18 Ağustos Tarihte Bugün

39 Dakika Okuma
18 Ağustos Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 18 Ağustos

18 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?

Endonezya Anayasa Günü

Endonezya’da 18 Ağustos, ülkenin Anayasa Günü olarak anılıyor. Endonezya’nın bağımsızlığını ilan etmesinden bir gün sonra, 18 Ağustos 1945’te hazırlık komitesi ülkenin ilk anayasası olan 1945 Anayasası’nı kabul etti. 18 Ağustos, 2008’de çıkarılan cumhurbaşkanlığı kararıyla resmen Anayasa Günü ilan edildi; ancak resmî tatil değil.

Tayland Ulusal Bilim Günü

Tayland’da 18 Ağustos, Ulusal Bilim Günü olarak kutlanıyor. Tarihin seçilme nedeni oldukça ilginç: Bilime büyük ilgi duyan Kral IV. Mongkut, 1868’de gerçekleşecek tam Güneş tutulmasının zamanını ve görüleceği bölgeyi yaklaşık iki yıl önceden hesapladı. Tutulma 18 Ağustos 1868’de kralın yabancı bilim insanlarıyla birlikte bulunduğu gözlem noktasından öngördüğü şekilde izlendi. Mongkut daha sonra “Tayland Biliminin Babası” ilan edildi ve 18 Ağustos Ulusal Bilim Günü oldu.

Avustralya Vietnam Gazileri Günü

Avustralya’da 18 Ağustos, Vietnam Savaşı’nda görev yapan yaklaşık 60 bin Avustralyalı asker ve personeli anmak için Vietnam Gazileri Günü olarak düzenleniyor. Tarih, Avustralya birliklerinin Vietnam’daki en önemli çatışmalarından biri kabul edilen 18 Ağustos 1966 Long Tan Muharebesi’nin yıldönümünden geliyor. Günümüzde anma yalnız Long Tan’da savaşanları değil, Vietnam Savaşı’nda görev yapan bütün Avustralyalıları kapsıyor. 2026 ayrıca Long Tan Muharebesi’nin 60. yıldönümü.

Dünya Asla Vazgeçme Günü

18 Ağustos son yıllarda “World Never Give Up Day – Dünya Asla Vazgeçme Günü” adıyla da anılıyor. İnsanları hedeflerinden vazgeçmemeye, direnç ve kararlılık göstermeye teşvik etmeyi amaçlayan gün, 2025’te ABD merkezli National Day Calendar’a “World Never Give Up Day” adıyla eklendi. Ancak Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış resmî bir dünya günü değil; yeni ve gayriresmî bir farkındalık günü.

 

18 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ

Kötü Şiir Günü

İyi şiirin zaten yeterince günü varmış gibi, 18 Ağustos da bilerek kötü şiir yazmaya ayrılmış. “Bad Poetry Day” insanları ölçüyü, kafiyeyi ve edebî kaygıları bir kenara bırakıp olabilecek en berbat şiiri yazmaya çağırıyor. Günün kesin kökeni bile belli değil; farklı kaynaklar yaratıcıları konusunda anlaşamıyor. Yani kötü şiirin günü bile biraz dağınık.

Fajita Günü

ABD’de 18 Ağustos, cızırdayan tavada servis edilen Meksika-Teksas mutfağı klasiği fajitaya ayrılmış durumda. Üstelik günün kökeni romantik bir gastronomi hikâyesi değil: Amerikan restoran zinciri On The Border Mexican Grill & Cantina, National Fajita Day’i 2016’da bir pazarlama kampanyası olarak başlattı. Sonra da özel gün takvimlerine yerleşti.

Dondurmalı Turta Günü

Dondurma ile turtanın tek başlarına yeterince kalorili olmadığı düşünülmüş olacak ki ABD’de 18 Ağustos Dondurmalı Turta Günü olarak da anılıyor. Günün kimin tarafından ve neden başlatıldığı bilinmiyor; özel gün takvimleri yalnızca her yıl 18 Ağustos’ta kutlandığı konusunda hemfikir.

Postayla Sipariş Kataloğu Günü

İnternetten alışverişten çok önce insanlar evlerinde kalın katalogları karıştırıp siparişlerini postayla gönderiyordu. 18 Ağustos’taki Postayla Sipariş Kataloğu Günü, Aaron Montgomery Ward’ın 18 Ağustos 1872’de yayımladığı ilk Montgomery Ward sipariş listesinin yıldönümüne dayanıyor. Tek sayfalık liste zamanla yüzlerce sayfalık kataloglara dönüştü ve özellikle Amerika’nın kırsal bölgelerinde alışveriş kültürünü değiştirdi. Bugünün Amazon ve çevrim içi mağazalarının uzak atalarından biri sayılabilir.

 

18 AĞUSTOS’TA NELER OLDU?

1516 – Antep’in anahtarları Yavuz Sultan Selim’e teslim edildi

Yavuz Sultan Selim’in Memlükler üzerine yürüdüğü Mısır Seferi sırasında Antep’in Osmanlı hâkimiyetine geçişindeki kritik adım 18 Ağustos 1516’da atıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Antep hâkimi Yunus Bey, Osmanlı ordusu şehre yaklaşırken kalenin anahtarlarını Yavuz Sultan Selim’e teslim etti. Osmanlı ordusu iki gün sonra Antep’e ulaştı ve burada yapılan divanda Memlük ordusuna karşı savaş planları görüşüldü.

Altı gün sonra, 24 Ağustos’ta kazanılan Mercidâbık Muharebesi, Memlük Devleti’nin çözülüşünü hızlandırdı ve Osmanlılara Suriye ile Mısır yolunu açtı. Antep’in anahtarlarının teslim edilmesi de bu büyük seferin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1518 – Transatlantik köle ticaretini devasa ölçekte büyütecek izin verildi

İspanya Kralı I. Carlos, geleceğin Kutsal Roma İmparatoru V. Karl, 18 Ağustos 1518’de saray mensubu Lorenzo de Gorrevod’a 4 bin köleleştirilmiş Afrikalının İspanyol Amerika’sına götürülmesi için imtiyaz verdi. Afrika’dan Amerika’ya köleleştirilmiş insanların taşınması daha önce başlamıştı; ancak bu izin, insanların Afrika’dan doğrudan İspanyol kolonilerine büyük gruplar halinde sevk edilmesinin önünü açtı.

