu. 1932’de kurulan ve 1942’den itibaren İzmit sahilindeki bugün de kentin simge yapılarından biri olan binasında çalışan İzmit Halkevi boşaltıldı; sinema salonu mühürlendi ve bina sonraki dönemde çeşitli kamu kurumlarının kullanımına verildi. Tiyatrodan konferanslara, sergilerden kurslara kadar yaklaşık yirmi yıl İzmit’in kültür yaşamının merkezlerinden biri olan Halkevinin dönemi böylece sona erdi.
1952 – Kral Talal’ın tahttan indirilmesiyle Hüseyin’in yaklaşık yarım yüzyıllık Ürdün hükümdarlığı başladı
Ürdün Parlamentosu, sağlık durumunun hükümdarlığı sürdürmesine engel olduğu yönündeki doktor raporlarının ardından Kral Talal’ın saltanatına son verdi ve 16 yaşındaki oğlu Hüseyin’i 11 Ağustos 1952’de kral ilan etti. Yaşı nedeniyle bir süre Naiplik Konseyi tarafından yönetilen ülkede Hüseyin, 1953’te yetkilerini devraldı. 1999’daki ölümüne kadar tahtta kalan Kral Hüseyin; Arap-İsrail savaşları, Filistin sorunu ve İsrail’le 1994’te yapılan barış gibi Orta Doğu tarihinin en kritik gelişmelerinde Ürdün’ün başındaki isim oldu.
1955 – Moda dünyasının “Nurella”sı Nur Yerlitaş doğdu
Kostüm tasarımcısı ve televizyon kişiliği Nur Yerlitaş, 11 Ağustos 1955’te İstanbul’un Vefa semtinde doğdu. Moda ve sahne dünyasında yıllarca sanatçılar için kostümler hazırlayan Yerlitaş, geniş kitlelerin hayatına özellikle Bu Tarz Benim ve İşte Benim Stilim gibi televizyon yarışmalarıyla girdi. Sert eleştirileri, kendine özgü mimikleri, sözleri ve “Nurella” lakabıyla 2010’lu yılların en çok konuşulan televizyon figürlerinden birine dönüştü.
1956 – Boyayı tuvale damlatarak modern sanatın en tanınmış üsluplarından birini yaratan Jackson Pollock öldü
Amerikalı ressam Jackson Pollock, 11 Ağustos 1956’da kullandığı otomobilin kaza yapması sonucu 44 yaşında hayatını kaybetti. Tuvali yere serip boyayı fırçayla sürmek yerine dökerek, damlatarak ve sıçratarak oluşturduğu eserleriyle soyut dışavurumculuğun en önemli temsilcilerinden biri oldu. “Drip painting” adı verilen tekniği, resim yapma eyleminin kendisini sanatın merkezine taşıdı ve Pollock’u II. Dünya Savaşı sonrasında New York’u modern sanatın yeni merkezlerinden birine dönüştüren kuşağın simge isimlerinden biri yaptı.
1961 – Yassıada’da son savunmalar tamamlandı ve aylar süren duruşma süreci sona erdi
27 Mayıs 1960 askerî darbesinin ardından Demokrat Parti yöneticileri ve milletvekillerinin Yüksek Adalet Divanında yargılandığı Yassıada’da, Anayasayı İhlal Davası kapsamındaki son savunmalar 11 Ağustos 1961’de tamamlandı ve duruşma aşaması sona erdi. Mahkeme yaklaşık bir ay sonra, 15 Eylül’de kararlarını açıkladı; 15 sanık hakkında ölüm cezası verildi ve Millî Birlik Komitesi bunlardan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan’ın cezalarını onayladı. Zorlu ve Polatkan 16 Eylül’de, Menderes ise 17 Eylül’de idam edildi.
1962 – Vostok 3’ün fırlatılması insanlığın aynı anda iki insanlı uzay aracını yörüngede uçuracağı ilk görevi başlattı
Sovyet kozmonot Andriyan Nikolayev’i taşıyan Vostok 3, 11 Ağustos 1962’de Baykonur’dan uzaya fırlatıldı. Ertesi gün Pavel Popoviç’i taşıyan Vostok 4 de yörüngeye gönderildi ve böylece tarihte ilk kez iki insanlı uzay aracı aynı anda Dünya çevresinde uçtu. Araçlar birbirlerine yaklaşık 6,5 kilometre kadar yaklaştı ve kozmonotlar telsizle haberleşti; ancak Vostok araçlarında gerçek bir buluşma ve kenetlenme yeteneği bulunmuyordu. Görev, ileride Gemini, Soyuz ve Apollo programlarında geliştirilecek eşzamanlı insanlı uzay operasyonlarının önemli öncüllerinden biri oldu.
