27 Temmuz Tarihte Bugün

41 Dakika Okuma
27 Temmuz Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 27 Temmuz

27 TEMMUZ’DA NELER KUTLANIYOR?

27 Temmuz Türkiye’de resmî tatil değil. Ancak Kocaeli çevresinin tarihini de doğrudan ilgilendiren Yalakova Zaferi’nin yıldönümü, Kore Savaşı gazilerini anma günü ve uluslararası bir sağlık farkındalık günü bu tarihte öne çıkıyor.

Osmanlı’yı tarih sahnesine çıkaran Yalakova Zaferi’nin 724. yılı anılıyor

Osman Gazi’nin kuvvetleri, 27 Temmuz 1302’de Georgios Mouzalon komutasındaki Bizans ordusunu Yalakova’da yenilgiye uğrattı. Bafeus veya Koyunhisar Savaşı adlarıyla da bilinen muharebe, küçük bir uç beyliğinin Bizans’ın düzenli ordusuna karşı kazandığı ilk büyük zaferlerden biri oldu.

Zaferin ardından Bizans’ın İznik–İzmit arasındaki kırsal alan üzerindeki hâkimiyeti büyük ölçüde çözüldü; bölgedeki kaleler giderek yalnızlaştı ve Osman Gazi’nin çevresine yeni savaşçılar katıldı. Halil İnalcık, Osmanlı hanedanının bağımsız bir siyasi güç olarak ortaya çıktığı bugünü “Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi” kabul ediyordu.

Muharebe bugün Yalova sınırlarında anılsa da gerçekleştiği coğrafya tarihî Kocaeli havzasının parçasıydı ve savaşın başlıca hedeflerinden biri İzmit çevresindeki Bizans hâkimiyetiydi. Bu nedenle Yalakova Zaferi yalnız Yalova’nın değil, Kocaeli’nin de kuruluş dönemi tarihine ait güçlü bir yıldönümü sayılmalı. Yalova’da 27 Temmuz dolayısıyla her yıl sempozyum ve anma programları düzenleniyor.

Türk askerinin de şehit olduğu Kore Savaşı’nın ateşkes yıldönümünde BM gazileri anılıyor

Üç yıldır devam eden Kore Savaşı’ndaki çatışmalar, 27 Temmuz 1953’te Panmunjom’da imzalanan ateşkesle durduruldu. Antlaşma iki Kore arasında askerî sınır ile silahsızlandırılmış bölgeyi oluşturdu; ancak kalıcı bir barış antlaşması imzalanmadığı için Kore Yarımadası teknik olarak hâlâ savaş hâlinde bulunuyor.

Türkiye, Birleşmiş Milletler kuvvetlerine 21 binden fazla askerle katıldı ve savaşa muharip birlik gönderen 16 ülke arasında asker sayısı bakımından dördüncü sırada yer aldı. Türk Tugayı özellikle Kunuri Muharebelerinde verdiği ağır kayıplar ve gösterdiği dirençle tanındı. Güney Kore, 27 Temmuz’u “Birleşmiş Milletler Kuvvetlerine Katılım Günü” olarak gazileri anmak için kullanıyor; Kuzey Kore ise aynı ateşkesi “Zafer Günü” adıyla kutluyor. Türkiye açısından günün anlamı bir zafer kutlamasından çok, Kore’de savaşan ve hayatını kaybeden askerleri anmak.

Dünya Baş ve Boyun Kanserleri Günü erken teşhisin önemini hatırlatıyor

Uluslararası Baş ve Boyun Onkoloji Dernekleri Federasyonu, 2014’te 27 Temmuz’u Dünya Baş ve Boyun Kanserleri Günü ilan etti. Ağız, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerinde ortaya çıkan kanserlere karşı belirtilerin tanınması ve erken teşhisin yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Uzun süre geçmeyen ses kısıklığı ve boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ağız içinde iyileşmeyen yara ve boyunda beliren şişlik hastalığın işaretleri arasında bulunuyor. Tütün ve alkol kullanımı başlıca risk etkenleri olurken bazı tümörlerde HPV enfeksiyonu da önemli rol oynuyor. Gün, Türkiye’de Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği tarafından da farkındalık çalışmalarıyla karşılanıyor.

27 TEMMUZ’UN TUHAF GÜNLERİ

Uykucuyu denize at, saksını gezdir, Barbie’yi blendere koy ve zarları yuvarla

Bu günlerin hiçbiri uluslararası kuruluşlar tarafından ilan edilmiş resmî günler değil. Ancak bazıları yüzyıllardır yaşatılan yerel geleneklere, bazıları ise popüler kültürün hayli tuhaf köşelerine dayanıyor.

Finlandiya’da günün son uyananı suya atıyorlar

Finlandiya’da 27 Temmuz, Uykucu Günü anlamına gelen Unikeonpäivä adıyla kutlanıyor. Eski geleneğe göre evde en geç uyanan kişi tembellikten kurtulması için üzerine su dökülerek veya göle atılarak uyandırılıyor.

Naantali kentinde gelenek daha örgütlü ve acımasız: Kimliği önceden gizlenen tanınmış bir kişi sabah saat 07.00’de yatağından kaldırılarak limandan denize atılıyor. Ardından pazarlar, müzik gösterileri ve sokak eğlenceleri başlıyor.

Günün kökeni, Efes’in Yedi Uyurları anlatısına uzanıyor. Hristiyan dünyasında 27 Temmuz’da anılan bu hikâye, Kur’an’daki Kehf suresinde anlatılan Ashab-ı Kehf kıssasıyla da bağlantılı. Ancak 2026’daki 27 Temmuz, İslam dünyasında Ashab-ı Kehf’e ayrılmış özel bir dinî gün değil.

Ev bitkilerini yürüyüşe çıkarma günü

Thomas ve Ruth Roy adlı Amerikalı çiftin hazırladığı tuhaf günler takviminden çıkan Ev Bitkilerini Yürüyüşe Çıkarma Günü, insanlardan 27 Temmuz’da saksılarını alıp mahallede dolaştırmalarını istiyor.

Günün yaratıcılarına göre bitkiler böylece çevrelerini tanıyor, temiz hava alıyor ve sahipleriyle bağ kuruyor. Bunun bilimsel bir dayanağı bulunmuyor. Üstelik doğrudan güneşe veya ani sıcaklık değişimine karşı hassas bir bitkiyi yaz ortasında sokakta gezdirmek, ona iyilikten çok zarar da verebilir. Saksıyı evin içinde daha uygun bir yere taşımak günün en aklı başında kutlama biçimi.

Barbie’yi blendere koyma günü aslında ifade özgürlüğünü savunuyor

Adı oldukça saldırgan görünse de Barbie’yi Blender’a Koyma Günü, oyuncağa karşı değil, sanatçıların eleştiri ve parodi hakkını savunmak amacıyla ortaya çıktı. Fotoğrafçı Tom Forsythe, tüketim kültürü ile kadınlara dayatılan güzellik ölçülerini eleştirdiği Besin Zinciri Barbie serisinde oyuncak bebekleri mutfak aletlerinin içine yerleştirdi.

