23 Eylül Tarihte Bugün

60 Dakika Okuma
23 Eylül Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 23 Eylül

23 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?

BUGÜN ULUSLARARASI İŞARET DİLLERİ GÜNÜ

Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Uluslararası İşaret Dilleri Günü, her yıl 23 Eylül’de kutlanıyor. Tarihin seçilmesinin özel bir nedeni var: Dünya Sağırlar Federasyonu (WFD) 23 Eylül 1951’de kuruldu. BM Genel Kurulu günü 2017’de kabul etti, ilk kutlama 2018’de yapıldı. 2026 aynı zamanda Dünya Sağırlar Federasyonu’nun 75. yılı ve bu yılın teması “Sağır İnsanların İnsan Haklarını İlan Etmek”. Günün temel mesajlarından biri de işaret dilinin yalnız bir iletişim aracı değil, kendi dil bilgisi ve kültürü bulunan gerçek bir dil olduğu; ayrıca dünyanın her yerinde kullanılan tek bir “evrensel işaret dili” bulunmadığı.

Kocaeli’de bunun doğrudan bir karşılığı var. KO-MEK, Kasım 2024’e kadar 8 bin 991 kişiye Türk İşaret Dili eğitimi verdiğini açıklamıştı. Kurslardan çıkan en güzel hikâyelerden biri de Gölcük’te yaşandı: 68 yaşındaki Mithat Birinci ve eşi, oğullarının işitme engelli gelini ve ailesiyle daha rahat iletişim kurabilmek için işaret dili öğrendi; Birinci, kız isteme merasiminde gelinlerini ailesinden işaret diliyle istedi. Büyükşehir ayrıca Kocaeli Barosu avukatlarına da işitme engelli bireylerin adalete erişimini kolaylaştırmak amacıyla işaret dili eğitimi verdi.

BUGÜN SONBAHAR EKİNOKSU: AMA GECE VE GÜNDÜZ TAM 12’ŞER SAAT DEĞİL

Kuzey Yarımküre’de astronomik sonbahar 2026’da 23 Eylül’de başlıyor. Güneş, Türkiye saatiyle 03.05’te gök ekvatorunu kuzeyden güneye geçecek ve sonbahar ekinoksu gerçekleşecek. Ancak okuldan beri tekrarlanan “23 Eylül’de gece ile gündüz tam 12’şer saattir” bilgisi tam olarak doğru değil. Atmosferin Güneş ışınlarını kırması ve gün doğumu ile gün batımının Güneş’in merkezine değil üst kenarına göre hesaplanması nedeniyle gündüz biraz daha uzun sürüyor. İstanbul’da 23 Eylül 2026’da gündüz süresi 12 saat 7 dakika 30 saniye olacak; 12 saate en çok yaklaştığı günlerden biri ise 26 Eylül. Yani ekinoks aslında “gece ve gündüzün eşit olduğu gün”den çok, Güneş’in gök ekvatorunu geçtiği anı ifade ediyor.

BUGÜN HUZURSUZ BACAK SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜ

23 Eylül aynı zamanda Huzursuz Bacak Sendromu Farkındalık Günü. Huzursuz Bacak Sendromu, özellikle dinlenme sırasında ve akşam saatlerinde bacakları hareket ettirme konusunda güçlü bir dürtüye ve rahatsız edici hislere yol açabilen nörolojik bir rahatsızlık. Hareket etmek belirtileri geçici olarak hafifletebildiği için hastalar özellikle uykuya dalarken ciddi güçlük yaşayabiliyor. Restless Legs Syndrome Foundation, her yıl 23 Eylül’de hastalığın daha iyi tanınması, doğru tanı ve tedaviye erişim konusunda farkındalık çalışmaları yürütüyor. 2026’da da 23-26 Eylül arasında dünyanın farklı ülkelerinden uzmanların katılacağı uluslararası bir bilim toplantısı düzenleniyor.

SUUDİ ARABİSTAN’IN MİLLİ GÜNÜ

23 Eylül, Suudi Arabistan’da Milli Gün olarak kutlanıyor. Kral Abdülaziz bin Abdurrahman el-Suud’un yönetimindeki farklı bölgelerin birleştirilmesinin ardından ülkenin Suudi Arabistan Krallığı adı altında birleştiğinin 1932’de ilan edilmesi bugünün temelini oluşturdu. Suudi Arabistan’da 22 Şubat’ta kutlanan “Kuruluş Günü” ile 23 Eylül’deki “Milli Gün” farklı tarihlere dayanıyor: İlki 1727’deki ilk Suudi devletinin kuruluşunu, ikincisi modern Suudi Arabistan’ın birleşmesini anıyor.

 

23 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ

Bu bölümdeki günler Birleşmiş Milletler ya da devletler tarafından ilan edilmiş resmî günler değil; özel kuruluşların, şirketlerin veya popüler kültürün zaman içinde oluşturduğu kutlamalar.

BUGÜN “CHECKERS GÜNÜ”: AMA DAMA OYUNUYLA HİÇBİR İLGİSİ YOK

ABD’de 23 Eylül, National Checkers Day ya da daha da tuhaf adıyla Dogs in Politics Day – Siyasette Köpekler Günü olarak anılıyor. Buradaki “Checkers”, dama oyunu değil, Richard Nixon’ın ailesinin köpeğinin adı. Cumhuriyetçi Parti’nin başkan yardımcısı adayı Nixon, kendisine sağlanan özel siyasi fon nedeniyle eleştirilerin hedefi olunca 23 Eylül 1952’de televizyondan halka seslendi ve aile bütçesini ayrıntılarıyla anlattı. Konuşmanın en çok hatırlanan bölümü ise kızlarına hediye edilen siyah-beyaz cocker spaniel Checkers’ı ne olursa olsun geri vermeyeceğini söylemesiydi. Yaklaşık 60 milyon kişinin izlediği veya dinlediği konuşma “Checkers Speech” adıyla siyasi iletişim tarihine geçti; yıllar sonra 23 Eylül’e “Checkers Günü” ve “Siyasette Köpekler Günü” adı takılmasının nedeni de bu oldu.

BİR DONDURULMUŞ GIDA ŞİRKETİ “AMERİKAN TENCERE TURTASI GÜNÜ” İCAT ETTİ

ABD’nin gayriresmî yiyecek takviminde 23 Eylül, Great American Pot Pie Day – Büyük Amerikan Tencere Turtası Günü. Et, tavuk veya sebzeli iç harcın hamurla kapatılmasıyla hazırlanan geleneksel “pot pie” yemeğinin yüzlerce yıllık geçmişi var ama özel gününün tarihi o kadar eski değil. Günü, dondurulmuş yemek ve turta markası Marie Callender’s 2002’de oluşturdu. Yani geleneksel Amerikan mutfağına aitmiş gibi duran “millî gün”, aslında bir gıda şirketinin pazarlama fikri.

ATIŞTIRMALIK SUCUĞUN BİLE GÜNÜ VAR

23 Eylül’de Amerikan özel gün takvimlerinin bir başka üyesi National Snack Stick Day – Atıştırmalık Sucuk Günü. ABD’de genellikle ince, kurutulmuş veya tütsülenmiş sosis-sucuk biçimindeki et atıştırmalıklarına ayrılan günün arkasında da eski bir gelenek bulunmuyor. Wisconsin merkezli Klement Sausage Company, günü 2016’da kendi ürün kategorisini kutlamak için oluşturdu ve özel gün takvimine kaydettirdi. Böylece cebine birkaç parça kurutulmuş et koyup işe veya yürüyüşe gitmenin bile resmî olmayan bir “kutlama günü” oldu.

 

23 EYLÜL’DE NELER OLDU?

1122 – PAPA İLE İMPARATOR ARASINDAKİ 50 YILLIK YETKİ KAVGASI SONA ERDİ

Papa II. Calixtus ile Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Heinrich, 23 Eylül 1122’de Worms Konkordatosu’nu imzaladı. Yaklaşık yarım yüzyıldır Avrupa’yı sarsan anlaşmazlığın merkezinde basit ama çok büyük bir soru vardı: Piskoposları ve başrahipleri kim atayacaktı, kilise mi yoksa imparator mu? Anlaşmayla imparator, dinî makamları yüzük ve asa vererek doğrudan atama hakkından vazgeçerken kilise görevlilerinin dünyevi görev ve toprakları konusunda imparatorluğun belirli hakları korundu. Worms Konkordatosu, Orta Çağ Avrupa’sında dinî otorite ile siyasî iktidarın yetki alanlarının birbirinden ayrılması yolundaki önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1338 – GEMİLERDE İLK KEZ TOPLARIN KULLANILDIĞI DENİZ SAVAŞI YAŞANDI

İngiliz ve Fransız kuvvetleri, 23 Eylül 1338’de bugünkü Hollanda kıyılarındaki Arnemuiden açıklarında karşı karşıya geldi. Yüz Yıl Savaşı’nın ilk deniz muharebesi olan çatışmanın asıl tarihî önemi ise İngiliz Christopher gemisinde üç top ve bir el tipi ateşli silahın bulunmasıydı. Bu nedenle Arnemuiden, Avrupa tarihinde gemilerde top kullanıldığı bilinen ilk kayıtlı deniz savaşı kabul ediliyor. Fransızların kazandığı muharebe küçük ölçekteydi ama barutlu topçunun sonraki yüzyıllarda deniz savaşlarını nasıl değiştireceğinin erken habercilerinden biri oldu.