1962 – Yeşilçam’ın “Gamzeli Güzeli” Bahar Öztan doğdu
Yeşilçam oyuncusu Bahar Öztan, 11 Ağustos 1962’de İskenderun’da doğdu. Reklam filmleri ve fotoromanlarla tanınmaya başlayan Öztan, belirgin gamzeleri nedeniyle kısa sürede “Gamzeli Güzel” lakabıyla anıldı. Doktor Civanım, Ortadirek Şaban ve Yıldızlar da Kayar gibi yapımlarla özellikle 1980’ler Türk sinemasının tanınan yüzlerinden biri oldu ve Yeşilçam’ın son büyük popüler döneminin hafızasında yer aldı.
1963 – Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılan buluntular Anadolu’daki yerleşik yaşamın sanılandan çok daha eskiye uzandığını gösterdi
Konya’nın Çumra ilçesi yakınlarındaki Çatalhöyük’te James Mellaart başkanlığında yürütülen kazıların üçüncü sezonunda ortaya çıkarılan Neolitik dönem buluntuları 11 Ağustos 1963’te kamuoyuna duyuruldu. Dönemin haberlerinde bazı buluntuların MÖ 8000’e kadar uzandığı belirtiliyordu. Daha sonraki radyokarbon tarihlendirmeleri, Çatalhöyük’ün ana yerleşim dönemini yaklaşık MÖ 7400–6200 arasına yerleştirdi. Birbirine bitişik kerpiç evleri, duvar resimleri, gömüleri ve zengin gündelik yaşam kalıntılarıyla Çatalhöyük, insanlığın avcı-toplayıcı yaşamdan kalıcı yerleşimlere geçişini anlamamızı sağlayan dünyanın en önemli Neolitik merkezlerinden biri hâline geldi.
1965 – Hendek’te asit yüklü kamyonla çarpışan otobüsten kaçan 26 kişi kezzaplı suya girerek hayatını kaybetti
İstanbul-Ankara seferini yapan yolcu otobüsü, 11 Ağustos 1965 sabaha karşı Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Akova mevkiinde arıza nedeniyle yol kenarında bekleyen nitrik asit yüklü bir kamyona arkadan çarptı. Çarpışmayla kamyondaki asit yola ve şarampolde biriken suya karıştı. Otobüsü kaplayan duman ve keskin koku nedeniyle yangın çıktığını sanarak araçtan kaçan yolculardan bazıları, ayaklarındaki yanmayı hafifletmek için karanlıkta yol kenarındaki su birikintisine girdi; ancak su artık yoğun biçimde nitrik asitle karışmıştı. Facia sonucunda 26 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Olayın ardından yaşamını yitirenlerin anısına bölgede Trafik Şehitliği oluşturuldu. Türkiye trafik tarihinin en sıra dışı ve korkunç facialarından biri olarak hatırlanan kazanın anısı bugün de Hendek’te yaşatılıyor.
1965 – Los Angeles’ta Watts Ayaklanması başladı ve altı günlük şiddet olaylarında 34 kişi öldü
Los Angeles’ın Watts bölgesinde 21 yaşındaki siyah Amerikalı Marquette Frye’ın trafik kontrolü sırasında polis tarafından gözaltına alınması, 11 Ağustos 1965’te yıllardır biriken toplumsal gerilimi patlattı. Polis uygulamalarına duyulan öfke; işsizlik, yoksulluk, konut ayrımcılığı ve ırkçılıkla birleşerek günler süren sokak çatışmalarına, yağmalamalara ve yangınlara dönüştü. Altı gün sonunda 34 kişi hayatını kaybetti, binden fazla kişi yaralandı ve binlerce kişi gözaltına alındı. Watts olayları, 1960’ların ABD’sindeki siyah hakları mücadelesinin yalnız yasalarla değil derin toplumsal eşitsizliklerle de ilgili olduğunu gösteren en büyük kent ayaklanmalarından biri oldu.
