Kocaeli’nin derdi daha çok destek istemek değil; bu ilişkiyi ölçülebilir, izlenebilir ve çok yıllı bir ortaklık standardına bağlamak. Bu dört maddelik teklif de sadece bir PR paketi değil; kentin şirketle ilişkisinde standardı yükseltme çağrısıdır.
1) Kocaeli’ye özel şeffaflık panosu
Kocaeli, bilgi paylaşılmıyor demiyor; sorun, paylaşılan bilgilerin dağınık ve teknik kalması nedeniyle herkesin anlayacağı biçimde takip edilememesi. Şirketin raporları var, resmî kurumların raporları var ama Kocaeli ölçeğinde sadeleştirilmiş, düzenli güncellenen tek bir pano yok. Önerimiz çok net, bu pano üç ayda bir güncellensin ve aynı ekranda şu başlıklar görülsün: Su kullanımı (hangi kaynaktan ne kadar çekildi, geri kazanım oranı ne), hava ve koku şikâyetleri (sayısı, nereden geldiği, ne kadar sürede kapandığı), atık yönetimi, kritik olay bildirimleri ve sosyal yatırımın Kocaeli’deki karşılığı (kaç okul, kaç öğrenci, kaç burs, kaç sporcu; ilçe bazında.)
Bu pano, kentte hesap verme kültürünü güçlendiren bir ekran olmalı. Her başlıkta önceki dönemle kıyas yapılmalı, hedefle gerçekleşen yan yana gösterilmeli, sapma varsa kısa gerekçe yazılmalı. Bir başka kritik kural da kaynağın açık belirtilmesi: Hangi bilgi İSU’dan geliyor, hangisi şirket ölçümünden, hangisi resmî raporlardan; hangileri bağımsız doğrulamaya tabi, hepsi net biçimde pano üzerinde yer almalı. Bu şartlar sağlanırsa tartışma inanıp inanmama düzeyinde kalmaz; bilgi açık mı, düzenli takip ediliyor mu sorusuna dayanır.
2) Bağımsız yerel izleme
Kocaeli’de kamuoyunun güveni, şirketin emisyon, su kullanımı, koku ve atık gibi göstergeleri ölçtüğünü söylemesiyle değil; bu ölçümlerin bağımsız biçimde doğrulanıp düzenli olarak paylaşılmasıyla oluşur. Bunun için önerimiz şudur: Teknik çalışmayı KOÜ/GTÜ gibi kurumların yürüteceği bir teknik sekretarya üstlensin. Sürecin meşruiyetini TMMOB, Tabip Odası, Baro, ilgili STK’lar, belediyeler ve İSU’nun yer aldığı bir izleme kurulu sağlasın. Ölçümlerin doğruluğunu da akredite üçüncü taraf doğrulama yapıları kontrol etsin. Şirket masada olsun ama hakem olmasın; hakemlik, yöntem ve doğrulama mekanizmasında kalsın.
Bu yapı sadece çevre göstergelerini değil, gündelik hayatı doğrudan etkileyen başlıkları da kapsamalı. Özellikle koku şikâyetleri gibi konularda, şikâyet sayısı, mahalle ve saat dağılımı, geri dönüş süresi ve alınan aksiyonlar görünür olduğunda kent, sürecin gerçekten takip edildiğini somut olarak görür. Aynı mekanizma kriz anlarında da işe yarar; alevlenme ya da benzeri olaylarda teknik açıklamanın tek elden, tutarlı ve doğrulanabilir biçimde kamuoyuna aktarılacağı bir standart üretir.
3) Kent Payı Fonu
Kocaeli’nin istediği daha çok bağış değildir; bağış ve sponsorluk alanının çok yıllı bir plana bağlanmasıdır. Bu fon üç yıllık ilan edilmeli ve ilk soruya net cevap vermelidir: Toplam bağış ve sponsorluk içinde Kocaeli’ye ayrılan pay yüzde kaçtır? Bu pay eğitim, spor, kültür ve çevre başlıklarına nasıl dağılıyor; hangi ilçede ne yapılıyor?