1821 – TRİPOLİÇE YUNAN İSYANCILAR TARAFINDAN ELE GEÇİRİLDİ, BİNLERCE MÜSLÜMAN VE YAHUDİ ÖLDÜRÜLDÜ

Mora İsyanı sırasında Yunan isyancılar, dönemin takvimine göre 23 Eylül 1821’de Osmanlı yönetiminin Mora’daki merkezi Tripoliçe’yi ele geçirdi. Şehrin düşmesinin ardından birkaç gün süren katliamda kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere binlerce Müslüman ve Yahudi öldürüldü; can kaybının sayısı konusunda kaynaklarda 6 binden 15 bine ve daha yüksek rakamlara uzanan farklı tahminler bulunuyor. Tripoliçe’nin ele geçirilmesi Yunan bağımsızlık hareketinin askerî açıdan önemli başarılarından biri olurken, ardından yaşanan katliam 1821 İsyanı’nın en kanlı olaylarından biri olarak tarihe geçti. Buradaki tarihin bir takvim farkı taşıdığını da belirtmek gerekiyor: 23 Eylül Jülyen takvimine, bugün kullandığımız Gregoryen takvimde ise 5 Ekim 1821’e karşılık geliyor.

1846 – NEPTÜN ÖNCE HESAPLANDI, SONRA GÖKYÜZÜNDE BULUNDU

Alman gökbilimci Johann Gottfried Galle, 23 Eylül 1846 gecesi Berlin Gözlemevi’nde yaptığı gözlemle Güneş Sistemi’nin sekizinci gezegeni Neptün’ü keşfetti. Ancak Neptün’ün hikâyesini sıra dışı yapan, gezegenin önce teleskopla değil matematikle bulunmuş olmasıydı. Uranüs’ün yörüngesindeki açıklanamayan sapmaları inceleyen Fransız matematikçi Urbain Le Verrier, görünmeyen başka bir gezegenin nerede bulunması gerektiğini hesapladı ve koordinatları Galle’ye gönderdi. Galle teleskobunu belirtilen bölgeye çevirdiğinde Neptün’ü hesaplanan yerin yalnızca yaklaşık bir derece uzağında buldu. Böylece Neptün, varlığı gözle görülmeden önce konumu matematiksel olarak öngörülen ilk gezegen oldu.

1856 – ANADOLU’NUN İLK DEMİRYOLU HATTI İÇİN İMTİYAZ VERİLDİ

Osmanlı yönetimi, 23 Eylül 1856’da İzmir ile Aydın arasında demiryolu inşa edilmesi için bir İngiliz şirketine imtiyaz verdi. Bugünkü Türkiye sınırları içindeki demiryolu tarihinin başlangıcı kabul edilen 130 kilometrelik hattın yapımı böylece başladı. İngiliz sermayesiyle kurulan demiryolunun Aydın’a ulaşması on yıl sürdü ve hat 1866’da tamamen hizmete girdi. İzmir Limanı’nı Ege’nin tarım ürünlerinin üretildiği iç bölgelere bağlayan demiryolu, yalnız ulaşımı değil bölgenin ticaretini ve ekonomik yapısını da değiştirdi.

1889 – NINTENDO, OYUN KÂĞIDI ÜRETEN KÜÇÜK BİR ATÖLYE OLARAK KURULDU

Bugün Mario, Zelda ve Pokémon gibi oyun dünyasının en tanınmış markalarının arkasındaki şirketlerden Nintendo’nun hikâyesi, 23 Eylül 1889’da Japonya’nın Kyoto kentinde başladı. Fusajiro Yamauchi’nin kurduğu küçük işletme, video oyunuyla değil, “hanafuda” adı verilen geleneksel Japon oyun kâğıtlarını üreterek işe başladı. Nintendo onlarca yıl boyunca kart ve oyuncak üretti; elektronik oyunlara ise çok daha sonra yöneldi. 1980’lerden itibaren Donkey Kong, Super Mario, Game Boy ve daha sonra Wii ile Switch gibi ürünlerle dünyanın en büyük eğlence şirketlerinden birine dönüştü.

1909 – “OPERADAKİ HAYALET” İLK KEZ BİR GAZETEDE YAYIMLANMAYA BAŞLADI

Gaston Leroux’nun bugün dünyanın en ünlü gotik hikâyelerinden biri olan Operadaki Hayalet – Le Fantôme de l’Opéra, 23 Eylül 1909’da Paris’te yayımlanan Le Gaulois gazetesinde bölüm bölüm yayımlanmaya başladı. Hikâye ertesi yıl kitaplaştırıldı; daha sonra çok sayıda filme uyarlandı ve Andrew Lloyd Webber’in 1986 tarihli müzikaliyle dünya çapında bir popüler kültür fenomenine dönüştü. Broadway uyarlaması 35 yıl boyunca sahnelenerek Broadway tarihinin en uzun soluklu müzikali oldu.

1913 – ROLAND GARROS, AKDENİZ’İ UÇAKLA DURMADAN GEÇEN İLK PİLOT OLDU

Fransız havacı Roland Garros, 23 Eylül 1913 sabahı Fransa’nın güneyinden havalandı ve yaklaşık sekiz saat sonra Tunus’un Bizerte kentine indi. Yaklaşık 800 kilometrelik uçuşla Akdeniz’i uçakla durmadan geçen ilk insan oldu. Yolculuğun sonuna geldiğinde deposunda yalnız birkaç dakikalık uçuşa yetecek kadar yakıt kalmıştı. Garros daha sonra Birinci Dünya Savaşı’nda savaş pilotu olarak görev yaptı ve 1918’de vurularak öldürüldü; bugün Fransa Açık tenis turnuvasının oynandığı Roland-Garros tesisleri de onun adını taşıyor.

1920 – MİLLÎ MÜCADELE’YE İLK SOVYET SİLAH YARDIMI TRABZON’A ULAŞTI

Millî Mücadele sürerken Ankara Hükûmetinin Sovyet Rusya’dan sağladığı ilk büyük savaş malzemesi sevkiyatının ilk bölümü 23 Eylül 1920’de Trabzon’a ulaştı. Tuapse’den Karadeniz üzerinden getirilen silah ve cephane, Anadolu’ya dağıtılmak üzere Trabzon’daki depolara taşındı. Akademik çalışmalara göre ilk sevkiyat, iki alayı donatabilecek ölçüdeydi; ilk partide toplar, makineli tüfekler, yüzlerce tüfek ve başka askerî malzemeler bulunuyordu. Sovyet yardımları sonraki aylarda devam edecek ve özellikle Batı Cephesi’nin silah ve mühimmat ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynayacaktı.

1922 – İTİLAF DEVLETLERİ DOĞU TRAKYA’NIN TÜRKİYE’YE BIRAKILABİLECEĞİNİ BİLDİRDİ

Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusunun Çanakkale ve İstanbul yönünde ilerlemesi İngiltere, Fransa ve İtalya’yı yeni bir savaş ihtimaliyle karşı karşıya bıraktı. İtilaf Devletleri, 23 Eylül 1922 tarihli ortak notayla Ankara Hükûmetinden askerî harekâtı durdurmasını ve bir barış konferansına katılmasını istedi; buna karşılık Edirne dâhil Meriç’e kadar Doğu Trakya’nın Türkiye’ye bırakılmasına olumlu yaklaştıklarını bildirdi. Ayrıca barış konferansından önce Mudanya veya İzmit’te bir toplantı yapılmasını önerdiler. Bu nota, birkaç gün sonra başlayacak görüşmelerin ve Mudanya Mütarekesi’yle Doğu Trakya’nın savaşılmadan geri alınmasına giden sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1922 – ÇAN YUNAN İŞGALİNDEN KURTULDU

Çanakkale’nin Çan ilçesi, Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde 23 Eylül 1922’de Yunan işgalinden kurtuldu. 1921’de işgal edilen ve savaş sırasında ağır zarar gören ilçede Türk yönetimi yeniden kuruldu. Büyük Taarruz’un ardından Batı Anadolu’nun art arda kurtarıldığı haftalarda yaşanan bu gelişme, Çanakkale çevresinde Yunan işgalinin sona erme sürecinin parçalarından biriydi. Çan’da 23 Eylül bugün de ilçenin kurtuluş günü olarak anılıyor.

1925 – ATATÜRK BURSA’DA ŞAPKA VE KIYAFET DEĞİŞİMİNİ ANLATTI

Mustafa Kemal Atatürk, 23 Eylül 1925’te Bursa Türk Ocağı’nda yaptığı konuşmada Cumhuriyet’in gündemindeki kıyafet değişimini savundu. Şapkanın kısa sürede toplumun farklı kesimlerince benimseneceğini söyleyen Atatürk, çağdaş dünyadaki yerini korumak isteyen insanların “medeni kisveye” bürünmesi gerektiğini ifade etti; kadınların giyimi konusunda da benzer görüşler dile getirdi. Konuşma, Atatürk’ün ağustosta Kastamonu ve İnebolu’da başlattığı şapka ve kıyafet tartışmalarının devamı niteliğindeydi; Şapka Kanunu ise iki ay sonra, 25 Kasım 1925’te kabul edilecekti.

1935 – ALACAHÖYÜK’TE BULUNAN ALTIN ESERLER ATATÜRK’E GÖSTERİLDİ

Türk Tarih Kurumu’nun 1935’te başlattığı Alacahöyük kazılarında kral mezarlarından çıkarılan altın taç, altın kılıç kabzası, ibrik, kupalar, saç iğneleri ve başka değerli eserler, 23 Eylül 1935’te Ankara’ya getirilerek Atatürk’e gösterildi. Cumhuriyet döneminin ilk büyük sistemli Türk arkeoloji çalışmalarından biri olan kazının buluntuları Atatürk’ü öylesine etkiledi ki çalışmaların ertesi yıl da sürdürülmesini ve Ankara’da bir Hitit Müzesi kurulmasını istedi. Bir yıl sonra TBMM açılış konuşmasında Alacahöyük buluntularının dünya kültür tarihinin yeniden incelenmesini gerektirecek nitelikte olduğunu söyleyecekti. Alacahöyük, genç Cumhuriyet’in kendi arkeologlarıyla Anadolu’nun geçmişini araştırmaya girişmesinin simge çalışmalarından birine dönüştü.