Bu nedenle 1518 kararı, transatlantik köle ticaretinin kitleselleşmesindeki önemli dönüm noktalarından biri kabul ediliyor. Sonraki yaklaşık dört yüzyıl boyunca milyonlarca Afrikalı zorla Atlantik’in karşı kıyısına taşınacak ve köle ticareti Amerika kıtasının demografisini, ekonomisini ve toplumsal yapısını kalıcı biçimde değiştirecekti.

1590 – Kayıp Roanoke Kolonisi’nin sakinlerinin ortadan kaybolduğu anlaşıldı

İngilizlerin Kuzey Amerika’da kalıcı bir yerleşim kurma girişimlerinden Roanoke Kolonisi’nin valisi John White, İngiltere’den yıllar sonra dönebildiği adaya 18 Ağustos 1590’da ayak bastığında koloniyi terk edilmiş halde buldu. Evler ortadan kaldırılmış, yerleşim çevresine bir savunma çiti yapılmıştı; kolonistlerden ise hiçbir iz yoktu. Geride kalan en dikkat çekici ipucu, bir direğe kazınmış “CROATOAN” kelimesiydi.

White’ın kızı, damadı ve üç yaşına yeni basan torunu Virginia Dare da kayıplar arasındaydı. Kötü hava koşulları White’ın Croatoan Adası’nda arama yapmasını engelledi ve kolonistlerin başına ne geldiği hiçbir zaman kesin olarak belirlenemedi. “Kayıp Roanoke Kolonisi”, yüzyıllardır Amerikan tarihinin en ünlü çözülememiş gizemlerinden biri olarak anlatılıyor.

1612 – İngiltere’nin en ünlü “cadı” davalarından Pendle yargılamaları başladı

İngiltere tarihinin en ünlü cadı avlarından Pendle Cadı Davaları, 18 Ağustos 1612’de Lancaster’da başladı. İlk gün Anne Whittle, Elizabeth Device ve James Device büyücülük suçlamasıyla yargılandı ve suçlu bulundu. Davaların en çarpıcı ayrıntılarından biri, sanıkların aleyhindeki temel tanıklardan birinin henüz dokuz yaşındaki Jennet Device olmasıydı.

18 ve 19 Ağustos boyunca süren yargılamaların sonunda on kişi suçlu bulundu. Sanıklar 20 Ağustos’ta asılarak idam edildi. Pendle davaları, cadılık suçlamalarının korku, söylenti ve aile içi ihbarlarla nasıl ölüm cezalarına dönüşebildiğinin en bilinen tarihsel örneklerinden biri haline geldi.

1868 – Helyum, Dünya’da bulunmadan önce Güneş’te keşfedildi

Fransız astronom Pierre Janssen, 18 Ağustos 1868’de Hindistan’da gerçekleşen tam Güneş tutulmasını spektroskopla incelerken Güneş’in tayfında daha önce bilinmeyen parlak sarı bir çizgi gözlemledi. İngiliz astronom Norman Lockyer da aynı yıl bağımsız olarak aynı tayf çizgisini tespit etti ve bunun bilinmeyen bir elemente ait olduğunu öne sürdü. Yeni element, Yunancada Güneş anlamına gelen “helios” sözcüğünden türetilerek “helyum” adını aldı.

Keşfin en ilginç yanı, helyumun Dünya’da bulunmadan önce uzayda keşfedilen ilk element olmasıydı. Helyumun Dünya’da gerçekten var olduğu ancak 27 yıl sonra, 1895’te William Ramsay’ın çalışmalarıyla doğrulandı. Bugün helyumun evrende hidrojenden sonra en bol bulunan element olduğu biliniyor.

1917 – Büyük Selanik Yangını kentin merkezini küle çevirdi

18 Ağustos 1917 öğleden sonra Selanik’te bir evin mutfağından çıktığı düşünülen yangın, kuvvetli rüzgâr, dar sokaklar ve yetersiz su nedeniyle kısa sürede kontrolden çıktı. Yaklaşık 32 saat süren Büyük Selanik Yangını, kentin yaklaşık bir kilometrekarelik bölümünü, yani yüzölçümünün yaklaşık yüzde 32’sini etkiledi; 9 bin 500 civarında bina yandı ve 70 binden fazla kişi evsiz kaldı. Ticaret merkezi, bankalar, gazeteler, camiler, kiliseler ve sinagogların önemli bir bölümü yok oldu.

Felaket özellikle Selanik’in büyük Yahudi topluluğunu ağır biçimde etkiledi; evsiz kalanların yaklaşık 52 bini Yahudiydi. Yangının ardından eski kentin olduğu gibi yeniden kurulmasına izin verilmedi. Fransız mimar ve şehir plancısı Ernest Hébrard’ın öncülüğünde hazırlanan yeni planla Selanik geniş caddeler, meydanlar ve yeni bir kent merkezi etrafında yeniden biçimlendirildi. Bugünkü Aristoteles Meydanı ve çevresindeki şehir dokusunun temelleri de bu yeniden yapılanma döneminde atıldı.

1920 – ABD’de kadınların oy hakkını güvenceye alan anayasa değişikliği onaylandı

ABD’de kadınların oy hakkı mücadelesinin en büyük dönüm noktalarından biri 18 Ağustos 1920’de yaşandı. Tennessee’nin ABD Anayasası’nın 19. Değişikliği’ni onaylayan 36. eyalet olmasıyla, değişikliğin yürürlüğe girmesi için gereken eyaletlerin dörtte üç çoğunluğuna ulaşıldı. Anayasa değişikliği, oy hakkının cinsiyet gerekçesiyle reddedilemeyeceğini hükme bağladı.

Kadınların oy hakkı için onlarca yıl süren mücadele böylece federal düzeyde anayasal güvence kazandı. Ancak değişiklik özellikle Güney eyaletlerindeki siyah kadınların ve bazı diğer azınlık gruplarının sandığa fiilen ulaşmasının önündeki ayrımcı engelleri hemen ortadan kaldırmadı; eşit oy hakkı mücadelesi sonraki yıllarda da devam etti. 19. Değişiklik, 26 Ağustos 1920’de ABD Dışişleri Bakanı tarafından resmen tasdik edildi.

1934 – Atatürk’ün başkanlığında II. Türk Dil Kurultayı toplandı

Türkçenin geliştirilmesi ve Cumhuriyet’in dil politikalarının tartışılması amacıyla düzenlenen II. Türk Dil Kurultayı, 18 Ağustos 1934’te Dolmabahçe Sarayı’nda başladı. Atatürk’ün başkanlığındaki kurultay 23 Ağustos’a kadar devam etti; Türkçenin dünya dilleri arasındaki yeri, dil bilgisi, terimler ve Türk Dil Kurumunun ilk iki yıllık çalışmaları ele alındı.

