Günün Tarihi / 10 Ekim
10 EKİM’DE NELER KUTLANIYOR?
DÜNYA RUH SAĞLIĞI GÜNÜ: 2026’DA SÖZ SIRASI, BUNU BİZZAT YAŞAYANLARDA
10 Ekim, Dünya Ruh Sağlığı Günü. İlk kez 1992’de Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından düzenlenen gün, ruh sağlığı konusunda farkındalığı artırmak, önyargılarla mücadele etmek ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimin önemini hatırlatmak amacıyla dünya çapında anılıyor. Dünya Sağlık Örgütü de 10 Ekim’i küresel sağlık kampanyaları arasında yer veriyor.
Dünya Sağlık Örgütü, 2026 temasını “Lived experiences heard: real voices, real change”, kabaca “Yaşanmış deneyimlere kulak verin: gerçek sesler, gerçek değişim” olarak belirledi. Bu yılki kampanya, ruh sağlığı sorunlarını bizzat yaşamış kişilerin, kendilerini ilgilendiren politika ve hizmetlerin oluşturulmasında da söz sahibi olmalarını savunuyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü ilk kez 10 Ekim 1992’de kutlanmıştı.
2026’DA 10 EKİM GÖÇMEN KUŞLARIN DA GÜNÜ: KOCAELİ İÇİN ÖZEL BİR TARİH
Dünya Göçmen Kuşlar Günü her yıl göç dönemlerine dikkat çekmek amacıyla mayıs ve ekim aylarının ikinci cumartesilerinde kutlanıyor. 2026’da yılın ikinci Dünya Göçmen Kuşlar Günü 10 Ekim’e denk geliyor. Bu yılın teması “Every Bird Counts – Your Observations Matter!”, yani “Her kuş önemli, gözlemleriniz fark yaratır”. Kampanya, sıradan insanların yaptığı kuş gözlemlerinin ve kayıtların bilimsel araştırmalara nasıl katkı sağladığına dikkat çekiyor.
Bugünün Kocaeli açısından doğrudan bir karşılığı var. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre İzmit Körfezi Sulak Alanı, uluslararası kuş göç zinciri üzerindeki önemli konaklama noktalarından biri. Bölgede 171 kuş türü kaydedilmiş durumda ve bunların yarısından fazlasını göçmen türler oluşturuyor. Flamingolardan dikkuyruk ördeğine, küçük karabataktan balık kartalına kadar çok sayıda kuş, İzmit Körfezi’ni dinlenmek ve beslenmek için kullanıyor.
2026’DA DÜNYA HOSPİS VE PALYATİF BAKIM GÜNÜ DE 10 EKİM
Her yıl ekim ayının ikinci cumartesi günü düzenlenen Dünya Hospis ve Palyatif Bakım Günü, 2026’da 10 Ekim’e denk geliyor. Gün, ağır ve yaşamı sınırlayan hastalıklarla mücadele eden insanların ağrı ve diğer belirtilerinin giderilmesini, yaşam kalitelerinin korunmasını ve ailelerin desteklenmesini amaçlayan palyatif bakım hizmetlerine dikkat çekiyor. 2026 temasının odağında “Ağrı yönetimi: Palyatif bakımın vazgeçilmez bir parçası” var.
ÖLÜM CEZASINA KARŞI DÜNYA VE AVRUPA GÜNÜ
10 Ekim aynı zamanda Dünya Ölüm Cezasına Karşı Gün. Dünya Ölüm Cezasına Karşı Koalisyon tarafından ilk kez 2003’te düzenlenen gün, idam cezasının kaldırılması için uluslararası farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Avrupa Konseyi de 2007’de aynı tarihi Avrupa Ölüm Cezasına Karşı Gün ilan etti.
Türkiye’de ölüm cezası 2002’de barış zamanında, 2004’te yapılan düzenlemelerle ise tüm koşullarda hukuk sisteminden çıkarıldı. Türkiye, ölüm cezasının her koşulda kaldırılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13 No’lu Protokolü’nü 2006’da onayladı.
DÜNYA EVSİZLER GÜNÜ
10 Ekim ayrıca Dünya Evsizler Günü olarak anılıyor. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiş resmî bir gün değil; dünyanın farklı ülkelerinde evsizlik üzerine çalışan kişilerin internet üzerindeki görüşmelerinden doğdu ve ilk kez 10 Ekim 2010’da düzenlendi. Gün, evsizliğin yalnızca barınacak bir yer bulunmaması değil; sağlık, güvenlik, yoksulluk ve sosyal dışlanmayla iç içe geçmiş bir sorun olduğuna dikkat çekmeyi amaçlıyor. 2026, Dünya Evsizler Günü’nün 17. kez düzenlendiği yıl.
10 EKİM’İN TUHAF GÜNLERİ
Aşağıdaki günlerin çoğu resmî uluslararası günler değil. Özellikle ABD ve internet kültüründe ortaya çıkmış, zaman içinde takvimlere yerleşmiş eğlenceli özel günler.
DÜNYA LAPASI GÜNÜ: GARİP ADININ ARKASINDA CİDDİ BİR AMAÇ VAR
10 Ekim, Dünya Lapa Günü, yani World Porridge Day. İsmi ilk bakışta internette uydurulmuş yiyecek günlerinden biri gibi görünse de arkasında çocuk açlığına karşı yürütülen bir yardım kampanyası var. Gün ilk kez 2009’da İskoçya’daki Dünya Lapa Yapma Şampiyonası çevresinde ortaya çıktı; daha sonra Mary’s Meals yardım kuruluşuyla birleşerek yoksul ülkelerdeki çocuklara okulda yemek sağlanmasına dikkat çeken uluslararası bir etkinliğe dönüştü. Malawi, Zambiya ve Zimbabwe gibi ülkelerde çocuklara okulda verilen temel öğünlerden biri de mısır ve soyadan yapılan besleyici lapa.
10/10 OLUNCA METRİK SİSTEMİN DE GÜNÜ OLMUŞ
ABD’de 10 Ekim Ulusal Metrik Sistem Günü olarak da anılıyor. Tarihin seçilme nedeni son derece basit: Amerikan yazımında 10 Ekim 10/10 oluyor, metrik sistem de 10’un katları ve alt katları üzerine kuruluyor. ABD Ulusal Matematik Öğretmenleri Konseyi, 1970’lerde başlayan Metrik Hafta etkinliklerini daha sonra 10 Ekim’i içine alan haftaya taşıdı. Böylece santimetrelerin, kilogramların ve litrelerin kendilerine ait bir günü oldu.
ÇANTALARIN DA ÖZEL GÜNÜ VAR
10 Ekim, ABD kökenli Çanta Günü, yani Handbag Day. Gün, moda ve çanta üzerine yayın yapan PurseBlog tarafından 2013’te ortaya çıkarıldı. Amaç insanların sevdikleri çantaları kullanması ve fotoğraflarını sosyal medyada paylaşması. İlginç bir ayrıntı da şu: İngilizcede bugün kadın çantası anlamında kullanılan “handbag” sözcüğü, 20. yüzyılın başlarında erkeklerin taşıdığı küçük el bagajları için de kullanılıyordu.
PASTAYI YEMEK YETMEMİŞ: 10 EKİM PASTA SÜSLEME GÜNÜ
ABD’nin yiyecek takvimine göre 10 Ekim Ulusal Pasta Süsleme Günü. Gün profesyonel ve amatör pastacıların şeker hamuru, krema, ganaj ve diğer malzemelerle yaptıkları süslemeleri kutlamak için kullanılıyor. Bu özel günün kimin tarafından başlatıldığı ise bilinmiyor. Yani pastanın üzerindeki süslemeler son derece ayrıntılı olabilir ama günün geçmişi o kadar ayrıntılı değil.
AYNI GÜN BİR DE “MELEK KEKİ” KUTLANIYOR
10 Ekim’in pastayla işi bununla da bitmiyor. ABD’de aynı tarih Angel Food Cake Day, yani “Melek Keki Günü”. Yumurta akıyla yapılan, yağ kullanılmadığı için son derece hafif ve süngerimsi olan bu Amerikan keki 19. yüzyıldan beri biliniyor. Günün kimin tarafından ilan edildiği bilinmese de 10 Ekim’de yıllardır kutlanıyor. Üstelik “melek keki”nin karşı cephesinde bir de koyu çikolatalı Devil’s Food Cake, yani “Şeytan Keki” var; onun özel günü ise 19 Mayıs.
10 EKİM’DE NELER OLDU?
415 – AYASOFYA, İSYANDA YANDIKTAN 11 YIL SONRA YENİDEN AÇILDI
İstanbul’daki Ayasofya’nın bulunduğu yerdeki ikinci büyük kilise, Bizans İmparatoru II. Theodosius tarafından yeniden yaptırılarak 10 Ekim 415’te açıldı. İlk yapı, Konstantinopolis Patriği İoannes Hrisostomos’un sürgüne gönderilmesinin ardından 404’te çıkan ayaklanma sırasında yanmıştı. II. Theodosius’un yaptırdığı beş nefli bazilika ise yaklaşık 117 yıl ayakta kaldı; 532’deki Nika Ayaklanması sırasında o da yanarak büyük ölçüde yok oldu. Bunun üzerine İmparator I. Justinianus çok daha görkemli yeni bir kilise yaptırdı ve bugün ayakta duran Ayasofya 27 Aralık 537’de açıldı. Yani 10 Ekim 415’te kapılarını açan Ayasofya, bugün gördüğümüz yapıdan önce aynı yerde bulunan ikinci Ayasofya’ydı.
680 – İSLAM TARİHİNİN EN ACI OLAYLARINDAN BİRİ: KERBELÂ FACİASI
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın oğlu Hz. Hüseyin, 10 Ekim 680’de (Hicri 61 yılının 10 Muharrem günü) bugünkü Irak’ın Kerbelâ kentinde, Emevî Halifesi I. Yezid’e bağlı kuvvetler tarafından öldürüldü. Yezid’in halifeliğini kabul etmeyen Hüseyin, ailesi ve az sayıdaki taraftarıyla Kûfe’ye giderken Kerbelâ’da kuşatıldı. Günlerce süren gerginliğin ardından çıkan çatışmada Hüseyin’in yanında bulunanların büyük bölümü öldürüldü; hayatta kalan kadınlar ve çocuklar esir alındı. Hz. Hüseyin’in öldürülmesi ve başının kesilmesi, İslam dünyasında derin bir sarsıntı yarattı. Kerbelâ Olayı, Emevî yönetimine karşı muhalefeti güçlendirirken Sünnîlik ve Şiîlik arasındaki tarihsel ayrışmanın da önemli dönüm noktalarından biri oldu. Olayın yaşandığı 10 Muharrem, özellikle Şiîler ve Aleviler için yas ve anma günü olarak kabul ediliyor. Kerbelâ faciası, yüzyıllar boyunca Türk ve İslam edebiyatında ağıtlara, mersiyelere ve sayısız esere konu oldu.
