Günün Tarihi / 2 Ekim
2 EKİM’DE NELER KUTLANIYOR?
EMZİRME HAFTASI: ANNELERİN DE BİLGİYE VE DESTEĞE İHTİYACI VAR
Türkiye’de 1–7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Emzirme Haftası, 2 Ekim’de de devam ediyor. Haftanın amacı, anne sütüyle beslenmenin önemini anlatmanın yanında annelerin doğru bilgiye ve desteğe ulaşmasını sağlamak. Kocaeli’de de bu konuda farkındalık çalışmaları yapılıyor. Örneğin Gebze Fatih Devlet Hastanesi, 2023’te hafta kapsamında bilgilendirme standı kurarak anne ve anne adaylarını sağlık çalışanlarıyla buluşturmuş, emzirmeyle ilgili soruların yanıtlandığı bir etkinlik düzenlemişti. Bu nedenle 2 Ekim, başlı başına bir “emzirme günü” değil, Türkiye’deki Emzirme Haftası’nın ikinci günü.
CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI: BU YILIN TEMASI “CAMİ VE SOSYAL HAYAT”
1–7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası da sürüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, 2026 yılının temasını “Cami ve Sosyal Hayat” olarak belirledi. Hafta, camilerin toplumsal hayattaki yerini ve din görevlilerinin çalışmalarını gündeme taşıyor. Kocaeli’de de çeşitli etkinliklerle karşılanan hafta kapsamında, İl Müftülüğü heyeti 2025’te Valiliği ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vermişti. Burada da söz konusu olan yalnızca 2 Ekim’e ait bir kutlama değil, ekimin ilk haftasını kapsayan bir program.
ULUSLARARASI ŞİDDETSİZLİK GÜNÜ: HAK ARAMANIN YOLU ŞİDDET DEĞİL
2 Ekim, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Şiddetsizlik Günü olarak kabul ediliyor. Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin önderlerinden Mahatma Gandi’nin doğum gününe denk gelen tarih, BM Genel Kurulunun 2007’de aldığı kararla uluslararası anma günleri arasına girdi. Amaç, anlaşmazlıkların şiddete başvurmadan çözülmesini ve barışçıl mücadele yöntemlerini yaygınlaştırmak. Günün düşündürdükleri yalnızca savaşlarla sınırlı değil: Evde, okulda, işyerinde ya da sokakta fiziksel ve psikolojik şiddetin karşısında durmak da aynı meselenin parçası. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun bugün için yaptığı açıklamalar da şiddetin yalnızca görünür yaralanmalardan ibaret olmadığını hatırlatıyor.
DÜNYA GÜLÜMSEME GÜNÜ: BUGÜN BİRİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜN
Bir telefon açmak, içten bir teşekkür etmek, zorlanan birine yardım etmek… Dünya Gülümseme Günü, insanları küçük bir iyilikle başka birinin yüzünü güldürmeye çağırıyor. Sarı zemin üzerindeki ünlü gülen yüz tasarımını 1963’te hazırlayan Amerikalı sanatçı Harvey Ball’un başlattığı gün, ilk kez 1999’da kutlandı. Ball, giderek ticari bir simgeye dönüşen tasarımının arkasındaki iyilik ve neşe fikrini yeniden hatırlatmak istiyordu. Her yıl ekimin ilk cuması kutlanan gün, 2026’da 2 Ekim’e denk geliyor. Yani takvimdeki yeri her yıl 2 Ekim değil.
DÜNYA ÇİFTLİK HAYVANLARI GÜNÜ: YALNIZCA KEDİLER VE KÖPEKLER DEĞİL
Hayvanların yaşam koşullarını düşünürken çoğu zaman evimizi paylaştığımız ya da sokakta karşılaştığımız hayvanlardan başlıyoruz. 2 Ekim Dünya Çiftlik Hayvanları Günü ise dikkati gıda üretiminde yetiştirilen hayvanlara çeviriyor. Hayvan hakları örgütü FARM’ın 1983’te başlattığı gün, bu hayvanların maruz kaldığı acıları görünür kılmayı ve onlara yönelik tutumları sorgulatmayı amaçlıyor. Tarihin seçiminde yine Gandi’nin doğum günü etkili. Bu, Birleşmiş Milletlerin ilan ettiği bir gün değil; hayvan hakları hareketi içinde doğmuş uluslararası bir anma ve farkındalık girişimi.
İMALAT GÜNÜ: FABRİKALARIN KAPISI GENÇLERE AÇILIYOR
Kocaeli okuru için dikkat çekici başlıklardan biri de İmalat Günü — Manufacturing Day. ABD’de Manufacturing Institute öncülüğünde yürütülen girişim, ekimin ilk cuması düzenleniyor; 2026’daki tarihi 2 Ekim. Fabrikalar ve eğitim kurumları, öğrencileri, öğretmenleri ve aileleri üretim süreçleriyle tanıştırıyor. Fabrika gezileri, uygulamalı çalışmalar ve meslek buluşmalarıyla gençlere sanayideki çalışma alanları anlatılıyor. ABD kaynaklı bugünün Kocaeli açısından düşündürdüğü soru da tanıdık: Gençler, çevrelerindeki fabrikaları ve o fabrikaların içindeki meslekleri ne kadar tanıyor?
ÇOCUKLAR İÇİN MÜZİK GÜNÜ: BİR ENSTRÜMANLA TANIŞMANIN TAM ZAMANI
Çocuklar İçin Müzik Günü — Kids Music Day, çocukların eğitiminde müziğe daha fazla yer açılması için düzenlenen bir sivil toplum girişimi. Keep Music Alive’ın öncülüğündeki gün, her yıl ekimin ilk cuması kutlanıyor; bu yıl 2 Ekim’de 11’incisi gerçekleştiriliyor. Katılımcı kurumlar öğrenci konserleri, enstrüman tanıtımları, ücretsiz başlangıç dersleri ve enstrüman bağışı çalışmaları düzenliyor. Amaç, çocukları yalnızca müzik dinleyen değil, müziğe katılan bireyler olarak da düşünmek; bir çalgıya dokunmalarını, sesini denemelerini ve kendi ilgilerini keşfetmelerini sağlamak.
ENDONEZYA’DA BATİK GÜNÜ: BİR KUMAŞTAN FAZLASI
Endonezya’da 2 Ekim, Ulusal Batik Günü. Kumaşın belirli bölümlerini mumla kapatarak boyaya karşı koruma esasına dayanan batik sanatı, desenleri ve üretim geleneğiyle ülkenin önemli kültürel simgelerinden biri. Tarih, Endonezya batiğinin 2 Ekim 2009’da UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne alınmasını hatırlatıyor. Batik kıyafetlerin giyildiği, ustaların ve geleneksel desenlerin öne çıkarıldığı günün meselesi yalnızca moda değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir el sanatını yaşatmak.
GİNE’NİN BAĞIMSIZLIK GÜNÜ: SÖMÜRGE YÖNETİMİNDEN AYRILIŞIN YILDÖNÜMÜ
Batı Afrika ülkesi Gine, 2 Ekim’de bağımsızlık gününü kutluyor. 1958’deki referandumun ardından Fransa’dan bağımsızlığını kazanan ülke için bu tarih, sömürge yönetiminden ayrılışın yıldönümü. Türkiye Dışişleri Bakanlığının ulusal günler takviminde de Gine’nin millî günü 2 Ekim olarak yer alıyor.
2 EKİM’İN TUHAF GÜNLERİ
ARABANA İSİM KOYMA GÜNÜ: SİZİNKİNİN ADI NE?
“Sarı Kız”, “Kara Şimşek”, “Emektar”… Otomobiline bir isimle seslenenlerin de takvimde bir günü var. 2 Ekim, ABD merkezli özel gün takvimlerinde Arabana İsim Koyma Günü olarak geçiyor. Resmî bir bayram değil; insanların araçlarıyla kurduğu bağı eğlenceli bir alışkanlığa dönüştüren günlerden biri. Üstelik yalnızca takvim sitelerinde kalmış bir fikir de değil: Volkswagen, 2 Ekim 2023’te bu gün vesilesiyle Britanyalı sürücülerin otomobillerine isim verme alışkanlığına ilişkin bir araştırma yayımlamıştı. Arabanın ruhsatında marka ve model yazabilir; sahibinin dilindeki adı bambaşka olabilir.
PHILEAS FOGG’UN BAHİS GÜNÜ: DÜNYAYI SEKSEN GÜNDE DOLAŞABİLİR MİSİNİZ?
Jules Verne’in Seksen Günde Devriâlem romanının kahramanı Phileas Fogg, dünyayı seksen günde dolaşabileceğine ilişkin 20 bin sterlinlik bahse 2 Ekim 1872’de girer. Romanın macerasını başlatan bu tarih, bazı eğlenceli gün takvimlerinde Phileas Fogg’un Bahis Günü olarak anılıyor. Burada kutlanan, gerçek bir seyyahın yolculuğu değil, bir romanın içindeki olay. Yine de edebiyatın takvime bıraktığı hoş izlerden biri: Büyük bir maceranın başlangıcı, bazen “Yapamazsın” diyen birine verilen cevap oluyor.
