Günün Tarihi / 3 Eylül
3 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?
TÜRKİYE’DE HALK SAĞLIĞI HAFTASI BAŞLIYOR
Türkiye’de 3-9 Eylül tarihleri, 2001 yılından bu yana Halk Sağlığı Haftası olarak değerlendiriliyor. Haftanın amacı; hastalıklar ortaya çıkmadan önce önlem almayı esas alan koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini anlatmak, aşılama, erken teşhis, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, çevre sağlığı ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele gibi konularda toplum bilincini artırmak.
Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Haftası boyunca aile hekimliği, kanser taramaları, kronik hastalıkların önlenmesi, tütünle mücadele ve sağlıklı yaşam gibi başlıklarda çeşitli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütüyor.
SAN MARINO ULUSAL GÜNÜ – DÜNYANIN EN ESKİ CUMHURİYETLERİNDEN BİRİ DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLUYOR
Her yıl 3 Eylül, San Marino’nun Ulusal Günü ve Cumhuriyetin Kuruluş Bayramı olarak kutlanıyor. San Marino geleneğine göre ülkenin kuruluşu, Dalmaçyalı taş ustası Marinus’un Titano Dağı’nda küçük bir Hristiyan topluluğu oluşturduğu 3 Eylül 301 tarihine dayanıyor. San Marino Dışişleri Bakanlığı da 3 Eylül’ü resmî olarak “San Marino Ulusal Bayramı ve Cumhuriyetin Kuruluşu” günü olarak kaydediyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın ulusal günler listesinde de San Marino’nun ulusal günü 3 Eylül.
301 tarihi tarihsel belgelerden çok ülkenin kuruluş geleneğine dayanıyor; ancak San Marino yüzyıllardır kesintisiz biçimde varlığını sürdürmesi nedeniyle dünyanın yaşayan en eski cumhuriyetlerinden biri kabul ediliyor. 3 Eylül’de ülkede resmî törenler, geçitler ve geleneksel kutlamalar düzenleniyor.
AVUSTRALYA ULUSAL BAYRAK GÜNÜ
Avustralya’da 3 Eylül, Ulusal Bayrak Günü. Tarihin seçilmesinin nedeni, bugünkü Avustralya bayrağının temelini oluşturan tasarımın 3 Eylül 1901’de ilk kez resmen göndere çekilmiş olması. Dönemin Başbakanı Edmund Barton o gün ülkenin yeni bayrağını belirlemek için düzenlenen yarışmanın kazananlarını açıklamış ve büyük bir bayrak Melbourne’daki Royal Exhibition Building’in kubbesinde dalgalandırılmıştı.
Avustralya Ulusal Bayrak Günü 1996’da resmen ilan edildi. Hükümet, her yıl 3 Eylül’de kamu kurumlarını ve vatandaşları Avustralya bayrağını göndere çekmeye ya da sergilemeye davet ediyor. 2026, bayrağın ilk kez göndere çekilmesinin 125. yılı olduğu için bu yılki kutlama ayrıca anlam taşıyor.
ÇİN’DE ZAFER GÜNÜ – JAPONYA’YA KARŞI SAVAŞIN SONA ERİŞİ ANILIYOR
Çin’de 3 Eylül, Japonya’ya Karşı Çin Halk Direniş Savaşı’nın Zafer Günü olarak anılıyor. Japonya, II. Dünya Savaşı’nı sona erdiren resmî teslim belgesini 2 Eylül 1945’te imzaladı; Çin ise ertesi günü, 3 Eylül’ü zaferin anma günü olarak kabul etti.
Çin’de bu tarih yalnız II. Dünya Savaşı’nın bitişini değil, 1930’lardan itibaren Japonya’ya karşı yürütülen uzun ve son derece yıkıcı savaşın sona erişini de simgeliyor. Özellikle büyük yıldönümlerinde devlet törenleri düzenleniyor; 2025’te zaferin 80. yılı Tiananmen Meydanı’ndaki geniş kapsamlı tören ve askerî geçitle anılmıştı.
TAYVAN’DA SİLAHLI KUVVETLER GÜNÜ
Tayvan’da 3 Eylül, Silahlı Kuvvetler Günü. Tayvan hükümetinin resmî günler mevzuatında tarih açıkça 3 Eylül olarak yer alıyor ve askerî personelin izin düzenlemeleri Savunma Bakanlığı tarafından belirleniyor. Günün tarihi, Japonya’ya karşı savaşın sona erişinin anılmasıyla da bağlantılı.
3 Eylül aynı zamanda Tayvan’da “Topyekûn Millî Savunma Eğitimi Günü” olarak da kabul edilmiş durumda. Böylece tarih yalnız askerlerin değil, toplumun savunma bilinci ve asker-sivil ilişkilerinin öne çıkarıldığı bir gün niteliği taşıyor.
TİCARET GEMİCİLERİ UNUTULMUYOR: BRİTANYA, KANADA VE AVUSTRALYA’DA 3 EYLÜL
3 Eylül, Britanya’da Merchant Navy Day – Ticaret Donanması Günü olarak anılıyor. Tarihin seçilmesi tesadüf değil: II. Dünya Savaşı’nın başladığı 3 Eylül 1939’da İngiliz yolcu gemisi SS Athenia Alman denizaltısı U-30 tarafından batırılmış, böylece savaşın ilk gününde sivil denizciler ve yolcular hayatını kaybetmişti. Britanya hükümeti, Merchant Navy Day’i savaşlarda hayatını kaybeden ve ülkenin ticaret yollarını açık tutan denizcileri anmak için kullanıyor.
Aynı tarih Kanada’da Merchant Navy Veterans Day olarak 2003’ten beri resmen tanınıyor; Kanada hükümeti her 3 Eylül’de savaş yıllarında görev yapan ticaret gemicilerini anıyor. Avustralya da 3 Eylül’ü Merchant Navy Day olarak kabul ediyor. Böylece aynı gün, üç ülkede savaş sırasında silahsız ya da sınırlı biçimde korunarak okyanuslarda yük ve insan taşıyan ticaret gemicilerinin hizmet ve kayıplarını hatırlatan ortak bir denizcilik anmasına dönüşüyor.
3 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ
GÖKDELEN GÜNÜ – BUGÜN BİRAZ YUKARI BAKMA GÜNÜ
3 Eylül, gayriresmî “Gökdelen Günü – Skyscraper Day”. Günün kesin olarak kim tarafından ve ne zaman ortaya atıldığı bilinmiyor; ancak 3 Eylül tarihinin seçilmesi, modern gökdelen mimarisinin öncülerinden Louis Sullivan’ın 3 Eylül 1856’da doğmuş olmasıyla ilişkilendiriliyor. Timeanddate da Gökdelen Günü’nü her yıl 3 Eylül’de kutlanan gayriresmî bir gün olarak kaydediyor.
Sullivan, Chicago’nun modern mimarlığın laboratuvarlarından birine dönüşmesinde önemli rol oynadı ve ünlü “biçim işlevi izler” anlayışıyla mimarlık tarihine geçti. Gökdelen Günü’nü kutlamanın önerilen yollarıysa oldukça basit: Bir gökdelenin tepesine çıkmak, şehrin siluetini seyretmek ya da en azından başını kaldırıp bu dev yapıların nasıl ayakta durduğunu düşünmek.
WELSH RAREBIT GÜNÜ – ADINDA TAVŞAN VAR, İÇİNDE TAVŞAN YOK
ABD’nin gayriresmî yemek günleri takviminde 3 Eylül, National Welsh Rarebit Day. Adına bakıp bir tavşan yemeği bekleyenleri küçük bir sürpriz bekliyor: Welsh rarebit’te tavşan yok. Temel olarak kızarmış ekmeğin üzerine dökülen, genellikle cheddar peyniri, hardal ve çeşitli baharatlarla hazırlanan sıcak peynirli bir sos söz konusu.
Yemeğin eski adı “Welsh rabbit” ve Merriam-Webster bu kullanımın izini en az 1725’e kadar götürüyor. “Rarebit” biçiminin daha sonra ortaya çıktığı biliniyor; ancak 3 Eylül’ün neden bu yemeğin özel günü seçildiği ya da günü ilk kimin başlattığı bilinmiyor. National Day Calendar da araştırmalarında günün yaratıcısını bulamadığını açıkça belirtiyor. Yani Tavşansız Tavşan Yemeği Günü’nün kendisi de adı kadar gizemli.
ABD BOWLİNG LİGİ GÜNÜ
Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Eylül, U.S. Bowling League Day – Bowling Ligi Günü olarak kutlanıyor. Gayriresmî gün, özellikle organize bowling liglerinde oynayanları ve ABD’de uzun bir geçmişe sahip bowling kültürünü öne çıkarıyor. National Day Calendar, günü her yıl sabit biçimde 3 Eylül tarihinde gösteriyor.
Amerikan bowlinginin standart kurallarının oluşturulmasında önemli dönüm noktalarından biri 1895’te American Bowling Congress’in kurulmasıydı. Lig kültürü daha sonra bowlingi yalnız profesyonel bir spor değil, arkadaş ve iş gruplarının düzenli olarak katıldığı kitlesel bir sosyal etkinlik haline getirdi. 3 Eylül de bunun gayriresmî bayramı.
3 EYLÜL’DE NELER OLDU?
MÖ 36 – ROMA’NIN KADERİNİ DEĞİŞTİREN DENİZ SAVAŞI: NAULOCHUS
Roma Cumhuriyeti’ni parçalayan iç savaşların önemli dönüm noktalarından Naulochus Deniz Muharebesi, 3 Eylül MÖ 36’da Sicilya açıklarında yapıldı. Bir tarafta Pompeius Magnus’un oğlu Sextus Pompeius, diğer tarafta geleceğin imparatoru Augustus olacak Octavianus’un en önemli komutanı Marcus Vipsanius Agrippa vardı. İki tarafın yaklaşık 300’er gemiyle karşılaştığı savaşta Agrippa, daha ağır gemileri ve düşman gemilerini yakalayıp bordalamayı kolaylaştıran harpax adlı yeni silahı etkili biçimde kullandı.
Agrippa’nın kesin zaferi Sextus Pompeius’un güçlü donanmasını çökertti ve Sicilya üzerindeki hâkimiyetinin sonunu getirdi. Sextus savaştan kurtulup doğuya kaçtı ancak yeniden eski gücüne ulaşamadı. Naulochus zaferi ise Octavianus’un Roma dünyasındaki rakiplerini azaltarak iktidarını güçlendirdi; birkaç yıl sonra Marcus Antonius’la yapacağı son büyük hesaplaşmaya giden yolu da açtı.
863 – BİZANS, MALATYA EMİRLİĞİ’Nİ AĞIR YENİLGİYE UĞRATTI
Bizans ile Abbasi sınırındaki güçler arasındaki uzun mücadelenin önemli dönüm noktalarından Lalakaon Muharebesi, 3 Eylül 863’te yapıldı. Bizans ordusu, Malatya Emiri Ömer bin Abdullah el-Akta’nın kuvvetlerini kuşatarak ağır yenilgiye uğrattı; Ömer el-Akta da savaşta öldürüldü.
Zafer, Bizans’ın Anadolu’nun doğusunda uzun süre savunmada kaldığı dönemden çıkarak yeniden üstünlük kurmaya başlamasının önemli işaretlerinden biri oldu. Malatya merkezli emirliğin askerî gücü ciddi darbe aldı. Ömer el-Akta’nın kişiliği ise sonraki yüzyıllarda Arap ve Türk destan geleneğinde, özellikle Battal Gazi çevresinde oluşan anlatılarla ilişkilendirildi.
1189 – “ASLAN YÜREKLİ” RICHARD İNGİLTERE KRALI OLARAK TAÇ GİYDİ
Haçlı Seferleri’nin en ünlü hükümdarlarından I. Richard, 3 Eylül 1189’da Westminster Abbey’de İngiltere kralı olarak taç giydi. “Aslan Yürekli Richard” adıyla tarihe geçen hükümdarın töreni, İngiliz tarihinde ayrıntılı bir anlatımı günümüze ulaşan en eski taç giyme töreni olarak da dikkat çekiyor. Richard kısa süre sonra Üçüncü Haçlı Seferi’ne katılacak ve özellikle Selahaddin Eyyubi ile mücadelesi sayesinde Orta Çağ’ın en tanınmış hükümdarlarından biri haline gelecekti.
