3 Nisan Tarihte Bugün

16 Dakika Okuma
3 Nisan Tarihte Bugün

Günün Tarihi / 3 Nisan

1596 | Koca Sinan Paşa hayatını kaybetti.
3 Nisan 1596’da ölen Koca Sinan Paşa, Osmanlı siyasetinin en güçlü ve en sert figürlerinden biriydi. III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde tam beş kez sadrazamlık yaptı. Bu tek başına bile onun saray içindeki ağırlığını anlatmaya yeter. Yemen’den Tunus’a, İran cephesinden Avusturya savaşlarına kadar çok geniş bir alanda görev aldı. Devletin yalnız masa başındaki değil, sahadaki en sert adamlarından biriydi. Aynı zamanda büyük serveti, sert mizacı ve rakipleriyle acımasız hesaplaşmalarıyla da tanındı. Koca Sinan Paşa’yı önemli yapan şey, Osmanlı’nın klasik düzeninin çözülmeye başladığı bir dönemde iktidarı elinde tutabilen son büyük vezir tiplerinden biri olmasıdır. Ölümüyle birlikte yalnız bir devlet adamı değil, 16. yüzyıl Osmanlı siyasetinin en ağır toplarından biri de sahneden çekilmiş oldu.

1624 | Kemankeş Kara Ali Paşa öldü.
3 Nisan 1624’te ölen Kemankeş Kara Ali Paşa, IV. Murad döneminin kısa ama kritik sadrazamlarından biriydi. “Kemankeş” lakabını iyi ok atmasından aldığı söylenir. Görev süresi uzun sürmedi ama Osmanlı’nın Safevilerle yeniden sert biçimde karşı karşıya geldiği bir dönemde devletin başında yer aldı. 17. yüzyılın başı Osmanlı için yalnız dış savaşların değil, içeride yeniçeri baskısının, saray çekişmelerinin ve otorite krizinin de yoğunlaştığı yıllardı. Kemankeş Ali Paşa bu fırtınalı dönemin adamıydı. Onun ölümü de IV. Murad devrinin başlarında devlet yönetiminin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren örneklerden biri oldu.

1827 | Ernst Florens Friedrich Chladni öldü.
3 Nisan 1827’de ölen Alman fizikçi ve müzisyen Ernst Chladni, bugün çok geniş kitleler tarafından bilinmese de modern akustik biliminin kurucu isimlerinden biri sayılıyor. Sesin yalnız işitilen bir şey olmadığını, aynı zamanda görülebilir ve ölçülebilir bir titreşim düzeni olduğunu ortaya koydu. Metal levhaların üzerine serpiştirilen kumların, titreşime göre belirli geometrik desenler oluşturduğunu gösteren “Chladni figürleri” bu yüzden bilim tarihinde özel bir yer tuttu. İlginç olan şu: Chladni yalnız laboratuvar insanı değildi; Avrupa’yı dolaşıp deneylerini adeta sahne gösterisi gibi sunan bir bilim insanıydı. Ses fiziği ile müziği aynı sahnede buluşturuyordu. Bu yüzden adı bugün hem akustik tarihinde hem de göktaşları araştırmalarının erken döneminde ayrı bir yerde duruyor.

1860 | Pony Express ilk posta seferine başladı.
3 Nisan 1860’ta ABD’de Pony Express’in ilk seferi başladı. Missouri’den Kaliforniya’ya uzanan bu sistem, mektupları atlı ulaklarla istasyon istasyon taşıyordu. O dönemde kıtayı aşan haberleşme çok yavaştı; Pony Express bu süreyi yaklaşık 10 güne kadar indirerek büyük heyecan yarattı. Sistem yalnız 18 ay kadar yaşayabildi, çünkü telgraf kısa sürede onu gereksiz hale getirdi. Ama kısa ömrüne rağmen Amerikan tarihinde efsaneleşti. Bunun nedeni yalnız hız değildi; genç sürücüler, vahşi doğa, soygun riski ve zamanla yarış duygusu Pony Express’i popüler kültürün kalıcı simgelerinden biri haline getirdi.