EKOSE GÜNÜ: BUGÜN KARELİ GÖMLEĞİNİZİ ÇIKARABİLİRSİNİZ
Dolabınızdaki ekose gömleğin de kutlanacak bir günü var: Plaidurday, yani Ekose Günü. ABD’nin Michigan eyaletinde ortaya çıkan ve ilk kez 2011’de kutlanan günün hikâyesinde, sürekli ekose giydiği için iş arkadaşlarının takıldığı bir kişinin fikri bulunuyor. Ekimin ilk cumasına denk gelen kutlama, 2026’da 2 Ekim’de. Katılımcılar ekose kıyafetlerle fotoğraf çektiriyor; günün önerileri arasında ihtiyaç sahipleri için giysi bağışı yapmak da var. Kısacası mesele yalnızca kareli bir gömlek giymek değil, o gömlek üzerinden küçük bir neşe ve dayanışma yaratmak.
ODYOFİL GÜNÜ: ŞARKI AYNI, DUYDUĞUNUZ SES AYNI MI?
Bir şarkının yalnızca kendisiyle değil, nasıl duyulduğuyla da ilgilenenlerin günü. Her yıl 2 Ekim’de anılan Odyofil Günü, ses kalitesine, kayıt ayrıntılarına ve müzik dinleme sistemlerine merak duyanları buluşturuyor. Odyofil, müziği mümkün olduğunca yüksek sesle dinleyen kişi demek değil; sesin niteliğine ve kaydın ayrıntılarına özel ilgi duyan dinleyici anlamında kullanılıyor. Aynı parçayı farklı kulaklıklarda karşılaştıran, kayıttaki küçük bir ayrıntıyı yakalamaktan keyif alan birini tanıyorsanız, bu gayriresmî gün tam ona göre.
2 EKİM’DE NELER OLDU?
1187 – SELAHADDİN EYYUBİ KUDÜS’Ü ALDI: 88 YILLIK HAÇLI HÂKİMİYETİ SONA ERDİ
2 Ekim 1187’de Selahaddin Eyyubi, kuşatmanın ardından anlaşmayla teslim aldığı Kudüs’e girdi. Böylece Birinci Haçlı Seferi sırasında 1099’da ele geçirilen şehirdeki 88 yıllık Haçlı hâkimiyeti sona erdi. Kudüs’e uzanan yol, aynı yıl temmuz ayında Hıttin Savaşı’nda Haçlı ordusunun yenilgiye uğratılmasıyla açılmıştı. Bölgedeki birçok şehir ve kaleyi alan Selahaddin’in ordusu, 20 Eylül’de Kudüs’ü kuşatmış; savunmanın zayıflaması üzerine şehrin savunmasını yöneten Balian, teslim koşullarını görüşmek zorunda kalmıştı.
Şehir, bu kez 1099’daki gibi bir toplu katliama sahne olmadı. Teslim anlaşması, Latin Hristiyanların fidye ödeyerek Kudüs’ten ayrılmasını öngörüyordu. Fidyesiz serbest bırakılanlar da oldu; ancak ödeme yapamayanların bir bölümü köleleştirildi. Ortodoks Hristiyanların şehirde kalmasına, Yahudilerin ise yeniden yerleşmesine izin verildi. Kudüs’ün el değiştirmesi, Üçüncü Haçlı Seferi’nin düzenlenmesinin başlıca nedenlerinden biri oldu. İngiltere, Fransa ve Alman hükümdarlarının katıldığı bu seferde Haçlılar bazı kıyı şehirlerini geri alsa da Kudüs, Selahaddin’in yönetiminde kaldı.
1552 – KORKUNÇ İVAN KAZAN’I ALDI: KAZAN HANLIĞI SONA ERDİ
2 Ekim 1552’de IV. İvan, bilinen adıyla Korkunç İvan komutasındaki Rus ordusu, haftalar süren kuşatmanın ardından Kazan’ı ele geçirdi. Böylece Altın Orda’nın parçalanmasının ardından ortaya çıkan Türk-Tatar devletlerinden Kazan Hanlığı sona erdi. Şehrin düşüşü yalnızca bir askerî zafer değildi; Moskova’nın Orta Volga üzerindeki egemenliğini güçlendirdi ve Rus devletinin doğuya doğru genişlemesinde önemli bir dönüm noktası oldu. 1556’da Astrahan Hanlığı’nın da ele geçirilmesiyle Rusya, Volga hattının büyük bölümünü denetimi altına aldı.
Kazan’ın alınması sırasında şehirde ağır çatışmalar yaşandı; çok sayıda insan öldürüldü ve Tatar yerleşimleriyle camilerin büyük bölümü tahrip edildi. Fetihten sonra Kazan Tatarları, Rus yönetimi altında yaşayan en büyük Müslüman topluluklardan biri haline geldi. Bu nedenle 2 Ekim 1552, hem Rusya’nın imparatorluk ölçeğinde genişlemesinin hem de Volga Tatarlarının tarihinin başlıca kırılma noktalarından biri kabul ediliyor.
1608 – TELESKOBUN TARİHİNE GEÇEN BAŞVURU: UZAĞI YAKINA GETİREN AYGIT
2 Ekim 1608’de Hollandalı gözlük ustası Hans Lippershey, uzaktaki nesneleri yakındaymış gibi gösteren bir optik aygıt için patent başvurusunda bulundu. Bu başvuru, teleskop tarihindeki bilinen en eski resmî kayıtlardan biri kabul ediliyor. Lippershey’nin aygıtı, bir tüpün iki ucuna yerleştirilen dışbükey ve içbükey merceklerle çalışıyor ve görüntüyü yaklaşık üç kat büyütüyordu.
Ancak Lippershey’ye patent verilmedi; aynı dönemde benzer aygıtlar üzerinde çalışan başka ustalar da vardı. Yine de onun 2 Ekim 1608 tarihli başvurusu, modern teleskobun tarihindeki temel dönüm noktalarından biri oldu. Bir yıl sonra Galileo Galilei, bu fikri geliştirerek teleskobu gökyüzüne çevirdi ve astronomide yeni bir çağ başlattı.
1836 – DARWIN’IN DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK YOLCULUĞU SONA ERDİ
2 Ekim 1836’da Charles Darwin’i taşıyan HMS Beagle, yaklaşık beş yıl süren dünya yolculuğunun ardından İngiltere’nin Falmouth limanına ulaştı. 27 Aralık 1831’de başlayan sefer boyunca Darwin; Güney Amerika kıyılarından Galapagos Adaları’na, Tahiti’den Yeni Zelanda ve Avustralya’ya, Hint Okyanusu’ndan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada bitkiler, hayvanlar, fosiller ve kayaçlar topladı; ayrıntılı gözlemler yaptı.
Bu yolculuğun Darwin’in bilimsel düşüncesi üzerindeki etkisi çok büyüktü; ancak sıkça anlatıldığı gibi evrim teorisini Galapagos’ta bir anda “keşfetmedi.” Yolculuk sırasında topladığı örnekler ve tuttuğu notlar, İngiltere’ye döndükten sonra başka bilim insanlarının incelemeleriyle birlikte düşüncelerinin olgunlaşmasına zemin hazırladı. Darwin, doğal seçilim fikrini sonraki yıllarda geliştirdi ve 1859’da yayımlanan Türlerin Kökeni ile biyoloji tarihinin en etkili çalışmalarından birine imza attı.
1870 – ROMA’NIN İTALYA’YA KATILMASI HALK OYLAMASIYLA ONAYLANDI
2 Ekim 1870’te Roma ve çevresinin İtalya Krallığı’na katılması için yapılan halk oylamasında büyük çoğunluk “evet” dedi. İtalyan birlikleri, Papalık Devleti’nin son büyük toprağı olan Roma’ya 20 Eylül’de Porta Pia’dan girmişti. 2 Ekim’deki plebisitin sonucu 9 Ekim tarihli kraliyet kararnamesiyle onaylandı ve Roma ile çevresindeki topraklar resmen İtalya Krallığı’na katıldı. Böylece 19. yüzyıl boyunca süren İtalya’nın siyasi birliğinin kurulması süreci büyük ölçüde tamamlandı.
Ancak Roma 2 Ekim 1870’te başkent olmadı. Hükümet merkezinin Floransa’dan Roma’ya taşınmasını öngören yasa 3 Şubat 1871’de kabul edildi ve Roma 1871’de İtalya’nın başkenti oldu.
1893 – BİR KASIRGA KASABANIN YARISINDAN FAZLASINI YOK ETTİ
2 Ekim 1893’te ABD’nin Louisiana kıyılarını vuran Chenière Caminada Kasırgası, Amerikan tarihinin en ölümcül doğal afetlerinden birine dönüştü. Saatte 200 kilometreyi aşan rüzgârlarla karaya ulaşan kasırganın oluşturduğu yaklaşık 5,5 metrelik fırtına dalgası, Chenière Caminada balıkçı yerleşimini neredeyse tamamen yok etti. Kasabada yaşayanların yarısından fazlası hayatını kaybederken, kasırganın toplam bilançosunun yaklaşık 2 bin ölü olduğu tahmin ediliyor.
1895 – TRABZON’DA İKİ OSMANLI PAŞASI SİLAHLI SALDIRIDA YARALANDI
2 Ekim 1895’te Trabzon’da eski Van Valisi Bahri Paşa ile Trabzon’daki askerî komutan Hamdi Paşa, iki Ermeni saldırganın açtığı ateş sonucu yaralandı. Olay, Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni reformları tartışmalarının ve toplumsal gerilimin yükseldiği bir dönemde meydana geldi. Dönemin Osmanlı ve yabancı diplomatik kayıtlarında saldırı, Trabzon’daki sonraki olayların başlangıç noktalarından biri olarak yer aldı.
