Günün Tarihi / 29 Eylül
29 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?
29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ
Her yıl 29 Eylül, kalp ve damar hastalıklarına karşı farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Kalp Günü olarak kutlanıyor. Dünya Kalp Federasyonu’na göre kalp ve damar hastalıkları yılda 20 milyondan fazla insanın ölümüne yol açarak dünyadaki en büyük ölüm nedeni olmayı sürdürüyor. Üstelik yüksek tansiyon gibi bazı önemli riskler uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor. 2026 kampanyasının mesajı da tam olarak buna dikkat çekiyor: “Kalp Ritmini Kaçırma, Belirtileri Fark Et.” Amaç; göğüs ağrısı, nefes darlığı ve ritim bozukluğu gibi işaretlerin önemsenmesi, tansiyon, kolesterol, sigara, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi değiştirilebilir risklerin kontrol altında tutulması.
Dünya Kalp Günü ilk kez 2000 yılında kutlandı; başlangıçta eylül ayının son pazarına denk getirilen gün, 2011’den itibaren sabit olarak 29 Eylül’de düzenlenmeye başladı.
DÜNYADA ÜRETİLEN GIDANIN BÜYÜK BÖLÜMÜ SOFRAYA ULAŞMADAN KAYBOLUYOR
29 Eylül aynı zamanda Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü. BM Genel Kurulu 2019’da aldığı kararla 29 Eylül’ü bu konuya ayırdı. Dünyada üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 13’ü hasat ile perakende arasındaki süreçte kayboluyor; tüketici, restoran ve mağaza aşamalarında ise toplam üretimin yaklaşık yüzde 19’u çöpe gidiyor. Bir yanda yüz milyonlarca insan yeterli gıdaya ulaşamazken diğer yanda yiyeceğin toprağı, suyu ve enerjisiyle birlikte çöpe atılması günün dikkat çektiği temel çelişki.
2026’nın teması “Gıda Kaybı ve İsrafını Azaltmanın Dönüştürücü Potansiyeli.” FAO ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı; israfın azaltılmasının hem açlıkla mücadeleye hem doğal kaynakların korunmasına hem de ekonomiye katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Kocaeli’de de Büyükşehir Belediyesi iştiraki Antikkapı’nın 2026’da düzenlediği Gastro Genç yarışmasında genç şeflerden gıda israfını azaltan ve sıfır atık anlayışını öne çıkaran çalışmalar yapmaları istenmişti.
TÜRKİYE’DE İTFAİYECİLİK HAFTASI DEVAM EDİYOR
Türkiye’de 25 Eylül-1 Ekim tarihleri İtfaiyecilik Haftası, diğer adıyla Yangından Korunma Haftası olarak kutlanıyor. Hafta boyunca yangınlara karşı alınabilecek önlemler anlatılıyor, itfaiye teşkilatları tanıtılıyor ve mesleğin taşıdığı risklere dikkat çekiliyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi de geçmiş yıllarda hafta kapsamında özellikle okul öğrencilerini istasyonlarda ağırlayarak yangın güvenliği ve itfaiyecilik konusunda eğitimler düzenledi.
29 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ
Aşağıdakiler Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiş resmî dünya günleri değil; çoğu ABD’de ya da sosyal medya ve markalar aracılığıyla ortaya çıkmış eğlenceli kutlamalar.
ABD’DE 29 EYLÜL KAHVE GÜNÜ
Kahvenin günü ülkeden ülkeye değişiyor. ABD’de 29 Eylül “National Coffee Day – Ulusal Kahve Günü” olarak kutlanıyor ve özellikle kahve zincirlerinin indirim ve ücretsiz kahve kampanyalarıyla büyük bir pazarlama gününe dönüşmüş durumda. ABD Ulusal Kahve Birliği de 29 Eylül’ü Kahve Günü olarak kullanıyor. Yalnız karıştırmamak gerekiyor: Uluslararası Kahve Günü 1 Ekim. Yani Amerikalılar kahve kutlamasına dünyanın geri kalanından iki gün erken başlıyor.
KAHVENİN YANINDA BİSCOTTİ’NİN DE GÜNÜ VAR
29 Eylül aynı zamanda ABD’de Ulusal Biscotti Günü. İtalyanca “iki kez pişirilmiş” anlamına gelen biscotti, hamurun önce bütün olarak, ardından dilimlenip ikinci kez fırınlanması sayesinde sert ve çıtır hale gelen geleneksel İtalyan kurabiyesi. Özellikle kahveye batırılarak yenmesi nedeniyle Kahve Günü ile aynı tarihe denk gelmesi oldukça uygun görünüyor. Günün özel takvimlere yerleşmesi ise çok eski değil; 2010’lu yıllara uzanıyor.
KAZ YERSENİZ BİR YIL BOYUNCA PARASIZ KALMAYACAĞINIZA İNANILIYOR
ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki Juniata River Valley bölgesinde 29 Eylül “Goose Day – Kaz Günü” olarak kutlanıyor. Geleneğin arkasında yaklaşık iki yüz yıllık ilginç bir inanış var: 29 Eylül’de kaz yiyenin gelecek bir yıl boyunca para sıkıntısı çekmeyeceğine inanılıyor. Günümüzde bölgedeki kutlamalar yalnızca kaz yemeğiyle sınırlı değil; festivaller, yarışmalar ve ışık gösterileri düzenleniyor. Pennsylvania’nın resmî turizm sitesi bile bu yerel geleneği eylül ayının önemli etkinliklerinden biri olarak tanıtıyor.
SHAKIRA’NIN DA KENDİ GÜNÜ VAR
29 Eylül’ün en popüler kültür işi özel günlerinden biri de Shakira Günü. Spotify, Kolombiyalı yıldızın müzik dünyasındaki etkisini kutlamak için hayranların başlattığı “Shakira bir günü hak ediyor” kampanyasının ardından 2023’te 29 Eylül’ü “Shakira Day – Día de Shakira” ilan etti. Tarih de rastgele seçilmedi: Shakira’nın uluslararası çıkışında önemli rol oynayan “Dónde Están los Ladrones?” albümü 29 Eylül 1998’de yayımlanmıştı. Yani Dünya Kalp Günü’nde kalbiniz için yürüyüş yaptıktan sonra, isterseniz “Hips Don’t Lie” açıp kutlamaya devam edebilirsiniz.
29 EYLÜL’DE NELER OLDU?
1227 – HAÇLI SEFERİNE ÇIKMAYINCA İMPARATOR II. FRIEDRICH AFOROZ EDİLDİ
Kutsal Roma İmparatoru II. Friedrich, Papa IX. Gregorius tarafından 29 Eylül 1227’de aforoz edildi. Friedrich, yıllardır söz verdiği Haçlı Seferi’ni sürekli ertelemiş; sonunda 8 Eylül’de ordusuyla yola çıkmış ancak hastalandığını söyleyerek birkaç gün sonra geri dönmüştü. Papa bu gerekçeyi kabul etmeyerek imparatoru Katolik Kilisesi’nden dışladı. Ancak hikâyenin asıl sıra dışı kısmı bundan sonra yaşandı: Friedrich ertesi yıl aforoz edilmiş halde Altıncı Haçlı Seferi’ne çıktı ve büyük bir savaşa girişmek yerine Mısır Sultanı el-Kâmil’le anlaşarak Kudüs, Beytüllahim ve Nasıra’nın bir bölümünün Haçlıların kontrolüne geçmesini sağladı. 1229’da Kudüs’te kendi kendine taç giyen Friedrich’in aforozu ancak 1230’da kaldırıldı.
1555 – KARA AHMED PAŞA İDAM EDİLDİ, RÜSTEM PAŞA İKİNCİ KEZ SADRAZAM OLDU
Kanuni Sultan Süleyman döneminin en güçlü devlet adamlarından Rüstem Paşa, 29 Eylül 1555’te ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Kanuni’nin damadı olan Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa’nın 1553’te öldürülmesinin ardından orduda ve kamuoyunda yükselen tepki üzerine görevden alınmış, yerine Kara Ahmed Paşa sadrazam olmuştu. Ancak iki yıl sonra Kara Ahmed Paşa 29 Eylül’de azledilerek idam edildi ve sadaret mührü yeniden Rüstem Paşa’ya verildi. TDV İslâm Ansiklopedisi, bu değişimde Hürrem Sultan ile Mihrimah Sultan’ın Rüstem Paşa lehine girişimlerinin etkili olduğunu aktarıyor. Rüstem Paşa, 1561’deki ölümüne kadar yaklaşık altı yıl daha sadrazamlık yaptı.