1882 | Jesse James öldürüldü.
3 Nisan 1882’de Jesse James, Missouri’deki evinde Robert Ford tarafından vurularak öldürüldü. Amerikan İç Savaşı sırasında Konfederasyon yanlısı gerilla gruplarında yer alan Jesse James, savaş sonrasında banka ve tren soygunlarıyla ün kazandı. Ama onu sıradan bir suçludan ayıran şey, medyada ve halk hayalinde yarattığı efsaneydi. Kimileri için katil ve hayduttu, kimileri için ise düzene başkaldıran romantik bir kanun kaçağıydı. Ölümünün en ilginç yanı da buydu; yıllarca peşine düşülen bu efsanevi adam, büyük bir çatışmada değil, kendi evinde ve kendi çetesinden biri tarafından vuruldu. Bu olay, Jesse James’i tarihten çok efsanenin içine yerleştirdi. Sonraki on yıllarda sayısız romana, filme ve halk hikâyesine konu olması boşuna değil.

1906 | Lumière kardeşlerin renkli fotoğrafçılık çalışmaları yeni bir dönemin kapısını araladı.
Auguste ve Louis Lumière’in geliştirdiği Autochrome süreci, renkli fotoğrafçılığı gerçek anlamda kullanılır hale getiren en önemli erken tekniklerden biri oldu. Bu yöntem 1903’te patentlendi, birkaç yıl sonra piyasaya çıktı ve fotoğraf tarihinde büyük bir kırılma yarattı. Çünkü o güne kadar dünya daha çok siyah-beyaz kaydediliyordu. Autochrome ile renk, ilk kez daha yaygın ve etkileyici biçimde görüntünün parçası oldu. Tarihte bu günü anlamlı kılan şey, renkli fotoğrafın deneyden yaygın kullanıma geçiş sürecidir. Lumière kardeşlerin önemi de burada yatıyor. Sinemada olduğu gibi fotoğrafta da görüntünün geleceğini değiştirdiler.

1921 | Dario Moreno doğdu.
3 Nisan 1921’de doğan Dario Moreno, Türkiye’den çıkıp Fransa’da da yıldız olabilmiş ender sanatçılardan biriydi. Asıl adı David Arugete Moreno’ydu. Yahudi kökenli bir Türk sanatçı olarak yalnız sesiyle değil, sahne enerjisi ve çok dilli repertuvarıyla öne çıktı. Türkçe, Fransızca, İspanyolca ve başka dillerde söyledi; şarkıcı, söz yazarı, oyuncu ve sahne adamı olarak yaşadı. “Ya Mustafa” gibi parçalarla geniş kitlelere ulaştı. Dario Moreno’yu ilginç yapan şey, İzmir’den çıkan bir sanatçının 1950’ler ve 1960’larda Akdeniz eğlence kültürünün uluslararası yüzlerinden birine dönüşebilmesidir. Türkiye’de nostaljinin, Fransa’da ise egzotik ve enerjik sahne figürünün parçası haline geldi.

1922 | Josef Stalin, Sovyet Komünist Partisi Genel Sekreteri oldu.
3 Nisan 1922’de Josef Stalin, Sovyet Komünist Partisi’nin Genel Sekreterliği’ne getirildi. O gün bu atama, daha çok parti içi düzeni sağlayacak idarî bir görev değişikliği gibi görülüyordu. Çünkü makamın asıl işi kadro atamalarını düzenlemek, parti örgütünü denetlemek ve merkezle taşra arasındaki bağı yönetmekti. Ancak tam da bu yüzden görev, göründüğünden çok daha büyük bir güç sağlıyordu. İç savaşın ardından Sovyet rejimi yeniden örgütlenirken Stalin bu makamı kullanarak parti içindeki atama mekanizmasını eline aldı, kendisine bağlı kadroları önemli görevlere getirdi ve kısa sürede görünürde bürokratik olan bu makamı gerçek bir iktidar merkezine çevirdi. Lenin’in sağlığı bozulup 1924’te ölmesinden sonra da bu ağın avantajını kullandı; Troçki, Zinovyev, Kamenev ve ardından Buharin gibi rakiplerini tek tek saf dışı bıraktı. Sonraki yıllarda zorla kolektifleştirme, tasfiyeler, çalışma kampları ve milyonlarca insanın hayatını etkileyen baskı düzeni böyle kuruldu.

