Günün Tarihi / 23 Ağustos
23 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?
Köle Ticaretini ve Köleliğin Kaldırılmasını Anma Uluslararası Günü
UNESCO, 23 Ağustos’u Köle Ticaretini ve Köleliğin Kaldırılmasını Anma Uluslararası Günü olarak kabul ediyor. Tarihin seçilmesinin nedeni, 22 Ağustos’u 23 Ağustos 1791’e bağlayan gece Fransız sömürgesi Saint-Domingue’de, bugünkü Haiti’de büyük köle ayaklanmasının başlaması. Bu isyan yıllar süren mücadele sonunda Haiti’nin bağımsızlığa ulaşmasına yol açtı ve Atlantik köle ticaretinin kaldırılması sürecini hızlandıran en önemli olaylardan biri oldu. UNESCO, günü köle ticaretinin kurbanlarını ve özgürlük için mücadele edenleri hatırlamak amacıyla anıyor.
Avrupa’da Totaliter Rejimlerin Kurbanlarını Anma Günü
23 Ağustos, Avrupa’da Stalinizm ve Nazizm Kurbanlarını Anma Günü, daha geniş adıyla Totaliter ve Otoriter Rejimlerin Kurbanlarını Anma Avrupa Günü olarak kabul ediliyor. Tarih tesadüf değil: Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında Avrupa’yı nüfuz bölgelerine ayıran gizli protokolleri de içeren Molotov-Ribbentrop Paktı 23 Ağustos 1939’da imzalandı. Avrupa Parlamentosu 2008’de bugünü anma günü ilan etti; Avrupa Komisyonu da 23 Ağustos’u totaliter rejimlerin milyonlarca kurbanının hatırlanacağı ortak Avrupa günü olarak benimsiyor. Türkiye’de resmî bir anma günü değil.
23 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ
Uluslararası Hashtag Günü
23 Ağustos, Uluslararası Hashtag Günü olarak da anılıyor ve bu kez tarihin gerçekten anlamlı bir hikâyesi var. İnternet tasarımcısı Chris Messina, 23 Ağustos 2007’de Twitter’da konuları gruplandırmak için # işaretinin kullanılmasını önerdi ve örnek olarak “#barcamp” yazdı. Twitter yöneticileri fikre başlangıçta pek sıcak bakmasa da kullanıcılar benimsedi; hashtag daha sonra Twitter’dan Instagram, TikTok ve diğer platformlara yayılarak internet dilinin parçası oldu. Twitter, 2018’de 23 Ağustos’u International Hashtag Day olarak kutlamaya başladı.
Rüzgâra Binme Günü
Amerikan gayriresmî günlerinden Ride the Wind Day – Rüzgâra Binme Günü, kulağa tamamen uydurma gelse de arkasında gerçek bir havacılık başarısı bulunuyor. Paul MacCready’nin geliştirdiği ve Bryan Allen’ın kullandığı insan gücüyle çalışan Gossamer Condor, 23 Ağustos 1977’de yaklaşık 2 kilometrelik sekiz şeklindeki parkuru tamamlayarak prestijli Kremer Ödülü’nü kazandı. Yani insan yalnızca pedal çevirerek bir uçağı havada tutup kontrollü biçimde uçurabileceğini kanıtladı.
Küba Sandviçi Günü: Bilerek uydurulan özel gün gerçek oldu
23 Ağustos’un en tuhaf hikâyelerinden biri National Cuban Sandwich Day – Küba Sandviçi Günü. Çünkü günün eski bir Küba geleneğiyle ilgisi yok. Tampa Bay Times gazetecisi Christopher Spata, 2016’da insanların internette ortaya çıkan “özel günlere” ne kadar kolay inanacağını görmek için 23 Ağustos’u Küba Sandviçi Günü olarak uydurdu. Şaka kısa sürede restoranlar ve internet siteleri tarafından gerçek bir özel günmüş gibi benimsenince bugün gerçekten kutlanır hale geldi. Böylece uydurma bir “milli gün”, kendi kendini gerçekleştiren bir internet kehanetine dönüştü.
Pandispanya Günü
ABD’de 23 Ağustos ayrıca National Sponge Cake Day – Pandispanya Günü. Yumurta, şeker ve unla hazırlanan, kabarıklığını maya yerine çırpılmış yumurtadan alan süngerimsi kek türüne adanmış gayriresmî bir yiyecek günü. Günün kim tarafından ve neden özellikle 23 Ağustos’ta başlatıldığı ise güvenilir biçimde bilinmiyor; bu belirsizlik de onu “tuhaf günler” bölümüne fazlasıyla uygun hale getiriyor.
“İçindeki İneği Ortaya Çıkar” Günü
23 Ağustos’un yeni kuşak özel günlerinden biri de Find Your Inner Nerd Day. Buradaki “nerd”; bilimkurguya, bilgisayara, çizgi romana, masa oyunlarına, teknolojiye veya herhangi bir konuya tutkuyla merak salan kişi anlamında kullanılıyor. Gün, insanları ilgi duydukları “fazla geek” görülen şeyleri utanmadan sahiplenmeye çağırıyor. Tarihin seçilmesi de anlamlı: 23 Ağustos, sosyal medyada hashtag kullanımının başladığı gün.
23 AĞUSTOS’TA NELER OLDU?
1244 – Harizmli savaşçılar Kudüs’te kalan son kaleyi de teslim aldı
Moğol istilasının ardından batıya savrulan Harizmli birlikler, 1244 yazında Kudüs’e girerek şehri ele geçirdi. Kentteki son önemli direniş noktası olan Davud Kulesi’ndeki kale ise 23 Ağustos’ta teslim oldu. Böylece Haçlıların Kudüs üzerindeki kısa süreli hâkimiyetinin son kalıntısı da ortadan kalktı. Harizmli kuvvetlerin şehirde büyük yağma ve katliam yaptığı, Hristiyan nüfusun önemli bölümünün öldürüldüğü veya şehirden çıkarıldığı aktarılıyor. Aynı birlikler birkaç ay sonra Gazze yakınlarındaki La Forbie Savaşı’nda Haçlı ordusunun uğradığı en ağır yenilgilerden birinde de belirleyici rol oynadı.
1305 – “Braveheart”a ilham veren William Wallace vahşice idam edildi
İngiliz egemenliğine karşı İskoç bağımsızlık mücadelesinin simgesi haline gelen William Wallace, yakalandıktan sonra Londra’ya götürüldü ve 23 Ağustos’ta vatana ihanet suçlamasıyla yargılandı. Wallace, İngiltere Kralı I. Edward’a hiçbir zaman bağlılık yemini etmediğini söyleyerek bu suçlamayı reddetti; buna rağmen aynı gün dönemin en ağır cezalarından biri olan asılarak, bağırsakları çıkarılarak ve parçalanarak idam edildi. Başı Londra Köprüsü’nde sergilendi, bedeninin parçaları farklı şehirlere gönderildi. Wallace yüzyıllar sonra İskoç bağımsızlığının simgesi haline geldi; hayatı 1995 yapımı Braveheart filmiyle dünya çapında yeniden tanındı.
1514 – Yavuz Sultan Selim, Çaldıran’da Şah İsmail’i ağır yenilgiye uğrattı
Osmanlı ordusu ile Safeviler, 23 Ağustos’ta Çaldıran Ovası’nda karşı karşıya geldi. Yavuz Sultan Selim’in top ve tüfeklerle desteklenen ordusu, süvarileriyle ünlenen Şah İsmail’in kuvvetlerini kesin bir yenilgiye uğrattı; yaralanan Şah İsmail savaş alanından çekildi. Zaferin ardından Osmanlılar Tebriz’e kadar ilerledi. Çaldıran, yalnız iki hükümdarın mücadelesi değildi; Osmanlı-Safevi rekabetinin yönünü değiştirdi, Osmanlıların Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki hâkimiyetini güçlendiren süreci başlattı ve ateşli silahların savaş alanındaki belirleyici gücünü gösterdi.
1572 – Saint Barthélemy Katliamı başladı: Fransa’da Protestan avı
Fransa’yı yıllardır bölen Katolik-Protestan çatışması, 23 Ağustos’u 24 Ağustos’a bağlayan gece Paris’te büyük bir katliama dönüştü. Kral IX. Charles’ın çevresinde alınan kararla önce Protestan Huguenot önderleri hedef alındı; Amiral Gaspard de Coligny’nin öldürülmesinin ardından saldırılar kontrolden çıkarak Paris sokaklarına ve daha sonra başka Fransız şehirlerine yayıldı. Ölü sayısı konusunda kaynaklar arasında büyük farklar bulunsa da binlerce insan hayatını kaybetti. Saint Barthélemy Katliamı, Avrupa’daki din savaşlarının en kanlı ve en sembolik olaylarından biri olarak tarihe geçti.