Yerli bilim insanlarının yanı sıra yabancı dil bilimcilerin de katıldığı kurultayın önemli tartışma başlıklarından biri “Ural-Altay Dil Ailesinde Türkçenin Yeri” oldu. Toplantı, Cumhuriyet döneminde Türkçenin sadeleştirilmesi ve bilim, eğitim ve devlet hayatında daha güçlü kullanılmasına yönelik çalışmaların önemli duraklarından biri olarak tarihe geçti.

1940 – Britanya Savaşı’nın “En Zor Günü” yaşandı

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın İngiltere üzerinde hava üstünlüğü kurmaya çalıştığı Britanya Savaşı’nın en şiddetli günlerinden biri 18 Ağustos 1940 oldu. Luftwaffe, Güney İngiltere’deki savaş uçağı üsleri ve radar tesislerine üç büyük hava saldırısı düzenledi; Alman uçakları gün boyunca yaklaşık 850, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri ise 927 sorti gerçekleştirdi.

RAF Müzesi’nin kayıtlarına göre 18 Ağustos, Britanya Savaşı boyunca iki tarafın toplamda en fazla uçağının havada veya yerde imha edildiği ya da hasar gördüğü gün oldu. Bu nedenle tarih, savaş literatürüne “The Hardest Day – En Zor Gün” adıyla geçti. İngiltere hava gücünün yok edilememesi, Hitler’in Britanya’yı işgal planının başarısızlığa uğramasında belirleyici rol oynadı.

1944 – Drancy Kampı’nda kalan 1.467 Yahudi tutuklu özgürlüğüne kavuştu

Nazi işgali sırasında Fransa’daki Yahudilerin toplandığı ve ölüm kamplarına gönderildiği başlıca merkez olan Drancy’de kalan 1.467 tutuklu, 18 Ağustos 1944’te özgürlüğüne kavuştu. Bir gün önce kamp komutanı Alois Brunner ve Nazi görevlileri Drancy’den ayrılmış; Brunner son anda 51 tutukluyu da yanında Buchenwald’a götürmüştü. Ertesi gün İsveçli diplomat Raoul Nordling ve Kızılhaç temsilcileri kampa gelerek geride kalan tutukluların serbest bırakılmasını sağladı.

Drancy, 1941’den 1944’e kadar Fransa’daki Yahudilerin Nazi ölüm kamplarına sürülmesinin başlıca geçiş merkezi oldu. Yaklaşık 80 bin Yahudi burada tutuldu; 63 bini doğrudan Drancy’den sürgün edildi. Son büyük Auschwitz konvoyu ise kampın kurtarılmasından yalnızca birkaç hafta önce, 31 Temmuz 1944’te yola çıkmıştı.

1958 – Nabokov’un tartışmalı romanı Lolita ABD’de yayımlandı

Vladimir Nabokov’un edebiyat tarihinin en çok tartışılan romanlarından Lolita, 18 Ağustos 1958’de ABD’de yayımlandı. Kitap aslında ilk kez 1955’te Paris’te basılmış, konusu nedeniyle Amerikan yayınevleri uzun süre eseri yayımlamaya yanaşmamıştı.

Güvenilmez anlatıcı Humbert Humbert’ın 12 yaşındaki Dolores Haze’e yönelik istismarını kendi romantikleştirici diliyle anlatan roman, yayımlandığı andan itibaren edebî değer, sansür, ahlak ve çocuk istismarının edebiyatta nasıl anlatılması gerektiği üzerine büyük tartışmalar yarattı. Buna rağmen büyük satış başarısı kazandı ve 20. yüzyıl edebiyatının en tanınmış romanlarından birine dönüştü.

1961 – Necdet Elmas bankayı soydu, Türkiye günlerce “gangster”i konuştu

Türkiye’nin yakın tarihinin en çok konuşulan suç hikâyelerinden biri 18 Ağustos 1961’de yaşandı. Necdet Elmas, çalıntı bir Chevrolet otomobille Kazlıçeşme’deki İş Bankası şubesine geldi ve elindeki Sten makineli tabancayla bankayı soyarak 165 bin 850 lirayla kaçtı. Bazı kaynaklar olayı Türkiye’de “eller havaya, bu bir soygundur” tarzında gerçekleştirilen ilk tamamlanmış banka soygunu olarak kaydediyor.

İyi giyimli oluşu, gazetelere gönderdiği meydan okuyan mektuplar ve soygun sırasında parasını yatırmaya gelen bir işçinin 450 lirasına dokunmaması Necdet Elmas’ı kısa sürede bir medya figürüne dönüştürdü. Yüzlerce polis ve asker günlerce peşine düştü; hikâyenin sonu ise Kocaeli’de geldi. Necdet Elmas 30 Ağustos’ta Darıca’da yakalandı. Yakalanırken önce tıraş olmak için izin istemesi ve gözaltına alındıktan sonra basın toplantısı düzenlemesi, dönemin gazetelerinde günlerce konuşuldu.

1963 – James Meredith, Mississippi Üniversitesinin ilk siyah mezunu oldu

ABD’de ırk ayrımına karşı verilen sivil haklar mücadelesinin simge isimlerinden James Meredith, 18 Ağustos 1963’te Mississippi Üniversitesinden mezun oldu. Böylece üniversitenin tarihindeki ilk siyah mezun oldu.

Meredith’in üniversiteye kaydolması bir yıl önce büyük bir siyasi krize dönüşmüş; federal mahkeme kararına rağmen kaydı engellenmeye çalışılmış ve kampüste çıkan olaylarda iki kişi ölmüştü. Başkan John F. Kennedy yönetimi Meredith’in üniversiteye girebilmesi için federal güvenlik güçlerini görevlendirmek zorunda kalmıştı. Bir yıl sonra aldığı diploma, ABD’de yükseköğretimdeki ırk ayrımının kırılmasının sembollerinden birine dönüştü.

1969 – Woodstock, Jimi Hendrix’in efsane performansıyla sona erdi

15 Ağustos’ta başlayan ve “üç günlük barış ve müzik festivali” olarak planlanan Woodstock, yağmur ve programdaki büyük gecikmeler nedeniyle 18 Ağustos Pazartesi sabahına kadar sürdü. Festivalin son sanatçısı Jimi Hendrix sahneye çıktığında yüz binlerce kişilik kalabalığın büyük bölümü çoktan bölgeden ayrılmıştı.

