Şu an İzmit’te görev yapan gazi Başkomiser Murat Ellibeş, 15 Temmuz hain darbe girişiminde rehin arkadaşlarını kurtarırken vurulduğu o geceyi anlattı.
- “Yoğun bir telsiz trafiği vardı”
- “Benimle beraber gelmek isteyen varsa gelsin ama bu emir değil”
- “Ayaklarımın bağı çözüldü, geriye doğru düştüm”
- “Ben polisim, sen askersin; bu husumet ne”
- Lastikleri kurşunlanan araçla hastaneye ulaştırıldı
- “Sokağa çıkan vatandaşımızın, aklında vatan sevgisi, kalbinde de iman vardı”
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında İstanbul’da rehin alınan arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken vurularak gazi olan 51 yaşındaki Başkomiser Murat Ellibeş, o gece yaşanan ihaneti ve milletin direnişini anlattı. Vurulduktan sonra darbeci bir yüzbaşı ile yaşadığı diyaloğu anlatan Ellibeş, “Bana ‘Sen bunların amiri misin?’ diye sordu. ‘Evet, amiriyim. Ben polisim, sen askersin. Bu husumet ne?’ diye sorduğumda, ‘Bizim sizinle işimiz yok, yönetimle’ diye bir cümle duydum” ifadelerini kullandı.
Geçirdiği başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuşarak görevine dönen ve şu an İzmit İlçe Emniyet Müdürlüğünde Bürolar Amiri olarak görev yapan 51 yaşındaki gazi Başkomiser Murat Ellibeş, 15 Temmuz’da yaşadıklarını anlattı.
“Yoğun bir telsiz trafiği vardı”
Darbe girişiminin yaşandığı 2016 yılında İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yaptığını belirten Ellibeş, “Darbenin planlandığı akşam Tuzla Mehmetçik Vakfı’nda uygulama amiri olarak görev yapıyordum. O akşam 17 kişilik timin başında görev aldım. İlerleyen saatlerde arkadaşlarımız bir hareketlilik olduğunu, televizyonda bazı haberlerin olduğunu, boğazın kapandığını ve anlam veremediklerini söyledi. Bunun üzerine irtibat kurmaya çalıştık üstlerimizle ama bayağı bir yoğun telsiz trafiği vardı. Biz de kendimiz tedbir almaya çalıştık, haberleri takip ettik. O arada bizim Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne intikal etmemiz istendi. 5 arkadaşımızı bırakarak Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne doğru geçtik” dedi.
“Benimle beraber gelmek isteyen varsa gelsin ama bu emir değil”
Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğüne vardıkları sırada, geride bıraktıkları Mehmetçik Vakfı’ndaki görev arkadaşlarının rehin alındığı bilgisini aldıklarını ifade eden Ellibeş, şunları söyledi:
“Biz de bunun üzerine olay yerine intikal etmek için Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden ayrıldık. Biz intikal ettiğimizde takviye kuvvetler de gelmiş ama sıcak çatışmanın olduğu, arkadaşımızın rehin alındığı yere doğru herhangi bir hareketin yapılmadığını gördük. Arkadaşımızın zor durumda olduğunu, bu sebepten oraya gitmemiz gerektiğini söyledim. Ama arkadaşlarımız da bunun doğru bir hareket olmayacağını çünkü orada uzun namlulu silahlar olduğunu, bizdeyse kısa beylik tabancalarımızın olduğunu, bir karşılık durumunda zayıf kalacağımızı ve takviye beklememizi söyledi. İnisiyatif olarak gideceğimi söyledim. ‘Benimle beraber gelmek isteyen varsa gelsin ama bu emir değil’ dedim. 5 arkadaşımız gönüllü olarak benimle beraber geldi. Araca bindik, o tarafa doğru hareket ettik.”