1703 – Edirne Vakası II. Mustafa’yı tahttan indirdi, III. Ahmed dönemi başladı
Osmanlı yönetimine ve özellikle Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin giderek artan nüfuzuna karşı başlayan Edirne Vakası, II. Mustafa’nın tahttan indirilmesiyle sonuçlandı. Kardeşi III. Ahmed için daha önce cülus kararı alınmıştı; 23 Ağustos’ta Edirne’de yapılan biat töreniyle yeni padişah fiilen tahta çıktı. III. Ahmed’in 27 yıl sürecek saltanatı, ilerleyen yıllarda Lale Devri, Avrupa’yla artan diplomatik ve kültürel ilişkiler ve İbrahim Müteferrika’nın matbaasının kurulması gibi gelişmelerle anılacaktı.
1799 – Napolyon, Osmanlı toprağı Mısır’ı bırakıp Fransa’da iktidarı almaya gitti
Mısır seferinin çıkmaza girdiğini ve Fransa’da siyasi krizin büyüdüğünü öğrenen Napolyon Bonapart, ordusunu General Kléber’e bırakarak 23 Ağustos’ta gizlice La Muiron fırkateyniyle Mısır’dan ayrıldı. Fransızların işgal ettiği Mısır o sırada Osmanlı toprağıydı; Napolyon birkaç ay önce Akka’da Osmanlı savunmasını aşamamış, ardından Abukır’da bir Osmanlı ordusunu yenmişti. Fransa’ya döndükten yalnızca birkaç hafta sonra 18 Brumaire Darbesi’ni gerçekleştirerek 9 Kasım 1799’da iktidarı ele geçirdi ve Avrupa tarihini değiştirecek Napolyon dönemini başlattı.
1856 – Bir kadın bilim insanı küresel ısınmanın temel mekanizmasını Tyndall’dan önce fark etti
Amerikalı bilim insanı Eunice Newton Foote, farklı gazlarla doldurduğu cam silindirleri güneşe bırakarak karbondioksitin diğer gazlardan daha fazla ısındığını ve sıcaklığını daha uzun süre koruduğunu gösterdi. Foote, karbondioksitten zengin bir atmosferin Dünya’nın sıcaklığını artırabileceği sonucuna ulaştı. Çalışması 23 Ağustos 1856’da Amerikan Bilimin İlerlemesi Derneğinin toplantısında sunuldu; ancak kürsüye Foote değil, Smithsonian Enstitüsünün yöneticisi Joseph Henry çıktı. John Tyndall’ın daha gelişmiş sera gazı deneylerinden üç yıl önce yapılan çalışma, bugün iklim biliminin unutulmuş öncü keşiflerinden biri kabul ediliyor.
1866 – Prag Barışı Almanya’nın kaderini değiştirdi
Avusturya ile Prusya arasında yalnız yedi hafta süren savaş, 23 Ağustos’ta imzalanan Prag Antlaşması’yla sona erdi. Avusturya, Alman devletleri üzerindeki üstünlüğünü kaybetti; 1815’ten beri var olan Alman Konfederasyonu dağıldı ve Prusya, kuzeyde kendi liderliğinde yeni bir siyasi düzen kurma yolunu açtı. Venedik de İtalya’ya bırakıldı. Bu sonuç, Otto von Bismarck’ın Prusya önderliğinde gerçekleştireceği Alman birliğinin en kritik dönüm noktalarından biri oldu; beş yıl sonra Alman İmparatorluğu kuruldu.
1914 – Japonya savaşa girdi, Avrupa’daki Dünya Savaşı Asya’ya sıçradı
İngiltere’nin müttefiki Japonya, Almanya’dan Çin’deki Qingdao ve çevresindeki askerî varlığını terk etmesini istedi; ültimatoma cevap alamayınca 23 Ağustos’ta Almanya’ya savaş ilan etti. Ardından Japon ve İngiliz kuvvetleri, Almanya’nın Çin’deki önemli üssü Qingdao’yu kuşatıp ele geçirdi; Japonya ayrıca Almanya’nın Pasifik’teki bazı adalarını işgal etti. Böylece henüz birkaç haftalık olan Birinci Dünya Savaşı Avrupa sınırlarını aşarak Asya ve Pasifik’e yayıldı, Japonya da savaşın sonunda bölgedeki büyük güçlerden biri olarak daha da güçlendi.
1921 – Sakarya Meydan Muharebesi: Millî Mücadele’de, 22 gün 22 gecelik ölüm kalım savaşı başladı
Yunan ordusunun Ankara’ya ulaşarak Millî Mücadele’yi sona erdirme hedefiyle saldırıya geçmesi üzerine Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos’ta başladı. Yaklaşık 100 kilometrelik cephede 22 gün 22 gece süren savaşta tepeler defalarca el değiştirdi ve özellikle subay kayıplarının yüksekliği nedeniyle muharebe “Subay Savaşı” olarak da anıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın savaş sırasında verdiği “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” emriyle simgeleşen direniş, 13 Eylül’de Yunan ordusunun Sakarya’nın batısına çekilmesiyle zaferle sonuçlandı. Sakarya Zaferi, Yunan ordusunun Ankara’ya ilerleyişini durdurdu, savaşın inisiyatifini Türk ordusuna geçirdi ve Büyük Taarruz’a giden yolu açtı.
1921 – Osmanlı’dan kopan Irak’ın ilk kralı Faysal tahta çıktı
Birinci Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı egemenliğinde bulunan Irak’ta, Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu I. Faysal 23 Ağustos’ta kral olarak taç giydi. Osmanlı’ya karşı Arap İsyanı’nın önde gelen isimlerinden olan Faysal, daha önce kısa süre Suriye kralı olmuş ancak Fransızlar tarafından devrilmişti. İngiltere daha sonra onu kendi mandası altındaki Irak’ın başına getirdi. Faysal’ın 1933’e kadar süren hükümdarlığı sırasında Irak, 1932’de Britanya mandasından çıkarak bağımsız bir devlet haline geldi.
1923 – Lozan Meclis’ten geçti: Yeni Türkiye’nin uluslararası statüsü kesinleşti
24 Temmuz’da imzalanan Lozan Barış Antlaşması, 23 Ağustos’ta TBMM tarafından 340 sayılı Kanun’la onaylandı. Böylece Kurtuluş Savaşı’nın ardından Türkiye’nin bağımsızlığı, sınırları ve uluslararası hukuktaki konumu Meclis tarafından resmen kabul edilmiş oldu. Lozan’ın onaylanmasının ardından İtilaf kuvvetlerinin Türk topraklarını boşaltma süreci hızlandı; İstanbul 2 Ekim’de işgal kuvvetleri tarafından tamamen boşaltıldı ve Türk ordusu 6 Ekim’de şehre girdi. İki aydan biraz fazla bir zaman sonra ise Cumhuriyet ilan edilecekti.
1925 – Atatürk’ün Kastamonu gezisi başladı: Şapka ve kıyafet dönüşümü halka anlatıldı
Mustafa Kemal Atatürk, 23 Ağustos’ta Ankara’dan ayrılarak sekiz gün sürecek Kastamonu gezisine başladı. Çankırı üzerinden Kastamonu’ya ulaşan Atatürk, gezi boyunca şapka ve modern kıyafetle halkın karşısına çıktı; Kastamonu, İnebolu, Taşköprü, Devrekâni, Seydiler, Küre ve Daday’ı ziyaret etti. Şapka ve Kıyafet İnkılabı’nın topluma doğrudan anlatıldığı bu yolculuğun en ünlü konuşması ise 27 Ağustos’ta İnebolu Türk Ocağı’nda yapıldı.
1927 – Sacco ve Vanzetti idam edildi: Dünyayı ayağa kaldıran dava bitmedi
ABD’de bir soygun ve iki kişinin öldürülmesinden suçlu bulunan İtalyan göçmen anarşistler Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti, 23 Ağustos’ta elektrikli sandalyede idam edildi. Dava yıllar boyunca dünyanın dört bir yanında protestolara yol açtı; Albert Einstein’dan edebiyatçılara kadar pek çok isim, iki sanığın göçmen ve anarşist kimlikleri nedeniyle önyargılı bir yargılamaya uğradığını savundu. Suçlu olup olmadıkları üzerindeki tartışma hiçbir zaman tamamen kapanmadı; ancak Massachusetts Valisi Michael Dukakis, idamların 50. yılında yaptığı açıklamada Sacco ve Vanzetti’ye adil davranılmadığını resmen kabul etti.
