Günün Tarihi / 6 Ağustos
6 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?
Bolivya Bağımsızlık Günü
Bolivya, 6 Ağustos’ta İspanyol sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazanmasının yıl dönümünü kutluyor. İspanya’ya karşı yaklaşık on altı yıl süren mücadelenin ardından 6 Ağustos 1825’te bağımsızlık bildirisi kabul edildi. Yeni ülke, Güney Amerika’daki bağımsızlık savaşlarının önderlerinden Simón Bolívar’ın onuruna Bolivya adını aldı. Resmî törenler, askerî geçitler, halk dansları ve yerel festivallerle kutlanan gün, ülkenin en önemli millî bayramı kabul ediliyor.
Jamaika Bağımsızlık Günü
Jamaika, 6 Ağustos 1962’de üç yüz yılı aşkın İngiliz sömürge yönetiminin ardından bağımsız bir devlet oldu. Siyah, yeşil ve sarı renklerden oluşan Jamaika bayrağı ilk kez bağımsızlığın başladığı gece göndere çekildi. Ülkenin müziği, dansları, yemekleri ve tarihî kahramanlarının öne çıkarıldığı kutlamalar; 1 Ağustos’taki Köleliğin Kaldırılması Günü ile birlikte “Emancipendence” adı verilen millî festival döneminin parçasını oluşturuyor.
Hiroşima Barış Anma Günü
Japonya’nın Hiroşima kentinde 6 Ağustos, 1945’te kente atılan atom bombasının kurbanlarını anma ve nükleer silahların kaldırılması çağrısını yineleme günü olarak kabul ediliyor. Her yıl Barış Anıtı Parkı’nda düzenlenen törende, bombanın patladığı saat olan 08.15’te barış çanı çalıyor ve bir dakikalık saygı duruşunda bulunuluyor. Akşam saatlerinde nehre bırakılan fenerler, hayatını kaybedenleri ve barış umudunu simgeliyor. Gün resmî bir bayram değil; dünyanın en önemli savaş karşıtı anma günlerinden biri.
İsa’nın Başkalaşımı Yortusu
Katolik, Ortodoks ve bazı Protestan kiliseleri 6 Ağustos’ta İsa’nın Başkalaşımı Yortusu’nu kutluyor. İncil anlatısına göre İsa, havarileri Petrus, Yakup ve Yuhanna’yla çıktığı dağda ışık içinde görünmüş; Musa ve İlyas’la konuşurken ilahi kimliği havarilerine gösterilmişti. Doğu ve Batı Hristiyanlığının aynı tarihte kutladığı yortu, İsa’nın tanrısal niteliğinin ve yeniden diriliş vaadinin simgelerinden biri kabul ediliyor.
6 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ
Aşağıdaki günlerin resmî veya uluslararası bir statüsü bulunmuyor. Çoğu özel gün takvimleri, ticari kampanyalar ve sosyal medya aracılığıyla yaygınlaşan eğlencelik kutlamalardan oluşuyor.
Kök Birası ve Dondurma Günü
ABD’de 6 Ağustos, vanilyalı dondurmanın alkolsüz kök birasının içine bırakılmasıyla hazırlanan “root beer float” adlı tatlı içeceğe ayrılıyor. “Black Cow” adıyla da bilinen karışımın, Colorado’daki maden kasabası Cripple Creek’te yaşayan Frank J. Wisner tarafından 1893’te hazırlandığı anlatılıyor. Kutlamanın tarihini kimin belirlediği bilinmese de restoran ve içecek şirketleri günü ücretsiz ürün dağıtımlarıyla yaşatıyor. Kök birasının adındaki “beer” sözcüğüne rağmen içecek genellikle alkolsüz.
Ferah Nefes Günü
6 Ağustos’un özel gün takvimlerindeki en doğrudan mesajlarından biri, ağız kokusunu önlemeye ayrılıyor. Ferah Nefes Günü; diş fırçalama, diş ipi kullanma, dili temizleme, yeterince su içme ve düzenli diş hekimi kontrolü gibi ağız bakımı alışkanlıklarını hatırlatıyor. Günü kimin başlattığı bilinmiyor. Aslında yılda yalnızca bir gün değil, her gün uygulanması gereken bir kutlama olduğu konusunda kaynaklar da hemfikir.
Ayak Parmaklarını Oynatma Günü
Ayakkabıları çıkarıp ayak parmaklarını hareket ettirmek, çıplak ayakla çimlerde veya kumsalda yürümek için oluşturulan bu eğlencelik günün kökeni bilinmiyor. Savunucuları, parmakları oynatmanın ayakları rahatlatacağını, dengeyi ve dolaşımı destekleyeceğini ileri sürüyor. Özel gün takvimlerinin ulaşabileceği anlamsızlık düzeyini göstermesi bakımından 6 Ağustos’un en güçlü adaylarından biri.
Dedikodu Günü
Bazı Amerikan özel gün takvimleri 6 Ağustos’u Dedikodu Günü olarak gösteriyor. Kutlamayı kimin, ne zaman ve hangi amaçla başlattığı bilinmiyor. Günün önerilen etkinlikleri arasında ünlüler hakkındaki magazin haberlerini okumak, arkadaşlarla son gelişmeleri konuşmak ve -biraz çelişkili biçimde- zararlı söylentilerin insanlar üzerindeki etkisini hatırlamak bulunuyor. Kaynağı belirsizliği nedeniyle, günün kendisi anlattığı dedikodulardan çok daha güvenilir sayılmaz.
Tarım İşçilerini Takdir Günü
Özellikle ABD merkezli takvimlerde 6 Ağustos, tarlalarda ve bahçelerde çalışan tarım emekçilerine teşekkür etme günü olarak yer alıyor. Yazın en sıcak döneminde kutlanması, ürünlerin ekilmesi, toplanması ve sofralara ulaştırılmasında çalışan mevsimlik işçilerin ağır koşullarına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Başlangıç tarihi ve kurucusu kesin olarak bilinmeyen gün, listedeki diğer eğlencelik tarihlerden daha ciddi bir toplumsal meseleye işaret ediyor.
1055 – Büyük Selçuklu Devleti’ni en geniş sınırlarına ulaştıran Sultan Melikşah doğdu
Sultan Alparslan’ın oğlu Melikşah, 6 Ağustos 1055’te dünyaya geldi. Babasının ölümünün ardından 1072’de Büyük Selçuklu tahtına çıktı ve Vezir Nizâmülmülk’ü görevinde bırakarak devlet yönetimini güçlendirdi. Hükümdarlığı sırasında Selçuklu hâkimiyeti Kâşgar’dan Boğaziçi’ne, Kafkasya’dan Yemen’e kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayıldı.
Melikşah döneminde Nizâmiye medreseleri gelişti, İsfahan’da rasathane kuruldu ve Ömer Hayyâm’ın da içinde bulunduğu bilim insanlarına hazırlatılan Celâlî takvimi kullanılmaya başlandı. Selçuklu devlet teşkilatı, bilim ve kültür hayatı onun zamanında en güçlü dönemlerinden birini yaşadı. Melikşah’ın 1092’deki ölümü ise taht mücadelelerini başlatarak Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanma sürecini hızlandırdı.
1726 – Avusturya ile Rusya’nın kurduğu askerî ittifak Osmanlı Devleti’ni iki büyük güçle aynı anda savaşma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı
Habsburg İmparatoru VI. Karl ile Rusya İmparatoriçesi I. Katerina’nın temsilcileri, Viyana’da saldırı ve savunma amaçlı bir ittifak antlaşması imzaladı. Avusturya ile Rusya arasında kurulan ilk resmî askerî ittifak olan anlaşma, taraflardan birinin savaşa girmesi hâlinde diğerinin askerî yardım sağlamasını öngörüyordu. Özellikle Osmanlı Devleti’ne karşı ortak hareket etme ihtimali, İstanbul tarafından ciddi bir tehdit olarak değerlendirildi. Rusya’nın 1735’te Osmanlı Devleti’ne savaş açmasının ardından Avusturya da antlaşmadan doğan yükümlülüklerini gerekçe göstererek 1737’de savaşa katıldı. Ancak Osmanlı ordusunun başarıları sonucunda Avusturya, 1739 Belgrad Antlaşması’yla Belgrad başta olmak üzere daha önce ele geçirdiği önemli bölgeleri geri vermek zorunda kaldı.
