18 Eylül Tarihte Bugün

60 Dakika Okuma
18 Eylül Tarihte Bugün
Google'da haber kaynağınızı Haber Kocaeli olarak seçin

Günün Tarihi / 18 Eylül

18 EYLÜL’DE NELER KUTLANIYOR?

TÜRKİYE’DE AHİLİK VE İLKÖĞRETİM HAFTALARI DEVAM EDİYOR

Türkiye’de 39. Ahilik Haftası, 14-20 Eylül 2026 tarihleri arasında devam ediyor. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliklerle dürüst ticaret, emeğe saygı, dayanışma ve usta-çırak geleneğinin yaşatılması amaçlanıyor. Kocaeli’de de Ahilik Haftası için hazırlıklar haftalar öncesinden başladı; Kocaeli Valiliği bünyesinde oluşturulan kutlama komitesi ilin ahisi, kalfası ve çırağını belirledi, Kocaeli Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği de kentteki etkinlikler için hazırlık yaptı.

18 Eylül aynı zamanda 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk haftasının son iş günü. Millî Eğitim Bakanlığı takvimine göre okullar 14 Eylül Pazartesi günü açıldı; dolayısıyla Türkiye genelinde geleneksel olarak eğitim yılının ilk haftasında düzenlenen İlköğretim Haftası etkinlikleri 18 Eylül’de tamamlanıyor.

AVRUPA HAREKETLİLİK HAFTASI SÜRÜYOR

16-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Avrupa Hareketlilik Haftası 18 Eylül’de üçüncü gününe giriyor. Türkiye Belediyeler Birliği’nin ulusal koordinatörlüğünü yürüttüğü 2026 kampanyasının ana teması “Herkes için Hareketlilik”, öne çıkan yaklaşımı ise “Nesiller Arası Adalet”. Amaç kentlerde özel otomobil kullanımını azaltmak, yürümeyi, bisikleti ve toplu taşımayı teşvik etmek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi de geçmiş yıllarda hafta kapsamında bisiklet turları ve Arabasız Gün etkinlikleri düzenledi; ağır sanayi ve yoğun motorlu taşıt trafiği düşünüldüğünde kampanyanın Kocaeli için ayrıca anlamı bulunuyor.

ŞİLİ’NİN MİLLÎ BAYRAMI 18 EYLÜL

Şili’de 18 Eylül, ülkenin en büyük millî bayramı olarak kutlanıyor. Ancak tarih doğrudan bağımsızlığın ilan edildiği gün değil. 18 Eylül 1810’da Santiago’da toplanan açık şehir meclisi, İspanya’nın Napolyon tarafından işgali ve Kral VII. Fernando’nun devrilmesinin ardından Şili’nin ilk hükûmet cuntasını seçti. Oluşturulan yönetim başlangıçta hâlâ İspanyol kralına bağlılığını ilan ediyordu; fakat bu gelişme Şili’yi 1818’de resmen bağımsızlığa götürecek sürecin başlangıcı oldu. Şilililer 1830’lardan bu yana 18 Eylül’ü bağımsızlık bayramı olarak kutluyor.

AZERBAYCAN’DA MİLLÎ MUSİKİ GÜNÜ

Azerbaycan’da 18 Eylül, ülkenin klasik müzik geleneğinin kurucu isimlerinden Üzeyir Hacıbeyli’nin doğum günü nedeniyle “Millî Musiki Günü” olarak kutlanıyor. Hacıbeyli’nin 1908’de sahnelenen Leyli ve Mecnun operası, Azerbaycan kaynaklarında Müslüman Doğu’nun ilk operası kabul ediliyor. 18 Eylül, 1995’ten bu yana ülkede resmî kültür günü niteliğinde kutlanıyor.

ULUSLARARASI EŞİT ÜCRET GÜNÜ

Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Uluslararası Eşit Ücret Günü her yıl 18 Eylül’de kutlanıyor. Günün amacı, kadınlarla erkekler arasında aynı veya eşit değerdeki işe karşılık ücret farklılıklarının ortadan kaldırılmasına dikkat çekmek. BM verilerine göre dünyada kadınların kazancı erkeklerin kazancından ortalama yaklaşık yüzde 20 daha düşük; gün ilk kez 2020’de uluslararası ölçekte kutlandı. Türkiye’de de ILO ve UN Women tarafından “eşit değerde işe eşit ücret” çağrısıyla gündeme getiriliyor.

DÜNYA TIP ETİĞİ GÜNÜ

18 Eylül aynı zamanda Dünya Tıp Etiği Günü. Tarih rastlantı değil: Dünya Tabipler Birliği, Nazi doktorlarının yargılandığı Nürnberg sürecinin hemen ardından, 18 Eylül 1947’de Paris’te 27 ülkenin tabip örgütünün katılımıyla kuruldu. Birlik 2003’te kuruluş yıldönümünü her yıl “Tıp Etiği Günü” olarak anma kararı aldı. Gün; hastanın haklarından tıbbi araştırmalara, hekimlerin savaş ve işkence karşısındaki sorumluluklarından meslek bağımsızlığına kadar tıbbın etik sınırlarını hatırlatmayı amaçlıyor.

DÜNYA SU İZLEME GÜNÜ

Dünya Su İzleme Günü, her yıl 18 Eylül’de insanların yaşadıkları çevredeki akarsu, göl, deniz ve diğer su kaynaklarının kalitesini ölçmesine ve korunmasına dikkat çekiyor. EarthEcho International tarafından yürütülen küresel programlarda vatandaşlar suyun sıcaklık, pH, bulanıklık ve çözünmüş oksijen gibi temel göstergelerini ölçmeye teşvik ediliyor. Kocaeli açısından günün ayrıca güçlü bir anlamı var: İzmit Körfezi, sanayi, nüfus ve deniz ulaşımının oluşturduğu baskı nedeniyle su kalitesinin sürekli izlenmesinin hayati olduğu bölgelerin başında geliyor.

DÜNYA BAMBU GÜNÜ

Her yıl 18 Eylül’de kutlanan Dünya Bambu Günü, bambunun süs bitkisi olmanın ötesinde yapı malzemesi, gıda, tekstil hammaddesi ve hızla yenilenebilen doğal bir kaynak olduğuna dikkat çekiyor. Gün, 2009’da Bangkok’ta düzenlenen 8. Dünya Bambu Kongresi sırasında ilan edildi. Dünya Bambu Örgütü’nün 2026 çağrısı da bambunun iklim değişikliğiyle mücadeleden kırsal kalkınmaya, sürdürülebilir yapılardan toprak restorasyonuna kadar çok sayıda alandaki kullanımına odaklanıyor.

BUGÜN BİR E-KİTAP OKUMA GÜNÜ

18 Eylül, 2014’ten bu yana “Read an Ebook Day – Bir E-Kitap Okuma Günü” olarak da kutlanıyor. Dijital kütüphane platformu OverDrive tarafından başlatılan gün, elektronik kitapların erişilebilirliğini ve özellikle kütüphaneler üzerinden ücretsiz dijital okumayı yaygınlaştırmayı amaçlıyor. On yılı aşkın süredir dünyanın farklı ülkelerindeki kütüphane ve okullar etkinliğe katılıyor.

 

18 EYLÜL’ÜN TUHAF GÜNLERİ

Bu bölümdeki günlerin çoğu resmî veya Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış günler değil; şirketler, meslek grupları veya popüler kültür çevreleri tarafından oluşturulmuş gayriresmî kutlamalar.

BUGÜN CHEESEBURGER GÜNÜ

ABD’de 18 Eylül “National Cheeseburger Day – Cheeseburger Günü.” Cheeseburger’ın kimin tarafından icat edildiği tartışmalı; en yaygın hikâyelerden biri, California’nın Pasadena kentinde çalışan genç Lionel Sternberger’in 1920’lerin ortalarında hamburger köftesinin üzerine bir dilim peynir koymasıyla başladığını anlatıyor. Gün artık özellikle fast-food zincirlerinin indirim kampanyalarıyla kutladığı ciddi bir ticari etkinliğe dönüştü; 2026’da da büyük Amerikan zincirleri 18 Eylül için özel cheeseburger kampanyaları açıkladı.

İLK AŞK GÜNÜ

Amerikan gayriresmî özel gün takvimlerinde 18 Eylül aynı zamanda “National First Love Day – İlk Aşk Günü.” Herhangi bir devlet kurumunun ilan ettiği bir gün değil; insanların ilk aşklarını, ilk sevgililerini veya yıllar sonra bile unutamadıkları ilişkilerini hatırlaması üzerine kurulmuş tamamen popüler kültür ürünü bir kutlama. 18 Eylül listelerinin romantik, biraz da nostaljik maddesi.

KAYROPRAKTİĞİN “DOĞUM GÜNÜ” DE 18 EYLÜL

Kayropraktik çevreleri 18 Eylül’ü mesleğin kuruluş günü olarak kabul ediyor. Geleneksel anlatıya göre D.D. Palmer, 18 Eylül 1895’te Iowa’da yıllardır işitme problemi yaşayan Harvey Lillard’ın omurgasına ilk kayropraktik müdahaleyi yaptı ve Lillard’ın işitmesinin düzeldiğini öne sürdü. Ancak olayın gerçekten 18 Eylül’de gerçekleşip gerçekleşmediği ve müdahalenin işitme üzerindeki etkisi tarihçiler tarafından tartışılıyor; erken dönem kayıtları tarihle ilgili çelişkiler içeriyor. Yine de kayropraktik mesleği 18 Eylül’ü yüz yılı aşkın süredir kendi “doğum günü” olarak kutluyor.

