26 Ağustos Tarihte Bugün

48 Dakika Okuma
26 Ağustos Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 26 Ağustos

26 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?

TÜRKİYE İÇİN 26 AĞUSTOS: 955 YIL ARAYLA TARİHİ DEĞİŞTİREN İKİ BÜYÜK HAREKET

Malazgirt Zaferi’nin 955. yılı: 26 Ağustos 1071’de Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın ordusu, Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’in kuvvetlerini Malazgirt’te yenilgiye uğrattı. Malazgirt, Anadolu’daki Türk yerleşiminin ve Türk siyasi hâkimiyetinin hızlanmasında tarihin en önemli dönüm noktalarından biri kabul ediliyor. 2026’da zaferin 955. yılı dolayısıyla Malazgirt’te 24-26 Ağustos boyunca törenler, geleneksel sporlar, konserler ve çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Büyük Taarruz’un 104. yılı: Bundan tam 851 yıl sonra yine bir 26 Ağustos sabahı, 1922’de Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığındaki Türk ordusu Büyük Taarruz’u başlattı. Afyon-Kocatepe’den başlayan harekât, 30 Ağustos’taki Başkomutan Meydan Muharebesi zaferiyle Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasına ve ardından işgal kuvvetlerinin Anadolu’dan çıkarılmasına giden yolu açtı. Böylece 26 Ağustos, Türk tarihinde birbirinden yüzyıllarca uzakta iki büyük askerî dönüm noktasının aynı takvim gününde buluştuğu çok özel tarihlerden biri oldu.

BİR ZAMANLAR 26 AĞUSTOS “HARP MALULLERİ GÜNÜ” OLARAK DA KUTLANIYORDU

Bugün büyük ölçüde unutulmuş olsa da Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde 26 Ağustos, Ordu Malulleri ya da Harp Malulleri Günü olarak da anılıyordu. Dönemin gazeteleri, Büyük Taarruz’un başladığı gün olması nedeniyle 26 Ağustos’un savaşlarda yaralanarak sakat kalan askerler tarafından kendi özel günleri olarak benimsendiğini gösteriyor. Ulus gazetesinin 25 Ağustos 1939 tarihli sayısında, “Ordu Malulleri Günü olarak tespit edilen 26 Ağustos”ta Ankara Ulus Meydanı’nda tören yapılacağı ilan ediliyordu. Ertesi günkü törende Atatürk Anıtı’na çelenk bırakıldı.

Geleneğin sonraki yıllarda da sürdüğü görülüyor. 1941 ve 1942 tarihli gazeteler 26 Ağustos’u açıkça “Harp Malulleri Günü” veya ordu malullerinin günü olarak anıyor. Bu nedenle bugün resmî takvimde bulunmayan bu kutlama, Büyük Taarruz’un yıldönümünün erken Cumhuriyet dönemindeki toplumsal hafızada nasıl yaşatıldığını gösteren ilginç bir tarih ayrıntısı.

DÜNYA KÖPEK GÜNÜ: BARINAKTAKİ KÖPEKLER İÇİN BAŞLAYAN GÜN

26 Ağustos, özellikle sosyal medyada Dünya Köpek Günü ya da özgün adıyla National Dog Day olarak kutlanıyor. Hayvan hakları savunucusu Colleen Paige tarafından 2004’te başlatılan günün amacı yalnızca evlerde yaşayan köpekleri kutlamak değil; barınaklarda yuva bekleyen köpeklere dikkat çekmek, sahiplendirmeyi teşvik etmek ve arama-kurtarma, güvenlik ya da engelli bireylere yardım gibi görevlerde çalışan köpekleri de hatırlamak. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiş resmî bir “dünya günü” değil ancak zamanla ABD sınırlarını aşarak uluslararası ölçekte yaygınlaştı.

İlginç bir tesadüf daha var: 26 Ağustos aynı zamanda Dünya Afrika Yaban Köpeği Günü. Nesli tehlike altındaki Afrika yaban köpeğine dikkat çekmek amacıyla hayvanat bahçeleri ve koruma kuruluşları tarafından çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

ABD’DE KADINLARIN EŞİTLİĞİ GÜNÜ

ABD’de 26 Ağustos Kadınların Eşitliği Günü – Women’s Equality Day olarak anılıyor. Tarihin seçilmesinin nedeni, kadınların oy hakkının cinsiyet gerekçesiyle engellenmesini yasaklayan ABD Anayasası’nın 19. Değişikliği’nin 26 Ağustos 1920’de resmen yürürlüğe girmesi. ABD Kongresi de 1973’te 26 Ağustos’u Women’s Equality Day ilan eden yasayı kabul etti. Günümüzde tarih, yalnızca oy hakkını değil kadınların siyasi, ekonomik ve toplumsal eşitlik mücadelesini hatırlatan bir gün olarak değerlendiriliyor.

NAMİBYA’DA KAHRAMANLAR GÜNÜ

26 Ağustos, Namibya’da Kahramanlar Günü ve resmî tatil. Tarih, ülkenin bağımsızlık mücadelesinin silahlı safhasının başladığı 26 Ağustos 1966’nın anısına seçildi. Namibya’nın 2026 resmî tatil takviminde de 26 Ağustos Kahramanlar Günü olarak yer alıyor.

PAPUA YENİ GİNE’DE BİR ÜLKE BUGÜN “TÖVBE EDİYOR”

Papua Yeni Gine’de ise 26 Ağustos’un adı oldukça sıra dışı: Ulusal Tövbe Günü – National Repentance Day. Dinî ve toplumsal muhasebeye ayrılan gün, ülkede resmî tatil statüsünde. Papua Yeni Gine hükümetinin 2026 takviminde de 26 Ağustos Ulusal Tövbe Günü olarak yer alıyor.

 

26 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ

2026’DA 26 AĞUSTOS’UN EN ÇILGIN KUTLAMASI: 120 TON DOMATES HAVADA UÇUŞACAK

İspanya’nın Buñol kasabasında her ağustos ayının son çarşambasında düzenlenen dünyaca ünlü La Tomatina, 2026’da tam 26 Ağustos’a denk geliyor. Binlerce insanın birbirine domates fırlattığı devasa sokak savaşı, 1945’te gençler arasında çıkan bir arbedeye kadar uzanan tuhaf bir geleneğe dayanıyor. İspanya’nın resmî turizm portalı festivali “Uluslararası Turistik İlgi Festivali” olarak tanımlıyor; La Tomatina’nın resmî sitesi ise etkinlikte 20 bini aşkın katılımcının ve 120 bin kilodan fazla domatesin buluştuğunu belirtiyor.

TUVALET KÂĞIDININ DA GÜNÜ VAR

ABD merkezli gayriresmî özel gün takvimlerine göre 26 Ağustos, Ulusal Tuvalet Kâğıdı Günü – National Toilet Paper Day. İnsanlığın en mütevazı ama yokluğu birkaç saat içinde medeniyet krizine dönüşebilecek icatlarından biri için ayrılmış bugünün herhangi bir resmî statüsü yok. Yine de yıllardır özel gün takvimlerinde 26 Ağustos’a sabitlenmiş durumda.

BUGÜN KİRAZLI BUZLU ÇUBUK YEMEK İÇİN DE BAHANENİZ VAR

26 Ağustos’un Amerikan kaynaklı tuhaf yiyecek günlerinden biri de Ulusal Kirazlı Buzlu Çubuk Günü – National Cherry Popsicle Day. Günün nasıl ve kim tarafından başlatıldığı konusunda güvenilir bir tarih bulunmuyor; dolayısıyla bunu tarihî ya da resmî bir gün olarak değil, Amerikan popüler kültürünün sayısız eğlenceli “yemek günü”nden biri olarak görmek gerekiyor. Birden fazla özel gün takvimi 26 Ağustos’u kirazlı buzlu çubuğa ayırıyor.

 

26 AĞUSTOS’TA NELER OLDU?

1346 – CRÉCY’DE ŞÖVALYELERİN KARŞISINA YENİ SAVAŞ DÜZENİ ÇIKTI

Yüz Yıl Savaşları’nın en ünlü muharebelerinden Crécy Muharebesi, 26 Ağustos 1346’da Fransa Kralı VI. Philippe ile İngiltere Kralı III. Edward’ın orduları arasında gerçekleşti. Sayıca üstün Fransız kuvvetleri, İngilizlerin savunma düzenini kırmak için art arda saldırdı ancak İngiliz ve Galli uzun yaycıların yoğun ateşi, düzensiz ilerleyen Fransız şövalyeleri ve Cenevizli arbaletçileri karşısında son derece etkili oldu. Muharebe İngiltere’nin kesin zaferiyle sonuçlandı.