1970 – İzmit’te termometreler 41,6 dereceyi gördü ve kentin tarihî sıcaklık rekorlarından biri kayda geçti
İzmit’te 11 Ağustos 1970’te hava sıcaklığı 41,6 dereceye ulaştı. Kocaeli Valiliğinin uzun dönem iklim verilerinde İzmit için ölçülmüş en yüksek sıcaklık olarak yer alan değer, Marmara ikliminin etkisindeki kentte son derece sıra dışı bir sıcaklık günü olarak kayıtlara geçti. Yarım yüzyılı aşkın süre sonra bile Kocaeli’nin iklim tarihindeki dikkat çekici uç değerlerden biri olarak anılıyor.
1972 – Rotterdam’da Türk işçilere yönelik saldırılar günler süren şiddet olaylarına dönüştü
Hollanda’nın Rotterdam kentindeki Afrikaanderwijk semtinde bir Türk ev sahibi ile Hollandalı kiracı arasında başlayan anlaşmazlık, 11 Ağustos 1972’de Türk göçmen işçilere yönelik geniş çaplı saldırıların sürdüğü şiddet olaylarına dönüştü. Yüzlerce kişinin toplandığı mahallede Türklerin kaldığı pansiyon ve evlerin camları taşlandı, bazı binalara molotofkokteylleri atıldı ve eşyalar sokağa çıkarılarak tahrip edildi. Günler boyunca devam eden olaylar, Hollanda’ya 1960’lardan itibaren çalışmak için gelen Türklerin karşılaştığı barınma sorunlarını, yabancı düşmanlığını ve toplumsal gerilimleri görünür hâle getirdi; Rotterdam’daki 1972 olayları daha sonra Hollanda göç tarihinin ilk büyük etnik çatışmalarından biri olarak anıldı.
1972 – Sarı hummaya karşı geliştirilen aşının öncüsü Nobel ödüllü Max Theiler öldü
Güney Afrika doğumlu bilim insanı Max Theiler, sarı hummaya yol açan virüs üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda 1937’de hastalığa karşı etkili 17D aşısının geliştirilmesinin önünü açtı. Sivrisineklerle bulaşan ve özellikle tropikal bölgelerde büyük salgınlara yol açan sarı hummayla mücadeleyi değiştiren bu çalışma, Theiler’e 1951 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandırdı. Theiler, bir virüs hastalığına karşı aşı geliştirilmesine ilişkin çalışmasıyla Nobel alan bilim tarihinin en önemli isimlerinden biri olarak 11 Ağustos 1972’de hayatını kaybetti.
1973 – New York’taki bir apartman partisinde başlayan yeni müzik anlayışı, hip hop kültürünün doğuşu kabul edildi
New York’un Bronx semtindeki 1520 Sedgwick Avenue adresinde yaşayan Cindy Campbell, 11 Ağustos 1973’te okula dönüş masrafları için para toplamak amacıyla apartmanın salonunda bir parti düzenledi. Müziği ise Jamaika doğumlu ağabeyi Clive Campbell, yani DJ Kool Herc yaptı. Herc, plaklarda insanların en çok dans ettiği davul ve ritim bölümlerini iki pikap kullanarak art arda çalıyor ve böylece bu kısa bölümleri uzatıyordu. Dansçıların bu ritimlere yaptığı hareketler, DJ’lerin kullandığı teknikler ve mikrofon başındaki konuşmalar zamanla breakdance, rap ve DJ’lik gibi hip hop kültürünün temel unsurlarına dönüştü. Bu nedenle 11 Ağustos 1973’teki küçük apartman partisi bugün dünya çapında hip hop’ın doğduğu anlardan biri, hatta sembolik doğum günü kabul ediliyor.
1976 – Yeşilköy Havalimanı’nda İsrail uçağının yolcularına düzenlenen silahlı saldırıda 4 kişi öldü
Filistin Halk Kurtuluş Cephesine bağlı iki saldırgan, 11 Ağustos 1976’da İstanbul Yeşilköy Havalimanı’nda Tel Aviv’e gidecek El Al uçağına binmek üzere olan yolculara el bombaları ve otomatik silahlarla saldırdı. Havalimanında çıkan çatışmanın ardından saldırganlar yakalandı; iki İsrailli, bir Japon ve bir Amerikalı olmak üzere 4 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 20 kişi yaralandı. Olay, Türkiye’de uluslararası Filistin-İsrail çatışmasının doğrudan sivilleri hedef alan en erken ve kanlı saldırılarından biri olarak tarihe geçti.