1938 – ÇEKOSLOVAKYA, HITLER TEHDİDİ KARŞISINDA GENEL SEFERBERLİK İLAN ETTİ

Avrupa’yı İkinci Dünya Savaşı’nın eşiğine getiren Südet Krizi sırasında Çekoslovakya hükûmeti, 23 Eylül 1938’de genel seferberlik kararı aldı. Adolf Hitler yönetimindeki Almanya sınırda asker yığıyor ve çoğunluğu Almanca konuşan nüfusun yaşadığı Südet bölgesinin kendisine verilmesini istiyordu. İngiltere ve Fransa ile Almanya arasındaki görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine alınan seferberlik kararına rağmen savaş o gün başlamadı. Yalnızca altı gün sonra imzalanan Münih Anlaşması’yla İngiltere ve Fransa, Çekoslovakya’nın katılmadığı bir anlaşmayla Südet bölgesinin Almanya’ya bırakılmasını kabul edecekti.

1943 – MUSSOLINI, NAZİ İŞGALİNDEKİ İTALYA’DA YENİ BİR FAŞİST REJİM KURDU

Benito Mussolini’nin iktidardan düşürülüp tutuklanmasının ve ardından Alman komandoları tarafından kurtarılmasının ardından, 23 Eylül 1943’te İtalyan Sosyal Cumhuriyeti kuruldu. “Salò Cumhuriyeti” olarak da bilinen rejimin başına yeniden Mussolini geçti ancak yönetim, Alman ordusunun işgali altındaki Kuzey ve Orta İtalya’da faaliyet gösteriyor ve büyük ölçüde Nazi Almanyası’na bağımlı bulunuyordu. Böylece İtalya fiilen ikiye bölündü: Güneyde Müttefiklerle birlikte hareket eden krallık hükûmeti, kuzeyde ise Mussolini’nin Alman destekli rejimi vardı. İtalyan Sosyal Cumhuriyeti, Nazi Almanyası’nın yenilgisiyle birlikte Nisan 1945’te çöktü.

1944 – LILLE’İN TEMELLERİ ATILDI; YILLAR SONRA ÜÇ TÜRK FUTBOLCUYLA ŞAMPİYON OLDU

Fransa’nın köklü futbol kulüplerinden Lille’in temelleri, 23 Eylül 1944’te iki yerel rakip Olympique Lillois ile Sporting Club Fivois’in birleşme kararı almasıyla atıldı. Yeni takım önce “Stade Lillois” adıyla sahaya çıktı; Lille Olympique Sporting Club yani LOSC adı ve kulübün resmî statüsü ise aynı yıl kasım ayında kesinleşti. Lille, sonraki yıllarda Fransa futbolunun önemli kulüplerinden biri oldu. Türkiye’de ise özellikle Burak Yılmaz, Yusuf Yazıcı ve Zeki Çelik’in formasını giydiği 2020-2021 sezonunda Paris Saint-Germain’i geride bırakarak Fransa şampiyonu olmasıyla büyük ilgi gördü.

1949 – ABD, SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN ATOM BOMBASI YAPTIĞINI DÜNYAYA AÇIKLADI

ABD Başkanı Harry Truman, 23 Eylül 1949’da yaptığı açıklamayla Sovyetler Birliği’nde yakın zamanda bir atom bombası patlaması tespit edildiğini duyurdu. Sovyetler aslında ilk nükleer denemelerini 29 Ağustos’ta gerçekleştirmişti ancak olay dünyaya yaklaşık bir ay sonra açıklandı. Böylece ABD’nin 1945’ten beri elinde tuttuğu nükleer silah tekeli sona erdi ve Soğuk Savaş’ın iki süper gücü arasında nükleer silahlanma yarışının yeni dönemi başladı.

1955 – SİYAH ÇOCUK EMMETT TILL’İ ÖLDÜRMEKLE SUÇLANAN İKİ BEYAZ SANIK BERAAT ETTİ

ABD’nin Mississippi eyaletinde 14 yaşındaki siyah çocuk Emmett Till’i kaçırıp işkence ederek öldürmekle suçlanan Roy Bryant ve J.W. Milam, 23 Eylül 1955’te tamamı beyazlardan oluşan jüri tarafından beraat ettirildi. Jürinin karar vermesi yaklaşık bir saat sürdü. İki adam daha sonra, aynı suçtan yeniden yargılanamayacaklarını bildikleri için bir dergiye para karşılığı verdikleri röportajda Till’i öldürdüklerini itiraf etti. Cinayet ve ardından gelen beraat kararı, ABD’de ırk ayrımcılığına karşı yükselen sivil haklar hareketinin sembol olaylarından birine dönüştü.

1957 – DOKUZ SİYAH ÖĞRENCİNİN OKULA GİRMESİ İÇİN ABD ORDUSU DEVREYE GİRDİ

Arkansas’ın Little Rock kentinde daha önce yalnız beyaz öğrencilerin eğitim gördüğü Central High School’a kaydolan dokuz siyah öğrenci, 23 Eylül 1957’de okula girmeyi başardı ancak dışarıda toplanan binden fazla ırkçı göstericinin şiddete yönelmesi üzerine polis öğrencileri binadan çıkarmak zorunda kaldı. Aynı gün Başkan Dwight Eisenhower, Arkansas Ulusal Muhafızlarını federal denetime alan ve federal askerlerin görevlendirilmesinin önünü açan kararı imzaladı. Ertesi gün 101. Hava İndirme Tümeni Little Rock’a gönderildi; dokuz öğrenci 25 Eylül’de asker korumasında derslere girdi. Olay, ABD’de okullardaki ırk ayrımının kaldırılması mücadelesinin en sembolik anlarından biri oldu.

1961 – THY UÇAĞI ANKARA YAKINLARINDA DÜŞTÜ: 28 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Türk Hava Yolları’nın Kıbrıs-Adana-Ankara seferini yapan “Tay” adlı Fokker F27 yolcu uçağı, 23 Eylül 1961 akşamı Ankara’ya inişe geçtiği sırada düştü. Uçakta bulunan 25 yolcu ve dört mürettebattan 28 kişi hayatını kaybetti; yalnızca bir yolcu hafif yaralı olarak kurtuldu. Kazaya ilişkin incelemede uçağın yaklaşma sırasında normal iniş hattının dışında ve olması gerekenden daha alçakta bulunduğu tespit edildi. Henüz aynı yıl hizmete girmiş olan “Tay” uçağının kaybı, Türk sivil havacılık tarihinin en ağır kazalarından biri olarak kayıtlara geçti.

1962 – JETGİLLER EKRANA GELDİ: GELECEĞİN EVİNİ 60 YIL ÖNCEDEN HAYAL ETTİ

Hanna-Barbera’nın gelecekte yaşayan Jetson ailesini anlattığı The Jetsons – Jetgiller, ilk kez 23 Eylül 1962’de Amerikan ABC kanalında yayımlandı. Uçan otomobiller, görüntülü telefonlar, robot hizmetçiler, düz ekranlar ve otomatik ev sistemleriyle kurduğu gelecek tasviri, sonraki kuşakların teknoloji hayalini büyük ölçüde etkiledi. Dizi aynı zamanda ABC’nin renkli yayımladığı ilk televizyon programıydı; ancak o sırada Amerikan evlerinin yalnız küçük bir bölümünde renkli televizyon bulunuyordu.

1972 – MARCOS, FİLİPİNLER’DE SIKIYÖNETİMİ HALKA DUYURDU

Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos, 23 Eylül 1972 akşamı televizyon ve radyodan yaptığı konuşmayla ülkenin sıkıyönetim altında olduğunu halka açıkladı. Sıkıyönetimi ilan eden 1081 sayılı bildirgenin üzerinde 21 Eylül tarihi bulunuyordu ancak uygulama 22 Eylül gecesi devreye sokuldu ve Marcos açıklamayı 23 Eylül’de yaptı. Bu sırada muhalif siyasetçiler ve gazeteciler gözaltına alındı, çok sayıda basın ve yayın kuruluşu kapatıldı. Sıkıyönetim 1981’e kadar resmen devam etti; Marcos ise 1986’daki Halkın Gücü hareketine kadar iktidarda kaldı.

1973 – ARJANTİN’DE DARBEDEN 18 YIL SONRA JUAN PERÓN YENİDEN DEVLET BAŞKANI SEÇİLDİ

1955’te askerî darbeyle iktidardan uzaklaştırılan ve yıllarca sürgünde yaşayan Juan Domingo Perón, 23 Eylül 1973’te yapılan seçimlerde yüzde 61,8 oy alarak yeniden Arjantin Devlet Başkanı seçildi. Perón, 18 yıllık aranın ardından aynı yıl ülkesine kesin olarak dönmüş; başkan yardımcılığına ise eşi Isabel Perón aday olmuştu. Böylece Juan Perón üçüncü kez devlet başkanlığına seçildi. Ancak yeni dönemi kısa sürdü: 1 Temmuz 1974’te hayatını kaybetti ve yerine Başkan Yardımcısı Isabel Perón geçti.

1974 – İNTERNETTEN ÖNCE HABERİ TELEVİZYON EKRANINA GETİREN İLK TELETEXT HİZMETİ CEEFAX BAŞLADI

BBC, 23 Eylül 1974’te dünyanın ilk teletext hizmeti Ceefax’i yayına soktu. Televizyon ekranından sayfa numarası girerek son dakika haberlerine, spor sonuçlarına, hava durumuna ve çeşitli bilgilere ulaşmak mümkündü; ayrıca sistem seçilebilir altyazı hizmetinin yaygınlaşmasına da büyük katkı sağladı. İnternetin evlere girmesinden onlarca yıl önce kullanıcıya “istediği bilgiyi istediği anda açma” fikrini sunan Ceefax, dijital çağın ilginç öncülerinden biriydi. Hizmet, İngiltere’de analog televizyon yayınlarının sona erdiği 2012’de kapatıldı.