Ancak taç giyme günü karanlık bir olayın da başlangıcı oldu. Tören için Westminster’a gelen Yahudi temsilcilerin içeri alınmaması ve saldırıya uğramasının ardından, Richard’ın Yahudilerin öldürülmesini emrettiği yönünde bir söylenti yayıldı. Londra’daki Yahudi mahallesi saldırıya uğradı, evler ateşe verildi ve çok sayıda insan öldürüldü. Richard saldırıları emretmemişti ve sonradan şiddeti durdurmaya çalıştı; ancak olaylar sonraki aylarda İngiltere’nin başka kentlerine de yayılan Yahudi karşıtı pogromların başlangıcına dönüştü.
1260 – MOĞOL İLERLEYİŞİNİ DURDURAN SAVAŞ: AYN CÂLÛT
Orta Çağ tarihinin en önemli savaşlarından Ayn Câlût Muharebesi, 3 Eylül 1260’ta Filistin’de Memlükler ile Hülagû Han’ın bölgedeki Moğol kuvvetleri arasında yapıldı. Sultan Kutuz komutasındaki Memlük ordusu, Moğol komutanı Ketboğa’nın kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğrattı; Ketboğa da savaş sırasında ele geçirilerek öldürüldü. Zaferde daha sonra Memlük sultanı olacak Baybars’ın yönettiği birlikler de önemli rol oynadı.
Moğollar yalnızca iki yıl önce Bağdat’ı ele geçirip Abbasi Halifeliği’ne son vermiş, ardından Halep ve Şam’a kadar ilerlemişti. Ayn Câlût zaferi bu ilerleyişi durdurdu; Memlükler Suriye’yi yeniden ele geçirerek Moğol hâkimiyetini Fırat’ın doğusuna itti. Böylece Mısır’ın Moğol istilasına uğramasının önüne geçilirken Memlük Sultanlığı da bölgenin başlıca askerî gücü haline geldi. Memlükler ile İlhanlılar arasındaki mücadele ise sonraki yaklaşık 60 yıl boyunca devam etti.
1411 – FETRET DEVRİ’NDE MUSA ÇELEBİ, VENEDİK’LE SİLİVRİ ANTLAŞMASI’NI İMZALADI
Yıldırım Bayezid’in oğulları arasındaki taht mücadelesinin sürdüğü Fetret Devri’nde, Rumeli’ye hâkim olan Musa Çelebi ile Venedik Cumhuriyeti arasında 3 Eylül 1411’de Selymbria, bugünkü Silivri’de bir antlaşma imzalandı.
Anlaşma, Musa Çelebi’nin Bizans ve Balkanlar çevresinde yoğun askerî mücadele yürüttüğü bir dönemde Venedik’le ilişkileri ve ticari çıkarları düzenlemeyi amaçlıyordu. Musa’nın saltanat mücadelesi uzun sürmedi; iki yıl sonra kardeşi Mehmed Çelebi’ye yenildi. Ancak Silivri Antlaşması, Osmanlı Fetret Devri’nin uluslararası diplomasi boyutunu gösteren önemli belgelerden biri olarak kaldı.
1638 – IV. MURAD BAĞDAT SEFERİ YOLUNDA DİYARBAKIR’A GELDİ
Osmanlı-Safevî mücadelesinin en önemli seferlerinden birini yöneten IV. Murad, Bağdat Seferi sırasında 3 Eylül 1638’de Diyarbakır’a ulaştı. Osmanlı ordusunun doğu seferlerinde önemli bir askerî üs olan kentte yaklaşık 10 gün kalan padişaha, kısa süre önce sadrazamlığa getirilen Tayyar Mehmed Paşa da 5 Eylül’de burada katıldı.
Sefer daha sonra Musul üzerinden Bağdat’a doğru devam etti. Osmanlı ordusu kasım ayında Bağdat önlerine ulaştı ve yaklaşık 40 gün süren kuşatmanın ardından Bağdat Aralık 1638’de yeniden Osmanlı hâkimiyetine girdi. Ertesi yıl imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ise Osmanlı-Safevî sınırının şekillenmesinde tarihî bir dönüm noktası oldu.
1783 – BÜYÜK BRİTANYA ABD’NİN BAĞIMSIZLIĞINI RESMEN TANIDI
3 Eylül 1783’te imzalanan Paris Antlaşması’yla Büyük Britanya, Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığını resmen tanıdı ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı hukuken sona erdi. Paris’teki antlaşmayı ABD adına Benjamin Franklin, John Adams ve John Jay; Büyük Britanya adına David Hartley imzaladı.
Antlaşma yalnızca yeni devletin bağımsızlığını kabul etmekle kalmadı, ABD’nin sınırlarını da belirleyerek batıya doğru genişlemesinin önünü açtı. Amerikalılar 4 Temmuz 1776’da bağımsızlıklarını ilan etmişti; ancak eski sömürgelerin artık “özgür, egemen ve bağımsız devletler” olduğunu Büyük Britanya’nın resmen kabul etmesi için yedi yıl daha geçmesi gerekti.
1791 – FRANSA’NIN İLK YAZILI ANAYASASI KABUL EDİLDİ
Fransız Devrimi’nin ardından hazırlanan 1791 Anayasası, 3 Eylül’de Ulusal Kurucu Meclis tarafından kabul edildi. Böylece Fransa tarihinde ilk kez devlet düzeni kapsamlı bir yazılı anayasa üzerine kuruluyor, mutlak monarşi yerini anayasal monarşiye bırakıyordu.
Anayasa, egemenliğin kaynağını kraldan alıp millete dayandırması bakımından tarihî öneme sahipti. Ancak kurduğu rejim yaklaşık bir yıl yaşayabildi; devrim giderek radikalleşti, monarşi kaldırıldı ve Fransa 1792’de cumhuriyet oldu.
1833 – BİR SENTLİK GAZETE BASINI KİTLELERLE BULUŞTURDU: NEW YORK SUN ÇIKTI
Amerikan basın tarihinin en önemli gazetelerinden The New York Sun, 3 Eylül 1833’te Benjamin Day tarafından yayımlanmaya başladı. Gazete yalnızca bir sentten satılıyordu; bu fiyat dönemin altı sent civarındaki gazetelerinden çok daha ucuzdu.
The Sun, siyaset ve ticaret çevrelerinin gazetesi olmak yerine suç, mahkeme, insan hikâyeleri, sansasyon ve gündelik şehir yaşamına ağırlık verdi. Sokakta gazete satan çocuklarla dağıtılan bu yeni model büyük başarı kazandı ve “penny press” adı verilen kitlesel gazeteciliğin öncülerinden biri oldu.
1838 – FREDERICK DOUGLASS KÖLELİKTEN KAÇARAK ÖZGÜRLÜĞE ULAŞTI
Amerikan kölelik karşıtı hareketinin gelecekteki büyük önderlerinden Frederick Douglass, 3 Eylül 1838’de Maryland’den kaçtı. Özgür bir siyah denizcinin kimlik belgelerini kullanan ve denizci kıyafeti giyen Douglass, tren ve vapurlarla kuzeye doğru ilerleyerek yaklaşık 24 saat içinde New York’a ulaşmayı başardı.
Kaçtığında henüz 20 yaşındaydı. Sonraki yıllarda olağanüstü bir hatip, yazar, gazeteci ve kölelik karşıtı aktivist haline geldi. Kendi kölelik deneyimini anlattığı kitapları milyonlarca insanın kölelik sisteminin gerçek yüzünü görmesine katkı sağladı. 3 Eylül, Douglass’ın yalnız esaretten değil, dünya tarihine yön verecek bir mücadele hayatına doğru kaçtığı gündü.
1855 – ABD ORDUSU LAKOTA KÖYÜNE SALDIRDI: BLUE WATER KATLİAMI
ABD ordusundan yaklaşık 600 asker, 3 Eylül 1855 sabahı bugünkü Nebraska sınırları içindeki Blue Water Creek yakınlarında bulunan Brulé Lakota köyünü kuşatarak saldırıya geçti. Tuğgeneral William S. Harney komutasındaki birliklerin saldırısında 86 Lakota öldürüldü, yaklaşık 70 kişi esir alındı. Ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyordu.
Saldırı, bir yıl önce Fort Laramie yakınlarında yaşanan ve bir ABD subayıyla askerlerinin öldürüldüğü Grattan olayının ardından düzenlenen cezalandırma harekâtının parçasıydı. Lakota lideri Little Thunder’ın köyüne yapılan baskın, sonraki yıllarda ABD ordusu ile Büyük Ovalar’daki yerli halklar arasında giderek büyüyecek savaşların erken ve kanlı örneklerinden biri oldu. Olay bugün bazı kaynaklarda Blue Water Katliamı ya da Harney Katliamı olarak da anılıyor.
1869 – İSTANBUL’UN İLK ATLI TRAMVAYI DENEME SEFERİNE ÇIKTI
İstanbul’da ilk atlı tramvay, 3 Eylül 1869’da deneme seferlerine başladı. İETT’nin tarih kayıtlarına göre Macaristan ve Avusturya’dan getirilen iki “katana” atının çektiği tramvay, İstanbul’un modern kent içi ulaşım tarihinin ilk adımlarından birini oluşturdu. Atlı tramvay için gerekli ferman 20 Ağustos’ta verilmiş, tramvay ve tesislerin yapımına ilişkin sözleşme ise 30 Ağustos 1869’da imzalanmıştı.
Ancak düzenli yolcu taşımacılığının başlangıcı 1869 değil, 31 Temmuz 1871’di. O gün Azapkapı-Beşiktaş hattındaki ilk atlı tramvay Tophane’de düzenlenen büyük bir törenle resmen hizmete girdi. Sonraki yıllarda hatlar genişledi; İstanbul’un atlı tramvayları 1914’te başlayan elektrikli tramvay dönemine kadar kentin günlük yaşamının önemli parçalarından biri oldu.
1878 – THAMES’TE FACİA: YÜZLERCE KİŞİ LAĞIMLA KİRLENMİŞ NEHİRDE CAN VERDİ
Londra’da günübirlik geziden dönen yolcuları taşıyan Princess Alice adlı çarklı vapur, 3 Eylül 1878 akşamı Thames Nehri’nde kömür gemisi Bywell Castle ile çarpıştı. Woolwich yakınlarında meydana gelen çarpışmada Princess Alice neredeyse ikiye bölündü ve birkaç dakika içinde battı. Gemide kaç kişinin bulunduğu kesin olarak bilinmediği için ölü sayısı da net değil; ancak yaklaşık 640 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Felaketi daha korkunç hale getiren şey Thames’in durumuydu. Kazanın meydana geldiği bölge, Londra’nın kanalizasyon sistemlerinden boşaltılan ham lağımla yoğun biçimde kirlenmişti. Suya düşen yüzlerce insan yalnız akıntı ve boğulmayla değil, son derece pis ve zehirli suyla da mücadele etmek zorunda kaldı. Princess Alice faciası, Britanya tarihinin en ölümcül iç su yolu kazası olarak kayıtlara geçti ve Thames’te seyir güvenliği ile kanalizasyon sistemine yönelik tartışmaları büyüttü.
1895 – 10 DOLAR KARŞILIĞINDA SAHAYA ÇIKTI: PROFESYONEL AMERİKAN FUTBOLUNUN DÖNÜM NOKTASI
ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki Latrobe kentinde 3 Eylül 1895’te Latrobe Athletic Association ile Jeannette Athletic Club karşı karşıya geldi. Latrobe maçı 12-0 kazanırken karşılaşmayı tarihe geçiren isim, takımın oyun kurucusu John Brallier oldu. Brallier, maçta oynaması karşılığında 10 dolar ve masraflarını kabul etmişti ve böylece ücret aldığını açıkça kabul ederek ilk “açık profesyonel” oyuncu olarak tarihe geçti.
Ancak bu karşılaşmaya doğrudan “ilk profesyonel Amerikan futbolu maçı” demek tartışmalı. Çünkü eski Yale yıldızı William “Pudge” Heffelfinger’ın 1892’de bir maçta oynaması için 500 dolar aldığı daha sonra belgelerle ortaya çıkarıldı ve bugün profesyonel Amerikan futbolunun ilk bilinen ücretli oyuncusu kabul ediliyor. Latrobe ise profesyonelleşme tarihinde önemli rolünü sürdürdü; 1897’de bütün sezonu yalnızca ücretli oyunculardan oluşan bir kadroyla oynayan ilk takım oldu.