1806 – Alman devletleriyle Orta Avrupa’daki yüzlerce küçük yönetimi sekiz yüzyıldan fazla aynı çatı altında tutan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu sona erdi
Adında “Roma” geçmesine rağmen Antik Roma İmparatorluğu’nun doğrudan devamı olmayan bu yapı, ağırlıklı olarak bugünkü Almanya, Avusturya, Çekya ve çevresindeki krallık, prenslik, dükalık ve özgür şehirlerden oluşan gevşek bir siyasi birlikti. Napolyon’un Avrupa’da kazandığı zaferlerin ardından çok sayıda Alman devleti imparatorluktan ayrılarak Fransa’nın korumasındaki Ren Konfederasyonu’na katıldı. Son imparator II. Franz, artık imparatorluk düzenini sürdüremeyeceğini açıklayarak 6 Ağustos 1806’da tacından vazgeçti ve bağlı devletleri kendisine karşı yükümlülüklerinden serbest bıraktı. Böylece temelleri 962’de I. Otto’nun imparator ilan edilmesine kadar uzanan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu resmen tarihe karıştı.
1824 – Simón Bolívar komutasındaki bağımsızlık ordusunun Junín zaferi Peru’daki İspanyol egemenliğinin sonunu hazırladı
Peru’nun bağımsızlığı 1821’de ilan edilmiş olmasına rağmen ülkenin iç kesimlerinde İspanyol kraliyet ordusunun hâkimiyeti sürüyordu. Simón Bolívar’ın yönettiği bağımsızlık kuvvetleri, 6 Ağustos 1824’te And Dağları’ndaki Junín Ovası’nda General José de Canterac komutasındaki İspanyol birlikleriyle karşılaştı. Yaklaşık 45 dakika süren ve ateşli silah kullanılmadan kılıçlarla, mızraklarla yapılan süvari savaşında bağımsızlık ordusu başlangıçta geri çekilmek zorunda kaldı. Peru Süvarileri’nin beklenmedik karşı saldırısı savaşın yönünü değiştirdi ve İspanyol kuvvetlerini kaçmaya zorladı. Junín zaferi bağımsızlık hareketinin moralini yükseltti; dört ay sonra kazanılan Ayacucho Muharebesi’yle Peru’daki İspanyol yönetiminin sona ermesinin yolunu açtı.
1860 – Büyük göçlerin yerleşim merkezlerinden İzmit Sancağı’nda muhacir evleri için ortak yapı standardı getirildi
Kırım ve Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına yönelen Müslüman göçlerinin önemli geçiş ve yerleşim merkezlerinden biri olan İzmit Sancağı’nda, muhacirlerin barınması için yapılacak evler belirli bir plana bağlandı. Dâhiliye Nezaretinin 6 Ağustos 1860’ta İzmit Mutasarrıflığına gönderdiği genelge, devletin kitlesel göç karşısında yerleşim düzenini standartlaştırma çabasının yerel örneklerinden biri oldu.
Genelgeye göre evler iki katlı yapılacak; üst katta iki oda ve bir salon, alt katta ise hayvanların barınacağı bir ahır bulunacaktı. Her evin inşaat masrafı 10 bin kuruş olarak hesaplandı. Muhacirlere barınmanın yanı sıra geçimlerini sağlayabilmeleri için toprak, tohumluk ve farklı yardımlar da veriliyordu. İzmit Sancağı, sonraki yıllarda Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen çok sayıda topluluğun yerleştirildiği başlıca bölgelerden biri hâline geldi.
1881 – Penisilinin keşfiyle enfeksiyon hastalıklarının tedavisini değiştiren Alexander Fleming doğdu
İskoçya’da çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Alexander Fleming, bakteriler üzerine yaptığı çalışmalar sırasında 1928’de laboratuvarındaki bir kültür kabına bulaşan küfün çevresindeki stafilokok bakterilerini yok ettiğini fark etti. Küfün ürettiği maddeye “penisilin” adını verdi. Bu gözlem, daha sonra modern tıbbın en büyük dönüm noktalarından birine dönüşecekti.
Fleming’in buluşunu kullanılabilir bir ilaca dönüştüren çalışmalar Howard Florey, Ernst Chain ve ekipleri tarafından gerçekleştirildi. Penisilinin İkinci Dünya Savaşı sırasında seri üretime geçirilmesi, daha önce ölümcül olabilen zatürre, yara enfeksiyonları ve kan zehirlenmesi gibi hastalıkların tedavi edilmesini sağladı. Fleming, Florey ve Chain 1945 Nobel Tıp Ödülü’nü paylaştı.
1890 – Daha insancıl olduğu iddiasıyla geliştirilen elektrikli sandalye ilk kullanımında korkunç bir infaza dönüştü
Cinayetten hüküm giyen William Kemmler, New York’taki Auburn Hapishanesi’nde elektrikli sandalyeyle idam edilen ilk insan oldu. Asılmaya göre daha hızlı ve acısız bir infaz yöntemi olarak tanıtılan sandalye, ilk denemesinde bu iddiayı çökertti. Verilen ilk elektrik akımı Kemmler’i öldürmeyince jeneratörün yeniden hazırlanması beklendi ve ikinci kez, daha yüksek akım uygulandı. Uzun ve dehşet verici infaz, elektrikli sandalyenin “insancıl” olduğu yönündeki savunmaları daha başlangıçta tartışmalı hâle getirdi. Yöntem buna rağmen sonraki yüzyıl boyunca ABD’de en çok kullanılan idam biçimlerinden biri oldu.
1893 – Köy yaşamını ve insan psikolojisini gerçekçi anlatımla Türk edebiyatına taşıyan Nâbizâde Nâzım hayatını kaybetti
Asıl adı Ahmed Nâzım olan Nâbizâde Nâzım, Türk edebiyatında realizm ve natüralizmin öncü temsilcilerinden biri oldu. Antalya’nın Kaş çevresindeki köy yaşamını anlattığı Karabibik, edebiyatımızın ilk gerçekçi köy anlatılarından biri; kıskançlığın insan ruhunda yarattığı yıkımı işleyen Zehra ise ilk psikolojik roman denemelerinden biri kabul edildi. Askerî okullarda matematik, istihkâm ve topografya dersleri de veren yazar, kemik veremi nedeniyle henüz 31 yaşındayken İstanbul’da öldü. Ölüm tarihi bazı kaynaklarda 5, bazı kaynaklarda ise 6 Ağustos 1893 olarak geçiyor.
1896 – “Ada Sahillerinde Bekliyorum” gibi unutulmaz şarkıların bestecisi Yesari Asım Arsoy doğdu
Klasik Türk müziğinin özgün bestecilerinden Yesari Asım Arsoy, Osmanlı Devleti’ne bağlı Drama’da dünyaya geldi. Balkan Savaşı sırasında ailesiyle Adapazarı’na göç etti; bağlama ve ud çalmayı burada öğrenerek ciddi müzik çalışmalarına başladı. Bir süre İzmit Maliye Dairesinde de çalışan Arsoy, “Ada Sahillerinde Bekliyorum”, “Biz Heybelide Her Gece” ve “Ömrümce Hep Adım Adım” gibi kuşaklar boyunca söylenen eserleri besteledi. Yaklaşık 250 eseri bulunan sanatçıya 1991’de devlet sanatçısı unvanı verildi.
1908 – Darülbedayi’den Eşkıya’ya uzanan uzun kariyerin tiyatro ustası Necdet Mahfi Ayral doğdu
Necdet Mahfi Ayral, Muhsin Ertuğrul’un onayıyla Darülbedayi kadrosuna katıldı ve 1932’de profesyonel olarak sahneye çıktı. Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra yönetmenlik, seslendirme ve sinema alanlarında çalıştı; uzun yıllar Muhsin Ertuğrul’un asistanlığını yaptı. Sanat yaşamını ileri yaşlarına kadar sürdüren Ayral, yeni kuşaklar tarafından özellikle Eşkıya ve Hamam filmlerindeki rolleriyle tanındı.
