Günün Tarihi / 28 Eylül
28 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?
TÜRKİYE’DE İTFAİYECİLİK HAFTASI DEVAM EDİYOR
Türkiye’de 25 Eylül-1 Ekim tarihleri İtfaiyecilik Haftası, diğer adıyla Yangından Korunma Haftası olarak kutlanıyor. Yangınlara karşı alınabilecek önlemlerin hatırlatıldığı hafta boyunca itfaiye teşkilatları tanıtılıyor, eğitimler düzenleniyor ve görev sırasında hayatını kaybeden itfaiyeciler anılıyor. Kocaeli’de de Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi geçmiş yıllarda hafta kapsamında özellikle çocuklara yönelik istasyon ziyaretleri ve eğitim etkinlikleri düzenledi.
28 EYLÜL DÜNYA KUDUZ GÜNÜ
Dünya Kuduz Günü’nün tarihi rastgele seçilmedi. 28 Eylül, ilk kuduz aşısını geliştiren Louis Pasteur’ün 1895’te hayatını kaybettiği gün. Kuduz, belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse her zaman ölümcül; buna karşılık hayvanların aşılanması ve riskli temas sonrasında zamanında müdahaleyle önlenebilen bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 için belirlediği tema da “Birlikte Daha Güçlüyüz”; insan sağlığı, veterinerlik hizmetleri ve yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
BİLGİYE ERİŞMENİN DE ULUSLARARASI GÜNÜ VAR
28 Eylül aynı zamanda Bilgiye Evrensel Erişim Uluslararası Günü. UNESCO 2015’te 28 Eylül’ü bu amaçla özel gün ilan etti; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da 2019’da günü BM takvimine aldı. Amaç, insanların kamuya ait doğru ve güvenilir bilgiye ulaşabilmesinin önemini hatırlatmak. 2026’nın ana konusu ise özellikle yapay zekâ, dezenformasyon ve yanlış bilginin giderek büyüdüğü dijital ortamda bilginin güvenilirliğinin korunması.
GAZETECİLİĞİN DE GÜNÜ: DÜNYA HABER GÜNÜ
Bir haber sitesi için 28 Eylül’ün ayrıca özel bir anlamı var: Bugün Dünya Haber Günü – World News Day. 2018’de başlayan uluslararası kampanya, doğrulanmış haberin ve güvenilir gazeteciliğin neden önemli olduğunu anlatmayı amaçlıyor. 2026’da 100’den fazla ülkeden bini aşkın haber kuruluşunun katıldığı kampanyanın mesajı oldukça açık: “Gerçekleri bil. Neyin önemli olduğunu anla. Güvenilir gazeteciliği seç.” Dünya Haber Günü’nün Bilgiye Evrensel Erişim Uluslararası Günü ile aynı tarihte kutlanması da bilinçli bir tercih.
28 EYLÜL ULUSLARARASI GÜVENLİ KÜRTAJ GÜNÜ
28 Eylül ayrıca dünyada Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü olarak anılıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki insan üremesi programı HRP, günü özellikle güvenli olmayan kürtajların yol açtığı önlenebilir ölümlere ve sağlık sorunlarına dikkat çekmek amacıyla değerlendiriyor. WHO verilerine göre dünyadaki kürtajların yaklaşık yüzde 45’i güvenli olmayan koşullarda gerçekleştiriliyor.
28 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ
“APTALCA SORU” SORMANIN DA ÖZEL GÜNÜ VAR
28 Eylül, eğlenceli özel gün takvimlerinde “Aptalca Bir Soru Sor Günü – Ask a Stupid Question Day” olarak geçiyor. ABD’de ortaya çıkan günün çıkış noktası aslında hiç de aptalca değil: Öğrencilerin sınıfta “Ya sorum saçmaysa?” korkusuna kapılmadan merak ettikleri şeyi sorabilmelerini teşvik etmek. Kısacası günün temel fikri, bazen en aptalca görünen sorunun hiç sorulmayan sorudan daha yararlı olabileceği.
BUGÜN KOMŞUNUZA BİR BARDAK ŞEKER BORÇLANABİLİRSİNİZ
ABD’de 28 Eylül İyi Komşuluk Günü – National Good Neighbor Day olarak kutlanıyor. Günün geçmişi 1970’lere kadar gidiyor; zaman içinde 28 Eylül’e yerleşen kutlama, insanların yan dairede ya da karşı evde kimin yaşadığını hatırlamasını, komşularıyla tanışmasını ve mahalle dayanışmasını güçlendirmesini amaçlıyor. Apartmanda yıllardır aynı asansöre binip hâlâ birbirinin adını bilmeyenlere duyurulur.
28 EYLÜL BİRA İÇME GÜNÜ
Amerikan eğlenceli günler takviminde 28 Eylül ayrıca Ulusal Bira İçme Günü – National Drink Beer Day. Günün kim tarafından ve neden başlatıldığı kesin olarak bilinmiyor; yani tarihî bir gelenekten çok internet çağının yiyecek-içecek günlerinden biri. İlginç bir tesadüf de var: Guinness şirketinin kabul ettiği tarihe göre ünlü bira üreticisi Arthur Guinness de 28 Eylül 1725’te doğdu.
ÇİLEKLİ KREMALI TURTANIN BİLE GÜNÜ VAR
Günün gastronomik tuhaflığı ise Çilekli Kremalı Turta Günü – National Strawberry Cream Pie Day. 28 Eylül’de özellikle ABD’de yemek takvimleri çilek, krema ve turta üçlüsünü kutluyor. Günün nasıl ortaya çıktığı konusunda güvenilir bir kurucu hikâyesi yok; hatta özel gün takvimini hazırlayan kaynaklar da kökenini hâlâ araştırdıklarını söylüyor. Bazı özel günlerin arkasında tarihî olaylar, bazılarının arkasında ise yalnızca iyi bir tatlı bulunuyor.
28 EYLÜL’DE NELER OLDU?
1066 – FATİH WILLIAM İNGİLTERE’YE ÇIKTI, NORMAN FETHİ BAŞLADI
Normandiya Dükü William, yaklaşık 700-1000 gemiden oluştuğu tahmin edilen filosuyla 28 Eylül 1066 sabahı İngiltere’nin güneyindeki Pevensey kıyılarına çıktı. İngiltere Kralı Harold, yalnızca üç gün önce kuzeyde Stamford Bridge’de Norveç Kralı Harald Hardrada’yı yenmişti ve William’ın çıkarmasına karşı koyabilecek durumda değildi. William birkaç hafta sonra Hastings Savaşı’nda Harold’ı yenerek İngiltere tahtına çıktı. Norman Fethi, yalnızca İngiltere’nin yönetici sınıfını değiştirmekle kalmadı; ülkenin dili, hukuk sistemi, aristokrasisi ve Avrupa’yla ilişkileri üzerinde yüzyıllarca sürecek izler bıraktı.
1538 – BARBAROS, PREVEZE’DE AVRUPA’NIN BİRLEŞİK DONANMASINI YENDİ
Osmanlı deniz tarihinin en önemli zaferlerinden Preveze Deniz Muharebesi, 28 Eylül 1538’de Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı. Kaptanıderya Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Cenevizli Amiral Andrea Doria yönetimindeki Venedik, Papalık, İspanya, Ceneviz ve Malta güçlerinden oluşan Kutsal İttifak donanmasını Preveze açıklarında yenilgiye uğrattı. Sayıca daha büyük bir filoya karşı kazanılan zafer, Osmanlı İmparatorluğu’nun Akdeniz’deki deniz üstünlüğünü pekiştirdi ve Barbaros Hayreddin Paşa’yı dönemin en büyük denizcilerinden biri haline getirdi.
