Günün Tarihi / 26 Temmuz
26 TEMMUZ’DA NE KUTLANIYOR?
Mangrov ormanları kıyıları koruyor, 26 Temmuz bu eşsiz ekosistemlere dikkat çekiyor
UNESCO tarafından 2015’te ilan edilen Uluslararası Mangrov Ekosistemini Koruma Günü, tropikal kıyılarda yetişen mangrov ormanlarının korunmasını amaçlıyor. Denizle kara arasında doğal bir set oluşturan bu ormanlar; fırtına ve kıyı taşkınlarının etkisini azaltıyor, çok sayıda canlıya yaşam alanı sağlıyor ve yüksek miktarda karbon depoluyor. UNESCO’ya göre mangrovlar, dünyadaki genel orman kaybından üç ila beş kat daha hızlı yok oluyor.
Engellilerin eşit yaşam mücadelesinde dönüm noktası olan yasa 26 Temmuz’da hatırlanıyor
ABD’de 26 Temmuz, Engellilerin Bağımsızlığı Günü olarak anılıyor. Tarih, engellilere yönelik ayrımcılığı çalışma hayatından ulaşıma ve kamusal hizmetlere kadar pek çok alanda yasaklayan Amerikan Engelliler Yasası’nın 26 Temmuz 1990’da imzalanmasına dayanıyor. Resmî bir dünya günü olmasa da zamanla erişilebilirlik ve engelli hakları konusunda uluslararası ölçekte sembolik bir tarih hâline geldi.
Dünyanın ortak dili olma hayaliyle doğan Esperanto’nun günü kutlanıyor
Polonyalı göz doktoru Ludwik Zamenhof’un Esperanto dilini tanıttığı ilk kitap, 26 Temmuz 1887’de yayımlandı. Farklı milletlerden insanların hiçbir ulusal dile üstünlük tanımadan anlaşabilmesi için tasarlanan Esperanto, beklenen küresel ortak dil konumuna ulaşamadı; ancak dünyanın pek çok ülkesinde yaşamayı sürdürüyor. Bu nedenle 26 Temmuz, Esperanto toplulukları tarafından Esperanto Günü olarak kutlanıyor.
2026’da 26 Temmuz aynı zamanda Anne Babalar Günü
ABD’de her yıl temmuz ayının dördüncü pazar günü kutlanan Anne Babalar Günü, 2026 takviminde 26 Temmuz’a rastlıyor. 1994’te Kongre kararıyla kabul edilen gün, çocuk yetiştirirken üstlenilen ortak sorumluluğa ve anne babaların aile içindeki yerine dikkat çekiyor. Bu tarih her yıl değiştiği için yalnızca 2026’da 26 Temmuz günleri arasına giriyor.
26 TEMMUZ’UN TUHAF GÜNLERİ
Teyzeler, halalar, amcalar ve dayılar da unutulmadı: ABD kaynaklı gayriresmî Teyze, Hala, Amca ve Dayılar Günü, anne ve babaların kardeşlerinin çocukların hayatındaki yerini hatırlatıyor. İngilizcedeki “Aunt and Uncle Day” ifadesinin Türkçede yalnızca “Teyze ve Amca Günü” diye çevrilmesi eksik kalıyor.
Ya hep ya hiç diyenlerin günü: Kökeni kesin olarak bilinmeyen Ya Hep Ya Hiç Günü, insanların sürekli erteledikleri bir karar için ilk adımı atmaları düşüncesine dayanıyor. Yine de günün adı, ölçülü davranmayı öğütleyen bir hayat tavsiyesinden çok iddialı bir sloganı andırıyor.
Et yemeyenlerin sofrasında tofu var: Kanada merkezli bir hayvan hakları kuruluşunun 2014’te başlattığı Dünya Tofu Günü, soya fasulyesinden üretilen bu eski Uzak Doğu yiyeceğini ve bitkisel beslenmeyi öne çıkarıyor.
Kahve yetmedi, içine dondurma da girdi: ABD’de 26 Temmuz ayrıca Kahveli Milkshake Günü olarak kutlanıyor. Kimin ilan ettiği bilinmeyen bu gayriresmî günün ciddi bir amacı yok; kahve ile dondurmayı aynı bardakta buluşturmak için bahaneye de pek ihtiyaç duyulmuyor.
Köpekler bu kez objektif karşısında: İngiltere’de bir evcil hayvan fotoğrafçısının başlattığı Köpek Fotoğrafçılığı Günü, sahiplerini köpeklerinin fotoğraflarını çekip paylaşmaya çağırıyor. Sosyal medya çağının ürettiği en zararsız özel günlerden biri sayılabilir.
657 – İslam dünyasındaki büyük siyasi ayrışmayı derinleştiren Sıffin Savaşı başladı
Üçüncü halife Hz. Osman’ın öldürülmesinin ardından halife seçilen Hz. Ali ile ona biat etmeyen Suriye Valisi Muaviye’nin orduları, Fırat kıyısındaki Sıffin’de karşı karşıya geldi. Ana çarpışmaları 26–28 Temmuz arasında yapılan savaş, Müslümanların kendi aralarındaki ilk büyük iç savaş olan Birinci Fitne’nin en kritik aşamalarından biriydi.
Çarpışmaların kesin bir askerî sonuç vermeden hakem görüşmelerine bırakılması Hz. Ali’nin otoritesini zayıflattı. Hakem kararına karşı çıkanların Hâricîler adıyla ayrılması, Muaviye’nin güç kazanması ve ileride Emevî yönetiminin kurulması, Sıffin’i İslam siyasi tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri hâline getirdi.
811 – Bizans ordusu Pliska’da yok edildi, İmparator I. Nikephoros savaş alanında öldü
Bulgar başkenti Pliska’yı yağmalayan Bizans İmparatoru I. Nikephoros, ülkesine dönerken Han Krum’un kuvvetleri tarafından Balkan geçitlerinde kuşatıldı. 26 Temmuz sabahı düzenlenen saldırıda Bizans ordusunun büyük bölümü yok edildi; Nikephoros, savaş alanında ölen az sayıdaki Bizans imparatorundan biri oldu.
Dönemin kroniklerinde Han Krum’un imparatorun kafatasını gümüşle kaplatarak içki kadehine dönüştürdüğü anlatılır. Tarihçilerin ihtiyatla aktardığı bu rivayet, zaferin Orta Çağ dünyasında nasıl güçlü bir propagandaya dönüştürüldüğünü gösteriyor. Pliska yenilgisi, Bizans’ın Balkanlardaki ilerleyişini yıllarca durdurdu.
1184 – Orta Çağ’ın en tuhaf felaketlerinden biri Erfurt’ta yaşandı, yaklaşık 60 soylu lağım çukuruna düşerek öldü
Alman Kralı VI. Heinrich, Thüringen Kontu III. Ludwig ile Mainz Başpiskoposu Konrad arasındaki anlaşmazlığı çözmek için Erfurt’ta çok sayıda soyluyu bir araya getirdi. Toplantının yapıldığı binanın ahşap döşemesi kalabalığın ağırlığına dayanamayınca çöktü; insanlar alt kattaki zemini de parçalayarak binanın lağım çukuruna düştü.
Yaklaşık 60 kişi düşme, enkaz altında kalma ve atıkların içinde boğulma sonucu öldü. Kral ile başpiskoposun taş bir pencere girintisine tutunarak kurtulduğu anlatılır. Olay, tarihe “Erfurt Lağım Faciası” adıyla geçti.
