Günün Tarihi / 27 Ağustos
27 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?
TÜRKİYE’DE 27 AĞUSTOS: AFYONKARAHİSAR’IN KURTULUŞUNUN 104. YILI
Büyük Taarruz’un 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’den başlamasının ardından Türk birlikleri Yunan savunmasını yararak ilerledi ve Afyonkarahisar 27 Ağustos 1922’de kurtarıldı. Resmî yerel tarih kayıtlarına göre Türk birlikleri kente saat 17.00 sıralarında girdi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa da aynı gün Kocatepe’den ayrıldı; Batı Cephesi ve ordu karargâhları daha sonra Afyonkarahisar’a taşındı.
Bu nedenle 27 Ağustos, Afyonkarahisar’da her yıl Kurtuluş Günü olarak kutlanıyor ve 26-30 Ağustos arasındaki Zafer Haftası’nın en önemli günlerinden birini oluşturuyor. 2026’da kentin kurtuluşunun 104. yıldönümü. Afyonkarahisar Valiliğinin önceki yıllardaki resmî programlarında 27 Ağustos’ta şehitler için mevlit, Zafer Halk Yürüyüşü, sergiler, halk oyunları, mehter konserleri ve Cumhuriyet Meydanı’ndaki Kurtuluş Günü törenleri düzenlendiği görülüyor.
DÜNYA GÖLLER GÜNÜ: TAKVİME DAHA YENİ GİRDİ
27 Ağustos, Dünya Göller Günü – World Lake Day. Üstelik oldukça yeni bir uluslararası gün. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Aralık 2024’te kabul ettiği kararla 27 Ağustos’u her yıl Dünya Göller Günü olarak ilan etti; ilk kutlama 2025’te yapıldı. Dolayısıyla 2026, Dünya Göller Günü’nün henüz ikinci yılı.
Tarihin neden 27 Ağustos seçildiğinin de bir hikâyesi var: BM görüşmelerine göre ilk Dünya Göller Konferansı 27 Ağustos 1984’te yapılmıştı. Gün; göllerin içme suyu, tarım, biyolojik çeşitlilik ve iklim açısından taşıdığı öneme dikkat çekmeyi, kirlilik, aşırı kullanım ve iklim değişikliği nedeniyle hızla bozulan göl ekosistemlerini korumayı amaçlıyor. Türkiye açısından Van, Tuz, Beyşehir, Eğirdir ve Burdur gibi göller düşünüldüğünde de doğrudan karşılığı olan yeni bir çevre günü.
MOLDOVA BAĞIMSIZLIK GÜNÜ: 2026’DA 35. YIL
Moldova’da 27 Ağustos ülkenin en önemli millî bayramlarından biri: Bağımsızlık Günü. Moldova Parlamentosu, Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecinde 27 Ağustos 1991’de bağımsızlık bildirgesini kabul etti. 2026’da bağımsızlığın 35. yılı kutlanıyor.
Moldova hükümetinin 2026 için açıkladığı programa göre başkent Kişinev’de anıtlara çelenk bırakılacak, 2 binden fazla personelin katılacağı askerî geçit yapılacak ve akşam büyük bir konser düzenlenecek. Yani 27 Ağustos Moldova için bizim 29 Ekim’e benzer ölçekte ülkenin kuruluş ve bağımsızlık hafızasının merkezindeki günlerden biri.
2026’DA 27 AĞUSTOS’A DENK GELEN “AÇ HAYALET FESTİVALİ”
27 Ağustos 2026’nın takvime özgü en ilginç kültürel olaylarından biri Hungry Ghost Festival – Aç Hayaletler Festivali. Çin ay takvimindeki yedinci ayın 15. gününe denk gelen festivalin tarihi Miladi takvimde her yıl değişiyor ve 2026’da tam 27 Ağustos’a rastlıyor. Hong Kong Gözlemevi’nin 2026 takvimi de 27 Ağustos’u yedinci kameri ayın 15. günü olarak doğruluyor.
Çin başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Asya’nın çeşitli bölgelerinde farklı biçimlerde sürdürülen gelenekte, bu dönemde ölülerin ruhlarının yaşayanların dünyasına döndüğüne inanılıyor. Aileler ataları için yiyecek sunuyor, tütsüler yakıyor; bazı bölgelerde kâğıttan yapılmış para ve eşyalar sembolik olarak yakılıyor. Hong Kong’da Yulan, Taoist gelenekte Zhongyuan adıyla bilinen festival, Budist geleneklerle de iç içe geçmiş durumda.
27 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ
TAŞ, KÂĞIT, MAKASIN BİLE DÜNYA GÜNÜ VAR
27 Ağustos Dünya Taş-Kâğıt-Makas Günü – World Rock Paper Scissors Day. Bunu tamamen rastgele oluşturulmuş bir internet günü sanmak mümkün ama arkasında merkezi Kanada’da bulunan World Rock Paper Scissors Association bulunuyor. Kuruluş, 27 Ağustos’u dünya çapında oyunun günü olarak kutluyor ve uluslararası turnuvalar için standart kurallar ile sıralama sistemi bile oluşturmuş durumda.
Çocuk oyunu gibi görünse de taş-kâğıt-makasın cazibesinin bir kısmı tam da basitliğinden geliyor: üç seçenek birbirini döngüsel biçimde yeniyor. Üstelik insanlar gerçek anlamda rastgele seçim yapmakta pek başarılı olmadığından oyun, psikoloji ve strateji araştırmalarına bile konu oluyor.
“SADECE İÇİMDEN GELDİ” DEMEK İÇİN RESMÎ OLMAYAN BİR GÜN
ABD merkezli özel gün takvimlerinde 27 Ağustos, Just Because Day – Sırf Öylesine Günü olarak geçiyor. Fikir son derece basit: O gün yaptığınız her şeyin mantıklı bir nedeni olmak zorunda değil. Bir arkadaşınıza sebepsiz yere hediye gönderebilir, işe başka yoldan gidebilir veya uzun süredir ertelediğiniz bir şeyi yalnızca “içimden geldi” diyerek yapabilirsiniz.
Herhangi bir devlet ya da uluslararası kuruluş tarafından ilan edilmiş resmî bir gün değil. Zaten günün ruhu düşünüldüğünde neden 27 Ağustos olduğuna dair fazla ciddi bir gerekçe aramak da biraz meseleyi bozuyor.
PETROLÜN DE GÜNÜ VAR; AMA TARİHİ RASTGELE DEĞİL
Gayriresmî özel gün takvimlerinde 27 Ağustos National Petroleum Day – Petrol Günü olarak da yer alıyor. Bu kez tarihin seçilmesinin arkasında gerçekten önemli bir olay var: Edwin Drake, 27 Ağustos 1859’da Pennsylvania’nın Titusville kasabasında petrol çıkarmak amacıyla açılan kuyusunu yaklaşık 21 metre derinliğe ulaştırdı. Ertesi gün kuyuda petrol bulundu; Drake kuyusu modern petrol endüstrisinin başlangıcı kabul edilen dönüm noktalarından biri haline geldi. ABD Kongre Kütüphanesi de modern petrol çağının başlangıcını 27 Ağustos 1859’a tarihlendiriyor.
Dolayısıyla “Petrol Günü”nün kendisi gayriresmî olsa da dayandığı tarih hiç de uydurma değil. Bugün otomobilden plastiğe, ilaçtan asfalta kadar günlük hayatın sayısız alanına giren bir endüstrinin başlangıç günlerinden biri 27 Ağustos.
MUZU SEVMEK İÇİN DE AYRI BİR GÜN AYRILMIŞ
27 Ağustos’un Amerikan kaynaklı yiyecek günlerinden biri National Banana Lovers Day – Muz Severler Günü. Muz yemek, muzlu kek yapmak, smoothie hazırlamak dışında belirgin bir ritüeli yok. Günün kim tarafından ve ne zaman başlatıldığına ilişkin güvenilir bir tarih de bulunmuyor; bu nedenle tarihî bir gelenekten çok, internet çağının eğlenceli yiyecek günlerinden biri olarak görmek gerekiyor.
FRANSIZ TATLISINA DA TAKVİMDEN BİR GÜN DÜŞMÜŞ
27 Ağustos aynı zamanda National Pots de Crème Day. Pots de crème, yumurta sarısı, süt veya krema ve genellikle çikolatayla hazırlanan yoğun kıvamlı bir Fransız tatlısı; adı kelime kelime çevrildiğinde “krema kapları” anlamına geliyor. 27 Ağustos’un neden bu tatlıya ayrıldığı konusunda güvenilir bir tarih yok. Buna rağmen Amerikan özel gün takvimlerinde uzun süredir bu tarihte yer alıyor.
2026’DA BURGER GÜNÜ DE 27 AĞUSTOS’A DENK GELİYOR
Birleşik Krallık’ta National Burger Day, ağustos ayının son perşembesinde kutlanıyor. 2026 takviminde son perşembe 27 Ağustos’a denk geldiği için İngiltere’de birçok restoran ve pub bugüne özel burgerler ve kampanyalar hazırlıyor. Gün 2013’ten beri çeşitli işletmeler ve yemek platformları tarafından kutlanıyor; elbette herhangi bir resmî statüsü yok.
Yani 27 Ağustos 2026’da menü oldukça karışık: önce muz, ardından burger, üzerine pots de crème; yemekten sonra da sonucu belirlemek için taş-kâğıt-makas.