1980 – 1981 YILI “ATATÜRK YILI” İLAN EDİLDİ

12 Eylül askerî darbesinden 11 gün sonra yasama yetkisini kullanan Millî Güvenlik Konseyi, 23 Eylül 1980’de kabul ettiği 2302 sayılı kanunla 1981’in “Atatürk Yılı” olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı dolayısıyla yurt içinde ve dışında törenler, toplantılar, yarışmalar ve kültür etkinlikleri düzenlenmesi öngörüldü. Aynı kanun, Ankara’da Atatürk Kültür Merkezi’nin kurulmasını da karara bağladı. 1981 boyunca Türkiye’de eğitimden sanata, basından kamu kurumlarına kadar çok geniş bir alanda Atatürk’ün yaşamı ve Cumhuriyet’in kuruluşuna ilişkin etkinlikler gerçekleştirildi.

1980 – BOB MARLEY HAYATININ SON KONSERİNİ VERDİ

Bob Marley and the Wailers, 23 Eylül 1980’de Pittsburgh’daki Stanley Theatre’da sahneye çıktı. Marley’in bunun kariyerinin son konseri olacağı henüz bilinmiyordu; yalnızca iki gün önce kanserinin vücuduna yayıldığını öğrenmişti. Pittsburgh konserinin ardından turnesi durduruldu ve Marley tedavi görmeye başladı. Reggae müziğini dünya çapında tanıtan sanatçı, sekiz aydan kısa süre sonra, 11 Mayıs 1981’de hayatını kaybetti.

1990 – STAR 1, TRT’YLE REKABETİ “DALLAS”LA KIZIŞTIRDI

Türkiye’de özel televizyon yayıncılığının henüz yeni başladığı günlerde Star 1, 23 Eylül 1990’da Dallas dizisini yayımlamaya başladı. Kanal yeni yayın dönemini TRT’den yaklaşık iki hafta önce açarak izleyici çekmek istiyor; yabancı diziler, klipler ve eğlence programlarıyla devlet televizyonunun yıllardır süren tekeline rakip olmaya çalışıyordu. Habertürk’ün Star TV tarihçesine göre Dallas’ın özellikle 23 Eylül’de başlatılması da bu rekabet stratejisinin parçasıydı. Bir zamanlar TRT ekranlarından bütün Türkiye’yi ekrana kilitleyen Dallas’ın bu kez yeni özel televizyon tarafından kullanılması, Türkiye’de televizyon çağının değişmeye başladığı günlerin güzel bir popüler kültür ayrıntısı.

1993 – MICHAEL JACKSON TÜRKİYE’DEKİ İLK VE TEK KONSERİNİ VERDİ

Michael Jackson, 23 Eylül 1993’te Dangerous World Tour kapsamında İstanbul’daki İnönü Stadı’nda sahneye çıktı ve Türkiye’deki ilk ve tek konserini verdi. On binlerce kişinin izlediği konserde “Jam”, “Billie Jean”, “Smooth Criminal”, “Black or White” ve “Heal the World” gibi dönemin en önemli şarkılarını seslendirdi. Jackson’ın İstanbul konseri aslında bir yıl önce planlanmış ancak gerçekleşmemişti; 1993’teki konser bu nedenle daha da büyük ilgi gördü. Aynı yaz İstanbul’a Guns N’ Roses, Metallica, Sting, Bon Jovi ve Scorpions gibi dünya yıldızları da gelmişti; Michael Jackson konseri ise 1990’lar Türkiye’sinin en çok hatırlanan müzik olaylarından biri oldu.

1994 – “ESARETİN BEDELİ” GÖSTERİME GİRDİ

Stephen King’in bir öyküsünden Frank Darabont tarafından sinemaya uyarlanan The Shawshank Redemption – Esaretin Bedeli, 23 Eylül 1994’te New York ve Los Angeles’ta gösterime girdi. Tim Robbins ile Morgan Freeman’ın başrollerini paylaştığı hapishane draması, yıllar içinde modern sinemanın en sevilen filmlerinden birine dönüştü. Amerikan Film Enstitüsü de filmi 2007’de hazırladığı “En İyi 100 Amerikan Filmi” listesine aldı. Bugün kült statüsüne sahip filmin sinema yolculuğu böylece 23 Eylül’de başladı.

1996 – ANAYASA MAHKEMESİ ZİNADA ERKEĞE TANINAN AYRICALIĞI İPTAL ETTİ

Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 1996’da Türk Ceza Kanunu’nun evli erkeğin zinasını düzenleyen 441. maddesini kadın-erkek eşitliğine aykırı bularak iptal etti. O dönemde evli bir kadının başka bir erkekle bir kez cinsel ilişkiye girmesi zina suçu için yeterli sayılırken, evli erkeğin cezalandırılabilmesi için başka bir kadınla karı-koca gibi birlikte yaşaması gibi ek koşullar aranıyordu. Mahkeme, evlilikte sadakat yükümlülüğünün kadın ve erkek için aynı olduğunu ve erkeğe böyle bir ayrıcalık tanınamayacağını belirtti. Kararın yürürlüğe girmesi için yasama organına bir yıl süre verildi; yeni düzenleme yapılmayınca 1997 sonunda erkeğin zinası suç olmaktan çıktı. Kadının zinasını suç sayan hüküm de 1998’de iptal edildi ve böylece zina ceza hukuku bakımından suç olmaktan çıktı.

1997 – CEZAYİR’DE BENTALHA KATLİAMI: 200’DEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

Cezayir’in başkentinin güneyindeki Bentalha’da, 22 Eylül’ü 23 Eylül 1997’ye bağlayan gece 200’den fazla erkek, kadın ve çocuk öldürüldü. Evleri basan silahlı saldırganlar saatler boyunca köyde katliam yaptı; saldırı dönemin en güçlü silahlı örgütlerinden GIA’ya atfedildi. Ancak Bentalha’nın çok sayıda askerî ve güvenlik noktasına yakın olmasına rağmen güvenlik güçlerinin katliamı durdurmak için müdahale etmediğine ilişkin tanıklıklar büyük tartışma yarattı. Olay, on binlerce kişinin öldüğü Cezayir İç Savaşı’nın en kanlı ve hâlâ tartışılan katliamlarından biri olarak tarihe geçti.

1999 – ÖCALAN BİR PKK GRUBUNUN SİLAHLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİP TESLİM OLMASINI İSTEDİ

İmralı’da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan, 23 Eylül 1999’da avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, bir grup PKK mensubunun silahlarıyla birlikte Türkiye’ye gelerek teslim olmasını istedi. Öcalan bunu, daha önce yaptığı çatışmaların durdurulması ve örgüt mensuplarının Türkiye dışına çekilmesi çağrılarının ardından atılacak bir “iyi niyet” adımı olarak sundu. Çağrı üzerine Ali Sapan başkanlığındaki 8 kişilik PKK grubu 1 Ekim’de Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde güvenlik güçlerine teslim oldu ve ardından haklarında yargı süreci başlatıldı. Olay, Öcalan’ın Şubat 1999’da yakalanmasının ardından PKK’nın silahlı faaliyetleri ve Türkiye’den çekilmesi etrafında yaşanan yeni dönemin dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu.

1999 – NASA, MİLYONLARCA DOLARLIK MARS ARACINI METREYLE İNÇİ KARIŞTIĞI İÇİN KAYBETTİ

NASA’nın Mars Climate Orbiter uzay aracı, 23 Eylül 1999’da Mars yörüngesine girmeye çalışırken sinyalini kaybetti ve bir daha bulunamadı. Soruşturma sonucu bilim ve mühendislik tarihinin en pahalı ölçü birimi hatalarından biri ortaya çıktı: Uzay aracını geliştiren ekiplerden biri itki hesaplarını İngiliz ölçü sisteminde, NASA’nın navigasyon ekibi ise verileri metrik sistemde bekliyordu. Birimlerin birbirine çevrilmemesi, aracın planlanandan çok daha alçaktan Mars atmosferine girmesine ve büyük olasılıkla parçalanmasına yol açtı. Yaklaşık 125 milyon dolarlık araç, “metreyle feet’i karıştırmanın” neye mal olabileceğinin ders kitaplarına geçen örneği oldu.

2008 – FİNLANDİYA’DA OKUL SALDIRISI: 10 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

Finlandiya’nın Kauhajoki kentindeki bir meslek yüksekokulunda, 23 Eylül 2008’de düzenlenen silahlı saldırıda dokuz öğrenci ve bir öğretmen hayatını kaybetti. Saldırgan okulda ateş açtıktan sonra bazı bölümleri ateşe verdi ve ardından kendisini vurdu; daha sonra hastanede öldü. Olayın en çok tartışılan yönlerinden biri, saldırganın internette yayımladığı silahlı videolar nedeniyle bir gün önce polis tarafından sorgulandığının ortaya çıkması, ancak silahına el konulmamış olmasıydı. Katliam, Finlandiya’da silah ruhsatları ve özellikle tabanca sahipliği kurallarının sıkılaştırılması tartışmalarını hızlandırdı.

2008 – DÜNYANIN İLK ANDROID TELEFONU TANITILDI

Google ve T-Mobile, 23 Eylül 2008’de Android işletim sistemini kullanan ilk ticari telefonu T-Mobile G1’i, diğer adıyla HTC Dream’i tanıttı. Aynı gün Android 1.0’ın ilk tamamlanmış geliştirici sürümü de yayımlandı. Telefon dokunmatik ekranının yanında fiziksel klavyeye sahipti ve Gmail, Google Maps, YouTube gibi Google servislerini doğrudan kullanabiliyordu. O tarihte yeni bir iPhone rakibi olarak görülen Android, sonraki yıllarda dünyanın en yaygın mobil işletim sistemi haline geldi.

2011 – CERN “IŞIKTAN HIZLI NÖTRİNO” BULDUĞUNU SANDI; SORUN BİR KABLODAN ÇIKTI

CERN, 23 Eylül 2011’de OPERA deneyinden gelen son derece şaşırtıcı bir sonucu kamuoyuna açıkladı: İsviçre’den İtalya’ya gönderilen nötrinolar, ölçümlere göre ışıktan biraz daha hızlı hareket etmiş görünüyordu. Eğer doğruysa Einstein’ın özel görelilik kuramının temel sonuçlarından birini sarsabilecek keşif dünya çapında büyük heyecan yarattı. Araştırmacılar sonucu kesin keşif olarak sunmak yerine başka laboratuvarlardan doğrulama istedi. Aylar süren kontroller sonunda sorun bulundu: Deneyin zamanlama sistemindeki hatalı bir fiber optik bağlantı ölçümü bozmuştu. CERN 2012’de nötrinoların ışık hızını aşmadığını açıkladı.

