Nitekim Haluk Görgün savunma sanayisi üzerine çok önemli bir konuşma yaptı. Ayrıca başkan bu konuşmayı Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi programında gerçekleştirdi. Üstelik zirve uluslararası sistemde kopuş ve krizler temasını açıkça işledi. Dolayısıyla başkan bilginin artık devasa bir savaş silahı olduğunu anlattı. Böylece stratejik iletişim ve savunma alanının ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu savundu. Sonuç olarak her iki unsur güvenlik mimarisini doğrudan ve güçlüce kuruyor. Öte yandan endüstriyel kapasite askeri cephe hattını ayakta tutmayı doğrudan başarıyor. Bununla birlikte ikmal zaman çizelgeleri ve üretim hızları belirleyici bir rol üstleniyor. Nitekim ülkeler artık tüm endüstriyel ekosistemlerini savaş sahasına cesurca sürüyor.
haluk görgün savunma sanayisi ve sahayla kesintisiz güçlü diyalog
Ayrıca başkan yerli savunmanın bir ulusun dayanma kapasitesini ölçtüğünü belirtti. Üstelik son yıllardaki devasa çatışmalar savaş kavramını kökünden tamamen değiştiriyor. Dolayısıyla insansız teknolojik sistemler muharebe sahasının sınırlarını adeta yeniden çiziyor. Böylece küçük ve maliyet etkin platformlar ağır kuvvetlere resmen meydan okuyor. Sonuç olarak dünyadaki tüm büyük ordular eski doktrinlerini acilen yeniden düşünüyor. Nitekim Türkiye’nin İHA ve SİHA platformları muazzam ihracat başarıları elde ediyor. Ayrıca bu yerli araçlar modern muharebe kavramını sahalarda tamamen yeniden şekillendiriyor. Üstelik yapay zeka durumsal farkındalığı artırıp tüm karar döngülerini müthiş hızlandırıyor. Dolayısıyla askeri yazılımlar donanımlarla tamamen eşit stratejik bir ağırlık taşıyor. Böylece Türkiye sahayla sanayi arasında yakın ve kesintisiz bir diyalog kuruyor. Öte yandan bu kusursuz uyum gerçek anlamda çevik bir yaklaşımı temsil ediyor. Bununla birlikte savaş alanına hızlı uyum sağlayan ülkeler daima ayakta kalıyor. Nitekim yavaş kalan ordular stratejik olarak çok büyük savunmasız duruma düşüyor.
niteliksel yapısal dönüşüm ve yüzde seksen yerlilik oranı
Ayrıca yerli savunma katmanlı ve eş zamanlı devasa bir kapasite gerektiriyor. Üstelik Türkiye uzun vadeli mükemmel bir üretim modelini başarıyla inşa ediyor. Dolayısıyla bu süreç niceliksel bir genişlemenin ötesinde yapısal bir dönüşüm sağlıyor. Böylece yerlilik oranımız yüzde yirmilerden yüzde seksenlerin çok üzerine başarıyla çıkıyor. Sonuç olarak bu devasa değişim stratejik tam bağımsızlığı açıkça temsil ediyor. Nitekim milli havacılık ekosistemi dört binden fazla şirketi gururla içine alıyor. Ayrıca bu devasa sektör yüz binin üzerinde doğrudan uzman istihdamı yaratıyor. Üstelik yirmi milyar doları aşan muazzam yerli ciro büyük dikkat çekiyor. Dolayısıyla şirketler on milyar dolarlık devasa ihracatı başarıyla ve gururla yapıyor. Böylece sürdürülebilir endüstriyel yetkinlik tüm dünyaya somut gücünü açıkça kanıtlıyor. Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu devasa dönüşüme büyük destek veriyor.
yükselen çevik aktör ve milli teknoloji hamlesi
Bununla birlikte uluslararası raporlar Türkiye’yi yükselen çevik aktör olarak netçe tanımlıyor. Nitekim ülkemiz savunma kabiliyetini devasa bir operasyonel paket olarak başarıyla sunuyor. Ayrıca en hızlı üretim yapan ve tedarik zincirleri kuranlar geleceği belirliyor. Üstelik Türkiye tam da bu yenilikçi doğru vizyon doğrultusunda emin adımlarla ilerliyor. Dolayısıyla Ar-Ge çalışmaları ve insan sermayesi operasyonel ortama çok hızlı uyum sağlıyor. Böylece Milli Teknoloji Hamlesi tarihi yerli dönüşümün tam merkezinde sarsılmaz duruyor. Sonuç olarak siber güvenlik ve uzay sistemleri bu milli hamleyi hızla büyütüyor. Nitekim yetenekli insan kaynağımız geleceğin devasa altyapılarını büyük bir özveriyle inşa ediyor.
nadir toprak elementleri ve küresel kalıcı barış
Ayrıca küresel tedarik zinciri kırılganlıkları stratejik dev rekabeti derinden ve net etkiliyor. Üstelik ülkeler nadir toprak elementlerine her geçen gün çok daha fazla bağımlı kalıyor. Dolayısıyla bu nadir ve değerli malzemeler gelişmiş savunma sistemleri için resmen vazgeçilmez oluyor. Böylece Türkiye bu kritik nadir elementleri kendi topraklarında gururla ve güvenle barındırıyor. Öte yandan devlet yerli malzeme kapasitesini artırmak için gece gündüz durmadan çalışıyor. Bununla birlikte Türkiye ülkelerle çok uzun vadeli kapasite geliştirme modelleri başarıyla kuruyor. Nitekim bu iş birliği modeli stratejik güven ve karşılıklı büyük bir fayda yaratıyor. Ayrıca güçlü bir milli ordu küresel barışın kalıcı zeminini daima destekliyor. Üstelik Türkiye bölgesel ve küresel barışı en öncelikli milli hedefi olarak görüyor. Dolayısıyla savunma kapasitemiz barışın sarsılmaz ve çok güvenilir bir teminatını temsil ediyor. Sonuç olarak Haluk Görgün savunma sanayisi hedeflerini tüm kamuoyuna çok başarıyla özetliyor.

