Hayat, her biri farklı bir geleceğe açılan sayısız yol ayrımı ve bu yol ayrımlarında verdiğimiz kararların bir bileşkesidir. Gün içinde sıradan tercihler yaparken pek fark etmesek de ömrümüzün akışını değiştiren o büyük dönüm noktalarında aldığımız bazı kararlar, yıllar sonra en büyük zihinsel yükümüz haline gelebilir.
Dönüp geriye bakıldığında insanı kendi seçtiği hayatın içinde bir yabancı gibi hissettiren bu pişmanlık yüklü kararlar, kendi gerçeğimize ne kadar uzak düştüğümüzü de gösterir. İşte hem hayat hem de başkalarına karşı insanların pişmanlıkları.
İnsanlar Neden Pişman Olur?
Pişmanlık, insanın geçmişte yaptığı veya yapmaktan kaçındığı bir eylemin gerçek sonuçlarını, zihninde kurguladığı daha iyi bir alternatif senaryoyla karşılaştırmasından doğan bilişsel ve duygusal bir tepkidir. İnsanlar önlerinde başka bir seçenek varken yanlış kararı bizzat kendilerinin seçtiğini, yani eylemin sorumluluğunun tamamen kendilerine ait olduğunu fark ettiklerinde pişman olurlar.
Bu duygu; kaçırılan bir fırsatın, harcanan zamanın ya da kişinin kendi temel değerleriyle çelişen bir davranış sergilemesinin yarattığı içsel bir vicdan hesaplaşmasıdır. Psikolojik açıdan bakıldığında pişmanlık, acı veren bir “keşke”den ibaret değildir. Beynimizin geçmiş hatalardan ders çıkararak gelecekte daha doğru adımlar atmamızı sağlamak amacıyla kullandığı, insanı olgunlaştıran evrimsel bir öğrenme mekanizmasıdır.
İnsanların Pişman Olduğu 3 Şey
Hayat, ancak geriye doğru bakıldığında tam olarak anlaşılabilen ama ileriye doğru yaşanmak zorunda olan bir süreçtir. Psikolojik araştırmalar ve ömrünün son günlerini yaşayan insanlarla yapılan anketler, kültürler ve coğrafyalar değişse de insanoğlunun en büyük pişmanlıklarının temelde hep aynı üç noktada düğümlendiğini gösteriyor.
- Kendi Hayallerini Değil, Başkalarının Beklentilerini Yaşamak
İnsanların en sık ve en derinden hissettiği pişmanlık, çevrelerindeki insanların (aile, toplum, iş çevreleri) onayını almak uğruna kendi gerçek kimliklerinden ve arzularından ödün vermiş olmalarıdır. Hayatın sonuna gelindiğinde, aslında başkasının yazdığı bir senaryoda figüranlık yapıldığı fark edilir. “Elalem ne der?” korkusuyla seçilmeyen meslekler, yaşanmayan aşklar ve ertelenen hayaller, geride kocaman bir boşluk bırakır.
- İş Hayatına Aşırı Boğulup Sevdiklerini ve Anı Kaçırmak
Özellikle modern dünyada kariyer basamaklarını tırmanırken daha fazla para kazanma hırsıyla ya da gelecek kaygısıyla gece gündüz çalışırken, hayatın asıl ritminin ıskalanmasıdır. Bugüne kadar hiç kimse hayatının sonunda “Keşke ofiste biraz daha fazla mesaiye kalsaydım” dememiştir. Çocukların büyüme evrelerini kaçırmak, eşle geçirilecek huzurlu bir akşamı feda etmek veya dostlarla paylaşılan o samimi anları işe kurban etmek, zaman geri döndürülemediği için kalıcı bir sızıya dönüşür.
- Reddedilme Korkusuyla Risk Almamak ve Duyguları Gizlemek
Başarısız olmaktan, kırılmaktan ya da eleştirilmekten korkarak hep “güvenli limanlarda” kalmak; hisleri, sevgiyi ya da kırgınlıkları zamanında açıkça dile getirememektir. Başarısızlıkla sonuçlanan bir denemenin acısı zamanla geçer ancak “Acaba deneseydim ne olurdu?” sorusunun zihni kemiren şüphesi ömür boyu sürer. İnsanlar, cesaret edemedikleri her adım için kendilerini suçlarlar ve içlerinde biriken söylenmemiş sözlerin ağırlığı altında ezilirler.
