30 Eylül Tarihte Bugün

51 Dakika Okuma
30 Eylül Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 30 Eylül

30 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?

30 EYLÜL ULUSLARARASI ÇEVİRİ GÜNÜ

Bir dilde söyleneni başka bir dilde anlaşılır hale getiren çevirmenlerin de uluslararası bir günü var. 30 Eylül, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Çeviri Günü olarak kabul ediliyor. Tarihin seçilmesinin nedeni, İncil’in büyük bölümünü Latinceye çeviren ve çevirmenlerin koruyucu azizi sayılan Aziz Jerome’un 30 Eylül 420’de hayatını kaybetmiş olması. Gün uzun yıllardır çeviri dünyasında kutlanıyordu; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ise 2017’de aldığı kararla 30 Eylül’ü resmen Uluslararası Çeviri Günü ilan etti.

2026’nın teması “Dilsel Çeşitlilik ve Dil Hakları: Anlaşılmanın Gücü.” Özellikle yapay zekâ ve otomatik çeviri araçlarının hızla yaygınlaştığı bir dönemde, çevirinin yalnızca kelimeleri başka dile aktarmak değil; sağlık hizmetinden adalete, eğitimden diplomasiye kadar insanların gerçekten anlaşılabilmesini sağlamak olduğu vurgulanıyor.

2026’DA DÜNYA OKUL SÜTÜ GÜNÜ 30 EYLÜL’E DENK GELİYOR

Her yıl eylül ayının son çarşamba günü kutlanan Dünya Okul Sütü Günü, 2026’da 30 Eylül’e denk geliyor. Gün, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün girişimiyle 2000 yılında başlatıldı. Amaç, çocuk beslenmesinde okul sütü programlarının önemine dikkat çekmek ve özellikle ekonomik koşulları nedeniyle yeterli beslenmeye ulaşamayan çocuklara okul aracılığıyla destek sağlanmasını teşvik etmek. Bugün çok sayıda ülkede farklı okul sütü uygulamaları bulunuyor.

BUGÜN PODCAST’LERİN DE GÜNÜ

30 Eylül aynı zamanda Uluslararası Podcast Günü – International Podcast Day. Resmî bir Birleşmiş Milletler günü değil; ancak podcast dünyasında giderek yaygınlaşan uluslararası bir kutlama. Hikâye 2013’te Amerikalı Steve Lee’nin “Her şeyin özel günü var, podcast’in neden olmasın?” diye düşünmesiyle başladı. İlk National Podcast Day 2014’te, ABD’de düzenlendi; etkinlik bir yıl sonra uluslararası hale getirildi. 2015-2022 arasında yaklaşık 100 ülkeden yüzlerce podcast yayıncısı kutlamalara katıldı.

Radyo yayıncılığının internet çağındaki akrabası sayılabilecek podcast, bugün haberden suç hikâyelerine, tarihten bilime, spordan kişisel anlatılara kadar kendi başına dev bir yayıncılık alanına dönüşmüş durumda.

KANADA’DA 30 EYLÜL HAKİKAT VE UZLAŞMA GÜNÜ

Kanada’da 30 Eylül, Ulusal Hakikat ve Uzlaşma Günü olarak resmî tatil. Gün, 19. ve 20. yüzyıllarda yerli çocukların ailelerinden alınarak gönderildiği yatılı okul sisteminde hayatını kaybeden çocukları, hayatta kalanları ve ailelerini anmak amacıyla 2021’de ilan edildi. Kanada hükümeti, bu okulların yerli halkları kültürel olarak asimile etmeyi amaçlayan politikaların parçası olduğunu kabul ediyor.

30 Eylül aynı zamanda Orange Shirt Day – Turuncu Gömlek Günü. Kanadalılar o gün “Every Child Matters – Her Çocuk Önemlidir” mesajıyla turuncu giysiler giyerek yatılı okullara gönderilen yerli çocukları anıyor.

TÜRKİYE’DE İTFAİYECİLİK HAFTASI DEVAM EDİYOR

Türkiye’de 25 Eylül-1 Ekim İtfaiyecilik Haftası sürüyor. Kocaeli açısından hafta ayrıca anlamlı; ağır sanayi, rafineriler, limanlar ve büyük lojistik tesislerinin bulunduğu kentte itfaiyenin çalışma alanı yalnızca ev ve iş yeri yangınlarından ibaret değil. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi 2026’da TÜPRAŞ’tan Safiport ve DP World’e kadar kentteki sanayi ve liman kuruluşlarında çalışan acil durum ekiplerine eğitim ve tatbikatlar düzenlemeye devam etti.

 

30 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ

Aşağıdakiler resmî Birleşmiş Milletler günleri değil; büyük ölçüde ABD ve İngiltere’deki özel gün takvimlerinden, markalardan ve popüler kültürden doğmuş eğlenceli kutlamalar.

5 BİN YILDIR ÇİĞNİYORUZ: BUGÜN SAKIZ GÜNÜ

30 Eylül, ABD’de Ulusal Sakız Günü – National Chewing Gum Day. Sakız modern bir icat gibi görünse de insanlar binlerce yıldır bir şeyler çiğniyor. Finlandiya’da bulunan ve üzerinde insan dişi izleri bulunan yaklaşık 5 bin yıllık huş ağacı katranı, bilinen en eski sakız örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Antik Yunanlılar sakız ağacının reçinesini, Amerika yerlileri ise ladin reçinesini çiğniyordu. Modern ticari sakız endüstrisi ise 19. yüzyılda gelişti.

BUGÜN YÜZÜNÜZE ÇAMUR SÜRMEK SERBEST

Özel gün takvimleri 30 Eylül’ü Ulusal Çamur Maskesi Günü – National Mud Pack Day olarak da gösteriyor. Günün kim tarafından ve neden başlatıldığı konusunda sağlam bir tarih bulunmuyor; temel fikir oldukça basit: Yüzünüze kozmetik amaçlı çamur veya kil maskesi sürün ve kendinize bakım yapın.

SICAK BAHARATLI ELMA İÇECEĞİNİN DE GÜNÜ VAR

30 Eylül ayrıca ABD’de National Hot Mulled Cider Day, yani Sıcak Baharatlı Elma Şırası Günü. Elma suyu veya elma şırası; tarçın, karanfil, muskat ve portakal kabuğu gibi baharatlarla ısıtılıyor ve özellikle sonbahar aylarında içiliyor. Günün nereden çıktığı bilinmiyor; hatta özel gün takvimleri de hâlâ kurucusunu araştırdıklarını belirtiyor. 30 Eylül’ün seçilmesinin mantığı ise açık: Eylül bitiyor, sonbahar başlıyor.

“THUNDERBIRDS ARE GO!”: KUKLALARIN BİLE ULUSLARARASI GÜNÜ VAR

İngiliz televizyon tarihinin kült yapımlarından Thunderbirds için de 30 Eylül özel bir gün. Gerry ve Sylvia Anderson’ın yarattığı, kuklalar ve özel efektlerle çekilen bilimkurgu dizisinin ilk bölümü 30 Eylül 1965’te İngiltere’de yayımlandı. Uluslararası kurtarma ekibinin dev araçlarla dünyadaki felaketlere müdahale ettiği dizi, özellikle 1960 ve 70’lerde büyüyen kuşak için büyük bir popüler kültür fenomenine dönüştü.

ITV, dizinin yıldönümü nedeniyle 2017’de 30 Eylül’ü ilk kez “International Thunderbirds Day” ilan etti. O tarihten beri hayranlar günü eski bölümleri izleyerek, Thunderbirds araçlarının modellerini sergileyerek ve dizinin ünlü “Thunderbirds Are Go!” sloganını hatırlayarak kutluyor.

 

30 EYLÜL’DE NELER OLDU?

1399 – II. RICHARD TAHTTAN İNDİRİLDİ, IV. HENRY İNGİLTERE KRALI OLDU

İngiltere Kralı II. Richard, 30 Eylül 1399’da tahttan indirildi ve kuzeni Henry Bolingbroke, IV. Henry adıyla İngiltere tahtını üstlendi. Richard daha önce Henry’yi sürgüne göndermiş ve babası John of Gaunt’ın ölümünün ardından Lancaster ailesinin geniş topraklarına el koymuştu. Richard’ın İrlanda’da bulunduğu sırada İngiltere’ye dönen Henry, kısa sürede güçlü soyluların desteğini kazanarak kralı teslim olmaya zorladı. Parlamento Richard’ın hükümdarlığını sona erdirirken Henry de taht üzerindeki hakkını ilan etti; 13 Ekim’de Westminster Abbey’de taç giydi. Böylece İngiliz tahtında Lancaster Hanedanı dönemi başladı. Richard ise hapsedildi ve birkaç ay sonra Pontefract Kalesi’nde hayatını kaybetti.

