4 Nisan Tarihte Bugün

21 Dakika Okuma
4 Nisan Tarihte Bugün

Günün Tarihi / 4 Nisan

NATO Günü
1949 | NATO kuruldu.
4 Nisan 1949’da Washington’da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile NATO kuruldu. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa büyük bir yıkımdan çıkmıştı. Batı Avrupa ülkeleri yeni bir savaş ihtimaline ve özellikle Sovyetler Birliği’nin askerî ve siyasî baskısına karşı güvenlik arıyordu. ABD ise savaş sonrasında Avrupa’dan tamamen çekilmek yerine, kıtanın savunmasını kendi varlığıyla destekleyen kalıcı bir düzen kurmak istiyordu. İşte bu ortamda ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İzlanda, İtalya ve Portekiz bir araya gelerek Kuzey Atlantik Antlaşması’nı imzaladı. NATO böyle doğdu. Antlaşma çok uzun değildi, ama son derece belirleyiciydi. En çok bilinen 5. maddeye göre üyelerden birine yapılacak silahlı saldırı, hepsine yapılmış sayılacaktı. Bu ilke, Soğuk Savaş boyunca NATO’nun temel caydırıcılık gücü oldu.

NATO’nun önemi yalnız askerî bir pakt olmasından gelmedi. Bu yapı, Soğuk Savaş boyunca Batı dünyasının güvenlik çatısını oluşturdu. Kore Savaşı döneminden Berlin krizlerine, nükleer caydırıcılıktan Avrupa’daki Amerikan varlığına kadar çok geniş bir alanda belirleyici rol oynadı. Soğuk Savaş bittikten sonra da dağılmadı; Balkanlar, Afganistan ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında yeniden şekillenen Avrupa güvenlik dengesi içinde etkisini sürdürdü. Türkiye açısından da bu tarih önemlidir. Türkiye’nin NATO üyeliğine ilişkin protokol 17 Ekim 1951’de imzalandı, üyelik 18 Şubat 1952’de resmileşti. Böylece Türkiye, Yunanistan’la birlikte ittifaka katıldı ve kendi güvenlik siyasetini uzun yıllar boyunca bu çerçeve içinde kurdu.

1617 | Logaritmayı geliştiren İskoç matematikçi John Napier hayatını kaybetti.
4 Nisan 1617’de ölen İskoç matematikçi John Napier, logaritma fikrini geliştirerek matematik ve bilim tarihinde büyük bir dönüşüm yarattı. Logaritma, en basit haliyle, bir sayıyı elde etmek için başka bir sayının kaçıncı kuvvetini almak gerektiğini gösterir. Bu bugün okul bilgisi gibi görünüyor olabilir, ama 16. ve 17. yüzyıllarda bu fikir olağanüstü bir kolaylık sağladı. Çünkü o dönemde büyük sayılarla çarpma, bölme, kök alma ve trigonometrik hesaplar son derece zahmetliydi; özellikle astronomlar, denizciler ve haritacılar saatler, bazen günler süren hesaplarla uğraşıyordu. Napier’in yaptığı şey, çarpmayı ve bölmeyi daha kolay işlemlere, yani toplama ve çıkarmaya dönüştüren bir yol geliştirmekti. Böylece hesapların hızı arttı, hata payı azaldı. Napier 1614’te logaritmalar üzerine ünlü eserini yayımladı; kısa süre sonra İngiliz matematikçi Henry Briggs bu fikri geliştirip bugünkü taban 10’a daha yakın kullanılan logaritma cetvellerini yaygınlaştırdı. Napier’in adı ayrıca “Napier’in kemikleri” denen hesap çubuklarıyla ve ondalık noktanın kullanımını güçlendirmesiyle de anılıyor. Kısacası John Napier yalnız yeni bir matematik kavramı ortaya koymadı; bilimin çalışma hızını artırdı, astronomiden denizciliğe kadar birçok alanda hesap yapmayı kolaylaştırdı ve cetvellerden sürgülü hesap cetveline, oradan modern hesap makinelerine uzanan hesaplama kültürünün temel taşlarından birini döşedi.