1533 – İspanyollar, büyük bir fidye almalarına rağmen İnka hükümdarı Atahualpa’yı öldürdü
Üvey kardeşi Huáscar’ı yenerek İnka taht mücadelesini kazanan Atahualpa, zaferinin hemen ardından Francisco Pizarro komutasındaki iki yüzden az İspanyol askeri tarafından Cajamarca’da kurulan pusuyla ele geçirildi. Özgürlüğü karşılığında tutulduğu odayı elinin yetiştiği yüksekliğe kadar altınla, iki katı miktarda da gümüşle doldurmayı vaat etti. İnkalar fidyeyi topladı; paha biçilmez eserler eritilerek külçelere dönüştürüldü ancak Atahualpa serbest bırakılmadı.
Pizarro’nun adamları, Atahualpa’yı hukuki niteliği bulunmayan bir yargılamayla ölüme mahkûm etti. Yakılarak öldürülmesi kararlaştırılan hükümdar, bedeninin yok edilmesini önlemek amacıyla vaftiz edilmeyi kabul edince cezası boğularak idama çevrildi. Atahualpa, 26 Temmuz 1533’te Cajamarca meydanında garrotla öldürüldü.
Onun ölümü İnka direnişini hemen sona erdirmedi; İspanyollar daha sonra kukla hükümdarlar atarken bağımsız İnka yönetimi Vilcabamba’da 1572’ye kadar mücadeleyi sürdürdü. Ancak Atahualpa’nın ortadan kaldırılması, Pizarro’ya başkent Cusco’ya ilerleme yolunu açtı ve Güney Amerika’nın en büyük imparatorluğunun parçalanmasında belirleyici dönüm noktası oldu.
1552 – Osmanlı’nın Orta Avrupa’daki hâkimiyetini güçlendiren Temeşvar Kalesi fethedildi
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Damat Kara Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Temeşvar Kalesi’ni 28 gün süren kuşatmanın ardından 26 Temmuz 1552’de teslim aldı. Bugün Romanya’nın batısındaki Timişoara’da bulunan kale, Banat ovasını ve bölgedeki geçiş yollarını denetlemesi bakımından Habsburglar için önemli bir savunma merkeziydi.
Fethin ardından merkezi Temeşvar olan bir beylerbeyilik kuruldu; Osmanlı’nın Banat’taki hâkimiyeti genişledi. Temeşvar, 1716’ya kadar 164 yıl Osmanlı idaresinde kaldı ve Budin’in doğusundaki serhat düzeninin başlıca merkezlerinden biri hâline geldi.
1581 – Hollanda’nın bağımsız devlet olmasının yolunu açan Feragat Bildirisi kabul edildi
İspanya yönetimine karşı ayaklanan Hollanda eyaletleri, Feragat Bildirisi ile İspanya Kralı II. Felipe’yi artık hükümdarları olarak tanımadıklarını açıkladı. Metinde hükümdarın halkı korumak için var olduğu, halka zulmeden bir hükümdarın yönetme hakkını kaybedebileceği savunuldu.
Bildiri savaşın hemen sona ermesini sağlamadı; İspanya, Hollanda bağımsızlığını ancak 1648’de tanıdı. Buna rağmen 26 Temmuz 1581 tarihli karar, egemenliğin krala değil halka dayandığını savunan en önemli erken modern metinlerden biri ve Hollanda Cumhuriyeti’nin kuruluş yolundaki belirleyici adım oldu.
1847 – ABD’den Afrika’ya yerleştirilen özgür siyahların kurduğu Liberya bağımsızlığını ilan etti
Amerikan Kolonizasyon Derneği tarafından Afrika kıyılarına yerleştirilen özgür siyah Amerikalıların kurduğu Liberya, 26 Temmuz 1847’de bağımsızlığını ilan etti. Başkent Monrovia’ya, ABD Başkanı James Monroe’nun adı verildi; ülkenin yönetim ve anayasa düzeninde de Amerikan sistemi örnek alındı.
Özgürlük düşüncesiyle kurulan devletin kendi içinde ciddi bir çelişkisi vardı. Nüfusun küçük bir bölümünü oluşturan Ameriko-Liberyalılar, yerli halkı uzun yıllar siyasal iktidardan ve yurttaşlık haklarından uzak tuttu. Bu nedenle Liberya’nın tarihi hem kölelikten kurtuluşun hem de Afrika’da kurulan yeni bir seçkin egemenliğinin hikâyesi olarak okunmalıdır.
1856 – Modern tiyatronun en önemli yazar ve eleştirmenlerinden George Bernard Shaw doğdu
Dublin’de doğan George Bernard Shaw, oyunlarında sınıf ayrımını, yoksulluğu, evliliği, savaş kahramanlığını ve dönemin ahlak anlayışını keskin bir mizahla sorguladı. İnsan ve Üstün İnsan, Jan Dark ve Binbaşı Barbara en önemli eserleri arasına girdi.
Shaw’ın sınıf ve dil üzerinden kurduğu Pygmalion oyunu önce sinemaya, daha sonra My Fair Lady müzikaline uyarlandı. 1925 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Shaw, Pygmalion uyarlamasıyla Oscar da aldı. Böylece hem Nobel hem de Akademi Ödülü kazanan ilk isim oldu.
1875 – Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung doğdu
İsviçre’nin Kesswil kasabasında doğan Carl Gustav Jung, insan zihninin yalnız kişisel deneyimlerden değil, insanlığın ortak geçmişinden gelen imgelerden de etkilendiğini savundu. “Kolektif bilinçdışı”, “arketip”, “persona” ve “gölge” kavramlarıyla analitik psikoloji ekolünü kurdu.
Bir dönem Sigmund Freud’un en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Jung, bilinçdışının niteliği ve cinselliğin rolü konularındaki görüş ayrılıkları nedeniyle Freud’dan koptu. İçe dönüklük ve dışa dönüklük kavramlarını psikolojiye kazandıran çalışmaları, psikoterapiden edebiyat eleştirisine ve popüler kültüre kadar geniş bir alanda etkili oldu.
1887 – Dünyanın en yaygın yapay dillerinden Esperanto’nun ilk kitabı yayımlandı
Polonyalı göz doktoru Ludwik Lejzer Zamenhof, farklı dilleri konuşan topluluklar arasındaki çatışmaların ortak ve tarafsız bir dille azaltılabileceğine inanıyordu. Bu amaçla hazırladığı ilk ders kitabını 26 Temmuz 1887’de Varşova’da “Doktoro Esperanto”, yani “Umut Eden Doktor” takma adıyla yayımladı.
Kitabın yazarının kullandığı “Esperanto” adı zamanla dilin adı oldu. Kolay öğrenilebilen kuralları ve düzenli dil bilgisiyle yayılan Esperanto, hiçbir ülkeye ait olmayan uluslararası bir iletişim dili olmayı hedefledi ve dünyanın en başarılı yapay dillerinden birine dönüştü.
1894 – Haz ve tüketim yoluyla yönetilen bir geleceği anlatan Aldous Huxley doğdu
İngiltere’nin Godalming kentinde doğan Aldous Huxley, gençliğinde geçirdiği göz rahatsızlığı nedeniyle görme yetisini büyük ölçüde kaybetmesine rağmen edebiyat, bilim, siyaset ve felsefeyi buluşturan geniş bir külliyat oluşturdu.
1932’de yayımlanan Cesur Yeni Dünya, insanların baskı ve korkudan çok şartlandırma, tüketim, haz ve “soma” adlı uyuşturucuyla denetlendiği bir gelecek tasarladı. Eser, George Orwell’ın 1984’üyle birlikte modern distopya edebiyatının temel kitaplarından biri oldu. Huxley daha sonra Algının Kapıları ve Ada gibi eserlerinde bilinç, teknoloji ve insan özgürlüğü üzerine çalışmayı sürdürdü.