Barbie’nin üreticisi Mattel sanatçıya telif ve marka hakkı ihlali davası açtı. Amerikan mahkemeleri fotoğrafların dönüştürücü bir parodi olduğuna ve “adil kullanım” kapsamında korunması gerektiğine karar verdi. Özgür kültür hareketi de davaya dikkat çekmek için 27 Temmuz’u bu tuhaf adla anmaya başladı. Yani günün asıl meselesi oyuncakları parçalamak değil, dev şirketlerin markalarını eleştiren sanatçıları susturamaması.

Rol yapma oyunu tutkunları Gary Gygax için zar atıyor

Dungeons & Dragons’ın yaratıcılarından Gary Gygax, 27 Temmuz 1938’de doğdu. Modern masaüstü rol yapma oyunlarının kurucularından sayılan Gygax’ın hayranları, doğum gününde arkadaşlarıyla toplanıp oyun oynayarak onu anmaya başladı.

Gygax’ın yaşadığı ve Dungeons & Dragons’ı geliştirdiği Wisconsin eyaletindeki Lake Geneva kenti de 27 Temmuz’u resmen Gary Gygax Günü ilan etti. Böylece arkadaşların aynı masada oturup hayalî canavarlarla dövüşmesi, en azından bir Amerikan kentinde resmî bir yerel kutlamaya dönüştü.

305 – Hekimlerin koruyucu azizlerinden sayılan, Nikomedia (İzmit) doğumlu Panteleimon inancı uğruna öldürüldü

Yaklaşık 275 yılında bugünkü İzmit olan Nikomedia’da doğan Panteleimon, burada tıp eğitimi aldı. Hristiyan geleneğine göre saray hekimliğine kadar yükseldi; hastaları ve yoksulları ücret almadan tedavi ettiği için “karşılıksız şifa veren azizler” arasında anıldı.

Roma İmparatoru Diocletianus döneminde Nikomedia merkezli olarak yürütülen büyük Hristiyan takibatı sırasında inancından vazgeçmeyi reddettiği için yaklaşık 305 yılında öldürüldü. Yaşamının mucizeler ve işkencelerle ilgili bölümleri büyük ölçüde sonraki yüzyıllarda oluşan menkıbelere dayanmakla birlikte, Panteleimon’a yönelik saygının 5. yüzyılda yerleştiği biliniyor.

Doğu ve Batı kiliselerinde 27 Temmuz’da anılan Panteleimon, zamanla hekimlerin, eczacıların, ebelerin ve hastaların koruyucu azizlerinden biri kabul edildi. Avrupa’dan Rusya’ya ve Aynaros’a kadar çok sayıda kilise ve manastıra adı verilen Panteleimon, antik Nikomedia’nın dünya çapında tanınan tarihî kişiliklerinden biri oldu.

1526 – Osmanlı ordusuna Mohaç yolunu açan Petrovaradin Kalesi fethedildi

Kanuni Sultan Süleyman’in Macaristan seferi sırasında Vezîriâzam Pargalı İbrahim Paşa, bugünkü Sırbistan’ın Novi Sad kentinde bulunan Petrovaradin Kalesi’ni karadan ve Tuna üzerinden kuşattı. Stratejik kale, 14 gün süren direnişin ardından 27 Temmuz’da Osmanlı ordusunun eline geçti.

Petrovaradin’in fethi, Osmanlı ordusunun Tuna boyunca Macaristan içlerine ilerlemesini kolaylaştırdı. Kanuni’nin ordusu yaklaşık bir ay sonra Mohaç’ta Macaristan Krallığı’nı ağır yenilgiye uğratacaktı. Petrovaradin, 161 yıl boyunca Osmanlı idaresinde kaldı.

1612 – Osmanlı’da merkezî otoriteyi sert yöntemlerle yeniden kuran IV. Murad doğdu

  1. Ahmed ile Kösem Sultan’ın oğlu IV. Murad, 27 Temmuz 1612’de İstanbul’da doğdu. Henüz 11 yaşındayken tahta çıktı; saltanatının ilk yıllarında devlet yönetiminde annesi Kösem Sultan ile saray çevresindeki güç odakları etkili oldu. 1632’den itibaren yönetimi doğrudan ele alarak İstanbul’daki zorbalığı bastırdı ancak bunu ağır cezalar, idamlar ve sıkı denetimle gerçekleştirdi.

İçki ve tütün kullanımını, kahvehaneleri ve gece sokağa çıkmayı yasaklayan IV. Murad; 1635’te Revan’ı, 1638’de Bağdat’ı yeniden Osmanlı yönetimine aldı. Ardından imzalanan 1639 Kasrışirin Antlaşması, Osmanlı-İran sınırının şekillenmesinde temel belgelerden biri oldu. Sertliği kadar ordunun başında çıktığı seferlerle de hatırlanan IV. Murad, 1640’ta 27 yaşında hayatını kaybetti.

1694 – Dünyanın en eski ikinci merkez bankası olan İngiltere Merkez Bankası kuruldu

İngiltere Merkez Bankası, Fransa’ya karşı yürütülen savaşın giderlerini karşılamak amacıyla 27 Temmuz 1694’te verilen kraliyet beratıyla kuruldu. Başlangıçta devlete borç veren özel bir banka olarak faaliyet gösteriyor; halktan mevduat kabul ediyor ve banknot çıkarıyordu. Faaliyete geçtiğinde yalnızca 17 kâtibi ve iki kapı görevlisi bulunuyordu.

1668’de kurulan İsveç Merkez Bankasının ardından dünyanın en eski ikinci merkez bankası olan kurum; zaman içinde para basımı, finansal krizlere müdahale ve fiyat istikrarı gibi görevleriyle modern merkez bankacılığının en etkili modellerinden birine dönüştü.

1740 – Erkek kılığına girerek dünyayı dolaşan ilk kadın Jeanne Baret doğdu

Fransız botanikçi ve kâşif Jeanne Baret, 27 Temmuz 1740’ta doğdu. Kadınların Fransız donanmasına ait gemilere alınmadığı bir dönemde “Jean Baret” adını kullanıp erkek kılığına girerek 1766’da Louis Antoine de Bougainville’in dünya seferine katıldı. Seferin botanikçisi Philibert Commerson’ın yardımcısı olarak bitki örneklerinin toplanmasında görev aldı.

Kimliği yolculuk sırasında ortaya çıkmasına rağmen seferden hemen uzaklaştırılmadı. Mauritius’ta bir süre kalan Baret, daha sonra Fransa’ya dönerek dünya çevresindeki yolculuğunu tamamladı ve bunu yaptığı bilinen ilk kadın oldu. Bilimsel çalışmalara katkısı uzun süre Commerson’ın gölgesinde kaldı; hikâyesi ancak yüzyıllar sonra botanik ve keşif tarihinde hak ettiği yeri bulmaya başladı.