1979 – Hindistan’da Machhu II Barajı çöktü ve Morbi’yi basan selde binlerce kişi hayatını kaybetti
Hindistan’ın Gujarat eyaletindeki Machhu II Barajı, günler süren şiddetli yağışların ardından 11 Ağustos 1979’da çöktü. Barajdan boşalan dev su kütlesi kısa sürede Morbi kentini ve çevresindeki yerleşimleri vurdu; evler, fabrikalar ve mahalleler sular altında kaldı. Kesin ölüm sayısı hiçbir zaman belirlenemedi ve tahminler büyük farklılık gösterdi, ancak faciada binlerce kişinin yaşamını yitirdiği kabul ediliyor. Machhu felaketi, modern baraj tarihinin en ölümcül kazalarından biri olarak kayıtlara geçti.
1979 – İki Sovyet yolcu uçağının havada çarpışması 178 kişiyi ve bir futbol takımının önemli bölümünü hayattan kopardı
Sovyetler Birliği’nde Aeroflot’a ait iki Tupolev Tu-134 yolcu uçağı, 11 Ağustos 1979’da bugünkü Ukrayna’nın Kamianske kenti yakınlarında yaklaşık 8 bin 400 metre yükseklikte havada çarpıştı. İki uçaktaki 178 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Ölenler arasında Taşkent’in ünlü Pakhtakor futbol takımının oyuncu ve çalışanlarından 17 kişi de bulunuyordu. Soruşturma kazanın hava trafik kontrolündeki hatalardan kaynaklandığını belirledi; facia hem Sovyet havacılık tarihinin hem de dünya spor tarihinin en ağır toplu kayıplarından biri olarak hafızaya kazındı.
1980 – Çin yönetimi Mao’nun kişilik kültünü kamusal alandan geri çekmeye başladı
Çin Komünist Partisi yönetimi, 11 Ağustos 1980’de Mao Zedong’un portrelerinin, sözlerinin ve şiirlerinin kamuya açık yerlerde aşırı kullanımının azaltılması yönünde bir karar aldı. Pekin’deki Tiananmen Meydanı çevresinde bulunan bazı büyük Mao portreleri ve propaganda sloganları kaldırıldı; yönetim bunların yalnızca “uygun ölçüde” kullanılmasını istedi. Karar, 1976’da ölen Mao’nun ardından Deng Xiaoping döneminde Kültür Devrimi’nin aşırılıklarından uzaklaşma ve Mao etrafında oluşturulan kişilik kültünü geriletme sürecinin simgesel adımlarından biri oldu.
1995 – Suudi Arabistan’da uyuşturucu kaçakçılığından hüküm giyen iki Türk vatandaşının başı kesilerek idam edilmesi Türkiye’de büyük tepki yarattı
Suudi Arabistan’da uyuşturucu kaçakçılığı suçundan ölüm cezasına mahkûm edilen Türk vatandaşları Mehmet Nuri Köseoğlu ve Seyfettin Erkut, 11 Ağustos 1995’te başları kılıçla kesilerek idam edildi. Üç gün sonra Ahmet Mülayim ve Fevzi Dana’nın da aynı yöntemle idam edilmesiyle birkaç gün içinde idam edilen Türklerin sayısı dörde çıktı. Suudi makamları dört kişinin, amfetamin içeren Captagon adlı uyarıcı hapı ülkeye sokmaktan hüküm giydiğini açıkladı. O sırada başka Türk vatandaşlarının da ölüm cezasıyla karşı karşıya bulunması Türkiye’de büyük tepki ve yoğun diplomatik girişimlere yol açtı.
Başbakan Tansu Çiller’in görevlendirdiği Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Suudi Arabistan’a giderek idamların durdurulması için temaslarda bulundu; Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de Kral Fahd nezdinde girişimde bulundu. Ancak Suudi yönetimi uyuşturucu kaçakçılığına verilen ölüm cezalarından vazgeçmeyeceğini açıkladı ve kriz Ağustos ayı boyunca Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin önemli gündemlerinden biri oldu.