27 AĞUSTOS’TA NELER OLDU?
1783 – PARİS SEMALARINDA İLK HİDROJEN BALONU UÇTU
Fransız fizikçi Jacques Alexandre-César Charles ile Robert kardeşler, 27 Ağustos 1783’te Paris’teki Champ de Mars’tan dünyanın ilk hidrojenle doldurulmuş balonunu havalandırdı. İnsan taşımayan küçük balon, havadan daha hafif olan hidrojenin uçuş için kullanılabileceğini göstererek henüz doğmakta olan havacılıkta sıcak hava balonuna güçlü bir alternatif ortaya çıkardı. Uçuşu izleyenler arasında dönemin Paris’teki Amerikan temsilcilerinden Benjamin Franklin de bulunuyordu.
Balonculuk yarışı inanılmaz bir hızla ilerledi. Montgolfier Kardeşler 19 Eylül’de bir koyun, ördek ve horozu sıcak hava balonuyla gökyüzüne gönderdi; 21 Kasım’da ilk serbest insanlı sıcak hava balonu uçuşu gerçekleşti. Charles ile Nicolas-Louis Robert ise 1 Aralık 1783’te ilk insanlı hidrojen balonu uçuşunu yapacaktı. Böylece yalnız birkaç ay içinde insanlığın gökyüzüne çıkmasının iki temel yöntemi de denenmiş oldu.
1859 – MODERN PETROL ÇAĞINI BAŞLATAN KUYU AÇILDI
Amerikalı Edwin Drake, 27 Ağustos 1859’da Pennsylvania’nın Titusville kasabası yakınlarında yaklaşık 21 metre derinlikte petrole ulaştı. Drake’in kuyusu dünyadaki ilk petrol kuyusu değildi; ancak özellikle petrol çıkarmak amacıyla sondaj teknolojisi kullanılarak açılan ilk başarılı ticari kuyulardan biri oldu ve ABD’de modern petrol endüstrisinin başlangıcı kabul ediliyor. Drake, tuz kuyularında kullanılan sondaj yöntemini uyarlamış, deliğin çökmesini önlemek için toprağa demir boru çaktırmıştı.
Başarı haberi yayıldığında Titusville ve çevresinde adeta bir “petrol hücumu” başladı. Yeni kuyular açıldı, arazi fiyatları yükseldi ve birkaç yıl içinde bölge dünyanın ilk büyük petrol üretim merkezlerinden birine dönüştü. Petrol başlangıçta özellikle gazyağı üretimi ve aydınlatma için değerliydi; otomobil çağının başlamasıyla dünya ekonomisinin en stratejik hammaddelerinden biri haline gelecekti. 27 Ağustos 1859’daki Drake kuyusu bu nedenle yalnız bir sondaj başarısı değil, enerjiden ulaşıma, sanayiden jeopolitiğe kadar sonraki 150 yılı değiştirecek petrol çağının simgesel başlangıçlarından biri sayılıyor.
1883 – KRAKATAU FELAKETİ: TSUNAMİLER 36 BİNDEN FAZLA İNSANI ÖLDÜRDÜ
Endonezya’daki Krakatau Yanardağı’nda günlerdir süren hareketlilik 27 Ağustos 1883’te korkunç bir doruk noktasına ulaştı. Dev patlamalar adanın büyük bölümünü parçalarken oluşan tsunamiler Java ve Sumatra kıyılarını vurdu; yaklaşık 36 bin kişi hayatını kaybetti ve ölümlerin 34 binden fazlasına tsunamiler neden oldu. Bazı bölgelerde dalgaların yüksekliği 40 metreyi aştı.
Patlamanın etkisi yalnız Endonezya’yla sınırlı kalmadı. Atmosfere yaklaşık 80 kilometre yükselen kül dünyanın çevresine yayıldı; sonraki yıl küresel sıcaklıkların yaklaşık yarım derece düşmesine yol açtı. Son büyük patlamanın sesi binlerce kilometre öteden duyuldu ve NOAA tarafından modern tarihte kaydedilen en güçlü seslerden biri olarak değerlendiriliyor.
1892 – NEW YORK’UN ÜNLÜ METROPOLITAN OPERASI ALEVLER İÇİNDE KALDI
New York’un kültür hayatının simgelerinden Metropolitan Opera House, 27 Ağustos 1892’de çıkan büyük yangında ağır hasar gördü. Broadway ile 39. Cadde arasındaki, 1883’te açılmış olan ilk “Met” binasında özellikle sahne ve salonun büyük bölümü yangından etkilendi; paha biçilmez dekor ve sahne malzemeleri de yok oldu. Ertesi gün yayımlanan Amerikan gazeteleri zararı yaklaşık 400 bin dolar olarak hesaplıyor ve Broadway cephesinin büyük ölçüde ayakta kaldığını bildiriyordu.
Yangın, Metropolitan Opera’nın 1892-93 sezonunun iptal edilmesine yol açtı. Yapı yeniden inşa edilerek 1893’te açıldı ve Metropolitan Opera burada 1966’ya kadar faaliyet göstermeyi sürdürdü; ardından bugünkü Lincoln Center binasına taşındı. Opera tarihçisi Henry Edward Krehbiel’in dönem anlatımına göre yangın, yaz aylarında sahnede dekor boyanırken bir işçinin yanan kibriti yanıcı sahne malzemelerinin arasına atmasıyla başlamıştı. Üstelik binada yangın perdesi ve su deposu gibi güvenlik önlemleri bulunmasına rağmen bunların zamanla kullanılamaz hale getirildiği anlatılıyor.
1896 – TARİHİN EN KISA SAVAŞI BİR SAAT BİLE SÜRMEDİ
İngiliz-Zanzibar Savaşı, 27 Ağustos 1896’da başladı ve bir saat bile sürmeden sona erdi. Zanzibar Sultanı Hamad bin Thuwaini’nin ölümünden sonra kuzeni Halid bin Bargaş, İngilizlerin onayını almadan tahta çıktı. Zanzibar’ı nüfuzu altında tutan Britanya ise kendi tercih ettiği Hamud bin Muhammed’in sultan olmasını istiyor ve Halid’in sarayı terk etmesini talep ediyordu. Halid yaklaşık 2 bin 800 kişilik kuvvetini sarayın çevresinde toplarken İngiliz savaş gemileri limanda mevzilendi. Ültimatomun süresi 27 Ağustos sabahı doldu ve İngiliz donanması sarayı bombalamaya başladı.
Çatışma kaynaklara göre yaklaşık 38 ila 45 dakika sürdü. Zanzibar’ın topçusu kısa sürede susturuldu, saray büyük ölçüde tahrip edildi ve sultanın silahlı yatı Glasgow batırıldı. Zanzibar tarafında asker ve siviller dahil yaklaşık 500 kişi öldü ya da yaralandı; İngiliz tarafında ise yalnızca bir denizci yaralandı. Halid bin Bargaş Alman Konsolosluğu’na sığındı, Britanya’nın desteklediği Hamud bin Muhammed tahta çıkarıldı. Böylece sömürgecilik çağındaki güç dengesizliğinin en çarpıcı örneklerinden biri, kayıtlara geçmiş en kısa savaş olarak tarihe geçti.
1908 – HİCAZ DEMİRYOLU’NDA ŞAM’DAN MEDİNE’YE TARİHÎ SEFER BAŞLADI
Sultan II. Abdülhamid’in en büyük projelerinden Hicaz Demiryolu’nda açılış için hazırlanan özel tren, 27 Ağustos 1908’de Şam’dan Medine’ye doğru hareket etti. Devlet adamları, davetliler ve yerli-yabancı gazetecilerin bulunduğu trenin yola çıkışıyla Şam-Medine hattının açılış süreci başladı. Yaklaşık 1.464 kilometrelik Hicaz Demiryolu ise 1 Eylül 1908’de, II. Abdülhamid’in tahta çıkış yıldönümünde düzenlenen resmî törenle bütünüyle işletmeye açıldı.
1900’de yapımına başlanan hat, yalnız bir ulaşım yatırımı değildi. Hac yolculuğunu kolaylaştırmak, Osmanlı’nın Hicaz’daki askerî ve siyasi hâkimiyetini güçlendirmek ve bölgenin ticaretini geliştirmek amacıyla inşa edilmişti. Maliyetin karşılanması için Osmanlı topraklarının yanı sıra Hindistan’dan Endonezya’ya, Mısır’dan Güney Afrika’ya kadar dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan bağış toplandı. Şam’dan Medine’ye kervanlarla yaklaşık 40 gün sürebilen yolculuk demiryoluyla birkaç güne indi. Hicaz Demiryolu böylece hem Osmanlı mühendislik tarihinin hem de İslam dünyasının ortaklaşa desteklediği en büyük altyapı projelerinden biri olarak tarihe geçti.
1925 – ATATÜRK İNEBOLU’DA ŞAPKA VE KIYAFET DEĞİŞİMİNİ HALKA ANLATTI
Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ağustos 1925’te İnebolu Türk Ocağı’nda Şapka ve Kıyafet İnkılabı’nın en ünlü konuşmalarından birini yaptı. Halkın karşısına sivil kıyafetle ve elinde Panama şapkasıyla çıkan Atatürk, mevcut kıyafetin ne millî ne de çağdaş olduğunu savundu; Medeni dünyada kullanılan kıyafetin benimsenmesi gerektiğini anlattı ve elindeki şapkayı göstererek tarihe geçen “Bu serpuşun ismine şapka denir” sözünü söyledi.