1794 – Fransız Devrimi’nin kanlı Terör Dönemi Robespierre’in devrilmesiyle sona ermeye başladı

Fransız Devrimi’nin en sert dönemine damga vuran Maximilien Robespierre, devrim takvimine göre 9 Thermidor’a karşılık gelen 27 Temmuz 1794’te Ulusal Konvansiyon’da etkisiz hâle getirilerek tutuklandı. Milletvekillerinin önemli bölümü, her an “devrim düşmanı” ilan edilerek giyotine gönderilebilecekleri korkusuyla Robespierre’e karşı birleşmişti.

Robespierre ile Saint-Just ve Couthon gibi yakın çalışma arkadaşları ertesi gün yargılanmadan idam edildi. Bu gelişme, binlerce kişinin giyotinle öldürüldüğü Terör Dönemi’ni sona erdiren ve Fransız Devrimi’ni daha ılımlı bir yöne çeviren “Thermidor Tepkisi”nin başlangıcı oldu.

1841 – Rus edebiyatının Puşkin’den sonraki büyük sesi Lermontov 26 yaşında bir düelloda öldürüldü

Rus romantizminin en önemli temsilcilerinden Mihail Yuryeviç Lermontov, Puşkin’in ölümünün ardından yazdığı Şairin Ölümü şiiriyle ün kazandı. Çarlık çevresini suçlayan şiiri nedeniyle Kafkasya’ya sürülen Lermontov; şiirlerinin yanı sıra yabancılaşmış subay Peçorin’i anlattığı Zamanımızın Bir Kahramanı romanıyla Rus psikolojik romanının öncülerinden oldu.

Lermontov, Kafkasya’daki Pyatigorsk kentinde eski arkadaşı Nikolay Martınov’u toplum içinde küçümseyen şakaları nedeniyle düelloya davet edildi. Maşuk Dağı eteklerinde yapılan düelloda Martınov’un kurşunuyla olay yerinde hayatını kaybetti. Puşkin’den yalnızca dört yıl sonra Rus edebiyatının bir başka büyük yeteneğinin de düelloda ölmesi, dönemin en sarsıcı edebiyat trajedilerinden biri oldu. Olay, Rusya’da kullanılan eski takvime göre 15 Temmuz’a, bugünkü takvime göre 27 Temmuz 1841’e denk geliyordu.

1844 – Modern atom teorisinin temellerini atan John Dalton hayatını kaybetti

İngiliz kimyacı ve fizikçi John Dalton, maddelerin atomlardan oluştuğunu ve her elementin kendine özgü atomlara sahip olduğunu savunan modern atom teorisini geliştirdi. Atomların birleşerek bileşikleri belirli ve tam sayılı oranlarda meydana getirdiği görüşü, kimyanın ölçülebilir ve matematiksel bir bilim hâline gelmesinde belirleyici oldu.

Gazların oluşturduğu toplam basıncı açıklayan “Dalton Yasası”nı ortaya koyan bilim insanı, kendisinde de bulunan renk körlüğünü bilimsel olarak inceleyen ilk kişilerden biriydi. Bu nedenle renk körlüğü bazı dillerde hâlâ “daltonizm” olarak adlandırılıyor. Dalton, son hava gözlemini kaydettikten bir gün sonra, 27 Temmuz 1844’te Manchester’da hayatını kaybetti. Cenazesi öncesinde yaklaşık 40 bin kişi naaşının önünden geçti.

1866 – Avrupa ile Amerika arasındaki haberleşmeyi haftalardan dakikalara indiren kalıcı telgraf bağlantısı kuruldu

Atlas Okyanusu’nun altına döşenen telgraf kablosu, 27 Temmuz 1866’da Newfoundland’daki Heart’s Content kıyısına ulaştı. İrlanda’daki Valentia Adası ile Kuzey Amerika’yı birbirine bağlayan kablo, dev buharlı gemi Great Eastern tarafından okyanusun tabanına yerleştirildi.

1858’de kurulan ilk bağlantı birkaç hafta içinde bozulmuştu. 1866 kablosunun kalıcı biçimde çalışmasıyla gemilerle günler ve haftalar süren haber aktarımı dakikalara indi. Diplomasi, uluslararası ticaret ve gazetecilik kökten değişirken Avrupa ile Amerika ilk kez sürekli ve anlık sayılabilecek bir iletişim ağıyla birleşti.

1890 – Resim tarihinin en büyük isimlerinden Vincent van Gogh kendisini ölümcül biçimde vurdu

Vincent van Gogh, 27 Temmuz 1890’da Fransa’nın Auvers-sur-Oise kasabası yakınlarındaki bir tarlada tabancayla göğsüne ateş etti. Ağır yaralı hâlde kaldığı hana dönen ressam, doktorların kurşunu çıkaramaması üzerine iki gün sonra, kardeşi Theo yanındayken 37 yaşında hayatını kaybetti.

Van Gogh yaşarken geniş bir şöhrete ya da maddi başarıya ulaşamamıştı; ölümünün ardından tabloları modern sanatın en etkili eserleri arasına girdi. Son yıllarda kazara veya başka biri tarafından vurulduğu görüşü ortaya atılsa da Van Gogh Müzesi ve tarihçilerin büyük bölümü intihar anlatısını kabul ediyor; alternatif görüşü doğrulayacak kesin bir kanıt bulunmuyor.

1919 – Chicago’daki büyük ırkçı şiddet dalgasını 17 yaşındaki Eugene Williams’ın öldürülmesi ateşledi

Siyah genç Eugene Williams, 27 Temmuz 1919’da arkadaşlarıyla Chicago’daki Michigan Gölü’nde yüzerken beyazlara ayrıldığı kabul edilen sahile doğru sürüklendi. Beyaz bir adamın attığı taş Williams’a isabet etti; genç suya düşerek boğuldu. Polisin taşı atan kişiyi gözaltına almayı reddetmesi, sahilde başlayan öfkeyi bütün şehre yaydı.

Sekiz gün süren saldırı ve çatışmalarda 38 kişi öldü, 537 kişi yaralandı. Siyahların yaşadığı mahalleler kundaklandı ve çok sayıda aile evsiz kaldı. Olay, 1919 yazında ABD’nin farklı şehirlerinde yaşanan ve “Kızıl Yaz” olarak anılan ırkçı şiddet dalgasının en kanlı örneklerinden biri oldu.

1926 – Millî Mücadele’nin gizli örgütü Karakol Cemiyeti’nin kurucularından Kara Kemal, polis kuşatması sırasında hayatını kaybetti

Asıl adı Ahmet Kemal olan Kara Kemal, İttihat ve Terakki’nin İstanbul teşkilatını ve esnaf ağını kuran en güçlü kadrolarından biriydi. I. Dünya Savaşı’nın son günlerinde İaşe Nazırlığı yaptı. Kara Vasıf Bey’le birlikte kurduğu Karakol Cemiyeti; işgal altındaki İstanbul’dan Anadolu’ya silah, cephane, subay ve istihbarat aktararak Millî Mücadele’ye önemli katkıda bulundu.