1780 – ATLANTİK TARİHİNİN EN ÖLÜMCÜL KASIRGASI: 22 BİN KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Karayipler’de 10 Ekim 1780’de Barbados Adası’nı vuran ve tarihe “Büyük Kasırga” adıyla geçen felaket, kayıtlara geçen en ölümcül Atlantik kasırgası oldu. Saatte 320 kilometreye ulaşmış olabileceği tahmin edilen rüzgârlar, Barbados’taki evlerin büyük bölümünü yıktı; ağaçları kökünden söktü, limanlardaki gemileri parçaladı. Sonraki günlerde Martinik, Saint Lucia ve diğer Karayip adalarını da vuran kasırgada, yaklaşık 22 bin kişi hayatını kaybetti. Yalnızca Martinik’te yaklaşık 9 bin, Barbados’ta 4 bin 300’den fazla insan öldü. O sırada bölgede savaş halinde bulunan İngiliz ve Fransız donanmaları da felaketten ağır biçimde etkilendi; çok sayıda savaş gemisi battı. 10-16 Ekim 1780 arasında Karayipler’i kasıp kavuran Büyük Kasırga, aradan geçen iki buçuk asra rağmen Atlantik havzasında kaydedilmiş en fazla can kaybına yol açan kasırga olma özelliğini koruyor.
1813 – NAPOLYON’UN DRESDEN’DEKİ 35 BİN ASKERİ KUŞATILDI VE TESLİM OLDU
Napolyon Bonapart’ın Avrupa üzerindeki hâkimiyetinin sarsıldığı Altıncı Koalisyon Savaşı sırasında, bugünkü Almanya’nın Dresden kentinin kuşatılması 10 Ekim 1813’te başladı. Napolyon, Saksonya Krallığı’nın başkenti Dresden’i elinde tutmak için Mareşal Laurent Gouvion Saint-Cyr komutasında büyük bir Fransız kuvvetini kentte bırakmıştı. Ancak Rusya, Avusturya ve diğer müttefik devletlerin orduları karşısında geri çekilmek zorunda kalınca Dresden’deki askerler kuşatıldı. Özellikle 16-19 Ekim’deki Leipzig Savaşı’nda Napolyon’un ağır yenilgiye uğraması, kentteki Fransız kuvvetlerinin kurtarılma umudunu ortadan kaldırdı. Yiyecek sıkıntısı ve başarısız kaçış girişimlerinin ardından Saint-Cyr, 11 Kasım 1813’te teslim oldu; yaklaşık 35 bin Fransız askeri esir düştü. Dresden’in kaybı, Napolyon’un Almanya’daki askerî hâkimiyetinin çöküşünü hızlandıran gelişmelerden biri oldu.
1868 – KÜBA’NIN İSPANYA’YA KARŞI 30 YIL SÜRECEK BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ BAŞLADI
Küba’da İspanyol sömürge yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesi, 10 Ekim 1868’de toprak sahibi Carlos Manuel de Céspedes öncülüğünde başladı. Céspedes, La Demajagua adlı şeker plantasyonunda bağımsızlık bildirgesini okuyarak kölelerini serbest bıraktı ve onları da mücadeleye katılmaya çağırdı. Tarihe “Yara Çığlığı” adıyla geçen bu ayaklanma, 1878’e kadar sürecek On Yıl Savaşı’nı başlattı. İlk savaş bağımsızlıkla sonuçlanmadı; ancak sonraki ayaklanmalarla devam eden mücadele, 1898’de İspanyol egemenliğinin sona ermesine uzandı. Küba, ABD işgalinin ardından 1902’de bağımsız cumhuriyet oldu. 10 Ekim, bugün de Küba’da bağımsızlık mücadelesinin başlangıcı olarak ulusal bayram kabul ediliyor.
1911 – ÇİN’DE 2 BİN YILLIK İMPARATORLUK DÜZENİNİN SONUNU GETİREN DEVRİM BAŞLADI
Çin’de 10 Ekim 1911’de Vuçang kentinde başlayan askerî ayaklanma, ülkenin son imparatorluk hanedanı Çing’in (Qing) yıkılmasına yol açan devrimin başlangıcı oldu. Ayaklanma kısa sürede başka bölgelere yayıldı; altı yaşındaki son imparator Puyi, Şubat 1912’de tahttan çekilmek zorunda kaldı. Devrim hareketinin önde gelen isimlerinden Sun Yat-sen, yeni kurulan Çin Cumhuriyeti’nin ilk geçici cumhurbaşkanı oldu. Çin’in binlerce yıllık imparatorluk geleneğini sona erdiren bu tarih, bugün Tayvan’da “Çifte On Günü” adıyla ulusal bayram olarak kutlanıyor.
1930 – BARZANİ AŞİRETİNİN DESTEKLEDİĞİ ORAMAR AYAKLANMASI BASTIRILDI
Türkiye’nin Irak sınırındaki Hakkâri bölgesinde yaklaşık üç ay süren Oramar Ayaklanması, 10 Ekim 1930’da Türk ordusunun düzenlediği harekâtla sona erdi. Aynı dönemde devam eden Ağrı İsyanları’na destek amacıyla, Irak’taki Şeyh Ahmet Barzani’ye bağlı Molla Hüseyin Şerif komutasındaki yaklaşık 500 silahlı kişi Türkiye sınırını geçerek Oramar (bugünkü Dağlıca) çevresinde harekete geçti. Bölgedeki askerî karakollara saldıran gruplara karşı Türk ordusu, hava kuvvetlerinin de desteğiyle operasyon düzenledi. Bazı yerel aşiretlerin hükümet kuvvetlerini desteklediği çatışmaların ardından ayaklanmaya katılanların büyük bölümü Irak, İran ve Suriye’ye çekildi. 16 Temmuz-10 Ekim 1930 arasında yaşanan olaylar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye-Irak sınırındaki güvenlik sorunlarının ve bölgedeki Kürt hareketlerinin sınır aşan etkisinin önemli örneklerinden biri oldu.
1933 – SİVİL HAVACILIK TARİHİNDE İLK KEZ BİR YOLCU UÇAĞI BOMBAYLA DÜŞÜRÜLDÜ
ABD’de United Air Lines şirketine ait Boeing 247 tipi yolcu uçağı, 10 Ekim 1933 gecesi Cleveland’dan Chicago’ya giderken havada infilak ederek Indiana eyaletinin Chesterton kasabası yakınlarına düştü. Uçaktaki dört yolcu ve üç mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Enkazı inceleyen araştırmacılar, bagaj bölümüne zaman ayarlı, nitrogliserin içeren bir bomba yerleştirildiğini belirledi. Olay, sivil havacılık tarihinde bombayla gerçekleştirildiği kesin olarak kanıtlanan ilk uçak sabotajı olarak kayıtlara geçti. Ancak kapsamlı soruşturmaya rağmen bombayı kimin yerleştirdiği ve saldırının nedeni hiçbir zaman ortaya çıkarılamadı.
1935 – “SUMMERTIME” ŞARKISINI DÜNYAYA KAZANDIRAN PORGY AND BESS, BROADWAY’DE SAHNELENDİ
Amerikalı besteci George Gershwin’in ünlü operası Porgy and Bess, 10 Ekim 1935’te New York’taki Alvin Tiyatrosu’nda ilk kez Broadway seyircisinin karşısına çıktı. Güney Carolina’daki siyah Amerikalıların yaşamını anlatan eserde yer alan “Summertime”, sonraki yıllarda caz ve popüler müziğin en çok yorumlanan şarkılarından biri oldu. İlk sahnelendiğinde eleştirmenlerden karışık tepkiler alan opera, zamanla Amerikan müzik tarihinin klasikleri arasına girdi. Şarkı, Ella Fitzgerald ve Louis Armstrong’dan Janis Joplin’e kadar sayısız sanatçı tarafından yeniden yorumlandı.
1944 – NAZİLER 800 ROMANI DAHA AUSCHWITZ’TE ÖLÜME GÖNDERDİ
Nazi Almanyası’nın Romanlara yönelik sistematik soykırımı sırasında, 10 Ekim 1944’te Buchenwald toplama kampından 800 Roman tutuklu Auschwitz-Birkenau’ya geri gönderildi. Çalışamayacak durumda oldukları gerekçesiyle geri gönderilen tutuklular, gaz odalarında öldürüldü. Bu katliam, Nazi yönetiminin Roman halkına uyguladığı ve Porajmos (Büyük Yıkım) olarak anılan soykırımın bir parçasıydı. Auschwitz-Birkenau’da yaklaşık 23 bin Roman ve Sinti hapsedildi; bunların yaklaşık 20 bini açlık, hastalık, insanlık dışı tıbbi deneyler ve toplu infazlar sonucunda hayatını kaybetti. Yalnızca 2 Ağustos 1944 gecesi, kamptaki yaklaşık 4 bin 300 Roman erkek, kadın ve çocuk gaz odalarında öldürülmüştü.
1957 – İNGİLTERE’NİN EN BÜYÜK NÜKLEER KAZASI: WINDSCALE REAKTÖRÜNDE YANGIN ÇIKTI
İngiltere’nin kuzeybatısındaki Windscale nükleer tesisinde, 10 Ekim 1957’de bir reaktörde başlayan yangın büyük bir nükleer kazaya dönüştü. Askerî amaçlarla plütonyum üreten reaktörde çıkan yangın, radyoaktif maddelerin atmosfere yayılmasına neden oldu. Tesis çevresinde süt tüketimine sınırlamalar getirildi; özellikle radyoaktif iyotun sağlık üzerindeki olası etkileri araştırıldı. İngiltere’nin bugüne kadarki en ağır nükleer kazası kabul edilen olay, nükleer tesislerin güvenliği ve devletlerin radyoaktif kirlilik konusunda kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
1963 – NÜKLEER DENEMELERİ SINIRLAYAN TARİHÎ ANTLAŞMA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
ABD, Sovyetler Birliği ve Birleşik Krallık’ın imzaladığı Kısmi Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması, 10 Ekim 1963’te yürürlüğe girdi. Soğuk Savaş’ın en gergin dönemlerinden birinde sağlanan anlaşma, nükleer silah denemelerinin atmosferde, uzayda ve su altında yapılmasını yasakladı. Yer altındaki bütün denemeleri kapsamasa da nükleer patlamalar sonucunda atmosfere yayılan radyoaktif maddelerin azaltılması yolunda tarihî bir adım oldu. Özellikle 1962 Küba Füze Krizi’nin ardından imzalanması, iki süper güç arasında nükleer silahlanmanın sınırlandırılmasına yönelik diplomatik iş birliğinin mümkün olduğunu gösterdi.
