9 Ağustos Tarihte Bugün

57 Dakika Okuma
9 Ağustos Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 9 Ağustos

9 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?

Dünya Yerli Halkları Uluslararası Günü

Birleşmiş Milletler, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan yerli halkların haklarına, kültürlerine, dillerine ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla 9 Ağustos’u Dünya Yerli Halkları Uluslararası Günü olarak kabul ediyor. Tarih, BM Yerli Halklar Çalışma Grubunun ilk kez 9 Ağustos 1982’de Cenevre’de toplanmasının anısına seçildi; gün 1994’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla resmileştirildi. Dünyada yaklaşık 90 ülkede yaşayan yüz milyonlarca yerli insan, geleneksel yaşam biçimlerinin ve dillerinin korunmasından toprak haklarına kadar pek çok konuda hâlâ mücadele veriyor.

Singapur Ulusal Günü

Singapur, Malezya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet hâline geldiği 9 Ağustos 1965’in yıl dönümünü her yıl Ulusal Gün olarak kutluyor. Bağımsızlık ilanının ardından küçücük bir ada devleti olarak yoluna başlayan Singapur, birkaç on yıl içinde dünyanın önemli ticaret, finans ve ulaşım merkezlerinden birine dönüştü. Ulusal Gün; askerî geçitler, hava gösterileri, konserler ve büyük havai fişek gösterileriyle ülkenin en önemli resmî kutlamalarından biri olarak yaşatılıyor.

Güney Afrika Ulusal Kadınlar Günü

Güney Afrika’da 9 Ağustos, apartheid rejimine karşı kadınların verdiği mücadelenin anısına Ulusal Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Yaklaşık 20 bin kadın, 9 Ağustos 1956’da Pretoria’daki hükümet binalarına yürüyerek siyah kadınların hareket özgürlüğünü sınırlayan “geçiş belgesi” uygulamasını protesto etti. Irk ayrımcılığına karşı direnişin simgelerinden biri hâline gelen yürüyüşün yıl dönümü, 1994’ten itibaren ulusal kutlama gününe dönüştürüldü ve bugün Güney Afrika’da resmî tatil.

Kitapseverler Günü

Dünyanın birçok yerinde 9 Ağustos, kitap okumayı ve kitap sevgisini teşvik eden Kitapseverler Günü olarak anılıyor. Günün kim tarafından ve ne zaman başlatıldığı kesin olarak bilinmiyor ve herhangi bir resmî statüsü bulunmuyor; buna rağmen yayınevleri, kütüphaneler, kitapçılar ve okurlar arasında yaygınlaşmış durumda. Kutlamanın temel önerisi oldukça basit: Telefonu bir süre kenara bırakıp bir kitap açmak.

Uluslararası Ortak Çalışma Günü

Evden ya da bağımsız çalışan insanların aynı çalışma alanını paylaşması anlamına gelen “coworking” kültürü, 9 Ağustos’ta kendi uluslararası gününü kutluyor. Tarih, yazılımcı Brad Neuberg’in 9 Ağustos 2005’te San Francisco’da insanları birlikte çalışabilecekleri bir mekâna davet ederek “coworking” sözcüğünü bugünkü anlamıyla kullanmasına dayanıyor. Paylaşımlı ofis modeli sonraki yıllarda dünyanın dört bir yanına yayıldı; özellikle serbest çalışanlar, girişimciler ve uzaktan çalışanlar için yeni bir çalışma biçimine dönüştü.

Türkmenistan Kavun Günü

Türkmenistan’da her yıl ağustos ayının ikinci pazarı, ülkenin en önemli tarımsal ve kültürel simgelerinden kavuna ayrılıyor. 2026 yılında bu kutlama 9 Ağustos’a denk geliyor. Türkmenistan’da yetiştirilen yüzlerce kavun çeşidinin sergilendiği etkinliklerde üreticiler ödüllendiriliyor, tarım fuarları ve kültürel gösteriler düzenleniyor. Kavunun bir meyveden çok ulusal gurur meselesine dönüştüğü ülkede “Türkmen Kavunu Günü” resmî ulusal kutlamalar arasında bulunuyor.

 

9 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ

Aşağıdaki günlerin çoğunun resmî veya uluslararası bir statüsü bulunmuyor. Özel gün takvimleri, sosyal medya ve çeşitli kuruluşların kampanyalarıyla yayılan eğlencelik kutlamalardan oluşuyor.

Sütlaç Günü

ABD’de 9 Ağustos, pirinç, süt ve şekerle yapılan rice pudding tatlısına ayrılmış durumda. Bizim mutfağımızdaki en yakın karşılığı elbette sütlaç. “Ulusal Sütlaç Günü”nün kim tarafından ve neden 9 Ağustos’a yerleştirildiği bilinmiyor; buna rağmen Amerikan özel gün takvimlerinde yıllardır varlığını sürdürüyor. Türkler açısından düşünüldüğünde, Amerikalıların sütlaca ayrıca ulusal bir gün ayırmış olması kutlamanın en eğlenceli tarafı olabilir.

Başkan Yardımcısı Günü

ABD’de 9 Ağustos’un daha tuhaf siyasi kutlamalarından biri “Veep Day”, yani Başkan Yardımcısı Günü. Tarih, Richard Nixon’ın Watergate skandalı nedeniyle istifasının ardından Başkan Yardımcısı Gerald Ford’un 9 Ağustos 1974’te başkanlığı devralmasına dayanıyor. Ford’un özelliği, Amerikan tarihinde ne başkanlığa ne de başkan yardımcılığına halk tarafından seçildiği hâlde Beyaz Saray’a çıkan tek kişi olması. Gün, başkan yardımcısının gerektiğinde devlet başkanlığını devralmasını sağlayan anayasal sistemi hatırlatmak amacıyla oluşturuldu.

El Ele Tutuşma Günü

Bazı Amerikan özel gün takvimlerinde 9 Ağustos “El Ele Tutuşma Günü” olarak geçiyor. Kutlama, insanların eşleriyle, çocuklarıyla, arkadaşlarıyla veya sevdikleriyle el ele tutuşmasını öneriyor. Günün nerede ve kim tarafından başlatıldığı konusunda güvenilir bir kayıt bulunmadığı için ciddi bir tarihsel köken aramak pek mümkün değil; zaten onu “tuhaf günler” bölümüne uygun hâle getiren şey de tam olarak bu.

Çarkıfelek Meyvesi Günü

ABD’deki özel gün takvimlerinde 9 Ağustos ayrıca tropikal çarkıfelek meyvesine, yani passion fruit’a ayrılmış durumda. Günün belirlenmesinin arkasında bilinen tarihî bir olay yok; amaç daha çok meyveyi, onunla hazırlanan içecek ve tatlıları tanıtmak. Dünyada bir günün “çarkıfelek meyvesine” ayrılabilmiş olması da özel gün takvimlerinin sınır tanımadığının küçük bir göstergesi.

 

378 – Roma ordusunun Edirne yakınlarında uğradığı büyük bozgun İmparator Valens’in ölümüyle sonuçlandı

Roma İmparatoru Valens’in ordusu, 9 Ağustos 378’de bugünkü Edirne yakınlarında Fritigern önderliğindeki Gotlar ve müttefikleriyle karşı karşıya geldi. Hadrianapolis Muharebesi olarak tarihe geçen savaşta Roma ordusu ağır bir yenilgiye uğradı; ordunun büyük bölümü yok edilirken İmparator Valens de savaş alanında hayatını kaybetti. Zaferin ardından Got kuvvetleri Edirne ve güçlü surlarla korunan Konstantinopolis’i ele geçiremedi ancak Trakya’nın geniş bölümünde ilerleyerek yağmalar yaptı. Roma’nın askerî üstünlüğünün sarsıldığını gösteren Hadrianapolis yenilgisi, imparatorluğun barbar kavimlerle ilişkilerinde ve Avrupa’nın sonraki siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor.

1173 – Dünyanın en ünlü eğik yapılarından Pisa Kulesi’nin yaklaşık iki asır sürecek inşası başladı

İtalya’nın Pisa kentindeki katedral kompleksinin çan kulesi olarak tasarlanan Pisa Kulesi’nin temeline ilk taş 9 Ağustos 1173’te konuldu. Ancak yumuşak ve dengesiz zemine oturtulan yapı, daha ilk katları yükselirken bir yana doğru eğilmeye başladı. Savaşlar ve zemindeki sorunlar nedeniyle inşaat uzun sürelerle kesintiye uğradı; kule ancak 14. yüzyılda, yaklaşık iki yüzyıl sonra tamamlanabildi. Mühendislik açısından büyük bir kusur olarak başlayan eğiklik, zamanla yapının ayırt edici özelliğine dönüştü ve Pisa Kulesi dünyanın en tanınmış mimari simgelerinden biri oldu.

1554 – Seydi Ali Reis komutasındaki Osmanlı donanması Hürmüz açıklarında Portekiz filosuyla çarpıştı

Kanûnî Sultan Süleyman döneminde Hint Kaptanı Seydi Ali Reis, Basra’da kalan Osmanlı donanmasını Süveyş’e götürmek üzere 15 kadırgayla yola çıktı. Hürmüz Boğazı’nı geçtikten sonra 9 Ağustos 1554’te Umman kıyılarındaki Horfekan yakınlarında 25 parçalık Portekiz filosuyla karşılaştı. Gün boyunca süren şiddetli çatışmada bir Portekiz gemisi batırıldı ve Portekiz filosu gece Hürmüz yönüne çekildi. Osmanlı gemileri yoluna devam etti ancak iki donanma 25 Ağustos’ta yeniden karşılaştı; ardından çıkan büyük fırtınalar da Seydi Ali Reis’in filosunu ağır biçimde dağıttı. Osmanlı’nın Hint Okyanusu’nda Portekiz hâkimiyetini kırma mücadelesinin önemli safhalarından biri olan sefer, Seydi Ali Reis’in daha sonra yazdığı Mir’âtü’l-Memâlik adlı eserinin de temelini oluşturdu.