1730 – PATRONA HALİL İSYANI BAŞLADI, LÂLE DEVRİ SONA ERDİ
Osmanlı tarihinin en ünlü ayaklanmalarından Patrona Halil İsyanı, 28 Eylül 1730’da İstanbul’da başladı. Bir dönem leventlik ve yeniçerilik yapan, İstanbul’da hamam tellaklığı ve seyyar satıcılık da yapan Patrona Halil’in öncülüğündeki küçük bir grup, kısa sürede esnafın ve yeniçerilerin katılımıyla büyük bir isyana dönüştü. Ağırlaşan ekonomik koşullar, vergiler, İran cephesindeki başarısızlıklar ve saray çevresinin lüks yaşamına yönelik tepki, uzun süredir biriken hoşnutsuzluğu büyütmüştü. İsyancılar Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın öldürülmesini ve ardından III. Ahmed’in tahttan çekilmesini sağladı; yerine I. Mahmud geçti. Böylece 1718’de Pasarofça Antlaşması’yla başladığı kabul edilen ve sanat, mimari, eğlence hayatı ile Batı’ya açılma çabalarıyla hatırlanan Lâle Devri de sona erdi.
1781 – AMERİKAN BAĞIMSIZLIK SAVAŞININ KADERİNİ DEĞİŞTİREN YORKTOWN KUŞATMASI BAŞLADI
George Washington komutasındaki Amerikan kuvvetleri ile Kont Rochambeau yönetimindeki Fransız ordusu, 28 Eylül 1781’de Yorktown’a ilerleyerek İngiliz General Charles Cornwallis’in birliklerini kuşatmaya başladı. Yaklaşık üç hafta süren kuşatma sonunda Cornwallis teslim oldu. Savaş hemen bütünüyle sona ermese de Yorktown yenilgisi İngiltere’nin Amerikan kolonilerini askerî güçle geri alma umudunu büyük ölçüde bitirdi ve iki yıl sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığının tanınmasının yolunu açtı.
1821 – MEKSİKA BAĞIMSIZLIĞINI RESMEN İLAN EDEN BELGE İMZALANDI
On bir yıl süren bağımsızlık savaşının ardından Meksika’nın bağımsızlığını resmileştiren Meksika İmparatorluğu Bağımsızlık Belgesi, 28 Eylül 1821’de Mexico City’de hazırlandı ve imzalandı. Bir gün önce Üç Garanti Ordusu başkente girmiş ve savaş fiilen sona ermişti. 28 Eylül’de kurulan geçici yönetim kurulu ise Meksika’nın İspanya’dan ve diğer yabancı güçlerden bağımsız bir devlet olduğunu ilan eden belgeyi imzaladı. Belgenin günümüze ulaşan özgün nüshası bugün Meksika Ulusal Arşivi’nde korunuyor.
1864 – DÜNYA İŞÇİ HAREKETİNİ BİR ARAYA GETİREN BİRİNCİ ENTERNASYONAL KURULDU
Farklı ülkelerdeki işçi hareketlerini ilk kez uluslararası bir örgüt çatısı altında bir araya getiren Uluslararası Emekçiler Birliği, daha çok bilinen adıyla Birinci Enternasyonal, 28 Eylül 1864’te Londra’daki St. Martin’s Hall’da yapılan büyük bir toplantıyla kuruldu. İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan ve Polonyalı işçi temsilcilerinin katıldığı toplantıda Karl Marx da bulunuyordu; Marx daha sonra örgütün kuruluş bildirisi ile geçici tüzüğünün hazırlanmasında belirleyici rol oynadı. İşçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve farklı ülkelerdeki emek hareketlerinin dayanışması amacıyla kurulan Birinci Enternasyonal, sosyalist ve işçi hareketlerinin uluslararası ölçekte örgütlenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.
1871 – BREZİLYA’DA KÖLE KADINLARDAN DOĞAN ÇOCUKLAR “ÖZGÜR” İLAN EDİLDİ
Brezilya’da köleliğin kaldırılmasına giden yolun önemli dönüm noktalarından Özgür Rahim Yasası – Lei do Ventre Livre, 28 Eylül 1871’de yürürlüğe girdi. Yasa, o tarihten sonra köleleştirilmiş kadınlardan doğacak çocukları hukuken özgür kabul ediyordu. Ancak özgürlük bugünkü anlamıyla tam değildi; çocukların belirli koşullarda annelerinin sahiplerinin yanında uzun yıllar çalıştırılmasına izin veriliyordu. Buna rağmen yasa, köleliğin 1888’de tamamen kaldırılmasına uzanan sürecin en önemli adımlarından biri oldu.
1889 – METRE VE KİLOGRAM DÜNYANIN ORTAK ÖLÇÜSÜ HALİNE GELDİ
24-28 Eylül 1889’da düzenlenen Birinci Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, bugün kullandığımız ölçü sisteminin tarihindeki en önemli adımlardan birini attı. Konferansta platin-iridyum alaşımından yapılmış uluslararası metre ve kilogram prototipleri resmen kabul edildi; böylece ülkelerin uzunluk ve kütle ölçülerini aynı fiziksel standartlara dayandırmasının önü açıldı. Bir metre, uluslararası metre çubuğunun uzunluğuna; bir kilogram ise uluslararası kilogram prototipinin kütlesine bağlandı. Bu fiziksel standartlar daha sonra bilimin gelişmesiyle değiştirildi: Metre bugün ışık hızına, kilogram ise temel fizik sabitlerine dayalı olarak tanımlanıyor.
1920 – KÂZIM KARABEKİR DOĞU CEPHESİNDE TAARRUZU BAŞLATTI
Millî Mücadele’nin Doğu Cephesi’ndeki en önemli harekâtlarından biri 28 Eylül 1920’de başladı. Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk birlikleri, TBMM Hükümeti’nin verdiği yetkiyle Ermenistan kuvvetlerine karşı taarruza geçti. Harekât kısa sürede ilerledi; Sarıkamış ve Kars Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçti, ardından ordu Gümrü’ye kadar ilerledi. Ermenistan’ın ateşkes istemesi üzerine başlayan görüşmeler, 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması’nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Doğu Cephesi’ndeki bu başarı, Millî Mücadele’nin askerî ve siyasi açıdan ilk büyük kazanımlarından biri olurken, bölgedeki bazı birliklerin daha sonra Batı Cephesi’ne aktarılmasına da imkân sağladı.
1924 – İNSANLAR UÇAKLA DÜNYANIN ÇEVRESİNİ İLK KEZ DOLAŞTI
ABD Kara Kuvvetleri Hava Servisi’ne ait uçaklar, 175 gün süren dünyanın ilk başarılı uçakla çevresini dolaşma yolculuğunu 28 Eylül 1924’te tamamladı. 6 Nisan’da Seattle’dan dört Douglas World Cruiser uçağıyla başlayan macerada kazalar ve arızalar nedeniyle yalnızca Chicago ve New Orleans adlı iki uçak başlangıçtan sona kadar yolculuğu tamamlayabildi. Ekipler yaklaşık 44 bin kilometre yol aldı ve 74 durakta konakladı. Smithsonian, bu uçuşu bir havacılık rekoru olmasının yanı sıra daha sonraki küresel hava taşımacılığının gelişiminde de önemli bir adım olarak değerlendiriyor.
1937 – HİTLER VE MUSSOLİNİ BERLİN’DE DEV BİR GÖVDE GÖSTERİSİ YAPTI
İtalya’nın Faşist lideri Benito Mussolini, Almanya’ya yaptığı resmî ziyaretin son gününde Adolf Hitler ile birlikte Berlin’de yüz binlerce kişinin katıldığı dev bir mitingde konuştu. 28 Eylül 1937’de Olimpiyat Stadı kompleksindeki Maifeld’de düzenlenen gösteri, meşaleli yürüyüşler, askerî törenler ve radyodan dünyaya yayımlanan konuşmalarla Nazi Almanyası ile Faşist İtalya arasındaki yakınlaşmanın büyük bir propaganda gösterisine dönüştü. Hitler ve Mussolini konuşmalarında iki ülkenin ortaklığını ve “barış” istediklerini vurguladı; ancak yalnızca iki yıl sonra Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle II. Dünya Savaşı başlayacak, İtalya da 1940’ta Almanya’nın yanında savaşa girecekti. Dönemin Nazi kaynakları mitinge bir milyondan fazla kişinin katıldığını ileri sürerken, çağdaş haberlerde yaklaşık 600 bin kişilik bir kalabalıktan söz ediliyordu.