Crécy, ortaçağ savaş tarihinin dönüm noktalarından biri sayılıyor. Ağır zırhlı ve atlı şövalyelerin savaş alanındaki üstünlüğünün iyi örgütlenmiş piyade, savunma mevzileri ve uzun menzilli silahlarla kırılabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri oldu. Zafer ayrıca III. Edward’ın Fransa’daki konumunu güçlendirdi ve İngilizlerin daha sonra Calais’yi ele geçirmesine giden yolu açtı. İngiliz uzun yayı da Crécy, Poitiers ve daha sonra Agincourt gibi savaşlarla Orta Çağ İngiliz ordusunun simge silahına dönüştü.

1789 – “İNSANLAR ÖZGÜR VE EŞİT DOĞAR”: DÜNYAYI DEĞİŞTİREN BİLDİRİ KABUL EDİLDİ

Fransız Devrimi’nin en kalıcı metinlerinden İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, 26 Ağustos 1789’da Fransa Ulusal Kurucu Meclisi’ndeki madde madde oylamaların tamamlanmasıyla kabul edildi. 17 maddelik bildiri; insanların özgür ve haklar bakımından eşit doğduğunu, egemenliğin millete ait olduğunu, ifade ve düşünce özgürlüğünü, mülkiyet ve güvenlik hakkını, kanun önünde eşitliği ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ilan ediyordu. Böylece monarkın ve doğuştan ayrıcalıklı sınıfların üstünlüğüne dayanan eski düzene karşı yeni bir siyasal düzenin temel ilkeleri ortaya konuldu.

Bildirinin etkisi Fransa’yla sınırlı kalmadı; 19. yüzyılda Avrupa ve Latin Amerika’daki birçok hak ve anayasa metnine esin verdi ve modern insan hakları düşüncesinin kurucu belgelerinden biri haline geldi. Ancak dönemin “evrensel” hak anlayışının ciddi sınırları vardı: Kadınlar siyasal haklardan yararlanamıyor, Fransız sömürgelerinde kölelik devam ediyordu. Buna rağmen 1789 Bildirisi bugün hâlâ Fransa’nın anayasal düzeninin bir parçası ve 26 Ağustos, modern yurttaşlık tarihinin en önemli tarihlerinden biri olarak kabul ediliyor.

1883 – KRAKATAU YANARDAĞI UYANDI: DÜNYANIN DUYDUĞU FELAKET BAŞLADI

Endonezya’daki Krakatau Yanardağı, aylardır süren hareketliliğin ardından 26 Ağustos 1883’te felaket boyutundaki patlama evresine girdi. O gün başlayan büyük patlamalar 27 Ağustos sabahı doruğa ulaştı; yanardağın büyük bölümü çökerken oluşan dev tsunamiler Java ve Sumatra kıyılarını vurdu. Felakette 36 binden fazla insan hayatını kaybetti. Patlamanın atmosferde yarattığı basınç dalgaları dünyanın çevresini defalarca dolaştı, kül ve parçacıklar ise aylar boyunca dünyanın farklı bölgelerinde olağan dışı gün batımlarına neden oldu.

Krakatau’nun bir başka tarihsel özelliği de zamanlamasıydı. Denizaltı telgraf kablolarının dünyayı birbirine bağlamaya başladığı çağda gerçekleşen felaket, haberlerinin çok kısa sürede farklı kıtalara ulaşması sayesinde küresel ölçekte takip edilen ilk büyük doğal afetlerden biri haline geldi.

1895 – NİAGARA’DAN ELEKTRİK AKMAYA BAŞLADI

Elektrik çağının önemli dönüm noktalarından biri 26 Ağustos 1895’te Niagara Şelalesi’nde yaşandı. Niagara Falls Power Company’nin Edward Dean Adams santralinden üretilen elektrik, o gün ilk kez Pittsburgh Reduction Company’ye -daha sonra Alcoa olacak şirkete- teslim edildi. Santral, dönemin doğru akım-alternatif akım tartışmalarının ardından çok fazlı alternatif akım sistemi üzerine kurulmuştu. ABD Ulusal Park Servisi, Adams tesisini modern hidroelektrik santral anlayışının öncü yapılarından biri olarak değerlendiriyor.

Niagara’daki başarı, büyük miktarda elektriğin merkezi bir tesiste üretilebileceğini gösterdi. Ancak sık tekrarlanan bir ayrıntıyı düzeltmek gerekiyor: Buffalo kentine uzun mesafeli elektrik aktarımı 26 Ağustos 1895’te değil, 1896’da başladı. 26 Ağustos’un gerçek önemi, Niagara’daki büyük ölçekli sistemin ilk belgeli elektrik teslimatlarından birinin gerçekleşmesiydi.

1896 – TAŞNAKLAR OSMANLI BANKASI’NI BASTI; İSTANBUL KANLI BİR GÜNE UYANDI

Ermeni Devrimci Federasyonu’na (Taşnak) bağlı silahlı bir grup, 26 Ağustos 1896’da İstanbul Galata’daki Osmanlı Bankası Genel Müdürlüğü’nü bastı. Silah, bomba ve dinamitle bankayı ele geçiren eylemcilerin amacı, Avrupa sermayesinin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki en önemli kurumlarından birini hedef alarak Ermeni meselesine uluslararası dikkat çekmek ve Avrupa devletlerini müdahaleye zorlamaktı. Bankadaki çalışanlar ve müşteriler rehin alınırken saatler süren kuşatma, Rus elçiliği tercümanı Maximov ve banka yöneticilerinin arabuluculuğuyla sona erdi. Hayatta kalan eylemcilere dokunulmayacağı güvencesi verildi; grup banka genel müdürü Sir Edgar Vincent’ın Gülnar adlı yatıyla şehirden çıkarıldı ve ertesi gün Marsilya’ya giden bir Fransız gemisine bindirildi.

Ancak baskının ardından İstanbul’da çok daha büyük bir şiddet dalgası başladı. Ermeni sivillere yönelik saldırılarda ölenlerin sayısı kaynaklara göre büyük farklılık gösteriyor; Osmanlı resmî kayıtları ile dönemin yabancı gözlemcilerinin rakamları birbirini tutmuyor. Akademik çalışmalar, baskının ardından özellikle İstanbul’daki Ermeni nüfusun hedef alındığı kitlesel şiddetin yaşandığı konusunda birleşiyor. Olay, II. Abdülhamid dönemindeki 1894-1896 Ermeni olayları ve katliamlarının en kritik dönemeçlerinden biri olarak tarihe geçti.

1920 – ABD’DE KADINLARIN OY HAKKI ANAYASA GÜVENCESİNE ALINDI

ABD’de kadınların oy hakkı mücadelesinin en büyük dönüm noktalarından biri 26 Ağustos 1920’de yaşandı. Kadınların oy kullanmasının cinsiyet gerekçesiyle engellenmesini yasaklayan ABD Anayasası’nın 19. Değişikliği, Dışişleri Bakanı Bainbridge Colby tarafından resmen tasdik edildi. Değişiklik Kongre’den 1919’da geçmiş, Tennessee’nin 18 Ağustos 1920’de onay veren 36. eyalet olmasıyla anayasanın gerektirdiği çoğunluğa ulaşmıştı. 26 Ağustos’taki resmî tasdik, onlarca yıldır devam eden kadınların oy hakkı mücadelesinin tarihî zaferi oldu.

Ancak bu gelişme bütün Amerikalı kadınların bir anda sandığa gidebildiği anlamına gelmiyordu. Siyah kadınlar, Amerikan yerlileri ve bazı diğer azınlık grupları, ırk ayrımcılığına dayanan eyalet yasaları ve başka hukuki engeller nedeniyle uzun yıllar oy kullanmakta güçlük çekmeye devam etti. Yine de 19. Değişiklik, ABD’de seçme hakkının cinsiyet nedeniyle reddedilemeyeceğini anayasal güvence altına alan temel dönüm noktasıydı.