1928 – Atatürk yeni Türk harflerini Tekirdağ’da kara tahta başında halka öğretti
Yeni Türk harfleri henüz kanunlaşmamışken Atatürk, 23 Ağustos’ta Tekirdağ’a giderek alfabenin ilk geniş çaplı uygulamalarından birini gerçekleştirdi. Hükümet Konağı’nda kara tahta başına geçen Atatürk, yeni harfleri memurlara ve halka anlattı; sokak ve dükkânlarda vatandaşların öğrendiklerini bizzat kontrol etti. Aynı gün Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte Tekirdağlıların yeni harfleri öğrenme hızından duyduğu memnuniyeti anlattı. Yeni Türk alfabesi yaklaşık iki ay sonra, 1 Kasım 1928’de yasayla kabul edildi.
1928 – Cumhuriyet’in demir ağları Amasya’dan Zile’ye ulaştı
Cumhuriyet’in ülkeyi demiryollarıyla birbirine bağlama hamlesinin önemli adımlarından Amasya-Zile hattı 23 Ağustos’ta törenle hizmete açıldı. Bayraklar ve defne dallarıyla süslenen özel tren Samsun’dan yola çıkıp Amasya üzerinden Zile’ye ulaştı; istasyonda Atatürk’ün büyük bir fotoğrafının altında “Cumhuriyetimizin yılmaz Türk azminin bu çelik abidesi, istiklal ve medeniyet yoludur” mesajı yer alıyordu. Yaklaşık 82 kilometrelik yeni hat, Samsun’dan Anadolu’nun içlerine uzanan demiryolunu büyüttü; çalışmalar ilerleyen yıllarda Sivas’a kadar ulaştırılarak Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan önemli ulaşım damarlarından biri oluşturuldu.
1929 – Hebron’da katliam: Yüzyıllardır yaşayan Yahudi cemaati dağıldı
İngiliz mandası altındaki Filistin’de Yahudiler ile Araplar arasında Kudüs’teki Ağlama Duvarı üzerinden büyüyen gerilim, 23 Ağustos’ta geniş çaplı şiddete dönüştü ve Hebron’a yayıldı. 23-24 Ağustos’ta Arap saldırganlar 67 Yahudiyi öldürdü, onlarcasını yaraladı; evler ve dinî yapılar yağmalandı. Bazı Arap ailelerin Yahudi komşularını evlerinde saklayarak kurtardığı olayların ardından İngiliz yönetimi sağ kalan Yahudileri Hebron’dan tahliye etti ve kentte yüzyıllardır varlığını sürdüren Yahudi cemaati büyük ölçüde dağıldı. Filistin genelindeki 1929 olaylarında ise toplam 133 Yahudi ve 116 Arap hayatını kaybetti.
1935 – Cumhuriyet’in fabrika hamlesi Nazilli’ye ulaştı: Temeli Celal Bayar attı
Türkiye’nin devlet eliyle sanayileşme programının simge yatırımlarından Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası’nın temeli, 23 Ağustos’ta İktisat Bakanı Celal Bayar tarafından atıldı. Sovyet kredisi, makineleri ve teknik desteğiyle kurulan tesis 1937’de Atatürk tarafından açıldı; yalnız kumaş üreten bir fabrika değil, lojmanları, hastanesi, spor alanları, eğitim ve kültür faaliyetleriyle çevresindeki hayatı dönüştüren modern bir sanayi yerleşkesi oldu. Aynı Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında İzmit’te kurulan ve daha sonra SEKA’ya dönüşen Kâğıt Fabrikası da Kocaeli’de benzer bir dönüşüm yarattı.
1939 – Hitler ile Stalin anlaştı: Avrupa’yı gizlice paylaşan pakt imzalandı
Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği, birbirlerine saldırmamayı öngören Molotov-Ribbentrop Paktı’nı 23 Ağustos’ta Moskova’da imzaladı. Ancak asıl çarpıcı bölüm kamuoyundan saklanan gizli protokoldü: Almanya ile Sovyetler Birliği, Polonya’yı ve Doğu Avrupa’yı kendi nüfuz alanları arasında paylaştırdı. Hitler böylece doğuda Sovyet saldırısından çekinmeden 1 Eylül’de Polonya’ya girdi; 17 gün sonra Sovyet ordusu da Polonya’nın doğusunu işgal etti. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasının önünü açan anlaşma, Nazi Almanyası’nın 1941’de Sovyetler Birliği’ne saldırmasıyla çöktü.
Pakt Türkiye’de de büyük şaşkınlık yarattı. Ankara o güne kadar İngiltere ve Fransa’yla yakınlaşırken Sovyetler Birliği’yle de iş birliğini sürdürmeye çalışıyordu; Berlin-Moskova anlaşması bu dengeyi altüst etti. Türkiye’nin Sovyetlerle anlaşma girişimleri sonuçsuz kalınca Ankara, 18 Ekim 1939’da İngiltere ve Fransa ile Üçlü İttifak Antlaşması’nı imzaladı.
1942 – Stalingrad cehenneme döndü: Alman ordusu Volga’ya ulaştı
Stalingrad Muharebesi haftalardır sürerken Alman 6. Ordusu 23 Ağustos’ta kentin kuzeyinden Volga Nehri’ne ulaştı, aynı gün Luftwaffe Stalingrad’a büyük bir hava saldırısı başlattı. Binlerce binanın yıkıldığı, çok sayıda sivilin öldüğü bombardıman kenti harabeye çevirdi; ancak Sovyet direnişi kırılmadı. Aylar sürecek sokak çatışmalarının ardından Alman 6. Ordusu kuşatıldı ve Şubat 1943’te teslim oldu. Stalingrad, Nazi Almanyası’nın Doğu Cephesi’ndeki ilerleyişinin kırıldığı ve savaşın yönünün Sovyetler lehine dönmeye başladığı en önemli dönüm noktası oldu.
1944 – Amerikan bombardıman uçağı okulun üzerine düştü: 38’i çocuk 61 kişi öldü
İngiltere’nin Freckleton köyünde test uçuşu yapan bir Amerikan B-24 Liberator bombardıman uçağı, şiddetli fırtına sırasında kontrolden çıkarak Holy Trinity İlkokulu ile yakındaki bir kafeye çarptı. Patlama ve yangında 38 çocuk, iki öğretmen, siviller ve askerler dahil 61 kişi hayatını kaybetti; okulun bir sınıfından yalnızca birkaç çocuk sağ çıkabildi. Freckleton Faciası, II. Dünya Savaşı yıllarında Britanya’da meydana gelen en ölümcül uçak kazalarından biri olarak tarihe geçti.
1944 – Romanya taraf değiştirdi: Hitler Balkanlar’daki en önemli müttefiklerinden birini kaybetti
Sovyet ordusunun Romanya sınırlarına dayanması üzerine Kral Mihai’nin desteklediği muhalifler, 23 Ağustos’ta ülkenin diktatörü Mareşal Ion Antonescu’yu tutuklayarak yönetimi devirdi. Romanya kısa süre içinde Mihver Devletleri safından ayrıldı ve Rumen birlikleri Sovyet ordusuyla birlikte Almanya ve Macaristan’a karşı savaşmaya başladı. Hitler açısından darbe özellikle ağırdı; Romanya hem Balkanlardaki stratejik konumu hem de Almanya’nın savaş ekonomisi için hayati önemdeki petrol kaynakları nedeniyle en önemli müttefiklerinden biriydi. Romanya’nın taraf değiştirmesi Almanların Balkanlardan çekilişini de hızlandırdı.
1958 – Çin Tayvan’ın hemen karşısındaki adaları bombaladı: Dünya yeni bir büyük güç krizinin eşiğine geldi
Çin Halk Cumhuriyeti ordusu, Tayvan yönetiminin kontrolündeki Kinmen Adaları’nı 23 Ağustos’ta yoğun topçu ateşine tuttu. Amerikan belgelerine göre sadece ilk günde yaklaşık 20 bin top mermisi atıldı. İkinci Tayvan Boğazı Krizi olarak bilinen gelişme üzerine Tayvan ABD’den yardım istedi; Washington bölgeye askerî güç göndererek Tayvan’ın ikmal hatlarını desteklemeye başladı. Haftalar süren kriz büyük bir savaşa dönüşmedi ancak Çin-Tayvan anlaşmazlığının kolayca uluslararası bir çatışmaya dönüşebileceğini gösteren tehlikeli örneklerden biri olarak kaldı.