Hendrix’in elektro gitarıyla ABD millî marşı “The Star-Spangled Banner”ı savaş uçaklarını ve patlamaları çağrıştıran seslerle yorumlaması, Vietnam Savaşı döneminin ve 1960’ların karşı kültürünün en unutulmaz müzikal görüntülerinden birine dönüştü. Yaklaşık yarım milyon kişinin katıldığı Woodstock da böylece popüler kültür tarihinin en ünlü festivallerinden biri olarak sona erdi.

1971 – Avustralya ve Yeni Zelanda, Vietnam’daki muharip birliklerini çekme takvimini açıkladı

Vietnam Savaşı’nın giderek daha fazla kamuoyu tepkisi topladığı dönemde Avustralya ve Yeni Zelanda hükümetleri, 18 Ağustos 1971’de Vietnam’daki muharip birliklerinin büyük bölümünü yıl sonuna kadar geri çekeceklerini açıkladı. Avustralya Başbakanı William McMahon askerlerin çoğunun Noel’e kadar ülkeye döneceğini bildirirken, Yeni Zelanda Başbakanı Keith Holyoake da ülkesinin muharip kuvvetlerinin yıl bitmeden Vietnam’dan ayrılacağını duyurdu.

Bu karar iki ülkenin savaştaki varlığını hemen tamamen sona erdirmedi. Avustralya’nın son muharip taburu Kasım 1971’de ayrıldı; askerî danışmanlar ve bazı birlikler daha sonra da Vietnam’da kaldı. Yeni Zelanda da ana muharip güçlerini 1971 sonunda çekerken eğitim ekipleri bir süre daha görev yaptı.

1977 – Apartheid karşıtı lider Steve Biko son kez tutuklandı

Güney Afrika’daki apartheid rejimine karşı gelişen Siyah Bilinci Hareketi’nin en önemli liderlerinden Steve Biko, 18 Ağustos 1977’de arkadaşı Peter Jones’la birlikte Grahamstown yakınlarındaki bir polis kontrol noktasında durdurularak gözaltına alındı. Biko, kendisine uygulanan ve hareket özgürlüğünü kısıtlayan yasaklama kararını ihlal ettiği gerekçesiyle Port Elizabeth’te güvenlik polisinin gözetimine alındı.

Biko gözaltında ağır biçimde kötü muamele gördü ve ciddi beyin hasarı oluştu. Bilinci kapalı halde, çıplak ve kelepçeli olarak yaklaşık 1.200 kilometre uzaktaki Pretoria’daki cezaevi hastanesine götürüldü; 12 Eylül 1977’de, 30 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü dünya çapında tepki yarattı ve Biko’yu apartheid karşıtı mücadelenin simge isimlerinden birine dönüştürdü.

Biko’nun ölümüyle ilgili 1977’de yapılan soruşturma kimseyi cezai olarak sorumlu tutmadı. Ancak dosya 2025’te yeniden açıldı; Güney Afrika makamları ölümünde suç teşkil eden bir eylem bulunup bulunmadığını yeniden araştırmaya başladı.

1991 – Gorbaçov ev hapsine alındı, Sovyetler Birliği’nde darbe girişimi başladı

Sovyetler Birliği’nin dağılmasına giden sürecin en kritik gelişmelerinden biri 18 Ağustos 1991’de başladı. Komünist Parti, ordu ve güvenlik bürokrasisindeki sertlik yanlısı yöneticiler, Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’u Kırım’daki yazlığında dış dünyayla bağlantısını keserek ev hapsine aldı ve görevini bırakmaya zorladı. Gorbaçov bunu reddetti.

Ertesi gün darbeciler Gorbaçov’un sağlık sorunları nedeniyle görevini yapamadığını duyurdu ve tanklar Moskova’ya girdi. Boris Yeltsin’in öncülük ettiği direnişin ardından girişim üç gün içinde çöktü. Ancak darbenin başarısızlığı Sovyet Komünist Partisinin otoritesini ağır biçimde sarstı; Sovyetler Birliği yalnızca dört ay sonra dağıldı.

2005 – Yaklaşık 100 milyon kişi dev elektrik kesintisinden etkilendi

Endonezya’nın yoğun nüfuslu Java ve Bali adalarında 18 Ağustos 2005’te elektrik şebekesinde meydana gelen arıza, dev bir kesintiye dönüştü. Başkent Jakarta’nın tamamı karanlıkta kalırken Java’nın geniş kesimlerinde elektrikler kesildi; tren ve ulaşım sistemleri aksadı. Dönemin haberlerinde kesintiden yaklaşık 100 milyon kişinin etkilendiği bildirildi.

Kesinti, elektrik iletim sistemindeki bir arızanın zincirleme biçimde santralleri devre dışı bırakmasıyla büyüdü. Dönemin dünya nüfusu düşünüldüğünde olay, etkilenen insan sayısı bakımından tarihin en büyük elektrik kesintilerinden biri olarak kayıtlara geçti.

2008 – Pakistan’ı dokuz yıl yöneten Pervez Müşerref istifa etti

1999’daki askerî darbeyle iktidarı ele geçiren Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, 18 Ağustos 2008’de görevinden istifa etti. Muhalefet partileri hakkında azil süreci başlatmaya hazırlanırken Müşerref televizyondan yaptığı uzun konuşmayla görevi bırakacağını açıkladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da ertesi gün yayımladığı açıklamada istifa kararının 18 Ağustos’ta duyurulduğunu kaydetti.

Müşerref, özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Pakistan’ı ABD’nin “teröre karşı savaş” politikasının en önemli müttefiklerinden biri haline getirmişti. İstifası, ülkenin yaklaşık dokuz yıllık Müşerref döneminin sona ermesi ve sivil siyasetin yeniden güç kazanması açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

2016 – Usain Bolt 200 metrede üst üste üçüncü Olimpiyat altınını kazandı

Jamaikalı sprinter Usain Bolt, Rio Olimpiyatları’nda 18 Ağustos 2016’da yapılan 200 metre finalini 19,78 saniyeyle kazanarak bu mesafede üst üste üçüncü kez Olimpiyat şampiyonu oldu. Bolt aynı başarıyı 2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyatları’nda da göstermişti.