1908 – II. MEŞRUTİYET’İN ÜNLÜ MİZAH DERGİSİ “KALEM” YAYIN HAYATINA BAŞLADI
Osmanlı mizah ve karikatür tarihinin en önemli dergilerinden Kalem, 3 Eylül 1908’de İstanbul’da yayımlanmaya başladı. II. Meşrutiyet’in ilanından yalnızca birkaç hafta sonra Salâh Cimcoz ve Celal Esad Arseven tarafından çıkarılan haftalık dergi, Türkçe ve Fransızca yayımlanıyor; siyasal eleştiri, toplumsal hiciv ve özellikle karikatürleriyle dönemin basınında dikkat çekiyordu.
Cemil Cem, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim ve Mithat Cemal Kuntay gibi önemli isimlerin katkıda bulunduğu Kalem, çağdaş Türk mizahı ve karikatürünün öncü yayınlarından biri kabul ediliyor. Dergi büyük bir okur kitlesine ulaştı ve 29 Haziran 1911’e kadar 130 sayı yayımlandı.
1922 – BÜYÜK TAARRUZ SÜRÜYOR: EMET, ÖDEMİŞ VE EŞME İŞGALDEN KURTULDU
30 Ağustos’taki kesin zaferin ardından geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip eden Türk ordusu hızla Batı Anadolu’ya ilerledi. 3 Eylül 1922’de Kütahya’nın Emet, İzmir’in Ödemiş ve bugünkü Uşak sınırları içindeki Eşme’de Yunan işgali sona erdi. Aynı gün Batı Anadolu’nun başka yerlerinde de Türk birliklerinin ileri harekâtı sürüyor, işgal kuvvetleri İzmir yönünde çekiliyordu.
Ödemiş açısından 3 Eylül’ün ayrı bir anlamı vardı. İlçe, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinden hemen sonra örgütlenen yerel direnişin ve İlkkurşun hareketinin önemli merkezlerinden biri olmuştu. Eşme ve Emet de yaklaşık üç yıl süren işgal döneminin ardından özgürlüğüne kavuştu. Büyük Taarruz’dan yalnızca dört gün sonra gelinen bu nokta, Yunan ordusunun Anadolu’daki hâkimiyetinin ne kadar hızlı çözüldüğünü gösteriyordu; Türk ordusu altı gün sonra İzmir’e ulaşacaktı.
Aynı gün Mustafa Kemal Paşa da Dumlupınar’dan hareket ederek Uşak’a geldi. 3 Eylül’ün başka bir tarihî kaydı daha vardı: 30 Ağustos’ta kazanılan büyük meydan savaşına o gün resmen “Başkomutan Muharebesi” adı verildi.
1928 – PENİSİLİNİN KEŞFİ İÇİN EN GÜÇLÜ TARİHLERDEN BİRİ: 3 EYLÜL
Tıp tarihinin en ünlü keşiflerinden penisilinin tam olarak hangi gün fark edildiği konusunda kaynaklar arasında farklı tarihler bulunuyor. Ancak Fleming’in çalışma takvimini yeniden inceleyen tıp tarihçileri, Alexander Fleming’in tatilden laboratuvarına döndüğü 3 Eylül 1928’i keşfin en güçlü adaylarından biri olarak gösteriyor.
Fleming, bakterilerin bulunduğu petri kaplarından birinin küfle kontamine olduğunu ve küfün çevresinde bakterilerin üreyemediğini fark etmişti. Küfün ürettiği maddeye daha sonra penisilin adı verildi. İlacın geniş çaplı tedavide kullanılabilir hale gelmesi yıllar aldı; fakat antibiyotik çağı milyonlarca insanın yaşamını değiştirdi.
1929 – WALL STREET ÇÖKMEDEN ÖNCE DOW JONES TARİHÎ ZİRVESİNE ÇIKTI
Amerikan borsalarının yıllardır süren büyük yükselişinin sonunda Dow Jones Sanayi Endeksi, 3 Eylül 1929’da 381,17 puanla dönemin rekor seviyesine ulaştı. O gün yatırımcılar açısından her şey hâlâ parlak görünüyordu.
Ancak birkaç hafta sonra Wall Street büyük bir çöküşe girdi ve Büyük Buhran başladı. Dow Jones Temmuz 1932’de 41 puana kadar düştü. Daha çarpıcısı, endeksin 3 Eylül 1929’daki seviyesini yeniden aşması 25 yıldan fazla sürdü; bu ancak Kasım 1954’te gerçekleşebildi. 3 Eylül böylece tarihin en büyük ekonomik çöküşlerinden birinden hemen önceki zirve günü oldu.
1934 – AĞRI DAĞI’NIN ZİRVESİNE İLK TÜRK EKİBİ ULAŞTI
Yüzbaşı Rüştü ve Teğmen Bekir komutasındaki 14 kişilik askerî ekip, 3 Eylül 1934’te Büyük Ağrı Dağı’nın zirvesine ulaşarak kayıtlara geçen ilk Türk tırmanışını gerçekleştirdi. Türkiye Dağcılık Federasyonu tarihçesine göre ekip, 5 bin metreyi aşan Büyük Ağrı’nın zirvesine çıkan ilk Türk grubu oldu.
Türk dağcılığının erken dönemindeki bu tırmanışı, üç yıl sonra Binbaşı Cevdet Sunay yönetimindeki bir başka askerî ekip izledi. 1937’deki bu ikinci çıkışta zirveye Atatürk’ün büstü de götürüldü. Böylece Ağrı Dağı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Türk dağcılığının en önemli hedeflerinden biri haline geldi.
1935 – İNSAN İLK KEZ KARADA SAATTE 300 MİL SINIRINI AŞTI
İngiliz yarışçı Sir Malcolm Campbell, 3 Eylül 1935’te ABD’nin Utah eyaletindeki Bonneville Tuz Düzlükleri’nde Blue Bird adlı otomobiliyle saatte 301,129 mil, yani yaklaşık 484,6 kilometre hıza ulaştı. Böylece karada resmî olarak saatte 300 mil sınırını aşan ilk insan oldu.
Campbell’ın kullandığı Blue Bird, Rolls-Royce yapımı dev bir uçak motoruyla donatılmış özel bir hız otomobiliydi. Campbell 1920’lerden itibaren kara hız rekorunu defalarca geliştirmiş, ancak uzun süredir hedeflediği 300 mil sınırını ilk kez Bonneville’de aşabilmişti. 3 Eylül 1935’teki rekor aynı zamanda Bonneville Tuz Düzlükleri’nde kırılan ilk mutlak kara hız rekoru olarak da tarihe geçti.
1939 – BRİTANYA VE FRANSA ALMANYA’YA SAVAŞ İLAN ETTİ: SAVAŞ AVRUPA’YA YAYILDI
Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgal etmesinden iki gün sonra, 3 Eylül 1939’da Birleşik Krallık ve Fransa Almanya’ya savaş ilan etti. Britanya’nın Almanya’ya Polonya’dan çekilmesi için verdiği ültimatomun süresi saat 11.00’de doldu; Başbakan Neville Chamberlain kısa süre sonra ülkesinin Almanya ile savaş halinde olduğunu halka duyurdu. Fransa da aynı gün Almanya’ya savaş ilan etti. Avustralya ve Yeni Zelanda da 3 Eylül’de savaşa katıldı.
- Dünya Savaşı’nın başlangıcı genel olarak Almanya’nın 1 Eylül’de Polonya’yı işgal etmesine tarihleniyor; ancak 3 Eylül, çatışmanın Avrupa’nın büyük güçlerini içine alan bir savaşa dönüştüğü gün oldu. Aynı gün Alman denizaltısı U-30’un İngiliz yolcu gemisi Athenia’yı batırması, Atlantik’te yıllarca sürecek deniz savaşlarının da ilk günlerinden birine damgasını vurdu.
1943 – II. DÜNYA SAVAŞI’NDA İTALYA MÜTTEFİKLERLE GİZLİ ATEŞKES İMZALADI
- Dünya Savaşı’nın önemli dönüm noktalarından biri 3 Eylül 1943’te Sicilya’daki Cassibile’de yaşandı. Mussolini’nin devrilmesinden sonra Mareşal Pietro Badoglio yönetimindeki İtalya, Müttefiklerle bir askerî ateşkes anlaşması imzaladı. Anlaşmayı İtalya adına General Giuseppe Castellano, Müttefikler adına ise General Dwight D. Eisenhower’ın kurmay başkanı Walter Bedell Smith imzaladı.
Ancak anlaşma 3 Eylül’de gizli tutuldu ve kamuoyuna ancak 8 Eylül’de açıklandı. Eisenhower o gün İtalyan silahlı kuvvetlerinin koşulsuz biçimde teslim olduğunu ilan etti. İtalya’nın Mihver’den kopuşu savaşın Akdeniz cephesinde büyük bir kırılma yarattı; fakat Alman ordusu hızla İtalya’nın büyük bölümünü işgal etti ve ülkedeki savaş 1945’e kadar devam etti.
1944 – BRÜKSEL NAZİ İŞGALİNDEN KURTARILDI
Müttefik ordularının Fransa’daki hızlı ilerleyişinin ardından İngiliz birlikleri 3 Eylül 1944’te Belçika’nın başkenti Brüksel’e girerek kenti Nazi işgalinden kurtardı. General Brian Horrocks komutasındaki İngiliz Guards Armoured Division’ın öncü tankları akşam saatlerinde kent merkezine ulaşırken, Brükselliler sokaklara çıkarak askerleri büyük coşkuyla karşıladı. Belçikalı Piron Tugayı birlikleri de İngiliz kuvvetlerinin ardından başkente girdi.
Belçika’nın kurtuluşu aslında bir gün önce, 2 Eylül’de Müttefik birliklerinin ülke sınırını geçmesiyle başlamıştı. Brüksel’in ardından ilerleyiş devam etti; Antwerp 4 Eylül’de, Gent, Liège, Brugge ve diğer kentler de sonraki günlerde Alman işgalinden kurtarıldı. Brüksel’in kurtuluşu, Belçika’da yaklaşık dört yıl süren Nazi işgalinin sona erişinin en sembolik anlarından biri oldu.
1944 – ANNE FRANK AUSCHWITZ’E GÖNDERİLDİ
Anne Frank, ailesi ve Amsterdam’daki gizli bölmede birlikte saklandıkları diğer kişiler, 3 Eylül 1944’te Westerbork toplama kampından Auschwitz-Birkenau’ya gönderildi. Bu, Westerbork’tan Auschwitz’e hareket eden son büyük tren oldu.
Trende binden fazla Yahudi bulunuyordu. Anne, kız kardeşi Margot ve annesi Edith Auschwitz’e ulaştı; Anne ile Margot daha sonra Bergen-Belsen’e gönderildi ve savaşın bitmesine yalnız birkaç ay kala burada hayatlarını kaybetti. Babası Otto Frank aileden hayatta kalan tek kişi oldu ve savaş sonrasında Anne’nin günlüğünü yayımladı.
1950 – FORMULA 1 TARİHİNİN İLK DÜNYA ŞAMPİYONU BELLİ OLDU
Formula 1 Dünya Şampiyonası’nın ilk sezonunun son yarışı 3 Eylül 1950’de Monza’da gerçekleştirildi. Şampiyonluk için Alfa Romeo pilotları Giuseppe “Nino” Farina, Juan Manuel Fangio ve Luigi Fagioli mücadele ediyordu.
İtalya Grand Prix’sini kazanan Nino Farina, Formula 1 tarihinin ilk dünya şampiyonu oldu. Sonraki yıllarda dünyanın en büyük spor organizasyonlarından ve ticari gösterilerinden birine dönüşecek Formula 1’in ilk şampiyonluk kupası böylece bir 3 Eylül günü sahibini buldu.
1950 – BELEDİYE SEÇİMLERİNDE DEMOKRAT PARTİ ÜLKE ÇAPINDA BÜYÜK ZAFER KAZANDI
14 Mayıs seçimleriyle 27 yıllık CHP iktidarını sona erdiren Demokrat Parti, 3 Eylül 1950’de yapılan belediye seçimlerinde de ezici üstünlük sağladı. DP, ülke genelindeki yaklaşık 600 belediyenin çok büyük bölümünü kazanarak yerel yönetimlerde de hâkim duruma geldi.
Seçim sonucunun ardından Başbakan Adnan Menderes’in söylediği aktarılan “Türk milleti Halk Partisi’ni 14 Mayıs’ta iktidardan, 3 Eylül’de muhalefetten tasfiye etti” sözü dönemin sert siyasi atmosferinin simgelerinden biri oldu. Aynı seçimlerde Kocaeli’de de İzmit başta olmak üzere birçok belediyede DP üstünlük sağladı.