1578 – Çıldır Muharebesi’ndeki Osmanlı zaferi Kafkasya ve Şirvan yolunu açtı

Osmanlı Devleti ile Safevîler arasında yeniden başlayan savaşın ilk büyük çarpışmalarından biri, 9 Ağustos 1578’de Çıldır Ovası’nda gerçekleşti. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Tokmak Han ve diğer Safevî komutanlarının yönettiği kuvvetleri ağır yenilgiye uğrattı. Zaferin ardından Osmanlı ordusu Gürcistan içlerine ilerleyerek Tiflis’e girdi; Çıldır ve çevresindeki toprakların önemli bölümü de Osmanlı hâkimiyetine geçti. Çıldır Muharebesi, Osmanlıların Kafkasya, Dağıstan ve Şirvan yönünde genişlemesini sağlayan 1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı’nın en önemli başarılarından biri oldu.

1721 – Osmanlı’da uygulanan çiçek hastalığına karşı bağışıklama yöntemi İngiltere’de mahkûmlar üzerinde denenerek kabul görmeye başladı

İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisinin eşi Lady Mary Wortley Montagu, Osmanlı’da özellikle kadınlar tarafından uygulanan çiçek hastalığına karşı “variolasyon” yöntemini görmüş ve 1718’de kendi oğluna da uygulatmıştı. İngiltere’ye döndüğünde yöntemi tanıtması üzerine 9 Ağustos 1721’de Londra’daki Newgate Hapishanesinde ölüm cezasına mahkûm altı mahkûm üzerinde bir deney yapıldı. Hastalığı hafif geçiren kişilerden alınan maddelerin sağlıklı insanlara verilmesine dayanan ve bugünkü aşıdan daha riskli olan yöntemin uygulandığı mahkûmlar hayatta kaldı; karşılığında affedildiler. Deney, Osmanlı’da uzun süredir kullanılan variolasyonun İngiltere’de ve ardından Avrupa’da benimsenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Edward Jenner’ın modern çiçek aşısını geliştirmesinden yaklaşık 75 yıl önce yapılan uygulamalar, bağışıklama tarihinin öncü adımları arasında yer aldı.

1805 – Avusturya’nın Napolyon’a karşı Britanya ve Rusya’nın ittifakına katılması Üçüncü Koalisyon’u Avrupa’nın büyük savaşına dönüştürdü

Napolyon Bonapart’ın Avrupa’daki hızlı yayılmasını durdurmak isteyen Birleşik Krallık ile Rusya’nın oluşturduğu ittifaka Avusturya, 9 Ağustos 1805’te gizli bir anlaşmayla katıldı. İsveç ve Napoli Krallığı da daha sonra koalisyona dahil oldu ve böylece Fransa’ya karşı Üçüncü Koalisyon oluştu. Napolyon, üzerine gelen orduları birleşmeden yenmek amacıyla Büyük Ordu’sunu hızla Orta Avrupa’ya çevirdi; Avusturya kuvvetlerini Ulm’da teslim aldı ve 2 Aralık’ta Austerlitz Muharebesi’nde Avusturya-Rusya ordusuna karşı en büyük zaferlerinden birini kazandı. Koalisyon böylece aynı yıl içinde büyük ölçüde dağıldı ancak Napolyon’a karşı Avrupa devletlerinin kurduğu ittifaklar sonraki on yıl boyunca birbirini izlemeyi sürdürdü.

1814 – Fort Jackson Antlaşması’yla Creek halkının milyonlarca dönümlük toprağı ABD tarafından elinden alındı

Creek Savaşı’nın ardından ABD Generali Andrew Jackson ile Muscogee olarak da bilinen Creek halkının temsilcileri, 9 Ağustos 1814’te Fort Jackson Antlaşması’nı imzaladı. Antlaşmayla Creekler, bugünkü Alabama’nın büyük bölümü ile Georgia’nın bir kısmını kapsayan yaklaşık 22 milyon dönümlük toprağı ABD’ye bırakmak zorunda kaldı. Üstelik bu kayıp yalnızca ABD’ye karşı savaşan Creek gruplarını değil, savaş sırasında Amerikan tarafını destekleyen toplulukları da kapsadı. Fort Jackson Antlaşması, ABD’nin yerli halkları topraklarından uzaklaştırma politikasının en önemli erken örneklerinden biri olurken, Andrew Jackson’ın daha sonra başkanlığı döneminde uygulayacağı zorunlu göç siyasetinin de habercisi oldu.

1842 – Webster-Ashburton Antlaşması ABD ile Britanya Kuzey Amerikası arasındaki büyük sınır anlaşmazlığını sona erdirdi

ABD Dışişleri Bakanı Daniel Webster ile İngiliz diplomat Lord Ashburton, 9 Ağustos 1842’de Washington’da imzaladıkları antlaşmayla bugünkü ABD-Kanada sınırının tartışmalı bölümlerinin önemli kısmını belirledi. Özellikle Maine ile bugünkü Kanada’nın New Brunswick eyaleti arasındaki toprak anlaşmazlığı çözüldü; Büyük Göller’den Lake of the Woods’a uzanan bazı sınırlar da kesinleştirildi. İki tarafı 1830’ların sonunda “Aroostook Savaşı” adı verilen silahlı bir krizin eşiğine getiren sorun böylece diplomasiyle çözüldü. Antlaşma ayrıca köle ticaretinin önlenmesi ve iki ülke arasındaki bazı hukuki anlaşmazlıklar konusunda da düzenlemeler getirerek ABD ile Britanya arasındaki ilişkilerin uzun vadede normalleşmesine katkı sağladı.

1854 – Doğayla uyumlu ve sade yaşam düşüncesinin klasiklerinden Walden yayımlandı

Amerikalı yazar ve düşünür Henry David Thoreau’nun Walden ya da Ormanda Yaşam adlı eseri 9 Ağustos 1854’te yayımlandı. Thoreau, 1845’te Massachusetts’teki Walden Gölü kıyısında kendi yaptığı küçük bir kulübeye yerleşmiş ve iki yılı aşkın süre burada yaşayarak insanın gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu sorgulamıştı. Kitapta tüketim alışkanlıklarını, çalışma düzenini, yalnızlığı, doğayla ilişkiyi ve bireysel özgürlüğü tartışan Thoreau, modern hayatın insanı gereksiz ihtiyaçlara bağımlı hâle getirdiğini savundu. İlk yayımlandığında sınırlı ilgi gören Walden, zamanla Amerikan edebiyatının klasiklerinden biri olurken çevreci düşüncenin, gönüllü sadeliğin ve doğaya dönüş hareketlerinin de temel metinlerinden biri hâline geldi.

1873 – Haydarpaşa–İzmit demiryolunun devletçe işletilmeye başlanması İzmit’in ulaşım tarihinde yeni bir dönem açtı

Osmanlı Devleti tarafından bir İngiliz şirkete yaptırılan Haydarpaşa–İzmit demiryolu hattının işletmesini devlet, 9 Ağustos 1873’te üstlendi. İstanbul’un Anadolu yakasını İzmit’e bağlayan hat, kentin başkentle ulaşımını hızlandırırken yolcu ve yük taşımacılığında da yeni bir dönem başlattı. İzmit’in ilerleyen yıllarda önemli bir sanayi, liman ve ulaşım merkezine dönüşmesinde demiryolunun büyük payı oldu. Hat 1880’e kadar devlet tarafından işletildi; ardından işletme imtiyazı bir İngiliz grubuna verildi ve daha sonra Anadolu Demiryolu ağının parçasına dönüştü.

1892 – Edison’un geliştirdiği sistem aynı telgraf hattından birden fazla mesajın aynı anda gönderilmesini sağladı

Thomas Edison, telgraf hatlarının kapasitesini artırmak amacıyla geliştirdiği duplex telgraf sistemi için 9 Ağustos 1892’de ABD patenti aldı. Sistem, elektrik akımının yönü ve şiddetindeki değişikliklerden yararlanarak aynı tel üzerinden birden fazla mesajın eş zamanlı iletilmesine imkân veriyordu. Böylece yeni hatlar çekmeden mevcut telgraf ağlarından daha fazla haberleşme kapasitesi elde edilebildi. Edison bu teknoloji üzerinde 1870’lerde çalışmaya başlamış ve patent başvurusunu 1874’te yapmıştı; buluşu daha sonra telgraf sistemlerinin daha verimli kullanılmasına katkı sağladı.