1921 – MUSTAFA KEMAL’DEN SAKARYA’DA SAVAŞ TARİHİNE GEÇEN EMİR

Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik günlerinden 26 Ağustos 1921’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, geri çekilen birliklere savaş tarihine geçen emrini verdi: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.” Mustafa Kemal’in savunmayı belirli bir cephe çizgisinin korunmasından çıkarıp bütün vatan toprağına yayan anlayışı, Türk ordusunun Sakarya’daki mücadelesinin temel ilkelerinden biri haline geldi. Millî Savunma Bakanlığı Atatürk kronolojisi emri doğrudan 26 Ağustos’a tarihlendiriyor.

Tarihin çarpıcı tesadüfü ise tam bir yıl sonra, 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’un başlamasıydı. Böylece 26 Ağustos, Millî Mücadele’de önce Sakarya’daki direniş stratejisinin, bir yıl sonra da işgal ordusunu Anadolu’dan çıkaracak büyük taarruzun simge tarihlerinden biri oldu.

1922 – BÜYÜK TAARRUZ BAŞLADI: KURTULUŞUN SON BÜYÜK HAMLESİ KOCATEPE’DEN GELDİ

Millî Mücadele’nin kaderini belirleyen Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı başladı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa; Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte Afyonkarahisar’daki Kocatepe’den harekâtı yönetiyordu. Şafak sökmeden başlayan topçu ateşinin ardından Türk birlikleri Yunan savunma hatlarına hücuma geçti; daha ilk gün Tınaztepe başta olmak üzere stratejik noktalar ele geçirildi. Bir yılı aşkın süredir hazırlanan ve gizlilik içinde yürütülen taarruzun amacı yalnız düşmanı geri püskürtmek değil, Anadolu’daki Yunan ordusunun ana kuvvetlerini kuşatarak kesin sonuç almaktı.

Harekât birkaç gün içinde Yunan cephesini çökertti; 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar kurtarıldı, 30 Ağustos’ta Başkomutan Meydan Muharebesi kazanıldı. Ardından Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Eylül’de verdiği “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle takip başladı ve Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı. 26 Ağustos 1922 böylece yaklaşık üç yıl süren Millî Mücadele’nin askerî zaferle sonuçlanmasını sağlayacak son büyük harekâtın başladığı gün olarak tarihe geçti.

1924 – BÜYÜK TAARRUZ’DAN İKİ YIL SONRA AYNI GÜN İŞ BANKASI KURULDU

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk millî bankası Türkiye İş Bankası, 26 Ağustos 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle kuruldu. İlk genel müdürü Celâl Bayar olan banka; Cumhuriyet’in askerî ve siyasi bağımsızlığının ekonomik bağımsızlıkla desteklenmesi düşüncesinin en önemli kurumsal adımlarından biriydi. İş Bankası, ilk günlerinde 1 milyon lira sermaye, 37 çalışan ve iki şubeyle yola çıktı.

Kuruluş tarihinin Büyük Taarruz’un başlangıcından tam iki yıl sonraya, yine 26 Ağustos’a denk getirilmesi bilinçli bir tercihti. İş Bankası’nın kendi tarihçesi de bu sembolik bağlantıyı özellikle vurguluyor. Böylece 26 Ağustos, Cumhuriyet tarihinde yalnız askerî zaferin değil, ekonomik bağımsızlık idealinin de sembolik tarihlerinden birine dönüştü.

1934 – İZMİR FUARI’NA GİDEN YOLDA BÜYÜK ADIM: BEYNELMİLEL PANAYIR AÇILDI

Bugünkü İzmir Enternasyonal Fuarı’nın tarihindeki önemli dönüm noktalarından Beynelmilel Dokuz Eylül Panayırı, 26 Ağustos 1934’te Başbakan İsmet İnönü tarafından açıldı. İzmir’de Gazi Heykeli’nin arkasındaki alanda düzenlenen panayıra Irak, Sovyetler Birliği ve İngiltere resmî olarak katılırken yerli ve yabancı yüzlerce kuruluş stant açtı. Yaklaşık 286 bin kişinin ziyaret ettiği organizasyon, Cumhuriyet’in sanayileşme ve dış ticaret hedeflerinin büyük vitrinlerinden biri oldu.

Panayır sonraki yıllarda giderek uluslararası hale geldi ve İzmir Enternasyonal Fuarı’na dönüşen sürecin temel taşlarından biri oldu. 1934 açılışı bu nedenle yalnız İzmir tarihinin değil, genç Cumhuriyet’in dünyaya ekonomik ve kültürel olarak açılma çabasının da önemli tarihlerinden biri.

1936 – İNGİLİZ İŞGALİ RESMEN SONA ERDİ; AMA SÜVEYŞ’TE İNGİLİZ ASKERLERİ KALDI

Mısır ile Birleşik Krallık arasında 26 Ağustos 1936’da İngiliz-Mısır İttifak Antlaşması imzalandı. Britanya, Mısır’ı 1922’de bağımsız bir devlet olarak tanımış olmasına rağmen ülkenin savunması, dış ilişkileri ve stratejik bölgeleri üzerindeki etkisini sürdürüyordu. Yeni antlaşmayla İngiliz askerî işgalinin sona erdiği resmen ilan edildi, iki ülkenin birbirlerinde büyükelçi bulundurması kararlaştırıldı ve Britanya, Mısır’ın Milletler Cemiyeti’ne üyeliğini desteklemeyi kabul etti. Mısır ertesi yıl Milletler Cemiyeti’ne katıldı.

Ancak Britanya Mısır’dan tamamen çekilmedi. Dünyanın en stratejik ulaşım yollarından Süveyş Kanalı’nın korunması gerekçesiyle Kanal Bölgesi’nde barış zamanında 10 bin İngiliz askeri ile 400 Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotunun bulunmasına izin verildi; savaş veya uluslararası kriz halinde bu sayı artırılabilecekti. Sudan üzerindeki İngiliz-Mısır ortak yönetimi de devam etti. Bu nedenle 1936 Antlaşması Mısır’ın egemenliğini önemli ölçüde genişletti ama İngiliz askerî varlığını sona erdirmedi; son İngiliz birliklerinin Mısır’dan tamamen ayrılması 1956’yı bulacaktı.

1936 – TELEVİZYON EVE GİRMEYE HAZIRLANIYORDU: BBC’DEN TARİHÎ YAYIN

BBC, 26 Ağustos 1936’da Londra’daki Alexandra Palace stüdyolarından Radiolympia fuarına yüksek çözünürlüklü deneysel televizyon yayını yaptı. Here’s Looking at You! adlı eğlence programında şarkıcı Helen McKay, dansçılar ve hatta “Pogo” adlı gösteri atı ekrana çıktı. İlk gün John Logie Baird’in 240 satırlık sistemi kullanıldı; sonraki günlerde rakibi Marconi-EMI’nin 405 satırlık elektronik sistemi de denendi. Bu yayınlar, televizyonun laboratuvar merakından kitlesel bir eğlence aracına dönüşmesindeki önemli eşiklerden biriydi.

Ancak BBC’nin düzenli yüksek çözünürlüklü televizyon servisi o gün başlamadı. Dünyanın ilk düzenli yüksek çözünürlüklü televizyon hizmeti olarak kabul edilen BBC Television Service, Alexandra Palace’tan 2 Kasım 1936’da resmen yayına geçti.

1959 – KÜÇÜCÜK OTOMOBİL DÜNYAYI DEĞİŞTİRDİ: MINI TANITILDI

Otomobil tarihinin en tanınmış tasarımlarından Mini, 26 Ağustos 1959’da British Motor Corporation tarafından dünyaya tanıtıldı. Alec Issigonis’in tasarladığı otomobil, ilk olarak Morris Mini-Minor ve Austin Seven adlarıyla satışa çıktı. Motorun enlemesine yerleştirilmesi ve tekerleklerin otomobilin dört köşesine taşınması sayesinde çok küçük dış ölçülere rağmen dört kişinin kullanabileceği genişlikte bir iç mekân yaratılmıştı.

Mini yalnız mühendislik açısından etkili olmadı. 1960’larda Beatles üyelerinden sinema yıldızlarına kadar dönemin ünlülerinin kullandığı otomobil, “Swinging London” kültürünün sembollerinden birine dönüştü; Monte Carlo Rallisi zaferleriyle de yarış dünyasında ün kazandı. Küçük otomobillerin tasarım anlayışı üzerinde bıraktığı etki bugün hâlâ sürüyor.