1516 – ORUÇ REİS CEZAYİR’E ÇIKARMA YAPAN İSPANYOL ORDUSUNU BOZGUNA UĞRATTI

Oruç Reis’in Cezayir’de yönetimi ele geçirmesinin ardından İspanya, kenti geri almak için Diego de Vera komutasında büyük bir donanma ve binlerce asker gönderdi. İspanyol filosu 30 Eylül 1516’da Cezayir önlerine ulaştı ve çıkarma harekâtı başladı. Oruç Reis, İspanyol kuvvetlerinin karaya çıkmasına izin verdikten sonra karşı saldırıya geçti; geri çekilmek zorunda kalan birliklerin önemli bölümü ağır kayıplar verdi. Denize açılan İspanyol filosunun bir kısmı da çıkan fırtınada dağıldı. Zafer, Oruç Reis’in Cezayir’deki hâkimiyetini güçlendirdi ve Barbaros kardeşlerin Kuzey Afrika’daki yükselişinin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1520 – KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN TAHTA ÇIKTI, 46 YILLIK SALTANATI BAŞLADI

Osmanlı tarihinin en uzun süre tahtta kalan padişahı Kanuni Sultan Süleyman, 30 Eylül 1520’de 10. Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı. Babası Yavuz Sultan Selim’in ölüm haberini Manisa’da alan Şehzade Süleyman İstanbul’a hareket etti; 30 Eylül’de Üsküdar’a ulaştıktan sonra saraya geçerek hükümdarlığı devraldı. Yaklaşık 46 yıl sürecek saltanatı boyunca Belgrad ve Rodos’un fethi, Mohaç Zaferi, Viyana seferleri ve Osmanlı’nın Akdeniz’deki yükselişi gibi gelişmeler yaşandı; imparatorluk Avrupa, Asya ve Afrika’da dönemin en büyük siyasi güçlerinden biri haline geldi. Avrupa’da “Muhteşem Süleyman”, Osmanlı dünyasında ise özellikle hukuk düzenlemeleri nedeniyle “Kanuni” adıyla anılan Sultan Süleyman’ın saltanatı, 1566’da Zigetvar Seferi sırasında ölümüyle sona erdi.

1791 – MOZART’IN “SİHİRLİ FLÜT” OPERASI İLK KEZ SAHNELENDİ

Wolfgang Amadeus Mozart’ın en ünlü eserlerinden Die Zauberflöte – Sihirli Flüt, 30 Eylül 1791’de Viyana’daki Freihaus-Theater auf der Wieden’de ilk kez seyirci karşısına çıktı. Emanuel Schikaneder’in librettosunu yazdığı operanın ilk temsilinde orkestrayı Mozart bizzat yönetti; Schikaneder Papageno’yu, Mozart’ın baldızı Josepha Hofer ise Gece Kraliçesi’ni canlandırdı. Mozart yalnızca iki ay sonra hayatını kaybetti ancak Sihirli Flüt, opera tarihinin en kalıcı eserlerinden birine dönüştü.

1846 – ETERLE AĞRISIZ DİŞ ÇEKİMİ, MODERN ANESTEZİNİN YOLUNU AÇTI

Bostonlu diş hekimi William T. G. Morton, 30 Eylül 1846 akşamı Eben Frost adlı hastasına eter solutarak bir azı dişini ağrı duymadan çekti. Eter daha önce cerrahi girişimlerde denenmişti; dolayısıyla buna “dünyanın ilk anestezisi” demek doğru değil. Ancak Morton’un uygulaması ertesi gün gazeteye yansıdı ve Massachusetts General Hospital’daki cerrahların dikkatini çekti. İki hafta sonra, 16 Ekim’de yapılan ünlü halka açık ameliyat gösterisi eter anestezisinin tıpta hızla yayılmasını sağladı.

1882 – EDISON SİSTEMLİ ÖNCÜ HİDROELEKTRİK SANTRALİ ÇALIŞMAYA BAŞLADI

ABD’nin Wisconsin eyaletindeki Appleton kentinde bulunan Vulcan Street Plant, 30 Eylül 1882’de elektrik üretmeye başladı. Amerikan İnşaat Mühendisleri Derneği, tesisi su gücüyle çalışan bir Edison jeneratörünü merkezi elektrik üretimiyle birleştiren dünyanın ilk tesislerinden biri ve Kuzey Amerika’da özel ve ticari müşterilere elektrik sağlayan ilk Edison hidroelektrik merkezi olarak tanımlıyor. Elektriğin birkaç deney lambasından çıkıp kent yaşamının altyapısına dönüşmesinin erken adımlarından biriydi.

1888 – KARINDEŞEN JACK AYNI GECE İKİ KADINI ÖLDÜRDÜ

Londra’yı korkuya sürükleyen Karındeşen Jack cinayetlerinin en kanlı gecelerinden biri 30 Eylül 1888’de yaşandı. Gece saat 01.00 civarında Elizabeth Stride’ın boğazı kesilmiş cesedi Whitechapel’daki Dutfield’s Yard’da bulundu. Yaklaşık 45 dakika sonra, buradan bir kilometreden biraz daha uzakta bulunan Mitre Square’de bu kez Catherine Eddowes öldürülmüş halde bulundu. Eddowes’un cesedi ağır biçimde parçalanmıştı. İki cinayetin aynı gece kısa aralıklarla işlenmesi, Karındeşen Jack tarihine “Double Event – Çifte Olay” adıyla geçti. Katilin Stride’ın cesedini parçalayamadan birinin yaklaşması üzerine kaçtığı ve kısa süre sonra Eddowes’u öldürdüğü düşünülüyor; ancak bu senaryo kesin olarak kanıtlanmış değil. Karındeşen Jack hiçbir zaman yakalanamadı ve kimliği bugün bile çözülememiş en ünlü suç gizemlerinden biri olarak kaldı.

1918 – ŞAM’DAN ÇEKİLEN OSMANLI BİRLİKLERİ BARADA BOĞAZI’NDA AĞIR KAYIP VERDİ

Birinci Dünya Savaşı’nın Suriye cephesinin son günlerinde, 30 Eylül 1918’de Şam’ın kuzeybatısındaki Barada Boğazı’ndan çekilmeye çalışan Osmanlı birlikleri, Avustralya Hafif Süvari birliklerinin saldırısına uğradı. Çekilen birliklerin ön kısmı ağır kayıp verdi; geri kalan birliklerin önemli bölümü Şam’a dönmek zorunda kaldı ve ertesi gün esir düştü. Şam’ın Müttefik ve Arap kuvvetlerinin eline geçmesi 1 Ekim’de tamamlandı.

1922 – İSMET PAŞA MUDANYA ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ İÇİN YOLA ÇIKTI

Büyük Taarruz’un ardından savaş meydanındaki mücadele diplomasi masasına taşınırken Mustafa Kemal Paşa, 29 Eylül 1922’de Mudanya’da yapılması önerilen ateşkes konferansını kabul etti ve İsmet Paşa’yı Türkiye’nin delegesi olarak görevlendirdi. İsmet Paşa 30 Eylül’de Mudanya’ya hareket etti. Görüşmeler 3 Ekim’de başladı ve 11 Ekim’de Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla sonuçlandı.

1930 – VECİHİ HÜRKUŞ KENDİ YAPTIĞI UÇAKLA GÖZTEPE’DEN YEŞİLKÖY’E UÇTU

Türk havacılığının öncü isimlerinden Vecihi Hürkuş, kendi imkânlarıyla tasarlayıp ürettiği Vecihi XIV adlı uçakla 30 Eylül 1930’da İstanbul’da Göztepe’den havalanarak Yeşilköy’e uçtu. Hürkuş, uçağın parçalarını Kadıköy’de kiraladığı bir dükkânda hazırlamış, montajını ve ilk uçuşunu ise Fikirtepe-Göztepe çevresinde gerçekleştirmişti. Büyük ölçüde yerli malzemeyle yapılan Vecihi XIV, Türkiye’de özel girişimle üretilen ilk sivil uçak olarak havacılık tarihine geçti. Ancak Türkiye’de uçağa uçuş sertifikası verebilecek teknik bir heyet bulunmadığı için Hürkuş daha sonra uçağını sökerek Çekoslovakya’ya götürmek zorunda kaldı; burada yapılan incelemelerin ardından uçuşa elverişlilik belgesi aldı.