1646 | Binbir Gece Masalları’nı ilk defa Avrupa dillerine çeviren Antoine Galland doğdu.

4 Nisan 1646’da doğan Antoine Galland, Doğu edebiyatını Avrupa’ya tanıtan en etkili isimlerden biriydi. Onu kalıcı hale getiren en önemli çalışma, Binbir Gece Masalları çevirisiydi. Galland’ın Fransızcaya kazandırdığı bu hikâyeler, kısa sürede yalnız Fransa’da değil, bütün Avrupa’da büyük ilgi gördü. Böylece Şehrazat, Alaaddin, Ali Baba ve harikalarla dolu Doğu masalları, Batı kültürünün de bir parçası haline geldi. O güne kadar Avrupa’da Doğu daha çok uzak, gizemli ve parçalı bir dünya gibi algılanıyordu. Galland’ın çevirileri ise bu dünyayı hayal gücü güçlü, renkli ve merak uyandırıcı hikâyelerle görünür hale getirdi.

Antoine Galland yalnızca çevirmen değildi. Arapça, Türkçe ve Farsçayla ilgilenen, el yazmaları toplayan, eski eserler ve Doğu kültürü üzerine çalışan bir araştırmacıydı. Bu yüzden yaptığı iş yalnız metin çevirmekten ibaret kalmadı; Avrupa’daki Şark merakının büyümesinde de etkili oldu. Üstelik onun çevirileri sonraki yüzyıllarda tiyatroya, resme, operaya ve çocuk kitaplarına kadar uzanan geniş bir etki yarattı.

1870 | Magnus etkisine adını veren Alman fizikçi Heinrich Gustav Magnus hayatını kaybetti. 

4 Nisan 1870’te ölen Heinrich Gustav Magnus, 19. yüzyılın önemli fizikçi ve kimyacılarından biriydi. Berlin’de çalışan Magnus, deneysel fiziğe ağırlık veren bir bilim insanıydı; gazlar, ısı, kan dolaşımı ve elektrik gibi farklı alanlarda araştırmalar yaptı. Bugünkü önemi ise adını taşıyan Magnus etkisidir. Bu etki, dönen bir cismin hava akımı içinde yön değiştirmesini anlatır. Basit anlatımla, top dönerken bir tarafında hava daha hızlı, öbür tarafında daha yavaş akar; bu fark da topu yana, aşağı ya da yukarı doğru saptırır. Futbolda falsolu frikik, teniste topun kıvrılması, golf topunun havadaki davranışı ve hatta top mermilerinin yönü bu etkiyle açıklanır. Magnus bu olayı 1853’te deneysel olarak inceleyip bilimsel biçimde ortaya koyduğu için, etki onun adıyla anılmaya başladı.

Magnus’un önemi yalnız bir fizik terimine adını vermesinden gelmez. O, laboratuvarda yapılan dikkatli deneylerin doğayı anlamada ne kadar belirleyici olduğunu gösteren kuşağın önemli isimlerinden biriydi. Bilim tarihinde bazen çok büyük teoriler kadar, gündelik hayatta karşımıza çıkan bir olayı ilk kez doğru şekilde açıklayan çalışmalar da kalıcı olur. Magnus’un yaptığı da tam olarak buydu. Bugün bir futbolcunun topa falso verip kaleciyi çaresiz bırakması da mühendislerin dönen cisimlerin hareketini hesaplarken kullandığı fizik de bu temel etkiye dayanıyor.

