2 Ağustos Tarihte Bugün

38 Dakika Okuma
2 Ağustos Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 2 Ağustos

2 AĞUSTOS’TA NELER KUTLANIYOR?

2 Ağustos; Nazi soykırımında öldürülen Romanların anılmasından Kuzey Makedonya’nın kuruluş hafızasına, Azerbaycan sinemasından Kosta Rika’nın en büyük dinî yürüyüşüne kadar farklı tarih ve kültürlerin öne çıktığı bir gün.

Avrupa Roman Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü

Avrupa’da 2 Ağustos, Nazi yönetiminin Romanlara ve Sintilere karşı yürüttüğü soykırımın kurbanlarını anmaya ayrılıyor. Auschwitz-Birkenau toplama kampındaki “Çingene aile kampı”, 2 Ağustos’u 3 Ağustos 1944’e bağlayan gece tasfiye edildi ve çoğu kadın, çocuk ve yaşlı yaklaşık 3 bin kişi gaz odalarında öldürüldü. Nazi rejimi ile müttefiklerinin Avrupa genelinde katlettiği Romanların sayısının 500 bine kadar çıkmış olabileceği belirtiliyor. Gün, uzun yıllar görmezden gelinen Roman soykırımının tanınmasını ve günümüzde süren Roman karşıtı ırkçılıkla mücadeleyi amaçlıyor.

Kuzey Makedonya’da Cumhuriyet Günü: İlinden

Kuzey Makedonya, devlet tarihinin iki önemli dönüm noktasını 2 Ağustos’ta birlikte anıyor. İlki, 1903’te Osmanlı yönetimine karşı başlayan ve kısa ömürlü Kruşevo Cumhuriyeti’nin kurulmasına yol açan İlinden Ayaklanması; ikincisi ise 2 Ağustos 1944’te toplanarak modern Makedonya devletinin temelini atan ASNOM’un ilk oturumu. “İlinden” adıyla da bilinen Cumhuriyet Günü, ülkede resmî tatil olarak kutlanıyor; anıtlara çelenkler bırakılıyor ve özellikle Kruşevo’da devlet törenleri düzenleniyor.

Azerbaycan Sineması Günü

Azerbaycan, sinema tarihinin başlangıcı kabul edilen 2 Ağustos 1898’i her yıl Sinema Günü olarak kutluyor. Bakü’de yaşayan fotoğrafçı ve yayıncı Aleksandr Mişon, o gün Bibiheybet’teki petrol kuyusu yangını, Buhara Emirinin uğurlanması ve Kafkas dansları gibi kısa görüntüleri halka gösterdi. Fransa’daki ilk sinema gösterimlerinden yalnızca birkaç yıl sonra gerçekleştirilen bu gösteri, Azerbaycan sinemasının başlangıcı kabul ediliyor. 2 Ağustos, 2000’de alınan kararla sinema çalışanlarının meslek günü ilan edildi.

Kosta Rika’da Melekler Bakiresi Günü

Kosta Rika’nın koruyucu azizesi kabul edilen Melekler Bakiresi, yani Virgen de los Ángeles, 2 Ağustos’ta ülke çapında anılıyor. Her yıl yüz binlerce kişi başkent San José’den ve ülkenin farklı bölgelerinden yürüyerek Cartago’daki Melekler Bakiresi Bazilikası’na ulaşıyor. “Romería” adı verilen hac yürüyüşünde bazı kişiler kilometrelerce yolu yalınayak veya dizleri üzerinde tamamlıyor. Halk arasında “La Negrita” adıyla bilinen küçük Meryem Ana heykelciğine adanan gün, Kosta Rika’da resmî tatil kabul ediliyor.

2 AĞUSTOS’UN TUHAF GÜNLERİ

2 Ağustos’un gayriresmî takviminde dondurmayı ekmek arasına koymaktan geleceği gördüğünü söyleyenleri kutlamaya, çocukların boyama kitaplarından mühendislerin üç boyutlu çizim programlarına kadar oldukça dağınık bir liste bulunuyor. Tarihin 2026’da pazar gününe denk gelmesi, her yıl ağustosun ilk pazarında kutlanan birkaç özel günü de aynı tarihte buluşturuyor.

Dondurmalı Sandviç Günü

İki bisküvi, gofret veya kek dilimi arasına dondurma koyularak hazırlanan tatlıya ayrılan bu gayriresmî gün, her yıl 2 Ağustos’ta kutlanıyor. Dondurmalı sandviçlerin bilinen ilk örneklerinden biri, 1900 yılı civarında New York’un Bowery semtinde kimliği kayda geçmeyen bir seyyar satıcı tarafından bir sent karşılığında satılıyordu. Tatlının kısa sürede sokak arabalarından plajlara ve market dondurucularına yayılmasına rağmen Dondurmalı Sandviç Günü’nü kimin başlattığı hâlâ bilinmiyor.

Boyama Kitabı Günü

Çocukların yıllardır yaptığı boyama faaliyetinin yetişkinler arasında da büyük bir akıma dönüşmesi üzerine 2 Ağustos, Boyama Kitabı Günü ilan edildi. Günü 2015’te başlatan Dover Publications, çocukların yanı sıra yetişkinleri de kalemlerini çıkarıp çizgilerin içini doldurmaya çağırdı. Tam da yetişkin boyama kitaplarının milyonlarca sattığı dönemde doğan kutlama, dijital ekranlardan uzaklaşmanın ve birkaç saatliğine yeniden çocuk olmanın bahanesine dönüştü.

Arkadaşlık Günü 2026’da 2 Ağustos’a denk geliyor

ABD, Hindistan ve bazı başka ülkelerde Arkadaşlık Günü her yıl ağustosun ilk pazarında kutlanıyor. Bu nedenle tarihi değişen gün, 2026’da 2 Ağustos’a denk geliyor. Arkadaşlara bileklik takmak, ortak fotoğraflar paylaşmak ve yıllardır görüşülmeyen kişilere mesaj göndermek kutlamanın yaygın alışkanlıkları arasında. Ancak bu tarih, Birleşmiş Milletlerin ilan ettiği Uluslararası Arkadaşlık Günü değil; BM’nin resmî günü her yıl 30 Temmuz’da anılıyor.

Kız Kardeşler Günü 2026’da 2 Ağustos’ta

Her yıl ağustosun ilk pazar günü kutlanan Kız Kardeşler Günü, 2026’da 2 Ağustos’a denk geliyor. Tennessee’de yaşayan Tricia Eleogram tarafından 1996’da başlatılan gün, yalnızca aynı anne babadan doğan kız kardeşleri değil, yaşam içinde kardeşlik bağı kuran kadınları da kapsıyor. Kutlamanın temel önerisi son derece basit: Kız kardeşinizle tartışmayı en azından bir günlüğüne bırakmak, eski fotoğraflara bakmak ve birlikte yeni bir hatıra oluşturmak.