1939 – NAZİ ALMANYASI İLE SSCB İŞGAL ETTİKLERİ POLONYA’YI PAYLAŞTI
- Dünya Savaşı’nın başlamasından yalnızca dört hafta sonra, Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği, 28 Eylül 1939’da Moskova’da Alman-Sovyet Sınır ve Dostluk Antlaşması’nı imzaladı. Almanya Polonya’ya 1 Eylül’de batıdan, Sovyetler Birliği ise 17 Eylül’de doğudan girmişti. Dışişleri bakanları Joachim von Ribbentrop ile Vyaçeslav Molotov tarafından imzalanan anlaşmayla işgal edilen Polonya topraklarının iki devlet arasındaki sınırı belirlendi ve ülkenin paylaşılması resmileştirildi. Gizli ek protokollerle Polonya’daki paylaşım hattı yeniden düzenlenirken Litvanya da büyük ölçüde Sovyet nüfuz alanına bırakıldı. Aynı gün Varşova da haftalar süren bombardıman ve kuşatmanın ardından Alman kuvvetlerine teslim oldu.
1958 – FRANSA BUGÜNKÜ SİYASİ SİSTEMİNİN TEMELİNİ ATTI
Fransız seçmenler, 28 Eylül 1958’de yapılan referandumda yeni anayasayı kabul etti. Cezayir Savaşı’nın yarattığı siyasi kriz sırasında iktidara dönen Charles de Gaulle öncülüğünde hazırlanan anayasa, birkaç gün sonra 4 Ekim’de yürürlüğe girdi ve Fransa’da Beşinci Cumhuriyet dönemini başlattı. Cumhurbaşkanlığını önceki sisteme göre çok daha güçlü hale getiren bu anayasal düzen, çeşitli değişikliklere rağmen bugün de Fransa’nın yönetim sisteminin temelini oluşturuyor.
1961 – SURİYE’DEKİ DARBE MISIR-SURİYE BİRLİĞİNİ SONA ERDİRDİ
Arap dünyasını tek devlet altında birleştirme hayalinin en büyük girişimlerinden Birleşik Arap Cumhuriyeti, 28 Eylül 1961’de Suriye’de gerçekleştirilen askerî darbeyle fiilen dağıldı. Cemal Abdünnasır liderliğindeki Mısır ile Suriye, 1958’de birleşerek tek devlet kurmuştu; ancak yönetimin giderek Kahire’de merkezileşmesi, Suriyeli subay ve siyasetçilerin etkisinin azalması ve ekonomik sorunlar Suriye’de büyüyen bir hoşnutsuzluk yarattı. 28 Eylül’de yönetime el koyan Suriyeli subaylar ülkenin birlikten ayrıldığını ilan etti ve Suriye yeniden bağımsız bir devlet oldu. Mısır ise “Birleşik Arap Cumhuriyeti” adını 1971’e kadar kullanmaya devam etti.
1982 – “BANKER KASTELLİ” TÜRKİYE’YE GETİRİLDİ VE TUTUKLANDI
1980’lerin başında Türkiye’yi sarsan bankerler krizinin simge ismi haline gelen “Banker Kastelli” lakaplı Abidin Cevher Özden, Tunus’ta yakalanmasının ardından 28 Eylül 1982’de Türkiye’ye getirildi. Yüksek faizlerle para toplayan bankerlik sisteminin en tanınmış ismi olan Özden, mali sıkıntıların büyümesi üzerine haziran ayında ailesiyle birlikte yurt dışına çıkmış, 6 Eylül’de Tunus Havalimanı’nda yakalanmıştı. İade işlemlerinin tamamlanmasının ardından iki Türk emniyet görevlisinin eşliğinde İstanbul’a getirilen Özden, mahkemeye çıkarılarak hakkındaki tutuklama kararı kesinleştirildi ve cezaevine gönderildi. Dönemin gazeteleri, Türkiye’den ayrılışının 100. gününde yurda getirilen Banker Kastelli’nin dönüşünü manşetlerden duyurdu.
1986 – 11 MİLLETVEKİLLİĞİ İÇİN ARA SEÇİM YAPILDI, ERDAL İNÖNÜ MECLİS’E GİRDİ
TBMM’de boşalan 11 milletvekilliği için 28 Eylül 1986’da 10 ilde ara seçim yapıldı. Seçimlerde iktidardaki Anavatan Partisi (ANAP) yüzde 32,1 oyla 6, Doğru Yol Partisi (DYP) yüzde 23,5 oyla 4, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ise yüzde 22,7 oyla 1 milletvekilliği kazandı. SHP Genel Başkanı Erdal İnönü İzmir’den, DYP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ise Samsun’dan milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. ANAP, 1983 genel seçimlerinde aldığı yaklaşık yüzde 42’lik oyun ardından bu ara seçimde yüzde 32’ye gerilerken, sonuçlar dönemin siyasetinde önemli bir gösterge olarak değerlendirildi.
1987 – KAPTAN PICARD SAHNEYE ÇIKTI: STAR TREK’İN “YENİ NESLİ” BAŞLADI
Bilimkurgu tarihinin en etkili televizyon dizilerinden Star Trek: The Next Generation, 28 Eylül 1987’de iki bölümlük Encounter at Farpoint ile yayın hayatına başladı. Patrick Stewart’ın canlandırdığı Kaptan Jean-Luc Picard, Data, Worf, Riker ve yeni Enterprise mürettebatı böylece ilk kez seyirci karşısına çıktı. Dizi yedi sezon boyunca devam ederek Star Trek evrenini yeni bir kuşağa taşıdı ve daha sonra gelecek Deep Space Nine, Voyager ve başka yapımların önünü açtı.
1994 – BALTIK DENİZİ’NDE ESTONIA FERİBOTU BATTI: 852 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Tallinn’den Stockholm’e giden M/S Estonia yolcu feribotu, 28 Eylül 1994’ün ilk saatlerinde Baltık Denizi’nde battı. Gemide bulunan 989 kişiden yalnızca 137’si kurtulabildi; 852 kişi hayatını kaybetti. Avrupa’nın yakın tarihindeki en büyük deniz facialarından biri olan kazada gemi, ilk acil çağrının ardından çok kısa sürede ağır biçimde yana yatıp sulara gömüldü. Uluslararası soruşturma, şiddetli dalgaların geminin ön kısmındaki dev baş vizörünün bağlantılarını kırdığını, bunun araç güvertesine açılan rampayı da açarak içeri büyük miktarda su dolmasına yol açtığını belirledi. Yıllar boyunca kazanın nedeni hakkında farklı iddialar ortaya atılsa da Estonya, İsveç ve Finlandiya makamlarının 2025’te tamamladığı yeni inceleme, patlama ya da başka bir gemiyle çarpışmaya dair kanıt bulunmadığını ve 1997’deki temel kaza senaryosunun geçerliliğini koruduğunu açıkladı.
1995 – İSRAİL İLE FKÖ OSLO II’Yİ İMZALADI, BATI ŞERİA ÜÇ BÖLGEYE AYRILDI
İsrail Başbakanı İzak Rabin ile Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat, 28 Eylül 1995’te Washington’da Oslo II olarak bilinen İsrail-Filistin Geçici Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşmayla Batı Şeria, farklı yönetim ve güvenlik düzenlemelerine sahip A, B ve C bölgelerine ayrıldı. A Bölgesi’nde Filistin Yönetimi’ne sivil yönetim ile iç güvenlik yetkileri verildi; B Bölgesi’nde Filistin Yönetimi sivil işlerden ve Filistinlilere ilişkin kamu düzeninden sorumlu olurken İsrail geniş güvenlik yetkilerini korudu. C Bölgesi’nde ise İsrail’in sivil ve güvenlik kontrolü devam etti. Anlaşma ayrıca İsrail askerlerinin bazı Filistin yerleşimlerinden aşamalı olarak çekilmesini ve Filistin’de seçimler yapılmasını öngörüyordu. Kalıcı statü konularının ise daha sonraki görüşmelerde çözülmesi planlanmıştı.