1896 – Çocukların dünyayı yetişkinlerden farklı biçimde algıladığını göstererek eğitim anlayışını değiştiren Jean Piaget doğdu

İsviçreli psikolog ve epistemolog Jean Piaget, 9 Ağustos 1896’da Neuchâtel’de doğdu. Çocukların yalnızca yetişkinlerden daha az bilgi sahibi olmadığını, dünyayı gerçekten farklı düşünme biçimleriyle algıladığını gösteren çalışmaları çocuk psikolojisi ve eğitim bilimlerinde büyük bir dönüşüm yarattı. Piaget’ye göre çocuklar sayı, zaman, neden-sonuç, nesnelerin sürekliliği ve soyut düşünme gibi kavramları gelişimlerinin farklı aşamalarında kazanıyordu. Daha sonraki araştırmalar onun bazı gelişim aşamalarını tartışmaya açsa da çocukları “küçük yetişkinler” olarak görmek yerine zihinsel gelişimlerini kendi kuralları içinde inceleme yaklaşımı, modern eğitim ve gelişim psikolojisinin temel taşlarından biri oldu.

1897 – Karamürsel’e yerleşen Bosna muhacirlerinin kurduğu Sarıkum, Hamidiye adıyla mahalle oldu

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Balkanlar’dan Anadolu’ya yönelen büyük göç dalgasının Kocaeli’deki izlerinden biri Karamürsel’de oluştu. 1881’de bölgeye gelen 25 hane Bosna muhaciri, kendi satın aldıkları araziler üzerinde evler kurarak Bosna-ı Cedîd-i Sarıkum adıyla yeni bir yerleşim meydana getirdi. Nüfusu zamanla artan yerleşimin ayrı bir mahalle hâline getirilmesi için İzmit Mutasarrıflığı tarafından yapılan başvuru kabul edildi ve 9 Ağustos 1897 tarihli irade-i seniye ile buraya Hamidiye adı verildi. Karamürsel’in bugünkü toplumsal ve kültürel dokusunun oluşmasında Balkan ve Kafkas göçlerinin ne kadar belirleyici olduğunu gösteren örneklerden biri oldu.

1912 – Şarköy-Mürefte depremi Trakya ve Marmara’nın batısında büyük yıkıma yol açtı

9 Ağustos 1912 gecesi Tekirdağ’ın Şarköy ve Mürefte çevresinde meydana gelen 7,3-7,4 büyüklüğündeki deprem, Trakya ile Marmara’nın batısında geniş bir bölgeyi etkiledi. Mürefte ve Şarköy’de neredeyse sağlam yapı kalmazken Gelibolu ve çevredeki çok sayıda köy ağır hasar gördü; deprem sonrasında yangınlar, heyelanlar ve Marmara kıyılarında tsunami dalgaları da meydana geldi. Can kaybına ilişkin tarihî kaynaklar farklı rakamlar verse de yüzlerce insanın öldüğü ve binlerce yapının yıkıldığı biliniyor. İzmit Mutasarrıflığının depremden sonra İstanbul’a gönderdiği raporda sarsıntının İzmit, Adapazarı ve Karamürsel’de yarım dakikadan uzun sürdüğü, buna rağmen bölgede can kaybı veya önemli bir yapı hasarı meydana gelmediği bildirildi. Kuzey Anadolu Fayı’nın batıdaki Ganos segmentini kıran deprem, Marmara Bölgesi’nin deprem tehlikesini anlamak için bugün de incelenen en önemli tarihsel depremlerden biri olarak kabul ediliyor.

1915 – Mustafa Kemal’in komutasındaki Türk kuvvetleri Birinci Anafartalar Muharebesi’nde İngiliz ilerleyişini durdurdu

Çanakkale Cephesi’nde Suvla Koyu’na çıkarma yapan İngiliz birliklerinin Gelibolu Yarımadası’nın içlerine ilerlemesini önlemek amacıyla 9 Ağustos 1915’te Birinci Anafartalar Muharebesi yaşandı. Bir gece önce Anafartalar Grup Komutanlığına getirilen Albay Mustafa Kemal, birlikleri hızla düzenleyerek İngiliz kuvvetlerine karşı taarruza geçti. Şiddetli çatışmaların ardından İngilizler hâkim tepelerden çıkarma yaptıkları kıyı bölgesine doğru geri itildi ve Anafartalar’daki ilerleyişleri durduruldu. Ertesi gün Conkbayırı’nda kazanılan zaferle birlikte bu başarı, İtilaf kuvvetlerinin Çanakkale’de kesin sonuç alma umutlarını büyük ölçüde sona erdirirken Mustafa Kemal’in “Anafartalar Kahramanı” olarak tanınmasını sağladı.

1920 – Yunus Nadi’nin gazetesi, Anadolu’da Yenigün adıyla Ankara’da yayımlanmaya başlayarak Millî Mücadele’nin güçlü seslerinden biri oldu

İstanbul’un işgalinin ardından Anadolu’ya geçen gazeteci ve milletvekili Yunus Nadi, gazetesini ve matbaasını Ankara’ya taşıyarak 9 Ağustos 1920’den itibaren Anadolu’da Yenigün adıyla yayımlamaya başladı. Millî Mücadele’nin hedeflerini kamuoyuna anlatan ve Ankara hükûmetini destekleyen gazete, savaş yıllarının etkili basın organlarından biri oldu. Sakarya Meydan Muharebesi sırasında kısa süreliğine Kayseri’ye taşınan Anadolu’da Yenigün, zaferin ardından yeniden Ankara’ya döndü. Yunus Nadi, 1924’te gazeteyi İstanbul’a taşıdı ve yayınını Cumhuriyet adıyla sürdürmeye başladı. Böylece 9 Ağustos 1920’de Ankara’da başlayan yayın dönemi, Türkiye basın tarihinin en uzun soluklu gazetelerinden birinin de önemli aşamalarından birini oluşturdu.

1927 – İnsan zekâsını makinelere öğretmeye çalışan yapay zekâ öncüsü Marvin Minsky doğdu

Bilgisayar bilimci Marvin Minsky, 9 Ağustos 1927’de New York’ta doğdu. Henüz bilgisayarların son derece ilkel olduğu 1950’lerde, makinelerin öğrenip öğrenemeyeceğini ve insan zihninin bilgisayarlarla modellenip modellenemeyeceğini araştırmaya başladı. Dean Edmonds ile birlikte öğrenme yeteneğine sahip erken sinir ağı makinelerinden SNARC’ı geliştirdi; daha sonra Massachusetts Teknoloji Enstitüsündeki yapay zekâ çalışmalarının kurucu isimlerinden biri oldu. Robotik, bilgisayarlı görme, sinir ağları ve insan zihninin işleyişi üzerine yaptığı çalışmalarla yapay zekânın ayrı bir bilim alanına dönüşmesine katkıda bulunan Minsky, bugün günlük hayatın parçası hâline gelen yapay zekâ teknolojilerinin en erken öncülerinden biri olarak kabul ediliyor.

1928 – Atatürk yeni Türk harflerini Sarayburnu’nda halka tanıtarak Harf Devrimi’nin en önemli adımlarından birini attı

Cumhuriyet Halk Fırkasının 9 Ağustos 1928 akşamı İstanbul Sarayburnu’nda düzenlediği eğlenceye katılan Mustafa Kemal Atatürk, burada yaptığı konuşmada Latin alfabesi esas alınarak hazırlanan yeni Türk harflerini halka tanıttı. Yeni alfabenin Türkçeyi daha kolay ve doğru biçimde yazmaya imkân vereceğini anlatan Atatürk, toplumun kısa sürede yeni yazıyı öğrenmesi gerektiğini vurguladı. Bu konuşmanın ardından yeni harflerin öğretilmesi için ülke çapında yoğun bir hazırlık ve eğitim seferberliği başladı. “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” 1 Kasım 1928’de TBMM’de kabul edildi; böylece Arap harfleri yerine bugün kullandığımız Latin esaslı Türk alfabesine geçiş yasal hâle geldi.

1929 – Doğrulama ve tarafsızlığı Türk gazeteciliğinin temel ilkelerine dönüştüren Abdi İpekçi doğdu

Türk basınının en önemli gazetecilerinden Abdi İpekçi, 9 Ağustos 1929’da İstanbul’da doğdu. 1950’lerde çalışmaya başladığı Milliyet gazetesinde kısa sürede yükselerek genel yayın yönetmenliğine gelen İpekçi, haberlerin doğrulatılması, farklı görüşlere söz hakkı verilmesi ve gazetecinin siyasi kamplardan bağımsız durması konusunda Türk basınında güçlü bir meslek anlayışı oluşturdu. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için de çaba gösteren İpekçi, 1 Şubat 1979’da İstanbul’daki evinin yakınında Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Ölümünden sonra adına verilen gazetecilik ödülleriyle yaşatılan İpekçi, Türkiye’de güvenilir gazeteciliğin simge isimlerinden biri oldu.

1930 – Fethi Okyar’ın Atatürk’e yeni bir muhalefet partisi kurmak istediğini bildirmesi Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşunu hızlandırdı

Türkiye’nin tek parti yönetiminden yeniden çok partili hayata geçiş denemelerinden biri 1930 yazında başladı. Atatürk’le yaptığı görüşmelerin ardından eski başbakan ve Paris Büyükelçisi Ali Fethi Okyar, 9 Ağustos 1930’da Atatürk’e yazdığı mektupta cumhuriyetçi ve laik esaslara bağlı, ancak Cumhuriyet Halk Fırkasının ekonomi ve iç politika uygulamalarına muhalefet edecek yeni bir parti kurmak istediğini bildirdi. Atatürk 11 Ağustos’ta girişimi desteklediğini açıkladı; Serbest Cumhuriyet Fırkası 12 Ağustos’ta kuruldu. Parti yalnız birkaç ay yaşayacak ancak kısa sürede gördüğü büyük ilgi, Türkiye’de siyasi muhalefete yönelik güçlü toplumsal talebi ortaya koyacaktı.