1914 – Sırbistan ile Almanya, Avusturya-Macaristan ile Rusya birbirlerine savaş ilan ederek Avrupa’daki bölgesel çatışmayı genel savaşa dönüştürdü
Avusturya-Macaristan’ın 28 Temmuz’da Sırbistan’a savaş ilan etmesiyle başlayan kriz, büyük devletlerin ittifak yükümlülükleri ve karşılıklı seferberlikleri sonucunda birkaç gün içinde bütün Avrupa’ya yayıldı. Almanya 1 Ağustos’ta Rusya’ya, 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş açmış; İngiltere de 4 Ağustos’ta Almanya’ya karşı savaşa girmişti. 6 Ağustos 1914’te Sırbistan Almanya’ya, Avusturya-Macaristan ise Rusya’ya resmen savaş ilan etti. Böylece Balkanlar’da başlayan çatışma, İttifak ve İtilaf devletlerini karşı karşıya getiren ve milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği Birinci Dünya Savaşı’na dönüştü.
1915 – İtilaf Devletlerinin Çanakkale savunmasını parçalamak için başlattığı büyük taarruz Anafartalar, Kanlısırt ve Kirte Bağları’nda cepheyi ateşe verdi
Çanakkale Cephesi’nde aylardır sonuç alamayan İtilaf kuvvetleri, Osmanlı savunmasını aşmak amacıyla geniş çaplı Ağustos Taarruzu’nu başlattı. İngiliz 9. Kolordusuna bağlı birlikler 6 Ağustos’u 7 Ağustos’a bağlayan gece Suvla Koyu’na çıkarak Anafartalar Cephesi’ni açarken Anzak birlikleri de Arıburnu’ndan Conkbayırı ve Kocaçimentepe yönüne ilerlemeye çalıştı.
Aynı gün Anzak kuvvetleri, Osmanlı komutanlığının dikkatini ve yedek birliklerini Conkbayırı’ndan uzaklaştırmak amacıyla Kanlısırt’taki siperlere saldırdı. Ani baskınla bazı Türk siperleri ele geçirildi; dar siperlerde bombalar, süngüler ve yakın dövüşle günlerce süren kanlı çatışmalar yaşandı. Gelibolu Yarımadası’nın güneyindeki Kirte Bağları’nda başlatılan saldırı da Osmanlı birliklerinin kuzeye kaydırılmasını engellemeyi amaçlıyordu.
İtilaf kuvvetleri ağır kayıplara rağmen kesin bir sonuç alamadı. Suvla çıkarmasındaki gecikmeler Osmanlı savunmasına toparlanma fırsatı verdi; Mustafa Kemal’in komutasında kazanılan Anafartalar ve Conkbayırı başarıları, İtilaf Devletlerinin Çanakkale’deki son büyük ilerleme girişimini durdurdu.
1919 – Batı Anadolu’daki Kuvâ-yi Milliye birliklerini ortak bir direniş düzeninde buluşturan Birinci Nazilli Kongresi toplandı
Yunan işgaline karşı Büyük Menderes havzasında oluşan yerel direniş güçlerini bir araya getirmek amacıyla düzenlenen Birinci Nazilli Kongresi, 6 Ağustos 1919’da çalışmalarına başladı. Nazilli Heyet-i Milliyesinin öncülüğündeki kongreye Nazilli, Denizli, Karacasu, Karaağaç, Çal, Bozdoğan, Tavas ve Muğla’dan delegeler katıldı.
Üç gün süren görüşmelerin sonunda 18 maddelik kararlar kabul edildi. Cephelerin asker, silah, yiyecek ve para ihtiyaçlarının karşılanması, Kuvâ-yi Milliye birlikleri arasında iş birliği kurulması ve düzensiz uygulamaların önlenmesi amaçlandı. Birinci Nazilli Kongresi, Batı Anadolu’daki yerel direnişin dağınık silahlı gruplardan ortak bir teşkilata dönüşmesinde önemli rol oynadı.
1922 – Millî Mücadele’yi kesin zafere götürecek Büyük Taarruz için Türk ordularına gizli hazırlık emri gönderildi
Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, aylar süren hazırlıkların tamamlanmasının ardından Birinci ve İkinci ordulara gizli olarak taarruza hazırlanma emri verdi. Birliklerin Afyonkarahisar bölgesinde toplanmasının Yunan kuvvetleri tarafından fark edilmemesi için gece yürüyüşleri yapıldı, haberleşmeye sınırlamalar getirildi ve cephe gerisinde yanıltıcı faaliyetler yürütüldü.
Emirden yirmi gün sonra, 26 Ağustos sabahı Türk topçusunun ateşiyle Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos’ta kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve ardından Türk ordusunun İzmir’e ilerleyişi, Anadolu’daki Yunan işgalini sona erdirdi.
1923 – İşgal yangınından sonra İzmit’in ana çarşısını yeniden kuracak İstiklal Caddesi genişletme planı hazırlandı
İzmit’in işgal yıllarında büyük zarar gören Hanlar İçi bölgesinin yeniden düzenlenmesi için hazırlanan imar çalışmasının tarihi 6 Ağustos 1923 olarak kaydedildi. Kentin başlıca ticaret merkezi olan bölgede yangın sırasında iki cami, iki fabrika, dokuz otel, üç fırın, on beş büyük mağaza ve iki yüzden fazla dükkân zarar görmüştü.
İzmit’in ilk Cumhuriyet dönemi mutasarrıflarından Sadettin Bey’in girişimiyle hazırlatılan paftada, günümüzde İstiklal Caddesi olarak bilinen yolun genişliğinin yaklaşık 7,5 metreden 11,3 metreye çıkarılması öngörüldü. O tarihte Nurettin Paşa Caddesi ve Hanlar Çarşısı Sokağı adlarıyla anılan güzergâhın yeniden düzenlenmesi, işgalden çıkan İzmit’in ticari merkezini modern bir kent anlayışıyla ayağa kaldırma çalışmalarının ilk adımlarından biri oldu.
1923 – Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri suçluların karşılıklı iadesini düzenleyen antlaşmayı Lozan’da imzaladı
Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından on üç gün sonra Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri heyetleri yeniden bir araya gelerek iki ayrı antlaşmaya imza attı. Bunlardan biri diplomatik, ticari ve konsolosluk ilişkilerini düzenleyen genel antlaşma, diğeri ise ağır suçlarla aranan kişilerin iki ülke arasında karşılıklı olarak iade edilmesini öngören İade-i Mücrimin Antlaşması’ydı. Görüşmelerde Türkiye’yi İsmet Paşa, Amerika’yı diplomat Joseph Grew temsil etti.
Antlaşma imzalanmasına rağmen Amerika’daki siyasi itirazlar nedeniyle uzun süre onaylanmadı. ABD Senatosu metni ancak 5 Şubat 1934’te kabul etti; onay belgelerinin 18 Haziran 1934’te Ankara’da değiştirilmesinin ardından antlaşma yürürlüğe girdi. 1923 tarihli düzenleme, 1979’da imzalanan yeni Türkiye–ABD suçluların iadesi antlaşmasıyla yürürlükten kaldırıldı.
1924 – Türkiye’nin bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası hukukta güvenceye alan Lozan Barış Antlaşması yürürlüğe girdi
Millî Mücadele’nin askerî ve siyasi kazanımlarını uluslararası bir barış düzenine dönüştüren Lozan Barış Antlaşması, imzalanmasından bir yılı aşkın süre sonra yürürlüğe girdi. Türkiye ile Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletleri arasında 24 Temmuz 1923’te imzalanan antlaşma, TBMM tarafından 23 Ağustos 1923’te onaylandı. Gerekli devletlerin onay belgelerinin Paris’e sunulmasının ardından antlaşma 6 Ağustos 1924’te hukuken geçerli hâle geldi.