2000 – ARİEL ŞARON’UN HAREM-İ ŞERİF ZİYARETİNİN ARDINDAN BÖLGE YENİDEN ŞİDDET SARMALINA GİRDİ
İsrail’de dönemin muhalefet lideri Ariel Şaron, 28 Eylül 2000’de Kudüs’te Müslümanların Harem-i Şerif, Yahudilerin Tapınak Tepesi olarak adlandırdığı bölgeyi binden fazla İsrail polisi eşliğinde ziyaret etti. Filistinli yetkililerin önceden karşı çıktığı ziyaret, Filistinliler tarafından provokasyon olarak görüldü; ertesi gün bölgede başlayan gösteriler sırasında İsrail polisiyle Filistinliler arasında ölümcül çatışmalar yaşandı ve şiddet kısa sürede Batı Şeria ile Gazze’ye yayıldı. Süreç İkinci İntifada ya da El Aksa İntifadası olarak anılmaya başladı. Daha sonra hazırlanan uluslararası Mitchell Raporu, ziyaretin önemini kayda geçirmekle birlikte şiddetin nedenlerini yalnızca bu olaya indirgemedi; İsrail ve Filistin taraflarının olayların başlangıcına ilişkin farklı değerlendirmelerini de aktardı.
2003 – FİLENİN SULTANLARI İLK KEZ AVRUPA İKİNCİSİ OLDU
Türkiye A Millî Kadın Voleybol Takımı, 28 Eylül 2003’te Ankara’da oynanan Avrupa Şampiyonası finalinde Polonya’ya 3-0 yenilerek Avrupa ikincisi oldu. Türkiye böylece tarihinde ilk kez Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda madalya kazanırken, turnuva Türk kadın voleybolunun yükselişinde de önemli bir dönüm noktasına dönüştü. Millî takımın bugün herkesin bildiği “Filenin Sultanları” adı da 2003 Avrupa Şampiyonası sırasında yaygınlaşmaya başladı. O gün kazanılan gümüş madalyanın ardından Türkiye, 2019’da bir kez daha Avrupa ikincisi oldu; 2023’te ise ilk kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.
2008 – SPACEX’İN FALCON 1’İ YÖRÜNGEYE ULAŞTI, ÖZEL UZAYCILIKTA TARİHİ BİR İLK YAŞANDI
Bugün uzay çalışmalarının en büyük şirketlerinden biri olan SpaceX, ilk yıllarında art arda üç başarısız fırlatma yaşamıştı. Dördüncü deneme ise tarihe geçti: Falcon 1, 28 Eylül 2008’de başarıyla Dünya yörüngesine ulaştı. NASA’nın kronolojisine göre Falcon 1 böylece özel sermayeyle geliştirilip finanse edilen ve yörüngeye ulaşmayı başaran ilk roket oldu. SpaceX daha sonra Falcon 9, Dragon ve Starship programlarıyla uzay endüstrisinin başlıca aktörlerinden birine dönüşecekti.
2009 – “EZEL” İLK KEZ EKRANA GELDİ
Türk televizyonunun son yirmi yılındaki en çok hatırlanan dizilerinden Ezel, 28 Eylül 2009 akşamı Show TV’de ilk bölümüyle yayımlandı. Alexandre Dumas’nın Monte Kristo Kontu romanından esinlenen dizide Kenan İmirzalıoğlu, Cansu Dere, Yiğit Özşener, Barış Falay ve Tuncel Kurtiz başrolleri paylaştı. Daha ilk gecesinde AB grubunda günün en çok izlenen programı, Total’de ise ikinci oldu. İki sezon ve 71 bölüm süren dizi özellikle Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı Ramiz Dayı karakteri, replikleri ve intikam hikâyesiyle Türk televizyonunun kalıcı popüler kültür işlerinden birine dönüştü.
2015 – NASA ÖNCE “MARS’TA AKAN SU” BULDUĞUNU AÇIKLADI; BİLİM SONRA FİKRİNİ DEĞİŞTİRDİ
NASA, 28 Eylül 2015’te Mars Reconnaissance Orbiter verilerine dayanarak Mars’ın bazı yamaçlarında görülen mevsimsel koyu çizgilerde hidratlı tuzlar tespit edildiğini açıkladı. Kurum bunu o güne kadar Mars yüzeyinde günümüzde dönemsel olarak sıvı tuzlu su aktığına ilişkin “en güçlü kanıt” olarak duyurdu ve haber dünya çapında büyük yankı yarattı. Ancak bilim burada durmadı: 2017’de aynı oluşumların eğimleri ayrıntılı biçimde incelendiğinde, çizgilerin akan sudan çok kuru kum ve tanecik akışına benzediği sonucuna varıldı. NASA da 2015 tarihli açıklamasına daha sonraki araştırmayı gösteren bir güncelleme ekledi.
2018 – ENDONEZYA’DA DEPREM, TSUNAMİ VE ZEMİN SIVILAŞMASI: 4 BİNDEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜ
Endonezya’nın Sulawesi Adası’nda 28 Eylül 2018’de meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki deprem, birkaç dakika içinde Palu Körfezi’ni vuran büyük bir tsunamiyi tetikledi. Bazı noktalarda yaklaşık 6-7 metreye ulaşan dalgalar kıyıdaki yerleşimleri yerle bir ederken, deprem aynı zamanda özellikle Palu ve Sigi çevresinde olağanüstü boyutlarda zemin sıvılaşmasına yol açtı; Balaroa ve Petobo gibi mahallelerde evler toprakla birlikte adeta sürüklendi. Deprem, tsunami ve sıvılaşmanın birlikte yarattığı felakette 4 binden fazla kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi evsiz kaldı. Palu felaketi, 2004 Hint Okyanusu depremi ve tsunamisinden sonra Endonezya’nın yaşadığı en ölümcül doğal afetlerden biri oldu.
2021 – ARSLANTEPE’DE 5 BİN 600 YILLIK İKİ ÇOCUK İSKELETİ BULUNDUĞU AÇIKLANDI
Malatya’daki UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Arslantepe Höyüğü’nde, büyük toprak küplerin içine gömülmüş iki çocuk iskeleti bulunduğu 28 Eylül 2021’de kamuoyuna duyuruldu. Kazı ekibi mezarları MÖ 3600 dolaylarına, yani yaklaşık 5 bin 600 yıl öncesine tarihlendirdi. Buluntular, Arslantepe’de yaşayan toplumun ölü gömme gelenekleri ve gündelik hayatının anlaşılması açısından yeni veriler sundu.
2023 – ROTTERDAM’DA EV VE HASTANEYE SİLAHLI SALDIRI: ÜÇ KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ
Hollanda’nın Rotterdam kentinde 28 Eylül 2023’te aynı saldırgan tarafından iki ayrı noktada düzenlenen silahlı saldırılarda üç kişi hayatını kaybetti. Saldırgan önce Heiman Dullaertplein’deki bir evde bir kadını vurdu ve binayı ateşe verdi; ağır yaralanan kadının 14 yaşındaki kızı da daha sonra hayatını kaybetti. Ardından Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezi’ne giden saldırgan, bir sınıfta 43 yaşındaki öğretim görevlisini öldürdü ve hastanenin başka bir bölümünde yangın çıkardı. Polis, 32 yaşındaki şüpheliyi kısa süre sonra hastane yakınlarında yakaladı. Olay, Rotterdam’da geniş çaplı güvenlik operasyonuna ve Erasmus Tıp Merkezi’nin tahliye edilmesine yol açtı.
2025 – SAGALASSOS’TA 1800 YILLIK “DERNEK BİNASI” ORTAYA ÇIKTI
Burdur’daki Sagalassos Antik Kenti’nde yürütülen çalışmalar sırasında Roma dönemine ait yaklaşık 80 atölyenin yanında büyük bir yapı tespit edildiği 28 Eylül 2025’te duyuruldu. Arkeologlar yapının yaklaşık 1800 yıl önce çömlekçiler, tekstilciler ve bakırcılar gibi meslek gruplarının oluşturduğu toplulukların toplantıları ve ortak etkinlikleri için kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor. Kazılar, Roma kentlerinde bugünkü meslek örgütlerini andıran toplulukların nasıl yaşadığını anlamak açısından sıra dışı bir pencere açıyor.