1808 – SENED-İ İTTİFAK’A GİDEN TARİHÎ TOPLANTI BAŞLADI
Osmanlı tarihinde padişahın merkezî otoritesi ile taşradaki güçlü âyanlar arasındaki ilişkileri yazılı kurallara bağlamaya çalışan Sened-i İttifak’a giden büyük toplantı, 29 Eylül 1808’de İstanbul’da başladı. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu ve Rumeli’nin güçlü âyanları ile devlet adamlarını bir araya getirerek devlet ile yerel güçler arasındaki karşılıklı yükümlülüklerin belirlenmesini istedi. Görüşmeler sonunda hazırlanan Sened-i İttifak 7 Ekim’de imzalandı ve II. Mahmud tarafından onaylandı. Belge, padişahın otoritesini kabul ederken âyanların bazı hak ve yetkilerini de güvence altına alıyordu. Bu nedenle Türk anayasa tarihinin erken dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilse de İngiltere’deki Magna Carta gibi modern anlamda bir anayasa ya da halkın haklarını güvenceye alan bir sözleşme değildi. Alemdar Mustafa Paşa’nın birkaç hafta sonra öldürülmesiyle Sened-i İttifak da büyük ölçüde uygulamasız kaldı.
1829 – LONDRA’NIN YENİ POLİSLERİ İLK KEZ SOKAĞA ÇIKTI
Bugünkü Londra Metropolitan Polisi’nin ilk memurları, 29 Eylül 1829 akşamı saat 18.00’de Scotland Yard’dan çıkarak devriyeye başladı. Sir Robert Peel’in öncülüğünde kurulan yeni teşkilatın polisleri askerlerle karıştırılmamaları için kırmızı yerine mavi giyiyor, tabanca ya da kılıç taşımıyor; yalnızca tahta cop ve yardım çağırmak için çıngırak kullanıyordu. Yeni polis gücü başlangıçta halkın bir bölümünden sert tepki gördü ancak zamanla modern kent polisliğinin en etkili modellerinden birine dönüştü. İngiliz polislerine daha sonra Peel’in adından türetilen “bobby” denmesi de bu dönemin mirası oldu.
1885 – DÜNYANIN EN ESKİ ELEKTRİKLİ TRAMVAY HATLARINDAN BİRİ BLACKPOOL’DA AÇILDI
İngiltere’nin sahil kenti Blackpool’da elektrikli tramvay hattı 29 Eylül 1885’te hizmete girdi. İlk bölüm, sahil boyunca Cocker Street ile Dean Street arasında yaklaşık 1,6 kilometrelik bir güzergâhta çalışıyordu ve elektrik enerjisini rayların arasındaki kanaldan alıyordu. Blackpool hattı dünyanın ilk elektrikli tramvayı değildi; bu unvan 1881’de Berlin yakınlarındaki Lichterfelde’de hizmete giren Siemens hattına ait. Ancak Blackpool sistemi, elektrikli toplu taşımanın ilk başarılı örneklerinden biri oldu ve daha da ilginci, modernleştirilmiş haliyle 140 yılı aşkın süre sonra bugün hâlâ hizmet veriyor.
1911 – İTALYA OSMANLI’YA SAVAŞ İLAN ETTİ, TRABLUSGARP SAVAŞI BAŞLADI
İtalya, Kuzey Afrika’daki son büyük Osmanlı topraklarından Trablusgarp ve Bingazi’yi ele geçirmek amacıyla 29 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Bir gün önce İstanbul’a gönderilen ültimatomda bölgenin İtalya’ya bırakılması için yalnızca 24 saat süre verilmiş, Osmanlı hükümetinin uzlaşma önerisi kabul edilmemişti. Donanması çok güçlü olan İtalya kısa süre içinde kıyı kentlerini bombalamaya ve asker çıkarmaya başladı. Osmanlı Devleti bölgeye düzenli ordu göndermekte zorlanınca Mustafa Kemal, Enver Bey, Fethi Okyar ve Nuri Conker gibi genç Osmanlı subayları gizlice Trablusgarp’a geçerek yerel halkı örgütledi ve direnişe katıldı. Mustafa Kemal daha sonra Derne bölgesinde komutanlık yaptı. Bir yıldan fazla süren savaş, Balkan Savaşı’nın başlamasının ardından 1912’de imzalanan Uşi Antlaşması’yla sona erdi; Osmanlı Devleti Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki egemenliğini kaybetti.
1913 – İSTANBUL ANTLAŞMASI İMZALANDI, EDİRNE’NİN OSMANLI’DA KALMASI KESİNLEŞTİ
- Balkan Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 29 Eylül 1913’te İstanbul Antlaşması imzalandı. Osmanlı ordusu, Balkan devletlerinin kendi aralarında savaşa tutuşmasından yararlanarak temmuz ayında Edirne ve Kırklareli’ni geri almıştı; antlaşmayla bu durum resmiyet kazandı. Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı Devleti’nde kalırken, Meriç Nehri iki ülke arasındaki sınırın önemli bölümünü oluşturdu; Batı Trakya ise Bulgaristan’a bırakıldı. Antlaşmada ayrıca Bulgaristan’da kalan Müslümanların dinî hakları ve müftülük teşkilatıyla ilgili düzenlemeler de yer aldı. Böylece Osmanlı Devleti, I. Balkan Savaşı’nda kaybettiği Edirne’yi yeniden sınırları içine almayı diplomatik olarak da kabul ettirmiş oldu.
1918 – BULGARİSTAN I. DÜNYA SAVAŞI’NDAN ÇEKİLDİ, OSMANLI’NIN YALNIZLIĞI ARTTI
- Dünya Savaşı’nın son aylarında Bulgar ordusunun Makedonya Cephesi’nde çözülmesinin ardından Bulgaristan ile İtilaf Devletleri arasında 29 Eylül 1918’de Selanik Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bulgaristan böylece Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti’nin oluşturduğu İttifak Devletleri arasında savaştan çekilen ilk ülke oldu. Antlaşmayla Bulgar ordusunun büyük bölümü terhis edildi ve işgal ettiği Sırp ve Yunan topraklarını boşaltması kararlaştırıldı. Bulgaristan’ın çekilmesi, İtilaf kuvvetlerinin Balkanlar üzerinden kuzeye ve İstanbul yönüne ilerlemesinin önünü açarken Osmanlı Devleti’nin Almanya ile kara bağlantısını da ciddi biçimde tehdit etti. Bulgar cephesinin çöküşü, Osmanlı yönetiminin ateşkes arayışını hızlandıran gelişmelerden biri oldu; Osmanlı Devleti yalnızca bir ay sonra, 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalayarak savaştan çekildi.
1920 – KÂZIM KARABEKİR’İN ORDUSU SARIKAMIŞ’I ALDI
Millî Mücadele’nin Doğu Cephesi’nde Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk kuvvetleri, bir gün önce başlattıkları taarruzun ardından 29 Eylül 1920’de Sarıkamış’ın kontrolünü ele geçirdi. TBMM Hükümeti’nin emriyle Ermenistan kuvvetlerine karşı yürütülen harekât daha sonra Kars ve Gümrü yönünde devam etti; Kars 30 Ekim’de alındı, Türk birlikleri kasım ayında Gümrü’ye kadar ilerledi. Çatışmaların ardından Ermenistan ateşkes istedi ve süreç 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması’nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Doğu Cephesi’ndeki başarı, Ankara Hükümeti’nin Millî Mücadele dönemindeki ilk önemli askerî ve diplomatik kazanımlarından biri oldu.