Lozan’la Türkiye’nin bağımsızlığı ve büyük ölçüde bugünkü sınırları uluslararası alanda tanındı; kapitülasyonlar kaldırıldı, Osmanlı borçlarının paylaşımı, azınlıkların statüsü, Türk-Yunan nüfus mübadelesi ve Boğazların yönetimi gibi temel meseleler düzenlendi. Antlaşmanın yürürlüğe girmesiyle Türkiye ile İtilaf devletleri arasındaki savaş durumu hukuken sona erdi.
Lozan’da çözülemeyen Musul sorunu ise aynı gün yeni bir aşamaya geçti. İngiltere, Türkiye ile Irak arasındaki sınır anlaşmazlığının görüşülmesi için 6 Ağustos 1924’te Milletler Cemiyetine başvurdu. Böylece Türkiye’nin Musul üzerindeki hak iddiası, iki ülke arasındaki görüşmelerden çıkarak uluslararası bir kurulun önüne taşındı.
1924 – Kocaeli’de spor kulüplerini aynı bölgesel teşkilat altında toplayan Kocaeli Mıntıkası kuruldu
Türkiye’deki spor kulüplerinin ortak kurallar altında örgütlenmesini sağlayan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı bünyesinde Kocaeli Mıntıkası oluşturuldu. İzmit ve Adapazarı çevresindeki kulüplerin bağlı olduğu teşkilatın merkezi, İzmit Demiryolu Caddesi’ndeki Türk Ocağı binasıydı; resmî rengi ise kahverengi olarak belirlendi. Kocaeli Mıntıkasının kurulması, bölgede kulüplerin, sporcuların ve müsabakaların düzenli biçimde kayıt altına alınmasının başlangıç noktalarından biri oldu.
1926 – Gertrude Ederle Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk kadın oldu ve erkeklere ait hız rekorunu da kırdı
Amerikalı yüzücü Gertrude Ederle, Fransa’nın Cap Gris-Nez kıyısından denize girerek İngiltere’nin Deal sahiline ulaştı. Yaklaşık 33 kilometrelik kuş uçuşu mesafeyi güçlü akıntılar ve dalgalar nedeniyle çok daha uzun bir rota izleyerek 14 saat 39 dakikada tamamladı. Böylece yalnızca Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk kadın olmadı; 16 saat 33 dakikalık erkekler rekorunu da yaklaşık iki saat geliştirdi.
1924 Paris Olimpiyatları’nda bir altın ve iki bronz madalya kazanan Ederle’nin başarısı, kadınların dayanıklılık sporlarında erkeklerle yarışamayacağı yönündeki önyargılara büyük darbe vurdu. New York’a dönüşünde milyonlarca kişinin katıldığı geçit töreniyle karşılanan yüzücünün yaşamı ve tarihî geçişi, 2024’te Daisy Ridley’nin başrolünü oynadığı Young Woman and the Sea filmine de konu oldu.
1926 – Don Juan kaydedilmiş müzik ve efektleri görüntüyle eş zamanlı sunan ilk uzun metrajlı film olarak gösterildi
John Barrymore’un başrolünü oynadığı Don Juan, New York’taki Warners’ Theatre’da Vitaphone sistemiyle gösterildi. Filmde konuşmalı diyalog bulunmuyordu; ancak önceden plaklara kaydedilmiş orkestra müziği ve ses efektleri görüntüyle eş zamanlı olarak çalınıyordu. Böylece Don Juan, senkronize ses kuşağına sahip ilk uzun metrajlı film olarak sinema tarihine geçti. Warner Bros. bir yıl sonra The Jazz Singer ile konuşmalı sahneleri de sinemaya taşıyacaktı.
1928 – Tüketim ürünleriyle ünlülerin görüntülerini sanatın merkezine taşıyan Pop Art öncüsü Andy Warhol doğdu
Asıl adı Andrew Warhola olan Andy Warhol, Slovak göçmeni işçi bir ailenin çocuğu olarak Pittsburgh’da dünyaya geldi. Reklam ressamlığından gelen görsel diliyle Campbell çorba kutularını, Coca-Cola şişelerini, dolarları, Marilyn Monroe ve Elvis Presley gibi yıldızları seri üretim mantığıyla çoğaltarak yüksek sanat ile reklam, tüketim ve şöhret arasındaki sınırları bulanıklaştırdı.
Resimle yetinmeyen Warhol; fotoğraf, sinema, yayıncılık ve müzik alanlarında da çalıştı. New York’taki Factory adlı atölyesini sanatçıların, müzisyenlerin, oyuncuların ve yeraltı kültürünün buluşma merkezine dönüştürdü. Kendi görüntüsünü ve özel hayatını da bir medya gösterisi olarak kurgulayan Warhol, günümüzün ünlülük ve kişisel marka kültürünü önceden gören en etkili 20. yüzyıl sanatçılarından biri oldu.
1929 – Mustafa Kemal İstanbul’a giderken İzmit, Hereke ve Gebze’de halk tarafından karşılandı
Ankara’dan İstanbul’a giden özel trenle Kocaeli topraklarına ulaşan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Arifiye’de İzmit Valisi Eşref Bey ve beraberindeki heyet tarafından karşılandı. İzmit İstasyonu’nda Bahriye Bandosu, askerler, polisler, izciler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş treni bekledi; kentte karşılama için taklar kuruldu.
Özel tren daha sonra Hereke’ye ulaştı ve burada Gebze Kaymakamı Ragıp Bey tarafından karşılandı. Gebze İstasyonu’nda toplanan halkı vagonunun penceresinden selamlayan Mustafa Kemal, Kocaeli’nin ardından Tuzla ve Haydarpaşa üzerinden İstanbul’a geçti.
1930 – Amerika’nın en ünlü kayıp vakalarından birine dönüşen Yargıç Joseph Crater akşam yemeğinden sonra ortadan kayboldu
New York Yüksek Mahkemesine kısa süre önce atanan Joseph Force Crater, Manhattan’daki bir restoranda arkadaşlarıyla yemek yedikten sonra ayrıldı ve bir daha görülmedi. Aynı gün bankadan yüklü miktarda para çekmesi, bazı belgeleri ortadan kaldırması ve dönemin siyasi çevreleriyle ilişkileri; cinayet, kaçış, şantaj ve yolsuzluk ihtimallerini gündeme getirdi.
Polisin ülke çapında yürüttüğü soruşturma sonuçsuz kaldı. Basının yıllarca takip ettiği olay, Amerikan popüler kültürünün en büyük kayıp kişi gizemlerinden birine dönüştü. Crater 1939’da hukuken ölü ilan edildi; başına ne geldiği hiçbir zaman kesin olarak belirlenemedi.
1932 – Dünyanın ilk uluslararası film festivali Venedik’te açık hava gösterimiyle başladı
Bugün dünyanın en köklü ve saygın sinema etkinliklerinden biri olan Venedik Film Festivali, Lido Adası’ndaki Hotel Excelsior’un terasında başladı. İlk gece saat 21.15’te Rouben Mamoulian’ın yönettiği Dr. Jekyll and Mr. Hyde gösterildi; filmin ardından otelde büyük bir balo düzenlendi. 6-21 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen ilk festival, henüz yarışmalı değildi ve resmî ödüller dağıtılmadı. Dokuz ülkeden filmlerin gösterildiği etkinlik, sinemayı uluslararası düzeyde değerlendirilen bir sanat dalı olarak öne çıkaran film festivalleri çağını başlattı.
1945 – ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombası on binlerce sivili birkaç saniyede öldürerek insanlığı nükleer savaş çağına soktu
Amerikan B-29 bombardıman uçağı Enola Gay, 6 Ağustos 1945 sabahı saat 08.15’te Japonya’nın Hiroşima kentine “Little Boy” adı verilen uranyum tipi atom bombasını bıraktı. Kentin yaklaşık 600 metre üzerinde patlayan bomba, şiddetli ısı, basınç dalgası, yangınlar ve radyasyonla Hiroşima’nın büyük bölümünü birkaç saniye içinde yok etti. On binlerce insan patlama anında ya da aynı gün hayatını kaybetti; yaralanmalar ve akut radyasyon hastalığı nedeniyle ölenlerle birlikte can kaybının 1945 sonuna kadar yaklaşık 140 bine ulaştığı tahmin ediliyor.