KOCAELİ TARİHİNDE 28 EYLÜL
1902 – II. ABDÜLHAMİD, İZMİT MUTASARRIFI KÂZIM BEY’İ GÖREVDE BIRAKTI
Osmanlı döneminde Kocaeli Sancağı’nın yönetiminde uzun yıllar kalan Kâzım Bey’in görevden alınması, 1902’de İstanbul’da ciddi biçimde gündeme geldi. Dâhiliye Nazırı Memduh Paşa, başkente yakınlığı ve stratejik konumu nedeniyle İzmit’in daha güçlü bir yöneticiye verilmesini istedi; Yozgat, Menteşe ve Kırşehir mutasarrıflarıyla görev değişimi bile tartışıldı. Ancak Sultan II. Abdülhamid, 28 Eylül 1902 tarihli emriyle Kâzım Bey’in görevinde kalmasına karar verdi. Kâzım Bey böylece 1895’te başladığı İzmit mutasarrıflığını II. Meşrutiyet’e kadar sürdürdü.
Bu olay, Osmanlı’nın İzmit’e nasıl baktığını göstermesi bakımından değerli: Başkentin hemen yanı başındaki Kocaeli Sancağı’nın idaresi doğrudan sarayın takip ettiği bir meseleydi.
1919 – İZMİT KUVÂ-Yİ MİLLİYESİ, GEREKİRSE İSTANBUL’A YÜRÜMEYE HAZIR OLDUĞUNU BİLDİRDİ
Millî Mücadele’nin henüz örgütlenme aşamasında olduğu günlerde Ereğli, Bolu, Adapazarı ve İzmit çevresindeki Kuvâ-yi Milliye örgütleri, Damat Ferit Paşa hükümetinin direnmesi halinde İstanbul’a yürümeye hazır olduklarını Heyet-i Temsiliye’ye bildirdi. Mustafa Kemal Paşa, bu gelişmeyi 28 Eylül 1919’da bütün ülkeye gönderilen bir genelgeyle duyurdu. Kara Harp Okulu’nun yayımladığı Nutuk metninde Mustafa Kemal olayı açık biçimde anlatıyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yayımladığı kent tarihi çalışmasında da aynı gün Mustafa Kemal’in Erzurum’a çektiği telgrafta, Adapazarı ve İzmit Kuvâ-yi Milliyesi’nin Damat Ferit hükümetine karşı tavrı ve gerektiğinde İstanbul’a harekete geçme iradesi aktarılıyor. İzmit’in İstanbul’a açılan Anadolu kapısı olması, bölgedeki millî örgütlenmeye ayrı bir stratejik önem kazandırıyordu.
1922 – İNGİLİZLERİN ÇEKİLDİĞİ KOCAELİ YARIMADASI’NA TÜRK BİRLİKLERİ İLERLEDİ
Büyük Taarruz’un ardından savaş bu kez İstanbul ve Boğazlar çevresinde yeni bir krize dönüşürken, İngiliz birlikleri 21 Eylül’den itibaren Kocaeli Yarımadası’ndaki “tarafsız bölge”den çekilmeye başlamıştı. Kocaeli tarihine ilişkin kaynaklara göre 28 Eylül itibarıyla 3. Kolordu İzmit yönünde yürüyüş halindeydi; birlikler 30 Eylül’de İzmit’e ulaştı ve daha sonra Şile-Gebze-Darıca hattına kadar bölgedeki Türk hâkimiyeti pekişti.
Aynı gün Ankara ile İtilaf Devletleri arasındaki gerilim de kritik bir noktadaydı. Franklin-Bouillon’un Mustafa Kemal’le yürüttüğü görüşmeler sonucunda Türk ordusunun Boğazlara doğru ileri hareketi durduruldu; süreç birkaç gün sonra Mudanya Mütarekesi görüşmelerine uzandı.
2015 – PİRİ REİS DENİZALTISININ İNŞASI GÖLCÜK’TE BAŞLADI
Türk Deniz Kuvvetleri için geliştirilen Reis sınıfı yeni tip denizaltıların ilki TCG Piri Reis’in inşasına, 28 Eylül 2015’te Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda başlandı. Havadan bağımsız tahrik sistemine sahip denizaltı, uzun süre su yüzüne çıkmadan görev yapabilme özelliğiyle Türk donanmasının yeni nesil denizaltı programının ilk gemisi oldu. Gölcük’te başlayan yaklaşık dokuz yıllık yapım, donatım ve test sürecinin ardından TCG Piri Reis 24 Ağustos 2024’te hizmete girdi. Reis sınıfı denizaltılar aynı zamanda Kocaeli’nin yalnız geçmişte değil, günümüzde de Türkiye’nin en önemli denizcilik ve savunma sanayisi merkezlerinden biri olduğunu gösteren projeler arasında.
2023 – KOCAELİ ANSİKLOPEDİSİ TANITILDI
Kocaeli’nin tarihini, kültürünü, kişilerini, yapıları ve kent hafızasını bir araya getirmek amacıyla hazırlanan üç ciltlik Kocaeli Ansiklopedisi, 28 Eylül 2023’te Kocaeli Kongre Merkezi’nde tanıtıldı. Tanıtım aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi’nin Kültür, Sanat ve Turizm Sezonu’nun açılış programı kapsamında gerçekleştirildi.
28 EYLÜL’DE GAZETELERDE KOCAELİ
KÂĞIT FABRİKASINDAN UCUZ ELEKTRİK, “KOCAELİ CANAVARI” VE SEKA’NIN FABRİKA İLANLARI
Eski gazetelerde 28 Eylül tarihine baktığımızda İzmit’i bu kez büyük siyasetten çok elektrik faturası, fabrikalar, suç haberleri ve sanayinin gündelik ihtiyaçları üzerinden görüyoruz. Birkaç gazete kupürü yan yana konulduğunda, 1930’ların küçük sanayi kentinin birkaç on yıl içinde nasıl büyük bir üretim merkezine dönüştüğü de ortaya çıkıyor.
1937 – İZMİT’TE ELEKTRİĞİN FİYATI YARI YARIYA DÜŞTÜ
Akşam gazetesinin 28 Eylül 1937 tarihli sayfasındaki “İzmit’te ucuz elektrik cereyanı” haberi, kentin gündelik yaşamındaki önemli bir değişimi anlatıyor. İzmit Belediyesi, yeni kurulan kâğıt fabrikasından elektrik almaya başlamıştı. Gazeteye göre uzun süredir elektrik sıkıntısı yaşayan kentte bu gelişme “büyük bir sevinç” yaratmış, İzmit’in en uzak mahallelerine kadar elektrik tesisatı götürülmesi için çalışmalara başlanmıştı.
Daha çarpıcısı fiyat: Elektriğin kilovatsaati 24 kuruştan 12 kuruşa düşüyordu. Yani fiyat bir anda yarıya inmişti. Aynı sayfada İzmit Belediyesi’nin Yukarıpazar yolu ve çeşitli sokaklarda kaldırım çalışmaları yaptığı, kentte sıcaklığın gölgede 36 dereceye kadar çıktığı ve hayvanlarda görülen ruam hastalığına karşı mücadele yürütüldüğü de haberleştiriliyordu.
Tek bir gazete sayfası 1937 İzmit’ini neredeyse fotoğraf gibi gösteriyor: Elektrik yeni yayılıyor, yollar döşeniyor, insanlar sıcaktan bunalmış, belediye bir yandan da hayvan hastalıklarıyla uğraşıyor.
1945 – SEKA’NIN ÖNCÜLÜ KENDİR, ÜSTÜBÜ VE ESKİ İP SATIN ALIYORDU
Cumhuriyet’in 28 Eylül 1945 tarihli ilan sayfasında, Sümerbank Selüloz Sanayii Müessesesi Müdürlüğü’nün İzmit’teki fabrikaları için ilginç bir satın alma ilanı bulunuyor. Müessese üretimde kullanılmak üzere kendir elyafı, kendir üstübü ve kendir ip parçaları satın alacağını duyurmuş; satıcıların en az iki kilogramlık numunelerle teklif vermesi istenmişti.
Bugün küçük bir ihale ilanı gibi görünse de Cumhuriyet’in ilk büyük sanayi yatırımlarından İzmit Kâğıt Fabrikası’nın üretim dünyasını gösteriyor. Hammadde yalnız dev fabrikalardan gelmiyor; kullanılabilecek lif, üstüpü ve ip parçaları bile üretim zincirine katılıyordu.
1937’de İzmit’e ucuz elektrik sağlayan fabrika, sekiz yıl sonra gazetelerin ilan sayfalarında ülkenin dört bir yanından hammadde topluyordu.