1894 – Öğrenci sayısı 60’a çıkan Gebze Rüşdiyesi için başöğretmen kadrosu istendi
Gebze Kaza İdare Meclisi, 26 Temmuz 1894’te okulun mevcut öğretmeninin yanına bir “muallim-i evvel” atanmasını kararlaştırdı. Talep eğitim idaresince uygun bulunsa da 480 kuruşluk maaş için bütçe bulunamadı; başöğretmen ancak ertesi yıl atanabildi.
1899 – Kartepe’nin Abhaz köyü Hikmetiye “Abbas” adıyla kuruldu
Bugün Kartepe ilçesine bağlı olan Hikmetiye köyü, Abhaz göçmenlerinden Süleyman Bey tarafından 26 Temmuz 1899’da “Abbas” adıyla kuruldu. Cumhuriyet döneminin ilk köy listelerinde yerleşimin Hikmetiye adını aldığı görülüyor. Köy, Kocaeli’nin Kafkasya’dan gelen göçlerle şekillenen kültürel ve toplumsal tarihinin yerel örneklerinden biri oldu.
1908 – Dünyanın en tanınmış soruşturma teşkilatlarından FBI’ın temeli 34 ajanla atıldı
ABD Başsavcısı Charles Bonaparte, Adalet Bakanlığına bağlı sürekli bir özel ajan kadrosu kurulması talimatını verdi. Başlangıçta 34 ajanla çalışan bu küçük birim, federal hükûmetin kendi soruşturmalarını yürütebileceği ilk düzenli teşkilat oldu.
Yapı 1909’da Soruşturma Bürosu, 1935’te ise Federal Soruşturma Bürosu, yani FBI adını aldı. Kurum federal suçlar ve karşı casusluk alanında büyük güç kazanırken özellikle J. Edgar Hoover dönemindeki siyasi takipler, yasa dışı dinlemeler ve sivil hak hareketlerine yönelik operasyonları nedeniyle tartışmaların da merkezinde yer aldı.
1919 – Batı Anadolu’daki Kuvâ-yi Milliye direnişini ortak bir düzene bağlayan İkinci Balıkesir Kongresi başladı
İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesinin ardından başlayan silahlı direnişi örgütlemek amacıyla toplanan kongre, 26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Hacim Muhittin Çarıklı’nın başkanlığındaki toplantıya 18 kaza ve nahiyeden 44 delege katıldı. Böylece Balıkesir’deki hareket yerel sınırları aşarak Kuzeybatı Anadolu’yu temsil eden bir yapıya kavuştu.
Kongrede amacın “vatanın kurtarılması” olduğu ilan edildi; Yunan işgali sona erinceye kadar mücadele edilmesi ve genel seferberliğe gidilmesi kararlaştırıldı. Asker toplama, cephelerin iaşesini sağlama ve mali kaynak oluşturma işleri düzene bağlanırken alınan kararlar İstanbul Hükûmeti ile İtilaf Devletleri temsilcilerine de bildirildi. İkinci Balıkesir Kongresi, Batı Anadolu’daki Kuvâ-yi Milliye direnişinin örgütlü bir halk hareketine dönüşmesinde önemli bir aşama oldu.
1923 – Televizyon çağının öncülerinden John Logie Baird, mekanik görüntü aktarım sistemi için ilk patent başvurusunu yaptı
İskoç mühendis John Logie Baird, görüntüleri elektrik sinyallerine dönüştürerek kablo ya da radyo dalgaları aracılığıyla uzak bir noktaya aktarmayı amaçlayan sistemi için 26 Temmuz 1923’te patent başvurusunda bulundu. Başvuru, “görüntülerin, portrelerin ve sahnelerin telgraf ya da telsiz telgraf yoluyla iletilmesi” amacıyla hazırlanmıştı.
Çalışmalarını sürdüren Baird, 26 Ocak 1926’da Londra’da hareketli görüntüleri canlı olarak aktaran mekanik televizyon sistemini bilim insanlarına tanıttı. İlk işleyen televizyonun halka açık gösterisi kabul edilen bu deney, televizyonun laboratuvar merakından yeni bir kitle iletişim aracına dönüşmesinde dönüm noktası oldu.
1928 – Kadın hakları ve Türkçenin sadeleşmesi için çağının çok ilerisinde mücadele veren Tunalı Hilmi Bey öldü
1871’de bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Eskicuma’da doğan Tunalı Hilmi Bey, II. Abdülhamid yönetimine karşı mücadele eden Jön Türk hareketinin öncü isimlerinden biri oldu. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanında Bolu’yu, TBMM’nin ilk üç döneminde ise Bolu ve Zonguldak’ı temsil etti; Millî Mücadele sırasında Karadeniz Ereğli’de Fransız işgaline karşı direnişin örgütlenmesine katkıda bulundu.
Mecliste Türkçenin yabancı sözcüklerden arındırılmasını, köylü ve işçi haklarının korunmasını savundu. 1923’te kadın nüfusunun seçim hesabına katılmasını isteyerek kadınların siyasal varlığını Meclis gündemine taşıdı; konuşması sıralara vurularak ve gürültü çıkarılarak engellenmeye çalışıldı. Zonguldak kömür havzasındaki işçilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi için de mücadele etti.
İstiklâl Madalyası sahibi Tunalı Hilmi Bey, yakalandığı verem nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul’da 26 Temmuz 1928’de, 56 yaşında hayatını kaybetti. Adı bugün, Ankara’da Tunalı Hilmi Caddesi ile hatırlanıyor.
1928 – Sinemanın sınırlarını her filminde yeniden çizen Stanley Kubrick doğdu
New York’ta doğan Stanley Kubrick, fotoğrafçılıkla başladığı kariyerinde savaş, şiddet, teknoloji, iktidar ve insan doğasını farklı türler üzerinden araştırdı. Zafer Yolları, Dr. Strangelove, 2001: Bir Uzay Macerası, Otomatik Portakal, Cinnet, Full Metal Jacket ve Gözü Tamamen Kapalı sinema tarihinin en tartışılan yapımları arasına girdi.
Kubrick, ayrıntılı araştırmaları, kusursuz görsel kompozisyonları, müzik kullanımı ve oyuncularından çok sayıda tekrar istemesiyle tanındı. Yalnızca 13 uzun metrajlı film yönetmesine rağmen bilim kurgudan korkuya, savaş filminden kara komediye kadar girdiği hemen her türün anlatımını değiştirdi.
1933 – Nazilerin engelli ve hasta insanları devlet zoruyla kısırlaştıracak yasası dünya basınına yansıdı
Nazi Almanyası’nın sözde “ırk sağlığını” koruma iddiasıyla hazırladığı Kalıtsal Hastalıklı Nesillerin Önlenmesi Yasası, Hitler hükûmeti tarafından kabul edilmesinin ardından 26 Temmuz 1933’te dünya basınına yansıdı. Yasa; Nazi makamlarının “kalıtsal” saydığı zihinsel yetersizlik, şizofreni, epilepsi, körlük, sağırlık ve ağır fiziksel engellerin yanı sıra kronik alkolizm gerekçesiyle insanların rızaları dışında kısırlaştırılmasına izin veriyordu.
1 Ocak 1934’te yürürlüğe giren yasayı uygulamak için özel “Kalıtsal Sağlık Mahkemeleri” kuruldu; verilen kararlar polis zoruyla yerine getirilebiliyordu. Nazi iktidarı boyunca yaklaşık 400 bin insan zorla kısırlaştırıldı, yüzlerce kadın geçirdiği ameliyatlar sonucunda hayatını kaybetti. Bu uygulama, engelli ve hasta insanları “yaşamaya değmez” sayan anlayışın ve daha sonra kitlesel öldürmelere dönüşecek Nazi öjeni politikasının başlıca aşamalarından biri oldu.