Bir İnsanın Pişman Olduğu Nasıl Anlaşılır?
Eğer kendine değil de size karşı bir suç işleyen insanın pişmanlık duyduğunu anlamak istiyorsanız bu bazen çok net bir özürle mümkün olsa da çoğu zaman kelimelerin ötesindedir. Pişmanlık ağır bir duygusal yüktür ve insan psikolojisi bu yükü taşırken dışarıya ister istemez bazı açıklar verir.
- Değişen Sözler ve “Keşkeler”
Gerçekten pişman olan bir insanın kurduğu cümlelerin yapısı ve tonu değişir.
- “Keşke” kelimesinin sıklaşması: Geçmişe takılıp kaldıklarının en net kanıtıdır. Sürekli “Şöyle yapsaydım…”, “O zaman öyle demeseydim…” gibi alternatif senaryolar üretirler.
- Savunma mekanizmasının çökmesi: Sahte bir pişmanlıkta insan “Ama sen de şöyle yaptın” diyerek suç ortakları arar. Gerçek pişmanlıkta ise kişi bahanelerin arkasına sığınmayı bırakır, hatasını tüm çıplaklığıyla kabul eder ve suçu üstlenir.
- Açıklama yapma ihtiyacı: Karşı tarafı kırmamak veya durumu düzeltmek için olayın perde arkasını, o an ne hissettiğini ve neden saçmaladığını (haklı çıkmaya çalışmadan) anlatma çabasına girer.
- Telafi ve Onarım Çabası
Kuru bir “Özür dilerim” her zaman pişmanlık anlamına gelmez. Gerçek pişmanlık eylem gerektirir.
- Aşırı telafi (overcompensation): Kırdığı veya zarar verdiği durumu düzeltmek için normalde yapmayacağı kadar fedakarlık yapmaya, size karşı ekstra düşünceli ve kibar davranmaya başlar.
- Davranış değişikliği: Eğer pişmanlık gerçekse kişi aynı hatayı tekrarlamamak için çaba sarf eder. Sadece söz vermez, alışkanlıklarını ve tavırlarını kalıcı olarak değiştirir.
- Sessiz İpuçları
Sözler yalan söylese de beden dili pişmanlığın ağırlığını gizleyemez.
- Göz temasından kaçınma: Suçluluk ve pişmanlık duyan insan, karşısındakinin gözlerinin içine bakmakta zorlanır. Bakışlarını genellikle yere ya da uzağa kaçırır.
- Omuzların çökmesi ve ağır iç çekişler: Pişmanlık fiziksel bir yük gibidir. Kişinin duruşu cansızlaşır, omuzları düşer ve konuşma aralarında derin, istemsiz iç çekişler (oflamalar) duyulur.
- Huzursuzluk ve gerginlik: Sizin yanınızdayken ellerini nereye koyacağını bilememe, sürekli üstünü başını düzeltme veya parmaklarıyla oynama gibi kaygı belirtileri gösterir.
- Psikolojik Geri Çekilme ve İçsel Hesaplaşma
Pişmanlık insanı kendi içine döndürür.
- Sessizleşme ve izolasyon: Normalde neşeli olan biri, yaptığı şeyden sonra aniden kendi kabuğuna çekiliyorsa, zihninde o olayı tekrar tekrar yaşayıp kendini cezalandırıyor olabilir.
- Eski hırsların kaybolması: Haklı çıkma arzusu, tartışmayı kazanma hırsı tamamen yok olur. Size karşı daha teslimiyetçi ve yapıcı bir tavır takınır.
Eğer bir insan sadece yakalandığı veya sonuçlarından zarar gördüğü için üzgünse bu pişmanlık değil, bencilliktir. Gerçek pişmanlık, karşı tarafa verilen zararın bilincinde olup bundan dolayı samimi bir vicdan azabı duymaktır.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.