Cumhuriyet döneminde eski İttihatçıların önderlerinden biri olarak muhalefette kalan Kara Kemal, 1926’daki İzmir Suikastı davasında gıyaben idama mahkûm edildi. İstanbul’un Cerrahpaşa semtinde saklandığı ev polis tarafından kuşatılınca ölü bulundu. Dönemin resmî açıklamasında bir kümeste tabancasıyla intihar ettiği bildirildi; ancak ölümünün koşulları kesin olarak aydınlatılamadı. Kaçışı ve kuşkulu ölümü, Kemal Tahir’in Kurt Kanunu romanının da merkezinde yer aldı.

1929 – Savaş esirlerinin temel haklarını uluslararası güvenceye alan Cenevre Sözleşmesi imzalandı

Savaş esirlerine nasıl davranılacağını belirleyen Cenevre Sözleşmesi, 27 Temmuz 1929’da imzalandı. Sözleşmeyle esirlerin insanlık dışı muameleye ve toplu cezalandırmaya maruz bırakılmaması; yeterli yiyecek, barınma ve sağlık hizmeti alması; aileleriyle haberleşebilmesi ve çalıştırılma koşullarının denetlenmesi kurala bağlandı.

Sözleşme, II. Dünya Savaşı sırasında her devlet tarafından aynı biçimde uygulanmadı ve ağır ihlalleri engelleyemedi. Savaşın ortaya çıkardığı eksikler üzerine 1949’da daha kapsamlı Üçüncü Cenevre Sözleşmesi kabul edildi. Buna rağmen 1929 metni, savaş esirlerinin korunmasını ayrıntılı bir uluslararası hukuk düzenine bağlayan önemli bir dönüm noktasıydı.

1940 – Çizgi filmlerin kurnaz tavşanı Bugs Bunny bugünkü kişiliğiyle seyirci karşısına çıktı

Bugs Bunny’ye benzeyen tavşanlar daha önce bazı çizgi filmlerde görünmüştü ancak karakterin bugün bilinen kişiliğiyle ilk resmî çıkışı, 27 Temmuz 1940’ta gösterilen A Wild Hare adlı kısa filmle gerçekleşti. Tex Avery’nin yönettiği filmde Bugs, havuç yiyerek Elmer Fudd’la alay ediyor ve ünlü “N’aber doktor?” sözünü ilk kez kullanıyordu.

Mel Blanc’ın seslendirdiği, tehlike karşısında paniğe kapılmak yerine rakiplerini zekâsıyla küçük düşüren Bugs Bunny kısa sürede Warner Bros. çizgi filmlerinin simgesine dönüştü. Film, En İyi Kısa Animasyon dalında Oscar’a aday gösterildi.

1949 – Yolcu taşımacılığında jet çağını başlatan de Havilland Comet ilk uçuşunu yaptı

Dünyanın jet motorlarıyla çalışan ilk yolcu uçağı de Havilland Comet, İngiltere’deki Hatfield Havaalanı’ndan havalanarak 31 dakika süren ilk deneme uçuşunu gerçekleştirdi. Dört jet motoruyla pervaneli uçaklardan daha hızlı ve yüksekten uçabilen Comet, 2 Mayıs 1952’de Londra–Johannesburg hattında tarifeli seferlere başlayarak sivil havacılıkta yeni bir dönem açtı.

Comet’in öncülüğü ağır bir bedelle geldi. 1953 ve 1954’te yaşanan kazaların ardından gövdede, basınç değişimlerinin yol açtığı metal yorgunluğu tespit edildi ve uçaklar seferden çekildi. Yeniden tasarlanan Comet rakipleri karşısındaki üstünlüğünü kaybetti; ancak kazalardan çıkarılan dersler, sonraki yolcu uçaklarının gövde dayanıklılığı ve güvenlik standartlarını kökten değiştirdi.

1971 – Türkiye’nin Avrupa’yla gümrük birliği sürecini fiilen başlatan Geçici Anlaşma imzalandı

Türkiye ile dönemin adıyla “Ortak Pazar”, resmî adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında Geçici Anlaşma imzalandı. Anlaşma, 1970 tarihli Katma Protokol’ün onay süreci tamamlanıncaya kadar ticarete ilişkin hükümlerini erkenden uygulamaya koymak amacıyla hazırlandı.

1 Eylül 1971’de yürürlüğe giren anlaşmayla AET, Türkiye’den ithal edilen sanayi ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerini ve miktar kısıtlamalarını tekstil ürünleri dışında kaldırdı. Katma Protokol’ün 1 Ocak 1973’te yürürlüğe girmesine kadar süren bu uygulama, Türkiye’nin 1996’da tamamlanacak Gümrük Birliği yolundaki geçiş dönemini fiilen başlattı.

1972 – Hava savaşlarının en başarılı uçaklarından F-15 Eagle ilk uçuşunu yaptı

McDonnell Douglas tarafından hava üstünlüğü sağlamak amacıyla geliştirilen F-15A Eagle, test pilotu Irv Burrows’un yönetiminde California’daki Edwards Hava Üssü’nden havalandı. Uçak, yüksek manevra kabiliyeti, güçlü radarı ve kendi ağırlığından fazla motor itişi üretebilmesiyle döneminin avcı uçaklarından ayrıldı.

1975’te operasyonel hâle gelen F-15; ilerleyen yıllarda F-15C/D ve kara hedeflerine de saldırabilen F-15E modelleriyle geliştirildi. Yarım yüzyılı aşan kullanım ömrü boyunca birçok savaşta görev yaptı ve modernleştirilen sürümleriyle askerî havacılığın en uzun ömürlü tasarımlarından birine dönüştü.

1976 – Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından hedef alınan Bülent Ecevit, New York’taki suikast girişiminden kurtuldu

CHP Genel Başkanı ve eski Başbakan Bülent Ecevit, Waldorf Astoria Oteli’nde Türk toplumuna seslendikten sonra lobide bekleyenleri selamlarken Kıbrıslı Rum Stavros Sykopetrides’in silahlı saldırı girişimine uğradı. Ecevit’in koruma müdürü Mümtaz Karaduman ile ABD Dışişleri Bakanlığı güvenlik görevlisi Bernard Johnson, saldırganı silahını ateşleyemeden etkisiz hâle getirdi. Boğuşma sırasında Johnson elinden yaralanırken Ecevit zarar görmeden otelden çıkarıldı.

Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle Ecevit’i hedef alan saldırı, New York saatiyle 26 Temmuz gecesi, Türkiye saatiyle 27 Temmuz’un ilk saatlerinde gerçekleşti. ABD Başkanı Gerald Ford, iki gün sonra Beyaz Saray’da kabul ettiği Ecevit’ten olay nedeniyle özür diledi. Ecevit ise güvenlik görevlilerinin hayatlarını tehlikeye attığını ve müdahale etmeseler öldürülebileceğini söyledi. Bernard Johnson’ın FBI ajanı olduğu yönündeki yaygın bilgi doğru değil; kendisi ABD Dışişleri Bakanlığının güvenlik görevlisiydi.