Hayatta kalan ve “hibakuşa” olarak anılan insanlar, ilerleyen yıllarda lösemi, farklı kanser türleri ve başka sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Radyasyona maruz kalanlarda özellikle lösemi ve katı kanser riskinin arttığı, on yıllar süren bilimsel araştırmalarla ortaya kondu.
Hiroşima, savaşta kullanılan ilk atom bombasının hedefi oldu. Amerika Birleşik Devletleri üç gün sonra Nagazaki’ye ikinci atom bombasını attı; Japonya 15 Ağustos’ta teslim olacağını açıkladı. Bombaların Japonya’nın teslim olması için gerekli olup olmadığı ve sivillerin yaşadığı iki kentin hedef seçilmesi, tarih ve savaş hukuku açısından günümüzde de tartışılmayı sürdürüyor.
1950 – Türkiye’de film ve fotoğraf banyo makinesi üreten ilk Türk firmasını kuran İzmitli mucit Sabahattin Sertçetin doğdu
İzmit’te dünyaya gelen Sabahattin Sertçetin, Denizcilik Lisesindeki eğitiminin ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde elektronik alanında öğrenim gördü. Fotoğraf teknolojilerine ilgi duyan Sertçetin, 1986’da Kocaeli’de film ve fotoğraf banyo makineleri üreten ilk Türk firması Polyform’u kurdu.
Sertçetin daha sonra tahribatsız muayene cihazları, tersanelerde ve ağır sanayide kullanılan makineler ile özel üretim sistemleri geliştirdi. Manyetik güçle çalışan profil çektirme makinesi projesi TÜBİTAK desteğine değer görüldü. Çalışmaları, Kocaeli’nin yalnızca üretim değil yerli teknoloji geliştirme merkezi olabileceğini gösteren öncü girişimlerden biri oldu.
1960 – Küba, ABD’nin ekonomik baskısına karşı ülkedeki büyük Amerikan şirketlerini millîleştirerek Washington’la kopuşu hızlandırdı
Fidel Castro yönetimi, Küba’daki Amerikan sermayesine ait 26 büyük şirketi zorunlu kamulaştırma yoluyla devlet mülkiyetine geçirdi. Millîleştirilen varlıklar arasında elektrik ve telefon şirketleri, Texaco, Esso ve Sinclair’e ait petrol tesisleriyle Amerikan şirketlerinin elindeki 36 şeker fabrikası bulunuyordu. Karar, Küba ekonomisinin temel sektörlerindeki Amerikan hâkimiyetini büyük ölçüde sona erdirdi.
Küba yönetimi millîleştirmeyi, ABD’nin Küba şekerine ayırdığı ithalat kotasını azaltmasına ve devrim hükûmetine yönelik ekonomik baskısına karşı bir savunma tedbiri olarak açıkladı. Washington ise kamulaştırmaların yeterli ve hızlı bir tazminat sağlamadığını savunarak karara sert tepki gösterdi. Karşılıklı ekonomik yaptırımların büyümesi, aynı yıl ABD’nin Küba’ya ihracatı büyük ölçüde durdurmasına ve iki ülke ilişkilerinin açık düşmanlığa dönüşmesine yol açtı.
6 Ağustos kararı Küba ekonomisinin sosyalist modele yönelişindeki en önemli adımlardan biri olurken, sonraki aylarda bankalar ve ülkede kalan başka Amerikan şirketleri de millîleştirildi. Küba ile ABD arasındaki mülkiyet ve tazminat anlaşmazlığı ise onlarca yıl boyunca çözülemedi.
1960 – Chubby Checker’ın televizyon performansı bütün dünyaya yayılacak Twist dansı çılgınlığını başlattı
Chubby Checker, “The Twist” adlı şarkısını 6 Ağustos 1960 akşamı Dick Clark’ın ABC’de yayımlanan The Dick Clark Show programında seslendirdi. Yaygın biçimde sanıldığı gibi American Bandstand’de değil, Clark’ın cumartesi akşamları sunduğu bu programda gerçekleşen performans, Amerikan seyircisinin Twist dansıyla geniş ölçekte ilk karşılaşması oldu.
Hank Ballard and the Midnighters’ın daha önce kaydettiği şarkıyı yeniden yorumlayan Checker, ayaklarla sigara söndürmeye ve bele sarılan havluyla kurulanmaya benzettiği basit hareketleriyle herkesin yapabileceği yeni bir dans sundu. Eşlerin birbirine dokunmadan dans etmesi gençleri özgürleştirirken bazı yetişkinleri öfkelendirdi. Şarkı kısa süre sonra liste başına yükseldi; Twist gece kulüplerinden sinemaya, televizyondan sosyete davetlerine kadar yayılarak 1960’ların ilk büyük küresel dans çılgınlığına dönüştü.
1961 – Uzaya çıkan en genç insan German Titov, Dünya yörüngesinde bir günden fazla kalan ilk kozmonot oldu
Sovyet kozmonot German Titov, 25 yaşındayken Vostok 2 ile uzaya çıktı ve bugün hâlâ uzaya çıkan en genç insan unvanını koruyor. Yaklaşık 25 saat 18 dakika süren uçuşta Dünya çevresinde 17’den fazla tur atan Titov, uzayda bir günden uzun kalan ilk insan oldu; böylece insan bedeninin uzun süreli uzay yolculuğuna dayanabileceğini gösteren ilk önemli verileri sağladı.
1965 – Siyah Amerikalıların sandığa ulaşmasının önündeki engelleri kaldıran Oy Hakkı Yasası imzalandı
ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, eyalet ve yerel yönetimlerin siyah vatandaşların oy kullanmasını engellemek için uyguladığı ayrımcı düzenlemeleri yasaklayan Oy Hakkı Yasası’nı imzaladı. Yasa; okuryazarlık testleri, keyfî sınavlar ve benzeri yöntemlerle seçmen kaydının önlenmesine son verirken ayrımcılığın yaygın olduğu bölgelerde federal denetime imkân tanıdı.
Yasanın kabulü, özellikle Alabama’nın Selma kentinde düzenlenen yürüyüşler ve göstericilere yönelik polis şiddetinin ülke çapında yarattığı tepkinin sonucuydu. Martin Luther King Jr., Rosa Parks ve John Lewis gibi sivil haklar mücadelesinin önde gelen isimleri imza töreninde hazır bulundu. Düzenleme, Amerikan demokrasisinin uzun süre yalnızca kâğıt üzerinde kalan eşit oy hakkını uygulamaya geçiren en önemli adımlardan biri oldu.
1965 – Beatles’ın Yesterday’i de içeren Help! albümü yayımlandı
Beatles’ın beşinci stüdyo albümü Help!, grubun aynı adlı filminin şarkılarıyla birlikte “Ticket to Ride”, “You’ve Got to Hide Your Love Away”, “I’ve Just Seen a Face” ve “Yesterday” gibi eserleri bir araya getirdi. Paul McCartney’nin vokali ve akustik gitarına bir yaylı dörtlünün eşlik ettiği “Yesterday”, Beatles’ın rock grubu kalıplarının dışına çıkmaya başladığını gösterdi.
Albüm, grubun ilk dönemindeki neşeli Beatlemania şarkılarından daha kişisel, akustik ve deneysel bir müzik anlayışına geçişinin işaretlerinden biri oldu. Bu dönüşüm, birkaç ay sonra Rubber Soul ve ardından Revolver albümleriyle belirginleşecekti.
1973 – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk donanmasının simgesi olan Yavuz’un sökümüne İzmit Seymen’de başlandı
Alman donanmasında Goeben adıyla hizmete giren ve 1914’te Osmanlı donanmasına katılarak Yavuz Sultan Selim adını alan tarihî savaş gemisinin sökümüne, 6 Ağustos 1973’te İzmit Körfezi’ndeki Seymen tesislerinde başlandı. Yavuz, Karadeniz’deki harekâtlarıyla Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na giriş sürecinde belirleyici rol oynamış; Cumhuriyet döneminde de Türk donanmasında hizmet vermeyi sürdürmüştü.