Fonun çalışıp çalışmadığını anlamak için ölçülebilir hedefler koymak şarttır. Kaç burs verildi, kaç okulda kaç atölye açıldı, kaç öğrenciye ulaşıldı, kaç genç sporcu desteklendi, toplam kaç kişiye erişildi ve ilçe kırılımı nedir? Yıl sonunda hedefler ve gerçekleşenler yan yana konmalı; kamuya açık bir raporla sapmaların gerekçesi anlatılmalıdır. Tartışma ancak böyle kim ne kadar verdi düzeyinden çıkar; kentte ne değişti sorusuna dayanır.
Bir de yönetim tarafı var. Fonun bütçesi kadar yönetim biçimi de şeffaf olmalı; üç yıllık plan, ilçe bazlı hedefler, harcama kalemleri ve Kocaeli payı her yıl açık biçimde yayımlanmalı. Raporda sadece ne kadar harcama yapıldığı değil, bu harcamanın Kocaeli’de neyi değiştirdiği de yer almalı; örneğin burs alan öğrencilerin okula devam oranı, eğitim programlarının okul bazında yarattığı somut kazanımlar, spor programlarına katılan çocuk sayısı ve bu katılımın yıl boyunca sürüp sürmediği gibi ölçülebilir sonuçlar.
4) Kocaelispor’la jest değil, kent spor ekosistemi ortaklığı
Kocaelispor Kocaeli’nin vitrini; ama vitrinde sadece A takım forması yok. Altyapı, spor okulları, kadın ve amatör branşlar, tesisleşme ve ilçelere erişim de bu vitrinin parçası. Bu yüzden önerimiz, Kocaelispor başlığını tek bir sponsorluk kalemi olarak değil, Kocaeli Spor Ekosistemi Ortaklığı olarak ele almaktır: üç yıllık plan, altyapı kontenjanı, ilçe taramaları, kadın branşlarına açık pay, tesisleşme, antrenör gelişimi ve eğitimle bağ (burs/mentorluk.) Her yıl için ölçülebilir hedefler de baştan ilan edilmelidir.
Ortaklığın kalbi A takım görünürlüğü değil; çocuk ve gençlerin spora erişimi olmalı. İlçelerde spor okulları ve altyapı taramaları, antrenör eğitimleri, kadın branşlarına düzenli pay ve tesisleşme adımları üç yıllık takvime bağlanırsa jest algısı dağılır; çünkü tek seferlik destek, gerçek bir taahhüde dönüşür.
Bu dört maddeyi yazınca Tüpraş cephesinden raporladıklarını ve yatırım yaptıklarını söyleyen bir itiraz gelebilir. Doğru; şirket raporları yatırım ve faaliyet büyüklüğünü gösteriyor. Ama Kocaeli’nin yanıtı net: Operasyonel iyileştirmeler bir seviye, kentle kurumsal ortaklık ayrı bir seviye. Kocaeli’nin talebi basit: Bu şehirde sadece üretme; bu şehrin kurumsal ortağı ol. Bunu da jestlerle değil; su, emisyon, koku şikâyeti ve sosyal yatırım sonuçlarının düzenli yayımlandığı Kocaeli’ye özel bir şeffaflık ekranı kurarak, bu bilgileri bağımsız kurumlarla doğrulatarak ve Kocaeli’ye ayrılan payı üç yıllık hedeflerle takip edilen bir kent payı modeliyle göster.
Bir sonraki yazıda teraziyi Dilovası’na kuracağız. Kocaeli’nin sanayi sözleşmesi sahada en sert nerede sınanıyor, en net nerede görülüyor sorusunu Dilovası üzerinden konuşacağız. Ardından otomotiv başta olmak üzere Kocaeli’deki diğer büyük sanayi kümelerine aynı çerçeveyi uygulayacağız. Çünkü bu mesele sadece Tüpraş meselesi değil; Kocaeli’nin sanayi sözleşmesini güncelleme meselesi. Bu güncelleme de sloganla ya da öfkeyle değil; veriyle, şeffaflıkla ve taahhütle olur.