Konuşma sırasında yalnız şapkadan değil kadınların giyiminden, aile hayatından ve çağdaşlaşmadan da söz etti. Şapka Kanunu henüz çıkarılmamıştı; kanun yaklaşık üç ay sonra, 25 Kasım 1925’te kabul edilecekti. Bu nedenle İnebolu konuşması, Cumhuriyet’in kıyafet değişiminin hukuki düzenlemeden önce doğrudan halka anlatıldığı en önemli dönüm noktası oldu.
1927 – TÜRKİYE ATATÜRK’E SUİKAST PLANINI 27 AĞUSTOS’TA ÖĞRENDİ
27 Ağustos 1927’de Anadolu Ajansı’nın geçtiği haber Türkiye’de büyük yankı uyandırdı: Yüzelliliklerden Hacı Sami, Mustafa Kemal Paşa’ya suikast hazırlığı içinde olduğu belirtilen adamlarıyla birlikte Sisam’dan gizlice Anadolu’ya geçmişti. Kuşçubaşı Eşref’in kardeşi olan ve Millî Mücadele sırasında Çerkez Ethem’in yanında yer alan Hacı Sami’nin grubu Aydın’daki Madran Yaylası’nda yerel halk ve jandarmayla çatışmaya girdi. Hacı Sami ile kardeşi Ahmet öldürüldü; grubun diğer üyeleri yakalandı. Araştırmalar çatışmanın 24 Ağustos’ta gerçekleştiğini, haberin ise 27 Ağustos’ta kamuoyuna duyurulduğunu gösteriyor.
Olayın asıl boyutu yakalananların sorgu ve yargılamalarında ortaya çıktı. Polis arşivlerine dayanan araştırmalara göre plan, Mustafa Kemal Paşa’yı taşıyan treni dinamitle havaya uçurmak, beraberindeki bakan ve milletvekillerini öldürmek ve ardından ülkede geniş çaplı bir karışıklık çıkarmaktı. Hacı Sami’nin Çerkez Ethem ve kardeşi Reşit’le irtibat halinde olduğu da kayıtlara geçti. Yakalanan Abaza Hakkı, Sökeli Mecit ve Düzceli Mecit daha sonra idama mahkûm edildi. Böylece 1926’daki ünlü İzmir Suikastı girişiminden yalnızca bir yıl sonra Mustafa Kemal’e yönelik çok daha az bilinen bir başka suikast planı da sonuçsuz kaldı.
1928 – ATATÜRK BURSA’DA DEVLET GÖREVLİLERİNİ YENİ TÜRK HARFLERİNDEN SINAVA ÇEKTİ
Harf Devrimi henüz kanunlaşmamışken Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ağustos 1928 sabahı Mudanya’ya geldi ve halka yeni Türk harflerini öğrenmelerini, dönüşünde kendilerini sınayacağını söyledi. Ardından Bursa’ya geçti; Hükümet Konağı’nda Vali Fatin Bey başta olmak üzere kentteki devlet görevlilerini kara tahta başında yeni harflerden sınava çekti. Sonuçtan memnun kaldı.
Akşam Mudanya’ya döndüğünde bu kez yeni harflerle hazırlanmış afiş ve pankartlarla karşılandı. Yeni Türk alfabesi 1 Kasım 1928’de kanunlaşacaktı; Atatürk ise aylardır şehir şehir dolaşıyor, eline tebeşiri alarak yeni yazıyı bizzat öğretiyordu. 27 Ağustos’taki Bursa gezisi bu seferberliğin en renkli örneklerinden biri oldu.
1928 – DÜNYA, SAVAŞI “YASAKLAMAYA” ÇALIŞTI: KELLOGG-BRIAND PAKTI İMZALANDI
27 Ağustos 1928’de Paris’te ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya ve Japonya’nın da aralarında bulunduğu 15 ülke, savaşı “ulusal politikanın bir aracı” olarak kullanmaktan vazgeçtiklerini ilan eden Kellogg-Briand Paktı’nı imzaladı. Adını ABD Dışişleri Bakanı Frank B. Kellogg ile Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand’dan alan anlaşma, devletler arasındaki anlaşmazlıkların savaşla değil barışçı yollarla çözülmesini öngörüyordu. I. Dünya Savaşı’nın yıkımından yalnızca on yıl sonra imzalanan pakt, savaşın uluslararası hukukta meşru bir siyaset aracı olmaktan çıkarılması yolundaki en önemli girişimlerden biriydi.
Ne var ki anlaşmanın onu ihlal eden devletlere karşı etkili bir yaptırım mekanizması yoktu. Japonya’nın Mançurya’yı işgali, ardından Nazi Almanyası ve İtalya’nın saldırgan politikaları paktın II. Dünya Savaşı’nı önleyemeyeceğini gösterdi. Buna rağmen Kellogg-Briand tamamen sonuçsuz kalmadı: Nürnberg yargılamalarında saldırı savaşlarının hukuka aykırılığının dayanaklarından biri olarak kullanıldı ve savaş sonrası uluslararası hukuk düzeninin gelişmesine katkıda bulundu. Türkiye ilk 15 imzacı arasında değildi; daha sonra pakta katıldı ve anlaşma 24 Temmuz 1929’da yürürlüğe girdiğinde taraf devletlerden biriydi.
1939 – DÜNYANIN İLK JET MOTORLU UÇAĞI HAVALANDI
27 Ağustos 1939’da Alman Heinkel He 178, pilot Erich Warsitz yönetiminde havalanarak turbojet motoruyla uçan dünyanın ilk uçağı oldu. Uçağın motoru Alman mühendis Hans von Ohain’ın geliştirdiği HeS 3B turbojetiydi. Böylece pervaneli uçakların hâkim olduğu havacılıkta, birkaç yıl içinde savaş ve sivil ulaşımı tamamen değiştirecek jet çağının kapısı açıldı.
Tarihin ürkütücü bir tesadüfü de vardı: Bu ilk jet uçuşundan sadece beş gün sonra Almanya Polonya’yı işgal edecek ve II. Dünya Savaşı başlayacaktı. Jet teknolojisi de savaş sırasında olağanüstü hızla gelişecekti.
1942 – BİR KANSER HASTASINA İLK KEZ DAMARDAN KEMOTERAPİ VERİLDİ
27 Ağustos 1942’de Yale-New Haven Hastanesi’nde ileri evre lenf kanseri bulunan ve kayıtlarda yalnızca “J.D.” olarak geçen 47 yaşındaki hastaya damar yoluyla nitrojen mustard verildi. Yale Üniversitesi, J.D.’yi dünyada damar içi kanser kemoterapisi uygulanan ilk hasta olarak kabul ediyor. Birkaç gün içinde tümörleri küçülmeye başladı ve bir süre sonra muayenede neredeyse belirlenemez hale geldi.
Tedavinin kökeninde savaşın karanlık bir mirası vardı. Bilim insanları hardal gazının kemik iliği ve lenf dokusunu tahrip ettiğini fark etmiş, benzer bir kimyasalın kanser hücrelerini de öldürebileceğini düşünmüştü. J.D.’nin hastalığı daha sonra geri döndü ve hasta aynı yıl hayatını kaybetti; ancak 27 Ağustos 1942’de yapılan deney, modern kanser kemoterapisinin başlangıç noktalarından biri oldu.
1945 – ABDÜLHAMİD’İN “400 MİLYON DOLARLIK MİRASI” DÜNYA GÜNDEMİNDEYDİ
27 Ağustos 1945’te Türk basını, II. Abdülhamid’in varislerinin yıllardır sürdürdüğü dev miras davasındaki yeni gelişmeleri duyuruyordu. Filistin’de görülen davanın ilk aşamalarından birinde mahkeme varisler lehine karar vermişti; ancak süreç henüz sonuçlanmamış, karar üst mahkemeye taşınmıştı. Ertesi gün Tan, Vatan ve Cumhuriyet gibi gazeteler de haberi geniş biçimde verirken Abdülhamid’den kaldığı ileri sürülen taşınmazların toplam değerini 400 milyon dolar olarak yazdı. Bu rakam mahkemece kesinleştirilmiş bir servet hesabı değil, dönemin basınında yer alan tahmindi.
Davanın büyüklüğünün nedeni, mirasçıların yalnız Türkiye’deki malları değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra Filistin, Irak, Suriye ve başka ülkelerin sınırlarında kalan, Abdülhamid adına kayıtlı olduğu ileri sürülen geniş arazileri de istemeleriydi. Filistin’deki dava ise yaklaşık 4 bin dönümlük bir arazi üzerinden yürütülen ve diğer mülkler için emsal oluşturması amaçlanan bir tür “deneme davası” niteliğindeydi. Hukuk mücadelesi daha sonra yıllarca devam etti ve 1945’te basına yansıyan karar, varislerin bütün serveti kesin olarak kazandığı anlamına gelmedi.
1950 – MANŞ DENİZİ’Nİ AŞAN İLK CANLI TELEVİZYON YAYINI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
27 Ağustos 1950’de BBC, televizyon tarihinde yeni bir kapı açarak Avrupa kıtasından İngiltere’ye ilk canlı televizyon yayınını gerçekleştirdi. BBC’nin dış yayın araçları Fransa’nın Calais kentindeydi; buradan gönderilen görüntüler Manş Denizi’ni aşarak Londra’daki Alexandra Palace’a ulaştı. Richard Dimbleby’nin sunduğu Television Crosses the Channel adlı özel yayında İngiliz seyirciler Calais Belediye Sarayı’nı, meşaleli bir geçit törenini ve kentteki kutlamaları canlı olarak izledi.