Bu zafer Bolt’un kariyerindeki sekizinci Olimpiyat altın madalyasıydı. Ertesi gün Jamaika’nın 4×100 metre bayrak takımında da altın kazanarak üç Olimpiyat üst üste 100 metre, 200 metre ve 4×100 metre şampiyonluğunu tamamladı; atletizm tarihinin en büyük yıldızlarından biri olarak yerini sağlamlaştırdı.

2019 – İzlanda, eriyip yok olan buzulu için anma töreni düzenledi

İzlanda’da bilim insanları, çevreciler ve vatandaşlar 18 Ağustos 2019’da Okjökull’un bulunduğu dağa çıkarak artık buzul özelliğini kaybeden buz kütlesi için anma töreni düzenledi. Okjökull, yıllar içinde küçülmüş ve 2014’te artık kendi ağırlığı altında hareket edemediği için resmen buzul statüsünü kaybetmişti.

Eski buzulun bulunduğu yere gelecek kuşaklara hitaben “Geleceğe Bir Mektup” başlıklı bir plaket yerleştirildi. Okjökull için yapılan tören, iklim değişikliğinin sonuçlarının ilk kez adeta bir insanın ölümü gibi anılması nedeniyle dünya çapında sembolik önem kazandı.

 

KOCAELİ VE ÇEVRESİNDE 18 AĞUSTOS

1915 – Çanakkale Savaşı’nın ateşi Gebze’ye ulaştı: İngiliz denizaltısı Eskihisar Viyadüğü’nü bombaladı

Çanakkale Savaşları devam ederken Boğaz’ı aşarak Marmara’ya giren İngiliz E-11 denizaltısı, 18 Ağustos 1915’te Eskihisar açıklarında yüzeye çıktı ve İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan stratejik demiryolu viyadüğüne 10-15 el top ateşi açtı. Aynı hat daha önce E-7 denizaltısının da hedefi olmuş; saldırıların sesi karşı kıyıdaki Karamürsel’den duyulmuştu.

Eskihisar Viyadüğü, Osmanlı ordusunun Anadolu’dan İstanbul ve cephelere asker ve malzeme sevki açısından büyük önem taşıyordu. E-11’in saldırısı birkaç gün sonra daha da ileri gitti: Denizaltının ikinci kaptanı Guy D’Oyly-Hughes 20 Ağustos’u 21 Ağustos’a bağlayan gece karaya çıkarak demiryoluna patlayıcı yerleştirdi. Böylece Çanakkale’deki deniz savaşı, İzmit Körfezi’nin içine ve bugünkü Gebze sahillerine kadar taşınmış oldu.

1926 – İzmit gazetesi halkı Türk havacılığı için yardıma çağırdı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında havacılığı güçlendirmek amacıyla ülke çapında yürütülen Türk Tayyare Cemiyeti kampanyaları İzmit basınında da geniş yer buluyordu. 18 Ağustos 1926 tarihli Hür Fikir gazetesinin 130. sayısında, “Aziz Türkler!” başlığıyla yayımlanan yazıda halktan Tayyare Cemiyetine destek vermesi istendi. Gazete çağrısını, “Tayyâre Cemiyetine yardım! Yine yardım! Daima yardım!” sözleriyle sürdürüyordu.

Dönemin ekonomik şartları düşünüldüğünde kampanyanın dili, genç Cumhuriyet’in havacılığı devlet yatırımı olmasının ötesinde toplumun ortak seferberliği olarak gördüğünü gösteriyor. Türk Tayyare Cemiyeti, halktan toplanan yardımlarla ilk yıllarında yüzlerce uçak satın alarak Türk Silahlı Kuvvetlerine bağışladı.

1955 – İzmit’in günlük gazetelerinden Hedef yayın hayatına başladı

Basım ailesinin çıkardığı Hedef gazetesi, ilk sayısını 18 Ağustos 1955’te yayımladı. İzmit’te Cumhuriyet döneminin ilk özel Türk matbaasını kuran Ahmet Fevzi Basım’ın ailesinin girişimi olan gazete, “Demokrasi’nindir” sloganını kullanıyor ve haftanın altı günü okurla buluşuyordu.

Dört sayfalık Hedef’te Kocaeli haberlerinin yanı sıra dünya haberleri, edebiyat, köşe yazıları ve spor bulunuyor; son sayfada reklamlar, kayıp ilanları, önemli telefonlar ve vapur saatleri yayımlanıyordu. Demokrat Parti döneminin İzmit’teki siyasal ve sosyal hayatını izlemek için bugün önemli yerel basın kaynaklarından biri kabul ediliyor.

1963 – Fevziye Camii’nde 11 yeni hafız için büyük bir tören düzenlendi

İzmitlilerin “Cevdet Hoca” olarak tanıdığı Fevziye Camii imamı Mehmet Cevdet Dingiloğlu’nun yetiştirdiği 11 öğrencinin hafızlığını tamamlaması üzerine 18 Ağustos 1963’te büyük bir hatim cemiyeti gerçekleştirildi. İzmit’in yanı sıra İstanbul ve çevre il ve ilçelerden müftüler, din adamları, hafızlar ve kıraat ustaları törene katıldı. Diyanet İşleri Başkanı Hasan Hüsnü Erdem de Cevdet Hoca’ya tebrik ve takdirname gönderdi.

Dingiloğlu, İzmit’te 25 yıl boyunca Kur’an öğreticiliği yaptı ve bu sürede 194 hafız yetiştirdi. Fevziye Camii’nde 42 yılı aşkın süre imam-hatiplik yapan Cevdet Hoca, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde Ulaşlı’daki evinde hayatını kaybetti.

1992 – İzmit’in hafızasını kitaplaştıran Avni Öztüre hayatını kaybetti

Şair, araştırmacı ve yerel tarihçi Avni Öztüre 18 Ağustos 1992’de hayatını kaybetti. Öztüre, özellikle İzmit ve çevresinin geçmişini belgelemeye yönelik çalışmalarıyla kentin yerel tarih yazıcılığının önemli isimlerinden biri oldu.

Resim, Fotoğraf ve Belgelerle Nicomedia (İzmit) Tarihi, Resim, Fotoğraf ve Belgelerle Brunga (Yarımca) Tarihi ve Nicomedia Yöresindeki Yeni Bulgularla İzmit Tarihi gibi eserler hazırladı. Topladığı arkeolojik ve tarihî eserlerin bir bölümü Yarımca Müzesi’nin oluşumunda kullanıldı. Bugün Kocaeli’nin eski fotoğraflarını, belgelerini ve yerel tarihini araştıranların başvurduğu kaynakların bir bölümünde onun emeği bulunuyor.