1954 – TAYVAN BOĞAZI’NDA SAVAŞ TEHLİKESİ: ÇİN KİNMEN ADALARINI BOMBALADI
Çin Halk Cumhuriyeti kuvvetleri, 3 Eylül 1954’te Tayvan yönetimindeki Kinmen, dönemin Batı kaynaklarındaki adıyla Quemoy adalarını yoğun topçu ateşine tuttu. Bombardıman sırasında iki Amerikalı askerî danışman da hayatını kaybetti.
Saldırı, Birinci Tayvan Boğazı Krizi’nin başlangıcı oldu. Çin ile Tayvan arasındaki gerilim kısa sürede ABD’yi de içine çekti ve nükleer silah kullanımının dahi tartışıldığı tehlikeli bir uluslararası krize dönüştü. Bugün hâlâ dünya siyasetinin en hassas konularından biri olan Tayvan sorununun Soğuk Savaş dönemindeki en ciddi çatışmalarından biri böyle başladı.
1967 – İSVEÇ BİR SABAH UYANDI VE TRAFİĞİN AKIŞ YÖNÜNÜ YOLUN ÖBÜR TARAFINA GEÇİRDİ
İsveç’te 3 Eylül 1967 sabahı saat 05.00’te, ülkenin bütün karayolu trafiği soldan sağdan akışa geçirildi. “Dagen H – H Günü” adı verilen operasyon için yıllarca hazırlık yapılmış; yüz binlerce trafik levhası değiştirilmiş, kavşaklar yeniden düzenlenmiş ve sürücüler büyük bir kamu kampanyasıyla eğitilmişti.
Geçiş anında araçlar önce durdu, ardından kontrollü biçimde yolun sağ tarafına geçti. Ülke çapındaki olağanüstü dönüşüm beklenenden çok daha az kazayla tamamlandı. Üstelik İsveçliler yalnız broşürlerle hazırlanmadı; H Günü için şarkılar, yarışmalar ve özel reklam kampanyaları bile düzenlendi.
1971 – KATAR BAĞIMSIZLIĞINI İLAN ETTİ
Katar, 3 Eylül 1971’de Birleşik Krallık ile 1916’dan beri yürürlükte olan antlaşmayı sona erdirerek bağımsızlığını ilan etti. Böylece Britanya’nın Körfez’deki koruma düzeninden çıkan Katar, bağımsız ve egemen bir devlet haline geldi. Aynı gün Birleşik Krallık ile yeni bir dostluk anlaşması da imzalandı.
Katar kısa süre sonra uluslararası sisteme katıldı; Eylül 1971’de Arap Birliği’ne ve Birleşmiş Milletler’e üye oldu. Ülkenin bağımsızlık günü 3 Eylül olmasına rağmen, bugün Katar’ın resmî Ulusal Günü 18 Aralık’ta kutlanıyor.
1976 – VIKING 2 MARS’A İNDİ, KIZIL GEZEGENDE YAŞAM İZİ ARADI
NASA’nın Viking 2 uzay aracı, 3 Eylül 1976’da Mars’ın kuzeyindeki Utopia Planitia bölgesine başarıyla indi. Viking 1’in yaklaşık altı hafta önceki inişinin ardından gerçekleştirilen görevde araç, Mars yüzeyini görüntüledi; atmosfer ve hava koşullarını inceledi, robot koluyla toprak örnekleri topladı ve olası yaşam belirtilerini araştırmak için biyoloji deneyleri yaptı.
Viking deneyleri Mars toprağında şaşırtıcı kimyasal tepkimeler tespit etti, ancak canlı mikroorganizmaların varlığına ilişkin kesin bir kanıt ortaya koyamadı. Viking 2 buna rağmen yıllarca veri göndermeyi sürdürdü; Mars yüzeyinden son sinyali 1980’de alındı. Daha sonra çektiği görüntüler, Utopia Planitia’da ince bir buz/kırağı tabakasının oluşabildiğini de gösterdi.
1981 – KADINLARA KARŞI AYRIMCILIKLA MÜCADELENİN TEMEL SÖZLEŞMESİ YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
Birleşmiş Milletler tarafından 1979’da kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi – CEDAW, 3 Eylül 1981’de yürürlüğe girdi.
Sözleşme; kadınların siyaset, eğitim, çalışma hayatı, sağlık, aile yaşamı ve hukuk önünde erkeklerle eşit haklara sahip olması konusunda taraf devletlere yükümlülükler getiriyor. Günümüzde dünyanın büyük bölümünün taraf olduğu CEDAW, uluslararası kadın hakları hukukunun temel belgelerinden biri kabul ediliyor.
1982 – APPLE’IN KURUCUSU DEV BİR ROCK FESTİVALİNE SERVET HARCADI
Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın teknoloji ile müziği buluşturmak amacıyla düzenlediği US Festival, 3 Eylül 1982’de Kaliforniya’da başladı. İlk gün sahneye The B-52’s, Talking Heads, The Police ve başka önemli gruplar çıktı.
Wozniak’ın amacı yalnız dev bir rock festivali yapmak değil, teknoloji sayesinde insanların daha iyimser bir gelecekte buluşabileceğini göstermekti. Yüz binlerce kişinin katıldığı festival büyük ilgi gördü; ancak 1982 ve 1983 organizasyonlarının toplam mali kaybı on milyonlarca dolara ulaştı. Teknoloji tarihinin en pahalı hobilerinden biri olarak da hatırlanıyor.
1986 – ÇERNOBİL’İN GÖLGESİ TÜRK FINDIĞINA DÜŞTÜ: AVRUPA’DA ALIMLAR DURDU
Çernobil Nükleer Santrali’nde 26 Nisan 1986’da meydana gelen felaketin Türkiye’ye uzanan etkileri, 3 Eylül 1986’da fındık ihracatında büyük bir krize dönüştü. Türk fındığında yüksek radyasyon bulunduğu gerekçesiyle başta Batı Almanya olmak üzere Avrupa’daki alıcıların fındık alımını durdurduğu haberi Türkiye’ye ulaştı. Ertesi gün gazeteler gelişmeyi “Avrupa fındık alımını durdurdu” ve “Fındıkta panik” başlıklarıyla duyurdu.
Çernobil’den yayılan radyoaktif maddeler özellikle yağışlarla birlikte Doğu Karadeniz’i etkilemişti. Daha sonra yapılan resmî incelemelerde bölgenin bazı kesimlerinden alınan 1986 ürünü fındık örneklerinde Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kilogram başına 600 bekerellik sınırının üzerinde radyoaktivite ölçüldüğü ortaya kondu. Fındık ve çaydaki radyasyon tartışması, sonraki aylarda hükümetin krizi yönetme biçimi ve kamuoyuna verilen güvenceler nedeniyle Türkiye’de Çernobil felaketinin en çok hatırlanan başlıklarından biri haline geldi.
1988 – ON BİNLERCE IRAKLI KÜRT TÜRKİYE SINIRINA SIĞINDI
Irak ordusunun kuzey Irak’taki Kürt bölgelerine yönelik büyük harekâtından kaçan on binlerce Iraklı Kürt, 3 Eylül 1988’de Türkiye sınırına gelmeye devam ediyordu. Dönemin Başbakanı Turgut Özal bir gün önce Türkiye’ye geçenlerin sayısının en az 60 bine ulaştığını açıklamıştı. Kadınlar, çocuklar ve yaşlıların ağırlıkta olduğu kitlesel kaçış, Türkiye’yi kısa sürede büyük bir insani krizle karşı karşıya bıraktı.
Göç dalgası, Saddam Hüseyin yönetiminin Kürt bölgelerine karşı yürüttüğü Enfal Harekâtı’nın son ve en sert aşamasıyla bağlantılıydı. Human Rights Watch’un daha sonra ayrıntılı biçimde belgelediği operasyon sırasında köyler yıkıldı, on binlerce insan öldürüldü veya kayboldu ve kimyasal silahlar kullanıldı. Enfal’in son askerî safhası 25 Ağustos-6 Eylül 1988 arasında kuzeydeki Badinan bölgesine yönelmişti; saldırılardan kaçan insanların önemli bir bölümü Türkiye sınırına ulaştı.
1995 – EBAY’İN HİKÂYESİ KIRIK BİR LAZER İŞARETÇİYLE BAŞLADI
İnternet ticaretini değiştirecek şirketlerden eBay’in temeli, 3 Eylül 1995’te Pierre Omidyar’ın AuctionWeb adlı açık artırma sitesini yayına açmasıyla atıldı. Omidyar’ın evindeki bilgisayarda geliştirdiği sitenin ilk satılan ürünü ise çalışmayan bir lazer işaretçiydi. Kanadalı Mark Fraser, kırık cihazı 14,83 dolara satın aldı. Omidyar alıcının ürünün bozuk olduğunu fark edip etmediğini sorduğunda, Fraser’ın bozuk lazer işaretçileri topladığını söylediği aktarılıyor.
AuctionWeb daha sonra eBay adını aldı ve bireylerin dünyanın herhangi bir yerindeki başka insanlara doğrudan ürün satabilmesini kitleselleştiren internet platformlarının öncülerinden biri haline geldi. Bu arada yıllarca anlatılan “Omidyar eBay’i eşinin Pez şeker kutusu koleksiyonuna yardımcı olmak için kurdu” hikâyesi gerçek değildi; eBay’in kendisi de bunun sonradan üretilmiş bir halkla ilişkiler hikâyesi olduğunu kabul ediyor.
2000 – İSRAİL’İN ÇEKİLDİĞİ GÜNEY LÜBNAN’DA 28 YIL SONRA SEÇİM SANDIĞI KURULDU
Lübnan’da iki aşamalı parlamento seçimlerinin ikinci turu 3 Eylül 2000’de yapıldı. Beyrut, Bekaa Vadisi ve Güney Lübnan’da gerçekleştirilen oylamada eski Başbakan Refik Hariri’nin listesi Beyrut’taki 18 sandalyenin tamamını kazandı; Hariri’nin desteklediği bir Hizbullah adayı da 19. sandalyeyi aldı. Seçimler sonunda Hariri ve müttefikleri parlamentoda büyük üstünlük sağladı; Hariri ekim ayında yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi.
Seçimin tarihî yönlerinden biri Güney Lübnan’daki sandıklardı. İsrail’in 1978’den beri kontrol altında tuttuğu bölgeden Mayıs 2000’de çekilmesinin ardından, güneydeki bazı bölgelerde yaşayan Lübnanlılar 1972’den beri ilk kez, 28 yıl sonra parlamento seçiminde oy kullandı. Böylece 3 Eylül seçimi yalnız Hariri’nin siyasete güçlü dönüşünü değil, İsrail’in çekilmesinden sonraki Güney Lübnan’ın yeni dönemini de simgeledi.
2002 – İSRAİL YÜKSEK MAHKEMESİ BATI ŞERİA’DAN GAZZE’YE ZORUNLU İKAMETE ONAY VERDİ
İsrail Yüksek Mahkemesi, 3 Eylül 2002’de verdiği tartışmalı bir kararla, güvenlik tehdidi oluşturduğu belirlenen Batı Şeria sakinlerinin Gazze Şeridi’nde zorunlu ikamete tabi tutulabileceğine hükmetti. Dava, saldırılara karışan Filistinlilerin yakınlarından üç kişinin iki yıl süreyle Batı Şeria’dan Gazze’ye gönderilmesine ilişkin askerî kararlara karşı açılmıştı.
Mahkeme, bir kişinin yalnızca bir saldırı zanlısının yakını olmasının böyle bir uygulama için yeterli olmadığına, kişinin kendisinin de ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair somut değerlendirme bulunması gerektiğine karar verdi. Üç kişiden ikisi hakkındaki zorunlu ikamet kararını onaylarken, üçüncüsünü yeterli kişisel katılım kanıtı bulunmadığı gerekçesiyle iptal etti. Karar, İkinci İntifada döneminde güvenlik gerekçeleri ile işgal altındaki topraklarda yaşayan sivillerin hakları arasındaki tartışmaların önemli hukuk davalarından biri oldu.