1935 – Derince cephaneliğindeki patlama tren seferlerini durdurdu, facia can kaybı olmadan atlatıldı
26 Temmuz sabahı Derince’deki cephanelikte peş peşe patlamalar meydana geldi ve yangın çıktı. İzmit ile İstanbul Kadıköy’den gönderilen itfaiye ekipleri alevlerin cephaneliğin diğer bölümlerine sıçramasını engelledi.
Demiryolunda hasar oluşmadı ancak çevrede patlamamış mühimmat bulunması nedeniyle trenler geçici olarak durduruldu. Olayın büyümeden kontrol altına alınması sayesinde can kaybı yaşanmadı. Hadise, 5 Ağustos 1935 tarihli Türk Yolu gazetesinde ayrıntılarıyla haberleştirildi.
1941 – ABD’nin Japon varlıklarını dondurması Pasifik’i savaşa götüren ekonomik kuşatmayı sertleştirdi
Japonya’nın Fransız Hindiçini’nin güneyine asker göndermesi üzerine ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, Japonya’ya ait mal varlıklarının dondurulmasını emretti. Britanya ve Hollanda yönetimindeki sömürgeler de benzer kararlar aldı.
Karar kâğıt üzerinde yalnızca bir mal varlığı dondurma işlemiydi ancak uygulamada Japonya’nın ABD petrolüne erişimini büyük ölçüde kesti. Enerji ve ham madde bakımından dışa bağımlı olan Japon yönetimi bunu varoluşsal bir tehdit olarak gördü. Karar, aynı yıl Pearl Harbor saldırısına ve Pasifik Savaşı’na uzanan gerilimin başlıca aşamalarından biri oldu.
1943 – Sahnedeki rock yıldızı imgesini yeniden tanımlayan Rolling Stones solisti Mick Jagger doğdu
Michael Philip Jagger, 26 Temmuz 1943’te İngiltere’nin Dartford kentinde doğdu. Çocukluk arkadaşı Keith Richards’la 1961’de bir tren istasyonunda tesadüfen yeniden karşılaştığında elinde Amerikan blues plakları vardı. Muddy Waters ve Chuck Berry gibi müzisyenlere duydukları ortak ilgi, ikiliyi Brian Jones’un çevresinde kurulmakta olan gruba taşıdı. Rollin’ Stones, ilk konserini 12 Temmuz 1962’de Londra’daki Marquee Club’da verdi; Jagger da müziği seçerek Londra Ekonomi Okulundaki öğrenimini bıraktı.
Keith Richards’la birlikte Satisfaction, Paint It Black, Sympathy for the Devil, Gimme Shelter ve Start Me Up gibi rock tarihine geçen şarkılara imza attı. Kendine özgü sesi, kışkırtıcı tavrı ve bütün sahneyi kullanan danslarıyla sonraki kuşakların örnek aldığı rock solisti modeline dönüştü. Beatles’ın daha “uslu” görüntüsünün karşısına yerleştirilen Rolling Stones ise asi gençliğin ve karşı kültürün başlıca simgelerinden biri oldu.
Rolling Stones 1989’da Rock and Roll Hall of Fame’e, Jagger ile Richards 1993’te Songwriters Hall of Fame’e kabul edildi; Jagger 2003’te müziğe hizmetleri nedeniyle şövalyelik unvanını aldı. Türkiye’deki hayranları onu 19 Eylül 1998’de Ali Sami Yen Stadı’nda izledi; konser aynı zamanda Bridges to Babylon dünya turnesinin son gösterisiydi.
1944 – Nazi Almanyası’nın gizli V-2 roketinin parçaları, Polonya direnişinin tehlikeli operasyonuyla Müttefiklere ulaştırıldı
Polonya İç Ordusu, Mayıs 1944’te Bug Nehri yakınlarında patlamadan düşen bir V-2 test roketini Alman birliklerinden gizleyerek parçalara ayırdı. Polonyalı mühendislerin hazırladığı teknik raporlar, çizimler ve roketin önemli parçaları, 25 Temmuz’u 26 Temmuz’a bağlayan gece gerçekleştirilen Most III Operasyonu ile ülkeden çıkarıldı.
İşgal altındaki Polonya’da hazırlanan derme çatma piste inen RAF’a ait Dakota uçağı, kalkış sırasında çamura saplandı; direnişçilerin tekerleklerin altına tahta döşemesiyle son anda havalanabildi. Brindisi üzerinden Britanya’ya gönderilen malzemeler, Müttefiklerin V-2’nin yakıt ve yönlendirme sistemini saldırılar başlamadan önce incelemesini sağladı. İlk V-2, 8 Eylül 1944’te Londra’nın Chiswick semtine düştü.
1945 – Savaşın galibi Churchill seçimi kaybetti, Britanya’da sosyal devlet dönemini başlatacak Clement Attlee başbakan oldu
Britanya’da oylar 5 Temmuz’da kullanılmış ancak denizaşırı ülkelerdeki askerlerin oylarının ulaşması için sonuçların açıklanması 26 Temmuz’a bırakılmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın simge lideri Winston Churchill’in Muhafazakâr Partisi, İşçi Partisi karşısında ağır bir yenilgiye uğradı.
Seçmenler Churchill’in savaş liderliğine saygı duysa da barış döneminde konut, sağlık, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında köklü değişim istedi. Clement Attlee yönetimi daha sonra Ulusal Sağlık Hizmetini kurdu, sosyal güvenlik sistemini genişletti ve temel sanayi kuruluşlarını kamulaştırdı.
1945 – Müttefikler Japonya’ya teslim olmazsa bütünüyle yıkıma uğrayacağı uyarısını yaptı
ABD, Britanya ve Çin Cumhuriyeti, Potsdam Bildirisi ile Japonya’dan silahlı kuvvetlerini koşulsuz teslim etmesini istedi. Bildiride militarist yönetimin tasfiye edileceği, savaş suçlularının yargılanacağı ve Japonya’nın işgal altında yeniden düzenleneceği açıklandı.
Japon hükûmeti çağrıyı kabul etmedi. Takip eden günlerde Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombaları atıldı, Sovyetler Birliği Japonya’ya savaş ilan etti. Bu nedenle Potsdam Bildirisi, İkinci Dünya Savaşı’nın son haftalarında alınan en önemli diplomatik kararlardan biri sayılıyor.
1947 – CIA ve Ulusal Güvenlik Konseyini doğuran yasa ABD’nin Soğuk Savaş düzenini kurdu
Başkan Harry Truman’ın imzaladığı Ulusal Güvenlik Yasası, ABD’nin askerî ve istihbarat sistemini yeniden şekillendirdi. Yasa, Merkezi İstihbarat Teşkilatını ve Ulusal Güvenlik Konseyini kurarken Hava Kuvvetlerini de bağımsız bir askerî kuvvet hâline getirdi.
Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin koordinasyonu için Ulusal Askerî Teşkilat ile Savunma Bakanlığı makamı oluşturuldu. Kurumun adı 1949’da Savunma Bakanlığı olarak değiştirildi. Bu yapı, ABD’nin Sovyetler Birliği’yle başlayacak küresel güç mücadelesinin yönetim merkezi oldu.
