Günün Tarihi / 28 Ağustos
28 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ’NDE 28 AĞUSTOS: EMİRATLI KADINLAR GÜNÜ
Birleşik Arap Emirlikleri’nde 28 Ağustos, Emiratlı Kadınlar Günü – Emirati Women’s Day olarak kutlanıyor. Gün, Şeyha Fatma bint Mübarek’in girişimiyle 2015’te ilan edildi; 28 Ağustos’un seçilmesinin nedeni ise BAE Genel Kadınlar Birliği’nin 28 Ağustos 1975’te kurulmuş olması. Amaç, kadınların ülkenin eğitiminden ekonomisine, bilimden yönetime kadar gelişimine yaptığı katkıları görünür kılmak ve kadınların toplumsal hayattaki rolünü desteklemek.
2026’da da devlet kurumları, üniversiteler ve özel kuruluşlar çeşitli etkinliklerle güne katılıyor. BAE’nin resmî kurumları 28 Ağustos’u doğrudan ulusal bir kutlama günü olarak takvimlerinde gösteriyor.
2026’DA 28 AĞUSTOS’A DENK GELİYOR: KARDEŞLERİN BİRBİRİNE “KORUMA İPİ” BAĞLADIĞI RAKSHA BANDHAN
Hindistan’ın en yaygın geleneksel bayramlarından Raksha Bandhan, ay takvimine göre tarihi değiştiği için 2026’da 28 Ağustos Cuma gününe denk geliyor. Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin 2026 resmî tatil takviminde de tarih 28 Ağustos olarak yer alıyor.
Günün en bilinen geleneğinde kız kardeş, erkek kardeşinin bileğine “rakhi” adı verilen süslü bir ip bağlıyor; kardeşler birbirlerine sevgi, bağlılık ve koruma sözü veriyor, hediyeler veriliyor. Gelenek günümüzde yalnız biyolojik kardeşlerle sınırlı görülmüyor; dostluk ve karşılıklı dayanışmayı ifade eden daha geniş bir kutlamaya da dönüşmüş durumda.
2026’DA DÜNYA SANSKRİTÇE GÜNÜ DE 28 AĞUSTOS
Hindistan’da Dünya Sanskritçe Günü – World Sanskrit Day, Hindu takvimindeki Shravan ayının dolunay günü olan Shravan Purnima’da kutlanıyor. Tarih Miladi takvimde her yıl değişiyor ve 2026’da 28 Ağustos’a denk geliyor. Aynı nedenle Raksha Bandhan ile Dünya Sanskritçe Günü bu yıl aynı gün kutlanıyor.
Amaç, dünyanın yaşayan en eski klasik dillerinden Sanskritçenin korunması ve yeni kuşaklara aktarılması. Vedalar başta olmak üzere Hinduizmin pek çok temel metninin dili olan Sanskritçe; Hint dillerinin, edebiyatının, felsefesinin ve bilim tarihinin gelişiminde de çok büyük rol oynadı. Hindistan hükümeti son yıllarda Dünya Sanskritçe Günü’nü üniversiteler, eğitim kurumları ve kültürel etkinliklerle özellikle öne çıkarıyor.
BAZI ORTODOKSLAR İÇİN 28 AĞUSTOS YILIN EN ÖNEMLİ MERYEM YORTULARINDAN BİRİ
Rus, Sırp, Gürcü ve eski Jülyen takvimini kullanan bazı Ortodoks kiliselerinde 28 Ağustos, Meryem Ana’nın Uykusu – Dormition of the Theotokos yortusu olarak kutlanıyor. Ortodoks geleneğinde Hz. Meryem’in dünya hayatının sona ermesini ve Tanrı katına yükselmesini anan gün, kilise yılının en önemli 12 büyük bayramından biri kabul ediliyor.
Aslında kilise takvimindeki tarih 15 Ağustos; ancak Jülyen takvimi ile bugün kullandığımız Gregoryen takvim arasındaki 13 günlük fark nedeniyle kutlama 28 Ağustos’a geliyor. Yeni takvimi kullanan Ortodoks kiliseleri ise aynı yortuyu 15 Ağustos’ta gerçekleştiriyor.
28 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ
ÇİZGİ ROMAN OKUYACAKSANIZ BUGÜN SAKLAMANIZA GEREK YOK
28 Ağustos, Uluslararası Toplum İçinde Çizgi Roman Okuma Günü – International Read Comics in Public Day. Fikir tam olarak adında yazdığı kadar basit: Çizgi romanınızı alın ve parkta, otobüste, kafede ya da insanların görebileceği herhangi bir yerde okuyun.
Günü 2010’da çizgi roman yazarları Brian Heater ile Sarah Morean başlattı. Tarihi de rastgele seçmediler: 28 Ağustos, Captain America, Fantastic Four, Hulk, Thor ve Black Panther gibi çizgi roman tarihinin en ünlü kahramanlarının yaratıcılarından Jack Kirby’nin doğum günü. Günün ortaya çıkışındaki amaç ise çizgi roman okumanın yalnız çocuklara ya da “inek”lere özgü olduğu klişesiyle dalga geçmekti.
POWER RANGERS’IN DA KENDİ GÜNÜ VAR
28 Ağustos, Power Rangers Günü. Tarihin seçilme nedeni çok net: Mighty Morphin Power Rangers’ın ilk bölümü ABD televizyonlarında 28 Ağustos 1993’te yayımlandı. Renkli kostümlü beş gencin dev canavarlarla dövüştüğü dizi kısa sürede 1990’ların en büyük çocukluk fenomenlerinden birine dönüştü.
Serinin 25. yıldönümü olan 2018’de 28 Ağustos resmen National Power Rangers Day adıyla kutlanmaya başlandı. Oyuncaklardan filmlere, televizyon dizilerinden bilgisayar oyunlarına kadar uzanan Power Rangers markası bugün 30 yılı aşmış durumda.
KAYBETTİĞİMİZ EVCİL HAYVANLARI HATIRLAMAK İÇİN DE BİR GÜN VAR
28 Ağustos Rainbow Bridge Remembrance Day – Gökkuşağı Köprüsü Anma Günü. Evcil hayvanını kaybeden insanların onları hatırlaması için oluşturulan günün adı, ölen hayvanların sahipleriyle yeniden buluşuncaya kadar “Gökkuşağı Köprüsü”nün öte yanında beklediğini anlatan yaygın bir inanıştan geliyor.
Günü yazar Deborah Barnes, çok sevdiği kedisi Mr. Jazz’ı 28 Ağustos 2013’te kaybetmesinin ardından oluşturdu; ilk kutlama 2015’te yapıldı. Bugün insanlar ölen kedilerinin, köpeklerinin ve diğer hayvanlarının fotoğraflarını paylaşarak ya da onların adına hayvan barınaklarına bağış yaparak günü anıyor.
KRAVAT YETMEDİ, PAPYONUN DA AYRI BİR GÜNÜ VAR
Gayriresmî özel gün takvimlerinde 28 Ağustos National Bow Tie Day – Papyon Günü. Kutlamanın kuralı oldukça zahmetsiz: Papyon takmak. Günün kim tarafından veya neden özellikle 28 Ağustos’ta başlatıldığı konusunda güvenilir bir tarihçe bulunmuyor.
Papyonun kendisinin geçmişi ise çok daha eski. Modern papyonun ataları, 17. yüzyılda Hırvat askerlerinin gömlek yakalarını bağlamak için kullandığı kumaşlardan Avrupa modasına geçen boyun bağlarına kadar uzanıyor.
KLAVYEYE KIRINTI DÖKMEK BUGÜN SERBEST!
Bilgisayar kullanırken yapılmaması gereken şeylerden biri için bile özel gün oluşturulmuş: Crackers Over the Keyboard Day – Klavyenin Üzerinde Kraker Yeme Günü. 28 Ağustos’ta kraker ya da kurabiye alıp özellikle klavyenin üzerinde yemeniz isteniyor; yani normalde kaçınmaya çalıştığımız bütün kırıntıları tuşların arasına dökmek günün amacı.
Bu saçma günü uyduranlar, tuhaf özel gün üretmek konusunda oldukça üretken olan Amerikalı çift Thomas ve Ruth Roy. Kendi açıklamalarına göre fikir, küçük bir kurala başkaldırıp “hâlâ özgür düşünen biri olduğunuzu” göstermek.
AYNI ÇİFT BİR DE “FARENİ İKONLARIN ETRAFINDA YARIŞTIR” GÜNÜ UYDURMUŞ
Thomas ve Ruth Roy’un 28 Ağustos için bununla da yetinmediği görülüyor. Aynı gün Race Your Mouse Around the Icons Day – Farenizi İkonların Etrafında Yarıştırma Günü olarak da geçiyor.
Fikir internetin ve bilgisayarların daha yavaş olduğu yılların çok tanıdık bir alışkanlığından çıkmış: Programın açılmasını beklerken mouse imlecini masaüstündeki ikonların çevresinde anlamsızca dolaştırmak. Roy çifti bunu “beklerken farenizi ikonların etrafında yarıştırın, kendinizi daha enerjik hissedersiniz” diye bir özel güne çevirmiş.
KİRAZLI MİLFÖY TATLISININ BİLE GÜNÜ VAR
Amerikan yiyecek takvimlerinde 28 Ağustos National Cherry Turnover Day – Kirazlı Turnover Günü. Turnover, içine meyveli veya başka bir harç konulan hamurun ikiye katlanıp kenarlarının kapatılmasıyla yapılan; görünüş olarak büyükçe bir milföy böreğini andıran tatlı.
Günün kimin tarafından başlatıldığı ve neden 28 Ağustos’a konduğu bilinmiyor. Dolayısıyla bunun arkasında büyük bir tarihî hikâye aramaya gerek yok: 28 Ağustos’un internet çağında üretilmiş eğlenceli yiyecek günlerinden biri.
28 AĞUSTOS’TA NELER OLDU?
1189 – SELAHADDİN’İN AKKA’SI KUŞATILDI; ÜÇÜNCÜ HAÇLI SEFERİ’NİN EN BÜYÜK MÜCADELELERİNDEN BİRİ BAŞLADI
Kudüs’ün 1187’de Selahaddin Eyyûbî tarafından alınmasının ardından Haçlıların bölgedeki en önemli hedeflerinden biri Akka oldu. Kudüs Kralı Guy de Lusignan’ın topladığı Haçlı kuvvetleri 28 Ağustos 1189’da Akka önlerine ulaştı ve şehri kuşatmaya başladı. Selahaddin de ordusuyla bölgeye gelerek Haçlı kuvvetlerini dışarıdan kuşattı. Böylece ortaya sıra dışı bir savaş düzeni çıktı: Haçlılar Akka’yı, Selahaddin’in ordusu ise Akka’yı kuşatan Haçlıları çevreliyordu.
Yaklaşık iki yıl süren Akka Kuşatması, Üçüncü Haçlı Seferi’nin merkezindeki mücadelelerden birine dönüştü. Avrupa’dan sürekli takviye gelirken İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard ile Fransa Kralı II. Philippe de daha sonra kuşatmaya katıldı. Şehir 12 Temmuz 1191’de Haçlıların eline geçti; Akka bundan sonraki yıllarda Haçlıların Doğu Akdeniz’deki en önemli merkezlerinden biri oldu.
1499 – OSMANLI İNEBAHTI’YI VENEDİK’TEN ALDI
- Bayezid döneminde Venedik’le başlayan büyük savaşın önemli hedeflerinden İnebahtı, 28 Ağustos 1499’da Osmanlıların eline geçti. Rumeli Beylerbeyi Koca Mustafa Paşa’nın karadan kuşattığı kaleye, Kemal Reis’in de görev aldığı Osmanlı donanması denizden destek veriyordu. Venedik donanması Osmanlı filosunun İnebahtı’ya ulaşmasını engelleyemeyince yardım umudunu kaybeden kale kumandanı teslim oldu. Böylece Korint Körfezi’nin girişini kontrol eden stratejik İnebahtı, Osmanlı hâkimiyetine girdi.