Tarihin seçilmesi de tesadüf değildi. Yayın, İngiltere ile Fransa arasında denizaltından çekilen ilk telgraf kablosuyla mesaj gönderilmesinin 100. yıldönümü için düzenlenmişti. Bir asır önce elektrikli telgrafın geçtiği Manş Denizi’ni bu kez televizyon görüntüleri aşıyordu. 27 Ağustos 1950’daki deneyim, birkaç yıl sonra Avrupa ülkelerinin canlı yayınlarını birbirleriyle paylaşacağı Eurovision televizyon ağının kurulmasına giden yolun önemli adımlarından biri oldu.
1956 – TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KOMİSYONU’NU KURDU
Türkiye’nin nükleer bilim alanındaki kurumsal yolculuğunun önemli başlangıç adımlarından biri 27 Ağustos 1956’da atıldı. TBMM, 6821 sayılı Atom Enerjisi Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun’u kabul etti ve Başbakanlığa bağlı Atom Enerjisi Komisyonu Genel Sekreterliği’nin hukuki temeli oluşturuldu. Kanun 4 Eylül’de Resmî Gazete’de yayımlandı; komisyon 1957’de fiilen teşkil edildi.
Bu yapı daha sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na dönüşecek; Çekmece ve Ankara’daki nükleer araştırma merkezlerinin kurulmasına giden sürecin temelini atacaktı. Bugünkü TENMAK da Türkiye’nin nükleer araştırmalarındaki kurumsal başlangıcını 1956’daki bu yapıya dayandırıyor. 2026, bu adımın 70. yılı.
1962 – İNSANLIĞIN İLK BAŞARILI GEZEGENLERARASI ARACI VENÜS’E DOĞRU YOLA ÇIKTI
NASA’nın Mariner 2 uzay aracı, 27 Ağustos 1962’de Venüs’e doğru fırlatıldı. Yaklaşık üç buçuk ay sonra gezegenin yakınından geçerek bilimsel verileri Dünya’ya ulaştırdı ve insanlık tarihinin ilk tamamen başarılı gezegenlerarası uzay görevi oldu.
Mariner 2, Venüs’ün yüzeyinin olağanüstü sıcak olduğuna ilişkin önemli veriler gönderdi; ayrıca yolculuk sırasında Güneş’ten sürekli yayılan yüklü parçacık akımını, yani güneş rüzgârını ölçtü. Mars, Jüpiter, Satürn ve daha uzak gezegenlere yapılacak sonraki görevlerin önünü açan başarı, insanlığın başka gezegenleri doğrudan araçlarla inceleme çağını başlattı.
1964 – TÜRKİYE’DE ABD KARŞITLIĞI İLK KEZ KİTLESEL BİR GÖSTERİYE DÖNÜŞTÜ
27 Ağustos 1964’te Ankara’da binden fazla üniversite öğrencisi, ABD’nin Kıbrıs politikasını protesto etmek için sokaklara çıktı ve Amerikan Büyükelçiliği’ne doğru yürüdü. “Amerika, gururumuzla oynama”, “Dolarlarınızla bizi satın alamazsınız” ve “Yankee Go Home” yazılı pankartların taşındığı gösteri, araştırmalarda Türkiye tarihinin ilk kitlesel ABD karşıtı mitingi olarak kabul ediliyor. Polis yürüyüşü engellemeye çalıştı ancak protestolar ertesi gün daha da büyüdü.
Türkiye ile NATO müttefiki ABD arasındaki kırılmanın merkezinde Kıbrıs meselesi vardı. ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’ın 5 Haziran 1964’te Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği ve Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesine ağır sınırlamalar getiren ünlü Johnson Mektubu’nun tam metni o sırada henüz kamuoyuna açıklanmamıştı; ancak Washington’ın Türkiye üzerindeki baskısı açık biçimde hissediliyordu. 27 Ağustos’taki gösteri, sonraki günlerde Ankara, İstanbul ve İzmir’e yayılan protestoların başlangıcı oldu ve Türkiye’de 1960’ların ikinci yarısına damga vuracak Amerikan karşıtlığının kitleselleşmesindeki önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.
1964 – MARY POPPINS İLK KEZ SEYİRCİ KARŞISINA ÇIKTI
Disney tarihinin en sevilen filmlerinden Mary Poppins, 27 Ağustos 1964’te Hollywood’daki Grauman’s Chinese Theatre’da görkemli bir dünya prömiyeriyle ilk kez seyirci karşısına çıktı. Julie Andrews ile Dick Van Dyke’ın başrollerini paylaştığı film, canlı oyuncularla animasyonu bir araya getiren döneminin ileri görsel efektleriyle de dikkat çekti ve o tarihe kadar Disney’in en başarılı uzun metrajlı filmi oldu.
Mary Poppins daha sonra 13 dalda Oscar’a aday gösterildi ve beş ödül kazandı; Julie Andrews da ilk sinema başrolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını aldı. “Chim Chim Cher-ee” ise En İyi Şarkı ödülünü kazandı.
1965 – ELVIS PRESLEY İLE THE BEATLES TARİHÎ BULUŞMADA BİR ARAYA GELDİ
Rock tarihinin iki ayrı çağını temsil eden Elvis Presley ile The Beatles, 27 Ağustos 1965 gecesi Los Angeles’ta Elvis’in Bel Air’deki evinde bir araya geldi. Beatles üyeleri çocukluklarından beri Elvis hayranıydı; ancak ilk dakikalarda herkes birbirine bakıyor, konuşma ilerlemiyordu. Elvis sonunda ortamı yumuşattı ve gitarlar getirildi; grup üyeleriyle birlikte bir süre müzik yaptılar.
Buluşmadan içeride çekilmiş hiçbir fotoğraf ya da doğrulanmış ses kaydı bulunmuyor. Kaynaklarda bu gece, Elvis ile Beatles’ın dört üyesinin bilinen tek yüz yüze buluşması olarak geçiyor. Paul McCartney yıllar sonra Elvis’in Beatles üzerindeki etkisini “Elvis olmasaydı Beatles da olmazdı” sözleriyle özetleyecekti.
1970 – TÜRKİYE, ABD’YE KAÇIRILAN KARUN HAZİNESİ İÇİN HAREKETE GEÇTİ
27 Ağustos 1970 tarihli Cumhuriyet gazetesinin manşetlerinden biri “Krezüs hazinesini geri istedik” başlığını taşıyordu. Gazeteci Özgen Acar’ın haberinde, Uşak çevresindeki Lidya tümülüslerinden kaçırılan paha biçilmez eserlerin New York Metropolitan Sanat Müzesi’nin depolarında bulunduğu ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın Washington’daki Kültür Ataşeliğini harekete geçirdiği açıklanıyordu.
Bugün daha çok Karun Hazinesi ya da Lidya Hazinesi adıyla bilinen eserlerin yurda dönüşü kolay olmayacaktı. Türkiye yıllar süren araştırma ve hukuk mücadelesinin ardından Metropolitan Müzesi’ndeki 363 eseri 1993’te geri aldı. Böylece 27 Ağustos 1970’te basına yansıyan haber, Türkiye’nin en ünlü tarihî eser iade mücadelelerinden birinin erken dönüm noktalarından biri oldu.
1979 – IRA, LORD MOUNTBATTEN’I YATINA YERLEŞTİRDİĞİ BOMBAYLA ÖLDÜRDÜ
27 Ağustos 1979’da Britanya’nın en tanınmış devlet adamlarından Lord Louis Mountbatten, İrlanda’nın kuzeybatısındaki Mullaghmore açıklarında ailesiyle balığa çıktığı Shadow V adlı teknesine yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu 79 yaşında öldü. Saldırının sorumluluğunu Geçici İrlanda Cumhuriyet Ordusu – Provisional IRA üstlendi. Mountbatten’ın 14 yaşındaki torunu Nicholas Knatchbull ile teknede çalışan 15 yaşındaki Paul Maxwell de patlamada öldü; ağır yaralanan Doreen, Lady Brabourne ise ertesi gün hayatını kaybetti.
Mountbatten sıradan bir hedef değildi: II. Dünya Savaşı’nda Güneydoğu Asya’daki Müttefik kuvvetlerin başkomutanlığını yapmış, 1947’de Britanya Hindistanı’nın son Viceroy’u olarak Hindistan ve Pakistan’ın bağımsızlığa geçişi ile bölünme sürecinin merkezinde yer almıştı. Aynı gün IRA, Kuzey İrlanda’daki Warrenpoint’te düzenlediği iki bombalı saldırıda 18 İngiliz askerini daha öldürdü. Böylece 27 Ağustos 1979, on yıllarca süren Kuzey İrlanda çatışmalarının, yani “The Troubles” döneminin en sarsıcı ve kanlı günlerinden biri olarak tarihe geçti.
1994 – 171 KİŞİYİ TAŞIYAN THY UÇAĞI TREN RAYLARINA YARIM METRE KALA DURDU
27 Ağustos 1994 sabahı Trabzon’dan İstanbul’a gelen Türk Hava Yolları’na ait “Eskişehir” adlı Boeing 737-400, Atatürk Havalimanı’na indikten sonra pistte duramadı. 164 yolcu ve 7 mürettebat taşıyan uçak pistin sonunu aşarak toprak zemine çıktı, havaalanının dışındaki karayolunu geçti ve Yeşilköy yakınlarında banliyö treninin raylarına yalnızca yarım metre kala bir kaya parçasına çarparak durabildi. Uçaktan kaçmaya çalışan iki otomobil de birbirine çarptı. Buna rağmen uçaktaki 171 kişinin tamamı kazadan sağ kurtuldu.