Medyumlar Günü 2026’da 2 Ağustos’a denk geliyor

Medyumlara, falcılara, tarot yorumcularına ve geleceği gördüğünü söyleyen herkese ayrılan bu gayriresmî gün, ağustosun ilk pazarında kutlanıyor. Bu nedenle Medyumlar Günü 2026’da 2 Ağustos’a denk geliyor. Günün kurucusu ve neden özellikle ağustosun ilk pazarının seçildiği kesin olarak bilinmiyor. Elbette medyumların bu tarihin geleceğini önceden görmüş olmaları gerektiği düşünülebilir; ancak özel gün takvimleri bu konuda herhangi bir kanıt sunmuyor.

Bilgisayar Destekli Tasarım Günü

Mimarların, mühendislerin, ürün tasarımcılarının ve animasyon sanatçılarının kullandığı bilgisayar destekli tasarım sistemlerine, yani CAD teknolojisine ayrılan gün de 2 Ağustos’ta kutlanıyor. Elle çizilen teknik projelerin yerini büyük ölçüde dijital modellere bırakan CAD programları; binalardan otomobillere, makinelerden takılara kadar sayısız ürünün iki ve üç boyutlu olarak tasarlanmasını sağlıyor. Günü kimin başlattığı açık biçimde bilinmese de 2 Ağustos, normalde yalnızca meslek sahiplerinin konuştuğu bir yazılım türüne kutlama günü kazandırmış durumda.

MÖ 216 – Hannibal, Roma ordusunu Cannae’de kuşatarak tarihinin en ağır yenilgilerinden birine uğrattı

Kartacalı komutan Hannibal, İkinci Pön Savaşı sırasında Güney İtalya’daki Cannae yakınlarında kendisinden kalabalık Roma ordusuyla karşılaştı. Merkezdeki birliklerini kontrollü biçimde geri çeken Hannibal, Roma askerlerinin içeri doğru ilerlemesini sağladı; iki kanattaki piyadeleri ve süvarileriyle ordunun çevresini kapattı. Askerî tarihin en ünlü “çifte kuşatma” manevralarından biri olan bu taktik sonucunda Roma ordusunun büyük bölümü savaş alanında yok edildi; Roma konsüllerinden Lucius Aemilius Paullus da ölenler arasındaydı.

Cannae zaferi Hannibal’ın askerî dehasının simgesi hâline geldi ve Roma’nın İtalya’daki birçok müttefikini saf değiştirmeye yöneltti. Ancak Hannibal, kazandığı bu büyük başarıya rağmen Roma’yı teslim alamadı. İnsan ve kaynak üstünlüğünü koruyan Roma Cumhuriyeti savaşı sürdürdü; yıllar sonra mücadeleyi Kuzey Afrika’ya taşıyarak Kartaca’yı yenilgiye uğrattı.

1277 – Anadolu Selçuklu siyasetinde bir döneme adını veren Muînüddin Süleyman Pervâne öldürüldü

Moğol egemenliği altındaki Anadolu Selçuklu Devleti’nin yönetiminde uzun yıllar belirleyici olan Muînüddin Süleyman Pervâne, İlhanlı hükümdarı Abaka Han’ın emriyle öldürüldü. Sultanları tahta çıkarıp indirecek ölçüde güç kazanan Pervâne, Sinop’u Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan geri almış; Anadolu’yu Moğol baskısından kurtarmak amacıyla Memlük Sultanı Baybars’la gizlice ilişki kurmuştu. Baybars’ın 1277’de Elbistan’da Moğol ordusunu yenmesinin ardından ihanetle suçlandı ve 2 Ağustos’ta Aladağ’daki İlhanlı karargâhında idam edildi. Ölümüyle Anadolu Selçuklu yönetimi İlhanlı denetimine daha doğrudan bağlandı.

1492 – İspanya’dan sürülen Sefarad Yahudilerinin Osmanlı topraklarına uzanan büyük göçü başladı

İspanya hükümdarları Isabel ile Fernando’nun yayımladığı Elhamra Fermanıyla Yahudilere din değiştirmeleri veya Temmuz 1492 sonuna kadar ülkeyi terk etmeleri emredildi. Sürgünün son günü bazı anlatılarda 2 Ağustos olarak anılsa da göç tek bir günde gerçekleşmedi. Yüzyıllardır İber Yarımadası’nda yaşayan on binlerce Yahudi, mallarını yok pahasına bırakarak Portekiz’e, İtalya’ya, Kuzey Afrika’ya ve Osmanlı topraklarına doğru yola çıktı.

Sultan II. Bayezid’in yönetimi, İspanya’dan çıkarılan Sefarad Yahudilerini Osmanlı ülkesine kabul etti. Kemal Reis ve diğer denizciler Batı Akdeniz’deki faaliyetleri sırasında sürgün edilen Müslüman ve Yahudilerin güvenli bölgelere taşınmasına katkıda bulundu. İstanbul, Selanik, Edirne, İzmir, Saraybosna ve Safed gibi şehirlere yerleşen Sefaradlar; ticaret, tıp, matbaacılık, diplomasi ve zanaat alanlarındaki birikimleriyle Osmanlı toplumunda etkili oldu. İspanya’dan taşıdıkları Ladino dili ve kültürü ise yüzyıllar boyunca Osmanlı coğrafyasında yaşamayı sürdürdü.

1696 – Patrona Halil İsyanı’nın ardından Osmanlı tahtına çıkacak I. Mahmud doğdu

Osmanlı Devleti’nin 24. padişahı I. Mahmud doğdu. 1730’da Patrona Halil İsyanı’nın ardından tahta çıkan Mahmud, isyanın elebaşlarını etkisiz hâle getirerek devlet otoritesini yeniden kurmaya çalıştı. 24 yıl süren saltanatında İran, Rusya ve Avusturya ile savaşlar yaşandı; 1739 Belgrad Antlaşması’yla Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki konumu güçlendi. Humbaracı Ahmed Paşa’nın öncülüğünde askerî yeniliklere girişilen dönemde kütüphaneler, çeşmeler ve başka kültür eserleri de yaptırıldı. I. Mahmud 1754’te hayatını kaybetti.

