Günün Tarihi / 4 Eylül
4 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?
DÜNYA TAEKWONDO GÜNÜ – OLİMPİYAT KARARI 4 EYLÜL’DE ALINMIŞTI
Her yıl 4 Eylül, Dünya Taekwondo Günü olarak kutlanıyor. Tarihin seçilmesinin nedeni, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin 4 Eylül 1994’te Paris’te aldığı kararla taekwondoyu 2000 Sidney Olimpiyatları’nın resmî spor programına kabul etmesi. Dünya Taekwondo Federasyonu daha sonra bu tarihi Taekwondo Günü ilan etti.
Kore kökenli dövüş sporu, olimpiyat programına girdikten sonra dünyanın en yaygın mücadele sporlarından birine dönüştü. 4 Eylül bugün Güney Kore’de de resmî bir anma günü niteliğinde; sporun gelişimine katkıda bulunan sporcular, antrenörler ve kuruluşlar çeşitli törenlerle onurlandırılıyor.
TÜRKİYE’DE HALK SAĞLIĞI HAFTASI DEVAM EDİYOR
Türkiye’de 3-9 Eylül tarihleri Halk Sağlığı Haftası olarak değerlendiriliyor. 2001’den bu yana sürdürülen hafta; hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmekten çok, hastalığı önlemeyi esas alan koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekiyor.
Aşılama, kanser taramaları, aile hekimliği, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, bağımlılıkla mücadele ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi hafta boyunca öne çıkarılan başlıklar arasında bulunuyor.
ABD’DE YABAN HAYATI GÜNÜ
4 Eylül, ABD merkezli National Wildlife Day – Ulusal Yaban Hayatı Günü olarak da değerlendiriliyor. Hayvan davranışları uzmanı Colleen Paige tarafından 2005’te başlatılan farkındalık gününün amacı, nesli tehlike altındaki hayvanlara ve yaşam alanlarının korunmasına dikkat çekmek.
Günün ünlü doğa korumacısı Steve Irwin’le de özel bir bağlantısı var. “Timsah Avcısı” lakabıyla dünya çapında tanınan Irwin, 4 Eylül 2006’da bir belgesel çekimi sırasında hayatını kaybetmişti. Gün daha sonra onun doğa koruma çalışmalarını da anan bir niteliğe kavuştu; Irwin’in doğum günü olan 22 Şubat da ikinci Yaban Hayatı Günü olarak kullanılmaya başlandı.
4 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ
GAZETE DAĞITICILARI GÜNÜ – 10 YAŞINDAKİ BARNEY HABERİ SOKAĞA TAŞIDI
4 Eylül, ABD’de Newspaper Carrier Day – Gazete Dağıtıcıları Günü. 3 Eylül 1833’te ilk sayısını yayımlayan New York Sun, ertesi gün gazete satacak insanlar arıyordu. İlana cevap verenlerden biri 10 yaşındaki Barney Flaherty oldu.
İlanda aslında “sağlam, güvenilir erkekler” aranıyordu ama küçük Barney işi kaptı ve ABD’de ilk kayda geçen gazete çocuklarından biri olarak tarihe geçti. Sokaklarda gazete satan ve daha sonra bisikletlerle kapı kapı gazete dağıtan çocuklar, yaklaşık bir buçuk yüzyıl boyunca Amerikan şehir kültürünün simgelerinden biri oldu. Bu yüzden 4 Eylül bugün gazete dağıtıcılarının emeğini hatırlatan gayriresmî bir gün.
FAZLADAN TATLI YEME GÜNÜ – BUGÜN “BİR DİLİM DAHA” SERBEST
4 Eylül’ün en kolay kutlanan tuhaf günlerinden biri “Eat an Extra Dessert Day – Fazladan Tatlı Yeme Günü”. Kural oldukça basit: Normalde bir porsiyon tatlı yiyecekseniz bugün ikinci porsiyonu istemek için takvimden bahaneniz var.
Günü kimin başlattığı ya da neden özellikle 4 Eylül’ü seçtiği bilinmiyor. Yani hiçbir bilimsel ya da tarihi temeli olmayan bu özel günün bütün felsefesi, “Tatlı güzelse neden bir tane?” sorusuna dayanıyor.
MAKADAMYA FISTIĞININ DA ÖZEL GÜNÜ VAR
ABD’nin gayriresmî yiyecek takviminde 4 Eylül aynı zamanda National Macadamia Nut Day – Makadamya Günü. Avustralya kökenli makadamya, tereyağımsı tadı ve yüksek yağ oranıyla özellikle kurabiye, çikolata ve tatlılarda kullanılan dünyanın en pahalı kuruyemişlerinden biri.
Bir ons, yani yaklaşık 28 gram makadamya 200 kalorinin üzerinde enerji içeriyor. Dolayısıyla aynı güne denk gelen “Fazladan Tatlı Yeme Günü” ile Makadamya Günü’nü birlikte kutlamaya karar verenlerin 5 Eylül’de biraz yürüyüş yapması fena fikir olmayabilir.
2026’YA ÖZEL: “TEMBEL ANNELER GÜNÜ” DE 4 EYLÜL’E DENK GELİYOR
Bugün her yıl eylül ayının ilk cuma günü kutlanıyor. Ancak 2026’da ilk cuma 4 Eylül’e denk geldiği için bu yılın tuhaf günlerine “National Lazy Mom’s Day – Tembel Anneler Günü” de ekleniyor.
Adındaki “tembel” sözcüğü biraz haksız; günün gerçek fikri, annelerin ev işi ve çocuk bakımından bir günlüğüne mümkün olduğunca uzaklaşıp dinlenmesi, diğer aile üyelerinin de çamaşırdan bulaşığa kadar işleri üstlenmesi. Günü kimin ortaya attığı bilinmiyor. Yani 4 Eylül 2026’da bir anne “Bugün bulaşığı ben yıkamıyorum” derse, en azından Amerikan tuhaf günler takvimini gerekçe gösterebilir.
4 EYLÜL’DE NELER OLDU?
476 – BATI ROMA İMPARATORLUĞU’NUN SONU: ROMULUS AUGUSTULUS TAHTTAN İNDİRİLDİ
Batı Roma İmparatorluğu’nun genç hükümdarı Romulus Augustulus, 4 Eylül 476’da Germen kökenli komutan Odoacer tarafından tahttan indirildi. Henüz ergenlik çağındaki Romulus, gerçekte yönetimi elinde tutan babası Orestes tarafından bir yıl önce imparator ilan edilmişti. Odoacer’ın isyan eden birlikleri Orestes’i yenip öldürdü, ardından Batı Roma’nın başkenti Ravenna’yı ele geçirdi.
Odoacer, Romulus’u öldürmek yerine Campania’ya gönderdi ve Batı için yeni bir Roma imparatoru atamak yerine İtalya’yı kendi yönetimi altına aldı. 4 Eylül 476 bu nedenle geleneksel olarak Batı Roma İmparatorluğu’nun sona erdiği tarih kabul ediliyor. Ancak bir ayrıntı var: Orestes’in daha önce devirdiği Julius Nepos, 480’e kadar Dalmaçya’da imparatorluk unvanını koruduğu için bazı tarihçiler Batı Roma’nın gerçek sonunu onun ölümüne tarihlendiriyor.
1522 – RODOS KUŞATMASI SÜRERKEN İLYAKİ ADASI OSMANLI’NIN ELİNE GEÇTİ
Kanûnî Sultan Süleyman’ın Rodos’u kuşattığı sırada Osmanlı donanması çevredeki adaları da hedef aldı. 4 Eylül 1522’de, bugün Yunanistan’a bağlı Tilos adıyla bilinen İlyaki Adası Kara Mahmud Reis tarafından ele geçirildi. Böylece Rodos şövalyelerinin bölgedeki hâkimiyet alanı biraz daha daraldı.
Fetih Osmanlılar açısından ağır bir kayıpla sonuçlandı. Kara Mahmud Reis, İlyaki’deki çatışmalar sırasında aldığı kurşun yarası sonucu hayatını kaybetti. İki gün sonra İncirli Adası da teslim oldu; Rodos ise aylar süren kuşatmanın ardından 20 Aralık 1522’de Osmanlı hâkimiyetine girdi.
1781 – 44 KİŞİLİK KÖYDEN DÜNYA METROPOLÜNE: LOS ANGELES KURULDU
Bugünkü Los Angeles’ın temelini oluşturan İspanyol yerleşimi, 4 Eylül 1781’de 44 kişilik bir topluluğun Los Angeles Nehri yakınlarında bir tarım köyü kurmasıyla ortaya çıktı. Alta California Valisi Felipe de Neve’nin girişimiyle bölgeye getirilen 11 erkek, 11 kadın ve 22 çocuktan oluşan yerleşimciler; Yerli Amerika, Afrika ve Avrupa kökenlerini taşıyan çok etnikli bir topluluktu. Yeni puebloya daha sonra Los Angeles adına dönüşecek “El Pueblo de la Reina de los Ángeles” adı verildi.
Yerleşim İspanya’dan sonra Meksika yönetimine geçti, 19. yüzyıl ortasında ise ABD’nin parçası oldu. 44 kişilik küçük tarım yerleşimi zamanla Hollywood’un, Amerikan sinema endüstrisinin ve küresel popüler kültürün merkezlerinden biri olan Los Angeles’a dönüştü. Ancak “Los Angeles 1781’de boş bir arazide kuruldu” anlatısı doğru değil; bölge Avrupalıların gelişinden çok önce Tongva halklarının yurduydu.