1924 | Marlon Brando doğdu.
3 Nisan 1924’te Nebraska’nın Omaha kentinde doğan Marlon Brando, önce tiyatroda dikkat çekti, ardından Tennessee Williams uyarlaması A Streetcar Named Desire ile yıldızlaştı. Bu film, onu yalnız ünlü yapmadı; 20. yüzyıl ortasında oyunculuk anlayışını da sarstı. O güne kadar Hollywood’da daha kontrollü, daha gösterişli ve daha dışa dönük bir oyunculuk egemendi. Brando ise kırılganlığı, öfkeyi, bedeni kullanış biçimini ve içten gelen konuşma tarzını öne çıkardı. Sonraki yıllarda Viva Zapata!Julius CaesarThe Wild OneOn the WaterfrontThe GodfatherLast Tango in Paris ve Apocalypse Now gibi yapımlarla sinema tarihinin merkezine yerleşti. Özellikle On the Waterfront filmindeki Terry Malloy rolüyle ilk En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını, The Godfatherfilmindeki Don Vito Corleone rolüyle de ikinci En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandı. Ancak ikinci ödülü, Hollywood’un Amerikan yerlilerini ele alış biçimini protesto etmek için kabul etmedi. Bu da Brando’yu yalnız büyük bir oyuncu değil, zaman zaman sektörle açık hesaplaşmaya giren bir figür haline getirdi. Sekiz Oscar adaylığı boyunca iki ödül kazanan Brando, klasik yıldız oyuncudan çok daha fazlasıydı; Al Pacino, Robert De Niro, Jack Nicholson ve daha birçok oyuncunun üzerinde iz bırakan, modern oyunculuğun en güçlü yüzlerinden biri olarak anıldı.

1927 | Fethi Naci doğdu.
3 Nisan 1927’de doğan Fethi Naci, Türk edebiyat eleştirisinin en etkili isimlerinden biri oldu. Asıl adı İsmail Naci Kalpakçıoğlu’ydu. Onu önemli yapan şey, kitaplar hakkında yalnız övgü ya da tanıtım yazmamasıydı. Türkiye’de eleştiriyi ciddi, kavgalı ve ölçü koyan bir alan haline getiren isimlerden biriydi. Roman, hikâye ve eleştiri üzerine yazdıklarıyla yalnız yazarları değil, okurları da etkiledi. Sertti, seçiciydi, zaman zaman kırıcı bulunuyordu ama ciddiye alınmasının nedeni de buydu. Edebiyatı bir dost meclisi değil, değerlendirilmesi gereken bir üretim alanı gibi görüyordu.

1930 | Türkiye’de kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verildi.
3 Nisan 1930’da kabul edilen 1580 sayılı Belediye Kanunu ile Türkiye’de kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı. Bu karar, Cumhuriyet’in kadınları kamusal hayata daha görünür biçimde katma hedefinin en önemli siyasal adımlarından biriydi. O tarihe kadar kadınlar eğitim, kıyafet, medeni hukuk ve sosyal hayat alanlarında çeşitli haklar elde etmişti; ancak doğrudan seçim yoluyla yerel yönetime katılmaları yeni bir aşamaydı. Bu hak henüz milletvekilliğini kapsamıyordu ama siyasal vatandaşlığın kapısını açan ilk büyük eşik buydu. Nitekim bu adımı 1933’te köy muhtarlığı ve ihtiyar heyeti seçimleri, 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı izledi.