1923 – BRİTANYA’NIN FİLİSTİN MANDASI RESMEN YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
- Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı egemenliğinden çıkan Filistin’in yönetimini Britanya’ya bırakan Milletler Cemiyeti Mandası, 29 Eylül 1923’te resmen yürürlüğe girdi. Manda metni daha önce, 24 Temmuz 1922’de Milletler Cemiyeti tarafından onaylanmıştı. Metin, Britanya’yı bölgenin yönetiminden sorumlu tutarken 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu doğrultusunda Filistin’de Yahudi halkı için bir “ulusal yurt” kurulmasını destekleme görevini de içeriyor; aynı zamanda bölgede yaşayan Yahudi olmayan toplulukların medeni ve dinî haklarının korunmasını öngörüyordu. Britanya Mandası dönemi, sonraki yıllarda Yahudi göçünün artması, Arap-Yahudi çatışmalarının sertleşmesi ve bölgenin siyasi geleceğine ilişkin mücadelenin büyümesiyle Ortadoğu tarihinin en kritik dönemlerinden birine dönüştü. Manda yönetimi 15 Mayıs 1948’de sona erdi.
1938 – HİTLER’E SÜDETLER’İN VERİLMESİNİN ÖNÜNÜ AÇAN MÜNİH KONFERANSI BAŞLADI
Avrupa’yı yeni bir savaştan uzak tutmaya çalışan Britanya Başbakanı Neville Chamberlain, Fransa Başbakanı Édouard Daladier, İtalya lideri Benito Mussolini ve Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler, 29 Eylül 1938’de Münih’te bir araya geldi. Görüşmeler sonunda Çekoslovakya’nın Almanca konuşan nüfusun yoğun olduğu Südet bölgesinin Nazi Almanyası’na bırakılması kabul edildi. En dikkat çekici nokta ise Çekoslovakya temsilcilerinin kendi topraklarının geleceğinin görüşüldüğü toplantıya katılmamasıydı. 29’u 30 Eylül’e bağlayan gece imzalanan Münih Antlaşması, Britanya ve Fransa’nın Hitler’i tavizlerle durdurmaya çalıştığı “yatıştırma politikası”nın en bilinen örneği oldu. Chamberlain ülkesine döndüğünde barışın korunduğuna inanıyordu; ancak Hitler yaklaşık altı ay sonra Çekoslovakya’nın geri kalanını da işgal etti, bir yıl geçmeden de II. Dünya Savaşı başladı.
1941 – NAZİLER BABİ YAR’DA İKİ GÜNDE 33 BİN 771 YAHUDİYİ KATLETTİ
Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliği’ni işgali sırasında gerçekleştirilen en büyük toplu katliamlardan Babi Yar Katliamı, 29 Eylül 1941’de Kiev yakınlarında başladı. Alman işgal yönetimi, kentte kalan Yahudilere belirlenen bir noktada belgeleri, para ve eşyalarıyla toplanmalarını emretti. Buradan Babi Yar adlı vadiye götürülen erkek, kadın ve çocuklar, kıyafetleri çıkarıldıktan sonra küçük gruplar halinde kurşuna dizildi. SS, Alman polis birlikleri ve yardımcı kuvvetler, 29-30 Eylül’de yalnızca iki gün içinde 33 bin 771 Yahudiyi öldürdü. Babi Yar sonraki iki yıl boyunca da bir infaz alanı olarak kullanıldı; Romanlar, Sovyet savaş esirleri, psikiyatri hastaları ve siviller dahil on binlerce kişi daha burada öldürüldü. Bugün toplam kurban sayısının yaklaşık 100 bin olduğu tahmin ediliyor.
1954 – CERN RESMEN KURULDU: HIGGS BOZONUNDAN WORLD WIDE WEB’E UZANAN HİKÂYE BAŞLADI
Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü CERN, kuruluş sözleşmesinin 29 Eylül 1954’te yürürlüğe girmesiyle resmen doğdu. II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkelerinin temel bilim alanında birlikte çalışması amacıyla kurulan merkez, zamanla dünyanın en önemli parçacık fiziği laboratuvarına dönüştü. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda Higgs bozonunun 2012’de keşfedilmesi CERN’in en büyük bilimsel başarılarından biri oldu. Ancak kurumun günlük hayatımıza belki de en büyük etkisi fizik laboratuvarının dışında gerçekleşti: Tim Berners-Lee, World Wide Web’i 1989’da CERN’de çalışırken icat etti.
1957 – SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE NÜKLEER ATIK TANKI PATLADI, BİNLERCE KİLOMETREKARE ALAN KİRLENDİ
Çernobil’den yaklaşık 29 yıl önce Sovyetler Birliği, tarihinin en ağır nükleer kazalarından birini yaşadı. 29 Eylül 1957’de Ural Dağları’ndaki Mayak nükleer tesisinde yüksek seviyeli radyoaktif atık bulunan bir tankın soğutma sistemi arızalandı ve tank kimyasal bir patlamayla parçalandı. Radyoaktif maddeler atmosfere yayılarak daha sonra Doğu Ural Radyoaktif İzi adı verilen binlerce kilometrekarelik bir alanı kirletti; köyler tahliye edildi ve geniş araziler kullanım dışı bırakıldı. Kaza, yakınındaki Kıştım kentinden dolayı Kıştım Faciası olarak anıldı. Olayın boyutu Sovyet yönetimi tarafından uzun yıllar kamuoyundan gizlendi.
1960 – 27 MAYIS’TAN DÖRT AY SONRA DEMOKRAT PARTİ MAHKEME KARARIYLA KAPATILDI
1950’den 27 Mayıs 1960’a kadar Türkiye’yi yöneten Demokrat Parti, 29 Eylül 1960’ta Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kapatıldı. 27 Mayıs askerî darbesinin ardından Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve partinin önde gelen yöneticileri tutuklanmış, DP’nin siyasi faaliyetleri fiilen sona ermişti. Kapatma davasının hukuki gerekçesi ise partinin olağan kongresini süresi içinde yapmamış olmasıydı. Mahkeme, Cemiyetler Kanunu’na dayanarak partinin kapatılmasına ve malvarlığının Hazine’ye devredilmesine karar verdi. Böylece 1946’da kurulan ve 1950 seçimleriyle Türkiye’de tek parti dönemini sona erdirerek iktidara gelen Demokrat Parti’nin 14 yıllık siyasi varlığı resmen sona erdi. DP yöneticilerinin Yassıada’daki yargılanmaları ise kısa süre sonra başlayacaktı.
1971 – UMMAN ARAP BİRLİĞİ’NE KATILDI
Umman Sultanlığı, 29 Eylül 1971’de Arap Birliği’nin üyesi oldu. Üyelik, Sultan Kabus bin Said’in 1970’te iktidara gelmesinin ardından uzun yıllar dış dünyaya büyük ölçüde kapalı kalan ülkenin uluslararası sisteme açılma sürecinin önemli adımlarından biriydi. Umman yalnızca birkaç gün sonra, 7 Ekim 1971’de Birleşmiş Milletler’e de kabul edildi. Ülke sonraki yıllarda özellikle bölgesel krizlerde taraflar arasında iletişim kanallarını açık tutmaya çalışan dış politikasıyla Körfez ülkeleri arasında farklı bir konum edindi.
1976 – PROFİLO İŞÇİLERİNİN DİRENİŞİNE BİNDEN FAZLA POLİSLE MÜDAHALE EDİLDİ
İstanbul’daki Profilo fabrikalarında işten çıkarılan Maden-İş üyesi işçilerin işe geri alınması talebiyle başlayan direniş, 29 Eylül 1976’da büyük bir polis müdahalesine sahne oldu. DİSK tarih çalışmasına ve dönemin sendika kayıtlarına göre bini aşkın polis ve altı panzer fabrikanın çevresini sardı; işçilere basınçlı su ve göz yaşartıcı gazla müdahale edildi ancak fabrika o gün boşaltılamadı. Çatışmalar ertesi gün yeniden başladı; 30 Eylül’de işçi Yakup Keser vurularak hayatını kaybetti ve 500’den fazla işçi gözaltına alındı.