Trabzon’daki asıl büyük çaplı şiddet 8 Ekim 1895’te patlak verdi; Ermeni mahalleleri ve işyerleri saldırıya uğradı ve çok sayıda Ermeni hayatını kaybetti. Olaylar, 1894-1896 arasında Osmanlı Ermenilerine yönelik geniş çaplı şiddetin yaşandığı ve tarih yazımında genellikle Hamidiye Katliamları olarak anılan dönemin parçasıydı.
1919 – ABD BAŞKANI WOODROW WILSON AĞIR BİR İNME GEÇİRDİ
2 Ekim 1919’da ABD Başkanı Woodrow Wilson ağır bir inme geçirerek kısmen felç kaldı. Wilson, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından hazırlanan Versailles Antlaşması ve kurulmasını savunduğu Milletler Cemiyeti için ülke çapında destek toplamaya çalışırken sağlığı bozulmuştu. Geçirdiği inme, görev süresinin geri kalanında çalışma kapasitesini ciddi biçimde sınırladı.
Wilson’ın durumunun ağırlığı uzun süre kamuoyundan gizlendi. Eşi Edith Wilson, doktoru ve özel kalemi başkana erişimi sınırlandırdı; Edith Wilson, devlet evraklarını inceleyerek hangilerinin başkana ulaştırılacağına karar verdi. Başkan Yardımcısı Thomas Marshall ise Wilson’ın yetkilerini devralmadı. O dönemde başkanın görevini yapamayacak durumda olması halinde yetkilerin nasıl geçici olarak devredileceğini bugünkü açıklığıyla düzenleyen bir sistem bulunmuyordu. Wilson vakası, ABD’de başkanlık makamının geçici olarak iş göremez hale gelmesi sorununa ilişkin en önemli tarihsel örneklerden biri oldu; konu daha sonra 1967’de yürürlüğe giren 25. Anayasa Değişikliği ile açık kurallara bağlandı.
1924 – MİLLETLER CEMİYETİ SAVAŞI ÖNLEMEK İÇİN CENEVRE PROTOKOLÜ’NÜ KABUL ETTİ
2 Ekim 1924’te Milletler Cemiyeti Genel Kurulu, devletler arasındaki anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesini amaçlayan Cenevre Protokolü’nü kabul etti. Resmî adıyla Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçı Çözümüne İlişkin Protokol, ülkeler arasındaki anlaşmazlıklarda zorunlu tahkim ve uluslararası yargı mekanizmalarını güçlendirmeyi, saldırgan devleti belirlemeyi ve silahsızlanmayı teşvik etmeyi hedefliyordu. Protokol, saldırı savaşını uluslararası toplum düzenine karşı bir suç olarak tanımlaması bakımından da dönemine göre dikkat çekici bir girişimdi.
Milletler Cemiyeti’nin 47 üyesi öneriyi Genel Kurul’da kabul etti ancak bu, 47 ülkenin protokolü imzaladığı anlamına gelmiyordu. Metin imzaya açıldıktan sonra 19 devlet tarafından imzalandı. İngiltere’nin daha sonra protokolü onaylamaması başta olmak üzere gerekli destek sağlanamayınca anlaşma yürürlüğe giremedi. Buna rağmen Cenevre Protokolü, iki dünya savaşı arasındaki dönemde savaşı hukuk yoluyla önleme ve kolektif güvenlik sistemi kurma çabalarının önemli örneklerinden biri olarak kaldı.
1925 – TELEVİZYONDA İLK KEZ TANINABİLİR BİR İNSAN YÜZÜ GÖRÜLDÜ
2 Ekim 1925’te İskoç mucit John Logie Baird, Londra’daki laboratuvarında hareketli görüntüyü ton farklılıklarıyla aktarmayı başardı ve televizyon tarihinin en önemli eşiklerinden biri aşıldı. Baird önce “Stooky Bill” adını verdiği vantrilok kuklasının görüntüsünü aktardı; ardından binada çalışan 20 yaşındaki William Taynton’ı cihazın karşısına oturttu. Böylece ekranda ilk kez tanınabilir bir insan yüzü belirdi. Baird, sistemi birkaç ay sonra, 26 Ocak 1926’da Royal Institution üyelerine göstererek televizyonun ilk resmî gösterilerinden birini gerçekleştirdi.
1928 – OPUS DEI MADRİD’DE KURULDU: YILLAR SONRA “DA VINCI ŞİFRESİ”YLE GÜNDEME GELECEKTİ
2 Ekim 1928’de İspanyol rahip Josemaría Escrivá, Madrid’de Opus Dei’yi kurdu. Katoliklerin yalnızca kilise yaşamında değil, gündelik işleri, aileleri ve sosyal hayatları içinde de dinsel bir yaşam sürdürebileceği düşüncesini temel alan Opus Dei, zamanla dünyanın birçok ülkesinde faaliyet gösteren etkili bir Katolik yapılanmasına dönüştü. Gizlilik ve elitizm eleştirileriyle de tartışılan kuruluş, özellikle Dan Brown’ın 2003 tarihli “Da Vinci Şifresi” romanında karanlık ve gizemli bir örgüt olarak tasvir edilmesinin ardından çok daha geniş kitlelerin dikkatini çekti; Opus Dei ise romandaki anlatımın gerçek yapıyla ilgisi olmadığını açıkladı.
1935 – MUSSOLİNİ ETİYOPYA İŞGALİNİ İLAN ETTİ
2 Ekim 1935’te İtalya’nın faşist lideri Benito Mussolini, Roma’da yaptığı konuşmayla Etiyopya’ya karşı savaşın başlayacağını duyurdu; İtalyan birlikleri ertesi gün sınırı geçerek işgali başlattı. Afrika’da sömürgeleştirilmeden kalmış az sayıdaki bağımsız devletten biri olan Etiyopya’ya yönelik saldırıda İtalya uçaklar, ağır silahlar ve zehirli gaz da kullandı. Milletler Cemiyeti İtalya’yı saldırgan ilan ederek yaptırım uyguladı ancak işgali durduramadı; Addis Ababa Mayıs 1936’da düştü. Etiyopya savaşı, Milletler Cemiyeti’nin saldırgan devletleri engellemekteki yetersizliğini ortaya koyarken Mussolini İtalya’sını Nazi Almanyası’na yaklaştıran gelişmelerden biri oldu.
1937 – “MAYDANOZ KATLİAMI” BAŞLADI: BİNLERCE HAİTİLİ ÖLDÜRÜLDÜ
2 Ekim 1937’de Dominik Cumhuriyeti diktatörü Rafael Trujillo’nun emriyle Haiti kökenli insanlara yönelik birkaç gün sürecek kitlesel katliam başladı. “Maydanoz Katliamı” olarak bilinen olaylarda Dominik ordusu ve güvenlik güçleri sınır bölgesindeki Haitilileri hedef aldı; ölü sayısına ilişkin tahminler değişmekle birlikte araştırmalarda en sık 10 bin ile 20 bin arasında insanın öldürüldüğü belirtiliyor. Olayın “maydanoz” adıyla anılmasının nedeni, askerlerin kimi zaman insanların Haiti kökenli olup olmadığını anlamak için İspanyolca “perejil” yani maydanoz kelimesini telaffuz ettirdiklerine ilişkin anlatılar.
1941 – NAZİ ALMANYASI MOSKOVA’YI ELE GEÇİRMEK İÇİN TAYFUN HAREKÂTI’NI BAŞLATTI
2 Ekim 1941’de Nazi Almanyası, Sovyetler Birliği’nin başkenti Moskova’yı ele geçirmek amacıyla “Tayfun Harekâtı”nı başlattı. Haziranda başlayan Barbarossa Harekâtı’nın en kritik safhalarından biri olan saldırıda Alman birlikleri ilk günlerde hızla ilerledi; ancak Sovyet direnişi, sonbahar çamuru, ikmal sorunları ve ardından gelen sert kış ilerleyişi yavaşlattı. Alman kuvvetleri Moskova’nın çok yakınına kadar ulaşsa da şehri alamadı; Sovyet ordusunun aralık ayında başlattığı karşı taarruzla geri çekilmek zorunda kaldı. Moskova Muharebesi, Hitler’in Sovyetler Birliği’ni kısa sürede yenilgiye uğratma planının boşa çıktığını gösteren savaşın en önemli kırılma noktalarından biri oldu.
1944 – 63 GÜNLÜK VARŞOVA AYAKLANMASI SONA ERDİ
2 Ekim 1944’te Polonya direnişinin Nazi işgaline karşı başlattığı Varşova Ayaklanması, 63 günlük çatışmanın ardından sona erdi. Polonya İç Ordusu, Sovyet birlikleri şehre yaklaşırken Varşova’yı Almanlardan kurtarmak amacıyla 1 Ağustos’ta ayaklanmıştı. Ancak beklenen dış destek gelmeyince direniş bastırıldı. Yaklaşık 180 bin kişinin hayatını kaybettiği, 11 binden fazla direnişçinin esir düştüğü ayaklanmanın ardından Alman birlikleri Varşova’nın büyük bölümünü sistemli biçimde yıktı.