1976 – Gizemli salgının ilk kurbanı öldü ve Lejyoner hastalığının keşfine uzanan süreç başladı

Philadelphia’da düzenlenen Amerikan Lejyonu kongresine katılan 61 yaşındaki Ray Brennan, 27 Temmuz 1976’da başlangıçta kalp krizi sanılan rahatsızlık nedeniyle öldü. Ardından aynı toplantıya katılan yüzlerce kişide yüksek ateş, öksürük, göğüs ağrısı ve ağır zatürre belirtileri görülmeye başladı. Bir hafta içinde 200’den fazla kişi hastaneye kaldırıldı; salgında 34 kişi hayatını kaybetti.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin yürüttüğü araştırma aylarca sonuç vermedi. Mikrobiyolog Joseph McDade’in 1977 başında daha önce bilinmeyen bir bakteriyi ayırmayı başarmasıyla hastalığın nedeni ortaya çıkarıldı. Kongreye katılanlardan hareketle bakteriye Legionella pneumophila, yol açtığı zatürreye de “Lejyoner hastalığı” adı verildi. Bakterinin kirlenmiş su damlacıklarının solunmasıyla yayıldığı anlaşıldı.

1976 – Yapay zekâyı proteinlerin yapısını çözmekte kullanan Nobel ödüllü Demis Hassabis doğdu

Google DeepMind’ın kurucularından Demis Hassabis, 27 Temmuz 1976’da Londra’da doğdu. Çocuk yaşta satranç ustası seviyesine ulaşan Hassabis, henüz 17 yaşındayken Theme Park adlı bilgisayar oyununun geliştirilmesine katıldı. Bilgisayar biliminin ardından insan hafızası ve hayal gücü üzerine sinirbilim doktorası yaptı.

Kurucusu olduğu DeepMind; Go oyununda dünya şampiyonlarını yenen AlphaGo’nun ardından, proteinlerin üç boyutlu yapılarını aminoasit dizilerinden tahmin eden AlphaFold sistemini geliştirdi. Biyoloji ve ilaç araştırmalarında yıllar sürebilen çalışmaları büyük ölçüde hızlandıran bu gelişme, Hassabis ile John Jumper’a 2024 Nobel Kimya Ödülü’nün yarısını kazandırdı.

1978 – Kanunu ilk kez çok sesli bir orkestranın karşısına solist olarak çıkaran besteci Hasan Ferit Alnar öldü

1906’da İstanbul’da doğan Hasan Ferit Alnar, sekiz yaşında kanun çalmaya başladı ve henüz 12 yaşındayken kanun virtüözü olarak tanındı. Geleneksel Türk müziği eğitiminden sonra Viyana Devlet Müzik Akademisinde bestecilik ve orkestra şefliği öğrenimi gördü. Bu birikimi, onu Cumhuriyet döneminin çok sesli müziğinin öncüleri olan Türk Beşleri içinde ayrı bir yere taşıdı.

Alnar, Türk müziğinin makam ve usullerini Batı müziğinin armoni ve orkestra teknikleriyle birleştirdi. En tanınmış eseri Kanun Konçertosu ile geleneksel bir Türk müziği çalgısını ilk kez orkestranın solo çalgısı olarak kullandı. Viyolonsel Konçertosu, Türk Süiti, İstanbul Süiti ve Prelüd ve İki Dans başlıca eserleri arasında yer aldı; Türkiye’nin tamamı renkli çekilen ilk filmi Halıcı Kız’ın müziğini de besteledi.

1946-1952 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını yöneten, daha sonra Ankara Operasının genel müzik müdürlüğünü üstlenen Alnar, konservatuvarda kuşaklar boyunca öğrenci yetiştirdi. Türk müziği tarihinin en büyük kanun virtüözlerinden sayılan Hasan Ferit Alnar, 27 Temmuz 1978’de Ankara’da 72 yaşında hayatını kaybetti.

1979 – Türkiye’de ilk kez yerli kadavradan alınan böbrek bir hastaya nakledildi

Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi, 27 Temmuz 1979’da Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde Türkiye’nin ilk başarılı yerli kadavra böbrek naklini gerçekleştirdi. Trafik kazasında hayatını kaybeden bir kişinin böbreği, ailesinden izin alınarak organ bekleyen bir hastaya nakledildi.

Türkiye’de ilk kadavra böbrek nakli 1978’de yapılmış ancak kullanılan böbrek Avrupa’daki Eurotransplant kuruluşundan getirilmişti. 1979 operasyonu, Türkiye’de hayatını kaybeden bir kişiden alınan organla yapılan ilk başarılı böbrek nakli olması bakımından farklıydı. Aynı yıl kabul edilen Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun da ülkedeki organ nakillerinin hukuki temelini oluşturdu.

1980 – İran’ın modernleşmesine damga vuran ancak baskıcı yönetimiyle devrimin hedefi hâline gelen son Şah Muhammed Rıza Pehlevi sürgünde öldü

1941’de tahta çıkan Muhammed Rıza Pehlevi; “Beyaz Devrim” adı verilen programla toprak reformu, sanayileşme, eğitim seferberliği ve kadınlara seçme hakkı gibi kapsamlı değişiklikler gerçekleştirdi. Ancak iktidarı tek elde toplaması, SAVAK’ın muhaliflere yönelik işkence ve baskıları, büyüyen gelir eşitsizliği ve Batı’ya aşırı bağımlı görülen yönetimi geniş bir muhalefet cephesi doğurdu.

1979’daki İran İslam Devrimi sırasında ülkesinden ayrılan Pehlevi; Mısır, Fas, Bahamalar, Meksika, ABD ve Panama arasında dolaştı. Tedavi amacıyla ABD’ye kabul edilmesi, Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliğinin basılarak çalışanların rehin alınmasına yol açan gelişmelerden biri oldu. Devrimciler Şah’ın yargılanmak üzere İran’a teslim edilmesini istiyordu.

Uzun süredir gizlenen lenf kanseri ve ameliyat sonrasında gelişen komplikasyonlar nedeniyle 27 Temmuz 1980’de Kahire’de, 60 yaşında hayatını kaybetti. Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ın düzenlettiği devlet töreninin ardından Kahire’deki Er-Rifai Camii’ne defnedildi. Bir dönem Ortadoğu’nun en güçlü hükümdarlarından biri olan Pehlevi’nin cenazesine yabancı devletlerin sınırlı katılım göstermesi, sürgündeki yalnızlığının son göstergesi oldu.

1982 – İzmit esnafının kurduğu Kocaeli Bankasının TEB’e dönüşümü ilan edildi

1927’de İzmitli esnaf ve tüccarlar tarafından Kocaeli Halk Bankası adıyla kurulan yerel banka, 1961’de Kocaeli Bankası adını aldı. Bankanın Türk Ekonomi Bankası adını alması ve merkezinin İstanbul’a taşınmasına ilişkin değişiklik 21 Temmuz 1982’de tescil edildi; 27 Temmuz tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildi.