1935 – HOOVER BARAJI RESMEN AÇILDI

Colorado Nehri üzerindeki dev Hoover Barajı, o zamanki adıyla Boulder Dam, 30 Eylül 1935’te ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından törenle açıldı. Yaklaşık 221 metre yüksekliğindeki yapı, dönemi için benzeri görülmemiş bir mühendislik projesiydi. Colorado’nun taşkınlarını denetlemek, sulama suyu sağlamak ve elektrik üretmek amacıyla inşa edilen baraj, sonraki yıllarda ABD’nin güneybatısındaki kentleşmenin ve ekonomik büyümenin en önemli altyapı projelerinden biri haline geldi.

1938 – MÜNİH ANLAŞMASIYLA SUDET BÖLGESİ NAZİ ALMANYASI’NA BIRAKILDI

29–30 Eylül 1938’de Münih’te Almanya, İtalya, İngiltere ve Fransa liderlerinin yaptığı görüşmeler sonunda Çekoslovakya, Sudet bölgesini Nazi Almanyası’na bırakmak zorunda kaldı. Çekoslovak hükümeti görüşmelere dahi katılmadı. Alman birlikleri 1 Ekim’den itibaren bölgeye girdi. Münih Anlaşması, Hitler’in yayılmacılığını tavizlerle durdurmaya çalışan dönemin “yatıştırma” politikasının en çok tartışılan örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

1946 – NÜRNBERG DURUŞMALARINDA KARARLAR AÇIKLANMAYA BAŞLADI

Nazi Almanyası’nın önde gelen yöneticilerinin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yargılandığı Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi, hükümlerini 30 Eylül 1946’da açıklamaya başladı. Kararların okunması 1 Ekim’de tamamlandı; 12 sanık ölüm cezasına, üçü ömür boyu, dördü çeşitli sürelerde hapse mahkûm edilirken üç sanık beraat etti. Nürnberg yargılamaları, uluslararası ceza hukukunun gelişimindeki en önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1949 – BERLİN HAVA KÖPRÜSÜ SONA ERDİ

Sovyetler Birliği’nin Batı Berlin’e kara ulaşımını kesmesinin ardından Haziran 1948’de başlayan Berlin Hava Köprüsü, 30 Eylül 1949’da tamamlandı. ABD ve Britanya uçakları yaklaşık 15 ay boyunca Batı Berlin’e 2,3 milyon tondan fazla gıda, kömür ve diğer ihtiyaç malzemelerini, yaklaşık 278 bin uçuşla taşıdı. Operasyon, Soğuk Savaş’ın ilk büyük uluslararası güç sınamalarından biri oldu.

1954 – DÜNYANIN İLK NÜKLEER DENİZALTISI USS NAUTILUS HİZMETE GİRDİ

USS Nautilus, 30 Eylül 1954’te Connecticut’ın Groton kentinde ABD Donanması’nda hizmete alındı ve dünyanın ilk nükleer enerjili denizaltısı oldu. Ancak önemli bir ayrıntı var: Nautilus o gün henüz nükleer güçle denize açılmadı. Ünlü “Underway on nuclear power” mesajıyla ilk kez nükleer enerjiyle seyir yapması 17 Ocak 1955’te gerçekleşti. Nautilus daha sonra Kuzey Kutbu’nun altından geçen ilk denizaltı olarak da tarihe geçti.

1960 – DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI KURULDU, TÜRKİYE PLANLI KALKINMA DÖNEMİNE GİRDİ

Türkiye ekonomisinin uzun vadeli hedefler ve kalkınma planlarıyla yönetilmesi amacıyla Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kurulmasını öngören 91 sayılı kanun, 30 Eylül 1960’ta kabul edildi. Başbakanlığa bağlı olarak oluşturulan DPT; ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kaynaklarını değerlendirerek beş yıllık kalkınma planları ve yıllık programlar hazırlamak, kamu yatırımlarını koordine etmek ve hükümete ekonomi politikaları konusunda danışmanlık yapmakla görevlendirildi. Kanunun 5 Ekim’de yürürlüğe girmesinin ardından Türkiye’de “planlı kalkınma dönemi” başladı; Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 1963’te uygulamaya konuldu. DPT, sonraki yarım yüzyıl boyunca Türkiye’nin sanayileşme, yatırım ve bölgesel kalkınma politikalarının en etkili kurumlarından biri oldu.

1960 – “TAŞ DEVRİ” TELEVİZYONDA YAYIMLANMAYA BAŞLADI

Hanna-Barbera’nın The Flintstones – Taş Devri dizisi, 30 Eylül 1960’ta Amerikan televizyonunda yayımlanmaya başladı. Taş Devri dekorunun içine otomobili, banliyö hayatını, iş sorunlarını ve evlilik komedisini yerleştiren yapım, yetişkinlerin de prime-time’da izlediği animasyonların önünü açtı. Fred Flintstone’un “Yabba Dabba Doo!” sözü de televizyon tarihinin en tanınmış repliklerinden birine dönüştü.

1965 – ENDONEZYA’DA “30 EYLÜL HAREKETİ” BAŞLADI

30 Eylül’ü 1 Ekim 1965’e bağlayan gece, kendisini “30 Eylül Hareketi” olarak adlandıran askerî grup Endonezya’nın üst düzey ordu komutanlarını hedef aldı; altı general kaçırılarak öldürüldü. General Suharto’nun komutasındaki birlikler hareketi kısa sürede bastırdı. Ardından Endonezya Komünist Partisi’yle bağlantılı olduğu düşünülen kesimlere yönelik kitlesel şiddet yaşandı ve ülkenin siyasi dengesi Sukarno’dan Suharto’ya kaydı. Hareketin örgütlenmesinde PKI yönetiminin ve Sukarno çevresinin rolünün kapsamı tarihçiler arasında hâlâ tartışmalıdır.

1966 – BOTSVANA BRİTANYA’DAN BAĞIMSIZLIĞINI KAZANDI

Afrika’nın güneyindeki Bechuanaland İngiliz Protektorası, 30 Eylül 1966’da bağımsızlığını kazanarak Botswana Cumhuriyeti adını aldı. 29 Eylül’ü 30 Eylül’e bağlayan gece İngiliz bayrağı indirilip yeni Botswana bayrağı göndere çekildi; aynı sabah Seretse Khama ülkenin ilk cumhurbaşkanı olarak yemin etti. Bağımsızlığını kazandığında dünyanın en yoksul ve altyapısı en sınırlı ülkeleri arasında bulunan Botswana, sonraki yıllarda elmas yataklarının işletilmeye başlamasıyla hızlı bir ekonomik dönüşüm yaşadı. 30 Eylül bugün de ülkede Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyor.

1968 – BOEING 747 İLK KEZ FABRİKADAN ÇIKTI

Hava ulaşımının simgelerinden olacak Boeing 747’nin ilk örneği, 30 Eylül 1968’de Washington eyaletindeki Everett fabrikasından çıkarılarak kamuoyuna tanıtıldı. Dev gövdesi, iki koridorlu kabini ve yüksek yolcu kapasitesiyle “Jumbo Jet” adı verilen 747, uzun mesafeli hava yolculuğunu çok daha geniş kitlelere açacak yeni bir dönemin habercisiydi.

1978 – AVUSTURYA BÜYÜKELÇİSİNİN EŞİ VE KIZI FETHİYE’DE ÖLDÜRÜLDÜ

Avusturya’nın Ankara Büyükelçisinin eşi Verena Laube ile kızı Andrea Laube, 30 Eylül 1978’de Fethiye yakınlarındaki Kıdrak koyunda öldürüldü. Mahkeme kayıtlarına göre Fethiye’de berberlik yapan Şener Yiğit, Andrea Laube’ye yönelik cinsel saldırı girişiminin ardından kendisine engel olmaya çalışan annesi Verena Laube’yi av tüfeğiyle vurdu; daha sonra Andrea’yı da öldürdü ve yanlarındaki Haio Harms’ı öldürmeye teşebbüs etti. Yiğit yakalandıktan sonra yargılandı ve ölüm cezasına mahkûm edildi. Kararın kesinleşmesinin ardından cezası 20 Nisan 1983’te Isparta Kapalı Cezaevi’nde infaz edildi. Olay, yabancı bir büyükelçinin ailesinin Türkiye’de tatildeyken öldürülmesi nedeniyle dönemin gazetelerinde geniş yer buldu.