1949 – Türk şilebi Ödemiş ile Polonya yolcu gemisi Anna’nın çarpışması 11 can aldı
Türk kuru yük gemisi Ödemiş ile Polonya yolcu gemisi Anna, Gdynia Limanı girişinde çarpıştı. Ağır hasar alan Anna kısa sürede battı; yolcu ve mürettebattan 11 kişi hayatını kaybetti.
Polonya’da yapılan deniz mahkemesi incelemesinde kazanın başlıca sorumlusu olarak Anna’nın kaptanı gösterildi. Türk ve Polonya arşivlerinde uzun süre dağınık kalan olay, iki ülkenin belgelerini karşılaştıran yeni bir akademik araştırmayla ayrıntılı biçimde ortaya çıkarıldı.
1952 – Mısır’da yaklaşık 150 yıllık hanedan yönetiminin sonunu hazırlayan Hür Subaylar, Kral I. Faruk’u tahtını altı aylık oğluna bırakıp ülkeyi terk etmeye zorladı
Muhammed Necib ve Cemal Abdünnasır öncülüğündeki Hür Subaylar Hareketi, 23 Temmuz’da yönetime el koymasının ardından Kral I. Faruk’a tahttan çekilmesi ve Mısır’dan ayrılması için ültimatom verdi. Faruk, 26 Temmuz’da tahtı altı aylık oğlu Ahmed Fuad’a bırakan belgeyi imzaladı; çocuk hükümdar II. Fuad adıyla kral ilan edildi.
Faruk aynı gün İskenderiye’den kraliyet yatı El-Mahrusa ile İtalya’ya sürgüne gönderildi. Krallık kâğıt üzerinde yaklaşık 11 ay daha devam etse de gerçek iktidar Hür Subayların elindeydi. 18 Haziran 1953’te monarşi kaldırılıp cumhuriyet ilan edildi ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa hanedanının 148 yıllık yönetimi sona erdi.
1952 – Arjantin’de işçi ve yoksulların simgesi olan Eva “Evita” Perón 33 yaşında öldü
Yoksul bir aileden gelen ve oyuncu olmak için 15 yaşında Buenos Aires’e giden María Eva Duarte, Juan Domingo Perón’la evlendikten sonra geleneksel devlet başkanı eşi rolünün çok ötesine geçti. Sendikalarla iktidar arasında bağ kurdu; işçilerin ve “gömleksizler” adı verilen yoksul Perón taraftarlarının en güçlü sözcüsü oldu.
Eva Perón Vakfı aracılığıyla hastaneler, okullar ve yoksullar için barınma merkezleri açtırdı; geniş çaplı sosyal yardım dağıttı. Arjantinli kadınların 1947’de oy hakkı kazanmasını sağlayan mücadelenin en etkili siyasi yüzlerinden biri oldu ve 1949’da Peronist Kadın Partisini kurdu. Ancak Perón yönetiminin otoriter uygulamaları ve yardım faaliyetlerinin siyasi bağlılık yaratmak için kullanıldığı iddiaları nedeniyle, hayranlık duyulduğu kadar sert biçimde eleştirilen bir isimdi.
Rahim ağzı kanseri nedeniyle 26 Temmuz 1952’de hayatını kaybettiğinde tabutunu yaklaşık iki milyon kişi ziyaret etti. Mumyalalanan naaşı, Perón’u deviren 1955 darbesinin ardından askerlerce kaçırıldı; 16 yıl boyunca saklandı ve Milano’da sahte bir adla gömüldü. Sonunda Arjantin’e getirilen Eva Perón, 1976’da Buenos Aires’teki Recoleta Mezarlığı’na defnedildi. Yaşamı daha sonra Evita müzikaline ve Madonna’nın başrolünü oynadığı filme konu olurken, “Don’t Cry for Me Argentina” şarkısı adının bütün dünyada duyulmasını sağladı.
1953 – Askerî yenilgiyle biten Moncada baskını Küba Devrimi’nin simgesel başlangıcı oldu
Fidel Castro’nun önderlik ettiği yaklaşık 150 genç, Küba diktatörü Fulgencio Batista’yı devirmek amacıyla Santiago de Cuba’daki Moncada Kışlası’na saldırdı. Kötü planlanan baskın kısa sürede başarısız oldu; saldırganların önemli bir bölümü çatışmada ya da yakalandıktan sonra öldürüldü.
Castro yakalandı ve “Tarih beni beraat ettirecektir” sözleriyle anılan savunmasının ardından 15 yıl hapse mahkûm edildi. 1955’te çıkarılan afla serbest kaldı. Başarısız baskın, Castro’yu ülke çapında tanıttı ve daha sonra kurduğu örgüte “26 Temmuz Hareketi” adını verdi.
1956 – Cemal Abdünnasır, Mısır’ın egemenlik mücadelesinin simgesine dönüşen kararla Süveyş Kanalı’nı millîleştirdi
Asvan Yüksek Barajı için beklediği Batı finansmanından mahrum kalan Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır, 26 Temmuz 1956’da İskenderiye’de yaptığı konuşmada kanalı işleten ve Britanya-Fransa sermayesinin hâkimiyetindeki Süveyş Kanalı Şirketi’nin millîleştirildiğini açıkladı. Kanal gelirlerinin barajın yapımında kullanılacağını bildiren Nasır konuşmasını sürdürürken Mısırlı görevliler şirketin merkezlerine el koyuyordu.
Karar, Britanya ve Fransa’nın İsrail ile gizlice anlaşarak Mısır’a saldırdığı Süveyş Krizi’ni başlattı. Ancak ABD, Sovyetler Birliği ve Birleşmiş Milletlerin baskısıyla saldırgan ülkeler geri çekilmek zorunda kaldı; kanal Mısır’ın denetiminde kaldı.
Mısır askerî bakımdan ağır kayıplar verse de kriz Nasır için büyük bir siyasi zafere dönüştü. Süveyş’in millîleştirilmesi onu Arap milliyetçiliğinin ve sömürgeciliğe karşı mücadelenin başlıca simgelerinden biri yaparken Britanya ile Fransa’nın küresel güç döneminin sona yaklaştığını da gösterdi.
1963 – Üsküp’ü yıkan deprem 1.070 can aldı, kent uluslararası dayanışmayla yeniden kuruldu
O tarihte Yugoslavya’ya bağlı Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti olan Üsküp, 26 Temmuz 1963 sabahı saat 05.17’de 6,1 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Yaklaşık 20 saniye süren depremde 1.070 kişi hayatını kaybetti, 3 binden fazla kişi yaralandı; kentin yaklaşık yüzde 80’i yıkılırken 200 bine yakın insan evsiz kaldı. Eski tren istasyonunun 05.17’de duran saati, felaketin simgesi olarak günümüze kadar korundu.
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu onlarca ülke Üsküp’e yardım gönderdi; Birleşmiş Milletler kentin yeniden kurulmasını destekledi. Japon mimar Kenzō Tange’nin kent merkezi tasarımının da etkili olduğu yeniden yapılanma, Üsküp’ün görünümünü baştan sona değiştirdi. Dünya çapındaki yardım seferberliği nedeniyle kent daha sonra “Uluslararası Dayanışma Şehri” olarak anılmaya başladı.
1963 – Bugünkü uydu haberleşmesinin yolunu açan Syncom 2 uzaya gönderildi
NASA’nın Syncom 2 haberleşme uydusu Cape Canaveral’dan fırlatıldı ve dönüş süresi Dünya’nın dönüşüne eşit olan yaklaşık 24 saatlik eşzamanlı yörüngeye yerleşti. Böylece Dünya’nın belirli bir bölgesiyle uzun süre kesintisiz bağlantı kurulabileceği gösterildi.