1962 – Almanya’ya gitmek için 78 bin kişi sıraya girdi: Henüz 7.565 kişi gidebilmişti
Türkiye ile Batı Almanya arasında 30 Ekim 1961’de imzalanan işgücü anlaşmasının üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden, Almanya’da çalışmak için yapılan başvurular 23 Ağustos’ta 78 bine ulaştı. Buna karşılık o tarihe kadar Almanya’ya gönderilebilen Türk işçi sayısı yalnızca 7.565’ti. “Misafir işçi” olarak başlayan bu büyük göç hareketi zamanla kalıcı hale geldi; bugün Almanya’da milyonlarca Türk kökenli insanın yaşadığı büyük bir toplumun temelleri o yıllarda atıldı.
1966 – Dünya’nın Ay çevresinden çekilmiş ilk fotoğrafı geldi
NASA’nın Lunar Orbiter 1 uzay aracı, 23 Ağustos’ta Ay çevresindeki 16’ncı turu sırasında tarihe geçecek bir görüntü kaydetti: Ay yüzeyinin üzerinde yükselen Dünya. Görevin temel amacı Apollo astronotlarının inebileceği bölgeleri fotoğraflamaktı; Dünya fotoğrafı başlangıçta ana görev planının parçası bile değildi. İki yıl sonra Apollo 8 astronotlarının çektiği renkli “Earthrise” fotoğrafı çok daha ünlü hale gelecekti ancak insanlık Dünya’yı Ay’ın çevresinden ilk kez Lunar Orbiter 1 sayesinde gördü.
1971 – Avrupa yetmedi, Türk işçilerinin yeni rotası Amerika oldu
Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine ve Avustralya’ya işçi gönderen Türkiye, 23 Ağustos’ta ilk kez ABD’ye de resmî olarak işçi göndermeye başladı; ilk kafile yalnızca 5 kişiden oluşuyordu. O günlerde yurtdışında çalışabilmek için Türkiye’de 1 milyondan fazla kişinin sıra beklediği bildiriliyordu. 1960’larda başlayan işçi göçünün Avrupa sınırlarını aşmaya başladığını gösteren bu küçük kafile, dönemin Türkiye’sinde yurtdışında çalışma arzusunun ne kadar güçlü hale geldiğinin de çarpıcı bir göstergesiydi.
1973 – Bir banka soygunu psikoloji sözlüğüne “Stockholm sendromu”nu soktu
Cezaevinden izinli çıkan Jan-Erik Olsson, 23 Ağustos’ta Stockholm’deki Kreditbanken’e silahlı olarak girip dört banka çalışanını rehin aldı. Altı gün süren kriz boyunca bazı rehinelerin kendilerini kurtarmaya çalışan polisten korkarken rehin alan kişilere karşı yakınlık ve sempati göstermesi büyük şaşkınlık yarattı. Olaydan sonra geliştirilen “Stockholm sendromu” ifadesi, rehinelerin veya şiddet mağdurlarının kendilerini tehdit eden kişilerle duygusal bağ kurmasını anlatmak için dünya çapında kullanılmaya başladı. Ancak kavramın resmî bir psikiyatrik tanı olmadığı ve bilimsel geçerliliğinin bugün de tartışıldığı unutulmamalı.
1979 – Bolşoy’un yıldızı ABD’ye kaçtı, karısının uçağı üç gün pistte tutuldu
Sovyetler Birliği’nin ünlü Bolşoy Balesi’nin baş dansçılarından Alexander Godunov, New York turnesi sırasında ABD’ye sığındı ve 23 Ağustos’ta siyasi iltica hakkı aldı. Sovyet yetkililer bunun üzerine eşi balerin Lyudmila Vlasova’yı Moskova’ya göndermek istedi; ancak ABD, kadının zorla götürülmediğinden emin olmak için Aeroflot uçağının kalkışını üç gün boyunca engelledi. Vlasova sonunda kendi isteğiyle Sovyetler Birliği’ne döndü, Godunov ise Amerika’da kaldı. Soğuk Savaş’ın en sıra dışı kültür krizlerinden birine dönüşen olaydan sonra Godunov Hollywood’a geçti; yıllar sonra Die Hard’da Bruce Willis’in karşısındaki teröristlerden biri olarak milyonlarca sinema seyircisinin karşısına çıktı.
1989 – Bir milyondan fazla insan 600 kilometre boyunca el ele verdi: Baltık Yolu
Molotov-Ribbentrop Paktı’nın imzalanmasının tam 50’nci yıldönümünde Estonya, Letonya ve Litvanya halkları Sovyet egemenliğine karşı tarihin en büyük barışçıl gösterilerinden birini gerçekleştirdi. Tallinn’den Riga üzerinden Vilnius’a kadar uzanan yaklaşık 600 kilometrelik hatta bir milyondan fazla insan el ele vererek dev bir insan zinciri oluşturdu. “Baltık Yolu” olarak tarihe geçen gösteri, üç ülkenin bağımsızlık hareketini bütün dünyanın dikkatine taşıdı; Estonya, Letonya ve Litvanya iki yıl içinde Sovyetler Birliği’nden ayrılarak yeniden bağımsız oldu.
1990 – Berlin Duvarı’nın yıkılmasından 9 ay sonra birleşmenin tarihi belli oldu: Doğu Almanya kendini feshetmeye karar verdi
Doğu Almanya’nın özgür seçimlerle oluşan parlamentosu Volkskammer, 22 Ağustos’u 23 Ağustos’a bağlayan gece yapılan tarihi oturumda ülkenin 3 Ekim 1990’dan itibaren Batı Almanya Federal Cumhuriyeti’ne katılmasına karar verdi. Oylamada 294 milletvekili “evet”, 62 milletvekili “hayır” dedi, 7 milletvekili çekimser kaldı. Böylece Berlin Duvarı’nın yıkılmasından yalnızca dokuz ay sonra Almanya’nın birleşeceği tarih kesinleşti. 3 Ekim’de Doğu Almanya tarihe karıştı, 45 yıllık bölünmüş Almanya yeniden tek devlet oldu ve bu tarih bugün Almanya’nın resmî “Birlik Günü” olarak kutlanıyor.
1990 – Saddam’ın elçilik ültimatomu Körfez krizini patlama noktasına getirdi
Irak’ın Kuveyt’i işgalinden üç hafta sonra Saddam Hüseyin yönetimi, ülkedeki yabancı elçiliklerin kapatılması için verdiği sürenin sonuna yaklaşırken ABD, İngiltere ve birçok Batılı devlet 23 Ağustos’ta geri adım atmayacağını açıkladı. Irak, emre uymayan diplomatların dokunulmazlıklarını kaybedebileceğini ve gözaltına alınabileceğini bildirirken, yüzlerce yabancı da Irak ve Kuveyt’te fiilen rehin tutuluyordu. Ertesi gün Irak askerleri bazı elçilikleri kuşattı. Kriz, birkaç ay sonra başlayacak Körfez Savaşı’na giden gerilimin en tehlikeli aşamalarından biri oldu.
1990 – Ermenistan Sovyetler Birliği’nden kopuş sürecini başlattı
Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti, 23 Ağustos’ta Bağımsızlık Bildirgesi’ni kabul ederek ülkenin egemen ve bağımsız bir devlet olacağı süreci resmen başlattı. Bildirgede ülkenin adı “Ermenistan Cumhuriyeti” olarak değiştirildi; ayrıca 1915 olaylarının uluslararası alanda soykırım olarak tanınması hedefi de devlet politikasının unsurlarından biri olarak yer aldı. Bir yıl sonra, 21 Eylül 1991’de yapılan referandumda halkın ezici çoğunluğu bağımsızlığa “evet” dedi ve Ermenistan Sovyetler Birliği’nden ayrıldı.
1994 – Avrupa Gol Kralı Tanju Çolak Üsküp’te yakalandı, cezaevine kondu
Türk futbolunun en büyük golcülerinden Tanju Çolak, kaçak Mercedes davasında aldığı 4 yıl 8 aylık hapis cezasının kesinleşmesinin ardından Makedonya’nın başkenti Üsküp’te yakalanarak Türkiye’ye getirildi ve 23 Ağustos’ta Bayrampaşa Cezaevi’ne konuldu. Galatasaray formasıyla Avrupa Altın Ayakkabısı’nı kazanan ilk ve hâlâ tek Türk futbolcu olan Çolak’ın cezaevi süreci futbol kariyerini de fiilen sona erdirdi. Daha sonra yeniden yargılandı ve Şubat 1995’te hakkındaki cezaların kaldırılmasıyla tahliye edildi; ancak bir daha profesyonel futbola dönemedi.