1922 | Hayrettin Karaca doğdu.
4 Nisan 1922’de Bandırma’da doğan Hayrettin Karaca, Türkiye’de çevre bilincinin en tanınan yüzlerinden biri haline geldi. İş insanı olarak başladığı hayatında, ilerleyen yıllarda toprağa, erozyona ve ağaçlandırmaya odaklanarak bambaşka bir yol açtı. “Toprak Dede” diye anılmasının nedeni de buydu. 1992’de Nihat Gökyiğit ile birlikte TEMA Vakfı’nı kurdu ve erozyonla mücadeleyi, toprağın korunmasını ve doğal varlıkların savunulmasını Türkiye’de geniş kitlelerin gündemine taşıdı. Onu önemli yapan yalnız çevreci olması değildi; çevre meselesini memleket meselesi gibi anlatabilmesiydi. Ayrıca Yalova’daki Karaca Arboretumu ile Türkiye’de botanik ve ağaç sevgisinin de kalıcı adreslerinden birini bıraktı.

1929 | Karl Benz hayatını kaybetti.
4 Nisan 1929’da ölen Karl Benz, modern otomobilin doğuşunda adı en çok anılan isimlerden biridir. 1886’da patentini aldığı benzin motorlu aracı, otomobilin tarihindeki en kritik eşiklerden biri sayılır. Ama Karl Benz’i ilginç yapan yalnız mühendisliği değildir. Bu hikâyenin görünmeyen kahramanlarından biri eşi Bertha Benz’dir; 1888’de yaptığı uzun yolculukla aracın gerçek hayatta işe yaradığını kanıtlamış, böylece otomobilin reklamını bizzat yapmıştır. Karl Benz’in bugün otomotiv dünyasında açtığı yol, yalnız otomobil değil, modern sanayinin de temel simgelerinden biri olarak kabul edilir.

1931 | André Michelin hayatını kaybetti.
4 Nisan 1931’de ölen André Michelin, yalnız lastik sanayisinin değil, modern otomobil kültürünün de kurucu isimlerinden biri sayılır. Kardeşi Édouard Michelin ile birlikte şirketi büyüttü; sökülüp takılması kolay pnömatik lastiklerin yaygınlaşmasına öncülük etti. Ama Michelin adını kalıcı yapan tek şey lastik değildi. Yolculuğu teşvik etmek için hazırlanan Michelin Rehberi, zamanla dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden birine dönüştü. Yani André Michelin’in etkisi fabrikadan restoranlara kadar uzandı. Lastik üreticisi olarak başladığı hikâye, turizmi, otomobili ve gastronomiyi etkileyen bir marka evrenine dönüştü.

1932 | Andrey Tarkovski doğdu.
4 Nisan 1932’de doğan Andrey Tarkovski, sinema tarihinin en etkili yönetmenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sovyetler Birliği’nde yetişti ama filmleri yalnız Sovyet sinemasının değil, dünya sinemasının en özel yapıtları arasına girdi. Ivan’ın ÇocukluğuAndrei RublevSolarisAynaStalker ve Nostalghia gibi filmlerinde zamanı, hafızayı, inancı, rüyayı ve insanın iç dünyasını işledi. Tarkovski’yi farklı yapan şey, hikâyeyi hızla anlatmak yerine zamanı adeta ağırlaştırmasıydı. Uzun planlar, su, ateş, rüya ve sessizlik onun sinemasının imzası haline geldi. Hayatı boyunca Sovyet yetkililerle sürekli sorun yaşadı, filmleri sansüre uğradı ve sonunda ülkesinden uzakta hayatını kaybetti.

1944 | Toktamış Ateş doğdu.
4 Nisan 1944’te doğan Toktamış Ateş, Türkiye’de siyaset bilimi alanının en tanınan akademisyenlerinden ve köşe yazarlarından biri oldu. İstanbul Üniversitesi’nde uzun yıllar ders verdi; laiklik, demokrasi, Atatürkçülük ve Türkiye’nin siyasal yapısı üzerine yazdı. Onu önemli yapan şey yalnız üniversitedeki akademik çalışmaları değil, televizyon ve gazete yazılarıyla geniş kitlelere de hitap edebilmesiydi. Türkiye’de akademisyen kimliğiyle kamusal tartışmanın içine giren, siyasal meseleleri uzman diliyle ama geniş okurun anlayacağı biçimde anlatan kuşağın görünür yüzlerinden biri oldu.

