Baş Dönmesi Sanmayın: Şah Damarı Darlığı Sessizce İnme Riski Biriktiriyor

5 Dakika Okuma
Baş Dönmesi Sanmayın: Şah Damarı Darlığı Sessizce İnme Riski Biriktiriyor
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Beyne kan taşıyan şah damarlarındaki darlık uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor; bu sessiz seyir, plaklardan kopan parçalar beyne ulaştığında geçici iskemik atak ya da inmeye yol açabiliyor.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Özsoy, şah damarı darlığının erken evrede belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek, yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol ve sigara gibi risk faktörü taşıyanların düzenli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Karotis Arterlerdeki Plaklar İnme Riskini Nasıl Artırıyor?

Özsoy, erken dönemde fark edilen damar darlıklarının inme riskinin yönetilmesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Beyne kan taşıyan şah damarlarında (karotis arterlerde) meydana gelen darlıklar, beyin dokusuna ulaşan kan akımını etkileyerek inme riskini artırabiliyor. Damar duvarında zaman içerisinde biriken yağ ve kolesterol içeren plakların damarı daraltması veya bu plaklardan kopan parçaların beyin damarlarına ilerleyerek kan akımını engellemesi, geçici iskemik atak ya da inmeye yol açabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Özsoy, şah damarlarındaki darlıkların özellikle erken evrede herhangi bir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek, risk faktörleri bulunan kişilerin damar sağlıklarını ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.

Şah Damarlarındaki Darlıklar Uzun Süre Sessiz Kalabilir

Şah damarlarında oluşan darlıkların her zaman hastanın günlük yaşamında fark edebileceği belirti oluşturmadığını ifade eden Op. Dr. Özsoy, “Şah damarları, kalpten beyne kan taşıyan temel damarlardan biridir. Bu damarlarda damar sertliğine bağlı olarak plak oluşumu ve zaman içerisinde darlık gelişebilir. Özellikle başlangıç aşamasında kişi herhangi bir şikâyet yaşamayabilir. Bu nedenle damar hastalığı açısından risk taşıyan kişilerde düzenli değerlendirme önem kazanır” dedi.

Darlığın ilerlemesiyle birlikte beyne giden kan akımının etkilenebileceğini belirten Özsoy, “Buradaki risk yalnızca damarın daralmasıyla sınırlı değildir. Damar duvarındaki plakların yüzeyinden kopan küçük parçalar kan dolaşımıyla beyin damarlarına ulaşarak damar tıkanıklığına neden olabilir. Bu durum geçici iskemik atak veya inme ile sonuçlanabilir” diye konuştu.

Her Baş Dönmesi veya Unutkanlık Şah Damarı Darlığı Anlamına Gelmez

Şah damarlarındaki darlıkların toplumda zaman zaman farklı şikâyetlerle ilişkilendirilebildiğini ancak her baş dönmesi veya unutkanlığın şah damarlarında darlık olduğu anlamına gelmediğini ifade eden Özsoy, “Şah damarı hastalıklarının değerlendirilmesinde hastanın öyküsü, mevcut risk faktörleri ve hekim muayenesi birlikte ele alınmalıdır. Özellikle ani gelişen konuşma bozukluğu, vücudun bir tarafında güçsüzlük veya uyuşma, görme kaybı gibi nörolojik belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerekir” ifadelerini kullandı.

Yüksek Tansiyon, Diyabet ve Sigara Önemli Risk Faktörleri

Damar sertliğinin gelişiminde bazı risk faktörlerinin önemli rol oynadığını belirten Özsoy, “Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve sigara kullanımı damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra daha önce inme veya geçici iskemik atak geçirmiş kişilerde de şah damarlarının değerlendirilmesi önem taşıyor. Bu kişilerin risk profiline göre hekim tarafından gerekli kontroller planlanabilir” dedi.

Şah damarlarının değerlendirilmesinde Doppler ultrasonografinin sık kullanılan yöntemlerden biri olduğunu aktaran Özsoy, “Doppler ultrason, damar yapısının ve kan akımının değerlendirilmesine yardımcı olan non-invaziv bir yöntemdir. Gerekli görülen hastalarda bu incelemenin sonuçları, diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirilerek ileri tetkik veya tedavi gerekip gerekmediğine karar verilebilir” diye konuştu.

Her Darlık Aynı Şekilde Tedavi Edilmez

Şah damarında darlık tespit edilmesinin her hasta için aynı tedavinin uygulanacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Op. Dr. Ahmet Özsoy, “Tedavi yaklaşımında darlığın derecesi kadar hastanın daha önce herhangi bir nörolojik olay yaşayıp yaşamadığı, genel sağlık durumu ve diğer damar hastalıkları açısından risk faktörleri de dikkate alınır. Bazı hastalarda yaşam tarzı düzenlemeleri ve medikal tedavi yeterli olabilirken, belirli özelliklere sahip hastalarda girişimsel veya cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebilir” dedi.

İnme Gelişmeden Önce Riskleri Belirlemek Önemli

İnme ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek kadar, riskleri önceden belirlemenin de önemli olduğunu ifade eden Özsoy, “Şah damarlarındaki darlıkların erken dönemde tespit edilmesi, hastanın risk durumunun ortaya konulmasına ve uygun takip veya tedavi planının oluşturulmasına olanak sağlayabilir. Özellikle damar hastalığı açısından risk taşıyan kişilerin tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini kontrol altında tutması, sigara kullanıyorsa bırakması ve hekim önerisi doğrultusunda gerekli kontrollerini yaptırması önemlidir” ifadelerini kullandı.

Özsoy, “İnme çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir tablo olarak görülse de bazı kişilerde öncesinde risk oluşturan damar hastalıkları bulunabilir. Bu nedenle damar sağlığını korumak, risk faktörlerini kontrol altında tutmak ve gerekli durumlarda şah damarlarını değerlendirmek, inme riskinin yönetilmesinde önemli bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

KAYNAKLAR:iha