 

18 EYLÜL’DE NELER OLDU?

324 – HRİSOPOLİS SAVAŞI’YLA ROMA İMPARATORLUĞU TEK HÜKÜMDARIN ELİNDE BİRLEŞTİ

Roma İmparatorluğu’nun iki rakip hükümdarı I. Konstantin ile Licinius, 18 Eylül 324’te bugünkü Üsküdar’ın bulunduğu Hrisopolis’te karşı karşıya geldi. Konstantin’in kesin zaferiyle sonuçlanan savaş, yıllardır süren iç mücadeleyi sona erdirdi ve Konstantin’i bütün Roma İmparatorluğu’nun tek hükümdarı haline getirdi. Yenilen Licinius, Nikomedia’ya, bugünkü İzmit’e çekilerek burada teslim oldu. Zaferin ardından Konstantin kısa süre içinde Bizantion’u yeni başkent olarak yeniden kurmaya girişti; kent 330’da Konstantinopolis adıyla imparatorluğun merkezi olacaktı. Böylece 18 Eylül 324’te Üsküdar’da kazanılan savaş, yalnızca Roma’daki iktidar mücadelesini değil, İstanbul’un dünya tarihindeki yükselişini de hazırlayan dönüm noktalarından biri oldu.

1048 – PASİNLER’DE SELÇUKLULAR İLE BİZANS İLK BÜYÜK SAVAŞLARINDAN BİRİNİ YAPTI

Büyük Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yınal komutasındaki Selçuklu ordusu ile Bizans ve Gürcü kuvvetleri, 18 Eylül 1048’de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası’nda karşı karşıya geldi. Gece boyunca süren çarpışmalarda Bizans-Gürcü ordusunun önemli komutanlarından Gürcü Prensi Liparit esir düştü; İbrahim Yınal ise çok sayıda esir ve büyük ganimetle Selçuklu topraklarına döndü. Pasinler Muharebesi, Büyük Selçuklular ile Bizans İmparatorluğu arasındaki ilk büyük askerî karşılaşmalardan biri olarak kabul edilir ve Malazgirt’ten 23 yıl önce Türklerin Anadolu’ya yönelik ilerleyişinde önemli bir eşik oluşturdu. Savaşın ardından iki devlet arasında elçilikler ve diplomatik görüşmeler başladı; böylece mücadele yalnızca savaş meydanında değil, diplomasi alanında da yeni bir döneme girdi.

1739 – BELGRAD ANTLAŞMASI’YLA OSMANLI BELGRAD’I GERİ ALDI

Osmanlı Devleti ile Habsburg Monarşisi arasında süren savaş, 18 Eylül 1739’da imzalanan Belgrad Antlaşması’yla sona erdi. Antlaşmayla Avusturya, 1718 Pasarofça Antlaşması’yla kazandığı toprakların önemli bölümünü geri verdi; Belgrad yeniden Osmanlı hâkimiyetine girdi, Kuzey Sırbistan ile Küçük Eflak da Osmanlılara bırakıldı ve iki devlet arasındaki sınır büyük ölçüde Tuna ile Sava nehirleri boyunca yeniden çizildi. Belgrad Antlaşması, 1683’teki II. Viyana Kuşatması sonrasında başlayan Habsburgların Osmanlı toprakları üzerindeki uzun genişleme dönemini durdurması bakımından da önemliydi. Osmanlı Devleti’nin Avrupa karşısında diplomatik ve askerî üstünlük sağlayabildiği son büyük antlaşmalardan biri olarak tarihe geçti.

1759 – QUÉBEC TESLİM OLDU, KUZEY AMERİKA’NIN KADERİ DEĞİŞTİ

Yedi Yıl Savaşı’nın Kuzey Amerika’daki en belirleyici safhalarından Québec Kuşatması, 18 Eylül 1759’da Fransız garnizonunun kenti İngilizlere teslim etmesiyle sona erdi. Beş gün önce Abraham Ovası’nda İngiliz General James Wolfe’un kuvvetleri Fransız ordusunu yenmiş, savaşta hem Wolfe hem de Fransız komutan Montcalm ölümcül şekilde yaralanmıştı. Québec’in düşüşü, Fransa’nın Kanada’daki hâkimiyetinin çözülmesinin önünü açtı; 1763 Paris Antlaşması’yla Yeni Fransa’nın büyük bölümü İngiltere’ye geçti. Parks Canada, bu seferin yalnızca Kanada’nın değil daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin ortaya çıkacağı siyasî düzenin oluşumunda da belirleyici olduğunu vurguluyor.

1837 – TIFFANY, NEW YORK’TA KÜÇÜK BİR KIRTASİYE DÜKKÂNI OLARAK AÇILDI

Bugün dünyanın en ünlü mücevher ve lüks eşya markalarından biri olan Tiffany & Co.’nun hikâyesi, 18 Eylül 1837’de New York’ta başladı. 25 yaşındaki Charles Lewis Tiffany ile John B. Young, Tiffany’nin babasından aldıkları 1.000 dolarlık sermayeyle Broadway 259 numarada “Tiffany & Young” adıyla kırtasiye ve süs eşyaları satan küçük bir dükkân açtı. İlk üç gündeki toplam satışları yalnızca 4,98 dolar oldu. Dönemin alışkanlığının tersine ürünlerine sabit fiyat koyan ve pazarlığa izin vermeyen işletme giderek büyüdü; 1841’de J. L. Ellis’in ortak olmasıyla Tiffany, Young & Ellis adını aldı, 1853’te ise Charles Tiffany şirketin kontrolünü ele geçirerek bugünkü Tiffany & Co. adını benimsedi. Küçük Broadway dükkânı zamanla mücevher dünyasının en tanınmış markalarından birine dönüştü.

1851 – THE NEW YORK TIMES YAYIN HAYATINA BAŞLADI

Dünyanın en etkili gazetelerinden The New York Times’ın ilk sayısı, 18 Eylül 1851’de New York’ta The New-York Daily Times adıyla yayımlandı. Gazeteci ve siyasetçi Henry Jarvis Raymond ile bankacı George Jones tarafından kurulan gazete, ilk yıllarında haftanın altı günü çıktı; 1857’de adını The New-York Times olarak değiştirdi. Sonraki yüzyılda savaşlardan seçimlere, ekonomik krizlerden kültür ve bilim haberlerine kadar dünya gündeminin en önemli yayınlarından biri haline gelen gazete, gazetecilik tarihinin de en etkili kurumlarından birine dönüştü.

1873 – BİR BANKANIN BATIŞI ABD’DE BÜYÜK EKONOMİK KRİZİ TETİKLEDİ

Amerika’nın dönemin en güçlü yatırım bankalarından Jay Cooke & Company, demiryolu yatırımlarına aşırı derecede bağlanmasının ardından 18 Eylül 1873’te ödemelerini durdurdu. Haber finans piyasalarında paniğe yol açtı; New York Borsası birkaç gün kapatıldı, çok sayıda banka ve demiryolu şirketi iflas etti. ABD Merkez Bankası tarihçileri, Jay Cooke’un çöküşünü 1873 Paniği’nin kritik kırılma noktası olarak değerlendiriyor. Avrupa’da başlayan mali sıkıntılarla birleşen kriz, Atlantik’in iki yakasında yıllarca süren ekonomik durgunluğun simgelerinden birine dönüştü.

1895 – BOOKER T. WASHINGTON “ATLANTA UZLAŞMASI” KONUŞMASINI YAPTI

Amerikan siyah hareketinin en etkili fakat aynı zamanda en tartışmalı liderlerinden Booker T. Washington, 18 Eylül 1895’te Atlanta’daki Cotton States and International Exposition’ın açılışında tarihî konuşmasını yaptı. Irkların ekonomik alanda birlikte çalışmasını savunan ancak siyasal ve toplumsal eşitlik mücadelesinde aşamalı bir yol öneren konuşma daha sonra “Atlanta Uzlaşması” adıyla anıldı. Washington böylece ulusal ölçekte tanınan bir lider haline gelirken, W. E. B. Du Bois gibi sonraki siyah düşünürler onun yaklaşımını beyaz üstünlüğüne fazla taviz vermekle eleştirdi. Konuşma, Amerikan ırk ilişkileri tarihinin en çok tartışılan metinlerinden biri oldu.

1920 – MUSTAFA KEMAL’İN “HALKÇILIK PROGRAMI” TBMM’DE OKUNDU

Mustafa Kemal Paşa’nın 13 Eylül 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu ve yeni devletin siyasî, toplumsal, idarî ve askerî esaslarını ortaya koyan Halkçılık Programı, 18 Eylül 1920’de Meclis’te okunarak görüşülmeye başlandı. 31 maddelik metin, yalnızca bir hükümet programı değil, egemenliğin millete ait olduğu yeni yönetim anlayışının da taslağı niteliğindeydi. Uzun tartışmaların ardından özel bir komisyona gönderilen programın anayasal nitelikteki hükümleri geliştirilerek 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun, yani Cumhuriyet dönemine giden yolun ilk anayasasının temelini oluşturdu. Mustafa Kemal de Nutuk’ta, 18 Eylül’de Meclis’te okunan bu programın dört ay sonra kabul edilen ilk Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’na kaynaklık ettiğini özellikle belirtir.

1921 – SAKARYA ZAFERİNİN ARDINDAN MUSTAFA KEMAL ANKARA’YA DÖNDÜ

23 Ağustos’ta başlayan ve 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi’nin 13 Eylül’de Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmasının ardından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 18 Eylül 1921’de Ankara’ya döndü. Savaş, Yunan ordusunun Ankara’ya ulaşarak Millî Mücadele’nin merkezini ortadan kaldırma ümidini sona erdirmiş, Türk ordusunun savunmadan taarruza geçeceği yeni dönemin önünü açmıştı. Mustafa Kemal’in Ankara’ya dönüşünden yalnızca bir gün sonra, 19 Eylül’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kendisine “Gazi” unvanı ile “Mareşal” rütbesi verdi. Böylece 18 Eylül, Sakarya’daki askerî zafer ile Mustafa Kemal’in ertesi gün kazanacağı tarihî unvanlar arasındaki dönüm noktası olarak Millî Mücadele kronolojisinde yerini aldı.