Fetih, Osmanlı-Venedik Savaşı’nın yalnızca başlangıcıydı. Osmanlılar ertesi yıl Modon, Koron ve Navarin gibi Venedik’in Mora’daki önemli kalelerini de ele geçirecek, böylece Doğu Akdeniz’deki güç dengesi Osmanlı lehine daha da değişecekti. İnebahtı ise 72 yıl sonra, 1571’de Osmanlı ile Haçlı donanmalarının karşılaşacağı ünlü İnebahtı Deniz Savaşı nedeniyle dünya tarihine bir kez daha girecekti.
1542 – OSMANLI TÜFEKÇİLERİYLE GÜÇLENEN ORDU, VASCO DA GAMA’NIN OĞLUNU HABEŞİSTAN’DA YENDİ
- yüzyılda Osmanlılarla Portekizliler arasındaki mücadele yalnız Hint Okyanusu’nda değil, Afrika’nın içlerinde de yaşanıyordu. Habeşistan’da Müslüman Adal Sultanlığı’nın lideri Ahmed el-Mücahid, Portekiz askerleriyle desteklenen Habeş kuvvetleri karşısında zor durumda kalınca Osmanlılardan yardım istedi. Osmanlı yönetimi Yemen üzerinden Ahmed el-Mücahid’e 900 tüfekçi, 10 top ve bunları kullanacak uzmanlar gönderdi.
Osmanlı ateş gücüyle takviye edilen Ahmed el-Mücahid’in ordusu, 28 Ağustos 1542’deki Wofla – Ofla Muharebesi’nde Habeş-Portekiz kuvvetlerini ağır yenilgiye uğrattı. Portekiz birliklerinin başındaki isim ise Hindistan deniz yolunu açan ünlü kâşif Vasco da Gama’nın oğlu Cristóvão da Gama’ydı. Da Gama savaş sırasında yaralandı, esir düştü ve kısa süre sonra öldürüldü. Bugün pek hatırlanmayan bu savaş, Osmanlı-Portekiz küresel rekabetinin Kızıldeniz’den Habeşistan’a kadar uzandığını gösteren en çarpıcı örneklerden biri.
1789 – SATÜRN’ÜN EN İLGİNÇ UYDULARINDAN ENCELADUS KEŞFEDİLDİ
İngiliz astronom William Herschel, 28 Ağustos 1789’da Satürn’ün uydularından Enceladus’u keşfetti. Herschel gözlemini, döneminin en büyük teleskoplarından biri olan yaklaşık 12 metre uzunluğundaki dev yansıtmalı teleskobuyla yaptı. Enceladus’un adı ise daha sonra Herschel’in oğlu John tarafından Yunan mitolojisindeki devlerden birinden esinlenerek verildi.
Keşfedildiğinde yalnızca küçük ve parlak bir nokta gibi görünen Enceladus, yüzyıllar sonra Güneş Sistemi’nin en heyecan verici gökcisimlerinden birine dönüştü. Cassini uzay aracı, buzlarla kaplı uydunun altında küresel bir tuzlu su okyanusu bulunduğunu ve güney kutbundan uzaya su buharı ile buz parçacıkları püskürttüğünü ortaya çıkardı. NASA bugün Enceladus’u, yaşam için gerekli kimyasal bileşenlerin bir bölümüne sahip olması nedeniyle Dünya dışı yaşam arayışındaki en umut verici dünyalardan biri olarak değerlendiriyor.
1833 – BRİTANYA İMPARATORLUĞU’NDA KÖLELİĞİ KALDIRAN YASA ONAYLANDI
Britanya İmparatorluğu’nda köleliği ortadan kaldıracak Slavery Abolition Act – Köleliğin Kaldırılması Yasası, 28 Ağustos 1833’te kraliyet onayını aldı. Yasa 1 Ağustos 1834’te yürürlüğe girdi ve Britanya sömürgelerinde yüz binlerce köleleştirilmiş insanı kapsadı. Ancak özgürlük hemen ve bütünüyle gelmedi: Altı yaşın üzerindeki birçok eski köle “çıraklık” adı verilen zorunlu çalışma sistemine sokuldu; bu uygulama ancak 1838’de tamamen sona erdi. Üstelik Britanya hükümeti köleleştirilenlere değil, onları “mülk” olarak kaybeden köle sahiplerine büyük miktarlarda tazminat ödedi.
1845 – SCIENTIFIC AMERICAN’IN İLK SAYISI YAYIMLANDI
Dünyanın en köklü bilim yayınlarından Scientific American, 28 Ağustos 1845’te ilk kez okurla buluştu. Mucit ve ressam Rufus Porter tarafından çıkarılan yayın, başlangıçta yalnızca dört sayfalık haftalık bir gazeteydi; yeni icatlar, patentler, makineler, bilimsel gelişmeler ve sanayideki yenilikleri halka anlaşılır biçimde aktarmayı amaçlıyordu. İlk sayıda telgraftan Michael Faraday’ın deneylerine kadar dönemin teknolojik gelişmeleri yer alıyordu.
Scientific American daha sonra Charles Darwin’den Albert Einstein’a kadar bilim tarihinin önemli isimlerinin çalışmalarını sayfalarına taşıdı ve 1921’de aylık dergiye dönüştü. 181 yıldır yayımlanmaya devam eden yayın, bugün ABD’nin kesintisiz yayımlanan en eski dergisi kabul ediliyor.
1898 – “BRAD’İN İÇECEĞİ”NİN ADI DEĞİŞTİ, PEPSİ-COLA DOĞDU
Kuzey Carolina’nın New Bern kentinde eczacılık yapan Caleb Bradham, kendi eczanesinin soda tezgâhında hazırlayıp “Brad’s Drink – Brad’in İçeceği” adıyla sattığı gazlı içeceğin adını 28 Ağustos 1898’de Pepsi-Cola olarak değiştirdi. Bradham içeceğini 1893’ten beri satıyor ve özellikle yemeklerle birlikte içildiğinde ferahlatıcı ve sindirime yardımcı bir içecek olarak tanıtıyordu.
Pepsi-Cola adı 1903’te resmen tescil edildi; küçük bir eczanenin tezgâhında başlayan içecek sonraki yüzyılda Coca-Cola’nın en büyük rakibine ve dünyanın en tanınmış markalarından birine dönüştü. 28 Ağustos 2026, Pepsi-Cola adının doğuşunun 128. yıldönümü.
1913 – ULUSLARARASI HUKUKUN “SARAYI”, HUGO GROTIUS’UN ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE AÇILDI
Bugün Birleşmiş Milletler’in başlıca yargı organı Uluslararası Adalet Divanı’na ev sahipliği yapan Lahey’deki Barış Sarayı, 28 Ağustos 1913’te resmen açıldı. Amerikalı çelik sanayicisi ve hayırsever Andrew Carnegie’nin büyük ölçüde finanse ettiği yapı başlangıçta Daimî Tahkim Mahkemesi için inşa edilmişti. Açılış törenine Hollanda Kraliyet Ailesi, Carnegie, hukukçular, diplomatlar ve dönemin barış hareketinin temsilcileri katıldı.
28 Ağustos tarihi özellikle seçilmişti: Modern uluslararası hukukun kurucu isimlerinden kabul edilen Hugo Grotius tam 268 yıl önce, 28 Ağustos 1645’te ölmüştü. Barış Sarayı bugün Uluslararası Adalet Divanı’nın yanı sıra Daimî Tahkim Mahkemesi, Lahey Uluslararası Hukuk Akademisi ve dünyanın en önemli uluslararası hukuk kütüphanelerinden birini barındırıyor.
1914 – I. DÜNYA SAVAŞI’NIN İLK BÜYÜK DENİZ ÇARPIŞMASI YAŞANDI
- Dünya Savaşı’nın başlamasından henüz birkaç hafta sonra, 28 Ağustos 1914’te Britanya ve Alman donanmaları Kuzey Denizi’ndeki Helgoland Körfezi’nde karşı karşıya geldi. Savaşın ilk büyük İngiliz-Alman deniz çatışmasında Britanya filosu üç Alman hafif kruvazörünü ve bir torpido botunu batırdı; Alman tarafının kaybı yüzlerce denizciyi buldu. İngiliz zaferi, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in büyük savaş gemilerinin daha ihtiyatlı kullanılmasını istemesinde etkili oldu ve savaşın ilk döneminde Kuzey Denizi’ndeki İngiliz üstünlüğünü pekiştirdi.
1916 – AVRUPA’DA SAVAŞ DAHA DA BÜYÜDÜ: ALMANYA ROMANYA’YA, İTALYA ALMANYA’YA SAVAŞ İLAN ETTİ
28 Ağustos 1916’da I. Dünya Savaşı’nın tarafları arasındaki savaş ilanlarına iki yenisi daha eklendi. Almanya, bir gün önce İtilaf Devletleri safında savaşa girerek Avusturya-Macaristan’a saldıran Romanya’ya savaş ilan etti. Aynı gün İtalya da Almanya’ya savaş ilan etti. İtalya aslında Mayıs 1915’ten beri Avusturya-Macaristan’la savaşıyordu; ancak Almanya ile resmen savaş durumuna girmesi için 28 Ağustos 1916’yı beklemişti.
Romanya’nın savaşa girmesi Balkan cephesini de genişletti. Rumen ordusu Transilvanya’ya ilerlerken Almanya ve Avusturya-Macaristan karşı saldırıya geçti; Osmanlı Devleti de 30 Ağustos’ta, Bulgaristan ise 1 Eylül’de Romanya’ya savaş ilan etti. Böylece Romanya yalnız birkaç gün içinde bütün İttifak Devletleriyle karşı karşıya kaldı. İlk ilerleyişine rağmen Rumen ordusu geri püskürtüldü ve İttifak kuvvetleri Aralık 1916’da Bükreş’i ele geçirdi.
1922 – BİR ŞİRKET RADYODAN 15 DAKİKA SATIN ALDI: RADYO REKLAMCILIĞININ YOLU AÇILDI
New York’taki WEAF radyo istasyonu, 28 Ağustos 1922’de bir emlak şirketinin 15 dakikalık tanıtımını yayımladı. Queensboro Corporation, Jackson Heights’taki Hawthorne Court apartmanlarını tanıtmak için yayın süresini satın almıştı. Bu program uzun yıllar “dünyanın ilk ücretli radyo reklamı” olarak anlatıldı ve ticari radyo yayıncılığının başlangıcının sembolü haline geldi. Daha eski tarihlerde de yayın süresi karşılığında para alındığını gösteren bazı kayıtlar bulunduğundan “tarihin kesin ilk reklamı” demek tartışmalı; ancak 28 Ağustos 1922 yayını, modern radyo reklamcılığının önemli başlangıç noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
1924 – GÜRCİSTAN’DA SOVYET YÖNETİMİNE KARŞI BÜYÜK AYAKLANMA BAŞLADI
28 Ağustos 1924’te Gürcistan’da Sovyet yönetimini devirmek ve ülkenin bağımsızlığını yeniden kazanmak amacıyla büyük bir silahlı ayaklanma başladı. Muhalif örgütlerin oluşturduğu Gürcistan Bağımsızlık Komitesi aslında genel isyanı 29 Ağustos gecesi başlatmayı planlamıştı; ancak ülkenin batısındaki maden kenti Çiatura’da isyancılar bir gün erken harekete geçti. Ayaklanma kısa sürede başka bölgelere yayıldı ve bazı yerlerde Sovyet yönetimi geçici olarak devrildi.