1839 – AFYON SAVAŞLARININ İLK KURŞUNLARI ATILDI
İngiliz gemileri ile Çin donanmasına ait gemiler, 4 Eylül 1839’da Kowloon açıklarında çatıştı. Çin’in ülkedeki afyon ticaretini durdurma girişimlerinin ardından yaşanan bu çatışma, Birinci Afyon Savaşı’nın ilk silahlı karşılaşması kabul ediliyor. 1842’ye kadar süren savaş, Hong Kong’un İngiltere’ye bırakılması ve Çin’in Batılı devletlere önemli ticari ayrıcalıklar tanımak zorunda kalmasıyla sonuçlandı.
1870 – NAPOLYON III DEVRİLDİ, FRANSA’DA CUMHURİYET İLAN EDİLDİ
Fransa-Prusya Savaşı’nda Sedan’da alınan ağır yenilgi ve İmparator III. Napolyon’un esir düşmesi haberi Paris’e ulaşınca rejim hızla çöktü. 4 Eylül 1870’te Paris’te göstericiler ve Ulusal Muhafızlar Yasama Meclisi’ni bastı; Léon Gambetta imparatorluk hanedanının iktidardan düştüğünü ilan etti. Cumhuriyetçi milletvekilleri daha sonra kalabalıkla birlikte Paris Belediye Sarayı’na geçti ve burada Cumhuriyet resmen ilan edildi.
Aynı gün General Trochu başkanlığında Ulusal Savunma Hükümeti kuruldu. Böylece II. Fransız İmparatorluğu sona ererken, daha sonra Üçüncü Cumhuriyet adıyla anılacak dönem başladı. Ancak yeni rejimin kalıcı anayasal yapısı hemen oluşmadı; Fransa’nın cumhuriyetçi parlamenter sistemi ancak 1875’te kabul edilen anayasa yasalarıyla kesin biçimini aldı.
1882 – MODERN ELEKTRİK ŞEBEKESİNİN TEMELLERİ ATILDI
Thomas Edison’un New York’taki Pearl Street Elektrik Santrali, 4 Eylül 1882’de Manhattan’daki müşterilerine elektrik vermeye başladı. İlk gününde 85 müşteriye ve yaklaşık 400 lambaya enerji sağlayan tesis, elektrik üretiminin tek bir merkezden yapılarak ev ve iş yerlerine düzenli biçimde dağıtılabileceğini gösterdi. Pearl Street, bugünkü kent elektrik şebekelerinin ilk kalıcı örneklerinden biri oldu.
1885 – GARSON YOK, MASA YOK: ABD’NİN İLK SELF-SERVİS RESTORANI AÇILDI
ABD’nin ilk self-servis restoranı kabul edilen Exchange Buffet, 4 Eylül 1885’te New York’ta Wall Street yakınındaki 7 New Street’te açıldı. Sistem, dönemi için sıra dışıydı: Müşteriler yiyeceklerini tezgâhtan kendileri alıyor, garson beklemiyor ve içeride masa bulunmadığı için ayakta yemek yiyorlardı. Üstelik restoranın müşterileri yalnızca erkeklerden oluşuyordu.
Wall Street çevresinde çalışan ve öğle yemeğini hızla yemek isteyenlere yönelik bu model büyük ilgi gördü. Exchange Buffet zamanla yeni şubeler açtı; 1921’e gelindiğinde 34 noktada faaliyet gösteriyordu. Restoran, daha sonra yaygınlaşacak kafeterya, self-servis lokanta ve hızlı yemek kültürünün erken öncülerinden biri kabul ediliyor.
1886 – GERONIMO TESLİM OLDU: APAÇİ SAVAŞLARININ BİR DÖNEMİ KAPANDI
Chiricahua Apaçilerinin ünlü savaş önderi Geronimo, 4 Eylül 1886’da Arizona’daki Skeleton Canyon’da ABD Generali Nelson A. Miles’a teslim oldu. Geronimo ve küçük grubu, aylar boyunca binlerce ABD askerinden kaçmayı başarmıştı. Teslim görüşmelerinde Chiricahua lideri Naiche de yer aldı ve iki taraf 4 Eylül öğleden sonra şartlar üzerinde anlaşmaya vardı.
Bu, Geronimo’nun dördüncü ve son teslimiydi ve Arizona’daki uzun süreli örgütlü Apaçi direnişinin sona erişi olarak kabul edildi. Ancak teslimiyet özgürlük getirmedi: Geronimo, Naiche ve diğer Chiricahua Apaçileri savaş esiri olarak Florida’ya sürüldü. Geronimo bir daha Arizona’daki yurduna dönemedi ve hayatının geri kalanını ABD hükümetinin esiri olarak geçirdi.
1888 – “KODAK” ADI TESCİL EDİLDİ, FOTOĞRAFÇILIK HERKESİN İŞİ OLMAYA BAŞLADI
Fotoğraf tarihini değiştiren Kodak markası, 4 Eylül 1888’de George Eastman’ın şirketi tarafından ABD’de ticari marka olarak tescil ettirildi. Aynı yıl Eastman, 100 pozluk rulo filmle hazır olarak satılan ilk Kodak kamerayı da piyasaya sürdü. Kullanıcıların yalnızca düğmeye basması yeterliydi; film bittiğinde kamera fabrikaya gönderiliyor, fotoğraflar basılıyor ve makine yeni film takılarak sahibine geri yollanıyordu.
Eastman’ın ünlü reklam sloganı bu sistemi tek cümlede özetliyordu: “Siz düğmeye basın, gerisini biz yaparız.” İlk Kodak 25 dolara satılıyor ve 100 fotoğraf çekebiliyordu. Daha önce teknik bilgi, ağır ekipman ve cam plakalar gerektiren fotoğrafçılık böylece sıradan insanların günlük yaşamlarını kaydedebildiği kitlesel bir uğraşa dönüşmeye başladı.
1893 – PETER RABBIT BİR ÇOCUĞA YAZILAN MEKTUPTA DOĞDU
İngiliz yazar ve çizer Beatrix Potter, hasta olan beş yaşındaki Noel Moore’u neşelendirmek için 4 Eylül 1893’te resimli bir mektup yazdı. Mektup, “Bir zamanlar Flopsy, Mopsy, Cotton-tail ve Peter adlarında dört küçük tavşan vardı” sözleriyle başlıyordu. Potter’ın küçük Peter’ın yaramazlıklarını anlattığı bu mektup, 1902’de yayımlanacak ve dünyanın en sevilen çocuk kitaplarından birine dönüşecek Peter Rabbit’in Masalı’nın ilk haliydi.
1919 – SİVAS KONGRESİ AÇILDI: MİLLÎ MÜCADELE YEREL DİRENİŞTEN ULUSAL HAREKETE DÖNÜŞTÜ
Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919’da Sivas Sultanisi’nde çalışmalarına başladı ve Mustafa Kemal Paşa kongre başkanlığına seçildi. Erzurum’dan 29 Ağustos’ta yola çıkan Mustafa Kemal, 2 Eylül’de Sivas’a gelmiş; İstanbul Hükümeti’nin kongreyi engelleme girişimlerine rağmen Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen delegeler 4 Eylül’de bir araya gelmişti.
11 Eylül’e kadar süren kongrede Erzurum Kongresi’nde alınan bölgesel kararlar bütün vatanı kapsayacak biçimde genişletildi, millî cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirilmesi kararlaştırıldı ve Heyet-i Temsiliye bütün ülkeyi temsil edecek hale getirildi. Manda ve himaye düşüncesi kabul görmedi; millî iradenin egemen kılınması temel hedef olarak benimsendi. Sivas Kongresi böylece dağınık direniş hareketlerinin ortak bir siyasi merkez altında birleşmesinde ve Millî Mücadele’nin ulusal bir harekete dönüşmesinde belirleyici aşamalardan biri oldu.
1922 – BÜYÜK TAARRUZ’UN ZAFER YÜRÜYÜŞÜ: SARIGÖL, BULDAN VE BİGADİÇ İŞGALDEN KURTULDU
30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ardından dağılan Yunan kuvvetlerini takip eden Türk ordusu Batı Anadolu’da hızla ilerliyordu. 4 Eylül 1922’de Sarıgöl ve Buldan’da Yunan işgali sona erdi; Bigadiç’in yerel resmî tarih kayıtları da Türk birliklerinin aynı gün ilçeye girdiğini kaydediyor.
Sarıgöl’de Çolak İbrahim Bey komutasındaki süvari birlikleri sabah şafakla birlikte ilçeye ulaştı ve yaklaşık iki yıl süren işgal sona erdi. Buldan’daki Yunan birlikleri ise geri çekilirken bazı binaları ateşe verdikten sonra Alaşehir yönüne çekildi. Bigadiç’te de 1920’den beri devam eden işgal Türk ordusunun ilerleyişiyle sona erdi. Büyük Taarruz’un başlamasından dokuz gün sonra Batı Anadolu’daki işgal düzeni hızla çökerken Türk birlikleri İzmir’e doğru ilerlemeye devam ediyordu.
1930 – ÇOK PARTİLİ HAYAT DENEMESİNİN KADERİ İZMİR’DE SINANDI
Serbest Cumhuriyet Fırkası Genel Başkanı Fethi Okyar, 4 Eylül 1930’da İzmir’e geldi ve büyük bir kalabalık tarafından karşılandı. Valiliğin Okyar’ın konuşmasını engellemek istemesi üzerine konu Atatürk’e kadar ulaştı; Atatürk, partinin toplantı ve konuşma hakkının korunmasını istedi. İzleyen günlerde yaşanan olaylar, ekonomik sıkıntıların ve hükümete yönelik hoşnutsuzluğun tahmin edilenden çok daha büyük olduğunu gösterdi; Serbest Cumhuriyet Fırkası ise yalnızca üç ay sonra kendisini feshetti.