1922 – ERDEK VE BİGA KURTULDU, BATI ANADOLU’DA YUNAN İŞGALİ SONA ERDİ

Büyük Taarruz’un ardından geri çekilen son Yunan birlikleri, 18 Eylül 1922’de Erdek ve Kapıdağ Yarımadası’nı da boşalttı. Halit Paşa komutasındaki Kocaeli Grubu birlikleri sabah saatlerinde Kapıdağ’a ilerlerken Yunan birliklerinin savaş gemilerinin koruması altında Erdek çevresindeki iskelelerden tahliye edildiği görüldü; Türk birlikleri Yunan donanmasının ateşi altında yarımadaya geçti ve Erdek’e girdi. Aynı gün Aşir Paşa komutasındaki Türk kuvvetleri de Biga’ya ulaşarak hükümet binasına Türk bayrağını çekti. Böylece 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’un ardından yürütülen takip harekâtı tamamlandı ve 18 Eylül 1922 itibarıyla Batı Anadolu’da Yunan askeri kalmadı.

1924 – GANDHİ, HİNDU-MÜSLÜMAN ÇATIŞMALARINA KARŞI 21 GÜNLÜK ORUCA BAŞLADI

Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin lideri Mahatma Gandhi, ülkede giderek artan Hindu-Müslüman çatışmalarına tepki olarak 18 Eylül 1924’te Delhi’de 21 gün sürecek bir oruca başladı. Özellikle kısa süre önce Kohat’ta yaşanan ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği dinî çatışmalardan derinden etkilenen Gandhi, orucunu hem kişisel bir kefaret hem de iki topluma yönelik barış çağrısı olarak tanımladı. 6 Ekim’e kadar süren oruç, Gandhi’nin siyasî mücadelede açlık grevini ahlaki baskı ve toplumsal uzlaşma aracı olarak kullandığı en dikkat çekici örneklerden biri oldu.

1927 – CBS İLK RADYO YAYININI YAPTI

Daha sonra dünyanın en büyük radyo ve televizyon ağlarından birine dönüşecek Columbia Broadcasting System’ın öncülü, 18 Eylül 1927’de 16 radyo istasyonunu birbirine bağlayan ilk ağ yayınını gerçekleştirdi. O sırada adı Columbia Phonograph Broadcasting System’dı. Henüz televizyon ortada yokken başlayan bu küçük radyo ağı, William S. Paley’in yönetiminde büyüyerek Amerikan yayıncılık tarihinin NBC ile birlikte iki büyük gücünden biri haline geldi; sonraki yıllarda haberden spora, dizilerden eğlence programlarına kadar küresel popüler kültürün biçimlenmesinde önemli rol oynadı.

1931 – MUKDEN OLAYI JAPONYA’NIN MANÇURYA’YI İŞGALİNİN BAHANESİ OLDU

18 Eylül 1931 gecesi Çin’in Mukden, bugünkü Shenyang kenti yakınlarında Japonların işlettiği Güney Mançurya Demiryolu’nun küçük bir bölümü patlatıldı. Japon ordusu saldırıdan Çinlileri sorumlu tuttu ve olayı Mançurya’yı işgal etmek için gerekçe olarak kullandı. Japon kuvvetleri birkaç ay içinde bölgenin büyük kısmını ele geçirerek daha sonra Mançukuo adlı kukla devleti kurdu. Patlamanın Japon subayları tarafından işgale bahane yaratmak amacıyla düzenlendiği yönündeki değerlendirmeler olayın hemen ardından ortaya çıktı. “Mukden Olayı”, Japon militarizminin yükselişinin ve Asya’da II. Dünya Savaşı’na uzanan çatışma zincirinin en önemli başlangıç noktalarından biri kabul ediliyor.

1934 – SOVYETLER BİRLİĞİ MİLLETLER CEMİYETİ’NE KATILDI

Sovyetler Birliği, 18 Eylül 1934’te Milletler Cemiyeti’ne kabul edildi ve örgütün Konseyi’nde daimî üyelik elde etti. Bolşevik Devrimi’nin ardından uzun süre Batılı devletlerle mesafeli ilişkiler yürüten Sovyet yönetiminin bu adımı, Nazi Almanyası’nın yükselişi karşısında Avrupa’da yeni bir kolektif güvenlik sistemi oluşturma arayışının sonucuydu. Ancak üyelik yalnızca beş yıl sürdü: Sovyetler Birliği, Finlandiya’ya saldırarak Kış Savaşı’nı başlatmasının ardından 14 Aralık 1939’da Milletler Cemiyeti’nden çıkarıldı. Böylece 1934’te uluslararası sisteme dönüşün simgesi olarak görülen üyelik, II. Dünya Savaşı’nın başlamasından birkaç ay sonra sona erdi.

1937 – TBMM, AKDENİZ’DEKİ “KORSAN DENİZALTILARA” KARŞI NYON ANLAŞMASI’NI KABUL ETTİ

İspanya İç Savaşı sırasında Akdeniz’de ticaret gemilerine yönelik kimliği belirsiz denizaltı saldırılarının artması üzerine dokuz ülke arasında imzalanan Nyon Anlaşması, 18 Eylül 1937’de TBMM tarafından oybirliğiyle kabul edildi. Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya ve Mısır’ın katıldığı düzenleme; ticaret gemilerine uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek saldıran denizaltıların “korsan” sayılmasını ve bunlara karşı ortak askerî önlemler alınmasını öngörüyordu. İspanya İç Savaşı’nın Akdeniz’e taşan tehlikesi Türkiye’yi de doğrudan etkilemiş; Bozcaada ve Çanakkale çevresindeki saldırılar nedeniyle Ankara deniz güvenliği önlemlerini artırmıştı. TBMM’nin kabul ettiği düzenlemeyle Türkiye kendi karasuları ve Çanakkale Boğazı’nın güvenliğinde görev üstlenirken, gerektiğinde İngiliz ve Fransız devriye kuvvetlerine de destek verecekti.

1947 – CIA KURULDU, ABD HAVA KUVVETLERİ BAĞIMSIZ BİR KUVVET OLDU

18 Eylül 1947, Amerika Birleşik Devletleri’nin Soğuk Savaş dönemindeki güvenlik mimarisinin şekillendiği sembolik günlerden biri oldu. Başkan Harry Truman’ın birkaç ay önce imzaladığı Ulusal Güvenlik Yasası’nın hükümleri uyarınca Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA bu tarihte resmen faaliyete geçti. Aynı gün Stuart Symington ilk Hava Kuvvetleri Bakanı olarak yemin etti ve ABD Hava Kuvvetleri ordudan bağımsız yeni bir askerî kuvvet haline geldi; kurum bugün de 18 Eylül 1947’yi resmî doğum günü olarak kabul ediyor. Böylece ABD’nin sonraki onlarca yıl boyunca dünya siyasetindeki askerî ve istihbarî gücünün iki temel kurumu aynı tarihle özdeşleşti.

1956 – EFES’TE “GÜZEL ARTEMİS” HEYKELİ GÜN IŞIĞINA ÇIKARILDI

Efes Antik Kenti’nde Avusturyalı arkeolog Franz Miltner başkanlığında yürütülen kazılarda, 18 Eylül 1956’da Prytaneion’da Efes Artemisi’nin olağanüstü iyi korunmuş mermer heykellerinden biri bulundu. Kazı işçilerinin ilk anda altından yapıldığını düşündüğü heykelin aslında mermer olduğu, üst bölümünün ise muhtemelen bir zamanlar altınla kaplandığı anlaşıldı. Miltner, işçiliğinin niteliği nedeniyle heykele “Güzel Artemis” adını verdi. Efes’in yönetim ve dinsel merkezlerinden biri olan, kentin kutsal ateşinin sürekli yakıldığı Prytaneion’da aynı yıl başka Artemis heykelleri de ortaya çıkarıldı. Roma dönemine ait olan ancak Efes’teki ünlü Artemis kültünün çok daha eski tasvirlerini devam ettiren bu heykeller, bugün Selçuk’taki Efes Müzesi’nin en tanınmış eserleri arasında yer alıyor.

1962 – RAUF DENKTAŞ’IN LEFKOŞA’DAKİ BÜROSUNUN ÖNÜNDE BOMBA PATLADI

Kıbrıs Türk toplumunun önde gelen liderlerinden Rauf Denktaş’ın Lefkoşa’daki avukatlık bürosunun önüne bırakılan bomba, 18 Eylül 1962’de patladı. Şehrin büyük bölümünde duyulan patlamada Denktaş’ın bürosunun pencereleri ve eşyaları zarar gördü, çevredeki evlerin camları kırıldı ancak ölen ya da yaralanan olmadı. Olayın ardından yaklaşık 2 bin Kıbrıslı Türk büro önünde toplandı; Denktaş kalabalığa hitap ederek tahriklere kapılmamalarını ve sessizce dağılmalarını istedi. Türk ve Rum polisinin birlikte soruşturma başlattığı saldırı, 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde toplumlar arasındaki gerilimin giderek yükseldiği ve 1963’teki büyük çatışmalara yaklaşıldığı dönemin dikkat çekici olaylarından biri oldu.

1964 – ADDAMS AİLESİ TELEVİZYONLA TANIŞTI

Charles Addams’ın The New Yorker için yarattığı tuhaf ailenin televizyon macerası, The Addams Family dizisinin 18 Eylül 1964 gecesi ABC’de yayımlanan ilk bölümüyle başladı. Gomez, Morticia, Wednesday, Pugsley, Uncle Fester, Lurch ve Thing gibi karakterlerin bugünkü isimleri ve kişilikleri büyük ölçüde bu diziyle biçimlendi. Yalnızca iki sezon sürmesine rağmen yapım, yarım yüzyılı aşan bir popüler kültür markasının temelini attı; aile daha sonra filmlerden çizgi dizilere ve Wednesday’e kadar defalarca yeniden doğdu.

1965 – YÜZYILIN EN PARLAK KUYRUKLU YILDIZLARINDAN IKEYA-SEKI KEŞFEDİLDİ

Japon amatör astronomlar Kaoru Ikeya ile Tsutomu Seki, 18 Eylül 1965’te birbirlerinden bağımsız olarak yeni bir kuyruklu yıldız keşfetti. Daha sonra C/1965 S1 Ikeya-Seki adı verilen gökcismi, birkaç hafta içinde Güneş’e olağanüstü yaklaşarak gündüz gökyüzünde bile görülebilecek kadar parlaklaştı. NASA kayıtları onu o dönemde “on yıllardır görülen en büyük, en uzun ve en parlak” kuyruklu yıldızlardan biri olarak tanımlıyordu. Ikeya-Seki bugün hâlâ 20. yüzyılın en görkemli kuyruklu yıldızlarından biri kabul ediliyor.