1776 – ABD’nin kuruluş belgesi olan Bağımsızlık Bildirgesi delegeler tarafından imzalanmaya başladı

Amerikan kolonilerinin Büyük Britanya’dan ayrıldığını duyuran Bağımsızlık Bildirgesi 4 Temmuz’da kabul edilmişti; ancak bugün ABD Ulusal Arşivlerinde korunan parşömen nüsha, Kıta Kongresi üyelerinin büyük bölümü tarafından 2 Ağustos’ta imzalandı. Bütün delegeler o gün hazır bulunmadı; belgeye daha sonra katılanlarla birlikte toplam 56 kişi imza attı. Yaşam, özgürlük, eşitlik ve yönetimlerin halkın rızasına dayanması gibi ilkeleri öne çıkaran bildiri, yalnızca ABD’nin kuruluş belgesi olmakla kalmadı; sonraki yüzyıllarda bağımsızlık hareketlerini ve anayasal düzenleri de etkiledi.

1799 – İnsanlı uçuş çağını başlatan sıcak hava balonunun mucitlerinden Jacques-Étienne Montgolfier öldü

Fransız mucit ve kâğıt üreticisi Jacques-Étienne Montgolfier, 54 yaşında hayatını kaybetti. Kardeşi Joseph-Michel ile birlikte sıcak havanın kaldırma gücünden yararlanarak ilk başarılı balonları geliştirdi. Montgolfier kardeşlerin 1783’te gerçekleştirdiği denemelerin ardından, aynı yıl Paris’te onların tasarladığı balonla tarihin ilk serbest insanlı uçuşu yapıldı. Bu başarı, insanların kontrollü biçimde gökyüzüne yükseldiği modern havacılık çağının başlangıcı kabul edildi.

1849 – Modern Mısır’ın temellerini atan ve Osmanlı Devleti’ni savaşın eşiğine getiren Kavalalı Mehmed Ali Paşa öldü

Mısır’da kendi hanedanını kuran Osmanlı Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, İskenderiye’de hayatını kaybetti. Güçlü bir ordu, donanma, eğitim sistemi ve merkezî yönetim oluşturarak Mısır’da yeni bir dönemin temellerini atan Mehmed Ali Paşa; Sudan, Suriye ve Arabistan’a uzanan genişleme siyasetiyle bölgenin güç dengelerini değiştirdi. Ordularının Osmanlı kuvvetlerini yenerek Kütahya’ya kadar ilerlemesi, II. Mahmud döneminin en ağır krizlerinden birine yol açtı. Avrupa devletlerinin müdahalesi sonunda geri çekilmek zorunda kaldı; ancak 1841’de Mısır’ın yönetiminin kendi ailesine miras yoluyla geçmesini kabul ettirerek yaklaşık bir buçuk yüzyıl sürecek Kavalalı hanedanının temelini attı.

1858 – Hindistan’ın yönetimi İngiliz Kraliyetine geçti ve yaklaşık doksan yıllık doğrudan yönetim dönemi başladı

1857’de İngiliz yönetimine karşı başlayan büyük Hint Ayaklanması’nın ardından kabul edilen Hindistan Yönetimi Yasası, Kraliyet onayını aldı. Böylece Doğu Hindistan Şirketinin Hindistan’daki idarî yetkileri sona erdi; şirketin toprakları, ordusu ve yönetim mekanizması doğrudan İngiliz Kraliyetine devredildi. Ülke, Londra’daki Hindistan Bakanı ile Kraliyet adına görev yapan genel vali tarafından yönetilmeye başlandı. “İngiliz Rajı” olarak bilinen bu doğrudan sömürge yönetimi, Hindistan ile Pakistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1947’ye kadar sürdü.

1876 – Vahşi Batı efsanesi Wild Bill Hickok poker masasında sırtından vurularak öldürüldü

Silahşor, iz sürücü, kumarbaz ve kanun adamı James Butler “Wild Bill” Hickok, Dakota Bölgesi’ndeki Deadwood kasabasında poker oynarken Jack McCall tarafından başının arkasından vurularak öldürüldü. Hukuk düzeninin henüz kurulmadığı madenci kasabasında oluşturulan yetkisiz mahkeme McCall’ı önce serbest bıraktı; ancak daha sonra yeniden yargılanan katil suçlu bulunarak idam edildi. Hickok’ın öldürüldüğü sırada elinde iki siyah as ile iki siyah sekiz bulunduğu yönündeki sonradan yaygınlaşan anlatı, bu kartların poker kültüründe “ölü adamın eli” adıyla tanınmasına yol açtı.

1903 – İlinden Ayaklanması Osmanlı Devleti’nin Makedonya’daki hâkimiyetini sarsan büyük Balkan isyanını başlattı

İç Makedonya-Edirne Devrimci Örgütünün hazırladığı İlinden Ayaklanması, Aziz İlyas Günü’nde Osmanlı Devleti’nin Manastır Vilayeti’nde başladı. İsyancılar bazı kasaba ve köylerde denetimi ele geçirirken Kruşevo’da kısa ömürlü bir cumhuriyet ilan etti. Osmanlı kuvvetleri ayaklanmayı bastırdı ve Kruşevo Cumhuriyeti yaklaşık on gün yaşayabildi; ancak çatışmalar sırasında çok sayıda yerleşim zarar gördü, siviller hayatını kaybetti ve binlerce kişi evsiz kaldı. Ayaklanma başarısız olsa da Makedonya sorununu Avrupa siyasetinin başlıca gündemlerinden birine dönüştürdü ve Osmanlı Devleti üzerindeki reform baskısını artırdı.

1909 – Türk tiyatrosunun kurucu isimlerinden Muhsin Ertuğrul profesyonel olarak ilk kez sahneye çıktı

Henüz 17 yaşındaki Muhsin Ertuğrul, Erenköy’de Burhanettin Tepsi Kumpanyasının sahnelediği Arthur Conan Doyle uyarlaması Sherlock Holmes oyununda Bob karakterini canlandırdı. Profesyonel tiyatro yaşamına attığı bu ilk adım, Türk tiyatro ve sinema tarihini değiştirecek yaklaşık yetmiş yıllık sanat yolculuğunun başlangıcı oldu. Ertuğrul daha sonra Darülbedayi ve İstanbul Şehir Tiyatrolarının gelişmesinde belirleyici rol oynadı; oyuncu, yönetmen, eğitmen ve kurum yöneticisi olarak Türkiye’de Batılı anlamdaki tiyatronun kuruluşuna öncülük etti.