1996 – Usame bin Ladin ABD’yi açıkça hedef alan savaş bildirisini yayımladı
Usame bin Ladin, 23 Ağustos’ta yayımladığı uzun bildiride Amerikan askerlerinin Suudi Arabistan’dan çıkarılması çağrısında bulundu ve ABD hedeflerine yönelik silahlı mücadeleyi savundu. ABD Kongresi ve 11 Eylül Komisyonu kayıtlarında bu metin, El Kaide’nin ABD’yi giderek temel düşman olarak konumlandırdığı sürecin önemli dönüm noktalarından biri kabul ediliyor. Bin Ladin iki yıl sonra yayımlanan daha geniş bir bildiride siviller dahil Amerikalıları doğrudan hedef alan çağrısını daha da ileri taşıyacaktı. 1996 metni, 11 Eylül 2001’e giden El Kaide stratejisinin kamuoyuna açık önemli işaretlerinden biriydi.
1999 – Amerika’daki Batı Nil salgınını ortaya çıkaracak ilk ihbar yapıldı
New York’un Queens bölgesindeki bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı, 23 Ağustos’ta iki ensefalit hastasını New York Belediyesi Sağlık Müdürlüğüne bildirdi. Yapılan incelemelerde kısa sürede altı hastalık bir küme ortaya çıktı. Hastalığın başlangıçta St. Louis ensefaliti olduğu düşünüldü; ancak insanlardan, kuşlardan ve sivrisineklerden alınan örnekler daha sonra etkenin Batı Nil virüsü olduğunu gösterdi. Böylece daha önce Batı Yarımküre’de görülmediği düşünülen virüsün Amerika kıtasındaki ilk büyük salgını fark edilmiş oldu.
2000 – Gulf Air uçağı Bahreyn açıklarında denize çakıldı: 143 kişi öldü
Kahire’den Bahreyn’e giden Gulf Air’e ait Airbus A320, 23 Ağustos akşamı iniş sırasında yaklaşmayı tamamlayamayınca yeniden yükselmeye çalıştı; ancak kısa süre sonra kontrolden çıkarak Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nın yaklaşık 5 kilometre açığında denize düştü. Uçaktaki 135 yolcu ve 8 mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Kaza soruşturması; istikrarsız yaklaşım, kokpit ekibinin prosedürlere uymaması, yetersiz ekip koordinasyonu ve pilotların gece deniz üzerinde yön duygusunu kaybetmesini facianın başlıca nedenleri arasında gösterdi.
2002 – Cem Uzan Genç Parti’nin başına geçti: 72 gün sonra 2,3 milyon oy aldı
Seçime katılma şartını karşılamayan yeni Genç Parti yerine, 1992’de kurulmuş Yeniden Doğuş Partisi 23 Ağustos’taki olağanüstü kongresinde adını Genç Parti olarak değiştirdi ve Cem Uzan’ı genel başkan seçti. Uzan; meydan mitingleri, ücretsiz döner dağıtımı, popüler sanatçılar ve sahibi olduğu televizyon kanallarının yoğun desteğiyle Türkiye siyasetinde alışılmadık bir kampanya yürüttü. Yalnızca 72 gün sonra yapılan 3 Kasım 2002 seçimlerinde 2,28 milyon oyla yüzde 7,25’e ulaştı; ancak yüzde 10 seçim barajı nedeniyle Meclis’e giremedi.
2005 – Katrina kasırgası doğdu: Altı gün sonra New Orleans’ı felakete sürükledi
Bahamalar’ın güneydoğusunda oluşan hava sistemi 23 Ağustos’ta Tropikal Depresyon 12’ye dönüşerek Katrina Kasırgası’nın başlangıcını oluşturdu. Ertesi gün “Katrina” adını alan fırtına hızla güçlendi; 28 Ağustos’ta Kategori 5 seviyesine ulaştı ve 29 Ağustos’ta ABD’nin Louisiana-Mississippi kıyılarını vurdu. New Orleans’ı koruyan setlerin çökmesiyle kentin yaklaşık yüzde 80’i sular altında kaldı. Güncellenmiş Ulusal Kasırga Merkezi verilerine göre 1.392 kişinin ölümüne yol açan Katrina, ABD tarihinin en yıkıcı ve pahalı doğal afetlerinden biri olarak tarihe geçti.
2006 – Sekiz yıl boyunca kaçırıldığı evde tutulan Natascha Kampusch kaçmayı başardı
Avusturya’da 1998 yılında henüz 10 yaşındayken okula giderken kaçırılan Natascha Kampusch, sekiz yıldan fazla süre Wolfgang Přiklopil’in evindeki gizli bir bölmede tutsak tutuldu. Kampusch, 23 Ağustos 2006’da evin bahçesinde çalıştırıldığı sırada kaçmayı başardı ve komşulardan yardım istedi. 18 yaşındaki genç kadının yıllar sonra sağ bulunması bütün dünyada günlerce manşetlere taşındı. Onu kaçıran Přiklopil ise aynı gün trenin önüne atlayarak hayatına son verdi.
2010 – Manila’daki rehine krizi canlı yayında faciaya dönüştü: 8 turist öldü
Görevden uzaklaştırılan eski polis memuru Rolando Mendoza, yeniden göreve alınmasını isteyerek Manila’da Hong Konglu turistleri taşıyan bir otobüsü silah zoruyla ele geçirdi. Yaklaşık 11 saat süren ve televizyonlardan canlı yayınlanan kriz, polisin tartışmalı kurtarma operasyonuyla kanlı biçimde sona erdi; 8 rehine öldü, 7 kişi yaralandı, Mendoza da polis tarafından vurularak öldürüldü. Operasyonun kötü yönetildiği yönündeki eleştiriler Filipinler’de büyük tartışma yaratırken olay Hong Kong ile Filipinler arasında yıllarca sürecek diplomatik gerilime de yol açtı.
2011 – Kaddafi’nin 42 yıllık iktidarının kalbi düştü: Muhalifler karargâhını ele geçirdi
Libya’daki iç savaşta muhalif güçler 23 Ağustos’ta Trablus’taki Babülaziziye yerleşkesine girerek Muammer Kaddafi’nin iktidar merkezini ele geçirdi. Kaddafi bulunamadı ve çatışmalar devam etti ancak başkentteki bu sembolik çöküş, 42 yıllık rejimin fiilen sona yaklaştığını gösterdi. Kaddafi yaklaşık iki ay sonra, 20 Ekim’de Sirte’de yakalanıp öldürüldü; üç gün sonra Libya’nın yeni yönetimi ülkenin “kurtarıldığını” ilan etti.
2016 – Ölüm haberi bir gün erken yayılan İsrafil Köse gerçekten hayatını kaybetti
Oyuncu İsrafil Köse, 21 Ağustos’ta Kadıköy’de geçirdiği motosiklet kazasının ardından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. 22 Ağustos’ta bazı yakınları ve medya kuruluşları Köse’nin öldüğünü duyurdu; daha sonra bu bilgi düzeltilerek oyuncunun makinaya bağlı olarak yaşamını sürdürdüğü açıklandı. Ancak Köse ertesi sabah, 23 Ağustos’ta gerçekten hayatını kaybetti. Sosyal medya ve haber kanallarında bir gün boyunca yaşanan bilgi karmaşası, Türkiye’de yanlış ölüm haberlerinin en çarpıcı örneklerinden birine dönüştü.
2023 – Hindistan, Ay’ın güney kutup bölgesine inerek uzay tarihine geçti
Hindistan’ın Chandrayaan-3 görevinin Vikram adlı iniş aracı, 23 Ağustos’ta Ay’ın güney kutup bölgesine başarıyla yumuşak iniş yaptı. Böylece Hindistan, Sovyetler Birliği, ABD ve Çin’den sonra Ay’a kontrollü iniş yapabilen dördüncü ülke, güney kutup bölgesine ulaşan ilk ülke oldu. Ardından yüzeye çıkan Pragyan keşif aracı, Ay toprağının kimyasal yapısını incelemeye başladı. Güney kutbu, gölgede kalan kraterlerde su buzu bulunma ihtimali nedeniyle gelecekte kurulabilecek Ay üsleri ve insanlı görevler açısından uzay araştırmalarının en değerli bölgelerinden biri kabul ediliyor.