Syncom 2’nin yörüngesi eğimli olduğu için gökyüzünde tamamen sabit görünmüyordu; dolayısıyla ilk “jeostatik” uydu değildi. Buna rağmen başarılı telefon, teleks ve görüntü aktarımları, televizyon yayınlarından günümüz internet altyapısına kadar kullanılan sabit haberleşme uydularının önünü açtı.
1967 – Cumhuriyet döneminde Tunceli’yi vuran en yıkıcı depremlerden biri Pülümür’de 97 can aldı
Tunceli’nin Pülümür ilçesi, 26 Temmuz 1967 akşamı saat 20.53’te 6,2 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Yaklaşık yedi saniye süren depremde 97 kişi hayatını kaybetti, 268 kişi yaralandı; 1.282 yapı ağır hasar gördü.
Pülümür ilçe merkeziyle birlikte 64 köyü etkileyen felakette dağlık arazi kurtarma ve yardım çalışmalarını güçleştirdi. Kara yoluyla ulaşılamayan bazı köylere askerî uçaklardan yiyecek atıldı; yapılan incelemelerde farklı derecelerde hasar gören toplam 2.547 yapı belirlendi. Deprem, Türkiye’nin Mudurnu ve Adapazarı’nı yıkan büyük sarsıntının yaralarını sarmaya çalıştığı sırada, yalnızca dört gün sonra meydana geldi.
1967 – Türkiye’yi ziyaret eden ilk papa VI. Paul, İzmir ve Efes’te temaslarda bulundu
Katolik Kilisesi’nin lideri VI. Paul, 25 Temmuz’da İstanbul’a gelerek Türkiye’yi ziyaret eden ilk papa oldu. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Fener Rum Patriği Athenagoras ile görüşmesinin ardından 26 Temmuz’da İzmir’e geçti.
Papa, Efes ve Meryem Ana Evi çevresindeki kutsal mekânları ziyaret etti; İzmir’de halka seslendi ve Saint Jean Katedrali’ndeki programa katıldı. Ziyaret, Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki yakınlaşma ile Vatikan–Türkiye ilişkileri bakımından tarihî önem taşıdı.
1968 – Anadolu insanını modern resmin geometrik diliyle anlatan Cemal Tollu öldü
1899’da İstanbul’da doğan Cemal Tollu, Sanayi-i Nefise Mektebindeki eğitimini yarıda bırakarak Millî Mücadele’ye katıldı ve yedek süvari teğmeni olarak görev yaptı. Daha sonra Akademiye döndü; Münih ve Paris’te Hans Hofmann, André Lhote, Marcel Gromaire ve Fernand Léger gibi sanatçıların yanında çalıştı.
Tollu, 1933’te kurulan D Grubu ile Türk resminde yeni bir dönemin öncülerinden oldu. Grup, dönemin yaygın izlenimci anlayışı yerine nesneleri sağlam ve geometrik biçimlerle kuran daha modern bir resim dili geliştirmeyi amaçlıyordu. Tollu da köylüleri, tarım işçilerini, hayvanları ve Anadolu manzaralarını anıtsal görünümlü figürlerle resmetti.
Ankara Arkeoloji Müzesinde yöneticilik yapan, 1937’den 1964’e kadar Güzel Sanatlar Akademisinde ders veren ve Resim Bölümü Başkanlığına kadar yükselen Cemal Tollu, sanat yazıları ve kitaplarıyla da Türk resim tarihine katkıda bulundu. 26 Temmuz 1968’de İstanbul’da 69 yaşında hayatını kaybetti.
1971 – İnsanların Ay’da ilk kez otomobil kullanacağı Apollo 15 görevi başladı
David Scott, James Irwin ve Alfred Worden’ı taşıyan Apollo 15, Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. Apollo programının bilimsel araştırmalara ağırlık veren ilk uzun süreli “J görevi” olan uçuşun hedefi, Ay’ın Hadley–Apennine bölgesiydi.
Scott ve Irwin, Ay yüzeyine indirilen ilk insanlı taşıt olan Ay otomobiliyle önceki görevlerden çok daha geniş bir alanı araştırdı. Astronotlar yaklaşık 27 kilometre yol aldı ve “Genesis Kayası” olarak tanınan eski Ay örneğini topladı.
1972 – Darıca’daki Kroman Çelik’te grev ve lokavt kararları karşı karşıya geldi
Bugün Darıca sınırlarında bulunan, dönemin belgelerinde “Gebze-Çayırova” diye anılan Kroman Çelik’te işveren uzlaştırma kararını reddedince Otomobil-İş 25 Temmuz’da grev kararı aldı. Kroman işvereni 26 Temmuz’da lokavt kararıyla karşılık verdi; MESS kararı iki gün sonra sendikaya bildirdi. Grev 15 Ağustos’ta başladı ve 1973 ilkbaharına kadar sürdü.
1974 – Yunanistan’ı yedi yıllık askerî rejimden demokrasiye taşıyacak Karamanlis hükümeti son üyelerinin de yemin etmesiyle tamamlandı
Yunan cuntasının Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı düzenlettiği 15 Temmuz darbesi ve Türkiye’nin 20 Temmuz’da başlattığı Kıbrıs Barış Harekâtı, Atina’daki rejimi askerî ve siyasi bir çıkmaza sürükledi. Cunta yönetiminin çökmesi üzerine Konstantin Karamanlis, 11 yıldır yaşadığı Paris’ten Atina’ya dönerek 24 Temmuz sabahı başbakanlık yemini etti.
Millî Birlik Hükümeti’nin ilk bakanları aynı gün, ikinci grubu ise 26 Temmuz’da göreve başladı; böylece kabine tamamlanarak ilk Bakanlar Kurulu toplantısını yaptı. Siyasi tutukluların serbest bırakılması ve siyasi suçlara af çıkarılmasıyla başlayan dönem, kasım ayındaki serbest seçimler ve aralık ayında monarşinin halkoyuyla kaldırılmasıyla sürdü. Yunanistan’da “Metapolitefsi” olarak anılan bu süreç, günümüzdeki demokratik düzenin başlangıcı kabul edilir.
1975 – Türkiye ABD üslerinin faaliyetini durdurdu, Karamürsel’deki Soğuk Savaş dinleme tesisi de kararın kapsamına girdi
ABD’nin Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uyguladığı silah ambargosunu kaldırmaması üzerine Süleyman Demirel hükümeti, 25 Temmuz’da 1969 Savunma İşbirliği Anlaşması’nın geçerliliğini yitirdiğini açıkladı. Karar uyarınca İncirlik’in NATO görevi dışında Türkiye’deki ortak savunma tesislerinin faaliyetleri 26 Temmuz 1975’ten itibaren durduruldu.
Sovyet haberleşmesini izleyen başlıca Amerikan istihbarat tesislerinden Karamürsel Üssü de bu kapsama girdi ve izleyen günlerde Türk Silahlı Kuvvetlerinin denetimine geçti. Böylece Türkiye–ABD ilişkilerindeki büyük kırılmalardan biri Kocaeli çevresinde doğrudan karşılık buldu.
1983 – Jarmila Kratochvílová kadınlar 800 metrede 43 yıldır kırılamayan dünya rekorunu koştu
Çekoslovak atlet Jarmila Kratochvílová, Münih Olimpiyat Stadı’ndaki yarışta 800 metreyi 1 dakika 53,28 saniyede tamamladı. Başlangıçta 400 metre uzmanı olan sporcunun derecesi, 26 Temmuz 2026 itibarıyla 43 yıldır geçilemedi.