1930 – Popüler Yeşilçam filmlerinden ödüllü toplumsal dramalara uzanan kariyeriyle yönetmen Süreyya Duru doğdu

Türk sinemasının önemli yönetmen ve yapımcılarından Süreyya Duru, 9 Ağustos 1930’da Samsun’da doğdu. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin ardından sinemaya giren Duru, 1960’tan itibaren yönetmenlik yapmaya başladı. Kariyerinin ilk dönemlerinde Malkoçoğlu gibi geniş seyirci kitlesine ulaşan popüler filmler çekerken daha sonra Bedrana, Kara Çarşaflı Gelin ve Güneşli Bataklık gibi toplumsal sorunlara yönelen filmlere imza attı. 1986’da Hülya Avşar’ın başrolünü oynadığı ilk Fatmagül’ün Suçu Ne? filmini de yöneten Duru, Yeşilçam’ın popüler sinemasıyla daha kişisel ve toplumsal sinema arayışlarını aynı kariyerde buluşturan yönetmenlerden biri oldu.

1930 – Animasyon tarihinin ilk büyük kadın ikonlarından Betty Boop sinema perdesine çıktı

Çizgi film tarihinin en tanınmış karakterlerinden Betty Boop, 9 Ağustos 1930’da gösterime giren Dizzy Dishes adlı kısa animasyonda ilk kez seyirci karşısına çıktı. Max Fleischer’ın stüdyosunda yaratılan karakter ilk görünüşünde bugünkü hâlinden oldukça farklıydı ve insan özellikleri taşıyan bir köpek olarak tasarlanmıştı. Kısa süre içinde tamamen insan biçimine dönüştürülen Betty; kısa elbisesi, kıvırcık saçları, flörtöz tavırları ve dönemin “flapper” modasını yansıtan görünümüyle 1930’ların popüler kültür ikonlarından biri oldu. Sinema tarihinin ilk büyük kadın çizgi karakterlerinden sayılan Betty Boop, yaklaşık bir asır sonra bile reklam, moda ve popüler kültürde kullanılmaya devam ediyor.

1936 – Jesse Owens Berlin Olimpiyatları’ndaki dördüncü altınını kazanarak Nazi Almanyası’nın ırkçı propagandasına güçlü bir cevap verdi

Amerikalı atlet Jesse Owens, 9 Ağustos 1936’da Berlin Olimpiyatları’nda ABD’nin 4×100 metre bayrak takımında yarışarak dördüncü altın madalyasını kazandı. Daha önce 100 metre, 200 metre ve uzun atlamada da şampiyon olan Owens, böylece oyunların en başarılı atletine dönüştü. Nazi yönetiminin Berlin Olimpiyatları’nı “Aryan ırkının üstünlüğünü” sergileyen bir propaganda gösterisi olarak kullanmaya çalıştığı ortamda siyah bir sporcunun dört altın madalya kazanması bütün dünyada büyük yankı uyandırdı. Owens’ın Berlin’deki başarısı, spor tarihinin yanı sıra ırkçılık karşıtı hafızanın da en güçlü sembollerinden biri oldu.

1942 – Şostakoviç’in Leningrad Senfonisi, kuşatma altındaki kentte direnişin simgesine dönüştü

Dimitri Şostakoviç’in 7. Senfonisi, 9 Ağustos 1942’de Alman kuşatması altındaki Leningrad’da seslendirildi. Kentte açlık, bombardıman ve hastalık nedeniyle binlerce insan hayatını kaybederken orkestranın müzisyenleri de büyük kayıplar vermişti; konser için hayatta kalan sanatçılar toparlandı, eksik kadro cephedeki askerî bandolardan getirilen müzisyenlerle tamamlandı. Konserden önce Sovyet topçusu, Alman mevzilerini susturmak amacıyla yoğun ateş açtı ve senfoni hoparlörlerle hem şehir halkına hem de Alman hatlarına dinletildi. Şostakoviç’in eseri böylece yalnız bir konser olmaktan çıktı, kuşatma altındaki Leningrad’ın teslim olmayacağını gösteren güçlü bir kültürel direniş simgesine dönüştü.

1942 – İngiliz yönetimi Gandhi’yi tutuklayarak Hindistan’dan Çık hareketinin lider kadrosunu etkisizleştirmeye çalıştı

Mahatma Gandhi’nin bir gün önce “Ya yapacağız ya öleceğiz” çağrısıyla İngiliz yönetiminin Hindistan’dan çekilmesini istemesinin ardından sömürge yönetimi harekete geçti. Gandhi, 9 Ağustos 1942 sabahı Bombay’daki Birla House’da tutuklandı; Hindistan Ulusal Kongresinin önde gelen yöneticileri de aynı gün gözaltına alındı. Pune’daki Aga Khan Sarayı’nda hapsedilen Gandhi, Mayıs 1944’e kadar burada tutuldu; eşi Kasturba Gandhi ve yakın çalışma arkadaşı Mahadev Desai de gözaltı sırasında burada hayatını kaybetti. Liderlerinin tutuklanması Hindistan’dan Çık hareketini sona erdirmek yerine ülke çapında grevlerin, protestoların ve İngiliz yönetimine karşı kitlesel direnişin yayılmasına yol açtı.

1944 – Tiyatrodan televizyona uzanan uzun kariyeriyle kuşakların tanıdığı Nevra Serezli doğdu

Tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Nevra Serezli, 9 Ağustos 1944’te Ankara’da doğdu. Robert Kolej’in ardından ABD’de tiyatro eğitimi alan Serezli, profesyonel sanat hayatına 1965’te Dormen Tiyatrosunda başladı; Ankara Sanat Tiyatrosu, Çevre Tiyatrosu, Devekuşu Kabare ve Tiyatro İstanbul gibi önemli topluluklarda sahneye çıktı. Sinema ve seslendirme çalışmalarının yanı sıra televizyon dizilerinde de geniş kitlelere ulaştı. Özellikle Sihirli Annem’de altı sezon boyunca canlandırdığı Dudu karakteriyle yeni kuşakların da yakından tanıdığı bir oyuncuya dönüştü.

1945 – ABD’nin Nagasaki’ye attığı atom bombası on binlerce insanı öldürdü ve nükleer çağın en büyük felaketlerinden birini yarattı

ABD’ye ait B-29 bombardıman uçağı Bockscar, 9 Ağustos 1945 saat 11.02’de Japonya’nın Nagasaki kentine “Fat Man” adı verilen plütonyum bombasını attı. Hiroşima’nın bombalanmasından yalnızca üç gün sonra gerçekleşen saldırı, kentin geniş bölümünü birkaç saniye içinde yok etti. Nagasaki Belediyesi’nin kayıtlarına göre bombardıman ve hemen sonrasındaki etkiler nedeniyle 73 bin 884 kişi hayatını kaybetti, 74 bin 909 kişi yaralandı; radyasyonun yol açtığı hastalıklar sonraki yıllarda da can almaya devam etti. Japonya, Sovyetler Birliği’nin savaşa girmesi ve iki atom bombasının yarattığı yıkımın ardından 15 Ağustos’ta teslim olacağını açıkladı. Nagasaki, bugüne kadar savaşta nükleer silah kullanılan son şehir olarak kaldı.

1945 – Sovyet ordusunun Mançurya’ya girmesi Japonya’nın teslimiyetini hızlandıran ikinci büyük darbeyi vurdu

Sovyetler Birliği, Japonya’ya savaş ilan etmesinin hemen ardından 9 Ağustos 1945’in ilk saatlerinde Japon işgali altındaki Mançurya’ya büyük bir askerî harekât başlattı. Bir milyondan fazla Sovyet askerinin farklı yönlerden ilerlediği taarruz, Japonya’nın en güçlü birliklerinden sayılan Kwantung Ordusu’nun kısa sürede çökmesine yol açtı. Aynı gün ABD Nagasaki’ye ikinci atom bombasını attı. Böylece Japon yönetimi birkaç gün içinde Hiroşima’nın yıkımı, Sovyetler Birliği’nin savaşa girmesi ve Nagasaki bombardımanıyla karşı karşıya kaldı. Japonya’nın 15 Ağustos’ta teslim olacağını açıklamasında atom bombalarıyla birlikte Sovyet müdahalesinin de önemli rol oynadığı, savaş tarihçiliğinde üzerinde en çok tartışılan konulardan biri olmaya devam ediyor.

1947 – Sıkıyönetimin kapattığı muhalif gazetelerin tutuklu yöneticileri beraat etti

Demokrat Parti’nin kuruluşuyla Türkiye’de çok partili hayat yeniden başlarken iktidar ile muhalif basın arasındaki gerilim de hızla büyüdü. Adnan Menderes’in 18 Nisan 1947’de İzmir’de yaptığı sert hükûmet eleştirilerini yayımlayan Tasvir, Kuvvet, Demokrat İzmir, Yeni Asır ve Demokrasi gazeteleri sıkıyönetim tarafından kapatıldı; yöneticileri tutuklanarak İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Mahkeme, 9 Ağustos 1947’de tutuklu gazetecilerin beraatine karar verdi. Olay, çok partili hayata geçişin ilk yıllarında siyasi muhalefet kadar basın özgürlüğünün de ne kadar sancılı bir süreçten geçtiğinin çarpıcı örneklerinden biri oldu.