Ancak erken başlayan isyan Sovyet kuvvetlerine hazırlanma fırsatı verdi. Kızıl Ordu ve gizli polis birlikleri ayaklanmayı kısa sürede bastırdı; ardından binlerce kişinin öldürüldüğü, tutuklandığı veya sürgüne gönderildiği geniş çaplı bir baskı dönemi başladı. 1924 Ağustos Ayaklanması, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında Moskova yönetimine karşı gerçekleştirilen en büyük silahlı direnişlerden biri ve Gürcistan’ın Sovyet dönemindeki en kanlı kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçti.
1937 – DOKUMA TEZGÂHLARINDAN DÜNYANIN EN BÜYÜK OTOMOBİL DEVLERİNDEN BİRİ ÇIKTI: TOYOTA KURULDU
Japonya’nın bugün dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden biri olan Toyota Motor Company, 28 Ağustos 1937’de resmen kuruldu. Şirketin kökleri, Toyoda Automatic Loom Works bünyesinde oluşturulan otomobil bölümüne dayanıyordu; otomobil faaliyetleri bu tarihte ayrı bir şirkete dönüştü. Toyota’nın kendi kurumsal kayıtlarında da kuruluş tarihi 28 Ağustos 1937 olarak gösteriliyor.
Küçük bir otomobil girişimi olarak başlayan Toyota, sonraki on yıllarda Corolla’dan Land Cruiser’a, hibrit otomobillerden dünyanın en yaygın üretim sistemlerinden birine kadar otomotiv endüstrisini derinden etkileyen bir markaya dönüştü. “Toyota Üretim Sistemi” olarak bilinen yalın üretim anlayışı da yalnız otomobil sektörünü değil, dünya çapında sanayi ve işletme yönetimini etkiledi.
1939 – TÜRKİYE’DE İNŞA EDİLEN YILDIRAY DENİZALTISI HALİÇ’TE DENİZE İNDİRİLDİ
Türk donanması için Türkiye’de inşa edilen modern denizaltılardan Yıldıray, 28 Ağustos 1939’da İstanbul Haliç’te düzenlenen törenle denize indirildi. Alman Krupp firmasının teknik katkısıyla Haliç’teki Valide Kızağı’nda Türk ve Alman çalışanların emeğiyle yapılan denizaltının denize indirilme törenine Donanma Komutanı Tümamiral Şükrü Okan, askerî yetkililer ve Alman temsilciler katıldı. Yıldıray adı da Atatürk’ün Türk donanması için belirlediği Saldıray, Batıray, Atılay ve Yıldıray isimlerinden biriydi.
Ancak zamanlama talihsizdi: II. Dünya Savaşı yalnızca birkaç gün sonra başladı. Almanya’dan gelmesi gereken malzeme ve makinelerin temininde yaşanan sorunlar nedeniyle Yıldıray’ın tamamlanması yıllarca gecikti ve denizaltı ancak 15 Ocak 1946’da hizmete girebildi. Böylece 1939’da büyük bir törenle suya indirilen gemi, savaşın dünya ticareti ve askerî sanayi üzerindeki etkisinin Türkiye’deki somut örneklerinden birine dönüştü.
1953 – JAPONYA’DA TİCARİ TELEVİZYON ÇAĞI BAŞLADI; İLK REKLAM DA İLK GÜNDEN KAZAYA UĞRADI
Japonya’nın ilk ticari televizyon kanalı Nippon Television – NTV, 28 Ağustos 1953’te düzenli yayına başladı. NHK aynı yılın şubat ayında televizyon yayınlarına geçmişti; NTV’nin farkı ülkenin ilk özel ticari televizyon kuruluşu olmasıydı. Kanalın yayın hayatına başladığı gün Japon reklamcılık tarihinde de başka bir ilk yaşandı.
Öğle saatlerinde saat üreticisi Hattori Tokeiten’in, bugünkü Seiko’nun öncüllerinden Seikosha için hazırlanan zaman anonsu Japonya’nın ilk televizyon reklamı olarak ekrana verildi. Ancak film ters takılınca reklamın sesi çıkmadı ve ilk deneme teknik bir yayın kazasına dönüştü. Aynı reklamın akşam yayımlanan versiyonu ise sorunsuz gösterildi. Televizyon reklamcılığı Japonya’da kelimenin tam anlamıyla bir aksilikle başlamıştı.
1954 – CELÂL BAYAR, ATATÜRK’ÜN SAVARONA’SIYLA YUGOSLAVYA’YA GİTTİ
Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Yugoslavya lideri Mareşal Tito’nun daveti üzerine 28 Ağustos 1954’te İstanbul’dan Yugoslavya’ya doğru yola çıktı. Bayar’ın yolculuğunu daha dikkat çekici kılan ayrıntı ise kullandığı gemiydi: Atatürk’ün son yıllarıyla özdeşleşen, o tarihte Deniz Kuvvetleri’nde okul gemisi olarak kullanılan Savarona. Cumhurbaşkanı Sarayburnu’nda düzenlenen törenle uğurlandı; Savarona saat 15.00 sıralarında İstanbul’dan ayrıldı.
Ziyaretin siyasi zamanlaması da önemliydi. Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya yalnızca 19 gün önce, 9 Ağustos 1954’te Bled’de askerî yardımlaşmayı da öngören Balkan İttifakı’nı imzalamıştı. Savarona’yla Rijeka’ya ulaşan Bayar daha sonra özel trenle Belgrad’a geçti; Zagreb’de Tito tarafından karşılandı. Ziyaret, Soğuk Savaş’ın ortasında komünist fakat Moskova’dan kopmuş Yugoslavya ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın en görünür dönemlerinden birinin simgesi oldu.
1955 – 14 YAŞINDAKİ EMMETT TILL ÖLDÜRÜLDÜ; BİR CİNAYET ABD’DE SİVİL HAKLAR MÜCADELESİNİ ATEŞLEDİ
Chicago’dan Mississippi’deki akrabalarını ziyarete giden 14 yaşındaki siyah Amerikalı Emmett Till, bir beyaz kadını rahatsız ettiği iddiasının ardından 28 Ağustos 1955’te evinden kaçırıldı ve vahşice öldürüldü. Cesedi birkaç gün sonra Tallahatchie Nehri’nde bulundu. Cinayetle suçlanan iki beyaz erkek tamamı beyazlardan oluşan jüri tarafından beraat ettirildi; ikili daha sonra bir dergiye verdikleri röportajda cinayeti işlediklerini itiraf etti.
Till’in annesi Mamie Till-Mobley, oğlunun uğradığı şiddeti dünyanın görmesini istedi ve cenazeyi açık tabutla yaptırdı. Till’in bedeninin fotoğrafları milyonlarca kişiye ulaştı. Cinayet ve ardından gelen beraat kararı, ABD’de 1950’lerde yükselen sivil haklar hareketinin en güçlü sembollerinden biri oldu. Sekiz yıl sonra, 28 Ağustos 1963’te Martin Luther King’in “Bir Hayalim Var” konuşmasını yapması, aynı tarihe acı bir tarihsel bağ da ekliyor.
1958 – AMERİKA’NIN EN ÜNLÜ BİLGİ YARIŞMASININ HİLELİ OLDUĞU İDDİASI ORTALIĞI KARIŞTIRDI
1950’lerde Amerikan televizyonunun en büyük yıldızlarından bazıları oyuncular ya da şarkıcılar değil, bilgi yarışması yarışmacılarıydı. Ancak 28 Ağustos 1958’de eski Twenty-One şampiyonu Herb Stempel’in suçlamalarının New York gazetelerinde yayımlanması, televizyon tarihinin en büyük skandallarından birini patlattı. Stempel, programın yapımcılarının kendisine soruları ve cevapları önceden verdiğini, nasıl davranacağını bile prova ettirdiğini ve sonunda seyircinin çok sevdiği Charles Van Doren’e bilerek yenilmesinin istendiğini söylüyordu.
İddialar başka yarışmalar hakkındaki hile şüpheleriyle birleşince soruşturma büyüdü ve sonunda ABD Kongresi’ne kadar ulaştı. Charles Van Doren 1959’da Kongre önünde yarışmada kendisine cevapların verildiğini itiraf etti. Skandal, milyonlarca Amerikalının televizyonda “gerçek” diye izlediği şeylerin aslında yapımcılar tarafından kurgulanabileceğini göstermesi bakımından medya tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Olay yıllar sonra Robert Redford’un yönettiği 1994 yapımı Quiz Show filmine de konu edildi.
1963 – MARTIN LUTHER KING 250 BİNDEN FAZLA KİŞİYE “BİR HAYALİM VAR” DİYE SESLENDİ
28 Ağustos 1963’te 250 binden fazla kişi, siyahlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi, eşit yurttaşlık ve çalışma hakkı için Washington’da bir araya geldi. “İş ve Özgürlük İçin Washington Yürüyüşü”ne katılan kalabalık Washington Anıtı’ndan Lincoln Anıtı’na yürüdü; etkinlik, o tarihe kadar ABD’de düzenlenen en büyük insan hakları gösterilerinden biri oldu.
Günün unutulmaz anı ise Martin Luther King Jr.’ın Lincoln Anıtı’nın merdivenlerinden yaptığı “I Have a Dream – Bir Hayalim Var” konuşmasıydı. King konuşmasının ilerleyen bölümünde hazırladığı metnin dışına çıkarak siyahlarla beyazların eşit yaşayacağı bir Amerika hayalini anlattı. Konuşma sivil haklar hareketinin simgelerinden birine dönüşürken, yürüyüş de 1964 Medeni Haklar Yasası’na giden toplumsal baskının en güçlü gösterilerinden biri olarak tarihe geçti.
1964 – ANKARA’DA 20 BİN KİŞİ ABD’Yİ PROTESTO ETTİ, YUNAN ELÇİLİĞİ TAŞLANDI
Türkiye’deki ilk kitlesel ABD karşıtı gösterinin ertesi günü, 28 Ağustos 1964’te Ankara’daki protestolar çok daha büyük bir boyuta ulaştı. Yaklaşık 20 bin genç ve onlara katılan Ankaralılar, ABD’nin Kıbrıs politikasını protesto ederek Amerikan Büyükelçiliğine doğru yürüdü. Polis ve askerî inzibat barikatlarını aşan göstericiler elçiliğin önünde ABD aleyhine sloganlar attı; bahçe demirlerine bir Türk bayrağı asıldı.
Kalabalığın bir bölümü daha sonra Yunanistan Büyükelçiliğine yöneldi; binaya taş atıldı ve bazı camlar kırıldı. Gösteriler, Kıbrıs krizi nedeniyle hem Yunanistan’a hem de Türkiye’nin müdahalesini engellemeye çalışan ABD’ye karşı kamuoyunda biriken öfkenin açık biçimde sokağa taşındığı anlardan biri oldu. 27 Ağustos’ta bin civarında öğrenciyle başlayan protesto dalgası, yalnız bir gün içinde on binlerce kişinin katıldığı bir gösteriye dönüşmüştü.
1973 – “STOCKHOLM SENDROMU”NA ADINI VEREN REHİNE KRİZİ SONA ERDİ
Stockholm’deki Kreditbanken’e 23 Ağustos 1973’te giren silahlı soyguncu Jan-Erik Olsson dört banka çalışanını rehin aldı. Daha sonra cezaevindeki arkadaşı Clark Olofsson da bankaya getirildi ve dört rehineyle iki suçlu günler boyunca banka kasasında kaldı. Altı günlük kriz, polisin 28 Ağustos’ta içeri gaz vermesinin ardından Olsson ve Olofsson’un teslim olmasıyla sona erdi.