1914 – Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanına taşıyacak gizli ittifak antlaşması imzalandı

Osmanlı Devleti ile Alman İmparatorluğu arasında İstanbul’da gizli bir askerî ittifak antlaşması imzalandı. Sadrazam Said Halim Paşa ile Almanya’nın İstanbul Büyükelçisi Hans von Wangenheim’ın imzaladığı antlaşmaya göre Almanya’nın Rusya’yla savaşa girmesi ve Rusya’nın da Avusturya-Sırbistan çatışmasına müdahale etmesi durumunda Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında yer alacaktı. Almanya ise Osmanlı toprakları tehdit edildiğinde askerî yardım sağlamayı ve ülkedeki Alman askerî heyetini Osmanlı ordusunun hizmetinde tutmayı kabul etti.

Aynı gün Osmanlı ordusu için genel seferberlik ilan edildi; uygulama 3 Ağustos’ta başladı. Antlaşmadan hükümet üyelerinin, Meclisin ve kamuoyunun büyük bölümü haberdar edilmedi. Osmanlı Devleti resmen tarafsızlığını bir süre daha sürdürse de antlaşma, Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau’nun Boğazlardan geçirilmesi ve Osmanlı donanmasına katılmasıyla derinleşecek yakınlaşmanın temelini attı. Alman Amiral Souchon komutasındaki donanmanın 29 Ekim’de Rus limanlarını bombalamasının ardından Osmanlı Devleti fiilen Birinci Dünya Savaşı’na girdi.

1919 – Millî Mücadele’ye karşı İstanbul basınının etkili sözcülerinden olacak Peyâm yeniden yayımlanmaya başladı

Damat Ferit Paşa hükûmetinde Maarif ve ardından Dâhiliye Nazırlığı yapan Ali Kemal, görevinden ayrıldıktan sonra daha önce çıkardığı Peyâm gazetesini yeniden yayımlamaya başladı. İlk kez 1913’te kurulan gazete, eski sayı numaralarını devam ettirerek yayın hayatına döndü. Ali Kemal, yazılarında Anadolu’da başlayan Millî Mücadele’yi İttihat ve Terakki’nin devamı olarak gösterdi; silahlı direnişin ülkeye daha büyük felaket getireceğini savunarak İngiltere’yle uzlaşılmasını istedi.

Mali sıkıntıya giren Peyâm, 1920 başında Mihran Efendi’nin Sabah gazetesiyle birleşerek Peyâm-ı Sabah adını aldı. Ali Kemal’in başyazarlığını sürdürdüğü gazete, Kuvâ-yi Milliye ve Mustafa Kemal Paşa’ya yönelik sert yayınlarıyla İstanbul’daki Millî Mücadele karşıtı basının başlıca organlarından biri hâline geldi.

1922 – İnsan sesini elektrikle uzaklara taşıyarak iletişim çağını değiştiren Alexander Graham Bell öldü

Telefonun mucidi kabul edilen İskoçya doğumlu Amerikalı bilim insanı Alexander Graham Bell, Kanada’nın Nova Scotia bölgesindeki evinde 75 yaşında hayatını kaybetti. İşitme ve konuşma üzerine yürüttüğü çalışmaların ardından 1876’da telefonun ilk başarılı patentini aldı ve insan sesinin elektrik akımıyla anlaşılır biçimde aktarılabildiğini gösterdi. Bell’in geliştirdiği teknoloji, kısa sürede kıtaları birbirine bağlayan modern haberleşme sisteminin temelini oluşturdu. Telefonun yanı sıra optik iletişim, havacılık ve hızlı deniz araçları üzerine de çalışmalar yapan Bell, iletişim tarihinin en etkili mucitlerinden biri oldu.

1926 – Bozkurt-Lotus kazası Türkiye’nin uluslararası hukukta tarihî bir dava kazanmasına yol açtı

Türk kömür gemisi Bozkurt ile Fransız posta gemisi Lotus, Midilli’nin kuzeyindeki açık denizde gece yarısına doğru çarpıştı. İkiye ayrılarak batan Bozkurt’ta bulunan sekiz Türk denizci hayatını kaybetti; on kişi Lotus tarafından kurtarıldı. Fransız gemisi İstanbul’a ulaştığında kazayla ilgili soruşturma başlatıldı; Lotus’un nöbetçi subayı Jean Demons ile Bozkurt’un kaptanı Hasan Bey, taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla Türk mahkemesinde yargılandı.

Fransa, olay açık denizde ve Fransız bayraklı gemide gerçekleştiği için Türkiye’nin Fransız subayı yargılayamayacağını savundu. Uyuşmazlık Milletlerarası Daimî Adalet Divanına taşındı. Mahkeme, 7 Eylül 1927’de Türkiye’nin uluslararası hukuka aykırı davranmadığına karar verdi. Karardan doğan “Lotus ilkesi”, devletlerin uluslararası hukukça açıkça yasaklanmayan alanlarda yetki kullanabileceği düşüncesinin temel dayanaklarından biri hâline geldi ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk alanındaki en önemli başarılarından biri olarak tarihe geçti.

1930 – Türk tiyatrosu ve sinemasının öncü isimlerinden Ahmet Fehim Efendi öldü

Profesyonel Türk tiyatrosunun ilk büyük oyuncularından Ahmet Fehim Efendi, İstanbul’da hayatını kaybetti. Yaklaşık yarım yüzyıl boyunca oyunculuk, yönetmenlik, dekorculuk ve eğitmenlik yapan Ahmet Fehim; düzenlediği turnelerle tiyatronun Anadolu’da tanınmasına katkı sağladı, Darülbedayi’de komedi öğretmenliği yaptı ve çok sayıda sanatçının yetişmesinde rol oynadı. Sinemaya da geçen sanatçı, 1919’da çekilen Mürebbiye ve Binnaz filmlerini yöneterek Türk sinemasının ilk dönemindeki öncü yönetmenlerden biri oldu.

1932 – Pozitronun keşfi antimaddenin evrende gerçekten var olduğunu kanıtladı

Amerikalı fizikçi Carl Anderson, kozmik ışınları incelemek amacıyla kullandığı manyetik sis odasında elektronla aynı kütleye sahip fakat pozitif elektrik yüklü bir parçacığın izini belirledi. “Pozitif elektron” olarak tanımlanan ve daha sonra pozitron adı verilen parçacık, maddenin karşıtı olan antimaddenin deneysel olarak gözlemlenen ilk örneği oldu. Keşif, fizikçi Paul Dirac’ın birkaç yıl önce kuramsal olarak öngördüğü karşı parçacıkların gerçekten var olduğunu gösterdi. Anderson, pozitron keşfi nedeniyle 1936 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı.