2019 – GRETA THUNBERG BM’DE “HOW DARE YOU?” DİYE SESLENDİ

Henüz 16 yaşındaki İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, 23 Eylül 2019’da New York’taki Birleşmiş Milletler İklim Eylemi Zirvesi’nde dünya liderlerine hitap etti. Hükûmetleri iklim değişikliği karşısında yeterince hızlı davranmamakla eleştiren Thunberg’in konuşmasındaki “How dare you?” sözleri kısa sürede dünya çapında yayıldı. Konuşma destekleyenler ve eleştirenler arasında yoğun tartışma yaratırken Thunberg’i genç iklim hareketinin dünya çapındaki en görünür isimlerinden biri haline getiren anlardan biri oldu.

2022 – ROGER FEDERER SON MAÇINA RAFAEL NADAL’LA BİRLİKTE ÇIKTI

Tenis tarihinin en büyük isimlerinden Roger Federer, 23 Eylül 2022’de Londra’daki Laver Cup’ta profesyonel kariyerinin son maçına çıktı. Yıllarca en büyük rakiplerinden biri olan Rafael Nadal’la bu kez aynı tarafta çiftler maçına çıkan Federer, Jack Sock ve Frances Tiafoe ikilisine karşı oynadı. Federer-Nadal çifti maçı kaybetti ancak gece, sonucun çok ötesine geçen duygusal bir vedaya dönüştü; maçın ardından Federer ile Nadal’ın yan yana gözyaşı döktüğü görüntüler dünya basınına yayıldı. Böylece modern tenis tarihinin en büyük rekabetlerinden biri, son kez rakip olarak değil takım arkadaşı olarak korta çıktı.

2024 – DATÇA AÇIKLARINDAKİ OSMANLI BATIĞINDAN YENİÇERİ TÜFEKLERİ VE ÇİN PORSELENLERİ ÇIKTI

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 23 Eylül 2024’te Datça açıklarındaki Kızlan Osmanlı Batığı kazısında ortaya çıkarılan yeni buluntuları kamuoyuna duyurdu. 17. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen gemide Yeniçerilere ait 14 tüfek, yaklaşık 2 bin 500 kurşun misket, patlamış top gülleleri, pipolar, kaplar ve paketleri bozulmadan kalmış Çin porselenleri bulundu. Savaş izleri geminin bir çatışmada battığını gösterirken, Kuzey Afrika kökenli seramikler ile Çin porselenleri geminin özel ya da diplomatik bir görev taşıyor olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Kızlan Batığı, Türkiye karasularında Yeniçeri askerlerinin bulunduğu bir Osmanlı gemisinin arkeolojik olarak kazıldığı ilk örnek olarak değerlendiriliyor.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 23 EYLÜL

23 EYLÜL’DE GAZETELERDE KOCAELİ: MEYVE İHRACATINDAN FABRİKA YÖNETİMİNE, ÇADIR KENTTE “GALOŞ” ARAYIŞINA

23 Eylül 1938 tarihli Son Posta, bugün sanayi denildiğinde ilk akla gelen kentlerden Kocaeli’yi bambaşka bir kimlikle anlatıyordu: “Kocaeli meyva ihraç mıntakası haline geliyor.” Gazete, Değirmendere fındığının, Tavşancıl üzümünün ve Sapanca elmasının İstanbul’da çoktan ün kazandığını; üreticinin ürününü aracılara mahkûm olmadan satabilmesi için örgütlenmeye çalışıldığını yazıyordu. Sapanca Gölü İmar Şirketi İstanbul halinde bir büro açmış, bir yandan da ferik elmasının başka bir çeşitle melezlenerek daha lezzetli ve uzun süre dayanabilen yeni bir elma elde edilmesi üzerinde çalışılıyordu. Aynı haberde pancar mahsulünün de çok bereketli olduğu belirtiliyordu. Bugünün rafinerileri, otomotiv fabrikaları ve organize sanayi bölgeleriyle bildiğimiz Kocaeli’nin bundan yalnızca birkaç kuşak önce İstanbul pazarına fındık, üzüm ve elma gönderen önemli bir tarım bölgesi olduğunu hatırlatan güzel bir gazete sayfası.

Otuz yıl sonra 23 Eylül 1968 tarihli Milliyet, sanayileşen Kocaeli’nin başka bir yüzünü gösteriyordu. Gazetenin “Kocaeli’nde ilk defa işçiler fabrika yönetimine katıldı” başlıklı haberine göre Kimya-İş Sendikası ile Mutfakgaz Fabrikası arasında yapılan toplu sözleşmeyle beş kişilik yönetim kurulunda iki işçi ve iki işveren temsilcisi yer alacak, kurula tarafsız bir başkan başkanlık edecekti. Milliyet, uygulamayı Türkiye’de işçilerin fabrika yönetimine yarı yarıya katıldığı ilk örnek olarak duyuruyordu. Sözleşmeyle işçilere ayrıca iş güvencesi, iki maaş ikramiye ve günlük sekiz liralık ücret artışı sağlanmıştı. 1960’ların Kocaeli’si artık yalnız fabrikaların değil, Türkiye işçi hareketinin yeni uygulamalarının da denendiği bir kentti.

23 Eylül 1983 tarihli Milliyet’teki küçük bir iş ilanı ise Kocaeli sanayisinin nasıl değiştiğini başka bir açıdan gösteriyor. Gebze’de fabrikaları bulunan bir boya ve vernik şirketi kimya, endüstri ve inşaat mühendisleri arıyordu; bazı pozisyonlarda özellikle ODTÜ, Boğaziçi ve İTÜ mezunu olmak, iyi İngilizce hatta Almanca bilmek isteniyordu. İlanın bugünden bakıldığında en çarpıcı şartı ise adayların 35 yaşını geçmemiş, erkek ve askerlik görevini tamamlamış olmasıydı. Bir gazete ilanının birkaç satırında 1980’ler Gebze sanayisinin ihtiyaç duyduğu yeni beyaz yakalı profil ile dönemin çalışma hayatındaki cinsiyet anlayışı yan yana duruyor.

Ve 23 Eylül 1999 tarihli Cumhuriyet. 17 Ağustos depreminin üzerinden yaklaşık beş hafta geçmişti; büyük yeniden yapılanma planlarının arasında gazete sayfasına gündelik hayatın çok küçük ama çok gerçek bir ihtiyacı düşmüştü: İzmit Cephanelik çadır kentinde çalışan gönüllü psikologlar “galoş” istiyordu. Psikologlar depremzedelere daha sağlıklı koşullarda hizmet verebilmek için bu basit malzemeye ihtiyaç duyduklarını söylüyordu. Aynı sayfada Millî Eğitim Bakanlığı ile UNICEF’in Kocaeli’deki öğrenci ve öğretmenler için psikososyal destek programı başlattığı, İzmit Saraybahçe’de kurulmakta olan 400 prefabrik konutluk UND Köyü’nün ilk 140 evinin teslim aşamasına geldiği ve artçı sarsıntıların sürdüğü yazılıydı. Depremden haftalar sonra Kocaeli’de hayat, bir tarafta yüzlerce konutluk projelerle yeniden kurulmaya çalışılırken diğer tarafta bir çift galoşa ihtiyaç duyulan çadır kentlerde devam ediyordu.

1950 – İZMİT’TE “YENİ ZURNA” ÇIKMAYA BAŞLADI; SADECE 12 SAYI YAŞADI

İzmit basınının ilginç ama kısa ömürlü yayınlarından Yeni Zurna, ilk sayısını 23 Eylül 1950’de çıkardı. Fethiye Caddesi 31 numarada hazırlanan gazete kendisini “siyasi mizahi gazete” olarak tanımlıyor ve haftada bir yayımlanıyordu. Ancak yayın hayatı yalnızca üç ay kadar sürdü; 12. ve son sayısı 16 Aralık 1950’de çıktı. Yeni Zurna’nın hikâyesi, Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1950’de İzmit’te yalnız siyasi gazetelerin değil, yerel mizah basınının da kendisine alan açmaya çalıştığını gösteren hoş bir ayrıntı.

1959 – AVNİ KALKAVAN’IN GOLÜ FENERBAHÇE’Yİ AVRUPA’DA TUR ATLAYAN İLK TÜRK TAKIMI YAPTI

İzmit ve Kocaelispor futbol tarihinde özel bir yeri bulunan Avni Kalkavan, 23 Eylül 1959’da Türk futbolunun ilklerinden birine imza attı. Fenerbahçe, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Macaristan temsilcisi Csepel’i Budapeşte’de 3-2 yenerken galibiyet golünü Kalkavan attı ve sarı-lacivertliler Avrupa kupalarında rakibini eleyerek tur atlayan ilk Türk kulübü oldu. Rize’de doğan Kalkavan’ın ailesi İzmit’e yerleşmişti; kendisi de daha sonra İzmit Kâğıtspor’da oynayıp takımı çalıştırdı ve Kocaelispor’un ilk teknik direktörü oldu. Yıllar sonra yeniden Kocaelispor’u çalıştıran Kalkavan, yaşamının sonuna kadar İzmit futbolunun “Avni Ağabey”i olarak kaldı.