Olayı dünya çapında ünlü yapan ise rehinelerin kendilerini tutsak eden kişilere karşı geliştirdiği düşünülen yakınlıktı. Bazı rehineler polisten soygunculardan daha fazla korktuklarını söyledi, daha sonra da onları savunan tutumlar sergiledi. Polis danışmanı İsveçli psikiyatrist ve kriminolog Nils Bejerot’un olayın ardından kullandığı “Norrmalmstorg sendromu” ifadesi zamanla dünyaya “Stockholm sendromu” olarak yayıldı. Ancak kavram bugün hâlâ tartışmalı; psikiyatride resmî bir tanı olarak kabul edilmiyor.
1974 – KEBAN’IN 1 NUMARALI ÜNİTESİ ELEKTRİK ÜRETMEYE BAŞLADI
Türkiye’nin Cumhuriyet dönemindeki en büyük enerji yatırımlarından Keban Hidroelektrik Santrali’nde 1 No’lu türbin-jeneratör ünitesi 28 Ağustos 1974’te elektrik üretmeye başladı. Santralin 2 No’lu ünitesi bir gün önce, 27 Ağustos’ta devreye alınmıştı. İki ünitenin deneme işletmesinin ardından Keban Barajı ve HES’in resmî ticari açılışı 9 Eylül 1974’te Başbakan Bülent Ecevit tarafından yapıldı.
Fırat Nehri üzerindeki Keban, yapıldığı dönemde Türkiye’nin elektrik üretiminin yaklaşık beşte birini tek başına karşılayabilecek büyüklükteydi. Baraj yalnız enerji üretimiyle değil, Türkiye’nin büyük baraj ve hidroelektrik santral inşa etme tecrübesinde yarattığı sıçramayla da Cumhuriyet’in en önemli altyapı yatırımlarından biri oldu.
1979 – NESRİN OLGUN, MANŞ DENİZİ’Nİ YÜZEN İLK TÜRK KADINI OLDU
Adanalı yüzücü Nesrin Olgun, 28 Ağustos 1979’da İngiltere ile Fransa arasındaki Manş Denizi’ni 15 saat 47 dakikada yüzerek geçti ve bunu başaran ilk Türk kadını olarak tarihe geçti. Henüz 22 yaşındaki Olgun, yıllarca süren zorlu hazırlığın ardından İngiltere kıyılarından suya girdi ve yaklaşık 16 saat sonra Fransa’ya ulaştı. Başarısı Türk spor tarihinin önemli kilometre taşlarından biri olurken, Olgun yıllar sonra da açık su yüzmeye devam etti ve 2015’te Manş geçişini bir kez daha gerçekleştirdi.
1980 – TÜRKİYE, İSRAİL’İN KUDÜS KARARINI PROTESTO EDEREK BAŞKONSOLOSLUĞUNU KAPATTI
Türkiye, İsrail Parlamentosu’nun Kudüs’ü ülkenin “ebedi ve bölünmez başkenti” ilan etmesine tepki olarak 28 Ağustos 1980’de Kudüs Başkonsolosluğunu kapatma kararı aldı. İsrail’in 30 Temmuz’da kabul ettiği Kudüs Yasası uluslararası alanda büyük tepki toplamış; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de 20 Ağustos’ta aldığı 478 sayılı kararla Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik bu girişimi tanımadığını açıklamıştı.
Türkiye daha 31 Temmuz’da Tel Aviv’deki maslahatgüzarını istişare için Ankara’ya çağırmıştı. 28 Ağustos’taki başkonsolosluk kararı ise Ankara’nın tepkisini daha ileri taşıdı. Kudüs Başkonsolosluğu ancak Madrid Barış Konferansı’nın ardından oluşan yeni diplomatik ortamda, Eylül 1992’de yeniden faaliyete geçti.
1981 – AIDS HENÜZ ADINI BİLE ALMAMIŞTI; CDC YENİ VE GİZEMLİ HASTALIĞIN YAYILDIĞINI DUYURDU
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – CDC, 28 Ağustos 1981 tarihli haftalık raporunda daha önce sağlıklı kişilerde son derece nadir görülen Kaposi sarkomu ve Pneumocystis pnömonisi vakalarındaki artışa ilişkin yeni veriler yayımladı. Hastaların önemli bölümünde bağışıklık sisteminin ciddi biçimde baskılandığı görülüyordu ancak bunun nedeni henüz bilinmiyordu.
Bu, AIDS’in ilk kez bildirildiği tarih değildi; CDC ilk sıra dışı vakaları 5 Haziran 1981’de duyurmuştu. Ancak 28 Ağustos raporu, birkaç ay önce tekil görünen vakaların daha geniş bir salgının parçaları olduğunu gösteren erken ve önemli belgelerden biri oldu. “AIDS” adı ise ancak 1982’de kullanılmaya başlanacaktı.
1987 – ANKARA’NIN SİMGELERİNDEN KOCATEPE CAMİİ’NİN RESMÎ AÇILIŞI YAPILDI
Ankara’nın siluetinin en tanınmış yapılarından Kocatepe Camii’nin resmî açılışı 28 Ağustos 1987’de Başbakan Turgut Özal ve Diyanet İşleri Başkanı Said Yazıcıoğlu’nun katıldığı törenle yapıldı. Caminin öyküsü onlarca yıl öncesine uzanıyordu; çeşitli proje değişiklikleri ve mali sorunların ardından inşaat 1981’de Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilmişti.
Burada küçük bir tarih ayrıntısı önemli: Caminin bir bölümü 1986 Ramazan’ında zaten ibadete açılmıştı. 28 Ağustos 1987 ise Kocatepe Camii’nin resmî açılışının yapıldığı gün. Dört minaresiyle Selimiye’yi, merkezî ve yarım kubbeleriyle Sultanahmet Camii’ni hatırlatan yapı zamanla Ankara’nın simgelerinden birine dönüştü.
1988 – HAVA GÖSTERİSİNDE UÇAKLAR SEYİRCİLERİN ÜZERİNE DÜŞTÜ: 70 KİŞİ ÖLDÜ
28 Ağustos 1988’de Batı Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’nde yaklaşık 300 bin kişinin izlediği hava gösterisi büyük bir faciaya dönüştü. İtalyan Hava Kuvvetleri’nin Frecce Tricolori akrobasi ekibine ait üç jet, “Delinmiş Kalp” adı verilen gösteri hareketi sırasında yaklaşık 45 metre yükseklikte havada çarpıştı. Uçaklardan biri alevler içinde seyircilerin bulunduğu alana daldı; enkaz ve yanan yakıt kalabalığın üzerine saçıldı.
Faciada üç pilot dahil 70 kişi hayatını kaybetti, 346 seyirci ağır yaralandı; yüzlerce kişi de daha hafif yaralar aldı. Ramstein kazası o tarihte dünyanın en ölümcül hava gösterisi faciasıydı ve Almanya’da hava gösterilerine ilişkin güvenlik kurallarının çok daha sıkı hale getirilmesinde dönüm noktalarından biri oldu.
1990 – IRAK, İŞGAL ETTİĞİ KUVEYT’İ “19. VİLAYETİ” İLAN ETTİ
Irak lideri Saddam Hüseyin yönetimi, 2 Ağustos’ta işgal ettiği Kuveyt’i kendi topraklarına katma girişimini 28 Ağustos 1990’da bir adım daha ileri götürdü. Kuveyt’in büyük bölümü Irak’ın 19. vilayeti ilan edilirken, ülkenin kuzeyindeki bazı topraklar Basra vilayetine bağlandı. Irak böylece bağımsız bir ülkeyi işgal etmekle kalmıyor, Kuveyt’in devlet olarak varlığını da ortadan kaldırmaya çalışıyordu.
Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Irak’ın ilhak kararını daha 9 Ağustos’ta “hukuken geçersiz ve hükümsüz” ilan etmiş ve bütün devletlerden bunu tanımamalarını istemişti. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’ten çekilmeyi reddetmesi, birkaç ay sonra ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun müdahalesiyle Körfez Savaşı’na yol açtı.
1993 – GALILEO BİR ASTEROİDİN YANINDAN GEÇTİ; FOTOĞRAFLARDA TARİHÎ BİR SÜRPRİZ VARDI
NASA’nın Galileo uzay aracı, Jüpiter’e doğru yol alırken 28 Ağustos 1993’te 243 Ida adlı asteroide yaklaşık 2 bin 400 kilometre kadar yaklaşarak çok sayıda görüntü ve bilimsel veri topladı. Fotoğraflarda Ida’nın yanında yaklaşık 1,5 kilometre çapında küçücük bir gökcismi de vardı.
Daha sonra Dactyl adı verilen bu cisim, bir asteroidin çevresinde doğrulanan ilk doğal uydu olarak uzay araştırmaları tarihine geçti. Ancak önemli bir ayrıntı var: Dactyl’in varlığı 28 Ağustos günü fark edilmedi; Galileo’nun o gün çektiği ve daha sonra Dünya’ya aktarılan görüntüler incelenirken keşfedildi. Yani 28 Ağustos, “Dactyl’in keşfedildiği gün” değil, ilk asteroid uydusunu ortaya çıkaracak tarihî görüntülerin çekildiği gün.
1995 – SARAYBOSNA’DA PAZAR YERİ VURULDU: 43 KİŞİ ÖLDÜ, NATO İKİ GÜN SONRA HAREKETE GEÇTİ
28 Ağustos 1995’te kuşatma altındaki Saraybosna’nın merkezine atılan havan mermilerinden biri Markale pazarının yakınındaki kalabalık alana düştü; 43 kişi öldü, en az 70 kişi yaralandı. Kurbanların büyük çoğunluğu sivildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi daha sonra saldırıda kullanılan 120 milimetrelik havan mermisinin Bosnalı Sırp güçlerinin kontrolündeki bölgeden ateşlendiği sonucuna vardı.
Katliam Bosna Savaşı’nın seyrini değiştiren olaylardan biri oldu. Birleşmiş Milletler askerî yetkililerinin saldırının Bosnalı Sırp mevzilerinden yapıldığı sonucuna varmasının ardından NATO, 30 Ağustos’ta Kararlı Güç Harekâtı’nı başlatarak Bosnalı Sırp askerî hedeflerine geniş çaplı hava saldırıları düzenledi. Harekât, savaşın son safhasındaki askerî ve diplomatik dengeleri önemli ölçüde değiştirdi ve birkaç ay sonra imzalanacak Dayton Barış Anlaşması’na giden süreci hızlandırdı.
1996 – CHARLES İLE DIANA’NIN 15 YILLIK EVLİLİĞİ RESMEN SONA ERDİ
Britanya tahtının varisi Prens Charles ile dünyanın en ünlü kadınlarından Prenses Diana, 28 Ağustos 1996’da resmen boşandı. Londra’daki mahkemede yapılan kısa işlem sırasında ikisi de salonda değildi. 1981’de yaklaşık 750 milyon kişinin televizyondan izlediği görkemli bir törenle başlayan evlilik, yıllarca süren karşılıklı sadakatsizlik iddiaları, ayrılıklar ve dünya basınının yakın takibi altında sona erdi.
Boşanmanın ardından Diana, “Diana, Princess of Wales” unvanını kullanmaya devam etti ancak “Her Royal Highness – Kraliyet Altesleri” hitabını kaybetti; Kensington Sarayı’nda yaşamayı sürdürdü ve Charles ile oğulları William ve Harry’nin yetiştirilmesinde ortak sorumluluk aldı. Diana, boşanmadan yalnızca bir yıl ve üç gün sonra, 31 Ağustos 1997’de Paris’te geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybedecekti.