KOCAELİ TARİHİNDE 23 AĞUSTOS
1921 – Sakarya Savaşı başlarken Kara Fatma’nın Kocaeli’den topladığı gönüllüler de mücadeledeydi
Sakarya Meydan Muharebesi’nin başladığı günlerde Millî Mücadele’nin simge kadın kahramanlarından Kara Fatma, İznik ve Kocaeli çevresinde Yunan kuvvetlerine karşı savaşıyordu. Daha sonra İzmit, Kandıra ve Adapazarı çevresinden 380 gönüllü toplayan Kara Fatma’nın birliği düzenli orduya katıldı ve “İntikam Taburu” adını aldı. Böylece Kocaeli ve çevresinden gelen gönüllüler de Ankara’nın kaderini belirleyen Millî Mücadele’nin önemli safhalarında yer aldı.
1923 – Lozan’ın Meclis’te onaylanması Kocaeli’de kalan işgal düzeninin sonunu getirdi
Lozan Barış Antlaşması 23 Ağustos’ta TBMM tarafından onaylandı ve karar aynı gün İtilaf Devletleri temsilcilerine bildirildi. Lozan’a bağlı tahliye düzenlemeleriyle İstanbul ve çevresindeki İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetlerinin çekilme süreci resmen başladı. Bunun Kocaeli açısından da doğrudan karşılığı vardı; Hereke ve Kocaeli Yarımadası’nın İstanbul’a yakın kesimlerinde devam eden yabancı askerî varlığı bu sürecin sonunda ortadan kalktı. Böylece Kocaeli’de Millî Mücadele sonrasında kalan son işgal izlerinin silinmesinde 23 Ağustos önemli bir dönüm noktası oldu.
1924 – İzmit’e 313 mübadil geldi; geminin doktoru “Bu kadar insan taşınamaz” diye rapor tuttu
Türk-Yunan nüfus mübadelesinin en yoğun döneminde Timsah vapuru Selanik’ten aldığı 313 mübadili İzmit’e getirdi. Geminin doktoru Vahid Bey, 23 Ağustos tarihli raporunda vapura kapasitesinin üzerinde insan bindirilmesinden ve yolculuk koşullarından şikâyet etti. Bu küçük belge, mübadeleyi yalnız rakamlardan ibaret olmaktan çıkarıyor: O yıllarda binlerce insan İzmit Limanı’ndan yeni bir hayata adım atarken, çoğu sıkışık gemilerde ve ağır koşullarda doğduğu toprakları geride bırakıyordu.
1940 – SEKA’nın kurucusu Mehmet Ali Kâğıtçı, İzmitlilere hoparlörden “Kâğıdın Tarihi”ni anlattı
Dönemin Türk Yolu gazetesinin 23 Ağustos tarihli kayıtlarına göre İzmit Halkevi’nin halka yönelik konferanslarının ilk konuşmacılarından biri, İzmit Kâğıt Fabrikası’nın kurucusu ve Türkiye’nin ilk kâğıt mühendislerinden Mehmet Ali Kâğıtçı oldu. Konusu “Kâğıdın Tarihi”ydi; konuşma Halkevi’nin hoparlörleri aracılığıyla çevredeki İzmitlilere de dinletildi. 1940’ların İzmit’inde bir fabrikanın müdürünün kent meydanına kâğıdın tarihini anlatması, SEKA’nın şehir için yalnız bir sanayi tesisi değil aynı zamanda bir eğitim ve kültür merkezi olduğunu gösteren hoş bir şehir hafızası ayrıntısı.
1999 – Depremden altı gün sonra İzmit’in manşeti değişti: “Haydi İzmit Uyan”
17 Ağustos felaketinin ardından günlerce enkaz, ölüm ve kayıp haberleriyle yaşayan şehirde, Özgür Kocaeli gazetesi 23 Ağustos’ta “Haydi İzmit Uyan” çağrısıyla çıktı. Fabrikalar çalışanlarını yeniden çağırmaya, kent ağır da olsa günlük hayata dönmeye çalışıyordu. Aynı günlerde sağlık hizmetleri ve kamu kurumları da yeniden örgütlenirken Kocaeli için artık yalnız enkazdan insan kurtarmanın değil, yıkılmış bir şehri yeniden ayağa kaldırmanın zamanı başlamıştı.
2000 – 17 Ağustos’un geç artçısı Kocaeli ve Sakarya’yı yeniden korkuttu
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin birinci yıldönümünden yalnızca altı gün sonra, 23 Ağustos 2000’de Akyazı ile Hendek arasında orta büyüklükte yeni bir deprem meydana geldi. Farklı ölçüm ağları depremin büyüklüğünü 5,2 ile 5,8 arasında hesapladı; sarsıntı İstanbul’dan Ankara’ya, Zonguldak’tan Kütahya’ya kadar geniş bir bölgede hissedildi. Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesinin incelemesi, depremin 17 Ağustos İzmit Körfezi deprem kırığıyla 12 Kasım Düzce deprem kırığı arasındaki Karadere segmentinde meydana geldiğini ve 17 Ağustos depreminin geç bir artçısı olduğunu ortaya koydu. Yapısal hasara yol açmadı ancak Kocaeli ve Sakarya’da henüz çok taze olan deprem korkusunu yeniden canlandırdı.
2012 – Kartepe’nin isim babalarından eski Kocaeli Valisi Hüseyin Öğütçen öldü
1984-1985 yıllarında Kocaeli Valiliği yapan Hüseyin Öğütçen, 23 Ağustos 2012’de 90 yaşında hayatını kaybetti. Kısa süren Kocaeli Valiliğine rağmen kentte özellikle Kartepe projesiyle iz bıraktı. Dönemin “Keltepe” adının Kartepe olarak değiştirilmesini sağlayan Öğütçen, göreve başladıktan günler sonra Kayak Federasyonu yetkilileriyle dağa çıkarak burada bir kış sporları merkezi kurulması için çalışma başlattı; yerleşim ve otel projeleri hazırlattı. Bugün Kocaeli’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Kartepe’nin kış turizmine açılmasının ilk ciddi adımlarını atan yöneticilerden biri oldu.
2025 – Kocaelispor Süper Lig’deki 5.935 günlük gol hasretini Kadıköy’de bitirdi
16 yıl sonra Süper Lig’e dönen Kocaelispor, 23 Ağustos’ta Fenerbahçe deplasmanına çıktı. Bruno Petković’in 22. dakikada frikikten attığı gol, Kocaelispor’un Süper Lig’de tam 5.935 gün sonra bulduğu ilk gol oldu. Yeşil-siyahlıların bundan önceki son Süper Lig golünü 24 Mayıs 2009’da Taner Gülleri atmıştı. Kocaelispor maçı 3-1 kaybetti ancak Petković’in Kadıköy’deki golü, kulübün 16 yıllık Süper Lig hasretinin sona erdiğini simgeleyen anlardan biri olarak hafızaya geçti.
23 AĞUSTOS’TA DOĞANLAR
1754 – Giyotine giden son mutlak Fransa kralı XVI. Louis doğdu: Versailles Sarayı’nda dünyaya gelen XVI. Louis, 1774’te tahta çıktı; ancak ekonomik kriz, toplumsal eşitsizlikler ve Fransız Devrimi monarşiyi yıktı. Krallık 1792’de kaldırıldı, Louis ertesi yıl giyotinle idam edildi. Onun saltanatı, Avrupa’daki mutlak monarşilerin çözülüşünü simgeleyen dönemlerden biri oldu.
1769 – Yok oluşun gerçekten var olduğunu kanıtlayan Georges Cuvier doğdu: Fransız doğa bilimci Georges Cuvier, fosillerin yaşayan hayvanların yalnızca farklı biçimleri olmadığını, artık Dünya üzerinde bulunmayan türlere ait olduğunu gösteren çalışmalarıyla “yok oluş” kavramının bilim dünyasında kabul edilmesinde belirleyici rol oynadı. Karşılaştırmalı anatomi ve omurgalı paleontolojisinin kurucu isimlerinden biri olan Cuvier, fosilleri canlı hayvanların anatomileriyle karşılaştırarak Dünya tarihinde ortadan kalkmış çok sayıda tür bulunduğunu ortaya koydu.
1864 – Anadolu’yu işgal eden Yunanistan’ın lideri Venizelos doğdu; yıllar sonra Atatürk’ü Nobel’e aday gösterdi: Girit’te Osmanlı egemenliği altında doğan Eleftherios Venizelos, Yunanistan’ın en etkili siyasetçilerinden biri oldu ve Megali İdea siyasetinin önemli temsilcileri arasında yer aldı. Türk-Yunan Savaşı’nın ardından ise iki ülke arasında barışçı yakınlaşmanın mimarlarından biri haline geldi; 1934’te Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi.