1932 – AVRUPA YENİ BİR SAVAŞA SÜRÜKLENİRKEN DÜNYA BARIŞ KONGRESİ VİYANA’DA TOPLANDI
- Dünya Barış Kongresi, 4 Eylül 1932’de Viyana’da çalışmalarına başladı. 9 Eylül’e kadar süren kongrede farklı ülkelerden barış hareketlerinin temsilcileri; silahsızlanma, uluslararası anlaşmazlıkların savaş dışı yollarla çözülmesi, ekonomik krizin barış üzerindeki etkileri ve “manevi silahsızlanma” gibi konuları tartıştı.
Kongrenin tarihsel ironisi ise birkaç ay sonra çok daha görünür hale gelecekti. Avrupa, Büyük Buhran’ın yarattığı ekonomik ve siyasi krizlerle sarsılırken Adolf Hitler Ocak 1933’te Almanya’da iktidara gelecek, yedi yıl sonra da kıta II. Dünya Savaşı’na sürüklenecekti. Viyana’daki barış kongresi böylece iki dünya savaşı arasındaki dönemde yeni bir felaketi önlemeye çalışan uluslararası barış hareketlerinin çabalarından biri olarak tarihte kaldı.
1935 – İSTANBUL TELEFONLARI DEVLET ELİYLE İŞLETİLMEYE BAŞLANDI
İstanbul’un telefon şebekesinde Cumhuriyet döneminin önemli dönüşümlerinden biri 4 Eylül 1935’te, yabancı sermayeli İstanbul Telefon Türk Anonim Şirketi’nin işlettiği sistemin hükümet adına işletilmeye başlanmasıyla yaşandı. Böylece devlet, kentin telefon hizmetinin yönetimini fiilen üstlenmeye yönelik devir sürecine girdi.
Ancak bu tarih telefon şirketinin tamamen satın alındığı gün değildi. Şebekenin mülkiyetinin devlete geçmesini sağlayan satın alma sözleşmesi 1936’da imzalandı ve TBMM tarafından onaylandı. Devlet yönetimine geçişin ardından İstanbul’da yüksek telefon ücretlerinin düşürülmesi ve özellikle Boğaz ile Yeşilköy gibi uzak bölgelerde görüşme kalitesinin artırılması da gündeme geldi.
1936 – TAHTTAN AŞKI UĞRUNA VAZGEÇECEK KRAL ATATÜRK’Ü ZİYARET ETTİ
Britanya Kralı VIII. Edward, 4 Eylül 1936’da İstanbul’a gelerek Atatürk’le görüştü. Doğu Akdeniz’de özel yatı Nahlin ile seyahat eden kral, bir gün önce Çanakkale savaş alanlarını ve mezarlıkları ziyaret etmiş; 4 Eylül sabahı İstanbul’a ulaştığında Atatürk tarafından karşılanmıştı. Ziyaret, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanmasından kısa süre sonra gerçekleşti ve Türkiye ile Britanya arasında 1930’ların ikinci yarısında hızlanan yakınlaşmanın sembolik adımlarından biri oldu.
Ancak ziyaretin perde arkasında dönemin en büyük kraliyet skandallarından biri vardı. Edward’ın yanında Amerikalı Wallis Simpson da bulunuyordu; üstelik Simpson o sırada hâlâ evliydi. Kralın onunla evlenme kararı birkaç ay sonra Britanya’da anayasal krize dönüştü ve VIII. Edward Aralık 1936’da, tahta çıkmasının üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden krallıktan feragat etti. Böylece 4 Eylül’de Atatürk’ün ağırladığı hükümdar, yalnızca üç ay sonra “aşkı uğruna tahtından vazgeçen kral” olarak dünya tarihine geçecekti.
1939 – SAVAŞ AVRUPA’YA YAYILDI, TÜRKİYE GIDA VE STRATEJİK ÜRÜNLERİN İHRACINI KISITLADI
- Dünya Savaşı’nın Avrupa’ya yayılmasının hemen ardından Türkiye, içeride kıtlık yaşanmasını ve ülkenin savunma imkânlarının zayıflamasını önlemek amacıyla 4 Eylül 1939’da geniş kapsamlı ihracat kısıtlamaları getirdi. Buğday, arpa, mısır, pirinç, bulgur, bakliyat, patates, yağlar, canlı hayvanlar, et, kümes hayvanları, peynir ve konserveler gibi çok sayıda temel ürünün yanı sıra deri, kereste, yün ve çeşitli stratejik maddelerin ihracı yasaklandı; bazı başka ürünlerin ihracı ise lisansa bağlandı.
Kararın gerekçesi dönemin belgelerinde açıkça “memleket ve harp iktisadiyatı icapları” olarak ifade ediliyordu. Türkiye savaşa girmemişti ancak Avrupa’daki çatışmanın ne kadar büyüyeceği bilinmediğinden hükümet, ülkenin temel ihtiyaçlarını güvence altına almaya çalışıyordu. Savaşın ilk paniği geçtikçe bu olağanüstü kısıtlamaların bir bölümü sonraki aylarda gevşetildi.
1941 – ABD DAHA SAVAŞA GİRMEDEN ALMAN DENİZALTISI, USS GREER’E TORPİDO FIRLATTI
ABD’nin II. Dünya Savaşı’na resmen girmesine üç ay kala, 4 Eylül 1941’de Amerikan destroyeri USS Greer ile Alman denizaltısı U-652 İzlanda’nın güneydoğusunda çatıştı. Greer, bir İngiliz uçağının yerini bildirdiği Alman denizaltısını takip ediyor ve konum bilgisini İngilizlere aktarıyordu. İngiliz uçağı U-652’ye derinlik bombaları attıktan sonra Alman denizaltısı Greer’e iki torpido fırlattı; ikisi de hedefi ıskaladı. Greer de karşılık olarak toplam 19 derinlik bombası kullandı ancak denizaltıyı batıramadı.
Olayın asıl sonucu birkaç gün sonra ortaya çıktı. Başkan Franklin D. Roosevelt, Greer olayını gerekçe göstererek Amerikan savaş gemilerine Alman ve İtalyan denizaltılarını gördüklerinde ateş açma yetkisi veren “shoot-on-sight – gördüğünde ateş et” politikasını ilan etti. ABD resmen hâlâ tarafsızdı; ancak Atlantik’te Almanya’yla fiilî bir “ilan edilmemiş savaş” dönemi başlamıştı. Üç ay sonra Pearl Harbor saldırısıyla ABD resmen savaşa girecekti.
1944 – MÜTTEFİKLER AVRUPA’NIN EN ÖNEMLİ LİMANLARINDAN ANVERS’İ KURTARDI
Müttefiklerin Fransa’dan Belçika’ya doğru hızla ilerlediği günlerde, İngiliz 11. Zırhlı Tümeni 4 Eylül 1944’te Anvers’e girerek kenti Nazi işgalinden kurtardı. Belçikalı direnişçilerin de yardımıyla İngiliz birlikleri kentin merkezini ele geçirirken, Alman kuvvetleriyle bazı bölgelerde çatışmalar devam etti. En büyük başarılarından biri ise dev Anvers limanının Almanlar tarafından büyük ölçüde tahrip edilmeden ele geçirilmesi oldu.
Ancak ortada büyük bir sorun vardı: Liman Müttefiklerin elindeydi ama denize açılan Scheldt Halici hâlâ Alman kontrolündeydi. Bu nedenle Avrupa’nın en büyük ikmal limanlarından biri olabilecek Anvers haftalar boyunca kullanılamadı; Müttefikler bunun için daha sonra kanlı Scheldt Muharebesi’ni vermek zorunda kaldı. Anvers’in ele geçirilmesi, Batı Avrupa’daki savaşın lojistik açıdan önemli gelişmelerinden biri oldu.
1944 – FİNLANDİYA SOVYETLER BİRLİĞİ’YLE ATEŞKES YAPTI, ALMANYA SAFINDAN KOPTU
- Dünya Savaşı boyunca Sovyetler Birliği’ne karşı Almanya’yla birlikte savaşan Finlandiya, 4 Eylül 1944 sabahı Sovyetler Birliği’yle ateşkesi yürürlüğe koyarak yaklaşık üç yıl süren Devam Savaşı’nı fiilen sona erdirdi. Fin birlikleri ateşi kesti; Sovyet birliklerinin ateşi tamamen durdurması ise bir gün daha sürdü.
Barış görüşmelerinin ön koşulu olarak Finlandiya, Almanya’yla bağlarını koparmayı ve ülkedeki Alman askerlerinin 15 Eylül’e kadar çekilmesini istemeyi kabul etmişti. Alman büyükelçisine karar 2 Eylül’de bildirilirken gelişme 4 Eylül’de kamuoyuna açıklandı. Alman birliklerinin Finlandiya’dan ayrılmaması üzerine eski silah arkadaşları kısa süre sonra birbirleriyle savaşmaya başladı ve Lapland Savaşı patlak verdi. Finlandiya ile Sovyetler Birliği arasındaki resmî Moskova Ateşkes Antlaşması ise 19 Eylül 1944’te imzalandı.
1950 – TÜRKİYE’DE “HASBİ TEMBELLER” DİYE TANINAN BEETLE BAILEY YAYIN HAYATINA BAŞLADI
Amerikalı karikatürist Mort Walker’ın Beetle Bailey çizgi bandı, 4 Eylül 1950’de yalnızca 12 gazetede yayımlanarak okurla buluştu. Türkiye’de yıllarca “Hasbi Tembeller” adıyla tanınan çizgi dizinin kahramanı Beetle, başlangıçta asker değil, şapkasını gözlerinin üzerine indirmiş, çalışmaktan pek hoşlanmayan bir üniversite öğrencisiydi.