1968 – “HEY JUDE” YAYIMLANDI: YEDİ DAKİKALIK ŞARKI RADYO KURALINI YIKTI

Beatles’ın en ünlü şarkılarından “Hey Jude”, 26 Ağustos 1968’de ABD’de yayımlandı. Paul McCartney’nin John Lennon’ın oğlu Julian için yazmaya başladığı şarkı, grubun kendi şirketi Apple Records etiketiyle yayımlanan ilk Beatles single’ı oldu. İngiltere’deki çıkışı ise dört gün sonra, 30 Ağustos’taydı.

Yaklaşık 7 dakika 11 saniyelik süresi o dönemin üç dakikaya yakın radyo single’ı alışkanlıklarına meydan okuyordu. Buna rağmen “Hey Jude” ABD listesinde dokuz hafta zirvede kaldı ve Beatles’ın en büyük ticari başarılarından birine dönüştü. Şarkının dakikalar süren “na-na-na” finali ise pop müzik tarihinin en tanınmış toplu söyleme anlarından biri oldu.

1972 – TÜRKİYE İLK KEZ YURT DIŞINDAKİ BÜYÜK BİR OLAYI TELEVİZYONDAN CANLI İZLEDİ

Münih Olimpiyat Oyunları 26 Ağustos 1972’de açılırken Türkiye televizyon tarihinde de önemli bir ilk yaşandı. TRT, Eurovision bağlantısı üzerinden Münih’ten yaptığı yayınlarla yurt dışından ilk televizyon naklen yayınını gerçekleştirdi. TRT Arşiv de Münih Olimpiyatlarını doğrudan kurumun “yurt dışı ilk naklen yayını” olarak tanımlıyor; yayıncılık tarihi üzerine akademik çalışmalar da 1972’yi bu açıdan bir kırılma noktası olarak gösteriyor.

Olimpiyatların açılışı da 26 Ağustos’taydı. Uluslararası Olimpiyat Komitesi kayıtlarına göre Münih Oyunları 26 Ağustos-11 Eylül arasında yapıldı ve açılış töreni 26 Ağustos’ta gerçekleştirildi. Böylece televizyonun Türkiye’de henüz birkaç yıllık bir geçmişi varken izleyici, başka bir ülkede gerçekleşen büyük bir organizasyonu evinden canlı izlemeye başladı.

1997 – BERGAMALI KÖYLÜLER BOĞAZ KÖPRÜSÜ’NÜ KAPATTI

Türkiye çevre hareketinin hafızalarda kalan en çarpıcı eylemlerinden biri 26 Ağustos 1997’de yaşandı. Bergama’daki Ovacık altın madeninde siyanür kullanılmasına karşı yıllardır mücadele eden köylülerden üç otobüs dolusu grup İstanbul’a geldi ve Boğaziçi Köprüsü’nün korkuluklarına kendilerini bağladı. Eylem nedeniyle köprü trafiği yaklaşık iki saat durdu.

Bergama köylülerinin mücadelesi 1990’ların Türkiye’sinde yalnız çevre tartışması olarak kalmadı; mahkeme kararlarının uygulanması, yaşam alanlarının korunması ve sivil itaatsizlik üzerine ülke çapında tartışma yarattı. Köylülerin köprü eylemi de yerel bir çevre mücadelesinin İstanbul’un ve Türkiye’nin gündemine taşındığı en görünür anlardan biri oldu.

2016 – İSTANBUL BOĞAZI’NIN ÜÇÜNCÜ KÖPRÜSÜ AÇILDI

İstanbul Boğazı üzerindeki üçüncü karayolu geçişi Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 26 Ağustos 2016’da hizmete açıldı. Kuzey Marmara Otoyolu’nun Odayeri-Paşaköy kesiminin parçası olan köprü, 59 metrelik genişliği, 1.408 metrelik ana açıklığı ve kara yolu şeritlerinin yanı sıra demiryolu geçişine imkân verecek biçimde tasarlanmasıyla dikkat çekti.

Köprü özellikle ağır vasıta ve transit trafiğinin İstanbul’un kuzeyine yönlendirilmesi açısından önemliydi ve İstanbul-Kocaeli ulaşım koridorunu da doğrudan etkiledi. 26 Ağustos 2026, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün hizmete açılışının 10. yılı.

2021 – KABİL HAVALİMANINDA TAHLİYE BEKLEYEN KALABALIĞA BOMBALI SALDIRI

Afganistan’da Taliban’ın yeniden iktidarı ele geçirmesinin ardından yürütülen büyük tahliye operasyonunun son günlerinde, 26 Ağustos 2021’de Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın Abbey Gate girişinde bir intihar bombacısı kendini patlattı. IŞİD-Horasan bağlantılı saldırıda 13 Amerikan askeri ile en az 170 Afgan sivil hayatını kaybetti. ABD Savunma Bakanlığı’nın daha sonra yaptığı ayrıntılı inceleme, ölümlerin tek bir patlayıcı düzeneğin saçtığı metal parçalarından kaynaklandığı sonucuna vardı.

Saldırı, yaklaşık yirmi yıl süren Afganistan Savaşı’nın sona erişinin en kanlı görüntülerinden birine dönüştü. ABD’nin Afganistan’dan son askerlerini çekmesine yalnız birkaç gün kala yaşanan katliam, Kabil Havalimanı’ndaki kaotik tahliye sürecinin sembol olaylarından biri olarak tarihe geçti.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 26 AĞUSTOS

1922 – BÜYÜK TAARRUZ’UN GİZLİ KOZLARINDAN BİRİ KOCAELİ GRUBU’YDU

Türk ordusu 26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz’u başlatırken, Albay Halit Bey’in, daha sonra bilinen adıyla Deli Halit Paşa’nın komutasındaki Kocaeli Grubu cephenin kuzeyinde kritik bir görev üstleniyordu. Harp Tarihi Dergisi’nde yayımlanan ve Türk-Yunan-İngiliz arşiv belgelerine dayanan araştırmaya göre, Büyük Taarruz öncesinde yürütülen başarılı yanıltma faaliyetleri sayesinde Yunan komutanlığı Kocaeli Grubu’nu gerçekte olduğundan çok daha güçlü sanıyordu. Bunun sonucu olarak 26 Ağustos sabahı Yunan 11. Tümeni’nin tamamı ile 10. Tümeni’nin büyük bölümü Kocaeli Grubu karşısında tutuldu ve asıl savaşın yaşandığı Afyon cephesine kaydırılamadı.

Kocaeli Grubu yaklaşık 6 bin 981 tüfek ve 11 topla, 20 binden fazla tüfek ve 40’ı aşkın topa sahip Yunan birliklerini kuzeyde bağlamayı başarmıştı. Böylece Türk ordusunun kesin sonuç almak istediği Afyon bölgesinde kuvvet üstünlüğü sağlamasına katkıda bulundu. Büyük Taarruz ilerledikçe Halit Bey’in birlikleri de takip harekâtına katılacak; Mudanya, Bandırma ve Erdek yönündeki Yunan kuvvetlerinin çekilişinde önemli rol oynayacaktı. Kısacası 26 Ağustos 1922’nin Kocaeli açısından az bilinen hikâyesi, Büyük Taarruz’un yalnız Kocatepe’de değil, kuzey cephesinde yürütülen başarılı bir askerî yanıltma planıyla da kazanılmasıdır.

1932 – TÜRKİYE YÜZME ŞAMPİYONASINDA KOCAELİLİ YÜZÜCÜLER DE HAVUZDAYDI

Türkiye’nin henüz çok genç olan yarışmacı yüzme tarihinde Kocaeli de 26 Ağustos 1932’de sahnedeydi. İstanbul Büyükdere’de düzenlenen Türkiye Yüzme Birinciliklerine İstanbul, İzmir ve Bandırma’nın yanı sıra Kocaeli mıntıkasının seçilmiş yüzücüleri de katıldı. Dönemin Akşam ve Vakit gazetelerindeki yarış listelerinde Kocaeli adına İhsan, Ali Haydar, Sıtkı, Yusuf ve Ahmet Beylerin farklı mesafelerde mücadele edeceği görülüyor.