1965 – YARIMCA’DA BARBAROS TANKERİ PATLADI

İzmit Körfezi, 23 Eylül 1965 akşamı büyük bir denizcilik faciasına sahne oldu. İskenderun’dan gelen Barbaros adlı akaryakıt tankeri, Yarımca’daki İPRAŞ Rafinerisi iskelesi önünde şiddetli bir patlamanın ardından alev aldı; geminin kaptan köşkü ve tank bölümleri ağır biçimde parçalandı. Can kaybı konusunda dönemin gazeteleri birbirinden farklı rakamlar verdi: Milliyet 11 ölü ve 4 yaralı, Cumhuriyet 13 ölü ve 1 yaralı, Hürriyet ise 12 kişinin cesedinin bulunduğunu yazdı. İlk incelemelerde elektrik kontağı ile petrol buharının patlamaya yol açmış olabileceği üzerinde duruluyordu. Kocaeli’nin büyük petrol ve petrokimya merkezi haline gelmeye başladığı yıllarda yaşanan facia, İzmit Körfezi’ndeki sanayileşmenin beraberinde getirdiği tehlikelerin de erken ve ağır örneklerinden biriydi.

1988 – KOCAELİ SANAYİ ODASI’NIN KURULUŞU İÇİN İLK RESMÎ ADIM ATILDI

Türkiye’nin en büyük sanayi merkezlerinden birinin bugün en önemli kurumlarından olan Kocaeli Sanayi Odası’nın kuruluş süreci 23 Eylül 1988’de başladı. BASF Sümerbank, Çolakoğlu, Kordsa, Lassa, Polisan, SEKA ve Marshall gibi Kocaeli sanayisinin büyük kuruluşlarının da aralarında bulunduğu 15 şirketten oluşan müteşebbis heyet, Kocaeli Valiliğine başvurarak il sınırlarını kapsayan ayrı bir sanayi odası kurulmasını istedi. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının incelemesinin ardından 28 Şubat 1989’da 371 sanayi kuruluşu tasdik edildi ve Kocaeli Sanayi Odası faaliyete geçti. Kocaeli’nin kendi ekonomik kurumlarını oluşturan büyük bir sanayi merkezi haline gelişinin önemli adımlarından biri de böylece 23 Eylül’de atıldı.

1999 – MARMARA DEPREMİ SONRASI DÖRT İLİN AFET KOORDİNASYON MERKEZİ KOCAELİ OLDU

17 Ağustos depreminin ardından afet yönetiminin yeniden örgütlenmesi için çıkarılan 576 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 23 Eylül 1999’da yürürlüğe girdi. Kararnameyle Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Bolu’daki depremzedelerin barınma, gıda, giyim ve kalıcı iskân ihtiyaçlarının koordinasyonu amacıyla iki yıllığına Afet Bölge Koordinatörlüğü kuruldu ve kurumun merkezi Kocaeli olarak belirlendi. Koordinatörlüğe valilere tanınan afet ve olağanüstü hâl yetkilerinin önemli bir bölümünü kullanma imkânı verildi; dört ildeki çalışmaların merkezden eşgüdümlenmesi amaçlandı. Böylece depremin en ağır vurduğu kentlerden Kocaeli, felaket sonrasındaki bölgesel toparlanma örgütlenmesinin de merkezi haline geldi.

2019 – GÖLCÜKLÜ ASTSUBAY VOLKAN TANTÜRK IRAK’IN KUZEYİNDE ŞEHİT OLDU

Gölcüklü Piyade Astsubay Üstçavuş Volkan Tantürk, 23 Eylül 2019’da Irak’ın kuzeyinde ikmal konvoyunun geçişi sırasında yola yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit oldu. Aynı saldırıda Topçu Teğmen Fikret Dinçer de hayatını kaybetti. 31 yaşındaki Tantürk’ün ailesi Gölcük Yukarı Değirmendere’de yaşıyordu. Daha sonra mezun olduğu Gölcük Endüstri Meslek Lisesi’nin adı Şehit Volkan Tantürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak değiştirildi.

 

23 EYLÜL’DE DOĞANLAR

MÖ 63 – AUGUSTUS: Roma’nın ilk imparatoru Augustus doğdu. Julius Caesar’ın evlatlık oğlu ve varisi olan Augustus, iç savaşların ardından Roma Cumhuriyeti’ni fiilen imparatorluğa dönüştürdü ve yaklaşık 40 yıl süren yönetimiyle Roma tarihinin en uzun istikrar dönemlerinden birinin temellerini attı.

1215 – KUBİLAY HAN: Cengiz Han’ın torunu Kubilay Han doğdu. Çin’in tamamını ele geçirerek Yuan Hanedanı’nı kurdu ve Çin imparatoru oldu. Marco Polo’nun seyahatnamesinde anlattığı hükümdar da Kubilay Han’dı.

1819 – HIPPOLYTE FIZEAU: Fransız fizikçi Hippolyte Fizeau doğdu. 1849’da ışık hızını Dünya üzerinde yapılan bir deneyle doğrudan ölçmeyi başaran ilk bilim insanlarından biri oldu; ölçümü gerçek değere şaşırtıcı derecede yakındı.

1838 – VICTORIA WOODHULL: Amerikalı kadın hakları savunucusu Victoria Woodhull doğdu. Wall Street’te aracılık şirketi kuran ilk kadınlardan biri oldu ve 1872’de, kadınların ABD’de henüz oy hakkı bile yokken, ABD başkanlığına aday olan ilk kadın olarak tarihe geçti.

1852 – WILLIAM STEWART HALSTED: Modern cerrahinin öncü isimlerinden Amerikalı William Halsted doğdu. Ameliyatlarda steril çalışma, dokuların dikkatli biçimde korunması ve cerrahların sistemli uzmanlık eğitimi gibi bugün temel kabul edilen uygulamaların yerleşmesinde büyük rol oynadı. Lokal anestezi üzerine kendi üzerinde yaptığı deneyler sırasında kokaine bağımlı hale gelmesi ise hayatının sıra dışı taraflarından biriydi.

1861 – ROBERT BOSCH: Alman mühendis ve sanayici Robert Bosch doğdu. 1886’da Stuttgart’ta küçük bir hassas mekanik ve elektrik atölyesi kurdu; bu işletme zamanla otomotiv teknolojisinden beyaz eşyaya kadar dünyanın en büyük sanayi şirketlerinden Bosch’a dönüştü.

1869 – MARY MALLON: Tarihe “Tifo Mary” adıyla geçen Mary Mallon doğdu. Kendisi hiçbir belirti göstermemesine rağmen tifo bakterisini taşıyor ve aşçı olarak çalıştığı evlerde hastalığın yayılmasına neden oluyordu. ABD’de belirlenen ilk ünlü belirtisiz tifo taşıyıcısı olarak tıp ve halk sağlığı tarihinin en tartışmalı vakalarından birine dönüştü.

1880 – JOHN BOYD ORR: İskoç hekim ve beslenme uzmanı John Boyd Orr doğdu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun ilk genel direktörü oldu; açlıkla mücadeleyi barışın temel şartlarından biri olarak gören çalışmaları nedeniyle 1949 Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.

1882 – ALİ FUAT CEBESOY: Millî Mücadele’nin önemli komutanlarından Ali Fuat Cebesoy İstanbul’da doğdu. Mustafa Kemal’in Harp Akademisi’nden sıra arkadaşı olan Cebesoy, Anadolu’daki direnişin örgütlenmesinde görev aldı ve Millî Mücadele’nin ilk Batı Cephesi Komutanı oldu. Daha sonra Moskova Büyükelçiliği, milletvekilliği ve bakanlık yaptı.

1890 – FRIEDRICH PAULUS: Alman mareşal Friedrich Paulus doğdu. İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük dönüm noktalarından Stalingrad Muharebesi’nde Alman 6. Ordusu’na komuta etti. Hitler onu teslim olmaması için mareşalliğe yükseltti ancak Paulus ertesi gün Sovyetlere teslim oldu.

1899 – LOUISE NEVELSON: Ukrayna doğumlu Amerikalı heykeltıraş Louise Nevelson doğdu. Atılmış ahşap parçalarını, mobilya kalıntılarını ve gündelik nesneleri bir araya getirerek çoğunlukla tek renge boyadığı dev duvar heykelleriyle 20. yüzyıl Amerikan sanatının özgün isimlerinden biri oldu.

1901 – JAROSLAV SEIFERT: Çek şair ve yazar Jaroslav Seifert doğdu. Çekoslovak edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Seifert, 1984’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

1916 – ALDO MORO: İtalya’nın eski başbakanlarından Aldo Moro doğdu. Ülkenin savaş sonrası siyasetinin en önemli isimlerinden biri olan Moro, 1978’de Kızıl Tugaylar tarafından kaçırıldı; 55 gün rehin tutulduktan sonra öldürüldü. Cinayeti İtalya yakın tarihinin en sarsıcı siyasî olaylarından biri oldu.

1920 – MICKEY ROONEY: Hollywood’un en uzun kariyerlerinden birine sahip Amerikalı oyuncu Mickey Rooney doğdu. Çocuk yıldız olarak başladığı sinema yaşamını yaklaşık doksan yıl sürdürdü; Judy Garland’la birlikte oynadığı filmlerle 1930’lar ve 1940’ların en büyük gişe yıldızlarından biri oldu.

1926 – JOHN COLTRANE: Caz tarihinin en etkili saksofoncularından John Coltrane doğdu. Miles Davis ve Thelonious Monk gibi isimlerle çalıştı; daha sonra kendi grubuyla kaydettiği Giant Steps ve A Love Supreme albümleri caz müziğinin klasiklerine dönüştü.

1930 – ÇELİK GÜLERSOY: İstanbul kültür tarihinin önemli isimlerinden Çelik Gülersoy doğdu. Uzun yıllar Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunu yönetti; İstanbul’daki tarihî yapıların korunması, restore edilmesi ve yeniden kent yaşamına kazandırılması için yaptığı çalışmalarla tanındı.

1930 – RAY CHARLES: Amerikan müziğinin efsanelerinden Ray Charles doğdu. Gospel, blues, caz ve country müziğini bir araya getirerek soul müziğinin gelişmesinde belirleyici rol oynadı. “Georgia on My Mind”, “Hit the Road Jack” ve “I Got a Woman” gibi şarkıları müzik tarihinin klasiklerine dönüştü.