1950 – CHARLIE BROWN’IN DÜNYASI DOĞDU: PEANUTS İLK KEZ YAYIMLANDI
2 Ekim 1950’de Charles M. Schulz’un efsanevi bant karikatürü Peanuts, ABD’de yedi gazetede ilk kez yayımlandı. İlk bantta Charlie Brown, Shermy ve Patty vardı; bugün serinin en ünlü karakteri olan Snoopy ise iki gün sonra, 4 Ekim’de okur karşısına çıktı. Schulz’un yaklaşık 50 yıl boyunca bizzat çizdiği Peanuts, zamanla 75 ülkede 2 bin 600’e yakın gazetede yayımlanan küresel bir fenomene dönüştü; Charlie Brown, Snoopy, Lucy ve Linus gibi karakterler televizyon yapımlarından oyuncaklara kadar popüler kültürün kalıcı simgeleri arasına girdi.
1954 – ADNAN MENDERES BATI ALMANYA’YA GİTTİ
2 Ekim 1954’te Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ve geniş bir ekonomi heyetiyle Batı Almanya’ya bir haftalık resmî ziyaret için Türkiye’den ayrıldı. Münih’te başlayan görüşmelerde Türkiye’nin sanayileşmesi için kredi, sermaye ve makine ihtiyacı başlıca gündem maddeleri arasındaydı. Ziyaret sonunda Batı Almanya Türkiye’nin kredi taleplerine olumlu yaklaşırken, iki ülke ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konusunda anlaştı. Bu gezi, savaş sonrası dönemde gelişmeye başlayan Türkiye-Batı Almanya ilişkilerinin erken ve önemli üst düzey temaslarından biri oldu.
1957 – ODTÜ’NÜN KAMPÜSÜ İÇİN İLK KAZMA VURULDU
2 Ekim 1957’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin Ankara’daki yeni kampüsü için sembolik temel kazma töreni yapıldı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar ve Ankara’daki çok sayıda yabancı diplomatın katıldığı törende Bayar bir iş makinesinin başına geçerek ilk kazıyı yaptı. ODTÜ aslında 15 Kasım 1956’da eğitime başlamış, ilk yıllarında Kızılay’daki bir bina ile TBMM arkasındaki barakalarda faaliyet göstermişti. 2 Ekim’deki tören, ileride Türkiye’nin en önemli üniversite kampüslerinden birine dönüşecek yapının ilk adımlarından biri oldu; ancak kampüs inşaatının ciddi biçimde ilerlemesi 1960’ların başını bulacaktı.
1958 – GİNE FRANSA’DAN BAĞIMSIZLIĞINI İLAN ETTİ
2 Ekim 1958’de Batı Afrika ülkesi Gine, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. Gine, Charles de Gaulle’ün önerdiği yeni Fransız Topluluğu içinde kalmayı reddeden tek Fransız Afrika kolonisi olmuştu. 28 Eylül’de yapılan referandumda seçmenlerin büyük çoğunluğu “hayır” deyince, Gine Ulusal Meclisi 2 Ekim’de bağımsız cumhuriyeti ilan etti; ülkenin ilk lideri Ahmed Sékou Touré oldu. Bu karar, Fransız sömürge sisteminin Afrika’daki çözülüşünde önemli bir dönüm noktasıydı.
1959 – “THE TWILIGHT ZONE – ALACAKARANLIK KUŞAĞI” İLK KEZ EKRANA GELDİ
2 Ekim 1959’da Rod Serling’in yarattığı bilimkurgu, fantastik ve gerilim dizisi The Twilight Zone, Türkiye’de bilinen adıyla Alacakaranlık Kuşağı, CBS televizyonunda ilk kez yayımlandı. İlk bölüm Where Is Everybody? adını taşıyordu. Beş sezon ve 156 bölüm süren dizi; uzaylılardan zaman yolculuğuna, nükleer korkudan yalnızlığa kadar birçok konuyu işlerken aslında önyargı, iktidar, savaş ve insan doğası üzerine hikâyeler anlatıyordu. Beklenmedik finalleriyle televizyon anlatısını derinden etkileyen yapım öylesine kalıcı oldu ki bugün hâlâ “Twilight Zone’da gibiyiz” sözü tuhaf ve gerçeküstü durumları tarif etmek için kullanılıyor.
1967 – ABD YÜKSEK MAHKEMESİ’NİN İLK SİYAH YARGICI GÖREVE BAŞLADI
2 Ekim 1967’de Thurgood Marshall, ABD Yüksek Mahkemesi yargıcı olarak yemin etti ve mahkemenin tarihindeki ilk siyah yargıç oldu. Marshall bu göreve gelmeden önce ırk ayrımcılığına karşı yürütülen hukuk mücadelesinin önde gelen isimlerindendi; özellikle devlet okullarındaki ırk ayrımını anayasaya aykırı bulan 1954 tarihli Brown v. Board of Education davasında baş avukat olarak görev yapmıştı. Yüksek Mahkeme’de 1991’e kadar görev yaptı.
1968 – MEKSİKA OLİMPİYATLARI’NDAN 10 GÜN ÖNCE ÖĞRENCİLERİN ÜZERİNE ATEŞ AÇILDI
2 Ekim 1968’de Meksiko’daki Üç Kültür Meydanı’nda toplanan öğrencilere güvenlik güçlerinin ateş açmasıyla tarihe “Tlatelolco Katliamı” olarak geçen olay yaşandı. Üstelik katliam, Meksiko Olimpiyatları’nın açılışından yalnızca 10 gün önce gerçekleşti. Ölü sayısı bugün bile kesin değil: Dönemin resmî kayıtlarında 23 sivilin öldüğü belirtilirken öğrenci hareketi yaklaşık 150, Meksika Ulusal İnsan Hakları Komisyonu ise 300’den fazla kişinin öldürüldüğünü bildiriyor. Yüzlerce kişi yaralandı veya gözaltına alındı. Tlatelolco, 1968’de dünyanın birçok ülkesine yayılan öğrenci hareketlerinin en kanlı olaylarından biri olarak tarihe geçti.
1970 – ANKARA’DAKİ CENTO BİNASINA BOMBA ATILDI
2 Ekim 1970’te Ankara’da, Soğuk Savaş döneminin önemli askerî ittifaklarından Merkezi Antlaşma Teşkilatı’nın (CENTO) genel merkez binasına bomba atıldı. Türkiye, İran, Pakistan ve İngiltere’nin yer aldığı CENTO’nun merkezi 1959’dan itibaren Ankara’daydı. TBMM’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 Yılı kronolojisi saldırıyı 2 Ekim tarihine kaydederken, ertesi gün Ankara ve İzmir’de Amerikalılara ait bazı binalarla CENTO’ya yönelik yeni patlayıcı saldırıları da yaşandığını belirtiyor. Olaylar, Türkiye’de siyasal şiddetin giderek arttığı ve ülkenin 12 Mart 1971’e doğru ilerlediği gergin dönemin işaretlerinden biriydi.
1971 – “SOUL TRAIN” ULUSAL YAYINA BAŞLADI
2 Ekim 1971’de Amerikan müzik ve dans programı Soul Train ülke çapında yayımlanmaya başladı. Don Cornelius’un hazırlayıp sunduğu program, siyah müzisyenlere ve dansçılara televizyon ekranında daha önce görülmemiş ölçüde yer açtı; ilk ulusal bölümde Gladys Knight & the Pips, Eddie Kendricks ve The Honey Cone gibi isimler sahne aldı. Yaklaşık 35 yıl süren Soul Train, yalnızca bir müzik programı değil, soul, funk, R&B, hip-hop, moda ve dans kültürünün dünyaya yayıldığı en etkili televizyon platformlarından biri haline geldi.
1974 – CEMAL MADANOĞLU VE ARKADAŞLARI “CUNTA DAVASI”NDA BERAAT ETTİ
2 Ekim 1974’te, 27 Mayıs 1960 darbesinin önde gelen isimlerinden emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu ile aralarında Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk ve İlhami Soysal’ın da bulunduğu sanıklar, kamuoyunda “Madanoğlu Cuntası Davası” olarak bilinen yargılamada beraat etti. Sanıklar, 12 Mart 1971 Muhtırası öncesinde, 9 Mart 1971’de askerî müdahaleyle mevcut yönetimi değiştirmeye yönelik bir yapılanma içinde oldukları iddiasıyla yargılanmışlardı. Yaklaşık üç yıl süren dava, 12 Mart döneminin en çok konuşulan siyasi davalarından biri olarak Türk siyasi tarihine geçti.
1975 – ABD KONGRESİ TÜRKİYE’YE SİLAH AMBARGOSUNU GEVŞETTİ
2 Ekim 1975’te ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun kısmen kaldırılmasını 176’ya karşı 237 oyla kabul etti. ABD Kongresi, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında Amerikan silahlarını kullanması nedeniyle Şubat 1975’te askerî sevkiyatları durdurmuş; Türkiye de buna karşılık ülkedeki Amerikan askerî tesislerinin faaliyetlerini kısıtlamıştı. 2 Ekim’de Meclisten geçen düzenleme ertesi gün Senato tarafından da kabul edildi ve Başkan Gerald Ford’un 6 Ekim’de imzalamasıyla yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye’nin daha önce parasını ödediği bazı silahların tesliminin ve belirli askerî satışların önü yeniden açıldı; ambargonun tamamen kaldırılması ise 1978’i buldu.