1978 – TÜRKİYE’NİN İLK KÖY-KENT UYGULAMASI TAŞKESTİ’DE BAŞLADI

Başbakan Bülent Ecevit, 30 Eylül 1978’de Bolu’nun Mudurnu ilçesine bağlı Taşkesti’de Türkiye’nin ilk Köy-Kent uygulamasını başlattı. Proje, köylüleri büyük kentlere göç etmek zorunda bırakmadan kırsalda iş, eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerine ulaştırmayı amaçlıyordu. Taşkesti, çevresindeki 20 köyün ortak merkezi olarak belirlendi; sağlık merkezi, PTT şubesi, ortaokul, tarım kuruluşları ve tanzim satış mağazası gibi hizmetlerin burada toplanması planlandı. Bölgedeki köylere elektrik sağlayacak tesislerin yanı sıra, yöre halkına iş yaratması hedeflenen bir orman ürünleri sanayi tesisi de projenin parçasıydı. Dönemin gazeteleri uygulamanın başlangıcını “Türkiye’de ilk Köy-Kent” olarak duyurdu. Köy-Kent modeli sonraki yıllarda Bülent Ecevit’in savunduğu kırsal kalkınma projelerinin en bilinenlerinden biri olarak kaldı ancak ülke genelinde kalıcı ve yaygın bir sisteme dönüşemedi.

1980 – ETHERNET’İN İLK ORTAK ENDÜSTRİ ŞARTNAMESİ YAYIMLANDI

Xerox, Digital Equipment Corporation ve Intel, 30 Eylül 1980’de Ethernet Specification Version 1.0’ı yayımladı. Ethernet böylece yalnızca Xerox PARC laboratuvarlarında kullanılan deneysel bir ağ teknolojisi olmaktan çıkarak farklı üreticilerin benimseyebileceği ortak bir sisteme doğru ilerledi. IEEE’nin 802.3 standardı 1983’te gelecekti; bugün kablolu bilgisayar ağlarının temel teknolojilerinden biri olan Ethernet’in yaygınlaşmasındaki kritik eşiklerden biri ise bu 30 Eylül belgesiydi.

1991 – İSTANBUL’UN MODERN METROSUNA GİDEN İLK TÜNEL ÇALIŞMALARI BAŞLADI

İstanbul’un bugün milyonlarca yolcu taşıyan metro ağının önemli başlangıçlarından biri 30 Eylül 1991’de yaşandı. Taksim ile 4. Levent arasında yapılacak metro hattının ön tünel çalışmalarına Taksim’de düzenlenen törenle başlandı. Törene İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen ile SHP Genel Başkanı Erdal İnönü de katıldı. Asıl metro yapımı sonraki yıl hızlandı; Taksim-Levent kesimi Eylül 2000’de hizmete girdi, ardından hat 4. Levent’e uzatıldı. Daha sonraki yıllarda Yenikapı, Şişhane, Maslak ve Hacıosman yönündeki uzatmalarla bu hat bugünkü M2 metrosunun omurgasına dönüştü.

1993 – HİNDİSTAN’DA LATUR DEPREMİ: YAKLAŞIK 10 BİN KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Hindistan’ın Maharashtra eyaletini 30 Eylül 1993 sabahı saat 03.56’da 6,2 büyüklüğünde şiddetli bir deprem vurdu. Merkez üssü Latur yakınlarındaki Killari bölgesi olan deprem, büyüklüğüne kıyasla olağanüstü ağır bir yıkıma yol açtı; onlarca köy yerle bir oldu ve yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı. Depremin insanların büyük bölümünün uykuda olduğu saatte meydana gelmesi, sığ odaklı olması ve taş ile ağır toprak malzemeden yapılan dayanıksız evlerin çökmesi can kaybını artırdı. Latur depremi, büyük levha sınırlarından uzakta meydana gelen depremlerin de ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri oldu; felaketin ardından Hindistan’da deprem bölgeleri ve yapı standartları yeniden değerlendirildi.

1995 – MARIAH CAREY “FANTASY” İLE LİSTEYE DOĞRUDAN 1 NUMARADAN GİRDİ

Mariah Carey’nin Fantasy adlı şarkısı, 30 Eylül 1995 tarihli Billboard Hot 100 listesine doğrudan 1 numaradan girdi. Billboard tarihinde bunu başaran ilk kayıt yalnızca birkaç hafta önce Michael Jackson’ın You Are Not Alone şarkısı olmuştu; Carey böylece liste tarihindeki bu yeni dönüm noktasının ilk isimlerinden biri oldu.

1999 – JAPONYA’DA TOKAIMURA NÜKLEER KAZASI

Japonya’nın Tokai-mura kasabasındaki uranyum işleme tesisinde 30 Eylül 1999 saat 10.35’te kritik bir nükleer kaza meydana geldi. Yüzde 19 oranında zenginleştirilmiş uranyum içeren karışımın bir tanka aktarılması sırasında kontrolsüz zincirleme reaksiyon başladı; üç işçi çok yüksek dozda radyasyona maruz kaldı ve çevrede acil tahliye ile sığınma önlemleri uygulandı. Kaza, Japonya’nın sivil nükleer endüstrisindeki en ağır güvenlik olaylarından birine dönüştü.

2004 – DEV MÜREKKEP BALIĞI İLK KEZ DOĞAL ORTAMINDA CANLI FOTOĞRAFLANDI

Yüzyıllarca deniz canavarı hikâyelerini besleyen dev mürekkep balığı Architeuthis, 30 Eylül 2004’te Japon araştırmacılar Tsunemi Kubodera ve Kyoichi Mori tarafından Ogasawara Adaları açıklarında yaklaşık 900 metre derinlikte ilk kez doğal ortamında canlı olarak fotoğraflandı. Yaklaşık sekiz metre uzunluğundaki hayvan, yem düzeneğiyle dört saatten uzun süre mücadele etti; çekilen yüzlerce fotoğraf dev mürekkep balıklarının davranışları hakkında ilk doğrudan gözlemlerden birini sağladı.

2005 – DANİMARKA’DA HZ. MUHAMMED KARİKATÜRLERİ YAYIMLANDI, AYLAR SONRA DÜNYA ÇAPINDA KRİZE DÖNÜŞTÜ

Danimarka’nın yüksek tirajlı gazetelerinden Jyllands-Posten, 30 Eylül 2005’te Hz. Muhammed’i tasvir eden 12 karikatür yayımladı. Gazete, yayını ifade özgürlüğü ve İslam’a ilişkin konularda oluştuğunu öne sürdüğü otosansür tartışması çerçevesinde savundu; Danimarka’daki Müslüman kuruluşlar ise karikatürleri dine yönelik ağır bir hakaret olarak değerlendirdi. Tartışma sonraki aylarda Danimarka sınırlarını aştı ve 2006 başında birçok Müslüman ülkede kitlesel protestolara, Danimarka ürünlerine boykot çağrılarına ve bazı ülkelerde Danimarka temsilciliklerine yönelik saldırılara kadar büyüdü. Avrupa’daki bazı gazetelerin karikatürleri ifade özgürlüğüne destek amacıyla yeniden yayımlaması krizi daha da genişletti. Olay, sonraki yıllarda ifade özgürlüğünün sınırları, dine hakaret, basın sorumluluğu ve Avrupa’daki Müslüman azınlıkların konumu üzerine en çok tartışılan uluslararası medya krizlerinden biri haline geldi.

2009 – SUMATRA’DA 7,6’LIK DEPREM: YAKLAŞIK 1.200 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Endonezya’nın Sumatra Adası’nın batı kıyısı açıklarında 30 Eylül 2009’da 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Özellikle Padang ve Pariaman kentleri ile çevredeki kırsal bölgeleri vuran depremde Endonezya hükümetinin verilerine göre 1.195 kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 140 bin ev ve 4 bin başka yapı ağır hasar gördü ya da yıkıldı. Kent merkezlerinde can kayıplarının büyük bölümü bina çökmelerinden kaynaklanırken, dağlık bölgelerde deprem sonrasında meydana gelen büyük heyelanlar bazı köyleri tamamen toprağın altında bıraktı. Yaklaşık 1,2 milyon kişinin yaşadığı bölgeyi etkileyen felaket, Endonezya’nın 2000’li yıllarda yaşadığı en ağır depremlerden biri olarak kayıtlara geçti.

2016 – 14 YILDIR KAYIP İKİ VAN GOGH TABLOSUNUN BULUNDUĞU AÇIKLANDI

Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’nden 2002’de çalınan View of the Sea at Scheveningen ile Congregation Leaving the Reformed Church in Nuenen adlı iki tablonun İtalya’da ele geçirildiği 30 Eylül 2016’da Napoli’de açıklandı. Eserler Camorra bağlantılı bir soruşturma sırasında bulunmuştu. Çerçeveleri kayıptı ancak tablolar beklenenden daha iyi durumdaydı; 14 yıllık sanat hırsızlığı dosyasının çözülmesi dünya basınında geniş yer buldu.