1949 – Türkiye’nin Avrupa Konseyine katılması, savaş sonrası Avrupa kurumlarıyla bütünleşmesinin ilk büyük adımlarından biri oldu

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü temelinde Avrupa ülkelerini ortak bir yapı altında buluşturmak amacıyla kurulan Avrupa Konseyi, Türkiye’yi 1949 yılında kuruluşundan hemen sonra üyeliğe kabul etti. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin tarih kayıtlarında Türkiye’nin katılım tarihi 9 Ağustos 1949 olarak yer alıyor. Türkiye böylece savaş sonrasında Batı Avrupa’yla kurduğu ilk büyük kurumsal bağlardan birini oluşturdu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni 1950’de ilk imzalayan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliği, daha sonraki yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sistemine dâhil olmasının da temelini oluşturdu.

1951 – İşçilere hafta tatili ve genel tatillerde ücret ödenmesini sağlayan kanun kabul edildi

Türkiye’de işçilerin ücretli dinlenme hakkının gelişmesindeki önemli adımlardan biri 9 Ağustos 1951’de atıldı. TBMM’de kabul edilen 5837 sayılı kanunla, belirli koşulları yerine getiren işçilere çalışmadıkları hafta tatili günleri için ücret ödenmesi ve genel tatil günlerinin de ücret hakkı kapsamına alınması düzenlendi. İlk düzenlemede hafta tatili için yarım gündelik ücret öngörülürken bu hak sonraki yıllarda genişletildi ve 1956’da tam gündeliğe çıkarıldı. Bugün çalışma hayatının olağan haklarından biri olarak görülen ücretli hafta tatilinin Türkiye’de yerleşmesinde 1951 tarihli düzenleme önemli bir dönüm noktası oldu.

1951 – Türk tiyatrosuna 1980 sonrasındaki dönemde yeni bir dil kazandıran oyun yazarı Memet Baydur doğdu

Oyun yazarı, denemeci ve öykücü Memet Baydur, 9 Ağustos 1951’de Ankara’da doğdu. Limon, Cumhuriyet Kızı, Yangın Yerinde Orkideler, Kamyon, Düdüklüde Kıymalı Bamya ve Lozan gibi oyunlarında gündelik hayatın içindeki yalnızlıkları, toplumsal çelişkileri ve Türkiye’nin değişen insanını mizah, ironi ve sıra dışı diyaloglarla anlattı. Geleneksel gerçekçi tiyatro kalıplarını kırarak Batı tiyatrosuyla yerli anlatım biçimlerini özgün bir üslupla birleştiren Baydur, özellikle 1980 sonrasında Türk oyun yazarlığının yenilenmesinde etkili oldu. 2000’de Güne Bakan Cam Kırıkları oyunuyla Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’nü kazanan yazar, 2001’de 50 yaşında hayatını kaybetti.

1954 – Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya Balkanlar’da Sovyet tehdidine karşı askerî ittifak kurdu

Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya, 9 Ağustos 1954’te Yugoslavya’nın Bled kentinde İttifak, Siyasi İş Birliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması’nı imzaladı. Bir yıl önce Ankara’da yapılan dostluk ve iş birliği anlaşmasını askerî bir ittifaka dönüştüren düzenlemeye göre taraflardan birine veya birkaçına yapılacak saldırı, diğerlerini de ilgilendirecek ve saldırıya uğrayan ülkeye ortak savunma kapsamında yardım edilecekti. Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyesi, Sovyetler Birliği’yle yollarını ayırmış Yugoslavya’nın ise sosyalist bir ülke olması, ittifakı Soğuk Savaş’ın dikkat çekici oluşumlarından birine dönüştürdü. Yirmi yıl için kurulan Balkan İttifakı uzun ömürlü olamadı; Yugoslavya’nın Sovyetler Birliği’yle ilişkilerini düzeltmesi ve Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs sorununun büyümesi üzerine 1955’ten itibaren etkisini büyük ölçüde kaybetti.

1957 – Auschwitz’de kadınları zorla kısırlaştırma deneylerinde kullanan Nazi doktoru Carl Clauberg yargılanamadan öldü

Alman jinekolog Carl Clauberg, Nazi yönetiminin emriyle Auschwitz toplama kampında yüzlerce Yahudi kadın üzerinde kitlesel kısırlaştırma yöntemleri geliştirmek amacıyla insanlık dışı deneyler yaptı. Kadınların üreme organlarına kimyasal maddeler enjekte ederek şiddetli iltihaplanma ve kalıcı kısırlık yaratmaya çalışan deneyler; ağır kanamalara, enfeksiyonlara, organ yetmezliğine ve ölümlere yol açtı. Bazı kurbanlar ise deneylerin sonuçlarını incelemek amacıyla öldürüldü. Savaş sonrasında Sovyetler Birliği’nde 25 yıl hapse mahkûm edilen Clauberg, 1955’te serbest bırakılarak Batı Almanya’ya döndü ve yeniden tutuklandı. Ancak hakkında açılacak dava başlamadan, 9 Ağustos 1957’de Kiel’deki cezaevinde hayatını kaybetti.

1958 – “Nostalji” albümleriyle klasik Türk müziğini yeniden geniş kitlelere taşıyan Muazzez Ersoy doğdu

Gerçek adı Hatice Yıldız Levent olan Muazzez Ersoy, 9 Ağustos 1958’de doğdu. 1990’larda yayımladığı “Nostalji” albüm serisiyle Türk sanat müziğinin ve geçmiş dönemlerin sevilen şarkılarını yeni kuşaklarla buluşturdu; yüksek satış rakamları ve televizyon programlarıyla dönemin en tanınmış ses sanatçılarından birine dönüştü. “Nostalji Kraliçesi” olarak anılan Ersoy, 1998’de Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü ve 2006’da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından iyi niyet elçisi seçildi.

1960 – SEKA işçilerinin 9 Ağustos’ta yapacağı sendika kongresi valilik kararıyla bir kez daha ertelendi

27 Mayıs darbesinin ardından SEKA’da işçi temsilciliği ve sendika yönetimi üzerindeki mücadele sertleşirken, 9 Ağustos 1960’ta yapılması planlanan sendika kongresi Kocaeli Valiliğinin emriyle yeniden ertelendi. Birkaç gün önce yapılan işçi mümessilliği seçimlerinde Halit Cansever ve arkadaşları yeniden seçilmişti; ancak aynı dönemde fabrikadaki eski siyasi kamplaşmaların tasfiye edilmesi ve yeni sendika yönetiminin belirlenmesi konusunda askerî yönetimin yoğun müdahalesi yaşanıyordu. Dönemin yerel gazetelerine dayanan araştırmalar, kongrenin ertelenmesinin ardından Cansever ve ekibinin temsilcilikten ayrıldığını, birkaç ay sonra yapılan seçimlerde ise işçilerin aynı isimleri yeniden seçtiğini gösteriyor. Olay, SEKA’nın yalnız Türkiye’nin kâğıt sanayisindeki değil, Kocaeli’nin işçi ve sendika tarihindeki belirleyici yerini gösteren erken örneklerden biri oldu.

1962 – Siddhartha ve Bozkırkurdu’yla kuşakların içsel arayışını anlatan Nobel ödüllü yazar Hermann Hesse öldü

Alman-İsviçreli yazar Hermann Hesse, 9 Ağustos 1962’de İsviçre’nin Montagnola kasabasında hayatını kaybetti. Demian, Siddhartha, Bozkırkurdu ve Boncuk Oyunu gibi romanlarında bireyin toplumla çatışmasını, kimlik arayışını, yalnızlığı ve ruhsal dönüşümü anlattı. Özellikle Doğu düşüncesi ve bireyin iç dünyasına duyduğu ilgi, eserlerini 1960’lardan itibaren genç kuşaklar arasında yeniden popüler hâle getirdi. Hesse, “giderek daha cesur ve derinleşen yazıları” nedeniyle 1946 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü ve 20. yüzyıl dünya edebiyatının en çok okunan yazarlarından biri oldu.

1963 – I Will Always Love You ile pop müzik tarihinin en unutulmaz seslerinden birine dönüşecek Whitney Houston doğdu

Amerikalı şarkıcı ve oyuncu Whitney Houston, 9 Ağustos 1963’te New Jersey’de doğdu. Güçlü sesi ve geniş vokal aralığıyla 1980’lerin ortasından itibaren dünya pop müziğinin en büyük yıldızlarından birine dönüşen Houston; I Wanna Dance with Somebody, Greatest Love of All ve How Will I Know gibi şarkılarla büyük başarı kazandı. 1992’de Kevin Costner’la başrolünü paylaştığı The Bodyguard filmi için seslendirdiği Dolly Parton bestesi I Will Always Love You, müzik tarihinin en çok satan single’larından ve en tanınmış vokal performanslarından biri oldu. Altı Grammy ödülü kazanan Houston’ın özel hayatı ve bağımlılık sorunları da uzun yıllar magazin basınının gündeminden düşmedi; sanatçı 2012’de 48 yaşında hayatını kaybetti.