1980 – DİSK AVUKATI AHMET HİLMİ VEZİROĞLU GÖZALTINDAYKEN HAYATINI KAYBETTİ
2 Ekim 1980’de DİSK Bursa Bölge Temsilciliği avukatı Ahmet Hilmi Veziroğlu, gözaltında tutulduğu Bursa Emniyet Müdürlüğü binasında hayatını kaybetti. Bursa Emniyet Müdürlüğü, Veziroğlu’nun binadan atlayarak intihar ettiğini açıkladı; DİSK ise yıllar boyunca bu açıklamaya karşı çıkarak Veziroğlu’nun gözaltında öldürüldüğünü savundu. Olay, 12 Eylül 1980 askerî darbesinden yalnızca 20 gün sonra, sendika yöneticileri ve çalışanlarına yönelik yaygın gözaltıların sürdüğü dönemde yaşandı.
1984 – 12 EYLÜL’DEN SONRA TÜRKİYE’DE İLK GREV BAŞLADI
2 Ekim 1984’te İstanbul Tuzla’daki Yıldırım ve Desan tersanelerinde işçiler greve çıktı; böylece 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra Türkiye’de ilk kez yasal bir grev uygulandı. Darbenin ardından grevler yasaklanmış, toplu pazarlık sistemi büyük ölçüde askıya alınmıştı. Türk-İş’e bağlı Dok Gemi-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu iki tersanedeki grev, yaklaşık dört yıllık aranın ardından grev hakkının yeniden fiilen kullanılmaya başlanması açısından Türkiye sendikacılık tarihinin önemli dönüm noktalarından biri oldu.
1989 – TRT 3 VE GAP TV YAYIN HAYATINA BAŞLADI
2 Ekim 1989’da TRT 3 ve GAP TV yayın hayatına başladı; böylece Türkiye’de devlet televizyonunun kanal sayısı arttı. TRT 3 daha çok spor, müzik ve gençlik programlarıyla tanınırken, TRT GAP Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki illere yönelik eğitim, kültür ve bölgesel kalkınma ağırlıklı yayınlar yaptı. TRT GAP, uzun yıllar TRT 3’ün yayın saatleri içinde bölgesel programlar sunarken TRT 3 özellikle spor yayınlarıyla geniş bir izleyici kitlesinin hafızasında yer etti.
1990 – KAÇIRILAN YOLCU UÇAĞI PİSTTE İKİ UÇAĞA ÇARPTI: 128 KİŞİ ÖLDÜ
2 Ekim 1990’da Çin’de kaçırılan Xiamen Airlines’a ait Boeing 737, Guangzhou Baiyun Havalimanı’na inişi sırasında kontrolden çıkarak pistteki iki uçağa çarptı. Önce park halindeki bir Boeing 707’ye, ardından kalkış için bekleyen Boeing 757’ye çarpan uçak parçalandı; kazada toplam 128 kişi hayatını kaybetti, 53 kişi yaralandı. Olay, 11 Eylül 2001 saldırılarına kadar bir uçak kaçırma olayının yol açtığı en fazla can kaybı olarak da kayıtlara geçti.
1992 – ABD UÇAK GEMİSİNDEN ATILAN FÜZELER TÜRK MUHRİBİ MUAVENET’İ VURDU
2 Ekim 1992 gecesi Ege Denizi’nde düzenlenen NATO tatbikatı sırasında, ABD uçak gemisi USS Saratoga’dan ateşlenen iki Sea Sparrow füzesi Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Muavenet muhribine isabet etti. Füzelerden biri geminin köprüüstünü vurdu; gemi komutanı Kurmay Albay Kudret Güngör’ün de aralarında bulunduğu 5 Türk denizci şehit oldu, 12 personel yaralandı. Olay sırasında gerçek mühimmatla atış planlanmadığı, füzelerin yaklaşık üç deniz mili uzaklıktaki Muavenet’e ateşlendiği TBMM’de yapılan resmî açıklamada da kayda geçti. ABD tarafındaki soruşturmalarda olayın kasıt değil, eğitim ve komuta zincirindeki ciddi insan hatalarından kaynaklandığı sonucuna varıldı.
1996 – UNUTULAN BANT 70 KİŞİNİN ÖLÜMÜNE YOL AÇTI
2 Ekim 1996’da Aeroperú’nun 603 sefer sayılı Boeing 757 uçağı, Lima’dan Santiago’ya gitmek üzere havalandıktan kısa süre sonra Büyük Okyanus’a düştü; uçaktaki 70 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Soruşturma, kazanın çarpıcı nedenini ortaya çıkardı: Uçağın bakım ve temizliği sırasında dış gövdedeki statik basınç portlarının üzerine yapıştırılan bantlar uçuş öncesinde çıkarılmamıştı. Bu nedenle pilotların hız ve irtifa göstergeleri yanlış bilgiler vermeye, kokpitte birbiriyle çelişen alarmlar çalmaya başladı. Gece karanlığında deniz üzerinde gerçek yüksekliğini belirleyemeyen mürettebat uçağı kurtaramadı. Peru Ulaştırma Bakanlığının resmî kaza soruşturması da olayın bakım hatasından kaynaklandığını belirledi.
1997 – AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YAPISINI DEĞİŞTİREN AMSTERDAM ANTLAŞMASI İMZALANDI
2 Ekim 1997’de Avrupa Birliği’nin 15 üyesi Amsterdam Antlaşması’nı imzaladı. Anlaşma, Avrupa Parlamentosu’nun karar alma süreçlerindeki yetkilerini genişletti; serbest dolaşım, göç, adalet ve temel haklar gibi alanlarda AB’nin ortak politikalarını güçlendirdi. Üye ülkelerin onay süreçlerinin ardından 1 Mayıs 1999’da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması, özellikle Avrupa Birliği’nin ileride yeni üyeler kabul edeceği genişleme sürecine hazırlanmasında önemli adımlardan biri oldu.
2001 – SWISSAIR’İN UÇAKLARI YAKIT ALACAK PARA BULUNAMAYINCA YERDE KALDI
2 Ekim 2001’de İsviçre’nin simge şirketlerinden Swissair, günlük faaliyetlerini sürdürecek parayı bulamayınca uçuşlarını durdurdu ve binlerce yolcu havalimanlarında mahsur kaldı. Bir dönem dünyanın en saygın hava yolu şirketlerinden biri olan Swissair, zarar eden yabancı hava yolu şirketlerini satın almaya dayalı agresif büyüme stratejisi nedeniyle milyarlarca frank borca girmişti. 11 Eylül saldırılarının ardından hava trafiğinin sert biçimde düşmesi krizi hızlandırdı ve 2 Ekim’de şirket, uçaklarına yakıt alacak nakdi dahi bulamaz hale geldi. İsviçre tarihine “Swissair Grounding” olarak geçen olay, ülkenin en büyük şirket çöküşlerinden birinin simgesi oldu.
2002 – WASHINGTON’I ÜÇ HAFTA BOYUNCA KORKUTAN KESKİN NİŞANCI SALDIRILARI BAŞLADI
2 Ekim 2002’de ABD’nin Washington çevresinde başlayan rastgele silahlı saldırılar, üç hafta süren büyük bir insan avına dönüştü. John Allen Muhammad ve Lee Boyd Malvo, otomobillerinin bagajından ateş ederek günlük hayatlarını sürdüren insanları hedef aldı. Washington bölgesindeki saldırılarda 10 kişi öldürüldü, 3 kişi ağır yaralandı; benzin alan, alışveriş yapan ya da sokakta yürüyen insanların vurulması bölgede büyük korku yarattı. İkili, 24 Ekim’de Maryland’de bir dinlenme tesisinde yakalandı.
2006 – MÜJDAT GEZEN 53 YILLIK HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
2 Ekim 2006’da Müjdat Gezen’in Kadıköy Bahariye’de kurduğu Müjdat Gezen Tiyatrosu, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in eşi Semra Sezer tarafından açıldı. Açılışta İstanbul Valisi Muammer Güler ve Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk de yer alırken gecenin sunuculuğunu Halit Kıvanç yaptı. Gezen, 10 yaşında sahneye çıktığından beri kendi tiyatrosunu kurmayı hayal ettiğini söyleyerek, “53 yıllık hayalimi gerçekleştirdim” dedi. Tiyatro, oyunların yanı sıra panel, sergi ve çeşitli kültür etkinliklerine de ev sahipliği yaptı.
2018 – CEMAL KAŞIKÇI İSTANBUL’DAKİ SUUDİ ARABİSTAN BAŞKONSOLOSLUĞUNDA ÖLDÜRÜLDÜ
2 Ekim 2018’de Suudi gazeteci ve Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için girdiği Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürüldü. Dışarıda kendisini bekleyen nişanlısı Hatice Cengiz’in Kaşıkçı’nın binadan çıkmadığını bildirmesi üzerine başlayan soruşturma kısa sürede uluslararası bir krize dönüştü. Birleşmiş Milletler Özel Raportörü’nün daha sonra yayımladığı soruşturma raporu, Kaşıkçı’nın öldürülmesini “kasıtlı ve önceden planlanmış bir infaz” olarak nitelendirdi ve Suudi Arabistan devletinin uluslararası hukuk bakımından sorumluluğu bulunduğu sonucuna vardı. Kaşıkçı’nın cesedinin nerede olduğu ise bugüne kadar açıklığa kavuşmadı.