1999 – Depremden bir gün sonra Kocaeli Üniversitesi “devam” kararı aldı

17 Ağustos Depremi Kocaeli Üniversitesi’nin mevcut ve yapımı süren tesislerinin büyük bölümünü kullanılamaz hale getirdi. Ancak 18 Ağustos sabahından itibaren üniversite yönetimi, yükseköğretim ve sağlık hizmetlerinin kesilmemesi için geçici mekân aramaya başladı. Kocaeli Üniversitesi Senatosu eğitim ve sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi yönünde karar aldı.

Fakülteler daha sonra fuar alanındaki yarı prefabrik yapılardan Hereke’deki eski Sümerbank lojmanlarına kadar kentin farklı noktalarına dağıtıldı. Üniversite yaklaşık iki ay içinde yeniden eğitime başlayabildi. Bu olağanüstü süreç, daha sonra yeni ve güvenli bir merkez yerleşkesi arayışını hızlandıracak ve Umuttepe’nin kurulmasına uzanan yolu açacaktı.

1999 – Depremin ertesi günü Özgür Kocaeli gazetesi yayımlanamadı

17 Ağustos Marmara Depremi’nin ardından Kocaeli’de hayatın nasıl durduğunu gösteren küçük ama çarpıcı kayıtlardan biri yerel basında yaşandı. 18 Ağustos 1999’da kentte elektrik bulunmadığı için Özgür Kocaeli gazetesi yayımlanamadı. Gazetenin kendi arşivinde bugün, deprem sonrasında yayının kesildiği tek gün olarak anlatılıyor.

Özgür Kocaeli, 19 Ağustos’tan itibaren dört sayfalık siyah-beyaz baskıyla yeniden okur karşısına çıktı ve gazete bir süre çadırlarda yaşayan depremzedelere ücretsiz dağıtıldı. Böylece 18 Ağustos 1999, Kocaeli’de yalnız fabrikaların, okulların ve kamu kurumlarının değil, kentin günlük haber akışının bile felaket nedeniyle durduğu günlerden biri olarak yerel basın tarihine geçti.

2003 – Bakanlar Kurulu, deprem bölgesinin sorunlarını görüşmek için Sakarya’da toplandı

17 Ağustos Marmara Depremi’nin dördüncü yıldönümünün hemen ardından Bakanlar Kurulu, 18 Ağustos 2003’te Ankara dışında Sakarya’da toplandı. Anadolu Ajansı’nın arşiv kayıtlarında toplantının Marmara Depremi’nin dördüncü yılı nedeniyle Sakarya’da gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Aynı gün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’da 12 kilometrelik duble yol projesinin temelini attı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporlarında projenin başlangıç tarihi de 18 Ağustos 2003 olarak kayıtlı.

 

18 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR

1305 – Ashikaga Takauji, Japonya’yı iki yüzyıldan fazla yönetecek şogunluğu kuran savaşçı doğdu

Japon savaşçı ve devlet adamı Ashikaga Takauji, imparator Go-Daigo’nun yönetimine karşı mücadele ederek 1338’de şogun oldu ve Ashikaga Şogunluğu’nu kurdu. Onun başlattığı yönetim, Muromachi dönemi olarak bilinen çağ boyunca 1573’e kadar Japonya’nın siyasi hayatına egemen oldu.

1587 – Amerika’da doğan ilk İngiliz çocuk Virginia Dare dünyaya geldi

Virginia Dare, 18 Ağustos 1587’de bugünkü ABD’nin Kuzey Carolina eyaletindeki Roanoke Adası’nda dünyaya geldi ve Amerika’daki bir İngiliz kolonisinde doğduğu bilinen ilk İngiliz çocuk oldu. Ancak hikâyesinin asıl ünü bundan sonra başladı: Büyükbabası İngiltere’den üç yıl sonra döndüğünde Virginia, ailesi ve diğer kolonistler ortadan kaybolmuştu. “Kayıp Roanoke Kolonisi”nin başına ne geldiği bugün bile Amerikan tarihinin en ünlü gizemlerinden biri.

1685 – Adını bugün hâlâ kullanılan Taylor serisine veren matematikçi Brook Taylor doğdu

İngiliz matematikçi Brook Taylor, kalkülüsün gelişimine önemli katkılar sağladı. Bugün matematik, fizik ve mühendislikte yaygın biçimde kullanılan Taylor teoremi ve Taylor serisi onun adıyla anılıyor. Taylor ayrıca sonlu farklar hesabı ve integral hesabı üzerine önemli çalışmalar yaptı.

1750 – Mozart’ın “ezeli rakibi” olarak ünlenen Antonio Salieri doğdu

İtalyan besteci Antonio Salieri, 18. yüzyıl Viyana müzik hayatının en güçlü isimlerinden biri, saray bestecisi ve dönemin en aranan müzik öğretmenlerinden biriydi. Beethoven, Schubert ve Liszt gibi isimler öğrencileri arasında yer aldı. Ancak geniş kitleler onu daha çok Mozart’ın kıskanç rakibi olarak tanıdı. Özellikle Amadeus filmiyle yaygınlaşan Salieri’nin Mozart’ı zehirlediği hikâyesini destekleyen tarihsel bir kanıt bulunmuyor.

1830 – Avusturya-Macaristan’ın 68 yıl tahtta kalacak imparatoru Franz Joseph doğdu

  1. Franz Joseph, 1848’de henüz 18 yaşındayken Avusturya tahtına çıktı ve 1916’daki ölümüne kadar yaklaşık 68 yıl hüküm sürdü. İmparatorluğu döneminde Avusturya-Macaristan kuruldu, Avrupa’nın siyasi dengeleri büyük ölçüde değişti ve yeğeni Arşidük Franz Ferdinand’ın 1914’te Saraybosna’da öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan krizin fitilini ateşledi.

1912 – Osmanlı Hanedanı’nın son dönem temsilcilerinden Ertuğrul Osman doğdu

Sultan II. Abdülhamid’in torunu Şehzade Ertuğrul Osman Efendi İstanbul’da doğdu. Hanedan 1924’te sürgüne gönderildiğinde eğitim için Viyana’daydı ve uzun yıllar ABD’de yaşadı. 1994’ten 2009’daki ölümüne kadar Osmanoğlu ailesinin reisi kabul edildi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğmuş ve şehzade unvanı taşımış son kuşağın en uzun yaşayan isimlerinden biriydi.