1970 – 18 EYLÜL GAZETELERİ “BÜYÜK BİR HİTİT ANITI BULUNDU” DİYE YAZDI

18 Eylül 1970 tarihli Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri, Konya’nın Ilgın ilçesinde ortaya çıkarılan yaklaşık 3.250 yıllık Hitit anıtını birinci sayfalarından duyurdu. Bugün Yalburt Hitit Kutsal Pınar Anıtı olarak bilinen yapının hiyeroglifli taş blokları, Yol Su Elektrik ekiplerinin bölgede kaynak suyunu kanalize etmek amacıyla yaptığı çalışmalar sırasında ortaya çıkmıştı. Yazıtların Hitit Kralı IV. Tudhaliya dönemine ait olduğu daha sonra belirlendi ve anıtın üzerindeki Luvice hiyeroglif metni Hitit İmparatorluk döneminden kalan en uzun kraliyet yazıtlarından biri olarak değerlendirildi.

1971 – FİLİZ VURAL AVRUPA GÜZELİ SEÇİLDİ

Türkiye’yi temsil eden 18 yaşındaki Filiz Vural, 18 Eylül 1971 gecesi Tunus’ta düzenlenen Avrupa Güzellik Yarışması’nda “Avrupa Güzeli” seçildi. Böylece Günseli Başar’ın 1952’deki başarısından 19 yıl sonra bu unvanı kazanan ikinci Türk kadın oldu. Tunus’taki yarışmaya 20’den fazla ülkeden aday katılırken Vural, birincilikle birlikte 9 bin dolarlık ödül de kazandı. Dönemin Milliyet gazetesi, sonucun gece yarısından sonra açıklandığını ve Vural’ın tacını saat 03.00 sıralarında giydiğini yazıyordu. Vural’ın başarısı Türkiye’de geniş yankı uyandırdı; güzellik yarışmalarının dönemin popüler kültüründe büyük yer tuttuğu yılların en çok konuşulan uluslararası başarılarından biri oldu.

1973 – DOĞU VE BATI ALMANYA AYNI GÜN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E KABUL EDİLDİ

Soğuk Savaş’ın iki ayrı Almanya’sı, Federal Almanya Cumhuriyeti ile Alman Demokratik Cumhuriyeti, 18 Eylül 1973’te aynı kararla Birleşmiş Milletler üyeliğine kabul edildi. Böylece II. Dünya Savaşı’ndan sonra iki ayrı siyasî sisteme bölünen Almanya’nın her iki devleti de uluslararası toplumda ayrı üyeler olarak resmen temsil edilmeye başladı. İki Almanya ancak 3 Ekim 1990’da birleşecek, Birleşmiş Milletler’deki üyelik de “Almanya” adı altında devam edecekti.

1974 – BÜLENT ECEVİT İSTİFA ETTİ, CHP-MSP KOALİSYONU SONA ERDİ

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üzerinden yalnızca bir ay geçmişken Başbakan Bülent Ecevit, 18 Eylül 1974’te Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e hükûmetin istifasını sundu. CHP ile Necmettin Erbakan liderliğindeki Millî Selamet Partisi’nin Şubat ayında kurduğu ve ideolojik farklılıkları nedeniyle başından beri sıra dışı görülen koalisyon böylece sona erdi. Kıbrıs Harekâtı Ecevit’in kamuoyundaki desteğini büyük ölçüde artırmıştı; Ecevit erken seçime giderek bu desteği sandığa taşımak istiyordu. Ancak beklediği seçim hemen yapılamadı ve yeni hükûmet kurulana kadar Ecevit hükûmeti yaklaşık iki ay daha görevde kaldı.

1975 – KAÇIRILDI, İKİ AY SONRA KENDİSİNİ KAÇIRANLARLA BANKA SOYDU

Amerika’nın en büyük medya ailelerinden Hearst ailesinin 19 yaşındaki mirasçısı Patty Hearst, 18 Eylül 1975’te San Francisco’da FBI tarafından yakalandı. Hikâyesi bir buçuk yıl önce, Şubat 1974’te silahlı bir örgüt tarafından evinden kaçırılmasıyla başlamıştı. Fakat olay kısa süre sonra akıl almaz bir hâl aldı: Kaçırılmasından yalnızca iki ay sonra Hearst, kendisini kaçıran örgütün üyeleriyle birlikte bir banka soygununda, elinde otomatik silahla güvenlik kameralarına yakalandı.

Hearst, yakalandıktan sonra uzun süre tehdit altında tutulduğunu, psikolojik baskıya uğradığını ve kendisini kaçıranların etkisi altına girdiğini söyledi. Mahkeme buna rağmen onu banka soygunundan suçlu buldu. Cezası daha sonra Başkan Jimmy Carter tarafından hafifletildi; 2001’de ise Başkan Bill Clinton tarafından tamamen affedildi. Patty Hearst vakası, “Bir insan kendisini kaçıranların tarafına gerçekten geçebilir mi?” sorusu nedeniyle yıllarca tartışıldı ve 20. yüzyılın en tuhaf suç hikâyelerinden biri olarak kaldı.

1977 – VOYAGER 1, DÜNYA İLE AY’I İLK KEZ AYNI KAREDE GÖRÜNTÜLEDİ

NASA’nın birkaç gün önce uzaya gönderdiği Voyager 1, 18 Eylül 1977’de kamerasını geriye, geldiği yere çevirdi. Dünya’dan yaklaşık 11,66 milyon kilometre uzaktayken çektiği fotoğraf, Dünya ile Ay’ın bir uzay aracı tarafından aynı fotoğraf karesinde birlikte görüntülendiği ilk fotoğraf oldu. Görüntüde Dünya’nın doğu Asya ve Batı Pasifik bölgesi ile onun ötesindeki Ay görülüyordu. Daha sonra Güneş Sistemi’nin dışına doğru yolculuğunu sürdüren Voyager 1’in bu erken fotoğrafı, insanlığın kendi gezegenine dışarıdan bakışının simgesel görüntülerinden biri haline geldi.

1980 – İLK LATİN AMERİKALI UZAYA ÇIKTI

Sovyetler Birliği ile Küba’nın ortak Soyuz 38 uzay aracı, 18 Eylül 1980’de Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatıldı. Sovyet kozmonot Yuri Romanenko ile Kübalı Arnaldo Tamayo Méndez’i taşıyan araç ertesi gün Salyut 6 uzay istasyonuna kenetlendi. Yaklaşık sekiz gün süren görevle Tamayo Méndez, uzaya çıkan ilk Kübalı ve ilk Latin Amerikalı, aynı zamanda Afrika kökenli ilk insan oldu. Soyuz 38, Sovyetler Birliği’nin müttefik ülkelerin kozmonotlarını uzaya taşıdığı Interkosmos programının en dikkat çekici görevlerinden biri olarak tarihe geçti.

1980 – KENAN EVREN VE MİLLÎ GÜVENLİK KONSEYİ ÜYELERİ TBMM BİNASINDA YEMİN ETTİ

12 Eylül askerî darbesinden altı gün sonra, Devlet Başkanı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren ile Konsey üyeleri Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer ve Sedat Celasun, 18 Eylül 1980’de TBMM Onur Salonu’nda düzenlenen törenle yemin etti. Darbeyle TBMM feshedilmiş, siyasî faaliyetler durdurulmuş ve yasama ile yürütme yetkileri Millî Güvenlik Konseyi’nin elinde toplanmıştı; dolayısıyla yapılan tören, askerî yönetimin kendi oluşturduğu yeni devlet düzeninin resmî bir aşamasıydı. Aynı gün Türk-İş’e bağlı 148 sendikanın faaliyeti durduruldu ve sıkıyönetim komutanlarının kamu personelini görevden alma yetkilerini genişleten 1402 sayılı yasada değişiklik yapıldı.

1981 – FRANSA MECLİSİ İDAM CEZASININ KALDIRILMASINI KABUL ETTİ

Fransa Ulusal Meclisi, Adalet Bakanı Robert Badinter’in iki gün süren tarihî tartışmaların ardından savunduğu idam cezasının kaldırılması tasarısını 18 Eylül 1981’de 363’e karşı 117 oyla kabul etti. Tasarı 30 Eylül’de Senato’dan da geçti; idam cezasını resmen kaldıran yasa ise 9 Ekim 1981’de yürürlüğe girdi. François Mitterrand’ın seçim vaatlerinden biri olan düzenleme, Fransa’da yaklaşık iki yüzyıldır süren idam cezası tartışmasını sona erdirdi; 2007’de idam yasağı ayrıca Anayasa’ya da girdi.

1988 – MYANMAR’DA ORDU YÖNETİME EL KOYDU, 8888 AYAKLANMASI KANLA BASTIRILDI

Aylar süren demokrasi yanlısı kitlesel gösterilerin ardından Myanmar ordusu, 18 Eylül 1988’de General Saw Maung liderliğinde darbe yaparak devlet yönetimini ele geçirdi ve Devlet Hukuk ve Düzenini Yeniden Tesis Konseyi’ni (SLORC) kurdu. “8888 Ayaklanması” olarak bilinen demokrasi hareketini bastırmak için askerler 18 ve 19 Eylül’de yeniden göstericilerin üzerine ateş açtı; kesin sayı bilinmemekle birlikte 1988’deki baskılarda binlerce kişinin öldürüldüğü kabul ediliyor. Darbenin ardından çok sayıda aktivist tutuklandı veya ülkeyi terk etti; Aung San Suu Kyi liderliğindeki demokrasi hareketi ise sonraki yıllarda Myanmar siyasetinin merkezine yerleşti.