Bugün ülke çapında faaliyet gösteren TEB’in bir İzmit yerel bankasından doğmuş olması, bugünü Kocaeli ekonomi tarihi açısından özellikle değerli yapıyor.

1982 – Cumhuriyet Ankara’sının simge yapılarını tasarlayan mimar ve fotoğrafçı Arif Hikmet Koyunoğlu hayatını kaybetti

Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın önde gelen temsilcilerinden Arif Hikmet Koyunoğlu, genç Cumhuriyet’in başkentini şekillendiren mimarlardan biri oldu. Ankara Etnografya Müzesi ile bugün Ankara Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan Türk Ocağı Binası başta olmak üzere Eski Adliye Sarayı, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Hariciye Vekâleti binalarını tasarladı. Eserlerinde Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin unsurlarını yeni devletin anıtsal yapı anlayışıyla birleştirdi.

Koyunoğlu aynı zamanda Balkan Savaşları’ndan Kafkas Cephesi’ne, işgal yıllarından Cumhuriyet’in ilk dönemine kadar yaşadığı çağın şehirlerini, insanlarını ve gündelik hayatını fotoğrafladı. İleri gazetesinde foto muhabirliği yaptı; geride bıraktığı yüzlerce negatif, bugün erken Cumhuriyet döneminin önemli görsel kaynakları arasında bulunuyor.

Kocaeli’yle de doğrudan bağı vardı. Babası Gebze Kadısı İsmet Bey olduğu için çocukluğunun bir bölümünü Gebze’de geçirdi ve ilk eğitimine burada başladı. 27 Temmuz 1982’de İstanbul’da hayatını kaybeden Koyunoğlu’na, ölümünden bir yıl önce Atatürk Sanat Armağanı verildi.

1983 – Madonna dünya çapındaki yükselişini başlatan ilk albümünü yayınladı

Madonna’nın kendi adını taşıyan ilk albümü, 27 Temmuz 1983’te yayımlandı. Holiday, Lucky Star ve Borderline gibi şarkıların yer aldığı albüm başlangıçta listelere alt sıralardan girdi ancak aylar içinde yükselerek Billboard 200’de sekizinci sıraya ulaştı ve listede toplam 168 hafta kaldı.

Albüm yalnızca Madonna’nın kariyerini başlatmadı; dans müziği, video klip, moda ve sahne gösterisini bir araya getiren yeni bir kadın pop yıldızı modelinin de habercisi oldu. Madonna sonraki yıllarda müziği kadar kadın bedeni, cinsellik ve din üzerinden yürüttüğü tartışmalarla da popüler kültürün en etkili isimlerinden birine dönüştü.

1994 – Dünyayı sarsan açlık fotoğrafının sahibi Kevin Carter 33 yaşında yaşamına son verdi

Güney Afrikalı foto muhabiri Kevin Carter, apartheid rejiminin son yıllarındaki kanlı çatışmaları belgeleyen “Bang-Bang Kulübü”nün üyelerindendi. 1993’te Sudan’ın Ayod kasabasında, açlıktan yere çökmüş bir çocuk ile birkaç metre gerisinde bekleyen akbabayı görüntüledi. The New York Times’ta yayımlanarak kıtlığın küresel simgesine dönüşen fotoğraf, Carter’a 1994 Pulitzer Ödülü’nü kazandırdı.

Fotoğraf, “Carter neden çocuğa yardım etmedi?” tartışmasını da başlattı. Carter, çekimin ardından akbabayı uzaklaştırdığını ve çocuğun yeniden hareket ettiğini söyledi. Yıllar sonra ailesine ulaşılan çocuğun sanıldığı gibi kız değil, Kong Nyong adlı bir erkek olduğu; o gün hayatta kaldığı ve 2007’de ateşli bir hastalık nedeniyle öldüğü açıklandı. Bu kare, foto muhabirinin tanıklık etmekle müdahale etmek arasındaki sorumluluğunu sorgulatan en çarpıcı görüntülerden biri oldu.

Carter, Pulitzer’i almasından birkaç ay sonra, 27 Temmuz 1994’te Johannesburg’da egzoz gazıyla yaşamına son verdi. Ölümünü yalnızca fotoğraf yüzünden uğradığı eleştirilere bağlamak doğru değil: Uzun süredir depresyonla mücadele ediyor, maddi sıkıntılar yaşıyor ve yıllarca görüntülediği şiddetin izlerini taşıyordu. Yakın arkadaşı ve meslektaşı Ken Oosterbroek’in çatışmada öldürülmesi de onu ağır biçimde sarsmıştı. Bıraktığı notta cinayetler, cesetler ve açlıktan ölen çocukların görüntülerinden kurtulamadığını anlatıyordu.

1995 – Pamukova’da cephaneliğe sıçrayan yangın 15 bin kişinin tahliyesine yol açtı

Pamukova’da 27 Temmuz 1995’te başlayan orman yangını, 15. Kolordu Komutanlığına bağlı büyük mühimmat deposuna sıçradı. Depolardaki top, tank ve piyade mühimmatının art arda patlamasıyla ilçenin üzerine şarapnel ve mühimmat parçaları yağdı; evlerin camları kırıldı ve bazı yapılarda hasar oluştu.

Yaklaşık 15 bin kişi belediye anonslarıyla ilçeden tahliye edildi; Pamukova bir süre hayalet şehri andırdı. Patlamaların büyüklüğüne rağmen ölen ya da yaralanan olmaması, olayın “büyük faciadan dönüş” olarak hatırlanmasını sağladı. Olay, şehirlerin içinde veya yakınında kalan askerî mühimmat depolarının güvenliğini de ülke gündemine taşıdı.

1996 – Olimpiyatlara gölge düşüren Atlanta saldırısında TRT kameramanı Melih Uzunyol da hayatını kaybetti

Atlanta Yaz Olimpiyatları sırasında Centennial Olimpiyat Parkı’nda düzenlenen konserin ortasında, çivilerle doldurulmuş bir boru bombası patladı. ABD’li seyirci Alice Hawthorne patlamada hayatını kaybetti, 111 kişi yaralandı. Haberi görüntülemek için olay yerine koşan TRT kameramanı Melih Uzunyol da kalp krizi geçirerek öldü. Böylece saldırının yol açtığı can kaybı ikiye yükseldi.

Bombanın bulunduğu çantayı fark eden güvenlik görevlisi Richard Jewell, alanın boşaltılmasına yardım ederek çok sayıda insanın hayatını kurtardı. Ancak birkaç gün sonra hiçbir kanıt olmadan saldırının şüphelisi olarak gösterildi ve ağır bir medya linçine uğradı; üç ay sonra aklandı. Gerçek saldırgan Eric Rudolph 2003’te yakalandı ve ömür boyu hapse mahkûm edildi. Jewell’ın yaşadıkları, Clint Eastwood’un 2019 yapımı Richard Jewell filmine de konu oldu.

