27 Mart Dünya Tiyatro Günü, Münih Başkonsolosu Süalp Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen özel bir resepsiyonla, sanat dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Tiyatronun birleştirici gücünün vurgulandığı anlamlı gecede, Türkçe sanatın yurt dışındaki varlığını güçlendirmek ve kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmak adına önemli mesajlar verildi.
Münih ve çevresinden tiyatro oyuncuları, sanatçılar, kültür sanat dünyasının temsilcileri ve sanata gönül veren sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri etkinliğe yoğun ilgi gösterdi. Sanatın farklı disiplinlerinden isimlerin bir araya geldiği gece, hem kültürel dayanışmayı hem de sanatsal paylaşımı güçlendiren özel bir buluşma oldu.
Başkonsolos Süalp Erdoğan konuşmasında, sanatın ve özellikle tiyatronun birleştirici gücüne dikkat çekerek, bu etkinliklerin yurt dışındaki vatandaşlar için taşıdığı önemi vurguladı. Erdoğan, diplomatik temsilciliklerde sanatın yankı bulmasının, hem toplumsal bağları güçlendirdiğini hem de kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağladığını ifade etti. Tiyatronun yalnızca bir sahne sanatı olmadığını belirten Erdoğan, onun toplumsal hafızayı canlı tutan ve empatiyi geliştiren en köklü sanat dallarından biri olduğunun altını çizdi. Münih gibi yoğun Türk nüfusuna sahip bir şehirde bu tür etkinliklerin ayrı bir anlam taşıdığını da sözlerine ekledi.
Gecede söz alan isimlerden biri olan yönetmen Cumhur Atalan ise sanat yolculuğundaki deneyimlerini paylaştı. Atalan, tüm zorluklara rağmen Türkçe tiyatroyu sahneye taşımanın kendisi için büyük bir tutku ve mutluluk kaynağı olduğunu dile getirdi. Farklı alanlardan konuşmacılar da sahne alarak sanatla iç içe geçen yaşam hikâyelerini ve deneyimlerini konuklarla paylaştı.
Etkinliğin dikkat çeken anlarından biri ise eğitmen ve ses sanatçısı Nüket Taşkın’ın konuşması oldu. Aynı zamanda ‘Viva la Pop’ korosunun şefi olan Taşkın, sanatın bir “gönül işi” olduğunu ve bireyin kendini ifade etmesinin en güçlü yollarından biri olarak öne çıktığını vurguladı.
Gecenin finalinde sahne alan Viva la Pop korosu, sergilediği canlı performansla izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Müziğin enerjisiyle coşan davetliler, sanatın birleştirici ruhunu bir kez daha derinden hissetti.
Bu özel buluşma, sanatçıların bir araya gelerek tanışmalarına, yeni projeler için ilham almalarına ve gelecekteki iş birliklerinin temellerini atmalarına olanak sağlayarak, Münih’te sanat hayatına değerli bir katkı sundu.
“Sanatçılarımızın desteklenmesi, Türkçemizin yeni kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor”
Başkonsolos Süalp Erdoğan verdiği röportajda ise, “27 Mart Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle bugün gerçekten büyük bir mutluluk ve heyecan yaşıyorum. Münih’teki görev bölgemizde faaliyet gösteren tiyatro sanatçılarımızı, ressamlarımızı, sahne sanatçılarını, halk oyunları ekiplerimizi ve sanatın farklı alanlarında emek veren çok değerli isimleri Başkonsolosluğumuzda ağırladık. Bu özel günün oluşturduğu atmosferle çok güzel bir sinerji yakaladığımıza inanıyorum. Sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ve yerel politikacılarımızın da katılımıyla oldukça güçlü bir iletişim ortamı oluştu. Bu tür buluşmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Tiyatronun başta olmak üzere sanatın her dalında hem toplumumuz hem de iş dünyamız nezdinde daha fazla destek görmesini arzu ediyorum” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Sanatçılarımızın desteklenmesi, Türkçemizin yeni kuşaklara aktarılması ve kültürel varlığımızın uluslararası alanda daha görünür kılınması açısından büyük önem taşıyor. Biz Başkonsolosluk olarak bu konuda son derece hassasız.
Oyuncularımızı desteklemeye, ressamlarımızın sergiler açmasına katkı sunmaya ve sanatçılarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Bu tür etkinliklerin kamuoyunda daha geniş yankı bulması ve daha iyi tanıtılması, sanatçılarımızı da teşvik edecektir. Bu akşam özellikle dikkatimi çeken en güzel şeylerden biri, insanların bir araya gelip tanışmaları ve hemen ardından birlikte proje üretme fikrini konuşmaya başlamaları oldu. Bu üretim ruhu beni son derece mutlu etti. Münih, çok zengin ve etkili bir sanat ve kültür hayatına sahip bir şehir. Türk toplumu da bunun önemli bir parçası. Hep birlikte bu yapıyı destekleyerek daha da büyüteceğimize inanıyorum. Bu güzel akşamda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bundan sonraki süreçte de bu ilişkileri güçlendirmeye, diyaloğu somut projelerle taçlandırmaya ve Başkonsolosluk olarak her zaman destek vermeye, ev sahipliği yapmaya hazırız. Umarım herkes bu akşamdan keyif almıştır” şeklinde kouştu.