Dönemin Milliyet gazetesinin ertesi günkü manşetine göre yağmur nedeniyle kayganlaşan pistte uçak “su yatağına” girmiş ve frenleme etkisini kaybetmişti. Tehlike raylarla da sınırlı değildi: Uçağın biraz daha ilerlemesi halinde 25 bin voltluk elektrik hattına ulaşabileceği, ayrıca yaklaşık beş dakika sonra aynı noktadan bir banliyö treninin geçeceği bildiriliyordu. Uçakta yaklaşık 4 bin 350 litre yakıt bulunuyordu. Büyük bir havacılık ve tren faciasına dönüşebilecek olay, 1994 İstanbul’unun en büyük “kıl payı” kurtuluşlarından biri olarak kaldı.
2002 – JAPON MAHKEMESİ İLK KEZ KABUL ETTİ: JAPONYA ÇİN’DE BİYOLOJİK SİLAH KULLANDI
27 Ağustos 2002’de Tokyo Bölge Mahkemesi, Japon askerî birliklerinin II. Dünya Savaşı sırasında Çin’de biyolojik silah kullandığını ilk kez bir Japon mahkemesi kararıyla açıkça kabul etti. Mahkeme, kötü şöhretli 731. Birim ve diğer Japon birliklerinin İmparatorluk Ordusu karargâhının emirleri doğrultusunda bakteriyolojik silahlar kullandığını ve çok sayıda sivilin öldüğünü belirledi. Davada, 1940-1942 arasında Çin’in Zhejiang ve Hunan bölgelerinde veba mikrobu taşıyan pirelerin uçaklardan bırakılması ve kolera bulaştırılmış yiyeceklerin kullanılması gibi saldırılara ilişkin tanıklık ve belgeler değerlendirildi.
Ancak mahkeme aynı kararda, biyolojik savaşın mağdurları ve yakınlarından oluşan 180 Çinlinin Japon hükümetinden kişi başı 10 milyon yen tazminat ve resmî özür talebini reddetti. Gerekçe, bireylerin savaş nedeniyle uğradıkları zararlar için doğrudan bir devlete karşı tazminat davası açmasını sağlayan bir uluslararası hukuk kuralının bulunmadığıydı. Böylece karar tarihsel açıdan çarpıcı bir çelişki yarattı: Japon yargısı, yıllarca tartışılan biyolojik savaş suçlarının gerçekten işlendiğini resmen saptıyor, fakat bu suçların mağdurlarına tazminat hakkı tanımıyordu.
2003 – MARS, 60 BİN YILDIR DÜNYA’YA HİÇ BU KADAR YAKLAŞMAMIŞTI
27 Ağustos 2003’te Mars ile Dünya arasındaki mesafe yaklaşık 55,8 milyon kilometreye kadar düştü. Kızıl Gezegen böylece yaklaşık 60 bin yıldır Dünya’ya hiç olmadığı kadar yaklaşmış oldu. Mars o günlerde gökyüzünde normalden çok daha büyük ve parlak görünürken dünyanın dört bir yanında profesyonel ve amatör astronomlar teleskoplarını gezegene çevirdi.
Bu olağanüstü yakınlaşmanın nedeni Dünya ile Mars’ın Güneş çevresindeki yörüngelerinin o dönemde özellikle elverişli bir konuma gelmesiydi. NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu da 27 Ağustos’ta Mars’ın bugüne kadarki en ayrıntılı görüntülerinden bazılarını çekti; dev Olympus Mons yanardağı, Valles Marineris kanyon sistemi ve güney kutup buzulları görüntülerde açıkça seçilebiliyordu.
2007 – YUNANİSTAN ALEVLER İÇİNDEYDİ: ONLARCA KİŞİ ÖLDÜ, ANTİK OLİMPİYA’YI ATEŞ SARDI
27 Ağustos 2007’de Yunanistan, tarihinin en büyük orman yangını felaketlerinden biriyle mücadele ediyordu. Özellikle Mora Yarımadası’nda köyler, ormanlar ve tarım arazileri alevlere teslim olurken can kaybı 58’e yükseldi; yeni yangınların söndürülenlerden daha hızlı çıktığı bildiriliyordu. Hükümet iki gün önce bütün ülkede olağanüstü hâl ilan etmiş, Avrupa ülkelerinden yangın söndürme uçakları ve ekipler Yunanistan’a gönderilmeye başlanmıştı.
Alevler, antik Olimpiyat Oyunları’nın doğduğu Antik Olimpiya’ya kadar ulaştı. Çevredeki ormanlar yanarken itfaiye ekiplerinin yoğun mücadelesi sayesinde antik stadyum, Zeus Tapınağı ve arkeolojik alanın ana bölümü kurtarıldı. 2007 yazındaki yangınlarda Yunanistan genelinde yaklaşık 269 bin hektar alan kül oldu; yaşanan felaket ülke tarihinin en yıkıcı yangın dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
KOCAELİ TARİHİNDE 27 AĞUSTOS
1922 – BÜYÜK TAARRUZ AFYON’DA BAŞLADI AMA GÖZLER KOCAELİ’YE ÇEVRİLDİ
Büyük Taarruz’un asıl darbesi Afyon cephesinde vurulurken, Türk ordusu düşmanı yanıltmak için Kocaeli’de de hareketliliği özellikle artırmıştı. Kocaeli Grubu’na 26 Ağustos sabahı Yalova, İznik ve çevresindeki Yunan birliklerine baskınlar ve gösteri taarruzları yapması emredildi. Plan işe yaradı. 27 Ağustos 1922’de İstanbul gazeteleri, Türk ordusunun büyük taarruzunun Kocaeli’den başlamış olabileceğini tartışıyordu. Tevhid-i Efkâr gazetesi “Milli Ordu taarruza mı geçiyor?” başlığıyla Kocaeli’deki harekâtı haritalarla anlatırken, Anadolu’da Yenigün taarruz merkezinin Kocaeli olduğu bilgisini yayımladı.
Gerçekte Kocaeli’deki hareketliliğin önemli amaçlarından biri Yunan kuvvetlerini kuzeyde tutmak ve dikkatleri Afyon’dan uzaklaştırmaktı. Yunan basınına ulaşan haberlerde Darıca çevresine büyük Türk kuvvetlerinin yığıldığı bile ileri sürülüyordu. Böylece Kocaeli Grubu’nun askerî harekâtı yalnız cephede değil, bilgi savaşında da Büyük Taarruz’un gizli kozlarından biri haline geldi.
1925 – ŞAPKA NUTKU İZMİT’TE DE YANKI BULDU: FESLER DEMİRYOLUNA ATILDI
Mustafa Kemal Paşa, 27 Ağustos 1925’te İnebolu Türk Ocağı’nda yaptığı ünlü konuşmada yeni başlığı halka açık biçimde tanıttı ve “Bu serpuşun ismine şapka denir” sözlerini söyledi. Henüz Şapka Kanunu çıkarılmamıştı; kanun yaklaşık üç ay sonra, 25 Kasım 1925’te kabul edilecekti. Buna rağmen Mustafa Kemal’in Anadolu gezisi sırasında şapkayla halkın karşısına çıkması, değişimin işaretini çoktan vermişti.
Kocaeli’nin Cumhuriyet dönemi tarihine ilişkin yerel kayıtlarda, Mustafa Kemal’in İnebolu Türk Ocağı’na şapkayla gittiği haberinin İzmit’e ulaşmasının ardından çok sayıda kişinin fesini çıkararak demiryoluna attığı anlatılıyor.
1939 – ESKİHİSAR’DA ÜZÜM BAYRAMI: GEBZE’NİN BAĞLARINA BİNLERCE KİŞİ GELDİ
Bugün sanayiyle özdeşleşen Gebze ve çevresi, bir zamanlar üzüm bağlarıyla da tanınıyordu. 27 Ağustos 1939’da Gebze Kaymakamlığı tarafından Eskihisar’da düzenlenen Üzüm Bayramı’na İzmit, Gebze, Darıca, Hereke, Karamürsel, Pendik ve çevresinden binlerce kişi katıldı. Dönemin Cumhuriyet ve Ulus gazeteleri kalabalığın on binleri bulduğunu yazıyordu. Bayramda yalnız üzüm yarışmaları yapılmadı; pehlivan güreşleri, yüzme ve deniz yarışları, bando ve çeşitli eğlenceler de düzenlendi.
Yarışmada Çavuş üzümünde Tavşancıl’dan Hilmi birinci, yine Tavşancıl’dan Yaşar ikinci oldu; Karamürsel’den Tevfik Çakmak üçüncülüğü aldı. Kocaeli’de ilk Üzüm Bayramı bir yıl önce, 1938’de Hereke’de yapılmıştı; 1939’da sıra Eskihisar’a geldi. Daha sonraki sanayileşmeyle birlikte Gebze çevresindeki bağ alanlarının büyük bölümü ortadan kalktı. 27 Ağustos 1939’daki kalabalık bayram, bugünkü Gebze’nin artık büyük ölçüde unutulmuş bağcılık geçmişinin en renkli fotoğraflarından biri olarak kaldı.