1982 – SİYANÜRLÜ TYLENOL PANİĞİ BAŞLADI, İLAÇ AMBALAJLARI BİR DAHA ESKİSİ GİBİ OLMADI
ABD’nin Chicago bölgesinde 29 Eylül 1982’de üç kişi, kullandıkları Extra-Strength Tylenol kapsüllerine siyanür karıştırılması sonucu hayatını kaybetti. İzleyen günlerde ölü sayısı yediye çıktı. Zehirli kapsüllerin mağazalardaki ürünlere kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından sonradan yerleştirildiği anlaşıldı ve olay ülke çapında büyük paniğe yol açtı. Facianın günlük hayattaki kalıcı sonucu ise bugün hâlâ elimizde tuttuğumuz ilaç kutularında görülebiliyor: ABD Gıda ve İlaç Dairesi olayın ardından açıldığı belli olan güvenlik mühürlü ambalajları zorunlu hale getiren düzenlemeler çıkardı.
1983 – BASIN KANUNU’NU DEĞİŞTİREN TASARI DANIŞMA MECLİSİ’NDEN GEÇTİ
12 Eylül 1980 askerî müdahalesinin ardından oluşturulan Danışma Meclisi, 5680 sayılı Basın Kanunu’nun çeşitli maddelerini değiştiren yasa tasarısını 29 Eylül 1983’te kabul etti. Tasarı dört gün süren görüşmelerin ardından Danışma Meclisi’nin 167’nci birleşiminde işaret oyuyla kabul edildi ve ertesi gün Millî Güvenlik Konseyi’ne gönderildi. Böylece basın mevzuatında değişiklik öngören düzenleme yasalaşma sürecinin Danışma Meclisi aşamasını tamamlamış oldu.
1985 – MACGYVER İLK KEZ EKRANA GELDİ
Bir ataş, biraz koli bandı ve yeterince zekâyla neredeyse her sorunun çözülebileceğine bir kuşağı inandıran MacGyver, 29 Eylül 1985’te ABC televizyonunda ilk kez yayımlandı. Richard Dean Anderson’ın canlandırdığı Angus MacGyver, silah kullanmak yerine fizik, kimya ve elinin altındaki sıradan malzemelerle tehlikelerden kurtuluyordu. Yedi sezon süren dizi, karakterin adını zamanla bir fiile bile dönüştürdü: eldeki imkânlarla yaratıcı bir çözüm üretmek İngilizcede “MacGyver something” diye ifade edilmeye başladı. Dizi Türkiye’de de uzun yıllar televizyon ekranlarının tanınan yapımlarından biri oldu.
1988 – CHALLENGER FACİASINDAN 32 AY SONRA NASA YENİDEN UZAYA DÖNDÜ
Yedi astronotun hayatını kaybettiği Challenger faciasının ardından 32 ay boyunca uzay mekiği uçuşlarını durduran NASA, 29 Eylül 1988’de yeniden insanlı uçuşa başladı. Beş astronot taşıyan Discovery, STS-26 görevi için Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. NASA bu süre boyunca Challenger’ın parçalanmasına yol açan katı yakıtlı roket sistemini ve güvenlik prosedürlerini yeniden tasarlamıştı. Discovery’nin başarılı kalkışı, Amerikan uzay programının en ağır krizlerinden birinin ardından “uzaya dönüş” anı olarak tarihe geçti.
1991 – HAİTİ’DE ASKERÎ DARBE: SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI ARİSTİDE DEVRİLDİ
Haiti’de ordu, 29 Eylül 1991’de yönetime el koyarak Cumhurbaşkanı Jean-Bertrand Aristide’i devirdi. Aralık 1990 seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 67’sini alan ve ülkenin demokratik seçimle işbaşına gelen ilk cumhurbaşkanlarından biri olan Aristide, göreve başlamasının üzerinden henüz sekiz ay geçmeden askerlerin hedefi oldu. Darbe sırasında başkanlık konutuna ve Ulusal Saray’a saldırıldı; Aristide askerî karargâha götürüldü ve uluslararası arabuluculuğun ardından ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. General Raoul Cédras önderliğindeki askerî yönetim yaklaşık üç yıl sürdü; bu dönemde ağır insan hakları ihlalleri yaşandı ve on binlerce Haitili ülkeyi terk etmeye çalıştı. Aristide, uluslararası baskı ve Birleşmiş Milletler destekli müdahalenin ardından 1994’te yeniden Haiti’ye döndü.
1992 – PKK DERECİK SINIR KARAKOLUNA SALDIRDI: 23 ASKER VE 5 KORUCU ŞEHİT OLDU
PKK mensupları, 29 Eylül 1992 sabahı Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine bağlı Derecik Sınır Jandarma Karakolu’na ağır silah ve roketlerle saldırdı. Saatler süren çatışmada 2 astsubay ve 21 er olmak üzere 23 asker ile 5 geçici köy korucusu şehit oldu, 23 asker yaralandı. Saldırının ardından bölgeye helikopterler ve savaş uçakları sevk edildi, geniş çaplı operasyon başlatıldı. Dönemin gazeteleri ilk belirlemelerde 54 PKK mensubunun öldürüldüğünü bildirirken, daha sonraki bazı kronolojiler bu sayıyı 58 olarak verdi. Derecik saldırısı, 1990’ların başında Güneydoğu Anadolu’da çatışmaların hızla ağırlaştığı dönemin en kanlı karakol saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti.
1994 – ESKİ ADALET BAKANI MEHMET TOPAÇ ANKARA’DAKİ BÜROSUNDA ÖLDÜRÜLDÜ
Eski Adalet Bakanı ve ANAP Uşak Milletvekili Mehmet Topaç, 29 Eylül 1994’te Ankara’daki avukatlık bürosunda düzenlenen silahlı saldırıda öldürüldü. Saldırganlar bürodaki çalışanları etkisiz hale getirdikten sonra Topaç’ı odasında başından vurarak olay yerinden kaçtı. Dönemin haberlerinde saldırının ardından Dev-Sol adına bir mesaj bırakıldığı bildirildi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Topaç, iki dönem Uşak milletvekilliği yapmış ve 1989-1991 arasında Adalet Bakanlığı görevinde bulunmuştu. Suikast, 1990’lı yıllarda Türkiye’de siyasi şiddetin ve silahlı örgüt saldırılarının gündemi belirlediği dönemin dikkat çeken olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.
1995 – İLK PLAYSTATION AVRUPA’DA SATIŞA ÇIKTI
Sony’nin video oyun dünyasını değiştiren ilk PlayStation konsolu, 29 Eylül 1995’te Avrupa’da piyasaya çıktı. Japonya’da bir yıl önce başlayan PlayStation macerası, Avrupa çıkışıyla milyonlarca yeni kullanıcıya ulaştı; Tekken, WipEout, Crash Bandicoot, Final Fantasy VII ve daha sonra gelecek sayısız oyunla bir kuşağın eğlence kültürünü şekillendirdi. Orijinal PlayStation, üretim hayatı boyunca 102 milyondan fazla satarak tarihin en başarılı oyun konsollarından biri oldu.
2004 – DAĞ BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ ASTEROİT DÜNYA’NIN YANINDAN GEÇTİ
Yaklaşık 4,6 kilometre uzunluğundaki 4179 Toutatis asteroidi, 29 Eylül 2004’te Dünya’nın yaklaşık 1,5 milyon kilometre yakınından geçti. Bu mesafe, Dünya ile Ay arasındaki uzaklığın yalnızca dört katıydı ve Toutatis büyüklüğündeki bilinen bir asteroidin 21. yüzyıldaki en yakın geçişlerinden biri olarak kayıtlara geçti. NASA’nın “dağ büyüklüğünde” diye tanımladığı, patatesi andıran düzensiz biçimli asteroid saatte yaklaşık 39 bin 600 kilometre hızla ilerliyordu; ancak hesaplanan yörüngesi Dünya için çarpışma tehlikesi taşımıyordu. Yakın geçiş, gökbilimcilere asteroidi radarlarla ayrıntılı biçimde inceleme fırsatı verdi. NASA’ya göre Toutatis, Dünya’ya 2562 yılına kadar yeniden bu kadar yaklaşmayacak.