1997 – 89 ÜLKE KARA MAYINLARININ YASAKLANMASI SÖZLEŞMESİNİ KABUL ETTİ

Oslo’da toplanan diplomatik konferansta 89 devlet, 18 Eylül 1997’de anti-personel kara mayınlarının kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve devredilmesini yasaklayan sözleşmenin nihai metnini kabul etti. ABD, özellikle Kore Yarımadası’nda mayın kullanımına istisna getirilmesini isteyen taleplerinin kabul edilmemesi üzerine sözleşmeye katılmadı. “Ottawa Sözleşmesi” olarak bilinen anlaşma 1999’da yürürlüğe girdi; Türkiye de 2003’te katılım belgesini sundu ve 2004’te taraf oldu.

2001 – 11 EYLÜL’DEN BİR HAFTA SONRA ŞARBONLU MEKTUPLAR POSTALANDI

11 Eylül saldırılarından tam bir hafta sonra, 18 Eylül 2001’de New Jersey’den NBC sunucusu Tom Brokaw’a ve New York Post gazetesine şarbon bakterisi içeren mektuplar postalandı. Ardından ABD’li senatörlere de benzer mektuplar gönderildi. “Amerithrax” adı verilen biyoterör saldırılarında beş kişi hayatını kaybetti, 17 kişi hastalandı ve on binlerce kişiye önlem amacıyla antibiyotik verildi. Kongre binalarının bölümleri ve posta merkezleri kapatılırken olay, 11 Eylül’ün hemen ardından zaten büyük korku yaşayan ABD’de yeni bir toplumsal paniğe yol açtı ve FBI tarihinin en kapsamlı soruşturmalarından birine dönüştü.

2003 – “BİR İSTANBUL MASALI” EKRANA GELMEYE BAŞLADI

2000’li yılların Türk televizyonunda iz bırakan yapımlarından Bir İstanbul Masalı’nın ilk bölümü 18 Eylül 2003’te ATV’de yayımlandı. Mehmet Aslantuğ, Ahu Türkpençe, Ozan Güven, Çetin Tekindor, Altan Erkekli, Arsen Gürzap ve Vahide Perçin gibi güçlü bir oyuncu kadrosunu buluşturan dizi, zengin Arhan ailesi ile aynı evde çalışan Kozan ailesinin çocukları arasındaki aşk ve sınıf çatışmasını anlatıyordu. İki sezon ve 71 bölüm süren yapım, Perşembe akşamlarının reyting liderlerinden biri oldu; Kıraç’ın müzikleriyle birlikte 2000’lerin başındaki Türk dizi tarihinin hafızada kalan işlerinden biri haline geldi.

2005 – AFGANİSTAN’DA ONLARCA YIL SONRA DEMOKRATİK PARLAMENTO SEÇİMİ YAPILDI

Afganistan’da 18 Eylül 2005’te parlamento ve il meclisi seçimleri gerçekleştirildi. Ülkede 1988’de Sovyet destekli yönetim döneminde de parlamento seçimi yapılmıştı; ancak 2005 seçimi, 1969’dan bu yana yapılan ilk demokratik parlamento seçimi olarak kabul edildi ve Taliban rejiminin devrilmesinden sonra kurulan yeni siyasi düzenin en önemli aşamalarından biri oldu. Yaklaşık 6,4 milyon seçmen sandığa giderken kadınlara parlamentodaki sandalyelerin yaklaşık dörtte biri ayrılmıştı. Seçimler aynı zamanda 2001 Bonn süreciyle başlayan geçiş planının tamamlanmasını sağladı.

2006 – ANOUSHEH ANSARI, UZAY İSTASYONU’NA GİDEN İLK KADIN ÖZEL UZAY YOLCUSU OLDU

İran doğumlu Amerikalı teknoloji girişimcisi Anousheh Ansari, 18 Eylül 2006’da Soyuz TMA-9 aracıyla Baykonur’dan Uluslararası Uzay İstasyonu’na doğru yola çıktı. Yaklaşık 20 milyon dolar ödediği yolculukla Uluslararası Uzay İstasyonu’na giden ilk kadın özel uzay yolcusu oldu. Ansari dokuz gün boyunca istasyonda kaldı ve Avrupa Uzay Ajansı adına biyomedikal deneylere katıldı. Özel sermayeyle uzay yolculuğunun henüz sıra dışı bir fikir olduğu dönemde yapılan uçuş, daha sonra hızla büyüyecek ticari uzay turizminin sembolik kilometre taşlarından biri oldu.

2007 – ABDULLAH GÜL İLK RESMÎ YURT DIŞI ZİYARETİNİ KKTC’YE YAPTI

Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, göreve gelmesinden yaklaşık üç hafta sonra ilk resmî yurt dışı ziyaretini 18 Eylül 2007’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yaptı. 18-19 Eylül tarihlerini kapsayan ziyarette Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve diğer yetkililerle Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri görüştü. İlk dış ziyaret için KKTC’nin seçilmesi, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine verdiği siyasi desteğin Cumhurbaşkanlığı düzeyindeki sembolik göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.

2009 – 72 YILLIK TV DİZİSİ “GUIDING LIGHT” SON KEZ YAYINLANDI

Amerikan radyo ve televizyon tarihinin en uzun soluklu yapımlarından Guiding Light, 18 Eylül 2009’da son bölümünü yayımladı. Hikâyesi 1937’de bir radyo dizisi olarak başlamış, 1952’de televizyona taşınmıştı. Radyo ve televizyon yılları birlikte sayıldığında 72 yıl boyunca yayında kalan yapım, 15 binden fazla televizyon bölümünün ardından ekrana veda etti. Dizide yıllar içinde Kevin Bacon, Calista Flockhart ve Hayden Panettiere gibi daha sonra yıldız olacak pek çok oyuncu da rol aldı.

2014 – EBOLA SALGINI “ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE TEHDİT” SAYILDI

Batı Afrika’da hızla yayılan Ebola salgınının kontrolden çıkması üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 18 Eylül 2014’te olağanüstü bir toplantı yaparak 2177 sayılı kararı oybirliğiyle kabul etti. Konsey, salgının ulaştığı boyutun “uluslararası barış ve güvenliğe tehdit” oluşturduğunu ilan etti ve bütün devletlere acil yardım çağrısında bulundu. Bir sağlık krizinin yalnızca tıbbî değil uluslararası güvenlik meselesi olarak ele alınması bakımından karar küresel sağlık tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı. 2014-2016 Batı Afrika Ebola salgını daha sonra tarihin en büyük Ebola salgını olarak kayıtlara geçti.

2014 – İSKOÇYA BAĞIMSIZLIK İÇİN SANDIĞA GİTTİ

İskoçlar, 18 Eylül 2014’te “İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı?” sorusuna cevap vermek için sandığa gitti. Katılım yüzde 84,6 ile olağanüstü yüksek düzeye ulaştı. Sayım ertesi sabah tamamlandığında seçmenlerin yüzde 55,25’inin “Hayır”, yüzde 44,65’inin ise “Evet” dediği açıklandı ve İskoçya Birleşik Krallık içinde kaldı. Referandum bağımsızlık talebini sona erdirmedi; aksine Brexit sonrasında yeniden güçlenecek İskoç bağımsızlığı tartışmasının modern dönemdeki en önemli dönüm noktası oldu.

2015 – VOLKSWAGEN’İN “DIESELGATE” SKANDALI PATLADI

ABD Çevre Koruma Ajansı EPA, 18 Eylül 2015’te Volkswagen’e gönderdiği resmî ihlal bildiriminde şirketin bazı dizel otomobillerine emisyon testlerini algılayarak motorun çalışma biçimini değiştiren “defeat device” yazılımları yerleştirdiğini açıkladı. Böylece dünya otomotiv tarihinin en büyük şirket skandallarından biri patladı. Soruşturmalar kısa sürede başka ülkelere ve milyonlarca otomobile yayıldı; Volkswagen milyarlarca dolarlık cezalar ve tazminatlarla karşılaştı. Dieselgate yalnızca şirketin itibarını sarsmadı, otomobil emisyon testlerini, dizel teknolojisinin geleceğini ve sektörün çevre denetimini dünya çapında tartışmaya açtı.

2024 – LÜBNAN’DA BU KEZ EL TELSİZLERİ PATLADI

Lübnan’da Hizbullah mensuplarının kullandığı binlerce çağrı cihazının 17 Eylül’de eşzamanlı olarak patlamasının yarattığı şok henüz geçmemişken, 18 Eylül 2024’te ikinci bir patlama dalgası yaşandı. Bu kez el telsizleri ve başka elektronik haberleşme cihazları Beyrut’un güney banliyöleri ile ülkenin farklı bölgelerinde peş peşe infilak etti; çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi yaralandı. Daha sonra İsrail tarafından gerçekleştirildiği yaygın biçimde bildirilen operasyon, tedarik zincirine yerleştirilen patlayıcıların uzaktan harekete geçirilmesi iddiaları nedeniyle istihbarat ve elektronik harp tarihinin en sıra dışı operasyonlarından biri olarak dünya gündemine yerleşti.

 

KOCAELİ TARİHİNDE 18 EYLÜL

18 EYLÜL’DE GAZETELERDE KOCAELİ: İLK GEMİ, YIKILAN KÖPRÜ, İNÖNÜ HEYKELİ, GREVLER VE DEPREM ÇADIRLARI

18 Eylül 1937 tarihli Cumhuriyet ve Son Posta, Gölcük’ten gelen bir gemiyi neredeyse millî bir gurur haberi olarak veriyordu. Son Posta başlığını açıkça “Türk mühendisinin, Türk işçisinin büyük eseri” diye atmıştı. Gölcük Deniz Fabrikalarında Türk mühendis ve işçileri tarafından inşa edilen “Gölcük” adlı yağ gemisi bir gün önce İzmit’ten hareket etmiş, İstanbul’a ulaştığında römorkörler ve deniz subayları tarafından karşılanmıştı. Cumhuriyet, küçük tankeri yalnızca bir gemi olarak görmüyor; onu “bugün küçük ama yarın büyük gemiler yapabileceğimizin müjdecisi” olarak değerlendiriyordu. Cumhuriyet’in yeni tersanesinin geleceğine duyulan iyimserlik, gazetenin satırlarından açıkça hissediliyor.