1948 – GAZETELERİN “KOCAELİ CANAVARI” DEDİĞİ ADAMLA CEZAEVİNDE RÖPORTAJ
28 Eylül 1948 tarihli Son Posta, bugünün tabloid gazeteciliğini aratmayacak bir başlık kullanıyordu: “Kocaeli canavarı muharririmize dedi ki…”
Dönemin gazetelerinin “Kocaeli Canavarı” ya da “Abaza Basri” diye adlandırdığı Basri Ersoy, Kocaeli-Adapazarı-Düzce çevresinde birçok cinayet ve silahlı olaya karıştığı iddiasıyla yıllarca aranmış, sonunda teslim olmuştu. Son Posta’nın muhabiri de onunla cezaevinde görüşmüştü.
Röportajda Ersoy teslim oluşunu anlatıyor; dağdan indiğini, yol kenarında gizlendiğini ve Jandarma Genel Komutanı’nın otomobili geçerken ortaya çıkarak aracı durdurduğunu söylüyordu. Dönemin basını olayı haftalarca neredeyse bir polisiye tefrika gibi takip etmişti.
Bugünden bakıldığında asıl ilginç taraf yalnız suç hikâyesi değil, gazeteciliğin dili. Bir sanığa daha hüküm verilmeden “canavar” lakabı takılıyor, hikâyesi günlerce dramatize edilerek anlatılıyor ve cezaevi röportajı neredeyse macera romanı gibi sunuluyordu.
1969 – SEKA, TOMRUK TAŞIMA SİSTEMİNİ YENİLİYORDU
Milliyet’in 28 Eylül 1969 tarihli sayfasında bu kez Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları İşletmesi’nin bir teknik ihalesi görülüyor. İzmit işletmesindeki odun selülozu fabrikasının tomruk sevk sisteminin değiştirilmesi için iki adet elevatör yaptırılacaktı.
1945’te kendir ve eski ip satın alan fabrika, 24 yıl sonra artık odun selülozu üretim hattındaki taşıma sistemlerini modernleştiren dev bir sanayi kompleksi haline gelmişti. İki küçük gazete ilanını yan yana koymak bile SEKA’nın ve dolayısıyla İzmit sanayisinin nasıl büyüdüğünü anlatıyor.
28 EYLÜL’DE DOĞANLAR
MÖ 551 – KONFÜÇYÜS: Dünya düşünce tarihinin en etkili isimlerinden Çinli filozof ve eğitimci. Ahlak, aile, eğitim, yönetim ve toplumsal düzen üzerine düşünceleri iki bin yılı aşkın süre Çin ve Doğu Asya kültürünü şekillendirdi. Kesin doğum günü tarihçiler arasında tartışmalı olsa da Çin geleneğinde doğum günü 28 Eylül olarak kabul ediliyor.
1803 – PROSPER MÉRIMÉE: Fransız yazar ve tarihçi. Bugün en çok, Georges Bizet’nin dünyaca ünlü operasına kaynaklık eden “Carmen” adlı uzun öykünün yazarı olarak hatırlanıyor.
1841 – GEORGES CLEMENCEAU: Fransa’nın I. Dünya Savaşı’nın son dönemindeki başbakanı. “Kaplan” lakabıyla tanınan Clemenceau, savaş sonrasında Avrupa’nın yeniden şekillendirildiği Paris Barış Konferansı’nın başlıca liderlerinden biriydi.
1852 – HENRI MOISSAN: Fransız kimyager. Son derece tehlikeli ve reaktif bir element olan floru ilk kez izole etmeyi başardı; ayrıca çok yüksek sıcaklıklara ulaşabilen elektrikli fırın geliştirdi. Bu çalışmaları ona 1906 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandırdı.
1901 – ED SULLIVAN: Amerikan televizyon tarihinin en ünlü sunucularından. 1948-1971 arasında yayımlanan The Ed Sullivan Show, Elvis Presley’den The Beatles’a, The Rolling Stones’tan The Doors’a kadar sayısız yıldızı milyonlarca Amerikalıyla buluşturdu ve televizyon tarihinin en uzun soluklu eğlence programlarından biri oldu.
1905 – MAX SCHMELING: Alman boksör ve eski dünya ağır sıklet şampiyonu. Amerikalı efsane Joe Louis ile yaptığı 1936 ve 1938 karşılaşmaları, Nazi Almanyası ile ABD arasındaki siyasi gerilimin de etkisiyle spor tarihinin en çok konuşulan maçları arasına girdi.
1916 – PETER FINCH: İngiliz-Avustralyalı oyuncu. Sinema tarihine özellikle “Network” filmindeki televizyon sunucusu Howard Beale rolüyle geçti. Film gösterime girdikten kısa süre sonra hayatını kaybetti ve 1977’de En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını ölümünden sonra kazanan ilk oyuncu oldu.
1919 – İSMAİL EREZ: Türk diplomat. Lübnan ve İtalya büyükelçiliklerinin ardından Türkiye’nin Paris Büyükelçisi oldu. Erez, 24 Ekim 1975’te Paris’te makam aracında uğradığı silahlı saldırıda şoförü Talip Yener ile birlikte hayatını kaybetti.
1924 – LALE ORALOĞLU: Türk tiyatro ve sinemasının dikkat çekici isimlerinden. Muhsin Ertuğrul’un dikkatini çekerek profesyonel tiyatroya başlayan Oraloğlu, 1950’lerde onlarca filmde başrol oynadı. Sanatçılığının yanı sıra sporculuğuyla da sıra dışıydı; yüzmede Türkiye şampiyonluğu, gülle atmada Türkiye ikinciliği elde etti.
1925 – SEYMOUR CRAY: Modern süper bilgisayarların öncüsü Amerikalı mühendis. Cray Research şirketini kurdu; geliştirdiği makineler uzun yıllar dünyanın en hızlı bilgisayarları arasında yer aldı. Bilgisayar tarihinde “süper bilgisayarların babası” olarak anılıyor.
1928 – KOKO TAYLOR: Güçlü sesi nedeniyle “Blues’un Kraliçesi” olarak anılan Amerikalı şarkıcı. Chicago blues’un en önemli kadın yorumcularından biri haline geldi ve kariyeri boyunca çok sayıda Grammy adaylığı elde etti.
1929 – LATA MANGESHKAR: Hint sinemasının ve müzik tarihinin en büyük seslerinden. Seksen yıla yaklaşan kariyerinde binlerce şarkı seslendirdi ve Bollywood filmlerinde kuşaklar boyunca kadın oyuncuların ekrandaki şarkı sesi oldu. Hindistan’da “Melodinin Kraliçesi” ve “Hindistan’ın Bülbülü” gibi unvanlarla anılan Mangeshkar, ülkenin en yüksek sivil nişanı Bharat Ratna’ya da layık görüldü.
1932 – VÍCTOR JARA: Şilili şarkıcı, şair ve tiyatro yönetmeni. Latin Amerika’daki “Nueva Canción” hareketinin simge isimlerinden biri oldu. 1973’te Augusto Pinochet darbesinin ardından gözaltına alındı ve öldürüldü; yıllar içinde siyasi baskıya karşı direnişin uluslararası sembollerinden birine dönüştü.
1934 – BRIGITTE BARDOT: Fransız sinemasının 20. yüzyıldaki en büyük popüler kültür ikonlarından. 1956 yapımı “Ve Tanrı Kadını Yarattı” ile dünya çapında üne kavuştu; daha sonra sinemayı bırakarak hayatını büyük ölçüde hayvan hakları çalışmalarına adadı. Bardot, 28 Aralık 2025’te 91 yaşında hayatını kaybetti.
1938 – BEN E. KING: Soul ve R&B müziğinin unutulmaz seslerinden. The Drifters’ın solistlerinden biri olarak ün kazandı; solo kariyerinde seslendirdiği “Stand by Me” ise popüler müzik tarihinin en çok bilinen şarkılarından birine dönüştü.
1950 – LEVENT KIRCA: Türk televizyonunun en tanınmış mizah ve hiciv ustalarından. Özellikle “Olacak O Kadar” programıyla yıllarca Türkiye’nin siyasi ve toplumsal gündemini skeçlerle ekrana taşıdı; Cevat Kelle, Bestami ve Küçük Hüsamettin gibi çok sayıda unutulmaz tipleme yarattı.