1996 – Ölümünden sonra kehanetleri bütün dünyada efsaneye dönüşen Baba Vanga öldü
Balkanlar’ın en ünlü kâhinlerinden Baba Vanga, 11 Ağustos 1996’da Bulgaristan’da hayatını kaybetti. Genç yaşta görme yetisini kaybeden Vanga, geleceği gördüğünü iddia eden anlatılarıyla özellikle Bulgaristan ve Doğu Avrupa’da büyük şöhret kazandı; ölümünden sonra ise 11 Eylül saldırılarından salgınlara ve savaşlara kadar birçok olayın önceden onun tarafından bilindiği ileri sürüldü. Ancak bugün internette Baba Vanga’ya atfedilen ünlü “kehanetlerin” önemli bölümünün yaşadığı döneme ait güvenilir yazılı veya sesli kaydı bulunmuyor. Buna rağmen adı her yıl yeni kehanet listeleriyle yeniden gündeme geliyor ve modern popüler kültürün en kalıcı falcı-kâhin efsanelerinden biri olmayı sürdürüyor.
1998 – Hakkâri’de tesadüfen bulunan 13 gizemli savaşçı steli Anadolu arkeolojisinde büyük heyecan yarattı
Hakkâri Kalesi’nin eteklerinde bir okulun bulunduğu bölgede yapılan çalışmalar sırasında 1998 yazında 13 insan biçimli taş stel ortaya çıkarıldı. Üzerlerinde cepheden gösterilmiş savaşçılar, hançer, balta, mızrak, hayvan ve çadır betimleri bulunan taşların 11’i erkek, ikisi ise muhtemelen kadın figürlerini temsil ediyor. MÖ 2. binyıla tarihlenen stellerin hangi topluluğa ait olduğu hâlâ kesin olarak bilinmiyor; Avrasya bozkır kültürleriyle ilişkileri de bilim dünyasında tartışılıyor. Keşif, Anadolu’da benzerine pek rastlanmayan savaşçı tasvirleri nedeniyle Türkiye arkeolojisinin en sıra dışı buluntularından biri oldu.
1999 – 20. yüzyılın son tam güneş tutulması Türkiye’den de izlendi
- yüzyılın son tam güneş tutulması 11 Ağustos 1999’da Avrupa’dan Asya’ya uzanan geniş bir hat üzerinde gerçekleşti. Ay’ın Güneş’i tamamen örttüğü tutulmanın tamlık hattı Karadeniz üzerinden Türkiye’ye ulaştı; Kastamonu’nun Cide ilçesinden başlayarak Anadolu’yu çapraz biçimde geçti ve Sivas-Tokat çevresinden güneydoğuya doğru ilerledi. Tam tutulma hattının dışında kalan İstanbul, Ankara ve İzmir gibi birçok kentte ise Güneş’in büyük bölümünün örtüldüğü parçalı tutulma gözlendi. Gökyüzünün gündüz vakti birkaç dakikalığına kararması, Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca insan tarafından büyük ilgiyle izlendi.
2000 – Türkiye’nin ilk sinema profesörü Âlim Şerif Onaran öldü
Sinema kuramcısı, akademisyen, yazar ve hukukçu Âlim Şerif Onaran, 11 Ağustos 2000’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Türkiye’nin ilk sinema profesörü kabul edilen Onaran, sinemanın yalnız bir eğlence alanı değil akademik olarak incelenmesi gereken bir sanat ve iletişim dalı olarak üniversitelerde yerleşmesinde öncü rol oynadı. Sinema tarihi ve kuramı üzerine kitaplarıyla Türkiye’de sinema eğitiminin ilk kuşaklarını yetiştiren isimlerden biri oldu.
2002 – Süreyya Ayhan 1500 metrede Avrupa şampiyonu olarak Türk atletizmine tarihî bir altın madalya kazandırdı
Süreyya Ayhan, 11 Ağustos 2002’de Münih’te düzenlenen 18. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nın kadınlar 1500 metre finalini 3 dakika 58,79 saniyeyle kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Yarışın büyük bölümünü önde götüren Ayhan, son düzlükte de üstünlüğünü koruyarak Türk atletizminin uluslararası alandaki en büyük başarılarından birine imza attı. Aynı sezon dünya sıralamasında 1500 metrenin bir numarasına yükselen ve daha sonra Avrupa’da yılın kadın atleti seçilen Ayhan’ın Münih zaferi, Türkiye’de atletizmin geniş kitlelerin gündemine girdiği unutulmaz anlardan biri oldu.
