Kendimi Yaşıtlarımla Kıyaslamayı Nasıl Bırakırım? – Kendini Yaşıtlarınla Kıyaslamayı Bırakmanın 6 Yolu

5 Dakika Okuma
Kendimi Yaşıtlarımla Kıyaslamayı Nasıl Bırakırım? - Kendini Yaşıtlarınla Kıyaslamayı Bırakmanın 6 Yolu
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Yaşıtlarımızla kendimizi kıyaslamak, bizi başkalarının başarılarına seyirci yaparken kendi potansiyelimizin de en büyük baltalayıcısı haline gelir Bu kıyaslama sarmalından kurtulmak, hayatın herkes için aynı hızda akan doğrusal bir yol olmadığını kabul etmek ve kendi benzersiz zaman tünelimize odaklanmakla başlar. Peki, kendimi yaşıtlarımla kıyaslamayı nasıl bırakırım?

Kendini Biriyle Kıyaslamak Ne Demek?

Kendini biriyle kıyaslamak; kendi hayatının sahne arkasını, başkasının sadece o parıltılı sahne önüyle yarıştırmak gibi bir şey. İnsan kendi içindeki tüm o zorlukları, şüpheleri ve eksikleri en ince detayına kadar bilir. Ama karşı tarafın sadece dışarıya gösterdiği “en iyi anlar” vitrinine bakıp “ben niye geride kaldım?” diye canını sıkar.

Bu zihinsel tuzak, başkasının çizdiği rotayı kendine tek başarı kriteri olarak dayatmaya neden olur. Kendi değerini, özgünlüğünü ve asıl gitmek istediğin yol tamamen gölgede bırakılır. Oysa herkesin hikayesi, başlangıç noktası ve hızı bambaşkadır.

Kendini Başkalarıyla Kıyaslama Hastalığı Nedir?

Psikolojide kökleri sosyal karşılaştırma teorisine dayanan, günümüzde ise sosyal medyanın körüklemesiyle kronik bir salgına dönüşen bu durum; kişinin kendi değerini, başarılarını ve yaşamını sürekli olarak başkalarının “vitrin” hayatlarıyla ölçme saplantısıdır.

Kendi mutfağımızdaki dağınıklığı, başkalarının salondaki kusursuz şıklığıyla kıyaslamamıza neden olan bu zihinsel tuzak; insanı bitmek bilmeyen bir yetersizlik, kıskançlık ve mutsuzluk döngüsüne hapseder. Temelinde onaylanma arzusu ve derin bir öz güven boşluğu yatan bu kıyaslama alışkanlığı, bizi kendi hayatımızın başrolü olmak yerine, başkalarının hayatının mutsuz birer seyircisi haline getirir.

Çocuğu Başkalarıyla Kıyaslamak

Bir çocuğu sürekli başkalarıyla kıyaslamak, onun gelişimine ve ruh dünyasına vurulabilecek en sessiz ama en yıkıcı darbelerden biridir. “Bak komşunun çocuğu ne kadar başarılı” ya da “Arkadaşın sınavdan kaç almış?” gibi güya motive etme amaçlı kurulan o “masum” cümleler, aslında çocuğun zihnine “Sen bu halinle yetersizsin ve benim sevgim ancak sen başkalarını geçersen geçerli” mesajını fısıldar.

Bu yaklaşım çocuğu hırslandırmak yerine onun öz güvenini yerle bir eder, ebeveynine karşı içten içe kırgınlık ve öfke biriktirmesine yol açar. Her çocuk bambaşka bir toprakta yetişen benzersiz bir çiçektir. Onları başkalarının kalıplarına zorla sokmaya çalışmak, sadece ömür boyu başkalarının onayını arayan mutsuz yetişkinler yetiştirir.

Kendini Başkalarıyla Kıyaslamaktan Nasıl Kurtulurum?

Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak beynimizin hayatta kalmak için kullandığı çok eski bir savunma yazılımı. Fakat dürüst olalım, günümüz dünyasında bu yazılım tamamen sapıtmış durumda. Sabah uyanıp gözümüzü açar açmaz başkalarının o pırıl pırıl, filtreli ve kusursuz görünen hayatlarına maruz kalıyoruz.  

Sonra da kendi sıradan sabahımızı, onların “en iyi anlarıyla” kıyaslarken buluyoruz kendimizi. Bu zihinsel işkenceyi durdurmak ve kendi yolumuza odaklanmak, tamamen bakış açımızı ve günlük alışkanlıklarımızı ufak tefek dokunuşlarla değiştirmekten geçiyor. 

  • Sosyal medyayı acımasızca filtrele: Sana kendini yetersiz, eksik veya “geç kalmış” hissettiren profilleri hiç düşünmeden sessize al ya da takibi bırak. Sosyal medya senin zihnini çöplüğe çevirecek bir yer olmamalı. Orada neyi ne kadar göreceğini seçme gücü tamamen senin elinde. 
  • Kendi “kamera arkasını” başkasının “fragmanıyla” karşılaştırma: Karşı tarafın yaşadığı içsel krizleri, uykusuz geceleri, kavgaları ya da borçlarını asla göremezsin. Sen sadece onun montajlanmış, en parlak anlarını izliyorsun. Kendi tüm ham ve filtresiz görüntülerini başkasının cilalanmış fragmanıyla kıyaslamak kendine yapacağın en büyük haksızlıktır. 
  • Tek rakibin dünkü “sen” olsun: Kıyaslama yapacaksan bunu başkalarıyla değil, kendi geçmişinle yap. Geçen yıl bu zamanlar neredeydin, şimdi neredesin? Hangi konuda kendini geliştirdin, hangi hatalardan ders çıkardın? Başkalarının hızı senin rotanı belirlemesin. 
  • Kıskançlığı bir pusulaya dönüştür: Birinin başarısı sende o tanıdık huzursuzluğu mu yarattı? Dur ve kendine sor: “Onda olan ve benim de canımın çektiği şey tam olarak ne?” Cevabı bulduktan sonra haset etmek yerine “Ben de o noktaya ulaşmak için bugün kendime nasıl bir yatırım yapabilirim?” diyerek odağını eyleme çevir. 
  • Kendi küçük zaferlerinin çetelesini tut: Beynimiz olumsuzlukları ve eksikleri hatırlamaya programlıdır. Kendi başarılarını, atlattığın zorlukları ve attığın güzel adımları unutmaya çok meyillisin. Kendine küçük bir “başarı günlüğü” tut ve oraya en ufak adımlarını bile yaz. Geriye dönüp baktığında sandığından çok daha fazla yol katettiğini göreceksin. 
  • Herkesin zaman tünelinin farklı olduğunu kabul et: Kimi 20 yaşında şirket kurar 30’unda batar, kimi 40’ında ilk kez ne yapmak istediğini keşfeder ve hayatının zirvesine çıkar. Hayat doğrusal bir yarış pisti değil; herkes kendi saat diliminde yaşıyor. Kimse geç kalmadı, kimse de erken gitmiyor. 

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

20 Temmuz Satranç Günü – Türkiye satranç 1.si kimdir?