2016 – MATTHEW KASIRGASI KATEGORİ 5’E ULAŞTI, 2007’DEN BERİ ATLANTİK’İN EN GÜÇLÜ KASIRGALARINDAN BİRİ OLDU

Karayip Denizi üzerinde hızla güçlenen Matthew Kasırgası, 30 Eylül 2016 gecesi Kategori 5 seviyesine ulaştı. Saatte yaklaşık 260 kilometreye ulaşan sürekli rüzgârlarıyla Matthew, Atlantik havzasında 2007’deki Felix Kasırgası’ndan bu yana Kategori 5’e ulaşan ilk kasırga oldu. Birkaç gün sonra kuzeye yönelen Matthew; Haiti, Küba ve Bahamalar’da büyük yıkıma neden oldu, ardından ABD’nin Florida ve Georgia kıyılarını etkileyerek Güney Carolina’da karaya çıktı. Özellikle Haiti’de yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği Matthew, 2016 Atlantik kasırga sezonunun en yıkıcı afetlerinden biri olarak tarihe geçti.

2025 – HATAY’DA 7 BİN YILLIK İNSAN AYAK İZLERİ DUYURULDU

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 30 Eylül 2025’te Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Tell Kurdu Höyük’te MÖ 5200 dolaylarına tarihlenen beş insan ayak izinin bulunduğunu açıkladı. Ubeyd dönemiyle ilişkili tabakalardaki izlerin, ıslak çamur üzerinde yürüyen insanlar tarafından bırakıldığı belirlendi. Burada tarih ayrıntısı önemli: İzler kazı sırasında 21 Ağustos’ta bulunmuş, keşif 30 Eylül’de kamuoyuna duyurulmuştu.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 30 EYLÜL

1885 – DARICA NAHİYE OLDU, BUGÜNKÜ İDARİ KİMLİĞİNİN TEMELLERİ ATILDI

Bugün Kocaeli’nin ilçelerinden biri olan Darıca, 30 Eylül 1885’te nahiye statüsüne çıkarıldı ve Hakkı Efendi 500 lira maaşla nahiye müdürlüğüne atandı. Darıcalılar aslında birkaç yıl önce Gebze yerine kendilerinin kaza merkezi yapılmasını istemiş, yaklaşık 200 imzalı bir dilekçeyle başvurmuştu. Bu talep kabul edilmedi ancak 782 hanede yaklaşık 4 bin 300 kişinin yaşadığı yerleşimin nahiye olacak büyüklüğe ulaştığı kabul edildi. Kocaeli Ansiklopedisi’ndeki Osmanlı arşiv kayıtları, Darıca’daki belediye teşkilatının da nahiye oluşundan hemen sonra şekillenmeye başladığını gösteriyor.

1935 – GÖLCÜK’TEKİ DONANMA KOMUTANLIĞI YENİDEN TEŞKİLATLANDIRILDI

Cumhuriyet donanmasının merkezi haline gelmeye başlayan Gölcük’teki Marmara Üss-i Bahri ve Donanma teşkilatı, 30 Eylül 1935’te yapılan düzenlemeyle yeniden yapılandırıldı ve yetkileri genişletildi. Kurmay başkanlığı makamı oluşturuldu; harekât, personel, levazım, sağlık ve makine gibi alanlarda ayrı şubeler kuruldu. Harp Filosu, İhtiyat Filosu, denizaltı ve mayın-arama birlikleri daha düzenli bir komuta yapısı altında toplandı. Bu süreç, Gölcük’ün yalnız bir tersane değil, Türk donanmasının ana merkezlerinden biri haline gelmesinin önemli aşamalarından biriydi.

1983 – BUGÜN İZMİT SAHİLİNDEKİ MÜZEDE GEZİLEN HIZIRREİS TÜRK DONANMASINA KATILDI

ABD Deniz Kuvvetleri’nde USS Gudgeon adıyla 30 yıl görev yapan denizaltıya, 30 Eylül 1983’te California’da Türk sancağı çekildi ve TCG Hızırreis adıyla Türk Deniz Kuvvetleri’ne teslim edildi. Denizaltı daha sonra 21 yıl Türk donanmasında görev yaptı; millî ve NATO tatbikatlarına katıldı. Aktif hizmeti 2004’te sona eren Hızırreis, müze gemiye dönüştürüldü ve 29 Ekim 2004’ten bu yana İzmit sahilinde ziyaret ediliyor. Yani bugün kentte gördüğümüz müze denizaltının Türkiye hikâyesi tam olarak 30 Eylül’de başladı.

1999 – DEPREMDEN 44 GÜN SONRA KEMAL ÖNAL KOCAELİ VALİLİĞİ GÖREVİNE BAŞLADI

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden yalnızca 44 gün geçmişken İ. Kemal Önal, 30 Eylül 1999’da Kocaeli Valiliği görevine başladı. Önal deprem sırasında Kırklareli Valisiydi ve bölgeye jeneratörlerle yardım malzemeleri göndermişti. Göreve geldiğinde kentte 34 çadır kent bulunuyordu; Önal’ın ilk çalışmalarından biri çadır kentlerin yönetimini düzenlemek ve kentte elektrik hizmetinin yeniden sağlanmasına yönelik işleri koordine etmek oldu.

2022 – CEDİT KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİNDE ŞANTİYE SÜRECİ BAŞLADI

İzmit’in yıllardır tartışılan en büyük dönüşüm projelerinden Cedit Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nde, TOKİ 30 Eylül 2022’de ihaleyi kazanan firmaya yer teslimini yaptı. Böylece aylar süren ihale ve hazırlık sürecinin ardından şantiye kurulumu başladı. Projede yaklaşık 126 dönümlük alanda 1.105 konut ile ticari birimlerin yapılması planlandı; mahallede daha önce yüzlerce yapı yıkılmış ve hak sahipleriyle büyük ölçüde anlaşma sağlanmıştı.

 

30 EYLÜL’DE GAZETELERDE KOCAELİ

GEBZE’NİN ADINI “KİRAZLIK” YAPMAK İSTEYENLER, NÜFUS SAYIMI SEFERBERLİĞİ, İZMİT YOLUNDA FACİA VE CHP LİDERLİĞİNE ADAY OLAN BİR KOCAELİ BELEDİYE BAŞKANI

30 Eylül tarihli gazetelerde Kocaeli’ye baktığımızda bu kez oldukça geniş bir zaman aralığı çıkıyor karşımıza. 1935’te Gebze’nin adından hangi ile bağlı olması gerektiğine kadar her şey tartışılıyor; aynı gün İzmit’te vatandaşlara yaklaşan nüfus sayımı anlatılıyor. 1960’ta gazeteler İzmit yolundaki ölümcül kazayı veriyor. 2000’e geldiğimizde ise Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen, CHP’nin genel başkanlığı için yarışıyor.

1935 – GEBZE’NİN ADINI “KİRAZLIK” YAPMAYI, İLÇEYİ İSTANBUL’A BAĞLAMAYI ÖNERDİLER

Kurun gazetesinin 30 Eylül 1935 tarihli sayfasında Gebze’den gönderilen haber oldukça renkli. Haberin başlıklarından biri “Bütün Gebzeliler Tayyare Kurumuna üye yazıldılar”. Gazete, Türk Hava Kurumu’nun ilçede hızla örgütlendiğini ve üyeliğin yaygınlaştığını anlatıyor. Bunu, dönemin havacılığı millî kalkınmanın ve modernleşmenin simgelerinden biri olarak görmesiyle birlikte okumak gerekiyor.

Fakat aynı haberin daha tuhaf bölümü başka. Muhabir, “Gebze” ile “Gerze” adlarının postada sık sık karıştırıldığını, bu nedenle Gebze’ye bölgenin meşhur kirazlarından hareketle “Kirazlık” adının verilmesinin daha uygun olabileceğini savunuyor. Bununla da yetinmiyor; Gebze’nin Kocaeli’ne bağlanmasını “ikinci bir dert” olarak tanımlayıp, adliye ve bazı kurumların zaten İstanbul’a bağlı olduğunu belirterek ilçenin yeniden İstanbul’a bağlanmasını istiyor.

Bugün İstanbul-Kocaeli sınırının en kritik noktalarından biri olan Gebze için bundan 90 yıl önce “Adımızı değiştirelim, İstanbul’a dönelim” diye gazete yazısı çıkması hayli iyi bir kent hafızası ayrıntısı.