2003 – NATO Afganistan’daki ISAF’ın komutasını devralarak tarihinde ilk kez Avrupa-Atlantik alanının dışında bir göreve liderlik etti
NATO, 11 Ağustos 2003’te Afganistan’ın başkenti Kabil’de görev yapan Uluslararası Güvenlik Destek Gücünün, yani ISAF’ın komuta ve koordinasyonunu devraldı. Böylece altı ayda bir farklı ülkelerin üstlendiği komuta sistemi sona erdi ve Afganistan operasyonu NATO’nun kurumsal sorumluluğuna geçti. İttifak bunu kendi tarihinde Avrupa-Atlantik bölgesinin dışındaki ilk büyük operasyon olarak tanımladı; görev ilerleyen yıllarda Afganistan’ın tamamına yayıldı ve NATO’nun 21. yüzyıldaki en uzun askerî angajmanlarından birine dönüştü.
2004 – Tavşancıl’da iki yolcu treninin kafa kafaya çarpıştığı kazada 8 kişi hayatını kaybetti
Ankara’dan İstanbul’a giden Başkent Ekspresi ile İstanbul’dan Adapazarı’na giden Adapazarı Ekspresi, 11 Ağustos 2004’te Kocaeli’nin Tavşancıl beldesinde kafa kafaya çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle özellikle Adapazarı Ekspresi’nin ön vagonları ağır hasar gördü; kazada 8 kişi hayatını kaybetti, 88 kişi yaralandı. Yaralılar Kocaeli ve çevre illerdeki hastanelere kaldırılırken demiryolu ulaşımında da ciddi aksamalar yaşandı. Daha sonra hazırlanan bilirkişi raporlarında makinistlerin yanı sıra TCDD’nin de kazada kusurlu olduğu belirtildi. Tavşancıl tren kazası, Kocaeli’nin yakın dönem tarihindeki en ağır demiryolu facialarından biri olarak hafızalara kazındı.
2005 – Troya’yı yeniden dünya arkeolojisinin gündemine taşıyan Manfred Korfmann öldü
Alman arkeolog Manfred Korfmann, 1988’den itibaren Çanakkale’deki Troya kazılarını yöneterek antik kentin yeniden dünya arkeolojisinin en çok tartışılan merkezlerinden biri hâline gelmesinde önemli rol oynadı. Korfmann, Troya’nın yalnız küçük bir kale değil, çevresinde geniş bir aşağı şehrin bulunduğu önemli bir ticaret ve yerleşim merkezi olduğunu savundu; bu görüş akademik dünyada büyük tartışmalara yol açtı. Troya’nın 1998’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması sürecine de katkı sağlayan Korfmann, Türkiye’ye bağlılığı nedeniyle Türk vatandaşlığına geçti ve “Osman” adını aldı. 11 Ağustos 2005’te 63 yaşında hayatını kaybetti.
2009 – Bizimkiler’in Katil Yavuz’u Aykut Oray hayatını kaybetti
Tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Aykut Oray, 11 Ağustos 2009’da Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde katıldığı bir film festivali sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Uzun oyunculuk kariyerine rağmen geniş kitlelerin hafızasında özellikle Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından Bizimkiler dizisinde canlandırdığı, apartmanın huysuz ama unutulmaz sakinlerinden Katil Yavuz karakteriyle yer etti. Yazlıkçılar, Çiçek Taksi ve çok sayıda sinema filminde de rol alan Oray, 1980’ler ve 1990’lar televizyon kuşağının tanıdık yüzlerinden biriydi.
2014 – Günaydın Vietnam’dan Ölü Ozanlar Derneği’ne milyonları güldüren ve duygulandıran Robin Williams öldü
Amerikalı oyuncu ve komedyen Robin Williams, 11 Ağustos 2014’te 63 yaşında hayatını kaybetti. Olağanüstü hızlı doğaçlama yeteneğiyle stand-up sahnelerinden Hollywood’a yükselen Williams; Günaydın Vietnam, Ölü Ozanlar Derneği, Mrs. Doubtfire, Jumanji ve Can Dostum gibi birbirinden çok farklı filmlerde hem komedi hem dram oyunculuğundaki başarısını gösterdi. Can Dostum’daki psikolog Sean Maguire rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanan Williams, birkaç kuşağın sinema hafızasında hem güldüren hem de güçlü dramatik karakterlere hayat veren ender oyunculardan biri olarak yer etti.