1934 – Cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştiren Hitler Almanya’nın tek hâkimi oldu

Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’un ölmesinin ardından Adolf Hitler, cumhurbaşkanlığı makamını kaldırarak bu makamın yetkilerini başbakanlıkla birleştirdi. Bir gün önce hazırlanan yasa Hindenburg’un ölümüyle yürürlüğe girdi; Hitler bundan sonra “Führer ve Reich Şansölyesi” unvanını kullanmaya başladı. Böylece devlet başkanlığı ile hükûmet başkanlığı aynı kişide toplandı ve Hitler’in iktidarını sınırlayabilecek son anayasal makam da ortadan kalktı.

Nazi rejiminin totaliterleşmesi, Hitler’in 30 Ocak 1933’te başbakan olması, Reichstag Yangını Kararnamesi, Yetki Kanunu, muhalefet partilerinin kapatılması ve Uzun Bıçaklar Gecesi gibi adımlarla daha önce başlamıştı. 2 Ağustos 1934 ise bu sürecin tamamlandığı dönüm noktası oldu. Alman ordusu artık anayasaya veya devlete değil, doğrudan Adolf Hitler’e bağlılık yemini etti. Yetkilerin birleştirilmesi 19 Ağustos’ta düzenlenen, baskı ve propaganda ortamındaki halk oylamasıyla onaylatıldı.

1938 – İzmit’in modern mimari simgelerinden Halkevi binasının yapımı için ihale gerçekleştirildi

Mimar Seyfi Arkan’ın tasarladığı İzmit Halkevi binasının yapımı, 60 bin lira bedelle müteahhit Rauf Eksat’a ihale edildi. Kentin o tarihe kadar yeterince değerlendirilmemiş sahil kesiminde inşa edilecek yapının temeli 10 Ağustos’ta atıldı; maddi sıkıntılar nedeniyle uzayan çalışmaların ardından bina 22 Şubat 1942’de hizmete açıldı. Modern Cumhuriyet mimarisinin İzmit’teki en önemli örneklerinden biri olan Halkevi; tiyatro, sinema, kütüphane, toplantı ve halk eğitimi faaliyetleriyle uzun yıllar kentin kültür yaşamının merkezlerinden biri oldu.

1939 – İdamların halkın seyrettiği bir gösteriye dönüşmesini önlemek için genelge yayımlandı

Adalet Bakanlığı, ölüm cezalarının infazına yalnızca kanunda belirtilen görevlilerin, hükümlünün avukatının ve din görevlisinin katılabileceğini bildiren bir genelge yayımladı. İnfaz alanına seyretmek amacıyla halkın ve gazetecilerin alınması, hükümlünün son anlarının fotoğraflanması yasaklandı; cezaların kalabalık ve gürültüden uzak, gece yarısından sonra gün ağarmadan önce uygulanması istendi. Düzenleme, meydanlarda toplanan kalabalıkların idamları bir eğlence veya ibret gösterisi gibi izlemesine son vermeyi amaçlıyordu.

Bununla birlikte genelge ölüm cezasını kaldırmadı ve halka açık infazları hemen tamamen sona erdiremedi. İdamların yalnızca cezaevlerinin kapalı bölümlerinde yapılması, 1960’lı yıllarda çıkarılan infaz düzenlemeleriyle kesin kurala bağlandı.

1939 – İngiliz savaş filosunun Türkiye ziyareti yaklaşan dünya savaşı öncesindeki ittifak arayışını güçlendirdi

İngiliz Kraliyet Donanmasına ait Malaya zırhlısı İzmir Limanı’na, Akdeniz Filosu’nun amiral gemisi Warspite ise Cossack, Maori, Nubian ve Zulu destroyerleriyle İstanbul’a geldi. İngiliz Akdeniz Filosu Başkomutanı Amiral Andrew Cunningham’ın yönettiği ziyaret sırasında gemiler halka açıldı, karşılıklı törenler düzenlendi ve Cunningham Ankara’ya giderek Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile hükûmet yetkilileri tarafından kabul edildi.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına yalnızca bir ay kala gerçekleşen ziyaret, İngiltere’nin Almanya ve İtalya’nın Akdeniz’deki yayılmasına karşı Türkiye’yle askerî iş birliği kurma çabasının parçasıydı. Mayıs ayında açıklanan Türk-İngiliz karşılıklı yardım bildirisiyle başlayan yakınlaşma, Fransa’nın da katılımıyla 19 Ekim 1939’da imzalanacak üçlü ittifak antlaşmasına uzandı.

1939 – Einstein’ın Roosevelt’e gönderdiği uyarı mektubu atom bombasına uzanacak araştırmaları hızlandırdı

Fizikçi Leo Szilard tarafından hazırlanan ve Albert Einstein tarafından imzalanan mektupta, uranyum atomlarında zincirleme tepkime oluşturulabileceği ve bunun olağanüstü güçlü bombaların yapımında kullanılabileceği belirtildi. Nazi Almanyası’nın uranyum satışını durdurduğuna ve Alman bilim insanlarının bu alanda araştırma yürüttüğüne dikkat çekilen mektup, ABD Başkanı Franklin Roosevelt’e gönderildi.

Roosevelt mektubu ekim ayında gördükten sonra uranyum araştırmalarını inceleyecek bir danışma komitesi kurulmasını istedi. Bu girişim Manhattan Projesi’ni tek başına başlatmadı; ancak ABD yönetiminin nükleer zincirleme tepkime ve atom silahı ihtimalini ciddiye alarak araştırmalara destek vermesinde etkili oldu.

1943 – Treblinka ölüm kampındaki Yahudi tutuklular Nazi muhafızlarına karşı ayaklandı

Nazi işgali altındaki Polonya’da bulunan Treblinka imha kampındaki yaklaşık bin Yahudi tutuklu, gizlice hazırladıkları ayaklanmayı başlattı. Kampın silah deposundan ele geçirdikleri birkaç ateşli silahın yanı sıra balta ve kazmalarla muhafızlara saldıran tutuklular, binaları ve yakıt depolarını ateşe verdi. Yaklaşık 200 kişi tel örgüleri aşarak kaçmayı başardı; bunların yaklaşık yarısı Alman birlikleri tarafından yeniden yakalanarak öldürüldü. Yaklaşık 925 bin Yahudinin katledildiği Treblinka’daki ayaklanma, Nazi ölüm merkezlerinde gerçekleştirilen en önemli silahlı direnişlerden biri oldu.