Bu kararın önemini somutlaştıran ayrıntı ise kısa süre sonra görüldü. 1930 belediye seçimlerinde Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde Sadiye Hanım belediye başkanı seçildi ve Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı olarak tarihe geçti. Daha sonraki yıllarda kadınların belediye meclislerinde ve yerel siyasette görünürlüğü yavaş ilerledi, hatta uzun süre sınırlı kaldı. 1950’de Müfide İlhan Mersin Belediye Başkanı seçilerek Türkiye’nin ilk kadın il belediye başkanı oldu. Bu yüzden bu tarih hem bir başlangıç hem de Türkiye’de kadın temsilinin neden hâlâ tartışma konusu olduğunu hatırlatan bir eşik olarak önem taşıyor.

1934 | Jane Goodall doğdu.
3 Nisan 1934’te doğan Jane Goodall, hayvan davranışlarını anlama biçimimizi değiştiren isimlerden biri oldu. Tanzanya’daki Gombe’de şempanzeler üzerine yaptığı uzun soluklu gözlemler, bilim dünyasında büyük dönüşüm yarattı. Çünkü Goodall, şempanzelerin alet kullandığını, karmaşık sosyal ilişkiler kurduğunu, sevgi, rekabet, hiyerarşi ve saldırganlık gibi insana yakın davranışlar sergilediğini gösterdi. Bu, insanla hayvan arasına çizilmiş keskin çizgiyi ciddi biçimde tartışmaya açtı. Onu önemli yapan yalnız bulguları değildi; saha çalışmasını sabır, gözlem ve etik duyarlılıkla birleştirmesiydi. 2025’te ölmesine rağmen adı hâlâ çevrecilik, hayvan hakları ve bilimsel merakla birlikte anılıyor.

1940 | Katyn Katliamı’nda infazlar başladı.
3 Nisan 1940, Katyn Katliamı’nın en karanlık safhalarından birinin başlangıcı olarak kabul edilir. Sovyet yönetimi, Polonyalı subaylar, polisler, aydınlar ve devlet görevlilerinden oluşan binlerce esiri sistemli biçimde öldürmeye bu tarihlerde başladı. Toplam kurban sayısı yaklaşık 22 bin olarak anılıyor. Katliam tek bir günde olmadı ama 3 Nisan infaz sürecinin fiilen işlemeye başladığı tarihti. Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği’nin Polonya’yı paylaştığı dönemin bu cinayeti, savaş bittikten sonra da uzun süre yalan ve inkârlarla örtüldü. Katyn bu yüzden yalnız bir savaş suçu değil, aynı zamanda devlet yalanının ve tarih üzerindeki siyasal baskının da simgelerinden biri haline geldi.

1948 | Marshall Planı imzalandı.
3 Nisan 1948’de ABD Başkanı Harry Truman, Avrupa’nın savaş sonrası yeniden toparlanmasını hedefleyen Marshall Planı’nı imzaladı. Resmî adı Avrupa İyileştirme Programı olan bu girişim, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımından çıkan Batı Avrupa’ya milyarlarca dolarlık destek sağladı. Ama mesele yalnız ekonomik yardım değildi. Marshall Planı aynı zamanda Soğuk Savaş’ın erken safhasında ABD’nin Avrupa’yı kendi yanında tutma hamlesiydi. Yani bu imza hem fabrikaları ve altyapıyı ayağa kaldırdı, hem de Batı Bloku’nun siyasal-ekonomik temelini güçlendirdi. Avrupa’nın toparlanmasında oynadığı rol kadar, Sovyet etkisini sınırlamak için kullanılması da bu planı tarihsel olarak önemli kılıyor.

1963 | 27 Mayıs, Hürriyet ve Anayasa Bayramı ilan edildi.
3 Nisan 1963’te 27 Mayıs günü “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak kabul edildi. Bu başlık bugün kulağa tuhaf geliyor, çünkü bir askerî müdahalenin yıldönümünün resmî bayram yapılması başlı başına dönemin siyasal iklimini anlatıyor. 27 Mayıs 1960 darbesi, Demokrat Parti iktidarını devirmiş; ardından yeni anayasa ve yeni bir siyasal düzen kurulmuştu. 1963’te bunun “özgürlük” ve “anayasa” adına bayramlaştırılması, devletin darbeyi meşrulaştırma ve kurucu anlatının parçası yapma çabasını gösteriyordu. Bayram, 1980’lere kadar resmî takvimde kaldı.