1999 – TBMM GENİŞ KAPSAMLI AF YASASINI KABUL ETTİ, AMA YASA YÜRÜRLÜĞE GİRMEDİ
TBMM, 28 Ağustos 1999’da 23 Nisan 1999’dan önce işlenen çok sayıda suçu kapsayan geniş kapsamlı af yasasını kabul etti. Cumhuriyet’in 75. yılı gerekçe gösterilerek hazırlanan düzenleme, belirli suçlarda cezaların tamamen kaldırılmasını veya indirilmesini öngörüyordu. Dönemin Meclis kayıtlarında, cezaevlerindeki yaklaşık 70 bin tutuklu ve hükümlüden 26 bin 500 kadarının düzenlemeden yararlanabileceği hesaplanıyordu.
Ancak 4453 sayılı yasa yürürlüğe girmedi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1 Eylül 1999’da yasayı bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderdi ve düzenleme yıllarca komisyonda kaldı. Af tartışması daha sonra yeniden gündeme geldi; 2000 sonunda çıkarılan ve kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak anılan şartla salıverme ve ceza erteleme düzenlemesi de yine 23 Nisan 1999’dan önce işlenen suçları esas aldı.
2001 – ÜZEYİR GARİH CİNAYETİNİN ŞÜPHELİSİ YENER YERMEZ KIŞLADAN FİRAR ETTİ
İş insanı Üzeyir Garih’in 25 Ağustos’ta Eyüp Mezarlığı’nda öldürülmesinin ardından polis, çalınan cep telefonunun izini sürerek Hasdal Kışlası’na ulaştı. Telefonun Yener Yermez’den alındığının belirlenmesi üzerine askerî birlik içinde aranmaya başlanan Yermez, 28 Ağustos 2001’in ilk saatlerinde kışladan firar etti. İçişleri Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği resmî bilgiye göre kaçış saat 00.30–00.45 arasında gerçekleşti.
Yermez’in firarı cinayet soruşturmasını günlerce Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden biri haline getirdi. 4 Eylül’de Kayseri girişinde bir yolcu otobüsünde yakalandı; daha sonra Üzeyir Garih’i öldürmekten müebbet ağır hapis cezasına çarptırıldı ve karar Yargıtay tarafından da onandı.
2003 – TÜRK MARKALARINI DÜNYAYA TAŞIYACAK TURQUALITY’NİN TEMELİ ATILDI
28 Ağustos 2003’te yürürlüğe giren “Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Desteklenmesi” tebliğiyle, Türkiye’nin daha sonra TURQUALITY adı altında geliştireceği marka destek programının hukuki temeli atıldı. Sistem, Türk şirketlerinin yurt dışında güçlü ve kalıcı markalar yaratmasını teşvik etmeyi; tanıtım, mağazalaşma ve markalaşma giderlerini devlet desteğiyle karşılamayı amaçlıyordu. TURQUALITY uygulaması ertesi yıl 15 tekstil ve hazır giyim firmasıyla pilot olarak hayata geçirildi.
2003 – MADONNA, BRITNEY SPEARS’I ÖPTÜ; BİRKAÇ SANİYE 2000’LERİN EN ÇOK KONUŞULAN POP ANLARINDAN BİRİ OLDU
28 Ağustos 2003’te New York’taki MTV Video Music Awards töreninin açılışında Britney Spears ile Christina Aguilera gelinliklerle Madonna’nın “Like a Virgin” şarkısını söylemeye başladı. Ardından siyahlar içinde sahneye çıkan Madonna, performans sırasında önce Britney Spears’ı, ardından Christina Aguilera’yı dudaklarından öptü.
Canlı yayında kameranın Britney’nin eski sevgilisi Justin Timberlake’in yüzüne dönmesi de görüntünün magazin etkisini daha da büyüttü. Ertesi gün dünyanın dört bir yanında gazetelerin ve televizyonların konuştuğu birkaç saniyelik sahne, 2000’ler pop kültürünün en çok hatırlanan ödül töreni anlarından birine dönüştü. İlginç biçimde Madonna, 19 yıl önce 1984’teki ilk MTV Video Music Awards töreninde yine “Like a Virgin” performansıyla büyük olay yaratmıştı.
2003 – BOYNUNDA SAATLİ BOMBA OLAN PİZZA KURYESİ BANKA SOYDU; BOMBA POLİSLERİN ÖNÜNDE PATLADI
28 Ağustos 2003’te ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki Erie kentinde yaşanan bir banka soygunu, kısa sürede ülke tarihinin en tuhaf suç vakalarından birine dönüştü. Pizza kuryesi Brian Wells, boynuna metal bir düzenekle kilitlenmiş gerçek bir bomba ve baston biçiminde yapılmış bir silahla bankaya girdi. Parayı aldıktan kısa süre sonra polis tarafından yakalandı. Wells, bombanın gerçek olduğunu ve kendisine zorla takıldığını söyleyerek yardım istedi; ancak bomba imha ekibi yetişemeden cihaz patladı ve Wells hayatını kaybetti.
Polis, Wells’in aracında onu farklı noktalara yönlendiren karmaşık talimatlar buldu. FBI, ATF ve Pennsylvania polisi yıllarca süren soruşturmada olayın basit bir banka soygunundan daha fazlası, çok sayıda kişinin karıştığı ayrıntılı bir komplo olduğunu ortaya çıkardı; Marjorie Diehl-Armstrong ve Kenneth Barnes davada mahkûm edildi. Wells’in planın ne kadarından başlangıçta haberdar olduğu ise davanın en tartışmalı yönlerinden biri olarak kaldı. FBI’ın kendi ifadesiyle bu, kurum tarihinin en karmaşık ve tuhaf suç dosyalarından biriydi. Olay 2018’de Netflix’in dört bölümlük Evil Genius belgeseline de konu oldu.
2006 – ANTALYA’NIN MERKEZİNDE BOMBA PATLADI: 3 KİŞİ ÖLDÜ
28 Ağustos 2006’da Antalya’nın en işlek noktalarından Dönerciler Çarşısı karşısındaki Büyükşehir Belediye İş Hanı önünde, park edilmiş bir motosiklete yerleştirilen bomba uzaktan kumandayla patlatıldı. Saldırıda İmran Arık, emekli polis memuru Bakil Aykurt ve İlter Avşar hayatını kaybetti; aralarında yabancı turistlerin de bulunduğu onlarca kişi yaralandı. Patlama çevredeki işyerleri ve araçlarda da büyük hasara yol açtı.
Saldırıyı ertesi gün TAK – Kürdistan Özgürlük Şahinleri üstlendi. Dönemin uluslararası kaynaklarında PKK ile bağlantılı bir yapı olarak tanımlanan TAK, aynı günlerde İstanbul ve Marmaris başta olmak üzere turistik bölgeleri hedef alan bir dizi bombalı saldırının da sorumluluğunu açıkladı. Antalya saldırısıyla ilgili daha sonra yakalanan İbrahim Yağız ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırıldı.
2007 – ABDULLAH GÜL, TÜRKİYE’NİN 11. CUMHURBAŞKANI SEÇİLDİ
TBMM, 28 Ağustos 2007’de yaptığı üçüncü tur oylamada Abdullah Gül’ü 339 oyla Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı seçti. Oylamaya 448 milletvekili katıldı; cumhurbaşkanı seçilmek için üçüncü turda gereken salt çoğunluğu aşan Gül, aynı akşam Meclis’te yemin ederek görevine başladı.
Seçim, aylar süren büyük bir siyasi krizin ardından gerçekleşti. Nisan 2007’de başlayan ilk cumhurbaşkanlığı seçimi süreci, Anayasa Mahkemesi’nin Meclis’te 367 milletvekilinin bulunması gerektiğine karar vermesiyle sonuçsuz kalmış; Türkiye 22 Temmuz’da erken genel seçime gitmişti. Yeni Meclis’te MHP’nin oylamalara katılmasıyla yeter sayı sorunu aşıldı ve Gül üçüncü turda cumhurbaşkanı seçildi. Böylece 2007’de Türkiye siyasetinin merkezindeki “Cumhurbaşkanı kim olacak?” krizi 28 Ağustos’ta sona erdi.
2010 – SAGALASSOS’TA 1800 YILLIK ÇEŞME YENİDEN SUYLA BULUŞTU
Burdur’un Ağlasun ilçesindeki Sagalassos Antik Kenti’nde bulunan görkemli Antoninler Çeşmesi, yıllar süren restorasyonun ardından 28 Ağustos 2010’da resmî törenle yeniden açıldı. Yaklaşık 28 metre uzunluğunda ve 9 metre yüksekliğindeki Roma dönemi çeşmesi, binlerce taş parçasının yeniden bir araya getirilmesiyle ayağa kaldırılmıştı.
MS 2. yüzyılda Antoninler döneminde inşa edilen çeşme yalnızca bir arkeolojik kalıntı olarak bırakılmadı; restorasyonla birlikte yeniden su akıtarak yaklaşık 1800 yıl önceki işlevine kavuştu. Böylece Sagalassos’taki en etkileyici yapılardan biri, antik bir yapının yalnız görüntüsünün değil işlevinin de geri kazandırıldığı Türkiye’deki en dikkat çekici restorasyon örneklerinden biri haline geldi.
2014 – RECEP TAYYİP ERDOĞAN, HALKIN SEÇTİĞİ İLK CUMHURBAŞKANI OLARAK GÖREVE BAŞLADI
Recep Tayyip Erdoğan, 28 Ağustos 2014’te TBMM Genel Kurulu’nda yemin ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Erdoğan, 10 Ağustos’ta yapılan seçimde oyların salt çoğunluğunu ilk turda almıştı. Bu seçimi tarihî kılan ise cumhurbaşkanının Türkiye’de ilk kez doğrudan halkoyuyla belirlenmesiydi; önceki cumhurbaşkanları TBMM tarafından seçiliyordu.
Erdoğan’ın TBMM’de mazbatasını alıp Anayasa’nın 103. maddesindeki yemini etmesiyle 2003’ten beri sürdürdüğü başbakanlık görevi de sona erdi. Aynı gün Abdullah Gül’den Cumhurbaşkanlığı görevini devraldı; boşalan Başbakanlık makamına ise yeni hükümet kuruluncaya kadar Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu vekâlet etti. 28 Ağustos 2014 böylece Türkiye’de cumhurbaşkanının seçilme biçiminin değişmesinin ilk kez fiilen hayata geçtiği gün oldu.
KOCAELİ TARİHİNDE 28 AĞUSTOS
1906 – KARAMÜRSEL’DE KIZ ÇOCUKLARI İÇİN AÇILACAK OKULA İLK ÖĞRETMEN ATANDI
Karamürsel’de kız çocuklarının eğitimi için açılan Kız İbtidâî Mektebi’nin ilk öğretmenlerinden Necibe Havva Hanım’ın atanması, Maarif Meclisi’nin 28 Ağustos 1906 tarihli kararıyla gerçekleşti. Daha önce başka okullarda görev yapan Necibe Havva Hanım, aylık 300 kuruş maaşla Karamürsel’e gönderildi. Okulun resmî açılışı ise üç gün sonra, 31 Ağustos’ta yapıldı.
Ancak yeni okulun hikâyesi daha ilk haftalarda aksadı. Açılışa katıldıktan sonra bazı resmî işlemler için İstanbul’a dönen Necibe Havva Hanım’ın 14 Eylül’de görevinin başında olması gerekiyordu; geri dönmeyince okul bir süre kapalı kaldı ve Karamürsel Kaymakamlığı öğretmenin acilen gönderilmesini istedi. Küçük görünen bu bürokratik hikâye, Osmanlı’nın son döneminde Kocaeli çevresinde kız çocuklarının eğitimine yönelik çabanın ve aynı zamanda karşılaşılan güçlüklerin çarpıcı örneklerinden biri.