1953 | Dumlupınar denizaltısı battı.
4 Nisan 1953 gecesi, NATO tatbikatından dönen TCG Dumlupınar, Çanakkale Boğazı’nda İsveç bandıralı Naboland yük gemisiyle çarpıştı ve kısa süre içinde battı. Denizaltıda 86 denizci vardı. Bunlardan yalnız 5’i kurtulabildi, 81 denizci şehit oldu. Olayı Türkiye için unutulmaz kılan şey, facianın ardından denizaltının kıç tarafındaki bölümde sıkışıp kalan personelle bir süre temas kurulabilmiş olmasıydı. Sualtı telefonu üzerinden yapılan bu görüşmeler, memleketin dört bir yanında büyük bir umut ve aynı zamanda tarifsiz bir acı yarattı. Ancak boğazın güçlü akıntısı, derinlik ve teknik yetersizlikler nedeniyle kurtarma çalışmaları sonuç vermedi. Zaman ilerledikçe içerideki oksijen tükendi ve umut yerini büyük bir yasa bıraktı.

Dumlupınar faciası yalnız bir deniz kazası olarak kalmadı, Türkiye’nin ortak hafızasına kazındı. Şehit denizcilerin son sözleri arasında hafızaya en çok yer eden ifade “Vatan sağ olsun” oldu. Bu söz, yıllar boyunca okul kitaplarından anma törenlerine kadar deniz şehitliği kavramının en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Olaydan sonra deniz güvenliği, kurtarma imkânları ve boğaz geçişlerindeki riskler daha fazla tartışıldı. 4 Nisan’ın daha sonra Deniz Şehitlerini Anma Günü olarak anılmaya başlanması da bu yüzdendir. Çünkü Dumlupınar, Türk denizcilik tarihinin yalnız en büyük acılarından biri olmakla beraber, aynı zamanda fedakârlık, görev ve hüzün denince ilk akla gelen hadiselerden biridir.

1960 | Senegal bağımsızlığını kazandı.
4 Nisan 1960’da Senegal, Fransız Sudanı ile birlikte kurduğu Mali Federasyonu içinde Fransa’dan ayrılarak yeni bir siyasal döneme girdi. Bu federasyon uzun ömürlü olmadı; iki taraf arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle birkaç ay sonra dağıldı ve Senegal yoluna ayrı bir devlet olarak devam etti. Ama 4 Nisan yine de ülkenin bağımsızlık günü olarak kaldı ve her yıl bu tarihte kutlanıyor. Bu yüzden 4 Nisan, yalnız Senegal için değil, Afrika’daki sömürge yönetimlerinin çözülmeye başladığı dönemin de önemli simgelerinden biri sayılıyor. Sonraki yıllarda Léopold Sédar Senghor’un ilk devlet başkanı olarak öne çıkmasıyla Senegal, Batı Afrika’da daha istikrarlı ve kültürel kimliği güçlü ülkelerden biri haline geldi.

1968 | Apollo 6 uzaya fırlatıldı.
4 Nisan 1968’de NASA, Apollo programının insansız test uçuşlarından biri olan Apollo 6’yı fırlattı. Görev tam anlamıyla kusursuz değildi; titreşim, motor ve yeniden ateşleme gibi bazı ciddi teknik sorunlar yaşandı. Ama tam da bu yüzden önemliydi. Çünkü Ay’a insan göndermeden önce sistemin sınırları ve kusurları ortaya çıkmış oldu. Apollo 6, kusurlu bir başarıydı; programı durdurmadı ama NASA’ya insanlı uçuş öncesi hangi riskleri çözmesi gerektiğini gösterdi. Birkaç ay sonra Apollo 8’in Ay yörüngesine gidebilmesi, bu testlerde öğrenilen dersler sayesinde mümkün oldu.