1999 – İzmit’in bisiklet hafızasının öncüsü Yunus Nüzhet Unat hayatını kaybetti

Mübadele sonrasında İzmit’e yerleşen Yunus Nüzhet Unat, Ak Yeşil Spor Kulübünde yetişti; bisiklet millî takımına giren ilk İzmitli oldu ve 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil etti. Daha sonra antrenörlük yaptı, 1936’da İzmit’in ilk bisiklet yarışını düzenledi ve Kocaeli bisiklet bölgesi yöneticiliğini üstlendi.

Oyun yazarlığı da yapan ve Kocaeli milletvekili seçilen Unat, 27 Temmuz 1999’da öldü.

2000 – Suriye’de reform umudu doğuran Beşar Esad yaklaşık 30 siyasi mahkûmu serbest bıraktı

Babasının ölümünün ardından devlet başkanlığına geçen Beşar Esad, göreve başlamasından on gün sonra yaklaşık 30 muhalifin kalan cezalarını bağışladı. Bu sınırlı af, daha sonra “Şam Baharı” olarak adlandırılacak kısa siyasi açılım döneminin başlangıç işaretlerinden biri sayıldı. Kasım ayında yaklaşık 600 siyasi mahkûm daha serbest bırakıldı.

Ancak reform umudu uzun sürmedi. Esad yönetimi Ağustos 2001’den itibaren muhalifleri yeniden tutuklamaya başlayarak Şam Baharı’nı sona erdirdi; sonraki yıllar ağır siyasi baskılar ve insan hakları ihlalleriyle anıldı.

2002 – Hava gösterileri tarihinin en ölümcül kazasında bir Su-27 seyircilerin arasına düştü

Ukrayna’nın Lviv kenti yakınlarındaki Sknyliv Havaalanı’nda gösteri yapan Ukrayna Hava Kuvvetlerine ait Su-27 savaş uçağı, alçak irtifadaki akrobatik manevra sırasında kontrolden çıkarak seyircilerin bulunduğu alana sürüklendi. Uçaktaki iki pilot fırlatma koltuklarıyla kurtulurken 28’i çocuk 77 kişi hayatını kaybetti, 543 kişi yaralandı.

Soruşturmada pilotların onaylanan uçuş planına uymadığı, gösteri alanındaki güvenlik önlemlerinin de yetersiz kaldığı belirlendi. Pilotlar ve organizasyondan sorumlu bazı subaylar hapis cezalarına çarptırılırken Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanı görevden alındı. Facia, seyircilerle gösteri uçakları arasında güvenli mesafe bırakılmasının neden vazgeçilmez olduğunu gösteren en ağır örnek olarak tarihe geçti.

2003 – Apollo programında görev yapan ve Türkiye’de Uzay Kampı’nın kurulmasına öncülük eden İsmail Akbay öldü

1930’da Mudanya’nın Tirilye beldesinde doğan İsmail Akbay, 1953’te üniversite öğrenimi için ABD’ye gitti ve Tennessee Üniversitesinden mühendislik fiziği diplomasıyla mezun oldu. 1964’te NASA’nın Marshall Uzay Uçuş Merkezine katılarak insanlı Ay yolculuklarını gerçekleştiren Apollo programında havacılık ve uzay mühendisi olarak çalıştı; daha sonra Skylab ve Apollo-Soyuz projelerinde görev aldı.

1973’te Marshall’ın Teknoloji Kullanım Ofisi müdür yardımcılığına, 1981’de müdürlüğüne getirildi. Uzay araştırmalarında geliştirilen teknolojilerin kamuya ve özel sektöre aktarılmasını yönetti. 1994’te NASA’dan emekliye ayrıldıktan sonra, Kaya Tuncer’e Türkiye’de bir uzay kampı kurulması fikrini verdi. İzmir’de kurulan ve dünyanın yedinci uzay kampı olan Uzay Kampı Türkiye, 2000’de Akbay ile Amerikalı astronot Scott Carpenter’ın da katıldığı törenle açıldı.

İsmail Akbay, 27 Temmuz 2003’te Alabama’daki evinde çıkan yangında köpeğini kurtarmaya çalışırken dumandan zehirlenerek 72 yaşında hayatını kaybetti.

2008 – Türkiye’yi yasa boğan Güngören saldırısında 17 kişi ile anne karnındaki bir bebek hayatını kaybetti

İstanbul’un Güngören ilçesindeki kalabalık Menderes Çıkmazı’nda, çöp konteynerlerine yerleştirilen iki bomba yaklaşık on dakika arayla patlatıldı. İlk patlamada ölen ya da yaralanan olmadı; ancak çevrede toplanan kalabalık, yaklaşık 50 metre ilerideki ikinci ve daha güçlü bombayla hedef alındı.

Saldırıda beşi çocuk, biri hamile 17 kişi ile anne karnındaki bir bebek hayatını kaybetti; 154 kişi yaralandı. Bu nedenle can kaybı bazı kaynaklarda 17, doğmamış bebek de sayılarak resmî anma ve haberlerde 18 olarak veriliyor.

Soruşturma ve yargılama sonunda saldırının PKK bağlantılı failleri arasında gösterilen Hüseyin Türeli ile Nusret Tebiş, 2013’te ayrı ayrı 18 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Saldırıdan sonra yurt dışına kaçan Tebiş, 2022’de Suriye’de düzenlenen MİT operasyonunda öldürüldü.

2012 – Olimpiyatlara üçüncü kez ev sahipliği yapan ilk şehir olan Londra, XXX. Yaz Olimpiyat Oyunları’nın kapılarını açtı

Yönetmen Danny Boyle’un hazırladığı açılış töreni, Britanya’nın kırsal yaşamından Sanayi Devrimi’ne, sağlık sisteminden müzik ve edebiyatına uzanan büyük bir gösteriye dönüştü. Gecenin en çok konuşulan anında Kraliçe II. Elizabeth, Daniel Craig’in canlandırdığı James Bond’la birlikte çekilen filmde Buckingham Sarayı’ndan helikopterle ayrıldı; dublörleri paraşütle stadyuma indi. Rowan Atkinson’ın Ateş Arabaları müziği eşliğindeki Mr. Bean gösterisi de törenin akılda kalan bölümlerindendi.

12 Ağustos’a kadar süren oyunlarda Londra, 1908 ve 1948’in ardından olimpiyatları üçüncü kez düzenleyen ilk şehir oldu. ABD’li yüzücü Michael Phelps dört altın ve iki gümüş daha kazanarak toplam 22 madalyayla olimpiyat tarihinin en fazla madalya kazanan sporcusuna dönüştü. Jamaikalı Usain Bolt ise 100 metre, 200 metre ve 4×100 metre bayrak yarışlarında üç altın madalya kazanarak Pekin’deki başarısını tekrarladı. Londra 2012 ayrıca katılan bütün ülkelerin kafilesinde en az bir kadın sporcunun yer aldığı ilk olimpiyat oldu.