2004 – BESLAN OKUL KUŞATMASI KANLI BİÇİMDE SONA ERDİ
Rusya’nın Kuzey Osetya bölgesindeki Beslan kentinde 1 Eylül 2004’te başlayan okul rehine krizi, 3 Eylül’de kanlı biçimde sona erdi. Silahlı saldırganlar, eğitim yılının ilk günü için okul bahçesinde toplanan 1.100’den fazla öğrenci, öğretmen ve veliyi 1 No’lu Okul’un spor salonunda rehin aldı. Rehinelerin büyük bölümünü çocuklar oluşturuyordu. Salon patlayıcılarla çevrildi; rehinelere yiyecek ve su verilmedi.
3 Eylül’de spor salonunda meydana gelen patlamaların ardından çatışma ve kurtarma operasyonu başladı. 334 sivil rehine hayatını kaybetti; ölenlerin 186’sı çocuktu. Yüzlerce kişi yaralandı. Saldırının sorumluluğunu daha sonra Çeçen ayrılıkçı hareketinin liderlerinden Şamil Basayev üstlendi. Beslan, modern Rusya tarihinin en kanlı terör saldırılarından biri olarak kaldı.
Olayın tartışmaları ise saldırganların öldürülmesiyle bitmedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2017’de, Rus makamlarının saldırı tehdidine karşı yeterli önlem almaması, operasyonun planlanmasındaki ciddi eksiklikler ve rehinelerle saldırganların iç içe bulunduğu ortamda ayrım gözetmeyen ağır silahların kullanılması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, güvenlik güçlerinin müdahale etmek zorunda kaldığını kabul etmekle birlikte kullanılan bazı yöntemlerin rehine kayıplarına katkıda bulunduğu sonucuna vardı.
2006 – AVRUPA’NIN AY ARACI SMART-1 BİLEREK AY’A ÇARPTIRILDI
Avrupa Uzay Ajansı’nın ilk Ay görevi SMART-1, 3 Eylül 2006’da görevini tamamladıktan sonra kontrollü biçimde Ay yüzeyine çarptırıldı. Çarpışma bir kaza değil, önceden planlanmış bilimsel bir deneydi.
Uzay aracının Ay’a çarpmasıyla ortaya çıkan ışık ve toz bulutu Dünya’daki teleskoplarla gözlendi. SMART-1 görevi özellikle elektrikli iyon motoru teknolojisinin derin uzay görevlerinde kullanılabileceğini göstermesi bakımından önemliydi. “Milyonlarca avroluk uzay aracını neden bilerek Ay’a çarptırdılar?” sorusu ise olayı popüler tarih için ayrıca cazip hale getiriyor.
2008 – KIBRIS’TA KAPSAMLI ÇÖZÜM MÜZAKERELERİ YENİDEN BAŞLADI
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmak amacıyla Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat ile Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofyas, 3 Eylül 2008’de Birleşmiş Milletler gözetiminde tam kapsamlı müzakereleri resmen başlattı. Görüşmelerin hedefi, adanın iki toplumlu ve iki bölgeli federal bir yapı altında yeniden birleşmesini sağlayacak karşılıklı kabul edilebilir bir anlaşmaya ulaşmaktı.
Süreç, Hristofyas’ın 2008’de göreve gelmesinin ardından Talat’la yaptığı görüşmelerle hazırlanmış; iki lider 25 Temmuz’da müzakerelerin 3 Eylül’de başlaması konusunda anlaşmıştı. İlk esaslı görüşme ise 11 Eylül’de yapıldı ve yönetim ile güç paylaşımı konusu ele alındı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 3 Eylül’de başlayan süreci Kıbrıs sorununun çözümü için “tarihî bir adım” olarak karşılamıştı.
2013 – MICROSOFT, NOKIA’NIN TELEFON BÖLÜMÜNÜ SATIN ALACAĞINI AÇIKLADI
Cep telefonu pazarının eski devi Nokia ile Microsoft, 3 Eylül 2013’te teknoloji dünyasını sarsan anlaşmayı duyurdu. Microsoft, Nokia’nın cep telefonu ve cihaz işinin büyük bölümünü 5,44 milyar avro karşılığında satın alacaktı.
Yaklaşık 32 bin Nokia çalışanının Microsoft’a geçmesi planlandı. Amaç Windows Phone’u Android ve iPhone karşısında güçlü bir üçüncü platform haline getirmekti. Beklenen olmadı; birkaç yıl içinde Microsoft telefon işinin büyük bölümünü küçülttü. Anlaşma bugün, akıllı telefon çağının en pahalı stratejik hatalarından biri olarak da hatırlanıyor.
2016 – FIRAT KALKANI HAREKÂTI ÇOBANBEY HATTINA GENİŞLEDİ
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait zırhlı birlikler, 3 Eylül 2016’da Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında Suriye’nin kuzeyindeki Çobanbey, diğer adıyla el-Rai bölgesine girdi. Kilis’in Elbeyli ilçesinden sınırı geçen Türk birlikleri, IŞİD’e karşı savaşan Türkiye destekli Suriyeli muhalif güçlere destek verdi. Böylece 24 Ağustos’ta Cerablus bölgesinde başlayan harekât, Suriye sınırının daha batısında yeni bir hatta genişledi.
Çobanbey hattının açılmasıyla Türkiye ve desteklediği muhalif güçler, Azez ile Cerablus arasındaki sınır bölgesinde IŞİD’in elinde kalan yerleşimleri ele geçirmek için iki yönden ilerlemeye başladı. Bu yeni safha, ertesi gün IŞİD’in Türkiye-Suriye sınırındaki doğrudan kontrolünün büyük ölçüde sona ermesine giden sürecin önemli adımlarından biri oldu.
2017 – KUZEY KORE ŞİMDİYE KADARKİ EN GÜÇLÜ NÜKLEER DENEMESİNİ YAPTI
Kuzey Kore, 3 Eylül 2017’de Punggye-ri nükleer test sahasında altıncı ve bugüne kadarki en güçlü nükleer denemesini gerçekleştirdi. Patlama o kadar büyüktü ki dünyanın dört bir yanındaki sismik istasyonlar tarafından deprem benzeri güçlü bir sinyal olarak kaydedildi.
Pyongyang yönetimi denemenin kıtalararası balistik füzelere takılabilecek bir hidrojen bombasına ait olduğunu açıkladı. Test, Kuzey Kore ile ABD arasındaki gerilimi zirveye taşıdı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yeni yaptırımlar uygulamasına yol açtı.
KOCAELİ TARİHİNDE 3 EYLÜL
1758 – GEBZE MENZİLHANESİ İSTANBUL’A ÖRNEK GÖSTERİLDİ
Osmanlı döneminde İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan ana güzergâhın en önemli duraklarından biri olan Gebze Menzilhanesi, 3 Eylül 1758 tarihli bir devlet yazışmasında başka bir menzilhaneye örnek gösterildi. Üsküdar Menzilhanesi’nin düzenlenmesi için verilen emirde, buranın “Gebze Menzilhanesi gibi” tertip edilmesi isteniyordu. Bu kayıt, Gebze’nin yalnız yolcuların konakladığı bir durak değil, Osmanlı ulaşım ve haberleşme sisteminin düzenli işleyen önemli merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.
Menzilhaneler; devlet görevlileri, ulaklar ve yolcular için at değiştirilen, dinlenilen ve haberleşmenin sürdürüldüğü merkezlerdi. Gebze’nin bu sistemdeki geçmişinin izleri bugün bile kentte Menzilhane Mahallesi, Menzilhane Caddesi ve Menzilhane Hamamı gibi adlarda yaşamaya devam ediyor.
1803 – BAHÇECİK VE YUVACIK’IN KÖMÜRÜ İSTANBUL DARPHANESİ’NE GİDİYORDU
Bugün daha çok doğası ve yerleşim alanlarıyla bilinen Bahçecik ve Yuvacık, 19. yüzyıl başında İstanbul Darphanesi için odun kömürü üreten merkezler arasındaydı. Bölgede hazırlanan kömür, Yeniköylüler tarafından katırlarla kıyıdaki iskelelere taşınıyor, buradan gemilerle İstanbul’a gönderiliyordu.
Üretimin devlet açısından önemi o kadar büyüktü ki 3 Eylül 1803 tarihli bir Osmanlı arşiv belgesinde, Darphane için ayrılan ormanlardaki ağaçların başka amaçlarla kesilmesinin engellenmesi isteniyordu. Kayıt, Kocaeli’nin İstanbul ekonomisine sanayi çağından çok önce hammadde sağlayan önemli bir hinterland olduğunu gösteren ilginç belgelerden biri.
1894 – GEBZE’DE ÖĞRENCİ VARDI, ÖĞRETMEN İÇİN PARA YOKTU
Gebze’de halkın katkılarıyla yeniden yapılan erkek rüşdiyesinde öğrenci sayısı 60’a ulaşınca okula yeni bir öğretmen atanması gündeme geldi. Eğitim idaresi talebi uygun buldu; ancak 3 Eylül 1894’te Maarif Nezareti’nin muhasebe birimi, öğretmene ödenecek 480 kuruşluk maaş için bütçenin müsait olmadığını bildirdi.
Böylece Gebze Rüşdiyesi bir süre daha tek öğretmenle eğitim vermek zorunda kaldı. Talep ertesi yıl yeniden gündeme getirildi ve sonunda öğretmen atanabildi. 130 yıl önce Gebze’de yaşanan “öğrenci çok, öğretmen lazım ama bütçe yok” meselesi, eğitim tarihinin şaşırtıcı biçimde tanıdık duran yerel kayıtlarından biri.
1919 – İSTANBUL HÜKÜMETİ YAHYA KAPTAN’IN KOCAELİ’DEKİ FAALİYETLERİNİ TAKİP EDİYORDU
Millî Mücadele’nin Kocaeli’deki en önemli isimlerinden Yahya Kaptan’ın faaliyetleri, 1919 yazının sonunda İstanbul hükümetinin yakın takibine girmişti. İzmit Mutasarrıflığı’nın Dahiliye Nezareti’ne gönderdiği 3 Eylül 1919 tarihli şifreli telgrafta, Değirmendere-İznik üzerinden Eskişehir yönüne giden firarilere Yahya Kaptan ile Arnavut Arslan’ın refakat ettiği bildiriliyordu.
Bu kayıt, Yahya Kaptan’ın henüz Mustafa Kemal’in bölgedeki önemli silahlı dayanaklarından biri haline gelmeden önce bile İstanbul tarafından dikkatle izlendiğini gösteriyor. Sonraki aylarda Yahya Kaptan’ın kuvvetleri Anadolu’daki Millî Mücadele hareketiyle birleşecek ve Gebze-Tavşancıl çevresi, İstanbul ile Anadolu arasındaki mücadelenin kritik bölgelerinden biri haline gelecekti.
1924 – YAVUZ İÇİN ALINAN KARAR GÖLCÜK’ÜN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ
Cumhuriyet’in elindeki en güçlü savaş gemisi Yavuz zırhlısının büyük bir onarıma ihtiyacı vardı; ancak Türkiye’de gemiyi içine alabilecek büyüklükte bir havuz bulunmuyordu. Bakanlar Kurulu, 3 Eylül 1924’te yaptığı toplantıda Yavuz’un onarılabilmesi için gerekli yüzer havuzun gecikmeden satın alınmasına karar verdi.
Sonraki süreçte yüzer havuz için ihale açıldı ve tesisin Gölcük’te kurulması kararlaştırıldı. Yavuz 1927’de burada onarıma alındı; çevresinde yeni atölyeler, fabrikalar, askerî yapılar ve işçi yerleşimleri oluşmaya başladı. Böylece küçük bir kıyı yerleşimi giderek Türkiye’nin en önemli donanma merkezlerinden birine dönüştü. 3 Eylül 1924 kararı, modern Gölcük’ün doğuşuna giden yolun en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
1924 – BAHÇECİK’TE ÇADIRLARDA YAŞAYAN MÜBADİLLERİN ŞİKÂYETİ ANKARA’YA ULAŞTI
Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesinin ardından Kocaeli’ye yerleştirilen binlerce insanın yeni hayat kurma mücadelesi kolay olmadı. 3 Eylül 1924 tarihli Cumhuriyet Arşivi belgesi, Bahçecik’te çadırlara yerleştirilen bazı mübadillerin İskân Müdürü tarafından dövüldükleri ve tehdit edildikleri yönündeki şikâyetlerinin Ankara’ya kadar ulaştığını gösteriyor.