18 Eylül 1943 tarihli Ulus ve Vakit ise Kocaeli’ni bambaşka bir sorunla manşete taşıyordu: “Diliskelesi Köprüsünün tamiri bugün bitiyor.” Günler önce yağan aşırı yağmurların Dilderesi’ni taşırması sonucu demiryolu köprüsü yıkılmış, trenler Derince’den ileri gidememişti. Gazeteler, onarımın 18 Eylül öğle saatlerinde tamamlanacağını ve İstanbul-Anadolu demiryolu ulaşımının yeniden açılacağını haber veriyordu. Ertesi gün ilk trenin saat 09.30’da geçtiği bildirildi. Bugünün otoyol, demiryolu ve liman ağlarıyla çevrili Dilovası’nda, seksen yıl önce tek bir köprünün yıkılması bütün ana ulaşım hattını durdurabiliyordu.

18 Eylül 1944 tarihli İzmit’in yerel gazetesi Türkyolu, savaş haberlerinden çok kentin geleceğine bakıyordu. Gazeteye göre yeni Halkevi ile rıhtım arasındaki alanın parka dönüştürülmesine ve parkın ortasına Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün heykelinin dikilmesine karar verilmişti. Daha sonra İzmit’in resmî törenlerinin ve dinlenme hayatının önemli alanlarından biri olan bu kıyı parçası, D-100 karayolunun geçirilmesi ve sahilin doldurulmasıyla eski işlevini büyük ölçüde kaybetti. Bugünkü İzmit kıyısına bakarken, bir zamanlar Halkevi’nin önünde İnönü heykeli çevresinde tasarlanmış küçük bir kent parkı bulunduğunu hatırlayanların sayısı artık çok az.

18 Eylül 1970 tarihli Cumhuriyet, İzmit’i bu kez işçi kenti kimliğiyle birinci sayfasına taşıdı: “İpraş’ta 500 işçi greve başladı.” Pet-Kim Sendikası’nın yürüttüğü grevde işçiler yüzde 40’a varan ücret artışı istiyor, gazete rafinerinin grev nedeniyle günlük yaklaşık 1 milyon lira zarar edeceğini yazıyordu. O gün içinde hükûmet devreye girdi; grev millî güvenliği bozduğu gerekçesiyle 30 gün ertelendi. Yani Kocaeli’de sıkıyönetim 16 Eylül’de kalkmış, işçiler 17 Eylül’de greve çıkmış, 18 Eylül’de ise grev yeniden devlet müdahalesiyle durdurulmuştu.

18 Eylül 1976 tarihli Cumhuriyet’te Kocaeli yine işçi hareketlerinin merkezindeydi. DİSK’in Devlet Güvenlik Mahkemelerine karşı başlattığı “Genel Yas” eylemi sırasında İPRAŞ’ta üretim durmuş, İzmit’te belediye işçilerinin yanı sıra Fastaş, Philips, Çelik Halat, Goodyear, Pirelli ve Rabak çalışanları direnişe katılmıştı. İPRAŞ’taki olaylarda 48 işçinin gözaltına alınması, Kocaeli’nin 15-16 Haziran’dan birkaç yıl sonra yeniden ülke çapındaki en büyük işçi hareketlerinden birinin merkezlerinden biri haline geldiğini gösteriyordu.

Ve 18 Eylül 1999 tarihli Cumhuriyet: Marmara Depremi’nin üzerinden yalnızca 32 gün geçmişti. Gazete, İzmit, Gölcük ve Değirmendere’de hâlâ ciddi çadır sıkıntısı yaşandığını yazıyordu. Kocaeli’de ön hasar tespitlerinin tamamlandığı, kesin hasar tespitinin ise ancak dörtte birine ulaşabildiği belirtiliyor; Köseköy’de mühendislerin incelemesini tamamlayıp çıktığı bir binanın hemen ardından yıkıldığı anlatılıyordu. Aynı haberde Yahya Kaptan’daki tünel kalıp sistemli yapıların depremi büyük ölçüde hasarsız atlatması özellikle dikkat çekiyor; Doğu Kışla’da Amerikalı askerlerin kurduğu çadırkentin devir teslim töreni ve yardım dağıtımındaki kargaşa da dönemin gündelik hayatından çarpıcı görüntüler sunuyordu.

1922 – KOCAELİ GRUBU ERDEK’E GİRDİ, BATI ANADOLU’DAKİ TAKİP HAREKÂTI TAMAMLANDI

Büyük Taarruz’un ardından Yunan kuvvetlerini Marmara kıyılarına kadar takip eden Halit Paşa komutasındaki Kocaeli Grubu, 18 Eylül 1922 sabahı Kapıdağ Yarımadası’na ilerledi. Saat 09.00 sıralarında Türk akıncı birliklerinin Hamamlı köyü sırtlarına ulaşmasıyla Yunan kara kuvvetlerinin bölgeden tamamen çekildiği anlaşıldı. Ancak birlikler yarımadaya geçerken Erdek Körfezi’ndeki Averof zırhlısı ve Yunan torpidolarının ateşine maruz kaldı. Yunan askerlerinin Erdek, Edincik ve çevredeki iskelelerden savaş gemilerinin korumasında tahliyesi tamamlanırken Türk birlikleri Erdek’e girdi. Böylece Kocaeli Grubu’nun Sakarya’dan Marmara kıyılarına uzanan askerî serüveninin son önemli safhalarından biri tamamlandı.

1943 – SELİN YIKTIĞI DİLİSKELESİ KÖPRÜSÜ ONARILDI, TRENLER YENİDEN GEÇMEYE BAŞLADI

7 Eylül 1943’te Kocaeli’yi etkileyen şiddetli yağışlarda Dilderesi taşmış ve Diliskelesi’ndeki demiryolu köprüsü ağır hasar görmüştü. İstanbul-Anadolu demiryolu bağlantısının kesilmesi üzerine trenler Derince’den ileri gidememiş, yolcuların Derince-İstanbul arasında vapurlarla taşınması için geçici düzenleme yapılmıştı. Günler süren onarımın ardından 18 Eylül 1943’te saat 09.30’da ilk tren köprüden geçti ve demiryolu ulaşımı normale döndü.

Bugün Dilovası-Diliskelesi hattı Türkiye’nin en yoğun sanayi ve ulaşım koridorlarından biri. Seksen yılı aşkın süre önce tek bir derenin taşmasının İstanbul ile Anadolu arasındaki demiryolunu kesebilmesi, Kocaeli’nin coğrafi konumunun ulaştırma açısından ne kadar kritik olduğunu çok iyi gösteriyor.

1966 – KOCAELİSPOR TARİHİNDEKİ İLK RESMÎ MAÇINI OYNADI

Yeni kurulan Kocaelispor, profesyonel liglerdeki ilk resmî karşılaşmasına 18 Eylül 1966 Pazar günü İzmit’te çıktı. Türkiye 2. Ligi Beyaz Grup’un ilk haftasında Galata’yı ağırlayan yeşil-siyahlılar karşılaşmayı 2-0 kazandı. Kocaelispor tarihinin ilk golünü 14. dakikada penaltıdan Ahmet Asena attı; Asena 47. dakikada bir kez daha ağları buldu ve kulübün ilk resmî galibiyetinin iki golünü de kaydetti. Dönemin Milliyet gazetesi de ertesi gün sonucu “Kocaelispor: 2 – Galata: 0” başlığıyla duyurdu. Eski taraftarların anlatımına göre yeni takımın ilk maçını görmek için neredeyse bütün İzmit stada akmış; kentteki yeşil-siyah hikâye o öğleden sonra başlamıştı.

1970 – İPRAŞ GREVİ HÜKÛMET TARAFINDAN ERTELENDİ

15-16 Haziran işçi olaylarının ardından İstanbul ve Kocaeli’de uygulanan sıkıyönetim 16 Eylül’de sona ermiş, ertesi sabah İzmit’teki İPRAŞ Rafinerisi’nde yaklaşık 500 işçi greve başlamıştı. Ancak grev ancak bir gün sürdü. 18 Eylül 1970’te Bakanlar Kurulu, grevi “millî güvenliği bozucu nitelikte” gördüğü gerekçesiyle 30 gün süreyle erteledi. Ertesi gün gazeteler kararı “İpraş grevi 30 gün ertelendi” başlığıyla duyurdu.

2024 – TCG HIZIRREİS GÖLCÜK’TE İLK DALIŞINI YAPTI

Reis Sınıfı Denizaltı Projesi’nin ikinci denizaltısı TCG HIZIRREİS, 17 Eylül 2024’te Gölcük’ten ilk seyrine çıktı; 18 Eylül’de ise ilk dalışını gerçekleştirdi. Havadan bağımsız tahrik sistemine sahip Reis sınıfı denizaltılar Gölcük Tersanesi’nde inşa ediliyor ve Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaltı filosunun yeni kuşağını oluşturuyor.

 

18 EYLÜL’DE DOĞANLAR

53 – Trajan: Roma İmparatorluğu’nun en güçlü hükümdarlarından Trajan doğdu. 98-117 yılları arasındaki hükümdarlığında Roma, Daçya’dan Mezopotamya’ya uzanan fetihlerle tarihindeki en geniş sınırlara ulaştı. “Beş İyi İmparator”dan biri kabul edilen Trajan’ın Anadolu’yla da son bir bağlantısı var: 117 yılında Doğu seferinden dönerken Kilikya’daki Selinus’ta, bugünkü Antalya’nın Gazipaşa ilçesi yakınlarında hayatını kaybetti. Doğum yılı konusunda küçük bir kaynak farklılığı bulunsa da 18 Eylül 53 yaygın kabul gören tarih.

1587 – Francesca Caccini: Müzik tarihinin öncü kadınlarından İtalyan besteci ve soprano Francesca Caccini doğdu. Medici sarayında çalışan Caccini, 1625’te sahnelenen La liberazione di Ruggiero ile günümüze ulaşan bir operayı besteleyen ilk kadın olarak müzik tarihine geçti; döneminde Medici sarayının en yüksek ücret alan müzisyenlerinden biriydi.