1964 – ASYA’DAKİ İLK OLİMPİYATLAR TOKYO’DA BAŞLADI: TÜRKİYE 6 MADALYA KAZANDI
Olimpiyat Oyunları tarihinde ilk kez Asya kıtasında düzenlenen 18. Yaz Olimpiyatları, 10 Ekim 1964’te Japonya’nın başkenti Tokyo’da başladı. 93 ülkeden 5 bini aşkın sporcunun katıldığı oyunlar, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’nın yıkımından sonraki yeniden doğuşunun da simgesi oldu. Açılış töreninde olimpiyat meşalesini, Hiroşima’ya atom bombası atıldığı 6 Ağustos 1945’te doğan Yoshinori Sakai yaktı. Televizyon yayınlarının uydu aracılığıyla kıtalar arasında ulaştırılması da olimpiyat tarihinde bir ilkti.
Türkiye, Tokyo Olimpiyatları’nı 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz olmak üzere 6 madalyayla tamamladı. Madalyaların tamamı güreşten geldi. Kazım Ayvaz grekoromen güreşte, İsmail Ogan serbest güreşte olimpiyat şampiyonu oldu. Hüseyin Akbaş, Hasan Güngör ve Ahmet Ayık gümüş, Hamit Kaplan ise bronz madalya kazandı. Türkiye, 24 Ekim’de sona eren oyunların genel madalya sıralamasında 16. sırada yer aldı.
1965 – ADALET PARTİSİ TEK BAŞINA İKTİDAR OLDU, SOSYALİSTLER İLK KEZ MECLİS’E GİRDİ
Türkiye’de 10 Ekim 1965’te yapılan milletvekili genel seçimlerini, Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi (AP) oyların yüzde 52,87’sini alarak kazandı ve 450 sandalyeli TBMM’de 240 milletvekiliyle tek başına iktidar oldu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 134, Millet Partisi (MP) 31, Yeni Türkiye Partisi (YTP) 19, Türkiye İşçi Partisi (TİP) 15 ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) 11 milletvekili çıkardı. Seçimin tarihî sonuçlarından biri, Mehmet Ali Aybar liderliğindeki TİP’in yüzde 2,97 oyla TBMM’ye girerek Türkiye tarihinde ilk kez sosyalist bir partinin Meclis’te grup kurmasıydı. Seçimde uygulanan millî bakiye sistemi, küçük partilerin de aldıkları oylar oranında temsil edilmesine imkân sağladı. Kocaeli’nde ise AP yüzde 55,5 oyla üç, CHP yüzde 29,8 oyla iki milletvekili kazandı. Kocaeli’nden seçilen isimler arasında daha sonra başbakanlık yapacak Nihat Erim de bulunuyordu.
1967 – UZAYDA HİÇBİR ÜLKENİN TOPRAK SAHİBİ OLAMAYACAĞI KARARA BAĞLANDI
Uzayın kullanımına ilişkin ilk kapsamlı uluslararası anlaşma olan Dış Uzay Antlaşması, 10 Ekim 1967’de yürürlüğe girdi. ABD, Sovyetler Birliği ve Birleşik Krallık’ın öncülüğünde hazırlanan antlaşma, Ay ve diğer gök cisimleri üzerinde ülkelerin egemenlik ilan etmesini yasakladı. Ayrıca nükleer silahların ve diğer kitle imha silahlarının Dünya yörüngesine yerleştirilmesine sınırlama getirdi. Uzayın bütün insanlığın yararına kullanılması ilkesini benimseyen anlaşma, bugün de uluslararası uzay hukukunun temelini oluşturuyor.
1970 – FİJİ, 96 YILLIK İNGİLİZ SÖMÜRGE YÖNETİMİNDEN KURTULARAK BAĞIMSIZ OLDU
Güney Pasifik’te 300’den fazla adadan oluşan Fiji, 10 Ekim 1970’te İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Tarih özellikle seçilmişti: Fiji, tam 96 yıl önce, 10 Ekim 1874’te İngiliz yönetimine girmişti. Başkent Suva’da düzenlenen törenlerde İngiltere’yi temsil eden Prens Charles, bağımsızlık belgelerini ülkenin ilk başbakanı Ratu Kamisese Mara’ya teslim etti. Fiji, bağımsızlığını kazanmasının ardından İngiliz Milletler Topluluğu içinde kaldı; 1987’de ise cumhuriyet ilan edildi. Ülkede 10 Ekim, bugün de Fiji Günü adıyla ulusal bayram olarak kutlanıyor.
1982 – AUSCHWITZ’TE BİR BAŞKASININ YERİNE ÖLMEYİ SEÇEN RAHİP AZİZ İLAN EDİLDİ
Nazi Almanyası’nın Auschwitz toplama kampında tanımadığı bir tutuklunun hayatını kurtarmak için kendi ölümüne gönüllü olan Polonyalı Katolik rahip Maximilian Kolbe, 10 Ekim 1982’de Papa II. Jean Paul tarafından aziz ilan edildi. Kolbe, 1941’de kamptan bir mahkûmun kaçması üzerine misilleme olarak açlıktan ölüme mahkûm edilen 10 kişi arasında bulunan Franciszek Gajowniczek’in yerine geçmeyi teklif etmişti. İki çocuk babası Gajowniczek’in yaşamasını isteyen rahibin teklifi kabul edildi. Kolbe, yaklaşık iki hafta aç ve susuz bırakıldıktan sonra 14 Ağustos 1941’de zehirli iğneyle öldürüldü. Onun sayesinde hayatta kalan Gajowniczek ise savaştan kurtuldu ve 1982’de Vatikan’da düzenlenen azizlik törenine katıldı. Kolbe’nin fedakârlığı, Nazi kamplarında yaşanan insanlık dışı koşulların ortasında gösterilen en unutulmaz dayanışma örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
1985 – ABD SAVAŞ UÇAKLARI YOLCU GEMİSİNİ KAÇIRANLARI TAŞIYAN MISIR UÇAĞINA MÜDAHALE ETTİ
Akdeniz’de 7 Ekim 1985’te Filistinli dört silahlı militan tarafından kaçırılan İtalyan yolcu gemisi Achille Lauro, uluslararası bir krize yol açtı. Saldırganlar, gemideki tekerlekli sandalyeye bağımlı 69 yaşındaki Amerikalı yolcu Leon Klinghoffer’i öldürerek cesedini denize attı. Mısır’ın arabuluculuğuyla gemiyi serbest bırakan saldırganlar, 10 Ekim’de Mısır’a ait bir uçakla Tunus’a götürülürken USS Saratoga uçak gemisinden havalanan Amerikan F-14 savaş uçakları tarafından Akdeniz üzerinde durduruldu. Uçak, Sicilya’daki Sigonella askerî üssüne yönlendirilerek indirildi. Ancak burada yeni bir kriz patlak verdi. Amerikalı özel kuvvetler saldırganları teslim almak isterken İtalyan askerleri buna karşı çıktı; iki NATO müttefikinin silahlı birlikleri karşı karşıya geldi. Sigonella Krizi olarak tarihe geçen olayda dört saldırgan İtalyan makamlarınca tutuklandı. Geminin kaçırılmasını örgütlediği belirtilen Filistinli lider Ebu Abbas ise İtalya’dan ayrılmasına izin verilmesi nedeniyle ABD ile İtalya arasında diplomatik krize neden oldu.
1986 – 5,7 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM SAN SALVADOR’U YIKTI: 1.500 KİŞİ ÖLDÜ
Orta Amerika ülkesi El Salvador’un başkenti San Salvador, 10 Ekim 1986’da yerel saatle 11.49’da meydana gelen 5,7 büyüklüğündeki depremle büyük bir yıkıma uğradı. Merkez üssü kentin hemen altında, yaklaşık 7-10 kilometre derinlikte bulunan depremde 1.500 kişi hayatını kaybetti, 10 bin kişi yaralandı. Yaklaşık 60 bin konut yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Hastaneler, pazar yerleri ve çok sayıda kamu binası da kullanılamaz hale geldi. Depremin büyüklüğünün görece düşük olmasına rağmen bu kadar ağır kayıplara yol açmasının başlıca nedenleri, sarsıntının yüzeye çok yakın gerçekleşmesi ve yapıların dayanıksızlığıydı. San Salvador depremi, bir depremin büyüklüğü ile yol açtığı yıkımın her zaman doğru orantılı olmadığını gösteren çarpıcı örneklerden biri olarak tarihe geçti.
1990 – KÖRFEZ SAVAŞI ÖNCESİNDE KİRLİ PROPAGANDA: KUVÖZDEKİ BEBEKLER YALANI
ABD Kongresi bünyesindeki bir insan hakları toplantısında 10 Ekim 1990’da konuşan ve yalnızca Nayirah adıyla tanıtılan 15 yaşındaki Kuveytli kız, Irak askerlerinin hastanelerdeki bebekleri kuvözlerinden çıkararak ölüme terk ettiğini gözyaşları içinde anlattı. Amerikan televizyonlarında geniş biçimde yayımlanan bu ifade, Irak’a askerî müdahaleyi savunan siyasetçiler tarafından defalarca kullanıldı. Ancak 1992’de genç kızın Kuveyt’in Washington Büyükelçisi’nin kızı olduğu ve ifadesinin, Kuveyt hükümetinin Amerikan halkını savaşa ikna etmek amacıyla yürüttüğü halkla ilişkiler kampanyası kapsamında organize edildiği ortaya çıktı. Kampanyayı yürüten şirket, Amerikan halkla ilişkiler devi Hill & Knowlton’du. İnsan hakları örgütlerinin savaş sonrasında yaptığı araştırmalar da kuvözlerden çıkarılarak ölüme terk edilen bebekler iddiasını doğrulayacak güvenilir kanıt bulamadı. Nayirah’ın ifadesi, savaş öncesinde kamuoyunu yönlendirmek için kullanılan kirli propagandanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
1991 – TÜRK SANAT MÜZİĞİNİN BÜYÜK USTASI ALÂEDDİN YAVAŞÇA’YA DEVLET SANATÇISI UNVANI
Türk sanat müziğinin önemli besteci ve yorumcularından Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça, 10 Ekim 1991’de Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırıldı. 1926’da Kilis’te doğan Yavaşça, aynı zamanda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir hekimdi. Bir yandan doktorluk yaparken diğer yandan Türk müziğine 652 beste kazandırdı; İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın kurucuları arasında yer aldı. 1991’de Devlet Sanatçısı seçilen isimler arasında Zeki Müren, Barış Manço, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Atilla İlhan da bulunuyordu. Yavaşça, 2021 yılında 95 yaşında hayatını kaybetti.
1991 – PINK FLOYD’A MÜZİK ÖDÜLÜ DEĞİL, TUĞLACILARDAN ONUR PAYESİ!