1950 – 700 SEKA İŞÇİSİ İZMİT HALKEVİ’NDE TOPLANDI, GREV HAKKINI GÜNDEME GETİRDİ
27 Ağustos 1950’de Kocaeli Selüloz Sanayi İşçileri Sendikası’nın genel kurulu İzmit Halkevi’nde yaklaşık 700 işçinin katılımıyla yapıldı. Toplantıya Kocaeli Milletvekili Hüsnü Türkkant ile SEKA Fabrika Müdürü Adnan Berkay da katıldı. Mevcut sendika yönetiminin yeniden seçildiği kongrede asıl dikkat çekici konu ise Türkiye’de işçilere henüz tanınmamış olan grev hakkıydı.
Genel kurulda okunan çalışma raporunda, kısa süre önce iktidara gelen Demokrat Parti’nin verdiği sözler hatırlatılarak grev hakkının yasalaşacağı yönündeki beklenti dile getirildi. Türkiye’de grev ve toplu sözleşme hakkının yasal güvenceye kavuşması için 1960’lı yılları beklemek gerekecekti. Bu nedenle 27 Ağustos 1950’deki toplantı, SEKA’nın yalnız Kocaeli sanayi tarihinin değil, Türkiye işçi ve sendika tarihinin de önemli merkezlerinden biri olduğunu gösteren erken örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.
1956 – İZMİT’İN BÜYÜK TÜTÜN İŞLEME TESİSİ İÇİN İHALE YAPILDI
Bugün pek hatırlanmasa da İzmit ve çevresinde tütün üretimi ve ticareti uzun yıllar önemli bir ekonomik faaliyetti. Üretim arttıkça kentteki mevcut tütün ambarları yetersiz kalmaya başladı ve Tekel, İzmit’te modern bir Tütün Bakım ve İşleme Evi kurmaya karar verdi. Yaklaşık 2 milyon 574 bin lira keşif bedelli tesisin inşaat ihalesi 27 Ağustos 1956’da İstanbul Kabataş’taki İnhisarlar Umum Müdürlüğü Satınalma Komisyonu’nda yapıldı.
İnşaat sonraki yıllara yayıldı; tesis büyütülerek dört bloklu büyük bir komplekse dönüştürüldü ve tamamı 1966’da bitirildi. Toplam maliyet yaklaşık 10 milyon lirayı buldu. İzmit’in geçmişindeki SEKA, tersane ve daha sonra rafineri kadar görünür olmayan tütün ekonomisinin en büyük yatırımlarından biri böylece 27 Ağustos 1956’daki ihaleyle yola çıkmış oldu.
1999 – DEPREMDEN 10 GÜN SONRA SİSMİK-1 DENİZE AÇILDI: FAYIN İZİ KÖRFEZDE ARANDI
17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden henüz 10 gün geçmişti. 27 Ağustos 1999’da MTA’nın Sismik-1 araştırma gemisiyle, depremin İzmit Körfezi ve Marmara Denizi altındaki faylarda yarattığı değişimleri araştıracak yeni bir çalışma başlatıldı. Derince Limanı’ndan Marmara’ya açılan gemi, Kuzey Anadolu Fayı’nın deniz altındaki uzantılarını görüntülemek, deprem sırasında kırılan fayın Körfez ve Marmara’daki devamını belirlemek amacıyla sismik ölçümler yaptı.
TÜBİTAK kayıtlarına göre 27 Ağustos’ta başlayan bu çalışma 29 Eylül’e kadar sürdü. Toplanan veriler, İzmit Körfezi’nin altındaki aktif fayların yapısının anlaşılmasında daha sonraki bilimsel araştırmalara önemli malzeme sağladı. Deprem aynı zamanda Körfez’de tsunami oluşturmuştu; daha sonraki saha çalışmalarında özellikle Değirmendere’de çok yüksek su tırmanmalarına ilişkin izler saptandı. Böylece felaketin hemen ardından Kocaeli, yalnız yıkımın merkezi değil, Marmara’nın altında ne olduğunun yeniden araştırılmaya başlandığı yer de oldu.
27 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR
1770 – FELSEFE TARİHİNİN EN ETKİLİ İSİMLERİNDEN HEGEL DOĞDU
Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel, 27 Ağustos 1770’te Stuttgart’ta doğdu. Tarihi, toplumu ve düşünceyi sürekli bir değişim ve çatışma süreci içinde ele alan felsefesi; Marx’tan varoluşçulara kadar kendisinden sonraki düşünürleri derinden etkiledi. Tinin Fenomenolojisi ve Hukuk Felsefesinin Prensipleri en önemli eserleri arasında yer aldı.
1858 – MODERN MATEMATİK MANTIĞININ ÖNCÜSÜ GIUSEPPE PEANO DOĞDU
İtalyan matematikçi Giuseppe Peano, 27 Ağustos 1858’de Cuneo yakınlarında doğdu. Matematiksel mantığın kurucularından biri olan Peano, özellikle doğal sayıların temel özelliklerini kesin kurallarla tanımlayan Peano aksiyomlarıyla bilim tarihine geçti; geliştirdiği sembolik mantık dili Bertrand Russell gibi sonraki büyük düşünürleri de etkiledi.
1874 – HAVADAKİ AZOTU GÜBREYE DÖNÜŞTÜREN CARL BOSCH DOĞDU
Alman kimyacı Carl Bosch, 27 Ağustos 1874’te Köln’de doğdu. Fritz Haber’in laboratuvarda geliştirdiği amonyak üretim yöntemini sanayi ölçeğinde uygulanabilir hale getirerek modern yapay gübre üretiminin önünü açtı. Yüksek basınçlı kimya alanındaki çalışmaları ona 1931 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandırdı; geliştirdiği teknoloji modern tarımın temel taşlarından biri oldu.
1875 – DOĞUM KONTROL HAPININ GELİŞTİRİLMESİNİ FİNANSE EDEN KADIN DOĞDU
Amerikalı biyolog, kadın hakları savunucusu ve hayırsever Katharine Dexter McCormick, 27 Ağustos 1875’te doğdu. Servetinin önemli bölümünü kadınların doğum kontrolü üzerindeki söz hakkını artıracak araştırmalara ayırdı ve 1950’lerde ilk doğum kontrol hapının geliştirilmesi için gereken paranın neredeyse tamamını tek başına sağladı. MIT mezunu McCormick, kadınların üniversite eğitimi ve oy hakkı mücadelesinin de önemli isimlerindendi.
1877 – ROLLS-ROYCE’A ADINI VEREN CHARLES ROLLS DOĞDU
Otomobil ve havacılık öncüsü Charles Rolls, 27 Ağustos 1877’de Londra’da doğdu. Mühendis Henry Royce ile kurduğu ortaklık 1906’da Rolls-Royce şirketine dönüştü ve marka kısa sürede lüks otomobil dünyasının en büyük simgelerinden biri haline geldi. Aynı zamanda gözü kara bir pilottu; 1910’da henüz 32 yaşındayken bir uçuş gösterisi sırasında geçirdiği kazada hayatını kaybetti.
1890 – FOTOĞRAFI SANATA DÖNÜŞTÜREN MAN RAY DOĞDU
Dada ve sürrealizmin en önemli sanatçılarından Man Ray, asıl adıyla Emmanuel Radnitzky, 27 Ağustos 1890’da Philadelphia’da doğdu. Resimden sinemaya farklı alanlarda çalışsa da özellikle fotoğrafı deneysel bir sanat aracına dönüştürmesiyle tanındı; fotoğraf makinesi kullanmadan ürettiği görüntülere kendi adından hareketle “rayograf” adını verdi. Paris avangardının simge isimlerinden biri oldu.
1906 – KORKU SİNEMASININ EN ÜNLÜ CANAVARLARINA ESİN VEREN ED GEIN DOĞDU
Amerikalı katil ve mezar soyguncusu Ed Gein, 27 Ağustos 1906’da Wisconsin’de doğdu. 1957’de evinde insan cesetlerinden yapılmış eşyaların bulunması ABD’yi dehşete düşürdü. Gein’in hikâyesi daha sonra Sapık’taki Norman Bates, The Texas Chain Saw Massacre’daki Leatherface ve Kuzuların Sessizliği’ndeki Buffalo Bill gibi korku sinemasının unutulmaz karakterlerinin yaratılmasına esin kaynaklarından biri oldu.
1908 – JOHNSON MEKTUBUYLA TÜRKİYE’DE DE İZ BIRAKAN ABD BAŞKANI DOĞDU
ABD’nin 36. Başkanı Lyndon B. Johnson, 27 Ağustos 1908’de Teksas’ta doğdu. Kennedy suikastından sonra başkanlığa gelen Johnson, ülkesinde 1964 Medeni Haklar Yasası gibi tarihî düzenlemelere imza atarken Vietnam Savaşı’nı büyüten başkan olarak da tarihe geçti. Türkiye’de ise Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği ve Kıbrıs’a müdahaleyi engellemeye çalışan 5 Haziran 1964 tarihli “Johnson Mektubu” ile hafızalara kazındı.
1916 – OLİMPİYATLARA KATILAN İLK TÜRK KADINLARDAN HALET ÇAMBEL DOĞDU
Arkeolog ve eskrimci Halet Çambel, 27 Ağustos 1916’da Berlin’de doğdu. Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil ederek Olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcular arasına girdi. Çambel daha sonra hayatını arkeolojiye adadı; Karatepe-Aslantaş kazıları, Hitit hiyerogliflerinin çözülmesine katkıları ve Türkiye’nin ilk açık hava müzesinin kurulmasındaki rolüyle bilim tarihine geçti.