2008 – ABD’DE KURTARMA PAKETİ REDDEDİLDİ, DOW JONES TARİHÎ BİR ÇÖKÜŞ YAŞADI
2008 küresel finans krizinin en çarpıcı günlerinden biri 29 Eylül’de yaşandı. Lehman Brothers’ın iki hafta önce iflas etmesiyle zaten sarsılmış olan piyasalarda, ABD Temsilciler Meclisi’nin finans sistemini kurtarmak için hazırlanan 700 milyar dolarlık paketi 228’e karşı 205 oyla reddetmesi paniği büyüttü. New York Borsası’nda Dow Jones Sanayi Endeksi 777,68 puan, yaklaşık yüzde 7 gerileyerek o güne kadarki tarihinin en büyük günlük puan kaybını yaşadı. Bir günde yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık piyasa değeri silindi. Kurtarma paketi birkaç gün sonra değiştirilerek yeniden Kongre’ye getirildi ve 3 Ekim 2008’de kabul edildi.
2009 – SAMOA’DA DEPREMLER TSUNAMİYİ TETİKLEDİ: 192 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Samoa ile Amerikan Samoası açıklarında 29 Eylül 2009’da meydana gelen güçlü depremler büyük bir tsunami yarattı. Dalgalar bazı noktalarda yaklaşık 22 metreye kadar yükselerek Samoa, Amerikan Samoası ve Tonga kıyılarını vurdu. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi kayıtlarına göre felakette en az 192 kişi hayatını kaybetti; kıyı köylerinin bazıları neredeyse tamamen yok oldu.
2021 – BRITNEY SPEARS DAVASINDA DÖNÜM NOKTASI: BABASININ YETKİSİ ASKIYA ALINDI
Yıllarca dünya magazin gündeminin en çok tartışılan hukuk mücadelelerinden birine dönüşen Britney Spears vesayet davasında önemli karar 29 Eylül 2021’de çıktı. Los Angeles’taki mahkeme, şarkıcının babası Jamie Spears’ı kızının malvarlığını yöneten vasi görevinden derhal uzaklaştırdı ve yerine geçici bir yönetici atadı. Karar, #FreeBritney hareketinin yıllardır yürüttüğü kampanyanın önemli dönüm noktalarından biri oldu. Britney Spears üzerindeki 13 yıllık vesayet sistemi ise birkaç hafta sonra, Kasım 2021’de tamamen sona erdirildi.
2024 – ŞANLIURFA’DA 10 BİN YILLIK LEOPAR VE AKBABA FİGÜRLÜ SÜS EŞYALARI BULUNDUĞU AÇIKLANDI
Şanlıurfa’daki Taş Tepeler Projesi kapsamında Sefertepe’de yürütülen kazılarda yaklaşık 10 bin yıl öncesine tarihlenen iki süs eşyasının bulunduğu 29 Eylül 2024’te kamuoyuna duyuruldu. Taştan yapılmış eserlerden biri leopar biçimindeydi; diğerinde ise akbaba ile insan figürü birlikte tasvir edilmişti. Neolitik Çağ’a ait küçük kişisel süs eşyaları, Göbeklitepe ve çevresindeki erken yerleşimlerde yaşayan insanların yalnızca mimari değil, sembolik ve sanatsal dünyaları hakkında da yeni ipuçları verdi.
KOCAELİ TARİHİNDE 29 EYLÜL
1901 – İZMİT’TEKİ AT YARIŞI, GÜREŞ VE BİSİKLET MÜSABAKALARI SON ANDA ERTELENDİ
29 Eylül 1901 tarihli bir Osmanlı belgesi, yüzyılı aşkın süre önce İzmit’te oldukça iddialı bir spor organizasyonu planlandığını gösteriyor. Kentte at yarışı, güreş ve bisiklet müsabakaları birlikte düzenlenecekti. Hatta etkinliğe katılımı kolaylaştırmak için İzmit’ten Sapanca’ya özel tren kaldırılması düşünülüyordu. Ancak hükümet organizasyonu başka bir yer ve tarihe erteleyince Haydarpaşa Demiryolu Müdürlüğü’ne özel trene artık gerek kalmadığı bildirildi. Yarışların daha sonra yapılıp yapılmadığı bilinmiyor. Bisikletin Osmanlı kentlerinde henüz yeni yaygınlaşmaya başladığı bir dönemde İzmit’te yarış programına girmiş olması, kentin spor tarihi açısından dikkat çekici bir ayrıntı.
1902 – GEBZE’DE İKİ ÖĞRENCİYİ DÖVEN ÖĞRETMENİN İSTİFASI KABUL EDİLDİ
Gebze Erkek Rüşdiye Mektebi öğretmeni İsmail Hakkı Efendi, 1902’de darp ettiği iki öğrencinin doktor raporu alarak adlî makamlara şikâyette bulunması üzerine soruşturmaya uğradı. Mekâtib-i Rüşdiye müfettişi tarafından incelenen olayın ardından İsmail Hakkı Efendi istifa etti; Maarif Meclisi 29 Eylül 1902’de istifasını kabul ederek yerine Abdülvahit Efendi’nin atanmasına karar verdi. Bundan 120 yıldan fazla önce iki öğrencinin okulda gördükleri şiddet için sağlık raporu alıp adliyeye başvurması ve olayın eğitim yönetimince soruşturulması, dönemin Gebze’sinden şaşırtıcı bir eğitim tarihi belgesi bırakıyor.
1911 – TRABLUSGARP’TA MUSTAFA KEMAL’LE BİRLİKTE SAVAŞAN GÖNÜLLÜLERDEN BİRİ DE “İZMİTLİ MÜMTAZ”DI
İtalya’nın 29 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesiyle başlayan Trablusgarp Savaşı’nın Kocaeli tarihine uzanan ilginç bir bağlantısı bulunuyor. Osmanlı Devleti bölgeye düzenli biçimde asker gönderemeyince Mustafa Kemal, Enver Bey, Kuşçubaşı Eşref ve Ali Çetinkaya gibi subaylar gizlice Trablusgarp’a geçerek yerel direnişi örgütledi. Bu gönüllüler arasında “İzmitli Mümtaz” adıyla tanınan Ahmet Mümtaz Saka da vardı. İzmit doğumlu Mümtaz, daha sonraki yıllarda İttihat ve Terakki’nin silahlı ve siyasi faaliyetlerinde de adı sık geçen isimlerden biri olacaktı.
1993 – KOCAELİSPOR AVRUPA’DA ROBSON, MOURINHO VE FİGO’LU SPORTING’E KARŞI OYNADI
Kocaelispor’un tarihindeki ilk Avrupa macerası, 29 Eylül 1993’te Lizbon’da sona erdi. Yeşil-siyahlılar UEFA Kupası 1. turunun İzmit’teki ilk maçında Sporting Lizbon’la 0-0 berabere kalmıştı. Rövanşta José Alvalade Stadı’nda yaklaşık 45 bin kişinin önüne çıkan Kocaelispor, Portekiz ekibine 2-0 yenilerek kupaya veda etti. Rakibin teknik direktörü İngiliz futbolunun ünlü ismi Bobby Robson, teknik ekibindeki genç yardımcılarından biri José Mourinho, Sporting kadrosundaki geleceğin dünya yıldızlarından biri ise Luís Figo idi. Figo rövanşın son dakikalarında oyuna girdi. Böylece Kocaelispor’un ilk Avrupa deplasmanı, yıllar sonra futbol tarihinin en ünlü isimleri arasına girecek kişilerle aynı sahnede yaşandı.
29 EYLÜL’DE GAZETELERDE KOCAELİ
BİR TİYATRO TURNESİ, KÂĞIT FABRİKASININ ALTINDAN ÇIKAN ANTİK ESERLER, ADININ “İSMET” OLMASI İSTENEN İZMİT VE ANKARA’YA YÜRÜYEN İŞÇİLER
29 Eylül tarihli eski gazeteleri karıştırınca Kocaeli bu kez dört bambaşka yüzüyle karşımıza çıkıyor. 1930’larda İzmitli gençler tiyatro yapmak için Adapazarı’na gidiyor; yeni kurulan Kâğıt Fabrikası’nın çevresindeki kazılardan Roma döneminin izleri çıkıyor. Birkaç yıl sonra kentin adını değiştirmek isteyenler ortaya çıkıyor. 1960’larda ise İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen işçilerin yolu yine İzmit’ten geçiyor.