Mübadele, Bahçecik başta olmak üzere Kocaeli’nin birçok yerleşiminin nüfus yapısını kökten değiştirdi. Drama, Kavala, Selanik ve çevresinden gelen ailelerin önemli bölümü bölgede yeni bir hayata başladı. 3 Eylül tarihli belge ise mübadillerin yalnız memleketlerini kaybetmekle kalmadığını, yerleştirme sürecinde de ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını gösteren çarpıcı bir yerel tarih kaydı.
1950 – KOCAELİ BELEDİYELER İÇİN SANDIĞA GİTTİ
14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden birkaç ay sonra, 3 Eylül 1950’de Türkiye genelinde belediye seçimleri yapıldı. O dönemde seçmenler belediye başkanını doğrudan değil belediye meclis üyelerini seçiyor, belediye başkanını daha sonra yeni meclis belirliyordu.
Kocaeli’de de Demokrat Parti önemli başarı elde etti. Dönemin yerel basınına dayanan araştırmalara göre İzmit, Karamürsel, Değirmendere, Suadiye, Hereke ve Gölcük’te Demokrat Parti; Kandıra ve Darıca’da CHP kazandı. İzmit’teki sonuç yerel basında sürpriz olarak değerlendirildi; seçimlerin ardından Sadettin Yalım İzmit Belediye Başkanı seçildi. Böylece 14 Mayıs’ta başlayan siyasi değişim birkaç ay sonra Kocaeli’nin yerel yönetimlerine de yansıdı.
2001 – YARIMCA PETKİM’İN TÜPRAŞ’A DEVRİ İÇİN İMZALAR ATILDI
Kocaeli sanayi tarihinin iki büyük kuruluşu PETKİM ile TÜPRAŞ arasında, Yarımca Petrokimya Kompleksi’nin devrine ilişkin protokol 3 Eylül 2001’de imzalandı. Anlaşma kapsamında Yarımca’daki beş fabrikanın çalışır durumda TÜPRAŞ’a devredilmesi, yaklaşık bin çalışanın da yeni şirkete geçmesi öngörüldü.
Devir için belirlenen toplam bedel 60 milyon dolardı. Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun onayının ardından tesislerin resmî devri aynı yıl içinde tamamlandı. Böylece Kocaeli’nin sanayileşme tarihinde uzun yıllar önemli yere sahip Yarımca Petrokimya Kompleksi’nde yeni bir dönem başladı.
2010 – GEBZE CENTER KAPILARINI AÇTI
Gebze’nin hızla değişen kent yaşamının simgelerinden biri haline gelen Gebze Center, 3 Eylül 2010’da hizmete girdi. Eski Gebze otogarının bulunduğu alanda yapılan alışveriş merkezi açıldığında yaklaşık 59 bin metrekare kiralanabilir alana ve 130 mağazaya sahipti.
Gebze Center yalnız yeni bir alışveriş merkezi değildi. Sanayi kenti kimliğiyle büyüyen Gebze’nin eğlence, alışveriş ve sosyal yaşamının kapalı büyük merkezlere taşınmaya başladığı dönemin önemli simgelerinden biri oldu. Bugün sıradan görünen bu değişim, ilçenin son 20 yıldaki kentleşme hikâyesinin de parçalarından biri.
2012 – SEKA’DAN BİLİM MERKEZİNE DÖNÜŞÜM İÇİN İMZALAR ATILDI
Türkiye’nin sanayi tarihinin simgelerinden eski SEKA Kâğıt Fabrikası’nın bir bölümünün bilim merkezine dönüştürülmesi için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile TÜBİTAK arasında Kocaeli Bilim Merkezi Proje Sözleşmesi 3 Eylül 2012’de imzalandı.
Projenin ayrı bir sembolik anlamı vardı: Türkiye’nin ilk kâğıt fabrikalarından biri olan SEKA’nın üretim alanı, bu kez bilim ve eğitim üreten bir merkeze dönüşecekti. Yaklaşık 25 milyon liralık projeyle hazırlanan Kocaeli Bilim Merkezi 2015’te kapılarını açtı. Böylece İzmit’in endüstriyel mirasının önemli bir parçası yıkılmak yerine yeni bir işlev kazanarak yaşamaya devam etti.
2016 – KOCAELİSPOR İKİ YIL SONRA YENİDEN PROFESYONEL LİGDE SAHAYA ÇIKTI
Türk futbolunun köklü kulüplerinden Kocaelispor, iki sezonluk amatör lig macerasının ardından 3 Eylül 2016’da yeniden profesyonel lig maçına çıktı. Yeşil-siyahlılar 3. Lig’deki sezonun ilk karşılaşmasında İsmetpaşa Stadı’nda Tekirdağspor’u ağırladı; mücadele 0-0 sona erdi.
Kocaelispor birkaç ay önce Bölgesel Amatör Lig play-off maçında Sultangazispor’u yenerek profesyonel lige dönme hakkı kazanmıştı. Kulüp, yıllar sonra yeniden profesyonel ligde oynanacak ilk karşılaşmanın biletlerini taraftarların hatıra olarak saklayabilmesi için özel plastik kart şeklinde hazırladı. 3 Eylül maçı skoruyla değil, uzun ve sancılı amatör lig döneminin ardından Kocaelispor’un profesyonel futbola dönüş günü olmasıyla kulüp tarihindeki yerini aldı.
3 EYLÜL’DE DOĞANLAR
1856 – GÖKDELENLERİN ÖNCÜSÜ LOUIS SULLIVAN DOĞDU
Modern mimarlığın ve gökdelen tasarımının öncü isimlerinden Louis Henry Sullivan, 3 Eylül 1856’da Boston’da doğdu. 19. yüzyılın sonunda Chicago’da yükselen yeni çelik iskeletli yüksek yapılara kendi mimari dilini kazandıran Sullivan, “biçim işlevi izler” anlayışıyla modern mimarlığın en etkili düşünürlerinden biri oldu. Genç Frank Lloyd Wright da bir dönem onun yanında çalıştı. Sullivan’ın doğum günüyle ilişkilendirilen 3 Eylül, bugün gayriresmî olarak Gökdelen Günü olarak da kutlanıyor.
1859 – SAVAŞI DURDURMAYA ÇALIŞIRKEN ÖLDÜRÜLEN JEAN JAURÈS DOĞDU
Fransız sosyalist siyasetçi, gazeteci ve düşünür Jean Jaurès, 3 Eylül 1859’da Fransa’nın Castres kentinde doğdu. İşçi haklarının ve sosyalist hareketin en etkili sözcülerinden biri olan Jaurès, L’Humanité gazetesini kurdu ve Avrupa’yı I. Dünya Savaşı’na sürükleyen milliyetçilik dalgasına karşı son ana kadar mücadele etti.
Ancak savaş karşıtı tutumu hayatına mal oldu. 31 Temmuz 1914’te, Fransa’nın savaşa girmesinden yalnız birkaç gün önce bir Fransız milliyetçisi tarafından Paris’te öldürüldü. Ölümü, Avrupa’da savaşı engellemeye çalışan en güçlü siyasi seslerden birinin susturulması olarak tarihe geçti.
1875 – OTOMOBİL TARİHİNİ DEĞİŞTİREN FERDINAND PORSCHE DOĞDU
Otomotiv tarihinin en etkili mühendislerinden Ferdinand Porsche, 3 Eylül 1875’te bugün Çekya sınırları içinde kalan Maffersdorf’ta doğdu. Daha 1900’de elektrik motorlu Lohner-Porsche’yi geliştirdi; aynı dönemde benzinli motor ile elektrik motorunu birleştiren çok erken bir hibrit otomobil tasarladı. Sonraki yıllarda Volkswagen projesinin ve kendi adını taşıyan Porsche şirketinin temellerinde yer aldı.
Ancak Porsche’nin biyografisinin karanlık bir bölümü de var. Şirketinin yükselişi Nazi Almanyası’yla kurduğu yakın ilişkilerle iç içe geçti; savaş yıllarında askerî araç projelerinde çalışıldı ve Porsche şirketinde yüzlerce zorunlu işçi kullanıldı. Porsche şirketinin kendi tarih araştırmaları da bugün bu dönemi açık biçimde kabul ediyor.
1899 – BAĞIŞIKLIK BİLİMİNİN ÖNCÜSÜ MACFARLANE BURNET DOĞDU
Avustralyalı virolog ve immünolog Frank Macfarlane Burnet, 3 Eylül 1899’da doğdu. Bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularıyla yabancı dokuları nasıl ayırt ettiğini anlamaya yönelik çalışmaları, modern immünolojinin ve organ nakli biliminin gelişmesine büyük katkı sağladı.
Burnet, “edinilmiş bağışıklık toleransı” konusundaki keşifleri nedeniyle Peter Medawar ile birlikte 1960 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı. Çalışmaları, bağışıklık sisteminin yabancı dokuyu neden reddettiğinin anlaşılmasında temel taşlardan biri oldu.
1905 – ANTİMADDEYİ KANITLAYAN FİZİKÇİ CARL ANDERSON DOĞDU
Amerikalı fizikçi Carl David Anderson, 3 Eylül 1905’te New York’ta doğdu. Kozmik ışınların izlerini incelerken 1932’de elektronla aynı kütleye ancak pozitif elektrik yüküne sahip bir parçacık keşfetti. Bu parçacığa pozitron adı verildi.
Pozitron, teorik olarak öngörülen antimaddenin deneysel olarak gözlenen ilk parçacığıydı. Anderson bu keşfi sayesinde henüz 31 yaşındayken 1936 Nobel Fizik Ödülü’nü aldı.
1938 – ÇAĞDAŞ TİYATRONUN EN YENİLİKÇİ YAZARLARINDAN CARYL CHURCHILL DOĞDU
İngiliz oyun yazarı Caryl Churchill, 3 Eylül 1938’de Londra’da doğdu. Cloud Nine, Top Girls, Serious Money, Far Away ve A Number gibi oyunlarıyla çağdaş tiyatronun biçimini değiştiren yazarlardan biri oldu.
Churchill; iktidar, kadın-erkek ilişkileri, kapitalizm, kimlik ve toplumsal cinsiyet gibi konuları alışılmadık dramatik yapılarla ele aldı. Geleneksel gerçekçi tiyatronun sınırlarını zorlayan eserleri sayesinde 20. ve 21. yüzyıl İngiliz tiyatrosunun en etkili oyun yazarlarından biri kabul ediliyor.
1940 – EDUARDO GALEANO DOĞDU: TARİHİ, FUTBOLU VE LATİN AMERİKA’YI ANLATTI
Uruguaylı gazeteci ve yazar Eduardo Galeano, 3 Eylül 1940’ta Montevideo’da doğdu. Latin Amerika’nın sömürgecilikten ekonomik eşitsizliğe uzanan tarihini anlattığı Latin Amerika’nın Kesik Damarları, onu kıtanın en tanınmış yazarlarından biri haline getirdi.
Galeano yalnız siyaset ve tarih yazmadı. Gölgede ve Güneşte Futbol adlı kitabıyla futbolu iktidar, yoksulluk, tutku ve insan hikâyeleri üzerinden anlatması sayesinde Türkiye’de de geniş bir okur kitlesine ulaştı.
1940 – ANAYASA HUKUKÇUSU BÜLENT TANÖR DOĞDU
Türkiye’nin önde gelen anayasa hukukçularından Bülent Tanör, 3 Eylül 1940’ta İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde akademik yaşamına başlayan Tanör; anayasa hukuku, insan hakları, demokratikleşme ve Türkiye’nin siyasal rejimi üzerine yaptığı çalışmalarla hukuk dünyasında önemli bir yer edindi.
Akademik hayatı da Türkiye’nin yakın siyasi tarihinin izlerini taşıdı. 1971’de üniversiteden uzaklaştırıldı ve Danıştay kararıyla geri döndü; 1983’te 1402 sayılı yasa uyarınca yeniden uzaklaştırıldı ve 1990’da yine hukuk yoluyla üniversiteye döndü. Demokratikleşme üzerine hazırladığı çalışmalar da kamuoyunda geniş yankı buldu.
1942 – THE BEACH BOYS’UN KURUCULARINDAN AL JARDINE DOĞDU
Amerikalı müzisyen Al Jardine, 3 Eylül 1942’de Ohio’da doğdu. Brian, Carl ve Dennis Wilson ile Mike Love’la birlikte The Beach Boys’un kurucu kadrosunda yer alan Jardine, grubun gitarist ve vokalistlerinden biri oldu.