KOCAELİ TARİHİNDE 2 EKİM
1907 – DARICA’NIN TARİHİ CAMİSİNİN İNŞAATI SÜRÜYORDU
2 Ekim 1907’de, Sultan II. Abdülhamid’in emriyle Darıca’da yaptırılan Hamidiye Camii’nin inşaat bedelinin ikinci taksiti müteahhit Feyzi Kalfa’ya ödendi. Bugün Yerli Camii ya da Eski Camii olarak da bilinen yapının temeli yaklaşık bir ay önce, 3 Eylül’de devlet görevlileri ve Darıca eşrafının katıldığı törenle atılmıştı. Cumhuriyet döneminde uzun yıllar Darıca’nın başlıca ibadethanelerinden biri olan caminin duvarları 1963 depreminde yıkıldı, daha sonra yeniden yapıldı.
1919 – YAHYA KAPTAN’IN ADI MUSTAFA KEMAL’E İZMİT’TEN GİTTİ
2 Ekim 1919’da İzmit Müdafaa-i Hukuk teşkilatı, Kocaeli Yarımadası’nda Heyet-i Temsiliye’ye bağlı bir Kuvayı Milliye örgütlenmesi kurulması için Mustafa Kemal Paşa’ya Yahya Kaptan’ı önerdi. İstanbul ile Anadolu arasındaki geçiş yollarının bulunduğu Kocaeli, Millî Mücadele açısından son derece kritik bir bölgeydi. Yahya Kaptan iki gün sonra Kuşçalı telgrafhanesinden Mustafa Kemal’e ulaşarak kendisini “İzmit’ten iki gün önce tavsiye edilen Yahya” diye tanıttı; Mustafa Kemal de ona bulunduğu bölgede güçlü bir teşkilat kurması talimatını verdi. Böylece Yahya Kaptan’ın Kocaeli’de Millî Mücadele adına üstleneceği rol doğrudan Heyet-i Temsiliye ile bağlantılandırılmış oldu.
Bu tarih aynı zamanda İstanbul hükümetinin değiştiği gündü: Damat Ferit Paşa’nın ardından Ali Rıza Paşa hükümeti 2 Ekim’de kuruldu. Mustafa Kemal’in aynı gün İzmit Mutasarrıfı Suat Bey ve İzmit’teki 1. Fırka Komutanı Asım Bey’le yoğun telgraf trafiği yürüttüğü belgelerde görülüyor. Kısacası 2 Ekim 1919’da İzmit, İstanbul ile Anadolu arasındaki siyasi ve askerî mücadelenin kilit noktalarından biriydi.
1923 – İSTANBUL’UN KURTULUŞUNA GİDEN YOL HEREKE’DEN GEÇTİ
2 Ekim 1923’te İtilaf Devletlerinin son işgal birlikleri İstanbul’dan ayrıldı. Dört gün sonra, 6 Ekim’de Şükrü Naili Paşa komutasındaki III. Kolordu birlikleri İstanbul’a girerek şehrin yönetimini devraldı. Bu büyük tarihî olayın önemli bir Kocaeli bağlantısı vardı: III. Kolordu bu dönemde Hereke’de konuşlanmıştı ve Şükrü Naili Paşa, Hereke Fabrika-i Hümayunu’na ait Kayzer Köşkü’nü makam olarak kullanıyordu. Paşanın ailesi ve karargâh personelinin bir bölümü de yaklaşık bir yıl Hereke’de yaşamıştı. Böylece bugün İstanbul’un Kurtuluşu olarak anılan 6 Ekim’e giden son askerî hazırlıkların önemli merkezlerinden biri Kocaeli oldu.
1950 – KOCAELİ MİLLETVEKİLİ TÜRKİYE’Yİ TAHRAN’DA TEMSİL ETTİ
2 Ekim 1950’de Kocaeli Milletvekili Sezai Mümtaz Kavalcıoğlu, Tahran’da düzenlenen İslam Devletleri İktisat Kongresi’ne Türkiye delegesi olarak katıldı. Sanayi Birliği Genel Kâtibi Halid Güleryüz ile birlikte Türkiye’yi temsil eden Kavalcıoğlu, daha sonra İslam Memleketleri Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu’nda ikinci başkanlık ve genel sekreterlik görevleri de üstlendi. 1950 seçimlerinde Kocaeli’den TBMM’ye giren Kavalcıoğlu’nun Tahran görevi, dönemin Kocaeli siyasetinden uluslararası ekonomi diplomasisine uzanan ilginç bir ayrıntı.
1998 – SEKA İŞÇİLERİ FABRİKAYI TERK ETMEDİ: KENTİ AYAĞA KALDIRAN DİRENİŞ BAŞLADI
2 Ekim 1998’de SEKA İzmit Müessesesi’nin kapatılacağı açıklanınca işçiler fabrikayı terk etmeme eylemine başladı. Üretimi durdurmadan fabrikada kalan işçilere kısa sürede İzmit’ten geniş destek geldi; minibüslerin ve dükkânların camlarına “SEKA kapatılamaz” yazıları asıldı, sendikalar ve çeşitli sivil toplum örgütleri fabrika önünde toplandı. Dönemin Cumhuriyet gazetesi birkaç gün sonra eylemin yalnızca işçilerin değil, kentin meselesine dönüştüğünü yazıyordu.
Direniş sonuç verdi. Özelleştirme Yüksek Kurulu 28 Ekim’de kapatma kararını geri çekti; ancak işçiler kararın yazılı olarak fabrikaya ulaşmasını isteyerek eylemlerini sürdürdüler. 1998 SEKA direnişi, fabrikanın yalnızca bir üretim tesisi değil, İzmit’in ekonomik ve toplumsal kimliğinin bir parçası olduğunu gösteren en güçlü olaylardan biri olarak kent hafızasına geçti.
1998 – SEKA DİRENİŞİ ŞEHİR TİYATROSU’NUN PERDESİNİ DE ETKİLEDİ
2 Ekim 1998’de Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nun yeni sezonu “Sokağa Çıkma Yasağı” oyunuyla açılacaktı; ancak aynı gün başlayan SEKA direnişi nedeniyle sezon açılışı yapılamadı. Şehir Tiyatrosu Müdürü Savaş Dönmez’in birkaç gün sonra yaptığı açıklama, SEKA’daki mücadelenin yalnızca fabrikanın içindeki işçilerle sınırlı kalmadığını, kısa sürede kentin kültür hayatına kadar yayıldığını gösteriyordu. Dönemin Cumhuriyet gazetesi, İzmit’te minibüslerden büfelere kadar kentin birçok yerinde “SEKA kapatılamaz” yazılarının görüldüğünü aktarıyordu.
2 EKİM’DE GAZETELERDE KOCAELİ
1932 – HEREKE KUMAŞI 425 KURUŞTAN SATIŞTA
2 Ekim 1932 tarihli Vakit gazetesindeki “Yerli Mallar Pazarı” ilanında, Hereke Fabrikası’nın kostümlük kumaşlarının 425 kuruştan, yani 4 lira 25 kuruştan başlayan fiyatlarla satışa sunulduğu duyuruluyordu. Aynı ilanda Beykoz Fabrikası’nın ayakkabıları ve başka yerli ürünler de yer alıyordu. Küçücük bir gazete ilanı, Hereke’nin Cumhuriyet’in ilk yıllarında yalnızca saray halılarıyla değil, kaliteli yerli kumaşıyla da ülke çapında bir marka olduğunu gösteriyor.
1944 – SEKA’DA ÇIRAK OKULU: ÖĞRENCİYE YEVMİYE, ELBİSE VE KİTAP ÜCRETSİZ
2 Ekim 1944 tarihli Cumhuriyet, İzmit’teki Selüloz Sanayi Müessesesi’nde üç sınıflı bir çırak okulunun açıldığını haber veriyordu. İlk etapta 50 öğrencinin alındığı okulda öğrencilere yevmiye ödeniyor, elbiseleri ve ders kitapları ücretsiz veriliyordu; ilkokulu bitiren çocuklar okula kabul ediliyordu. Haber, İzmit sanayisinin yalnızca fabrika kurmakla kalmayıp kendi nitelikli işgücünü yetiştirmeye başladığı döneme ait dikkat çekici bir belge.
1944 – YÜZLERCE KÖYLÜ ARABASI OFİSİN ÖNÜNDE, AMA SADECE BİR KANTAR VAR
Aynı gün aynı gazetedeki başka bir İzmit haberi, savaş yıllarının gündelik sıkıntısını gösteriyor. Kocaeli köylüleri devlete teslim etmeleri gereken mahsul payını Toprak Mahsulleri Ofisi’ne getirmiş, ofisin çevresi yüzlerce köylü arabasıyla dolmuştu. Ancak ambarda yalnızca bir kantar bulunduğu için teslim işlemleri yetişmiyor, bazı köylüler günlerce sıra bekliyordu. Şikâyetlerin artması üzerine Kocaeli Valisinin duruma müdahale ettiği bildiriliyordu. Seksen yılı aşkın süre önceki bu haber, bürokrasi ve sıra bekleme meselesinin pek de yeni olmadığını düşündürüyor.