1921 – Savaş tarihinin en başarılı kadın savaş pilotlarından Lydia Litvyak doğdu

Sovyet pilot Lydia Litvyak, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’na karşı savaşarak düşman uçağı düşüren ilk kadın savaş pilotlarından ve tarihin ilk kadın avcı pilot aslarından biri oldu. “Stalingrad’ın Beyaz Zambağı” olarak anılan Litvyak, 1943’te henüz 21 yaşındayken bir hava muharebesinde öldürüldü.

1932 – HIV’in keşfindeki rolüyle Nobel kazanan Luc Montagnier doğdu

Fransız virolog Luc Montagnier, Françoise Barré-Sinoussi ile birlikte AIDS’e yol açan insan bağışıklık yetmezliği virüsünün, HIV’in keşfindeki çalışmaları nedeniyle 2008 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü paylaştı. Nobel kayıtları Montagnier’nin doğum tarihini 18 Ağustos 1932 olarak veriyor.

1933 – Bir Dünya Kupası’nda 13 gol atan Just Fontaine doğdu

Fransız futbolcu Just Fontaine, 1958 Dünya Kupası’nda yalnızca altı maçta 13 gol attı. Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen bu rakam hâlâ tek bir Dünya Kupası turnuvasında bir futbolcunun attığı en fazla gol rekoru.

1933 – Oscar ödüllü yönetmen Roman Polanski doğdu

Polonya-Fransa sinemasının en tanınmış yönetmenlerinden Roman Polanski; Rosemary’s Baby, Chinatown ve The Pianist gibi filmlere imza attı ve The Pianist ile En İyi Yönetmen Oscar’ını kazandı. Ancak sinema kariyeri, 1977’de ABD’de 13 yaşındaki bir kızla yasa dışı cinsel ilişki suçunu kabul etmesi ve ceza süreci tamamlanmadan ülkeden kaçması nedeniyle ağır bir tartışmanın da gölgesinde kaldı.

1936 – Robert Redford, Hollywood yıldızı ve Sundance’in kurucusu doğdu

Robert Redford, Butch Cassidy and the Sundance Kid, The Sting, All the President’s Men ve Out of Africa gibi filmlerle Hollywood’un en büyük yıldızlarından biri oldu. Yönetmenliğe geçtiğinde Ordinary People ile Oscar kazandı; kurduğu Sundance Institute ve Sundance Film Festivali ise bağımsız Amerikan sinemasının en önemli merkezlerinden birine dönüştü. Redford 16 Eylül 2025’te 89 yaşında hayatını kaybetti.

1952 – Dirty Dancing ve Ghost’un yıldızı Patrick Swayze doğdu

Amerikalı oyuncu, dansçı ve şarkıcı Patrick Swayze, özellikle Dirty Dancing ve Ghost – Hayalet filmleriyle 1980’ler ve 1990’ların en büyük sinema yıldızlarından birine dönüştü. Dirty Dancing için seslendirdiği “She’s Like the Wind” şarkısı da uluslararası başarı kazandı. Swayze 2009’da pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

1969 – Edward Norton doğdu

Amerikalı oyuncu Edward Norton daha ilk büyük filmi Primal Fear ile Oscar adaylığı elde etti. Ardından American History X, Fight Club, The 25th Hour, Birdman ve The Grand Budapest Hotel gibi yapımlardaki performanslarıyla kendi kuşağının en saygın oyuncularından biri haline geldi.

 

18 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDENLER

1227 – Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Cengiz Han hayatını kaybetti

Asıl adı Temuçin olan Cengiz Han, dağınık Moğol boylarını birleştirerek tarihin en büyük kara imparatorluklarından birinin temellerini attı. Orduları Çin’den Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyayı ele geçirirken kurduğu devlet, ölümünden sonra oğulları ve torunları döneminde Avrupa içlerinden Kore’ye kadar uzandı. Cengiz Han’ın 18 Ağustos 1227’de Batı Xia seferi sırasında öldüğü kabul ediliyor; ölümünün kesin nedeni ve mezarının yeri bugün bile bilinmiyor.

1503 – Borgia ailesinin tartışmalı papası VI. Alexander öldü

Asıl adı Rodrigo Borgia olan Papa VI. Alexander, Rönesans döneminin en tartışmalı papalarından biri olarak tarihe geçti. Papalık makamını ailesinin siyasi gücünü artırmak için kullanması, çocukları Cesare ve Lucrezia Borgia’yı öne çıkarması ve hakkında ortaya atılan yolsuzluk, entrika ve ahlak dışı yaşam iddiaları onu Papalık tarihinin en renkli figürlerinden birine dönüştürdü. 18 Ağustos 1503’te Roma’da öldü. Borgia ailesinin hikâyesi yüzyıllar sonra romanlara, filmlere ve televizyon dizilerine de konu oldu.

1648 – Tahttan indirilen Sultan İbrahim boğdurularak öldürüldü

Osmanlı Devleti’nin 18. padişahı Sultan İbrahim, sekiz yıllık hükümdarlığının ardından devlet adamları ve yeniçerilerin desteğiyle 8 Ağustos 1648’de tahttan indirildi. Yerine henüz yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmed geçirildi. Eski padişah, iktidar mücadelesinin yeniden başlamasından duyulan endişe üzerine 18 Ağustos 1648’de sarayda boğdurularak öldürüldü. Sultan İbrahim’in hükümdarlığı, Osmanlı tarihinin en tartışmalı dönemlerinden biri olarak kaldı.

1823 – Paraşütçülüğün öncülerinden André-Jacques Garnerin hayatını kaybetti

Fransız havacı André-Jacques Garnerin, 1797’de Paris üzerinde bir balondan atlayarak çerçevesiz paraşütle gerçekleştirilen ilk başarılı atlayışlardan birine imza attı ve modern paraşütçülüğün öncü isimlerinden oldu. Eşi Jeanne-Geneviève Labrosse da paraşütle atlayan ilk kadınlardan biri olarak tarihe geçti. Garnerin’in ölümü ise mesleği kadar sıra dışıydı: Yeni bir balon üzerinde çalışırken şantiyede üzerine düşen bir kiriş nedeniyle 18 Ağustos 1823’te hayatını kaybetti.

1850 – Fransız edebiyatının büyük romancısı Honoré de Balzac öldü

Honoré de Balzac, birbirine bağlanan onlarca roman ve öyküsünü İnsanlık Komedyası başlığı altında bir araya getirerek 19. yüzyıl Fransız toplumunun dev bir panoramasını oluşturdu. Para, sınıf, iktidar, yükselme tutkusu ve insan ilişkilerini ayrıntılı biçimde anlatan Balzac, modern gerçekçi romanın kurucu isimlerinden biri kabul edildi. Goriot Baba, Eugénie Grandet ve Vadideki Zambak en tanınmış eserleri arasında yer aldı. Balzac 18 Ağustos 1850’de Paris’te öldü.