1938 – ROMY SCHNEIDER: Avrupa sinemasının unutulmaz oyuncularından Romy Schneider Viyana’da doğdu. Genç yaşta Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth’i canlandırdığı Sissi filmleriyle yıldız oldu; daha sonra Fransa’ya yerleşerek Luchino Visconti, Orson Welles ve Claude Sautet gibi yönetmenlerle çalıştı. Alain Delon’la yaşadığı ilişki de dönemin Avrupa magazin basınının yıllarca takip ettiği hikâyelerden biriydi.

1943 – JULIO IGLESIAS: İspanyol şarkıcı Julio Iglesias doğdu. Gençliğinde Real Madrid’in kaleciliğini hedeflerken geçirdiği ağır trafik kazasının ardından müziğe yöneldi; dünya çapında yüz milyonlarca albüm satarak İspanyolca müziğin en tanınmış yıldızlarından biri haline geldi.

1949 – BRUCE SPRINGSTEEN: Amerikalı rock yıldızı Bruce Springsteen doğdu. “Born to Run”, “Dancing in the Dark” ve “Born in the U.S.A.” gibi şarkılarıyla birkaç kuşağın en büyük rock müzisyenlerinden biri oldu. İşçi sınıfı Amerika’sını anlatan şarkıları nedeniyle “The Boss” lakabıyla tanındı.

1955 – CEM BOYNER: İş insanı Cem Boyner İstanbul’da doğdu. Boyner ve Beymen markalarının büyümesinde rol oynadı, TÜSİAD başkanlığı yaptı. 1990’larda siyasete girerek Yeni Demokrasi Hareketi’ni kurdu; parti 1995 seçimlerinde beklediği desteği bulamayınca siyasetten çekildi.

1956 – PAOLO ROSSI: İtalyan futbolunun unutulmaz golcülerinden Paolo Rossi doğdu. İtalya’nın şampiyon olduğu 1982 Dünya Kupası’nda hem gol kralı hem turnuvanın en iyi oyuncusu oldu; özellikle Brezilya’ya karşı attığı üç gol futbol tarihinin en ünlü Dünya Kupası performanslarından biri olarak kaldı.

1959 – JASON ALEXANDER: Amerikalı oyuncu ve komedyen Jason Alexander doğdu. Dünya çapında özellikle Seinfeld dizisindeki huysuz, bencil ve sürekli başı derde giren George Costanza karakteriyle tanındı.

1970 – ANI DiFRANCO: Amerikalı şarkıcı, gitarist ve söz yazarı Ani DiFranco doğdu. Folk, punk ve alternatif rock’ı birleştiren müziğinin yanı sıra, henüz genç yaşta kendi plak şirketi Righteous Babe Records’u kurarak büyük müzik şirketlerinden bağımsız bir kariyer inşa etti. 1990’larda bağımsız müzik ve “kendin yap” kültürünün simge sanatçılarından birine dönüştü.

1975 – WALID REGRAGUI: Faslı futbolcu ve teknik direktör Walid Regragui doğdu. Teknik direktör olarak Fas Millî Takımı’nı 2022 Dünya Kupası’nda yarı finale taşıdı; Fas böylece Dünya Kupası tarihinde yarı finale ulaşan ilk Afrika ve ilk Arap ülkesi oldu.

1976 – ZUHAL TOPAL: Türk oyuncu ve televizyon sunucusu Zuhal Topal doğdu. Sihirli Annem ve Selena gibi dizilerde rol aldıktan sonra gündüz kuşağı programlarının en tanınan sunucularından birine dönüştü.

1978 – ANTHONY MACKIE: Amerikalı oyuncu Anthony Mackie doğdu. The Hurt Locker ve 8 Mile gibi filmlerin ardından Marvel Sinematik Evreni’nde Sam Wilson, yani Falcon karakterini canlandırdı; karakter daha sonra Captain America kimliğini devraldı.

1981 – KEREM FIRTINA: Türk oyuncu Kerem Fırtına doğdu. Televizyon seyircisinin özellikle Kurtlar Vadisi dizisindeki Eren Eylül karakteriyle tanıdığı oyuncu daha sonra Karadayı, Kiralık Aşk ve çeşitli sinema ve tiyatro yapımlarında rol aldı.

1983 – KOLERA: Türk rap sanatçısı Kolera, gerçek adıyla Esen Güler doğdu. 1990’ların sonlarından itibaren Türkiye’deki underground rap sahnesinde yer aldı; Sagopa Kajmer’le yaptığı ortak çalışmalar ve solo albümleriyle 2000’ler Türkçe rapinin tanınan kadın isimlerinden biri oldu.

1988 – JUAN MARTÍN DEL POTRO: Arjantinli tenisçi Juan Martín del Potro doğdu. 2009 ABD Açık finalinde Roger Federer’i yenerek Grand Slam şampiyonu oldu; kariyerinde dünya sıralamasında 3 numaraya kadar yükseldi. Güçlü forehand vuruşuyla dönemin en sevilen tenisçilerinden biri haline geldi.

1990 – ÇAĞATAY ULUSOY: Türk oyuncu Çağatay Ulusoy İstanbul’da doğdu. Adını Feriha Koydum, Medcezir ve İçerde dizileriyle geniş kitlelere ulaştı; Netflix’in ilk Türk orijinal dizisi Hakan: Muhafız’ın başrolünde yer alarak uluslararası izleyiciye de açıldı.

1992 – OĞUZHAN ÖZYAKUP: Türk millî futbolcu Oğuzhan Özyakup Hollanda’da doğdu. Arsenal altyapısında yetiştikten sonra Beşiktaş’a transfer oldu; siyah-beyazlı formayla iki Süper Lig şampiyonluğu yaşadı ve uzun yıllar Türkiye Millî Takımı’nda forma giydi.

 

23 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER

1241 – SNORRI STURLUSON: İzlandalı tarihçi, şair ve siyasetçi Snorri Sturluson öldürüldü. Bugün İskandinav mitolojisi hakkında bildiklerimizin önemli bölümünü borçlu olduğumuz Edda ve Heimskringla gibi eserleri kaleme aldı. Thor, Odin, Loki ve Ragnarök gibi kavramların modern dünyaya ulaşmasında eserlerinin büyük payı var.

1835 – VINCENZO BELLINI: İtalyan opera bestecisi Vincenzo Bellini, Paris yakınlarında yalnızca 33 yaşında hayatını kaybetti. Norma, La sonnambula ve I Puritani gibi eserleriyle 19. yüzyıl İtalyan operasının “bel canto” geleneğinin en önemli bestecilerinden biri oldu.

1870 – PROSPER MÉRIMÉE: Fransız yazar Prosper Mérimée hayatını kaybetti. Dünya çapında asıl ününü 1845’te yayımladığı Carmen adlı kısa romanıyla kazandı; eser daha sonra Georges Bizet’nin ünlü operasına kaynaklık etti. Böylece edebiyat tarihindeki nispeten kısa bir hikâye, dünya opera repertuvarının en bilinen eserlerinden birine dönüştü.

1877 – URBAIN LE VERRIER: Fransız matematikçi ve gökbilimci Urbain Le Verrier hayatını kaybetti. İlginç tesadüf şu: Le Verrier, Neptün’ün gökyüzündeki yerini matematikle hesaplayan bilim insanıydı ve gezegen tam 31 yıl önce, 23 Eylül 1846’da onun hesapları sayesinde teleskopla bulunmuştu. Yani 23 Eylül hem Le Verrier’nin en büyük bilimsel başarısının hem de ölümünün tarihi.

1882 – FRIEDRICH WÖHLER: Modern organik kimyanın öncü isimlerinden Alman kimyager Friedrich Wöhler hayatını kaybetti. 1828’de laboratuvarda inorganik maddelerden üre sentezlemesi, yalnızca canlı organizmaların “organik” maddeler üretebileceği düşüncesine büyük darbe vurdu ve modern organik kimyanın gelişmesinde dönüm noktalarından biri oldu.

1889 – WILKIE COLLINS: İngiliz yazar Wilkie Collins hayatını kaybetti. Charles Dickens’ın yakın dostu olan Collins’in Beyazlı Kadın ve özellikle Aytaşı (The Moonstone) romanları, modern gizem ve polisiye edebiyatının temel eserleri arasında kabul ediliyor. Aytaşı, çoğu edebiyat tarihçisi tarafından ilk modern İngiliz dedektif romanlarından biri sayılıyor.

1900 – WILLIAM MARSH RICE: Amerikalı milyoner William Marsh Rice New York’taki evinde öldürüldü. Cinayetin arkasında, Rice’ın servetini sahte bir vasiyetle ele geçirmek isteyen avukatı ile uşağı vardı; uşak Rice’ı kloroformla öldürdü. Komplo bir banka çekindeki yazım hatası sayesinde ortaya çıkarıldı ve Rice’ın serveti sonunda vasiyet ettiği eğitim kurumuna kaldı. Bugünkü Rice University’nin kuruluşu, böylece tarihin en tuhaf miras ve cinayet davalarından birinin ardından gerçekleşti.

1939 – SIGMUND FREUD: Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, Nazi yönetiminden kaçarak yerleştiği Londra’da 83 yaşında hayatını kaybetti. Bilinçdışı, bastırma, rüyalar ve çocukluk deneyimlerinin insan davranışındaki rolüne ilişkin görüşleri psikoloji, psikiyatri, edebiyat ve popüler kültürü derinden etkiledi; teorilerinin önemli bölümü daha sonra bilimsel açıdan yoğun biçimde tartışıldı. Uzun süredir ağız kanseri nedeniyle ağır acılar çeken Freud, doktoru Max Schur’un uyguladığı morfinin ardından komaya girdi ve 23 Eylül sabahı öldü.