1952 – SEYYAL TANER: Türk pop müziğinin kendine özgü sahne tarzıyla tanınan şarkıcı ve oyuncularından. 1970’lerden itibaren müzik ve sinemada yer aldı; hareketli sahne performanslarıyla Türk popunda farklı bir çizgi oluşturdu.
1952 – SYLVIA KRISTEL: Hollandalı oyuncu ve model. 1974 yapımı “Emmanuelle” filmindeki başrolüyle dünya çapında tanındı; film 1970’lerin erotik sinema dalgasının en büyük popüler kültür fenomenlerinden birine dönüştü.
1957 – AYŞEGÜL ALDİNÇ: Türk pop müziğinin ve televizyon dünyasının tanınmış isimlerinden. Müzik kariyerinin yanı sıra “Acımak”, “Ağrı’ya Dönüş”, “Hayat Bilgisi” ve “Pis Yedili” gibi çok sayıda film ve dizide oyunculuk yaptı.
1960 – JENNIFER RUSH: Amerikalı-Alman şarkıcı. Özellikle 1980’lerin en büyük baladlarından biri haline gelen “The Power of Love” ile dünya çapında tanındı; şarkı daha sonra Celine Dion başta olmak üzere çok sayıda sanatçı tarafından yeniden yorumlandı.
1967 – MIRA SORVINO: Amerikalı oyuncu. Woody Allen’ın “Mighty Aphrodite” filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını ve Altın Küre’yi kazandı.
1968 – MIKA HÄKKINEN: Formula 1 tarihinin en başarılı Fin pilotlarından. McLaren ile 1998 ve 1999’da üst üste iki kez dünya şampiyonu oldu; Michael Schumacher’le rekabeti 1990’ların son dönemine damgasını vurdu.
1968 – NAOMI WATTS: İngiliz oyuncu. David Lynch’in “Mulholland Drive” filmiyle büyük çıkış yaptı; “21 Grams” ve “The Impossible” filmlerindeki performanslarıyla iki kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday gösterildi.
1972 – DITA VON TEESE: Amerikalı burlesk sanatçısı, model ve tasarımcı. 2000’li yıllarda klasik burlesk gösterilerini yeniden popüler kültürün gündemine taşıyan isimlerden biri oldu.
1979 – NİHAT ALTINKAYA: Türk oyuncu ve eski model. “Yaprak Dökümü”, “Karadayı”, “Söz” ve “Teşkilat” gibi çok izlenen dizilerde rol aldı; 2012 Survivor Ünlüler-Gönüllüler yarışmasını kazandı.
1982 – ST. VINCENT: Asıl adı Annie Clark olan Amerikalı şarkıcı, besteci ve gitarist. Alternatif rock ve art-pop sahnesinin önemli isimlerinden biri haline geldi; 2026 itibarıyla altı Grammy Ödülü bulunuyor.
1984 – MATHIEU VALBUENA: Fransız millî futbolcu. Marsilya ve Lyon gibi kulüplerin ardından Türkiye’de Fenerbahçe forması da giydi; Fransa Millî Takımı’nda uzun yıllar görev yaptı.
1986 – ENGİN ÖZTÜRK: Türk oyuncu. Televizyon kariyerine “Fatmagül’ün Suçu Ne?” ile başladı; ardından “Behzat Ç.”, “Muhteşem Yüzyıl”, “Diriliş Ertuğrul” ve “Hakan: Muhafız” gibi yapımlarda rol aldı.
1987 – HILARY DUFF: Amerikalı oyuncu ve şarkıcı. Disney dizisi “Lizzie McGuire” ile dünya çapında tanındı; 2000’lerin gençlik pop kültürünün öne çıkan yıldızlarından biri oldu.
1989 – ÇAĞLA BÜYÜKAKÇAY: Türk tenisçi. 2016 İstanbul Cup’ı kazanarak WTA düzeyinde tekler şampiyonluğu elde eden ilk Türk kadın tenisçi oldu ve dünya sıralamasında 60’ıncılığa kadar yükseldi.
1997 – FATİH ARDA İPCİOĞLU: Türk kayakla atlama sporcusu. Türkiye’yi uluslararası kayakla atlama organizasyonlarında ve Olimpiyat Oyunları’nda temsil ederek ülkede çok sınırlı geçmişi bulunan bu spor dalının öncü isimlerinden biri oldu.
28 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER
1891 – HERMAN MELVILLE: Amerikan edebiyatının en büyük klasiklerinden “Moby Dick”in yazarı. Roman yaşadığı dönemde beklenen ilgiyi görmedi; Melville’in edebiyattaki asıl büyük yükselişi ölümünden onlarca yıl sonra gerçekleşti ve Moby Dick dünya edebiyatının temel eserlerinden biri kabul edilmeye başladı.
1895 – LOUIS PASTEUR: Mikrobiyolojinin kurucularından Fransız bilim insanı. Pastörizasyon yöntemine adını verdi; kuduz aşısının geliştirilmesindeki çalışmaları ve mikroorganizmaların hastalıklardaki rolünü ortaya koyan araştırmaları modern tıbbın gelişimini değiştirdi. Pasteur 28 Eylül 1895’te 72 yaşında hayatını kaybetti.
1935 – WILLIAM KENNEDY DICKSON: Sinemanın doğuşunda adı Edison kadar bilinmese de önemli payı bulunan İskoç mucit ve kameraman. Thomas Edison’un laboratuvarında çalışırken ilk hareketli görüntü kameralarının geliştirilmesinde temel rol oynadı; daha sonra dünyanın ilk film şirketlerinden Biograph’ın gelişimine katkı sağladı.
1953 – EDWIN HUBBLE: Evren hakkındaki düşüncemizi değiştiren Amerikalı astronom. Samanyolu’nun evrendeki tek galaksi olmadığını gösteren gözlemlere ve evrenin genişlediğinin anlaşılmasına öncülük etti; bugün uzaydaki Hubble Uzay Teleskobu onun adını taşıyor.
1956 – WILLIAM BOEING: Bugün dünyanın en büyük havacılık şirketlerinden biri olan Boeing’in kurucusu. 1916’da küçük bir uçak üretim girişimi olarak başlayan şirketi, havacılık ve hava taşımacılığının dev kuruluşlarından birine dönüştüren isimdi.
1964 – HARPO MARX: Marx Kardeşler’in hiç konuşmayan ama belki de en kolay tanınan üyesi. Filmlerde sözlü espri yerine mimikleri, abartılı hareketleri, kıvırcık peruğu ve sık sık çaldığı arpıyla kendine özgü bir komedi karakteri yarattı.
1966 – ANDRÉ BRETON: Fransız şair ve yazar, sürrealizmin başlıca kuramcısı. 1924’te yayımladığı Sürrealist Manifesto ile bilinçaltı, düşler ve özgür çağrışımın sanatın merkezine taşınmasında belirleyici rol oynadı.
1970 – CEMAL ABDÜNNASIR: 1956’dan ölümüne kadar Mısır Cumhurbaşkanlığı yapan ve 20. yüzyıl Arap siyasetinin merkezindeki isimlerden biri olan Abdünnasır, Süveyş Kanalı’nı millîleştirmesi ve pan-Arap birlik politikalarıyla döneme damgasını vurdu. 28 Eylül 1970’te 52 yaşında hayatını kaybetti; yerine Enver Sedat geçti.
1978 – I. IOANNES PAULUS: Katolik Kilisesi tarihinin en kısa papalık dönemlerinden birine sahipti. 26 Ağustos 1978’de papa seçilen Albino Luciani, yalnızca 33 gün sonra, 28 Eylül’de hayatını kaybetti; ani ölümü yıllarca çeşitli söylenti ve komplo teorilerine de konu oldu.
1979 – CEVAT YURDAKUL: Dönemin Adana Emniyet Müdürü. Türkiye’de siyasi şiddetin hızla tırmandığı günlerde, 28 Eylül 1979 sabahı görevine giderken makam aracına düzenlenen silahlı saldırıda 36 yaşında öldürüldü; cinayet 12 Eylül 1980 öncesinin en çok yankı uyandıran siyasi şiddet olaylarından biri oldu.