1960’ların Kaliforniya gençliğinin sesini dünya pop kültürüne taşıyan grubun en büyük hitlerinden “Help Me, Rhonda”da baş vokali Jardine söyledi. The Beach Boys üyeleri 1988’de Rock and Roll Hall of Fame’e kabul edildi.
1945 – “MÜSTEŞAR KEMAL” FERDİ AKARNUR DOĞDU
Tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Ferdi Akarnur, 3 Eylül 1945’te Samsun’da doğdu. 1970’lerden itibaren çok sayıda tiyatro oyunu, film ve televizyon dizisinde rol alan Akarnur, özellikle televizyon seyircisinin birkaç kuşağının tanıdığı karakter oyuncularından biri oldu.
Mahallenin Muhtarları’ndan Çocuklar Duymasın’a uzanan uzun kariyerinde en çok, “Müsteşar Kemal” karakteriyle hafızalara yerleşti.
1952 – TÜRK POPUNUN PERDE ARKASINDAKİ İSİMLERDEN ŞEHRAZAT DOĞDU
Söz yazarı, besteci, yapımcı ve şarkıcı Şehrazat, 3 Eylül 1952’de Ankara’da doğdu. Kendi seslendirdiği şarkıların yanı sıra yıllar boyunca başka sanatçılar için yazdığı ve bestelediği eserlerle Türk pop müziğinin önemli yaratıcılarından biri oldu.
Şehrazat’ın asıl etkisi çoğu zaman sahnenin arkasında hissedildi. Farklı kuşaklardan çok sayıda pop yıldızının repertuvarına şarkılar kazandırarak 1980’lerden 2000’lere uzanan Türk pop müziğinin hit üreticilerinden biri haline geldi.
1953 – “AMÉLIE”NİN YÖNETMENİ JEAN-PIERRE JEUNET DOĞDU
Fransız yönetmen ve senarist Jean-Pierre Jeunet, 3 Eylül 1953’te doğdu. Marc Caro ile birlikte çektiği Delicatessen ve Kayıp Çocuklar Şehri filmleriyle kendine özgü, karanlık ve masalsı görsel dünyasını oluşturdu; daha sonra Hollywood’da Alien: Resurrection’ı yönetti.
Jeunet’nin dünya çapındaki büyük çıkışı ise 2001 yapımı Amélie ile geldi. Paris’i adeta başka bir masal evrenine dönüştüren film, Fransız sinemasının uluslararası alandaki en popüler yapımlarından biri oldu.
1955 – SEX PISTOLS’UN GİTARİSTİ STEVE JONES DOĞDU
İngiliz gitarist Steve Jones, 3 Eylül 1955’te Londra’da doğdu. Paul Cook ve arkadaşlarıyla kurduğu grup daha sonra Sex Pistols’a dönüşecek ve yalnız birkaç yıllık kariyeriyle rock tarihinin yönünü değiştirecekti.
Jones’un sert ve doğrudan gitar tonu, Never Mind the Bollocks, Here’s the Sex Pistols albümünün karakterini belirledi. Sex Pistols’un 1970’lerin sonunda yarattığı kültürel patlama, punk müziğini dünya çapında bir müzik ve gençlik hareketine dönüştürdü.
1955 – İZMİT’TE LAVANTA TARIMINA ÖNCÜLÜK EDEN SİBEL ASNA DOĞDU
Halkla ilişkiler uzmanı Sibel Asna, 3 Eylül 1955’te İstanbul’da doğdu. Türkiye’de halkla ilişkiler sektörünün önemli isimlerinden biri olan Asna’nın ailesinin bir kolu Bahçecik’e dayanıyordu; kendisi de 1990’larda İzmit’in Akmeşe bölgesinde arazi alarak çiftlik kurdu.
Asna, 2001’de Akmeşe’de 3 bin lavanta fidesi dikerek bölgedeki ilk lavanta üretim girişimlerinden birini başlattı ve daha sonra LAVA markasını oluşturdu. Amacı yalnız kendi üretimini yapmak değil, Akmeşeli çiftçilere alternatif bir gelir kaynağı göstermek ve lavanta üretiminin bölgede yaygınlaşmasını sağlamaktı.
1963 – “OUTLIERS”IN YAZARI MALCOLM GLADWELL DOĞDU
Kanadalı gazeteci ve yazar Malcolm Gladwell, 3 Eylül 1963’te İngiltere’de doğdu. The New Yorker yazarı olarak tanınan Gladwell; psikoloji, sosyoloji ve ekonomi araştırmalarını gündelik hayat hikâyeleriyle birleştirerek geniş kitlelere ulaştırdı.
The Tipping Point, Blink ve Outliers gibi kitapları dünya çapında çok satanlar arasına girdi. Gladwell’in yaklaşımı akademik çevrelerde zaman zaman aşırı genelleştirme eleştirileri alsa da sosyal bilim fikirlerinin popüler kültüre taşınmasında son çeyrek yüzyılın en etkili yazarlarından biri oldu.
1965 – CHARLIE SHEEN DOĞDU: HOLLYWOOD YILDIZLIĞINDAN MAGAZİN FIRTINASINA
Amerikalı oyuncu Charlie Sheen, 3 Eylül 1965’te New York’ta Carlos Irwin Estévez adıyla doğdu. Martin Sheen’in oğlu olan oyuncu, genç yaşta Platoon ve Wall Street gibi önemli filmlerde rol aldı; Hot Shots! serisiyle komedide, Two and a Half Men ile televizyonda büyük popülerlik kazandı.
Ancak Sheen’in kariyeri, oyunculuğu kadar bağımlılık sorunları, sansasyonel açıklamaları ve özel hayatıyla da dünya magazin basınının gündeminde kaldı. Böylece 1980’lerin gelecek vadeden sinema oyuncularından biri, 2000’lerde Hollywood’un en tartışmalı yıldızlarından birine dönüştü.
1967 – İSTANBUL DOĞUMLU DARON ACEMOĞLU NOBEL’E UZANDI
Ekonomist Daron Acemoğlu, 3 Eylül 1967’de İstanbul’da doğdu. Uzun yıllardır Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde çalışan Acemoğlu; ülkeler arasındaki zenginlik farklarının yalnız doğal kaynaklar ya da coğrafyayla değil, siyasi ve ekonomik kurumların niteliğiyle yakından ilişkili olduğunu gösteren çalışmalarıyla dünya çapında tanındı.
Acemoğlu, Simon Johnson ve James A. Robinson ile birlikte “kurumların nasıl oluştuğu ve refahı nasıl etkilediği” üzerine çalışmaları nedeniyle 2024 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandı. Böylece İstanbul’da doğup yetişen bir ekonomist, dünyanın en önemli akademik ödüllerinden birine ulaştı.
1986 – SNOWBOARDUN SÜPER YILDIZI SHAUN WHITE DOĞDU
Amerikalı snowboardcu ve kaykaycı Shaun White, 3 Eylül 1986’da doğdu. Henüz genç yaşta ekstrem spor dünyasının yıldızlarından biri haline gelen White, snowboard halfpipe yarışlarını dünya çapında ana akım spor seyircisinin takip ettiği etkinliklerden birine dönüştüren isimlerin başında geldi.
White, 2006 Torino, 2010 Vancouver ve 2018 Pyeongchang Kış Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı. Beş kez olimpiyatlara katılan sporcu, kariyerini üç olimpiyat altınıyla tamamladı ve snowboard tarihinin en tanınmış sporcularından biri oldu.
1993 – GRAND SLAM ŞAMPİYONU DOMINIC THIEM DOĞDU
Avusturyalı tenisçi Dominic Thiem, 3 Eylül 1993’te Wiener Neustadt’ta doğdu. Güçlü tek el backhand’i ve toprak kort performansıyla dünya tenisinin zirvesine çıkan Thiem, ATP dünya sıralamasında 3 numaraya kadar yükseldi ve kariyerinde 17 tekler şampiyonluğu kazandı.
Üç Grand Slam finalini kaybettikten sonra 2020 ABD Açık’ta Alexander Zverev’i iki set geriden gelerek yenip ilk Grand Slam şampiyonluğunu kazandı. Uzun süre yaşadığı bilek sorunlarının ardından 2024’te profesyonel tenisi bıraktı.
1994 – ŞEHİT ÖĞRETMEN ŞENAY AYBÜKE YALÇIN DOĞDU
Müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, 3 Eylül 1994’te Ankara’da doğdu. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra ilk görev yeri olan Batman’ın Kozluk ilçesine atandı ve Kozluk Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde müzik öğretmeni olarak çalışmaya başladı.
9 Haziran 2017’de, öğrencilerine karnelerini dağıttığı günün ardından PKK mensuplarının Kozluk Belediye Başkanı’na yönelik saldırısı sırasında açılan ateş sonucu hayatını kaybetti. Henüz 22 yaşındaydı. Yalçın’ın adı sonraki yıllarda Türkiye’nin birçok kentinde okullara, kütüphanelere ve kültür merkezlerine verildi.
3 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER
1634 – İNGİLİZ HUKUKUNUN EN ETKİLİ İSİMLERİNDEN EDWARD COKE ÖLDÜ
İngiliz hukukçu ve yargıç Sir Edward Coke, 3 Eylül 1634’te hayatını kaybetti. Başsavcılık ve başyargıçlık yapan Coke, İngiliz ortak hukukunun –common law– gelişmesinde ve kraliyet iktidarının hukukla sınırlandırılması düşüncesinde son derece etkili oldu. 1628 tarihli Petition of Right – Haklar Dilekçesi’nin hazırlanmasında da önemli rol oynadı.
Coke’un hukuk kitapları İngiltere’de yüzyıllarca temel başvuru eserleri arasında kaldı; düşünceleri daha sonra Amerikan hukuk geleneğini de etkiledi. Bu nedenle yalnız İngiliz hukukunun değil, modern anayasal devlet anlayışının gelişimindeki önemli figürlerden biri kabul ediliyor.
1658 – OLIVER CROMWELL ÖLDÜ; CESEDİ ÜÇ YIL SONRA MEZARDAN ÇIKARILIP ASILDI
İngiliz İç Savaşı’nın galiplerinden ve Kral I. Charles’ın idamından sonra kurulan rejimin en güçlü ismi Oliver Cromwell, 3 Eylül 1658’de 59 yaşında öldü. 1653’ten ölümüne kadar İngiltere, İskoçya ve İrlanda’nın “Lord Protector”u olarak ülkeyi yönetti. İlginç biçimde 3 Eylül, Cromwell’in daha önce Dunbar ve Worcester’da kazandığı iki büyük askerî zaferin de yıldönümüydü.
Hikâyenin en tuhaf kısmı ölümünden sonra yaşandı. Monarşi yeniden kurulunca Cromwell’in naaşı Westminster Abbey’den çıkarıldı ve 30 Ocak 1661’de, I. Charles’ın idamının yıldönümünde sembolik olarak darağacına asıldı; ardından başı kesilerek Westminster Hall’da sergilendi. Bir devlet adamının ölümünden yıllar sonra “idam edilmesi”, İngiliz tarihinin en sıra dışı siyasi intikamlarından biri oldu.
1703 – ŞEYHÜLİSLAM FEYZULLAH EFENDİ EDİRNE VAKASI’NDA ÖLDÜRÜLDÜ
Osmanlı siyasetinde II. Mustafa döneminin en güçlü isimlerinden Şeyhülislam Seyyid Feyzullah Efendi, 3 Eylül 1703’te Edirne Vakası sırasında öldürüldü. Padişah üzerindeki büyük nüfuzu, devlet görevlerine yakınlarını getirmesi ve oğlunu kendisinden sonraki şeyhülislam yapmaya çalışması yönetim çevrelerinde ve halk arasında büyük tepki yaratmıştı.
1703 yazındaki ayaklanma sonunda II. Mustafa tahttan indirilirken Feyzullah Efendi de yakalandı. İşkence gördükten sonra öldürüldü ve cesedi Tunca Nehri’ne atıldı. Edirne Vakası yalnız güçlü bir şeyhülislamın sonunu değil, II. Mustafa’nın saltanatının sona ermesini ve III. Ahmed döneminin başlamasını da beraberinde getirdi.
1820 – ABD KONGRE BİNASININ MİMARLARINDAN BENJAMIN LATROBE ÖLDÜ
ABD’nin ilk profesyonel mimar kuşağının en önemli temsilcilerinden Benjamin Henry Latrobe, 3 Eylül 1820’de New Orleans’ta sarıhummadan hayatını kaybetti. İngiltere’den ABD’ye göç eden Latrobe, Washington’daki ABD Kongre Binası Capitol’ün tasarlanması ve yeniden inşasında önemli rol oynadı; Baltimore Bazilikası gibi Amerikan neoklasik mimarisinin erken başyapıtlarını da tasarladı.