1968 | Martin Luther King Jr. öldürüldü.
4 Nisan 1968’de Martin Luther King Jr., Memphis’te Lorraine Motel’in balkonunda vurularak öldürüldü. King o sırada grev yapan siyahî temizlik işçilerine destek vermek için şehirdeydi. Henüz 39 yaşındaydı ama çoktan Amerikan yurttaşlık hakları mücadelesinin en büyük liderine dönüşmüştü. Ölümünden bir gün önce yaptığı ünlü “Mountaintop” konuşması da bu yüzden son derece sarsıcı bir metin olarak kaldı. Suikastın ardından Amerika’daki yüzden fazla şehirde isyanlar, yağmalar ve şiddet olayları patladı. King’in ölümü, 1960’ların ABD’sindeki ırk geriliminin ve adalet krizinin en sert kırılmalarından biriydi. Bugün de 4 Nisan 1968, sivil haklar tarihinin en karanlık ve en belirleyici günlerinden biri olarak anılıyor.

1973 | Dünya Ticaret Merkezi açıldı.
4 Nisan 1973’te New York’taki Dünya Ticaret Merkezi resmen açıldı. İkiz Kuleler, 1970’lerin küresel ticaret, finans ve Amerikan gücünün simgeleri olarak görülüyordu. Mimar Minoru Yamasaki’nin tasarladığı yapı, inşa edildiği dönemde dünyanın en dikkat çekici gökdelen projelerinden biriydi. Manhattan’ın siluetini değiştirdi ve küresel kapitalizmin görsel sembollerinden biri haline geldi. 11 Eylül 2001 saldırılarında yıkılmaları ise bu binaları yalnız mimarlık tarihi içinde değil, küresel travmanın da merkezine yerleştirdi.

1974 | Türkiye, Ege’de 12 mil tezini kabul etmeyeceğini bildirdi.
4 Nisan 1974’te Türk hükümeti, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma ihtimalini kabul etmeyeceğini diplomatik kanallarla bildirdi. Ege’de karasularının 12 mile çıkması, Türkiye açısından deniz alanlarının büyük ölçüde Yunan kontrolüne geçmesi anlamına geliyordu. Bu yüzden mesele yalnız teknik bir deniz hukuku tartışması değil, stratejik denge meselesiydi. Sonraki on yıllarda Ege kıta sahanlığı, hava sahası, FIR hattı ve karasuları gibi başlıklarda yaşanan her gerilimde bu çizginin izleri görüldü. 4 Nisan 1974, Türkiye’nin Ege’de geri adım atmayacağını erken ve net biçimde ilan ettiği tarihlerden biri olarak önem taşıyor.

1975 | Microsoft kuruldu.
4 Nisan 1975’te Bill Gates ve Paul Allen, Microsoft’u kurdu. Şirketin çıkış noktası, Altair 8800 için BASIC yazılımı geliştirmekti. İlk yıllarda küçük bir yazılım girişimiydi ama kişisel bilgisayar devrimi büyüdükçe Microsoft da büyüdü. 1980’lerde IBM ile kurduğu ilişki sayesinde MS-DOS, ardından Windows ile dünyadaki bilgisayar kullanımının merkezine yerleşti. Bu yüzden 4 Nisan 1975, kişisel bilgisayar çağını şekillendiren en güçlü yazılım imparatorluklarından birinin başlangıcıdır.