Rock müziğin efsane grubu Pink Floyd, 1979 tarihli The Wall (Duvar) albümü sayesinde beklenmedik bir sektörün şeref listesine girdi: Amerikan Ulusal Tuğla Dağıtıcıları Birliği! Birlik, 10 Ekim 1991’de New York’ta düzenlediği ödül töreninde, şarkılarında ve kliplerinde tuğlaya yer veren müzisyenleri onurlandırdı. Pink Floyd, ünlü Another Brick in the Wall (Duvardaki Bir Tuğla Daha) şarkısıyla şeref listesinde yer alıyordu. Listede ayrıca Brick House şarkısıyla Commodores ve Thick as a Brick albümüyle Jethro Tull da bulunuyordu. O yıl şeref listesine katılan isim ise Brick by Brick albümüyle Iggy Pop oldu. Müzik dünyasının en sıra dışı ödüllerinden birini veren tuğlacılar, böylece rock tarihine de küçük bir mizah notu düşmüş oldu.
1997 – MEKSİKA’YI VURAN PAULINE KASIRGASI 230’DAN FAZLA CAN ALDI
Meksika’nın Pasifik kıyılarını kasıp kavuran Pauline Kasırgası, 10 Ekim 1997’de etkisini kaybederek sona erdi. 5 Ekim’de oluşan ve kısa sürede dördüncü kategoriye yükselen kasırgada rüzgârın hızı saatte 215 kilometreye ulaştı. Özellikle Oaxaca ve Guerrero eyaletlerini vuran şiddetli yağışlar, büyük sel baskınlarına ve toprak kaymalarına yol açtı. Turizm merkezi Acapulco da felaketten ağır biçimde etkilendi. ABD Ulusal Kasırga Merkezi’nin raporuna göre en az 230 kişi hayatını kaybetti; bazı kaynaklarda ölü sayısı 400’ün üzerinde verildi. On binlerce evin hasar gördüğü felaket, Meksika’nın 20. yüzyılda yaşadığı en ölümcül kasırgalardan biri olarak tarihe geçti.
1997 – HATALI HIZ GÖSTERGESİ UÇAĞI FELAKETE SÜRÜKLEDİ: 74 KİŞİ ÖLDÜ
Arjantin’in Posadas kentinden Buenos Aires’e gitmek üzere havalanan Austral Líneas Aéreas şirketine ait DC-9 tipi yolcu uçağı, 10 Ekim 1997’de Uruguay’ın Nuevo Berlín kasabası yakınlarında düştü. Uçaktaki 69 yolcu ve 5 mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Soruşturmada, uçağın şiddetli fırtınadan geçerken hız ölçümünde kullanılan sensörlerinin buzlandığı ve pilotlara gerçekte olduğundan çok daha düşük hız gösterdiği belirlendi. Uçağın hız kaybettiğini düşünen pilotların müdahaleleri sonucunda uçak aşırı hızlandı; kanatlardaki hareketli parçalardan birinin kopmasıyla kontrol tamamen kaybedildi. Uruguay tarihinin en ölümcül uçak kazası olarak kayıtlara geçen felaket, hatalı uçuş göstergelerinin nasıl ölümcül bir kazaya yol açabileceğinin çarpıcı örneklerinden biri oldu.
2007 – RADIOHEAD MÜZİK ENDÜSTRİSİNİN KURALLARINI DEĞİŞTİRDİ: ALBÜMÜN FİYATINI DİNLEYİCİ BELİRLEDİ
İngiliz rock grubu Radiohead, yedinci stüdyo albümü In Rainbows’u 10 Ekim 2007’de kendi internet sitesinden yayımlayarak müzik dünyasında büyük yankı uyandırdı. Grubun hayranları albümü indirmek için istedikleri fiyatı ödeyebiliyor, hatta ücretsiz olarak da edinebiliyordu. Radiohead, büyük plak şirketlerini ve geleneksel satış kanallarını devre dışı bırakan bu yöntemle müzik endüstrisinin işleyişini sorgulatan bir adım attı. In Rainbows, internetten indirilebilen ilk albüm değildi; ancak dünyaca ünlü bir grubun dinleyicilere kendi fiyatlarını belirleme özgürlüğü tanıması, dijital müzik satışları açısından bir dönüm noktası oldu. Albüm, bu alışılmadık pazarlama yönteminin yanı sıra müzikal başarısıyla da büyük ilgi gördü ve 2009’da En İyi Alternatif Müzik Albümü Grammy Ödülü’nü kazandı.
2009 – TÜRKİYE İLE ERMENİSTAN SINIRI AÇMAK İÇİN ANLAŞTI AMA PROTOKOLLER HAYATA GEÇMEDİ
Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ve 1993’ten beri kapalı olan ortak sınırın açılması amacıyla hazırlanan iki protokol, 10 Ekim 2009’da İsviçre’nin Zürih kentinde imzalandı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan tarafından imzalanan anlaşmaların törenine ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner de katıldı. Protokoller, diplomatik ilişkilerin kurulmasını, ortak sınırın yürürlüğe girdikten sonraki iki ay içinde açılmasını ve tarihsel anlaşmazlıkların ele alınacağı ortak bir komisyon oluşturulmasını öngörüyordu. Ancak özellikle Dağlık Karabağ meselesi ve tarihsel anlaşmazlıklar nedeniyle süreç tıkandı. Protokoller iki ülkenin parlamentolarında onaylanmadı ve yürürlüğe girmedi. Böylece Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde tarihî bir dönüm noktası olması beklenen Zürih anlaşmaları sonuçsuz kaldı.
2010 – KARAYİPLER’DE BİR ÜLKE HARİTADAN SİLİNDİ, YERİNE YENİ YÖNETİMLER GELDİ
Hollanda Krallığı’na bağlı Hollanda Antilleri, 10 Ekim 2010’da gerçekleştirilen anayasal düzenlemeyle resmen dağıldı. Karayipler’deki Curaçao ve Sint Maarten, Hollanda Krallığı içinde Aruba gibi ayrı ve özerk ülkeler haline geldi. Bonaire, Sint Eustatius ve Saba adaları ise doğrudan Hollanda’nın idari yapısına katıldı. Böylece 1954’ten beri varlığını sürdüren Hollanda Antilleri adlı siyasi yapı sona erdi. 10.10.10 tarihinin seçilmesi, bu tarihî değişikliğin en çok hatırlanan ayrıntılarından biri oldu.
2013 – KISA ÖYKÜNÜN BÜYÜK USTASI ALICE MUNRO NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ’NÜ KAZANDI
Kanadalı yazar Alice Munro’nun 2013 Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görüldüğü, 10 Ekim’de açıklandı. İsveç Akademisi, Munro’yu çağdaş kısa öykünün ustası olarak nitelendirdi. Sıradan insanların aile ilişkilerini, küçük kasaba yaşamını, pişmanlıklarını ve hayatlarının dönüm noktalarını anlattığı öyküleriyle tanınan Munro, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Kanadalı kadın yazar oldu. Uzun romanlar yerine neredeyse bütün edebiyat yaşamını kısa öyküye adayan bir yazarın Nobel kazanması, dünya edebiyatında bu türün gördüğü saygınlık açısından da önemliydi. Munro, 2024’te 92 yaşında hayatını kaybetti.
2015 – TÜRKİYE TARİHİNİN EN KANLI TERÖR SALDIRISI: ANKARA GAR KATLİAMI
Ankara’da 10 Ekim 2015’te düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi, Türkiye tarihinin en ölümcül terör saldırısına sahne oldu. DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği’nin çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce kişi, barış talebiyle Ankara Garı önünde toplanmıştı. Saat 10.04’te DEAŞ (IŞİD) üyesi iki canlı bombanın kalabalığın arasında gerçekleştirdiği peş peşe patlamalarda, yaygın olarak kabul edilen sayıma göre 103 kişi hayatını kaybetti, 500’ün üzerinde kişi yaralandı. Saldırı, 1 Kasım genel seçimlerine yalnızca üç hafta kala gerçekleşti. Yıllarca süren yargılamalarda saldırının sorumlularından bazıları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılırken firari sanıkların yargılanması devam etti. Katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen, hayatını kaybedenlerin yakınlarının adalet arayışı sürüyor. 10 Ekim, Türkiye’nin toplumsal hafızasında barış için bir araya gelen insanların uğradığı büyük katliamın tarihi olarak yerini koruyor.
KOCAELİ TARİHİNDE 10 EKİM
1922 – MUDANYA GÖRÜŞMELERİNDE İZMİT YARIMADASI’NIN SINIRLARI BELİRLENDİ
Millî Mücadele’nin ardından Türkiye ile İtilaf Devletleri arasında yürütülen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde, 10 Ekim 1922’de İzmit Yarımadası’nın askerî durumu da karara bağlandı. Türk birlikleri ile İngiliz kuvvetleri arasındaki gerginliğin savaşa dönüşmesini önlemek amacıyla, yarımadada Şile-Gebze-Darıca hattı esas alınarak birliklerin uyması gereken sınırlar belirlendi. İsmet Paşa aynı gün saat 22.00’de Başkomutanlığa gönderdiği telgrafta, görüşmelerde bütün maddeler üzerinde anlaşmaya varıldığını ve sözleşmenin gece yarısı imzalanacağını bildirdi. Mudanya Mütarekesi 11 Ekim’de imzalandı. İzmit ve çevresindeki askerî gerilim, yeni bir savaş ihtimalinin ortadan kaldırılmasında çözülmesi gereken önemli meselelerden biriydi.
1940 – İZMİT GÜNLERCE EKMEKSİZ KALDI, ANKARA’DAN ACİL YARDIM İSTENDİ
- Dünya Savaşı’nın sürdüğü, Türkiye’de gıda ve ulaşım sıkıntılarının giderek ağırlaştığı günlerde İzmit’te ciddi bir ekmek krizi yaşandı. Cumhuriyet arşivindeki 10 Ekim 1940 tarihli ve “Çok acele” ibareli Başvekâlet yazısında, İzmit halkının ekmeksiz kaldığı belirtilerek Ankara Belediyesi tarafından temin edilen iki vagonun süratle kente gönderilmesi istendi. Devlet Demiryolları Umum Müdürlüğüne iletilen bu talimat, savaşın Türkiye’yi doğrudan içine çekmemiş olmasına rağmen günlük hayatı ne kadar güçleştirdiğini gösteriyor. İzmit’in ekmek ihtiyacının karşılanması için Ankara’dan acil yardım istenmesi, kentin yakın tarihinde unutulmuş dikkat çekici olaylardan biri.
2015 – ANKARA GAR KATLİAMINDA KOCAELİLİ MECLİS ÜYESİ ÜÇ YAKININI KAYBETTİ
Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015’te düzenlenen terör saldırısı, Kocaeli’de de büyük acıya yol açtı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin dönemin CHP’li meclis üyesi Dilek Tan, saldırıda kuzenleri Onur Tan, Umut Tan ve Sarıgül Tüylü’yü kaybetti. Onur ve Umut Tan üniversite öğrencisiydi; 35 yaşındaki Sarıgül Tüylü ise iki çocuk annesiydi. Üç kişinin ölümü, Ankara’daki katliamın Kocaeli’de bıraktığı acı izlerden biri oldu.