1926 – BUGÜNKÜ YAZILIM DÜNYASININ TEMELLERİNİ ATAN KRISTEN NYGAARD DOĞDU
Norveçli bilgisayar bilimci Kristen Nygaard, 27 Ağustos 1926’da Oslo’da doğdu. Ole-Johan Dahl ile geliştirdiği Simula programlama dili sayesinde nesne yönelimli programlamanın kurucularından biri oldu. Bugün milyonlarca yazılımcının kullandığı sınıf, nesne ve kalıtım gibi temel programlama fikirlerinin gelişmesindeki rolü nedeniyle ikiliye 2001’de bilgisayar biliminin en büyük ödülü kabul edilen Turing Ödülü verildi.
1938 – “KADINIM”IN UNUTULMAZ SESİ TANJU OKAN DOĞDU
Türk pop müziğinin en güçlü erkek seslerinden Tanju Okan, 27 Ağustos 1938’de İzmir’in Tire ilçesinde doğdu. İtalya’da şan eğitimi alan Okan; “Kadınım”, “Öyle Sarhoş Olsam Ki”, “Hasret” ve “Dostlarım” gibi şarkılarıyla özellikle 1970’lere damga vurdu. Melankolik yorumu ve kendine özgü sesi onu Türk pop müziğinin kalıcı isimlerinden biri yaptı.
1941 – “ÇIPLAK AYAKLI DİVA” CESÁRIA ÉVORA DOĞDU
Yeşil Burun Adaları’nın dünyaca ünlü sesi Cesária Évora, 27 Ağustos 1941’de Mindelo’da doğdu. Sahneye çoğu zaman ayakkabısız çıktığı için “Çıplak Ayaklı Diva” olarak tanınan Évora, ülkesinin hüzünlü morna müziğini dünya çapında tanıttı. Geç yaşta uluslararası şöhrete ulaştı ve 2004’te Grammy Ödülü kazandı.
1958 – UZAYA SOVYET VATANDAŞI OLARAK ÇIKTI, BAMBAŞKA BİR ÜLKEYE DÖNDÜ
Rus kozmonot Sergey Krikalyov, 27 Ağustos 1958’de Leningrad’da doğdu. 1991’de Mir Uzay İstasyonu’ndayken Sovyetler Birliği dağıldı; görev süresinin uzaması nedeniyle Dünya’ya ancak Mart 1992’de dönebildi ve bu yüzden yıllarca “son Sovyet vatandaşı” diye anıldı. Altı uzay uçuşunda toplam 803 günden fazla uzayda kaldı ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nun kuruluşunda da görev yaptı.
1961 – GUCCI’Yİ AYAĞA KALDIRAN TASARIMCI TOM FORD DOĞDU
Amerikalı moda tasarımcısı ve yönetmen Tom Ford, 27 Ağustos 1961’de Teksas’ta doğdu. 1990’larda Gucci’nin yaratıcı yönetmenliğine yükselerek zor durumdaki markanın yeniden dünyanın en güçlü moda evlerinden biri olmasında belirleyici rol oynadı. Daha sonra kendi markasını kuran Ford, A Single Man ve Nocturnal Animals filmleriyle sinema yönetmenliğinde de başarı kazandı.
1971 – ALMANYA’NIN İLK TÜRK KÖKENLİ BAKANI AYGÜL ÖZKAN DOĞDU
Türk kökenli Alman hukukçu ve siyasetçi Aygül Özkan, 27 Ağustos 1971’de Hamburg’da doğdu. 2010’da Aşağı Saksonya Sosyal İşler, Kadın, Aile, Sağlık ve Uyum Bakanı olduğunda Almanya’da bakanlık görevine getirilen ilk Türk kökenli siyasetçi olarak tarihe geçti. Ankara’dan Almanya’ya göç eden bir ailenin kızı olan Özkan, siyasetten önce hukuk ve özel sektörde yöneticilik yaptı.
1973 – 90’LARIN “BEBETO”SU BURAK KUT DOĞDU
Türk pop müziğinin 1990’lardaki en büyük yıldızlarından Burak Kut, 27 Ağustos 1973’te İstanbul’da doğdu. 1994’te yayımlanan ilk albümü Benimle Oynama / Çılgınım ve “Benimle Oynama”, “Yaşandı Bitti”, “Bebeğim” gibi şarkılarıyla kısa sürede büyük bir hayran kitlesine ulaştı; gençlik yıllarındaki görünümü nedeniyle “Bebeto” lakabıyla da anıldı.
1979 – BREAKING BAD’İN JESSE PINKMAN’I AARON PAUL DOĞDU
Amerikalı oyuncu Aaron Paul, 27 Ağustos 1979’da Idaho’da doğdu. Dünya çapındaki ününü Breaking Bad dizisinde canlandırdığı Jesse Pinkman karakteriyle kazandı; performansı ona üç Emmy Ödülü getirdi. Başlangıçta dizinin erken bölümlerinde hikâyeden çıkması düşünülen Jesse, Paul’un performansının etkisiyle yapımın en önemli iki karakterinden birine dönüştü.
1982 – “BİNBİR GECE”NİN ŞEHRAZAT’I BERGÜZAR KOREL DOĞDU
Oyuncu Bergüzar Korel, 27 Ağustos 1982’de İstanbul’da doğdu. Kurtlar Vadisi Irak filminden sonra özellikle Binbir Gece dizisindeki Şehrazat rolüyle Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu ve Latin Amerika’da geniş bir seyirci kitlesine ulaştı. Daha sonra Karadayı başta olmak üzere çok sayıda başarılı televizyon ve sinema yapımında rol aldı.
27 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDENLER
1576 – RÖNESANS’IN BÜYÜK RESSAMI TITIAN 450 YIL ÖNCE ÖLDÜ
Rönesans resminin en büyük ustalarından Titian – Tiziano Vecellio, 27 Ağustos 1576’da Venedik’te hayatını kaybetti. Renk kullanımı ve portreleriyle Avrupa resmini yüzyıllarca etkileyen sanatçı, imparatorlardan papalara kadar döneminin en güçlü isimlerini resmetti; ölümünden hemen sonra oğlu Orazio da Venedik’i kasıp kavuran salgında yaşamını yitirdi. 27 Ağustos 2026, Titian’ın ölümünün 450. yıldönümü.
1635 – İSPANYOL TİYATROSUNU BAŞTAN YAZAN LOPE DE VEGA ÖLDÜ
İspanyol edebiyatının dev isimlerinden Lope de Vega, 27 Ağustos 1635’te Madrid’de hayatını kaybetti. Cervantes’in çağdaşı olan Vega, olağanüstü üretkenliğiyle yüzlerce oyun ve binlerce şiir bıraktı; İspanyol tiyatrosunun kurallarını değiştiren ve halk tiyatrosunu büyük bir edebî türe dönüştüren isimlerden biri oldu. Cenazesinde Madrid sokaklarını büyük bir kalabalık doldurdu.
1922 – ÇİĞİLTEPE’Yİ SÖZ VERDİĞİ SAATTE ALAMAYAN ALBAY REŞAT BEY HAYATINA SON VERDİ
Büyük Taarruz’un en dramatik hikâyelerinden biri 27 Ağustos 1922’de yaşandı. 57. Tümen Komutanı Albay Reşat Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya Çiğiltepe’yi yarım saat içinde alacağını bildirmiş; hedef belirtilen sürede ele geçirilemeyince bıraktığı notta verdiği sözü yerine getiremediğini belirterek hayatına son vermişti. Türk birlikleri Çiğiltepe’yi kısa süre sonra ele geçirdi; Reşat Bey’in soyadı daha sonra Çiğiltepe oldu.
1937 – NAMIK KEMAL’İN ŞAİR OĞLU ALİ EKREM BOLAYIR ÖLDÜ
“Vatan Şairi” Namık Kemal’in oğlu, şair ve eğitimci Ali Ekrem Bolayır, 27 Ağustos 1937’de hayatını kaybetti. Servet-i Fünûn topluluğunda yer alan Bolayır, şiir ve yazılarının yanı sıra Galatasaray Sultanisi ve Darülfünun’da verdiği edebiyat dersleriyle de tanındı; 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sırasında yayımlanan “Vasiyet” şiiri dönemin en çok ses getiren eserlerinden biri olmuştu.
1950 – İTALYAN EDEBİYATININ BÜYÜK YAZARI CESARE PAVESE HAYATINA SON VERDİ
- yüzyıl İtalyan edebiyatının en önemli isimlerinden Cesare Pavese, 27 Ağustos 1950’de Torino’da 41 yaşında hayatına son verdi. Şair, romancı, çevirmen ve yayıncı olan Pavese; Melville, Faulkner ve Steinbeck gibi Amerikan yazarlarının İtalya’da tanınmasına da büyük katkı sağladı. Ölümünden yalnız iki ay önce İtalya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü’nü kazanmıştı.
1958 – PARÇACIK HIZLANDIRICILARININ ÖNCÜSÜ ERNEST LAWRENCE ÖLDÜ
Amerikalı fizikçi Ernest Lawrence, 27 Ağustos 1958’de 57 yaşında hayatını kaybetti. Atom parçacıklarını yüksek hızlara çıkaran siklotronu geliştirmesi ona 1939 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırdı; çalışmaları modern parçacık fiziğinin yanı sıra Manhattan Projesi’nde uranyum izotoplarının ayrılmasında da kullanıldı. Bugün Berkeley ve Livermore’daki iki büyük ABD ulusal laboratuvarı onun adını taşıyor.