1964 – Türk Hava Kuvvetlerinin ikinci gün müdahalesi Erenköy’deki Rum-Yunan saldırısının durmasını sağladı

Kıbrıs’ta Erenköy ve çevresindeki Türk yerleşimlerini kuşatan Rum-Yunan kuvvetlerine karşı Türkiye’nin başlattığı hava harekâtı 9 Ağustos 1964’te ikinci gününde devam etti. Bir gün önceki harekâtta Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı düşürülmüş ve Topel esir alındıktan sonra hayatını kaybetmişti. 9 Ağustos’ta iki dalga hâlinde toplam 64 Türk savaş uçağı Rum-Yunan mevzilerine müdahale etti. Ağır kayıpların ardından saldırı durdu ve ateşkese giden süreç başladı. Erenköy Direnişi, Kıbrıs Türklerinin 1960’lı yıllardaki varoluş mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri olurken Türkiye’nin Kıbrıs’a doğrudan askerî müdahalede bulunabileceğini de açık biçimde ortaya koydu.

1969 – Charles Manson’ın takipçileri hamile oyuncu Sharon Tate ve dört kişiyi öldürerek Hollywood’u dehşete düşürdü

Charles Manson’ın “Family” adı verilen grubunun üyeleri, 9 Ağustos 1969’un ilk saatlerinde Los Angeles’taki Cielo Drive’da yönetmen Roman Polanski ile eşi Sharon Tate’in yaşadığı eve girdi. Polanski şehir dışındaydı; sekiz buçuk aylık hamile olan 26 yaşındaki Tate ile arkadaşları Jay Sebring, Abigail Folger ve Wojciech Frykowski öldürüldü. Evden ayrılmak üzere olan 18 yaşındaki Steven Parent da saldırganlar tarafından vurularak hayatını kaybetti. Manson cinayetlere bizzat katılmadı ancak saldırıyı takipçilerine emrettiği gerekçesiyle daha sonra cinayetten mahkûm edildi. Grup ertesi gece Leno ve Rosemary LaBianca çiftini de öldürdü. “Tate-LaBianca cinayetleri” olarak anılan olaylar ABD’yi sarsarken Manson, sonraki yıllarda popüler kültürün en karanlık suç figürlerinden birine dönüştü.

1970 – Hükûmet Türk lirasının değerini yaklaşık yüzde 66 düşüren büyük devalüasyon kararını açıkladı

Süleyman Demirel hükûmeti, Türkiye ekonomisindeki döviz ve dış ödeme sorunları büyürken Ağustos 1970’te Cumhuriyet döneminin en sert devalüasyonlarından birine gitti. 9 Ağustos’ta açıklanan kararla Türk lirasının dış değeri yaklaşık yüzde 66 düşürüldü; bir ABD dolarının kuru 9 liradan 15 liraya çıkarıldı. Yeni kur 10 Ağustos’tan itibaren uygulanmaya başladı. Hükûmet ihracatı artırmayı, ithalat üzerindeki baskıyı azaltmayı ve döviz darboğazını hafifletmeyi amaçlıyordu; ancak devalüasyon kısa sürede ithal ürünlerden günlük tüketim mallarına uzanan fiyat artışlarını da beraberinde getirdi. Karar, 1970’li yıllar boyunca Türkiye ekonomisine damgasını vuracak yüksek enflasyon ve döviz sıkıntısının önemli eşiklerinden biri oldu.

1972 – Modern Türk idare hukukunun kurucusu ve İstanbul Üniversitesi’nin seçimle gelen ilk rektörü Sıddık Sami Onar öldü

Ordinaryüs Profesör Sıddık Sami Onar, 9 Ağustos 1972’de İstanbul’da hayatını kaybetti. 1933 Üniversite Reformu’nun ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde idare hukuku profesörü olan Onar, 1946’da üniversitenin seçimle göreve gelen ilk rektörü oldu. Türk idare hukukunun temel eserlerinden İdare Hukukunun Umumi Esasları adlı çalışmasıyla hukuk eğitimine kalıcı katkı sağladı. 27 Mayıs 1960’tan sonra yeni anayasanın hazırlanması için oluşturulan hukuk heyetine başkanlık eden Onar, askerî yönetimin 147 öğretim üyesini üniversitelerden uzaklaştırmasına tepki göstererek rektörlükten istifa etti. Üniversite özerkliğinin güçlü savunucularından biri olarak Cumhuriyet dönemi hukuk ve akademi tarihinde önemli bir yer edindi.

1973 – Döviz sıkıntısı büyürken Türkiye’de dolar alımına kısıtlama getirildi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının yayımladığı genelgeyle 9 Ağustos 1973’te döviz alımına yönelik yeni sınırlamalar uygulanmaya başladı. İstanbul’daki bankaların bir kişiden 200 dolardan fazla döviz bozmaması kararlaştırılırken dolar alım ve satımı üzerindeki denetim sıkılaştırıldı. Düzenleme, Türkiye’nin döviz işlemlerinin devlet kontrolünde yürütüldüğü ve yabancı paraya ulaşmanın bugünkünden çok daha zor olduğu dönemin çarpıcı örneklerinden biriydi. 1970’lerin ilerleyen yıllarında petrol krizinin de etkisiyle büyüyen dış ödeme sorunları ve döviz kıtlığı, ithalatın aksamasına ve Türkiye ekonomisinin ağır bir darboğaza sürüklenmesine yol açacaktı.

1974 – Türkiye’de gravür sanatının öncü isimlerinden Aliye Berger öldü

Ressam ve gravür sanatçısı Aliye Berger, 9 Ağustos 1974’te doğup büyüdüğü Büyükada’da hayatını kaybetti. Londra’da John Buckland Wright’ın atölyesinde gravür eğitimi alan Berger, Türkiye’ye döndükten sonra bu tekniğin henüz yaygın olmadığı bir dönemde özgün ve dışavurumcu eserleriyle dikkat çekti. 1954’te Yapı Kredi Bankasının düzenlediği “İş ve İstihsal” konulu yarışmada Güneşin Doğuşu adlı eseriyle birincilik kazanarak geniş sanat çevrelerince tanındı; ertesi yıl Tahran Bienali’nde ikincilik ödülü aldı. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kardeşi, ressam Fahrelnissa Zeid’in de kız kardeşi olan Berger, Türk modern sanatının en özgün kadın sanatçılarından biri olarak kabul edilir.

1974 – Watergate nedeniyle istifa eden Richard Nixon’ın yerine Gerald Ford ABD Başkanı oldu

Watergate skandalı nedeniyle görevde kalması imkânsız hâle gelen Richard Nixon’ın istifası, 9 Ağustos 1974’te resmen yürürlüğe girdi. Başkan Yardımcısı Gerald Ford aynı gün yemin ederek ABD’nin 38. Başkanı oldu. Ford’un başkanlığa gelişi Amerikan tarihinde benzersizdi; 1973’te Başkan Yardımcısı Spiro Agnew’in istifasının ardından Kongre tarafından başkan yardımcılığına atanmış, bir yıl sonra da Nixon’ın istifasıyla seçim kazanmadan başkanlığa yükselmişti. Böylece Ford, ABD tarihinde ne başkan ne de başkan yardımcısı olarak halk tarafından seçilmeden Beyaz Saray’a çıkan tek kişi oldu.

1975 – Sovyet döneminin baskılarını ve savaşın karanlığını müziğine taşıyan Dmitri Şostakoviç öldü

  1. yüzyılın en önemli bestecilerinden Dmitri Şostakoviç, 9 Ağustos 1975’te Moskova’da hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği’nde bütün sanatçıların devletin ideolojik denetimi altında yaşadığı bir dönemde eser veren Şostakoviç, kimi zaman rejim tarafından ödüllendirildi, kimi zaman da “biçimcilik” ve burjuva etkileri taşıdığı gerekçesiyle ağır biçimde eleştirildi. On beş senfoni, on beş yaylı çalgılar dörtlüsü, operalar, konçertolar ve film müzikleri besteleyen sanatçının eserlerinde savaş, korku, ölüm, ironi ve baskı altında yaşamanın yarattığı gerilim belirgin biçimde hissedildi. Özellikle Nazi kuşatması altındaki Leningrad’ın direnişiyle özdeşleşen 7. Senfonisi, yalnız klasik müziğin değil İkinci Dünya Savaşı’nın kültürel hafızasının da simgelerinden biri oldu.

1980 – Ses duvarını aşan ilk kadın pilot Jacqueline Cochran öldü

Amerikalı pilot ve iş insanı Jacqueline Cochran, 9 Ağustos 1980’de Kaliforniya’da hayatını kaybetti. Uçmayı yaklaşık 30 yaşında öğrenmesine rağmen kısa sürede dönemin en başarılı yarış ve test pilotlarından birine dönüştü; çok sayıda hız, irtifa ve mesafe rekoru kırdı. II. Dünya Savaşı sırasında kadın pilotların askerî uçakları taşıması ve diğer görevlerde kullanılmasını sağlayan Women Airforce Service Pilots programının örgütlenmesinde ve yönetilmesinde önemli rol oynadı. Cochran, 1953’te F-86 Sabre jetiyle ses hızını aşarak bunu başaran ilk kadın oldu; daha sonra Mach 2’yi geçen ilk kadın olarak da havacılık tarihine geçti. Öldüğünde, kırdığı uçuş rekorlarının sayısı dönemin erkek ve kadın pilotlarının tümünden fazlaydı.