Seri ilk aylarda beklenen ilgiyi görmedi ve yayından kaldırılması bile düşünüldü. Ancak Beetle’ın 1951’de, Kore Savaşı sürerken orduya katılması çizgi bandın kaderini değiştirdi. Çavuş Sarge ve Camp Swamp’taki diğer askerlerin de eklenmesiyle askerî hayatın bürokrasisini, tembelliğini ve gündelik saçmalıklarını tiye alan seri büyük başarı kazandı. Zamanla 1.800’den fazla gazetede yayımlanan dünyanın en yaygın çizgi bantlarından birine dönüştü.
1955 – 6–7 EYLÜL POGROMUNUN KARANLIK İŞARETLERİ ORTAYA ÇIKTI
İstanbul’da 4 Eylül 1955’te bazı Rumca gazeteler Taksim’de yakılırken, “Kıbrıs Türktür” yazılı binlerce afişin dağıtımı da hızlandı. Kıbrıs meselesi üzerinden yükseltilen milliyetçi gerilim, iki gün sonra Rumlar başta olmak üzere İstanbul’daki gayrimüslimlerin ev, iş yeri, okul ve ibadethanelerine yönelen 6–7 Eylül Pogromu’na dönüşecekti.
1956 – SABİT DİSK ÇAĞI BAŞLADI: IBM RAMAC DUYURULDU
IBM, 4 Eylül 1956’da şirket içinde IBM 305 RAMAC ve 650 RAMAC sistemlerini duyurdu. RAMAC’ın asıl devrimi bilgisayarın kendisinden çok IBM 350 adlı manyetik disk ünitesiydi: Veriye delikli kartlar ya da manyetik bantlar gibi sırayla ulaşmak yerine, istenen bilgiye doğrudan erişilebiliyordu. IBM, RAMAC’ı rastgele erişimli disk sürücüsü kullanan ilk bilgisayar sistemi olarak tanımlıyor.
Disk ünitesi 50 adet 24 inçlik manyetik plakadan oluşuyor, bir tondan fazla ağırlığa rağmen yaklaşık 5 milyon karakter veri saklayabiliyordu. Bugünkü sabit disklerin atası sayılan bu dev makine, bilgisayarların veriyi saklama ve anında geri çağırma biçimini kökten değiştirdi; sonraki veritabanlarından ATM’lere ve internet çağının veri sistemlerine uzanan teknolojinin yolunu açtı.
1957 – SİYAH ÖĞRENCİLERİN OKULA GİRMESİNİ ASKERLER ENGELLEDİ: LITTLE ROCK KRİZİ
ABD’de ırk ayrımcılığına karşı mücadelenin simge olaylarından biri 4 Eylül 1957’de Arkansas’ın Little Rock kentinde yaşandı. Federal mahkeme kararına dayanarak daha önce yalnız beyaz öğrencilerin kabul edildiği Central High School’a gitmeye hazırlanan siyah öğrenciler, okulun çevresine yerleştirilen Arkansas Ulusal Muhafızları tarafından içeri alınmadı. Askerleri okula gönderen Arkansas Valisi Orval Faubus, bunu “şiddeti önlemek” gerekçesiyle yaptığını söylüyordu; uygulamada ise federal mahkemenin okullardaki ırk ayrımını kaldırma kararını engelliyordu.
O gün özellikle 15 yaşındaki Elizabeth Eckford’un, kendisine hakaret eden ve tehditler savuran beyaz kalabalığın arasından tek başına yürüdüğü görüntüler dünya basınına yayıldı ve Amerikan sivil haklar mücadelesinin en güçlü fotoğraflarından birine dönüştü. Kriz haftalarca sürdü. Sonunda Başkan Dwight Eisenhower 101. Hava İndirme Tümeni’ni Little Rock’a gönderdi ve Arkansas Ulusal Muhafızlarını federal denetim altına aldı. “Little Rock Nine” olarak tarihe geçen dokuz öğrenci, 25 Eylül’de askerî koruma altında okuldaki ilk tam eğitim günlerine başlayabildi.
1963 – SWISSAIR UÇAĞI DÜŞTÜ: BİR KÖY, NÜFUSUNUN BEŞTE BİRİNİ KAYBETTİ
Swissair’in Zürih-Cenevre-Roma seferini yapan SR-306 uçuşu, 4 Eylül 1963 sabahı kalkıştan yalnızca birkaç dakika sonra İsviçre’nin Dürrenäsch köyü yakınlarında düştü. Caravelle tipi uçakta bulunan 74 yolcu ile 6 mürettebatın, yani 80 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Resmî soruşturma, kalkış öncesindeki manevralar sırasında frenlerin aşırı ısındığını; bunun iniş takımı bölgesinde yangına yol açarak uçağın kritik sistemlerini tahrip ettiğini belirledi.
Facianın en sarsıcı tarafı ise kurbanların 43’ünün Humlikon adlı küçücük bir köyden gelmesiydi. Roma’ya düzenlenen bir geziye katılan köylülerin ölümüyle Humlikon, tek günde nüfusunun yaklaşık beşte birini kaybetti; 19 evli çift hayatını yitirdi ve onlarca çocuk yetim kaldı. Dürrenäsch kazası böylece Swissair tarihinin en ağır facialarından biri olmakla beraber, bir yerleşimin toplumsal yapısını tek anda değiştiren sıra dışı bir trajedi olarak da hafızalara kazındı.
1970 – ERDAL İNÖNÜ ODTÜ REKTÖRLÜĞÜNE ASALETEN ATANDI
Fizikçi Prof. Dr. Erdal İnönü, 4 Eylül 1970’te Orta Doğu Teknik Üniversitesi rektörlüğüne asaleten atandı. ODTÜ Mütevelli Heyeti o gün yaptığı toplantıda, bir süredir rektör vekilliği görevini yürüten İnönü’nün vekillikten istifasını kabul etti ve kendisini oybirliğiyle rektörlüğe getirdi. ODTÜ’nün resmî kayıtlarına göre İnönü’nün rektörlük görev süresi 11 Eylül 1970’te başladı.
İsmet İnönü’nün oğlu olan Erdal İnönü, siyasete girmeden çok önce uluslararası düzeyde tanınan bir kuramsal fizikçiydi. ODTÜ’de Teorik Fizik Bölümü’nün kurulmasında rol oynadı, bölüm başkanlığı ve dekanlık yaptı. Rektörlüğü ise Türkiye’nin üniversitelerde siyasi gerilimin hızla yükseldiği çalkantılı bir dönemine rastladı; 9 Mart 1971’de, 12 Mart Muhtırası’ndan üç gün önce görevinden ayrıldı.
1970 – SALVADOR ALLENDE ŞİLİ SEÇİMLERİNDE BİRİNCİ ÇIKTI
Şili’de 4 Eylül 1970’te yapılan başkanlık seçimlerinde sosyalist aday Salvador Allende oyların yüzde 36,2’sini alarak birinci oldu. Sağcı eski devlet başkanı Jorge Alessandri yüzde 34,9, Hristiyan Demokrat Radomiro Tomic ise yüzde 27,8 oy aldı. Hiçbir aday salt çoğunluğa ulaşamadığı için, dönemin Şili Anayasası uyarınca devlet başkanını en çok oy alan iki aday arasından Kongre belirleyecekti.
Kongre, 24 Ekim 1970’te Allende’yi devlet başkanı seçti ve Allende 3 Kasım’da başlayan görev dönemi için resmen ilan edildi. Böylece Allende, seçim yoluyla iktidara gelen dünyanın en tanınmış Marksist liderlerinden biri oldu. Üç yıl sonra, 11 Eylül 1973’te General Augusto Pinochet liderliğindeki askerî darbeyle hükümeti devrildi; Allende darbe sırasında La Moneda Sarayı’nda hayatını kaybetti.
1972 – MARK SPITZ TEK OLİMPİYATTA 7 ALTIN MADALYA KAZANARAK TARİH YAZDI
Amerikalı yüzücü Mark Spitz, 4 Eylül 1972’de Münih Olimpiyatları’ndaki 4×100 metre karışık bayrak yarışında yedinci altın madalyasını kazandı. ABD takımı yarışı dünya rekoruyla tamamlarken Spitz de tek bir Olimpiyat Oyunları’nda yedi altın madalya kazanan ilk sporcu olarak tarihe geçti.
Başarının daha da olağanüstü yanı, Spitz’in Münih’te kazandığı yedi altının yedisinde de dünya rekoru kırılmasıydı. Dört bireysel, üç bayrak yarışında şampiyon olan Spitz’in rekoru 36 yıl boyunca aşılamadı; Michael Phelps 2008 Pekin Olimpiyatları’nda sekiz altın madalya kazanarak yeni rekorun sahibi oldu. Ancak Spitz’in zaferinin hemen ertesi sabahı Münih Olimpiyatları, İsrailli sporculara yönelik terör saldırısıyla tarihinin en karanlık günlerinden birine girecekti.
1975 – ECEVİT’İN ELAZIĞ MİTİNGİNE TAŞLI SALDIRI: 50 KİŞİ YARALANDI
CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, 4 Eylül 1975’te Elazığ’da seçim kampanyasını başlatırken şiddetli bir saldırıyla karşılaştı. Ecevit’in otobüsü kente girerken taşlandı; Cumhuriyet Meydanı’nda mitingi bekleyen kalabalığa da taş ve sopalarla saldırıldı. Çıkan olaylarda aralarında bir polisin de bulunduğu yaklaşık 50 kişi yaralandı, onlarca kişi gözaltına alındı.
Ecevit saldırılara rağmen kürsüye çıkarak konuşmasını sürdürdü. Olay, 12 Ekim’de yapılacak Cumhuriyet Senatosu kısmi seçimleri öncesinde giderek sertleşen siyasi ortamın çarpıcı örneklerinden biri oldu. 1970’lerin ikinci yarısında sağ-sol çatışmaları ve siyasi şiddet hızla büyüyecek; seçim mitingleri de sık sık saldırıların hedefi haline gelecekti.