1935 – İZMİTLİLERE YAKLAŞAN NÜFUS SAYIMININ NEDEN ÖNEMLİ OLDUĞU ANLATILDI

Aynı gün Ulus gazetesinde İzmit’ten bambaşka bir haber vardı. İstatistik Genel Direktörü, Necatibey Okulu Halkevi salonunda vatandaşlara yaklaşan genel nüfus sayımını anlattı; nüfusun neden sayılması gerektiğini ve sayımın nasıl gerçekleştirileceğini örneklerle açıkladı.

1935 Türkiye’sinde nüfus sayımı bugünkü gibi sıradan bir istatistik faaliyeti olarak görülmüyordu. Gazetenin aynı sayısında vatandaşlara doğru bilgi vermenin adeta “yurda karşı bir ödev” olduğu anlatılıyor. Cumhuriyet’in yeni devlet kurumları ülkenin nüfusunu, üretimini ve kaynaklarını ilk kez sistemli biçimde saymaya çalışırken İzmit’te de bunun için halka konferans veriliyordu.

1940 – “İZMİT’İN ADI İSMET OLSUN” ÖNERİSİ GAZETELERİ KARIŞTIRDI

29 Eylül 1940’ta gazeteler, İzmit Halkevi Müze ve Tarih Şubesi’nin “İzmit” adının İzmir ve İznik’le karıştırıldığı gerekçesiyle kente “İsmet” adının verilmesini önerdiğini yazmıştı. Ertesi gün, yani 30 Eylül tarihli Haber gazetesinde, İzmit Halkevi Reisinin gönderdiği bir açıklama yayımlandı: Müze ve Tarih Şubesi gerçekten böyle bir takrir vermişti ancak konu Halkevi idare heyetinde henüz görüşülmemişti.

Gazete açıklamayı yeterli bulmadı ve neyin düzeltildiğini anlayamadığını açıkça yazdı. Aynı gün Vakit gazetesi de meseleyi “İzmit adının değiştirilmesi meselesi” başlığıyla okuyucularına aktarıyordu.

1960 – CUMHURİYET’İN BİRİNCİ SAYFASINDA: “İZMİT YOLUNDAKİ KAZADA 4 KİŞİ ÖLDÜ”

Cumhuriyet gazetesinin 30 Eylül 1960 tarihli birinci sayfasında, Demokrat Parti’nin kapatılması gibi ülke gündeminin en büyük siyasi haberlerinin hemen yanında bir trafik faciası da yer alıyordu: “İzmit yolundaki kazada 4 kişi öldü, 10 kişi yaralandı.” Gazete, bir kamyonla otobüsün çarpıştığını bildiriyordu.

Bugün İstanbul-Kocaeli arasındaki otoyolları ve çok şeritli yolları düşününce, eski gazetelerde sürekli karşımıza çıkan “İzmit yolu” kazaları, kentin İstanbul’la bağlantısının ne kadar yoğun fakat ulaşım altyapısının ne kadar kırılgan olduğunu da hatırlatıyor.

1980 – 12 EYLÜL’DEN SONRA KOCAELİ SIKIYÖNETİM MAHKEMESİNE YEDİ ASKERÎ HÂKİM ATANDI

12 Eylül askerî darbesinin üzerinden henüz 18 gün geçmişti. Cumhuriyetin 30 Eylül 1980 tarihli birinci sayfasında, Millî Güvenlik Konseyi’nin sıkıyönetim askerî mahkemelerine yaptığı yeni atamalar yer alıyordu. Gazeteye göre Kocaeli Sıkıyönetim Askerî Mahkemesi’ne yedi askerî hâkim atanmıştı; aynı sayıda hâkim Konya ve Erzincan’a da gönderilmişti.

Küçük görünen bu haber, 12 Eylül sonrasında günlük hayatın ve hukuk sisteminin nasıl hızla askerî yönetimin kurduğu yeni düzene göre yeniden örgütlendiğinin Kocaeli’deki somut izlerinden biri.

2000 – SEFA SİRMEN CHP GENEL BAŞKANLIĞI İÇİN YARIŞTI

Cumhuriyet gazetesinin 30 Eylül 2000 tarihli birinci sayfasında Kocaeli bu kez ülke siyasetinin merkezindeydi. CHP olağanüstü kurultaya giderken genel başkanlık için Altan Öymen, Deniz Baykal, Hasan Fehmi Güneş ve dönemin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen yarışıyordu. Gazete Sirmen’in “Şansım yükseliyor” sözünü de birinci sayfaya taşıdı.

Kurultayda sonuçta Deniz Baykal yeniden genel başkan seçildi. Ancak bir Kocaeli belediye başkanının Türkiye’nin en eski siyasi partisinin genel başkanlığı için aday olması, yerel siyasetin ulusal siyasete uzandığı dikkat çekici anlardan biri olarak kaldı.

 

30 EYLÜL’DE DOĞANLAR

1207 – MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ: Anadolu ve dünya düşünce tarihinin en büyük mutasavvıf ve şairlerinden. Mesnevî başta olmak üzere eserleri yüzyıllardır farklı dillere çevriliyor; Konya’da gelişen Mevlevîlik geleneği de onun düşüncesi etrafında şekillendi. Doğum yeri ve tarihine ilişkin tarihsel tartışmalar bulunmakla birlikte Türkiye’de kabul edilen tarihe göre 30 Eylül 1207’de Belh’te doğdu.

1861 – WILLIAM WRIGLEY JR.: Dünyanın en tanınmış sakız markalarından Wrigley’nin kurucusu. İş hayatına sabun satarak başladı; müşterilere hediye olarak verdiği sakızın sattığı üründen daha fazla ilgi gördüğünü fark edince yönünü değiştirdi ve dev bir sakız imparatorluğu kurdu. İlginç tesadüf: Wrigley’nin doğum günü olan 30 Eylül, bugün ABD’de Ulusal Sakız Günü olarak da kutlanıyor.

1870 – JEAN PERRIN: Atomların gerçekten var olduğuna ilişkin deneysel kanıtların güçlenmesinde önemli rol oynayan Fransız fizikçi. Brown hareketi üzerine yaptığı çalışmalar, Einstein’ın açıklamalarını doğruladı ve maddenin atomlardan oluştuğuna dair tartışmalarda dönüm noktası oldu. 1926 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.

1882 – HANS GEIGER: Radyasyonu ölçmek denildiğinde adı hâlâ kullanılan Alman fizikçi. İyonlaştırıcı radyasyonu tespit eden ilk sayaçları geliştirdi; daha sonra Walther Müller ile geliştirilen Geiger-Müller sayacı, nükleer fizik ve radyasyon güvenliğinin temel araçlarından biri haline geldi.

1895 – LEWIS MILESTONE: Sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden. I. Dünya Savaşı’nı cephedeki askerlerin gözünden anlatan “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – All Quiet on the Western Front” filmiyle 1930’da En İyi Yönetmen Oscar’ını kazandı.

1921 – DEBORAH KERR: İngiliz sinemasının klasik yıldızlarından. The King and I, From Here to Eternity ve An Affair to Remember gibi filmlerle tanındı; kariyeri boyunca altı kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday gösterildi.

1924 – TRUMAN CAPOTE: Amerikan edebiyatının en sıra dışı yazarlarından. “Tiffany’de Kahvaltı” ve gerçek bir cinayet vakasını roman tekniğiyle anlattığı “Soğukkanlılıkla” en tanınmış eserleri oldu. Soğukkanlılıkla, “gerçek suç” anlatısının modern edebiyattaki en önemli örneklerinden biri kabul ediliyor.

1928 – ELIE WIESEL: Auschwitz ve Buchenwald toplama kamplarından sağ kurtulan Romanya doğumlu yazar ve insan hakları savunucusu. Holokost deneyimini anlattığı “Gece” dünya çapında milyonlarca okura ulaştı. İnsan hakları çalışmalarından dolayı 1986 Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.

1933 – CISSY HOUSTON: Amerikalı gospel ve soul şarkıcısı. Elvis Presley, Aretha Franklin ve başka pek çok yıldızın kayıtlarında geri vokal yaptı; solo kariyerinde iki Grammy kazandı. Pop müzik tarihinin en büyük seslerinden Whitney Houston’ın annesiydi.

1935 – JOHNNY MATHIS: Amerikan pop müziğinin en uzun soluklu yıldızlarından. 1950’lerden itibaren romantik baladlarıyla dünya çapında milyonlarca albüm sattı; “Chances Are” ve “Misty” gibi şarkılarla tanındı.