1909 – YILLAR SONRA GÖLCÜK’ÜN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK YAVUZ’UN İNŞASI BAŞLADI
28 Ağustos 1909’da Almanya’nın Hamburg kentindeki Blohm & Voss Tersanesi’nde Goeben adlı savaş gemisinin omurgası kızağa kondu. O gün kimse bu dev geminin yıllar sonra Kocaeli’nin tarihini değiştireceğini bilmiyordu. Goeben, I. Dünya Savaşı’nın başında Osmanlı’ya geçerek Yavuz Sultan Selim adını aldı ve Osmanlı donanmasının en güçlü gemilerinden biri oldu.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Yavuz’un Türkiye’deki mevcut tesislerde onarılamayacak kadar büyük olması yeni bir tersane ve havuz ihtiyacını doğurdu. Bu amaçla Gölcük seçildi; yüzer havuzlar ve tamir tesisleri kuruldu, Yavuz 1927’de burada büyük onarıma alındı. Tersanenin büyümesiyle askerler, işçiler ve aileleri bölgeye yerleşti; modern Gölcük’ün gelişimi hızlandı. Kısacası 28 Ağustos 1909’da Hamburg’da yapımına başlanan bir gemi, yıllar sonra Gölcük’ün bir deniz ve tersane kentine dönüşmesinin başlıca nedenlerinden biri oldu.
1919 – GEBZE’DE “MİLLÎ TEŞKİLAT” ÇAĞRISI İSTANBUL HÜKÜMETİNİ HAREKETE GEÇİRDİ
Sivas Kongresi henüz toplanmamıştı. İstanbul Hükümeti, 28 Ağustos 1919’da eski Gebze Kaymakamı Ferit Bey, eski müftü Hüseyin Hüsnü Efendi ve Doktor Fahrettin hakkında acilen soruşturma yapılmasını istedi. Haklarındaki suçlamalar arasında halkı hükûmete karşı harekete geçmeye çağırmak, bölgede “millî teşkilata şiddetle ihtiyaç bulunduğunu” savunmak ve silahlandığı bildirilen Darıcalı Rumlara karşı Müslüman köylülerin de silahlandırılmasını istemek vardı.
Atatürk Araştırma Merkezi’nin Osmanlı arşiv belgelerine dayanan çalışmalarına göre bölgede jandarmanın da desteğiyle köylerde silahlı nöbet sistemi oluşturulmuştu. İstanbul Hükümeti’nin bu faaliyetleri tehdit olarak görmesi, Gebze ve çevresinde Millî Mücadele’nin örgütlü direniş damarının daha 1919 yazında oluşmaya başladığını gösteren önemli belgelerden biri.
1938 – İZMİT AT YARIŞLARINA AKIN ETTİ; BİR SEYİRCİYİ AT ISIRDI
28 Ağustos 1938’de İzmit Tayyare Meydanı’nda düzenlenen at yarışlarını binlerce kişi izledi. Dört ayrı koşunun yapıldığı yarışlarda Safa, Çetin, Lâle ve Azatlı adlı atlar birincilik kazandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Tayyare Meydanı yalnız yarışların değil, güreşlerin, törenlerin ve büyük halk buluşmalarının da önemli adreslerinden biriydi.
Günün ertesi günkü gazetelere kadar giren sıra dışı olayı ise tribünlerde değil, seyircilerin arasında yaşandı: Atlardan biri bir seyircinin kolunu ısırdı. Yaralanan kişi hastaneye kaldırıldı. Bugün 42 Evler bölgesindeki yapılaşmanın altında kalan eski Tayyare Meydanı’ndan geriye ise bu tür gazete haberleri ve İzmit’in artık unutulmuş şehir hayatına ait anılar kaldı.
1952 – SEKA’DA YENİ KÂĞIT MAKİNESİ ÜRETİME BAŞLADI
İzmit’i Türkiye’nin sanayi kentlerinden birine dönüştüren SEKA’da önemli bir yatırım 28 Ağustos 1952’de devreye alındı. İzmit Kâğıt Fabrikası’nın 5 No’lu kâğıt makinesi, saat 11.30’da düzenlenen törenle çalıştırıldı. Yeni makine özellikle ince ambalaj kâğıdı üretmek amacıyla kurulmuştu; açılışa Sümerbank yöneticileri, yerel yöneticiler ve davetliler katıldı.
SEKA büyüdükçe yalnız fabrikanın üretim kapasitesi değil, İzmit’in nüfusu, işçi sınıfı ve şehir dokusu da değişiyordu. Dönemin açılış konuşmalarında fabrikanın kuruluş yıllarında yaklaşık 15 bin olan kent nüfusunun 40 bine yaklaştığı vurgulanıyordu. Rakam dönemin konuşmasına ait olsa da gerçek açıktı: SEKA, Cumhuriyet döneminde İzmit’in ekonomik ve toplumsal dönüşümünün başlıca motorlarından biriydi.
1966 – TÜRKİYE İŞÇİ TARİHİNİN İLK UZUN YÜRÜYÜŞÜ HEREKE’YE ULAŞTI
Çorum Belediyesi’nde işten çıkarılan 54 işçinin Ankara ve İstanbul’a seslerini duyurmak için başlattıkları yürüyüş, 28 Ağustos 1966’da Hereke’ye ulaştı. Yaklaşık 730 kilometrelik ve 34 gün süren eylem, araştırmalarda Türkiye işçi tarihinin ilk uzun yürüyüşü olarak anılıyor. İşçiler Danıştay kararlarının uygulanmasını ve işlerine geri dönmeyi talep ediyordu.
İstanbul’a yaklaşık 60 kilometre kala geceyi Hereke’de geçiren yürüyüşçülerin ayakları haftalar süren yolculuk nedeniyle morarmıştı. Dönemin gazetelerine göre işçiler burada denize girerek dinlendi, yürüyüşlerinin bir ayı doldurmasını saz çalıp oynayarak kutladı; bazıları hayatlarında denizi ilk kez Hereke’de gördü. Türkiye emek tarihinin önemli eylemlerinden birinin en insani duraklarından biri böylece Kocaeli oldu.
1999 – GÖLCÜK’TE 13 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ BİNADA BETON VE DONATI KUSURLARI SAPTANDI
17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden yalnızca 11 gün geçmişti. 28 Ağustos 1999’da, Gölcük’te yıkılarak 13 kişinin ölümüne yol açan Çavuşoğlu Apartmanı’nda bilirkişi incelemesi yapıldı. Teknik uzmanlardan oluşan ekip, binanın enkazındaki taşıyıcı sistemi ve kullanılan yapı malzemelerini inceledi.
Daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dosyalarına da giren bilirkişi tespitlerinde betonun yetersiz olduğu, özellikle kolonların zayıf kaldığı ve kolonlarla kirişlerde gereken donatıların bulunmadığı belirtildi. Böylece depremin hemen ardından yapılan teknik incelemeler, Gölcük’teki bazı ölümlerin yalnızca depremin büyüklüğüyle açıklanamayacağını; yapı kalitesi ve mühendislik kusurlarının da sonuçları ağırlaştırdığını somut biçimde ortaya koymaya başlamıştı.
2020 – PANDEMİDE KONSERİ ARABADAN İZLEDİLER, ALKIŞ YERİNE KORNA ÇALDILAR
Covid-19 salgınının hayatın her alanını değiştirdiği günlerde İzmit’te sıra dışı bir konser düzenlendi. Yüksek Sadakat, 28 Ağustos 2020’de bir alışveriş merkezinin otoparkında “arabalı konser” verdi. Salgın önlemleri nedeniyle seyirciler otomobillerinden inmedi; sahneyi araçlarının içinden izledi.
Yaklaşık iki saat süren konserde dinleyiciler şarkılara otomobillerinin içinde eşlik ederken alkış yerine zaman zaman kornalarını çaldı. Bugün küçük bir eğlence haberi gibi görünse de bu görüntüler, insanların birbirine yaklaşmasının bile risk sayıldığı pandemi döneminin Kocaeli’deki en sıra dışı günlük hayat fotoğraflarından biri olarak kaldı.
2022 – İZMİT KÖRFEZİ’Nİ YILLARIN ÇAMURUNDAN TEMİZLEYECEK DEV PROJENİN PROTOKOLÜ İMZALANDI
İzmit Körfezi’nin doğu baseninde yıllar boyunca biriken milyonlarca metreküp dip çamurunun temizlenmesi için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında hazırlanan ortak işbirliği protokolü 28 Ağustos 2022’de imzalandı. TÜBİTAK MAM ve İstanbul Üniversitesi’nin bilimsel çalışmalarında, Körfez’in 468 hektarlık bölümünde temizlenmesi gereken yaklaşık 3,8 milyon metreküp dip çamuru bulunduğu belirlenmişti.
Sahadaki çalışmalar 2023’te başladı ve proje etaplar halinde devam etti. Amaç yalnız denizin dibindeki çamuru çıkarmak değil; oksijensizleşmeyi azaltmak, su kalitesini iyileştirmek ve İzmit Körfezi’ndeki deniz yaşamını yeniden güçlendirmek. Ölçeği nedeniyle Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çevre rehabilitasyon çalışmalarından biri olarak tanımlanan projenin başlangıç noktalarından biri böylece 28 Ağustos 2022 oldu.
2023 – 22 GRAMLIK BÜLBÜL ORMANYA’DAN AFRİKA’YA GİDİP GERİ DÖNDÜ
Kartepe’deki Ormanya Kuş Halkalama İstasyonu’nda 28 Ağustos 2023’te yalnızca 22,5 gram ağırlığında bir bülbül halkalandı ve doğaya bırakıldı. Kuşun asıl hikâyesi aylar sonra ortaya çıktı: Aynı bülbül ertesi yıl yeniden Ormanya’daki ağlara yakalandı.
Halkalama kayıtları, küçücük kuşun kışı Sahra Altı Afrika’da geçirip yaklaşık 7 bin 500 kilometrelik göç yolunun ardından yeniden Kocaeli’ye döndüğünü gösterdi. Kuşların aynı üreme alanlarına geri dönüp dönmediklerini ve göç rotalarını anlamak için yapılan çalışmalar sayesinde 28 Ağustos’ta halkalanan bu bülbül, Ormanya’daki bilimsel araştırmaların en dikkat çekici örneklerinden birine dönüştü.
28 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR
1749 – “FAUST”UN YAZARI GOETHE DOĞDU
Alman edebiyatının en büyük isimlerinden Johann Wolfgang von Goethe, 28 Ağustos 1749’da Frankfurt’ta doğdu. Genç Werther’in Acıları ile Avrupa çapında ün kazanan Goethe, hayatının büyük bölümünde üzerinde çalıştığı Faust ile dünya edebiyatının klasiklerinden birini yarattı; yalnız edebiyatla değil doğa bilimleri, sanat ve felsefeyle de ilgilenen çok yönlü bir aydın olarak çağını derinden etkiledi.
1801 – EKONOMİYİ MATEMATİKLE ANLATAN ÖNCÜLERDEN COURNOT DOĞDU
Fransız matematikçi ve iktisatçı Antoine Augustin Cournot, 28 Ağustos 1801’de doğdu. Şirketlerin birbirlerinin kararlarını hesaba katarak rekabet ettiği piyasaları matematiksel modellerle açıklamaya çalışan Cournot’nun 1838’de geliştirdiği yaklaşım, modern mikroekonominin ve daha sonra ortaya çıkacak oyun teorisinin öncüllerinden biri kabul ediliyor. Bugün iktisat kitaplarında hâlâ “Cournot rekabeti” adıyla okutuluyor.
1814 – “DRACULA”DAN 25 YIL ÖNCE KADIN VAMPİR CARMILLA’YI YARATAN LE FANU DOĞDU
İrlandalı Gotik edebiyat yazarı Sheridan Le Fanu, 28 Ağustos 1814’te Dublin’de doğdu. En ünlü eseri Carmilla, Bram Stoker’ın Dracula’sından yaklaşık 25 yıl önce yayımlandı ve gizemli kadın vampir Carmilla’yı edebiyata sokarak modern vampir hikâyelerinin gelişiminde belirleyici rol oynadı. Eser sinema, televizyon ve korku edebiyatında sayısız uyarlamaya esin verdi.