1988 – BANGLADEŞ’İN ÜÇTE İKİSİ SULAR ALTINDA KALDI, MİLYONLAR EVSİZ KALDI
Bangladeş’i haftalardır vuran muson selleri 4 Eylül 1988’de felaket boyutuna ulaştı. Ülkenin üçte ikisinden fazlası sular altında kalırken 64 idari bölgenin en az 47’si ağır biçimde etkilendi. Başkent Dakka’nın yaklaşık dörtte üçü suyla kaplandı; karayolu ve demiryolu ulaşımı büyük ölçüde durdu. Dönemin yetkilileri 25 milyon kadar insanın evsiz ya da mahsur kalmış olabileceğini açıkladı.
Can kaybının gerçek boyutu ise o gün henüz bilinmiyordu. Ulaşılması mümkün olmayan bölgeler nedeniyle resmî rakamlar güncellenemezken gayriresmî tahminler 900’den fazla kişinin öldüğünü gösteriyordu. Kirlenmiş içme suyu, gıda ve ilaç sıkıntısı da büyük salgın endişesi yarattı. 1988 selleri, Bangladeş’in yakın tarihindeki en ağır doğal afetlerden biri haline geldi.
1989 – BERLİN DUVARINI SARSAN İLK PAZARTESİ GÖSTERİSİ YAPILDI
Doğu Almanya’nın Leipzig kentindeki Nikolaikirche’de düzenlenen barış duasından çıkan bir grup, 4 Eylül 1989’da seyahat özgürlüğü ve siyasi reform talebiyle yürüdü. “Pazartesi Gösterileri” adıyla her hafta tekrarlanan eylemler giderek büyüdü ve yüz binlerce insanın katıldığı barışçıl bir halk hareketine dönüştü. Gösteriler, Doğu Alman rejiminin çözülmesinde ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasında önemli rol oynadı.
1989 – FOTOSPOR YAYIN HAYATINA BAŞLADI
Türkiye spor basınının uzun soluklu markalarından Fotospor, 4 Eylül 1989’da ilk sayısını yayımladı. Asil Nadir’in medya grubunda çıkarılan günlük gazete, özellikle futbol haberlerini geniş fotoğraflar, büyük başlıklar ve iddialı manşetlerle sunarak 1990’larda hızla büyüyecek spor gazeteciliğinin önemli temsilcilerinden biri oldu.
Fotospor Türkiye’de spor basınının başlangıcı değildi; spor yayıncılığı 20. yüzyılın başlarına kadar uzanıyordu ve 1950’lerde günlük spor gazeteleri de yayımlanmıştı. Ancak Fotospor, 1980’lerin sonunda başlayan yeni kuşak günlük spor gazeteciliğinin öncülerinden biri haline geldi; sonraki yıllarda Fotomaç ve Fanatik gibi gazetelerin de katılmasıyla spor gazeteleri büyük bir okuyucu pazarına dönüştü.
1990 – ESKİ MÜFTÜ VE YAZAR TURAN DURSUN EVİNİN ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLDÜ
Din üzerine eleştirel çalışmalarıyla tanınan araştırmacı-yazar Turan Dursun, 4 Eylül 1990’da İstanbul Koşuyolu’ndaki evinin yakınında silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. Dursun’un hayat hikâyesi sıra dışıydı: Çocukluğunda din eğitimi görmüş, imamlık ve müftülük yapmış, daha sonra inancını terk ederek dinler tarihi ve İslam üzerine sert eleştirel yazılar kaleme almaya başlamıştı. TRT’de uzun yıllar yapımcı olarak çalıştıktan sonra 2000’e Doğru dergisinde yazıları yayımlandı.
Dursun, yazıları nedeniyle ölümünden önce tehditler alıyordu. Cinayetle ilgili sonraki yargı sürecinde İrfan Çağrıcı azmettirici olduğu gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırıldı; tetikçi olduğu ileri sürülen Muzaffer Dalmaz ise yakalanamadı. Turan Dursun cinayeti, 1990’larda Türkiye’de aydınlara ve gazetecilere yönelik birbiri ardına gerçekleşen siyasi suikastların en çok tartışılanlarından biri olarak kaldı.
1993 – DEP MİLLETVEKİLİ MEHMET SİNCAR BATMAN’DA ÖLDÜRÜLDÜ
Demokrasi Partisi Mardin Milletvekili Mehmet Sincar, 4 Eylül 1993’te Batman’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Sincar, bölgede art arda yaşanan siyasi cinayetleri ve “faili meçhul” olayları araştırmak amacıyla DEP milletvekilleri ve parti yöneticilerinden oluşan bir heyetle Batman’a gitmişti. Heyet kent merkezindeki Bankalar Caddesi’nde esnafı ziyaret ederken saldırıya uğradı. Sincar ile Metin Özdemir öldürüldü; Batman Milletvekili Nizamettin Toğuç ve üç kişi yaralandı.
Cinayet, 1993’ün Türkiye yakın tarihine “faili meçhul cinayetler yılı” olarak kazınan karanlık atmosferinin en dikkat çekici olaylarından biri oldu. Aynı yıl Uğur Mumcu öldürülmüş, Madımak ve Başbağlar katliamları yaşanmış, Güneydoğu’da siyasi cinayetler hızla artmıştı. Sincar’ın öldürülmesi, bir milletvekilinin görevdeyken siyasi şiddetin doğrudan hedefi olması nedeniyle TBMM’de de kapsamlı tartışmalara ve araştırma önergelerine konu oldu.
1995 – KADIN HAKLARININ KÜRESEL YOL HARİTASI PEKİN’DE ÇİZİLDİ
Birleşmiş Milletler Dördüncü Dünya Kadın Konferansı, 4 Eylül 1995’te Pekin’de başladı. 189 hükümetin katıldığı konferansta kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu; eğitimden sağlığa, siyasetten çalışma hayatına kadar kadınların karşılaştığı eşitsizliklerle mücadele için kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Metin, aradan geçen yıllara rağmen uluslararası kadın hakları politikasının temel belgelerinden biri olmayı sürdürüyor.
1997 – KUDÜS’ÜN MERKEZİNDE ÜÇ İNTİHAR SALDIRISI: 5 SİVİL ÖLDÜ
4 Eylül 1997’de Kudüs’ün en hareketli bölgelerinden Ben Yehuda yaya caddesinde üç intihar saldırganı art arda üzerlerindeki bombaları patlattı. Kafelerin, mağazaların ve yayaların bulunduğu kalabalık bölgede 5 sivil hayatını kaybetti, 180’den fazla kişi yaralandı. Üç saldırgan da patlamalarda öldü. Ölen siviller arasında 14 yaşındaki üç kız çocuğu da bulunuyordu.
Hamas saldırının sorumluluğunu üstlendi. Olay, yalnızca beş hafta önce Kudüs’teki Mahane Yehuda pazarında gerçekleştirilen ve 16 kişinin öldüğü başka bir Hamas saldırısının ardından geldi. Art arda yaşanan saldırılar, İsrail-Filistin barış sürecini daha da ağır bir krize sürükledi ve ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın bölgeye yapacağı ziyaret öncesinde gerilimi zirveye çıkardı.
1998 – GOOGLE ŞİRKETİ RESMEN KURULDU: BİR GARAjDAN DÜNYANIN BİLGİ KAPISINA
Stanford Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Larry Page ve Sergey Brin’in geliştirdiği Google, 4 Eylül 1998’de California’da özel bir şirket olarak resmen kuruldu. İkilinin hikâyesi birkaç yıl önce “BackRub” adını verdikleri akademik bir arama motoru projesiyle başlamıştı. Amaçları, internet sayfalarını yalnız içerdikleri kelimelere göre değil, diğer sitelerden aldıkları bağlantıların önemine göre sıralayan daha etkili bir arama yöntemi geliştirmekti.
Sun Microsystems’ın kurucularından Andy Bechtolsheim’ın henüz şirket bile resmen kurulmadan Google Inc. adına yazdığı 100 bin dolarlık çek, projenin garajdan küresel şirkete uzanan yolculuğunun ilk büyük yatırımı oldu. Page ve Brin kısa süre sonra Susan Wojcicki’nin Menlo Park’taki garajına taşındı. Google yıllar içinde arama motorunun çok ötesine geçerek Gmail, Maps, YouTube, Android ve Chrome gibi ürünlerle internetin günlük kullanım biçimini değiştirdi.
İlginç olan şu: Google bile kendi doğum gününden tam emin değil. Şirket 4 Eylül 1998’de resmen kurulmasına rağmen uzun yıllardır doğum gününü 27 Eylül’de özel bir Doodle ile kutluyor.
2012 – TROYA ALTINLARININ TÜRKİYE’YE GETİRİLDİĞİ AÇIKLANDI
Türkiye ile Pennsylvania Üniversitesi Müzesi arasında varılan anlaşma, 4 Eylül 2012’de kamuoyuna duyuruldu. Yaklaşık MÖ 2400’e tarihlenen ve Troya hazineleriyle ilişkilendirilen 24 altın takı, süresiz ödünç anlaşmasıyla Türkiye’ye getirilerek Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmeye başladı. Eserlerin kesin mülkiyeti devredilmedi; buna karşılık Türkiye, Troya kökenli olduğu düşünülen bu eserleri herhangi bir süre sınırlaması olmadan sergileme hakkını elde etti.
2022 – KANADA’DA 13 AYRI NOKTADA BIÇAKLI SALDIRI: 11 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ
Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde 4 Eylül 2022 sabahı James Smith Cree Nation ve yakınındaki Weldon kasabasında 13 ayrı noktada peş peşe bıçaklı saldırılar gerçekleştirildi. Kanada Kraliyet Atlı Polisi’nin daha sonra tamamladığı soruşturmaya göre saldırıları gerçekleştiren Myles Sanderson 11 kişiyi öldürdü, 17 kişiyi yaraladı.
