İnsanlar Neden Gece Daha Çok Düşünüyor?

6 Dakika Okuma
İnsanlar Neden Gece Daha Çok Düşünüyor?

Gün ışığı çekilip hayatın o tanıdık gürültüsü yerini sessizliğe bıraktığında, zihnimiz dış dünyayı dinlemeyi bırakıp kendi içine doğru oldukça gürültülü bir yolculuğa çıkar. Gündüz boyu bizi oyalayan işler, koşturmacalar ve bitmek bilmeyen sosyal uyaranlar zihinsel bir kalkan görevi görerek derin düşünceleri arka planda tutarken başımızı yastığa koyup ışıkları kapattığımız an bu kalkanlar devre dışı kalır. Peki, neden geceleri daha duygusal oluruz? İnsanlar neden gece daha çok düşünüyor?

Gece Neden Daha Çok Düşünürüz?

Gece çöktüğünde ve dış dünya sessizleştiğinde zihnimizin hiç kapanmayan bir şantiye gibi çalışmaya başlaması hem biyolojik hem de psikolojik süreçlerin bir araya gelmesiyle oluşan tamamen doğal bir durumdur. Gün boyunca bizi meşgul eden işler, sosyal etkileşimler ve çevresel uyaranlar zihnimiz için birer dikkat dağıtıcı kalkan görevi görür. Ancak yatağa uzanıp ışıkları kapattığımızda bu dış gürültü aniden kesilir ve beyin, gün boyu arka plana ittiği tüm çözülmemiş problem, kaygı ve duygularla ilk kez tamamen baş başa kalır.

İşin biyolojik boyutunda ise günün yorgunluğuyla birlikte mantıklı düşünmeyi, duyguları filtrelemeyi ve otokontrolü sağlayan prefrontal korteksimiz (ön beyin) enerjisini tüketmiştir. Bu zihinsel yorgunluk beynin savunma mekanizmalarını zayıflattığı için, geceleri mantıksız korkuları, geçmişin keşkelerini veya geleceğin felaket senaryolarını rasyonalize etme yeteneğimiz ciddi oranda düşer.

Üstelik evrimsel olarak karanlık, ilkel beynimiz için her zaman bir tehdit ve savunmasızlık dönemi anlamına geldiğinden zihin bizi korumak adına hayali tehlikeleri (modern dünyada bunlar kariyer kaygıları, ilişkiler veya ertelenen kararlardır) taramaya başlar. Gündüz gözüyle çok kolay çözülebilir görünen sıradan bir sorun, gece yarısı korumasız ve yorgun yakalanan zihnimizde devasa bir varoluşsal krize dönüşür.

İnsanlar Neden Geceleri Duygusallaşır?

Neredeyse hepimizin yaşadığı, geceleri aniden gelen o nostalji hissi sadece romantik bir melankoli değildir. Arkasında çok net biyolojik ve psikolojik sebepler var.

  • Gün boyunca mantıklı kararlar almamızı, dürtülerimizi kontrol etmemizi ve duygularımızı baskılamamızı sağlayan yer prefrontal korteksimiz bir pil gibi çalışır ve akşama doğru enerjisi tükenir. Ön beyin yorulduğunda duygusal otokontrolümüz zayıflar. Gündüz “Aman neyse, büyütmeye gerek yok” deyip geçebildiğin bir konu, gece mantık filtresi devre dışı kaldığı için kalbine çok daha derin bir yerden dokunur.
  • Hava karardığında vücudumuzun kimyası köklü bir değişime uğrar. Bizi uyanık ve tetikte tutan kortizol hormonu düşerken uyku hormonu olan melatonin yükselir. Bu geçiş yaşanırken duygu durumumuzu dengeleyen serotonin (mutluluk hormonu) seviyelerinde de doğal bir düşüş gerçekleşebilir. Hormonlardaki bu kimyasal dalgalanma, bizi duygusal olarak daha kırılgan, hüzne ve şefkate daha açık hale getirir.
  • Gündüz hayatın bitmek bilmeyen bir koşturmacası vardır; iş, okul, telefon trafiği, sosyal sorumluluklar. Zihin o kadar meşguldür ki derin duygulara odaklanacak bir boşluk bulamaz. Gece yatağa girdiğinde ise tüm bu dış uyaranlar aniden kesilir. Gün boyu bastırdığın, “Şimdi sırası değil” diyerek ertelediğin ne kadar duygu, özlem ya da kırgınlık varsa hepsi bir anda su yüzüne çıkar.
  • Karanlık ve sessizlik, insan psikolojisinde bir tür maskeleri indirme alanı yaratır. Kimsenin seni izlemediği, yargılamadığı o yalnızlık anında, gün boyu taşımak zorunda olduğun güçlü insan rollerinden sıyrılırsın. Bu zihinsel rahatlama, insanın kendi içine dönmesini ve kendine bile itiraf edemediği duygularla yüzleşmesini kolaylaştırır.