1934 – İZMİTLİ GENÇLER “HEDEF” PİYESİYLE ADAPAZARI’NA GİTTİ
Son Posta gazetesinin 29 Eylül 1934 tarihli sayısında küçük ama dönemin kültür hayatını iyi anlatan bir haber vardı: İzmit Halkevi Temsil Şubesi, Adapazarı Halkevi’nde bir müsamere düzenlemiş ve “Hedef” adlı oyunu sahnelemişti. Yaklaşık 300 kişinin davet edildiği gösterinin yazarı da İzmit Ziraat Fen Memuru Yunus Nüzhet Bey’di. Habere göre oyun “pek beğenilmiş ve alkışlanmış”, İzmitli gençlerle birlikte İzmit Cumhuriyet Halk Fırkası Başkanı Yuca Rifat Bey de Adapazarı’na gitmişti. Televizyonun olmadığı, sinemanın bile henüz her yere ulaşmadığı yıllarda iki komşu kent arasındaki kültür trafiğinin araçlarından biri tiyatroydu.
1935 – KÂĞIT FABRİKASININ ALTINDAN DOĞU ROMA ESERLERİ ÇIKTI
Ulus gazetesinin 29 Eylül 1935 tarihli birinci sayfasında, henüz üretime geçme hazırlığındaki İzmit Kâğıt Fabrikası’nın altında ve yakınlarında yapılan kazılarda eski eserler bulunduğu haber veriliyordu. Gazeteye göre Doğu Roma dönemine ait olduğu düşünülen buluntular arasında testiler, çanaklar, küpler, kandiller, yazılı ve yazısız mermer sütun başlıkları, işlemeli taşlar ve metal parçaları bulunuyordu.
Bugün SEKA alanının hemen yanı başında yükselen antik Nikomedia’nın geçmişini düşününce haber daha da anlamlı hale geliyor. Cumhuriyet’in en önemli sanayi yatırımlarından biri için temel kazılırken, toprağın altından yaklaşık bin beş yüz yıllık başka bir İzmit çıkıyordu. Kentin sanayi tarihiyle arkeoloji tarihi aynı şantiyede karşılaşmıştı.
1940 – İZMİT’İN ADINI “İSMET” YAPMAK İSTEDİLER
Tasvir-i Efkâr gazetesinin 29 Eylül 1940 tarihli sayısındaki haber bugünden bakınca oldukça şaşırtıcı: İzmit Halkevi Müze ve Tarih Şubesi, kentin adının “İsmet” olarak değiştirilmesini resmen önerdi. Gerekçe olarak İzmit adının İzmir ve İznik’le karıştırılması gösteriliyor; ayrıca kente dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün adının verilmesinin bir “şeref” olacağı savunuluyordu. Gazete önerinin İzmit’te “alâka ve sempati ile karşılandığını” yazıyordu. Ancak girişim hayata geçirilmedi ve İzmit, İzmit olarak kaldı.
Aynı sayfa 1940 İzmit’inin başka bir görüntüsünü de veriyor. Yeni Halkevi binasının inşaatı tamamlanmak üzereydi ve Cumhuriyet Bayramı’nda açılması planlanıyordu. Belediye, binanın bulunduğu sahilde 370 metre uzunluğunda yeni bir rıhtım yaptırmış, çevrenin düzenlenmesi ve aydınlatılması için çalışmalara başlamıştı. Bir tarafta kentin adı tartışılıyor, diğer tarafta sahil baştan aşağı yeniden şekilleniyordu.
1966 – İSTANBUL’DAN ANKARA’YA YÜRÜYEN İŞÇİLER GECEYİ İZMİT YAKINLARINDA GEÇİRDİ
Milliyet’in 29 Eylül 1966 tarihli sayfasında Kocaeli bu kez Türkiye işçi hareketinin dikkat çekici yürüyüşlerinden birinin güzergâhındaydı. İstanbul’daki Pancar Motor Fabrikası’ndan işten çıkarılan işçiler, sendikal hakları için Ankara’ya doğru yürüyordu. Gazete, 90 işçinin önceki geceyi İzmit yakınlarında geçirdiğini, ardından yollarına devam ettiklerini yazıyordu; grup Ankara’ya ulaştığında Gençlik Parkı’nda açlık grevine başlamayı planlıyordu.
29 EYLÜL’DE DOĞANLAR
1547 – MIGUEL DE CERVANTES: Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden “Don Kişot”un yazarı. Cervantes’in kesin doğum günü belgelenmiş değil; 9 Ekim’de vaftiz edildiği biliniyor ve adının Miguel olmasından hareketle Aziz Miguel Günü olan 29 Eylül’de doğduğu kabul ediliyor.
1571 – CARAVAGGIO: Batı resim tarihini değiştiren İtalyan ressam. Karanlıkla ışık arasındaki keskin karşıtlığı ve son derece gerçekçi insan figürlerini kullanışı, Barok sanatın gelişimini derinden etkiledi. Aziz Matta’nın Çağrılışı, Medusa ve Emmaus’ta Akşam Yemeği en tanınmış eserleri arasında.
1758 – HORATIO NELSON: İngiliz denizcilik tarihinin en ünlü amirali. Napolyon Savaşları sırasında İngiliz donanmasına büyük zaferler kazandırdı; 1805’te Trafalgar Deniz Savaşı’nı kazanırken hayatını kaybetti.
1804 – SADIK PAŞA: Asıl adı Michał Czajkowski olan Polonyalı asker ve siyasetçi. Osmanlı topraklarına sığındı, Müslüman olarak Mehmed Sadık Paşa adını aldı ve Kırım Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda görev yaptı. İstanbul yakınlarındaki Polonezköy’ün kuruluşundaki önemli isimlerden biriydi.
1899 – LASZLO BİRO: Günlük hayatı değiştiren mucitlerden biri. Gazeteci olarak çalışırken matbaa mürekkebinin hızlı kurumasından ilham alan Biro, dönen küçük bir bilyeyle mürekkebi kâğıda aktaran modern tükenmez kalemi geliştirdi. Bugün İngilizcede bazı ülkelerde tükenmez kaleme hâlâ doğrudan “biro” deniyor.
1901 – ENRICO FERMI: 20. yüzyıl fiziğinin en önemli isimlerinden. Nükleer fizik ve nötronlarla ilgili çalışmalarıyla 1938 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı; dünyanın ilk kontrollü nükleer zincirleme reaksiyonunu gerçekleştiren ekibi yönetti.
1907 – GENE AUTRY: Amerikan sinema ve müzik kültürünün ünlü “Şarkı Söyleyen Kovboy”u. Western filmlerinin müzikle birleştiği bir türün yaygınlaşmasını sağladı, 90’dan fazla filmde oynadı ve milyonlarca plak sattı.
1912 – MICHELANGELO ANTONIONI: İtalyan ve dünya sinemasının en etkili yönetmenlerinden. Özellikle L’Avventura, La Notte, L’Eclisse ve “Blow-Up” filmleriyle modern sinemada yalnızlık, yabancılaşma ve iletişimsizlik temalarının başlıca yönetmenlerinden biri oldu.
1931 – ANITA EKBERG: İsveçli oyuncu ve model. Federico Fellini’nin “La Dolce Vita” filminde Roma’daki Trevi Çeşmesi’ne girdiği sahne, sinema tarihinin en ünlü görüntülerinden birine dönüştü.
1934 – MIHALY CSIKSZENTMIHALYI: Macar-Amerikalı psikolog. İnsanların yaptıkları işe tamamen kapıldıkları ve zaman algısını yitirdikleri zihinsel durumu anlatan “akış – flow” kavramını psikolojinin en bilinen kavramlarından birine dönüştürdü.