Kurbanların bir bölümünün özellikle hedef alındığı, bazılarının ise saldırganın karşısına rastlantı sonucu çıktığı belirlendi. Olayın ardından Saskatchewan genelinde büyük bir insan avı başlatıldı ve alarm Manitoba ile Alberta’ya kadar genişletildi. Myles Sanderson üç gün sonra yakalandı ancak gözaltına alınmasının hemen ardından rahatsızlanarak hayatını kaybetti. Saldırılar, Kanada yakın tarihinin en ölümcül toplu cinayetlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
KOCAELİ TARİHİNDE 4 EYLÜL
1792 – DARICALI İMAM HAYATTAYDI AMA KÂĞIT ÜZERİNDE “ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ”
Osmanlı arşivlerinin 4 Eylül 1792 tarihli sıra dışı bir belgesi, Darıca’nın eski dinî hayatından neredeyse polisiye denebilecek bir hikâye taşıyor. Darıca’nın bilinen en eski camilerinden Cihangiri Şeyh Osman Efendi Camii’nin hatibi Seyyid Mustafa Efendi, başka bir vakıftaki görevinin kendisi ölmüş gibi gösterilerek elinden alındığını belirterek görevinin geri verilmesini istedi.
Şeyh Osman Efendi Camii 1659’da yapılmıştı ve Osmanlı kayıtlarından Darıca’nın 17. ve 18. yüzyıllardaki gündelik yaşamına ilişkin dikkat çekici ayrıntılar çıkıyor. Seyyid Mustafa Efendi’nin mezar taşının da Darıca’da bulunmuş olması, belgelerdeki kişinin gerçekten bölgede görev yapan aynı hatip olma ihtimalini güçlendiriyor. “Hayattayken öldü gösterilen imam” kaydı, 4 Eylül’ün en renkli Kocaeli tarih maddelerinden biri.
1921 – İTİLAF YÜKSEK KOMİSERLERİ KOCAELİ VE ÇEVRESİNDEKİ ŞİDDET İÇİN NOTA VERDİ
Millî Mücadele sırasında İzmit, Karamürsel, Kandıra, Yalova ve İznik çevresi ağır çatışma, yağma ve sivil kayıplarının yaşandığı bölgelerden biri oldu. 4 Eylül 1921’de İstanbul’daki İtilaf Devletleri yüksek komiserleri, bölgede Yunan kuvvetlerinin geri çekilişi sırasında yaşanan şiddet ve tahribatla ilgili olarak Yunan tarafına diplomatik nota verdi.
İzmit zaten 28 Haziran 1921’de Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçmişti; nota ise daha sonra ortaya çıkan raporlar, tanıklıklar ve bölgede yürütülen incelemelerin ardından geldi. Olay, Kocaeli’de Millî Mücadele’nin yalnız askerî cepheden ibaret olmadığını; sivil halka yönelik şiddetin uluslararası diplomatik kayıtlara da girdiğini göstermesi bakımından önemli.
1922 – DELİ HALİT PAŞA’NIN BİRLİKLERİ MARMARA HAREKÂTINA HAZIRLANDI
Deli Halit Paşa komutasındaki Kocaeli Grubu, 4 Eylül 1922’de Gemlik ve Mudanya yönünde gerçekleştirilecek harekât için hazırlıklarını tamamladı. Büyük Taarruz sırasında Yunan kuvvetlerinin bir bölümünü Marmara çevresinde tutan Kocaeli Grubu, daha sonra bölgenin işgalden kurtarılması ve Türk ordusunun Bursa’ya ilerlemesinde önemli görev üstlendi.
1944 – SEKA KENDİ USTALARINI YETİŞTİRMEK İÇİN ÇIRAK OKULU AÇTI
İzmit’in sanayi ve işçi kültürünü biçimlendiren en önemli kurumlardan biri olan kâğıt fabrikasında 4 Eylül 1944’te Çırak Okulu açıldı. Amaç, büyüyen Selüloz Sanayii Müessesesi’nin ihtiyaç duyduğu eğitimli teknik elemanları kendi bünyesinde yetiştirmekti.
SEKA yalnızca üretim yapan bir fabrika değildi; çalışanlarına sağlık hizmeti, yemek, lojman, sinema, sosyal tesisler ve eğitim olanakları sağlayan küçük bir şehir gibi işliyordu. Çırak Okulu da bu anlayışın önemli parçalarından biri oldu. Kurum daha sonraki yıllarda çalışanlarını üniversite eğitimi için destekledi, 25 kişiyi yurtdışında olmak üzere onlarca kişiye yükseköğrenim imkânı sağladı. İzmit’in güçlü sanayi işçisi ve teknik eleman geleneğinin köklerinden biri burada yatıyor.
1947 – BUGÜN HÂLÂ AYAKTA OLAN SİRKECİLER KONAĞI SEZGİN KARDEŞLERİN OLDU
İzmit’in Hacıhasan Mahallesi’ndeki tarihî yapılardan Sirkeciler Konağı, 4 Eylül 1947’de Sezgin kardeşler tarafından satın alınarak tapuya tescil edildi. Aile daha önce uzun yıllardır konakta kiracı olarak yaşıyordu.
“Sarı Konak” adıyla da bilinen yapı, 19. yüzyıldan günümüze ulaşan geleneksel İzmit evlerinin önemli örneklerinden. Konağın Sirkeciler adını almasının nedeni de aileden Hafız Hüseyin Efendi’nin imamlığının ardından sirke üretip satmasıydı. Yapı daha sonra koruma altına alındı, İzmit Belediyesi tarafından restore edildi ve bugün kentin Tarih Koridoru’nun görülebilen parçalarından biri olarak yaşamını sürdürüyor.
1999 – DEPREMİN ARDINDAN TÜRKİYE’NİN TABİP ODALARI İZMİT’TE TOPLANDI
17 Ağustos Marmara Depremi’nin ardından sağlık sisteminin de ağır biçimde sınandığı günlerde, Türk Tabipleri Birliği Genel Yönetim Kurulu 4 Eylül 1999’da İzmit’te olağanüstü nitelikte bir toplantı yaptı. Türkiye’nin dört bir yanındaki tabip odaları, sağlık örgütleri, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi ve bölgede çalışan sağlık ekiplerinden temsilcilerin katıldığı toplantıda yaklaşık 140 kişi bir araya geldi.
Toplantıda Kocaeli, Gölcük ve Adapazarı’ndaki sağlık hizmetleri, barınma ve hijyen sorunları, bölgede çalışan sağlık personelinin durumu ve deprem sonrası organizasyondaki eksiklikler değerlendirildi. TTB’nin sonuç bildirgesi, yıkımın büyüklüğünün yalnız doğa olayıyla açıklanamayacağını savunarak yapı güvenliği ve kamu yönetimindeki ihmalleri sert biçimde eleştirdi. 4 Eylül toplantısı, 17 Ağustos sonrasında sağlık dünyasının deprem politikasına ilişkin en erken kapsamlı değerlendirmelerinden biri oldu.
2021 – 31 ÜLKEDEN GENÇ SPORCULAR KOCAELİ’DE DÜNYA ŞAMPİYONASI İÇİN BULUŞTU
Pandemi nedeniyle bir yıl ertelenen Gençler Dünya Oryantiring Şampiyonası’nın açılış töreni 4 Eylül 2021’de İzmit Kent Meydanı’nda yapıldı. Kocaeli’nin ev sahipliği yaptığı organizasyona 31 ülkeden yaklaşık 270 genç sporcu geldi.
Resmî yarışlar 5-10 Eylül arasında gerçekleştirildi. İlk sprint yarışı İzmit merkezinde, orta ve uzun mesafe etaplarının önemli bölümü ise Gebze’nin Mudarlı ve Denizli köyleri çevresinde yapıldı. Uluslararası Oryantiring Federasyonu da 2021 Gençler Dünya Şampiyonası’nı resmî olarak Kocaeli, Türkiye organizasyonu olarak kaydediyor.
4 EYLÜL’DE DOĞANLAR
973 – ÇAĞININ YÜZYILLAR ÖTESİNDEKİ BİLGİNİ BÎRÛNÎ DOĞDU
Hârizm’in Kâs kentinde doğan Ebu Reyhan el-Bîrûnî; matematik, astronomi, coğrafya, tarih, eczacılık ve dinler tarihi gibi çok farklı alanlarda çalıştı. Bir dağın yüksekliği ile ufuk açısını kullanarak Dünya’nın yarıçapını hesaplamaya yönelik yöntem geliştirdi; Sanskritçe öğrenerek Hint toplumunu, dinlerini ve bilimini ünlü Kitâbü’l-Hind adlı eserinde inceledi. Bilim tarihinin en büyük çok yönlü bilginlerinden biri kabul ediliyor.
1824 – SENFONİLERİYLE MÜZİK TARİHİNİ ETKİLEYEN ANTON BRUCKNER DOĞDU
Avusturyalı besteci ve org sanatçısı Anton Bruckner, 4 Eylül 1824’te doğdu. Yaşadığı dönemde eserleri ağır ve alışılmadık bulunarak sık sık eleştirilse de büyük orkestralar için bestelediği görkemli senfoniler, zamanla klasik müzik repertuvarının temel eserleri arasına girdi. Bruckner’ın müziği, Gustav Mahler başta olmak üzere kendisinden sonra gelen çok sayıda besteciyi etkiledi.