1940 – Chrysler otomobil şirketinin kurucusu Walter Chrysler öldü

Amerikalı Walter Chrysler çalışma hayatına demiryollarında makinist ve mekanik ustası olarak başladı. Otomobil sektörüne geçtikten sonra Buick ve Maxwell gibi şirketlerde görev yaptı; 1925’te kendi adını taşıyan Chrysler Corporation’ı kurdu. Şirket kısa sürede ABD’nin büyük otomobil üreticilerinden birine dönüştü. New York’un simgelerinden Chrysler Building de onun adını taşıdı. Walter Chrysler 18 Ağustos 1940’ta hayatını kaybetti.

1961 – Türk sinemasının ilk jönlerinden Turan Seyfioğlu hayatını kaybetti

Türk sinemasının erken dönem yıldızlarından Turan Seyfioğlu, oyunculuğa geçmeden önce Fenerbahçe’de kalecilik yaptı; yaşamının bir bölümünde Fransa’da bulundu ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Yabancı Lejyonu saflarında görev aldı. Türkiye’ye döndükten sonra sinemaya giren Seyfioğlu, yakışıklılığı ve başrol oyunculuğuyla dönemin ilk Türk sinema jönlerinden biri olarak tanındı. Çok sayıda filmde rol alan sanatçı 18 Ağustos 1961’de hayatını kaybetti.

1990 – Davranış psikolojisinin en etkili isimlerinden B. F. Skinner öldü

Amerikalı psikolog B. F. Skinner, davranışların sonuçlarına göre güçlenebileceğini veya zayıflayabileceğini gösteren edimsel koşullanma çalışmalarıyla 20. yüzyıl psikolojisini derinden etkiledi. Hayvanların davranışlarını kontrollü koşullarda incelemek amacıyla geliştirdiği deney düzeneği “Skinner kutusu” adıyla ünlendi. Ödül ve cezanın davranış üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmaları eğitimden psikolojiye birçok alanda tartışılmaya devam etti. Skinner 18 Ağustos 1990’da öldü.

2000 – Tiyatro ve sinemanın usta ismi Selim Naşit Özcan hayatını kaybetti

Türk tiyatrosunun köklü ailelerinden birine mensup Selim Naşit Özcan, tiyatrocu Naşit Özcan’ın oğlu ve Adile Naşit’in ağabeyiydi. Yaklaşık 300 tiyatro oyununda sahneye çıktı, onlarca sinema filminde rol aldı ve uzun yıllar İstanbul Şehir Tiyatroları’nda çalıştı. Sinemadaki son döneminin en hatırlanan rollerinden birini Her Şey Çok Güzel Olacak filminde oynadı. Selim Naşit Özcan 18 Ağustos 2000’de 72 yaşında hayatını kaybetti.

2009 – Türk öykücülüğünün önemli isimlerinden Nezihe Meriç hayatını kaybetti

Nezihe Meriç, özellikle kadınların gündelik hayatını, iç dünyasını ve toplum içindeki konumunu anlatan öyküleriyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli yazarlarından biri oldu. Bozbulanık, Topal Koşma ve Menekşeli Bilinç gibi öykü kitaplarının yanı sıra roman ve oyunlar yazdı. Korsan Çıkmazı romanıyla Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü kazandı; edebiyat yaşamı boyunca Sait Faik ve Sedat Simavi gibi önemli ödüllere de değer görüldü. 18 Ağustos 2009’da İstanbul’da öldü.

2015 – Palmira’yı korumaya çalışan arkeolog Halid Esad IŞİD tarafından öldürüldü

Suriyeli arkeolog Halid Esad, yaklaşık 40 yıl boyunca antik Palmira kentinin kazıları, araştırılması ve korunması için çalıştı. IŞİD’in Palmira’yı ele geçirmesinin ardından bazı tarihî eserlerin saklandığı yerleri öğrenmek isteyen örgüt tarafından sorgulandı ve işkence gördü. Bilgileri vermeyi reddeden 80 yaşını aşmış arkeolog, 18 Ağustos 2015’te IŞİD tarafından öldürüldü. Ölümü, savaşlarda kültürel mirasın korunması mücadelesinin dünya çapındaki sembollerinden birine dönüştü.

2018 – Eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan hayatını kaybetti

Ganalı diplomat Kofi Annan, 1997-2006 yılları arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yaptı ve bu göreve örgütün kendi kadrolarından yükselerek gelen ilk isim oldu. BM’nin barış, insan hakları ve kalkınma çalışmalarını yeniden şekillendirmeye çalışan Annan, Birleşmiş Milletler ile birlikte 2001 Nobel Barış Ödülü’nü kazandı. Dünya diplomasisinin en tanınmış isimlerinden biri olan Annan, 18 Ağustos 2018’de 80 yaşında öldü.

2018 – Yeşilçam’ın “Şişko Nuri”si Sıtkı Sezgin hayatını kaybetti

Yeşilçam’da özellikle çocuk karakterleriyle tanınan Sıtkı Sezgin, küçük yaşta sinemaya başladı ve kendisinden çok daha genç karakterleri canlandırdığı filmlerle “Şişko Nuri” adıyla hafızalara yerleşti. Yüzü aşkın filmde rol alan sanatçının hayatında Kocaeli’yle bağlantılı acı bir sayfa da vardı: 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde Gölcük’teki evini kaybetti. Sezgin, depremden tam 19 yıl ve bir gün sonra, 18 Ağustos 2018’de hayatını kaybetti.

2024 – Fransız sinemasının efsane yıldızı Alain Delon hayatını kaybetti

Fransız oyuncu Alain Delon, 1960’lardan itibaren Avrupa sinemasının en büyük yıldızlarından ve döneminin erkek güzellik ikonlarından biri oldu. Luchino Visconti’nin Rocco ve Kardeşleri ile Leopar, René Clément’ın Plein Soleil ve Jean-Pierre Melville’in Le Samouraï filmlerindeki rolleri sinema tarihine geçti. Soğuk, gizemli ve karizmatik karakterleriyle özdeşleşen Delon, 18 Ağustos 2024’te 88 yaşında Fransa’daki evinde hayatını kaybetti.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.