1935 – JERRY LEE LEWIS: Rock’n roll’un ilk büyük yıldızlarından. Piyanosunu neredeyse döverek çaldığı sahne performansları, “Great Balls of Fire” ve “Whole Lotta Shakin’ Goin’ On” gibi parçalarıyla müzik tarihine geçti.
1936 – BİLAL İNCİ: Yeşilçam’ın unutulmaz karakter oyuncularından. Özellikle sert, acımasız ve kötü adam rolleriyle tanındı; 160’ı aşkın yapımda oynadı. İlginç bir Kocaeli bağlantısı da var: gençliğinde bir süre İzmit Lisesi’nde okudu.
1936 – SILVIO BERLUSCONI: İtalyan iş insanı, medya patronu ve siyasetçi. Canale 5 başta olmak üzere büyük bir medya grubu kurdu, uzun yıllar Milan futbol kulübünün başkanlığını yaptı ve farklı dönemlerde İtalya başbakanı olarak dört hükümete başkanlık etti.
1942 – MADELINE KAHN: Amerikalı oyuncu ve komedyen. Mel Brooks’un “Blazing Saddles” ve “Young Frankenstein” filmlerindeki rolleriyle komedi sinemasının unutulmaz yüzlerinden biri oldu; iki kez Oscar’a aday gösterildi.
1942 – IAN McSHANE: İngiliz oyuncu. Deadwood dizisindeki Al Swearengen karakteriyle büyük beğeni topladı; yeni kuşak sinema seyircisi onu özellikle John Wick filmlerindeki Continental Oteli yöneticisi Winston olarak tanıyor.
1943 – LECH WALESA: Polonya’daki bağımsız Dayanışma Sendikası’nın önde gelen liderlerinden. 1983 Nobel Barış Ödülü’nü aldı ve 1990-1995 arasında Polonya Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
1959 – JON FOSSE: Norveçli oyun yazarı, romancı ve şair. Kendine özgü minimalist diliyle çağdaş Avrupa edebiyatının önemli isimlerinden biri oldu ve 2023 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
1970 – NICOLAS WINDING REFN: Danimarkalı yönetmen. Ryan Gosling’li “Drive” filmiyle geniş kitlelere ulaştı ve film ona 2011 Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getirdi. Bronson, Only God Forgives ve The Neon Demon diğer bilinen filmleri.
1970 – RUSSELL PETERS: Hint kökenli Kanadalı stand-up komedyeni. Göçmenlik, kültürel farklılıklar ve aile hayatı üzerine gözlemleriyle dünya çapında büyük salonları dolduran ilk stand-up yıldızlarından biri oldu.
1971 – SİBEL TÜZÜN: Türk şarkıcı, besteci ve söz yazarı. TRT İstanbul Radyosu Çocuk Korosu’nda başladığı müzik hayatını konservatuvar eğitimiyle sürdürdü; 2006 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi “Süper Star” ile temsil etti.
1971 – MACKENZIE CROOK: İngiliz oyuncu, yazar ve yönetmen. İngiliz The Office dizisindeki Gareth, Karayip Korsanları filmlerindeki tek gözlü Ragetti ve Game of Thrones’taki Orell rolleriyle tanındı.
1973 – DOĞAN DURU VE GÜNEŞ DURU: İkiz kardeşler İzmit’te doğdu. Doğan Duru, Redd grubunun solisti, besteci ve söz yazarı; Güneş Duru ise grubun gitaristlerinden ve aynı zamanda arkeoloji alanında çalışmalar yapan bir isim.
1976 – ANDRİY ŞEVÇENKO: Ukrayna futbolunun en büyük yıldızlarından. Dinamo Kiev, Milan ve Chelsea formaları giydi; Milan’la Şampiyonlar Ligi kazandı ve 2004 Ballon d’Or’un sahibi oldu.
1980 – ZACHARY LEVI: Amerikalı oyuncu. Televizyonda Chuck dizisiyle tanındı; daha sonra DC yapımı “Shazam!” filmlerinin başrolünü üstlendi.
1980 – CHRISSY METZ: Amerikalı oyuncu ve şarkıcı. “This Is Us” dizisindeki Kate Pearson rolüyle geniş kitlelere ulaştı; performansıyla Emmy ve Altın Küre adaylıkları aldı.
1981 – ŞAHİN IRMAK: Türk oyuncu ve komedyen. Özellikle “Çok Güzel Hareketler Bunlar” programındaki tiplemeleriyle geniş kitlelerce tanındı; daha sonra çok sayıda film ve dizide rol aldı.
1988 – KEVIN DURANT: NBA tarihinin en büyük skorerlerinden Amerikalı basketbolcu. NBA şampiyonlukları, sayı krallıkları ve olimpiyat altın madalyaları bulunan Durant, 2007’den beri NBA’in en büyük yıldızlarından biri.
1991 – ADEM LJAJIC: Sırp futbolcu. Fiorentina, Roma, Inter ve Torino gibi İtalyan kulüplerinde oynadı; Türkiye’de Beşiktaş formasıyla tanındı.
1994 – HALSEY: Asıl adı Ashley Nicolette Frangipane olan Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı. Badlands, Hopeless Fountain Kingdom ve Manic albümleriyle 2010’ların dünya pop müziğinin tanınan isimlerinden biri haline geldi.
29 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER
1902 – ÉMILE ZOLA: Fransız edebiyatının en büyük romancılarından ve natüralizm akımının öncü isimlerinden. Germinal, Nana ve Meyhane gibi eserlerinin yanı sıra, haksız yere casuslukla suçlanan Alfred Dreyfus’u savunduğu ünlü “J’accuse…!” – “İtham Ediyorum!” yazısıyla siyasi tarihe de geçti. Zola, 29 Eylül 1902 sabahı Paris’teki evinde, tıkalı bacadan sızan karbonmonoksit nedeniyle hayatını kaybetti.
1908 – MACHADO DE ASSIS: Brezilya edebiyatının kurucu isimlerinden. Köleliğin henüz sürdüğü bir toplumda yoksul ve melez bir aileden gelmesine rağmen ülkesinin en önemli yazarlarından biri haline geldi; Brás Cubas’ın Ölüm Sonrası Hatıraları ve Dom Casmurro bugün dünya edebiyatının klasikleri arasında kabul ediliyor.
1913 – RUDOLF DIESEL: Bugün kamyonlardan gemilere, jeneratörlerden otomobillere kadar sayısız araçta kullanılan dizel motora adını veren Alman mühendis. Ancak ölümünün ayrıntıları hâlâ gizemli. Diesel, 29 Eylül 1913 gecesi Belçika’dan İngiltere’ye giden Dresden adlı gemide kamarasına çekildi ve bir daha canlı görülmedi. Yaklaşık on gün sonra denizde bulunan bir cesetten alınan eşyalar ailesi tarafından Diesel’e ait olarak teşhis edildi. İntihar, kaza ve cinayet ihtimalleri yıllarca tartışıldı; tam olarak ne olduğu hiçbir zaman kesinleşmedi.
1927 – WILLEM EINTHOVEN: Bugün hastanelerde kalp kontrolünün en temel araçlarından biri olan elektrokardiyografinin – EKG’nin gelişmesini sağlayan Hollandalı bilim insanı. Kalbin elektriksel faaliyetini hassas biçimde kaydedebilen sistemleri geliştirdi ve çalışmalarıyla 1924 Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı. İlginç bir tesadüfle, bugün Dünya Kalp Günü olarak kutlanan 29 Eylül’de hayatını kaybetti.
1953 – ERNST REUTER: Türkiye’yle bağı pek bilinmeyen önemli bir isim. Nazi yönetiminin muhaliflerinden olan Alman siyasetçi 1935’te Türkiye’ye sığındı ve 1946’ya kadar burada yaşadı. Ulaştırma Bakanlığı’nda danışmanlık yaptı, Ankara’daki Siyasal Bilgiler Okulu’nda şehircilik, belediyecilik ve yerel yönetim dersleri verdi. Almanya’ya döndükten sonra Batı Berlin Belediye Başkanı oldu ve Sovyet ablukası sırasındaki Berlin’in simge siyasetçilerinden biri haline geldi. Ankara Üniversitesi’ndeki Ernst Reuter İskân ve Şehircilik Araştırma Merkezi bugün onun adını taşıyor.