1888 – Osmanlı tarihinin başucu eserlerini yazan İsmail Hakkı Uzunçarşılı doğdu: Cumhuriyet döneminin en önemli tarihçilerinden Uzunçarşılı, ömrünü Osmanlı arşivleri ve Türk tarihini araştırmaya adadı. Çok ciltli Osmanlı Tarihi, Kapıkulu Ocakları, Osmanlı Devleti’nin Saray Teşkilâtı ve İlmiye Teşkilâtı gibi eserleri bugün hâlâ tarih araştırmalarının temel kaynakları arasında. Türk Tarih Kurumu’nun kuruluş sürecinde de görev aldı.
1910 – Stadına adı verilen futbol efsanesi Giuseppe Meazza doğdu; yolu Beşiktaş’tan da geçti: İtalya’yla 1934 ve 1938 Dünya Kupalarını kazanan Meazza, döneminin en büyük futbol yıldızlarından biri oldu. Inter ve Milan’ın kullandığı San Siro Stadı bugün resmen onun adını taşıyor. Türkiye açısından ilginç ayrıntı ise Meazza’nın futbolculuk kariyerinden sonra 1948’de Beşiktaş’ın teknik direktörlüğünü yapması.
1912 – Yağmur altında dans ederek sinema tarihine geçen Gene Kelly doğdu: Oyuncu, dansçı ve koreograf Gene Kelly; Singin’ in the Rain, An American in Paris ve On the Town gibi filmlerle Hollywood müzikallerinin en büyük yıldızlarından biri oldu. Özellikle yağmur altında şarkı söyleyip dans ettiği sahne, sinema tarihinin en tanınmış görüntülerinden birine dönüştü.
1914 – Hem beyin cerrahı hem besteci olan Bülent Tarcan doğdu: Cumhuriyet’in sıra dışı aydınlarından Bülent Tarcan, bir yandan Türkiye’de nöroşirürjinin gelişmesinde önemli görevler üstlenirken diğer yandan senfonik eserler besteledi. İstanbul Üniversitesi’nde nöroşirürji kürsüsünün ilk yöneticilerinden olan Tarcan, tıp ve müziği aynı kariyerde birleştiren ender isimlerden biri oldu.
1921 – “Herkesin istediği sonuç aynı anda gerçekleşemez” diyen Nobel ödüllü Kenneth Arrow doğdu: Amerikalı ekonomist ve matematikçi Arrow, toplumsal tercihlerin adil biçimde tek bir ortak karara dönüştürülmesinin bazı temel koşullar altında matematiksel olarak imkânsız olduğunu gösteren Arrow İmkânsızlık Teoremi ile siyaset bilimi ve ekonomiyi etkiledi. 1972’de Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandı.
1923 – Arap şiirinin kalıplarını kıran Nazik el-Melaike doğdu: Bağdatlı şair Nazik el-Melaike, klasik Arap şiirinin katı vezin yapısını kırarak serbest şiirin öncülerinden biri oldu. 1947’de kolera salgınını anlattığı “Kolera” şiiri, modern Arap edebiyatının dönüm noktalarından biri kabul ediliyor.
1924 – Modern ekonomik büyümenin en ünlü modellerinden birini kuran Robert Solow doğdu: Amerikalı ekonomist Solow, bir ülkenin uzun vadede neden büyüdüğünü açıklayan çalışmalarında yalnız sermaye ve işgücünün değil, teknolojik gelişmenin belirleyici rolünü ortaya koydu. Adını taşıyan Solow büyüme modeli ona 1987 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandırdı.
1927 – Dünyanın en ünlü tavşanlarından Miffy’nin yaratıcısı Dick Bruna doğdu: Hollandalı çizer Dick Bruna, birkaç basit çizgi ve ana renkle oluşturduğu küçük tavşan Miffy’yi 1955’te yarattı. Yüzü aşkın çocuk kitabı hazırlayan Bruna’nın sade grafik dili, Miffy’yi kitaplardan oyuncaklara uzanan dünya çapında bir çocuk kültürü ikonuna dönüştürdü.
1931 – DNA’yı istediğimiz yerden “kesmenin” yolunu açan Hamilton O. Smith doğdu: Amerikalı mikrobiyolog Smith, DNA’yı belirli noktalardan kesen restriksiyon enzimlerinin nasıl çalıştığını gösteren araştırmalarıyla modern genetik mühendisliğinin temel araçlarından birinin geliştirilmesini sağladı. Keşif, genlerin analiz edilmesi ve yeniden birleştirilmesinin önünü açtı; Smith 1978 Nobel Tıp Ödülü’nü paylaştı.
1940 – Ribozomun yapısını çözen Nobel ödüllü Thomas Steitz doğdu: Amerikalı biyokimyacı Thomas A. Steitz, hücrelerin genetik bilgiyi kullanarak protein ürettiği moleküler makine olan ribozomun yapısını atomik düzeyde ortaya çıkaran bilim insanlarından biri oldu. X-ışını kristalografisiyle gerçekleştirilen çalışmalar, protein üretiminin nasıl gerçekleştiğinin anlaşılmasının yanı sıra bazı antibiyotiklerin bakterileri nasıl durdurduğunu açıklamaya da yardımcı oldu. Steitz, Ada Yonath ve Venkatraman Ramakrishnan ile birlikte 2009 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.
1946 – Davulu bir ritim aleti olmaktan çıkaran The Who efsanesi Keith Moon doğdu: The Who’nun çılgın davulcusu, gösterişli ve saldırgan çalma tarzıyla rock müziğinde davulun rolünü değiştirdi; sahnede baterileri parçalama ve otel odalarını dağıtma hikâyeleriyle rock’n roll’un en efsanevi karakterlerinden birine dönüştü.
1963 – “Oldboy” ile Güney Kore sinemasını dünyaya taşıyan Park Chan-wook doğdu: Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook, Oldboy, The Handmaiden, Decision to Leave ve intikam üçlemesiyle çağdaş dünya sinemasının en özgün yönetmenlerinden biri haline geldi. Şiddet, mizah ve görsel estetiği alışılmadık biçimde birleştiren Park, Güney Kore sinemasının küresel yükselişinin öncü isimlerinden biri oldu.
1970 – Hollywood’un 23 yaşında kaybettiği büyük yetenek River Phoenix doğdu: Stand by Me ile genç yaşta yıldızlaşan River Phoenix, Running on Empty ile Oscar’a aday gösterildi ve kendi kuşağının en yetenekli oyuncularından biri kabul edildi. Joaquin Phoenix’in ağabeyi olan oyuncu, 1993’te yalnızca 23 yaşındayken Los Angeles’taki Viper Room’un önünde aşırı doz nedeniyle hayatını kaybetti.
1974 – Tek atom kalınlığındaki grafeni dünyaya kazandıran Konstantin Novoselov doğdu: Rusya doğumlu fizikçi Novoselov, Andre Geim ile birlikte yalnızca bir atom kalınlığındaki grafeni izole ederek malzeme biliminde yeni bir alan açtı. Olağanüstü dayanıklılığı, iletkenliği ve hafifliği nedeniyle grafen elektronik, enerji ve ileri malzemelerde büyük potansiyel taşıyor; ikili keşifleriyle 2010 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.
1978 – NBA’in “Black Mamba”sı Kobe Bryant doğdu: Los Angeles Lakers formasıyla 20 sezon oynayan Kobe Bryant, 5 NBA şampiyonluğu, bir normal sezon MVP ödülü, iki final MVP ödülü ve 18 All-Star seçimi ile basketbol tarihinin en büyük yıldızlarından biri oldu. 2006’da Toronto’ya karşı attığı 81 sayı, NBA tarihinde bir oyuncunun tek maçta ulaştığı en yüksek ikinci sayı olarak kaldı. Bryant, 2020’de kızı Gianna ile birlikte helikopter kazasında hayatını kaybetti.
22 AĞUSTOS’TA HAYATINI KAYBEDENLER
634 – Hz. Muhammed’in en yakın arkadaşlarından ve ilk halife Hz. Ebû Bekir hayatını kaybetti: İslam’ı ilk kabul edenlerden olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Muhammed’in vefatının ardından Müslümanların ilk halifesi oldu. Yaklaşık iki yıllık halifeliğinde Arabistan’daki isyanları bastırdı, Kur’an ayetlerinin bir araya getirilmesi sürecini başlattı ve İslam devletinin Suriye ile Irak yönünde genişlemesinin temellerini attı. TDV İslâm Ansiklopedisi ölümünü 23 Ağustos 634 olarak tarihlendiriyor; aynı gün Hz. Ömer halife olarak biat aldı.