Ertesi gün yayımlanan sonuçlara göre Kocaelili Ali Haydar, 100 metre sırtüstünde ikinci oldu. Dönemin gazeteleri Türkiye yüzme yarışlarının henüz geniş bir seyirci kitlesine ulaşamadığından bile yakınıyordu. Bu küçük ayrıntı, Kocaeli’nin spor tarihinin yalnız futbol ve Kocaelispor’dan ibaret olmadığını; Cumhuriyet’in ilk yıllarında kentin yüzücülerinin de Türkiye şampiyonalarında yarıştığını gösteriyor.

1936 – KARAMÜRSEL’DE 180 GÖÇMEN EVİ İÇİN İHALEYE ÇIKILDI

Cumhuriyet’in büyük Balkan göçleri sırasında Kocaeli’de yeni yerleşimler kurulurken, 26 Ağustos 1936’da Karamürsel’de 90 çift, yani toplam 180 göçmen evi için ihale yapıldı. Dönemin Ulus ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımlanan Karamürsel İskân Müdürlüğü ilanına göre evlerin 65 çifti Altunizade Çiftliği’nin Subaşı mevkiinde, 20 çifti Kızderbendi’nde, 5 çifti ise Yalakdere’de yapılacaktı. İhalenin Karamürsel Hükümet Konağı’nda saat 16.00’da gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştı.

Bu evler, 1930’larda Balkanlardan Türkiye’ye gelen göçmenlerin Kocaeli’ye yerleştirilmesi politikasının izlerini bugün de taşıyan büyük bir iskân hareketinin parçasıydı. Akademik araştırmalara göre 1936 yılı başında dönemin geniş Kocaeli vilayeti sınırlarında 3 bin 970 göçmen iskân edilmiş, yalnız Karamürsel’de 180 göçmen evi yapılmıştı. Bugünkü Subaşı’nın tarihçesi de köyün temelini, 1935’te Romanya’dan gelen ve 1936’da burada kendileri için evler yapılan göçmen ailelere dayandırıyor. Böylece 26 Ağustos 1936’daki ihale, yalnız birkaç evin yapımı değil, Karamürsel’in bugünkü nüfus ve yerleşim dokusunu şekillendiren göç tarihinin somut belgelerinden biri olarak önem taşıyor.

1989 – GEBZE’DE TÜBİTAK MAM’IN BUGÜNKÜ YAPISINA GİDEN KRİTİK BİRLEŞME

Türkiye’nin en önemli bilim ve teknoloji merkezlerinden TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin Gebze’deki kurumsal tarihinde önemli bir dönüm noktası 26 Ağustos 1989’da yaşandı. 1972’de Gebze’de kurulan Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü ile Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü daha önce birkaç kez aynı çatı altında toplanıp ayrılmıştı. İki kurum 26 Ağustos 1989’da bu kez “Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Merkezi” adı altında yeniden birleştirildi. Merkez, 1990’da bugün kullandığı Marmara Araştırma Merkezi – MAM adını aldı.

Gebze’de başlayan bu araştırma yapılanması zaman içinde enerji, çevre, gıda, malzeme, biyoteknoloji, kimya, yer ve deniz bilimleri gibi birçok alanda Türkiye’nin önde gelen Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştü. Bu nedenle 26 Ağustos 1989, Kocaeli’nin yalnız bir sanayi kenti değil, Türkiye’nin bilim ve teknoloji merkezlerinden biri haline gelmesinin kurumsal kilometre taşlarından biri olarak görülebilir.

1999 – DEPREMİN DOKUZUNCU GÜNÜNDE GÖLCÜK’TE UMUT YERİNİ ENKAZ KALDIRMAYA BIRAKIYORDU

17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden dokuz gün geçmişti. 26 Ağustos 1999’da Gölcük’te bazı arama-kurtarma ekipleri bölgeden ayrılmaya, ağır iş makineleri ise enkaz kaldırma çalışmalarında daha fazla kullanılmaya başladı. O günkü Cumhuriyet gazetesi Gölcük’ten gelişmeleri “Kurtarma ekipleri depremin merkez üssü Gölcük’ü terk ediyor, dozerler işbaşında” sözleriyle duyuruyor; yakınlarından hâlâ haber bekleyen insanların enkaz kaldırılmasına gösterdiği tepkiyi “Umut öfkeye dönüştü” başlığıyla aktarıyordu.

26 Ağustos, yabancı yardım ekiplerinden bazılarının dönüş tarihi de oldu. KKTC Sivil Savunma Teşkilatı’nın resmî kayıtlarına göre Gölcük ve çevresinde sekiz gün çalışan Acil Müdahale Birliği o gün Kıbrıs’a döndü; ekip çalışmalar sırasında 5 kişiyi enkazdan sağ çıkarmış, 61 kişinin cansız bedenine ulaşmıştı. Bu tarih, Gölcük’te felaketin ilk günlerindeki “enkaz altında hâlâ yaşayan biri bulunabilir” umudunun giderek azaldığı ve mücadelenin enkaz kaldırma, barınma ve hayatı yeniden kurma safhasına geçmeye başladığı acı günlerden biri olarak kayıtlara geçti.

 

26 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR

1676 – BRİTANYA’NIN İLK BAŞBAKANI KABUL EDİLEN ROBERT WALPOLE DOĞDU

Britanya tarihinin ilk başbakanı kabul edilen Sir Robert Walpole, 26 Ağustos 1676’da Norfolk’ta doğdu. O dönemde “başbakan” bugünkü anlamıyla resmî bir makam değildi; ancak Walpole’un 1721-1742 arasında hükümetin başındaki konumu daha sonraki başbakanlık kurumunun başlangıcı sayıldı. Yaklaşık 21 yıllık görev süresiyle hâlâ Britanya tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı olan Walpole, 10 Downing Street’in hükümet başkanının resmî konutu haline gelmesinde de rol oynadı. 2026, doğumunun tam 350. yılı.

1740 – İNSANLIĞIN HAVALANMASINI SAĞLAYAN KARDEŞLERDEN BİRİ DOĞDU

Sıcak hava balonunun mucitlerinden Joseph-Michel Montgolfier, 26 Ağustos 1740’ta Fransa’da doğdu. Kâğıt üreticisi bir aileden gelen Joseph ile kardeşi Étienne, 4 Haziran 1783’te Annonay’da yaptıkları halka açık sıcak hava balonu gösterisiyle Smithsonian’ın ifadesiyle “hava çağını başlattı.” Aynı yıl önce bir koyun, ördek ve horoz Montgolfier balonuyla gökyüzüne çıktı; 21 Kasım 1783’te ise iki insan tarihin ilk serbest insanlı balon uçuşunu gerçekleştirdi.

1743 – KİMYAYI BAŞTAN YAZAN LAVOISIER DOĞDU

Modern kimyanın kurucularından Antoine-Laurent Lavoisier, 26 Ağustos 1743’te Paris’te doğdu. Yanma olayında oksijenin rolünü ortaya koyması, suyun bir element değil hidrojen ve oksijenden oluşan bir bileşik olduğunu göstermesi, kimyasal maddelerin adlandırılmasını sistemleştirmesi ve nicel ölçümü kimyanın merkezine yerleştirmesi bilim tarihinde bir devrim yarattı. Amerikan Kimya Derneği onu doğrudan “modern kimyanın kurucusu” olarak tanımlıyor. Bilimi değiştiren Lavoisier’in hayatı ise Fransız Devrimi sırasında trajik biçimde sona erdi; 1794’te giyotinle idam edildi.

1873 – RADYO VE ELEKTRONİK ÇAĞININ ÖNCÜLERİNDEN LEE DE FOREST DOĞDU

Amerikalı mucit Lee de Forest, 26 Ağustos 1873’te Iowa’da doğdu. De Forest’ın 1906’da geliştirmeye başladığı ve Audion adını verdiği üç elektrotlu vakum tüpü, elektrik sinyallerinin yükseltilmesini mümkün kılan teknolojinin temel adımlarından biri oldu. Smithsonian, Audion patentini radyo tarihinin en önemli buluşlarından biri olarak nitelendiriyor.