1963 – ABD’DEKİ TARİHÎ YÜRÜYÜŞTEN BİR GÜN ÖNCE W.E.B. DU BOIS ÖLDÜ
ABD’de siyahların eşitlik mücadelesinin öncü isimlerinden sosyolog ve yazar W.E.B. Du Bois, 27 Ağustos 1963’te Gana’nın başkenti Akra’da 95 yaşında öldü. Harvard’dan doktora alan ilk siyah Amerikalı ve NAACP’nin kurucularından olan Du Bois’nın ölümü, Martin Luther King’in “I Have a Dream” konuşmasını yapacağı Washington Yürüyüşü’nden yalnız bir gün önce gerçekleşti; ertesi gün yüz binlerce kişi onun anısına saygı duruşunda bulundu.
1965 – MODERN MİMARİNİN EN ETKİLİ İSİMLERİNDEN LE CORBUSIER ÖLDÜ
- yüzyıl mimarisini ve şehircilik anlayışını kökten değiştiren Le Corbusier, 27 Ağustos 1965’te Fransa’nın Roquebrune-Cap-Martin kıyısında denizde yüzerken hayatını kaybetti. Betonarme, açık plan, çatı bahçeleri ve büyük toplu konut fikirlerinin öncülerinden olan mimarın farklı ülkelerdeki 17 yapısı 2016’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
1967 – THE BEATLES’I DÜNYA YILDIZI YAPAN MENAJER BRIAN EPSTEIN ÖLDÜ
The Beatles’ın Liverpool’daki Cavern Club’dan dünya çapında bir fenomene dönüşmesinde belirleyici rol oynayan menajer Brian Epstein, 27 Ağustos 1967’de Londra’daki evinde 32 yaşında hayatını kaybetti. Beatles’ın resmî sitesi, Epstein’ın grubun plak şirketlerine ulaşmasındaki rolünü özellikle vurguluyor; John Lennon da daha sonra onun ölümüyle birlikte grubun ciddi biçimde zorlanmaya başladığını anlatacaktı.
Tarihin tuhaf tesadüfü şuydu: Epstein’ın ölümünden tam iki yıl önce, 27 Ağustos 1965’te, Beatles üyeleri Elvis Presley ile tarihî buluşmalarını gerçekleştirmişti. O buluşmanın ayarlanmasında Epstein da rol oynamıştı. Epstein’ın ölümünden sonra grubun iş ilişkileri giderek karmaşıklaşacak ve Beatles birkaç yıl sonra dağılacaktı.
1975 – ETİYOPYA’NIN SON İMPARATORU HAİLE SELASSİE ÖLDÜ
Yaklaşık yarım yüzyıl Etiyopya’nın yönetiminde belirleyici olan son imparator Haile Selassie, 27 Ağustos 1975’te, bir yıl önce askerî darbeyle devrilmesinin ardından gözetim altında tutulduğu Addis Ababa’daki sarayda 83 yaşında öldü. Ölümünün koşulları uzun yıllar tartışılırken Selassie, Etiyopya tarihindeki rolünün yanı sıra Jamaika’da doğan Rastafari hareketinin merkezindeki isim olmasıyla dünya çapında sıra dışı bir kültürel miras bıraktı.
1971 – LIFE’IN İLK KADIN FOTOĞRAFÇISI MARGARET BOURKE-WHITE ÖLDÜ
Foto muhabirliğinin öncü isimlerinden Margaret Bourke-White, 27 Ağustos 1971’de 67 yaşında hayatını kaybetti. Sovyet sanayisini fotoğraflamasına izin verilen ilk Batılı profesyonel fotoğrafçılardan biri, LIFE dergisinin ilk kadın kadrolu fotoğrafçısı ve II. Dünya Savaşı’nda muharebe bölgelerinde görev yapmak üzere akredite edilen ilk kadın savaş fotoğrafçısıydı. LIFE dergisinin 1936’daki ilk sayısının kapağındaki ünlü Fort Peck Barajı fotoğrafını da o çekmişti.
1979 – NEY USTASI AKA GÜNDÜZ KUTBAY ÖLDÜ
Türk musikisinin büyük ney ustalarından Aka Gündüz Kutbay, 27 Ağustos 1979’da henüz 45 yaşındayken hayatını kaybetti. İstanbul Radyosu’nda yıllarca çalışan, Konya’daki Mevlâna törenlerinde neyzenbaşılık yapan Kutbay; yalnız klasik ve tasavvuf musikisiyle yetinmedi, Okay Temiz gibi müzisyenlerle caz ve dünya müziğine uzanan deneysel çalışmalara da katılarak neyin uluslararası alanda tanınmasına katkı sağladı.
1982 – TÜRK ASKERÎ ATAŞE ATİLLA ALTIKAT OTTAWA’DA ÖLDÜRÜLDÜ
Türkiye’nin Ottawa Büyükelçiliğinde askerî ataşe olarak görev yapan Albay Atilla Altıkat, 27 Ağustos 1982 sabahı işe giderken kırmızı ışıkta duran otomobilinde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. Saldırının sorumluluğunu Ermeni militan örgütü JCAG – Ermeni Soykırımı için Adalet Komandoları üstlendi; olay Kanada tarihindeki ilk diplomat suikastı olarak kayıtlara geçti. Altıkat’ın öldürüldüğü noktaya 2012’de hayatını görevleri sırasında kaybeden diplomatlar için bir anıt dikildi.
1990 – BLUES GİTARIN EFSANESİ STEVIE RAY VAUGHAN HELİKOPTER KAZASINDA ÖLDÜ
Blues ve rock gitarının en etkili isimlerinden Stevie Ray Vaughan, 27 Ağustos 1990’ın ilk saatlerinde Wisconsin’de bir konserin ardından bindiği helikopterin tepeye çarpması sonucu 35 yaşında hayatını kaybetti. Vaughan o gece Eric Clapton, Buddy Guy, Robert Cray ve ağabeyi Jimmie Vaughan’la aynı sahneyi paylaşmıştı; ölümü, 1980’lerde blues müziğini yeniden geniş kitlelere taşıyan kariyerini zirvedeyken sona erdirdi.
2008 – YEŞİLÇAM’IN JÖNLERİNDEN ORHAN GÜNŞİRAY ÖLDÜ
Yeşilçam’ın 1950’lerden itibaren öne çıkan başrol oyuncularından Orhan Günşiray, 27 Ağustos 2008’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Kariyeri boyunca 100’ü aşkın yapımda rol alan Günşiray, yalnız oyunculuk yapmadı; yapımcılığa da yönelerek Türk sinemasının klasik döneminin hem kamera önünde hem arkasında çalışan isimlerinden biri oldu.
2012 – “ÇOCUKLAR DUYMASIN” VE “YASEMİNCE”NİN SENARİSTİ METİN AÇIKGÖZ ÖLDÜ
Türk televizyonunun en çok izlenen komedi dizilerinden bazılarında imzası bulunan senarist Metin Açıkgöz, 27 Ağustos 2012’de 49 yaşında hayatını kaybetti. Yasemince, En Son Babalar Duyar, Çocuklar Duymasın ve Yalancı Romantik gibi yapımların senaryo ekiplerinde çalışan Açıkgöz, öldüğü sırada yeni başlayacak Zengin Kız Fakir Oğlan dizisinin senaryosu üzerinde çalışıyordu.
2017 – SUNUCU VE OYUNCU VATAN ŞAŞMAZ OTEL ODASINDA ÖLDÜRÜLDÜ
Televizyon sunucusu ve oyuncu Vatan Şaşmaz, 27 Ağustos 2017’de İstanbul Beşiktaş’taki bir otel odasında silahla vurularak öldürüldü. Polis incelemelerinde eski manken Filiz Aker’in Şaşmaz’ı vurduktan sonra aynı silahla hayatına son verdiği belirlendi. Çocuklar Duymasın’daki Engin karakteri ve uzun yıllar sunduğu televizyon programlarıyla tanınan Şaşmaz’ın ölümü Türkiye’de günlerce gündemin ilk sıralarında kaldı.
2019 – ARABESK ŞARKICISI SELAHATTİN ÖZDEMİR ÖLDÜ
1980’ler ve 1990’larda arabesk müziğin tanınan seslerinden Selahattin Özdemir, 27 Ağustos 2019’da Mersin’de 56 yaşında hayatını kaybetti. “Yaşarken Ölenler”, “Esrar Perdesi” ve “Kimsem Yok Benim” gibi şarkılarla tanınan sanatçı, geçirdiği kalp krizinin ardından birkaç gün yoğun bakımda tedavi görmüştü.
2024 – “MÜZEVİR MÜZEYYEN” SEVİL ÜSTEKİN HAYATINI KAYBETTİ
Türk sinema ve televizyonunun sevilen oyuncularından Sevil Üstekin, 27 Ağustos 2024’te 79 yaşında hayatını kaybetti. Kapıcılar Kralı ve Şaban Oğlu Şaban gibi Yeşilçam klasiklerinde rol alan Üstekin, televizyon seyircisinin hafızasına ise yaklaşık 10 yıl boyunca oynadığı Mahallenin Muhtarları’nın “Müzevir Müzeyyen”i olarak kazındı.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