1574 – Kanuni döneminin hukuk düzenine damga vuran Ebussuud Efendi öldü: Yaklaşık 29 yıl şeyhülislamlık yapan Ebussuud Efendi, Kanuni Sultan Süleyman ve II. Selim dönemlerinin en etkili Osmanlı hukukçularından biriydi. Osmanlı kanunnameleriyle İslam hukukunun uyumlaştırılmasında büyük rol oynadı; tefsir ve fetvaları yüzyıllarca etkisini sürdürdü. Kıbrıs seferinin açılmasını destekleyen fetvayı da veren Ebussuud Efendi, 23 Ağustos 1574’te İstanbul’da öldü ve Eyüp’te kendi yaptırdığı mektebin haziresine defnedildi.
1806 – Elektrik yükünün birimine adını veren Coulomb öldü: Fransız fizikçi Charles-Augustin de Coulomb, elektrik yüklü parçacıklar arasındaki çekme ve itme kuvvetini açıklayan Coulomb Yasası ile fiziğin temel isimlerinden biri oldu. Bugün elektrik yükünün SI birimi olan “coulomb” onun adını taşıyor. Mekanik, sürtünme, elektrik ve manyetizma üzerine yaptığı çalışmalar modern elektromanyetizmanın kurulmasına büyük katkı sağladı.
1926 – Hollywood’un ilk büyük erkek seks sembolü Rudolph Valentino öldü; New York’ta kitlesel yas başladı: Sessiz sinemanın yıldızı Rudolph Valentino, The Sheik ve The Son of the Sheik gibi filmlerle 1920’lerin dünya çapındaki en büyük sinema idollerinden birine dönüştü. Henüz 31 yaşındayken 23 Ağustos’ta ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmesi büyük bir toplumsal olaya dönüştü; New York’taki cenaze evinin çevresine 100 binden fazla insan toplandı, izdihamlar ve bayılmalar yaşandı. Valentino’nun adı daha sonra “Latin âşık” tipinin neredeyse eş anlamlısı haline geldi.
1939 – “Rüzgâr Gibi Geçti”nin senaristi traktör kazasında öldü; Oscar’ı ölümünden sonra aldı: Pulitzer ödüllü oyun yazarı ve senarist Sidney Howard, çiftliğinde çalışırken traktörün kendisini duvara sıkıştırması sonucu 23 Ağustos’ta 48 yaşında öldü. Aynı yıl sinema tarihinin en ünlü filmlerinden Gone with the Wind – Rüzgâr Gibi Geçti için yazdığı senaryo gösterime girdi. Howard bu çalışmasıyla Oscar kazandı ve ölümünden sonra Oscar alan ilk kişi olarak tarihe geçti.
1944 – Osmanlı’nın son halifesi Abdülmecid Efendi Paris’te öldü; cenazesi 10 yıl defnedilemedi: TBMM tarafından 1922’de halife seçilen Abdülmecid Efendi, hilafetin 1924’te kaldırılmasının ardından ailesiyle Türkiye’den çıkarıldı ve hayatının kalan bölümünü büyük ölçüde Fransa’da geçirdi. Ressamlığı ve müzik ilgisiyle de tanınan Abdülmecid Efendi, Müttefiklerin Paris’e girmeye hazırlandığı 23 Ağustos 1944’te Paris’te kalp krizinden öldü. Vasiyeti Türkiye’ye gömülmekti; ancak naaşının getirilmesine izin verilmedi ve cenazesi yaklaşık on yıl Paris Camii’nde bekletildikten sonra 1954’te Medine’de Cennetü’l-Baki’ye defnedildi.
1975 – 12 Mart döneminin Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler öldü: 12 Mart 1971 Muhtırası’nı imzalayan kuvvet komutanlarından Orgeneral Faruk Gürler, daha sonra Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı oldu. 1973’te askerî çevrelerin desteğiyle Cumhurbaşkanı olmak için Genelkurmay Başkanlığından ayrılıp senatörlüğe geçti; ancak TBMM’de gerekli oyu alamadı ve cumhurbaşkanı seçilemedi. Gürler 23 Ağustos 1975’te hayatını kaybetti.
1997 – Bir proteinin atomik yapısını ilk kez çözen John Kendrew öldü: İngiliz bilim insanı John Kendrew, kaslarda oksijen depolayan miyoglobin proteininin üç boyutlu atomik yapısını ortaya çıkararak biyoloji tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. Proteinlerin nasıl çalıştığını moleküler düzeyde görmenin önünü açan bu çalışma ona Max Perutz ile birlikte 1962 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandırdı. Kendrew 23 Ağustos 1997’de öldü.
2002 – Yeşilçam’ın binlerce filminde gördüğümüz Sami Hazinses öldü: Asıl adı Samuel Agop Uluçyan olan Sami Hazinses, Yeşilçam’ın en tanıdık karakter oyuncularından biriydi ve kariyeri boyunca yaklaşık bin filmde rol aldı. Yalnız oyuncu da değildi; “Derdimi Kimlere Desem” gibi daha sonra Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses’in de yorumladığı şarkıların söz ve müziklerini yazdı. Hazinses, 23 Ağustos 2002’de kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.
2006 – “Korku Seansı” filmlerine ilham veren paranormal araştırmacı Ed Warren öldü: Ed Warren ve eşi Lorraine; Amityville, Enfield ve Annabelle bebeği gibi sonradan kitaplara ve korku filmlerine konu olan paranormal vaka araştırmalarıyla ün kazandı. Çiftin hikâyeleri yıllar sonra The Conjuring – Korku Seansı sinema evreninin temelini oluşturdu. Ancak Warrenların iddialarının bilimsel olarak kanıtlanmadığını da belirtmek gerekiyor. Ed Warren 23 Ağustos 2006’da 79 yaşında öldü.
2009 – “Küçük Ağa”dan “Minyeli Abdullah”a, Yücel Çakmaklı öldü: Türkiye’de “Millî Sinema” akımının öncüsü kabul edilen yönetmen Yücel Çakmaklı; Birleşen Yollar, Minyeli Abdullah filmleri ile Küçük Ağa, IV. Murat ve Kuruluş/Osmancık gibi televizyon yapımlarına imza attı. Özellikle edebiyat uyarlamaları ve muhafazakâr-millî değerleri sinemaya taşıyan yaklaşımıyla Türk sinemasında ayrı bir çizgi oluşturdu. Çakmaklı 23 Ağustos 2009’da 72 yaşında hayatını kaybetti.
2014 – Olimpiyat madalyalı güreşçi Dursun Ali Eğribaş öldü: İstanbul’a genç yaşta geldiğinde Feshane’de temizlik işi yaparken güreşçileri izleyerek spora başlayan Dursun Ali Eğribaş, yıllar sonra 1956 Melbourne Olimpiyatları’nda bronz madalya kazandı. Dünya, Akdeniz ve Balkan şampiyonalarında da madalyalar alan millî güreşçi, 23 Ağustos 2014’te 81 yaşında hayatını kaybetti.
2018 – Cüneyt Arkın’ın hafızalara kazınan seslerinden Toron Karacaoğlu öldü: Tiyatroda yaklaşık 150 oyunda rol alan Toron Karacaoğlu, sinema ve televizyondaki oyunculuğunun yanı sıra Türkiye’nin en önemli seslendirme sanatçılarından biri oldu. Özellikle Malkoçoğlu ve Kara Murat filmlerinin önemli bölümünde Cüneyt Arkın’ı seslendiren kişi oydu. Karacaoğlu 23 Ağustos 2018’de Altınoluk’taki evinde hayatını kaybetti.
2023 – Putin’e isyan eden Wagner lideri Prigojin, iki ay sonra uçak kazasında öldü: Rus paralı asker grubu Wagner’in lideri Yevgeni Prigojin, Ukrayna savaşında özellikle Bahmut çatışmalarıyla öne çıktı; ardından Rus askerî yönetimini hedef alarak Haziran 2023’te Moskova’ya doğru ilerleyen kısa süreli bir silahlı isyan başlattı. İsyandan tam iki ay sonra, 23 Ağustos’ta Moskova’dan St. Petersburg’a giden özel jet Tver bölgesinde düştü; Prigojin ve uçaktaki dokuz kişi öldü. Kazanın nedeni ve Prigojin’in ölümünün arka planı uluslararası kamuoyunda uzun süre tartışıldı.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.