10 EKİM’DE GAZETELERDE KOCAELİ
Eski gazetelerin 10 Ekim tarihli sayfalarında Kocaeli, kimi zaman uluslararası bir askerî krizin merkezindeki İzmit Yarımadası, kimi zaman Cumhuriyet’in onuncu yılını kutlamaya hazırlanan bir kent, kimi zaman da spor karşılaşmaları ve işçi hareketleriyle gündeme gelen bir sanayi şehri olarak karşımıza çıkıyor.
1922 – EL SOL: İSPANYOL GAZETESİNİN GÜNDEMİNDE İZMİT’TEKİ TÜRK BİRLİKLERİ VARDI
İspanya’da yayımlanan El Sol gazetesinin 10 Ekim 1922 tarihli sayısında, İzmit bölgesindeki Türk birliklerinin hareketleri uluslararası gündemin önemli başlıklarından biriydi. Gazete, Türk ordusunun İtilaf Devletleri tarafından tarafsız kabul edilen bölgeye girdiği iddialarını aktarıyordu. Millî Mücadele’nin askerî zaferle sonuçlandığı ancak Mudanya’daki ateşkes görüşmelerinin henüz tamamlanmadığı bu günlerde, İzmit çevresinde yaşanabilecek yeni bir çatışma Avrupa basınında yakından izleniyordu. İspanyol gazetelerindeki haberleri inceleyen akademik araştırma, İzmit’teki gelişmelerin İtilaf Devletleri ile Ankara Hükümeti arasındaki gerilimin başlıca konularından biri olduğunu ortaya koyuyor.
1933 – MİLLİYET: İZMİT CUMHURİYET’İN ONUNCU YIL KUTLAMALARINA HAZIRLANIYORDU
Milliyet gazetesinin 10 Ekim 1933 tarihli sayısı, Cumhuriyet’in onuncu yıl kutlamalarının hazırlıklarına ilişkin akademik çalışmalarda başvurulan kaynaklar arasında yer alıyor. İzmit’te de kutlamalar için kapsamlı bir program hazırlanıyordu. Heykeltıraş Nejat Sirel’in yaptığı Atatürk Anıtı’nın açılışı, Çenesuyu kaynağıyla ilgili törenler, spor karşılaşmaları ve halk etkinlikleri planlanmıştı. Kentin gazetesi Türk Yolu da Cumhuriyet’in onuncu yılına ilişkin yazılar yayımlıyordu. 29 Ekim 1933’te açılacak İzmit Atatürk Anıtı, bu hazırlıkların kent hafızasında günümüze kalan en önemli eserlerinden biri oldu.
1960 – CUMHURİYET: İZMİT’TE ASKERÎ GÜREŞ ŞAMPİYONASI, KÂĞITSPOR SAHADA
Cumhuriyet gazetesinin 10 Ekim 1960 tarihli beşinci sayfasında İzmit’ten iki spor haberi vardı. İlkinde, kentte düzenlenecek Kara Kuvvetleri Serbest Güreş Şampiyonası’nın hazırlıklarının tamamlandığı duyuruluyordu. 11-12 Ekim tarihlerinde yapılacak şampiyona, İzmit’in spor organizasyonlarına ev sahipliği yaptığı yıllardan birini hatırlatıyor. Aynı sayfada İstanbul’un Feriköy futbol takımının İzmit ziyareti de yer alıyordu. Habere göre Feriköy’ün B takımı Kâğıtspor’u 1-0 yenerken, A takımı Baçspor’a 2-1 mağlup olmuştu. Bugün Kocaeli’nin spor geçmişinde daha çok Kocaelispor’un başarıları hatırlansa da bu küçük gazete haberleri, kentin diğer köklü spor kulüplerinin geçmişine de ışık tutuyor.
10 EKİM’DE DOĞANLAR
1470 – YAVUZ SULTAN SELİM: Osmanlı İmparatorluğu’nun dokuzuncu padişahı, Amasya’da doğdu. 1512-1520 arasındaki sekiz yıllık hükümdarlığında Çaldıran Savaşı’yla Safevîleri yenilgiye uğrattı; Suriye ve Mısır’ı Osmanlı topraklarına katarak imparatorluğun siyasi ve askerî gücünü büyük ölçüde artırdı. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman’a çok geniş bir imparatorluk bıraktı.
1684 – ANTOINE WATTEAU: Fransız ressam. Rokoko sanatının öncülerinden biri olan Watteau, aristokratların bahçelerdeki eğlencelerini, aşklarını ve gündelik yaşamlarını resmettiği zarif tablolarıyla Avrupa resim sanatında yeni bir anlayışın doğmasına öncülük etti.
1731 – HENRY CAVENDISH: İngiliz fizikçi ve kimyager. Hidrojen gazını inceleyerek özelliklerini ortaya koyan, suyun hidrojen ve oksijenden oluştuğunu gösteren Cavendish, ayrıca yer çekimi üzerine yaptığı son derece hassas deneylerle Dünya’nın yoğunluğunu hesapladı. Çalışmaları modern fizik ve kimyanın gelişmesinde önemli rol oynadı.
1813 – GIUSEPPE VERDI: İtalyan besteci. La Traviata, Rigoletto, Aida ve Nabucco gibi operalarıyla müzik tarihinin en büyük bestecilerinden biri oldu. Eserleri yalnızca opera sanatını dönüştürmekle kalmadı, 19. yüzyılda İtalya’nın birleşmesini savunan hareketin de kültürel simgeleri arasına girdi.
1861 – FRIDTJOF NANSEN: Norveçli kutup kâşifi, bilim insanı ve diplomat. Grönland’ı kayakla geçen ilk ekiplerden birine liderlik etti; Kuzey Kutbu’na ulaşmak amacıyla yaptığı keşif yolculuklarıyla tanındı. Daha sonra savaş mağdurlarının ve vatansız mültecilerin hakları için çalıştı. Kendi adıyla anılan Nansen pasaportunun oluşturulmasına öncülük etti ve 1922 Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.
1877 – WILLIAM MORRIS: İngiliz otomobil sanayicisi ve Morris Motors’un kurucusu. Bisiklet tamirciliğiyle başladığı iş hayatında Britanya’nın en büyük otomobil üreticilerinden birini yarattı. Morris otomobilleri ve şirketin kökenlerinden doğan MG markası, İngiliz otomotiv tarihinin önemli parçaları haline geldi. Servetinin büyük bölümünü tıp araştırmalarına ve eğitime bağışladı.
1889 – HAN VAN MEEGEREN: Hollandalı ressam ve sanat sahtekârı. Ünlü ressam Johannes Vermeer’in üslubunu taklit ederek yaptığı sahte tabloları sanat uzmanlarına ve koleksiyonerlere gerçek eserler gibi sattı. II. Dünya Savaşı sırasında bu sahte eserlerden birini Nazi liderlerinden Hermann Göring’e satmasıyla ün kazandı. Savaş sonrasında sahtekârlığını kanıtlamak için uzmanların gözü önünde yeni bir sahte tablo yaptı.
1900 – HELEN HAYES: Amerikalı tiyatro ve sinema oyuncusu. “Amerikan tiyatrosunun first lady’si” olarak anılan Hayes, uzun kariyeri boyunca iki Oscar’ın yanı sıra Emmy, Grammy ve Tony ödülleri de kazanarak eğlence dünyasının dört büyük ödülüne ulaşan az sayıdaki sanatçıdan biri oldu.
1901 – ALBERTO GIACOMETTI: İsviçreli heykeltıraş ve ressam. Uzun, ince ve kırılgan insan figürleriyle 20. yüzyıl heykel sanatının en tanınan isimlerinden biri oldu. İnsanın yalnızlığını ve varoluşunu konu alan eserleri, modern sanatın simgeleri arasına girdi.
1911 – CLARE HOLLINGWORTH: İngiliz savaş muhabiri. Gazeteciliğe yeni başladığı 1939 yılında Almanya’nın Polonya sınırına yığdığı askerî birlikleri fark ederek haberleştirdi; birkaç gün sonra başlayan Alman işgalini dünyaya ilk duyuran gazeteci oldu. II. Dünya Savaşı’nın başlangıcını haberleştiren bu çalışması, gazetecilik tarihinin en büyük başarılarından biri kabul ediliyor.
1913 – CLAUDE SIMON: Fransız romancı. Geleneksel roman anlatısını değiştiren Yeni Roman akımının önemli temsilcilerinden biri oldu. Bellek, zaman ve savaş deneyimlerini alışılmadık anlatım teknikleriyle işlediği eserleri nedeniyle 1985 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
1917 – THELONIOUS MONK: Amerikalı caz piyanisti ve besteci. Kendine özgü piyano tekniği, beklenmedik ritimleri ve sıra dışı armonileriyle modern cazın gelişmesinde belirleyici rol oynadı. ‘Round Midnight, Blue Monk ve Straight, No Chaser gibi besteleri caz repertuvarının klasiklerine dönüştü.
1921 – JAMES CLAVELL: İngiliz-Amerikalı romancı, senarist ve yönetmen. Özellikle Japonya’da geçen tarihî romanı Şogun ile dünya çapında tanındı. II. Dünya Savaşı sırasında Japonlara esir düşmesi, Uzak Doğu’ya ilgisini ve eserlerini derinden etkiledi. 1975’te yayımlanan Şogun, 1980’de ve 2024’te başarılı televizyon dizilerine uyarlandı. Ayrıca Büyük Kaçış filminin senaristleri arasında yer aldı.
1924 – ED WOOD: Amerikalı yönetmen, senarist ve yapımcı. Düşük bütçeli bilimkurgu ve korku filmleriyle sinema tarihinin en sıra dışı isimlerinden biri oldu. Plan 9 from Outer Space filmi, teknik kusurları ve alışılmadık anlatımı nedeniyle zamanla kült statüsü kazandı. Hayatı, Tim Burton’ın 1994 tarihli Ed Wood filmine konu oldu.
1928 – LEYLA GENCER: Dünyaca ünlü Türk opera sanatçısı. “La Diva Turca” unvanıyla tanınan soprano, Milano’daki La Scala başta olmak üzere dünyanın en önemli opera sahnelerinde yıllarca başroller seslendirdi. Özellikle unutulmuş Donizetti operalarının yeniden sahnelenmesine yaptığı katkılarla opera tarihine geçti. 2008’de hayatını kaybetti.
1929 – AYTEN ALPMAN: Türk caz ve pop müziğinin önemli seslerinden. “Memleketim”, “Ben Böyleyim” ve “Tek Başına” yorumuyla geniş kitlelerin sevgisini kazandı. Özellikle “Memleketim” şarkısı, Türkiye’de kuşaklar boyunca söylenen eserlerden biri oldu.