1945 – GAZETELER KOCAELİ MİLLETVEKİLİNİN ÖLÜMÜNÜ DUYURDU
2 Ekim 1945 tarihli Vakit ve Ulus gazeteleri, Kocaeli Milletvekili Salâh Yargı’nın bir gün önce İstanbul’daki evinde hayatını kaybettiğini okuyucularına duyurdu. Yargı uzun yıllar Kocaeli’yi TBMM’de temsil etmiş bir isimdi; ölümü daha sonra Meclis tutanaklarına da geçti.
1952 – HEREKE FABRİKASI’NDA İKİ YILDA ÜÇ MÜDÜR DEĞİŞTİ
2 Ekim 1952 tarihli Ulus, “Bir müdür 7 ay işbaşında kalabiliyor” başlığıyla Hereke Fabrikası’ndaki yönetici değişikliklerini haber yaptı. Gazetenin Hereke muhabirine göre son iki yılda fabrikada üç müdür ve üç müdür yardımcısı değişmişti. O günkü yeni düzenlemeyle fabrika müdürü Cevat Alpar Bursa Merinos ve Hereke Fabrikaları Müessese Müdürlüğüne getirilirken, Hereke’nin başına Defterdar Fabrikası Teknik Müdürü ve yüksek mensucat mühendisi Andaç atanıyordu. Ulus bu hızlı değişimi siyasi müdahalelere bağlıyordu; bu, gazetenin dönemin iktidarına yönelik kendi değerlendirmesiydi.
2 EKİM’DE DOĞANLAR
1452 – III. RICHARD: İngiltere tarihinin en tartışmalı krallarından III. Richard dünyaya geldi. Güller Savaşı’nın son büyük çarpışmalarından Bosworth’ta 1485’te öldürülen kralın kayıp mezarı yüzyıllar sonra, 2012’de Leicester’da bir otoparkın altında bulundu ve kemiklerin ona ait olduğu bilimsel çalışmalarla doğrulandı.
1852 – WILLIAM RAMSAY: İskoç kimyager William Ramsay doğdu. Argonun keşfine katkıda bulunan, ardından helyum, neon, kripton ve ksenon gibi soy gazların periyodik tablodaki yerini ortaya koyan Ramsay, 1904 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.
1869 – MAHATMA GANDİ: Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin simge isimlerinden Mahatma Gandi doğdu. Şiddetsiz direnişi siyasal mücadelenin güçlü araçlarından birine dönüştüren Gandi’nin doğum günü olan 2 Ekim, bugün Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Şiddetsizlik Günü olarak da anılıyor.
1883 – KARL TERZAGHI: Modern zemin mekaniğinin kurucusu kabul edilen mühendis Karl Terzaghi doğdu. Onu Kocaeli okuru açısından özellikle ilginç kılan ayrıntı, mesleğinin temellerini İstanbul’da atmış olması: 1916’da Osmanlı Mühendis Mektebi’nde, ardından Robert College’da çalıştı ve toprağın mühendislik davranışına ilişkin öncü deneylerini burada gerçekleştirdi. Deprem ve zemin tartışmalarının hiç bitmediği Kocaeli için atlanmaması gereken bir isim.
1890 – GROUCHO MARX: Sinema ve komedi tarihinin en tanınmış isimlerinden Groucho Marx doğdu. Marx Kardeşler’in sivri dilli, puro ve kalın kaşlarıyla hafızalara kazınan üyesi; sinema, radyo, televizyon ve sahnede onlarca yıl boyunca kendine özgü kelime oyunları ve hızlı esprileriyle komediyi etkiledi.
1904 – GRAHAM GREENE: Sessiz Amerikalı, Meselenin Özü ve İlişkinin Sonu gibi romanlarıyla 20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden olan Graham Greene doğdu. Gazetecilik ve romancılığın yanı sıra II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz istihbaratında da görev yapan Greene, sinema klasiği Üçüncü Adam’ın senaryosunu da yazdı.
1909 – ALEX RAYMOND: Çizgi roman tarihinin en ünlü kahramanlarından Flash Gordon’ın yaratıcısı Alex Raymond doğdu. Raymond’ın 1934’te başlattığı bilimkurgu bant karikatürü daha sonra sinema filmlerine, televizyon dizilerine ve sayısız başka yapıma uyarlandı.
1914 – JACK PARSONS: Roket biliminin en sıra dışı isimlerinden Jack Parsons doğdu. Üniversite diploması olmamasına rağmen Caltech çevresindeki ilk roket deneylerinin öncülerinden biri oldu ve bugün NASA’nın uzay görevleriyle tanınan Jet Propulsion Laboratory’nin temellerini atan ekipte yer aldı. Parsons’ın hikâyesinin tuhaf tarafı bilimle sınırlı değildi: Aynı zamanda okültizmle yoğun biçimde ilgileniyor, Aleister Crowley’nin öğretisini takip ediyor ve roket deneylerinin yanında çeşitli büyü ritüelleri gerçekleştiriyordu. 1952’de evindeki laboratuvarda meydana gelen patlamada 37 yaşında öldü.
1917 – CHRISTIAN DE DUVE: Hücre biyolojisinin öncü isimlerinden Belçikalı bilim insanı Christian de Duve doğdu. Hücrelerin atıkları parçalayan “geri dönüşüm merkezleri” sayılabilecek lizozomları, ardından peroksizomları keşfeden De Duve, Albert Claude ve George Palade ile birlikte 1974 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı. Çalışmaları modern hücre biyolojisinin temel taşları arasına girdi.
1933 – JOHN GURDON: İngiliz biyolog John Gurdon doğdu. 1962’de yaptığı kurbağa deneyleriyle olgunlaşmış bir hücrenin genetik bilgisinin yeniden programlanabileceğini gösteren Gurdon’un çalışmaları, daha sonraki klonlama ve kök hücre araştırmalarının bilimsel temellerinden birini oluşturdu. Bu keşfi ona Shinya Yamanaka ile birlikte 2012 Nobel Tıp Ödülü’nü getirdi.
1939 – ÖZCAN ARKOÇ: Türk futbolunun önemli kalecilerinden Özcan Arkoç doğdu. Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ardından Avrupa’ya giden Arkoç, özellikle Hamburg formasıyla Almanya’da iz bıraktı. Kocaeli için ayrıca özel bir isim: 1983-84 sezonunda Kocaelispor’un teknik direktörlüğünü yaptı.
1940 – MURAT SOYDAN: Yeşilçam’ın unutulmaz jönlerinden Murat Soydan doğdu. 1966’da sinemaya giren Soydan, yaklaşık 200 filmde oynadı; Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik gibi dönemin yıldızlarıyla başrolü paylaştı ve Zulüm filmindeki performansıyla 1972 Altın Portakal’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı.
1945 – IŞIL YÜCESOY: Oyuncu, tiyatro sanatçısı ve şarkıcı Işıl Yücesoy doğdu. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olduktan sonra Devlet Tiyatrolarında başlayan kariyerini müzik, sinema ve televizyonla sürdüren Yücesoy; Çemberimde Gül Oya, Kara Para Aşk ve Aşk ve Mavi gibi yapımlarla da geniş kitlelere ulaştı.
1945 – MARTIN HELLMAN: Bugünkü dijital dünyanın görünmez mimarlarından Amerikalı kriptolog Martin Hellman doğdu. Whitfield Diffie ile geliştirdiği açık anahtarlı şifreleme yaklaşımı, birbirini daha önce tanımayan iki tarafın güvenli biçimde iletişim kurabilmesinin önünü açtı; internet üzerindeki güvenli haberleşmenin temel taşlarından biri oldu.
1945 – DON McLEAN: Amerikan şarkıcı ve söz yazarı Don McLean doğdu. 1971’de yayımlanan yaklaşık sekiz buçuk dakikalık “American Pie”, Amerikan popüler müzik tarihinin en tanınmış şarkılarından birine dönüştü ve McLean’ı dünya çapında üne taşıdı.
1948 – DONNA KARAN: Amerikan moda tasarımcısı Donna Karan doğdu. Kendi adını taşıyan Donna Karan New York markasını kuran tasarımcı, daha sonra DKNY ile New York merkezli kent modasını dünya çapında tanınan bir markaya dönüştürdü.
1949 – ANNIE LEIBOVITZ: Dünyanın en tanınmış portre fotoğrafçılarından Annie Leibovitz doğdu. Rolling Stone, Vanity Fair ve Vogue için çektiği fotoğraflarla çağdaş popüler kültürün görsel hafızasını oluşturan isimlerden biri oldu; John Lennon ile Yoko Ono’nun Lennon’ın öldürülmesinden birkaç saat önce çekilen fotoğrafı en bilinen çalışmalarından biri.
1951 – STING: Gerçek adı Gordon Matthew Thomas Sumner olan Sting doğdu. Önce The Police’in solisti ve bas gitaristi, ardından solo sanatçı olarak rock ve pop tarihinin en tanınmış müzisyenlerinden biri haline geldi; kariyeri boyunca çok sayıda Grammy kazandı.
1963 – MARIA RESSA: Filipinli-Amerikalı gazeteci Maria Ressa doğdu. Dijital haber platformu Rappler’ın kurucularından olan Ressa, basın ve ifade özgürlüğü alanındaki çalışmaları nedeniyle Dmitri Muratov ile birlikte 2021 Nobel Barış Ödülü’nü aldı.
1969 – MURAT GARİPAĞAOĞLU: Tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Murat Garipağaoğlu doğdu. Uzun yıllar İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahne alan oyuncu, geniş televizyon izleyicisinin hafızasına özellikle Diriliş: Ertuğruldaki Sadeddin Köpek karakteriyle yerleşti.