1943 – John F. Kennedy batırılan torpido botunun mürettebatının kurtuluşuna öncülük ederek savaş kahramanına dönüştü

Japon destroyeri Amagiri, Solomon Adaları yakınlarında John F. Kennedy’nin komuta ettiği Amerikan torpido botu PT-109’a çarparak tekneyi ikiye böldü. İki denizci hayatını kaybederken Kennedy ve on mürettebat sağ kaldı. Kennedy, ağır yaralanan Patrick McMahon’ın can yeleğinin kayışını dişleriyle tutarak onu kilometrelerce yüzdürdü ve hayatta kalanların yakındaki bir adaya ulaşmasına öncülük etti. Günler süren bekleyişin ardından Solomon Adalı gözcülerin ve Amerikan denizcilerinin yardımıyla kurtarılan mürettebatın hikâyesi, Kennedy’ye madalya kazandırdı ve gelecekteki siyasi kariyerinde savaş kahramanı kimliğinin önemli parçasına dönüştü.

1945 – Savaş sonrası Avrupa’nın düzenini belirleyen Potsdam Konferansı sona erdi

ABD Başkanı Harry Truman, Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin ve İngiltere Başbakanı Clement Attlee, Berlin yakınlarındaki Potsdam’da yürüttükleri görüşmeleri tamamladı. Konferans başladığında İngiltere’yi Winston Churchill temsil ediyordu; ancak genel seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başbakanlığı Attlee devraldı. Son toplantı 1 Ağustos gecesi başlayıp 2 Ağustos’un ilk saatlerinde sona erdi.

Liderler, Almanya’nın Amerikan, İngiliz, Sovyet ve Fransız işgal bölgelerinde yönetilmesini; ülkenin silahsızlandırılmasını, Nazilerden arındırılmasını ve demokratik bir yapıya kavuşturulmasını kararlaştırdı. Almanya’dan alınacak savaş tazminatları, Polonya’nın yeni sınırları ve Avrupa’daki Alman nüfusun yer değiştirmesi de görüşüldü. Ancak eski müttefikler arasındaki görüş ayrılıkları açık biçimde ortaya çıktı; Potsdam, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki düzeni kurarken Soğuk Savaş’a giden ayrışmanın da belirginleştiği konferans oldu.

1946 – Tavşancıl’ı depreme karşı koruyan imar politikalarıyla tanınacak Salih Gün doğdu

Kocaeli’nin Tavşancıl beldesinde doğan Salih Gün, 1989’dan 2002’ye kadar üç dönem belediye başkanlığı yaptı. Göreve geldikten sonra Kocaeli Üniversitesinden bilim insanlarına zemin incelemesi ve imar planı hazırlatan Gün, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki beldede yapı yüksekliğini büyük ölçüde üç katla sınırlandırdı; yakınlarının talepleri karşısında bile imar kurallarından taviz vermedi. Tavşancıl, çevresindeki yerleşimlerin ağır yıkıma uğradığı 17 Ağustos 1999 depreminden can kaybı ve büyük bina yıkımı yaşamadan çıktı. Salih Gün daha sonra 2002-2007 yılları arasında Kocaeli milletvekilliği yaptı.

1947 – Son mesajı “STENDEC” olan yolcu uçağı yarım yüzyıl sürecek bir sır bırakarak kayboldu

Buenos Aires’ten Santiago’ya giden British South American Airways’e ait Star Dust adlı yolcu uçağı, And Dağları üzerinde ortadan kayboldu. Uçaktaki telsiz görevlisi, inişe dakikalar kaldığını bildiren mesajının sonunda “STENDEC” kelimesini gönderdi ve anlaşılmayınca aynı sözcüğü iki kez daha tekrarladı. Altı yolcu ve beş mürettebat taşıyan uçaktan 51 yıl boyunca hiçbir iz bulunamadı.

Dağcılar 1998’de Tupungato Buzulu’ndan çıkan uçak parçalarına ulaştı. Araştırmalar, dönemin pilotlarınca yeterince tanınmayan güçlü jet akımının uçağı yavaşlattığını, mürettebatın And Dağları’nı geçtiğini sanarak bulutlar içinde erken alçaldığını ve dağa çarptığını gösterdi. Kazanın nedeni büyük ölçüde açıklansa da “STENDEC” sözcüğünün ne anlama geldiği hâlâ kesin olarak çözülemedi.

1960 – İzmitli müteahhit Osman Gençal’ın en önemli eseri Çanakkale Şehitler Abidesi tamamlandı

Çanakkale Savaşlarında hayatını kaybeden Türk askerlerinin anısına Gelibolu Yarımadası’nda inşa edilen Çanakkale Şehitler Abidesi tamamlandı. Yapının inşası, daha önce Gölcük Tersanesinde çeşitli tesisler yapan ve 1956-1958 yıllarında İzmit Belediye Başkanlığı görevinde bulunan İzmitli müteahhit Osman Gençal’ın meslek yaşamındaki en önemli eser oldu. 2 Ağustos’ta tamamlanan abide, İkinci Anafartalar Zaferi’nin 45. yıl dönümü olan 21 Ağustos 1960’ta ziyarete açıldı.

1962 – Soul müziğin kraliçesine dönüşecek Aretha Franklin televizyonda ilk kez sahne aldı

Yirmi yaşındaki Aretha Franklin, Philadelphia’dan yayınlanan popüler müzik programı American Bandstand’e çıkarak ulusal televizyondaki ilk performansını gerçekleştirdi. Programda “Don’t Cry, Baby” ile “Try a Little Tenderness” şarkılarını seslendiren Franklin, o sırada caz ve geleneksel pop ağırlıklı plaklar çıkarıyor, kendisini dünya çapında üne kavuşturacak soul tarzına henüz yöneliyordu. Birkaç yıl sonra “Respect” başta olmak üzere yorumladığı şarkılarla “Soul Müziğin Kraliçesi” unvanını kazanacaktı.

1964 – Tonkin Körfezi çatışması ABD’nin Vietnam Savaşı’nı büyütmesine gerekçe oldu

Kuzey Vietnam’a ait üç torpido botu, Tonkin Körfezi’nde istihbarat devriyesi yapan Amerikan destroyeri USS Maddox ile çatışmaya girdi. İki gün sonra Maddox ile USS Turner Joy’un yeniden saldırıya uğradığı bildirildi; ancak yıllar sonra açıklanan istihbarat belgeleri, 4 Ağustos’taki ikinci saldırının gerçekte yaşanmadığını ortaya koydu. Buna rağmen Başkan Lyndon Johnson olayları Kuzey Vietnam’a hava saldırısı düzenlemek ve Kongreden geniş savaş yetkileri almak için kullandı. Tonkin Körfezi Kararı’nın kabul edilmesinden sonra ABD’nin Vietnam’daki asker sayısı hızla artırıldı ve çatışma geniş çaplı savaşa dönüştü.