1930 – HAROLD PINTER: İngiliz oyun yazarı, senarist ve yönetmen. Gündelik konuşmaların altında gizlenen korku, tehdit ve iktidar ilişkilerini anlattığı oyunlarıyla modern tiyatroyu etkiledi. Kapıcı, Doğum Günü Partisi ve İhanet en bilinen eserleri arasında. 2005 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
1930 – YVES CHAUVIN: Fransız kimyager. Organik kimyada moleküllerin yeniden düzenlenmesini sağlayan olefin metatezi tepkimesinin nasıl işlediğini açıklayan çalışmalarıyla kimya sanayisinde önemli bir yeniliğin önünü açtı. Bu araştırmaları nedeniyle 2005 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.
1932 – TOMRİS OĞUZALP: Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu. Uzun oyunculuk kariyerinin yanı sıra seslendirme çalışmalarıyla da tanındı. 1960’lardan itibaren çok sayıda film, tiyatro oyunu ve televizyon yapımında rol aldı; 2013’te hayatını kaybetti.
1932 – ÜNER TEOMAN: Türk atletizminin öncü kadın sporcularından. 1948 Londra Olimpiyatları’nda 100 metre koşusunda yarışarak Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil eden ilk kadın atlet oldu. Kadınların uluslararası spor organizasyonlarında çok sınırlı yer bulabildiği bir dönemde elde ettiği başarıyla Türk spor tarihine geçti. 2024’te hayatını kaybetti.
1936 – GERHARD ERTL: Alman fizikçi ve kimyager. Kimyasal tepkimelerin katı yüzeylerde nasıl gerçekleştiğini ortaya koyan araştırmaları, endüstriyel katalizörlerin ve otomobil egzoz sistemlerinin geliştirilmesinde önemli rol oynadı. 2007 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.
1941 – KEN SARO-WIWA: Nijeryalı yazar, televizyon yapımcısı ve çevre hakları savunucusu. Nijer Deltası’nda petrol üretiminin yol açtığı çevre kirliliğine ve Ogoni halkının hak ihlallerine karşı yürüttüğü mücadeleyle tanındı. 1995’te Nijerya askerî yönetimi tarafından sekiz arkadaşıyla birlikte idam edilmesi dünya çapında protestolara yol açtı.
1946 – TAHA AKYOL: Türk gazeteci, yazar ve televizyon yorumcusu. Uzun yıllar Milliyet, Hürriyet ve Karar gibi gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Türkiye’nin siyasi tarihi, hukuk, demokrasi ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme süreci üzerine kitaplar yazdı.
1946 – CHARLES DANCE: İngiliz oyuncu. Türkiye’de de büyük ilgi gören Game of Thrones dizisindeki Tywin Lannister karakteriyle yeni kuşaklar tarafından tanındı. The Jewel in the Crown, Alien 3, Gosford Park ve The Crown gibi çok sayıda sinema ve televizyon yapımında rol aldı.
1950 – NORA ROBERTS: Amerikalı romancı. Romantik aşk, gerilim ve polisiye türlerinde yazdığı yüzlerce kitapla dünyanın en çok okunan yazarlarından biri oldu. J. D. Robb takma adıyla yayımladığı polisiye romanları da büyük başarı kazandı. Eserleri pek çok dile, Türkçeye de çevrildi.
1953 – MIDGE URE: İskoç şarkıcı, gitarist ve besteci. Ultravox ve Visage gruplarıyla 1980’lerin pop ve rock müziğinde önemli başarılar kazandı. Bob Geldof ile birlikte Afrika’daki açlık felaketine yardım amacıyla Band Aid projesini oluşturdu ve 1985’teki tarihî Live Aid konserlerinin düzenlenmesinde rol oynadı.
1954 – DAVID LEE ROTH: Amerikalı rock şarkıcısı. Efsanevi hard rock grubu Van Halen’ın solisti olarak dünya çapında tanındı. “Jump”, “Panama” ve “Hot for Teacher” gibi şarkılardaki enerjik performanslarıyla 1980’ler rock müziğinin simge isimlerinden biri oldu.
1954 – REKHA: Hint sinemasının en tanınmış kadın oyuncularından. Gerçek adı Bhanurekha Ganesan olan sanatçı, 200’den fazla filmde rol aldı. Özellikle Umrao Jaan filmindeki performansıyla büyük beğeni topladı ve Bollywood sinemasının önemli yıldızları arasına girdi.
1954 – FERNANDO SANTOS: Portekizli futbolcu ve teknik direktör. Portekiz Millî Takımı’nı 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda tarihindeki ilk şampiyonluğa taşıdı. Yunanistan Millî Takımı’nı ve Türkiye’de Beşiktaş’ı da çalıştırdı.
1957 – RUMIKO TAKAHASHI: Japon manga yazarı ve çizeri. Ranma ½, InuYasha ve Urusei Yatsura gibi dünya çapında ilgi gören serilerin yaratıcısı. Eserleri milyonlarca okura ulaştı ve pek çok başarılı anime uyarlamasına kaynaklık etti.
1961 – JODI BENSON: Amerikalı oyuncu ve şarkıcı. Disney’in 1989 yapımı Küçük Deniz Kızı animasyonunda Ariel karakterinin orijinal sesi olarak dünya çapında tanındı. Oyuncak Hikâyesi serisinde Barbie karakterini de seslendirdi.
1963 – HÜLYA AVŞAR: Türk sinema ve televizyon oyuncusu, şarkıcı ve sunucu. Balıkesir’in Edremit ilçesinde doğdu. 1980’li yıllardan itibaren Türk sinemasının ve magazin dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri oldu. Berlin in Berlin, Yara ve Masumiyet gibi filmlerdeki oyunculuğuyla tanındı.
1963 – DANIEL PEARL: Amerikalı gazeteci. Wall Street Journal muhabiri olarak uluslararası gelişmeleri takip ederken 2002’de Pakistan’da kaçırıldı ve öldürüldü. Ölümü basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliği tartışmalarında dünya çapında sembolik bir olay haline geldi.
1966 – İBRAHİM ERKAL: Türk şarkıcı, besteci, söz yazarı ve oyuncu. Erzurum’un Narman ilçesinde doğdu. 1990’lı yıllarda “Canısı”, “De Get Yalan Dünya” ve “Çare Gelmez” gibi şarkılarıyla büyük bir hayran kitlesine ulaştı. “Canısı”nın televizyon dizisine uyarlanmasıyla oyunculukta da tanındı. 2017’de hayatını kaybetti.
1966 – CAROLYN BERTOZZI: Amerikalı kimyager. Canlı hücrelerin işleyişini bozmadan kimyasal tepkimelerin gerçekleştirilmesine olanak sağlayan biyoortogonal kimya çalışmalarına öncülük etti. Hastalıkların incelenmesi ve kanser ilaçlarının geliştirilmesine yeni olanaklar sunan bu araştırmalarıyla 2022 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.
1967 – MICHAEL GIACCHINO: Amerikalı film ve televizyon müziği bestecisi. Lost dizisinin yanı sıra İnanılmaz Aile, Ratatuy, Yukarı Bak, Jurassic World ve Star Trek gibi yapımların müziklerini hazırladı. Yukarı Bak filmiyle En İyi Özgün Film Müziği Oscarını kazandı.
1968 – FERİDUN DÜZAĞAÇ: Türk şarkıcı, söz yazarı ve besteci. Rock ve pop müziği şiirsel sözlerle birleştiren kendine özgü tarzıyla tanındı. “Alev Alev”, “Beni Bırakma” ve “Boş Ders Şarkısı” gibi eserleriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
1970 – ŞAFAK SEZER: Türk oyuncu, senarist ve yönetmen. Sıdıka ve Baskül Ailesi gibi televizyon dizilerinin ardından G.O.R.A., Maskeli Beşler, Kutsal Damacana ve Kolpaçino filmleriyle Türk komedi sinemasının tanınmış isimlerinden biri oldu.
1971 – ELVİR BOLİÇ: Boşnak eski futbolcu. Türkiye’de özellikle Fenerbahçe formasıyla tanındı. 30 Ekim 1996’da Manchester United’a Old Trafford’da attığı gol, İngiliz takımının Avrupa kupalarında 40 yıldır süren iç saha yenilmezliğini sona erdirdi ve Türk futbol tarihinin unutulmaz anları arasına girdi.
1982 – DAN STEVENS: İngiliz oyuncu. Downton Abbey dizisindeki Matthew Crawley karakteriyle tanındı. Disney’in 2017 yapımı Güzel ve Çirkin filminde Emma Watson ile başrolü paylaştı; Legion dizisinde de rol aldı.
1983 – TOLGA ZENGİN: Türk eski millî kaleci. Trabzonspor ve Beşiktaş formaları giydi. Özellikle Beşiktaş’ın 2015-2016 ve 2016-2017 sezonlarındaki Süper Lig şampiyonluklarında takımın önemli isimlerinden biri oldu.
1984 – PAVEL DUROV: Rusya doğumlu teknoloji girişimcisi. Rusya’nın en büyük sosyal medya platformlarından VKontakte’nin kurucuları arasında yer aldı. Daha sonra kardeşi Nikolay Durov ile birlikte Telegram mesajlaşma uygulamasını geliştirdi ve internet dünyasının en tanınmış girişimcilerinden biri oldu.
1985 – SEDA BAKAN: Türk sinema ve televizyon oyuncusu. Behzat Ç. dizisindeki Eda ve Kardeş Payı dizisindeki Feyyza karakterleriyle geniş kitlelerce tanındı. Arif V 216, Zeytin Ağacı ve Gelin Takımı gibi yapımlarda rol aldı.
1991 – XHERDAN SHAQIRI: Kosova kökenli İsviçreli futbolcu. Bayern Münih, Inter ve Liverpool gibi kulüplerde oynadı. İsviçre Millî Takımı formasıyla Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası turnuvalarında gösterdiği performanslarla tanındı.
1994 – BAE SUZY: Güney Koreli şarkıcı ve oyuncu. K-pop grubu Miss A ile müzik dünyasına adım attı; daha sonra Dream High, While You Were Sleeping ve Doona! gibi televizyon dizileriyle uluslararası üne kavuştu. Güney Kore’nin en tanınmış genç yıldızlarından biri oldu.
2002 – JOSH GIDDEY: Avustralyalı profesyonel basketbolcu. NBA’de Oklahoma City Thunder formasıyla dikkat çekti, ardından Chicago Bulls’a transfer oldu. Oyun kurma becerisi ve genç yaşta gerçekleştirdiği triple-double performanslarıyla tanındı.
