Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Burhanettin Duran, uluslararası medya temsilcileriyle bir araya gelerek, Türkiye’nin küresel krizlerdeki arabulucu rolünü ve “İletişimin Yüzyılı” idealini paylaştı. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel düzenin zayıfladığına dikkat çeken Burhanettin Duran, Türkiye’nin sahadaki tecrübesini diplomatik kapasitesiyle birleştiren bütüncül bir devlet aklı yürüttüğünü vurguladı.
Uluslararası alanda görev yapan gazeteciler, küresel krizlerin ve çok boyutlu belirsizliklerin arttığı bir dönemde son derece zor bir sorumluluk üstleniyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin çözülmeye başladığı, çok kutuplu bir yapının şekillendiği bu süreçte hakikatin izini sürmek her zamankinden daha kıymetli.
Türkiye’nin çok uzun zamandır uluslararası kurumların zaaflarına dair bir eleştirisi bulunuyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca başta BM ve diğer uluslararası kuruluşlarda bizzat ifade ettiği gibi uluslararası sistemin küresel ölçekte sorunları çözme kapasitesi gittikçe zayıflamaktadır.
Bugün iklim konuları, gıda güvenliği meselesi, teknolojik dönüşümün hayatımıza kattığı fırsatlar kadar riskler de geleneksel küresel sorunların yanına eklenmiş bulunuyor. Küresel olarak bu fotoğrafı çekebilmek için gazetecilerin çalışmaları, haberleri, katkıları en büyük delil olarak önümüzde duruyor.
Sayın Cumhurbaşkanımızın “daha adil bir dünya” çağrısı farklı coğrafyalarda da karşılık bulmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çatışma ve kriz sahalarında güvenilir bir ara bulucu olarak, diplomasi ve diyalog kanallarını açık tutmaya devam etmektedir.
Rusya-Ukrayna savaşında Karadeniz Tahıl Girişimi’ne sağladığımız katkıdan İsrail’in soykırımına uğrayan Gazze’de ateşkes ve insani yardım çabalarına, Suriye’de istikrarın tesisi için verilen destekten Afrika’daki ara buluculuk girişimlerine ve Kafkasya’daki Karabağ işgalinin sonlandırılmasına kadar pek çok alanda barış ve istikrarı önceleyen ilkesel bir dış politika yürütüyoruz. Türkiye, diplomatik kapasitesini sahadaki tecrübesiyle birleştiren bütüncül bir devlet aklı ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin küresel çapta üstlendiği aktif rol, uluslararası medyanın krizleri izleme, anlamlandırma ve çerçeveleme pratikleri açısından zengin bir haber üretim alanı oluşturuyor.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler de ülkemizi takip eden, bölgesel gelişmelere tanıklık eden uluslararası medya kuruluşları temsilcilerine her türlü desteği sağlıyoruz, sağlamaya da devam edeceğiz. Bizler, dezenformasyonla mücadelenin kritik önem taşıdığı bu dönemde ulusal ve uluslararası medyayla sağlıklı bir etkileşimi, Türkiye Yüzyılı’nın mütemmim cüzü olan İletişimin Yüzyılı ideali çerçevesinde ele alıyoruz.
Bu duygularla, gerçeğin kayıt altına alınmasına ve evrensel insani değerlerin korunmasına katkı sunan tüm basın mensuplarına teşekkür ediyorum.