1709 – Samuel Johnson: İngiliz edebiyatının en etkili isimlerinden yazar, eleştirmen ve sözlükçü Samuel Johnson doğdu. 1755’te yayımladığı A Dictionary of the English Language, ilk İngilizce sözlük değildi ancak kapsamı, tanımları ve dili standartlaştırmadaki etkisi nedeniyle bir buçuk yüzyıl boyunca İngilizcenin en önemli başvuru eserlerinden biri oldu. Johnson’ın hayatı da James Boswell’in ünlü biyografisi sayesinde edebiyat tarihinin en ayrıntılı kayda geçmiş yaşamlarından birine dönüştü.

1819 – Léon Foucault: Dünya’nın döndüğünü gözle görülür biçimde kanıtlayan ünlü sarkaca adını veren Fransız fizikçi Léon Foucault doğdu. 1851’de Paris’te sergilediği Foucault Sarkacı, Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşünü laboratuvar dışında doğrudan gösteren en çarpıcı deneylerden biri oldu; ayrıca jiroskopun geliştirilmesi ve ışık hızının ölçülmesi üzerine önemli çalışmalar yaptı.

1854 – Fausto Zonaro: Osmanlı İstanbul’unu resmeden en önemli sanatçılardan İtalyan ressam Fausto Zonaro doğdu. 1891’de İstanbul’a gelen Zonaro; sokakları, Boğaziçi’ni, gündelik hayatı ve tarihî sahneleri resmetti, 1896’da II. Abdülhamid tarafından saray ressamlığına getirildi. Ertuğrul Süvari Alayı’nın Galata Köprüsü’nden geçişi gibi eserleriyle Osmanlı’nın son dönemine bugün de baktığımız görsel hafızanın yaratıcılarından biri oldu.

1885 – Üzeyir Hacıbeyli: Azerbaycan müziğinin kurucu isimlerinden besteci Üzeyir Hacıbeyli doğdu. 1908’de sahnelenen Leyli ve Mecnun, Azerbaycan kaynaklarında Doğu ve İslam dünyasının ilk operası kabul edilir; Hacıbeyli ayrıca Azerbaycan’ın bugün kullanılan millî marşının da bestecisidir. Onun doğum günü olan 18 Eylül, Azerbaycan’da “Millî Musiki Günü” olarak kutlanıyor. Eski ve yeni takvim kullanımı nedeniyle bazı kaynaklarda 5 Eylül tarihiyle de karşılaşılabiliyor.

1905 – Greta Garbo: Sinema tarihinin en büyük yıldızlarından İsveçli oyuncu Greta Garbo doğdu. Sessiz sinemadan sesli sinemaya başarıyla geçen ender yıldızlardan olan Garbo; Anna Christie, Grand Hotel, Queen Christina, Anna Karenina ve Ninotchka gibi filmlerle Hollywood’un gizemli yıldız imgesinin simgelerinden birine dönüştü. Henüz 36 yaşındayken sinemayı bırakıp kamuoyundan büyük ölçüde çekilmesi de “Garbo efsanesi”nin bir parçası oldu.

1921 – Nermin Abadan Unat: Türkiye’de siyaset bilimi, iletişim ve göç çalışmalarının öncü akademisyenlerinden Nermin Abadan Unat Viyana’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin ilk kadın asistanlarından biri olan Abadan Unat, özellikle Almanya’ya Türk işçi göçü üzerine yaptığı araştırmalarla uluslararası tanınırlık kazandı; Türkiye’de siyasal davranış ve kamuoyu çalışmalarının kurumsallaşmasına öncülük etti. 104 yıllık yaşamı 2025’te sona erdi.

1942 – Şenes Erzik: Türk futbol yönetiminin uluslararası alandaki en etkili isimlerinden Şenes Erzik Giresun’da doğdu. 1989-1997 arasında Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı yapan Erzik, 1994’ten itibaren UEFA Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi ve FIFA İcra Kurulu’nda yer aldı. Türk futbolunun UEFA ve FIFA yönetim kademelerinde bugüne kadar ulaştığı en yüksek düzeydeki temsilcilerden biri oldu.

1945 – John McAfee: Dünyanın en tanınmış bilgisayar güvenliği markalarından birine adını veren İngiliz-Amerikalı yazılımcı John McAfee doğdu. 1987’de McAfee Associates’i kurarak ilk ticari antivirüs yazılımlarından birini geliştirdi; şirketinden ayrıldıktan sonraki yaşamı ise serveti, başkanlık adaylıkları, kripto para maceraları, hukuk sorunları ve 2021’de İspanya’daki bir cezaevinde ölümüyle teknoloji dünyasının en sıra dışı hayat hikâyelerinden birine dönüştü.

1946 – Ayberk Atilla: Türk tiyatro, sinema ve televizyonunun sevilen karakter oyuncularından Ayberk Atilla İstanbul’da doğdu. Lale Oraloğlu Tiyatrosu’yla başlayan meslek hayatında Münir Özkul, Devekuşu Kabare ve BKM gibi önemli topluluklarla çalışan Atilla; Bir Demet Tiyatro, Organize İşler, Leyla ile Mecnun, Seksenler ve Kiralık Aşk gibi yapımlarla geniş kitlelerin tanıdığı bir yüz haline geldi.

1949 – Peter Shilton: İngiliz futbolunun efsane kalecilerinden Peter Shilton doğdu. İngiltere Millî Takımı’nda 125 kez forma giyerek uzun yıllar ülkesinin millî maç rekorunu elinde tuttu, Nottingham Forest ile iki Avrupa Kupası kazandı. Türkiye’de de çok iyi hatırlanan 1986 Dünya Kupası’nda Diego Maradona’nın hem “Tanrı’nın Eli” golünde hem de yüzyılın golü seçilen ikinci golünde kalede Shilton vardı.

1951 – Dee Dee Ramone: Punk rock tarihinin kurucu gruplarından Ramones’un basçısı ve başlıca şarkı yazarlarından Dee Dee Ramone doğdu. Grubun “1-2-3-4!” diye başlayan karakteristik sayımını popüler kültürün parçasına dönüştüren Dee Dee, “Rockaway Beach”, “53rd & 3rd” ve “Commando” gibi birçok Ramones klasiğini yazdı. “Ramone” soyadını ilk kullanarak grubun adına da ilham veren isim oydu.

1961 – James Gandolfini: Televizyon tarihinin en unutulmaz karakterlerinden Tony Soprano’ya hayat veren Amerikalı oyuncu James Gandolfini doğdu. HBO’nun The Sopranos dizisindeki mafya patronu ile aile babası ve terapi hastasını aynı kişilikte buluşturan performansı, modern televizyon dizilerindeki “anti-kahraman” çağının öncülerinden biri kabul edildi; Gandolfini bu rolle üç kez Emmy kazandı.

1971 – Lance Armstrong: Bisiklet tarihinin en büyük yükseliş ve çöküş hikâyelerinden birinin başrolündeki Lance Armstrong doğdu. İleri evre testis kanserini yenmesinin ardından 1999-2005 arasında üst üste yedi Tour de France kazanarak küresel bir spor kahramanına dönüştü; ancak sistematik doping kullandığının ortaya çıkmasının ardından 2012’de bütün Tour şampiyonlukları elinden alındı ve ömür boyu men cezası aldı.

1973 – Mark Shuttleworth: Güney Afrikalı teknoloji girişimcisi Mark Shuttleworth doğdu. İnternet güvenliği şirketi Thawte’yi kurup büyük bir servet elde eden Shuttleworth, 2002’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na giderek uzaya çıkan ilk Afrikalı ve ikinci ücretli uzay yolcusu oldu. Daha sonra Canonical şirketini kurarak dünyanın en yaygın Linux dağıtımlarından Ubuntu’nun geliştirilmesine öncülük etti.

1976 – “Fenomen” Ronaldo: Futbol tarihinin en büyük santrforlarından Brezilyalı Ronaldo Luís Nazário de Lima doğdu. “Fenomen” lakabıyla tanınan Ronaldo, iki Ballon d’Or kazanırken Brezilya ile 1994 ve 2002 Dünya Kupalarında şampiyon oldu; ağır diz sakatlıklarının ardından 2002 Dünya Kupası’na dönüp finalde Almanya’ya iki gol atması futbol tarihinin en büyük geri dönüşlerinden biri kabul edildi. İlginç ayrıntı: Ronaldo 18 Eylül’de doğdu ancak doğum belgesi dört gün sonra çıkarıldığı için kimi eski kayıtlarda 22 Eylül tarihi de görülüyor.

 

18 EYLÜL’DE HAYATINI KAYBEDENLER

96 – Domitian: Roma İmparatoru Domitian, saray görevlilerinin düzenlediği bir komplo sonucu 18 Eylül 96’da Roma’da öldürüldü. Vespasian ve Titus’un ardından Flavius Hanedanı’nın üçüncü imparatoru olan Domitian’ın ölümüyle hanedanın iktidarı sona erdi; Senato aynı gün Nerva’yı imparator ilan etti. Domitian özellikle son yıllarında Senato’ya karşı sert ve otoriter yönetimiyle Roma tarihinin tartışmalı hükümdarlarından biri olarak kaldı.

1598 – Toyotomi Hideyoshi: Japonya’yı uzun iç savaş döneminden çıkararak birleştiren üç büyük liderden Toyotomi Hideyoshi hayatını kaybetti. Köylü kökenli olduğu halde ülkenin en güçlü adamı olacak kadar yükselen Hideyoshi, Japonya’nın büyük bölümünü tek yönetim altında topladı; ancak Kore’yi işgal girişimleri başarısız oldu. Beş yaşındaki oğlunu geride bırakarak ölmesi iktidar boşluğu yarattı ve birkaç yıl sonra Tokugawa Ieyasu’nun egemenliğinin önünü açtı.