1979 | Zülfikar Ali Butto idam edildi.
4 Nisan 1979’da Pakistan’ın eski başbakanı Zülfikar Ali Butto asılarak idam edildi. Butto, Pakistan siyasetinin en güçlü ve en tartışmalı figürlerinden biriydi. Pakistan Halk Partisi’ni kurmuş, 1971 sonrası ülkeyi yeniden toplamaya çalışmış, nükleer programın da önünü açan liderlerden biri olmuştu. Ancak General Ziya ül-Hak’ın darbesinden sonra yargılandı ve çok tartışmalı bir dava sonunda idama gönderildi. İdam kararı yalnız Pakistan içinde değil, dünyada da büyük tepki yarattı. Sonraki yıllarda Pakistan siyasetinin asker-sivil gerilimi, Butto ailesi etrafında daha da sertleşti.

1983 | Challenger ilk uçuşunu yaptı.
4 Nisan 1983’te uzay mekiği Challenger, ilk uçuşunu gerçekleştirdi. O gün Challenger, NASA’nın uzay mekiği programındaki yeni umuduydu. Yeniden kullanılabilir uzay araçları dönemi, uzay yolculuğunu daha rutin hale getirme iddiası taşıyordu. Challenger da bu iddianın simgelerinden biri oldu. Ancak bugün bu ilk uçuşa geriye dönüp bakıldığında, hafızada 1986’daki büyük facianın gölgesi de var. Çünkü ilk seferinde umut ve teknolojik güvenin sembolü olan mekik, üç yıl sonra kalkıştan kısa süre sonra parçalanarak uzay çağının en sarsıcı felaketlerinden birine dönüşecekti.

1985 | Balıkesir’de eğitim uçuşu yapan askerî uçak Marangozlar Sitesi’ne düştü. 

4 Nisan 1985’te Balıkesir 9. Ana Jet Üssü’nden eğitim uçuşu için havalanan iki kişilik Lockheed TF-104G Starfighter tipi askerî jet, şehir içindeki Marangozlar Sitesi üzerine düştü. Burası sanayi atölyelerinin bulunduğu, insanların çalıştığı bir yerdi; yani uçak boş araziye değil, doğrudan insan yerleşimi olan bir noktaya düştü. İlk haberlerde ölü sayısı daha düşük verildi, ancak yaralılardan bazılarının daha sonra hayatını kaybetmesiyle bilanço ağırlaştı. Sonuçta 1 pilot ve yerdeki 13 kişi olmak üzere 14 kişi öldü, 21 kişi yaralandı. Çarpmanın ardından çıkan yangın kısa sürede yayıldı; atölyelerdeki yanıcı malzemeler, özellikle ahşap ve tiner benzeri maddeler, alevlerin büyümesine yol açtı. Olayın ardından bölgedeki çok sayıda işyeri hasar gördü. Kazanın nedeni o gün için kesinleşmemişti, ancak dönemin aktarımlarında uçağın eğitim uçuşu sırasında teknik arıza yaşadığı ve pilotların fırlatma koltuğuyla atlamaya çalıştığı belirtildi. Pilotlardan biri kurtuldu, diğeri ise hayatını kaybetti.

1997 | Alparslan Türkeş hayatını kaybetti.
4 Nisan 1997’de Ankara’da hayatını kaybeden Alparslan Türkeş, Türk siyasetinde milliyetçi hareketin en belirleyici isimlerinden biriydi. 1917’de Lefkoşa’da doğdu, askerlik eğitimi aldı ve kurmay subay olarak yetişti. 27 Mayıs 1960 müdahalesinin öne çıkan subayları arasında yer aldı; Milli Birlik Komitesi içinde etkili oldu ancak kısa süre sonra ortaya çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle tasfiye edilerek yurt dışına gönderildi. Siyasete döndükten sonra Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi içinde yükseldi, partiyi dönüştürdü ve 1969’da Milliyetçi Hareket Partisi adını alan çizginin kurucu lideri haline geldi. “Dokuz Işık” etrafında şekillenen ideolojik çerçevesiyle yalnız bir parti yöneticisi değil, geniş bir ülkücü hareketin sembol ismi oldu; bu yüzden taraftarları arasında “Başbuğ” diye anıldı. 1970’lerde Türkiye’nin sert kutuplaşma döneminde hem güçlü bir siyasi lider hem de en çok tartışılan figürlerden biri haline geldi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra MHP kapatıldı, kendisi de yargılandı ve siyasi yasakla karşılaştı; ancak 1987’de yasağının kalkmasının ardından yeniden siyasetin başlıca aktörlerinden biri oldu, 1993’te yeniden MHP adını alan partinin başına geçti. Ölümünün ardından başlayan liderlik mücadelesinde Devlet Bahçeli genel başkanlığa geldi ve MHP kısa süre sonra 1999 seçimlerinde büyük bir çıkış yaptı.