1961 – NİHAT REŞAT BELGER: Türk hekim, diplomat ve siyasetçi. En çok, Atatürk’e siroz teşhisini ilk koyan doktor olarak biliniyor. Atatürk’ü Ocak 1938’de Yalova’da muayene eden Belger, karaciğerdeki büyümeyi fark ederek teşhisi koydu ve daha sonra Atatürk’ün sürekli doktorları arasında yer aldı. Demokrat Parti döneminde milletvekilliği ve Sağlık Bakanlığı da yaptı.
1967 – CARSON McCULLERS: Amerikan edebiyatının özgün yazarlarından. Yalnızlık, dışlanmışlık ve insan ilişkilerindeki kırılganlığı anlattığı “Yalnız Bir Avcıdır Yürek”, Düğünün Bir Üyesi ve Altın Gözde Yansımalar gibi romanlarıyla tanındı. Henüz 50 yaşındayken hayatını kaybetti.
1973 – W. H. AUDEN: 20. yüzyıl İngiliz şiirinin en etkili isimlerinden. Aşk, savaş, siyaset, din ve modern insanın kaygıları üzerine yazdı; “Funeral Blues” ve The Age of Anxiety en bilinen eserleri arasında. 1948’de Pulitzer Ödülü’nü kazandı ve sonraki kuşak şairleri güçlü biçimde etkiledi.
1981 – BILL SHANKLY: Liverpool futbol kulübünü modern futbolun devlerinden birine dönüştüren İskoç teknik direktör. 1959’da ikinci ligdeki Liverpool’un başına geçti; takımı üst lige taşıdı ve üç İngiltere şampiyonluğu, iki FA Cup ile bir UEFA Kupası kazandırdı. Bugünkü Liverpool kültürünün ve ünlü “You’ll Never Walk Alone” atmosferinin oluşmasındaki başlıca isimlerden biri olarak hatırlanıyor.
1987 – HENRY FORD II: Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford’un torunu. II. Dünya Savaşı sonrasında yönetimini üstlendiği aile şirketini modern bir küresel otomotiv devine dönüştürdü; Ford’un 1960’larda Ferrari’ye karşı Le Mans yarışlarında yürüttüğü ünlü mücadelenin arkasındaki yöneticiydi.
1988 – CHARLES ADDAMS: Dünya popüler kültürünün en tuhaf ailelerinden Addams Ailesi’nin yaratıcısı Amerikalı karikatürist. The New Yorker için çizdiği karanlık mizahlı karikatürlerde ortaya çıkan Gomez, Morticia, Wednesday ve diğer karakterler daha sonra televizyon dizilerine, sinema filmlerine ve Wednesday dizisine uzanan dev bir markaya dönüştü. Addams, 29 Eylül 1988 sabahı New York’ta hayatını kaybetti.
1997 – ROY LICHTENSTEIN: Andy Warhol’la birlikte Pop Art’ın en tanınmış isimlerinden Amerikalı ressam. Çizgi roman karelerini andıran dev resimleri, konuşma balonları ve matbaa baskılarındaki Ben-Day noktalarını sanatın merkezine taşıdı. Whaam! ve Drowning Girl en ünlü eserleri arasında.
2003 – TUĞRUL ŞAVKAY: Türk gazeteci, yazar ve yemek kültürü araştırmacısı. Türkiye’de gastronomi yazarlığının öncü isimlerinden biri olan Şavkay, yemek tarihini yalnız tariflerden ibaret görmeyip kültür, coğrafya ve toplumsal hayatla birlikte ele alan yazılarıyla tanındı. 29 Eylül 2003’te hayatını kaybetti.
2007 – YILDIRIM AKTUNA: Psikiyatrist, siyasetçi ve eski Sağlık Bakanı. Uzun yıllar Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimliği yaptı; daha sonra Bakırköy Belediye Başkanı, milletvekili, Sağlık Bakanı ve Devlet Bakanı olarak görev aldı. 29 Eylül 2007’de hayatını kaybetti.
2007 – LOIS MAXWELL: James Bond serisinin ilk 14 filminde Miss Moneypenny’yi canlandıran Kanadalı oyuncu. Sean Connery’den Roger Moore’a uzanan dönemde 1962 tarihli Dr. No’dan 1985’teki A View to a Kill’e kadar Bond’un patronu M’nin sekreteri olarak serinin en kalıcı karakterlerinden birine dönüştü.
2010 – TONY CURTIS: Hollywood’un altın çağının en büyük yıldızlarından. Billy Wilder’ın “Bazıları Sıcak Sever – Some Like It Hot” filminde Jack Lemmon ve Marilyn Monroe’yla birlikte oynadı; The Defiant Ones, Sweet Smell of Success ve Spartacus gibi klasiklerde rol aldı. The Defiant Ones ile Oscar’a aday gösterildi.
2010 – GEORGES CHARPAK: Polonya doğumlu Fransız fizikçi. Parçacık fiziğinde kullanılan dedektörleri kökten değiştiren çok telli orantılı oda yöntemini geliştirdi ve bu çalışmasıyla 1992 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. CERN’deki araştırmaları modern parçacık fiziğinin gelişimine önemli katkı sağladı.
2011 – SYLVIA ROBINSON: Müzik tarihine “Hip-hop’ın annesi” olarak geçen Amerikalı şarkıcı, yapımcı ve plak şirketi yöneticisi. Sugar Hill Records’u kurdu; Sugarhill Gang’in 1979 tarihli “Rapper’s Delight” kaydının yapılmasını sağlayarak hip-hop’ın plak üzerinden dünya çapında yayılmasının önünü açtı. Grandmaster Flash and the Furious Five’ın “The Message” kaydının arkasındaki isimlerden de biriydi.
2018 – MEHMET USLU: Türk sinema ve dizi oyuncusu. Televizyon seyircisinin özellikle “Arka Sıradakiler”, “Küçük Kadınlar”, “Fatmagül’ün Suçu Ne?”, “Fatih Harbiye” ve “Söz” gibi dizilerden tanıdığı Uslu, 57 yaşında hayatını kaybetti.
2018 – OTIS RUSH: Chicago blues’un en etkili gitarist ve şarkıcılarından. Özellikle solak gitar çalışı ve güçlü vokaliyle Eric Clapton, Carlos Santana ve Stevie Ray Vaughan gibi sonraki kuşak gitaristleri etkiledi.
2020 – MAC DAVIS: Amerikalı şarkıcı, söz yazarı ve oyuncu. Kendi müzik kariyerinin yanı sıra Elvis Presley için “In the Ghetto”, “A Little Less Conversation” ve “Don’t Cry Daddy” gibi klasikleşmiş şarkılar yazdı. Daha sonra solo kariyerinde de ABD listelerinde büyük başarı kazandı.
2020 – HELEN REDDY: Avustralyalı şarkıcı ve oyuncu. 1972’de yayımlanan “I Am Woman”, özellikle 1970’lerin kadın hareketiyle özdeşleşen şarkılardan biri haline geldi ve Reddy’ye Grammy kazandırdı. “Delta Dawn” ve “Angie Baby” gibi hitleri de ABD listelerinde bir numaraya çıktı.
2022 – KATHLEEN BOOTH: Bilgisayar tarihinin unutulmuş öncülerinden İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimci. İlk bilgisayarların yalnızca ikili sayı dizileriyle programlandığı dönemde ilk assembly dillerinden birini geliştirdi ve erken dönem bilgisayarların tasarımında çalıştı. 100 yaşında hayatını kaybetti.
2024 – RON ELY: 1960’ların televizyon seyircisinin Tarzan’ı. NBC’nin 1966-1968 arasında yayımlanan Tarzan dizisinde başrol oynayan Amerikalı oyuncu, dövüş ve aksiyon sahnelerinin önemli bölümünde dublör kullanmamasıyla da tanınıyordu. 29 Eylül 2024’te 86 yaşında hayatını kaybetti; ölümünün duyurulması yaklaşık bir ay sonra gerçekleştiği için pek çok “29 Eylül” listesinde hâlâ bulunmuyor.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