1783 – Leonhard Euler: Matematik tarihinin en üretken ve etkili isimlerinden İsviçreli Leonhard Euler, St. Petersburg’da hayatını kaybetti. Geometri, analiz, sayı teorisi, mekanik ve astronomi gibi çok sayıda alanda temel çalışmalar yapan Euler’in geliştirdiği kavram ve gösterimlerin önemli bölümü bugün hâlâ matematiğin gündelik dilinin parçası. Görme yetisini büyük ölçüde kaybettikten sonra bile çalışmalarını sürdüren Euler, modern matematiğin kurucu isimlerinden biri kabul ediliyor.

1911 – Pyotr Stolypin: Çarlık Rusyası’nın başbakanı ve son döneminin en önemli reformcularından Pyotr Stolypin, Kiev’de uğradığı silahlı saldırının ardından hayatını kaybetti. 1905 Devrimi sonrasında köylülerin özel toprak sahibi olmasını teşvik eden kapsamlı tarım reformları başlatan Stolypin, bir yandan da devrimci hareketlere karşı son derece sert baskı politikaları uyguladı. Kiev Operası’nda Çar II. Nikolay’ın da bulunduğu bir gösteri sırasında vurulmuş ve dört gün sonra, 18 Eylül’de ölmüştü.

1915 – Susan La Flesche Picotte: Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp diploması alan ilk Amerikan yerlisi Susan La Flesche Picotte hayatını kaybetti. Çocukken bir yerli kadının beyaz doktor gelmediği için ölmesine tanık olması üzerine hekim olmaya karar veren Picotte, 1889’da sınıf birincisi olarak mezun oldu ve Omaha rezervasyonuna dönerek yüzlerce kilometrelik bir bölgede yaklaşık 1.200 kişiye tek başına sağlık hizmeti verdi. Daha sonra rezervasyon arazisindeki ilk özel hastanelerden birinin kurulmasını sağladı.

1949 – Frank Morgan: Sinema tarihinin en ünlü filmlerinden The Wizard of Oz / Oz Büyücüsü’nde Oz Büyücüsü’nü canlandıran Amerikalı oyuncu Frank Morgan 59 yaşında hayatını kaybetti. Morgan filmde yalnızca büyücüyü değil, Profesör Marvel dahil toplam beş ayrı karakteri oynadı; kariyeri boyunca iki kez Oscar’a aday gösterildi. The Shop Around the Corner gibi Hollywood klasiklerinde de rol alan Morgan, ölümüne kadar yaklaşık 35 yıl kamera karşısında kaldı.

1961 – Dag Hammarskjöld: Birleşmiş Milletler’in ikinci Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld, Kongo Krizi sırasında barış görüşmeleri yürütmek üzere gittiği Afrika’da uçağının Kuzey Rodezya’daki Ndola yakınlarında düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Uçaktaki 15 kişi de öldü. Kazanın pilot hatasından mı, sabotajdan mı kaynaklandığı konusu onlarca yıl sonra bile tamamen kapanmadı ve Birleşmiş Milletler yeni kanıtları araştırmayı sürdürdü. Hammarskjöld, görev başında hayatını kaybeden tek BM Genel Sekreteri olarak tarihe geçti.

1967 – John Cockcroft: Atom çekirdeğinin yapay yollarla parçalanmasını başaran öncü fizikçilerden İngiliz John Cockcroft hayatını kaybetti. Ernest Walton ile geliştirdikleri parçacık hızlandırıcısını kullanarak 1932’de lityum çekirdeklerini protonlarla parçalamaları, nükleer fiziğin dönüm noktalarından biri oldu. İki bilim insanı bu çalışmaları nedeniyle 1951 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı.

1970 – Jimi Hendrix: Rock tarihini değiştiren gitarist Jimi Hendrix, Londra’da henüz 27 yaşındayken hayatını kaybetti. Ana akım kariyeri yalnızca dört yıl sürmesine rağmen feedback, distortion ve wah-wah gibi efektleri kullanım biçimiyle elektro gitarın ses dünyasını kökten değiştirdi; “Purple Haze”, “Hey Joe” ve Woodstock’taki “The Star-Spangled Banner” yorumu müzik tarihinin simgeleri arasına girdi. Rock and Roll Hall of Fame, Hendrix’i elektro gitarın olanaklarını yeniden tanımlayan müzisyenlerden biri olarak değerlendiriyor.

1988 – Şehriyar: İran Türklerinin ve Azerbaycan edebiyatının en önemli şairlerinden Muhammed Hüseyin Şehriyar, Tahran’da hayatını kaybetti. Hem Farsça hem Azerbaycan Türkçesiyle yazan Şehriyar’ın çocukluğunu geçirdiği topraklara duyduğu özlemi anlattığı Heyder Baba’ya Selam, bütün Türk dünyasında büyük yankı uyandırdı ve çok sayıda dile çevrildi. Şehriyar’ın ölüm günü olan 18 Eylül bugün İran’da “Millî Şiir ve Edebiyat Günü” olarak anılıyor.

1990 – Mine Mutlu: Yeşilçam oyuncusu ve eski Türkiye güzeli Mine Mutlu İstanbul’da hayatını kaybetti. 1960’ların sonundan itibaren onlarca filmde rol alan Mutlu; Yılmaz Güney’den Ayhan Işık’a, Sadri Alışık’tan Ahmet Mekin’e dönemin çok sayıda önemli oyuncusuyla kamera karşısına geçti. Özellikle 1970’lerin üretken Yeşilçam döneminin tanınan yüzlerinden biri olan sanatçı, Köyden İndim Şehire’deki rolüyle de geniş kitlelerin hafızasında kaldı.

1993 – Nida Tüfekçi: Türk halk müziğinin en önemli araştırmacı, icracı ve eğitimcilerinden Nida Tüfekçi İstanbul’da hayatını kaybetti. TRT’de Yurttan Sesler geleneğinin sürdürülmesinde büyük rol oynayan Tüfekçi, Anadolu’nun farklı yörelerinden çok sayıda türküyü derleyerek nota ve arşivlere kazandırdı; İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın kurucu kadrosunda yer aldı. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanı verilen Tüfekçi, Türkiye’de halk müziğinin akademik ve kurumsal zemine taşınmasının öncü isimlerinden biriydi.

1997 – Orhan Çağman: Türk tiyatro ve sinema oyuncusu Orhan Çağman hayatını kaybetti. Sinemada onlarca yapımda yer alan Çağman, özellikle uzun yıllar yayımlanan Bizimkiler dizisindeki emekli hâkim Hüsnü Başaran, yani Şükrü ile Şevket’in babası rolüyle bir kuşağın televizyon hafızasına yerleşti. Çağman’ın ölümü üzerine canlandırdığı karakter de dizide hayatını kaybetmiş kabul edildi ve yapım onsuz devam etti.

2013 – Ken Norton: Dünya ağır sıklet boksunun unutulmaz isimlerinden Ken Norton hayatını kaybetti. Norton’ın adı en çok 1973’te Muhammed Ali’yi yenmesi ve dövüş sırasında Ali’nin çenesini kırmasıyla hatırlanıyor. İkili üç kez karşılaştı; sonraki iki maçı Ali çok yakın kararlarla kazandı. Norton daha sonra WBC ağır sıklet dünya şampiyonluğuna ulaştı ve 1970’lerin “altın ağır sıklet kuşağı”nın simge isimlerinden biri oldu.

2018 – Robert Venturi: 20. yüzyıl mimarlığının en etkili teorisyenlerinden ve Pritzker Ödüllü Amerikalı mimar Robert Venturi hayatını kaybetti. Modernizmin “az çoktur” anlayışına karşı tarihî göndermeleri, süslemeyi, ironiyi ve gündelik popüler kültürü mimariye yeniden sokan Venturi, eşi ve meslektaşı Denise Scott Brown ile birlikte postmodern mimarlığın gelişmesinde belirleyici rol oynadı.

2020 – Ruth Bader Ginsburg: ABD Yüksek Mahkemesi’nin en tanınmış yargıçlarından Ruth Bader Ginsburg 87 yaşında hayatını kaybetti. 1993’te Yüksek Mahkeme’ye atanan ikinci kadın olan Ginsburg, hukuk kariyerinin daha erken döneminden itibaren kadınlarla erkekler arasındaki yasal eşitsizliklere karşı açılan davaların önde gelen isimlerinden biri oldu. Son yıllarında “RBG” adıyla Amerikan popüler kültürünün de simgesel figürlerinden birine dönüşmüştü.

2022 – Mustafa Dağıstanlı: Türk güreş tarihinin efsanelerinden Mustafa Dağıstanlı 91 yaşında hayatını kaybetti. 1956 Melbourne ve 1960 Roma Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Dağıstanlı, ayrıca üç kez dünya şampiyonu oldu; uluslararası kariyerinde uzun yıllar yenilgi yüzü görmedi. Spor yaşamının ardından siyasete girerek Samsun milletvekilliği de yapan Dağıstanlı, Türkiye’nin olimpiyat tarihindeki en başarılı güreşçilerden biri olarak kaldı.

2024 – Salvatore “Totò” Schillaci: 1990 Dünya Kupası’nın unutulmaz yıldızı İtalyan futbolcu Salvatore Schillaci 59 yaşında hayatını kaybetti. Turnuvaya yedek oyuncu olarak başlayan Schillaci, altı golle gol kralı olurken hem Altın Ayakkabıyı hem de turnuvanın en iyi oyuncusuna verilen Altın Topu kazandı ve İtalya’yı üçüncülüğe taşıdı. Gollerinden sonra gözlerini kocaman açarak yaptığı sevinç, Italia ’90’ın en unutulmaz görüntülerinden biri haline geldi.

Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

Haber Kocaeli
TarafındanHaber Merkezi
Haber Merkezi, Haber Kocaeli editör kadrosunun ortak imzasıdır. Ekibimiz Kocaeli ve İzmit gündemini yerinden takip eder; son dakika, asayiş, siyaset, ekonomi ve Kocaelispor haberlerini doğruluk esasıyla hazırlar. Ajans kaynaklı içerikler yayına alınmadan önce editör denetiminden geçer. Haber Merkezi imzalı içeriklerin editoryal sorumluluğu Yayın İlkelerimiz çerçevesinde yayın yönetimimize aittir. Haber önerisi ve düzeltme talepleri için İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.