1884 – KOCAELİ MİLLETVEKİLİ VE TURİZM ÖNCÜSÜ REŞİT SAFFET ATABİNEN DOĞDU
Türkiye’de turizm ve otomobil kültürünün öncü isimlerinden Reşit Saffet Atabinen, 4 Eylül 1884’te İstanbul’da doğdu. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunun kuruluşuna öncülük eden ve uzun yıllar kurumun başkanlığını yapan Atabinen, Türk Tarih Kurumunun kurucu üyeleri arasında da yer aldı. İki dönem Kocaeli milletvekilliği yapan Atabinen, Türkiye’nin tarihî ve turistik değerlerinin dünyaya tanıtılması için önemli çalışmalar yürüttü.
1901 – “ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA”NIN ŞAİRİ AHMET KUTSİ TECER DOĞDU
Babasının görevi nedeniyle Kudüs’te dünyaya gelen Ahmet Kutsi’ye, doğduğu şehrin hatırası olarak “Kutsi” adı verildi. “Orada Bir Köy Var Uzakta” şiiriyle kuşakların hafızasına yerleşen Tecer, Sivas’ta düzenlediği Halk Şairleri Bayramı sayesinde başta Âşık Veysel olmak üzere birçok halk ozanının Türkiye çapında tanınmasına öncülük etti; öğretmenlik, milletvekilliği ve oyun yazarlığı da yaptı.
1908 – AMERİKA’DA IRKÇILIĞI EDEBİYATIN MERKEZİNE TAŞIYAN RICHARD WRIGHT DOĞDU
Amerikalı yazar Richard Wright, 4 Eylül 1908’de Mississippi’de doğdu. Native Son ve kendi hayatından izler taşıyan Black Boy adlı eserlerinde yoksulluğu, şiddeti ve siyah Amerikalıların karşı karşıya kaldığı sistemli ırkçılığı anlattı. Wright’ın sert ve gerçekçi dili, Amerikan edebiyatını etkilerken daha sonra güçlenecek medeni haklar hareketinin kültürel zeminine de katkıda bulundu.
1913 – HİROŞİMA’NIN HAFIZASINI TASARLAYAN KENZO TANGE DOĞDU
Japon mimar Kenzo Tange, 4 Eylül 1913’te doğdu. Geleneksel Japon mimarisiyle modernizmi bir araya getiren Tange; Hiroşima Barış Anıtı Parkı, Tokyo’daki Yoyogi Ulusal Spor Salonu ve dünyanın farklı kentlerindeki büyük ölçekli projeleriyle çağdaş mimarlığın yönünü değiştiren isimlerden biri oldu. Tange, 1987’de mimarlığın en önemli ödüllerinden Pritzker’e değer görüldü.
1917 – KOCAELİ’YE KADAR UZANAN FORD HİKÂYESİNİN ÖNEMLİ İSMİ HENRY FORD II DOĞDU
Ford’un kurucusu Henry Ford’un torunu olan Henry Ford II, şirket ağır bir yönetim ve mali kriz içindeyken 1945’te, henüz 28 yaşındayken başkanlığı devraldı. Ford’u profesyonel yöneticilerle yeniden yapılandırdı ve şirketin 1956’da halka açılmasını sağladı. Kocaeli açısından da önemli bir bağlantısı bulunuyor: Onun yönetim kurulu başkanlığı döneminde 1977’de Otosan’la yapılan anlaşmanın ardından şirket Ford Otosan adını aldı; bu ortaklık daha sonra Gölcük’teki dev Kocaeli fabrikasına kadar uzandı.
1927 – “YAPAY ZEK”YA ADINI VEREN JOHN MCCARTHY DOĞDU
Amerikalı bilgisayar bilimci John McCarthy, 1955’te “yapay zekâ” terimini ortaya atarak bugün hayatın her alanına giren bir bilim dalının adını koydu. Yapay zekâ çalışmalarının temel programlama dillerinden LISP’i geliştirdi, bilgisayarların işlem gücünü birden fazla kullanıcı arasında paylaşmasını sağlayan “zaman paylaşımı” fikrine öncülük etti ve Stanford Yapay Zekâ Laboratuvarı’nın kuruluşunda rol aldı.
1928 – “TATLI CADI”NIN İLK DARRIN’I DICK YORK DOĞDU
Türkiye’de de yıllarca “Tatlı Cadı” adıyla gösterilen Bewitched dizisinde Samantha’nın eşi Darrin’i ilk beş sezon boyunca Dick York canlandırdı. York, 1959’da bir film çekimi sırasında geçirdiği ağır sırt sakatlığının yol açtığı kronik ağrılar nedeniyle 1969’da diziden ayrılmak zorunda kaldı; karakter aynı bırakılarak yerine Dick Sargent getirildi. Bu değişiklik televizyon tarihinin en ünlü oyuncu değişimlerinden biri oldu.
1945 – PERİHAN ABLA VE MAHALLENİN MUHTARLARI’NIN YAZARI KANDEMİR KONDUK DOĞDU
Türk televizyonunun mahalle kültürünü anlatan unutulmaz dizilerinden Perihan Abla ve Mahallenin Muhtarları’na imza atan Kandemir Konduk, yazarlığa sıra dışı bir biçimde başladı. Tersanede işçi olarak çalışırken Altan Erbulak’ın yeni tiyatro için para istediği yazısına “Bir lira veremem ama oyun yazabilirim” diye cevap verdi; yazdığı Yüzsüz Zühtü sahnelenince hayatını bütünüyle yazarlığa çevirdi. Devekuşu Kabare için de çok sayıda oyun yazdı.
1953 – TÜRK FUTBOLUNUN “İMPARATOR”U FATİH TERİM DOĞDU
Adana’da doğan Fatih Terim, futbolculuk yıllarında Galatasaray ve millî takımın kaptanlığını yaptı; asıl büyük başarılarını ise teknik direktör olarak kazandı. Galatasaray’ı sekiz lig şampiyonluğuna taşıdı ve 2000’de UEFA Kupası’nı kazanarak bir Türk takımına kulüp düzeyindeki ilk Avrupa kupasını getirdi. Türkiye’yi EURO 2008’de yarı finale çıkaran Terim, başarıları, sert kişiliği ve yarattığı tartışmalarla Türk futbol tarihinin en etkili figürlerinden biri oldu.
1961 – SICAK SAATLER’DEN YARGI’YA UĞUR POLAT DOĞDU
Tiyatroya 1978’de Ankara Sanat Tiyatrosu’nda başlayan Uğur Polat, daha sonra Devlet Tiyatrolarında çalışarak sahnenin önemli oyuncularından biri oldu. Salkım Hanımın Taneleri ve Karşılaşma gibi filmlerin yanı sıra Sıcak Saatler, Yeditepe İstanbul, Kayıp Şehir, Ulan İstanbul ve Yargı gibi çok izlenen dizilerde birbirinden farklı karakterleri canlandırdı. Güçlü karakter oyunculuğuyla tiyatro, sinema ve televizyon arasında kalıcı bir kariyer kurdu.
1962 – YETİŞKİN HÜCRELERİ KÖK HÜCREYE DÖNÜŞTÜREN SHINYA YAMANAKA DOĞDU
Japon bilim insanı Shinya Yamanaka, olgunlaşmış yetişkin hücrelerin yeniden programlanarak vücuttaki farklı hücre türlerine dönüşebilen kök hücreler haline getirilebileceğini gösterdi. “İndüklenmiş pluripotent kök hücre” adı verilen bu yöntem; hastalıkların araştırılması, yeni ilaçların denenmesi ve yenileyici tıp çalışmalarında büyük bir çığır açtı. Yamanaka, keşfi nedeniyle John Gurdon’la birlikte 2012 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı.
1973 – 90’LARIN YEŞİL POWER RANGER’I JASON DAVID FRANK DOĞDU
Jason David Frank, 1993’te başlayan Mighty Morphin Power Rangers dizisinde önce kötü tarafta görünen Yeşil Ranger Tommy Oliver’ı canlandırdı. Başlangıçta kısa süreli düşünülen karakter seyircinin büyük ilgisi üzerine Beyaz Ranger olarak geri döndü ve serinin en sevilen kahramanlarından birine dönüştü. Gerçek hayatta da dövüş sanatlarıyla uğraşan Frank, farklı Power Rangers yapımlarında yıllarca aynı karakteri oynadı; 2022’de 49 yaşında hayatını kaybetti.
1975 – UPTOWN FUNK’IN ARKASINDAKİ MARK RONSON DOĞDU
Londra’da doğan prodüktör ve müzisyen Mark Ronson, Amy Winehouse’un dünya çapında başarı kazanan Back to Black albümünün başlıca yaratıcılarından biri oldu. Bruno Mars’la hazırladığı “Uptown Funk” küresel bir fenomene dönüşürken Lady Gaga’nın seslendirdiği Oscar ödüllü “Shallow”un da yazarları arasında yer aldı. Adele, Miley Cyrus, Dua Lipa ve Paul McCartney gibi çok sayıda yıldızla çalışan Ronson, çağdaş pop müziğin en etkili yapımcılarından biri kabul ediliyor.
1981 – GRAMMY TARİHİNİN REKOR SAHİBİ BEYONCÉ DOĞDU
Houston’da doğan Beyoncé, önce Destiny’s Child grubuyla, ardından solo kariyeriyle dünya pop müziğinin en büyük yıldızlarından birine dönüştü. “Crazy in Love”, “Single Ladies”, “Halo” ve “Formation” gibi şarkılarla müzik listelerine damga vururken albümlerini görsel, politik ve kültürel projelere dönüştürdü. Grammy’nin resmî kayıtlarına göre 35 ödül ve 99 adaylıkla hem en çok Grammy kazanan hem de en fazla aday gösterilen sanatçı unvanını taşıyor.