Latrobe öldüğünde New Orleans’ın yeni su sistemi üzerinde çalışıyordu. İlginç ve trajik biçimde, mimar olan oğlu Henry de üç yıl önce aynı kentte yine sarıhummadan ölmüştü.
1883 – “BABALAR VE OĞULLAR”IN YAZARI İVAN TURGENYEV ÖLDÜ
Rus edebiyatının büyük romancılarından İvan Turgenyev, 3 Eylül 1883’te Paris yakınlarındaki Bougival’de hayatını kaybetti. Bir Avcının Notları, İlk Aşk ve özellikle Babalar ve Oğullar romanıyla 19. yüzyıl Rus edebiyatının dünya çapında tanınan isimlerinden biri oldu.
Babalar ve Oğullar’daki Bazarov karakteri, kuşak çatışmasının ve dönemin radikal gençliğinin simgelerinden birine dönüştü; roman “nihilist” sözcüğünün siyasal ve kültürel kullanımının yaygınlaşmasında da büyük rol oynadı. Turgenyev, Dostoyevski ve Tolstoy’la birlikte Rus romanının Avrupa’ya açılmasındaki temel yazarlardan biriydi.
1918 – LENİN’E SUİKAST GİRİŞİMİNDE BULUNAN FANYA KAPLAN İDAM EDİLDİ
Rus devrimci Fanya Kaplan, 3 Eylül 1918’de Bolşevik gizli polisi Çeka tarafından kurşuna dizildi. Kaplan, yalnız dört gün önce, 30 Ağustos’ta Vladimir Lenin’e üç el ateş etmiş, Lenin saldırıda ağır yaralanmış ancak hayatta kalmıştı.
Sosyalist Devrimci Parti üyesi Kaplan, Bolşeviklerin Kurucu Meclis’i dağıtmasının ardından Lenin’i “devrime ihanet etmekle” suçluyordu. Yakalandıktan sonra saldırıyı üstlendi ancak suç ortakları konusunda bilgi vermedi. Kamuya açık bir yargılama yapılmadan infaz edilmesi ve suikast girişiminin hemen ardından Bolşeviklerin “Kızıl Terör” dönemini başlatması, Kaplan olayını Rus Devrimi’nin en tartışmalı vakalarından biri haline getirdi.
1948 – ÇEKOSLOVAKYA’NIN KURUCULARINDAN EDVARD BENEŠ ÖLDÜ
Çekoslovakya’nın bağımsızlık hareketinin önderlerinden ve ülkenin ikinci cumhurbaşkanı Edvard Beneš, 3 Eylül 1948’de hayatını kaybetti. Tomáš Masaryk’le birlikte Avusturya-Macaristan’dan bağımsız Çekoslovakya’nın kurulmasında önemli rol oynayan Beneš, 1935’te cumhurbaşkanı oldu.
1938’de Münih Anlaşması’nın ardından istifa ederek sürgüne gitti, II. Dünya Savaşı sırasında Londra’daki Çekoslovak sürgün hükümetini yönetti ve savaşın ardından yeniden cumhurbaşkanı oldu. Ancak Şubat 1948’de komünistlerin iktidarı ele geçirmesinden birkaç ay sonra istifa etti; üç ay sonra da öldü. Hayatı böylece Çekoslovakya’nın kuruluşundan Nazi işgaline ve komünist dönemin başlangıcına kadar ülkenin en çalkantılı 30 yılıyla iç içe geçti.
1962 – NOKTALAMA İŞARETLERİYLE BİLE ŞİİR YAZAN E. E. CUMMINGS ÖLDÜ
- yüzyıl Amerikan şiirinin en özgün isimlerinden E. E. Cummings, 3 Eylül 1962’de 67 yaşında hayatını kaybetti. Sözcüklerin sayfadaki yerlerini değiştiren, büyük-küçük harf kullanımını, noktalama işaretlerini ve dilbilgisini bilinçli biçimde bozan Cummings, şiiri yalnız okunacak değil görülecek bir sanat biçimine de dönüştürdü.
Deneysel üslubuna rağmen geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başardı. Academy of American Poets’a göre öldüğü sırada ABD’de Robert Frost’tan sonra en çok okunan şairlerden biriydi.
1970 – SUPER BOWL KUPASINA ADINI VEREN VINCE LOMBARDI ÖLDÜ
Amerikan futbolunun efsanevi antrenörü Vince Lombardi, 3 Eylül 1970’te hayatını kaybetti. Green Bay Packers’ın başında yedi sezon içinde beş NFL şampiyonluğu kazanan Lombardi, takımını oynanan ilk iki Super Bowl’da da zafere taşıdı.
Ölümünün ardından Amerikan futbolunun en büyük ödülü onun adıyla anılmaya başladı: Bugün Super Bowl şampiyonunun kaldırdığı kupa Vince Lombardi Trophy adını taşıyor.
1988 – ESKİ BAŞBAKAN FERİT MELEN ÖLDÜ
Türkiye’nin eski başbakanlarından Ferit Melen, 3 Eylül 1988’de hayatını kaybetti. Van milletvekilliği, Maliye Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı yapan Melen, 12 Mart Muhtırası sonrasındaki siyasi dönemde Nihat Erim’in istifasının ardından 22 Mayıs 1972’de başbakan oldu.
Melen’in başbakanlığı 15 Nisan 1973’e kadar sürdü. Daha sonra yeniden Millî Savunma Bakanlığı ve Cumhuriyet Senatosu üyeliği yaptı. Türkiye’nin askerî müdahalelerle parlamenter siyaset arasındaki en çalkantılı dönemlerinden birinin önemli siyasi figürlerinden biriydi.
1989 – FUTBOLUN “CENTİLMEN” EFSANESİ GAETANO SCIREA TRAFİK KAZASINDA ÖLDÜ
İtalyan futbolunun gelmiş geçmiş en büyük savunmacılarından Gaetano Scirea, 3 Eylül 1989’da Polonya’da geçirdiği trafik kazasında henüz 36 yaşındayken hayatını kaybetti. Futbolu bir yıl önce bırakmış ve Juventus’ta gözlemci olarak çalışmaya başlamıştı; Polonya’ya da takımının UEFA Kupası’ndaki rakibi Górnik Zabrze’yi izlemek için gitmişti.
Scirea, Juventus formasıyla yedi Serie A şampiyonluğu ve Avrupa kupaları kazandı; 1982 Dünya Kupası’nı kazanan İtalya Millî Takımı’nın da temel oyuncularından biriydi. Sert savunma futbolunun içinde sakinliği ve centilmenliğiyle simgeleşen Scirea, uzun kariyeri boyunca kırmızı kart görmemesiyle de hatırlanıyor.
1991 – “ŞAHANE HAYAT”IN YÖNETMENİ FRANK CAPRA ÖLDÜ
Hollywood’un klasik döneminin en önemli yönetmenlerinden Frank Capra, 3 Eylül 1991’de 94 yaşında hayatını kaybetti. Sicilya’da doğup çocukken ailesiyle ABD’ye göç eden Capra, Amerikan sinemasının iyimserlik, sıradan insan ve demokrasi anlatılarının en güçlü yönetmenlerinden biri oldu.
It Happened One Night, Mr. Deeds Goes to Town ve You Can’t Take It with You filmleriyle üç kez En İyi Yönetmen Oscar’ını kazandı. Ancak adı bugün en çok James Stewart’ın başrolündeki It’s a Wonderful Life – Şahane Hayat ile özdeşleşiyor; film zamanla Amerikan sinemasının klasiklerinden birine dönüştü.
1997 – TİYATRO VE SESLENDİRME SANATÇISI ALEV SEZER ÖLDÜ
Tiyatro, sinema ve seslendirme sanatçısı Alev Sezer, 3 Eylül 1997’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü’nü bitirdikten sonra Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar oyunculuk ve yönetmenlik yaptı.
Sinema ve televizyon yapımlarında da rol alan Sezer, Kurtuluş gibi önemli televizyon projelerinde seyirci karşısına çıktı; aynı zamanda güçlü sesiyle pek çok yapımda seslendirme yaptı ve bir dönem TRT’de haber spikerliği görevini de üstlendi.
2012 – “KOKAİNİN VAFTİZ ANNESİ” GRISELDA BLANCO ÖLDÜRÜLDÜ
1970 ve 80’lerde ABD’ye yapılan kokain kaçakçılığının en ünlü isimlerinden Kolombiyalı uyuşturucu baronu Griselda Blanco, 3 Eylül 2012’de Medellín’de motosikletli bir saldırgan tarafından vurularak öldürüldü.
“Kokainin Vaftiz Annesi” ve “Kara Dul” gibi lakaplarla tanınan Blanco, özellikle Miami’deki kokain ticareti ve uyuşturucu savaşlarının en kanlı dönemleriyle ilişkilendirildi. On yıllar sonra hayatı belgesellere, kitaplara ve dizilere konu olarak true crime popüler kültürünün de en bilinen suç figürlerinden biri haline geldi.
2012 – “YEŞİL YOL”UN JOHN COFFEY’Sİ MICHAEL CLARKE DUNCAN ÖLDÜ
Amerikalı oyuncu Michael Clarke Duncan, 3 Eylül 2012’de 54 yaşında hayatını kaybetti. Oyunculuğa geçmeden önce hendek kazıcılığı ve ünlülerin korumalığını yapan Duncan’ın hayatını değiştiren rol, 1999 yapımı The Green Mile – Yeşil Yol filmindeki John Coffey oldu.
Dev fiziğinin altında son derece kırılgan ve merhametli bir karakter yaratan Duncan, bu performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ına aday gösterildi. Temmuz 2012’de kalp krizi geçiren oyuncu toparlanamadı ve yaklaşık iki ay sonra yaşamını yitirdi.
2017 – PULITZER ÖDÜLLÜ ŞAİR JOHN ASHBERY ÖLDÜ
Çağdaş Amerikan şiirinin en etkili isimlerinden John Ashbery, 3 Eylül 2017’de 90 yaşında hayatını kaybetti. New York Okulu’yla ilişkilendirilen Ashbery, alışılmadık çağrışımlar, gündelik konuşma parçaları ve anlamın sürekli değiştiği şiirleriyle modern Amerikan şiirini derinden etkiledi.
1975 tarihli Self-Portrait in a Convex Mirror, Pulitzer Şiir Ödülü’nün yanı sıra National Book Award ve National Book Critics Circle Award’u da kazandı. Ashbery, ölümüne kadar Amerikan şiirinin yaşayan en etkili isimlerinden biri kabul ediliyordu.
2017 – GAZETECİ VE YAZAR DOĞAN YURDAKUL ÖLDÜ
Gazeteci ve yazar Doğan Yurdakul, 3 Eylül 2017’de Datça’daki evinde 71 yaşında hayatını kaybetti. Ulus, Vatan, Aydınlık, Günaydın ve çeşitli dergilerde çalışan Yurdakul, Mehmet Ali Birand’ın hazırladığı 32. Gün programının da Ankara temsilciliğini yaptı.
Sonraki yıllarda araştırma kitaplarına yönelen Yurdakul, Soner Yalçın’la birlikte Bay Pipo: Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı Hiram Abas ve Reis gibi kitaplara imza attı. Odatv davası kapsamında yaklaşık bir yıl tutuklu kalması da yakın dönem Türk basın tarihindeki en çok tartışılan süreçlerden birinin parçası oldu.
2020 – “DUVARA KARŞI”NIN UNUTULMAZ OYUNCUSU BİROL ÜNEL ÖLDÜ
Türkiye doğumlu Alman oyuncu Birol Ünel, 3 Eylül 2020’de Berlin’de 59 yaşında hayatını kaybetti. Mersin’in Silifke ilçesinde doğan Ünel, çocukken ailesiyle Almanya’ya göç etti ve tiyatro eğitiminin ardından Alman sinemasında kendine özgü, sert ve kırılgan oyunculuk tarzıyla tanındı.
Uluslararası çıkışını Fatih Akın’ın 2004 yapımı Duvara Karşı – Gegen die Wand filmindeki Cahit rolüyle yaptı. Film Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanırken Ünel’in performansı da büyük övgü aldı. Daha sonra Temmuz’da, Hırsız Var!, Transylvania ve Soul Kitchen gibi filmlerde rol aldı.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