Yaşlanan gemi 1969’da Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumuna satıldı. 7 Haziran 1973’te Gölcük’te düzenlenen donanmadan ayrılış töreninin ardından Seymen’e çekilen Yavuz’u KİSKA-SAM şirketi parçalamaya başladı. Ana güverte 1974 başında sökülürken işlem birkaç yıl sürdü. Bir imparatorluğun son dönemine, dünya savaşına ve Cumhuriyet donanmasına tanıklık eden geminin müze yerine hurdaya ayrılması, Türk denizcilik tarihinin en büyük kültürel kayıplarından biri olarak değerlendirildi.
1982 – Edebiyatla siyaseti aynı hayatın içinde taşıyan yazar ve devlet adamı Samet Ağaoğlu hayatını kaybetti
Türkçülük düşüncesinin önde gelen isimlerinden Ahmet Ağaoğlu’nun oğlu olan Samet Ağaoğlu, hukuk öğreniminin ardından bürokraside ve siyasette görev aldı. Demokrat Partiden Manisa milletvekili seçildi; başbakan yardımcılığı, devlet, çalışma, işletmeler ve sanayi bakanlıklarında bulundu.
27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinden sonra Yassıada’da yargılanarak müebbet hapse mahkûm edildi ve 1964’te çıkarılan afla serbest kaldı. Siyasi hayatının yanı sıra hikâye, hatıra ve portre türlerinde eserler veren Ağaoğlu; iktidarı, yalnızlığı, suçluluk duygusunu ve insanın karanlık yönlerini işledi. Tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesinde geçirdiği kalp krizi sonucu 6 Ağustos 1982’de hayatını kaybetti.
1984 – Türkiye ile Irak, Kerkük petrolünü Ceyhan’a taşıyan hattın kapasitesini iki katına çıkaracak ikinci boru hattı için anlaştı
Başbakan Turgut Özal ile Irak Başbakan Birinci Yardımcısı Taha Yasin Ramazan, mevcut Kerkük–Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı’na paralel ikinci bir hat yapılmasını öngören mutabakat zaptını Ankara’da imzaladı. Projeyle sistemin günlük taşıma kapasitesinin yaklaşık 1,5 milyon varile çıkarılması kararlaştırıldı. İnşasına 1985’te başlanan 46 inç çapındaki ikinci hat 1987’de tamamlanarak hizmete girdi; böylece Irak petrolünün Akdeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasında Türkiye’nin ve Ceyhan terminalinin stratejik önemi arttı.
1990 – Birleşmiş Milletler Irak’ın Kuveyt’i işgaline karşı kapsamlı ekonomik yaptırımlar uyguladı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Irak ordusunun Kuveyt’i işgalinden dört gün sonra kabul ettiği 661 sayılı kararla Irak’a kapsamlı ekonomik yaptırımlar getirdi. Üye devletlerin Irak ve işgal altındaki Kuveyt’ten mal alması, bu ülkelere ürün satması ve Irak yönetimine mali kaynak sağlaması yasaklandı. İlaçlar ile insani zorunluluk hâlinde gönderilecek gıda maddeleri yaptırım dışında bırakıldı.
Yaptırımların amacı Irak yönetimini Kuveyt’ten çekilmeye zorlamaktı; ancak Saddam Hüseyin yönetimi geri adım atmadı ve kriz 1991 Körfez Savaşı’na dönüştü. Savaştan sonra da sürdürülen yaptırımlar Irak ekonomisini çökertirken sivil halk üzerinde ağır sonuçlar yarattı ve Birleşmiş Milletlerin ekonomik yaptırım politikasına ilişkin büyük tartışmalara yol açtı.
1991 – İnternette sayfalar arasında gezinmemizi sağlayan World Wide Web dünyaya tanıtıldı
CERN’de çalışan İngiliz bilgisayar bilimci Tim Berners-Lee, World Wide Web projesini internet kullanıcılarının takip ettiği alt.hypertext haber grubunda kamuoyuna duyurdu. Sistem, dünyanın farklı yerlerindeki bilgisayarlarda bulunan belgelerin bağlantılar aracılığıyla birbirine bağlanmasını ve bir tarayıcı üzerinden görüntülenmesini amaçlıyordu.
İnternet bu tarihten önce de bulunuyordu; World Wide Web ise internet üzerindeki bilgilere sayfalar, adresler ve bağlantılar yoluyla ulaşmayı kolaylaştıran sistemdi. Berners-Lee’nin geliştirdiği HTML, HTTP ve web adresi anlayışı, interneti uzmanların kullandığı bir iletişim ağından milyarlarca insanın günlük yaşamının parçası olan küresel bir bilgi ortamına dönüştürdü.
1991 – Hırvatistan’daki savaşı durdurmak için Sırp ve Hırvat taraflar koşulsuz ateşkesi kabul etti ancak çatışmalar kısa sürede yeniden başladı
Yugoslavya Federal Başkanlık Konseyinin hazırladığı plan uyarınca Hırvat yönetimi ile Hırvatistan’daki Sırp temsilciler, altı haftadır süren çatışmaları sona erdirecek “mutlak ve koşulsuz ateşkesi” kabul etti. Anlaşma, silahlı birliklerin mevzilerinde kalmasını ve yolların yeniden açılmasını öngörüyordu. Ancak taraflar birbirlerini ihlalle suçladı ve ateşkes kalıcı olmadı; savaş ilerleyen aylarda Vukovar ve Dubrovnik başta olmak üzere çok daha ağır çatışmalara dönüştü. 1991 boyunca imzalanan çok sayıdaki ateşkesin başarısız olması, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde siyasi otoritenin ne ölçüde çöktüğünü gösterdi.
1996 – Çeçen direnişçilerin Grozni’yi geri alması Rusya’yı Birinci Çeçen Savaşı’nı sona erdirecek anlaşmaya zemin hazırladı
Aslan Mashadov ve Şamil Basayev’in yönettiği Çeçen birlikleri, 6 Ağustos’ta Rus kuvvetlerinin kontrolündeki başkent Grozni’ye sürpriz bir saldırı başlattı. Küçük gruplar hâlinde şehre giren direnişçiler stratejik yolları, demir yolu istasyonunu ve önemli kamu binalarını ele geçirerek Rus birliklerini üslerinde kuşattı; günler süren çatışmalar sonunda kentin büyük bölümünde denetim sağladı. Rus ordusunun ağır silah ve sayı üstünlüğüne rağmen başkenti koruyamaması, savaşın seyrini değiştirdi. Taraflar 31 Ağustos’ta Hasavyurt Anlaşması’nı imzaladı; Rus birlikleri Çeçenistan’dan çekilirken bölge fiilen bağımsız bir yönetime kavuştu.
1997 – Guam’a iniş sırasında dağa çarpan Kore Hava Yolları uçağında 228 kişi hayatını kaybetti
Seul’den Guam’a giden Kore Hava Yollarının 801 sefer sayılı Boeing 747-300 uçağı, gece ve yağmurlu havada havaalanına yaklaşırken Nimitz Tepesi’ne çarptı. Uçaktaki 254 kişiden 228’i hayatını kaybetti, 26 kişi kurtuldu. ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu, kazanın temel nedenini kaptanın aletli yaklaşmayı yeterince hazırlamaması ve doğru uygulamaması, diğer kokpit görevlilerinin de uçuşu etkili biçimde denetleyememesi olarak belirledi; Guam’daki asgari güvenli irtifa uyarı sisteminin gerektiği gibi çalışmaması da kazaya katkıda bulundu.