Rekor, kadınlar atletizmindeki en uzun ömürlü dünya rekorlarından biri olmasının yanında tartışmaların da merkezinde kaldı. Doğu Bloku ülkelerindeki devlet destekli doping uygulamalarının ortaya çıkması şüpheleri artırdı; ancak Kratochvílová’nın hiçbir doping testi pozitif çıkmadı ve hakkındaki iddiaları her zaman reddetti. Derecesi resmî dünya rekoru olmayı sürdürüyor.
1984 – Korku sinemasının en ürkütücü katillerine ilham veren Ed Gein öldü
Edward Theodore Gein’in suçları, Wisconsin eyaletinin Plainfield kasabasında dükkân işleten Bernice Worden’ın 1957’de kaybolmasıyla ortaya çıktı. Polis, Gein’in çiftliğinde Worden’ın cesedinin yanı sıra mezarlardan çıkarılmış insan kalıntıları; insan derisinden yapılmış maskeler, giysiler ve ev eşyaları buldu. Gein, 1954’te kaybolan meyhane işletmecisi Mary Hogan’ı da öldürdüğünü itiraf etti.
Akıl hastalığı nedeniyle uzun süre yargılanamayan Gein, 1968’de Bernice Worden cinayetinden suçlu bulundu; ancak cezai ehliyetinin olmadığına karar verilerek yeniden psikiyatri hastanesine gönderildi. Yaygın biçimde “seri katil” olarak anılsa da yalnızca bu iki cinayetle ilişkilendirilebildi; hakkındaki diğer şüpheler kanıtlanamadı.
Gein’in suçları, birbirinden farklı yönleriyle Sapık filmindeki Norman Bates’e, Teksas Katliamı’ndaki Leatherface’e ve Kuzuların Sessizliği’ndeki Buffalo Bill’e esin verdi. Hayatının geri kalanını kapalı bir psikiyatri kurumunda geçiren Gein, 26 Temmuz 1984’te akciğer kanserine bağlı solunum yetmezliği nedeniyle 77 yaşında öldü.
1986 – Yeşilçam’ın kuşaklar boyunca izlenen komedilerini yazan Sadık Şendil öldü
1913’te İstanbul’da doğan Sadık Şendil, sinema yazarlığına Zeki Müren ile Cahide Sonku’nun başrollerini paylaştığı Beklenen Şarkı ile başladı ve yaklaşık 200 filmin senaryosuna imza attı. Mavi Boncuk, Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban ve Neşeli Günler ile Hababam Sınıfı serisinin devam filmleri, onun kaleminden çıkan ve yıllar sonra bile ilgiyle izlenen yapımlar arasındaydı.
Karagöz ve orta oyununun renkli tiplerini, söz oyunlarını ve yanlış anlamalara dayanan güldürüsünü Yeşilçam’a taşıdı. Kalabalık oyuncu kadrolarını aynı hikâye içinde ustalıkla buluştururken aile, mahalle ve sınıf çatışmalarını sıcak bir mizahla anlattı. Kart Horoz, Kanlı Nigâr ve Yedi Kocalı Hürmüz gibi oyunlarıyla geleneksel halk tiyatrosunu modern sahneye uyarladı. Kalbimin Efendisi, Sev Kardeşim ve Oh Olsun filmleriyle üç kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı. Sözleri hâlâ dillerde olan “Senede Bir Gün” şarkısını da Sadık Şendil yazdı.
Sadık Şendil, 26 Temmuz 1986 sabahı İstanbul’daki evinde kalp yetmezliği nedeniyle 73 yaşında hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
1990 – Engelli Amerikalılar Yasası milyonlarca kişiye ayrımcılığa karşı kapsamlı güvence getirdi
Başkan George H. W. Bush’un imzaladığı Engelli Amerikalılar Yasası, engellilik temelinde ayrımcılığı yasaklayan en kapsamlı medeni haklar düzenlemelerinden biri oldu. Yasa istihdamı, kamu hizmetlerini, toplu taşımayı, iletişimi ve halka açık özel işletmeleri kapsadı.
İşverenlere makul düzenleme yapma, kamu binaları ile ulaşım sistemlerine ise erişilebilirlik sağlama yükümlülükleri getirildi. Düzenleme yalnız ABD’de milyonlarca insanın günlük yaşamını değiştirmekle kalmadı, başka ülkelerde hazırlanan engelli hakları yasalarına da örnek oldu.
1998 – Kocaeli’yi otomotiv ihracatının merkezlerinden birine dönüştürecek Ford Otosan fabrikasının temeli atıldı
Ford Otosan’ın Gölcük’teki Kocaeli Fabrikası’nın temeli 26 Temmuz 1998’de atıldı. Yaklaşık 650 milyon dolarlık yatırımla, 1,6 milyon metrekarelik arazi üzerinde ve ihracata ayrılmış özel bir rıhtımla kurulan tesis, Ocak 2001’de Transit araçlarının deneme üretimine başladı.
20 Nisan 2001’de hizmete giren fabrika, Kocaeli’nin otomotiv ve yan sanayi kimliğini güçlendirdi; Ford’un ticari araç üretim ve ihracat merkezlerinden birine dönüştü.
2000 – 17 Ağustos depreminde Donanmada hayatını kaybedenlerin anısı Gölcük’te iki anıtla yaşatıldı
17 Ağustos 1999 Marmara depreminde Gölcük’te hayatını kaybeden askerler, uzman erbaşlar, devlet memurları ve yakınları için hazırlanan Donanma Deprem Anıtı ile Orduevi Deprem Anıtı törenle açıldı.
Açılışı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu yaptı. Törene kaybedilenlerin ailelerinin yanı sıra depremde yaşamını yitiren İngiliz Binbaşı Acton’ın ailesi de katıldı. İki anıt, depremin Donanma üzerindeki ağır etkisini ve Gölcük’ün ortak yasını yaşatan yerel hafıza mekânlarına dönüştü.
2004 – Gırgır’ı bir milyon tiraja taşıyan ve Türk mizahında bir okul kuran Oğuz Aral öldü
1936’da İstanbul’da doğan Oğuz Aral, kardeşi Tekin Aral ile 1972’de kurduğu Gırgır dergisini bir dönem bir milyonun üzerindeki tirajıyla dünyanın en çok okunan mizah yayınlarından biri hâline getirdi. Dergi, aynı zamanda onlarca karikatürist ve mizah yazarının yetiştiği bir okul oldu.
Avanak Avni, Utanmaz Adam, Vites Mahmut, Hayk Mammer ve Köstebek Hüsnü gibi karakterleri yaratan Aral, gündelik hayatı, sınıf farklılıklarını ve siyaseti geniş kitlelerin anlayabileceği bir mizahla anlattı. Oğuz Aral, 26 Temmuz 2004’te Bodrum’da geçirdiği kalp krizi sonucu 68 yaşında hayatını kaybetti.
2004 – Eşkıya’nın Berfo’su, tiyatro ve seslendirme ustası Kamran Usluer öldü
1937’de İzmir’de doğan Kamran Usluer, İstanbul Şehir Tiyatrolarında uzun yıllar sahneye çıktı; sinema, televizyon ve seslendirme çalışmalarında çok farklı kuşaklara ulaştı. Gelin, Kanal ve Salkım Hanımın Taneleri gibi filmlerdeki rolleriyle ödüller kazandı.
Geniş kitleler onu özellikle Yavuz Turgul’un Eşkıya filminde Şener Şen’in canlandırdığı Baran’ın yıllardır aradığı Berfo rolüyle hatırladı. Kamran Usluer, Oğuz Aral’la aynı gün, 26 Temmuz 2004’te akciğer kanseri nedeniyle 67 yaşında öldü ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
2016 – Solar Impulse 2 bir damla yakıt kullanmadan dünya çevresindeki ilk uçuşu tamamladı
Yalnızca güneş panellerinden aldığı enerjiyle çalışan Solar Impulse 2, Abu Dabi’ye inerek dünya çevresindeki tarihî yolculuğunu tamamladı. Bertrand Piccard ve André Borschberg’in dönüşümlü olarak kullandığı uçak, Mart 2015’te başladığı seferde 17 etapta 42 bin kilometreden fazla yol katetti.