2014 | İsmet Atlı hayatını kaybetti.
4 Nisan 2014’te ölen İsmet Atlı, Türk güreş tarihinin en önemli isimlerinden biriydi. 1960 Roma Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı; dünya ve Avrupa şampiyonlukları elde etti. Ama onu farklı kılan bir başka yön de vardı; yalnızca sporcu değil, halk ozanı olarak da tanınıyordu. Güreşçi kimliği ile halk kültürü arasında kurduğu bu bağ, onu klasik sporcu biyografilerinin biraz dışına taşır.

2017 | İdlib kimyasal saldırısı gerçekleşti.
4 Nisan 2017’de Suriye’nin İdlib iline bağlı Han Şeyhun kasabasına düzenlenen kimyasal saldırıda çoğu sivil olmak üzere 80’den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi de etkilendi. Olayın ardından yayılan görüntülerde çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin nefes alamadığı, yerde kasılarak can verdiği görüldü. Yapılan uluslararası incelemelerde saldırıda sarin gazı kullanıldığı sonucuna varıldı. Sonraki soruşturmalarda, saldırının Suriye rejimine ait bir savaş uçağından atılan mühimmatla gerçekleştirildiği ve uçağın Şayrat Hava Üssü’nden kalktığı yönünde bulgular açıklandı. Şam yönetimi ile Rusya ise bu suçlamaları reddetti; rejim tarafı, kimyasal maddenin muhaliflere ait bir depodan yayıldığını savundu. Ancak Birleşmiş Milletler ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü çizgisindeki soruşturma raporları, saldırının sorumluluğunu Suriye rejimine bağlayan değerlendirmeleri güçlendirdi.

Bu saldırı dünyada çok sert tepki yarattı. ABD Başkanı Donald Trump olayı “dehşet verici” ve “kabul edilemez” olarak niteledi; birkaç gün sonra, 6 Nisan 2017 gecesi, ABD donanması Akdeniz’den fırlattığı 59 Tomahawk füzesiyleSuriye’deki Şayrat Hava Üssü’nü vurdu. Washington bu saldırının doğrudan Han Şeyhun’daki kimyasal saldırıya karşı yapıldığını açıkladı. Birleşmiş Milletler, Avrupa ülkeleri ve çok sayıda hükümet saldırıyı kınadı; buna karşılık Rusya, Suriye rejimine yöneltilen suçlamalara itiraz etmeyi sürdürdü. Han Şeyhun saldırısı, Suriye İç Savaşı’nda kimyasal silah kullanımını yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı ve savaşın gidişatından çok, savaşın hangi sınırları çoktan aştığını gösteren en çarpıcı dönüm noktalarından biri olarak hafızaya kazındı.

2023 | Finlandiya NATO üyesi oldu.
4 Nisan 2023’te Finlandiya resmen NATO’ya katıldı ve ittifakın 31. üyesi oldu. Bu karar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa güvenlik dengesinde yaşanan en büyük değişimlerden biriydi. Finlandiya onlarca yıl askerî tarafsızlık çizgisi izlemişti ama savaşın ardından bu politika hızla değişti. NATO için de bu üyelik sıradan değildi, Finlandiya, Rusya ile uzun bir sınırı olan, yüksek askerî hazırlık kapasitesine sahip bir ülke olarak ittifaka katıldı.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.