1936 – SEVGİ SOYSAL: Türk edebiyatının özgün kadın yazarlarından. “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti”, “Şafak”, “Yürümek” ve “Tante Rosa” gibi eserlerinde kadınların hayatını, toplumsal baskıları ve Türkiye’nin siyasi atmosferini kendine özgü bir dille anlattı. 12 Mart döneminde tutuklandı ve Adana’da sürgünde yaşadı; henüz 40 yaşındayken hayatını kaybetti.

1939 – JEAN-MARIE LEHN: Fransız kimyacı Jean-Marie Lehn, supramoleküler kimyanın kurucu isimlerinden biri. Moleküllerin birbirini seçerek tanıması ve bağlaması üzerine geliştirdiği yapılar, daha sonra moleküler makinelerden ilaç araştırmalarına uzanan geniş bir alanın temelini oluşturdu. Donald Cram ve Charles Pedersen’le birlikte 1987 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.

1942 – FRANKIE LYMON: Daha 13 yaşındayken “Why Do Fools Fall in Love?” ile dünya çapında yıldız olan Amerikalı şarkıcı. Frankie Lymon and the Teenagers, rock’n roll döneminin ilk gençlik gruplarından biri oldu ve sonraki çocuk yıldızlara örnek oluşturdu. Lymon 25 yaşında hayatını kaybetti; grup 1993’te Rock and Roll Hall of Fame’e alındı.

1947 – MARC BOLAN: İngiliz rock müzisyeni ve T. Rex grubunun lideri. “Get It On” ve “Children of the Revolution” gibi şarkılarıyla 1970’lerin glam rock akımının başlıca yıldızlarından biri haline geldi.

1948 – SEMİRAMİS PEKKAN: Türk şarkıcı ve oyuncu. 1960’lı yıllarda sinemaya başladı, ardından müzik kariyerine yöneldi; “Bana Yalan Söylediler” gibi şarkılarla tanındı. Ajda Pekkan’ın kız kardeşi olan sanatçı, uzun bir aradan sonra son yıllarda yeniden sahne ve müzik çalışmalarına döndü.

1951 – BARRY MARSHALL: Tıp tarihinin en sıra dışı deneylerinden birini yapan Avustralyalı doktor. Mide ülseri ve gastritin önemli nedenlerinden birinin Helicobacter pylori bakterisi olduğunu kanıtlamak için bakteriyi bizzat içti ve kendisinde gastrit gelişmesini sağladı. Robin Warren’la yaptığı çalışmalar, ülser tedavisini kökten değiştirdi ve ikiliye 2005 Nobel Tıp Ödülü’nü getirdi.

1954 – “AYŞE TATİLE ÇIKSIN” PAROLASINDAKİ AYŞE DOĞDU: Sosyolog ve akademisyen Ayşe Güneş Ayata, 30 Eylül 1954’te İstanbul’da doğdu. Ayata, Kandıralı siyasetçi ve akademisyen Turan Güneş’in kızıydı. 1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında Dışişleri Bakanı olarak Cenevre’de bulunan Turan Güneş’in, ikinci harekâtın başlaması gerektiğini Başbakan Bülent Ecevit’e bildirmek için önceden kararlaştırılan “Ayşe tatile çıksın” ifadesini kullanması nedeniyle adı Türkiye siyasi tarihine geçti.

1957 – FRAN DRESCHER: Amerikalı oyuncu ve komedyen. Türkiye’de de yayımlanan “The Nanny – Dadı” dizisindeki Fran Fine karakteri ve kendine özgü sesiyle 1990’ların televizyonunun tanınan yüzlerinden biri oldu.

1960 – AHMET ÜMİT: Türkiye’nin en çok okunan polisiye yazarlarından. Başkomser Nevzat karakteri etrafında gelişen romanlarının yanı sıra İstanbul Hatırası, Beyoğlu Rapsodisi, Bab-ı Esrar ve Kavim gibi eserleriyle geniş bir okur kitlesine ulaştı.

1962 – FRANK RIJKAARD: Hollanda futbolunun efsane isimlerinden. Milan ve Hollanda Millî Takımı’yla büyük başarılar kazandı; teknik direktör olarak Barcelona’yı 2006’da Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna taşıdı. Türkiye’de ise 2009-2010 döneminde Galatasaray’ı çalıştırdı.

1964 – MONICA BELLUCCI: İtalyan oyuncu ve model. Malèna, The Matrix Reloaded, Irreversible ve Spectre gibi yapımlarla Avrupa sinemasından Hollywood’a uzanan bir kariyer kurdu; uzun yıllardır İtalyan sinemasının en tanınmış uluslararası yıldızlarından biri.

1975 – MARION COTILLARD: Fransız oyuncu. Édith Piaf’ı canlandırdığı “La Vie en Rose” filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı; Inception, The Dark Knight Rises, Rust and Bone ve Two Days, One Night gibi filmlerde rol aldı.

1977 – NİLGÜN TÜRKSEVER: Türk tiyatro ve dizi oyuncusu. Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda uzun yıllar görev yaptı; televizyon seyircisinin özellikle “Yasak Elma”, “Sadakatsiz” ve “Yargı” gibi dizilerden tanıdığı isimlerden biri.

1980 – MARTINA HINGIS: Tenis tarihinin en büyük çocuk yıldızlarından. Henüz 16 yaşındayken Grand Slam şampiyonu oldu ve dünya 1 numarasına yükseldi; kariyerinde 5 tekler, 13 çiftler ve 7 karışık çiftler Grand Slam şampiyonluğu kazandı.

1980 – VIRGIL ABLOH: Amerikalı moda tasarımcısı ve Off-White markasının kurucusu. 2018’de Louis Vuitton erkek koleksiyonlarının sanat direktörlüğüne getirilerek lüks moda dünyasında çığır açan isimlerden biri oldu; moda, sokak kültürü, müzik ve tasarım arasındaki sınırları bulanıklaştırdı.

1982 – KIERAN CULKIN: Amerikalı oyuncu. HBO’nun “Succession” dizisindeki Roman Roy rolüyle büyük çıkış yaptı ve Emmy kazandı. Ardından A Real Pain filmindeki performansıyla 2025’te En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını aldı.

1985 – OLCAN ADIN: Türk eski millî futbolcu. Gaziantepspor ve Trabzonspor’da öne çıktı; daha sonra Galatasaray formasıyla lig ve Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşadı.

1985 – T-PAIN: Amerikalı R&B ve hip-hop sanatçısı, söz yazarı ve yapımcı. Auto-Tune efektini yaratıcı bir vokal üslubu olarak ana akım pop müziğe taşıyan isimlerin başında geldi; 2000’lerin ikinci yarısının pop ve hip-hop sound’unu büyük ölçüde etkiledi.

1986 – OLIVIER GIROUD: Fransız futbolcu. Arsenal, Chelsea, Milan gibi büyük kulüplerde oynadı; Fransa ile 2018 Dünya Kupası’nı kazandı ve millî takım tarihinin en çok gol atan oyuncularından biri oldu.

1992 – SEFA DOĞANAY: Türk komedyen ve oyuncu. Çok sayıda sanatçı ve televizyon kişiliğini taklit etmesiyle tanındı; geniş kitlelere özellikle televizyon yarışmaları ve sahne gösterileriyle ulaştı.

1997 – MAX VERSTAPPEN: Formula 1 tarihinin en başarılı pilotlarından. Henüz 17 yaşındayken Formula 1’de yarışarak tarihin en genç pilotu oldu; Red Bull ile 2021, 2022, 2023 ve 2024’te dört kez dünya şampiyonu oldu.

1999 – ERSU ŞAŞMA: Türk sırıkla atlamacı. 2024 Avrupa Şampiyonası’nda bronz madalya kazandı, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonası finallerinde Türkiye’yi temsil etti. 2025’te 5,92 metreyle Türkiye rekorunu kırdı ve bu rekor 2026 itibarıyla geçerliliğini koruyor.

 

30 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER

420 – AZİZ HIERONYMUS: Hristiyanlık tarihinin en önemli çevirmenlerinden. İncil’in büyük bölümünü özgün dillerinden Latinceye çevirerek daha sonra Vulgata adıyla bilinen metnin temelini oluşturdu. Çevirmenlerin koruyucu azizi kabul edilen Hieronymus’un ölüm günü olan 30 Eylül’ün bugün Uluslararası Çeviri Günü olarak kutlanmasının nedeni de bu.

1955 – JAMES DEAN: Hollywood’un en büyük gençlik ikonlarından. East of Eden, Rebel Without a Cause ve Giant olmak üzere yalnızca üç büyük sinema filminde başrol oynadı; ancak asi ve yalnız genç imgesiyle popüler kültür tarihine geçti. 30 Eylül 1955’te, henüz 24 yaşındayken Porsche 550 Spyder otomobiliyle geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.