Uçuş 16 durak ve 555 saatten fazla havada kalma süresinin ardından tamamlandı. Proje güneş enerjili yolcu uçaklarının hemen kullanılabileceğini göstermiyordu; asıl amacı temiz enerji teknolojilerinin sınırlarını ortaya koymak ve fosil yakıt kullanılmadan uzun mesafeli uçuşun mümkün olduğunu kanıtlamaktı.
2021 – İlk devlet örgütlenmesinin izlerini taşıyan Arslantepe Höyüğü UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi
Malatya’daki Arslantepe Höyüğü, UNESCO Dünya Mirası Komitesinin kararıyla Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Yerleşimin tarihi MÖ 6. binyıla uzanıyor; höyükte bulunan saray kompleksi, depolar ve mühürleme sistemi, yazı henüz yaygınlaşmadan önce bürokratik bir yönetimin oluştuğunu gösteriyor.
Kazılarda bulunan arsenikli bakırdan yapılmış kılıçlar, dünyanın bilinen en eski kılıç örnekleri arasında yer alıyor. Anıtsal mimari, toplu üretim, depolama ve yeniden dağıtım sistemi Arslantepe’yi erken devletleşmenin nasıl ortaya çıktığını gösteren en önemli arkeolojik alanlardan biri hâline getiriyor.
2023 – “Nothing Compares 2 U” ile dünyaya sesini duyuran ve inandıklarını söylemekten vazgeçmeyen Sinéad O’Connor öldü
1966’da Dublin’de doğan Sinéad O’Connor, daha ilk albümü The Lion and the Cobra ile güçlü sesi ve kazınmış saçlarıyla dönemin kadın yıldız kalıplarını reddetti. Asıl büyük çıkışını 1990’da, Prince’in yazdığı “Nothing Compares 2 U” yorumuyla yaptı. Şarkı pek çok ülkede liste başına yükselirken yüzüne odaklanan sade klibi ve yanağından süzülen gözyaşı, pop müzik tarihinin unutulmaz görüntülerinden birine dönüştü.
O’Connor şöhretin kurallarına uymayı reddetti. Müzik endüstrisinin sanattan çok maddi başarıyı ödüllendirdiğini söyleyerek 1991’de kazandığı Grammy’yi kabul etmedi. 1992’de Saturday Night Live programında Katolik Kilisesi içindeki çocuk istismarını protesto etmek için Papa II. Jean Paul’ün fotoğrafını yırttığında dünya çapında tepki gördü, konserlerde yuhalandı ve kariyeri ağır darbe aldı. Kilisenin örtbas ettiği istismar vakaları yıllar sonra ortaya saçıldığında ise bu çıkışı, çağının ilerisinde yapılmış cesur bir uyarı olarak yeniden değerlendirildi.
2018’de Müslüman olarak Şüheda Sadakat adını alan ancak müzik çalışmalarında eski adını kullanmayı sürdüren O’Connor, 26 Temmuz 2023’te Londra’daki evinde 56 yaşında hayatını kaybetti. Daha sonra düzenlenen ölüm belgesinde, KOAH ve bronşiyal astımının alt solunum yolu enfeksiyonuyla ağırlaşması sonucu doğal nedenlerle öldüğü açıklandı.
2024 – Felsefeyi geniş okur kitlelerine taşıyan ve Kocaeli Üniversitesinde iz bırakan Afşar Timuçin öldü
1939’da Akhisar’da doğan Afşar Timuçin, felsefeci kimliğinin yanında şair, romancı, çevirmen ve denemeci olarak çalıştı. Düşünce Tarihi, Estetik, Felsefe Sözlüğü ve Descartes üzerine kitaplarıyla karmaşık felsefi meseleleri anlaşılır bir dille geniş okur kitlelerine ulaştırdı.
Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümünde öğretim üyesi ve bölüm başkanı olarak görev yapan Timuçin, 2006’da emekliye ayrıldı. 26 Temmuz 2024’te İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 84 yaşında hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
2024 – Olimpiyat tarihinde ilk kez stadyum dışında düzenlenen açılış töreniyle Paris 2024 başladı
Bazı karşılaşmalar 24 Temmuz’da oynanmaya başlasa da 2024 Yaz Olimpiyatları, 26 Temmuz’da resmen açıldı. Ülke kafileleri, modern Olimpiyat tarihinde ilk kez bir stadyumda değil, teknelerle Seine Nehri boyunca yaklaşık altı kilometre ilerleyerek geçit yaptı. Sağanak yağmur altında düzenlenen tören, sağlık sorunları nedeniyle uzun süre sahnelerden uzak kalan Céline Dion’un Eyfel Kulesi’nde söylediği “Aşk İlahisi” ile sona erdi.
1900 ve 1924’ün ardından Olimpiyatlara üçüncü kez ev sahipliği yapan Paris, bu başarıya Londra’dan sonra ulaşan ikinci şehir oldu. Yaklaşık 10 bin 500 sporcunun 32 spor dalında 329 madalya mücadelesine çıktığı oyunlarda kadın ve erkek sporculara ilk kez eşit sayıda kota ayrıldı; break dans da Olimpiyat programına ilk kez girdi. Oyunlar 11 Ağustos’ta sona erdi.
Türkiye’yi açılış töreninde olimpiyat şampiyonları Mete Gazoz ile Busenaz Sürmeneli’nin taşıdığı bayrağın arkasında, 18 spor dalında 54’ü kadın, 47’si erkek 101 sporcu temsil etti. Türkiye, oyunları üç gümüş ve beş bronz olmak üzere sekiz madalyayla tamamladı. Gümüş madalyaları atıcılıkta Şevval İlayda Tarhan-Yusuf Dikeç ikilisi ile boksörler Hatice Akbaş ve Buse Naz Çakıroğlu; bronz madalyaları okçuluk erkek takımı Mete Gazoz, Ulaş Berkim Tümer ve Muhammed Abdullah Yıldırmış ile Esra Yıldız Kahraman, Buse Tosun Çavuşoğlu, Taha Akgül ve Nafia Kuş Aydın kazandı.
Paris, Türk sporuna iki tarihî ilk de getirdi. Tarhan ile Dikeç, Türkiye’nin atıcılıktaki ilk olimpiyat madalyasını kazanırken erkek okçuluk takımı, Türkiye’nin Olimpiyatlar tarihindeki ilk takım madalyasını aldı. Bir elini cebine koyarak, özel atış gözlüğü kullanmadan yarışan Yusuf Dikeç’in sakin görüntüsü ise bütün dünyada paylaşılan bir popüler kültür simgesine dönüştü. Ayrıca 16 yaşındaki Kuzey Tunçelli, 1500 metre serbestte beşinci olarak olimpiyat finaline çıkan ilk Türk yüzücü oldu; Filenin Sultanları da bir Türk takım sporunun ulaştığı ilk olimpiyat yarı finalinin ardından oyunları dördüncü bitirdi.
Buna karşılık genel bilanço beklentilerin altında kaldı: Türkiye, Los Angeles 1984’ten sonra ilk kez bir Yaz Olimpiyatı’nı altın madalya kazanamadan tamamladı ve altın madalyanın öncelikli olduğu resmî sıralamada 64’üncü oldu.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.