1972 – HALİS KARATAŞ: Türk atçılığının en tanınmış jokeylerinden Halis Karataş doğdu. Karataş’ın Bold Pilot’la kazandığı 1996 Gazi Koşusu’nda yaptığı 2.26.22’lik derece hâlâ yarış tarihinin rekoru olarak duruyor; ikilinin hikâyesi daha sonra Bizim İçin Şampiyon filmine de konu oldu.
1974 – ÖZLEM ÇINAR: Oyuncu Özlem Çınar doğdu. Çeşitli sinema ve televizyon yapımlarında yer alan Çınar, özellikle Arka Sokaklar dizisinde yıllarca canlandırdığı Aylin Aydın karakteriyle geniş kitleler tarafından tanındı.
1976 – BURCU ESMERSOY: Televizyon sunucusu ve oyuncu Burcu Esmersoy doğdu. Spor spikerliğinden eğlence programlarına uzanan televizyon kariyeri boyunca çok sayıda yapımın sunuculuğunu üstlendi.
1976 – CEMAL HÜNAL: Oyuncu Cemal Hünal doğdu. Sinema ve tiyatro eğitiminin ardından çeşitli yapımlarda rol alan Hünal, geniş kitlelerce özellikle Çağan Irmak’ın 2008 yapımı Issız Adam filmindeki Alper karakteriyle tanındı.
1991 – SERGEN DEVECİ: İzmit doğumlu oyuncu ve komedyen Sergen Deveci, oyunculuk eğitimini Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nda aldı. Sosyal medyada yayımladığı skeçlerle tanındıktan sonra tiyatro, stand-up, sinema ve dijital dizi projelerine yöneldi.
1991-1993 – FUTBOL VE BASKETBOLDA 2 EKİM TESADÜFÜ: 2 Ekim, spor dünyasında şaşırtıcı biçimde yıldızlarla dolu: Roberto Firmino 1991’de, Brezilyalı kaleci Alisson Becker ve Türkiye A Milli Basketbol Takımı formasını da giyen Shane Larkin 1992’de, Michy Batshuayi ise 1993’te doğdu. Batshuayi Türkiye’de Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray formalarını da giydi.
2 EKİM’DE HAYATINI KAYBEDENLER
1803 – SAMUEL ADAMS: Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na giden süreçte önemli rol oynayan siyasetçi Samuel Adams, 81 yaşında Boston’da hayatını kaybetti. Boston Tea Party öncesindeki direniş hareketinin önde gelen isimlerinden olan Adams, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayanlar arasında yer aldı ve daha sonra Massachusetts Valiliği yaptı.
1804 – NICOLAS-JOSEPH CUGNOT: Otomobil tarihinin öncü isimlerinden Fransız mucit Nicolas-Joseph Cugnot hayatını kaybetti. Cugnot, 1769-1770 yıllarında buharla çalışan, kendi gücüyle hareket edebilen tam boyutlu ilk mekanik kara taşıtlarından birini yaptı; bu nedenle otomobilin uzak atalarından birinin yaratıcısı kabul ediliyor.
1920 – MAX BRUCH: Alman romantik müziğinin önemli bestecilerinden Max Bruch 82 yaşında öldü. 200’den fazla eser bırakan Bruch’un özellikle 1 No’lu Sol Minör Keman Konçertosu, bugün de klasik müzik repertuvarının en çok seslendirilen keman konçertolarından biri.
1927 – SVANTE ARRHENIUS: Nobel ödüllü İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius hayatını kaybetti. 1903 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Arrhenius, bugün ayrıca iklim biliminin öncülerinden biri olarak hatırlanıyor: 1896’da atmosferdeki karbondioksit miktarının değişmesinin Dünya’nın sıcaklığını değiştirebileceğini hesaplayan ilk bilim insanlarından biriydi.
1963 – REFET BELE: Millî Mücadele’nin önde gelen komutanlarından Refet Bele, İstanbul’da 82 yaşında hayatını kaybetti. Mustafa Kemal Paşa ile birlikte 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan heyette bulunan Bele, Kurtuluş Savaşı sırasında İçişleri ve Millî Savunma Bakanlığı yaptı; Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın ardından Trakya’nın teslim alınması görevini üstlendi.
1968 – MARCEL DUCHAMP: 20. yüzyıl sanatının yönünü değiştiren isimlerden Marcel Duchamp hayatını kaybetti. Sıradan, seri üretim nesneleri sanat eseri olarak sunan “readymade” anlayışıyla sanatın ne olduğuna ilişkin kabulleri altüst etti; 1917’de bir pisuvarı Çeşme adıyla sergilemesi modern sanat tarihinin en çok tartışılan hamlelerinden biri oldu.
1973 – PAAVO NURMI: “Uçan Fin” lakaplı efsane atlet Paavo Nurmi, 76 yaşında hayatını kaybetti. 1920, 1924 ve 1928 Olimpiyatlarında toplam 9 altın ve 3 gümüş madalya kazanan Nurmi, uzun mesafe koşularının tarihindeki en büyük sporculardan biri kabul ediliyor.
1985 – ROCK HUDSON: Hollywood’un 1950’ler ve 1960’lardaki en büyük yıldızlarından Rock Hudson, AIDS’e bağlı komplikasyonlar nedeniyle 59 yaşında hayatını kaybetti. Devlerin Aşkı (Giant) ve Yastık Sohbeti (Pillow Talk) gibi filmlerin yıldızı olan Hudson’ın hastalığını kamuoyuna açıklaması ve ardından ölümü, AIDS salgınının geniş toplum kesimleri tarafından algılanmasında önemli bir kırılma yarattı.
1987 – PETER MEDAWAR: Organ naklinin bilimsel temellerini atan isimlerden İngiliz biyolog Peter Medawar öldü. Bağışıklık sisteminin nakledilen dokuları neden reddettiğini ve bağışıklık toleransının nasıl oluşabileceğini araştıran Medawar, çalışmaları nedeniyle 1960 Nobel Tıp Ödülü’nü Frank Macfarlane Burnet ile paylaştı.
1988 – ALEC ISSIGONIS: Otomobil dünyasının en ünlü tasarımlarından Mini’nin yaratıcısı Alec Issigonis hayatını kaybetti. 1906’da Osmanlı İmparatorluğu’nda İzmir’de doğan Issigonis’in küçük dış ölçüler içinde dört kişilik geniş bir yaşam alanı yaratma fikri, 1959’da piyasaya çıkan Mini’yi otomobil tasarımının simgelerinden birine dönüştürdü.
1998 – GENE AUTRY: Sinema, müzik ve televizyonun erken dönem yıldızlarından Gene Autry, 91 yaşında hayatını kaybetti. “Şarkı söyleyen kovboy” imgesini Hollywood’un en popüler türlerinden birine dönüştüren Autry, Rudolph the Red-Nosed Reindeer ve Here Comes Santa Claus gibi kayıtlarıyla da Amerikan popüler kültüründe kalıcı bir yer edindi.
2009 – ERDOĞAN YAZICI: İzmit doğumlu Tuğamiral Erdoğan Yazıcı, 84 yaşında İstanbul’da hayatını kaybetti. Deniz Harp Okulundan mezun olan Yazıcı; gemi komutanlığı, Washington Deniz Ataşeliği, Mayın Filosu Komutanlığı ve Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı gibi görevlerde bulundu; emekliliğinin ardından Başbakanlık bürokrasisinde görev yaptı.
2017 – TOM PETTY: Amerikan rock müziğinin önemli isimlerinden Tom Petty, 66 yaşında hayatını kaybetti. Tom Petty and the Heartbreakers ile American Girl, Refugee ve Learning to Fly gibi klasikleşen şarkılara imza atan sanatçı, 40 yılı aşan kariyeri boyunca Amerikan rock müziğinin en tanınan isimlerinden biri oldu.
2018 – GEOFF EMERICK: The Beatles’ın müziğinin biçimlenmesinde perde arkasındaki en önemli isimlerden ses mühendisi Geoff Emerick, 72 yaşında hayatını kaybetti. Henüz 20 yaşındayken Revolver albümünde Beatles’la çalışmaya başlayan Emerick, Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band ve Abbey Road gibi albümlerde kullandığı yenilikçi kayıt teknikleriyle üç Grammy kazandı.
2022 – ONUR ŞENER: Müzisyen Onur Şener, Ankara Çayyolu’nda sahne aldığı eğlence mekânında çıkan tartışmanın ardından öldürüldü. 2013’te O Ses Türkiye yarışmasına katılmasıyla da tanınan 45 yaşındaki Şener’in ölümü büyük tepki yarattı; olayla ilgili davada birden fazla sanık hapis cezalarına çarptırıldı.
2022 – SACHEEN LITTLEFEATHER: Amerikan yerlilerinin hakları için mücadele eden oyuncu ve aktivist Sacheen Littlefeather, 75 yaşında hayatını kaybetti. Littlefeather, 1973 Oscar töreninde Marlon Brando adına sahneye çıkarak, Brando’nun Baba filmiyle kazandığı En İyi Erkek Oyuncu ödülünü Hollywood’un Amerikan yerlilerini temsil biçimini protesto etmek amacıyla reddetmesiyle sinema tarihinin unutulmaz anlarından birine imza atmıştı.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