2015 – Öyküden romana ve sinemaya uzanan üretimiyle Türk edebiyatının önemli isimlerinden Tarık Dursun K. öldü
Yazar, gazeteci, yayıncı ve senarist Tarık Dursun K., 11 Ağustos 2015’te hayatını kaybetti. Öykü ve romanlarında özellikle sıradan insanların yaşamlarını, işçileri, kent yoksullarını ve Ege insanını yalın ve canlı bir dille anlatan Tarık Dursun K., edebiyatın yanı sıra sinema alanında da senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yaptı. Çok sayıda edebiyat ödülüne değer görülen yazar, yarım yüzyılı aşan üretimiyle Cumhuriyet dönemi Türk öykücülüğünün kendine özgü isimlerinden biri oldu.
2017 – Maçka’da PKK’lı teröristlerin saldırısında Eren Bülbül ve Başçavuş Ferhat Gedik hayatını kaybetti
Trabzon’un Maçka ilçesinde 15 yaşındaki Eren Bülbül, bölgede PKK’lı teröristleri gördüğünü güvenlik güçlerine bildirdikten sonra askerlerle birlikte onların bulunduğu yeri göstermek için araziye gitti. 11 Ağustos 2017’de teröristlerle sağlanan sıcak temas sırasında açılan ateş sonucu Eren Bülbül ile onu korumaya çalışan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik hayatını kaybetti. Eren’in daha önce sosyal medyada paylaştığı “Biri de çıkıp demiyor ki Eren iyi ki varsın” sözü, ölümünün ardından milyonlarca kişinin “İyi ki varsın Eren” mesajıyla karşılık vermesiyle Türkiye’de geniş bir toplumsal simgeye dönüştü. Eren ve Ferhat Gedik’in hikâyesi daha sonra Kesişme: İyi ki Varsın Eren adıyla sinemaya da aktarıldı.
2020 – Türkiye sosyolojisinin öncü isimlerinden Cahit Tanyol 106 yaşında öldü
Sosyolog, akademisyen, şair ve yazar Cahit Tanyol, 11 Ağustos 2020’de İstanbul’da 106 yaşında hayatını kaybetti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde uzun yıllar görev yapan Tanyol; köyden kente göç, din, ahlak, aile, siyaset ve toplum yapısı üzerine çalışmalarıyla Türkiye’yi kendi tarihsel ve kültürel koşulları içinde inceleyen bir sosyoloji anlayışının gelişmesine katkı sağladı. 20’den fazla kitap ve yaklaşık 1.500 makaleye imza atan Tanyol, Cumhuriyet’in ilk yıllarından 21. yüzyıla uzanan olağanüstü uzun yaşamıyla Türkiye’nin entelektüel tarihinin de canlı tanıklarından biriydi.
2020 – Rusya Sputnik V’yi onaylayarak COVID-19 aşısına resmî onay veren ilk ülke oldu
Rusya, Gamaleya Araştırma Merkezi tarafından geliştirilen Sputnik V aşısını 11 Ağustos 2020’de tescil ederek COVID-19’a karşı bir aşıya resmî onay veren ilk ülke oldu. Karar dünya çapında büyük yankı uyandırdı; çünkü aşı henüz geniş katılımlı Faz III denemelerini tamamlamadan onaylanmıştı ve birçok bilim insanı sürecin hızına ilişkin çekincelerini dile getirdi. Daha sonra yayımlanan klinik araştırmalarda aşının COVID-19’a karşı yüksek koruyuculuk sağladığı bildirildi. Sputnik V, salgın boyunca yalnız tıp değil, ülkeler arasındaki “aşı yarışı”nın da en çok tartışılan simgelerinden biri oldu.
2025 – Kocaelispor 16 sezonluk hasretin ardından yeniden Süper Lig’de sahaya çıktı
2008-2009 sezonunun sonunda Süper Lig’den düşen ve sonraki yıllarda amatör kümeye kadar gerileyen Kocaelispor, uzun bir yeniden yükseliş sürecinin ardından 2024-2025 sezonunda 1. Lig şampiyonu olarak 16 sezon sonra Türkiye’nin en üst ligine döndü. Yeşil-siyahlılar yeni dönemin ilk Süper Lig maçına 11 Ağustos 2025’te Trabzonspor deplasmanında çıktı. Kocaelispor mücadeleyi 1-0 kaybetti ancak karşılaşma, kulübün ve kentin futbol tarihinde yıllarca süren çöküş ve geri dönüş hikâyesinin sona erdiği simgesel günlerden biri oldu.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