1983 – Eti tuzlama hareketiyle “Salt Bae” adı altında dünya çapında internet fenomenine dönüşecek Nusret Gökçe doğdu

Türk kasap ve restoran işletmecisi Nusret Gökçe, 9 Ağustos 1983’te doğdu. Etin üzerine tuzu dirseğinin üzerinden döktüğü gösterişli hareketin yer aldığı video 2017’de sosyal medyada yayılarak küresel bir internet fenomenine dönüştü ve Gökçe “Salt Bae” adıyla tanınmaya başladı. Nusr-Et restoranlarını New York, Londra ve Dubai gibi kentlere taşıyan Gökçe; ünlü müşterileri, altın kaplı etleri ve yüksek fiyatlarıyla da uzun süre magazin ve sosyal medyanın gündeminde kaldı. 2022 Dünya Kupası finalinin ardından sahaya girerek kupayı eline alması ise FIFA’nın inceleme başlatmasına kadar uzanan yeni bir tartışma yarattı.

1983 – Türkiye’de çevrenin korunmasını bütüncül bir yasal çerçeveye bağlayan Çevre Kanunu kabul edildi

Türkiye’de çevrenin korunmasına ilişkin temel yasal düzenleme olan 2872 sayılı Çevre Kanunu, 9 Ağustos 1983’te kabul edildi. Sanayileşme, kentleşme, hava ve su kirliliği gibi sorunların giderek görünür hâle geldiği bir dönemde çıkarılan kanun; çevrenin korunması, kirliliğin önlenmesi ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılmasını ortak bir hukuki çerçeve altında topladı. Daha sonraki yıllarda çok sayıda değişikliğe uğrayan yasa, Türkiye’nin çevre mevzuatının temel dayanaklarından biri olmaya devam etti. Yoğun sanayi tesisleri ve çevresel baskının uzun yıllardır önemli bir gündem oluşturduğu Kocaeli açısından da Çevre Kanunu özel bir anlam taşıyor.

1986 – Queen, kimsenin bunun bir veda olduğunu bilmediği gecede Freddie Mercury ile son konserini verdi

Queen, 9 Ağustos 1986’da İngiltere’deki Knebworth Park’ta yaklaşık 120 bin kişinin izlediği büyük bir konser verdi. Magic Tour’un son durağı olan gecenin o sırada tarihî bir vedaya dönüşeceğini ne seyirciler ne de grubun büyük bölümü biliyordu. Freddie Mercury, Brian May, Roger Taylor ve John Deacon’dan oluşan klasik Queen kadrosu bu konserden sonra bir daha birlikte sahneye çıkmadı. Grup sonraki yıllarda Mercury ile stüdyo çalışmalarını sürdürdü ancak Mercury yeniden konser vermedi ve 1991’de hayatını kaybetti. Böylece Knebworth gecesi, sonradan rock tarihinin en hüzünlü vedalarından biri olarak hatırlanmaya başladı.

1991 – Astronotlar bir dizüstü bilgisayarla uzaydan Dünya’ya ilk e-postayı gönderdi

Uzay mekiği Atlantis’in STS-43 görevi sırasında astronotlar Shannon Lucid ve James Adamson, 9 Ağustos 1991’de bir Macintosh Portable bilgisayar kullanarak Dünya’ya elektronik mesaj gönderdi. Apple’ın AppleLink ağı üzerinden Houston’daki Johnson Uzay Merkezine ulaştırılan mesaj, uzaydan gönderilen ilk e-posta olarak tarihe geçti. Bugünün dizüstü bilgisayarlarıyla karşılaştırıldığında yaklaşık yedi kilogram ağırlığındaki Macintosh Portable’ın kullanıldığı deney, astronotların yörüngeden sıradan bilgisayar ağları üzerinden iletişim kurabileceğini gösterdi. O tarihte henüz geniş kitlelerin adını bile duymadığı e-posta, birkaç yıl sonra internetle birlikte günlük yaşamın temel iletişim araçlarından birine dönüşecekti.

1992 – Barcelona Olimpiyatları sona ererken Türkiye altı madalya kazandı ve kadınlarda ilk kez olimpiyat kürsüsüne çıktı

İspanya’nın Barcelona kentinde 25 Temmuz’da başlayan 25. Yaz Olimpiyat Oyunları, 9 Ağustos 1992’de sona erdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından oluşan yeni dünya düzeninin de ilk olimpiyatı olan oyunlara 169 ülkeden 9 bini aşkın sporcu katıldı. ABD’nin NBA yıldızlarından kurulu ve “Dream Team” adıyla tarihe geçen basketbol takımı oyunların en büyük ilgi odağı olurken Barcelona 1992, organizasyonu ve kente bıraktığı mirasla modern olimpiyat tarihinin en başarılı oyunlarından biri olarak anıldı.

Türkiye oyunları 2 altın, 2 gümüş ve 2 bronz olmak üzere altı madalyayla tamamladı. Halterde Naim Süleymanoğlu ile grekoromen güreşte Mehmet Akif Pirim altın; güreşçiler Hakkı Başar ve Kenan Şimşek gümüş; judocu Hülya Şenyurt ile güreşçi Ali Kayalı bronz madalya kazandı. Naim Süleymanoğlu böylece Seul 1988’in ardından üst üste ikinci olimpiyat şampiyonluğuna ulaştı. Henüz 19 yaşındaki Hülya Şenyurt ise judoda kazandığı bronz madalyayla olimpiyatlarda madalya alan ilk Türk kadın sporcu olarak tarihe geçti.

1994 – Hürriyet’in Aydın Doğan’a geçmesi Türk medyasında yeni bir güç merkezinin doğuşunu simgeledi

Türkiye’nin en etkili gazetelerinden Hürriyet’in kontrolü, 9 Ağustos 1994’te Simavi ailesinden Aydın Doğan’ın grubuna geçti. Doğan Grubu, haziran ayında Hürriyet Holding’in yüzde 50’sini almak için anlaşmış; ağustostaki ek hisse devriyle payını yüzde 70’e çıkararak gazetenin yönetimini tamamen üstlenmişti. Milliyet’in de sahibi olan Aydın Doğan, Hürriyet’in katılmasıyla 1990’lar ve 2000’lerde gazete, televizyon, dergi, dağıtım ve reklam alanlarında Türkiye’nin en büyük medya gruplarından birini oluşturdu. Satış, basında sermaye yoğunlaşması ve medya sahipliği tartışmalarının da uzun yıllar gündemde kalmasına yol açtı.

1996 – Jet motorlu havacılığın öncülerinden Frank Whittle öldü

İngiliz havacılık mühendisi ve Kraliyet Hava Kuvvetleri subayı Frank Whittle, 9 Ağustos 1996’da 89 yaşında hayatını kaybetti. 1920’lerin sonunda pervane yerine yüksek hızda gaz püskürterek itki sağlayan turbojet motoru fikrini geliştiren Whittle, uzun süre yeterli destek bulamamasına rağmen çalışmalarını sürdürdü. Onun tasarımını temel alan motorla çalışan Gloster E.28/39 adlı deney uçağı 1941’de ilk uçuşunu yaptı. Jet motorlarının geliştirilmesi, uçakların daha yüksek ve çok daha hızlı uçmasını mümkün hâle getirerek İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki askerî ve sivil havacılığı kökten değiştirdi. Whittle, jet çağının başlamasını sağlayan en önemli mühendislerden biri olarak kabul edilir.

1999 – Boris Yeltsin, Vladimir Putin’i başbakanlığa getirip halefi olarak göstererek Rusya’da yeni bir dönemin kapısını açtı

Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, 9 Ağustos 1999’da yalnızca üç aydır görevde bulunan Başbakan Sergey Stepaşin’i ve hükümetini görevden aldı. Yerine, Sovyet döneminde KGB’de görev yapmış ve daha sonra Rusya’nın iç güvenlik servisi FSB’nin başına geçmiş olan Vladimir Putin’i başbakan vekili olarak atadı. Yeltsin aynı gün televizyondan yaptığı açıklamada Putin’i 2000’de yapılacak devlet başkanlığı seçimleri için tercih ettiği halef olarak da gösterdi. O tarihte Rusya dışında pek tanınmayan Putin, birkaç ay içinde ülkenin en güçlü siyasi figürüne dönüştü; Yeltsin’in 31 Aralık 1999’da istifa etmesiyle devlet başkanlığı görevini vekâleten devraldı. 9 Ağustos’taki atama, Rusya’nın sonraki çeyrek yüzyılına damga vuracak Putin döneminin gerçek başlangıç noktasıdır.

2004 – Bulgaristan Türklerinin baskı yıllarını şiirlerinde anlatan Nuri Turgut Adalı öldü

Bulgaristan Türkü öğretmen ve şair Nuri Turgut Adalı, 9 Ağustos 2004’te doğduğu Kırcaali bölgesindeki Ada köyünde hayatını kaybetti. Bulgaristan’daki komünist yönetim döneminde Türk toplumuna yönelik baskılara karşı durduğu için öğretmenlikten uzaklaştırılan, cezaevlerinde ve toplama kamplarında yıllar geçiren Adalı, yaşadığı baskıları ve memleket özlemini şiirlerine taşıdı. 1989’daki büyük göç sırasında Türkiye’ye gelen şair, daha sonra doğduğu topraklara geri döndü. Cezaevi yıllarında yazdığı şiirleri Hapishaneden Sesler adıyla yayımlanan Adalı, Bulgaristan Türklerinin 20. yüzyılda yaşadığı baskı ve göçlerin edebiyattaki tanıklarından biri oldu.