1997 – Microsoft’un Apple’a yaptığı 150 milyon dolarlık yatırım iki ezelî rakibin kaderini değiştirdi
Apple’a dönen Steve Jobs, Boston’daki Macworld etkinliğinde şirketin en büyük rakibi Microsoft’la anlaşmaya vardığını açıkladı. Microsoft, oy hakkı bulunmayan Apple hisselerine 150 milyon dolar yatırmayı; Microsoft Office’i en az beş yıl daha Mac bilgisayarlar için geliştirmeyi ve iki şirket arasındaki patent anlaşmazlıklarını sona erdirmeyi kabul etti. Apple da Internet Explorer’ı Mac bilgisayarlarda varsayılan tarayıcı yapacaktı.
Bill Gates’in dev ekranda görünmesi salondaki bazı Apple kullanıcılarının tepkisini çekti. Ancak anlaşma, ciddi mali ve yönetim sorunları yaşayan Apple’a yalnızca para değil, piyasa güveni ve yazılım desteği de sağladı. Yatırım Apple’ı tek başına kurtarmadı; fakat Jobs’un başlattığı yeniden yapılanmanın ve şirketin sonraki yıllardaki yükselişinin sembolik dönüm noktalarından biri oldu.
1999 – Sinema tarihinin en ünlü final sürprizlerinden Altıncı His, yönetmeninin doğum gününde gösterime girdi
- Night Shyamalan’ın yazıp yönettiği Altıncı His, 6 Ağustos 1999’da gösterime çıktı. Bruce Willis’in ölülerle iletişim kurabildiğini söyleyen küçük bir çocuğu tedavi etmeye çalışan psikoloğu, Haley Joel Osment’ın ise çocuğu canlandırdığı film; doğaüstü gerilimi aile dramıyla birleştirdi. Hikâyenin sonunda ortaya çıkan gerçek, daha önce izlenen bütün sahnelerin anlamını değiştiren ve sinema tarihinde sayısız kez taklit edilen bir final sürprizine dönüştü.
Gösterim tarihi aynı zamanda 6 Ağustos 1970 doğumlu Shyamalan’ın 29. yaş günüydü. Film dünya çapında yaklaşık 673 milyon dolar hasılat elde etti, altı dalda Oscar’a aday gösterildi ve Shyamalan’ı Hollywood’un en çok konuşulan yönetmenlerinden biri yaptı. Filmdeki “Ölü insanlar görüyorum” sözü de Amerikan Film Enstitüsünün unutulmaz sinema replikleri listesine girdi.
2001 – 11 Eylül saldırılarından beş hafta önce Başkan Bush’a Bin Ladin’in ABD içinde saldırı niyeti bulunduğunu bildiren istihbarat notu sunuldu
ABD Başkanı George W. Bush’a, “Bin Ladin ABD’de saldırı düzenlemekte kararlı” başlığını taşıyan Başkanlık Günlük Brifingi sunuldu. Belge; El Kaide’nin yıllardır ABD’yi hedef aldığını, Bin Ladin bağlantılı kişilerin ülke içinde bulunduğunu, uçak kaçırma ihtimaliyle ilgilenildiğini ve bazı destekçilerin patlayıcılarla saldırı hazırlığında olabileceğine ilişkin bilgileri aktarıyordu.
Ancak not, 11 Eylül’de gerçekleşecek saldırıların tarihi, hedefleri, failleri veya yolcu uçaklarının silah olarak kullanılacağı konusunda somut ve uygulanabilir bilgi içermiyordu. Belgenin saldırıları önlemeye yetecek bir uyarı olup olmadığı, 11 Eylül sonrasında Amerikan yönetiminin ve istihbarat kurumlarının sorumluluğuna ilişkin tartışmaların merkezine yerleşti.
2007 – 22 Temmuz seçimlerinden güçlenerek çıkan Recep Tayyip Erdoğan 60. Hükûmeti kurmakla görevlendirildi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, genel seçimlerde oyların yüzde 46,6’sını alarak 341 milletvekili çıkaran AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yeni hükûmeti kurma görevini verdi. Görevlendirme, cumhurbaşkanlığı seçimi krizi ve 27 Nisan askerî bildirisi sonrasında yapılan erken seçimin ardından Erdoğan’ın ikinci başbakanlık döneminin önünü açtı.
Erdoğan, kabine listesini Ahmet Necdet Sezer’e değil, 28 Ağustos’ta cumhurbaşkanlığı görevini devralan Abdullah Gül’e sundu. Gül’ün 29 Ağustos’ta onayladığı 60. Hükûmet, 2011 genel seçimlerine kadar görev yaptı.
2009 – Evde Tek Başına’dan The Breakfast Club’a bir kuşağın gençlik hafızasını yazan John Hughes hayatını kaybetti
Senarist, yönetmen ve yapımcı John Hughes, 6 Ağustos 2009’da Manhattan’da sabah yürüyüşü yaptığı sırada geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayatını kaybetti. Hughes; Sixteen Candles, The Breakfast Club, Pretty in Pink ve Ferris Bueller’s Day Off gibi filmlerle 1980’lerin gençlerini yalnızca eğlence düşkünü tipler olarak değil, yetişkinler tarafından anlaşılmayan kaygıları ve sınıfsal sorunları bulunan karakterler olarak anlattı.
Hughes, Türkiye’de de kuşaklar boyunca izlenen Evde Tek Başına filminin senaryosunu yazdı ve yapımcılığını üstlendi. Macaulay Culkin’i dünya çapında bir çocuk yıldızına dönüştüren film, Hughes’ın en büyük ticari başarısı oldu. Gençlik komedisinden aile filmlerine uzanan yapıtları, özellikle ergenlik çağının yalnızlığını mizah ve duygusallıkla anlatması sayesinde farklı kuşaklar tarafından yeniden keşfedilmeyi sürdürdü.
2011 – Kapanmanın eşiğindeki Kocaelispor’da Orhan Görsen ve eski futbolculardan oluşan yönetim göreve geldi
Ağır borç yükü nedeniyle kayyıma devredilme ve kapanma tehlikesi yaşayan Kocaelispor’un 6 Ağustos 2011’de yapılan olağanüstü genel kurulunda, kulübün eski futbolcularından Orhan Görsen başkan seçildi. Takımın sözleşmeli futbolcusunun dahi kalmadığı bir dönemde Görsen ve beraberindeki eski Kocaelisporlular, yeşil-siyahlı kulübün adını yaşatmak amacıyla yönetime talip oldu.
KEV Sefa Sirmen Tesisleri’nde gerçekleştirilen kongrede Görsen’in hazırladığı liste oy birliğiyle kabul edildi. Yönetimde Yaşar Altıntaş, Faruk Sarman, Osman Çakır, Bedrettin Satır ve Suat Önder gibi Kocaelispor geçmişi bulunan isimler yer aldı. Yeni yönetim kulübün ekonomik ve sportif çöküşünü hemen durduramasa da Kocaelispor’un kapatılmasına karşı sorumluluk üstlenerek kulübün hukuki ve tarihî varlığının korunmasında önemli rol oynadı.
2012 – Curiosity gezgini gökyüzü vinciyle Mars’a inerek gezegenin yaşanabilir geçmişini araştırmaya başladı
NASA’nın otomobil büyüklüğündeki Curiosity gezgini, Mars atmosferine girişinden sonra paraşüt, roketli iniş aracı ve ilk kez kullanılan “gökyüzü vinci” sistemiyle Gale Krateri’ne indirildi. Roketli araç, yüzeye yaklaşırken gezgini kablolarla aşağı bıraktı; Curiosity tekerlekleri üzerine indikten sonra bağlantılar kesildi.
Görevin temel amacı gezegenin geçmişte mikrobik yaşamı destekleyebilecek suya, kimyasal maddelere ve çevre koşullarına sahip olup olmadığını araştırmaktı. Curiosity’nin incelemeleri, Gale Krateri’nde geçmişte uzun süre varlığını koruyan göller ve yaşama elverişli kimyasal koşullar bulunduğunu gösterdi. İniş, evrensel saate göre 6 Ağustos’ta, NASA’nın Kaliforniya’daki merkezinin yerel saatine göre ise 5 Ağustos gecesi gerçekleşti.