1967 – İstanbul dışından şampiyon çıkararak Türk futbolunun düzenini değiştirecek Trabzonspor kuruldu

Trabzon’un köklü kulüpleri İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor, uzun süren anlaşmazlıkların ardından bordo-mavi renkler altında birleşerek Trabzonspor’u kurdu. Kulüp, 1967-1968 sezonunda Türkiye İkinci Ligi’nde mücadele etmeye başladı; 1974’te Birinci Lig’e yükseldi.

Trabzonspor, 1975-1976 sezonunda İstanbul dışından Türkiye şampiyonu olan ilk futbol kulübü olarak Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın uzun yıllardır süren üstünlüğünü kırdı. Kısa süre içinde art arda kazandığı şampiyonluklarla yalnız Trabzon’un değil, İstanbul dışında kalan bütün Anadolu kentlerinin futboldaki temsilcisine dönüştü.

1970 – İptal edildiği hâlde 30 bin kişinin geldiği Powder Ridge festivali neredeyse müziksiz bir kaosa dönüştü

Connecticut’taki bir kayak merkezinde 31 Temmuz-2 Ağustos arasında düzenlenmesi planlanan Powder Ridge Rock Festivali, çevre halkının açtığı dava sonucunda mahkeme kararıyla yasaklandı. Buna rağmen organizatörlerin festivalin yapılabileceği umudunu canlı tutması üzerine yaklaşık 30 bin genç alana geldi. Janis Joplin, Chuck Berry, Fleetwood Mac, Joe Cocker, Van Morrison ve Jethro Tull gibi ilan edilen büyük isimlerin çoğu sahneye çıkmadı; yalnızca Melanie ile birkaç yerel topluluk küçük ve doğaçlama gösteriler yapabildi.

Yiyecek, tuvalet, sağlık hizmeti ve düzenli müziğin bulunmadığı alanda uyuşturucu maddeler açıkça satıldı; içeriği bilinmeyen uyuşturucuların karıştırıldığı “elektrikli su” fıçıları bile ortaya çıktı. Woodstock’un başarısını tekrarlama iddiasıyla yola çıkan Powder Ridge, “gerçekleşmeyen en ünlü rock festivali” ve ileride yaşanacak kötü festival organizasyonlarının erken örneklerinden biri olarak hatırlanıyor.

1980 – Bologna Tren İstasyonu’ndaki neo-faşist bombalı saldırıda 85 kişi öldü

İtalya’nın en yoğun ulaşım merkezlerinden Bologna Merkez Tren İstasyonu’nun ikinci sınıf bekleme salonunda sabah saat 10.25’te güçlü bir bomba patladı. Patlama bekleme salonunu ve istasyon binasının bir bölümünü yıktı; tatil döneminde yolcularla dolu olan istasyonda 85 kişi hayatını kaybetti, 200’den fazla kişi yaralandı. Bologna Katliamı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da düzenlenen en ölümcül terör saldırısı oldu.

Yıllar süren ve delillerin karartılması girişimleriyle tartışmalı hâle gelen soruşturmalar sonunda, neo-faşist Silahlı Devrimci Çekirdekler örgütünün üyeleri Valerio Fioravanti, Francesca Mambro ve Luigi Ciavardini saldırıdaki rolleri nedeniyle mahkûm edildi. Sonraki davalarda saldırının arkasındaki örgütlenme ve aşırı sağcı çevrelerle gizli Propaganda Due yapılanması arasındaki bağlantılar da araştırıldı. Katliam, İtalya’da aşırı sağcı terör, devlet içindeki karanlık ilişkiler ve toplumu korkuyla yönlendirmeyi amaçlayan “gerilim stratejisi” döneminin en ağır simgelerinden biri oldu.

1990 – Irak’ın Kuveyt’i işgali Körfez Savaşı’na uzanacak büyük krizi başlattı

Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak ordusu, yaklaşık 100 bin asker ve yüzlerce tankla sınırı geçerek petrol zengini Kuveyt’i işgal etti. Kuveyt kuvvetlerinin kısa sürede etkisiz hâle getirilmesi üzerine Emir Cabir el-Ahmed el-Sabah, ailesi ve hükümet üyeleri Suudi Arabistan’a geçti; başkent Kuveyt birkaç saat içinde Irak güçlerinin denetimine girdi. Saddam Hüseyin yönetimi, savaş borçları, petrol fiyatları, sınır anlaşmazlıkları ve Kuveyt’in Irak petrolünü çıkardığı yönündeki iddiaları işgale gerekçe gösterdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi aynı gün işgali kınayarak Irak’ın derhâl ve koşulsuz biçimde geri çekilmesini istedi. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i Irak’ın bir vilayeti ilan etmesi ve çekilmeyi reddetmesi üzerine ABD öncülüğünde geniş bir uluslararası koalisyon kuruldu. Ocak 1991’de başlayan hava harekâtını kara saldırısı izledi ve Irak kuvvetleri şubat sonunda Kuveyt’ten çıkarıldı. İşgal, Orta Doğu’daki güç dengelerini değiştiren ve etkileri sonraki on yıllara uzanan Körfez Savaşı’nın başlangıcı oldu.

1991 – Şili ile Arjantin 24 sınır anlaşmazlığının 22’sini çözerek yüzyıllık gerilimleri büyük ölçüde sona erdirdi

Arjantin Cumhurbaşkanı Carlos Menem ile Şili Cumhurbaşkanı Patricio Aylwin, Buenos Aires’te Sınırlar Hakkında Başkanlık Bildirisi’ni imzaladı. İki ülke arasında And Dağları boyunca uzun yıllardır tartışılan 24 sınır kesiminin 22’sinde uzlaşmaya varıldı. Anlaşma, 1978’de Beagle Kanalı yüzünden savaşın eşiğine gelen iki komşu ülkenin ilişkilerinde tarihî bir normalleşme adımı oldu.

Çözülemeyen Laguna del Desierto anlaşmazlığının uluslararası tahkime götürülmesi kararlaştırıldı; Güney Patagonya Buz Alanı’ndaki sınırın belirlenmesi ise sonraki görüşmelere bırakıldı. Bu nedenle 2 Ağustos 1991’de bütün sınır sorunları tamamen sona ermedi; ancak iki ülke arasındaki toprak anlaşmazlıklarının büyük bölümü barışçı yollarla çözüme kavuşturuldu.

1998 – Milyonlarca insanın ölümüne yol açacak İkinci Kongo Savaşı başladı

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda başlayan askerî isyan, kısa sürede Ruanda ve Uganda’nın desteklediği güçlerle Devlet Başkanı Laurent-Désiré Kabila yönetimi arasında geniş çaplı savaşa dönüştü. Angola, Zimbabve ve Namibya’nın Kabila hükûmetine asker göndermesiyle çatışmaya dokuz Afrika ülkesi ve çok sayıda silahlı örgüt karıştı. Bu nedenle savaş daha sonra “Afrika’nın Dünya Savaşı” olarak anıldı.