1841 – SİNEMAYI EDISON VE LUMIÈRE KARDEŞLERDEN ÖNCE YAKALAYAN, SONRA BİR TREN YOLCULUĞUNDA KAYBOLAN LE PRINCE DOĞDU
Sinema tarihinin en gizemli öncülerinden Louis Aimé Augustin Le Prince, 28 Ağustos 1841’de Fransa’nın Metz kentinde doğdu. Le Prince, tek lensli kamerasıyla 1888’de İngiltere’nin Leeds kentinde hareketli görüntüler çekti. Roundhay Garden Scene adıyla bilinen birkaç saniyelik kayıt, günümüze ulaşan en eski hareketli görüntü örneklerinden biri kabul ediliyor ve Le Prince’in çalışmaları Edison ile Lumière Kardeşlerin sinema gösterilerinden yıllar önceye uzanıyor.
Hikâyenin asıl gizemi ise iki yıl sonra başladı. Le Prince, geliştirdiği teknolojiyi kamuoyuna tanıtmaya hazırlanırken 16 Eylül 1890’da Dijon’dan Paris’e giden bir trene bindi ve bir daha hiç görülmedi. Cesedi, bavulları ya da kayboluşunu kesin biçimde açıklayan herhangi bir iz bulunamadı. Sinemanın doğuşunda çok daha büyük bir yer edinebilecek bir mucit böylece tarihin en ünlü kayıp kişi vakalarından birine dönüştü.
1871 – ANKARA’YA ADINI VEREN TUNALI HİLMİ BEY DOĞDU
Jön Türk hareketinin ve Türkçülüğün önemli isimlerinden Tunalı Hilmi Bey, 28 Ağustos 1871’de bugünkü Bulgaristan sınırlarındaki Eski Cuma’da doğdu. TBMM’nin ilk dönemlerinde milletvekilliği yapan Hilmi Bey; Türkçenin sadeleştirilmesi, kadınların eğitimi, işçi hakları, halk sağlığı ve eğitim reformu gibi dönemine göre son derece ileri konuları Meclis gündemine taşıdı. Bugün Ankara’nın en ünlü caddelerinden biri onun adını taşıyor.
1878 – KANSIZLIK TEDAVİSİNİ DEĞİŞTİREN GEORGE WHIPPLE DOĞDU
Amerikalı hekim ve patolog George Hoyt Whipple, 28 Ağustos 1878’de doğdu. Kansız hayvanlar üzerinde yaptığı deneylerle karaciğer tüketiminin kan hücrelerinin yenilenmesini hızlandırdığını gösteren çalışmaları, ağır kansızlık türlerinin tedavisinde büyük ilerlemelerin önünü açtı. Whipple bu araştırmaları nedeniyle George Minot ve William Murphy ile birlikte 1934 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı.
1887 – BEŞİKTAŞ’IN 1 NUMARALI ÜYESİ, KOCAELİ MİLLETVEKİLİ FUAT BALKAN DOĞDU
Asker, sporcu ve siyasetçi Fuat Balkan, 28 Ağustos 1887’de İstanbul’da doğdu. Teşkilat-ı Mahsusa’da görev yapan Balkan, Batı Trakya’daki faaliyetlerinin yanı sıra Türk spor tarihinde de önemli iz bıraktı: Beşiktaş’ın 1 numaralı üyesi ve üç dönem başkanı, ayrıca Türkiye Eskrim Federasyonu’nun ilk başkanıydı. VI. ve VII. dönemlerde Edirne, VIII. dönemde ise Kocaeli milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı.
1917 – CAPTAIN AMERICA’DAN X-MEN’E: ÇİZGİ ROMANIN “KRALI” JACK KIRBY DOĞDU
Çizgi roman tarihinin en etkili yaratıcılarından Jack Kirby, 28 Ağustos 1917’de New York’ta Jacob Kurtzberg adıyla doğdu. Joe Simon’la Captain America’yı yaratan Kirby, daha sonra Stan Lee ile Fantastic Four, X-Men, Hulk, Thor ve Black Panther gibi Marvel dünyasının temel karakterlerinin yaratılmasında rol oynadı. Çizim dili ve hikâye anlatımı çizgi roman sanatını değiştirdiği için sektörde “The King – Kral” lakabıyla anıldı.
1919 – BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ CİHAZLARININ ÖNCÜSÜ HOUNSFIELD DOĞDU
İngiliz elektrik mühendisi Godfrey Hounsfield, 28 Ağustos 1919’da doğdu. X ışınlarını bilgisayar hesaplamalarıyla birleştirerek vücudun kesitsel görüntülerinin elde edilmesini sağlayan bilgisayarlı tomografi – BT teknolojisinin geliştirilmesinde başrol oynadı. Allan Cormack ile birlikte 1979 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı; bugün BT görüntülerindeki doku yoğunluklarını ölçmek için kullanılan “Hounsfield birimi” de onun adını taşıyor.
1938 – DEMİRÖREN HOLDİNG’İN KURUCUSU ERDOĞAN DEMİRÖREN DOĞDU
Türk iş insanı Erdoğan Demirören, 28 Ağustos 1938’de doğdu. Otomotiv yedek parçalarıyla başlayan iş hayatını enerji, sanayi, eğitim ve medyaya taşıyarak Demirören Grubu’nu Türkiye’nin büyük holdinglerinden birine dönüştürdü. Özellikle Milangaz ve Likidgaz’la enerji sektöründe, daha sonra Milliyet ve Vatan gazetelerini satın alarak medya sektöründe öne çıktı; 2018’de hayatını kaybetti.
1940 – YEŞİLÇAM’IN JÖNLERİNDEN ENGİN ÇAĞLAR DOĞDU
Yeşilçam’ın 1960’ların sonu ve 1970’lerin başındaki tanınmış erkek yıldızlarından Engin Çağlar, 28 Ağustos 1940’ta İstanbul’da doğdu. Kınalı Yapıncak başta olmak üzere çok sayıda filmde Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın gibi dönemin büyük yıldızlarıyla başrol oynadı. Çağlar, 31 Ekim 2025’te bir motosikletin çarpması sonucu 85 yaşında hayatını kaybetti; 28 Ağustos 2026 doğumunun 86. yıldönümü.
1943 – TÜRK TELEVİZYONUNUN EN TANINMIŞ ARAŞTIRMACI GAZETECİLERİNDEN UĞUR DÜNDAR DOĞDU
Gazeteci ve televizyoncu Uğur Dündar, 28 Ağustos 1943’te İstanbul’da doğdu ve 2026’da 83 yaşına giriyor. 1970’te TRT’de başladığı televizyon kariyerinde özellikle kaçak üretim, tüketici sağlığı, yolsuzluk ve kamu düzeni üzerine hazırladığı haberlerle tanındı; yıllarca yayımlanan Arena programı araştırmacı televizyon gazeteciliğinin Türkiye’deki en bilinen örneklerinden biri oldu.
1950 – BAKANLIK DA YAPAN SİYASETÇİ YAŞAR OKUYAN DOĞDU
Gazeteci ve siyasetçi Yaşar Okuyan, 28 Ağustos 1950’de Yalova’nın Elmalık köyünde doğdu. Gazetecilikten siyasete geçen Okuyan, farklı dönemlerde çok sayıda siyasi partide yer aldı; 1995-2002 arasında Yalova milletvekilliği, 1999-2002 arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptı. 26 Aralık 2023’te hayatını kaybetti.
1961 – AMERICAN PIE’DAN THE WHITE LOTUS’A JENNIFER COOLIDGE DOĞDU
Amerikalı oyuncu Jennifer Coolidge, 28 Ağustos 1961’de Boston’da doğdu ve 2026’da 65 yaşına giriyor. American Pie filmlerindeki Stifler’ın annesi ve Legally Blonde’daki Paulette rolleriyle uzun yıllar komedinin tanınan yüzlerinden olan Coolidge, kariyerinin en büyük çıkışlarından birini 60’lı yaşlarında The White Lotus ile yaptı; performansı ona iki Emmy ve bir Altın Küre kazandırdı.
1962 – SE7EN, FIGHT CLUB VE ZODIAC’IN YÖNETMENİ DAVID FINCHER DOĞDU
Çağdaş Amerikan sinemasının en etkili yönetmenlerinden David Fincher, 28 Ağustos 1962’de Denver’da doğdu ve 2026’da 64 yaşına giriyor. Se7en, Fight Club, Zodiac, The Social Network, Gone Girl ve The Girl with the Dragon Tattoo gibi filmleriyle karanlık, titiz ve görsel açıdan kontrollü sinema dili oluşturdu; televizyon dünyasında da House of Cards ve Mindhunter gibi yapımlarla iz bıraktı.
1965 – COUNTRY MÜZİĞİNİ POP DÜNYASINA TAŞIYAN SHANIA TWAIN DOĞDU
Kanadalı şarkıcı Shania Twain, 28 Ağustos 1965’te doğdu ve 2026’da 61 yaşına giriyor. “Man! I Feel Like a Woman!”, “You’re Still the One” ve “That Don’t Impress Me Much” gibi şarkılarla 1990’larda country müziği dünya pop listelerinin merkezine taşıdı. 100 milyondan fazla kayıt satışıyla country tarihinin en çok satan kadın sanatçısı olarak gösteriliyor.
1965 – ÇOCUKKEN BÖCEK TOPLUYORDU; SONRA POKÉMON’U YARATTI
Dünyanın en popüler kültür markalarından Pokémon’un yaratıcısı Satoshi Tajiri, 28 Ağustos 1965’te Japonya’da doğdu. Tajiri’nin çocukluğu Tokyo çevresindeki tarlalarda, derelerde ve ormanlık alanlarda böcek arayarak geçti. Böcek toplamaya öylesine meraklıydı ki arkadaşları ona “Dr. Bug – Böcek Doktoru” adını takmıştı. Kentleşmeyle birlikte çocukluğunda dolaştığı doğal alanların ortadan kalkması ve daha sonra video oyunlarına duyduğu tutku, yıllar sonra Pokémon fikrinin temelini oluşturdu.
Tajiri’nin kurduğu Game Freak’in geliştirdiği ilk Pokémon oyunları 1996’da Japonya’da piyasaya çıktı. Canavarları yakalama, biriktirme ve Game Boy bağlantı kablosuyla başka oyuncularla takas etme fikri kısa sürede dünya çapında bir fenomene dönüştü. Pokémon bugün video oyunlarından çizgi dizilere, filmlerden koleksiyon kartlarına kadar uzanan dev bir popüler kültür evreni; 2026 aynı zamanda serinin 30. yılı.
1969 – JACK BLACK VE SHERYL SANDBERG AYNI GÜN DOĞDU
28 Ağustos 1969 birbirinden tamamen farklı iki ünlü isim doğurdu. Jack Black, School of Rock, Kung Fu Panda ve Tenacious D ile sinema ile müziğin en tanınan komedi figürlerinden birine dönüştü. Aynı gün doğan Sheryl Sandberg ise Google’dan Facebook’a geçerek 2008-2022 arasında şirketin operasyon direktörlüğünü yaptı; Facebook’un reklam iş modelinin büyümesindeki kilit yöneticilerden biri ve kadınların iş hayatındaki konumunu tartışmaya açan Lean In kitabının yazarı oldu.