2013 – Fenerbahçe’nin iki kez gol kralı olan unutulmaz kaptanı Selçuk Yula hayatını kaybetti
Golcülüğü ve özellikle penaltılardaki başarısıyla tanınan Selçuk Yula, Fenerbahçe formasıyla 1981-1982 ve 1982-1983 sezonlarında üst üste iki kez Türkiye ligi gol kralı oldu; sarı-lacivertli takımda kaptanlık da yaptı. Şekerspor’da başlayan kariyerini Fenerbahçe’nin ardından Almanya’da Blau-Weiss Berlin, Sarıyer ve Galatasaray’da sürdüren Yula, A Millî Takım formasını 24 kez giyerek dört gol attı. Futbolu bıraktıktan sonra spor yazarlığı ve yorumculuk yapan Selçuk Yula, 6 Ağustos 2013’te İstanbul’da 53 yaşında hayatını kaybetti.
2014 – Rosetta bir kuyruklu yıldızla buluşan ilk uzay aracı oldu
Avrupa Uzay Ajansının Rosetta aracı, on yıl süren yolculuğunun ardından 67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına ulaştı. Böylece bir kuyruklu yıldızla buluşan ve Güneş çevresindeki hareketi boyunca ona eşlik eden ilk uzay aracı oldu.
Rosetta’nın taşıdığı Philae iniş aracı, 12 Kasım’da kuyruklu yıldızın yüzeyine indi. Görev, kuyruklu yıldızların yapısını, Güneş Sistemi’nin oluşumundan kalan maddeleri ve Dünya’daki suyun kökenine ilişkin ipuçlarını araştırdı. Rosetta, daha önce yalnızca kısa süreli yakın geçişlerle incelenen kuyruklu yıldızları uzun süre gözlemleyerek uzay araştırmalarında yeni bir dönem başlattı.
2019 – Bizimkiler’den Çöpçüler Kralı’na Türkiye’nin gündelik hayatını mizahla anlatan senarist Umur Bugay öldü
Umur Bugay; Hababam Sınıfı, Kapıcılar Kralı, Çöpçüler Kralı, Postacı, Davacı ve Düttürü Dünya gibi Türk sinemasının unutulmaz yapımlarının senaryolarına imza attı. Televizyonda ise bir apartmanın sakinleri üzerinden Türkiye toplumunun dönüşümünü anlatan Bizimkiler ile geniş kitlelere ulaştı; Yazlıkçılar ve Saygılar Bizden gibi dizileri de kaleme aldı. Tiyatroda oyuncu, yönetmen ve dramaturg olarak sanat hayatına başlayan Bugay, 6 Ağustos 2019’da Kınalıada’da geçirdiği kalp krizi sonucu 78 yaşında hayatını kaybetti.
2021 – İzmit’in fotoğraf hafızasını biriktiren İlker Kumral hayatını kaybetti
Fotoğrafçı, yazar ve koleksiyoncu İlker Kumral, 6 Ağustos 2021’de 86 yaşında hayatını kaybetti. Tekirdağ’da doğan ve çocuk yaşta İzmit’e yerleşen Kumral, uzun yıllar Verem Savaş Dispanserinin karşısındaki fotoğraf stüdyosunu işletti; Kocaeli Dokümantasyon Merkezi çalışmalarına katılarak kentin eski fotoğraf ve belgelerinin korunmasına katkıda bulundu.
İzmit’in öncü fotoğrafçılarından Fahri Seyrek’in yaşamını ve çalışmalarını anlatan Fotoğrafa Adanmış Bir Yaşam: Fahri Seyrek kitabını hazırlayan Kumral, aynı zamanda yıllar içinde yüzlerce tarihî fotoğraf makinesi topladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 2010’da satın alınan 310 parçalık koleksiyonu, daha sonra SEKA Kâğıt Müzesi bünyesinde açılan Fotoğraf Teknolojileri Müzesinin temelini oluşturdu. Böylece Kumral’ın kişisel tutkuyla biriktirdiği makineler, İzmit’in kalıcı kültür mirasının bir parçasına dönüştü.
2022 – Türk tiyatrosu ve seslendirme dünyası aynı gün Semih Sergen ile Sungun Babacan’ı kaybetti
Ankara Devlet Konservatuvarını birincilikle bitiren Semih Sergen, 1954’te Devlet Tiyatrolarında göreve başladı. Oyuncu, yönetmen, eğitmen, şair ve yazar olarak çalışan Sergen, sahnelediği ve rol aldığı oyunların yanı sıra yetiştirdiği tiyatrocularla da Türk tiyatrosunda iz bıraktı. Sanat yaşamını kendi kurduğu Semih Sergen ve Dostları Tiyatrosu’nda sürdüren sanatçı, 91 yaşında hayatını kaybetti.
Aynı gün yaşamını yitiren Sungun Babacan ise kariyerine TRT’de başladı. Tom Hanks, Tom Cruise, John Travolta, Brad Pitt, Kevin Costner ve Mel Gibson gibi çok sayıda oyuncuya Türkçe sesiyle hayat verdi. Oyuncunun duygusunu, konuşma biçimini ve ritmini Türkçeye aktarabilmesiyle Türkiye’de dublaj sanatının en tanınmış ve etkili isimlerinden biri oldu. Babacan 63 yaşındaydı.
2023 – Olimpiyat şampiyonluğunun yanına dünya şampiyonluğunu ekleyen Mete Gazoz Türk okçuluğunda yeni bir tarih yazdı
Mete Gazoz, Berlin’de düzenlenen Dünya Okçuluk Şampiyonası’nın klasik yay erkekler bireysel finalinde Kanadalı Eric Peters’ı 6-4 yenerek dünya şampiyonu oldu. Şiddetli yağmur altında yapılan finalde soğukkanlılığını koruyan Gazoz, Tokyo Olimpiyatları’nda kazandığı altın madalyanın ardından kariyerinin ilk bireysel dünya şampiyonluğuna ulaştı.
Gazoz bu sonuçla, Amerikalı Darrell Pace’in 1976’daki başarısından sonra olimpiyat ve dünya şampiyonluğu unvanlarını aynı anda taşıyan ilk erkek okçu oldu. Dünya şampiyonluğu, Türkiye’nin uzun yıllar yatırım yaptığı okçulukta ulaştığı en büyük uluslararası başarılardan biri olarak tarihe geçti.
2023 – Pakistan’da yolcu treninin raydan çıkması sonucu en az 30 kişi öldü, 80’den fazla kişi yaralandı
Yaklaşık bin yolcuyu taşıyan Hazara Express’in on vagonu, Pakistan’ın Sindh eyaletindeki Navabşah yakınlarında raydan çıkarak devrildi. Kazada en az 30 kişi hayatını kaybetti, 80’den fazla kişi yaralandı; sonraki haberlerde yaralı sayısının 100’ü, ölü sayısının ise 30’u aştığı bildirildi. Kaza, bakımsız raylar ve eskiyen demir yolu altyapısının güvenliği konusunda ülkede yeni bir tartışma başlattı.
2025 – Türkiye’ye dönen Marcus Aurelius heykeli yüzlerce arkeolojik eserle birlikte ilk kez sergilendi
Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nden yaklaşık 65 yıl önce yasa dışı yollarla çıkarılan Roma İmparatoru Marcus Aurelius’a ait bronz heykel, Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye iade edilmesinin ardından ilk kez ziyaretçilerin karşısına çıktı. Heykel, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinde açılan “Arkeolojinin Altın Çağı” sergisinin en dikkat çekici eserlerinden biri oldu.
Türkiye’nin 37 ilindeki 90 kazı alanından getirilen toplam 570 eserin yer aldığı sergide, 485 eser ilk kez kamuoyuna gösterildi. Karahantepe buluntuları, Orhan Gazi’ye ait gümüş sikke, Gordion eserleri ve Adrasan açıklarındaki batıktan çıkarılan su altı buluntuları da sergilendi. Marcus Aurelius heykelinin dönüşü, Türkiye’den kaçırılan kültür varlıklarının geri alınması mücadelesinin simgelerinden biri hâline geldi.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