2008 – Filistin’in sürgününü, kaybını ve yurt özlemini dünya edebiyatına taşıyan şair Mahmud Derviş öldü

Filistinli şair Mahmud Derviş, 9 Ağustos 2008’de ABD’nin Houston kentinde geçirdiği kalp ameliyatının ardından hayatını kaybetti. Çocuk yaşta ailesiyle birlikte köyünden sürülen Derviş, şiirlerinde Filistinlilerin yurt kaybını, sürgün duygusunu, kimlik arayışını ve aidiyet sorununu evrensel bir edebiyat diline dönüştürdü. “Kimlik Kartı” ve “Bu Topraklarda Yaşamaya Değer Şeyler Var” gibi şiirleri Arap dünyasında kuşaklar boyunca okundu; eserleri onlarca dile çevrildi. Filistin Kurtuluş Örgütü içinde de görev yapan ve 1988’de ilan edilen Filistin Bağımsızlık Bildirgesi’nin metninin hazırlanmasına katkıda bulunan Derviş, modern Arap şiirinin en önemli isimlerinden biri kabul ediliyor.

2008 – Türk halk müziğinden arabeske geçişin öncü seslerinden Ahmet Sezgin öldü

Türk halk müziği sanatçısı Ahmet Sezgin, 9 Ağustos 2008’de İstanbul’da 72 yaşında hayatını kaybetti. 1954’te İstanbul Radyosunun Yurttan Sesler kadrosu için açtığı sınavı yüzlerce aday arasından birincilikle kazanan Sezgin, kariyerine halk müziğiyle başladı. 1960’larda Suat Sayın’ın “Sevmek Günah mı?” ve ardından Orhan Gencebay’ın “Deryada Bir Salım Yok” gibi eserlerini seslendirmesi, onu Türkiye’de henüz adı tam konmamış arabesk müziğin ilk önemli yorumcularından biri hâline getirdi. Halk müziği geleneğinden kentli arabesk duyarlılığına uzanan çizgisiyle Sezgin, Türkiye’de 1960’ların sonundan itibaren büyük bir popüler kültür dalgasına dönüşecek arabesk müziğin oluşum sürecindeki öncü isimlerden biri olarak anılır.

2010 – JetBlue görevlisi tartıştığı yolcunun ardından işi bırakıp uçaktan acil çıkış kaydırağıyla indi

ABD’de JetBlue havayollarında kabin görevlisi olarak çalışan Steven Slater, 9 Ağustos 2010’da New York JFK Havalimanı’na inen uçakta bir yolcuyla yaşadığı tartışmanın ardından alışılmadık bir şekilde işini bıraktı. Slater, anons sistemini kullanarak yolculara ve işine yönelik öfkeli bir veda konuşması yaptı; ardından acil çıkış kapısını açtı, tahliye kaydırağını devreye soktu ve kayarak uçaktan indi. Daha sonra evinde yakalanarak gözaltına alınan Slater’ın hikâyesi birkaç saat içinde televizyonlara ve sosyal medyaya yayıldı. İş hayatından bunalan çalışanların sembolüne dönüştürülen kabin görevlisi kısa süreliğine bir popüler kültür kahramanı hâline gelirken olay, havacılık güvenliği açısından da ciddi tartışmalara yol açtı.

2014 – Michael Brown’ın Ferguson’da polis tarafından öldürülmesi ABD’de ırkçılık ve polis şiddeti tartışmasını ülke çapına taşıdı

18 yaşındaki siyah Amerikalı Michael Brown, 9 Ağustos 2014’te Missouri eyaletinin Ferguson kentinde polis memuru Darren Wilson tarafından vurularak öldürüldü. Silahsız olan Brown’ın ölümü kentte günlerce süren protestolara, polisle göstericiler arasında çatışmalara ve ABD genelinde polis şiddetiyle ırk ayrımcılığı tartışmalarının yeniden büyümesine yol açtı. Büyük jüri Wilson hakkında dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi; ABD Adalet Bakanlığı da polis memuruna federal suçlama yöneltmek için yeterli kanıt bulunmadığı sonucuna vardı. Buna karşılık bakanlığın Ferguson üzerine yürüttüğü ayrı soruşturma, kentteki polis ve mahkeme uygulamalarının siyah nüfus üzerinde sistematik biçimde orantısız sonuçlar doğurduğunu ortaya koydu. Brown’ın ölümü, bir yıl önce ortaya çıkan Black Lives Matter hareketinin ülke çapında kitleselleşmesindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu.

2015 – Anadolu’yu gazeteciliği, fotoğrafları ve resimleriyle anlatan Fikret Otyam öldü

Gazeteci, yazar, fotoğrafçı ve ressam Fikret Otyam, 9 Ağustos 2015’te Antalya’da 89 yaşında hayatını kaybetti. Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi olan Otyam, gazeteciliğe 1950’de başladı; özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yaptığı uzun gezilerde hazırladığı röportajlarla tanındı. Köyleri, yoksulluğu, göçü ve Anadolu insanının yaşamını yazıları ve fotoğraflarıyla geniş okur kitlelerine taşıdı; bu çalışmalarını “Gide Gide” başta olmak üzere çok sayıda kitapta topladı. Gazeteciliğin ardından resme daha fazla ağırlık veren Otyam, iri sürmeli gözleriyle tanınan Anadolu kadınları ve keçiler gibi figürleriyle kendine özgü bir resim dili oluşturdu.

2020 – TÜBİTAK’ın Gebze yerleşkesinde motorlardan biyomalzemeye uzanan yedi önemli araştırma altyapısı hizmete açıldı

TÜBİTAK’ın Gebze yerleşkesinde ve bağlı araştırma birimlerinde oluşturulan yedi yeni bilim ve teknoloji altyapısı, 9 Ağustos 2020’de düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılan tesisler arasında Motor Mükemmeliyet Merkezi, enerjetik malzemeler laboratuvarı, biyomalzeme-biyomekanik-biyoelektronik merkezi, yüksek sıcaklık malzemeleri merkezi ve fotovoltaik performans test merkezi bulunuyordu; savunma teknolojilerine yönelik iki yeni altyapı da aynı program kapsamında açıldı. Motor Mükemmeliyet Merkezi’nde demiryolu, denizcilik, jeneratör ve farklı sanayi alanlarında kullanılacak motorların Türkiye’de geliştirilip test edilebilmesi hedeflendi. Açılışlar, Gebze’nin Türkiye’nin en yoğun araştırma ve teknoloji merkezlerinden biri olma konumunu güçlendiren adımlardan biri oldu.

2022 – Türkiye’nin yedinci nesil derin deniz sondaj gemisi Abdülhamid Han ilk görevine çıktı

Türkiye’nin hidrokarbon arama filosuna katılan Abdülhamid Han sondaj gemisi, 9 Ağustos 2022’de Mersin’in Taşucu Limanı’ndan ilk görevine uğurlandı. Fatih, Yavuz ve Kanuni’nin ardından Türkiye’nin dördüncü sondaj gemisi olan yedinci nesil geminin ilk görev noktası Doğu Akdeniz’deki Yörükler-1 kuyusu olarak belirlendi. Yaklaşık 12 bin metreye kadar sondaj yapabilecek teknik kapasiteye sahip Abdülhamid Han, 10 Ağustos’ta görev yerine ulaştı ve ilk sondajına 17 Ağustos’ta başladı. Geminin filoya katılması, Türkiye’nin denizlerde petrol ve doğal gaz aramalarında kendi sondaj filosunu oluşturma politikasının önemli adımlarından biri oldu.

2024 – Üç yıllık aranın ardından Cengiz Topel Havalimanı’nda tarifeli yolcu uçuşları kısa süreliğine yeniden başladı

2021’den beri tarifeli yolcu seferlerine kapalı olan Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı’nda uçuşlar, 9 Ağustos 2024’te yeniden başladı. Pegasus Havayollarının Trabzon’dan sabah saatlerinde kalkan uçağı Cengiz Topel’e indikten sonra Kocaeli’den yolcularını alarak yeniden Trabzon’a hareket etti. İlk etapta cuma günleri ve sınırlı bir dönem için planlanan seferler, yıllardır kullanım kapasitesi ve tarifeli uçuş eksikliği nedeniyle Kocaeli kamuoyunda tartışılan havalimanını yeniden gündeme taşıdı. Uçuşların kısa süreli olması tartışmaları sona erdirmedi; buna rağmen 9 Ağustos, Cengiz Topel Havalimanı’nda üç yıllık aradan sonra tarifeli yolcu taşımacılığının yeniden başladığı gün olarak kayda geçti. Trabzon seferleri 11 Ekim’de sona erdi ve havalimanında daha sonra düzenli tarifeli yolcu uçuşları yeniden başlamadı.

2024 – Buse Naz Çakıroğlu kadınlar boksta üst üste ikinci olimpiyat gümüş madalyasını kazandı

Millî boksör Buse Naz Çakıroğlu, 9 Ağustos 2024’te Paris Olimpiyatları kadınlar 50 kilo finalinde Çinli Wu Yu ile karşılaştı. Roland-Garros’ta yapılan finali 4-1 kaybeden Çakıroğlu gümüş madalyanın sahibi oldu. Tokyo Olimpiyatları’nda da aynı başarıyı gösteren millî sporcu böylece üst üste iki olimpiyatta gümüş madalya kazanırken, iki farklı olimpiyatta madalya alan ilk Türk boksör olarak tarihe geçti. Paris’te Türkiye’nin altın madalyaya en fazla yaklaştığı sporculardan biri olan Çakıroğlu’nun başarısı, kadın boksunun son yıllarda Türk sporunun en güçlü olimpik branşlarından birine dönüşmesinin de simgelerinden biri oldu.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.
Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.