1951 – YÖRÜK ALİ EFE: Millî Mücadele’nin Ege’deki simge isimlerinden Yörük Ali Efe, tedavi gördüğü Bursa’da hayatını kaybetti. 16 Haziran 1919’daki Malgaç Baskını’yla Aydın çevresindeki Yunan kuvvetlerine karşı direnişin önemli isimlerinden biri haline geldi; daha sonra emrindeki kuvvetleri düzenli orduyla birleştirdi ve Millî Aydın Cephesi Komutanı oldu. TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

1953 – ERNEST MAMBOURY: İsviçre doğumlu araştırmacı ve öğretmen Ernest Mamboury İstanbul’da hayatını kaybetti. Hayatının büyük bölümünü Türkiye’de geçiren Mamboury, İstanbul’un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi eserlerini ayrıntılı biçimde belgeledi; hazırladığı İstanbul ve Ankara rehberleri bugün de kent tarihi araştırmalarında kaynak olarak kullanılıyor. Özellikle eski İstanbul’un artık kaybolmuş çok sayıda yapısını kayıt altına alması nedeniyle Türkiye açısından ayrıca değerli bir isim.

1968 – PADRE PIO: Katolik dünyasının en tanınmış din adamlarından Padre Pio, 81 yaşında hayatını kaybetti. Ellerinde ve ayaklarında İsa’nın çarmıha geriliş yaralarına benzeyen “stigmata” izleri taşıdığına inanılması onu daha yaşarken dünya çapında ünlü hale getirdi. Papa II. Jean Paul tarafından 2002’de aziz ilan edildi ve Katolik Kilisesi’nde anma günü de 23 Eylül olarak belirlendi.

1969 – TAYLAN ÖZGÜR: ODTÜ öğrencisi ve 1968 kuşağının tanınan öğrenci aktivistlerinden Taylan Özgür, İstanbul Üniversitesi’ndeki Öğrenci Birliği Kongresi sırasında Beyazıt Meydanı’nda silahla vurularak 21 yaşında hayatını kaybetti. Özgür’ü kimin öldürdüğü kesin olarak ortaya çıkarılamadı ve olay Türkiye yakın tarihinin faili belirlenememiş siyasi cinayetlerinden biri olarak kaldı.

1973 – PABLO NERUDA: Şilili şair Pablo Neruda, Augusto Pinochet’nin askerî darbesinden yalnızca 12 gün sonra Santiago’da hayatını kaybetti. Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı başta olmak üzere eserleriyle 20. yüzyılın en çok okunan şairlerinden biri oldu ve 1971 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Ölüm tarihi kesin olmakla birlikte ölüm nedeni üzerine tartışmalar sonraki yıllarda yeniden gündeme geldi; Nobel kayıtları ölümü 23 Eylül 1973 olarak veriyor.

1981 – CHIEF DAN GEORGE: Kanada’nın yerli halklarından Tsleil-Waututh Nation’ın eski şefi, şair ve oyuncu Chief Dan George hayatını kaybetti. Dustin Hoffman’la oynadığı Little Big Man filmindeki performansıyla Oscar’a aday gösterildi; ayrıca Clint Eastwood’un The Outlaw Josey Wales filminde rol aldı. Sinema kariyerini Kuzey Amerika yerli halklarının hakları ve kültürü konusunda görünürlük yaratmak için de kullandı.

1987 – BOB FOSSE: Amerikan müzikal tiyatrosunun en etkili koreograf ve yönetmenlerinden Bob Fosse 60 yaşında hayatını kaybetti. Cabaret ile En İyi Yönetmen Oscar’ını kazandı; Chicago ve Sweet Charity gibi yapımlarda geliştirdiği şapka, eldiven ve keskin beden hareketlerine dayalı koreografi tarzı Broadway ve müzik videolarını onlarca yıl etkiledi.

1992 – JAMES VAN FLEET: Amerikalı General James Van Fleet, 100 yaşında hayatını kaybetti. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Kore Savaşı sırasında ABD 8. Ordusu’nun komutanlığını yaptı; Türk Tugayı da aynı BM kuvvetlerinin harekât düzeni içinde savaşıyordu. Van Fleet özellikle Kore ordusunun yeniden yapılandırılması ve eğitiminde etkili oldu.

1994 – ROBERT BLOCH: Amerikalı korku ve gerilim yazarı Robert Bloch 77 yaşında hayatını kaybetti. Dünya çapındaki ününü 1959’da yayımlanan Psycho / Sapık romanıyla kazandı; Alfred Hitchcock eseri bir yıl sonra sinemaya uyarladı ve Norman Bates karakteri sinema tarihinin en unutulmaz figürlerinden birine dönüştü.

1996 – FUJIKO F. FUJIO: Gerçek adı Hiroshi Fujimoto olan Japon manga sanatçısı Fujiko F. Fujio hayatını kaybetti. En büyük eseri Doraemon, yalnız Japonya’nın değil dünya çocuk kültürünün en tanınmış çizgi karakterlerinden birine dönüştü; manga ve çizgi dizi onlarca ülkeye yayıldı.

1996 – KEVORK PAMUKCİYAN: İstanbul tarihinin önemli araştırmacılarından Türkiye Ermenisi Kevork Pamukciyan hayatını kaybetti. İstanbul’daki Ermeni mezarlıklarında binlerce mezar taşı kitabesini, kilise kayıtlarını ve şehir tarihine ilişkin çok sayıda belgeyi derledi; Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi için yüzlerce madde kaleme aldı. İstanbul’un çok kültürlü geçmişini belgeleyen en önemli araştırmacılardan biriydi.

2004 – BÜLENT ORAN: Yeşilçam’ın en üretken senaristlerinden Bülent Oran İstanbul’da hayatını kaybetti. Oyunculukla başladığı sinema kariyerinde yüzlerce senaryoya katkı verdi; melodramdan komediye Yeşilçam’ın klasik anlatı kalıplarının oluşmasında etkili isimlerden biri oldu. Umudumuz Şaban, Gol Kralı ve Devlet Kuşu gibi filmlerde de imzası bulunuyor.

2006 – MALCOLM ARNOLD: İngiliz besteci Malcolm Arnold hayatını kaybetti. Klasik müzik eserlerinin yanı sıra sinema için de çok sayıda beste yaptı; David Lean’in Kwai Köprüsü (The Bridge on the River Kwai) filmi için hazırladığı müzikle Oscar kazandı.

2009 – ERTUĞRUL OSMAN OSMANOĞLU: II. Abdülhamid’in torunu ve Osmanlı Hanedanı’nın o dönemdeki en yaşlı erkek üyesi Ertuğrul Osman Osmanoğlu, İstanbul’da 97 yaşında hayatını kaybetti. 1924’te hanedan sürgüne gönderildiğinde yurt dışındaydı; yaşamının büyük bölümünü ABD’de geçirdi, 1992’de Türkiye’ye döndü ve 2004’te Türk vatandaşlığı aldı. 1994’ten ölümüne kadar Osmanoğlu ailesinin reisiydi.

2016 – LEYLA DEMİRİŞ: Türk operasının önemli sopranolarından Leyla Demiriş 71 yaşında hayatını kaybetti. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde 40 yılı aşkın süre başroller söyledi; Tosca, Madame Butterfly, Nabucco, Don Carlos ve Fidelio gibi eserlerin yanı sıra Türk operalarının da önemli yorumcularından biri oldu.

2018 – CHARLES K. KAO: Fiber optik iletişimin öncülerinden fizikçi Charles Kao 84 yaşında hayatını kaybetti. Cam fiberler üzerinden ışıkla veri aktarımının mümkün olabileceğini gösteren çalışmaları, modern internet ve yüksek hızlı iletişim altyapısının temel teknolojilerinden birinin gelişmesini sağladı. 2009 Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan Kao’ya bu nedenle sık sık “fiber optiğin babası” deniyor.

2018 – GARY KURTZ: Amerikalı film yapımcısı Gary Kurtz 78 yaşında hayatını kaybetti. George Lucas’la birlikte American Graffiti, ilk Star Wars filmi ve The Empire Strikes Back üzerinde çalışan Kurtz, Star Wars evreninin sinemada nasıl şekilleneceğinde önemli rol oynadı.

2020 – JULIETTE GRÉCO: Fransız şarkıcı ve oyuncu Juliette Gréco 93 yaşında hayatını kaybetti. II. Dünya Savaşı sonrası Paris’in Saint-Germain-des-Prés çevresinde Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir ve Boris Vian gibi isimlerle aynı kültürel ortamda yer aldı; siyah kıyafetleri ve derin sesiyle Fransız varoluşçuluğunun müzikal simgelerinden biri haline geldi.

2022 – LOUISE FLETCHER: Amerikalı oyuncu Louise Fletcher 88 yaşında hayatını kaybetti. Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest) filmindeki soğukkanlı hemşire Nurse Ratched rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı. İşitme engelli anne ve babası için Oscar konuşmasının sonunda işaret dili kullanması da tören tarihinin unutulmaz anlarından biri oldu.

2024 – ASIM PARS: Bosna Hersek asıllı Türk millî basketbolcu Asım Pars, Bosna Hersek’teki evinde 48 yaşında ölü bulundu. Galatasaray, Fenerbahçe, Efes Pilsen, Ülkerspor ve TOFAŞ gibi çok sayıda takımda oynayan Pars, Türkiye’nin gümüş madalya kazandığı 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası kadrosunda yer almıştı.

2024 – TOMRİS GİRİTLİOĞLU: Yönetmen, senarist ve yapımcı Tomris Giritlioğlu 67 yaşında hayatını kaybetti. Salkım Hanımın Taneleri filmiyle büyük başarı kazandı; televizyonda ise Kurşun Yarası, Çemberimde Gül Oya, Hatırla Sevgili ve Asi gibi yapımlarla Türkiye’de dönem dizilerinin yaygınlaşmasında belirleyici isimlerden biri oldu.

2025 – CLAUDIA CARDINALE: İtalyan sinemasının büyük yıldızlarından Claudia Cardinale, Fransa’da 87 yaşında hayatını kaybetti. Federico Fellini’nin , Luchino Visconti’nin Leopar, Blake Edwards’ın Pembe Panter ve Sergio Leone’nin Bir Zamanlar Batı’da filmlerindeki rolleriyle 1960’lar Avrupa sinemasının en tanınmış yüzlerinden biri haline geldi.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.