1978 – ALİ NİHAD TARLAN: Türk edebiyat araştırmalarının en önemli isimlerinden. Özellikle Divan edebiyatı, metin şerhi ve Fars edebiyatı alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’de klasik edebiyat araştırmalarının akademik bir disipline dönüşmesinde öncü rol oynadı. Fuzûlî, Şeyhî ve Necâtî üzerine çalışmaları bugün de temel kaynaklar arasında. Tarlan 30 Eylül 1978 gecesi İstanbul’da hayatını kaybetti.

1985 – CHARLES FRANCIS RICHTER: Depremlerin büyüklüğünü ölçmek için geliştirilen ve adını bütün dünyaya duyuran Richter ölçeğinin yaratıcılarından Amerikalı sismolog. Beno Gutenberg ile geliştirdiği yöntem, depremlerin birbirleriyle karşılaştırılmasını mümkün hale getirdi. Türkiye gibi deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede adı hâlâ gündelik dilin parçası. Richter 30 Eylül 1985’te 85 yaşında öldü.

1985 – SIMONE SIGNORET: Fransız sinemasının en büyük oyuncularından. “Room at the Top” filmindeki performansıyla 1960’ta En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı; Diabolique, Ship of Fools ve The Army of Shadows gibi önemli filmlerde rol aldı. Şarkıcı ve oyuncu Yves Montand’la uzun yıllar evli kalan Signoret, 30 Eylül 1985’te hayatını kaybetti.

1987 – ALFRED BESTER: Modern bilimkurgunun öncü yazarlarından. “The Demolished Man – Yıkıma Giden Adam”, 1953’te verilen ilk Hugo Ödülü’nü kazandı; The Stars My Destination ise bilimkurgu edebiyatının klasiklerinden biri haline geldi. Bester, ölümünden kısa süre önce Amerika Bilimkurgu Yazarları Derneği tarafından “Grand Master” seçilmişti.

1990 – PATRICK WHITE: Avustralya edebiyatının dünya çapında tanınmasında büyük rol oynayan romancı ve oyun yazarı. 1973 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Avustralyalı yazar oldu. Voss, The Tree of Man ve The Eye of the Storm en bilinen eserleri arasında.

1999 – AVNİ AKYOL: Türk eğitimci ve siyasetçi. Kültür Bakanlığı ile farklı hükümetlerde Millî Eğitim Bakanlığı yaptı; eğitim politikaları ve öğretmen yetiştirme konularında uzun yıllar görev aldı. Düzce doğumlu Akyol, 30 Eylül 1999’da Gerede’de katıldığı bir cenaze töreninin ardından geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

2003 – ROBERT KARDASHIAN: Amerikan avukat ve iş insanı. Dünya çapında özellikle O. J. Simpson’ın 1995’teki ünlü cinayet davasındaki savunma ekibinde yer almasıyla tanındı. Yıllar sonra çocukları Kim, Kourtney, Khloé ve Rob Kardashian’ın televizyon ve magazin dünyasının en bilinen ailelerinden birine dönüşmesiyle Kardashian soyadı bir popüler kültür markası haline geldi. Kardashian 30 Eylül 2003’te 59 yaşında öldü.

2010 – STEPHEN J. CANNELL: 1970’lerden 1990’lara Amerikan televizyonunun en üretken senarist ve yapımcılarından. “The A-Team – A Takımı”, “21 Jump Street”, “The Rockford Files” ve “The Greatest American Hero” gibi birçok ünlü dizinin yaratıcıları arasındaydı. Türkiye’de özellikle A Takımı yıllarca büyük ilgi gördü. Cannell 30 Eylül 2010’da hayatını kaybetti.

2011 – RALPH STEINMAN: Bağışıklık sisteminin işleyişini anlamamızı değiştiren Kanadalı bilim insanı. Dendritik hücreleri keşfetti ve bu çalışması nedeniyle 2011 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü. Ancak Nobel Komitesi ödülü açıkladığında Steinman’ın üç gün önce, 30 Eylül’de hayatını kaybettiğinden habersizdi. Nobel Ödülleri normalde ölümden sonra verilmese de karar geri alınmadı ve Steinman tarihin en sıra dışı Nobel sahiplerinden biri oldu.

2012 – TURHAN BEY: Viyana doğumlu, Türk bir baba ile Çek-Yahudi bir annenin oğlu olan Hollywood oyuncusu. 1940’larda Universal filmlerinde başroller oynadı ve egzotik görünümü nedeniyle Amerikan basınında “Turkish Delight” lakabıyla anıldı. Maria Montez, Sabu ve Merle Oberon gibi yıldızlarla çalışan Bey, yaklaşık 40 yıllık aradan sonra 1990’larda Babylon 5 ve Murder, She Wrote gibi dizilerle oyunculuğa geri döndü.

2014 – MARTIN PERL: Maddenin temel yapıtaşlarını araştıran Amerikalı fizikçi. 1970’lerde tau leptonunu keşfederek parçacık fiziğinde yeni bir parçacık ailesinin varlığını ortaya koydu ve bu çalışması ona 1995 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırdı.

2018 – KEMAL İNCİ: Yeşilçam’ın oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcılarından. 1960’lardan itibaren çok sayıda filmde rol aldı ve yönetmenlik yaptı; özellikle karakter rolleriyle tanındı. Yeşilçam’ın ünlü “kötü adamlarından” Bilal İnci’nin ağabeyiydi. Kemal İnci, 30 Eylül 2018’de İzmir’deki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu 85 yaşında hayatını kaybetti.

2019 – JESSYE NORMAN: 20. yüzyılın en büyük opera seslerinden biri kabul edilen Amerikalı soprano. Wagner, Strauss, Mozart ve Verdi repertuvarındaki yorumlarıyla dünyanın en önemli opera salonlarında sahne aldı; beş Grammy Ödülü dahil çok sayıda ödül kazandı. Norman, 30 Eylül 2019’da 74 yaşında hayatını kaybetti.

2020 – QUINO: Asıl adı Joaquín Salvador Lavado olan Arjantinli karikatürist, Mafalda’nın yaratıcısı. Dünyanın gidişatını sorgulayan, savaşa ve haksızlığa kızan, çorbadan nefret eden küçük Mafalda’yı 1960’larda yarattı ve karakter Latin Amerika’dan Avrupa’ya kadar kuşakların simgelerinden birine dönüştü. İlginç tesadüf: Mafalda’nın ilk bantları 29 Eylül 1964’te yayımlandı; Quino ise 56 yıl sonra, 30 Eylül 2020’de hayatını kaybetti.

2020 – ALİ BOZER: Türk hukukçu, akademisyen ve siyasetçi. Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptı. Türkiye’nin 14 Nisan 1987’de Avrupa Topluluğu’na tam üyelik başvurusunu resmen yapan hükümet temsilcisiydi. Bozer, 30 Eylül 2020’de hayatını kaybetti.

2024 – DİKEMBE MUTOMBO: NBA tarihinin en büyük savunma oyuncularından. 2,18 metrelik Kongolu pivot, sekiz kez All-Star seçildi ve dört kez NBA Yılın Savunma Oyuncusu ödülünü kazandı. Rakibinin şutunu blokladıktan sonra yaptığı ünlü parmak sallama hareketiyle hatırlanıyordu. Sporculuğunun ardından Afrika’da sağlık ve eğitim projelerine büyük destek verdi ve NBA’in ilk Küresel Elçisi oldu. Mutombo 30 Eylül 2024’te beyin kanseri nedeniyle 58 yaşında hayatını kaybetti.

2024 – KEN PAGE: Broadway’in güçlü seslerinden Amerikalı oyuncu. Cats müzikalinin orijinal Broadway kadrosunda Old Deuteronomy karakterini canlandırdı; ancak milyonlarca kişi onu yüzünü hiç görmeden tanıyor: Tim Burton yapımı “The Nightmare Before Christmas” filmindeki Oogie Boogie’nin sesiydi. Page 30 Eylül 2024’te 70 yaşında hayatını kaybetti.

2025 – NECATİ ZİNCİRKIRAN: Türk basınının uzun soluklu gazetecilerinden. Muhabirlikten yazı işleri müdürlüğüne uzanan kariyerinde Hürriyet ve Günaydın gazetelerinde genel yayın yönetmenliği, 1980’lerde ise Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi Zincirkıran, 30 Eylül 2025 gecesi hayatını kaybetti.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.