Vakum tüpleri daha sonra radyo yayıncılığından uzun mesafeli telefona, televizyonlardan ilk elektronik bilgisayarlara kadar sayısız teknolojide kullanılacaktı. De Forest ayrıca sesin film üzerine kaydedilmesi konusunda da öncü çalışmalar yaptı.

1906 – ÇOCUK FELCİYLE MÜCADELEYİ DEĞİŞTİREN ALBERT SABIN DOĞDU

Milyonlarca çocuğun birkaç damla aşıyla tanıdığı Albert Bruce Sabin, 26 Ağustos 1906’da o dönem Rus İmparatorluğu sınırlarında bulunan Białystok’ta doğdu ve genç yaşta ailesiyle ABD’ye göç etti. Sabin’in geliştirdiği canlı, zayıflatılmış virüse dayanan ağızdan çocuk felci aşısı, 1959-1961’de Sovyetler Birliği başta olmak üzere milyonlarca çocuk üzerinde uygulandı; 1961’de ABD’de ruhsatlandı ve dünya çapındaki çocuk felci mücadelesinin en önemli araçlarından birine dönüştü. 2026, Sabin’in doğumunun 120. yılı.

1910 – OSMANLI ÜSKÜP’ÜNDE DOĞAN AGNES, DÜNYANIN RAHİBE TERESA’SI OLDU

Rahibe Teresa, asıl adıyla Agnes Gonxha Bojaxhiu, 26 Ağustos 1910’da henüz Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Üsküp’te Arnavut kökenli bir ailede doğdu. 1929’da Hindistan’a gitti; daha sonra Kalküta’da Yoksulların Misyonerleri’ni kurarak yaşamını yoksullar ve hastalar için çalışmaya adadı. 1979’da Nobel Barış Ödülü’nü aldı, 2016’da Katolik Kilisesi tarafından azize ilan edildi. Doğum tarihi zaman zaman 27 Ağustos olarak da veriliyor ancak Nobel arşivi ile Vatikan 26 Ağustos 1910’u açıkça doğruluyor; 27 Ağustos onun vaftiz edildiği gündü.

1914 – MALAZGİRT GÜNÜNDE DOĞDU, YILLAR SONRA “MALAZGİRT ULULAMASI”NI YAZDI

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en özgün ve üretken isimlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca, 26 Ağustos 1914’te İstanbul Ortaköy’de doğdu. Çocuk ve Allah, Üç Şehitler Destanı, Çanakkale Destanı ve Türkçem Benim Ses Bayrağım gibi eserlerin şairi olan Dağlarca, yaşamı boyunca 100’ü aşkın kitap yayımladı; çocuk şiirinden savaşa, uzaydan bağımsızlığa kadar olağanüstü geniş bir alanda yazdı. Tarihin hoş tesadüflerinden biri de şu: Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü olan 26 Ağustos’ta doğan Dağlarca, 1971’de zaferin 900. yılı dolayısıyla Malazgirt Ululaması adlı eserini yayımladı.

1914 – DAĞLARCA’YLA AYNI GÜN, AYNI YIL JULIO CORTÁZAR DA DOĞDU

26 Ağustos 1914 dünya edebiyatına iki büyük yazar birden kazandırdı. Fazıl Hüsnü Dağlarca İstanbul’da dünyaya gelirken Julio Cortázar aynı gün Brüksel’de Arjantinli bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Latin Amerika edebiyatındaki “Boom” kuşağının öncü isimlerinden Cortázar, öykülerinin yanı sıra özellikle 1963 tarihli Seksek – Rayuela ile romanın nasıl okunabileceği fikrini bile değiştirdi: 155 bölümlük kitap, yazarın önerdiği farklı sıralamalarla okunabiliyordu. Cortázar böylece okuru yalnız hikâyeyi izleyen değil, kitabın yapısına müdahale eden bir katılımcıya dönüştürdü.

1918 – NASA’NIN “İNSAN BİLGİSAYARI” KATHERINE JOHNSON DOĞDU

ABD’nin uzay yarışındaki en kritik hesaplamaların arkasındaki matematikçilerden Katherine Johnson, 26 Ağustos 1918’de Batı Virginia’da doğdu. Bilgisayarların henüz bugünkü güvenilirliğe ulaşmadığı yıllarda NASA’da “insan bilgisayar” olarak çalışan Johnson, Alan Shepard’ın 1961’deki uzay uçuşunun yörüngesini hesapladı. Astronot John Glenn ise 1962’de Dünya yörüngesine çıkmadan önce elektronik bilgisayarların hesaplarının Johnson tarafından elle yeniden kontrol edilmesini özellikle istedi. Apollo programında da çalışan Johnson’ın ve diğer siyah kadın matematikçilerin hikâyesi daha sonra Hidden Figures – Gizli Sayılar filmiyle milyonlara ulaştı.

1935 – GOOGLE’DAN ONLARCA YIL ÖNCE ARAMANIN MATEMATİĞİNİ KURDU

İngiliz bilgisayar bilimci Karen Spärck Jones, 26 Ağustos 1935’te doğdu. Bilgi erişimi ve doğal dil işleme alanlarının öncülerinden olan Jones’un geliştirdiği inverse document frequency – IDF yöntemi, bir kelimenin büyük bir belge topluluğu içinde ne kadar ayırt edici olduğunu hesaplamaya yarıyordu. Daha sonra TF-IDF olarak yaygınlaşan bu yaklaşım, modern arama motorlarının sonuçları anlamlandırıp sıralamasının temel yapı taşlarından biri haline geldi. ACM bugün onun mirasını, “internette bir şey arayıp doğru sonucu bulduğumuzda çalışmalarından yararlanıyoruz” sözleriyle özetliyor.

1941 – AYŞE KULİN 85 YAŞINDA

Türkiye’nin en çok okunan çağdaş yazarlarından Ayşe Kulin, 26 Ağustos 1941’de İstanbul’da doğdu ve 26 Ağustos 2026’da 85 yaşına giriyor. Gazetecilik, televizyon, reklam ve sinema alanlarında çalıştıktan sonra edebiyata ağırlık veren Kulin; Adı: Aylin, Sevdalinka, Füreya, Köprü ve Nefes Nefese gibi kitaplarla geniş bir okur kitlesine ulaştı. Foto Sabah Resimleri ile Haldun Taner Öykü Ödülü’nü ve Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı; eserlerinin önemli bir bölümü sinema ve televizyona da uyarlandı.

1950 – AYNI GÜN İKİ ÇOK FARKLI TÜRK MÜZİK İNSANI: AHMET ÖZHAN VE SUAVİ

Türk müziğinin iki farklı dünyasından Ahmet Özhan ile Suavi, 26 Ağustos 1950’de doğdu ve 2026’da aynı gün 76 yaşına giriyor. Ahmet Özhan babasının görevi nedeniyle Şanlıurfa’da dünyaya geldi; ancak Anadolu Ajansı’na kendi anlatımına göre çocukluk yılları Karamürsel’de geçti. Kocaeli Ansiklopedisi de sanatçıyı “aslen Karamürselli” olarak kaydediyor. Türk sanat müziğinin 1970’li ve 1980’li yıllardaki en tanınmış yorumcularından biri olan Özhan, daha sonra tasavvuf musikisine ağırlık verdi; TRT İstanbul Radyosu’nda çalıştı ve 1998’de Devlet Sanatçısı unvanı aldı.

Aynı gün Kırıkkale’de doğan Mehmet Suavi Saygan ise bambaşka bir müzik çizgisi izledi. ODTÜ Mimarlık Bölümü mezunu olan Suavi, üniversite yıllarında müzik yaparak geçimini sağladı; daha sonra mesleğini bırakarak müziğe yöneldi. Yalıçapkını başta olmak üzere kendi besteleriyle tanındı; Nâzım Hikmet, Ahmed Arif ve Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi şairlerin dizelerini de besteledi.

1970 – KOMEDİDEN DRAMAYA: MELISSA McCARTHY DOĞDU

Amerikalı oyuncu ve komedyen Melissa McCarthy, 26 Ağustos 1970’te Illinois’de doğdu ve 2026’da 56 yaşına giriyor. Gilmore Girls ile geniş kitlelerce tanındı, Mike & Molly ile 2011’de Emmy kazandı. Sinemada ise Bridesmaids ile komedideki ününü Hollywood’un en büyük yıldızlarından birine dönüştürürken, Can You Ever Forgive Me? ile dramatik oyunculuğunu kanıtladı; iki film ona iki ayrı Oscar adaylığı getirdi.