Türkiye, 16 spor dalında 66’sı kadın, 48’i erkek 114 sporcuyla o tarihe kadarki en kalabalık olimpiyat kafilesini gönderdi. İlk kez kadın sporcuların erkeklerden fazla olduğu kafilede Türk bayrağını Kadın Voleybol Millî Takımı kaptanı Neslihan Demir taşıdı. Kadın basketbol ve voleybol millî takımları tarihlerinde ilk kez olimpiyatlarda yarışarak Türkiye’nin takım sporlarındaki 52 yıllık hasretini sona erdirdi.

Türkiye oyunları başlangıçta iki altın, iki gümüş ve bir bronz olmak üzere beş madalyayla tamamladı. Ancak kadınlar 1500 metrede birinci olan Aslı Çakır Alptekin ile ikinci olan Gamze Bulut’un dereceleri daha sonra doping ihlalleri nedeniyle silindi. Böylece Türkiye’nin resmî bilançosu, tekvandoda Servet Tazegül’ün altını ve Nur Tatar’ın gümüşü ile grekoromen güreşte Rıza Kayaalp’in bronzundan oluşan üç madalyaya düştü. Servet Tazegül, Türkiye’ye tekvandodaki ilk olimpiyat altınını kazandırdı; kadınlar 1500 metre finali ise 13 sporcudan beşinin sonradan cezalandırılmasıyla olimpiyat tarihinin en büyük doping skandallarından biri olarak kaldı.

2018 – 21. yüzyılın en uzun tam Ay tutulması Türkiye’den de izlendi

27 Temmuz 2018 gecesi gerçekleşen tam Ay tutulmasının tam karanlık evresi yaklaşık 103 dakika sürdü. Böylece 21. yüzyılın en uzun tam Ay tutulması yaşandı. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Afrika, Asya, Avustralya ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinden de görülen tutulma milyonlarca kişi tarafından izlendi.

Dünya, Güneş ile Ay’ın arasına girerken atmosferden süzülen kızıl ışık Ay’ın yüzeyine ulaştığı için Ay bakır-kırmızı bir renge büründü. Bu görüntü nedeniyle olay kamuoyunda “Kanlı Ay” adıyla anıldı. Tutulmanın yaşandığı gece Mars’ın da Dünya’ya oldukça yakın görünmesi gökyüzü gözlemcilerine ayrı bir görsel şölen sundu.

2018 – Ballıkayalar’daki ani sel 20 kişiyi mahsur bıraktı

27 Temmuz 2018 akşamı şiddetli yağışla Ballıkayalar’daki derenin taşması üzerine piknikçilerle bağ, bahçe ve seralarda çalışanlar ağaçlara, çatılara ve konteynerlerin üzerine sığındı. Mahsur kalan 20 kişi kurtarıldı; son altı kişi askerî helikopterle bölgeden çıkarıldı. Yağış ayrıca Gebze–İzmit demiryolunda çökmeye ve hızlı tren seferlerinin durmasına neden oldu.

2019 – Mahallenin Muhtarları dizisinin Şoför Ali’si olarak hafızalara kazınan Yalçın Gülhan hayatını kaybetti

Yalçın Gülhan, oyunculuğa 1964 yapımı Dağlar Aslanı filmiyle başladı; Ulvi Uraz Tiyatrosu ve Devekuşu Kabare’de sahneye çıktı. Yeşilçam’da sert, asi ve kimi zaman kötü adam karakterleri dâhil çok farklı rolleri canlandırarak yüzü aşkın film ve dizide oynadı. Sinemanın krize girdiği dönemde ise altı yıl boyunca şarkıcılık yaptı.

Geniş kitleler onu, 1992’de başlayan ve on yıl süren Mahallenin Muhtarları dizisindeki Şoför Ali karakteriyle tanıdı. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Gülhan, 27 Temmuz 2019’da İstanbul’da 74 yaşında hayatını kaybetti ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. Tiyatro sanatçısı Ahmet Gülhan’ın kardeşiydi.

2019 – Türkiye’nin ilk kadın çevre ve turizm bakanı Işılay Saygın hayatını kaybetti

Işılay Saygın, 1973’te Buca Belediye Başkanı seçilerek Türkiye’nin sayılı kadın belediye başkanlarından biri oldu ve 12 Eylül 1980 askerî darbesine kadar bu görevini sürdürdü. Daha sonra beş dönem İzmir milletvekilliği yaptı; farklı hükümetlerde devlet bakanı olarak görev aldı.

1996’da Türkiye’nin ilk kadın çevre bakanı, ardından ilk kadın turizm bakanı olan Saygın, siyasette kadınların çok sınırlı temsil edildiği bir dönemin öne çıkan isimlerinden biriydi. Akciğer sertleşmesine bağlı solunum yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 27 Temmuz 2019’da, 72 yaşında hayatını kaybetti.

2020 – Perge’de 1700 yıllık giyimli kadın heykeli bulunduğu duyuruldu

Antalya’nın Aksu ilçesindeki Perge Antik Kenti’nde, MS 3. yüzyıla tarihlenen giyimli bir kadın heykelinin bulunduğu 27 Temmuz 2020’de kamuoyuna duyuruldu. İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sedef Çokay Kepçe başkanlığındaki kazılarda ortaya çıkarılan heykelin gövdesi ile kırılmış başı iki ayrı parça hâlinde bulundu.

Helenistik kulelerin önünde ortaya çıkarılan yaklaşık 1700 yıllık heykelin kimi temsil ettiği belirlenemedi. Konservasyon ve birleştirme çalışmalarının ardından Antalya Müzesinde sergilenmesine karar verildi. Perge, özellikle Roma döneminde gelişen heykeltıraşlık atölyeleri ve bugüne ulaşan nitelikli heykelleriyle Anadolu arkeolojisinin en önemli merkezlerinden biri kabul ediliyor.

2021 – Almanya’nın son yıllardaki en ağır sanayi facialarından birinde Leverkusen’deki atık tesisi patladı

Leverkusen kentindeki Chempark sanayi bölgesinde bulunan tehlikeli atık tesisinin depolama tanklarından biri patladı. Ardından çıkan büyük yangında yedi çalışan hayatını kaybetti, 31 kişi yaralandı. Kentin üzerini kaplayan kara duman nedeniyle halka evlerinden çıkmaması, kapı ve pencerelerini kapatması söylendi; çevredeki yollar ulaşıma kapatıldı.

Patlamanın nedeni beş yıl sonra kesinleştirildi. 2026’da açıklanan soruşturma sonucuna göre Danimarka’dan getirilen ve kendiliğinden ayrışma özelliği taşıyan atık, güvenli sıcaklığın üzerinde depolanınca tankta hızla ısı ve basınç birikti. Maddenin bu tehlikeli özelliğinin teslim edilen belgelerde belirtilmediği anlaşıldı; tesis çalışanları hakkındaki soruşturma kapatılırken Danimarkalı üretici ile Hamburg’daki atık aracısına yönelik soruşturma sürdürüldü.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.
Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.