Geceleri hissettiğin o yoğun duygusallık bir zayıflık belirtisi değildir. Gündüz mantığınla inşa ettiğin o kalın duvarların, gece ruhunun nefes alabilmesi için biraz esnemesidir.

Geceleri Neden Mutsuz Oluruz?

Geceleri çöken o sebepsiz mutsuzluk ve hüzün hissi, aslında biyolojik saatimiz ile yalnız kalan zihnimizin ortaklaşa kurduğu bir tuzağın sonucudur. Gün boyunca bizi hayata bağlayan ve modumuzu yüksek tutan serotonin (mutluluk hormonu) seviyeleri hava karardıkça doğal bir düşüşe geçerken vücudumuz sirkadiyen ritmin (biyolojik saatin) bir parçası olarak bizi uykuya hazırlamaya başlar. Bu hormonal değişim, gece yarısından sonra duygu durumumuzu doğal olarak daha karamsar ve hassas bir faza çekebilir.

Kimyasal boyuttaki bu dalgalanmaya bir de gün boyu bizi meşgul eden işlerin, koşturmacaların ve sosyal rollerin bitmesi eklenince, zihin sığınacak hiçbir dikkat dağıtıcı bulamaz ve içeride birikmiş tüm kaygıları, ertelenmiş yalnızlıkları ya da hayal kırıklıklarını su yüzüne çıkarır. Üstelik günün yorgunluğuyla birlikte duygularımızı filtreleyip yöneten savunma mekanizması zayıfladığı için gündüzleri mantık süzgecinden geçirip kolayca yönetebildiğimiz küçük olumsuzluklar gece karanlığında devasa ve çözümsüz mutsuzluk kaynakları gibi görünür.

Gece Saat 3 Neden Tehlikeli?

Gece saat 3’ün popüler kültürde ve korku filmlerinde “cadı saati” veya “şeytan saati” olarak lanse edilmesi üzerimizde mistik bir ürperti yaratsa da bu saatin asıl tekinsizliği tamamen biyolojiktir. İnsan vücudu sirkadiyen ritmi gereği gece saat 3 ile 4 arasında fizyolojik olarak en dip noktasına ulaşır. Bu zaman diliminde vücut ısımız düşer, tansiyonumuz azalır, bizi zinde ve dengeli tutan serotonin ile kortizol gibi hormonlarımız en düşük seviyelerine geriler.

Eğer bu saatte uyanıksanız ya da aniden uyanırsanız bu hormonal dip dalgası yüzünden zihniniz en küçük sorunları bile devasa felaketler gibi algılamaya meyilli olur. Hatta REM uykusundan ani çıkışlar nedeniyle yaşanan uyku felci (karabasan) ve panik hissi bu saatlerde çok daha sık tetiklenir. Öte yandan tıbbi istatistikler, vücudun savunma mekanizmalarının en zayıf olduğu bu sabaha karşı saatlerde kalp krizi riskinin ve doğal ölümlerin de istatistiksel olarak arttığını gösterir.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.