1980 – KEVIN McCALLISTER İLE KAPTAN KIRK AYNI GÜN, AYNI YIL DOĞDU

26 Ağustos 1980 popüler kültür için ilginç bir tesadüfe sahne oldu: Macaulay Culkin ve Chris Pine aynı gün doğdu. New York’ta doğan Culkin, henüz 10 yaşındayken Evde Tek Başına – Home Alonedaki Kevin McCallister rolüyle dünyanın en ünlü çocuk yıldızlarından biri oldu; film 1990’ın gişe rekortmeni haline geldi.

Aynı gün Los Angeles’ta dünyaya gelen Chris Pine ise yıllar sonra bambaşka bir popüler kültür ikonunu devraldı: 2009’dan itibaren yeni Star Trek filmlerinde Kaptan James T. Kirk’ü canlandırdı; Wonder Woman filmlerindeki Steve Trevor rolüyle de yeni kuşak seyircinin yakından tanıdığı isimlerden biri oldu. Culkin ile Pine, 26 Ağustos 2026’da birlikte 46 yaşına giriyor.

 

26 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDENLER

1723 – MİKROSKOBUN ARDINDA BAMBAŞKA BİR DÜNYA BULAN LEEUWENHOEK ÖLDÜ

İnsanlığın çıplak gözle göremediği yaşam dünyasının kapısını açan Hollandalı bilim insanı Antonie van Leeuwenhoek, 26 Ağustos 1723’te Delft’te 90 yaşında hayatını kaybetti. Kendi geliştirdiği güçlü tek mercekli mikroskoplarla bakteriler, tek hücreli canlılar, sperm hücreleri ve kan hücreleri üzerinde öncü gözlemler yaptı; gördüklerini yıllarca Londra’daki Royal Society’ye gönderdi. Bilim tarihine “mikrobiyolojinin babası” olarak geçen Leeuwenhoek, kelimenin tam anlamıyla insanlığa o güne kadar varlığından haberdar olmadığı bir evren gösterdi.

1895 – DNA’YI BULDU AMA NE BULDUĞUNU DÜNYA YILLAR SONRA ANLADI

İsviçreli bilim insanı Friedrich Miescher, 26 Ağustos 1895’te Davos’ta hayatını kaybetti. Miescher, 1869’da beyaz kan hücrelerinin çekirdeklerinden daha önce bilinmeyen, fosfor açısından zengin bir madde ayırmış ve buna “nüklein” adını vermişti. O günlerde keşfin gerçek önemi anlaşılamadı; bugün Miescher’in ayırdığı maddenin DNA olduğunu biliyoruz. DNA’nın kalıtsal bilgiyi taşıdığının anlaşılması ve çift sarmal yapısının çözülmesi için onlarca yıl daha geçecekti. Kısacası DNA’nın hikâyesi Watson ve Crick’ten çok önce, Miescher’in laboratuvarında başlamıştı.

1910 – MODERN PSİKOLOJİNİN KURUCU İSİMLERİNDEN WILLIAM JAMES ÖLDÜ

Amerikalı filozof ve psikolog William James, 26 Ağustos 1910’da hayatını kaybetti. Harvard’da psikolojinin bağımsız bir bilim alanına dönüşmesinde öncü rol oynayan James, 1875’te üniversitenin ilk deneysel psikoloji laboratuvarlarından birini kurdu; 1890’da yayımlanan iki ciltlik The Principles of Psychology uzun yıllar alanın temel eserlerinden biri oldu. Aynı zamanda Amerikan pragmatizminin kurucuları arasında yer alan James, insan zihnini yalnız soyut teorilerle değil, davranış, deneyim ve beden arasındaki ilişkiler üzerinden anlamaya çalışan modern psikolojinin öncülerindendi.

1915 – İKİ OSMANLI ERMENİSİ ŞAİR, SEVAG VE VARUJAN AYNI GÜN ÖLDÜRÜLDÜ

Osmanlı Ermeni edebiyatının önemli isimlerinden, aynı zamanda hekim olan Rupen Sevag ile şair Daniel Varujan, 26 Ağustos 1915’te öldürüldü. İstanbul’daki Ermeni aydınlarının 24 Nisan 1915’ten itibaren tutuklanması sırasında gözaltına alınan iki isim Çankırı’ya gönderilmişti. 26 Ağustos’ta yanlarındaki üç kişiyle birlikte Ayaş’a nakledilmek üzere yola çıkarıldılar ve yol üzerinde öldürüldüler. Araştırmacı Taner Akçam’ın Osmanlı ve Alman diplomatik belgelerine dayanarak aktardığı kayıtlarda, Sevag’ın eşi Helene’nin kocasını kurtarmak amacıyla Alman Büyükelçiliği üzerinden yaptığı girişimin, öldürülmesinin ardından yetiştiği görülüyor.

1926 – CAVİD BEY VE DOKTOR NÂZIM İDAM EDİLDİ: 2026’DA 100. YILI

İttihat ve Terakki’nin iki önemli ismi eski Maliye Nazırı Mehmed Cavid Bey ile Doktor Nâzım, 26 Ağustos 1926’da Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi ve karar aynı gece infaz edildi. İzmir’de Mustafa Kemal Paşa’ya yönelik suikast girişiminin ortaya çıkarılmasının ardından açılan davanın Ankara safhasında eski İttihatçılar, suikastın ötesinde hükümeti devirmeye yönelik bir siyasi örgütlenme içerisinde bulunmakla suçlanmıştı. Cavid Bey ile Doktor Nâzım’ın yanı sıra Nail Bey ve Hilmi Bey de idam edildi. 26 Ağustos 2026, bu idamların 100. yıldönümü.

Doktor Nâzım’ın hayatında spor tarihine uzanan ilginç bir ayrıntı da vardı: İttihat ve Terakki’nin önde gelen yöneticilerinden ve kısa süre Osmanlı Maarif Nazırı olan Nâzım Bey, aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlığını da yapmıştı. Atatürk Ansiklopedisi bu görevin 1916’da başladığını, kulüp başkanlığı listeleri ise dönemini 1916-1918 olarak gösteriyor.

1943 – ATATÜRK’ÜN DE DİNLEDİĞİ BESTEKÂR BİMEN ŞEN ÖLDÜ

Türk musikisinin önemli bestekâr ve hanendelerinden Bimen Şen, 26 Ağustos 1943’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Bursa’da Ermeni bir ailenin çocuğu olarak Bimen Dergazaryan adıyla doğan sanatçı, genç yaşta İstanbul’a gelerek Hacı Arif Bey başta olmak üzere dönemin büyük musikişinaslarının çevresinde yetişti. Yüzlerce şarkı besteledi; bunların yaklaşık 250’si günümüze ulaşabildi. Sesini ve icrasını beğenen Mustafa Kemal Atatürk tarafından Ankara ve Dolmabahçe Sarayı’ndaki musiki toplantılarına da davet edilen Bimen Şen, ölümünün ardından Feriköy Ermeni Mezarlığı’na defnedildi.

1944 – HİTLER’E KARŞI 20 TEMMUZ DİRENİŞİNİN DİPLOMATI İDAM EDİLDİ

Nazi karşıtı Alman diplomat Adam von Trott zu Solz, 26 Ağustos 1944’te Berlin’deki Plötzensee Hapishanesi’nde idam edildi. Nazi rejimine karşı faaliyet gösteren Kreisau Çevresi’nin önemli isimlerinden olan Trott, Hitler’in öldürülmesi ve rejimin devrilmesini hedefleyen 20 Temmuz 1944 girişiminin dış politika ayağında rol oynuyordu. Darbe başarılı olursa Batılı devletlerle müzakere yürütmesi düşünülen isimlerden biriydi. Girişimin başarısızlığa uğramasının ardından tutuklandı, 15 Ağustos’ta ölüm cezasına çarptırıldı ve 11 gün sonra idam edildi.