1984 – CİHAT BABAN: Türk basın ve siyaset tarihinin çok yönlü isimlerinden. Cumhuriyet, Ulus, Tercüman ve çeşitli gazetelerde çalışan Baban; milletvekilliği yapmasının yanı sıra farklı dönemlerde Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı görevlerinde bulundu.
1987 – SEVİM DERAN: Türk sanat müziği sanatçısı. 1953’te Ankara’da katıldığı ses yarışmasını kazanmasının ardından Ankara Radyosu’na giren Deran, daha sonra İstanbul Radyosu’nda uzun yıllar solist olarak görev yaptı; TRT arşivinde çok sayıda icra kaydı bulunuyor.
1989 – FERDİNAND MARCOS: Filipinler’i 1965’ten 1986’ya kadar yöneten devlet başkanı. 1972’de sıkıyönetim ilan ederek yönetimi merkezileştiren Marcos, 1986’daki kitlesel Halk Gücü hareketinin ardından ülkeden ayrıldı ve üç yıl sonra Hawaii’de hayatını kaybetti.
1990 – LARRY O’BRIEN: ABD’de uzun yıllar siyaset ve kamu yönetiminde görev yaptıktan sonra 1975-1984 arasında NBA komiserliğini yürüttü. NBA ile ABA’nın birleşmesi, üç sayı çizgisinin kabulü ve ligin büyümesi onun döneminde gerçekleşti. Bugün her sezon NBA şampiyonuna verilen ünlü kupa Larry O’Brien Championship Trophy adını ondan taşıyor. O’Brien 28 Eylül 1990’da hayatını kaybetti.
1991 – MILES DAVIS: Caz tarihinin en etkili trompetçilerinden, besteci ve grup lideri. Kind of Blue, Bitches Brew ve Sketches of Spain gibi albümleriyle bebop sonrası cazdan modal caza ve caz-rock füzyonuna kadar pek çok dönüşümün merkezinde yer aldı.
1993 – TEVFİK AKDAĞ: İkinci Yeni şiirinin daha az hatırlanan ama hareketin gelişiminde payı bulunan şairlerinden. Lacivert Kanatlı Bir Kuştur Gece, Çıplak ve Sevinçle ve Eski İnsan Sözleri kitaplarını yayımlayan Akdağ, 28 Eylül 1993’te İstanbul’da hayatını kaybetti.
1994 – HARRY SALTZMAN: James Bond’u sinemaya taşıyan iki yapımcıdan biri. Albert R. Broccoli ile birlikte Dr. No’dan The Man with the Golden Gun’a kadar ilk dokuz Bond filminin yapımcılığını üstlendi ve bugün hâlâ süren sinema serisinin kuruluşunda belirleyici rol oynadı.
2000 – PIERRE TRUDEAU: Kanada’nın 15. başbakanı ve ülkenin yakın siyasi tarihinin en tanınmış isimlerinden. İki ayrı dönemde toplam yaklaşık 15 yıl başbakanlık yaptı; Kanada’nın iki dillilik politikaları ile 1982 Anayasası döneminin başlıca siyasi aktörlerinden biri oldu. Oğlu Justin Trudeau da yıllar sonra Kanada Başbakanı oldu.
2002 – PATSY MINK: ABD Kongresi’ne seçilen ilk Asya kökenli Amerikalı kadın ve ilk beyaz olmayan kadınlardan biri. Eğitimde cinsiyet ayrımcılığını yasaklayan ve özellikle kadın sporlarının gelişiminde büyük etkisi olan Title IX düzenlemesinin hazırlanmasındaki öncü isimlerden biriydi.
2003 – ALTHEA GIBSON: Teniste ırk ayrımcılığının duvarlarını yıkan Amerikalı sporcu. 1957’de Wimbledon tek kadınlarda şampiyon olarak bunu başaran ilk siyah tenisçi oldu; toplam beş Grand Slam tekler şampiyonluğu kazandı.
2003 – ELIA KAZAN: İstanbul doğumlu Rum-Amerikalı yönetmen; Amerikan tiyatrosu ve sinemasının 20. yüzyıldaki en etkili isimlerinden. “A Streetcar Named Desire”, “East of Eden” ve “On the Waterfront” gibi filmleri yönetti, Marlon Brando ve James Dean gibi oyuncuların kariyerlerinde belirleyici rol oynadı ve iki kez En İyi Yönetmen Oscar’ını kazandı.
2010 – ALİ ECDER AKIŞIK: Türk tiyatrosunun deneyimli oyuncu, eğitmen ve seslendirme sanatçılarından. Devlet Tiyatroları’nda görev yaptı; Yorgun Savaşçı, Gülibik ve Kurtlar Vadisi Pusu gibi televizyon ve sinema yapımlarında da rol aldı.
2010 – ARTHUR PENN: Amerikan sinemasında 1960’ların büyük dönüşümünün önemli yönetmenlerinden. Özellikle Warren Beatty ve Faye Dunaway’li “Bonnie and Clyde”, klasik Hollywood anlatısının kırılmasında ve “Yeni Hollywood” döneminin başlamasında simge filmlerden biri oldu.
2013 – TURGUT ÖZAKMAN: Türk tiyatrosunun ve edebiyatının en üretken yazarlarından. Çok sayıda oyun, senaryo ve araştırma kitabı kaleme alan Özakman, özellikle 2005’te yayımlanan ve yüzlerce baskı yapan “Şu Çılgın Türkler” ile geniş bir okur kitlesine ulaştı.
2014 – TALİP APAYDIN: Köy Enstitüsü kuşağının önemli edebiyatçılarından. Köy yaşamını, yoksulluğu ve Anadolu insanının gündelik mücadelesini roman ve öykülerine taşıdı; Sarı Traktör ve Yarbükü en bilinen eserleri arasında yer aldı.
2015 – CATHERINE COULSON: David Lynch’in kült dizisi “Twin Peaks”teki Log Lady – Kütük Kadın karakteriyle televizyon tarihinin en tuhaf ve unutulmaz yan karakterlerinden birini yarattı. Lynch’le Eraserhead döneminden başlayan uzun bir çalışma arkadaşlığı vardı; ölmeden önce Twin Peaks’in 2017’deki dönüşü için sahnelerini de çekmişti.
2016 – ŞİMON PERES: İsrail’de başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dahil birçok üst düzey görevde bulunan siyasetçi. 1993 Oslo Anlaşmaları sürecindeki rolü nedeniyle İzak Rabin ve Yaser Arafat ile birlikte 1994 Nobel Barış Ödülü’nü aldı; 28 Eylül 2016’da 93 yaşında öldü.
2022 – COOLIO: 1990’ların en tanınmış rapçilerinden. Michelle Pfeiffer’ın başrolündeki Dangerous Minds filmi için hazırlanan “Gangsta’s Paradise”, 1995’in dünya çapındaki en büyük hitlerinden biri oldu ve Coolio’ya Grammy kazandırdı.
2023 – GANİRE PAŞAYEVA: Azerbaycan milletvekili, gazeteci ve yazar. Azerbaycan Milli Meclisi Kültür Komisyonu Başkanlığı da yapan Paşayeva, Türkiye’de düzenlenen çok sayıda toplantı ve etkinliğe katılması ve Türk dünyası üzerine çalışmaları nedeniyle Türkiye’de de yakından tanınan isimlerden biriydi.
2024 – KRIS KRISTOFFERSON: Amerikalı şarkıcı, söz yazarı ve oyuncu. “Me and Bobby McGee” ve “Help Me Make It Through the Night” gibi country klasiklerini yazdı; Johnny Cash, Willie Nelson ve Waylon Jennings’la The Highwaymen grubunda yer aldı, oyuncu olarak da Barbra Streisand’la A Star Is Born filminde başrol oynadı.
2025 – YAVUZ BÜLENT BÂKİLER: Türk şiirinin ve deneme edebiyatının tanınmış isimlerinden. “Şaşırdım Kaldım İşte” ve “Gözlerin İstanbul Oluyor Birden” gibi şiirleriyle bilinen Bâkiler, Türkçenin doğru ve özenli kullanımı üzerine yazıları ve konuşmalarıyla da tanındı; 28 Eylül 2025’te 89 yaşında hayatını kaybetti.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