“Ayaklarımın bağı çözüldü, geriye doğru düştüm”
Olay yerine vardıklarında şeridin karşı tarafında elinde uzun namlulu silahla agresif hareketler sergileyen bir askeri öğrenciyle karşılaştığını ve kendisini uyardığı esnada vurulduğunu anlatan Ellibeş, sözlerine şöyle devam etti:
“Şeridin karşı tarafında bir askeri öğrenci uzun namlulu silahıyla sağa-sola doğru agresif hareketler sergiliyordu. Ama etrafta başka bir asker görünümlü kişi yoktu. Bu benim biraz dikkatimi çekti. Bu askeri öğrenciye hitaben yaptıklarının suç olduğunu, silah bırakması gerektiğini söylediğim sırada, cümlemi bitiremeden, bir el silah sesi duyduk. Sonradan öğrendiğim kadarıyla tır dorsesinin arkasında mevzi alan asker görünümlü hain tarafından ateş edilmiş. Belli bir müddet sonra arkadaşlar ‘Ateş açıldı. Komiserimiz vuruldu, vurulmadı’ gibi böyle şeyler söyledi. Üstümde çelik yelek vardı. Onu kaldırıp bir bakayım dedim. Bir kızarıklık var karın bölgemde ama herhangi bir kan yok. ‘Herhalde kuru sıkı ateşlendi’ dedim. Bunun ardından ayaklarımın bağı çözülüp geriye doğru düştüm. ‘Komiserimiz vuruldu, ne yapıyorsun?’ diye sesler duyunca ben de arkama doğru döndüm ve olayı anlamaya çalıştım. Arkama doğru kafamı çevirdiğimde 5 arkadaşımızın da etrafı sarılmış ve dipçiklerle yere yatırıldığını gördüm. ‘İnşallah zayiat vermeyiz, daha kötü boyuta gelmez’ diye düşünmeme fırsat olmadan vatandaşın, arabaların durdurulduğu yerden sesler yükselmeye başladı. Onları duydum. ‘Öldürdün, ne yapıyorsun?’ gibi sesler duydum.”
“Ben polisim, sen askersin; bu husumet ne”
Vurularak yere düştüğü anlarda kafasına silah dayandığını aktaran Ellibeş, “Bana ‘Sen bunların amiri misin?’ diye sordu. ‘Evet, amiriyim. Ben polisim, sen askersin. Bu husumet ne’ diye sorduğumda, ‘Bizim sizinle işimiz yok, yönetimle’ diye bir cümle duydum. Bu arada arkama, karnım bölgeme doğru bastırmaya çalışıyordu. Anlam veremedim ama sonradan anladığım kadarıyla belimde silah olduğunu söylemiş. Bunları tabii sonradan ifadelerden okudum. Ben o an kendimi kaybetme aşamasındaydım. Silahımı almaya çalışmış ama ben üstüne yattığım için alamadı. Vatandaş da yoğun tepki gösterdi. ‘Öldürecek misin? Ne yaptın? Vurdun adamı, ölüyor’ demesine müteakip ‘Kaldırın bunu buradan’ demiş. Gördüğüm kadarıyla üç yıldızı vardı, yüzbaşı rütbesinde hain asker” diye konuştu.
Lastikleri kurşunlanan araçla hastaneye ulaştırıldı
Yaralandıktan sonra bilincini kaybeden ve meslektaşları tarafından sivil araca taşınan Ellibeş, hainlerin aracın lastiklerine de ateş etmesi nedeniyle ancak jantlar üzerinde ilerleyen araçla hastaneye ulaştırılabildi.
Yaklaşık 6 saat süren kritik bir ameliyat geçirdiğini ve iyileşme sürecinin hem hastane hem ev ortamında 6 ay sürdüğünü belirten Ellibeş, halkın büyük desteğini gördüğünü ifade ederek, “Teveccüh çoktu. Vatandaşın ilgisi çoktu. O yüzden maalesef istemeden de olsa enfeksiyon kaptık. Hastanede bir daha tedavi görmek zorunda kaldım” şeklinde konuştu.
“Sokağa çıkan vatandaşımızın, aklında vatan sevgisi, kalbinde de iman vardı”
O geceki duruşlarıyla asli görevlerini yerine getirdiklerinin altını çizen gazi Başkomiser Ellibeş, sözlerini şöyle tamamladı:
“O akşam biz görevimizi yerine getirdik. Bu bizim asli, profesyonel olarak görevimiz. Vatandaşımızın bize orada katkısı çok oldu. Sokağa çıkan vatandaşımızın, aklında vatan sevgisi, kalbinde de iman vardı. Pranga vurulmak istenen bir ülkeyi nasıl kolay teslim edilmeyeceğini vatandaş olarak 15 Temmuz destanı yazarak bu millet tüm dünyaya ispatlamış oldu. ‘Vatan sağ olsun’ diyoruz.”