1971 – VAHDETTİN’İN KIZI SABİHA SULTAN İSTANBUL’DA HAYATA VEDA ETTİ

Son Osmanlı padişahı VI. Mehmed Vahdettin’in kızı Rukiye Sabiha Sultan, 26 Ağustos 1971’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Son halife Abdülmecid Efendi’nin oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi ile evlenen Sabiha Sultan, 1924’te hanedanın sürgüne gönderilmesiyle Türkiye’den ayrılmış; Fransa ve Mısır’da yaşamıştı. Hanedanın kadın mensuplarına Türkiye’ye dönme izni verilmesinin ardından İstanbul’a yerleşti ve yaşamının son yıllarını burada geçirdi.

Sabiha Sultan’ın hayatını daha da ilginç kılan ayrıntılardan biri, genç Mustafa Kemal Paşa ile evliliklerinin bir dönem gündeme gelmiş olmasıydı. Olayın girişimin kimden geldiği gibi ayrıntıları farklı anlatımlarda değişse de Sabiha Sultan’ın yıllar sonra kaleme aldırdığı hatıratta bu evlilik ihtimalinden söz ettiği biliniyor.

1974 – KIBRIS’TA ESİR ALINIP VURULAN GAZETECİ ÂDEM YAVUZ HAYATINI KAYBETTİ

Kıbrıs Barış Harekâtı’nı izleyen gazeteci Âdem Yavuz, Rum güçlerince esir alındıktan sonra elleri ve gözleri bağlı halde vurulmasının ardından ağır yaralı olarak Türkiye’ye getirildi; 26 Ağustos 1974’te Adana’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın harekâtın 50. yılı için hazırladığı çalışmada, Yavuz’un yakın mesafeden açılan ateşle ağır yaralandığı ve önce Rum hastanesine, ardından Türk tarafına ve Adana’ya götürüldüğü belirtiliyor.

Yavuz’un ölümü TBMM kayıtlarına da girdi. Millet Meclisi’nde ailesine vatani hizmet aylığı bağlanması için hazırlanan teklifte, gazetecinin Kıbrıs’ta esir düştükten sonra ağır yaralandığı ve 26 Ağustos’ta hayatını kaybettiği resmen kayda geçirildi.

1974 – ATLANTİK’İ TEK BAŞINA DURMADAN GEÇEREK DÜNYAYI BÜYÜLEYEN LINDBERGH ÖLDÜ

Havacılık tarihinin en ünlü isimlerinden Charles Lindbergh, 26 Ağustos 1974’te Hawaii’de hayatını kaybetti. Lindbergh, 1927’de Spirit of St. Louis adlı uçağıyla New York’tan Paris’e yaklaşık 33,5 saat süren uçuş gerçekleştirerek Atlas Okyanusu’nu uçakla tek başına ve durmaksızın geçen ilk insan olmuş ve bir gecede dünya çapında üne kavuşmuştu. Ancak sonraki yıllarda özellikle ABD’nin II. Dünya Savaşı’na girmesine karşı yürüttüğü kampanya ve siyasi görüşleri nedeniyle son derece tartışmalı bir figüre dönüştü. Smithsonian bugün Lindbergh’in mirasını hem havacılığa olağanüstü katkıları hem de tartışmalı siyasi tutumlarıyla birlikte değerlendiriyor.

1980 – BUGS BUNNY VE DAFFY DUCK’IN ÇILGIN DÜNYASINI ŞEKİLLENDİREN TEX AVERY ÖLDÜ

Animasyon tarihini değiştiren yönetmenlerden Tex Avery, 26 Ağustos 1980’de 72 yaşında hayatını kaybetti. Warner Bros.’ta Daffy Duck’ı ekrana taşıyan ekipte yer aldı; 1940 tarihli A Wild Hare ile Bugs Bunny’nin bugün bildiğimiz kişiliğinin şekillenmesinde belirleyici oldu. MGM’ye geçtiğinde ise Droopy’yi yarattı. Karakterlerin kameraya konuştuğu, fizik kurallarının bilinçli biçimde parçalandığı, hız ve absürt mizaha dayanan Avery tarzı, sonraki kuşak çizgi filmleri derinden etkiledi.

2017 – KORKU SİNEMASINI DEĞİŞTİREN TOBE HOOPER ÖLDÜ

Modern korku sinemasının en etkili yönetmenlerinden Tobe Hooper, 26 Ağustos 2017’de Los Angeles’ta 74 yaşında hayatını kaybetti. Çok düşük bütçeyle çektiği 1974 tarihli The Texas Chain Saw Massacre, yalnız korku sinemasının değil bağımsız Amerikan sinemasının da kült filmlerinden birine dönüştü; Leatherface karakteri türün en tanınmış figürlerinden biri oldu. Hooper daha sonra Steven Spielberg’in yapımcılığını üstlendiği Poltergeist ve Stephen King uyarlaması Salem’s Lot gibi yapımları yönetti.

2017 – ÇOCUKLARA OKUMAYI SEVDİREN MUZAFFER İZGÜ HAYATINI KAYBETTİ

Türk edebiyatının sevilen mizah ve çocuk edebiyatı yazarlarından Muzaffer İzgü, 26 Ağustos 2017’de İzmir’de hayatını kaybetti. Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda bulaşıkçılık, garsonluk ve sinemalarda gazoz satıcılığı gibi işler yapan İzgü, öğretmenlikten yazarlığa uzanan hayatında 154 kitap yazdı, bunların 98’ini çocuklar için kaleme aldı. Ökkeş dizisi, Anneannem, Gecekondu ve İlyas Efendi gibi eserleriyle kuşaklar boyunca okundu.

Kendi çocukluğundan izler taşıyan Zıkkımın Kökü, Memduh Ün tarafından sinemaya uyarlandı ve Türk sinemasının unutulmaz çocukluk hikâyelerinden birine dönüştü. İzgü’nün kendi ölümü için istediği özet de bir yazarın hayatına yakışacak kadar sadeydi: doğdu, okudu, düşler kurdu, yazdı ve gitti.

2018 – BROADWAY’İN KOMEDİ KRALI NEIL SIMON ÖLDÜ

  1. yüzyıl Amerikan tiyatrosunun en başarılı oyun yazarlarından Neil Simon, 26 Ağustos 2018’de New York’ta 91 yaşında hayatını kaybetti. Barefoot in the Park, The Odd Couple, The Sunshine Boys, Brighton Beach Memoirs ve Lost in Yonkers gibi oyunlarıyla Broadway’e onlarca yıl damga vurdu; eserlerinin önemli bölümü sinemaya ve televizyona uyarlandı. Lost in Yonkers ona 1991’de Pulitzer Drama Ödülü kazandırdı. Simon’ın başarısının sırrı yalnız espri yazmak değil; aile, evlilik, yalnızlık, hastalık ve ölüm gibi ağır meselelerden komedi çıkarabilmesiydi.

2020 – “SCOOBY-DOO, NEREDESİN?”: JOE RUBY ÖLDÜ

Dünyanın en uzun ömürlü çizgi film serilerinden birinin yaratıcılarından Joe Ruby, 26 Ağustos 2020’de 87 yaşında hayatını kaybetti. Ruby, Hanna-Barbera’da birlikte çalıştığı Ken Spears ile 1969’da Scooby-Doo ve arkadaşlarını yarattı. Konuşan korkak bir köpek, dört genç ve her bölümün sonunda maskesi düşen sözde doğaüstü yaratıklardan oluşan basit formül, yarım yüzyılı aşan bir popüler kültür imparatorluğuna dönüştü. İkili daha sonra Ruby-Spears Productions’ı da kurarak çok sayıda animasyon dizisine imza attı.

2024 – FUTBOLUN “SVEN”İ HAYATINI KAYBETTİ

İsveçli teknik direktör Sven-Göran Eriksson, 26 Ağustos 2024’te 76 yaşında hayatını kaybetti. Göteborg’la UEFA Kupası, Benfica’yla Portekiz şampiyonlukları, Lazio’yla Serie A ve Avrupa Kupa Galipleri Kupası dahil birçok kupa kazanan Eriksson, 2001’de İngiltere Millî Takımı’nın ilk yabancı teknik direktörü oldu. İngiltere’yi 2002 ve 2006 Dünya Kupaları ile 2004 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale taşıdı; özellikle Almanya’yı Münih’te 5-1 yenen takım hafızalarda kaldı.

2024 başında ileri evre kanser olduğunu açıklayan Eriksson, kalan zamanını futbol dünyasıyla vedalaşarak geçirdi. Ailesi, 26 Ağustos sabahı İsveç’teki evinde yakınlarının yanında hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.