28 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDENLER
430 – HIRİSTİYAN DÜŞÜNCESİNİN EN ETKİLİ İSİMLERİNDEN AUGUSTINUS ÖLDÜ
Hristiyan düşünce tarihinin en etkili isimlerinden Hippolu Augustinus, 28 Ağustos 430’da, Vandalların Hippo kentini kuşattığı sırada hayatını kaybetti. İtiraflar ve Tanrı Devleti gibi eserleriyle yalnız teolojiyi değil Batı felsefesini, ahlak düşüncesini ve siyaset teorisini yüzyıllar boyunca etkiledi; Katolik dünyasında 28 Ağustos bugün de onun yortu günü olarak anılıyor.
1149 – İKİNCİ HAÇLI SEFERİ’NDE ŞAM’I KURTARAN MUİNÜDDİN ÜNER ÖLDÜ
Şam’ın Türk kökenli askerî yöneticilerinden Muinüddin Üner, 28 Ağustos 1149’da hayatını kaybetti. Üner, özellikle 1148’de Fransa Kralı VII. Louis ve Alman Kralı III. Konrad’ın da katıldığı İkinci Haçlı Seferi ordularının Şam kuşatmasına karşı şehrin savunmasını yönetmesiyle tarihe geçti; Haçlılar dört gün sonra kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldı. Dönemin kronikleri Üner’in dizanteri nedeniyle öldüğünü aktarıyor.
1645 – MODERN ULUSLARARASI HUKUKUN TEMELLERİNİ ATAN HUGO GROTIUS ÖLDÜ
Hollandalı hukukçu, diplomat ve düşünür Hugo Grotius, 28 Ağustos 1645’te Rostock’ta hayatını kaybetti. 1625 tarihli Savaş ve Barış Hukuku Üzerine adlı eseriyle devletler arasındaki savaşın bile belirli hukuk kurallarına tabi olması gerektiğini savunan Grotius, modern uluslararası hukukun kurucu isimlerinden biri kabul ediliyor; denizlerin serbestliği üzerine görüşleri de bugünkü deniz hukukunun gelişimini etkiledi.
1903 – NEW YORK’UN CENTRAL PARK’INI TASARLAYAN FREDERICK LAW OLMSTED ÖLDÜ
Amerikan peyzaj mimarlığının kurucusu kabul edilen Frederick Law Olmsted, 28 Ağustos 1903’te hayatını kaybetti. Calvert Vaux ile birlikte New York’taki Central Park başta olmak üzere Prospect Park, ABD Kongre Binası çevresi ve Boston park sistemi gibi sayısız projeye imza atan Olmsted, büyük kentlerin içinde herkesin kullanabileceği yeşil alanlar bulunması gerektiği fikrini modern şehircilik anlayışının merkezine taşıdı.
1943 – BULGARİSTAN ÇARI III. BORİS ANİDEN ÖLDÜ
- Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan’ı yöneten Çar III. Boris, 28 Ağustos 1943’te Sofya’daki sarayda 49 yaşında hayatını kaybetti. Boris’in ölümü, Adolf Hitler’le yaptığı görüşmeden kısa süre sonra ağır biçimde hastalanmasının ardından geldi ve yıllarca çeşitli söylentilere konu oldu. Yerine henüz 6 yaşındaki oğlu II. Simeon geçti; ülke küçük kral adına bir naiplik konseyi tarafından yönetilmeye başlandı.
1959 – “SOYKIRIM” KELİMESİNİ DÜNYAYA KAZANDIRAN RAPHAEL LEMKIN ÖLDÜ
Polonya doğumlu hukukçu Raphael Lemkin, 28 Ağustos 1959’da New York’ta hayatını kaybetti. Lemkin, 1944’te Yunancadaki genos ile Latince cide sözcüklerini birleştirerek “genocide – soykırım” terimini yarattı ve yıllarca bu suçun uluslararası hukukta tanınması için mücadele etti. Çabaları sonucunda Birleşmiş Milletler 1948’de Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni kabul etti; Lemkin ise hayatının son yıllarını bu sözleşmenin devletler tarafından onaylanması için çalışarak geçirdi.
1978 – JAWS’IN UNUTULMAZ KÖPEKBALIĞI AVCISI ROBERT SHAW ÖLDÜ
İngiliz oyuncu ve yazar Robert Shaw, 28 Ağustos 1978’de İrlanda’da otomobil kullanırken geçirdiği kalp krizi sonucu 51 yaşında öldü. From Russia with Love, The Sting ve A Man for All Seasons gibi filmlerde rol alan Shaw’ın sinema tarihindeki en unutulmaz karakteri ise Jaws’taki köpekbalığı avcısı Quint oldu; filmde anlattığı USS Indianapolis monoloğu bugün bile sinema tarihinin en ünlü sahnelerinden biri sayılıyor.
1981 – BENFICA’YI AVRUPA’NIN ZİRVESİNE ÇIKARAN BÉLA GUTTMANN ÖLDÜ
Futbol tarihinin en önemli teknik direktörlerinden Béla Guttmann, 28 Ağustos 1981’de Viyana’da hayatını kaybetti. Macar teknik adam, Benfica’yı 1961 ve 1962’de üst üste iki kez Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonu yaptı; Real Madrid’i 5-3 yendikleri 1962 finalinde genç Eusébio dünya sahnesine çıktı. Guttmann’ın Benfica’dan ayrılırken kulübün uzun yıllar Avrupa kupası kazanamayacağını söylediği anlatısı ise futbol folklorundaki ünlü “Guttmann laneti”ne dönüştü.
1987 – HOLLYWOOD’UN BÜYÜK YÖNETMENİ JOHN HUSTON ÖLDÜ
Amerikan sinemasının büyük yönetmenlerinden John Huston, 28 Ağustos 1987’de 81 yaşında hayatını kaybetti. The Maltese Falcon, The Treasure of the Sierra Madre, The African Queen ve Prizzi’s Honor gibi klasiklere imza atan Huston’ın ailesi de sinema tarihine geçti: Babası Walter Huston ile kızı Anjelica Huston, onun yönettiği filmlerde oynayarak Oscar kazandı.
1995 – “BİTMEYECEK ÖYKÜ”NÜN YAZARI MICHAEL ENDE ÖLDÜ
Alman çocuk ve fantastik edebiyatının en büyük isimlerinden Michael Ende, 28 Ağustos 1995’te 65 yaşında hayatını kaybetti. Momo, Bitmeyecek Öykü ve Cim Düğme gibi eserleriyle çocuk edebiyatının sınırlarını aşan Ende’nin kitapları 50’den fazla dile çevrildi ve 35 milyonun üzerinde sattı; özellikle Bitmeyecek Öykü sinema uyarlamasıyla dünya çapında bir popüler kültür klasiğine dönüştü.
1999 – 1983 SEÇİMLERİNİN MDP LİDERİ TURGUT SUNALP ÖLDÜ
Emekli Orgeneral ve siyasetçi Turgut Sunalp, 28 Ağustos 1999’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Kore Savaşı’nda görev yapan, Ege Ordu Komutanlığı ve Kanada Büyükelçiliği görevlerinde bulunan Sunalp, 12 Eylül sonrasında kurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin kurucu genel başkanı olarak 1983 genel seçimlerine katılmış ve ardından İzmir milletvekilliği yapmıştı.
2007 – SAHADA YERE YIĞILAN ANTONIO PUERTA 22 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ
Sevilla’nın genç yıldızı Antonio Puerta, 25 Ağustos 2007’de Getafe maçının 35. dakikasında sahada aniden yere yığıldı. Ayağa kalkıp soyunma odasına yürüyebilmesine rağmen yeniden kalbi duran futbolcu yoğun bakıma alındı ve 28 Ağustos’ta henüz 22 yaşındayken hayatını kaybetti. Ölümünün kalıtsal bir kalp rahatsızlığının yol açtığı tekrarlayan kalp durmalarından kaynaklandığı açıklandı; Sevilla taraftarları bugün hâlâ maçların 16. dakikasında Puerta’yı anıyor.
2008 – İKİNCİ YENİ’NİN “UÇ BEYİ” İLHAN BERK ÖLDÜ
Türk şiirinin en özgün isimlerinden İlhan Berk, 28 Ağustos 2008’de Bodrum’da hayatını kaybetti. Behçet Necatigil’in “şiirimizin uç beyi” diye nitelendirdiği Berk; Galile Denizi, Çivi Yazısı, Atlas, İstanbul Kitabı ve Pera gibi eserleriyle İkinci Yeni’nin sınırlarını sürekli genişletti, şiirden denemeye ve çeviriye uzanan onlarca eser bıraktı.
2011 – KÖRFEZ SAVAŞI SÜRECİNDE İSTİFA EDEN GENELKURMAY BAŞKANI NECİP TORUMTAY ÖLDÜ
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay, 28 Ağustos 2011’de 85 yaşında hayatını kaybetti. Torumtay yakın siyasi tarihte özellikle 3 Aralık 1990’da, Körfez Krizi sırasında Genelkurmay Başkanlığından süresi dolmadan kendi isteğiyle ayrılmasıyla hatırlandı; bu karar Türkiye’nin Irak’a yönelik politika tartışmalarının en çarpıcı kırılmalarından biri olmuştu.
2014 – BİTCOIN’İN İLK TRANSFERİNİ ALAN HAL FINNEY ÖLDÜ
Kriptografi ve dijital para tarihinin öncü isimlerinden Hal Finney, 28 Ağustos 2014’te 58 yaşında hayatını kaybetti. PGP şifreleme yazılımının geliştirilmesinde çalışan Finney, Bitcoin’in ilk günlerinde yazılımı deneyen ilk kişilerden biriydi ve Satoshi Nakamoto’nun gönderdiği tarihin ilk Bitcoin transferini alan kişi oldu. 2009’da attığı iki kelimelik “Running bitcoin” mesajı da kripto para tarihinin en meşhur kayıtlarından biri haline geldi.
2015 – “ÖNCE EKMEKLER BOZULDU”NUN YAZARI OKTAY AKBAL ÖLDÜ
Türk edebiyatının önemli öykücü ve gazetecilerinden Oktay Akbal, 28 Ağustos 2015’te Muğla’nın Akyaka ilçesinde hayatını kaybetti. Önce Ekmekler Bozuldu, Garipler Sokağı ve Suçumuz İnsan Olmak gibi eserleriyle tanınan Akbal; Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk Dil Kurumu Roman Ödülü ve Orhan Kemal Roman Armağanı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ödül kazandı ve yarım yüzyılı aşan gazetecilik yaşamında özellikle Cumhuriyet’teki yazılarıyla tanındı.
2019 – “HUZUR SOKAĞI”NIN YAZARI ŞULE YÜKSEL ŞENLER ÖLDÜ
Gazeteci ve yazar Şule Yüksel Şenler, 28 Ağustos 2019’da İstanbul’da 81 yaşında hayatını kaybetti. 1960’lı ve 70’li yıllardaki konferansları ve yazılarıyla Türkiye’de muhafazakâr kadın hareketinin en etkili isimlerinden biri olan Şenler’in Huzur Sokağı romanı geniş bir okur kitlesine ulaştı ve daha sonra televizyona da uyarlandı; geliştirdiği başörtüsü biçimi bir dönem “Şulebaşı” adıyla anıldı.
2020 – BLACK PANTHER’IN YILDIZI CHADWICK BOSEMAN 43 YAŞINDA ÖLDÜ
Amerikalı oyuncu Chadwick Boseman, 28 Ağustos 2020’de 43 yaşında hayatını kaybetti. Dört yıldır kolon kanseriyle mücadele ettiğini kamuoyuna hiç açıklamadan Black Panther, Avengers: Infinity War, Avengers: Endgame, 21 Bridges ve Ma Rainey’s Black Bottom gibi filmlerde çalışan Boseman, Marvel evrenindeki T’Challa – Black Panther rolüyle dünya çapında bir kültürel simgeye dönüştü.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