2003’te geçiş hükümeti kurulmasına rağmen ülkenin doğusundaki şiddet sona ermedi. Araştırmalar, savaş ve devamındaki insani krizin 1998’den itibaren milyonlarca ölüme yol açtığını gösterdi. Ölümlerin büyük bölümü doğrudan çatışmalardan değil; savaşın çökerttiği sağlık ve gıda sistemleri nedeniyle yayılan hastalık, açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklandı.

2001 – Srebrenica’da 8 bine yakın Boşnak erkeğin öldürülmesi ilk kez soykırım olarak hükme bağlandı

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Bosnalı Sırp general Radislav Krstić’i Srebrenica soykırımındaki rolü nedeniyle suçlu bularak 46 yıl hapis cezasına çarptırdı. Krstić, böylece mahkemenin soykırım suçundan mahkûm ettiği ilk kişi oldu. Kararda, Temmuz 1995’te Birleşmiş Milletlerin “güvenli bölge” ilan ettiği Srebrenica’nın ele geçirilmesinin ardından Boşnak erkek ve çocukların sistemli biçimde ayrıldığı, öldürüldüğü ve toplu mezarlara gömüldüğü belirtildi. Mahkeme, yaşananların Bosnalı Müslüman toplumun bir bölümünü yok etmeyi amaçlayan soykırım niteliği taşıdığına hükmetti.

Temyiz Dairesi, 2004’te Krstić’in soykırım planının başlıca düzenleyicilerinden olduğunun kanıtlanamadığına, ancak emrindeki birlik ve kaynakların katliamlarda kullanılmasına bilerek önemli katkı sunduğuna karar verdi. Mahkûmiyet “soykırıma yardım ve yataklık” olarak değiştirilirken cezası 35 yıla indirildi. Buna rağmen Krstić kararı, Srebrenica’nın soykırım olduğunu uluslararası ceza hukuku düzeyinde ortaya koyan tarihî içtihatlardan biri oldu.

2005 – Paris’te 351 fetüs ve bebek bedeninin yıllarca hukuka aykırı biçimde saklandığı ortaya çıktı

Paris’teki Saint-Vincent-de-Paul Hastanesinin morgunda, bazıları ölü doğmuş, bazıları doğumdan kısa süre sonra hayatını kaybetmiş 351 fetüs ve bebek bedeni bulundu. Bedenlerin büyük bölümü 1985 ile 2005 yılları arasında, ailelerin izniyle otopsi yapılması amacıyla hastaneye getirilmişti; ancak işlemler tamamlandıktan sonra gömülmek veya yakılmak yerine yıllarca morgda tutulmuştu.

Fransa Sağlık Bakanı Xavier Bertrand, bedenlerin hiçbir hukuki çerçeveye uyulmadan saklandığını açıklayarak Genel Sosyal İşler Müfettişliğine soruşturma talimatı verdi. Paris Savcılığı da ön soruşturma başlatırken, benzer uygulamaların bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla hastane morglarının denetlenmesi istendi. Daha sonra hazırlanan resmî rapor, hastanedeki uygulamalarda ciddi ve kaygı verici ihmaller bulunduğunu ortaya koydu.

2008 – Türk televizyonunun çok izlenen dizilerine imza atan yapımcı Osman Yağmurdereli öldü

Sanatçı, yapımcı ve siyasetçi Osman Yağmurdereli, tedavi gördüğü İstanbul’da 55 yaşında hayatını kaybetti. Şarkıcılık ve oyunculukla başladığı sanat yaşamını televizyon yapımcılığıyla sürdüren Yağmurdereli; Yılan Hikâyesi, Marziye, Kınalı Kar, Aşkım Aşkım, Serseri ve Elveda Derken gibi çok sayıda popüler dizi ve filme imza attı. Türk televizyonunda yerli dizi üretiminin büyüdüğü dönemin etkili yapımcılarından biri oldu. 2007’de AK Parti’den İstanbul milletvekili seçilen Yağmurdereli, ölümüne kadar TBMM’de görev yaptı.

2016 – Femtokimyanın kurucusu Nobel ödüllü Ahmed Zewail öldü

Mısır doğumlu Amerikalı kimyager Ahmed Zewail, 70 yaşında hayatını kaybetti. Saniyenin katrilyonda biri kadar kısa süren femtosaniye ölçeğindeki lazer atımlarını kullanarak kimyasal tepkimeler sırasında atomların nasıl hareket ettiğini gözlemlemeyi başardı. Bu çalışmalar, kimyasal bağların kurulma ve kopma anlarını görünür hâle getirerek “femtokimya” adı verilen yeni araştırma alanını doğurdu. Zewail, kimyasal tepkimelerin geçiş durumlarını femtosaniye spektroskopisiyle inceleyen çalışmaları nedeniyle 1999 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.

2018 – iPhone’la gündelik hayatı değiştiren Apple bir trilyon dolar değerlenen ilk halka açık ABD şirketi oldu

Apple hisselerinin 207 doların üzerine çıkmasıyla şirketin piyasa değeri ilk kez bir trilyon doları aştı. 1976’da Steve Jobs, Steve Wozniak ve Ronald Wayne tarafından bir kişisel bilgisayar girişimi olarak kurulan Apple; Macintosh, iPod, iPhone ve iPad gibi ürünlerle bilgisayar, müzik, telefon ve mobil uygulama kültürünü dönüştürmüştü. Şirketin ulaştığı tarihî değer, özellikle 2007’de piyasaya çıkarılan iPhone’un teknoloji sektörünün yanı sıra iletişimden fotoğrafçılığa, alışverişten eğlenceye kadar gündelik yaşamı değiştiren ekonomik etkisini de gösterdi.

2020 – Crew Dragon’ın Dünya’ya dönüşü özel şirketlerin insanlı uzay uçuşu çağını başlattı

NASA astronotları Robert Behnken ve Douglas Hurley’i taşıyan SpaceX Crew Dragon kapsülü, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki görevini tamamlayarak Florida açıklarında Meksika Körfezi’ne indi. Demo-2 görevi, özel bir şirket tarafından geliştirilen ve işletilen insanlı bir uzay aracının astronotları uzay istasyonuna götürüp güvenli biçimde Dünya’ya geri getirdiği ilk tam görev oldu. Başarılı dönüş, Crew Dragon’ın düzenli görevler için onaylanmasının önünü açarken NASA’nın insanlı uzay taşımacılığında özel şirketlerle yürüttüğü ticari modelin çalışabileceğini de gösterdi.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.