1992 | Azize Düşer, Türkiye’nin ilk kadın kaymakamı oldu.
3 Nisan 1992’de Ankara Çankaya Kaymakamlığı’na vekâleten atanan Azize Düşer, Türkiye’nin ilk kadın kaymakamı olarak kayda geçti. Bu atama, kadınların kamu yönetiminde yalnız seçme-seçilme hakkı değil, doğrudan idarî otorite makamlarında da görünür hale gelmesinin sembolik dönemeçlerinden biriydi. Cumhuriyet kadınlara siyasal hakları erken dönemde vermişti, ancak bürokrasinin üst basamaklarında aynı ölçüde hızlı bir temsil sağlanamamıştı. Azize Düşer’in atanması bu yüzden yalnız bir kişisel başarı değil, devlet yönetiminde cinsiyet bariyerlerinin kırılması açısından da önemliydi.

2007 | Fransız hızlı treni deneme sürüşünde dünya rekoru kırdı.
3 Nisan 2007’de Fransa’da TGV tren seti, deneme sürüşünde 574,8 kilometre hıza ulaşarak raylı sistemlerde dünya rekoru kırdı. Bu olay, yüksek hızlı tren teknolojisinin nereye kadar taşınabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Modern ulaşımın simgelerinden biri haline gelen TGV, Fransa’nın mühendislik gücünü ve demiryolu ısrarını temsil ediyordu. Rekor, günlük yolcu taşımacılığında kullanılacak standart hız değildi ama altyapı, aerodinamik ve güç sistemlerinde gelinen noktayı gözler önüne serdi. 2000’li yıllarda havayolu ile rekabet eden hızlı tren çağının en dikkat çekici gösterilerinden biri olarak hafızada kaldı.

2010 | Apple, iPad’i satışa çıkardı.
3 Nisan 2010’da Apple, ilk iPad’i piyasaya sürdü. Tablet fikri daha önce de vardı ama iPad bu kategoriyi kitlesel tüketim ürünü haline getirdi. Dizüstü bilgisayar ile akıllı telefon arasında duran, dokunmatik ekranı merkezine alan bu cihaz, medya tüketimi, mobil internet, uygulama ekosistemi ve gündelik dijital alışkanlıklar açısından yeni bir alan açtı. O dönem birçok kişi buna gerçekten ihtiyaç olup olmadığını sorguluyordu. Ama iPad kısa sürede yayıncılıktan eğitime, oyundan videoya kadar çok geniş bir kullanım alanı buldu. Bugün tablet pazarından söz ediyorsak, 3 Nisan 2010 bunun gerçek başlangıç tarihleri arasında yer alıyor.

2015 | Kayahan hayatını kaybetti.
3 Nisan 2015’te ölen Kayahan, Türk pop müziğinin en güçlü besteci-şarkıcılarından biriydi. Onu yalnız hit şarkılar üretmiş bir sanatçı olarak anmak eksik olur. Çünkü Kayahan, kendi sözünü ve bestesini kuran, bunu yıllarca geniş kitleye taşıyabilen nadir isimlerdendi. “Yemin Ettim”, “Odalarda Işıksızım”, “Kar Taneleri”, “Geceler”, “Mavilim” ve daha birçok şarkı, yalnız döneminin değil, Türk pop müziğinin kalıcı hafızasının parçası oldu. Ayrıca Nilüfer başta olmak üzere başka sanatçılara verdiği bestelerle de çok geniş bir alanda iz bıraktı. Uzun yıllar kanserle mücadele etti; buna rağmen üretmeyi sürdürdü. Ölümü, Türk popunun yalnız sevilen bir sesini değil, en güçlü şarkı yazarlarından birini kaybetmesi anlamına geliyordu.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.