2004 – ZAİN AL RAFEEA: Suriyeli oyuncu. İç savaştan kaçarak ailesiyle birlikte Lübnan’a sığınan Al Rafeea, herhangi bir oyunculuk deneyimi bulunmazken yönetmen Nadine Labaki tarafından keşfedildi. Başrolünü üstlendiği 2018 yapımı Kefernahum (Capernaum), Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü kazandı ve En İyi Yabancı Dilde Film Oscarına aday gösterildi.
10 EKİM’DE HAYATINI KAYBEDENLER
19 – GERMANICUS: Roma İmparatorluğu’nun en sevilen komutanlarından ve İmparator Tiberius’un evlatlık oğlu olan Germanicus, bugünkü Hatay’ın Antakya kentinde 33 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü, zehirlenerek öldürüldüğü şüphesi nedeniyle Roma’da büyük bir siyasi krize yol açtı. Germanicus’un oğlu Caligula, yıllar sonra Roma imparatoru oldu.
680 – HZ. HÜSEYİN: İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın oğlu Hz. Hüseyin, Kerbelâ’da Emevî Halifesi Yezid’e bağlı kuvvetler tarafından öldürüldü. Aynı gün kardeşi Abbas bin Ali, oğlu Ali el-Ekber ve yakınlarının büyük bölümü de hayatını kaybetti. Kerbelâ faciası, İslam tarihinin en derin izler bırakan olaylarından biri oldu.
1659 – ABEL TASMAN: Hollandalı denizci ve kâşif. 1642’de gerçekleştirdiği sefer sırasında bugün kendi adıyla anılan Tazmanya Adası’na ve Yeni Zelanda kıyılarına ulaşan ilk Avrupalı denizci olarak kayıtlara geçti. Avustralya ile Yeni Zelanda arasındaki Tasman Denizi de onun adını taşıyor.
1800 – GABRIEL PROSSER: ABD’nin Virginia eyaletinde köleleştirilmiş siyah bir demirciyken yüzlerce insanın katılması planlanan büyük bir kölelik karşıtı ayaklanmayı örgütledi. İsyan planının ortaya çıkarılmasının ardından yakalandı ve 10 Ekim 1800’de idam edildi. Gabriel adıyla da tanınan Prosser, Amerika’da köleliğe karşı direniş tarihinin önemli isimlerinden biri oldu.
1837 – CHARLES FOURIER: Fransız filozof ve ütopik sosyalizmin öncülerinden. İnsanların ortak üretim ve dayanışma temelinde yaşayacağı topluluklar kurulmasını savundu. Kadınların özgürleşmesini toplumsal ilerlemenin temel ölçütlerinden biri olarak görmesiyle de döneminin öncü düşünürleri arasında yer aldı.
1872 – WILLIAM H. SEWARD: Amerikalı siyasetçi ve Dışişleri Bakanı. 1867’de Alaska’nın Rusya’dan 7,2 milyon dolara satın alınmasını sağlayan anlaşmanın mimarıydı. Satın alma, o dönemde gereksiz bir harcama olarak alaya alınsa da Alaska’da altın ve petrol gibi zenginliklerin keşfedilmesiyle ABD tarihinin en önemli toprak kazanımlarından biri olarak değerlendirildi.
1875 – ALEKSEY KONSTANTİNOVİÇ TOLSTOY: Rus şair, romancı ve oyun yazarı. Tarihî romanları, şiirleri ve tiyatro eserleriyle 19. yüzyıl Rus edebiyatında önemli bir yer edindi. Özellikle Prens Serebryani romanı ve Çar Boris dönemini anlatan tarihî oyunlarıyla tanındı. Ünlü romancı Lev Tolstoy’un uzak akrabasıydı.
1914 – I. CAROL: Romanya’nın ilk kralı. 1866’da prens olarak ülkenin yönetimine geçti, 1881’de kral oldu ve ölümüne kadar tahtta kaldı. Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Romanya’nın bağımsızlık mücadelesine liderlik etti. Onun döneminde Romanya, Osmanlı egemenliğinden çıkarak bağımsız bir krallığa dönüştü.
1929 – ELIJAH MCCOY: Siyah Amerikalı mucit ve mühendis. Buharlı lokomotiflerin hareket halindeyken yağlanmasını sağlayan otomatik sistemi geliştirerek demiryolu taşımacılığında önemli bir yeniliğe imza attı. Irk ayrımcılığı yüzünden mühendis olarak iş bulmakta zorlanan McCoy, yaşamı boyunca 50’den fazla patent aldı. Onun adı, İngilizcede taklitlerinden ayırt edilen gerçek ve kaliteli ürünü anlatan “The Real McCoy” deyimiyle de ilişkilendiriliyor.
1937 – AHMET REFİK ALTINAY: Osmanlı tarihi üzerine yaptığı araştırmalar ve herkesin anlayabileceği dille kaleme aldığı eserleri nedeniyle “Tarihi Sevdiren Adam” olarak tanınan Türk tarihçi. Darülfünunda Osmanlı tarihi dersleri verdi, Türk Tarih Encümeni başkanlığını yaptı. 1933 Üniversite Reformu’yla görevinden ayrıldıktan sonra geçimini gazete ve dergilere yazdığı tarih yazılarıyla sürdürdü.
1963 – EDITH PIAF: Fransız şanson müziğinin efsanevi sesi. “La Vie en Rose”, “Non, je ne regrette rien” ve “Hymne à l’amour” gibi şarkılarıyla dünya çapında tanındı. “Paris’in Küçük Serçesi” lakaplı sanatçı, 47 yaşında Fransa’nın güneyindeki Grasse yakınlarında hayatını kaybetti. Ölümü 11 Ekim’de Paris’te gerçekleşmiş gibi duyurulduğundan resmî kayıtlarda bu tarih geçse de biyografik kaynaklar gerçek ölüm tarihini 10 Ekim 1963 olarak kabul ediyor.
1964 – EDDIE CANTOR: Amerikalı şarkıcı, komedyen, oyuncu ve radyo yıldızı. 1920’lerden itibaren tiyatro, sinema, radyo ve televizyonun en tanınan eğlence sanatçılarından biri oldu. Çocuk felciyle mücadele için bağış toplayan ve bugün de faaliyet gösteren March of Dimes kampanyasının adını bulan isimdi.
1964 – CEMİL SAİT BARLAS: Türk gazeteci, yazar ve siyasetçi. CHP milletvekilliği yaptı, çeşitli gazetelerde yazdı ve 1949-1950 yıllarında Ekonomi ve Ticaret Bakanı olarak görev aldı. Gazeteci Mehmet Barlas’ın babası olan Cemil Sait Barlas, 10 Ekim 1964’te geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
1966 – CHARLOTTE COOPER: İngiliz tenisçi ve olimpiyat tarihinin ilk bireysel kadın şampiyonu. Kadınların olimpiyatlarda ilk kez yarışabildiği 1900 Paris Oyunları’nda tek kadınlar tenis turnuvasını kazanarak tarihe geçti. Aynı olimpiyatta karışık çiftlerde de altın madalya aldı. Kariyeri boyunca beş kez Wimbledon şampiyonu oldu.
1970 – ÉDOUARD DALADIER: Fransız siyasetçi ve eski başbakan. II. Dünya Savaşı öncesinde, 1938’de Adolf Hitler, Benito Mussolini ve Neville Chamberlain ile birlikte Münih Anlaşması’nı imzaladı. Çekoslovakya’nın Südet bölgesinin Almanya’ya bırakılmasını kabul eden anlaşma, Nazi Almanyası’nı yatıştırma politikasının en çok tartışılan örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
1973 – LUDWIG VON MISES: Avusturya doğumlu ekonomist ve düşünür. Serbest piyasa ekonomisini ve klasik liberalizmi savunan Avusturya İktisat Okulu’nun en önemli temsilcilerinden biri oldu. İnsan Eylemi adlı eseriyle ekonomi düşüncesini etkiledi; özellikle sosyalist ekonomilerde merkezi planlamanın sorunlarına ilişkin görüşleriyle tanındı.
1974 – LYUDMILA PAVLİÇENKO: II. Dünya Savaşı’nın en tanınmış Sovyet kadın keskin nişancısı. Odessa ve Sivastopol cephelerinde savaştı; Sovyet askerî kayıtlarına göre 309 Alman askerini öldürdü. “Ölümün Hanımı” lakabıyla tanınan Pavliçenko, 1942’de ABD’yi ziyaret ederek Beyaz Saray’da ağırlanan ilk Sovyet vatandaşlarından biri oldu.
1977 – İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI: Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden. Çok ciltli Osmanlı Tarihi başta olmak üzere Osmanlı devlet teşkilatı, Anadolu beylikleri ve Türk tarihi üzerine temel eserler yazdı. Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşundan itibaren çalışmalarına katılan Uzunçarşılı, 89 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünden kısa süre öncesine kadar Topkapı Sarayı arşivlerinde araştırmalarını sürdürüyordu.
1981 – ÂŞIK ALİ İZZET ÖZKAN: Türk halk şiirinin önemli temsilcilerinden Sivaslı halk ozanı. “Mühür Gözlüm”, “Mecnunum Leylamı Gördüm” ve “Şu Sazıma Düzen Ver” gibi eserleriyle tanındı. Anadolu’yu dolaşarak şiirlerini ve türkülerini halka ulaştıran Özkan, özellikle Âşık Veysel’in etkilerini taşıyan şiirleriyle âşıklık geleneğinde önemli bir yer edindi.
1982 – YILDIRIM ÖNAL: Türk tiyatro ve sinemasının güçlü sesli karakter oyuncularından. Devlet Tiyatroları’nda uzun yıllar sahneye çıktı, sinema ve televizyon yapımlarında rol aldı. Dinmeyen Sızı filmindeki performansıyla 1973 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. 10 Ekim 1982’de İzmir’de hayatını kaybetti.
1983 – RALPH RICHARDSON: İngiliz tiyatro ve sinema oyuncusu. Laurence Olivier ve John Gielgud ile birlikte 20. yüzyıl İngiliz tiyatrosunun en büyük üç oyuncusundan biri kabul edildi. Shakespeare oyunlarının yanı sıra Doktor Jivago, The Fallen Idol ve Our Man in Havana gibi filmlerde rol aldı.
1985 – ORSON WELLES: Sinema tarihinin en etkili yönetmen, oyuncu ve senaristlerinden. Henüz 26 yaşındayken yönettiği 1941 yapımı Yurttaş Kaneş filmi, yenilikçi kamera kullanımı ve anlatım teknikleriyle sinema tarihini değiştirdi. 1938’de hazırladığı Dünyalar Savaşı radyo uyarlaması da gerçek bir uzaylı istilası haberi gibi sunulması nedeniyle büyük yankı uyandırdı. Welles, 10 Ekim 1985’te Los Angeles’ta 70 yaşında hayatını kaybetti.