1988 – KEDİLİ VİDEOYLA DÜNYAYA YAYILAN BİLAL GÖREGEN DOĞDU
Hatay’ın Dörtyol ilçesinde görme engelli olarak dünyaya gelen Bilal Göregen, Türkiye’de önce Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasındaki darbuka performanslarıyla tanındı. “Ievan Polkka” yorumuna başını ritme göre sallayan bir kedinin eklenmesiyle ortaya çıkan video, 2020’de dünya çapında bir internet fenomenine dönüştü; YouTube’un resmî hesapları da videoyu paylaşarak Göregen’in milyonlarca kişiye ulaşmasını sağladı.
4 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER
1063 – BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NİN KURUCUSU TUĞRUL BEY ÖLDÜ
Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey, 4 Eylül 1063’te Rey’de hayatını kaybetti. Kardeşi Çağrı Bey’le 1040 Dandanakan Zaferi’nin ardından Büyük Selçuklu Devleti’ni kuran Tuğrul Bey, 1055’te Bağdat’a girerek Büveyhî hâkimiyetine son verdi ve Abbasi halifesinin koruyucusu oldu; çocuğu bulunmadığından ölümünün ardından başlayan taht mücadelesini yeğeni Alp Arslan kazandı.
1907 – “SABAH”IN BESTECİSİ EDVARD GRIEG HAYATINI KAYBETTİ
Norveçli romantik dönem bestecisi Edvard Grieg, 4 Eylül 1907’de doğduğu Bergen kentinde 64 yaşında öldü. Henrik Ibsen’in “Peer Gynt” oyunu için bestelediği “Sabah” ve “Dağ Kralının Salonunda” parçalarıyla dünya çapında tanınan Grieg, Norveç halk ezgilerini klasik müziğe taşıdı; La minör Piyano Konçertosu da repertuvarın en sevilen eserlerinden biri oldu.
1944 – HİTLER’İN HABERLEŞMESİNİ KESMEYE ÇALIŞAN GENERAL İDAM EDİLDİ
Alman ordusunun haberleşme şefi General Erich Fellgiebel, Hitler’e yönelik 20 Temmuz 1944 tarihli suikast girişimine katıldığı gerekçesiyle 4 Eylül’de Berlin’de idam edildi. Bombanın patlamasının ardından Hitler’in karargâhıyla dış dünya arasındaki iletişimi kesmeye çalışan ancak bağlantıları tamamen susturamayan Fellgiebel, Nazi rejimine karşı askerî direnişin öne çıkan isimlerinden biri olarak tarihe geçti.
1963 – AVRUPA BİRLİĞİ FİKRİNİN MİMARLARINDAN ROBERT SCHUMAN ÖLDÜ
Fransa’nın eski başbakanı ve dışişleri bakanı Robert Schuman, 4 Eylül 1963’te hayatını kaybetti. Schuman’ın 9 Mayıs 1950’de Fransa ile Batı Almanya’nın kömür ve çelik üretimini ortak bir yönetime bağlama önerisi, önce Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na, ardından Avrupa Birliği’ne uzanan sürecin başlangıcı kabul edildi; 9 Mayıs bu nedenle “Avrupa Günü” olarak kutlanıyor.
1965 – “YAŞAMA SAYGI” FELSEFESİNİN SAHİBİ ALBERT SCHWEITZER ÖLDÜ
Doktor, ilahiyatçı, filozof ve Bach yorumcusu Albert Schweitzer, 4 Eylül 1965’te Gabon’un Lambaréné kentinde 90 yaşında hayatını kaybetti. 1913’te burada kurduğu hastane ve “yaşama saygı” düşüncesiyle tanınan Schweitzer, 1952 Nobel Barış Ödülü’nü aldı; buna karşılık Afrika’ya bakışındaki paternalist ve sömürgeci izler, mirasının günümüzde eleştirel biçimde yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
1989 – KOMİSER MAIGRET’NİN YARATICISI GEORGES SIMENON ÖLDÜ
Belçikalı yazar Georges Simenon, 4 Eylül 1989’da İsviçre’nin Lozan kentinde hayatını kaybetti. Paris’in sokaklarında suçları insan psikolojisini çözerek aydınlatan Komiser Maigret karakteriyle ün kazanan Simenon, yüzlerce roman ve öykü kaleme aldı; eserleri sinema ve televizyon için defalarca uyarlandı ve onu 20. yüzyılın en çok okunan polisiye yazarlarından biri yaptı.
1993 – JAMES BOND’UN NICK NACK’I HERVÉ VILLECHAIZE HAYATINI KAYBETTİ
Fransız oyuncu Hervé Villechaize, 4 Eylül 1993’te 50 yaşında hayatına son verdi. “Altın Tabancalı Adam” filmindeki Nick Nack ve “Hayal Adası” dizisindeki Tattoo rolleriyle tanınan Villechaize, uzun yıllar ciddi sağlık sorunları ve kronik ağrılarla mücadele etti; yaşam öyküsü 2018’de Peter Dinklage’ın başrolünü oynadığı “My Dinner with Hervé” filmine konu oldu.
2006 – MODERN BEK OYUNUNUN ÖNCÜSÜ FACCHETTI ÖLDÜ
İtalyan futbolunun efsane isimlerinden Giacinto Facchetti, 4 Eylül 2006’da 64 yaşında hayatını kaybetti. Kariyerinin tamamını Inter’de geçiren Facchetti, savunmadan hücuma sürekli katılan oyunuyla modern bek anlayışının öncülerinden oldu; dört Serie A ve iki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı, İtalya’yı 1968 Avrupa şampiyonluğunda ve 1970 Dünya Kupası finalinde kaptan olarak sahaya çıkardı.
2011 – TÜRK ASTROFİZİĞİNİN ÖNCÜLERİNDEN HAKKI ÖGELMAN ÖLDÜ
Türk astrofizikçi Prof. Dr. Hakkı Boran Ögelman, 4 Eylül 2011’de ABD’nin Teksas eyaletinde hayatını kaybetti. NASA ve ODTÜ’de çalışan, gama ışınları ile nötron yıldızları üzerine önemli araştırmalar yapan Ögelman, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin kurulması ve Türkiye’ye robotik teleskop kazandırılması sürecinde de öncü rol üstlendi.
2014 – AMERİKAN TELEVİZYONUNUN EN SİVRİ DİLLİ KADINI JOAN RIVERS ÖLDÜ
Amerikalı komedyen ve televizyon sunucusu Joan Rivers, 4 Eylül 2014’te 81 yaşında, geçirdiği rutin bir boğaz işleminin ardından gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetti. Erkeklerin hâkim olduğu stand-up dünyasında kendine yer açan Rivers, ABD’de kendi gece programını sunan ilk kadın oldu; ilerleyen yıllarda kırmızı halı yayınları ve “Fashion Police” programındaki sert, tartışmalı yorumlarıyla yeni bir televizyon üslubu yarattı.
2019 – OLİMPİYAT ŞAMPİYONU TEVFİK KIŞ HAYATINI KAYBETTİ
Türk güreşinin efsane isimlerinden Tevfik Kış, 4 Eylül 2019’da Ankara’da 85 yaşında hayatını kaybetti. 1960 Roma Olimpiyatları’nda grekoromen stil 87 kiloda altın madalya kazanan Kış, 1962 ve 1963’te dünya, 1966’da ise Avrupa şampiyonu oldu; aktif sporculuğunun ardından antrenör olarak Türk güreşine hizmet etmeyi sürdürdü.
2023 – VÜCUDUN BİR GAZLA HABERLEŞTİĞİNİ GÖSTEREN NOBELLİ BİLİM İNSANI ÖLDÜ
Amerikalı hekim ve farmakolog Ferid Murad, 4 Eylül 2023’te 86 yaşında hayatını kaybetti. Nitrik oksidin hücreler arasında mesaj taşıyan bir molekül olduğunu ve nitrogliserinin damarları nasıl gevşettiğini ortaya koyan Murad, bu çalışmalarıyla iki meslektaşıyla birlikte 1998 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı; buluşları kalp-damar hastalıklarından erektil disfonksiyona kadar pek çok tedavinin bilimsel temelini etkiledi.
2023 – USTA OYUNCU MEHMET ULAY HAYATINI KAYBETTİ
Tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Mehmet Ulay, bir süredir mücadele ettiği akciğer kanseri nedeniyle 4 Eylül 2023’te Almanya’da hayatını kaybetti. Sanat yaşamına tiyatroyla başlayan Ulay; Süper Baba, Ezel, Kurtlar Vadisi Pusu ve Mahkûm gibi çok izlenen yapımlarda canlandırdığı karakterlerle geniş bir izleyici kitlesinin hafızasında yer etti.
2023 – SHREK’LE ÖZDEŞLEŞEN “ALL STAR”IN SESİ STEVE HARWELL ÖLDÜ
Amerikalı rock grubu Smash Mouth’un kurucusu ve solisti Steve Harwell, 4 Eylül 2023’te 56 yaşında akut karaciğer yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Grubun “Walkin’ on the Sun” ve özellikle “All Star” şarkıları 1990’ların sonuna damga vururken, “All Star” ile “I’m a Believer”ın “Shrek” filminde kullanılması Harwell’ın sesini yeni kuşakların da hafızasına taşıdı.
2025 – MODERN İTALYAN ŞIKLIĞININ MİMARI GIORGIO ARMANI ÖLDÜ
Dünyaca ünlü İtalyan moda tasarımcısı Giorgio Armani, 4 Eylül 2025’te 91 yaşında hayatını kaybetti. 1975’te kurduğu markayla sert ve ağır takım elbiselerin yerine rahat kesimli, astarsız ceketleri ve sade renkleri yerleştiren Armani, 1980 yapımı “American Gigolo” filmiyle Hollywood’u da etkisi altına aldı ve bağımsızlığını koruyan küresel bir moda imparatorluğu kurdu.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