1985 – YUL BRYNNER: Rusya doğumlu Amerikalı oyuncu. Kral ve Ben filmindeki Siyam Kralı rolüyle 1957’de En İyi Erkek Oyuncu Oscarını kazandı. On Emir ve Muhteşem Yedili gibi filmlerle dünya çapında tanındı. Akciğer kanseri nedeniyle 65 yaşında hayatını kaybeden Brynner’ın ölümünden sonra, hayattayken kaydettiği sigara karşıtı televizyon mesajı yayımlandı ve büyük yankı uyandırdı.
1987 – BEHİCE BORAN: Türkiye’nin ilk kadın sosyoloji profesörlerinden, akademisyen ve sosyalist siyasetçi. Türkiye İşçi Partisi’nin genel başkanlığını yaptı; 1965’te Urfa’dan milletvekili seçildi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yurt dışında yaşamak zorunda kaldı. Türkiye İşçi Partisi ile Türkiye Komünist Partisi’nin birleşme kararını açıkladıktan yalnızca üç gün sonra, 10 Ekim 1987’de Brüksel’de hayatını kaybetti.
1995 – KADİR SAVUN: Yeşilçam’ın babacan yüzlerinden, Türk sinemasının emektar karakter oyuncusu. Yılanların Öcü, Küçük Ağa, Zübük ve Dila Hanım gibi yapımların da aralarında bulunduğu yüzlerce filmde rol aldı. Özellikle yoksul ama onurlu, fedakâr baba karakterleriyle seyircinin sevgisini kazandı. 10 Ekim 1995’te 69 yaşında hayatını kaybetti.
1998 – MARVIN GAY SR.: Amerikalı soul müziğin efsane ismi Marvin Gaye’in babası. 1 Nisan 1984’te aile içinde çıkan tartışmada oğlunu silahla öldürmesi, müzik dünyasını sarsan olaylardan biri oldu. Cinayetin ardından kasıtlı olmayan adam öldürme suçunu kabul ederek denetimli serbestlik cezası aldı. Marvin Gay Sr., 10 Ekim 1998’de 84 yaşında hayatını kaybetti.
2000 – SİRİMAVO BANDARANAİKE: Dünyanın ilk kadın başbakanı. Sri Lanka’da 1960’da başbakanlığa gelerek dünya siyaset tarihinde bir ilke imza attı. Üç ayrı dönemde başbakanlık yapan Bandaranaike, 10 Ekim 2000’de ülkesindeki genel seçimlerde oy kullandıktan kısa süre sonra, evine dönerken geçirdiği kalp krizi sonucu 84 yaşında hayatını kaybetti.
2004 – CHRISTOPHER REEVE: Sinema tarihinin en ünlü Süpermen’i. 1978 yapımı Superman filmiyle dünya çapında tanındı ve karakteri üç devam filminde daha canlandırdı. 1995’te geçirdiği binicilik kazası sonucunda boynundan aşağısı felç oldu. Yaşamının geri kalanında omurilik yaralanmaları üzerine bilimsel araştırmaları destekledi ve engelli hakları savunuculuğu yaptı. 10 Ekim 2004’te 52 yaşında hayatını kaybetti.
2004 – MÜŞERREF HEKİMOĞLU: Türk gazeteci, yazar ve çevirmen. Gazeteciliğe 1948’de başladı; Yeni Sabah, Akşam ve Cumhuriyet gibi gazetelerde uzun yıllar yazdı. Röportajları, gezi yazıları ve kültür-sanat alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’nin öncü kadın gazetecileri arasında yer aldı.
2005 – ATTİLÂ İLHAN: Türk edebiyatının en önemli şair, romancı ve düşünürlerinden. Ben Sana Mecburum, Sisler Bulvarı, Ayrılık Sevdaya Dahil gibi şiir kitapları ve Kurtlar Sofrası, Bıçağın Ucu, Dersaadet’te Sabah Ezanları gibi romanlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaştı. Gazetecilik ve senaristlik de yapan İlhan, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür gibi televizyon dizilerinin senaryolarını yazdı. 10 Ekim 2005’te İstanbul’da 80 yaşında hayatını kaybetti.
2008 – NAİL ÇAKIRHAN: Türk şair, gazeteci ve mimar. Mimarlık eğitimi almamasına rağmen Muğla’nın Akyaka beldesinde geleneksel Türk evlerinden esinlenerek inşa ettiği yapılarla büyük ilgi gördü. 1983’te uluslararası Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü kazandı. Şair ve arkeolog Halet Çambel’in eşi olan Çakırhan, 98 yaşında hayatını kaybetti.
2009 – STEPHEN GATELY: İrlandalı pop grubu Boyzone’un solistlerinden. Ronan Keating ile birlikte grubun en tanınan seslerinden biri olan Gately, “No Matter What” ve “Love Me for a Reason” gibi şarkılarla milyonlarca hayrana ulaştı. 10 Ekim 2009’da İspanya’nın Mallorca Adası’nda tatildeyken 33 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünün doğal nedenlerle gerçekleştiği açıklandı.
2010 – JOAN SUTHERLAND: Avustralyalı opera sanatçısı ve 20. yüzyılın en büyük sopranolarından. “La Stupenda” unvanıyla tanınan sanatçı, özellikle Donizetti’nin Lucia di Lammermoor operasındaki yorumuyla dünya çapında üne kavuştu. Luciano Pavarotti’nin de hayranlıkla söz ettiği Sutherland, İtalyan bel canto geleneğinin yeniden canlanmasında belirleyici rol oynadı. 10 Ekim 2010’da İsviçre’de 83 yaşında hayatını kaybetti.
2010 – SOLOMON BURKE: Amerikalı soul ve blues şarkıcısı. “King of Rock and Soul” unvanıyla tanınan Burke, “Everybody Needs Somebody to Love” ve “Cry to Me” gibi şarkılarıyla rock, soul ve R&B müziğinin gelişmesine katkıda bulundu. 10 Ekim 2010’da konser vermek için gittiği Hollanda’da, Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda 70 yaşında hayatını kaybetti.
2012 – AMANDA TODD: Kanadalı lise öğrencisi. İnternette maruz kaldığı şantajı ve zorbalığı anlattığı, elinde tuttuğu yazılı kartlarla hazırladığı video dünya çapında yankı uyandırdı. 15 yaşındaki Amanda’nın 10 Ekim 2012’de yaşamına son vermesi, siber zorbalığın çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini uluslararası gündeme taşıdı. Olay, internet güvenliği ve çevrim içi şiddete karşı mücadelede sembolik vakalardan biri haline geldi.
2013 – SCOTT CARPENTER: Amerikalı astronot ve denizaltı araştırmacısı. NASA’nın 1959’da seçtiği ilk yedi astronottan biriydi. 24 Mayıs 1962’de Aurora 7 uzay aracıyla Dünya’nın çevresinde üç tur atarak yörüngeye çıkan ikinci Amerikalı oldu. Daha sonra okyanusların derinliklerinde yürütülen bilimsel araştırmalarda da görev aldı.
2013 – NEVZAT KÖSOĞLU: Türk yazar, yayıncı ve siyasetçi. Ötüken Neşriyat’ın kurucuları arasında yer aldı; Türk kültürü, milliyetçilik düşüncesi, tarih ve edebiyat üzerine çok sayıda eser kaleme aldı. 1977’de Erzurum milletvekili seçildi. Büyük Türk Klasikleri ve Türkiye dışındaki Türk edebiyatına ilişkin kapsamlı yayın çalışmalarında önemli rol üstlendi.
2015 – STEVE MACKAY: Amerikalı saksafoncu. Iggy Pop’un solistliğini yaptığı The Stooges grubunun 1970 tarihli Fun House albümündeki sert ve deneysel saksafon yorumlarıyla tanındı. Punk rock’ın ortaya çıkışında etkili olan grubun kendine özgü sesinin oluşmasına önemli katkıda bulundu.
2018 – TEX WINTER: Amerikalı basketbol antrenörü. NBA tarihinin en ünlü hücum sistemlerinden “Üçgen Hücum”un geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasındaki öncü isimlerden biriydi. Phil Jackson’ın yardımcısı olarak Michael Jordan’lı Chicago Bulls’un altı, Kobe Bryant’lı Los Angeles Lakers’ın beş şampiyonluğunda görev aldı. 96 yaşında hayatını kaybetti.
2021 – ABDÜLKADİR HAN: Pakistanlı nükleer bilim insanı ve metalürji uzmanı. Pakistan’ın uranyum zenginleştirme çalışmalarında oynadığı rol nedeniyle ülkesinde nükleer programın kurucu isimlerinden biri olarak tanındı. Nükleer teknolojinin başka ülkelere aktarılmasına ilişkin faaliyetleri ise uluslararası soruşturmalara ve büyük tartışmalara konu oldu. 10 Ekim 2021’de 85 yaşında hayatını kaybetti.
2022 – AYHAN KAHYA: Türk seslendirme sanatçısı ve dublaj yönetmeni. Transformers filmlerinde Optimus Prime, Marvel filmlerinde Thanos ve Yüzüklerin Efendisi serisinde Gamling karakterlerini seslendirdi. Özellikle “Ben Optimus Prime” repliğiyle bir kuşağın hafızasında yer etti. 10 Ekim 2022’de 57 yaşında hayatını kaybetti.
2023 – MARK GODDARD: Amerikalı oyuncu. 1965-1968 yılları arasında yayımlanan, Türkiye’de de tanınan bilimkurgu dizisi Uzayda Kaybolanlar (Lost in Space)‘daki Binbaşı Don West rolüyle hafızalarda yer etti. Televizyon kariyerinin ardından eğitim alanında da çalıştı. 10 Ekim 2023’te 87 yaşında hayatını kaybetti.
2024 – ETHEL KENNEDY: Amerikalı insan hakları savunucusu ve 1968’de suikasta uğrayan senatör Robert F. Kennedy’nin eşi. Eşinin ölümünün ardından 11 çocuğunu büyütürken insan hakları ve sosyal adalet alanındaki çalışmalarını sürdürdü. Robert F. Kennedy İnsan Hakları örgütünün kuruluşunda rol oynadı. 10 Ekim 2024’te 96 yaşında hayatını kaybetti.
2025 – JOHN LODGE: İngiliz rock grubu The Moody Blues’un bas gitaristi, şarkıcısı ve bestecisi. 1960’ların sonundan itibaren grubun senfonik rock ve progresif rock müziğin gelişmesindeki öncü çalışmalarında önemli rol oynadı. “Ride My See-Saw”, “Isn’t Life Strange” ve “I’m Just a Singer (In a Rock and Roll Band)” gibi şarkıları yazdı. 10 Ekim 2025’te 82 yaşında hayatını kaybetti.
Bu haber Haber Kocaeli özel içeriğidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi olsa haberin tamamı veya bir kısmı, yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz, başka mecralarda yayınlanamaz.

